Etiket: Aileler

  • Okul Öncesi Dönemde Öğrenilen Kelime Sayısının Çocuğun Okul Başarısına Etkisi?

    Okul Öncesi Dönemde Öğrenilen Kelime Sayısının Çocuğun Okul Başarısına Etkisi?

    Çocukların okul öncesi dönemde edindikleri dil becerisi daha sonraki okul ve yaşam başarısını önemli ölçüde etkiliyor.

    Okul öncesi çağda öğrenilen kelime sayısı ile eğitim başarısı hakkında bilinen en önemli araştırma Hart ve Risley tarafından yapıldı. Hart ve Riesley farklı gelir seviyelerinden 42 çocuğu aileleriyle birlikte izlemişlerdi. Araştırmada çocuk ve ebeveynler arasında geçen kelime sayıları, anne babanın iletişimde cesaret verici yada cesaret kırıcı sözcükleri gözlemlenmişti.

    Hart ve Riesley’in araştırmada elde ettikleri sonuçlardan bazıları şunlardı: varlıklı ve eğitimli bir ailenin üç yaşındaki çocuğu 1.116 kelime bilirken yoksul ve eğitim seviyesi düşük bir ailenin aynı yaştaki çocuğunun ancak 525 kelime biliyor. Farklı çevrelerdeki çocukların kelime sayıları arasındaki bu fark her geçen ay artıyor ve benzer potansiyelle hayata başlayan bu çocuklar 3 yaşına geldiklerinde aradaki kelime dağarcığı ciddi oranda açılıyor. Aşağıdaki tablo çocukların 4 yaşına ulaştıklarında çocukların karşılaştıkları kelime sayısı arasındaki farlı açıklıyor.

    Hart ve Riesley anne baba ve çocuk arasındaki iletişimin sadece kelime sayısına odaklanmıyor elbette. Bu çalışma dilin niçin ve nasıl kullanıldığının da önemini gösteriyor.

    Düşük sosyo ekonomik düzeyde aileler çocuklarına konuşmalarıyla özgüven ve cesaret vermiyor daha çok çocukların cesaretini kıran yasak içerikli cümleler kullanıyor . Üst sosyo ekonomik düzeyde aileler hem çocuklarına daha fazla kelime kullanıyor, hem de çocuklarını motive eden, cesaret veren, sorgulamasını sağlayan cümleler kullanıyor.

    Aşağıdaki çizelgede farklı sosyo ekonomik düzeyde ailelerin bir sene boyunca dile getirdikleri cesaret verici ve cesaret kırıcı ifadelerin ortalama sayısı görülmektedir.

    Yoksul ve eğitim seviyesi düşük ailelerin cesaret kırıcı kelimeleri toplam kelimelerin 2 katından fazla. Yani kullanılan kelimelerden çoğu azarlama, uyarma yada reddetmeye yönelik. Eğitimli ve varlıklı ailelerde ise cesaret veren olumlu ifadeler, cesaret kırıcı kelimelerin 5 katından fazla.

    Peki Kelime Sayısı Ve Kullanılan Dilin Kalitesi Neden Önemli?

    Bu sorunun cevabını da bize yine aynı araştırma veriyor. Okul öncesinde kullanılan dilin kalitesi zeka gelişimini ve dolayısıyla gelecekteki okul başarısını etkiliyor. Okul öncesinde başlayan bu fark eğer kapatılmazsa okula taşınıyor ve çocuğun daha sonraki okul başarısı ya da başarısızlığının en önemli etmenlerinden oluyor. Daha az kelime duyan, aileleri tarafından cesaretleri kırılan genellikle ‘yapma’ ‘dokunma’ gibi olumsuz sözcüklerle sürekli uyarılan çocuklar okul hayatlarının devamında da sağlıklı ilişki kurmakta zorlanıyor, özgüven sıkıntısı ve davranış problemleri yaşıyorlar.

    Okul Öncesi Çağda İletişim İçin Öneriler

    1. Okul öncesinde zeka demek kelime sayısı demek.. Okul öncesi gelişim testlerinde gelişim dönemlerinde en önemli etki dil konuşma alanındadır. Çocuğunuzun dil gelişimini dolayısıyla zeka gelişimini olumlu etkilemek istiyorsanız çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurun. Kelime hazinesini arttırmaya önem verin. Evde bu desteği vermekte zorlanıyorsanız çevrenizde çocuğunuza fayda sağlayacak kreşe veya okul öncesi eğitim kurumlarına gönderebilirsiniz.

    2. Pozitif, cesaret verici, açıklayıcı ve zor cümleler kullanın. ‘Yapma, dokunma’ demek yerine düşünmeye sevk edecek ‘dokunduğun zaman sana nasıl etkiler?’ ‘Bu konu hakkında sen neler düşünüyorsun’ gibi cümleler kullanmaya çalışın.

    1. Pozitif konuşma çocuğunuzun özgüven kazanmasını sağlayacaktır. Çocuğunuzla elinizden geldiğince fazla ve elinizden geldiğince nitelikli karmaşık tümceler kullanarak konuşun Çocuğunuza olabildiğince söz hakkı verin. Çocuğa evde söz hakkı verilmesi, çocuğun okulda da kendisini doğru ifade etmesini sağlayacaktır.

    1. Çocuklarla konuşmanın yanı sıra özellikle çocuklara kitap okumak da çocukların dil gelişimi için çok önemlidir. Okul öncesi dönemde çocuğunuzun yaşına uygun kitaplar okuyun. Bol resimli kitapları çocuğunuza gösterip ondan yorum alın. Kitap ve resimlerle ilgili düşünmeye sevk edecek sorular sorun.

    1. Çocuğunuzun merak duygusunu geliştirecek oyunlar oynayın. Evde elektronik eşyalar mobil oyunlar ile vakit geçirmesi dikkatini azaltıp stresini arttıracaktır. Çocuğunuzun merak duygusunu geliştirecek oyuncaklar hazırlayın ve beraber sabırla oynayın.

  • Çocuğunuzun Başarısızlığının Altında Gizli Hastalıklar Olabilir

    Çocuğunuzun Başarısızlığının Altında Gizli Hastalıklar Olabilir

    2017-2018 eğitim ve öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte çocukların yanı sıra aileleri de tatlı bir heyecan sardı. Okul öncesi ve ilkokul çağında çocuğu bulunan ailelerin, okulda çocukları başarısızlığa götürebilecek gizli hastalıkları olup olmadığını öğrenmesi gerekiyor. Çocukların en sık karşılaştığı hastalıkların başında kulak-burun-boğaz rahatsızlıklarının geldiğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Deniz Yazıcı okula başlamadan önce ailelerin çocuklarını mutlaka bir kulak-burun-boğaz kontrolünden geçirtmeleri çağrısında bulundu. Çocuklarda kulak-burun-boğaz hastalıklarının doğru tedavi edilmediğinde öğrenme bozukluğuna, işitme kaybına hatta konuşma bozukluğuna neden olduğunu ifade eden Yazıcı, ”Çocuklarda yavaş yavaş, sessiz bir şekilde ilerleyen sinsi bir hastalık olabilir. Bundan dolayı okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara mutlaka kulak-burun-boğaz muayenesi yaptırmak gerekiyor. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar sıkıntılarını açık bir dille ifade edemez. Bu da rahatsızlıkların fark edilmemesine neden olur. Örneğin dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü olduğu düşünülen bir çocuk aslında iyi işitmiyor olabilir. İleriki yaşlarda hastalıklardan kaynaklı çocuklarda öğrenme zorluğu, hatta zeka geriliği bile görülebilir” dedi. “Her yıl bir kez muayene şart” Kulak zarının arka bölümünde görülen sıvı toplanmasının en genel kulak-burun-boğaz rahatsızlıklarından biri olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Deniz Yazıcı, ağrı-ateş gibi diğer belirtiler ve bulgular olmadığı için hastaların çoğu zaman rahatsızlığının farkına bile varamadığını ifade etti. Çocuğun televizyon izlerken sesi çok açmaya başlaması, çocuğu çağırırken yükses sesle çağırmak gerekmesi ya da dersleri çok iyiyken okul başarısında meydana gelen düşüşün kulakta sıvı toplanmasıyla ortaya çıkan işitme kaybına ilişkin ipuçları olabileceğine dikkat çeken Yazıcı, aileleri çocuklarının hareketlerini gözlemlemelerini ve mutlaka her yıl düzenli olarak bir kez muayene ettirmeleri gerektiğini söyledi. Bademciklere dikkat Çocuklarda diğer bir sorunun da geniz etine dayalı rahatsızlıklar olduğunu bildiren Op.Dr. Deniz Yazıcı ”Tedavi edilmemiş ve farkına varılmayan geniz eti çocukta uyku sorununa neden olabilir. Çocuğun başarısında iyi uyumamaktan dolayı düşme görülebilir. Ayırca çocuklarda bademcik rahatıszlıkları çok sık görülmektedir ve bazı aileler bademciklerin mikrobu tuttuğuna inanarak bademcikleri aldırmak istememektedir. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Sorun çıkaran bademcikler çocuklarda bir mikrop yuvasına dönüşmekte ve zarar vermektedir. Bundan dolayı bademciklerin alınması gerekir. Bademciklerin alınmasının çocukların sağlığına herhangi bir olumsuz etkisi bulunmaz. Bademcik ameliyatı dünyada en çok yapılan ameliyattır. Tüm aileler çocuklarının sorunlu bademciklerini rahatlıkla aldırabilir” diye konuştu.

  • Çocukları cinsel istismarcı kötü niyetli kişilerden koruma ..

    Çocuklarımız, okullarının tatile girdiği yaz döneminde, uzun bir çalışma döneminin ardından kendilerini rahat hissedecekleri bir dönemi üç ay kadar yaşayacaklar. Bu dönemde ailelerde biraz dinlenebilecekler, zamana karşı yarıştıkları dönemden sonra kendilerini iyi hissedecekler. Havaların sıcak olması, deniz, güneş, belki yaylalarda geçirilecek bir yaz tatili..Her ne kadar ailelerin rahatlayacağı bir dönem olsa da, özellikle İlköğretim çağında ailelerin çocuklarını korumak anlamında daha dikkatli olmaları gereken dönem olduğunu da unutmamak gerekir.

    Kötü niyetli ve cinsel istismarcı kişilere açık hale gelinen bir dönemdir, yaz tatili.. Çocuklar, geniş bir alanda, daha özgür ve kontrolsüz yaşamak şeklinde bir yaşam tarzına geçmiş olurlar. Yazın getirdiği rehavet, yazlıklarda komşuluğa açık halde, çocuklar kontrolsüz kalabilirler. Ya da aileler komşu çocuklarıyla oynuyorlar diye birbirlerine güvenip, kontrol boşluğu yaratabilirler. Bunun dışında her ne kadar yakın çevreye güvenilse de hiç bir zaman cinsel özellikler, yaklaşımlar, pedofili durumları açık seçik şekilde belli olmaz. Hiç akla gelmeyecek, tahmin edilmeyen kişilerden umulmayacak durumlar yaşanabilir.

    Çocuklar, bilgilendirilmelidir. Özel bölgelerin, hatta bedenlerinin kendilerine ait olduğu ve kimseye dokundurulmaması gerektiği yabancılara karşı mesafeli olunması gerektiği, çocukları gözden uzak, kontrolsüz, yalnız bırakılmaması gerektiği konularını unutmamak gerekir.

    Bilgisayar belki daha etkin kullanılabilir, bu konuda da internet ortamında çocukların korumasız kalmaması gerektiği unutumamalıdır. Çocuklar, tanımadıkları kişilerle iletişim kurup, resimlerini, özel kimlik bilgilerini, adreslerini paylaşmamalıdır.

    Çocuklara gösterilecek sevgi hiç bir zaman eşe, sevgiliye gösterilen sevgi tarzında olmamalı, içinde masum duygular hissedilmelidir ve bu şekilde görüntü verilmelidir. Çocuğu, dudaklarından öpmek, cinsel bölgelerine uyarımda bulunacak şekilde dokunmak birinci derecede akrabalık boyutlarında bile olmaması gereken davranış biçimidir.

    Mahremiyet duygusunun kazandırılmış olması çocuğu bu tür kötü niyetli kişilerden korumak için iyi bir başlangıçtır.

    Çocuğun kuytu, pek kimsenin olmadığı yerlerde bulunmaması gerektiği, okullarda boş sınıflarda yalnız kalmaması gerektiği, kimseden yiyecek, içecek kabul etmemesi gerektiği, yabancı kişilerin yanına yaklaşmaması gerektiği kavratılmalıdır. İnsan ilişkilerinde belli bir mesafeyi koruması gerektiği üzerinde durulmalıdır.

    Çocuk giyimlerinde ölçülü olunmalı, kendilerini koruma anlamında zemin hazırlanmalıdır. Çok açık giysiler kötü niyetli kişileri istismara hazır hale getirebilir.

    Kötü niyetli, cinsel istismarcı kişilerin görüntüde normal, sıradan insanlar gibi oldukları, hatta güvenilir özellikler taşıdıkları, kimsenin onları bu tür insanlar olarak hayal bile edemedikleri kişiler olabilir.

    Yakın akrabalar hakkında akla gelmeyecek şeyler yaşandığı, bu konuların gizli kalması için çabalar gösterildiği, aileler arasında yıllarca süren küslükler yaşandığı, kopmalar yaşandığı görülmektedir.

    Çocuklar, erken yaştan başlayarak tuvaletten sonra temizliğini kendisi yapabilir duruma gelmelidir ve kimseden yardım istemeye gerek duymadan, kendini koruma ortamı sağlanmalıdır.
    Cinsel organların isimleri utandırılmadan, vücut bölümü olarak algılanacak şekilde kullanılmasını sağlamak gerekir ki çocuk, böyle bir duruma maruz kaldığında kendisini doğru ifade edebilsin.

    Çocuklar, kendilerini güvende hissetmedikleri ortamdan uzaklaşmayı, huzursuzluğunu belli etmeyi, bağırarak yardım istemeyi bilecek durumda olmalıdır. Bu, en yakını bile olsa.. Hatta, ne yapması gerektiği konusunda zaman zaman hatırlatma yapmakta fayda vardır. Ancak, burada dikkat edilecek husus korku duygusunu yerleştirmek değil; yapabilecekleri konusunda bilinçlendirmektir.

    Öznur Simav
    pedagog – aile danışmanı

  • Ergenlikte erkek çocuk psikolojisi, nasıl bir yaklaşım izlenmelidir ?

    Ergenlik dönemi, yaşamın belli kritik dönemlerindendir. Bu dönemde, fiziksel değişiklikler, bir hayli önemli boyuttadır. Bu dönemde yaşanan bedensel değişiklikler, gencin yaşı, kavrama ve farkındalık düzeyi yüksek olması nedeniyle iz bırakan değişikliklerdir. Bu değişikliklerin psikolojik yönden etkilemesi de yüksektir. Fiziksel değişikliklerden olan hormon değişiklikleri, doğrudan ya da dolaylı olarak gencin psikolojisini de etkilemektedir.

    Genel anlamda genç kız ve genç erkeklerde bedensel değişiklikler, bu değişiklikleri kabullenememe, arkadaşlarıyla karşılaştırma, vücuduna özen gösterme, ya da özen göstermek istememe gibi durumlara sıkça rastlarız. Burada psikolojik duruma yansıyanlar ; gençlerde asabiyet, özellikle anne-babalara, öğretmenlere karşı tavır ve davranışlarda negatiflik öne çıkan özelliklerdir. Bu davranışlar karşısında yetişkinler de güç anlar yaşamaktadırlar.

    Olumsuz davranışlar karşısında yetişkinler, genç erkeklerden daha fazla etkilenmektedirler. Ses tonu kullanımı, enerjinin ve şiddetin aktif olarak gösterilmesi, eşyalara, kendine ve çevreye zarar verebilme durumlarının yaşanması, iletişimi neredeyse koparma noktasına getirmektedir. Süreçten, gençler ve aileleri olumsuz etkilenmektedir.
    Aileler daha çok erkek ergenlerde yaşanan asabi, sinirli durumlar karşısında nasıl bir tutum sergilemelidir?

    Aileler, iyi, huzurlu bir aile ortamı sağlamalıdır. Kararlar birlikte alınmalıdır. Genç ne aşırı korumacı ne de aşırı baskılayıcı tutumla karşı karşıya kalmalıdır. Ancak, sınırlar iyi belirlenmelidir.

    Erkek ergenlerde içe kapanma durumu sıkça yaşanır. Duygu ve düşünceler kendine saklanır. Özellikle aile bireyleri bu konulardan oldukça uzak tutulur. İçte yaşanan gerginlikler gencin odasında yaşanır, taşkınlıklar ise oda dışındadır, genellikle…
    Aileler, gerektiğinde uzmanlardan yardım almalı, aralarındaki ilişkiyi bozmamalı ve iletişimlerini sağlamlaştırılmalıdırlar.

    Aileler, ev ortamının erkek ergen tarafından tercih edilebilecek özellikler taşımasına dikkat etmeli, spor için gerekli destek verilmeli ve uygun arkadaş çevresi oluşturmaya yardımcı olunmalıdır. Arkadaşların olumsuz yönleri ortaya konmamalıdır. Anne-baba empati yaparak, sabırlı olmaya çalışmalıdır. Gencin yanlış yapabilmesine hak tanınmalı, onların deneyerek öğrenmelerine engel olunmamalıdır. Denge iyi oturtulmalı, büyük olabilecek yanlışlar için uzlaşma sağlanmalıdır.

    Ailede gence önem verildiği, gencin kendisinin önemli olduğu hissettirilmelidir. Bununla birlikte ailede HER BİREYİN özel ve önemli olduğu hissettirilmelidir.
    Ailede ilişkiler, küçük yaşlardan itibaren sıcak, anne-baba tutumlarının dengeli olacak şekilde sağlandığı, tutarlı, ilgili, destek, yardımsever tarzda olmalı ve devam ettirilmelidir.Gençten beklentiler aşırı olmamalıdır.
    Aile ortamında, kadın ve erkeğe verilen değer demokratik olmalı, erkeğe artı bir değer, çok özel bir konumlama yaratılmamalıdır. Bu konuda, anne ve baba ilişkileri ile model olmalıdır.
    Çay, kahve, kola tüketimi azaltılarak, ıhlamur, su, ayran gibi içecekler tercih edilmesi yönünde fikir birliğine varılmalıdır. Hiç değilse evde yavaş yavaş bu tür içecekler öne çıkarılabilir.
    Bilgisayar oyunları, internet kullanımı yine fikir birliği ile gece uykusundan uzunca zaman önce terkedilmiş olmalıdır.
    Akşam saatlerinde ılık bir duş alınarak rahatlama sağlanmalı, rahatlatıcı, hafif bir müzik sesiyle uykuya geçilebilmelidir.
    Gencin taşkın, sinirli olduğu zaman yetişkinler diyaloğa girmemeli; rahat bırakmalı, daha sonra konu ÖZEN göstererek ele alınmalıdır.

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG-AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI