Etiket: Akupunktur

  • Akupunktur ile obezite (zayıflama) tedavisi

    Yaşamın kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olup yüzyılımızın en önemli sağlık sorunlarındandır.
    Akupunkturiste başvuran hastalara genellikle şu tavsilerde bulunulur;
    Öğünlerinizi düzenli ve zamanında yemelisiniz, lokmalarınızı küçültmeli ve çok çiğnemelisiniz, öğünlerde yediğiniz yemeğin miktarına dikkat etmelisiniz.

    Akupunktur’un bu durumda size sağlayacağı yarar; akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları giderecek.
    Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissedeceksiniz. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkan verecek. Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir.
    Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır.
    Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde zayıflarken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.

    KİLO KAYBININ YARARLARI:
    Kilo vermek fiziksel,metabolik,endokrinolojik ve psikolojik komplikasyonları düzeltmektir.
    5-10 kiloluk kilo kaybı;
    -Sırt ve eklem ağrılarını azaltır.
    -Akciğer fonksiyonlarındaki bozuklukları düzeltir.
    -Hipertansiyonda düzelme sağlar.
    -İnsulin duyarlılığında ve glikoz toleransında düzelme sağlar.
    -Kan lipidleri ve kolesterolde düşmeye neden olur.
    -Over fonksiyonlarına yararlı etki sağlar.
    -Diabetes mellitusda düzelmeye neden olur.

    Obezite Nedenleri

    Genetik yatkınlık, hormonal metabolik bozukluklar, psikolojik çevresel etkenler, besinlerin tüketimi esnasında düşük enerji harcamak..
    Aşırı karbonhidrat ve yağ alanlar, hergeçen gün aldıkları günlük kalori miktarını arttıranlar, aldıkları fazla kaloriyi depolarlar.
    Yaşla beraber fiziksel aktivitenin azalması, hareketsiz yaşam, spor alışkanlığının bırakılması, sürekli evde oturma, TV seyretme, düzensiz gıda alınması, öğün arasında atıştırmalar,özellikle yağ içeriği zengin gıdalar, alkol alınması obeziteyle yol açmaktadır.
    Fizyolojik olarak gebelikte, ergenlik döneminde, menopozda kilo alma eğilimi olmaktadır.
    Hipotiroidizm, Tip2 Diabet, bazı depresyon ilaçları, bazı doğum kontrol ilaçları, kortikosteroidler obeziteye neden olurlar.
    Sigaranın bırakılması gerek metabolik hızın azalması gerekse fazla gıda alma eğilimi ile birlikte obeziteye neden olmaktadır.

    DOĞRU BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK KURALLAR:
    -Posadan zengin nişastalı yiyecekler : Çiğ sebze ve meyve, kepekli tahıl ürünleri, kurubaklagiller tüketilmelidir.
    -Beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, kepekli ekmek yenmelidir.
    -Her öğünde bir porsiyon pişmiş, bir porsiyon çiğ (salata) sebze tüketilmelidir.
    -Kurufasülye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere öğünlerde sıklıkla yer verilmelidir.
    -Meyve suyu yerine meyvenin kendisi yenilmelidir.
    -Günde 8-10 bardaktan çok çay kahve tüketiliyorsa yapay tatlandırıcılar kullanılmalıdır.
    YAĞ TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR: Doymuş yağlar yerine doğmamış yağlar(bitkisel yağlar) tercih edilmelidir.
    Etin yağsız kısmı, tavuğun derisiz bölümü, balık tüketilmeli , makarna, pilav ve börek yapımında sıvı yağ kullanılmalıdır.
    Tam yağlı süt , yoğurt, peynir yerine yarım yağlı olanlar tercih edilmelidir.
    Kaymak ve krema tüketiminden kaçınılmalı yerine süttozu kullanılmalıdır.
    Sosis, salam, sucuk gibi yağlı şarküteri ürünleri yerine yağsız olanlar tercih edilmeli.
    ŞEKER TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Şeker gereksinimini meyve ve sebzelerden karşılanmalıdır.
    Hazır konsantre meyve suları yerine, meyveler ve taze sıkılmış meyve sularını tercih edilmelidir.
    Günde 8-10 bardaktan fazla çay, kahve tüketiyorsanız yapay tatlandırıcılar kullanmalısınız.
    TUZ VE TUZLU YİYECEK TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Yemekler pişirilirken kullanılan tuz miktarı azaltılmalıdır. Zeytin, turşu, pastırma, salamura yiyeceklerin tüketimi kısıtlanmalıdır.
    Günlük tuz tüketimi yaklaşık altı gramı(bir tatlı kaşığı) geçmemelidir.
    ALKOL TÜKETİMİ SINIRLANDIRILMALI; Alkolün enerji değeri yüksektir(1gr. alkol 7kkal).Ilımlı tüketimin tanımı kadınlar için günde bir alköllü içki, erkekler içinse iki alkollü içkidir. Bir ölçü alkol 360-400 ml bira 160 ml şarap olarak tanımlanır.

  • Akupunktur ile sigara bırakma

    Akupunktur ile sigara bırakma

    Hemen hemen herkes sigaranın ne derece zararlı olduğunu bilir. Buna rağmen kendilerini sigara içmekten alıkoyamazlar. Bunun nedeni nikotinin bedenimizde yarattığı bağımlılıktır. Buna karşı koyma yollarından biri de akupunkturdur. Bu bağımlılığa beş duyuyu meşgul ederek kişiyi oyalayan sigaranın yarattığı psikolojik alışkanlığı da ilave edebiliriz. Bunların sonucunda kurtulma güçlüğü çekilen sigara bağımlılığı bir çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Tabi ki bu hastalıkların başında akciğerlerimizle ilgili olanlar gelir. Nefes alıp verebilmek kabusa dönüşür. Sabahları rahat kalkabilmek güçleşir. Bir kötü koku kaynağı olunur. Her akşam verilen yarın sabah içmeyi bırakıyorum sözleriyle ömrümüz tükenir. Oysa akupunkturun yardımı ile sigaradan kurtulmak düşünüldüğü gibi zor bir şey değildir. İster akupunkturun adı anılsın ister anılmasın, günümüzde sigara bırakma yöntemlerinin çoğunun temelinde akupunkturun yer aldığı görülüyor. Akupunktur; üçbin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve son yıllarda Batı’da yapılan yoğun araştırmalar sonucunda gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur, iğne, laser, v.b. uyaranlarının vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarına uygulanması ile beyinde sürekli nikotin alma nedeni ile salgılanma tembelliğine uğramış nörotransmitterlerin salınımını sağlayarak nikotin eksikliğine bağlı sıkıntıların kolayca atlatılmasını sağlar. Akupunktur etkisi ile salgılanan seratonin kişinin kendini daha rahat ve huzurlu hissetmesine neden olur.
    Akupunktur ile sigara tedavisi 5 seansta tamamlanır. Sigara içme ilk seanstan itibaren bırakılır. Tedavi yaklaşık 2 hafta sürer.
    Uygulamada amaç hastanın sigara içmediği sürecin başlangıcında ortaya çıkan YOKSUNLUK SENDROMUNU ortadan kaldırmaktır.
    Sigarayı bırakan kişi yemeğe saldırabilir, baş ağrıları çekebilir, işine konsantre olamayabilir, aşırı stresli olup en küçük uyarılara aşırı tepkiler verebilir veya bunlara benzer değişik durumlar ortaya çıkabilir işte akupunktur tüm bu problemlerin ortaya çıkmasını engelleyecek ya da ortaya çıkanları giderecektir. Hastaya düşende uzanıp sigara almamak, akupunktur etkisini sınamaya kalkmamak , akupunkturun yardımını kabul etmektir.
    Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski düşer. Beşinci yılda kalp krizi riski sigara içenlerin riskinin yarısına iner. Onuncu yılda ise hiç sigara içmemiş biri ile eşit düzeyde olur.
    Türkiye’de erkeklerde en sık ölüme neden olan kanser türü Akciğer kanseridir. Akciğer kanseri riski sigarayı bıraktıktan sonraki onuncu yılda, sigaraya devam edenlerin riskinin yarısına iner.
    SİGARANIN NEDEN OLDUĞU KANSERLER;
    -Akciğer kanseri
    -Ağız, dudak, dil kanseri
    -Gırtlak kanseri
    -Pankreas kanseri
    -Böbrek kanseri
    -Mesane kanseri
    -Rahim ağzı kanseri
    -Penis kanseri
    SİGARA DUMANINDAKİ MADDELERİN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR;
    -Sindirim sistemine etkisi: Gastrit, ülser
    -Solunum sistemine etkisi: Bronşit, astım, amfizem
    -Kan damarlarına etkisi: Büzüşme, tıkanıklık, uç damarlarda gangren,
    -Kalp damarlarına etkisi: Daralma, kriz
    -Böbrekte: Yetmezlik, üremi, yüksek tansiyon
    -Büyük damarlarda yüksek tansiyon

  • Ülseratif kolit

    Ülseratif kolit barsakların özellikle de kalın barsakların (kolon) tutulduğu, karakteristik olarak ülserlerle yada açık yaralarla seyreden enflamatuar bir hastalıktır. Hastalık belirtilerinin şiddetlendiği alevlenme dönemleri ile belirtilerinin azaldığı remisyon dönemlerinden oluşur. Hastalığın remisyona girebilmesi için çoğunlukla tedavi edilmesi gerekir. Hastalığın aktif dönemindeki en önemli özelliği kanlı ishaldir. Ülseratif kolit yaklaşık olarak her 100.000 kişiden 100’ünde görülmektedir. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik, çevresel, psikolojik faktörlere bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bugün için en kabul gören teori ülseratif kolitin bir otoimmun hastalık olduğudur. Yani vücudun savunma sistemi kalın barsak mukozasını yabancı hücre gibi algılayıp bu hücrelere saldırmaktadır. (Bağışıklık sisteminin dengesi bozulmuştur.) Böylece kalın barsak yüzeyinde ülserler (yaralar) oluşmaktadır. Hastalık hafiften, çok ağıra kadar farklı klinik tablolar gösterebilmektedir. Tedavide asıl olarak immun sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın şiddetine göre yapılan medikal tedavi hastalığın semptomlarını baskılayabilmektedir. Şiddetli tutulumlarda ise cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

    Ülseratif kolit tedavisinde, hastalık ister hafif olsun ister şiddetli, akupunktur tedavisi mutlaka denenmelidir. Zira akupunktur hafif olgularda ilaca olan ihtiyacı azaltabileceği gibi, kuvvetli olgularda da hastalığın şiddetini azaltarak daha baş edilebilir bir hale getirecektir. Akupunktur sadece ülseratif kolitte değil, birçok otoimmun hastalığın tedavisinde çok başarılıdır. Bu tedavide vücut bir bütün olarak ele alınır ve bağışıklık sistemindeki bozulan denge onarılır. Bağışıklık sistemimiz normalde çeşitli kimyasal maddeler üreterek kendisi için zararlı kabul ettiği bakterilere, virüslere (yanlış çalıştığı zaman da ülseratif kolitte olduğu gibi kendi dokularına) saldırır. Bu hastaların kan tahlillerinde söz konusu kimyasal maddeler (interlökin-1 beta, interlökin-4, Superoksitdismutaz, nitrik oksit, ICAM-1) ölçüldüğünde hep yüksek miktarda bulunur. Oysa akupunktur tedavisi gören ülseratif kolitli hastalarda söz konusu kimyasal maddelerin kanda azaldığı gösterilmiştir. Akupunktur ülseratif kolitli hastaların bağışıklık sistemini düzenlemenin yanı sıra, bu hastaların stresle başa çıkmalarına yardımcı olmak, stresin olumsuz etkilerinden zarar görmemek, daha huzurlu, sakin ve rahat olmalarını sağlayarak da hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.

    Şüphesiz ki ülseratif kolitin ilk tedavisi medikaldir. Ülseratif kolit önemli ve ciddiye alınması gereken bir hastalık. Fakat klasik medikal tedavi ile tam gerileme (remisyon) sağlanamamış vakalarda diğer tedavi metotlarına başvurmak kaçınılmazdır. Bu metotlar içinde de akupunktur başı çekmektedir. Bugün akupunktur, dünyada ülseratif kolitli birçok hastanın tedavisinde kullanılmaktadır. Akupunkturun ülseratif kolit hastalığının tedavisindeki etkinliğini ispatlayan pek çok bilimsel makale mevcuttur. Şiddetli ülseratif kolit hastalarının hastalıklarının şiddetini azlatmak, hafif olguların da ilaç dozlarını azaltmak ve semptomsuz, rahat geçirdikleri süreyi en uzun hale getirebilmeleri amacı ile (hastalıklarının şiddetine göre) yılda her biri 10 seanstan oluşan 1 yada2 kür akupunktur tedavisi görmeleri çok faydalı olacaktır.

  • Lazer akupunktur ile rahatsız edici menopoz belirtilerin tedavisi

    Menopoz ve Perimenopoz nedir?

    Menopoz kadın hayatının doğal bir bölümüdür. Düzenli mentrasiyonun sona ermesinden yaklaşık 1 sene sonra menopoz dönemi başlar.

    Menopoz ‘ un ortalama yaşı batı ülkelerinde 51 yaşdır, ama 30-60 yaşlar arasında da görülebilir.30 lu yaşlarda menopoz , erken menopozdur denir.Menopozdan sonra ostrojen ve prajesteron kanda normal olarak alt seviyededir.

    Perimenopoz: Menopoz belirtilerinin ortaya çıkması,menstrasiyonda düzensizlikler, yüksek ve değişik ostrojen seviyesi ve projestron seviyesinde azalmayla karakterize olur. Perimenopoz şikayetlerinin çoğu bu iki hormonun ( ostrejen ve projestron) imbalansından kaynaklanır.

    Kadın vücudunun doğurganlık görevinden geçiş dönemidir, diyebiliriz. Bu döneme ait değişiklikler kaç aydan , kaç seneye kadar sürebilir. Ortaya çıkan şikayetler, vücudun estrojen düşmesine adapte olma çabasından kaynaklanır.

    Çin tıbbı(TCM) teorisine göre , kadın vücudu, hayatın devamı için gereken doğurganlık sorumluluğu, bittiği zaman , kan ve enerjisini kendi hayatını ayakta tutmaya yönelir ve maksimum yararlanma programına geçer.

    Kan ve enerji nin akışı artık rahime değil, Tao felsefesine göre hayat enerjisinin önemli kaynağı olan böbreklere doğru yön değiştirir. Bu sayede, gereksiz enerji kaybı ortadan kalkarak kadın vücudu ve ruhu annelik görevine odaklanmaktan ziyade, bir nevi , kendi özüne ve özgürlüğüne kavuşmak çabasına girers. Bu cümleler ne kadar kulağa hoş gelse de şikayetler rahatsız edici dereceye çıkabilir. Bu dönem , her başka geçiş dönemi gibi zordur.

    Vücut fizyolojisi ( organlar, hücreler arasındaki dengeli etkileşim) bir gecede seneler boyunca alıştığı düzeni yani Estrojenin yüksek seviyesini unutup, yeni döneme adapte olamayacağı için bu adaptasyon ve geçiş sürecinin yarattığı yeni çalkantılar normal karşılanır. Psikolojik durum ve genetiğin bu dönemin hafif veya şiddetli geçirmesinde rolü vardır. Araştırmalara göre stresli ruh haline sahip olan kişilerde şikayetler, sakin kişiliğe sahip olanlara göre daha şiddetlidir(psykolojik faktor),ama genetik faktor da etkili olabilir.

    Peri menopoz döneminin belirtileri nelerdir?

    Bazı kadınlar bu dönemi problemsiz geçirirken, bazıları raharsız edici bu şikayetlerden etkilenirler. Şikayetlerin sayısı ve şiddeti imbalansın derecesini ve tedavi planını belirler.

    Sıcak basmalar , gece terlemeleri
    Uyku problemleri, uyuyama , geç uykuya dalma,sık sık uyanma.
    Ruh hali değişiklikleri, kırılgan olmak,
    Rahim’de fibroid yapı, period aralarında leke görme sikl atlama ve period öncesi dönemi şikayetler in de artış( premenstural syndrom)
    Yemek yeme isteğinin fazlalaşması , kilo almak
    Sindirim sistemi problemleri ;gaz, reflü.
    Kalp şikayetleri, aritmi, çarpıntı.
    Saçta azalma, yüz kıllarında fazlalaşma, akne
    Meme kistleri ve hassasiyeti, meme ucundan akıntı gelmesi,
    İdrar yolu enfeksiyonu veya idrarı tutamama,

    Lazer Akupunktur ile Menopoz Tedavisi nasıl yapılır?

    Kadın sağlığında , menopozdan sonra uygulanan Hormon tedavisi( Hormon Replacement therapy) tıpta çok tartışılmıştır. Seneler boyunca araştırmalara rağmen hala bu reçeteyi uygulamakta kuşkular devam ediyor. Hormon tedavisi sıcak basmayı ve kemik erimesini ( osteoporosit) önler , kalp hastalığı riskini azaltır, ama öte yandan ;meme , yumurtalık ve rahim ( uterine) kanser riskini de arttırır.Bu risklerinden dolayı ilk tercih halinden çıkıyor.

    Tao Felsefesine göre Qi dediğimiz hayat enerjisi vücudumuzda cereyan da, bu enerjiyi meredian adı verilen kanallarda (12 organa ait 12 meredian) hareket eder. Bu kanallar aynı zamanda birbirleriyle de bağlantıdadırlar.

    Qi akışında herhangi bir problem veya Qi de azalma, şikayetlerin ana sebebidir.

    Lazer Akupunktur Menopoz’da vücudun yeni enerji değişiklikleri’ ni tespit ederek yeni dengeyi kurmakta ve enerji akışını sağlamakla vücuda yardımcı olur. Bu felsefeye göre, böbreğin enerjisi Menopoz’da azaldığı için; sıcak basmalar, gece terlemeleri ve çarpıntı ortaya çıkar. Karaciğer enerjisi akışında sorun olunca ; ruh hali değişkenlikleri, depresyon, baş ağrısı ve uykusuzluk eklenebilir.

    Şikayetlerin türü ve sıklığına göre her hastaya özgü tedavi planı seçilir.

    Akupunktur kulak ve vücut üzerinde mevcut olan seçilmiş özel noktaları uyararak bir takım biokimyasal ve fizyolojik işlevlerin başlatılmasına neden olur ve bu sayede beyin in değişik bölgelerinde ,değişik organlarda( seçilen noktalara göre) enerji harekete geçer ve sorunlar yavaş yavaş ortadan kalkar.

    Akupunktur uygulamasını hastaların çoğu rahatlatıcı bulurlar.Bir çok hasta seanslarda ( vücut akupunkturu) tedavi süresince uyur. Tedavi süresi ve sayısı kişiden kişiye

    hafif değişiklikler gösterebilir.Genelde tedavi süresi 30 dk sürer.Haftada 2 seans şeklinde 10 seans çoğu zaman yeterli olur ve sonra koruma programı olarak ayda 1 , aralar gittikçe uzar.

    Şikayetler de azalma ilk seansta da olabilir, ama şiddetli ve kronik durumlarda belirtilerin azalması için birkaç seans gerekecektir.Araştırmalar meme kanseri takibinde tamoxifen kullanan kişilerde , sıcak basma tedavisinde de etkili olduğunu göstermiştir.

    Akupunktur – hypothalamus – hipfiz- yumurtalık dengesini sağlayarak hormonal balansı düzenler. 2008 The North American Menopause Society.

    Lazer Akupunktur tedavisinden yararlanmak isteyen kişilerde hormon tedavisine başlanmış sa alınan hormon azaltılarak kesilir. Aynı dönemde akupunktur tedavisine başlanabilir . Bu şekilde şikayetlerin geri dönme riski minimuma iner .

    Akupunkturun menopozda etkisi ile ilgili bazı araştırmalar.

    Chamberlain G.Malvern j. British Akupunktur councle of 1996
    Dr. Susan Cohen Assoiciate Profesör of Univercity of Pittsburg (1997-1999)

    Hayat alışkanlıklarında yapılması gereken değişimler nelerdir?

    Rahat ve zevk aldığınız bir iş seçmelisiniz.
    Her gün 30 dk. Tempolu yüyüyüş yapmalısınız,bu hem kalp sağlığınız ,hemde kemik erimesini önlemekte etkili.
    Yeterli miktarda uyumalısınız.
    Derinden relax olmaya çalışmalısınız, meditasyon ve yoga size bu konuda yardımcı olabilir,Laser akupunktur, enerji akışını düzenleyerek sizi bu hedefe daha hızlı ulaştırır.

    Süt ürünleri, kırmızı et, alkol, şeker,baharatlı yiyecekler, kafein ve sigara( nikotin), sıcak basmayı ve ruh halinde ani değişimleri tetikler.
    Diyetinizde Meyve, Yeşillikler ve beyaz ete(balık,tavuk,hindi) ağırlık vermelisiniz.

    Lazer tedavisinin menopozda hormon tedavisine üstünlükler:

    Sıcak basma ve gece terlemede şikayetin sıklığı ve şiddetinde daha hızlı bir düşüş yaşanması.
    Ruh hali değişikliklerine ve depresyona büyük ölçüde etkili olması.
    Yan etkisinin olmaması.
    Bazı araştırmalar da kemik dansitesinde de atış tespit edilmiştir( % 15- 20). ( İnternational Federation of Gynecology and Obstetics Published by Elsevier inc 2002)
    ( Wang JF. İnstitute of Medical Sciences of Dezhov University , China ,2009)

  • Migren, başağrıları ve akupunktur

    Migren, başağrıları ve akupunktur

    Yaygın Başağrısı Tipleri
    1) Sinuzit: Ağrı genellikle kaşların üstü yada göz kürelerinin altında hissedilir. Başı haraket ettirmek ağrıyı artırır.
    2) Cluster: Ağrı genellile bir göz çevresinde, ani ve çok şiddetlidir.
    3) Gerilim Tipi Başağrısı: En yaygın görülen başağrısı tipidir. Ağrı başın tamamında yada bant tarzında vede sıkıştırıcı niteliktedir.
    4) Migren: Özellikle başın bir bölgesinde siddetli ağrı hissedilir. Işığa, kokulara, sese hassasiyet; vücudun bazı bölgelerinde hissizlik, mide bulantısı gibi bulgularla birliktelik gösterebilir.

    Migren ve Diğer Yaygın Başağrısı Tiplerinin Etki Mekanizmaları
    Migren, ülkemizde her 6 kişiden birinde rastlanmakta olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bir çok araştırmacıya göre migren atağı öncesinde beyin damarlarında kasılma, atak esnasında ise genişleme olması beyin kan akımı üzerinde bir değişiklik oluşturur. Araştırmacılar bu değişikliklerin ağrıya yol açtığını düşünmektedir. Bununla birlikte serotonin gibi çeşitli nöromediatörlerin migren atağı esnasında kan seviyelerinde oluşan dalgalanmalarının beyin kimyasını etkilediği ve bu değişimin de migren ataklarına yol açtığı görüşünü savunanlar da bulunmaktadır.

    Sinüzit hastalığının temelinde yüz kemiklerindeki sinüs boşluklarını örten epitelin iltehabı yatar. Ağrı, ise tamamen iltehabın sinir uçlarını tahriş etmesinden kaynaklanır.

    Cluster tipi baş ağrısı ise nisbeten daha seyrek görülmekte olup, yüz sinirlerini çevreleyen kan damarlarının şişmesi ve sinirlere baskı yaparak ağrı oluşturması esasına dayanır. Damarlardaki bu şişmenin sebebi kesin olarak ortaya konamamış olsa da serotonin hormonunun sorumlu olduğu düşünülmektedir.

    Gerilim tipi baş ağrısı ise en sık görülen baş ağrısı cinsidir. Bu tipte ağrıyı oluşturan günlük sıkıntılı yaşam olayları ve strese bağlı olarak baş ve boyun kaslarının aşırı gerginliğidir.

    Akupunkturun Başağrısı Tedavisindeki Yeri
    Akupunktur, diğer tüm ağrılı hastalıklarda olduğu gibi başağrılarında da çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Akupunkturun başağrılarında son derece etkili olmasının sebebi, ağrıyı oluşturan sebeplerin sadece birine değil, ağrı oluşumunda rol oynayan sebeplerin tümüne etkili olması ve vücudun ağrı dindirme ile ilgili tüm sistemlerini devreye so-kabilmesidir.

    Başağrıları cinslerine göre farklı sebeplerden oluşmaktadırlar. Akupunktur tedavisi, söz konusu başağrısı cinsinde hangi mekanizma ön planda ise doğrudan o mekanizmayı engellemek sureti ile ağrıyı durdurmakta ve tekrar oluşumunu da önle- mektedir (kasların gevşetilmesi, kan damarlarının daraltılma- sı, stresin önlenmesi yada ağrıyı başlatan kimyasalların salınımın engellenmesi gibi).

    Akupunktur, ağrıyı oluşturan mekanizmaları durdurmanın yanı sıra, ağrı dindirici mekanizmaları başlatmakta da çok etkilidir. Vücudumuzda endojen opioitler, enkefalin, endorfin, dinorfin, nörotensin, serotonin, ACTH, kortikosteroidler gibi direk ve indirek yollardan ağrı algısını azaltan endojen kimyasal maddeler bulunmaktadır. Akupunktur ile yapılan ağrı tedavisinde söz konusu bu kimyasalların hepsinin kan değerlerinin yükseldiği gösterilmiştir.

    Tüm yukarıda sayılanlara ek olarak akupunktur tedavisinin hiç bir yan etkisi olmadığı da göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir veridir. Zira başağrılarını ilaçlarla kontrol altında tutmanın uzun vadede böbrekler ve karaciğer üzerine çok ciddi toksik etkileri vardır. Bu bilgilerin ışığında akupunkturun gerek başağrılarının atak tedavilerinde gerekse ağrının tekrar oluşumunun önlenmesinde (profilaksi) çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu aşikardır.

    Başağrısı Nöbetleri İçin Öneriler

    Başağrınızı neyin tetiklediğini bulmaya çalışın: Bir yiyecek, uykusuzluk, çok konuşmak, çok gülmek, gürültü, loş ışık, stres gibi.

    Öğün düzeninize dikkat edin. Aç kalmak çoğu zaman başağrısını tetiklemektedir. Özellikle tatil günlerinde öğün düzeninizi korumaya özen gösterin.

    Kafein, alkol ve sigara tüketimi başağrınızı başlatabilir. Bunları kullanırken başağrısı açısından dikkatli olun.

    Bol miktarda magnezyum alın. Magnezyum damarlarda gevşeme yaparak ağrının başlamasını engelle-yici rol üstlenebilir. Yeşil yapraklılar, sebzeler ve fındıkta bol miktarda magnezyum bulunmaktadır.

    Uyku düzeninize dikkat edin. Alışageldiğiniz saat-lerde uyuyamamak başağrısı atağı başlatabilir. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.

  • Tüp bebek tedavisinde akupunktur

    Tüp bebek tedavisinde akupunktur

    Akupunktur tedavisinin tüp bebek tedavisi ile birlikte uygulanması, bebek sahibi olma şansını arttırdığından dolayı birçok ülkede daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

    Anne adaylarındaki en önemli sorunlardan birisi aşırı endişe ve stres içine girmeleridir.Bu durum, hormonal dengeyi ve normal seyretmesi gereken fizyolojik süreci olumsuz etkilemektedir.Akupunkturun rahatlatıcı ve sedatize edici etkisi bu sürecin sağlıklı gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır.

    Bebek sahibi olamayan çiftlerde, hormonal yetersizlik, yumurtlama bozukluğu, rahim iç yüzeyinde olgunlaşma eksikliği gibi çeşitli sebepler olabilir.Bu problemlerin önemli bir kısmında tüp bebek yöntemi çözüm olarak kullanılmaktadır.Akupunktur tedavisinin tüp bebek yöntemi ile birlikte uygulanması ise gebe kalma oranını ortalama %15 arttırmıştır.

    Akupunkturun bu konuda gösterdiği etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

    •Gebe kalma sürecinin başlangıcındaki sağlıklı yumurta gelişimini ve çatlamasını uyarıcı etkisi
    •Cilt üzerine uygulanması ile verdiği uyarıcı etki ile salgı bezleri ve kasları etkileyerek, hormonal salgılamayı, rahim içi beslenmeyi ve olgunlaşmayı destekler.Bu da döllenmiş yumurtanın tutunmasını ve beslenmesini kolaylaştırır.
    •Sempatik ve parasempatik sistem üzerinden gösterdiği sedatize edici, stresi azaltıcı etkisi ile bu sürecin daha sağlıklı geçmesini sağlar
    Bu konuda, Danimarka, Almanya, Amerika gibi ülkelerde yapılmış olan çalışmalardan bazı örnekler verilecek olursa;

    DANİSH ÇALIŞMASI

    Danimarkalı Dr.Lars Westergaard ve arkadaşları tarafından 273 hasta üzerinde yapılan çalışmada, tüp bebek yöntemi ve akupunkturun birlikte uygulandığı grupta %39, sadece tüp bebek uygulanan grupta %24 gebelik oranı saptanmıştır.

    Bu çalışmanın sonuçları Fertility&Sterility dergisinin mayıs 2006 sayısında yayınlanmıştır.

    AVUSTURALYA ÇALIŞMASI

    228 hasta üzerinde yapılmıştır.Akupunktur ilave edilen grupta %31, ilave edilmeyen grupta %23 oranında gebelik oluşmuştur.

    1.PAULUS ÇALIŞMASI

    Alman doktor Paulus ve ekibi tarafından 163 hasta üzerine yapılan çalışmada, akupunktur ilave edilen grupta %42, edilmeyen grupta %26 oranında gebelik oluşmuştur.

    2.PAULUS ÇALIŞMASI

    200 hasta üzerinde yapılmıştır.Sadece tüp bebek yöntemi uygulanan grupta %37, transfer öncesi ve sonrası akupunktur uygulanan grupta %43 oranında gebelik oluşmuştur.

    Ayrıca, akupunktur yönteminin herhangi bir yan etki ve zararının olmaması, hekim ve hastalar tarafından daha güvenle yaygın olarak uygulanmasını sağlamıştır.

  • Akupunktur  ile sigara bırakmak mümkün müdür?

    Akupunktur ile sigara bırakmak mümkün müdür?

    Bağımlılık, çok itici, bir o kadar da olumsuz düşünceler çağrıştıran bir kavram.Ama bir o kadar da yaygın ve hafife alınan bir kelime.Özellikle bireysel psikolojiler, sosyal etkenler bu bağımlılık olgusunun belirleyicileridir.

    Sevindirici olan gelişmeler ise, artık bu bağımlılığa karşı dünya üzerinde çok sayıda ulusun mücadele etmeye karar vermiş olmasıdır.Bu yönde kitlesel eğitimler sınırlandırıcı ve yasaklayıcı kanunların yaygınlaşması da ivme kazanmıştır.

    Bir hekim olarak bu mücadeleden olumlu etkilenmemek mümkün değil.Bu anlamda bireysel başarıları da yüreklendirmek ve göz ardı etmemek gerekir. Akupunktur yöntemi ile bu mücadeleye ciddi katkılar sunabilmekteyiz.

    Temelde sigara içimi ile birlikte binlerce kanser yapıcı maddeyi solunum yolu ile alırız, kan yolu ile tüm hedef organlara yavaş ama emin bir şekilde tahrip etmek üzere dağıtırız.Bu maddelerin çoğu başta nikotin olmak üzere bağımlılık yapıcı kimyasallardır.

    Akupunkturun etkinliği bu bağımlılık yapıcı maddeler yerine endorfin, serotonin diye adlandırılan içsel salgıları ortaya çıkarıp, sigara bağımlılığı ile mücadeleye başlar.

    Sigara bıraktırma tedavisinde akupunkturun etkinliği toplumumuzun yabancısı olduğu bir konu değildir.Akupunktur yöntemi ile birçok kişi sigara bağımlılığından kurtulmuştur.

    Sigara bıraktırma tedavisinde iki önemli olgu vardır.Birincisi; bağımlı kişinin, öncelikle bu bağımlılıktan kurtulma isteği ve irade beyanıdır.Dünya üzerinde hiçbir yöntem yoktur ki kişinin isteğine rağmen sigara içimini bıraktırabilsin.Öncelikle, hangi tedavi şekli olursa olsun en önemli konu, kişinin bunu çok istiyor olmasıdır.Başkasının zorlamasıyla veya yeterli istek duymadan tedaviye alınması doğru bir başlangıç değildir.

    Kişinin, ‘’Evet ben bu bağımlılıktan kurtulmak istiyorum fakat tek başıma başaramıyorum, bir desteğe ihtiyacım var.’’ Demesi ve akupunktur tedavisi desteği ile sonuca ulaşılması ikinci olgudur.

    Akupunktur tedavisinde iki temel etkinlik sağlanır.Birincisi bireyin sigara içme isteğini olabildiğince yok etmeye, azaltmaya çalışması.İkincisi ise, artık tedavinin başlaması ile birlikte sigara içilmeyeceği için, kişinin kanında ve dokularında giderek nikotinin azalması ile birlikte kesilme belirtileri, diğer deyişle yoksunluk sendromu açığa çıkar.Bu belirtiler kişiden kişiye farklı çeşitlilik ve farklı yoğunluklarda açığa çıkarlar.Örneğin; baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon azalması, görme bozuklukları,el ve ayak titremeleri, uykusuzluk, alınganlıklar, öfke patlamaları, karıncalanma, uyuşma gibi.Bu belirtiler çoğu kişiyi olağanüstü bunaltır ve ne yazık ki, kişi bunlardan kurtulmak için tekrar sigara içmeye başlar.İşte bu yoksunluk belirtileri akupunktur tarafından baskılanır.Hafif seyirli bir geçiş temin edilir.

    İşte bu iki ciddi etkinlik ile kişinin iradesi bir araya gelince sigara bağımlılığına veda etmek kolaylaşır.

    Kişi artık bu tedavi ve sigarasız geçen sürecin sonunda sigara içmemeye tahammül edebilme yetisine kavuşmuştur.Bu tutumunu sürdürüp bağımlılıktan ve esaretten kendini kurtarabilir.

    Uzun zaman aralıklarından sonra bile sigara içme isteği tekrar, herhangi bir sebeple canlanabilir.Böylesi ataklarda bir veya iki seanslık akupunktur destek uygulaması ile isteğin bastırılması önerilir.

    Son söz olarak, akupunkturun, bağımlılık tedavisinde, kişiye, herhangi bir zararı veya yan etkisinin olmaması tartışmasız bir üstünlüktür.

  • Tüp bebek tedavisine akupunktur ile destek

    Tüp bebek tedavisine akupunktur ile destek

    Tüp bebek uygulamasında başarıyı engelleyen önemli faktörlerden biri anne adayında oluşan aşırı stres ve döllenmiş yumurtanın transverden sonra tutunup yerleşeceği endometrium adlı tabakanın yeterli damarsal olgunluğa ve kalınlığa ulaşamamasıdır.

    Akupunktur endometrium olarak adlandırılan bu tabakanın yeterli olgunluğa ulaşmasına katkıda bulunur.

    Akupunktur’un limbik sistemi düzenleyici etkisi ile anne adayının strese karşı dayanıklılığını arttırarak bu olumsuz etkiyi de ortadan kaldırır. Böylece tüp bebek uygulaması öncesinde ve sonrasında akupunktur tedavisi gören anne adaylarının başarı şansı akupunktur tedavisi görmeyenlere oranla daha artmaktadır.

    Amerika Birleşik Devletlerinde 2002 yılında Dr WE Paulus tarafından yapılan ve Fertility & Sterility isimli saygın bir tıp dergisinde yayınlanan bir çalışmada, akupunktur tedavisinin tüp bebek tedavisi yapılan çiftlerde gebelik oranlarını arttırdığının gösterilmesi ile tüp bebek kliniklerinde giderek yaygınlaşan bir uygulama haline gelmiştir. Bu gelişme beraberinde pek çok yeni çalışmanın da yapılmasına yol açmıştır. Günümüzde ABD’de pek çok tüp bebek merkezinde akupunktur tedavisi hastalara bir seçenek olarak sunulmaktadır.

    Fertility&Sterility dergisinin Mayıs 2006 sayısında akupunkturun tüp bebek tedavisinde kullanımı ile ilgili yedi adet çalışma yayınlanmıştır. Bu çalışmalardan iki tanesi özellikle dizaynları, hasta sayıları, sonuçları ve bilimsel değerleri açısından dikkat çekicidir. Her iki çalışmada tüp bebek tedavisine alınan hastalara embryo transferi aşamasından hemen önce akupunktur yapılmasının klinik gebelik oranlarını arttırdığı gösterilmiştir.

    Bu çalışmalardan ilki Danimarka da Dr Westergaard ve arkadaşlarının toplam 273 hasta üzerinde yaptıkları ve akupunkturun tüp bebek tedavisinde gebelik oranlarını arttırdığını gösteren bir yayındır. Bu yayında akupunktur yapılan grupta klinik gebelik oranı %39 olarak saptanmış, akupunktur yapılmayan kontrol grubunda ise %24 olarak saptanmıştır. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

    İkinci çalışma ise Almanya dan Dr Dieterle Stefan ( University of Witten-Dotmund) ve Çin den Dr Ying Gao ( Huazhon University of Science &Technology,Wuhan) tarafından ortak yürütülen bir araştırmadır. Bu çalışma toplam 225 hastada yapılmıştır. Klinik gebelik oranı akupunktur yapılan hastalarda %33.9 olarak saptanmıştır . Kontrol grubunda gebelik oranı % 15.6 olarak saptanmıştır. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

    Belirli noktalara yapılan uyarı ile tüm vücutta beta-endorfin denen bir kimyasal maddenin salgılanması artmaktadır. Bu artış ile GnRH (gonadotropin releasing hormon ) salınımı ve dolaylı olarak vücudun ürettiği steroit ve gonadotropin hormonlarının salgılanması artmaktadır. Ek olarak akupunktur uygulaması sonrasında uterusa (rahime) olan kan akımını artar, endometrium olgunlaşır ve sonuç olarak rahimde gebeliğin oluşmasını kolaylaştıran koşullar sağlanır. Bütün bu değişiklikler sayesinde transfer edilen embryoların implantasyon (tutunma) oranının arttığı düşünülmektedir.

    Sonuç olarak akupunkturun, tüp bebek uygulaması yapılacak anne adayının bedeninin uygulmaya daha hazır hale getirdiğini söyleyebiliriz.

  • Meslek hastalıklarında  akupunktur

    Meslek hastalıklarında akupunktur

    Günümüzün çalışma koşulları insanı gittikçe daha hareketsizleştirmektedir. Bilgisayarlarının başında bankacılar, bilgisayarcılar, mimarlar, tasarımcılar vb. küçük parmak hareketleri eşliğinde saatlerce çalışmaktadırlar. Gelişen teknoloji ve yoğunlaşan iletişim imkanları insana katkılarının yanısıra kendi çelişkisini de yaratarak bireyin bu yoğun iletişim ağı içinde yalnızlaşmasına neden olmakta ve bu da strese bağlı ortaya çıkan baş, boyun, sırt ve bel ağrıları, kronik kabızlık, spastik kolon, gastrit, cinsel problemler gibi sorunların ortaya çıkmasına, yalnızlaşmanın farkedilemeyen sonucu olarak aşırı besin, alkol ve sigara tüketimine neden olmaktadır.
    Bütün bu problemler Akupunktur tedavisi ile giderilmektedir.

    Günümüzde, Akupunktur’un alternatif bir tedavi yöntemi olduğu düşüncesi, yerini yukarıda sayılan sorunlarda doğrudan başvurulabilinen bir tedavi yöntemi olduğu düşüncesine bırakmaktadır.
    Akupunktur uygulayıcıları, bilim dünyasına bedenin üretebildiği endorfin adı verilen ağrı giderici maddeleri iğne, laser vb. uyaranlarla salgılatabildiklerini ispatlamışlardır. Ayrıca Akupunktur uygulaması ile Limbik sistem olarak adlandırılan ve çevremizden aldığımız tüm psişik uyaranlara vereceğimiz tepkiyi ayarlayan sistemi düzene soktuğu da kesindir.

    Bütün bunlara şimdiye kadar Akupunktur uygulamasının ürettiği ciddi hiçbir yan etkinin tanımlanmamış olması da eklenirse, ortaya yaşadığımız çağın koşulları ile iyice yoğunlaşan ve hayatla kuracağımız ilişki için gereksindiğimiz zamanı elimizden alan bu gibi problemlerle boğuşmak yerine haftada 20 şer dakikalık 1 veya 2 seans (ortalama 15 seans) Akupunktur tedavisi olarak daha nitelikli bir hayat yaşamak kalmaktadır.

  • Hastalıkların tedavisinde seçenek olarak akupunktur

    Hastalıkların tedavisinde seçenek olarak akupunktur

    Tüm hastalıklar,vücudda yaptıkları etkiler bakımından iki grupta değerlendirilir.Birincisi,”geri dönüşümlü” olan hastalıklar;ikincisi,”geri dönüşümsüz”hastalıklar.Geri dönüşüm özelliği gösteren(reversibl) hastalıklarda,hastalığa yol açan sebepler,etkenler;vücudda hücresel düzeyde onarımı imkansız tahribatlar yapmazlar yada ameliyatı gerektiren tümör,kanser,kist,anevrizma v.b gibi klinik durumlara yol açmazlar.Bu gruptaki hastalıklara örnek olarak; migren, astım, bel ve boyun fıtıkları (ameliyat gerektirmeyen), depresyon, anksiyete, allerjik cilt hastalıkları gibi hastalıkları verebiliriz.Akupunktur,bu grup hastalıkları çok iyi tedavi eder.

    Geri dönüşümsüz(irreversibl) hastalıklarda ise,hastalığa yol açan sebepler,vücudda hücresel düzeyde onarımı imkansız tahribatlar yaparlar yada ameliyatı gerektiren tümör,kanser,kist,anevrizma v.b gibi durumlara yol açarlar.Bu grup hastalıklara örnek olarak; KOAH( Kronik Tıkayıcı Akciğer Hast.),bronşiektazi,amfizem,tümör ve kanserler,ameliyat gerketiren fıtıklar,protez takılması şart olan büyük eklem artrozları gibi hastalıkları verebiliriz.Akupunktur,bu grup hastalıklarda tedavi edici değildir.

    Geri dönüşümlü(reversibl) hastalıklarda,vücudumuzun tedavi edici mekanizmaları,mevcut hastalığı yenmeye ve tedavi etmeye çalışır.Bu mücadelede başarısız kaldığında da,tüm klinik bulgu ve belirtileri ile hastalık ortaya çıkar.İşte akupunktur,bu grup hastalıklarda vücudun içinde bulunan nöro-hormon,nöro-mediatör,nöro-transmitter gib maddelerin salgılanmasına yol açar ve vücudun iç dengesinin(hemostazis) yeniden kurulmasını sağlar.Böylece,dışarıdan herhangi bir ilaç uygulamasına gerek kalmadan,yan etkisiz olarak,mevcut hastalık tedavi edilmiş olur.

    Bilgisayarların,nasıl beyin olarak hard-diskleri varsa,vücudumuzun da,beyin olarak hard-diski vardır.Bilgisayarı,nasıl klavyesindeki tuşlardan komut vererek,istediğimiz şekilde kullanabiliyorsak;vücudumuzda da,akupunktur noktaları aracılığı ile MSS’nin hard-diskine komut verme şansımız vardır.Akupunktur noktalarını uyararak,MSS’nin hard-diskini ele geçirmiş ve onu yönetmiş oluruz.Bir bakıma beyine yeni bir format atmış oluruz.Bunun olabilmesi için de, akupunkturun,deneyimli uzmanı tarafından doğru,bilimsel şekliyle uygulanması gerekir.

    Özetle;migren,astım,bel-boyun fıtıkları(ameliyat gerektirmeyen),depresyon,uyku bozuklukları,allerjik cilt hastalıkları gibi daha birçok yüzlerce hastalıkta,yan etkisiz oluşu ve çoğunlukla kalıcı tedavi edişi nedeniyle akupunktur,öncelikli olarak tercih edilmelidir.Tüm bu açıklamalardan,ilaç tedavilerine tamamen karşı olduğumuz anlaşılmamalıdır.Yukarıda da belirttiğimiz gibi,akupunkturun,tedavi edemediği hastalıklar da vardır.Bu hastalıkların tedavilerinde,mutlaka ilaç kullanılması gerekiyorsa,tabii ki,ilaç kullanılacaktır.Ameliyat yapılması gerekiyorsa da,ameliyat yapılacaktır.Bazı klinik durumlarda da,ilaç tedavisinin yanında,onu destekleyici olarak da akupunktur tedavisi uygulanabilir.Bu nedenle,hastalıkların tedavisinde seçenek olarak akupunktur düşünülmeli ve uygulanmalıdır.