Etiket: Alerji

  • Çocuklarda alerjik nezle (saman nezlesi)

    Çocuklarda burun tıkanıklığı gece huzursuz uyuma, ağızdan nefes alma ve horlama şeklinde kendini gösterir. Gece rahat uyuyamayan çocuk çok terler. sabahları uykusuz ve yorgun uyanır. İştahsızdır. Gün içinde huzursuzluk ve sinirlilik devam eder. Okul başarısı düşebilir. Burun tıkanıklığı çok uzun süre devam ederse yüzde iskelet sisteminde kalıcı değişiklikler gelişir. Üst çenede dişlerin öne itilmesi, alt çenenin geriye itilmesi ve burun kökü genişlemesi bu değişikliklerden bir kaçıdır.

    B- Çocuklarda Alerjik Nezle Sonucu Gelişen Hastalıklar Nelerdir?

    Çocuklarda yıl boyu süren alerjik nezleye bağlı gelişen burun tıkanıklığının sonucu olarak tekrarlayan sinüzit ve orta kulakta sıvı birikmesi sık görülen durumlardır. Sinüzit, viral bir üst solunum yolu enfeksiyonunun, yani soğuk algınlığı veya nezlenin normalde geçmesi gereken 1 hafta – 10 günden uzun sürmesi, özellikle sabah kalkıldığında artış gösteren balgamlı öksürükler, sarı burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı belirtilerinin görülmesi ile tanınır. Orta kulakta sıvı birikimi ise ateş ve kulak ağrısı ile gelebileceği gibi sadece belli belirsiz bir duyma kaybı ile de kendini gösterebilir. Sözü edilen birinci durumda orta kulakta iltihaplı bir sıvı birikimi söz konusu iken, ikinci durumda ise iltihapsız bir sıvı birikimi vardır. Her iki durumda da duyma kaybının kalıcı olmaması için mutlak olarak altta yatan alerjinin tedavi edilmesi gerekmektedir.

    B-Çocuklarda Alerjik Nezle Nasıl Teşhis Edilir ?

    Alerjik nezlede tanı hastanın hikâyesi ve destekleyici laboratuar testleri ile konur. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık ve göz yaşarması belirtilerinin yaşamın çoğu gününde görülmesi halinin varlığı; bununla beraber alerji testlerinde pozitiflik saptanması ve burun akıntısında alerjik hücrelerin tespiti tanı koydurmaktadır.

    C-Çocuklarda Alerjik Nezle Nasıl Tedavi Edilir?

    Alerjik nezlede birinci basamak tedavi alerjinin saptandığı maddeden bireyin uzak tutulmasıdır. İkinci basamakta ise ilaç tedavisi gelir. Bu tedavi ağızdan alerji şurup / hapları ile ve/veya kana karışmayan kortizonlu burun spreyleri ile sağlanabilir. Tedavi her hasta için farklılık göstermektedir. Çevre önlemleri ve ilaç tedavisinin yanı sıra problemin kökten çözümü için “Dil Altı Damla Aşı” tedavisi uygulanabilir.

    D- Çocuklarda Alerjik Nezle Astımı Nasıl Etkiler?

    Çocuklarda astım ve alerjik nezle sıklıkla birarada görülür. Solunum yolu bir bütündür ve alerji tüm solunum sistemini birden etkiler. Burunda bir sorun olduğunda akciğerler de bundan etkilenir. Burun tıkanıklığına bağlı ağızdan nefes almak zorunda kalan hasta kuru ve soğuk havayı akciğerlerine çeker. Bunun sonucu olarak astım alevlenmeleri daha sık yaşanır. Ayrıca, burun tıkanıklığına bağlı uzamış soğuk algınlığı sonucu gelişen geniz akıntısı da akciğerlerde hassasiyet yaratır. Bu nedenle burundaki alerjik sorun tedavi edilmeden çocuk astım hastalarında tedaviden tam yanıt almak mümkün olmaz. solunum yolu bir bütün olarak tedavi edilmelidir.

  • Alerji nasıl gelişir?

    Alerji genetik yatkınlığı olan yani anne, babası ya da kardeşlerinde alerjik hastalığı olan bireylerde çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Genetik yani kalıtımsal özellikler alerjik hastalıkların ortaya çıkması açısından önemlidir. Son yıllarda giderek artan alerjik hastalıkların sıklığı “hijyen hipotezi” ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu hipoteze göre sosyal ve ekonomik gelişime paralel olarak doğal yaşamdan uzaklaşılması bağışıklık sistemimizin farklı yönde davranışlarına neden olmaktadır.

    Doğal yaşamdan uzaklaşma, yoğun aşılama programları ile enfeksiyonlardan korunma, beslenme alışkanlıklarının değişimi, çekirdek aile yaşamı, hava kirliliği, tütün dumanına maruz kalınması vb gelişen dünyamızdaki yaşam tarzlarımızdaki değişiklikler alerjik hastalıkların gelişimine zemin hazırlamaktadır. Bu süreçte bağışıklık sistemimizde olması gereken ve yabancı maddelere karşı verilmesi gereken normal yanıtlarda değişiklikler olur. Ve sonuç olarak genellikle hayatın ilk yıllarından başlamak üzere vücudumuza yabancı ama zararı olmayan maddelere (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) karşı IgE olarak adlandırdığımız antikorlar üretilmeye başlar (duyarlılaşma).

    Sonunda zararsız olarak bilinen maddeler birey için “antijen” haline gelmiştir. Alerjen olarak adlandırılan bu antijenler solunum yoluyla, deri, ağızdan ya da enjeksiyon ile vücudumuza girebilir.

    Antijene özgün IgE yapısındaki antikorlar mast hücrelerinin yüzeyinde tepkimeye girerek bu hücrelerden histamin ve çeşitli maddelerin salınımına neden olurlar. Ve o bölgede ani başlayan reaksiyon meydana gelir. Bulgularda organa göre farklılıklar gösterir. Bu reaksiyonlar hafif olabildiği gibi yaşamı tehdit eden anafilaksi (şok) gibi de olabilir. Örneğin bahar ayında polenlere maruz kalan bir kişide burun semptomları ortaya çıkarken başka birinde astım bulguları görülebilir.

  • Alerji,astım ve hırıltılı çocuk tedavisi çevre önlemleri

    ALERJİ,ASTIM VE HIRILTILI ÇOCUK TEDAVİSİ ÇEVRE ÖNLEMLERİ VE GECE SAAT 20 DEN SONRA GİDA YASAĞI YANİ REFLÜ DİYETİ İLE BAŞLAR!

    Alerjik olunan maddeden mümkün olduğunca uzak durmak alerjiyi kontrol etmenin en önemli yoludur. Dünya’da ve Türkiye’de çocuklarda astıma yol açtığı bilinen en sık alerji ev tozu akar alerjisidir. Ev tozu yaşamımızdan uzaklaştırmakta zorlandığımız ancak gözle görmediğimiz için zaman zaman varlığından bile haberdar olmadığımız ciddi bir sağlık tehditi haline gelmiştir. Ev tozlarının içinde yaşayan akarlar (mite’lar) vücut parçacıkları ve dışkı atıklarıyla çocuklarda alerjik reaksiyona yol açar. Bu maruziyet sonrası hassas bir hava yoluna sahip olan çocuklar sıklıkla okul enfeksiyonlarının ; sigara dumanının veya kimyasal bir maddenin tetiklemesiyle atak geçirirler. Alerjisi olan bir çocuğun evinde ev tozunu azaltmak hastalık şikayetlerini belirgin azaltacaktır.

    Halıların kaldırılması ilk adım olmalıdır. İkinci adım ise çocuğun yatağına ev tozlarını yataktan yukarı geçirmeyen özel kılıflar koymaktır. Tüm bunlarla beraber çocuğa sigarasız bir ortam sağlamak ve kimyasalları yaşamından mümkün olduğunca uzaklaştırmak ilaçsız da astım kontrolü sağlamanın ilk adımı olacaktır.Yine çocuğun odasında çok az eşya bulundurmak,tüylü,yünlü giysi örtü yatak yastık kullanmamak gereklidir.Çocuğun giyimi penye,pamuklu,elyaf olmalı,odasında her gün elektrik süpürgesi ile toz alınmalıdır.Evin nemi 45-50 arası tutulmalı,ev içinde canlı çiçek,tüy döken hayvan bulundurulmamalıdır.Akşam saat 20 den sonra su dışında bir gıda verilmemeli, gazlı içecekler,meyveli-meyvesiz sodalar,kızartmalar,çikolata ve ketçap gibi mide boşalımı uzun besinler yasaklanmalıdır.Alerjisi veya astımı saptanan çocuklar her yıl eylül ekim ayında grip aşısı olmalı,mümkünse evde mayalanan kefir 50-100 ml hergün içirilmelidir.

  • Hırıltılı öksürük

    Hırıltılı öksürük

    TEKRARLAYAN HIRILTI-BRONŞİT-ASTIM .

    Astım hava yollarının tekrarlayan enflamatuar bir hastalığıdır. Ülkemizde çocuklarda görülen en sık kronik hastalıktır ki bu oran %6-8 olarak ifade edilir. Duyarlı kişilerde nöbetler halinde gelen hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, öksürük özellikle gece öksürüğü ve sabaha karşı olan öksürük, en önemli belirtilerindendir. Astım oluşturan sebepler alerjik ve non-alerjik (allerjik olmayan) olarak iki başlıkta incelenir. Astım her yaş grubunda olabilmekle beraber genellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda bronşiolit, bronşit, biraz balgamı var, hışıltılı çocuk gibi isimlendirilmelerle tanı söylenmekte olup, bir kısmı tıbbi bir kısmı halk diliyle, aslında çocuğunuzun solunum yolları problemli denmeye çalışılmaktadır. Bazen hastalar öyle geçişkendir ki iki teşhis aynı anda kullanılabilmektedir. Hastalık alerjik ise; ailede astım, alerjik nezle-saman nezlesi, egzema gibi bir hastalığı olan ebeveyn muhakkak sorgulanır. Nasıl ki çocuğumuzun gözleri dayısına benzemişse, ev tozu, polen gibi bronş alerjik duyarlılığı da ona benzeyebilir. Yani alerji genetik geçişli olabilir. Ama diğer taraftan ailede olmasa da, zaman içinde çocuğumuz duyarlanarak, herhangi bir maddeye alerjik tepki geliştirebilir. Bazen 5 yaşında bir hastaya polen alerjisi var dediğimizde “Bugüne kadar yoktu nasıl olur?” diye sorar. Halbuki daha ileri yaşlarda da alerji geliştiği bilinen bir bilimsel gerçekliktir.

    Alerjinin olmadığı astım-bronşit vakalarında, özellikle gece beslenen ve bu nedenle reflü hastalığı geliştirdiğimiz çocukları görmekteyiz. Alerjinin olmadığı diğer bir büyük grupta viral üst solunum yolu hastalıklarından dolayı bronş darlığı yaşayan hastalarımızdır. Bu durumda alerji yaratan etmenlerden; kirli havadan koruduğumuz, viral enfeksiyon maruziyetini azaltıp aşılarla ve bazı ilaçlarla, direncini yükselttiğimiz ve gece beslenmesini kesip reflü tedavisi yaptığımız çocukların büyük çoğunluğu, bu hastalığa karşı tedavide başarılı olacaktır.

    En sık rastladığımız alerjenler; ev tozu ve akarları, polenler, tüy döken ev hayvanları , küf mantarlarıdır. Bunlarla mücadelede ev içi nemin%50 civarında tutulması, evde çamaşır kurutulmaması, tüylü yünlü oyuncak, giysi, halı gibi tozu çokça barındıran eşyaların çocuktan uzak tutulması önemlidir. Çocuğun sıkça kullandığı odaların, her gün suya çeken veya hepa filtreli elektrik süpürgesi ile temizlenmesini öneriyoruz. Evin hiçbir odasında sigara içilmemesi, hatta sigara kullanan ebeveynin çocuğa dokunmadan önce, el-ağız temizliği yapıp giysilerini bile değiştirmesi, o kokunun öksürüğü tetiklememesi için önemlidir.

    Astım-bronşit teşhisi hekimin muayenesi ile konulabilir. Film çekilmesi, tahlil yapılması şart değildir. Muayene sırasında çocuğun dinlenen solunum seslerinin, o anda normal olması da astım-bronşit olmadığı anlamına gelmez. Geçmişte öksüren, balgam kusan, hırıltısı olan ve bu belirtileri birkaç kez yaşayan kişi hekimce takip edilip, semptomların olduğu anda muayene edilerek teşhis konulabilir. Ya bronşit astım değilse? İşte o nedenle ilk görüşmede bazı testler, akciğer grafisi gibi, çocuğun yaşı 5 ten büyük ve uyumluysa solunum fonksiyon testi ve bazı kan tahlilleri yapılabilir. Alerjiden şüphe ediliyorsa, kan tetkiki ve yaşça uygunsa ve uyumluysa ciltte alerji prick test yapılabilir. Hastaların ilaca verdiği cevapta teşhisi kesinleştiren bir diğer faktördür. Tedavide önce belirtiler kontrol altına alınır, sonra ataklar önlenmeye çalışılır, ilaç ihtiyacı en aza indirilir. Çocuğun günlük hayatını tüm çocuklar gibi yerine getirebilmesi amaçlanır. Verilen ilaçların Kullanma eğitimi hastaya bizzat doktorun kendisi vermelidir. Hasta düzenli takip edilmeli, yapması ve yapmaması gerekenler detaylı anlatılmalıdır. Astım yineleyen bronşit hastaları, her yıl Eylül ile Aralık ayı sonuna kadar grip aşılarını olmalıdır.

    Ne yedirelim ne yedirmeyelim noktasında, çok soru gelmekte. Özellikle bıldırcın yumurtasından mucize beklememenizi önereceğim.Yapılan bazı çalışmalarda üzüm çekirdeği tozunun faydalı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Hazır şurupları ülkemizde mevcut. Ayrıca zerdeçalın soğuk verilmesinden fayda gören hastalar olduğu belirtilmiştir. Öğünlerin düzenli yapılması ve karışık her yiyeceğin tüketimi asıl olandır. Öksürüğün çok olduğu dönemde ada çayı, ıhlamur gibi bitki çayları ve bol su içilmesi balgamı incelterek rahatlama sağlayabilir. Astım ve yineleyen bronşit tedavisi bir ekip işidir. Burada ailenin verilen ilaçları düzenli kullanıp, düzenli hekim takibinde olması, çocuğun kullandığı ilaca ve cihaza uyumu; hekimin doğru teşhis ve ilaç kullandırması ile alınan doğru çevresel önlemler tedavide başarıyı getirir.

  • Dünya astım günü’nde “astım” hastaları dikkat!

    Türk Toraks Derneği ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kurulan GARD (Global Alliance Against Respiratory Diseases ), Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle, her yıl Mayıs ayının ilk Salı günü, ülkemizde ve dünyada “Dünya Astım Günü” olarak kutlanıyor.

    Dünyada 300 Milyon Astımlı Hasta Var!

    Dünyada yaklaşık 300 milyon kadar astım hastası bulunuyor, ülkemizde ise yaklaşık her 12-13 yetişkinden biri, çocuklarda ise her 7-8 çocuktan biri astım hastasıdır. Hastalığın, yıllar içinde artış gösterildiği görülüyor. Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler ile seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu düz kaslarının kasılması ve yine aynı zamanda hava yolu duvarının şişmesidir. Hastalık tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Belirtilerden bazen hepsi bazen sadece bir tanesi görülebilir. Genellikle çocuklarda tekrar eden öksürük, hırıltı nefes darlığı, geceleri ve sabah kalktığında öksürme, koşma ve ağlama sonrası öksürük, nezle ve gribin uzun sürmesi, göğüse inmesi, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi sorunlar, çok sık hastalanma ve çok sık antibiyotik kullanımı gibi belirtiler astımı düşündürür. Genellikle çocuklarda besin alerjilerini astım takip eder. Dolayısıyla besin alerjili çocukların yakın takibi önemlidir.

    Astım Nöbetlerini Tetikleyen Faktörler

    En sık görülen kronik hastalıkların başında “Astım” gelirken, bahar alerjileri ve mevsim değişikliklerinden kaynaklanan hastalıklar, astımı etkilemektedir. Astım için en önemli iki risk faktöründen biri genetik yatkınlık, bir diğeri ise çevresel etkilerdir. Anne, baba ya da yakınlarının alerjik hastalıklara ya da astım hastalığına sahip olması çocuklarda en önemli risk faktörüyken, alerjenler, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sigara dumanı, iç ve dış ortam hava kirliliği, beslenme tarzı ise çevresel risk faktörlerini oluşturmaktadır. Virüs enfeksiyonları(soğuk algınlığı, grip), üst solunum yolu hastalıkları (anjin, bademcik, kafa sinüslerinde, burun ve burun arkası iltihapları), alerjenler (ev tozları, küfler, evcil hayvanlar, hamam böcekleri ve çiçek tozları), mevsim değişikleri, ağlamak ve stres, astım nöbetlerini tetiklemektedir.

    Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır!

    En iyi tedavi, astım yapan faktörlerin iyi belirlenmesi ve bunlardan korunma yollarının iyi bilinmesidir. Korunma yapılmasına rağmen şikâyetler oluyorsa bazı ilaç tedavilerine ihtiyaç vardır. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gerekli her türlü̈ ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç̧ tedavisi ile astımlılar iş ve okul dâhil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Alerjik astımda en kalıcı tedavilerden biride alerjik olunan maddeye karsı yapılan aşı tedavileridir. Alerjik astımın tedavisindeki en etkili yol aşılama yöntemidir ve bu yöntemle hastalıktan kurtulmak mümkündür. Alerji aşıları, astımın gidişatını değiştirebilme potansiyeline sahip tek tedavidir. Mümkün olduğunca erken başlanmalıdır. Çünkü alerji aşıları dışındaki tedavilerin hiçbiri hastalığın vücuttan atılmasını sağlamaz, sadece mevcut yangının seviyesini azaltır.

    Tüm çocuklarımıza ve sizlere sağlıklı günler dilerim…

  • Bahar alerjileri hakkında her şey!

    1. Bahar alerjisi nedir? Çeşitleri nelerdir?

    Bahar alerjisi bir diyer adiyla “saman nezlesi” bahar aylarinda ortaya cikan genellikle burun bulgularinin hakim oldugu ama goz, deri ve brons tutulumuna bagli akciger bulgularinin ve hatta halsizlik yorgunluk, uykusuzluk gibi sistemik bulgularin da ortaya cikabildigi bir alerji tablosudur. Sorumlu olan seyler agaclar, cayir cimenler veya yabani otlardan salinan polenlerdir.

    2. Bahar alerjisinin belirtileri nelerdir?

    Bahar alerjilerinin belirtileri tuttugu organa gore degisir.

    Bahar Alerjilerinin Deri Bulgulari: Cilt de kizariklik kasinti, dokuntu, kurdesen, urtiker , anjiyodem ve egzemadir.

    Bahar Alerjilerinin Goz Bulgulari: Gozlerde sulanma, kizariklik, kasinti, capaklanma, sisme, agri, gozlerini acamama, goz kapaklarinda agirlik hissi

    Bahar Alerjilerinin Burun Bulgulari: Burunda kasinti, elin surekli buruna gitmesi ve kasinti hissi su gibi akinti, araka arkaya bazen 50-100 kere olabilecek hapsirma ve siddetli tikaniklik, rahat nefes alamama, ve bazen de koku alamamadir.

    Bahar Alerjilerinin Solunum Bulgulari: Oksuruk, hirilti, nefes darligi, goguste basinc hissi, rahat nefes alamama,

    Bahar Alerjilerinin Sistemik Bulgulari: Bahar alerjileri bazen sadece asiri bir yorgunluk seklinde kendini gosterebilir

    Bahar Alerjilerinin Sistemik Bulgulari: Ozellikle okul cocuklarinda cok belirgin fark edilebilen ama her yasta kendini gosterebilen, mutsuz olma, konsantre olamama, algilayamama uykusuzluk ve baharin gelmesiyle okul da basarisizlik seklinde de olabilir.

    Ayrica bas agrisi, bogaz agrisi, sik sinuzit olma, sinus bolgelerinde, yuzde agri, ve hassaiyet, goz altlarinin sismesi ve mavimtirak bir renk almasi, koku ve tat alma duyularinda azalma olabilir.

    3. Bahar alerjisinin yaygınlığı nedir? Kimlerde görülür? Bahar alerjisi 3 yas ustu cocuklar ve eriskinlerde gorulebilen bir durumdur. Toplumda gorulme sikligi degismekle birlikte %15-30 arasinda degismektedir. Herkes te gorulebilir. Ama ozellikle birseye karsi alerjisi olan cocuk ve eriskinlerde bahar alerjilerinin gorulme sikligi da topluma gore daha yuksektir.

    4. Bahar alerjisi mi soğuk algınlığı mı olduğu nasıl anlaşılır?

    Bahar alerjisi mevsimseldir. Her sene yilin belli aylarinda ortaya cikar ve sonar kaybolur. Vucutta bir usutme, ates, atesli hastaliga bagli halsizlik bulgulari yoktur. Bahar alerjilerinde kasinti daha on planda olabilir. En onemliside soguk alginligi 3-5 gun icinde gecer ama bahar alerjilerihaftalarca devam eder.

    Ve Sogul alginliklari daha cok soguk havalarda olusurkken Bahar alerjileri bahar da ve sonbaharda olusur.

    Ilk baharin baslarinda ortaya cikan Bahar alerjisinden agac polenleri, Mayis-Temmuz arasi olan bahar alerjilerinden Cayir polenleri, ve yine guz mevsiminde Agustos sonu-Kasim arasi ortaya cikan bahar alerjisinde de yabani ot polenleri sorumludur.

    5. Bahar alerjisinin çocuklara etkisi nedir?

    Bahar alerji bulgulari cocuklarda genelde 3 yasindan sonra oryata cikar. Bunun nedeni cocuklarin hastalik bulgularini ortaya cikarmak icin bir kac bahar yasamalari gerektigidir. Tipki eriskinlerde oldugu gibi bahar alerjisi cocuklarda da tutuldugu organa gore farkli bulgular olusturabilir. En sik gorulen bulgular gozlerde yanma, kacinti, kizarma, sisme, burunda akinti, kasinti, tikaniklik, arkasi kesilmeyen hapsirmalar, deride kizariklik, kasinti ve dokuntuler, ve yine akcigerlerde: oksuruk, hirilti ve nefes darligi seklinde olabilir.

    6. Bahar alerjisi olan hastaların dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

    Butun alerjileride en onemli sey oncelikle neyin dokundugunun bilinmesi ve eger mumkunse korunulmasi ve ALERJIK ASI TEDAVISI KRITERLERINE UYULUYORSA ZAMAN KAYBETMEDEN ASI TEDAVISI OLUNMASIDIR. Dolayisyla oncelikle tani amacli ALERJIK DERI TESTLERININ ve KAN tetkiklerinin yapilmasi ve neye alerji olundugunun bulunmasi gerekir.

    7. Tanı nasıl konur?

    Tani icin hastanin verdigi hikaye cok onelidir. Tipik olarak tekrar eden yilin ayni doneminde ortaya cikan bulgular olmasi cok onemlidir.

    Muayene bulgularinda alerjik konjekivit dedigimiz goz bulgulari, alerjik rinit dedigimiz burun bulgulari ve yine oksuruk hirilti nefes darligiyla giden alerjik bronsit bulgularinin gorulmesi cok onemlidir.

    Muayene bulgulari klinik olarak bahar alerji teshisini koydursa da hangi polenlerin buna neden oldugunu anlamak ve TEDAVININ DOGRU BIR SEKILDE PLANLANABILMESI icin mutlaka alerjik DERI TESTLERININ ve gerekli kan tetkiklerinin yapilmasi gerekir.

    8. Tedavisi nasıl olur? Tedavi sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

    Alerjik butun hastaliklarda tedavide ki en onemli husus DOGRU TESHIS ile neyin dokundugunun bulunmasi ve ona yonelik tedbirelrin alinmasidir. Polen alerjilerinden korunma cok kolay yapilabilen birsey degildir. Cunku polen salinimini control edmeyiz. Ama polen yayilimin fazla oldugu donemler ve saatlerde disari cikmayi kisitlayabiliriz. Illa disari cikilacaksa guzes gozlugu, saapka, uzun kollu ve pacali kiyafetler giyerek ve hatta maske takarak polenlerin vucudumuz ile temasini engelleyebiliriz. Bahar alerisine bagli ortaya cikan bulgulari tedavi etmek icin tutulan organa gore verilen olaclar vardir. Bunlari doctor muayenesi ile kullanabilirsiniz. Ama bu ilaclar sadece ve sadece polen alerjisine bagli ortaya cikan sikayetleri tedavi ederler. ALERJI yi tedavi etmezler. Alerjiyi tedavi eden tek sey ALERJI IMMUNOTERAPISI dedigimiz asi tedavisidir. Asi tedavisinin amaci vucudun polen alerjisini yok etmesidir. Burada savunma sistemine alerji maddelere karsi TOLERANS GELISTIRME belli aralik ve doz ile yapilan asi tedavileri ile ogretilir.

    Gunumuzde alerji tedavisindeki en etkili tedavi ASI tedavisidir. Asi tedavisinin ustune baska bir tedavi yoktur.

    9. Bahar alerjisinden korunma yolları nelerdir?

    Dogru tani ile neyin dokundugunun tespit edilmesi korunmadaki en onemli olan seydir.

    Saglikli yasamak yine Bahar alerjiler icin oldukca onemlidir. Cunku savunma sistemimiz ne kadar saglikli ise vucudumuz BAHAR ALERJILERI ile o kadar kolay basa cikabilir.

    Mecbur olmadikca POLEN LERIN yogun oldugu ortamlarda bulunmamak

    En cok polen salinan saat sabah saatleri oldugu icin mumkunse sabah erken saatlerde disari cikmamak, cikmak zorunda olundugu durumlarda da maske takmak gerekir.

    Hem evimizin hemde arabamizin pencerelerini ozellikle polenlerin fazla oldugu donemlerde kapali tutma gerekir.

    RUzgarli havalarda yine mumkun oldugunca disarida olmamaya dikkat etmek gerekir

    Burun deliklerinin hemen girisine ve disina cok ince bir tabaka olarak vazelin surmek polenlerin iceri girmesine engel olabilir. Hem evdeki hemde arabadaki klima filtrelerinin duzenli olarka degistirilmesi gerekir.

    Disari cikarken mumkun oldugunca uzun kollu ve pacali giyinme, gunes gozlugu ve hatta maske takma yine polenlerin vucudumuza temasini engelleyek alerjilerin ortaya cikmasindan bizi korur.

    Disardan iceri gelindiginde mumkunse butun kiyafetlerin cikarilmasi ve banyo yapilmasinda fayda vardir. Boylece sacimiza ve vucudumuza yapismis polenlerden korunmus oluruz.

    Yine polen mevsiminde kiyafetlerin disarida kurultulmamasi gerekir.

    10. Alerji ilaçlarının ne gibi yan etkileri olur ve nasıl önlem alabiliriz?

    Her zaman ve her hastalikta oldugu gibi alerji ilaclarinida mutlaka DOKTOR KONTROLUNDE kullanmak gerekir. Doktor kontrolunde kullanilan alerji ilaclarinin yan etkilerinden hic korkmaya gerek yoktur. Ama doktor kontrolsuz kullanilan alerji ilaclarinin oldukca fazla zararlari olabilir. Alerji ilaclarinin bilinen ve en cok gorunen yan etkileri uyku, uyusukluk, sersemlik yapma durumudur. Ayrica kontrolsuz kullanilan alerji ilaclarinin karaciger fonksiyonlarini bozma riski vardir. Dolayiisyla alerji ilaclarinin DOKTOR kontrolunde kullanimasi ve istenmeyen bulgular ortaya ciktiginda hemen doktor ile goruserek doz ayarlamasina ve ilac degisimine yada gerekirse ilac kesimine gitmek gerekir.

  • Çocuklarda saman nezlesi

    Sonbahar Alerjileri

    Sonbahar ve ilkbaharda, özellikle çocuklarda alerjik hastalıklarda belirgin artış görülmektedir. Bu alerjik hastalıklar kendini peşpeşe hapşırık, burunda kaşıma, akıntı, tıkanıklık, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, akıntı, öksürük, hırıltılı, hışıltı, nefes darlığı, geniz akıntısı, deride kaşıntılı kızarıklıklar (egzema,ürtiker) olarak gösterir.

    Mevsimsel alerji denildiğinde öncelikle ilkbaharda görülen polen alerjileri akla geliyor olsa da; sonbaharda polenlerle birlikte mantarlar, iç ortam alerjenleri ( özellikle ev tozu akarları) ve havaların soğuması, okulların açılması, kapalı ortamda daha çok bulunma ile birlikte artan viral enfeksiyonlar çocuklarda alerjik hastalıkları tetiklemektedir.

    Sonbaharla birlikte havada yoğun olarak bulunan, rüzgarlar aracılıgıyla kilometrelerce uzaklara taşınan yabani ot polenleri çocuklarda alerji ve astımı tetikleyen en önemli faktördür. Alerjiye sebep olan yabani ot polenleri, tohumlu bitkilerin üremesini sağlayan, çıplak gözle görülmeyen üreme tozcuklarıdır. Yabani ot polenleri, havada özellikle sabah saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda yoğun olarak bulunmaktadır. Polen alerjisi olan çocukların, polenlerden korunmak için, özellikle polenlerin yoğun olduğu bahar aylarında, dışarı çıkarken gözlük, siperli şapka kullanması, eve dönüldüğünde dışarı kıyafetlerinin değiştirilmesi, el yüz yıkanması, mümkünse duş alınması, çamaşırların dışarı asılmadan ev içinde ( kurutma makinesi) kurutulması, araba kullanırken camların açık tutulmaması, polen filtreli klima kullanılması, evlerin sabah saatleri yerine öğleden sonra akşamüzeri havalandırılması, kuru ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkılmaması, kapalı alanlarda vakit geçirilmeye çalışılması önerilmektedir.

    Yabani ot polenlerinin yanısıra; nem ve rutubetin artması ile havada mantar ve küflerin yoğunluğu artmaktadır. Özellikle bu küf mantarlarının bir kısmı son derece alerjiktir. Alerjiye sebep olan küf mantarları ev içi ve ev dışında, havadaki nem %50’nin üzerinde olduğunda kolaylıkla çoğalırlar. Küf mantarları ile temasın azaltılması için mantarlarının havada yoğun olduğu günlerde dışarı çıkılmamalı, eğer çıkılmak durumunda kalınırsa eve gelindiğinde küf mantarlarını uzaklaştırmak için duş yapılmalıdır. Ev dışında çürümüş bitki ve yapraklardan uzak durulmalıdır. Evdeki nem azaltılmalı ve nem oranı %50’ın altında tutulmalı, evde çiçek bulundurulmamalı ve ev sık havalandırılmalıdır. Sızıntı yapan musluk ve su boruları tamir ettirilmeli, küf mantarı olan duvarlar temizlenmelidir.

    Önemli bir iç ortam alerjeni olan ev tozu akarları (mite); sonbaharda artan nem ile birlikte daha çok çoğalırlar. Böylelikle ev tozu akarı alerjisi olan alerjik çocuklarda şikayetlerin artışına sebep olurlar. Ev tozu akarlarından korunmak için elyaf yastık yorgan, antialerjik nevresim kılıfları kullanmalı, kalın tüylü halı, kalın perde, peluş oyuncak kullanımından kaçınmak gereklidir. Ev temizliğinde akarisid olarak adlandırılan özel temizleme sıvıları kullanılabilir.

    Sonbaharda alerjik hastalıkların artışına, yukarıda bahsettiğimiz alerjenler kadar, havaların soğuması ile birlikte nezle veya grip gibi viral enfeksiyonlarda önemli oranda katkıda bulunur. Özellikle okulların açılması ile birlikte kapalı ortamda daha uzun süre bulunma viral enfeksiyonların daha kolay bulaşmasına sebep olmaktadır. Bu enfeksiyonlar özellikle alerjik rinit ve astımı olan çocuklarda hastalıklarının kötüleşmesine sebep olmaktadır. Bu sebepten bu hasta grubuna grip aşısı yapılması önerilmektedir. El yıkamaya özen gösterilmesi, gerekirse maske kullanılması gerekmektedir. Özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir.

    Özellikle bahar mevsiminde tekrarlayan hapşırmalar, burun ve boğazda kaşınma, sürekli nezle hali, gözlerde kaşınma ve sulanma şikayetleri oluyor veya baharda artıyorsa bu çocuklarda alerjik nezle- göz alerjisi olabilir. Böyle şikayetleri olan çocukların bir Çocuk Alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, gerekli testlerin Çocuk Alerji uzmanınca planlanması önemlidir. Ayrıca bu aylarda öksürük, hırıltı, nefes darlığı başlayan çocuklarda alerjik astım açısından detaylı araştırma yapılması gereklidir. Sonbaharda daha önce alerjik nezle, astım veya egzema –ürtiker tanısı konulmuş çocukların alerji ilaçlarının düzenlenmesi ve alerji ilaç ihtiyaçlarının değerlendirilmesi için, alerji uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

    Bahar alerjisinden korunmak için yukarıda bahsedilen bir takım önlemlerin alınmasının yanısıra şurup- hap veya fısfıs-buhar olarak kullanılan alerji ilaçlarının Çocuk Alerji uzmanının önerdiği şekilde kullanmak gerekmektedir. Bazı hastalara bunların yanısıra alerji aşı tedavisi (immünoterapi) uygulamak gereklidir.

  • Bebeklik ve çocukluk çağı egzeması

    Atopik Dermatit – Bebeklik ve Çocukluk egzeması

    Atopik dermatit sıklıkla 5 yaş altı çocuklarda görülen, ciltte kuruluk, kaşıntı ve döküntü ile seyreden çocukluk çağının en sık görülen deri hastalığıdır.

    Çocuklarda Atopik Dermatite ne sebep olur ?

    Orta ve ağır şiddette atopik dermatitli çocukların %40 ından fazlasında bir alerji vardır. Atopik dermatitli çocukların mutlaka alerjiler yönünden incelenmesi gereklidir. En önde gelen alerjenler besinlerdir. Besin alerjilerinin %85`inden süt, yumurta akı, buğday, fındık ve daha seyrek olarak soya, balık ve kabuklu deniz ürünleri ve yer fıstığı sorumludur. Besinlerin yanı sıra ev tozu akarlarına, hayvan tüy ve döküntülerine ve polenlere karşı alerjiler de atopik dermatitde rol oynarlar.

    Çocuklarda Atopik Dermatite yatkınlık yaratan sebepler nelerdir?

    Ailesinde (anne, baba, kardeş) alerjik hastalıklardan (astım, alerjik rinit, atopik dermatit) biri olan çocuklarda atopik dermatit görülme riski artar. Ancak her atopik dermatitli çocuğun ailesinde alerjik hastalık görülmeyebilir.

    Atopik Dermatitli çocuklarda başka alerjik hastalıklar görülebilir mi?

    Atopik dermatitli çocuklarda alerjik yürüyüş olarak adlandırılan; ilerleyen evrelerde astım ve alerjik rinit gelişebilir. Bu hastaların yaklaşık %40-50`sinde daha sonra astım, %75`inde ise alerjik nezle gelişir. Bu sebepten atopik dermatitli çocuklar ilerde gelişebilecek alerjik hastalıklar açısından dikkate takip edilmelidir.

    Atopik dermatiti olan çocuklarda hangi şikayetler olur?

    Cilt kuruluğu: Atopik dermatitli hastaların hemen tamamında mevcuttur.

    Kaşıntı: Atopik dermatitin en önemli bulgusudur. Genellikle akşam ve gece artar. Yoğun kaşıntı ile ciltte atopik dermatite özgü yaralar çıkar. Kaşıntı terlemeyle, deriyi tahriş edici maddelerle temas veya hastanın duyarlı olduğu allerjenle karşılaşması sonucu artar. Duygusal stresler de alevlenmelere neden olur. Çocuklarda uyku düzeni bozulmasına ve sinirliliğe yol açabilir.

    Egzema: Yaşa göre tipik dağılım gösterir. Bebeklerde en sıklıkla yanaklarda ve kol ve bacakların dış yüzünde görülür. Ortaya çıkan yaralar kırmızıdır. Bazen üzerinden sıvı sızıntısı gözlenir. Bez bağlanma bölgesinde ve koltuk altında görülmez. Büyük çocuklar ve erişkinlerde ise kol ve bacakların iç yüzünde (örneğin dirsek ekleminin çukur tarafı) gözlenir ve daha daha kurudur. Alevlenmeler esnasında yaralar çok daha yaygın yerleşim gösterir.

    Atopik dermatit nasıl tedavi edilir?

    Atopik dermatit tedavisinde ilk aşamayı duyarlı olunan alerjenden kaçınmak oluşturur. Bunun yanısıra cildi nemli tutmak ve kaşıntıyı kesmek çok önemlidir. Döküntülerin yoğun olduğu bölgelere kortizon içeren kremler, cilt enfeksiyonu varsa antibiyotikli kremler uygulanır. Bazı hastalarda takrolimus, pimekrolimus içeren kremler kullanmak gerekir.

  • Katı gıdalara başlarken gıda alerjisi: hangi gıdalar risklidir? Nasıl korunalım?

    Katı gıdalara başlarken gıda alerjisi: hangi gıdalar risklidir? Nasıl korunalım?

    Katı gıdalara yeni başlamak, ebeveynlerin hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Beraberinde pek çok soru ve endişeyi de birlikte getiri: En çok hangi gıdalar gıda alerjisine neden olur? Nasıl korunabiliriz?

    Kademeli Başlangıç:

    Yeni gıdalara tek tek, küçük miktarlarla, yavaşça artırarak başlamak alerji yapan gıdanın tespit edilmesini sağlar. Meyvelere de sebzelere yeni başlarken en önemli konulardan biri de her bir yeni gıda arasında üç dört gün ara vermektir ki alerjiye neden olan gıda kolayca tespit edilebilinsin. Hangi sırayla verdiğiniz, hangi metotla pişirdiğinizin bir önemi yoktur.

    En Alerjik 8 Gıda:

    Herhangi bir yeni gıda için herhangi bir alerjik reaksiyon bekleyebilirsiniz. 160 çeşitten daha fazla olabilir. Ancak aşağıdaki 8 gıda ve gıda grubu bunların % 90’ından sorumludur. Çocuğunuzu 3 yaşına kadar yer fıstığı ile tanıştırmamakta fayda vardır.

    Süt

    Yumurta

    Yer fıstığı

    Ceviz, badem

    Balık

    Kabuklu deniz ürünlekari

    Soya

    Buğday

    Bebeğinizdeki Gıda Alerjisi Belirtileri Nelerdir?

    Belirtiler, genellikle gıdanın tüketiminden kısa süre sonra görülür. Birkaç dakika ya da birkaç saat içerisinde görülebilir. Yeni bir ek gıdaya başlarken, aşağıdaki belirtiler açısından dikkatli olmalısınız:

    Ürtiker (kurdeşen), döküntüler

    Yüz, dil ve dudaklarda şişlik

    Kusma ve / veya diyare

    Öksürük veya hırıltı

    Solunum sıkıntısı

    Bilinç kaybı

    Ne Zaman Acil Servise Gitmelisiniz?

    Ağır, ciddi alerjik reaksiyonlar ölümcül olabilir. Solunum sıkıntısı, hırıltılı solunum, yüz ve dudaklar, dilde şişlik, ağır diyare, kusma durumlarında doktorunuzu aramalı ya da acil servise başvurmalısınız.

    Hafif Alerjilerde Ne Yapmalısınız?

    Ürtiker, döküntü gibi hafif – orta derecede belirtilerde tetkik istenebilir. Hangi gıdanın alerjiye neden olduğu tespit edilebilirse bebeğinizin menüsünden gıdayı çıkarabilirsiniz. Tekrar tüketilmemesine dikkat etmelisiniz. Tekrarlayan tüketimler bir sonraki reaksiyonun ciddi olmasına neden olabilir.

    Bebeğiniz büyüdükçe yumurta ve süt alerjileri gibi bazı alerjiler kaybolabilir. Ancak, yer fıstığı, ceviz, badem ve deniz kabuğu alerjileri genellikle devam ederler.

    Aile öyküsünün olduğu durumlarda daha da dikkatli olunmalıdır. Alerji öyküsü olduğu durumlarda özellikle yukarıdaki gıdalara başlamak için 9 -10 aylığa kadar bekleyebilirsiniz. Alerjik reaksiyon gelişse bile büyük bebeklerde tedavi de daha kolay olacaktır. Bal ve inek sütü ( peynir ve yoğurt hariç ) için de 1 yaşına kadar beklemek uygun olacaktır.

  • Çocuklarda ürtiker (kurdeşen)

    Çocuklarda ürtiker (kurdeşen) hastanelerin aciline başvuruya neden olan en sık alerjik cilt rahatsızlığıdır.

    Halk arasında kurdeşen de denilen ürtiker; çocuklarda görülen, kaşıntılı ciltten kabarık ve halkalar şeklinde olan döküntülü bir hastalıktır. Çocuğun vücudunda ani başlayan, ciltten hafif kabarık, pembe kırmızı renkte, sınırları belirgin, çeşitli şekil ve büyüklükte olabilen kaşıntılı deri lezyonlarına ürtiker denir. Bu kırmızı döküntüler genelde basmakla solar.

    Bazen dudakta ve dilde şişmeler, el bileğinde ve ayak bileğinde şişmeler görülebilir. Bu şişmelere anjioödem denilmektedir. Ürtiker gelişen çocukların yarısında bu anjioödem görülmektedir. Bu anjiödemler nedeniyle bazen çocukların yürümesi de kısıtlanabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde düzelir. Bir anda tüm vücutta kaşıntı ve kızarıklık şeklinde belirmesi ve tüm vücudu etkileyebilmesi nedeniyle aileleri endişelendiren bir hastalıktır. Doğru teşhis ve tedavi ile sonuç yüz güldürücüdür.

    Ürtikerin Türleri
    Akut ve kronik, fiziksel ve diğer nedenlerle oluşan ürtiker olmak üzere 4 çeşit ürtiker vardır.

    Akut ürtiker 6 haftadan daha kısa süren ürtikere denir.

    Kronik ürtiker ise 6 haftadan daha uzun sürer. İki ürtiker çeşidinin de gösterdiği bulgular aynıdır. İki ürtiker süre bakımından ayrılır. Ancak akut ürtiker ve kronik ürtikerin nedenleri farklılık göstermektedir.

    Fiziksel ürtiker dediğimiz soğuğa bağlı, basınca bağlı, sıcağa bağlı, güneşe bağlı, titreşime bağlı ürtiker çeşidi de vardır. Fiziksel denilmesinin sebebi dışdan uygulanan fiziksel olaylardan kaynaklanıyor olmasıdır.

    Diğer ürtikerler grubunda ise vücut ısısı artmasına bağlı, suya bağlı, temasa bağlı ve egzersize bağlı ürtiker bulunmaktadır.

    Çocuklarda Ürtikerin Nedenleri

    Enfeksiyonlar

    Çocuklarda ürtikerin en sık nedeni enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlardan daha çok virüsler ürtikere neden olmaktadır. Bu virüslardan adenovirus, enterovirüs, hepatit A, B,C, influanza A, B ve parvavirus B19 ürtikere neden olabilmektedir.

    Bazen bakterilerden E. Coli’ye bağlı idrar yolu enfeksiyonları ve B grubu streptokokların neden olduğu tonsillit de ürtikere neden olmaktadır.

    Parazitler de ürtikere neden olabilir. Özellikle makatta kaşıntı olan ve geceleri ağzından salya akan çocuklarda parazit düşünülebilir.

    İlaçlar

    En sık tespit edilen ürtiker nedeni ilaçlara bağlı olanlardır.

    Ürtikere neden olan ilaçlar penisilin ve ateş düşürücü olarak kullanılan nonsteroid anti inflamatuar ilaçlardır. İlaçların içindeki katkı maddeleri de ürtikere neden olabilmektedir. İlaçlar hemen alındıktan sonra alerji yapabildiği gibi 10 gün sonrasına kadar ürtikere neden olabilir Hatta bazı tansiyon ilaçları 3 ay sonrasına kadar alerji yapabilir. Bu nedenle kullanılan ilaçların sorgulanması çok önemlidir.

    Gıdalar

    Çocuklarda gıdalar da sıklıkla ürtiker nedeni olabilmektedir. En sık yumurta ve süt alerjileri ürtiker nedeni olmaktadır. Süt ve yumurta alerjisi genellikle 1 yaşın altında ürtiker yapmaktadır. Bir yaş altında gıda alerjisi olmayanlarda bir yaşından sonra alerji gelişme olasılığı düşüktür. Süt ve yumurta dışında yer fıstığı, buğday, fındık, deniz ürünleri, soya fasülyesi, meyvalar, süt ürünleri, çukulata ürtikere neden olabilmektedir. Domates, çilek ve kabuklu deniz ürünleri alerji olmadan da ürtikere neden olabilmektedir.

    Gıda Katkı Maddeleri

    Katkı maddesi içeren gıdalar özellikle alerjik bünyeli çocuklarda alerjik bünyeli olmayanlara göre 10 kat daha fazla alerji oluşturma riski vardır. Bu katkı maddeleri gıdanın içinde bulunan boya maddesi olarak kullanılan tartrazin, suni tatlandırıcılar, sodyum sülfit ve koruyuculardır.

    Böcek Isırmalarına Bağlı Ürtiker

    Böcek ısırmaları da ürtiker yapabilmektedir. Özellikle havaların ısınmasıyla ortaya çıkan ürtikerde böcek ısırmaları da düşünülmelidir. Deneyimli bir hekim böcek ısırmalarına bağlı ürtikeri rahatlıkla tanıyabilmektedir. Böcek ısırmalarına bağlı ürtiker özelikle vücudun açık bölgelerinde yani boyun, kol ve bacaklarda görülmektedir.

    Temasa Bağlı Ürtiker

    Antijenik maddelerin deri yüzeyine teması ile oluşmaktadır. Kimyasal maddeler, lateks gibi alerjik bir madde teması ile oluşmaktadır. Daha çok alerjenin temas ettiği bölgelerde ürtiker plakların olması bize temas ürtikeri olabileceğini düşündürmektedir.

    Strese Bağlı Ürtiker

    Stres ürtikere neden olabilmektedir.

    Çocuklarda Ürtiker Teşhisi

    Teşhis için öncelikle hasta veya hasta yakınından çok detaylı bilgi alınması gerekir. Daha önce böyle bir döküntünün olup olmadığı, kaşıntının olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, uygulanan tedaviler, vücuda sürülen ilaçlar, geziye veya pikniğe gidip gidilmediği, katkı maddesi olan gıdaların tüketimi, makatta kaşıntı olup olmadığı, döküntünün süresi gibi ayrıntılı olarak sorulara cevaplar alınmalıdır. Çocukta böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı, romatizmal hastalık ve tiroid hastalığı olup olmadığı sorgulanmalıdır.

    Bu sorgulama sonrası çocuğun muayenesinde döküntünün karakteri değerlendirilir. 24 saat içinde düzelen döküntü varlığı, döküntü sonrasında morluk oluşup oluşmadığına bakılır. Önemli bir hastalık açısından muayene bulguları gözden geçirilir.

    İlk defa olan ve çok ciddi ürtikeri olmayan çocuklara genelde bir tetkik yapmaya gerek yoktur. Ancak ciddi vakalarda veya nefes sıkışıklığı yapmış durumlarda ilk ürtiker görüldüğünde de inceleme yapılmalıdır. Birden fazla tekrarlayan ürtikeri olan çocuklar mutlaka incelenmelidir.

    Dikkatli alınmış bilgi, muayene bulguları ve gerekli durumlarda yapılan tetkikler sonucunda deneyimli bir hekim kesin teşhisi koymaktadır.

    Ürtiker ile Egzama Arasındaki Fark

    Ürtiker tüm vücutta görülen ve halkalar şeklinde kızarıklık ve kaşıntı ile kendini gösterir. Genellikle 1-2 hafta içinde düzelir ve tekrarlamaz. Egzama ise bebeklik döneminde yüzde yanaklarda görülür. Yaş büyüdükçe eklem yerlerinde özellikle el ve ayak bileğinde dizlerin arakasında olmaya eğilimlidir. Banyodan sonra cilt kuruması sık gözlenir. Tekrarlayıcıdır.

    Sonuç olarak egzaman daha çok eklem yerlerinde kaşıntılı kızarıklık, ciltte kuruma yapar ve tekrarlayıcıdır. Ürtiker ise eklemelerden ziyade tüm vücutta döküntü yapar, döküntüler halkalar şeklinde gözlenmektedir.

    Ürtiker ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

    1-Ürtikerin (kurdeşenin ) tedavisi var mı?

    Öncelikle söylenmesi gereken ürtiker geçici bir durum olduğudur. 1 hafta süresi içinde tüm vücudu kaplayabildiği gibi bir gün sonrasında tamamen kaybolabilir. 1 hafta süresince dalgalanma göstermektedir.

    İlk yapılması gereken iş şüpheli ürtiker nedenini ortadan kaldırılmak olacaktır.

    Çocuğun kaşıntısını geçirmek ve rahatlatmak önceliklidir. Kaşıntı dayanılmayacak kadar ağır ise enjeksiyon şeklinde antihistaminik ilaçlar uygulanabilir. Bunun dışında çocuğu rahatlatacak antihistaminik ilaçlar ağızdan verilmelidir. Doz ayarlanması ve süresi hekimler tarafında yapılmalıdır.

    24 saat içinde yanıt alınmayan durumlarda diğer tedaviler de ilave edilebilir. Çok ciddi durumlarda kortizonlu ilaçlar da kullanılabilmektedir.

    2-Hangi ürtikerli çocuk hastanede izlenmelidir?

    Kaşıntı nedeniyle yaşam kalitesi çok bozulan, vücudun büyük bir alanını ürtiker kaplayan, ürtikerle birlikte nefes sıkışıklığı, öksürük gibi bulgular olan, şuur durumunda değişme olan, şiddetli karın ağrısı ve kusması olan, aşırı anjioödem gelişen, dilde ve dudakta aşırı şişmeler olan ve ya ciddi enfeksiyonu olan çocukların hastanede yatırılarak izlenmesi gerekir.