Etiket: Akupunktur

  • Akupunktur ile psikolojik hastalıkların tedavisi

    Hayat uzun bir maraton. Engebeli, virajlı yollar, değişen hava koşulları, yol arkadaşlarımız, bağımlı olduklarımız maratonda enerjimizin bozulmasına ve zaman zaman duraklamamıza neden olabilmektedir. Tekrar yenilenmeye, enerjimizi tazelemeye, bağımlılıklarımızdan kurtulmaya ve düşüncemizi berraklaştırmaya ihtiyacımız olabilir. Enerjimizin ve ilerleme isteğimizin azaldığı noktalarda yenilenmeli, gelecek kaygımızın olduğu zamanlarda sakinleşmeli, geçmişe takıldığımız noktalarda yüzümüzü tekrar yürüdüğümüz yola çevirmeli ve çevremizdekilerle uyumlanmalıyız.

    Bunları kendi kendimize yapmakta zorlandığımızdaysa destek almamız gerekir. Beynimizden ve vücudumuzdan salgılanan kimyasallar psikolojimizi düzenler. Vücut enerjisini dengelemek vücut kimyasını düzenlemekle mümkündür. Psikolojik hastalıklarda serotonin denen mutluluk veren kimyasallar, endorfin denen rahatlatan kimyasallar, enerji veren kimyasallar ve stres kimyasallarının salınımları değişir. Psikolojik etkili ilaçlar, psikoterapi ve akupunktur hastalığın şiddetine göre ayrı ayrı veya hep birlikte uygulanabilecek tedavi yöntemleridir. İlaçların yan etkileri, uzun dönemli kullanma gerekliliği veya bağımlılık yapıcı etkileri bulunmaktadır. Psikoterapi maliyetli ve uzun sürelidir. Akupunktur Dünya Sağlık Örgütü ve ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından psikolojik hastalıklarda da tedavideki etkinliği onaylanmış bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur üzerine yapılmış ve yapılmakta olan birçok bilimsel çalışma vardır. Tüm dünyada ve ülkemizde bazı tıp fakültelerinde ‘‘Akupunktur Tedavi ve Araştırma Bölümleri’’ bulunmaktadır. Akupunktur hızlı etkili, düşük maliyetli ve kalıcı bir tedavidir. Birçok fiziksel hastalıkta olduğu gibi hafif ve orta şiddetli psikolojik sorunların tedavisinde de etkilidir. Akupunktur ilaç kullanmadan vücudun kendi kimyasını kendisinin düzenlemesini sağlar. Kullanılan iğneler vücutta bulunan özel noktaları uyararak psikolojimizin düzelmesi, enerjimizin artması için gerekli kimyasalları salgılatır. Bu tedavinin hiçbir yan etkisi yoktur çünkü vücut ihtiyacı olan maddeyi ihtiyacı olduğu kadar salgılar. Az ise arttırır, fazla ise azaltır. Hiçbir ilaç kullanılmadığından ilaç yan etkileri görülmez. İlaca bağımlılık oluşmaz. Bir denge tedavisi olduğu için bir süre sonra -ki bir kür en az 6 seans sürer- vücut kimyasalları dengelenir. Geçici nedenlerle oluşmuş psikolojik rahatsızlıklarda 6 seans bile yetebilirken uzun dönemli rahatsızlıklarda tedavi süresi en az 12 seanstır.

    Akupunktur tedavisinin etkili olduğu psikolojik hastalıklar:

    Depresyon

    Anksiyete (Kaygı Bozukluğu)

    Panik atak

    İnsomnia (Uykusuzluk) ve diğer Uyku Bozuklukları

    Kabuslar

    Diş sıkma, Diş gıcırdatma

    Stres

    Kronik Yorgunluk Sendromu

    Tükenmişlik Sendromu

    Sınav Kaygısı (Sınav Heyecanı)

    Konsantrasyon Bozukluğu

    Korkular

    Tikler

    Kekemelik

    Tırnak Yeme

    Saç yolma

    İştahsızlık

    Histeri

    Psikolojik Ağrılar

    Psikosomatik Hastalıklar (Ruhsal Kökenli Bedensel Hastalıklar)

    Huzursuz Bacak Sendromu

    Baş ağrıları

    Çarpıntı

    Bulantı

    Nefes darlığı

    İştah düzensizlikleri

    Gezici ağrılar

    Bağımlılıklar

  • Boyun ve bel fıtığı ve akupunkturla tedavisi

    Omurgamız bizim dik durmamızı ve hareket edebilmemizi sağlayan kemiğimizdir. Omurgamız ‘omur (vertebra)’ adı verilen kemiklerden oluşur. Omurlarımızın arasında da ‘disk’ adı verilen dışı sert ve lifli içi peltemsi yumuşak madde ile dolu bir destek doku bulunur. Diskler, omurga üzerine binen yükü emerek süspansiyon görevi gören kemikler arasındaki yastıkçıklardır.

    Omurlara (eğilme ve ağır kaldırma esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Aynı zamanda iki kemik dokunun birbirine temas etmesini engellerler. Diskler ve omurga eklemleri omurganın hareketli olmasını sağlarlar. Omurganın ortasından ‘omurilik’ adı verilen sinir ağı geçer. Omurilikten çıkan, kollara ve bacaklara giden sinirler, omurlar ve disklerin hemen yanından geçerler. Boynumuzda 7 belimizde 5 omur vardır.

    Yaş ilerledikçe veya travmalar sonrasında diskin dış kısmındaki daha sert olan yapıdaki küçük yırtıklardan içteki yumuşak olan kısım dışarı taşar. Taşan bu madde sıvı özelliğini kaybedip sertleşir. Damar ve sinirlere bası yapmaya başlar. Hadisenin şiddetine göre omurlar arasında yer alan disklerin sıvı içeriği boşalınca disklerin arasında olması gereken esnek bölüm de ortadan kalkacağından bel ve boyun omurlarının esneme kabiliyeti zayıflar. Oluşan bu tabloya omurga bölümüne göre “boyun veya bel fıtığı” (servikal veya lumbal disk hernisi) denir. Bu tablo bazen hızla seyreder ve hasta şiddetli ağrı duyar. Bazen daha yavaş ve sinsi ilerler. Hastalık sinsi ilerliyorsa ani bir hareket, öksürme, aksırma gibi basit bir eylem bile ana tablonun ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Bel ve boyun fıtığında klasik tıptaki yaklaşımlar şunlardır:

    Cerrahi girişim

    Koruyucu tedavi (İlaç tedavisi ile Fizik tedavi ve Rehabilitasyon)

    Akupunktur; bel ve boyun fıtığı tedavisinde üçüncü bir yöntem olarak tüm dünyada saygın bir yer edinmiştir.

    Boyun ve bel fıtıkların %97’si ameliyatlık değildir. Ameliyat gerektirmeyen hastalarda çoğu zaman fizik tedavi, akupunktur ve ilaçlarla tedavi uygulanmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütünün(WHO) bildirdiği akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda boyun ve bel fıtığı yer almaktadır.

    Başlıca fıtık nedenleri olarak; hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, oturarak iş yapmak, şişmanlık, spora ısınmadan başlamak, stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar, ağır kaldırma esnasında yanlış eğilme hareketleri, uzun süreli motorlu araç kullanmak, boynu uzun süre hareketsiz tutarak bir noktaya bakmak, uzun boylu olmak, fazla kilolu olmak, sık topuklu ayakkabı giymek, fazla stresli olmak, kuvvetli ıkınma veya öksürük, bilgisayar ve TV karşısında uzun süre oturmak, egzersiz yapmamak ve soğuk klimaların olduğu ortamda bulunmak sayılabilir. Boyun fıtığında ailesel faktörler de önemlidir. Kişinin ailesinde boyun fıtığı varsa kendisinde de ortaya çıkma şansı artmaktadır. Boyuna alınan darbeler ve geçirilmiş kazalar da boyun fıtığına yol açabilir.

    Boyun fıtığı, meslek hastalığı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Ev hizmetlerinde çalışan kadınlarda, şoförlerde, telefon operatörlerinde, matkap gibi titreşimli cihaz kullananlarda, bankacılarda ve uzun süre bilgisayar ile çalışması gereken mesleklerde boyun fıtığı sık görülmektedir.

    Üretken yaş kabul edilen 30-50 yaş arası görülme oranı yüksektir.

    Bel fıtığı üst solunum yolu hastalıklarından sonra iş gücü kaybı nedenlerinden 2. Sıradadır.

    Boyun fıtığının bulguları:

    Baş dönmesi, baş ağrısı

    Boyun, sırt, kol, omuz ağrısı,

    Kollarda uyuşma ve his kaybı,

    Kollarda karıncalanma,

    Kollarda güç kaybı,

    Kollarda his kaybı,

    Sabah yorgunluğu, gün içinde çabuk yorulma,

    Gaz ve şişkinlik hali

    Halsizlik, sinirlilik hali,

    Sık sık düşüp çıkan tansiyon,

    Kulakta çınlama ve uğultu

    Bel fıtığının bulguları:

    Belde ve / veya bacaklarda dayanılmaz ağrılar vardır. Ağrı oturmak, dolaşmak, öksürmek, gülmek ve hapşırmakla artar. Yatınca azalır.

    Siyatik ağrısı diye adlandırılan, uyluğa, dize, bacak ve topuğa, ayak parmaklarına yayılan ağrı,

    Hareketlerde kısıtlılık,

    Topallayarak yürümek

    Bacaklarda uyuşmalar,

    Kuvvet kaybı

    Bacakta incelme

    AKUPUNKTUR İLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    Akupunktur, vücudu bir bütün olarak tedavi eder ve yeniler. Vücuttaki bütün hücrelerde tamir, bakım ve onarım faaliyetini başlatır.
    Vücuttaki tüm bağ dokularını kuvvetlendirir.
    Dokuların kanlanmasına sebep olur.

    Akupunktur tedavisi hiçbir yan etkisinin olmayışı, kolay uygulanabilmesi, hastanın vücuduna kimyasal etkili maddelerin girmeyişi, uzun süreli tedavinin risklerinin olmaması, etkilerinin hızlı ve kalıcı olması gibi özelliklerinden dolayı bu sorunu yaşayan hastalarda rahatlıkla uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

    Akupunkturun, sadece ağrıyı gidermeğe yönelik semptomatik bir tedavi şekli olarak düşünülmemesi gerekir. Yapılan işlem; ağrıyı oluşturan sebebi tedavi etmektir. Başlangıç düzeyindeki fıtıklarda hastanın şikayetini tamamen düzeltebileceği gibi, ameliyat gereken hastalara da hem ağrı tedavisinde hem de ameliyattan sonraki iyileşme döneminde başarı ile uygulanır.

    Akupunktur tedavi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Kesin yatak istirahatine ihtiyaç göstermez. Böylece iş gücü kaybı önlenir.

    İnsan vücudu, birçok biyokimyasal maddeyi üreten bir ilaç fabrikasına benzetilebilir. Ağızdan vücuda giren besinleri birçok işlemden geçirerek çoğaltır, depo eder ve gerektiğinde salgılar. İşte vücutta bulunan bu doğal ilaçlar akupunktur yöntemi ile vücudun ihtiyaç duyduğu kadar ve yan etki içermeden vücuda salgılatılır. Bununla birlikte ağızdan alınan yapay ilaçlarda, vücuda gerekli olan dozu ayarlamak kolay değildir. Ayrıca bu ilaçların yan etkileri bazen vücudun farklı organ ve sistemlerine zarar verebilir. Örneğin; hastanın bel ağrısını geçirelim derken ilaçlar neticesinde -hiç istemediğimiz halde- midesine zarar verebiliriz. Kısaca vücuttaki o hassas dengeyi bozabiliriz. Akupunktur ise tam tersine dengeleri kurar.

    Akupunkturun fıtık tedavisindeki etkileri:

    1. Ağrıyı Keser: Akupunktur vücudumuzda bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylelikle hasta tedavi başlangıcı ile birlikte ağrı kesicileri kullanmaktan kurtulur. Belki ilk günlerde akupunktur tedavisi ile birlikte kullanmaya devam etse bile tedavi ilerledikçe ağrı kesicileri almayı bırakacaktır.

    2. Kasları Gevşetir: Akupunktur vücudumuzda bulunan kas gevşetici maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili Valiyum noktasına akupunktur iğnesini batırarak GABA’yı harekete geçirir. GABA (Gama-amino-butirik-asid) vücudun çok güçlü kas gevşeticisi olduğu için, hasta kas gevşetici ilaçları kullanmadan, akupunktur tedavisiyle boyun ve bel bölgesinde oluşan kas spazmından kurtulabilir. Kaslardaki spazm çözüldükçe rahatlama artacaktır.

    3. Ödemi çözer: Akupunktur vücudumuzda bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili böbrek üstü bezi noktasına akupunktur yaptığımızda vücudun kortizonu salgılanır. Kortizon hormonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon bel bölgesinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve ödeme bağlı damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkabilir. Bu sayede varsa kol ve bacaklara vuran ağrıda azalma olacaktır.

    4. Psikolojik Rahatlık Sağlar: Akupunktur vücudun sakinleştirici maddelerini harekete geçirir. Akupunktur vücudun Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar. Akupunktur limbik sistemin çalışmasını dengeleyerek kişinin strese karşı tepkisini değiştirir, bünyeyi strese karşı daha dayanıklı kılar ve kişinin endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilir. Ayrıca akupunktur uygulaması ile vücut psikolojik açıdan da rahatlar. Bel veya boyun fıtığının etkisi ile psikolojik açıdan çökmüş olan hastaya büyük bir rahatlama etkisi verir. Günden güne vücudun zindeliği artar. Uykusuzluk, sabah yorgunluğu, halsizlik, stres gibi durumları ortadan kaldırır.

    5. Fıtığı Onarır: Bölgesel olarak kan dolaşımı artar ve tamir mekanizması işlemeye başlar. Diski oluşturan yapılardaki dejenerasyon (bozulma) durur ve bu yapısal elemanlar yenilenmeye başlar.

    Seanslar ilerledikçe oradaki yapısal bozuklukta akupunktur tedavisi sayesinde düzelir.

    6. Kasları Kuvvetlendirir: Omurga çevresi (paravertebral) kaslar kuvvetlenir, duruş (postur) düzelir. Yana eğik veya kambur duran hasta dikleşir. Bu kasların kuvvetlenmesi aynı zamanda fıtık materyalinin geriye dönmesine de yardımcı olur.

    Tedaviyi hızlandırmak amacı ile elektroakupunktur ve lazer akupunktur tedavisi de eklenebilir. Elektroakupunktur tedavisinde vücuda takılan iğnelere elektrik akımı verilir. Bu genellikle tedavinin başında yapılan bir uygulamadır. Ağrının daha çabuk geçmesini sağlayarak hastayı hızlı bir şekilde rahatlatan bir tedavidir. Lazer akupunkturu ise iğne fobisi olanlara uygulanan bir tedavidir.

    Bazı ağrılarda ilk seansta rahatlama başlar. Kronik ve uzun süreli ağrılarda genellikle 4–5 seans sonunda cevap alınmaya başlar.

    Akupunktur tedavisi çok ağrılı durumlarda her gün uygulanabilir. Ama genellikle uygulanan tedavi prosedürü haftada 2-3 kez uygulanması şeklindedir. Seanslar 20-30 dakika arası sürmektedir. Toplam 15-20 seans uygulanmaktadır. Kişinin şikayetleri tamamen geçene dek tedavi uygulanır.

  • Selülit ve akupunkturla tedavisi

    Selülit; derialtı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Selülitte önce bölgesel yağ birikimi olur. Zamanla biriken yağlar damarları sıkıştırarak dolaşımı bozar. Dolaşım bozukluğu sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Yağkarın ve sıvıların baskısı ile dokular beslenemez ve yapıları bozulur. Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken, diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, sertleşmesine yol açar. Yağ hücre gruplarının arasında oluşan fibrotik bantlar aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşturur. Bu nodüller deri yüzeyinde çöküntülere ve portakal kabuğu görünümüne neden olur. Daha ileri aşamada nodüller birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturur ve cildin kapitone bir görünüm almasına sebep olur. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine baskı yapması sonucu ağrı oluşabilir. Estetik bir problem olmaktan çıkar ve tıbbi bir sorun haline gelir. Yani kadınlara estetik kaygı yaşatan selülitin portakal kabuğu görünümü buzdağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısımda hastalık vardır. Selülit varis, çabuk yorulma, ciltte sarkma ve çatlamalara neden olur.

    Selülit Nedenleri:

    Hormonal nedenler: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan ve dokularda su tutma özelliğiyle selülit oluşumuna zemin hazırlayan Folikül uyarıcı hormonun (FSH) aşırı artışı.

    Genetik: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

    Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Damar yollarında oluşan selülit damarları sarar, sıkar ve kan dolaşımını daha da zorlaştırır. Bunun sonucu varisler oluşur. Buda, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

    Kabızlık

    Hipotiroidi

    Doğum kontrol hapı kullanımı

    Karaciğerin kötü fonksiyonu

    Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler

    Korse, dar elbiseler, kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri

    Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo alıp verme ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler yatkınlığı arttırır.

    Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.

    Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.

    Hareketsiz bir yaşam.

    Selülitten Korunma;

    Düşük kalorili besinlerle beslenilmelidir

    Aşırı kilo alınmamalıdır

    Spor yapılmalıdır

    Vitamin ve mineralden zengin beslenilmelidir.

    Yeterince su alınmalıdır.

    Selülit Tedavisi

    Normal zayıflama programıyla selülit geçmez. İlaç, krem veya jel tedavide etkili değildir.

    Akupunktur;

    Akupunktur birçok hastalığa çözüm olan ilaçsız yan etkisiz bir tedavidir.

    Akupunktur iğnelerinin selülitli alanlara batımı ile yağ dokuları uyarılır. Yağlar lenf dolaşımı ile atılır.

    Kollajen ve elastin artar. Böylece kollajen artışı ile sıkılaşma da elde edilir ve sarkma problemi yaşanmadan selülit problemi çözümlenir.

    Akupunktur kan ve lenf dolaşımını arttırır. Dokuların beslenmesini sağlar.

    Hormonal dengeyi sağlayarak selülit oluşumunu engeller,

    Ödemi ve iltihabı çözerek selülit tedavisinde etkili olur.

    Selülitte, akupunktur tedavisi üç aşamalı olarak yapılır.

    Vücut akupunkturu: Amaç selülitli bölgeden geçen meridyenlerdeki enerjinin harekete geçirilmesi ve durgunlaşmanın giderilmesidir. Uyluk bölgesinde öncelikle, dalak, safra kesesi, mide ve mesane merdiyenleri geçtiği için, bunlara yönelik tedavi programları düzenlenir.

    Bölgesel Akupunktur: Bu tedavide selülitli bölgedeki lokal kan akımının arttırılması, dolayısıyla biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek hasta bölgeden uzaklaştırılması amaçlanır. Tedavi iğneler takılarak elektroakupunktur cihazı ile iğnelere belli frekansda akım verilerek yapılır.

    Tedavinin üçüncü aşamasında, akupunktur iğneleri çıkarıldıktan sonra, selülitli bölgeye özel bir yağ sürülerek, kupa tedavisi uygulanır. Selülitli bölgeye sürülen özel yağın lokal etkisi ve kupa tedavisi ile yine bu bölgede biriken yağlar, dolaşıma katılarak uzaklaştırılır. Aynı zamanda cildin düz bir görünüm alması sağlanır.

    Her hafta iki seans olmak üzere en az 8-10 seans tedavi uygulanır.

  • Akupunktur tedavisi ve akupunktur ile zayıflama

    Akupunktur, vücudun belli noktalarına özel iğneler batırılarak yapılan doğal ve etkili bir tedavi yöntemidir. Akupunktur noktalarının özel iğnelerle uyarılması, otonom sinir sistemi üzerinden vücudun iç dinamiklerini harakete geçirerek ilaç etkisi oluşturur.Otonom sinir sistemi; vücuttaki organ ve sistemlerin belli bir uyum içinde çalışmasını sağlayan bır çeşit haberleşme sistemidir. Akupunktur tedavisinde amaç, hastalığın belirtilerini tedavi etmenin yanı sıra hastalığın nedenini ortadan kaldırmaktır.Akupunktur noktaları telefon tuşlarına benzetilebilir.Nasıl ki belli numaraları tuşladığımızda belli kişilere ulaşabiliyorsak, akupunktur iğneleri de belli noktalara batırıldığında belli etkiler ortaya çıkarmaktadır.Bu durumda otonom sinir sistemini de telefon santraline benzetmek doğru olacaktır.

    Akupunktur Tedavisinin Kullanıldığı Durumlar;

    Bağımlılık Tedavisi: Sigara, Alkol, Madde bağımlılığın yanı sıra yiyecek bağımlılığı

    Romatizmal Hastalıklar: Romatizmal hastalıklar )ankilozan spondilit, romatoid artrit v.b), vücut bağışıklık sistemindeki düzenin bozulmasıyla ortaya çıkan uzun süreli hastalıklar. Vücudu dış etkenlere karşı korumakla görevli bağışıklık sistemi hücreleri vücudun kendi dukarına karşı savaş açar ve onları tahrip eder. Bunu; bir ülkenin başı bozuk ordusunun kendi insanlarına zarar vermesine benzetebiliriz.Bu durumda mevcut romatizmal hastalığı tetikleyen faktörleri tespit etmek ve düzeni bozulmuş bağışıklık sistemini akupunktur ve ozon tedavisi ile dengelemek gerekir.

    Eklem Kireçlenmeleri: Dejenaratif eklem hastalıkları olarak da adlandırılan eklem kireçlenmelerinde ağrının nedeni eklemlerdeki kayganlığı sağlayan eklem sıvısının azalması ve eklem kıkırdağının incelmesidir. Akupunktur tedavisinde amaç, eklemdeki ağrıyı kesmekten çok azalmış eklem sıvısını arttırmakve hasara uğramış eklem kıkırdağını tamir etmektir. Tüm bu etkiler hasarlı ekleme tamirden sorumlu bağışıklık sistemi hücrelerini yönlendirmekla olur. Akupunktur ile beraber hasarlı eklem içine ozon gazı enjeksiyonu hastalarda yüz güldürücü sonuçlar alınmasına neden olmaktadır.
    Diyabet (tip2): Akunktur ıle pankreastan salgılanan insülin kalitesinde ve miktarında artma olmakla beraber kandaki glikozun dokulara girişini sağlayan insülin resöptörleinde sıvıca artma olmaktadır.

    Alerjik Hastalıklar: Alerji; vücudun bağışıklık sistemi hücrelerinin dıştan gelen yabancı maddelerle savaşıdır. Alerjik reaksiyonun olduğu organ olumsuz yönde etkilenir ve hasar görür. Bu durumda alerjik reaksiyonu tetikleyen faktörleri tespit etmek ve bağışıklık sistemini akupunktur ve ozon tedavisiyle dengelemek gerekir.

    Hormonal Bozukluklar: Adet düzensizliği, tiroid fonksiyon bozuklukları, menepozda ve hormonal bozukluklarda eksik veya fazla salgılanan hormonların normal düzeye getirilmesi akupunktur ile mümkün olmaktadır.

    Kronik Sinüzit

    Cilt Hastalıkları: Egzama, ürtiker, atopik dermatit, sedef hastalığı ve vitaligo gibi cilt hastalıklarında akupunktur tedavisiyle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
    Sindirim Sistemi Hastalıkları: Mide ülseri, Gastrit, Spastik kolon, Gastroözefagaial reflü, Hemeroid

    Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları: Hipertansiyon, Hipotansiyon, Kalp ritim bozuklukları, Kalp yetmezliği

    Psikolojik Kökenli Hastalıklar: Depresyon, Panik bozukluk, Uyku bozuklukları

    Akupunktur tedavisi sırasında vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar kişiye huzur verir ve yatıştırıcı etki yapar. İlaçlarla sağlanmaya çalışılan etki akupunktur tedavisi ile vücudun kendisine yaptırılmış olur. Böylece daha kısa sürede daha sağlam ve etkili sonuç elde edilir.

    Baş Ağrıları: Migren, Gerilim tipi baş ağrıları

    Baş ağrıları, akupunktur tedavisinin en kısa sürede sonuç verdiği rahatsızlıklardan biridir. Burada amaç baş ağrısını baskılamak değil, baş ağrısına neden olan organ fonksiyon bozukluğunu düzelterek hastalığı kalıcı olarak tedavi etmektir.

    Kas Ağrıları
    Yüz Felci
    Baş Dönmesi ( vertigo )
    Kulak Çınlaması ( tinnitus )
    Cinsel Fonksiyon Bozuklukları İktidarsızlık, Erken Boşalma, Frijidite ( cinsel soğukluk )
    Felç Sonrası Durumlar (Serebrovasküler hastalıklar)
    Nörodejeneratif Hastalıklar: Multipl skleroz (MS) gibi
    Epilepsi
    Trigeminal Nevralji
    Polinöropatiler

    Akupunktur ve Zayıflama

    Obezite ( şişmanlık ), sadece estetik bir problem olmayıp ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite tedavisinde öncelikle hastadaki fazla kiloların sabebi araştırmalı ve sebebe yönelik tedavi paketi uygulanmalıdır.

    Ülkemizde akupunktur uygulayan hekimlerin obezite tedavisine ağırlık vermesi halkımızın akupunktur tedavisini sadece zayıflama tedavisi olarak algılamasına sebep olmuştur. Ancak 5000 yıllık köklü bir geçmişe olan bir tedavinin, sadace zayıflamaya yönelik bir tedaviymiş gibi algılanması akupunktur tedavisinin ülkemizde hak ettiği yerde olmadığının en büyük göstergesidir.

    Akupunktur Nasıl Zayıflatır?

    Pankreastan salgılanan insülinin kalitesini ve sayısını arttırır. Dokulardaki insülin resöptörlerinin sayısını ve duyarlılığını arttırarak yiyeceklerin daha kolay yakılmasını sağlar.

    Mide asit düzeyi kontrol altına alınarak sürekli atıştırma hissi uyandıran mide kazınmas�� ve yanması gibi durumlar önlenir.

    Metabolizma hızını düzenler.

    İştahı düzenler, çabuk doymayı sağlar.

    Kişiye huzur veren etkisimden insan iradesi üzerindeki olumlu etkilerden dolayı diyet yapmayı kolaylaştıtrır, yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.

  • Akupunktur tanısı

    Akupunktur Latince bir kelimedir.

    Acus ( iğne) ve puncture (delmek ) kelimelerinin birleşmesinden oluşur, iğnelemek anlamına gelir.

    Akupunkturun simgesi ‘ TAİJYİ ‘ denilen ‘ Büyük İkilem’ dir. Bu ‘ yin ‘ ve ‘ yang ‘ ı simgeler. Çin felsefesine göre evrendeki tüm varlıklarda yin ve yang birlikte bulunur. Birbirine karşıt olmayı anlatır ve dengeyi temsil eder.

    Akupunkturu anlamak için ‘çiğ ‘ denilen ve vücuttaki meridyenlerde dolaşan enerjiyiden de bahsetmemiz gerekir. Akupunktur felsefesinde meridyenlerdeki tıkanmalar bu çiğ dediğimiz enerjinin dolaşımını bozar ve hastalıkların oluşmasına neden olur. Akupunktur tedavisi ile bu tıkanıklıklar giderilir.

    Meridyen dediğimiz enerji kanalları 12 çift ve 2 tek meridyen olarak vücudumuzda bulunurlar,ayrıca kulak yoluyla da bu kanallara ulaşabiliyoruz. Çünkü kulak vücudumuzun küçük bir modelidir. Meridyenler üzerinde bulunan akupunktur noktalarını uyararak enerji düzenlemesi yaparız.Yapılan incelemeler bu noktaların uyarılması ile vücudumuzda endorfin, enkefalin, seratonin gibi maddelerin salgılandığı, bu maddelerin de ağrı kesici, stres giderici etkilerinin olduğunu göstermiştir.

    Akupunkturun tarihçesi 5.000 yıl öncesinde Çin’ de Sarı Krallık döneminde yazılan Huang Dy Ney Jyng adlı kitapda akupunktur ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bazı yayınlarda ve araştırmalarda ise Uygur Türkleri’ ne dayandığı söylenmektedir.

    Günümüzde Fransa, Almanya, Amerika’ da yaygın olarak kullanılmakta, enstitüleri açılmakta, birçok araştırma ve yayınlar yapılmaktadır. Ülkemizde de her geçen gün yaygınlaşmakta önemi anlaşılmaktadır.

    5.000 yıllık bir tedavi yönteminin bugün hala geçerliliğini sürdürmesi dikkat çekicidir.

  • Akupunktur tarihçesi ve tedavi metodları

    Latince acus iğne, punctura batırmak, delmek anlamına gelir. Batı dillerindeki akupunktur sözcüğü Çince’de zhen jiu (zhen:akupunktur, jiu:moksibasyon) olarak kullanılır. Moksa adlı bitki yakılarak bazı noktalar ısıtılır. Buna moksibasyon denir.

    Çok eski dönemlerde, akupunktur tedavisi için keskin kenarlı taşlar kullanılmaktaydı. Zamanla bu taşların yerini kemik veya bambudan yapılan materyaller aldı. Daha sonra değişik metallerden yapılan iğneler kullanıldı. Günümüzde ise tek kullanımlık altın, gümüş ve çelikten üretilen iğneler kullanılmaktadır.

    Akupunktur vücut akupunkturu ve mikrosistemler olarak uygulanır. Vücut akupunkturunda 12 çift, 2 tek 14 ana meridyen ve ekstra meridyenlerin gövde, baş, boyun, kollar ve bacaklarda bulunan noktaları kullanılır. Mikrosistemler ise kulak (auriculotherapy), eller – ayaklar (su jok akupunktur) ve baş (scalp acupuncture) bölgeleridir.

    Meridyenler tüm vücudumuzu baştan ayağa dolaşırlar. Chi (qi) adı verilen hayat enerjisi de bu meridyenlerde akış halindedir. Geleneksel Çin tıbbına göre herhangi bir nedenle Chi’nin vücutta dolaşımı engellendiğinde hastalıklar ortaya çıkar.

    İnsan vücudu kırık bir kemiği iyileştirdiği gibi kendisini iyileştirme yeteneğine sahiptir. Akupunktur noktalarına iğne batırılarak beyne uyarı gönderilir ve insan vücudunun kendisini iyileştirme yeteneği ve mekanizmaları harekete geçirilir. Böylece bloke olan enerjinin akışı ve tedavi için gerekli maddelerin vücut tarafından salgılanması sağlanır. Enerji akışı dengeye gelince hastalık da iyileşmiş olur.

    Akupunktur Tarihçesi

    Akupunktur 5000 yıllık geçmişi olan bir tedavi yöntemidir.

    Akupunktur hakkında bilinen ilk kitabı Sarı İmparator Huang Di Nei Jing milattan iki yüzyıl önce yazmıştır. Bu kitapta akupunktur noktaları tanımlanmış ve pek çok hastalığın nasıl tedavi edildiği yazılmıştır.

    17. yüzyılda Çin’e giden misyonerler akupunkturun batıya geçişini sağlamışlardır. Akupunktur batıda uygulanmaya başlamışken 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Çin’de özellikle sarayda yasaklanmış olmasına rağmen halk arasında uygulanmaya devam etmiştir. 20. yüzyılın ortasında ise yeniden yaygın şekilde uygulanmaya başlamıştır. Akupunktur bilen, yalın ayak doktorlar (barefoot doctors) olarak adlandırılan sağlık personelleri tüm ülkeye yayılarak birinci basamak sağlık hizmetinde önemli rol oynamışlardır.

    Akupunkturun ilk kez Uygur Türkleri tarafından uygulandığı da söylenmektedir. Bazı kazılarda bulunan ve akupunktur noktalarını gösteren eserler bu görüşü desteklemektedir.

    Akupunkturun etkileri:

    *Analjezik etki: Akupunkturun en çok bilinen ve kullanılan etkisidir. Çeşitli ağrıların giderilmesinde kullanılır.

    *İmmun sistemi düzenleyici etki: Akupunktur vücudun direncini artırır.

    *Homeostatik etki: Homeostazis organizmanın iç ortamının sabit tutulması, korunmasıdır. Akupunktur otonom sinir sistemi üzerinden homeostazisi sağlar.

    *Sedatif etki: Akupunktur tedavisi sırasında çekilen EEGlerde beyin dalgalarında değişimler tespit edilmiştir. Uyku bozukluklarının tedavisinde akupunkturun bu etkisinden yararlanılır. Akupunktur seansı sonrasında hastalar oldukça dinlenmiş ve rahatlamış hissederler.

    *Psikolojik etki: Akupunktur ile dopamin ve serotonin düzeyleri artırılabilmektedir.

    *Motor iyileştirici etki: Bazı felçlerde iyileşme sağlanabilir.

    *Rejenerasyon yapıcı etki: Akupunktur bölgesel kan akımını artırır. Böylece hücre yenilenmesini sağlar.

    Akupunktur Nasıl Uygulanır?

    Akupunktur belli noktalara özel iğnelerin yerleştirilmesiyle uygulanır. İğnelerde herhangi bir ilaç yoktur.

    Akupunktur seans sıklığı hastalığa göre değişir. Her gün, haftada 2-3 kez, haftada 1 kez veya ayda 1 kez yapılabilir. Bazı durumlarda, her yıl belli dönemlerde bir kaç seans tedavi uygulamak gerekebilir

    Akupunktur seansının süresi genellikle son iğne batırıldıktan sonra 20-30 dakika arasındadır.

    Akupunkturun Yan Etkisi Var Mıdır?

    Yeterli eğitimleri almış bir hekim tarafından uygulandığı takdirde akupunktur oldukça güvenli bir yöntemdir. Bazen iğne batırılan yerde morarma olabilir.

    Akupunktur uygulamalarında steril ve tek kullanımlık iğneler kullanılması gerekir. Bu enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasını önlemek için şarttır.

    Akupunktur İğnesi Acıtır Mı?

    Vücuduna iğne batırılması düşüncesi pek çok insanı huzursuz eder. Akupunktur iğneleri çok ince altın, gümüş ya da çelikten yapılan iğnelerdir. İğne batırılırken acı hissedilmez ya da sinek ısırığı tarzında hafif bir acı hissedilebilir. Vücuduna batırılmış iğneler olmasına rağmen, seans sırasında bazı hastaların uyuduğu görülür.

    İğne fobisi olanlar ve çocuklarda lazer akupunktur uygulanabilir.

    Akupunktur Seansı Öncesi ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar Nelerdir?

    Akupunktur seansı öncesi ağır yemek yenmemeli veya çok aç olunmamalıdır. 4 saat önce ve 2 saat sonraya kadar (seans günü uzak durulursa daha iyi) alkol alınmamalıdır. Aşırı aktivitede bulunulmamalıdır. Seans günü istirahat etmekte fayda vardır.

  • Akupunktur ile sigara bırakmak mümkün mü ?

    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir.

    Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.

    Sigara bırakmak için kulak akupunkturu uygulanır.kulak akupunkturun önemi ise vücudun sigara isteğini keser .sigaraya karşı aşırı duyarlılık yanı sigara dumanı veya kokusuna karşı aşırı derecede tiksinti ve mide bulantısına yol açtığından tedavi süresince sigara içme gibi durum olmaz. Hasta rahat şekilde strese girmeden ve iştahı açılmadan sigara bırakır.

    Çünkü kulak akupunkturu uygulandığında iştah kesme noktaları ve beyini sakinleştirici özelliği olan noktalara da kulak akupunkturu uygulanır.

    Akupunktur İle Kaç Seansta Sigara Bırakılabilir ?

    Sigara bırakmak için 2 gün aralıklarla 5 seans yeterli olmaktadır.7 -15 gün aralıklar sürebilir.

    Sigarayı Bırakmak İsteyen Kişi Neler Yapmalıdır ?

    Öncelikle kesin karar verdiğinden emin olmalıdır.Çoğu zaman bir gün belirlemek ve buna hazırlanmak yararlı olmaktadır. Tedaviye gelmeden önce en az 12 saat sigara içmemiş olması gerekmektedir.

    Akupunktur Tedavisi İle Sigarayı Bırakmada Başarı Oranı Nedir ?

    %90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

  • Migren tedavisinde akupunkturun yeri

    Migren halk arasında yarı baş ağrısı olarak bilinen özellikle genç yaş bayanlarda erkeklere oranla 3 kat fazla görülen zonklayıcı, ışığa ve sese hassasiyet, mide bulantısı gibi şikayetlerin eşlik ettiği nörolojik bir bozukluktur. Migren, sadece baş ağrısı değildir. Otonom sinir sisteminden kaynaklanan bio-elektriksel bir hastalıktır. Atak sırasında, otonom sinir sisteminin temel işlevleri olan damar-sindirim-dolaşım geçici aksar.

    Akupunktur kliniklerine gözlemlerime göre obezite şikeyetinden sonra en fazla başvuran hasta grubunu oluşturmaktadırlar.

    Migren hastaları genellikle hertürlü tedavi ve ilacı kullandıktan sonra son tercih olarak akupunktura başvurmaktadır.

    Geleneksel Çin Tıbbına göre başağrısının 2 nedeni vardır.

    1. Karaciğer Yangının hiperaktivitesi,

    2. Böbrek Yin yetmezliği olarak sınıflandırılır.

    Akupunktur uzmanı hekimler hastalarında nabız veya dil muayenesi başta olmak üzere birçok farklı metod ile tanı koyup tedaviye başlarlar.

    Yapılan ulusal ve uluslararası birçok çalışmada akupunktur tedavisinin baş ağrılarının görülme sıklığını azalttığı ve baş ağrısının şiddetinde belirgin azalmaya neden olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle endorfin salgısı ile opierjik yanıt sonucu hastaların ağrısında azalma belirgin görülmektedir. Örneğin 4 ayrı çalışmada akupunktur tedavisinin ilaç kullananlara oranla baş ağrısını%41 oranında azalttığı ve ilaçlardan çok daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Akupunktur hekimlerinin doğru tanı ve doğru nokta seçimleri ile hastalar birçok semptomda hafifleme ve rahatlama yaşayabilir.

  • Akupunktur hakkında merak ettikleriniz

    Akupunktur tedavisi ile kişiler kilo vermeye hazır hale getiriliyor. Aslında kilolar, herkesin şahsına özel hazırlanan beslenme programları sayesinde azalıyor. Akupunktur tedavisi dört madde ile diyet yapanlara da yardımcı oluyor;

    1.İştah frenleniyor ve kapatılıyor. Yemek yediğimiz zaman ortaya çıkan endorfin(mutluluk hormonu) salgısının artmasına gerek kalmıyor, çünkü akupunktur tedavisi vücuda endorfin salgılatıyor.

    2.Metabolizma hızını ve aktivitesini düzenliyor.

    3.Mide yanması ve ekşimesi, tansiyon ve kan şekerinin düşmesi veya yükselmesi gibi diyet uygulanırken ortaya çıkabilecek olan muhtemel yan etkileri ortadan kaldırıyor. Kan şekeri düşmesine bağlı olarak yaşanan acıkma veya gastrit şikayetinde ki mide yanmasını bastırmak amacı ile yemeyi ortadan kaldırıyor.

    4.Diyet yapan kişilerde görülen stresi azaltıyor. Bu sayede stresten kaynaklanan ve kilo vermeyi engelleyen hormon ve enzim aktivitelerini düzenliyor. Çünkü genel olarak stres altında ve doğal sonucu olarak enzim ve hormon aktiviteleri bozuk olan kişiler, hızla kilo almaktadır

    5.Halsizlik ve bitkinliği önler.

    Bu maddeler neticesinde de kişiler daha rahat diyet yapılabilmekte ve metobolizma düzenli çalıştığı için diyete bile yer yer gerek kalmadan zayıflamak mümkündür.

    “Akupunktur tedavisi ile kaybedilen kilolar tekrar geri alınır mı?”

    Kiloların geri alımı konusu söz konusu değildir. Çünkü hangi yöntem olursa olsun yapılan yanlış, genelde kiloların verilmesinin geçici bir süreç için olduğu inancıdır. Önemli olan nokta verilen kilolardan sonra vücudu yeni durumuna adapte etmek ve alıştırmaktır. Bu da ‘’koruma tedavisi’’ dediğimiz program ile gerçekleşmektedir. Kişilerin vermiş oldukları kiloların miktarı ile orantılı bir ‘’koruma programı’’ uygulanmaktadır. Yeni kilosuna vücut adeta alıştırılıyor ve bunu uygulayan kişiler şok şeklinde kiloları geri almamaktadır.

    Akupunktur tedavisinin veya uygulamasının yan etkileri var mıdır?

    Vücuda dışardan herhangi bir kimyasal madde verilmediği için kesinlikle doğal bir tedavi yöntemidir ve hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Uygulanmadığı üç durum vardır:

    1.Emziren anneler (ilk 6 ay)

    2.Radyoterapi ve kemoterapi görmekte olan kanser hastaları

    3.Kalbine pace-maker (kalp pili) takılmış olan kişiler.

    Bunların haricinde herkese uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisini kimler uygulayabilir? Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda bir kontrol ve yaptırım uygulaması var mı?

    Türkiye’de akupunktur tedavisi uygulayabilmek için öncelikle Tıp veya Diş Hekimliği Fakültesi mezunu ‘’hekim’’ olmak gerekmektedir. Fakat Sağlık Bakanlığı buna da bir kural ve uygulama getirmiş durumdadır. Sağlık Bakanlığı tarafından verilmiş olan ‘’Uygulama ve Yetki Belgesi ve Sertifikası’’ bulunan hekimler bu uygulamayı yapabilirler.

    Akupunktur uygulamasında yaş sınırlaması var mıdır?

    Akupunktur tedavisi tamamen doğal, kimyasal madde içermeyen bir uygulama olduğu için her yaşta uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisinin yan etkisi var mıdır?

    Hijyenik ve kurallar çerçevesinde yapılan tedavilerin hiçbir yan etkisi yoktur.

    Akupunktur uygulamasında, iğneyle mi yoksa lazer akupunktur olarak mı yapılacağına nasıl karar verilmektedir?

    Akupunktur uygulaması, klasik vücut akupunktur iğneleri, kalıcı kulak iğneleri gibi kılcal iğnelerle uygulanabildiği gibi, iğne korkusu olanlarda (genellikle çocuklar) lazer akupunktur tedavisi de kullanılabilir.

    Çocuklarda beslenme bozukluğu konusunda akupunkturun etkisi var mı?

    Gelişme çağında olan çocuklarda iştahın kapatılması yönünde akupunktur uygulaması yapılabilir. Ancak uygulanacak olan beslenme programının, çocukların gelişme çağında olduğu da göz önünde bulundurularak çok dikkatli ayarlanması gereklidir.

    Özellikle altını ıslatan çocuklarda bu yöntem uygulanabilir mi?

    Enuresis Nokturnae (Gece altını ıslatma) olgularında, temelde yatan sebep anatomik bir bozukluk (idrar kesesi kaslarının zayıflığı, üriner sistem enfeksiyonu, idrar kesesini inerve eden sinir basısı) değil ise akupunktur tedavisi ile sonuç yüzde 75-80 gibi çok yüz güldürücü bir orandadır.

    Son zamanlarda özellikle çocuk yaşlarda başlayan astım, alerji, sinüzit gibi hastalıkları akupunktur sayesinde tedavi etmek mümkün müdür?

    Alerjik astım, alerji ve sinüzit olgularında akupunktur tedavisi, tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi öncelikle konunun uzmanı olan “Göğüs Hastalıkları,” Kulak Burun Boğaz” gibi uzmanlarınca değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir. Tedavisi başarısız olan kişilerde akupunktur tedavisi bir alternatiftir ve mutlaka denenmelidir. Yapılan tedavilerde başarılı sonuçlar göz ardı edilmeyecek kadar fazladır.

    Akupunktur seansları neye göre değişiklik gösterir?

    Yaşa, cinsiyete ve kişiye göre tedavilere yanıt değişmektedir. Unutulmamalıdır ki her organizma birbirinden farklı bir yapıya sahiptir. Ancak, çok genel olarak söylenebilir ki, hastalığın kişide kronikleşmesi geçen süre ile alakalı olduğu için, hastanın yaşının küçük olması ve erken teşhis bu konuda avantaj sağlamaktadır.

    Hamileler içi akupunktur tedavisi uygun mudur?

    Toplumumuzda, akupunktur konusunda bazı yanlış kanılar mevcuttur. Akupunktur tedavisi tamamen yan etkisiz ve doğal bir tedavi metodu olmasına rağmen, “Hamilelikte akupunktur tedavisi uygulanmaz’’ önyargısı devam etmektedir. Oysa bu yanlış kanının yerleşmesinin nedeni, hamile kalan kadınların, kilo fazlası olan normal kişiler gibi, akupunktur tedavisi ile birlikte zayıflamak için uygulanan sert diyet ve beslenme programlarını edememeleridir. Uygun bir beslenme programı ile, kilo kontrolü için akupunktur tedavisi hamilelik döneminde, ne anneye nede bebeğe zarar verir.

    Akupunktur tedavisi ile hamile kadınlar, zarar görmeden formunu koruyabilir mi?

    Bu dönemde, uygulanması gereken akupunktur tedavisi ile verilecek diyetin hamileliği takip eden “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı” tarafından ayarlanması gereklidir. Hamilelik döneminde gereğinden fazla kilo almamak, hamilelik aşermesinin bir nebze önüne geçmek ve iştahı kontrol etmek için akupunktur tedavisi güvenle uygulanabilir. Bunun yanı sıra, hamilelik döneminde aşırı bulantısı olan kişilere, bu sıkıntıları için tedavi uygulanabilir. Ayrıca hamilelik döneminde sigaranın zararlarından korunmak için bu alışkanlıklarını terk etmek isteyen kişiler de akupunktur tedavisinden faydalanabilirler.

    Akupunktur ile kısırlık tedavisi de yapmak mümkün mü?

    Akupunktur tedavisi, tüm tetkikleri yapılmış, gebe kalmak için tüm tedavi metotları (tüp bebek, mikroenjeksiyon vs.)denenmiş fakat sonuç alınamamış, herhangi bir yapısal bozukluğu (tüplerin tıkalı olması vs.) olmayan kişilere, çocuk sahibi olmak için uygulanabilir. Bu alternatif tedavi metodu, en son tercih olarak, mutlaka denenmelidir. Tüm doğada olduğu gibi, insan vücudunda da bir enerji dengesi vardır. Bu dengenin tekrar düzenlenmesi esasına dayanan akupunktur tedavisi ile alınmış pozitif sonuçlar küçümsenmeyecek kadar fazladır.

  • Elektro akupunktur tanı yöntemi e.a.v (electro. Accu. Voll) yöntem nedir?

    Sağlığı koruyucu, Hastalık Tedavisi, Hastalık Sonrası Rehabilitasyon ve Acil durumlarda gelişen tıbbi disiplinler dönemin ve toplumların gereksinimlerini karşılamak doğrultusunda binlerce yıldan beri evrimleşmektedir.

    Modern tıp alanında gelişen tanı metotlarından biyomedikal laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri akut – acil durumlarda ve klinik seviyedeki hastalıkların teşhisinde başarılı olurken, kronik ilerleyici hastalık süreçleri, hastalık öncesi sağlık bozulmaları ve sağlık durumunun devamlılığı konusunda bireye özel önleyici ve destekleyici tıbbi yaklaşımların oluşturulmasında yetersiz kalmaktadır.

    Özellikle Kuantum Fizik alanındaki son gelişmeler Yaşam, Varlık, Sağlık ve Tıp alanlarında yeni tanımlamaları gündeme getirmiştir. Yeni anlayışa göre Yaşam: madde ve enerjinin fonksiyonel işbirliğidir.

    Hücre + Hücre zarı elektriksel potansiyeli + Hücrenin yaşamsal süreçlerini düzenleyen manyetik alanı.

    Hücre zarı elektriksel potansiyeli fizyolojik fonksiyonlar hakkında ölçüm yapıp bilgi alabildiğimiz süreçlerin olduğu kısımdır. EAV teşhis yöntemi EKG. EMG. EEG gibi hücre zarı elektriksel potansiyelindeki değişiklikleri saptayabilen yeni nesil tanı yöntemidir.

    ELEKTRO AKUPUNKTUR TANI YÖNTEMİ E.A.V.

    E.A.V Dr.Voll tarafından geliştirilen ve organizmanın ilgili test verilerine tepkisinin deri üzerindeki akupunktur noktasından sorgulandığı tanı yöntemidir. Akupunktur gibi Bütünsel Tıp alanlarında, çalışan Hekimlerce 1970 li yıllardan bu yana sürekli olarak geliştirilmekte ve kullanılmaktadır. Bu yöntem binlerce yıllık geleneksel ve tamamlayıcı şifa sanatları ile modern Batı teknolojilerinin bir sentezidir.

    E.A.V YÖNTEMİN AMAÇLARI:

    Akupunktur meridyenlerindeki enerji dengesizlikleri sağlık dinamiklerinden uzaklaşma ve hastalığa kadar giden süreçleri başlatır. Binlerce yıldan beri Akupunktur vücudun temel düzenleme mekanizmalarını dengede tutmak amaçlı uygulanmaktadır.

    E.A.V yöntemi

    1-Bireyin sağlık durumunun değerlendirilmesinde

    2-Hastalık seviyesine ulaşmamış, klinik testler ile saptanamayacak seviyedeki sağlık sorunlarının değerlendirmesinde

    3-Klinikolarak saptanmış hastalıkların nedenleri hakkında detaylı analiz imkanı sağlayarak hızlı bir şekilde anlaşılmasında

    4-Etkintedavi kürlerinin planlanmasında,

    5-Hastanın tedaviye uyumunu optimize etmede

    Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp hekimlerinin tercihi olmuştur

    YÖNTEM:

    EAV (Elektro AccuVoll) test; EKG. EEG. EMG gibi elektrodermal testler arasında olup bir elektriksel devre üzerinde hastanın Bağdokusunun iletkenliği (Biyoimpedans)ve akupunktur noktasının elektriksel potansiyelini ölçme esasına dayanır.

    Potansiyeldeki değişimlerin tespiti ile bireyin sağlık durumu ve tedavi engellerin şiddeti hakkında ayrıntılı bilgi elde edilir. Bireyin sağlık dinamiklerine bağlı olarak ölçüm döngüsünde kullanılan test maddeleri ile ilgili uyaranlara deri direnci ve akupunktur nokta potansiyeli net bir “evet” veya “hayır” olarak cevap verir.

    Bu yöntem Bağ dokusunun, organların sağlık durumu,, Biyolojik yaş,Sağlığı bozucu sebepler , Latent asidoz, ,Alerjiler ,Gıda İntoleransları, Ağır metaller, Akut ve kronik enfeksiyon yükleri, doku ve hücresel seviyedeki hormon, enzim ,vitamin, mineral eksiklikleri hakkında bilgi verir..

    Bütünsel sağlık anlamında bireye özel geleneksel ve tamamlayıcı tıp kürlerinin panlanmasına yardımcı olur.