Etiket: Ağrıları

  • Enflamatuar bel ağrıları

    Tüm dünyada bel ağrısı oldukça yaygın bir problemdir. Bel ağrılarının onlarca sebebi vardır.

    Bel ağrıların büyük bir kısmı yapısal bozukluklar, disk kayması ve bel fıtığı gibi “mekanik” nedenlerle ortaya çıkar. Bu tip mekanik ağrıların büyük bir kısmı bel bölgesini zorlamakla, örneğin ağır bir şey kaldırmak veya aşırı hareket etmek gibi faktörlerle tetiklenmektedir. Yine bu mekanik ağrıların büyük kısmı istirahat etmekle de azalır.

    Oysa Enflamatuar bel ağrıları, hiç zorlanma veya travma olmaksızın sinsi bir şekilde ortaya çıkar. Enflamatuar bel ağrılarının en belirgin özelliği; istirahat ile kötüleşmesi ve hareket ile azalmasıdır. Mekanik bel ağrılarının neredeyse tam tersidir. Enflamatuar bel ağrısı aynı zamanda tıp dilinde iltihaplı bel ağrısı olarak bilinmektedir. Enflamatuar bel ağrılarındaki söz edilen iltihap, enfeksiyon veya abse gibi mikrobik iltihaplı durumlardan farklıdır. Enflamatuar bel ağrılarında “mikrop içermeyen” vücudun kendi ürettiği “mikropsuz” iltihap söz konusudur. Bu yüzden enflamatuar bel ağrılarının büyük kısmı halk arasında “iltihaplı bel romatizması” veya “omurga iltihabı” hastalığı olarak bilinen Spondiloartropati olarak adlandırılan iltihaplı romatizma grubu altında tanımlanır. Bu Spondiloartropati grubu hastalıklarında Ankilozan Spondilit (Suna Pekuysalîn hastalığı), Psöriatik Artrit (sedef romatizması), İltihaplı Barsak Hastalığına bağlı Reaktif Artrit gibi hastalıklar bulunmaktadır. Bu arada her enflamatuar bel ağrısı kesin Ankilozan Spondilit anlamına da gelmez.

    Enflamatuar bel ağrıları kesinlikle dikkate alınması gereken durumlardır. Özellikle 40 yaşından genç olan hastalarda 3 aydan fazla sabah tutukluğu ve bel ağrıları yaşanıyorsa, istirahat ile bel ağrısı kötüleşip hareket ettikçe azalıyorsa, bu belirtiler yüksek olasılıkla enflamatuar (iltihaplı) bel ağrısından kaynaklanıyordur. Romatoloji Uzmanları özellikle sabah tutukluğuna dikkat ederler. Sabahları en azından 30 dakika gibi süren hareket kısıtlığı, bel bölgesinde enflamatuar bel rahatsızlığının önemli bir habercisidir. Birçok hasta, sabah uyandığında sadece gözlerini açmanın sabaha hazır olmak için yeterli olmadığını söyler. Hasta sabah kalktığında kişisel bakımında ve kıyafet giymekte zorlanır. Çoğu ancak işe vardıktan 2 saat sonra bellinde tutukluk hissinin açıldığını tarif eder. Bu hastalarda gecenin ikinci yarısında, sabaha karşı özellikle saat 03:00 – 05:00 arası, şiddetli ağrı veya bel tutukluğu olur. İhtiyacı için uyanırsa, banyoya giderken farkına varabilir ancak ağrı çok şiddetliyse ağrı sebebi ile de uyanabilir. Enflamatuar bel ağrılarının özelliği gün içersinde azalma ve birçok insanda tamamen kaybolmasıdır. Hareket ve egzersizlerle rahatlaması ve birçok hasta “sanki gün içinde başka insanım, ağrılarım veya tutukluğum tamamen kayboluyor ama sabah kalkığımda 90 yaşında birisi gibi oluyorum” gibi benzer tarifler verir.

    Enflamatuar bel ağrıların başka bir özelliği NSAII olarak tanımladığımız anti-enflamatuar ilaçlara yanıt vermesidir. Enflamatuar bel ağrıları kontrol altına alınmadığı taktirde ilerleyici bir hastalık haline gelir, çünkü sinsi bir tarzda ilerleyebilir. Bu yüzden Ankilozan Spondilit gibi enflamatuar bel ağrısı ile bilinen “iltihaplı romatizma” hastalığı biz Romatoloji uzmanlarının bir an evvel doğru ve kesin teşhisini koymaya çalıştığımız bir hastalıktır. Enflamatuar bel ağrıları zamanında tedavi edilmezse omurgada birbirine kaynaşmaya yol açabilir. Ankilozan Spondilit sadece bir enflamatuar bel romatizması değildir. Yıllarca topuk ağrılarıyla gezebilir, yıllarca boyun ağrısı bazen de kalça veya kaburga ağrıları da eşlik edebilir. Uzun süre bel ağrısı olduğu sanılan hastalar, hala bel ağrıları devam ediyorsa mutlaka bir Romatolog tarafından gözden geçirilmesi gerekir.

    Senelerdir “mekanik” ağrıları olan hastada aslında enflamatuar bel ağrısı ile bilinen bir Spondiloartropati çıkabilir. Maalesef ülkemizde Ankilozan Spondilit tanısı almış hastaların büyük kısmı yıllarca “mekanik” bel fıtığı tanısıyla gezmiş ve kimisi bel ameliyatı olmuş ama fayda görmemiş hastalardır. Bu yüzden özellikle gençlerde ortaya çıkan bel ağrısını dikkate alıp önemsemeli ve Enflamatuar olup olmadığının teşhisini bir an evvel koymalıyız.

  • İnatçı ağrılar

    FİBROMİYALJİ

    “BİTMEK BİLMEYEN AĞRILAR”

    Kronik yaygın vücut ağrılarınız varsa , vücudumun heryeri ağrıyor diyorsanız sizde de fibromiyalji olabilir.

    Fibromiyalji bir çeşit yumuşak doku romatizmasıdır. Hastaların ağrıları keskin spazmlar ve elektrik şokları gibi son derece ağrılı da olabilir.

    Hastalığın başlangıcı genellikle başka bir hastalık veya trafik kazası gibi fiziksel bir stres veya duygusal bir stres ile ilişkilidir.

    Ağrı kesicilere zor yanıt veren, 3 aydan uzun süren genellikle vücudun iki tarafında yaygın ağrıları olan kişilerde bu hastalık aklımıza gelebilir.

    Fibromiyaljili hastalarda göğüs ağrısı, mide ekşimesi, ağrılı adet zamanları, huzursuz bağırsak sendromu gibi… diğer hastalıklarda genellikle vardır.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Kişi genellikle çok yorgundur, kendini dayak yemiş gibi hisseder,

    Hastaların %90’ından fazlasında ferahlatıcı olmayan uyku vardır. Sabah kendini dinlenmiş hissetmez ve kötü uyku kalitesi vardır.

    Depresyon eşlik edebilir.

    Kısa süreli kötü hafıza olup yeni şeyleri öğrenmede , bilgi işleme ve problem çözmede zorluk çeker.

    Genellikle hastalarda bazı diğer romatizmal hastalılarda olduğu gibi sabah sertliği vardır.

    Hastaların bir kısmı el ve ayaklarda şişkinliğinden yakınırlar.

    Karında şişkinlik, gaz, zaman zaman ishal, kabızlık ,bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik edebilir.

    YAPILACAK TESTLER

    Fibromiyaljili hastaların kan testlerinde genelde sorun yoktur, ancak yine de diğer hastalıkları dışlamak için kan sayımı, biyokimya testleri, sedimentasyon, CRP , tiroid fonksiyonları gibi bazı tesleri yapmakta yarar vardır.

    Yine karışabilecek boyun ağrıları , sırt ağrılarında da bazı görüntüleme yöntemleri yapılabilir.

    TANI KOYMA

    1990’larda fibromiyaljinin tanı ve sınıflandırılmasında ACR kriterleri vardı , 3 ay kronik ağrı ve 18 hassas noktanın 11 noktası ağrılı ise tanı konuyordu. Ancak 2011 de kriterler değişti ve 3 ay yaygın, kronik ağrı, ağrıyı açıklayacak bir patolojinin olmaması durumunda ,hassa ağrılı noktalara bakılmaksızın tanı konur hale geldi.

    TEDAVİ

    Fibromiyaljili hastalar genellikle kendilerini sinirli ve huzursuz hissederler. Çünkü eşleri, aileleri, işverenleri, çalışma arkadaşları onları anlamıyordur , keyifsizliklerinin nedenlerini bilmiyorlardır. O yüzden hem hastanın hem de yakın çevresinin bu yönde eğitimleri önemlidir.

    Yapılan çalışmalarda aerobik egzersiz ve vücut geliştirmenin ağrıları azaltmada oldukça yararlı olduğu görülmüştür. Isıtılmış havuz , sıcak su banyoları sıklıkla iyi gelir.

    İlaç tedavisi olarak ağrı kesiciler, antidepressanlar ve antiepileptik ilaçların iyi geldiği doğrulanmıştır. Özellikle Pregabalin Amerika Birleşik Devletlerinde FDA tarafından fibromiyaljinin tedavisinde kabul edilen ilk ilaç olup deneyimlerimizde de hastaların şikayetlerini yüksek oranda azalttığını gördük.

  • Bel kalça ağrılarım var romatizma hastası olabilir miyim ?

    Bel ağrıları hemen herkesin ömründe en az bir defa yaşayabileceği bir ağrı tipidir. Kimi bu ağrıyı çok şiddetli yaşarken kimimiz de bu ağrıları daha düşük şiddette yaşamaktadır. Aklımızda bulunması gereken bir bilgi bu tür ağrıların özellikle omurgayı ve kalçanın içerisindeki eklemleri tutabilen bir romatizmanın bulgusu olabileceğidir. Bu tür ağrılar sıklıkla kalça üzerinde olmasına rağmen aşağı bel bölgesinde zamanla da tüm omurga ve boyun bölgesinde de olabilmektedir. Romatizma kaynaklı bel ağrılarının tipik örneği Ankilozan Spondilit (AS) hastalığıdır.

    Romatizma Kaynaklı Bel Ağrılarının Özellikleri Nelerdir ?

    Romatizma kaynaklı bel ağrılarının özellikleri toplumda sık görülen özellikle fıtıklar kaynaklı mekanik olarak adlandırılan ağrılardır. Romatizma kaynaklı ağrılar genellikle 20 li yaşlarda orta çıkar fakat 40 yaşına kadar da görülebilir. Romatizma dışı ağrılar ise çoğunlukla 40 lı yaşlardan sonra ortaya çıkmaktadır. Romatizma kaynaklı ağrılar uzun sürelidir. Genel olarak 3 ayı geçen ağrıları daha çok romatizma kaynaklı olarak yorumlamaktayız. Mekanik ağrılar ise sıklıkla başladıktan 1 ay içerisinde azalıp geçmektedir. Romatizma kaynaklı ağrılar sıklıkla geceleri hasta uyuduktan sonra artış gösterip hastalar sıklıkla sabahları ağrılı uyanmaktadır. Bu ağrılar hasta güne başlayıp, yürüdükçe azalmaktadır. Ancak mekanik olarak yorumladığımız fıtık türü ağrılar sıklıkla hasta hareket ettiği ya da günlük işlerine başladığı zaman ortaya çıkmaktadır. Mekanik ağrılar hasta dinlendikçe azalır. Bu iki tür ağrıyı ayırmanın en önemli ip ucudur.

    Romatizma Nedenli Bel Ağrılarının Ayırımında Kan Tetkiki Var mıdır?

    Romatizma kaynaklı bel ağrılarında hastaları dinlediğimiz zaman bu tür ağrıları düşünebilmekteyiz. Ancak bunu kanıtlamamız yani düşündüklerimizi doğrulamamız gerekmektedir. Bunun için kan tetkiklerinden sıklıkla yardım almaktayız. Romatizmal kaynaklı bel ağrılarının büyük çoğunluğunda kandaki iltihap testleri yükselmektedir. Ayrıca gerek duyulan hastalarda HLA B27 olarak bilinen genetik test tanıya yardımcı olabilmektedir. Ancak bu genetik testi herkese uygulamamaktayız. Mekanik kaynaklı ağrılarda kan testleri tamamen normal olarak bulunmaktadır.

    Romatizma kaynaklı ağrılarda kan tetkikleri bize yardımcı olsada asıl olarak tanıyı net olarak görüntüleme yöntemleri ile koymaktayız. Uzun süren hastalıkta tanıyı basit bir röntgen ile koyabilmemize rağmen, yakınması yeni başlayan ya da erken dönem hastalarda tanı için sıklıkla Manyetik Rezonans (MR) desteği almamız gerekmektedir. Hastalık için tipik görüntüler olduğu için tanıyı çok rahatlıkla koyabilmekteyiz. Mekanik kaynaklı ağrılarda da MR yöntemine başvurabiliyoruz ancak onlardaki bulgular çok farklı olmaktadır.

    Romatizmal Kaynaklı Bel Ağrılarında Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

    Romatizma kaynaklı bel ağrılarının tipik örneği olan AS hastalığının tedavisinde NSAİ olarak adlandırılan ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar ilk seçenek ilaçlardır. Bu ilaçların tekli ya da bir arada kullanımlarına karşı hasta yakınmalarında değişiklik olmaması durumunda hastanın klinik durumu ve hastalığın şiddeti de göz önünde bulundurularak biyolojik tedaviler başlanabilmektedir.

  • Baharın getirdiği ağrılardan kurtulmak mümkün

    Baharın getirdiği ağrılardan kurtulmak mümkün

    Bahar yorgunluğu, kas ve eklem ağrılarını da beraberinde getiriyor. Mikropsuz iltihap enjeksiyonuyla, bahar yorgunluğunun yol açtığı ağrıları üstünüzden atabilirsiniz.

    Güneşin yüzünü gösterdiği ve doğanın canlanmaya başladığı bahar mevsimi, insan üzerinde tam tersi etki bırakıyor. Havadaki elektrik yükünün, buna bağlı olarak pozitif ve negatif yüklü iyon artışının sinirleri etkileyerek stres seviyesini yukarılara çekmesi bahar yorgunluğuna yol açıyor. Kendisini yorgunluk, halsizlik, enerji düşüklüğüyle hissettiren bahar yorgunluğu, kortizon türevi hormonların aşırı düzeyde salınmasıyla da baş, boyun, sırt ve bel bölgelerinde ağrılara neden oluyor.

    Özellikle bahar mevsiminde artan ağrıların, vücudumuzun bizimle konuşma yöntemi olduğunu ve bu sesi ağrı kesicilerle kısmak yerine, ağrıların altında yatan nedenlerin araştırılması gerekmektedir. Doğanın kendini yenilediği bahar mevsiminde artan ağrılardan kalıcı olarak kurtulmak da mümkündür.

    Mevsim geçişlerinde migren nöbetleri artıyor

    Bahar ayları aynı zamanda ağrıların arttığı dönem olarak da dikkat çekiyor. Halsizlik, yorgunluk ve mutsuzluk hissi, tüm vücutta özellikle kaslarda ağrılara yol açabilir. Bunun nedeni de mevsimsel geçiş döneminde hormonlarda olan değişiklik ve kan akışıdır .

    İlkbaharda en sık görülen ağrılar baş bölgesindedir ve migren ve gerilim tipi ağrılarda sıklaşmaktadır. Özellikle migren hastaları mevsim geçişlerinde sık sık nöbet geçirir. Bahar yorgunluğuyla beraber ortaya çıkan diğer ağrılar da halk arasında kulunç olarak bilinen, sırt ve bel bölgesinde yoğunlaşan ağrılar kişide büyük rahatsızlık yaratıyor. Bahar aylarında kürek kemiğinde, boyun ve bel bölgesinde bıçak saplanmasına benzer şekilde ortaya çıkan ağrılar ise sık karşılaşılan ağrı türleri arasında yer alıyor.

    Mikropsuz iltihap ile ağrılara çözüm

    Ağrıya maruz kalma açısından kadınların erkeklere oranla daha fazla risk taşıyor. Ağrı kesiciler ile geçiştirilmeye çalışılan kronik ağrılardan mikropsuz iltihap yöntemi ile kalıcı olarak kurtulmak da mümkündür.

    Mikropsuz iltihap enjeksiyonu ile vücudun doğal iyileştirme mekanizması devreye sokularak, ağrıya sebep olan bulguların ortadan kaldırılması mümkündür. Proloterapi adı verilen bu tedavi yöntemiyle bahar aylarına daha enerjik, sağlıklı ve canlı girilmesi mümkün olmaktadır. Ağrının kaynağı olan hasarlı bölgeye şekerli sudan oluşan özel bir solüsyonun enjekte edilmesiyle hasarlı bölgede mikropsuz iltihap oluşturuluyor. Vücut, oluşturulan bu mikrobu yok etmek için, hasarlı doku üzerine tamir edici hücreleri hızla gönderiyor ve hasarlı dokuyu kendisi tamir ediyor.

    Proloterapi yöntemi 1930 yılından günümüze başta Amerika ve Kanada olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde uzman doktorlar tarafında yaygın olarak kullanılan doğal bir ağrı tedavisi olup, bu yöntemin donanımlı merkezlerde deneyimli ve uzman hekimler tarafından uygulanması gerekmektedir.

  • Proloterapi ile ağrıya son

    Proloterapi ; zayıflamış eski işlevliğini kaybetmiş eklemleri, kıkırdakları, ligamentleri ve tendonları güçlendirmek tekrar eski haline getirmek için kullanılan bir enjeksiyon şekli olup, hücrelerin ve dokuların proliferasyonuna (büyüme-iyileşme) neden olduğu gösterilmiştir. Enjekte edilen dokunun kasıtlı olarak tahriş edilmesi tedavinin esasıdır. Bu iritasyonla oluşan inflamatuar yanıt sonucunda zayıf ya da işlevliğini yitirmiş bölgede kan akımı artar, bu bölgeye ( kıkırdak-ligament-tendon gibi yapıları ) tamir eden hücreler gelir böylece yeni doku iyileşmesi başlar yeniden tamir uyarılır.

    Proloterapi, vücudun tamir sistemini uyararak ağrılı, zayıf ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekrar eski haline dönmesini sağlayan basit ve doğal bir tekniktir.

    Proloterapinin Kullanıldığı Hastalıklar

    Proloterapide normal hücre, doku veya organların büyümesini – tamiratını teşvik eden ‘büyüme faktörü’ gibi davranan solüsyon enjeksiyonu yapılır. Aslında enjekte edilen bu solüsyonlar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Proloterapi ile fayda gören ve yüz güldürücü sonuçlar aldığımız hastalıklar şunlardır :

    Artritler ( el- diz –kalça vs… )

    Bel ağrıları – boyun ağrıları

    Karpal tünel sendromu ( el bileği sinir sıkışması )

    Baş ağrıları ( migren, gerilim tip baş ağrıları vs…)

    Dejeneratif artrit ve dejeneratif disk hasttalıkları

    Bel fıtığı – boyun fıtığı

    Fibromyalji ( yumuşak doku romatizması)

    Kalça diz kireçlenmesi ve yaralanmaları

    Osteoporoza bağlı kemik kırıkları ve bunla ilişkili ağrılar

    Omuz ekleminde ve diz eklemi içindeki yırtıklar, menisküs ve ön-arka çapraz bağların parsiyel yırtıkları

    Boyun travması sonrası baş – boyundaki ağrılar

    Sakroilyak eklem ile ilgili ağrılar, siyatalji

    Skolyoz ve spondilolistezis ( bel kayması )

    Tenisçi dirseği, çiğneme kasları ve çene eklemi ile ilgili ağrılar

    Bel fıtığı ameliyatı sonrası geçmeyen ağrılar

    Neden Proloterapi ?

    Proloterapi cerrahi olarak yapılmayan kronik ağrı için kalıcı bir tedavi yöntemidir.
    Proloterapi yeniden veya yeniden inşa etmek anlamına gelen Latince kelime
    “proli”den türetilmiştir. Bu tedavide zayıf alanlardaki dokular hücreden başlayarak yeniden tamir olur ve eski yeniliğine ve sağlamlığına kavuşur.

    Akut bir yaralanma sonrası bağlar ve tendonlar hasar görür. Ligamentlerin ve tendonların ortak görevi eklemleri sabitlemek, bir arada tutmak ve hareket kabiliyetini belirli alanlarda sınırlamaktır. Diskler ve kıkırdakların görevi ise hareket esnasında şoku emmek ve kemiklerin birbirine sürtünmelerini önlemektir. Sonuçta ligamentleri ve tendonları hasar gören bir kişinin bir süre sonra diskleri ve kıkırdakları aşınır, ardından ilgili eklemdeki ağrıyı oluşturmamak amacıyla hareketsizlik başlar. Sonuçta topallayarak yürümeye çalışan ya da baston kullanan kireçlenmiş dizlere veya bele sahip insanlar ortaya çıkar. Ağrılar
    nedeniyle yürüyemez hale gelen bu insanlara hayat çekilmez olur. Ameliyat
    pahalı olduğu gibi riskleri de beraberin de getirir ve tek çözüm değildir.

    Prolterapide hızla üretilen kollajen ve kıkırdaktır. Kollajen yeni bağ doku elemanlarını oluşturmak için vücutta doğal oluşan bir proteindir. Bu doku tendon, ligament,kas, fasya, kıkırdak ve eklem kapsülü dokularını içerir. Enjeksiyon yapılan bölgeye göre tamirat başlar.

    Proloterapinin yan etkileri diğer enjeksiyon yöntemlerinden pek farklı değildir. Oldukça basit ve güvenilir bir tedavi yöntemi olan proloterapinin bilinen tek ciddi yan etkisi AMELİYATA GEREK KALMADAN KRONİK AĞRILARI VE NEDENLERİNİ TEDAVİ ETMEKTİR.

    Prolterapide kas-iskelet sistemi ağrılarında başarı oranı %80-90’dır. Ameliyat gibi büyük anatomik bir travmaya maruz kalmaktansa bu tedaviyi denemeye değer diye düşünüyorum.

    Klasik ağrı tedavilerinde kullanılan birçok bağımlılık potansiyeli yüksek ve vücut için oldukça riskli ilaçlar mevcuttur ( anti-inflamtuar ilaçlar, antidepresanlar, anti- epileptik ilaçlar, kas gevşeticiler, codeine gibi morfin türü ilaçlar ). Bu tedavi yönteminde ise sorunlu bölgeye tedavi uygulandıktan sonra vücut kendi kendine ağrı oluşturan hasarlı bölgeyi kalıcı olarak tedavi eder. Düşünsenize diz ağrılarımızı kesmek amacıyla kullandığımız non-steroidal anti-inflamatuarlar kıkırdak hasarını daha da arttırmaktadır. Kortizon ise o düzelmek amacıyla çabalayan eklem ve kıkırdağa ne kadar çok zarar verdiğinin farkında mısınız ?

    Proloterapi ise vücuda yabancı olmayan ve zarar vermeyen solüsyon enjeksiyonlarıyla vücudun kendi iyileştirme mekanizmasını harekete geçirir. Vücudun kendi kendini tedavi etmesi hem kalıcı hem de ameliyat gibi travmaiçermez.

  • Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar (who)

    Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar (who)

    Akupunktur tedavisi uygulanan hastalıklar (who)

    Dünya Sağlık Örgütü, ilk defa 1978 yılında Filipinlerde Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Daha sonra 1994 yılı İtalya Cervia’daki WHO Asamblesinde bu endikasyon listesi genişletilerek kabul edildi.

    Nörolojik Hastalıklar

    Migren,

    Baş Ağrıları,

    Gerilim ve boyun kireçlenmesine bağlı baş ağrıları,

    Trigeminal Nevralji,

    Fasial Paralizi (Yüz Felci)

    Unutkanlık,

    Vertigo (baş dönmesi)

    Disk Herniasyonu (Bel Fıtığı, Boyun Fıtığı),

    Siyatik Ağrısı,

    Multiple Skleroz (MS)

    Parkinson

    Felç (İlk 3–6 ay içinde)

    Kalp Damar Hastalıkları

    Esansiyel hipertansiyon

    Burger (Trombo-anjitisobliterans) hastalığı

    Raynaud sendromu

    Psikolojik Rahatsızlıklar

    Stres,

    Depresyon,

    Korku,

    Panik Atak,

    Uykusuzluk ( insomnia )

    Sigara Bağımlılığı,

    Kilo Problemleri (Obesite ,Zayıflama..)

    Alkol bağımlılığı ve detoksifikasyonu

    Tırnak yeme

    Morfin, kokain bağımlılığı

    Kemik, Eklem ve Kas hastalıkları

    Fibromiyalji ve tendinitis

    Sırt ve bel ağrıları

    Boyun ağrısı

    Tenisçi dirseği

    Omuzun periartriti

    Topuk Dikeni

    Dupuytren Kontraktürü

    Carpal Tunel Sendromu

    Post herpetik ağrılar ( İnterkostal

    Osteoartritis

    Servikal Artroz (Boyun Kireçlenmesi),

    Gonartroz (Diz Kireçlenmesi),

    Gut artriti

    Kanser ağrılarında

    Romatoidartriti

    Kulak Burun Hastalıkları

    Kronik Farenjit,

    Sinuzit,

    Allerjik Rinit,

    Meniere hastalığı

    Horlama,

    Gingivit (Diş Eti İltihabı),

    Dental ağrılar (Diş ağrıları)

    Temporo-mandibüler eklem (Çene eklemi) disfonksiyonu

    Solunum yolu rahatsızlıkları

    Astım bronşiale,

    Kronik Bronşit,

    Allerjik Bronşit,

    Kadın Hastalıkları ve Üriner sistem hastalıkları

    Gebelik bulantı ve kusmaları ( hiperemesis gravidarum)

    İnfertilite (Kısırlık (Organik bulgusu olmayan)),

    Adet Düzensizlikleri,

    Adet Sancıları (Primer dismenore ),

    Polikistikover sendromu (PCO)

    Doğum ağrısının azaltılması

    Enuresis Noctruna ( Gece İşemeleri )

    Erken Menapoz

    Tekrarlayıcı üriner enfeksiyonlar

    İdrar retansiyonu

    Renal kolik (Böbrek Taşı ağrılarında )

    Gastro İntestinal sistemi hastalıkları

    Kabızlık ( Konstipasyon)

    Akut ve Kronik Gastrit,

    Gastrik Hiperasite,

    Ülseratif kolit

    Spastik kolon

    Akut ve Kronik Kolit,

    Kolesistit (Safra kesesi iltihabı)

    Kolelitiasis (Safra kesesi taşı)

    Akut epigastralji

    Peptik ülser

    Metabolizma ve Endokrin Hastalıkları

    Tip 2 diabetesmellitus (Şeker hastalığı)

    Tyroid hastalıkları ve goiter

    Aşırı Terleme

    Cilt Hastalıkları,

    Akne vulgaris

    Sellulit,

    Alopesi (Saç Dökülmesi )

    Psoriasis (Sedef Hastalığı)

    Pruritus ( Kaşıntılar )

  • Akupunktur tedavisi uygulanan hastalıklar (who)

    Akupunktur tedavisi uygulanan hastalıklar (who)

    Dünya Sağlık Örgütü, ilk defa 1978 yılında Filipinlerde Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Daha sonra 1994 yılı İtalya Cervia’daki WHO Asamblesinde bu endikasyon listesi genişletilerek kabul edildi.

    Nörolojik Hastalıklar

    Migren,

    Baş Ağrıları,

    Gerilim ve boyun kireçlenmesine bağlı baş ağrıları,

    Trigeminal Nevralji,

    Fasial Paralizi (Yüz Felci)

    Unutkanlık,

    Vertigo (baş dönmesi)

    Disk Herniasyonu (Bel Fıtığı, Boyun Fıtığı),

    Siyatik Ağrısı,

    Multiple Skleroz (MS)

    Parkinson

    Felç (İlk 3–6 ay içinde)

    Kalp Damar Hastalıkları

    Esansiyel hipertansiyon

    Burger (Trombo-anjitisobliterans) hastalığı

    Raynaud sendromu

    Psikolojik Rahatsızlıklar

    Stres,

    Depresyon,

    Korku,

    Panik Atak,

    Uykusuzluk ( insomnia )

    Sigara Bağımlılığı,

    Kilo Problemleri (Obesite ,Zayıflama..)

    Alkol bağımlılığı ve detoksifikasyonu

    Tırnak yeme

    Morfin, kokain bağımlılığı

    Kemik, Eklem ve Kas hastalıkları

    Fibromiyalji ve tendinitis

    Sırt ve bel ağrıları

    Boyun ağrısı

    Tenisçi dirseği

    Omuzun periartriti

    Topuk Dikeni

    Dupuytren Kontraktürü

    Carpal Tunel Sendromu

    Post herpetik ağrılar ( İnterkostal

    Osteoartritis

    Servikal Artroz (Boyun Kireçlenmesi),

    Gonartroz (Diz Kireçlenmesi),

    Gut artriti

    Kanser ağrılarında

    Romatoidartriti

    Kulak Burun Hastalıkları

    Kronik Farenjit,

    Sinuzit,

    Allerjik Rinit,

    Meniere hastalığı

    Horlama,

    Gingivit (Diş Eti İltihabı),

    Dental ağrılar (Diş ağrıları)

    Temporo-mandibüler eklem (Çene eklemi) disfonksiyonu

    Solunum yolu rahatsızlıkları

    Astım bronşiale,

    Kronik Bronşit,

    Allerjik Bronşit,

    Kadın Hastalıkları ve Üriner sistem hastalıkları

    Gebelik bulantı ve kusmaları ( hiperemesis gravidarum)

    İnfertilite (Kısırlık (Organik bulgusu olmayan)),

    Adet Düzensizlikleri,

    Adet Sancıları (Primer dismenore ),

    Polikistikover sendromu (PCO)

    Doğum ağrısının azaltılması

    Enuresis Noctruna ( Gece İşemeleri )

    Erken Menapoz

    Tekrarlayıcı üriner enfeksiyonlar

    İdrar retansiyonu

    Renal kolik (Böbrek Taşı ağrılarında )

    Gastro İntestinal sistemi hastalıkları

    Kabızlık ( Konstipasyon)

    Akut ve Kronik Gastrit,

    Gastrik Hiperasite,

    Ülseratif kolit

    Spastik kolon

    Akut ve Kronik Kolit,

    Kolesistit (Safra kesesi iltihabı)

    Kolelitiasis (Safra kesesi taşı)

    Akut epigastralji

    Peptik ülser

    Metabolizma ve Endokrin Hastalıkları

    Tip 2 diabetesmellitus (Şeker hastalığı)

    Tyroid hastalıkları ve goiter

    Aşırı Terleme

    Cilt Hastalıkları,

    Akne vulgaris

    Sellulit,

    Alopesi (Saç Dökülmesi )

    Psoriasis (Sedef Hastalığı)

    Pruritus ( Kaşıntılar )

  • Nöralterapi!!

    Nöralterapi bozulmuş olan beden fonksiyonlarının lokal anestezik madde kullanarak vegetatif sinir sisteminin organizmanın regülasyonunun sağlanması ve beden fonksiyonlarının yeniden normale döndürülmesi esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Bu şekliyle hem tanı hem tedavide kullanılan önemli bir metotdur. Nöralterapi ile ağrılı noktaların lokal enjeksiyonlarla rahatlatılması yanında hastalık gelişiminde rol oynayan fizyolojik ve patolojik düzensizliklerin tespit edilerek tedavi protokolleri oluşturulur. Tedavide procain ve lidocain kullanılarak ağrılı noktalar, akupunktur noktalarına lokal enjeksiyon uygulamaları, segment tedavisi, vücut düzenini bozan ve ağrıyı tetikleyen bozucu alanların tespiti ve tedavi edilmesini kapsar. Böylece hastalıklara kalıcı çözüm sağlanır.

    Nöralterapinin kullanıldığı hastalıklar
    1) Migren ve diğer baş ağrılarının (küme ve gerilim tipi)
    2) Boyun,sırt ve bel ağrıları gibi kas kökenli ağrıların tedavisi
    3) Bel ve boyun fıtıklarında ağrının giderilmesi
    4) Eklem hastalıkları(meniscus yırtılması,eklem içindeki sıvının azaltılması,sporcu
    yaralanmaları)
    5) Sinir basısına bağlı oluşan ağrıların tedavisi
    6) Alerjim astım ve allerjik rinit gibi allerjik kökenli hastalıkların tedavisi
    7) Romatizmal hastalıkların tedavisi
    8) troid hastalıkların tedavisi
    9) Menapoz döneminde görülen şikayetlerin tedavisi
    10) Adet düzensızlikleri ve şiddetli adet sancılarının tedavisi
    11) Hormonal bozukluğa bağlı üreme sorunları
    12) Tüp bebek uygulamasında destek tedavisi
    13) Kronik tonsillit (geçmeyen boğaz iltihabı ) tedavisi
    14) Kronik sinuzit tedavisi
    15) Fibromiyalji (yaygın kas ağrıları) devamlı yorgunluk hissi ve halsizlik tedavisi
    16) Depresyon ve panik atak gibi ruhsal hastalıkların tedavisi
    17) Kronik kabızlık tedavisi
    18) Bağırsak hastalıklarının tedavisi (irritable kolon sendromu, ülseratif kolit ve crohn
    hastalığı )
    19) Yüz felci tedavisi
    20) Nevraljiler : trigeminal nevralji tedavisi,zona ağrısı,nöropatik ağrı,fantom ağrısı
    21) Carpal tünel sendromu
    22) Huzursuz bacak sedromu
    23) Uyku bozukluğu ve düzensizliği
    24) Diz,omuz,dirsek ağrısı ve tendinitler
    25) Spor yaralanma tedavisi
    26) Vücudun toksinlerden arındırılması
    27) Antiaging ( yaşlanmanın önlenmesi)