Etiket: Akut

  • Hiperürisemi ve gut hastalığı

    Gut Hastalığı

    Hiperürisemi nedir?

    Hiperürisemi,serum ürik asit düzeyinin erkeklerde 7 kadınlarda 6 mg/dl nin üzerinde olmasıdır.

    Hiperürisemi ,ürik asitin vücutta yapımının artması ya da böbrekten atılımının azalması sonucu oluşur.

    Alkol,et ve sakatat tüketimi,obezite,kanserler,hemolitik anemi,genetik enzim bozuklukları ürik asit yapmını arttırır.

    Böbrek hastalıkları,hipotiroidi,hiperparatiroidi,idrar söktürücü ilaçlar,aspirin ürik asit atılımını azaltır.

    Belirtileri nedir?

    Serum ürik asit düzeyinin artması asemptomatikdir.Yani belirti vermez.Ancak ürik asitdokularda depolanmaya başlayınca belirtiler oluşur.

    Hiperürisemi hangi hastalıklara yol açar?

    Hiperürisemi Gut hastalığı(artrit,böbrek yetmezliği) ve böbrek taşlarına yol açar

    Hiperürisemiden korunmak için nasıl beslenmeli?

    Hiperürisemi saptanan ya da gut hastası olan kişilerde et balık tavuk alkol tüketimi kısıtlanmalı,bol sıvı tüketimi sağlanmalıdır.

    Gut hastalığının belirtileri nelerdir?

    Gut hastalığının klinik evreleri:

    Asemptomatik hiperürisemi (belirtisiz dönem)

    Akut gut artriti:İlk atak genellikler ayak baş parmağı ekleminin tutulması ile olur.Çoğu kez gece şiddetli ve ani olarak başlar.Eklem şişer kızarır son derece ağrılıdır.Ataklar genellikle birkaç gün içinde yatışır.Bazen haftalarca sürebilir.Ataklar arası eklem normale döner.Hasta nöbetler arası tamamen sağlıklıdır.Önceleri ataklar arası aylar yıllar geçer.Zamanla atak sıklığı süresi,şiddeti ve tutulan eklem sayısı artar.

    İnterkritik gut:İlk atak sonrası belirtisiz dönemdir.Ancak eklem sıvısında ürik asit kristalleri birikmeye başlar.

    Kronik tofüslü gut:Tedavi edilmeyen hastalarda gelişen gutun son evresidir.Ürik asit kristallerinin kitlesel olarak birikmesi tofüsleri oluşturur.Tofüs birikimleri en sık sık tutulan eklemlerde,önkol,diz altı,aşil tendonunda görülür.Tofus oluşum hızı hiperüriseminin şiddeti ve süresiyle doğrudan ilişkilidir.Belirtisiz hiperürisemili hastalarda oluşmazlar.

    Kristal depolanması ve kronik inflamatuar reaksiyon nedeniyle tutulan eklemde kıkırdak ve kıkırdak altı kemik dokuda erozyon oluşur.Kronik gut artriti romatoid artrit ile karışabilir.

    Böbrek komplikasyonları: Gutun herhangi bir evresinde görülebilir.En sık görülen ürik asit taşlarıdır.Böbrek dokusunda ürik asit depolanması buna bağlı idrarla protein atılımında artış ve hipertansiyon saptanabilir.

    Gut hastalığının tedavi yöntemleri nelerdir?

    Gut hastalığında tedavinin amacı:

    -Akut atağı sonlandırmak

    -Atakları önlemek

    -Kristal birikimlerine bağlı komplikasyonları önlemek ya da düzeltmek

    -Böbrek taşlarının oluşumunu ve tekrarını önlemektir.

    Belirtisiz hiperürisemi döneminde altta yatan nedenin düzeltimesi ve ürik asit düzeyinin düşürülmesi yeterlidir.

    Akut atak tedavisinde inflamasyonu düzeltmek için kolşisin kullanılır.Son yıllarda steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar da yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Serum ürik asit düzeyini değiştiren ilaçlar ve aspirin akut ataklarda kullanılmamalıdır.

    Diğer ilaçların kullanılamadığı durumlarda eklem içi steroid ilaç enjeksiyonu yapılabilir.

    Kolşisin ve steroid olmayan antiinflamatuar ilaçların küçük dozları atakları önlemek amacıyla verilebilir.

    Kronik gut tedavisinde önemli olan nokta hiperüriseminin kontrolüdür.Serum ürik asit düzeyinin 6mg/dl altında tutulması amaçtır.Tofüslerin kaybolması için 5mg/dl altına inmelidir.

    Bunun için ürik asit yapımını azaltan ve atılımını arttıran ilaçlar kullanılır

    Gut tedavi edilmezse nelere sebep olur?

    Tedavi edilmeyen gut hastalarında tekrarlayan ataklarda tutulan eklem sayısı ve atakların şiddeti artar.Tutulan eklemlerde erozyon ve deformite gelişir.Yine tedavi edilmeyen hastalarda yıllar içinde tofüs adı verilen ürik asit kristallerinin oluşturduğu kitlelerin çeşitli dokularda toplanması fonksiyonel bozukluklara anatomik deformitelere neden olabilir.

    Böbrek dokusunda ürik asit kristallarinin birikimi ile böbrek fonksiyonlarında azalma (gut nefropatisi),ürik asit kristallari ile böbrek kanallarının tıkanması sonucu akut böbrek yetmezliği (ürik asit nefropatisi) gelişebilir.

    Gut hastalarının %20sinde böbrekte ürik asit taşları oluşabilir.

    Gut hastalarının diyetlerinde dikkat etmeleri gerekenler nelerdir?

    Gut hastalarının atakları ve komplikasyonları önlemek amacıyla ürik asit düzeyini arttırmayacak şekilde beslenmeleri önemlidir.Bunun için et balık tavuk sakatat balık yumurtası et suyu vealkol tüketiminde kısıtlama yapılmalıdır.Sıvı alımı arttırılmalı,obez hastalarda kalori kısıtlaması uygulanmalı,kullanılan idrar sökücü ilaçlar mümkünse kesilmelidir.

    Kadınlarda ya da erkeklerde daha sık görülür diyebilir miyiz?

    Gut hastalığı erkeklerde daha sık görülür.Hastaların %80-90’ı 40 yaş üzeri erkeklerdir.Kadınlarda menopoz öncesi görülmez.

    İlerleyen yaşlarda ve şişmanlarda daha sık mı görülür?

    Gut hastalığı için risk faktörleri: erkek olmak,40 yaş üzeri olmak,şişmanlık,aşırı alkol tüketimi ve aşırı protein tüketimidir.

    Son dönemlerde hastalığın seyri ve görülme sıklığı ile ilgili bir farklılık gözleniyor mu?

    Gut hastalığı gelişmiş toplumlarda,refah ve sosyokültürel durumu yüksek olankesimde daha sık görülür. Obezitenin artması,alkol tüketiminde artış özellikle ürik asit düzeylerinin yüksek seyretmesinde etkilidir.Ancak tek başına ürik asit yüksekliği gut tanısı için yeterli değildir.Gut hastalığı tanısı koymak için mutlaka artrit atağı olmalıdır.

    Çocuklarda görülebilir mi?

    Çocuklarda ,10lu 20li yaşlarda akut gut artritinin başlaması olağan değildir.

    Birlikte seyrettiği hastalıklar var mıdır? Bazı hastalıkların varlığı hastalığın seyrini değiştirebiliyor mu?

    Diabetes mellitus,hipertrigliseridemi,obezite,kalp ve beyinde ateroskleroz ,iskemik kalp hastalığı gut hastalığına eşlik edebilir.Obezitede serum ürik asit düzeyi vücut ağırlığı ile artar.

    Gut hastalarında hipertansiyon,böbrek fonksiyon bozukluğu daha sıktır.Femur başında aseptik nekroz sık gelişir.

    Tedavide tam kür sağlanabiliyor mu?

    Tedavide ana amaç akut atağın tedavisidir.Ancak ataklar tekrar edebilir.Bu nedenle akut artrit tedavisinden sonraki hedef atakları ve olası komplikasyonları önlemektir.

  • Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları

    Çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyonlar üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Soğuk algınlığı, viral veya bakteriyel tonsillofarenjit, akut otitis media, akut rinosinüzit ve krup olmak üzere alt başlıklar altında incelenir.

    Soğuk Algınlığı / Nazofarenjit

    Boğaz ağrısı, öksürük, ateş, hapşırık, nasal konjesyon, burun akıntısı ve baş ağrısı ile karekterize kendi kendini sınırlayan bir klinik durumdur. En sık görülen etkenler rinoviruslar, RSV, parainfluenza virus ve coronavirus’ dur. Sıklıkla sonbahar ve kış aylarında görülür. 6 yaşın altındaki çocuklarda yılda 6-8 kez soğuk algınlığı görülebilir ve genellikle semptomların süresi 14 gündür. Daha büyük çocuklarda ise yılda 2-4 atak görülür, semptomların süresi 5-7 gündür.

    Akut Tonsillofarenjit

    Tonsillerin ve farenksin akut enfeksiyonudur. Tonsillofarenjitin en sık etkeni virüslerdir. Patojenlerin sıklığı çocuğun yaşına, mevsimsel özelliklere ve coğrafik alanlara bağlı olarak değişmektedir.
    Üç yaş altındaki çocuklarda sıklıkla viral tonsillofarenjit görülür. Olgularda birkaç gündür devam eden subfebril ateş, burun akıntısı, göz yaşarması gibi bulgular vardır.

    Çocuk ve adolesanlardaki bakteriyel tonsillofarenjitin en önemli etkeni Streptococcus pyogenes (Grup A streptococcus, GAS)’dir. Özellikle kış ve bahar dönemlerinde okul çağı çocuklarında görülür. Ani başlangıçlı boğaz ağrısı, tonsillerde eksudasyon, boyunda ağrılı lenf bezi büyümesi ve ateşle karekterizedir.

    Akut Otitis Media

    Akut otitis media (AOM) çocukluk çağının sık görülen enfeksiyonlarındandır. Bir yaşına kadar olan çocukların %60’ı en az bir, %20’si ise en az üç kez AOM atağı geçirirler. Sıklıkla 6-13 ay arasındaki bebeklerde görülür. AOM ataklarının yaklaşık %50’si geçirilmiş veya halen devam etmekte olan viral üst solunum yolu enfeksiyonu ile birliktedir.

    Klinik bulgular

    Klinik bulgular çocuğun yaşına göre değişir. Küçük çocuklarda huzursuzluk, ateş ve iştahsızlık gibi bulgular görülürken daha büyük yaşlarda kulak ağrısı ve ateş önemli bulgulardandır.

    Akut Rinosinüzit

    Akut sinüzit; bir veya daha fazla sayıdaki paranasal sinüslerin inflamasyonu olarak tanımlanır. Paranasal sinüs mukozası nasal mukosa ile birliktelik gösterdiği için sıklıkla akut rinosinüzit olarak adlandırılır.

    Klinik bulgular

    Viral rinosinüzitteki klinik bulgular viral üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer bulgulardır. Sıklıkla öksürük, nasal semptomlar, ateş, baş ağrısı, yüzde ağrı, ağız kokusu ve boğaz ağrısı vardır. Bu bulgular genellikle 10 gün içinde düzelir. Eğer ki bu bulgular 10 günden daha uzun sürerse akut bakteriyel rinosinüzit düşünülür. Ateş genellikle yoktur veya düşük düzeydedir.

    Tanı

    Komplike olmayan akut bakteriyel rinosinüzitte tanı klinik bulgular ile konur. Sinüs grafisine gerek yoktur. Çünkü radyolojik olarak görülen mukozal kalınlaşma, hava-sıvı seviyesi ve opaklaşma viral üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında da görülür. Bu görüntüler ile viral ve bakteriyel ayrımı yapılamaz. Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans rutin olarak önerilmez, ancak orbital ve/veya kranial komplikasyonların varlığında, tedaviye yanıt alınamadığında veya cerrahi düşünülen olgularda önerilir.

    Krup Sendromları

    Çocukluk çağında yaygın olarak görülen krup sendromları; akut larinjit, akut laringotrakeit, akut laringotrakeobronşit ve akut laringotrakeobronkopnömoni olmak üzere alt başlıklar altında incelenir. Sıklıkla larenjit ve laringotrakeit görülür. İnspiratuar stridor, ses kısıklığı ve havlar tarzında öksürük ile karekterizedir.

    Akut laringotrakeit

    Larinks ve trakeanın inflamasyonudur. Alt hava yollarına ait bulgu yoktur. Havlar tazında öksürük tipik bulgusudur.

    Akut laringotrakeobronşit

    İnflamasyonun alt hava yollarına ilerlemesi ile ortaya çıkar. Hastalarda hışıltı, ral, takipne vardır.

  • Çocuklarda orta kulak iltihabı ( çocuklarda otitis media )

    Çocuklarda orta kulak iltihabı ( çocuklarda otitis media )

    Çocuklarda orta kulak boşluğundan sıvı birikmesinde orta kulak iltihabı (otitis media) ismi verilmektedir. Her yaşta görülmesine karşın özellikle erken çocukluk döneminde üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra, çocuk hekimlerine en sık başvuru nedenini orta kulak iltihaplanmaları oluşturmaktadır.
    Günümüzde çocuklarda orta kulak enfeksiyonlarında mevsimsel farklılık ortadan kalkmış görülmektedir. Kışın ve sonbaharda hastalığın görülme sıklığı artmaktadır. Bunun yanı sıra yaz aylarında yüzme sporunun yoğun bir şekilde yapılması hastalığın yaz aylarında da sıklıkla görülmesine neden olmaktadır. Çocukluk çağında otitis media ataklarda seyredebilmektedir. Atak sayısı bir yılda 1 veya 3 kez olabilmektedir.Genellikle bir çocuk ne kadar erken yaşta ilk orta kulak iltihabını geçirirse tekrarlama sıklığı ve şiddeti o kadar artar.
    Orta kulak boşluğunda sıvı birikiminin yanı sıra ateş,ağrı gibi belirtiler varsa akut ortakulak iltihabı(akut otitis media) son 6 ay içinde üç veya bir sene içinde dört otitis media geçiriyorsa yinileyen tekrarlayan orta kulak iltihabı,( akut otitis media) olarak kabul edilmektedir. Orta kulak iltihaplarında da etken bakteri veya virüsler olabilmektedir. Hastalık 2 yaşın altında yuvaya gidenlerde ve daha önce otit atağı geçirmiş çocuklar da daha sık olarak görülmektedir.
    Çocuklarda orta kulak iltihabı gelişimini kolaylaştıran bazı faktörler vardır.
    Ailevi yatkınlık
    Anne sütü ile beslenememe
    Biberon ile yatarak beslenme
    Emzik kullanımı
    Kardeş sayısının fazla olması ve kardeşle aynı odayı paylaşmak
    Düşük sosyo-ekonomik düzey
    Kalabalık aile
    Erkek cinsiyet
    Yuva
    Sigara kullanımı
    Bağışıklık yanıtının yetersizliği
    Anatomik bozukluklar (yarık dudak ve damak)
    Östaki disfonksiyonu
    Adenoidlerdeki bakteri yükü
    Viral ÜSYE sıklığı ve süresi
    Yakın zamanda antibiotik kullanımı
    Allerji
    Barotravma
    bu faktörlerden bazılarıdır.
    KLİNİK
    Akut orta kulak iltihabı olan çocuk ve bebeklerde belirtiler çeşitlidir.
    Aniden gelişen kulak ağrısı
    Ateş
    Huzursuzluk
    Kusma
    İshal
    Kulak çekiştirme
    İştahsızlık görülebilir.
    Bebeklerde ise belirtileri aşikar olmayabilir.Rutin doktor muayenesi sırasında saptanabilir.
    TEDAVİ
    Orta kulak iltihabının nedenini saptamak son derece güçtür. Pürülan kulak akıntısının olmadığı durumlarda etkeni tanımlamanın güçlükleri tedaviyi planlamada bazı çekinceleri doğurmaktadır. Her vakada antibiotik verilmeli midir? Hangi antibiotik ne zaman ve ne süreyle verilmelidir? Bu soruların yanıtları tam olarak verilememektedir. Bilindiği gibi akut orta kulak iltihaplarının başlıca nedeni bakterilerdir. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibiotik tedavi gereksinimi tartışılmaz. Diğer yandan antibiotik tedavisi uygulanan hastalarda enfeksiyonun iyileşme süresi daha kısa olmakta ve komplikasyon gelişimi belirgin ölçüde azalmaktadır. Sonuç olarak çocuklardaki akut orta kulak iltihaplarında antibiotik tedavisi başlanmalı ve tedavi süresi ortalama 10 gün olmalıdır. Bu vakalarda semptom giderici tedavinin yeri yoktur.
    Akut otitis media komplikasyonla seyredebilir. Komplikasyonlar işitme kaybında beyin apsesine kadar değişebilmektedir. Tedaviye yanıt alınamayan vakalarda veya komplikasyonlarda tıbbi tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir.
    KORUNMA
    Orta kulak iltihabı gelişimini kolaylaştıran faktörlerin ortadan kaldırılması önemlidir. Aşılar özellikle tekrarlayan orta kulak enfeksiyonlarından korumada son derece önemlidir. Pnömokok aşıları, Haemofiluz İnfluenza aşıları ve İnfluenza(grip) aşıları tekrarlanma sıklığını azaltmakta ve korumada etkili olmaktadır.
    Korumada akut orta kulak iltihabı geçiren ve tekrarlayan bazı vakalarda antibiyotik profilaksisi önerilmektedir. Koruyucu bakteri içeren (alfa streptokok) içeren bazı nazal spreylerle patojen bakterilerin üremesini önleyerek otit vakalarının önlenebileceği fikrinden hareketle bu konuda çalışmalar yapılmakta ve gelecekte daha basit yöntemlerle enfeksiyonun kontrol altına alınabileceği düşünülmektedir.

  • Karın ağrısı ve tedavisi

    Karın ağrısı, çocuklarda sık karşılaşılan bir yakınmadır. Çocukluk dönemindeki karın ağrıları sindirim sistemi kaynaklı olabileceği gibi, diğer sistemlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Karın ağrıları, ağrının lokalizasyonu, eşlik eden bulgular ve altta yatan nedenler açısından iyi incelenmelidir. Çocuklardan ağrının lokalizasyonu ve niteliği hakkında bilgi almak oldukça zordur. Bu nedenle doğru tanıya gidebilmek için klinik ve laboratuvar ipuçlarını uygun şekilde değerlendirmek, tedavinin medikal ya da cerrahi olarak yönlendirilmesi ve gereksiz tetkiklerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır. Karın ağrılarının çoğunda altta yatan nedenler iyi klinik seyirli olmasına rağmen, öncelikli olarak akut batın tablosunun dışlanması yaşamsal önem arz eder.

    Yineleyen karın ağrıları, organik bir patoloji saptanmazsa, fonksiyonel karın ağrısı olarak değerlendirilmelidir. Fonksiyonel karın ağrılarının, çocukluk çağında % 55-96 arasında görüldüğü bildirilmiştir. Fonksiyonel karın ağrıları iyi huylu bir sorun olmasına rağmen, çocuklar ve aileler kaygı içindedirler.

    Akut (ani başlayan) karın ağrısı ile başvuran çocukların büyük kısmında cerrahi tedaviye gerek yoktur. Çocukluk dönemi akut karın ağrılarında % 4-7 oranında cerrahi gerektiren bir durum söz konusudur. Akut karın ağrısı olan çocuklarda en sık rastlanan cerrahi durum akut apandisittir ve acil ameliyat gerektirir.

    Acil ve genel pediatri polikliniklerine yapılan başvurular beraber değerlendirildiğinde üst solunum yolu enfeksiyonu % 38, fonksiyonel karın ağrısı % 32,7, akut gastroenterit % 12,5 ve idrar yolu infeksiyonu % 8,9 oranında saptanmıştır. Akut apendisit ise %4-7 saptanmıştır.

  • Akupunktur ve akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar

    Akupunktur

    Akupunktur vücudun belli noktalarına iğne batırılarak, elektrostimulasyon ya da lazer uygulanarak yapılan bir tedavi yöntemidir. 5000 yıl kadar önce Çinliler tarafından bulunmuştur. Çinliler oklu silahla yaralananların ateşli silahla yaralananlara göre daha çabuk iyileştiklerini görmüşler. Akupunktur noktaları, bağ dokusunun birleşme noktalarında bulunmaktadır. Akupunktur noktası uyarıldığında ürperti, sıcaklık gibi duyumlar mekanoreseptör uyarımından kaynaklanmaktadır. Batı tıbbında sebep- sonuç ilişkisi vardır, analitiktir. Çin tıbbında ise hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Zihinsel , duygusal ve fiziksel bulgular birlikte gözlemlenerek teşhis konulur. Vücutta ying ve yang denilen birbirine zıt ancak uyum içinde iki enerji vardır. Ying ve yang arasındaki dengenin bozulması hastalıklara neden olur. Akupunkturda ying ve yang arasındaki dengeyi düzenlemek esastır. Akupunktur, elektriksel ve kimyasal olarak bozulmuş dengeyi yeniden oluşturur ve bedenin kendi ilacını üretmesini sağlar.

    Akupunktur ve Akupunkturla Tedavi Edilebilen Hastalıklar

    Ruhsal Hastalıklar

    İnsomnia (uykusuzluk)

    Depresyon

    Anxiete (sebepsiz korku, kaygı)

    Konsantrasyon azlığı

    Panik atak

    Nörozlar (korku, panik)

    Homonal Hastalıklar

    İnfertilite (kısırlık)

    Adet sancısı

    Diabet (şeker hastalığı)

    Tiroid bezi hastalıkları

    Kalp – Damar Sistemi

    Hipotansiyon

    Arterioskleroz (damar sertliği)

    Hipertansiyon (yüksek tansiyon)

    Ürogenital Sistem

    Oligomenore (adet azlığı)

    Dismenore (sancılı adet)

    Doğuma bağlı idrar kaçırma

    Empotans (iktidarsızlık)

    Frijidite ( cinsel soğukluk)

    Nörojenik mesane

    Sistit ( idrar yolu iltihabı)

    Menapoz hastalıkları

    Göz Hastalıkları

    Santral retinit

    Göz kayması

    Göz tembelliği

    Şaşılık

    Alerjik konjunktivit ( göz nezlesi)

    Solunum Yolu Hastalıkları

    Grip

    Kronik bronşit

    Farenjit

    Akut Tonsilit

    Akut sinüzit

    Ses kısıklığı

    Gribe karşı vücut direncini arttırmak için

    Kuru öksürük

    Allerjik rinit

    Allerjik bronşit

    Bronşial astma (astım)

    Akut rinit

    Romatizmal Hastalıklar

    Sırt ve bel ağrıları

    Siyatik

    Romatoid artrit

    Servikal artroz ( boyun kireçlenmesi)

    Gonartroz ( diz kireçlenmesi)

    Boyun fıtığı

    Akut eklem romatizması

    Lumbar disk hernıasyonu (bel fıtığı)

    Gastrointestinal Sistem

    Peptik ulkus (ülser)

    Karaciğer yağlanması

    Mikrobik sarılık (viral hepatit)

    Gastrik hiperasiddite

    Gastropitoz (mide düşüklüğü)

    Akut ve kronik kolit

    Akut ve kronik gastrit

    Konstipasyon (kabızlık)

    Deri Hastalıklar

    Zona

    Alopesi (saç dökülmesi)

    Akne ( ergenlik sivilceleri)

    Psörlasis (sedef hastalığı)

    Ağız Hastalıkları

    Akut ve kronik farenjit

    Gingivit ( diş eti iltihabı)

    Aftlar (ağızdaki yaralar)

    Nörolojik Hastalıklar

    Behçet hastalığı

    Periferik nöropati

    Trigeminal nevralji

    Fasial paralizi (yüzfelci)

    Başağrısı ve migren

    Parkinson

    Multıpl skleroz erken dönem

    Kulak Hastalıkları

    Baş dönmesi

    Tinnutis (kulak çınlaması)

    Meniere Sendromu

  • Akut koroner sendromunda tiroid hasta sendrom sıklığının değerlendirilmesi

    • Üstündağ Çetintürk A, Can H, Emen B, Özbakkaloğlu M. Akut Koroner Sendromda Ötiroid Hasta Sendrom Sıklığının Değerlendirilmesi. Tepecik Eğit Hast Derg 2011;21(2):61-65

    AKUT KORONER SENDROMDA ÖTİROİD HASTASENDROM SIKLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ

    EVALUATION OF THE INCIDENCE OF EUTHYROID SICK SYNDROME INACUTE CORONARY SYNDROME

    ÖZET

    Amaç: Birçok hastalık seyrinde ve akut stres durumlarında ortaya çıkan ötiroid hasta sendromunun, hastanemize başvuran veakut koroner sendrom (AKS) tanısıyla koroner yoğun bakım ünitesinde izlenen hastalardaki sıklığını ve özellikleriniaraştırmaktı.

    Gereç ve Yöntem: Ocak 2009-Haziran 2009 tarihleri arasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi koroner yoğunbakım ünitesine AKS tanısıyla yatırılarak tedavi edilen 41'i (%58.6) erkek, 29'u (%41.4) kadın 70 hasta çalışmaya alındı.Tüm hastaların dosyaları geriye dönük incelendi.

    Bulgular: Çalışma sonunda diğer sistemik hastalıklarda görülme oranı yaklaşık %40 olan ötiroid hasta sendromu sıklığı AKStanılı hastalarda %41.4 oranında bulundu. Kararsız angina pektoris tanılı hastaların %25.7'inde, ST yükselmesi akutmiyokard infarktüsü tanılı hastaların %11.4'ünde ve ST yükselmesi olmayan akut miyokard infarktüsü tanılı hastaların%4.3'ünde ötiroid hasta sendromu saptandı. Ötiroid hasta sendromunun baskın formu olan düşük T3 sendromu %27.1oranında tespit edildi. Düşük T3,T4 sendromu %7.1 oranında, yüksek T4 sendromu %4.3 oranında ve düşük TSH,T3,T4sendromu %2.9 oranında bulundu.

    Sonuç: Akut koroner sendrom tanılı hastaların tiroid hormon düzeyleri metabolik olarak bulgu vermemekle beraberdüşmekte ve sık olarak sınır düzeylerinin altına inebilmektedir. Bu durum ötiroid hasta sendromu olarak tanımlanmakta vebaşka hastalıkların seyri esnasında da sıkça rastlanmaktadır. Geçici bir klinik antite olmakla beraber akut miyokardinfarktüsünde sınır düzeylerinin altına inmiş serbest T3 (ST3) düzeyleri kötü prognozla ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle ötiroidhasta sendromu'nun değişik tipleri tanınmalı ve klinisyenin dikkatini çekmelidir.

    Anahtar Sözcükler: Anjina pektoris, koroner iskemi, miyokard imfarktüsü, troid hastalığı.