Etiket: Akne

  • Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik Dönemi Aknesi Nedir, Nasıl Başlar?

    Akne, derinin yağ dengesini sağlayan sebum adlı maddenin salgısını yapan özel keseciklerin tıkanmasından kaynaklanan deri hastalığıdır. Ergenlik döneminde daha sık görülür. Hormonal faktörler, genetik yatkınlık, yanlış beslenme ve hatalı temizleyicilerin kullanılmasıyla şiddeti artabilir. Uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle tedavisi sabırla ve dikkatle yapılmalıdır. Tedavinin aksaması veya yarıda bırakılması ömür boyu kalacak izlerin oluşmasına veya aknenin ileri evreye geçip kötüleşmesine sebeb olur. Ben kliniğimde ergenlik aknesini en sık cildin aşırı yağlanması, t bölgesi denen alın burun ve çene kısmının kirli ve tıkaçlı görünümüyle tespit ediyorum. Bu dönemde hastanın dermatoloğa başvurması hatalı ürün kullanımını engelleyip başlangıçtan itibaren akneyi kontrol etmemi sağlıyor. Genelde sorunlu cilt kirli göründüğü için sürekli yıkama davranışına sebeb oluyor . kirli görünümlü cilt sorunlu cilde dönebiliyor. Kuruluk, pullanma, kızarıklık ve iltihaplı kesecikler bu duruma eklenebiliyor. Başlangıç evresinde sadece yağlanma , kara nokta, kirli cilt görünümüyle başvuran ergenlik aknesi hastasına ilk yaklaşımım iyi bir sorgulama oluyor. Ailenin cilt hastalıkları açısından geçmişi, sıkıntılar ne zamandan beri var, neler kullanıldı? Beslenme ve spor durumu nedir? Akne tedavisinde bunların tümünü ele alıp ardından ilaçlarla veya dermokozmetik ürünlerle tedaviye başlıyorum. Ergenlik aknesinde tıbbi ilaç tedavisine en büyük desteği temizleme ürünleri verir. Temizleme ürünlerinin doğru seçilmesi aknede kritik noktadır. Cildi yağlı, kuru, alerjik veya karma olan kişilere verilecek ürünler farklıdır. Hatalı ürünle cildin bariyeri bozulursa aknenin üstüne başka hastalıklar eklenir. Ben temizleyici olarak duruma göre süt, losyon, tonik veya bitkisel içerikli, bazen antimikrobiyal temizleme ürünleri veriyorum. Temizleme alışkanlığının ergenlik döneminde genelde zor geldiğini bildiğim için mümkün olduğunca az ürünle tedaviye başlamayı tercih ediyorum. Erken dönemde görülen aknenin başlama yaşı 7-8 yaşlarına kadar indi. Bu durumun hormon katkılı gıdalardan tetiklendiğini düşünülüyor. Çocukların beslenmesinde rafine edilmiş, uzun raf ömrüne sahip katkılı şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmaları önemli. Besin değeri olmayan, kimyasal maddelerle tatlandırılmış, sadece lezzeti için tüketilen gıdaların vücuda alınması karaciğer başta olmak üzere atılım yapan organları olumsuz etkiliyor. Derinin de toksik maddeleri dışarı atmakla görevli olduğu düşünülürse yediğimiz maddelerin ne kadar kritik olduğu anlaşılır. Çocukların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra spor alışkanlıklarının olması da benzer yolla etki eder. Spor yapan çocuğun sağlıklı kan dolaşımı olur. Terle beraber toksik maddeler dışarı atılır, tıkaçlar rahatlar ve derinin beslenmesi artar. Deriyi iyileştirmek hem içerden hem de dışarıdan destekle olur. Konuyu toparlamak gerekirse; ergenlik döneminin bir parçası olan aknenin tedavisine hemen başlamak gerekir. Ailede akne sorunu yaşayanlar olduysa erken dönemden itibaren dermatolog takibine girmek doğru yaklaşım olur. . Akne tedavisi yıllarca sürebilir. Tedaviye zaman zaman kozmetikler, cilt bakımı uygulamaları eklenebilir. Bunları sabırla ve düzenli olarak izlemek gerekir. Akne tedavisinde yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi kritik noktadır. Dermatolog bunu değerlendirip kişiye özel önerilerde bulunabilir. Tedavi edilmeyen aknede karşılaşılan en büyük sıkıntı deride ömür boyu kalacak izlerin ve lekelerin olmasıdır.

  • Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Araştırmalar akne tedavilerinde değişikliğe neden olacak gibi görünüyor.

    Akne gençler ve yetişkinler arasında yüzde 85’ten fazlasını etkileyen, en sık görülen kronik deri hastalıklarından biridir.

    Sivilcenin nasıl oluştuğu ile ilgili bazı tartışmalar vardır. Fakat ortak olan görüş tek etkene bağlı olmayan bir sorun olduğu gerçeğidir. Akne oluşumunda en çok suçlanan mekanizmalar;

    – Yağ bezlerinden aşırı yağ ( sebum) üretimi

    – Kıl kökünde iltihabi reaksiyon

    – Kıl kanalında aşırı hücresel üretim

    – Kıl çevresinde yaşayan Propionobakterium aknes isimli bakterinin anormal miktarda üremesi gibi mekanizmalar geçerli idi.

    Yıllarca akne tedavi yaklaşımımızı aknenin iltihaplı olup olmadığına göre belirliyorduk. Siyah ve beyaz noktacıklar ( açık ve kapalı komedon olarak isimlendirilir) iltihapsız sivilce, kızartılı, deriden kabarık ve irinli olanlar ise iltihaplı sivilce olarak kabul ediliyordu. Fakat yakın geçmişte yapılan araştırmalar aknenin her formunun iltihabi özellikler taşıdığını gösterdi. Çıplak gözle göremediğimiz iltihabi yapıların mikroskopla incelendiğinde kıl kökü ve kıl çevresinde bağışıklık hücrelerinin istilası gözleniyor.

    Bağışıklık sistemi üzerine yapılan çalışmalarda doğal bağışıklık sisteminin (derimize saldıran patojen mikroorganizmaları tanıyıp ilk yanıtı veren ve ilk bağışıklık sinyalini tetikleyen sistem) P. acnese bakterisine karşı düzgün çalışmadığı ve bir bağışıklık sorunu oluştuğu gösterildi. Bağışıklık sisteminin bu işlevi yöneten elemanlarını ( inflamazom ve tool like reseptor olarak isimlendirilir) baskılayan tedavi rejimleri akne oluşum sürecini engelledikleri için etkili oluyorlar.

    Yağ bezleri gereğinden fazla sebum üretiyor ama nasıl?

    Yağ bezlerinin bu sorundaki rolü nedir gibi bir soru akla gelebilir. Aslında akne oluşum mekanizmasının tam ortasındadır. P.acnes olarak isimlendirilen akne bakterileri derinin özgün yağı olan sebumun iştah açıcılığına dayanamaz ve sebumu yağ asitlerine parçalar. Yağ asitleri -kendisi de yağ yapısında olmasına rağmen- deride iltihabi süreci başlatır.

    Peki, akne oluşumunda tüm mekanizma bu kadar basit mi? Tabii ki hayır. Yapılan son çalışmalarda sebumu üreten yağ bezi hücreleri sadece yağ üretmekle kalmıyor aksine bağışıklık sisteminin bir öncü kuvveti gibi de çalışıyor. Eksilen ve deride tahrişe neden olan yağ asitlerinin uyarısı ile daha fazla sebum üretiyor. Sebase bezlerden salgılanan sebum bir inflamazomu ön plana çıkartıyor ve bu öncül bağışıklık ajan iltihabi reaksiyonu tetikliyorve arttırıyor. Yani deriyi bakteriye karşı korumak amaçlı üretilen inflamazom formundaki sebum yağı asıl görevini yapamıyor ve iyi amaçla üretilmesine rağmen aknede kötü bir sonuca neden oluyor. Bu kısır döngü kırılamazsa akne sorunu hafiften şiddetliye artarak devam ediyor.

    Bu araştırma ile elde edilen veriler çok önemli. Öncelikle akne oluşumunda sebase bezlerin rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bunun yanında asıl heyecan verici özellik ise sebase bezlerin bağışıklık sistemi işleviyle aktivasyonunun akne oluşum mekanizmasındaki rolünün anlaşılmasıdır. Bu gelecekte akne tedavisinde ve aknenin önlenmesinde yeni yöntemler geliştirmemize yardımcı olacaktır.

    Yani derinin yeterince temizlenmesi yani ne az ne de çok yeterince temzlenmesi, koruyucu sebumun belirli oranda deride bırakılması, derideki akneye neden olan bakteri sayısının düzenli yıkamayla azaltılması- maalesef bitmiyor, derinin sürekli doğal konakçısı- sivilce tedavisinin birinci basamak tedavisidir. Buna ek olarak deride iltihabi süreci baskılayıcı anti-enflamatuar tedaviler ana tedavi ürünleri olarak öne çıkacaktır.

  • Akne izleri yazın da tedavi edilebilir

    Akne izleri özellikle ergenlik çağında çıkan aknelerden sonra oluşabilen ve önüne geçilmezse erişkin yaşlara gelindiğinde kozmetik anlamda görüntümüzü bozabilen bir cilt problemidir. Aslında oluşan aknelerin çoğunun iz bırakma özelliği yoktur. Kişiler kendileri akneleri ile oynayarak, doğru tedavileri kullanmayarak ya da zamanında tedavi olmayarak akne izine sahip olabilirler.

    Akne izlerinin çeşitli tipleri bulunmaktadır. Akne izleri yüzeysel ya da derin olarak sınıflandırılabilir. Yüzeysel akne izlerinde görüntü daha çok kırmızımsı, pembe izler şeklindedir. Sanki akne bir türlü iyileşemiyormuş gibi bir görüntü ortaya çıkar. Aslında gözüken, aknenin yüzeyde kalmış olan kalıntısıdır. Gençlerde ve bazen erişkin yaşlarda bu tip izlere çok rastlanır. Bazen bu görüntü aktif akne zannedilerek akne tedavisine devam edilir. Oysa ki görünen aktif akne değildir. Bu gibi durumlarda geç kalmadan iz tedavisine başlanılmasında fayda vardır.

    Derin akne izlerinin de birçok tipi bulunmaktadır. Bazı izler dışarıdan geniş delik şeklinde gözükür ve cildin derinliklerine doğru keskinleşerek devam eder. Bu tip izlerin tedavisi oldukça zordur. İkinci bir iz tipi de, dışarıdan oldukça geniş gözüküp, derinin derinlerine doğru kıvrılarak devam eden izlerdir. Kişinin aynaya bakıp hangi tip izi olduğunu anlaması çok zordur. Bu izlerin tipleri genellikle dermatoloji muayenesi sonucunda tespit edilir.

    Bunların dışında bazen aktif akneleri ile çok oynayan kişilerde, akneler iyileşir ancak yerlerinde kahverengi lekeler kalır. Bu aslında tipik bir akne izi değildir ancak sonuç itibariyle akne sonrası oluşmuş bir lekelenmedir. Bu tarz hastalarda öncelikle lekelenmenin tedavi edilmesi gerekmektedir.

    Akne izi tedavisinde öncelikle hasta detaylı bir dermatolojik muayeneden geçirilir. Çünkü bir kişide aynı anda birçok çeşit iz bulunabilir. İz tedavisi yapılmadan önce birçok faktör değerlendirilmelidir:

    Kişide hangi tip akne izi bulunmaktadır

    Kişinin cilt rengi nedir

    Kullandığı herhangi bir ilaç bulunmakta mıdır

    Hangi mevsimde tedavi yapılacaktır

    Daha önce hiç tedavi olmuş mudur

    Tüm bu faktörler değerlendirildikten sonra tedavi seçeneklerine geçilebilir.

    Öncelikle hastada aktif akne varsa tedavi edilir. Eğer aknelerle çok oynanmış ve geriye kahverengi lekeler kalmışsa, leke tedavisi yapılır. Bunların ardından iz tedavisine geçilebilir.

    Kış mevsimi tedavileri:

    Kış mevsiminde birçok tedavi seçeneği rahatlıkla kullanılabilir. Bunlardan ilk seçenek lazer tedavisidir. Lazer tedavisinde ön planda karbondioksit fraksiyonel lazer gibi ablatif bir lazer yöntemi ile ciltte yenileme yapmak planlanır. Eğer izler çok derin ya da çok genişse, lazer tedavisinin başarı oranını arttırmak amacıyla öncesinde birkaç seans radyofrekans tedavisi yapılıp, ardından lazer tedavisine geçilir. Lazer tedavisinde lazer ışınları yoluyla tedavi yapıldığından, güneşten çok iyi korunmak gerekir. Bu nedenle bu tedavi sıklıkla kış mevsiminde yapılır.

    Kimyasal peeling tedavisi nispeten daha yüzeysel olan izler için tercih edilir. Kimyasal peeling tedavisinde de derinin en üst tabakasında belli miktarlarda yenilenme yapıldığından, güneşten çok iyi bir şekilde korunmak gerekir.

    Yaz mevsiminde de yapılabilen tedaviler:

    Dermapen ya da dermaroller tedavisi, akne izlerinde hem başarı oranı çok yüksek olan, hem de lazer gibi ışın kullanılmadığından nispeten güneş koruyucular ile devam edilebilecek bir tedavi şeklidir. Dermapen tedavisinde, ciltte mikrokanallar açılarak, bağ dokusunda ve cilt yüzeyinde yenilenme sağlanmaktadır. Ayrıca tedavi sürecinde kişiye uygun serumlar kullanılır. Bu serumlar mikrokanallardan normal cilde uygulandığındakinden 200 kat fazla emilerek etki ederler.

    PRP tedavisi, kişinin kendi kanı alınarak yapılan dolaylı bir kök hücre tedavisidir. Tek başına akne izlerinde belli miktarda başarı sağlayan bu tedavinin diğer tedavi şekilleri ile kombine edildiğinde, başarı oranı çok artmaktadır.

    Yazın dermapen ve PRP kombinasyonlu akne izi tedavisi başarı ile uygulanabilir. Ancak bu tedaviler yazın da yapılabiliyor derken, güneş ışınlarına korunmasız çıkılmalı anlamı çıkmamalıdır. Bu tedaviler sırasında da mutlaka doktorun önerdiği şekilde güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.

    Akne izi çok sık karşılaşılan ve kişileri mutsuz eden bir cilt problemidir. Ancak günümüzde kullanılan akne izi tedavi yöntemleri sayesinde, çok daha iyi görünen bir cilde sahip olmak mümkündür.

  • Ergenlik döneminin kabusu: akne

    Akne, sivilce ergenlik deyince aklımıza hemen ilk gelen sorunlarımızın başında yer alır. Sosyal bir sorun yarattığı içinde gençler arasında o dönemim kabusu haline gelebilir…

    Sivilce (Akne)nedir, neden olur?

    Akne (sivilce) yüz, boyun, göğüs, sırt , omuz ve üst kollarda görülen, yağ kanallarını tutan bir hastalıktır. En sık ergenlik çağında görülmekle birlikte 20 li yaşlarda ve hatta 40 lı yaşlara kadar devam edebilir . Aknenin en önemli sebebi hormonlardır, ergenlik dönemi ile başlayan hormonal faaliyetler özellikle erkeklik hormonları aşırın yağ üretimi ve yağ bezleri içinde epitel hücrelerinin dökülmesinde artışla aknelere sebep olurlar. Bunun yanısıra kişinin genetik özellikleri de çok önemlidir.

    Aknenin oluşum sebepleri nelerdir?

    Normal olarak ergenlik dönemine girildiğinde oluşan akneler sıradan sayılır, değişen hormonal durum etkisinde kalan yağ bezlerinin meydana getirdiği oluşumlardır, ancak herhangi bir sebep yokken birdenbire adetlerin düzensizleşmesi, kilo alımı, hormonal ilaçların (gebelik önleyici vb) kullanımı gibi durumlarda başlayan akneler hormonal sebepleri akla getirmelidir. Bu durumlarda yapılacak tedavinin başarısı tetkiklerle ortaya konacak sorunun tedavisiyle doğru orantılıdır.

    Aknenin en önemli oluşum sebebi hormonlardır. Hormonal bozukluklar da dahil olmak üzere, hormon ilaçları almak, kortizon içeren ilaçlar kullanmak akneye sebebiyet verirler. Tabiki kişinin genetik özellikleri ve yatkınlıkları mesela cildinin yağlı olması, ailede akne öyküsü bulunması gibi durumlarda da yoğun sivilce problemleri yaşanabilmektedir. Akne yağ bezlerinde artan yağ üretimi, yağbezini döşeyen epitelin aşırı dökülmesi ile yağ bezi yolunun tıkanması ve burada bulunan Propionabakterlerin çoğalmasıyla oluşan iltihabi bir hastalıktır. Ayrıca aşırı tüketilen çukulata, tatlı, çerez ve yağlı yiyeceklerde akne oluşumunu artırabilirler.

    Komedon (Siyah nokta) nedir?

    Halk arasında Siyah nokta diye bilinen Komedon, gözeneklerin yağ ile tıkanması ile oluşan havadaki oksijenle okside olarak siyah renge dönen yağ birikintileridir. Bunlar yağ bezlerinin hormonlarla aşırı faaliyeti dolayısıyla genişleyen gözeneklerde meydana gelir. Özellikle yüzde burun üstünde yanaklarda, alında, bazen de sırt ve göğüste yoğunlaşırlar.

    Yüzümüzde en çok yağ bezi içeren alan burun üstüdür, özellikle burada sık olmasının sebebi budur. Siyah nokta temizliğinde cilt temizliğine önem vermek, mutlaka yağ dengesini düzelten aşırı yağlanmayı önleyen cilt temizleyicileri ile birlikte gözenek küçültücü tonikler kullanmak esastır. Ayrıca haftada veya 10 günde bir banyodan sonra veya su buharına tutarak yumuşayan noktaları elleri iyice temizledikten sonra iki el işaret parmakları vasıtasıyla hafifçe bastırarak çıkarmaktır. Tabi bu işlemleri yaparken evde bulunabilecek kolonya veya tentürdiyot benzeri antiseptiklerle de ellediğimiz yerleri silmekte yararlı olacaktır.

    Kadınlarda hormonal olarak hareketlilik erkeklere nazaran daha fazladır, özelikle adet dönemlerinde hormonal değişikliklere bağlı akne oluşumu çok sık görülür. Ayrıca kadınların yüz için çok fazla uygunsuz krem (yağlı) kullanmaları ve makyaj yapmaları da akne olarak karşımıza çıkmaktadır. Pudra ve fondöten gözenekleri tıkayarak siyah noktalı aknelere sebep olabilmektedir.

    Sivilce bakımı nasıl olmalıdır?

    Evde uygulanacak en önemli yöntem ciltteki yağlanmayı azaltan ve cildi kurutmayan bir temizleyici ile cildi temizlemek ve nemlendirmektir. Ayrıca cildi nemlendiren arındıran maskeler kullanabiliriz. Cildi aşırı yağlı olan vede siyah noktası çok olan kişilerin yağlanmayı azaltacak antibiyotikli ve/veya kükürtlü sabunlarla cildini her akşam temizlemesi önerilebilir. Ayrıca diyet konusunda da tedbir almamız gerekli.Özellikle çukulata, kabuklu çerezler, mısır cipsi,patates cipsi gibi yağlı yiyecekler, fast food beslenme tarzı, ketch-up, mayonez, yağlı yiyecekler kızartmalar yenilmemelidir.

    Sivilce tedavisi nasıl yapılmalıdır?

    Basit ergenlik sivilcesi tarzında şikayetler için lokal olarak kullanılan antibiyotikli kremler ve losyonlar etkilidir. Ayrıca bu durumda bazen antibiyotikler de kullanılabilir. Aknenin değerlendirmesini mutlaka bir dermatoloğa yaptırmalı ve ona göre yol izlenmelidir. Modern akne tedavilerinde kimyasal peeling ve profesyonel cilt bakımları, LED tedavileri, lazer tedavileri yapılabilir. Ayrıca ileri dönem aknelerde özellikle kistik ve siyah noktası çok olan tiplerde A vitamini asitleri de kullanılmaktadır. Hap şeklinde kullanılan bu ilaçlarla ortalama 4-6 ay aralığında çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir. Tabi bu tür tedaviler mutlaka tahlil yapılarak doktor kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Böyle durumlar kendi kendimize karar verebileceğimiz bir durum olmadığından tüm ilaçlardan uzak durmalı, bu konuda mutlaka uzman doktor desteği almalıyız.

    Sivilceye evde ne yapabiliriz?

    Aknelere evde yapabileceğimiz yöntemlerin başında temizlik gelir. Buhar banyoları yapabiliriz. Sonrasında siyah nokta bakımı yapabiliriz. Ürün kullanacaksak mutlaka bir uzmana danışmalıyız. Cilt temizliğinde günde bir defa kükürtlü ve antibakteriyel sabunlar, 7-10 günde bir buhar banyosu ile siyah nokta temizliği, makyaj yapıyorsak mutlaka makyaj temizleyici ile makyajı iyice çıkartmak ve sonrasında uygun nemlendiriciler kullanmak gereklidir. Aknede yazın mevsime göre birçok kişide azalma görülür bunda stres faktörünün ortadan kalkması UV ışınının artması ve denizden faydalanma en çok etkileyen unsurlardır. Yazın akneli ciltlerin izler açısından güneşten korunmaya ihtiyaçları vardır. Yağlı ciltler losyon tarzında su bazlı güneşten koruyucular kullanmalı, özellikle fondöten, pudra ve makyajdan uzak durmalılardır. Kış aylarında ise genelde aknenin artışı ile birlikte daha yoğun tedavi gerekebilir. Yinede soğuk ve rüzgar etkisini ortadan kaldırabilecek hafif su bazlı nemlendiricilerle cildi desteklemek uygundur. Özellikle yağlı kremler her zaman gözenekleri tıkadıklarından ve cildin nefes almasını önlediklerinden yağlı ciltlerde yağlı krem kullanmamaya dikat etmeliyiz. Sivilce konusunda en büyük hata aynanın karşısına geçip olmuş olmamış her tür sivilceyi ve komedonu sıkıştırmaya kalkmaktır. Sadece buhardan sonra veya banyodan sonra yumuşamış ciltte çok nazik hareketlerle sarı uç vermiş ve dışarı uzamış siyah noktalara müdahale etmeli, diğerlerini sıkıştırmaktan kaçınmalıyız. Aksi taktirde iltihabı etrafa yaymak, sivilceyi artırmak, akne izleri ve lekeler kaçınılmaz son olarak karşımıza çıkarlar. Akneli ve yağlı ciltler genellikle yüzlerini saklamak ve daha iyi görünmek için makyaj yaparlar, bu konuda gözenekleri tıkamayan sıvı kapatıcılar ve su bazlı makyaj malzemelerine ağırlık vermeli, yağlı ürünlerden kaçınmalı ve hafif makyaj yapılmalıdır. Pudralar bu konuda daha çok tercih edilebilirler.

  • Akne !

    Halk arasında sivilce olarak bilinen Akne vulgaris en sık rastlanılan cilt problemlerinden biridir.Genellikle ergenlik döneminde başlayıp, 20’li yaşlarda azalarak devam etmekle beraber, 30’lu 40’lı yaşlara kadar da devam edebilir, hatta bu yaşlarda yeni başlayabilir.

    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normal koşullarda derideki yağ bezlerinden salgılanan sebum dediğimiz yağ, deri yüzeyine bir kanal aracılığıyla atılır.Bu kanalın çeşitli nedenlerle tıkanması akne oluşumunun temel nedenidir.Özellikle ergenlik döneminde, erkeklik hormonu olarak bilinen androjenin artması sonucunda yağ bezleri uyarılır, büyür ve yağ salınımı artar. Artan yağ salınımına bağlı olarak kanalın da yoğunluğu giderek artar ve tıkanma olasılığı yükselir. Bu arada derimizde bulunan bakteriler kanala girerek, gerek kendi varlıkları gerekse ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler aracılığıyla iltihaplanma sürecini başlatabilirler. Zamanla kanal yırtılıp içerik deri altına sızabilir ve yüzeyde kırmızı kabarıklıklar, daha ileri boyutta nodül ve kistler şeklinde görülebilir. Aynı anda çevresel tozlar, kirler ve deri yüzeyinin terlemesine bağlı olarak deri gözenekleri de dışarıdan tıkanabilir. Kanalın ağzındaki tıkaçtaki yağın hava ile oksitlenmesi sonucu siyah noktacıklar oluşur (komedonlar).

    Akne nerelerde görülür?

    Vücudun daha yağlı bölgeleri olan yüz. Boyun, çene, sırt, omuz ve kollarda görülür.Diğer alanlarda çıkabilen akneye benzer kıl kökü iltihaplanması (follikülit) akne ile karıştırılmamalıdır.

    Akne gelişiminde hangi faktörler rol oynar?

    Genetik, hormonal (adet dönemi öncesi sivilcelerde artış olabilir) faktörler akne gelişiminde önemlidir.Bunun yanında stres, cilt tipine uygun olmayan ürün kullanımı (yağlı nemlendiriciler, fondöten, pudra gibi) da önemlidir.

    Akne tedavi edilmeli midir?

    Şiddeti ne olursa olsun akne mutlaka tedavi edilmelidir.Yaşamı tehdit eden bir hastalık olmadığı halde, gerek yarattığı görüntü gerekse neden olduğu ciddi ve kalıcı izler nedeniyle hastayı psikolojik olarak olumsuz etkiler.

    Akne kimler tarafından tedavi edilmelidir?

    Akne mutlaka bir dermatolog doktor tarafından tedavi edilmeli, yine onun önerisi ile yardımcı kozmetik ürünler kullanılmalıdır.Akne tedavisi uzun süreli, sabır gerektiren bir tedavidir.Aylarca sürebilir.Tedavi ile birlikte yardımcı tedavi denilen, deri hijyeni ve deri bakımında kullanılan kozmetik ürünlerin kullanımı da oldukça önemlidir.

    Unutulmamalıdır ki, akne tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde oluşan akne izleri ise akne kadar kolay tedavi edilememektedir.

  • Akne vulgaris neden olur?

    Toplumda sık görülmesi ve son derece rahatsız edici bir kozmetik problem olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalıktır. Özellikle ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma artmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. Bunun derideki görüntüsü de istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler, iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir.

    On iki yaşından başlayarak on sekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir.Ancak unutulmamalıdır ki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu sorun değişebilir. Kadınların %70’i, erkeklerin ise %80’inde hayat boyunca herhangi bir zamanda sivilce oluşabilir. Ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler, tedavide geç kalmalara, kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir.

    Cilt altındaki yağ bezlerinin fonksiyonun bozulması, porların kapanması ve birtakım bakterilerin iltihaplanmaya neden olması ile klasik sivilce görüntüsü cilt üzerinde belirir.

    Akne oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:

    1-Genetik: Annede veya babada akne olması, çocuklarda görülme sıklığını artırır.

    2-Ultraviyole: Güneş ışınları sivilce oluşumunu olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilir.

    3-Terleme: Terleme ile sivilceler yoğunlaşır.

    4-Diyet: Gıdaların sivilce oluşumunda artırıcı hiçbir etkisi yoktur.

    5-Hormonlar: Adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır.

    6-Kozmetik ürünler: Yanlış birçok kozmetik kullanımı, kozmetik salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır.

    Akne klinik görüntüsüne göre çok farklı tiplerde gözlenebilir. En hafif formu olan komodojenik akne siyah noktalar veya beyaz butonlar şeklinde görünürken, iltihaplı formda olanlara püstül denir. En şiddetli formunu ise nodül ve kistler oluşturur; bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak gözlemlenir ve ciltte kalıcı izlere neden olabilir.

    Akne sadece yüzde değil ayrıca göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilir. Yüz bölgesinde oluşan sivilceler ağrılı kaşıntılı olabilir. Fiziksel görüntünün bozulması psikolojik stres ve gerginliklere yol açabilir. Toplumdan uzaklaşma, mutsuzluk, hatta depresyon gelişimi bile gözlenebilir.

    Akneli kişilerin birtakım kozmetik kremlerden, losyonlardan ve güzellik salonlarından çare arayışları ise hastalığın büsbütün kötüleşmesine, tedavinin zorlaşmasına neden olur. Bu merkezlerdeki uygulamalar kalıcı izlere dahi yol açabilir ve hasta iyileşmediğini düşünerek yanlış bir inanışa kapılabilir.

    Akne düzenli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. Hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekir. Öncelikle hafif formlarda sadece lokal tedaviler yeterli olabilir. Bu tedavi iyi bir temizleyici jel ile kombine edilir.Daha yoğun sivilcelerde ise antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir. İnatçı, şiddetli hastalarda ise A vitamini türevleri oldukça başarılı sonuçlar verir.Hastaları psikolojik olarak da yıkan bu hastalık başarılı bir şekilde doğru bir takiple düzeltilebilir.

  • Akne izlerinde dolgu enjeksiyonu

    Akne izlerinin tedavisi

    İz tedavisinin başarısı izlerin derinliği ve yoğunluğuyla orantılı olarak değişkenlik gösterir. Akne izlerinin tedavisinde kullanılan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

    Kimyasal peeling:

    Çeşitli meyve asitleri kullanılarak yapılan tedavi şeklidir. Meyve asitleri deri proteinleriyle etkileşir ve bu sayede en üstteki ölü deri tabakasında ayrışma yaparak, deri üzerindeki düzensiz görüntünün ortadan kalkmasına neden olur.

    Yüzeyel özellikteki peelingler ile hafif akne izlerinin yanında aktif olan akne lezyonları ile siyah ve beyaz noktalar da tedavi edilir. Aynı zamanda gözeneklerde de sıkılaşma sağlanır.

    Orta derinlikte yapılan kimyasal soyma işlemi ise daha derin izlerde etkilidir.

    Kimyasal peeling yaz aylarında yapılmaz. Bu tedavi yapılan kişilerin çok dikkatli olarak güneş koruyucu ajanları kullanmaları önerilir. Yan etki olarak kızarma, tahriş, güneş koruyucu kullanılmadığı takdirde lekelenme sayılabilir.

    Dermaroller tedavisi:

    Üzerinde en az 192 adet mikroiğnecik olan tekerlek ya da dikdörtgen şeklindeki mini tedavi cihazlarıdır. Bu küçük iğnelerin boyları 0.5 mm ile 2.0 mm arasında değişiklik gösterir. İğnelerin uzunluğu arttıkça etki ettikleri derinlik de artar. Bu iğneler ile deride açılan mikrokanallar sayesinde kan dolaşımı artar, beraberinde kullanılan tedavi edici ürünlerin emilimi 200 kat artar ve deride yapmış olduğu hasar ile yara iyileşme sürecini başlatarak yeni bağ doku sentezinin oluşmasını sağlar. Oldukça basit ancak çok etkili olan bir yöntemdir.

    Yan etki olarak hafif kızarıklık ve morarmanın dışında önemli bir yan etki beklenmez.

    Mikrodermabrazyon:

    Derinin yüksek basınçla hareket eden kristallerle soyulmasıdır. Bu kristaller deride hasar oluşturarak yeni kollajen sentezinin de uyarılmasını sağlar. Ayda bir en 2 ila 4 seans olmak üzere uygulandığında yüzeyel akne izlerinde başarılı sonuçlar elde edilir. Ancak sıklıkla kombinasyon tedavisi olarak kullanılır.

    Yan etki olarak birkaç gün devam eden kızarıklık ile güneşten korunulmazsa lekelenme sayılabilir.

    PRP tedavisi:

    Trombositten zengin plazma anlamına gelen PRP tedavisi özellikle lekelenme şeklinde olan maküler izlerde etkilidir. Daha derin izlerde dermaroller ya da lazer tedavisi ile kombine kullanılması tercih edilir. Bu tedaviyle kişinin kendisinden alınan kanın plazma kısmı ayrıştırılır. Bu plazma özel tüplere alınır. Tüplerdeki aktifleyiciler sayesinde plazmadaki trombositler uyarılır. Uyarılan trombositlerden salınan doku faktörleri deriye iğneleme ya da maske yöntemiyle uygulandığında; kök hücreleri uyararak yeni hücre sentezi yapar ve bu sayede çok daha düzgün bir deri oluşmaya başlar.

    Yan etki olarak, iğne ile uygulandığından kanama ve morarma dışında bir yan etki beklenmez. Kişinin kendisinden alınan kan kullanıldığından allerji riski yoktur.

    Lazer tedavisi:

    Lazer tedavisi iki yolla akne izi tedavisinde etkili olur: Deri yüzeyini hasarlayarak yeniden yapılanmayı uyarır ve kollajen sentezini arttırarak daha sağlam bir bağ doku oluşumuna yardımcı olur.

    Deride yara oluşturmadan akne izlerinde etkili olan lazerler:

    Q-Switch Nd-YAG lazer: Özellikle lekelenme şeklinde olan ve çok derin olmayan izlerde etkilidir. Ayrıca aktif olan akne lezyonlarında da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. İki haftada bir olmak üzere ortalama 4-8 seans sonunda akne izlerinde belirgin iyileşme olur. Tedavi sonrasında kızarıklık dışında herhangi bir reaksiyon beklenmez.

    Fraksiyonel lazer: Lekelenme şeklinde olan akne izlerinin yanında derinliği fazla olan akne izlerinde de etkili olan güçlü bir lazerdir. Deride akne izlerine neden olan düzensiz hücre gruplarında ısı yoluyla hasarlanmaya neden olarak yeni ve düzenli hücre sentezini uyarmanın yanında; kollajen sentezini arttırarak deride sıkılaşma yapar. Bu sıkılaşma sayesinde izler daha az görünür hale gelir.

    2 haftada bir en az 4 seans önerilmektedir. Tedavi sonrasında kızarıklık ve şişlik olmakla beraber bu etkiler en fazla iki gün içerisinde geriler. Deride soyulma yapmadığından kişi günlük aktivitelerine devam edebilir.

    Radyofrekans tedavisi:

    Çok derin izleri olan kişilerde lazer tedavisi öncesinde radyofrekans tedavisi ile derinin sıkılığının arttırılması; tedavi başarısını arttırır. Radyofrekans dalgaları, deri altı bağ dokusunda ısı artışı yapar. Bu ısı artışı yoluyla bağ dokumuzu oluşturan kollajen sentezi artarak çok daha sıkı bir deri oluşur. Kollajen sentezi ortalama 6 ay süren uzun bir süreçtir. Bu sürede yapılacak lazer ya da diğer akne tedavileri ile; çok daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.

    Radyofrekans tedavisi 1 seans olarak yapılmakla beraber yan etki olarak hafif bir kızarıklık dışında bir reaksiyon beklenmez. Kişi gündelik aktivitelerine devam edebilir.

    Dolgu enjeksiyonu:

    Özellikle orta ve derin izlerin altını doldurma yöntemi ile izlerde azalma sağlanabilir. Bu tedavi tek başına yapılmasından ziyade kombinasyon şeklinde yapıldığında daha etkilidir. Dolgu maddesi olarak hyalüronik asit kullanılmakla beraber otolog yağ ile yapılan dolgulama en etkililerinden biridir.

  • Akne nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Akne nedir? Nasıl tedavi edilir?

    AKNE NEDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    En sık rastlanan deri problemlerinden biri olan akne; ergenlik dönemiyle başlıyor ve özellikle gençlerin kâbusu olabiliyor. Genellikle gençlerin bu en hassas olduğu dönemlerinde bazen psikolojik rahatsızlıklara yol açabilen akne ve akne izlerini tedavi etmek mümkün…

    AKNEYLE SAVAŞ!

    Akne (sivilce) yüz, boyun ve sırtta yer alan yağ bezlerinin genelde genetik yatkınlığa bağlı olarak aşırı aktivitesinden kaynaklanan bir cilt hastalığıdır. Zaman zaman kabarıklık bazen deri altında kistler ve iltihaplar şeklinde görülür.

    12-18 yaşları arasında toplumun yaklaşık %40 ında akne görülür. Siyah nokta, beyaz kistler, kırmızı ve kabarık sertlikler olabilir. Eğer Propionibakterium Acnes adlı bakteri yağ bezlerine eklenirse iltihap oluşur. İltihaplı kısımlar patlayınca deride çukurlar şeklinde veya pembe lekeler halinde iz kalır. Bu nedenle ne kadar erken dönemde tedaviye başlanırsa, iz kalma ihtimali o kadar azalacaktır.

    Akne tedavisinin prensibi nedir?

    Akne şiddetine ve evresine göre farklı tedaviler uygulanır. Başlangıç döneminde yağ dengesini düzenleyecek kremler veya temizleme ürünleri verilir. İltihaplanma ve kızarıklıklar eklenirse, krem formunda antibiyotikler veya kesecikleri yok etmeye yönelik Vit A içerikli jeller verilebilir. Ağrılı veya akıntılı iltihaplı zamanlarda, ağızdan kürler şeklinde antibiyotikler eklenebilir. Çok şiddetli akne formu olan nodulokistik aknede, gerekli olursa ağızdan yine Vit A türevi ilaçlar kullanılır. Bu ilacın dozu, kişiye ve klinik şiddetine göre dermatoloji doktoru tarafından ayarlanır. Akne tedavisi uzun süreli ve sabır gerektiren bir tedavidir. Kısa sürede kesin yanıt vereceği vaat edilen ilaçlara veya bitkisel karışımlara inanmamak gerekir.

    Akne neden olur?

    Akne oluşumunda genetik yatkınlık olması ön plandadır. Ancak sadece genetik sorumlu değildir. Anne veya baba tarafında akne varsa, süreç daha inatçı ve uzun süreli olabilir.

    Ergenlik dönemi aknesi genelde aşırı hormon aktivitesinden olur. Ergenlik dönemi dışında erişkinlerde, özellikle kadınlarda 40 lı yaşlarda akne görülebilir. Ayrıca gebelik ve adet dönemlerinde oluşan akneler de sık görülür. Stres ve yanlış kozmetik kullanımı akneyi tetikleyebilir. Genelde aknenin sebebini bulmak kolay değildir. Başlangıç döneminden itibaren doktor tavsiyesi ile ürün kullanmaya başlamak gerekir.

    Akne tedavisi nasıl yapılır?

    Tedavinin amacı aknenin bulunduğu evrenin ilerlemesini engellemektir. Bir yandan aktif lezyonları söndürürken diğer yandan yeni çıkmaya çalışan akneleri engellemek gerekir. Bu arada cildin durumu uygunsa iz tedavisine de başlanır. Böyle zamanlarda ilaca ek olarak bakım uygulamaları yapılır. Özellikle komedonlu evrede yani cilt altındaki kabarıklıkların belirgin olduğu zamanlarda gerekliyse hekim tarafından gözenekler temizlenir.

    Akne İz Bıraktıysa

    Akne tedavisine rağmen iz kaldıysa erken dönemde tedaviye başlamak gerekir. Her şeyden önemlisi mümkün olduğunca cildin parçalanmasına izin vermeden iyileştirmek olmalıdır.

    Kalan izler iki grupta ele alınır:

    *Leke şeklinde olan izler Leke olarak kalan izler genelde pembe veya kırmızı renkli deri seviyesinde alanlardır. Bunların tedavisinde hekim tarafından yapılan peeling uygulamaları iyi yanıt verir. Başlangıç konsantrasyonları düşük tutulup yavaş yavaş arttırılarak, solüsyonlar şeklinde uygulanır. Glikolik asit – şeker kamışı ekstresi, laktik asit–süt ekstresi, mandelik asit olarak adı geçen maddeler 2-3 haftalık aralıklarla uygulanır. Seans aralarında cildi yenileyici retinoik ekstreli kremler ve nemlendiriciler verilebilir.

    *Çukurlaşma ve delikler şeklinde olan izler Bunların tedavisi daha güçtür. Derin bağ dokusuna kadar inen tahribat olması nedeniyle sadece yüzeysel uygulamalar yetmez. Peeling yapılabilir ama daha derin dokuya inecek solüsyonlarla yapılması gerekir. Ayrıca fraksiyonel laser tarzı soyucu olmayan laser uygulamaları peelingle kombine edilebilir. Uygulamalara güneş ışığının güçlü olmadığı dönemlerde, genelde sonbaharda başlanır. Yazın yapılmaz. Aralıklı seanslar yaklaşık ayda bir uygulanır. Seans aralarında cildi hareketli tutacak ve onaracak kremler verilebilir. Ayrıca güneş koruyucu kullanmak gerekir.

    Bazen sorun sadece gözeneklerde genişleme olacağı için bu durumlarda peeling tedavisi, dermaroller uygulaması seanslar şeklinde birlikte götürülür. Gözenek tedavisinde tek başına krem ve losyonlar asla yeterli olmaz. Mutlaka hekim tarafından işlem yapılması gerekir. Dermaroller işleminde kullanılan alet silindir şeklindedir ve üzerinde 1,5-2 mm uzunluğunda çıkıntıları vardır. Sadece hekim tarafından yüze uygulanır ve ardından özel solüsyonlar verilip cildin bağ dokusu sentezi desteklenir. Gözeneklerin şiddetine göre 4-6 seans kadar yapılır.

    PRP: Kişinin kendi kanından alınan özel kök hücreleriyle çukurların iyileşmesini ve kapanmasını desteklemeye yönelik özel bir tedavidir. Yaklaşık olarak 4-6 hafta arayla 3 seansa tamamlanması yeterlidir.

    Peeling: Peeling uygulaması akne tedavisinin bir parçasıdır. Aralıklı seanslar halinde laktik veya glikolik özleri ile hekim bakım yapar.

    Akne tedavisinde bilinmesi gerekenler:

    *Tedaviye ne kadar erken dönemde başlanırsa o kadar iyi yanıt alınır ve iz kalmaz.

    *En önemli konu, sabretmektir. Tedavide gerekli ilaçları düzenli kullanmak gerekir. Tedavinin uzun süreceğini bilmek önemlidir. Bu süre bazen 2 yıla kadar devam edebilir.

    *Akne tedavisi için ilaç başlandığında, hekimin belirttiği dönemlerde kontrole gelmek gerekir. Akne tedavisinde takipler çok önemlidir.

    *Tedavi kişiye özeldir. Başkasına iyi gelen krem veya kozmetik size zarar verebilir. Aknede kozmetik önerisinde bile hekimden bilgi almak gerekir.

    *Cildin aşırı yağlı olması nedeniyle sık sık yıkanması tahrişe neden olabilir. Temizleme konusunda özellikle alkol içeren ürünleri kullanırken dikkat etmek gerekir.

  • Akne (sivilce)

    Akne halk dilinde bilinen adıyla sivilce en sık karşılaşılan cilt problemidir. Nüfusun %85 i hayatının bir döneminde akne problemi yaşar.
    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak bazen yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır. Bu tıkaç siyah noktaları oluşturur. Siyah noktaların altında bakteri üremeye başlar ve enflamsyon gelişir.

    Akne tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kalıcı izler bırakabilir. Kalıcı izler kişinin ruh sağlığını bozabilmektedir.

    Aknenin şiddetine göre tedavi şekilleri değişmektedir. Hafif aknelerde sadece krem tedavileri yeterli olurken orta ve şiddetli aknelerde ağızdan ilaç kullanımı da gerekmektedir. Düzgün tedavi edilirse iz kalma riski düşüktür.
    Günümüz teknolojisinde akne izleri de tedavi edilemektedir. Fraksiyonel lazerler ile akne izleri, çukurlar ve lekeler kolay bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

  • Akne ve akne izleri tedavisi

    Akne nedir?

    Akne, cildimizin gözeneklerinin üzerinde yerleşen, kırmızı renkte, ciltten kabarık olarak görülen, zaman zaman içi iltihaplı olabilen sivilcedir. Genellikle yüzde, daha sonra sırtta, omuz başlarında ve göğüs V bölgesinde görülür. Buna benzer görünümde her sivilce akne değildir. Bazen folikülit denilen kıl dönmeleri de akne gibi görünebilir.

    Kimlerde görülür?

    Ergenlik döneminin sorunu olduğu için 12-25 yaş arasında sık olarak görülür. Günümüzde bu yaş aralığı bazen özellikle kızlarda 9-10’lu yaşlara kadar inmiştir. Ergenlik döneminde olmasına rağmen genellikle kan hormon düzeyleri normaldir.

    Ancak androjen hormonlar denilen baskın olan hormonlar cilt üzerinde sebum üretimini arttırarak, cildi parlak ve yağlı, gözenekleri genişlemiş, içleri siyah nokta (komedon) ile dolmuş hale getirebilir. Hatta bu hormonlar geçici olarak ciltte tüylenme de yapabilir. Bununla birlikte kızlarda daha şiddetli tüylenmeler varsa ve beraberinde adet düzensizliği de görülüyorsa polikistik over denilen (yumurtalıklarda kistik yapı) durum açısından bir jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmekte fayda vardır.

    Yağlanan cildin gözeneklerinin tıkanması daha kolaydır, tıkalı gözenekler bakteriler için güzel bir yaşam alanı olduğundan bakteriler, bu küçük deliklerin içinde yuvalanırlar ve orayı şişirerek akneye neden olurlar.

    Akne Tedavisi
    Aknenin tedavisinde prensip, cildi düzenli olarak sabah ve akşam ılık suyla ve yağlı veya akneli ciltlere uygun jellerle yıkamaktır.

    Ardından tonik kullanmak bu tip durumlarda kalan yağı uzaklaştırmak, gözenek içlerini daha iyi temizlemek için uygundur. Bu amaçla formüle edilmiş hafif salisilik asitli solusyonlar, aynı zamanda sivilceler üzerinde de iyileştirici özelliklere sahiptir.

    Temizlenen cilde akneli ciltler için tasarlanan nemlendiriciler kullanılabilir. Eğer cildin nemi iyi ise gerek yoktur.

    Doktorunuzun önerdiği akne ilaçlarını sabah ve akşam düzenli olarak kullanmak ve özellikle 2-3 ay sabretmek şarttır. Çünkü cildin aylık döngülerini atlatıp kullanılan ürünlerin olumlu yanıt vermesi için en az bu süreye ihtiyaç vardır. Bazen sürülen ilaçların yanına kısa süreli kullanılan antibiyotik tedavileri de ilave edilebilmektedir. Akne için kullanılan bu ilaçların 2-4 ay kullanılabilen düşük dozlu formları çoğu defa başarılı olmaktadır, ancak ne yazık ki akne yine tekrar edebilmektedir. Çünkü bu hastalık akıntıya kürek çekilen bir dönemin yani sürekli androjen etkili hormonların yönetimdedir.

    Kistik akne nedir?

    Bazı akneler ufak değildir. Bir çok gözeneğin çıkışları aynı anda tutulmuştur. Oldukça sert, bazen ortası hafifçe yumuşamış, pembeden mora doğru değişen renklerde, çoğu kez ağrılı ve büyük nodüller ya da kistler şeklindedir. Bunların tedavisi sürülen ilaçlarla değil, ağızdan önerilen retinoidlerle yani A vitamini türevi ürünlerle olmaktadır. Şayet zamanında bu tedavilere başlanmazsa bu lezyonlar çok geç iyileştikleri için yerlerinde ciddi iz bırakmaktadırlar. Bu izler ciltten çukur olucak şekilde, bazen fibröz (sert) bantlar, ya da büzülmeler şeklinde olabilmektedir.

    Retinoik asitler

    Hücre büyümesinde ve farklılaşmasında rol oynayan A vitamini, görme fonksiyonunda, üreme ve diğer üreyen hücrelerin olduğu tüm sistemlerde ihtiyaç duyulan bir vitamindir. A vitamininden (retinol) doğal olarak oluşan retinoidler ve sentetik türevleri, kimyasal yapılarıyla ve işlevleriyle A vitaminine benzemektedir.

    Doğal retinoidler; A vitamini (retinol), ve onun metabolitleri olan retinaldehit ve retinoik asittir. İçeriğinde retinol ve benzeri olan her şey A vitamini gibi görev yapacaktır. Cildin ikinci tabakası ve gençliğinin anahtar yeri olan dermis ve bazal katmanda aktive olur. Burada kollajen ,elastin ve hyaluronik asit denilen şeker jölesi kıvamındaki şeffaf bağ dokusunun üretimini arttırmak için fibroblastları (cildin fabrika hücrelerini) uyarır. Kollajen ve elastin üretimini arttırarak cilde kaybettiği elastikliği yeniden kazandırır. Cilt ve saç hücrelerinin (keratinositlerin) hücresel üretimini-genetik yazılımını onarır. Ciltteki yeni damar yapımını da düzenleyerek cildi tamir eder ve sağlık verir.

    Eczanelerde sadece cilt hastalıkları uzmanının yazacağı reçete ile alınabilen isotretinoin içerikli sentetik retinoik asitler bulunur. Doktorunuz genellikle her ay sizi takip eder, çoğu defa kan testleri ile karaciğer enzimlerine bakılarak yapılan bu aylık takipler 6-8 ay sürer. Her ay takip edilen hasta günden güne iyileşmeye başladığında morali tekrar yerine geleceğinden sabretmeyi de kolayca kabullenir, takiplerini hiç aksatmaz. Bu tedavide cilt adeta içeriden peeling olur yani soyulur. Ancak o kadar naif ve uzun zamanlı bir soyulmadır ki; bu durumu bizler sadece, ciltte kuruma olarak görürüz, dudaklar da dahil kurur. Sonuç genellikle çok iyidir, nadiren tekrar akne problemi olabilir ancak bu durum daha kısa süreli ve hızlı bir şekilde çözülebilmektedir.

    Referanslar:

    1.Elias PM, Williams ML. Retinoids, cancer and the skin.archives of dermatology 1981;117:160-180.

    2. Connor MJ. Mechanism of retinoid actionin the skin. In:Lowe NJ, Marks R eds.retinoids a Clinician’s Guide, (2nd ed.).london.Martin Dunitz ltd,1998; 1-7

    3. Savaşkan H.Oral Retinoidler.ed. Tüzün Y. Dermatolojide Gelişmeler, İstanbul. İstanbul Deri ve Zührevi Hastalıklar Derneği Yayını,teknografikMatbaacılık,1991;67-72