Etiket: Ağrı

  • Bel fıtığında akupunktur

    Bel Fıtığı, iki omur arasındaki elastik dokudan oluşmuş disk şeklindeki yapının dışarı kayması ile oluşan hastalık tablosudur.

    Omurga kanalından geçen sinirler üzerine bası yaptığından dolayı, ağrı, hareket kısıtlılığı, yürüme ve oturmada güçlük, uyuşma gibi şikayetlere neden olur.Özellikle akut dönemde, o bölgenin çevresindeki kaslarda spazm olduğu için, kas ağrısı da şikayetlere eklenir.

    Ağrı lokal olarak bel bölgesinde olabilir veya bacağa inen sinirlere bası nedeniyle, topuğa kadar inen, ağrı ve uyuşma şeklinde olabilir.

    En çok görüldüğü seviye Lumbal 4-5. Omurlar arasıdır.

    Bel fıtığı nedenleri arasında, yapısal zayıflık, ağır kaldırma, ani zorlama, şişmanlık, uygun olmayan pozisyonda eğilip kalkma, bilinçsiz spor yapma, uzun süreli araç kullanma, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, dışarıdan travma sayılabilir.

    Korunma konusunda yapılabilecekler;

    •Bel ve sırt kaslarını güçlendirecek düzenli egzersiz yapmak
    •Ağır kaldırmamak
    •Yük taşırken uygun ağırlıkta ve iki tarafa eşit olarak dağıtarak taşımak
    •Eğilmek gerektiğinde dizleri bükerek eğilmek
    •Yukarı doğru uzanmamak
    •Uzun süre ayakta veya oturur pozisyonda kalmamak

    Tedavi

    İlk planda sıcak tatbiki, çok sert ve yumuşak olmayan zeminde yatak istirahati ve ilaç tedavisi uygulanabilir.
    Hastada ilerleyen güç kaybı, bacak kaslarında zayıflama ve incelme, tedavi ile geçmeyen şiddetli ağrılar varsa ameliyat önerilmelidir.
    İdrarını yapamama veya tutamama, düşük ayak gibi belirtiler varsa acilen ameliyata alınmaları gerekir.

    Akupunktur tedavisi

    İlaç kullanmak istemeyen, yan etkisi nedeniyle kullanamayan veya ilaç tedavisinden yarar görememiş hastalarda akupunktur tedavisi uygulanabilir.
    Akupunkturun bu hastalıktaki etkileri;

    •Kas gevşetici etkisi
    •Ağrı kesici etkisi
    •Ödem(şişlik) giderici etkisi
    •Bölgedeki kanlanma ve beslenmeyi artırıcı etkisi
    •Cilt üzerindeki sinir uçlarından verdiği uyarıcı etki ile hücre ve doku fonksiyonlarını canlandırıcı etkisidir.
    Belli aralıklarla toplam 10-15 seans uygulama gerekir.

  • Boyun ağrıları ve nöralterapi

    İnsan boynu, medulla spinalis, spinal sinirler, karotis ve vertebral arterler gibi çok önemli vücut yapılarını barındıran, baş için bir destek işlevi gören, omurganın en hareketli bölümüdür.

    Boynun bu büyük hareket kabiliyeti, aynı zamanda darbelere ve zedelenmelere daha duyarlı olmasına yol açar.

    Bu yüzden, ağrı nedeni olarak omurga içersinde belden sonra ikinci sırayı alır .

    Boyun ağrıları her yaş grubunda karşılaşılabilen, yaşam kalitesini düşürüp iş gücü kaybına neden olabilen önemli bir sorundur

    Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir:
    Kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler
    Boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi (yansıyan ağrı)
    Boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar.

    Bir çok kol, omuz ve baş ağrısının altında boyundaki çeşitli patolojiler yatar. Bu nedenle boyundan kaynaklanan hastalıkların tanı ve tedavisine önem vermek gerekmektedir.

    BOYUN AĞRISI NEDENLERİ

    Boyun fıtığı

    Boyun fıtığı genellikle sinir köklerinin omurilik kanalından ayrıldığı bir tarafında meydana gelir. Sinirlerdeki bası özel sinir kökleri tarafından desteklenen kas ve deri kısmında ağrıya, hissizliğe ve güçsüzlüğe neden olur.

    Belirtileri:

    Boyunda, omuzlarda ve kollarda ağrıya sebep olur.

    Ağrı bası altındaki sinir kökünün özel dağılımıyla koldan elin içine yayılabilir. Eğer boyun fıtığı omuriliğe bası yaparsa yürüme problemleri, spastisite (kas tonüs artışı), idrar kaçırma şikayetleri ortaya çıkabilir.

    Boyun fıtıkları boyun ağrılarının en sık nedeni değildir. Boyun bölgesindeki ağrıların yüzde 10-20 kadarı boyun fıtığı kaynaklıdır. Eğer hastada ağrı, boyundan kola vuruyorsa, kas gücünde kayıplar başlamış, parmaklarında uyuşukluk varsa kesinlikle boyun fıtığıdır.

    Boyun Kireçlenmesi

    Servikal omurgayı meydana getiren yapıların (kemik, bağ, kas) yozlaşması sonucu ortaya çıkan ve buna bağlı sinir ve damarsal bozuklukları da içeren klinik bir tablodur.

    Nedenlerinin yaşlanma, mikro travmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir.

    Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük – hissizlik – yanma – batma, ellerde zayıflık – beceri azalması – uyuşma – karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir

    Servikal Strain

    Travma ve duruş bozukluğu sonucu gelişen, boyunda tutukluk ve lokal ağrı ile karakterize bir tablodur.

    Masa başında çalışanlarda olduğu gibi boynu uzun süre aynı pozisyonda tutmak, yatarak televizyon seyretmek, uygun olmayan yastık ve yatakta yatmak gibi nedenler boyunda zorlanmaya yol açabilirler.

    Kaslarda kasılma gelişeceğinden boyundaki normal olan eğrilik azalır, boyun hareketleri ağrılı ve kısıtlı olur.

    Romatizmal Hastalıklar

    Vücudun kendi bağışıklık sisteminin, kendi kıkırdak ve kemik hücresine savaş açması ile oluşur. Omurga, kemik ve kıkırdak

    dokusunda hasar oluşur. Romatoid artrid, ankilozan spondylit, spondylit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık

    yapar.

    Tekrarlayan stresler, akciğer , kalp hastalıkları, yemek borusu iltihapları ve mide rahatsızlıkları da boyun ağrısı yapar.

    Boyun ağrılı hastalarda öncelikli tedavi konservatif tedavi olmalıdır.

    Boyun ağrılı hastalarda, hastalığı yaratan asıl sebebi bulduktan sonra, Fizik Tedaviyle beraber veya ayrı olarak; Nöralterapi uygulanabilir.

    Özellikle bu tedaviler fizik tedaviyle iyileşmeyen hastalar için bir tedavi seçeneğidir.

    Tüm Sevgi ve Işığımla…

    Herkese sağlıklı ve huzurlu bir yaşam dileklerimle… !!!

  • Akupunktur tedavisinin uygulandığı hastalıklar

    On dokuzuncu yüzyılın başlarında bir nöroloji uzmanı olan Fransız Dr. Nogier; baş ağrısı şikâyetleri ile gelen hastalarının kulak kepçelerinde iyileşmiş yanık izlerine rastladı. Hastalarla yaptığı görüşmelerde bu yanık izlerinin ağrı sebebiyle toplumda Halk Hekimi olarak kabul gören şifacılar tarafından oluşturulduğunu öğrendi. Sonrasında uzun yıllara varan bilimsel çalışmaları sayesinde; kulak kepçesinin yüzeyinde tüm vücudu temsil eden yaklaşık 200 bölgenin olduğunu sistematize ederek haritalandırdı. Dr. Nogier’in geliştirmiş olduğu kulak akupunktur yöntemi sayesinde akupunktur tedavisi Modern Tıbbın ilgisini çekmeye başladı. Söz konusu tarihten sonra akupunktur yaklaşımı; aslında hiçte yabancı olmadığı modern tıp yaklaşımı ile entegre olmaya başladı. Bu gelişmeler paralelinde akupunktur uygulama alanıma yönelen hekimler; teknolojik imkânları kullanarak hastalık tanı yöntemlerini modern tıp uygulamalarıyla harmanlamaya başladılar.

    Bilimsel çalışmalar neticesinde akupunktur noktalarının % 65-70 kadarının tetik nokta olduğu ayrıca birçoğunun kasların motor noktaları ile aynı olduğu belirlenmiştir. Yapılan histolojik incelemeler, akupunktur noktalarının sinir, kan ve lenf kanalları yönünden zengin olduğunu göstermektedir.

    Akupunktur uygulaması deriye ve deri altındaki kas dokusuna yapılır. Uygulama sırasındaki her türlü uyarıdan deri ve deri altı kas dokusu etkilenir. Akupunktur noktasına batırılan iğne, deride bölgesel olarak gerginlik, baskı, ısınma ve acı hissine yol açmaktadır.

    Yine bilimsel deneyler neticesinde akupunktur uygulaması ile nörolojik, endokrin ve immünolojik sistemlerin etkilendiği gösterilmiştir. Uygulama esnasında ağrı kontrol sistemi devreye girerek analjezik etkiler ortaya çıkmaktadır. Uygulamayı takip eden süreçlerde hormonal ve immünolojik sistemler devreye girmektedir. Hormonal ve immünolojik etkilerde hastalıkların iyileşme sürecini başlatmaktadır.

    Son 50 yılda artan bilimsel çalışmalar ışığında Tıp dünyası Akupunktur alanında anlaşılabilir ve açıklanabilir kanıtlara sahip olmaya başladı. Ve nihayetinde Dünya Sağlık Örgütü, 1978 yılında Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Bu endikasyon listesi; 1994 yılında İtalya toplantısında Dünya Sağlık Örgütü tarafından genişletilerek aşağıdaki şekilde kabul edildi.

    Etkili bir şekilde tedavi edilebilir hastalıklar:

    Radyoterapi ve Kemoterapi yan etkileri

    Allerjik rinit

    Safra koliği

    Dismenore (mens sancısı)

    Fasiyal ağrı (yüz ve çene ağrısı)

    Baş ağrısı (Gerilim tipi, migren)

    Diş ağrısı

    Esansiyel Hipertansiyon

    Primer hipotansiyon

    Boyun, sırt ve bel ağrıları

    Omuz ağrısı

    Dirsek ağrısı

    Diz ağrısı

    Siyatik

    Ameliyat sonrası ağrılar

    Romatoid artrit

    Renal Kolik

    Yeterli bilimsel araştırma yapılmamış olan tedavi edilebilir hastalıklar

    Kansere bağlı ağrılar

    Yüz felci

    Tip 2 diyabet

    Panik atak

    Fibromiyalji ve tendinit

    Gut artriti

    Karın ağrısı

    İrritabl Barsak sendromu

    Ülseratif kolit

    Doğum ağrısının azaltılması

    Süt eksikliği

    Morfin, kokain bağımlılığı

    Sigara bağımlılığı

    Alkol bağımlılığı

    Burger hastalığı (Kol ve bacaklardaki küçük damarların tıkanıklığı)

    Polikistik over sendromu (PCO)

    Premenstrüel sendrom

    Kadın infertilitesi (Kısırlık) (Organik bulgusu olmayan)

    Erkek seksüel bozukluğu (İktidarsızlık) (Organik olmayan)

    Tekrarlayıcı üriner enfeksiyonlar

    Raynaud sendromu (Kol ve bacaklardaki küçük damarların aşırı kasılarak daralması)

    Kronik prostat iltihabı

    İdrar retansiyonu

    Temporo-mandibüler eklem (Çene eklemi) bozukluğu

    Kulak ağrısı

    Meniere hastalığı

    Post herpetik ağrılar (Zona ağrısı)

    Yaygın Kaşıntı

    Kuru ağız ve kuru göz sendromu

  • Kalp krizi nedir?

    KALP KRİZİ(AKUT MİYOKARD İNFARKTÜSÜ) NEDİR?

    Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölümünün o bölgeye yetersiz kan akışından dolayı ölmesi (kalıcı hasara uğraması) sonucu meydana gelir.

    Kalbi besleyen damarların kan akımının çeşitli nedenlerle ani azalmasına veya kesilmesine bağlı olarak gelişen ve o damarın beslediği kalp kasında çeşitli derecede hücre ölümü ile sonuçlanan ve kalp krizi olarak bilinen bir hastalıktır Hastaların kalp krizinden kaybedilmelerinin önlenmesi olayın ilk anından itibaren en kısa zamanda hastaneye ulaşmasına bağlıdır

    Her 5 ani ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir. Kalp krizi yetişkinlerdeki ani ölümün başlıca nedenlerinden biridir.

    Nedenler ve Risk Faktörleri

    Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak bazen çatlar ve bu da pıhtı oluşumunu tetikler. Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır.

    Koroner arter hastalıklarının ve kalp krizinin risk faktörleri genel olarak kalp damar hastalıkları risk faktörlerinin aynısıdır: hipertansiyon, hiperkolesterolemi, diyabet, sigara içmek ve ailede erken yaşta koroner kalp hastalığı görülmesidir.

    Belirtilen risk faktörlerinin çoğu fazla kiloyla ilgilidir. Dar olan bir damarın üzerinde pıhtı oluşumunu her hangi bir neden başlatabilir. Bazen ani ve bunaltıcı stres buna neden olabilir. Son birkaç senede, koroner arter hastalığı için, artmış homosistein, C-reaktif protein ve fibrinojen seviyeleri gibi yeni risk faktörleri saptanmıştır. Yüksek homosistein, beslenmeye folik asit ilavesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu yeni risk faktörlerinin pratik değeri üzerine çalışmalar hala devam etmektedir ve halen homosistein seviyesinin düşürülmesinin olumlu etkileri olduğuna ait kesin kanıtlar yoktur.

    Kalp Krizinin Tanısı (teşhisi):

    Kalp krizi geçirmekte olan hastaların temel şikayeti göğüs ağrısıdır:

    • Göğüs ağrısı:
      • Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir.
    • Göğüs Ağrısının özellikleri:
      • Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada nitrogliserinle geçmez,
      • Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir,
      • Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir,
      • Göğüste daralma hissi uyandırabilir,
      • “Göğüsde fil oturuyormuş” gibi veya
      • Hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.
    • Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:
      • Nefes darlığı
      • Öksürük
      • Baş dönmesi ve sersemleme
      • Bayılma
      • Mide bulantısı ve kusma
      • “Kıyametin geldiği” hissi
      • Sıkıntı.

    Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Kalp krizi tanısını mutlaka doktor koymalıdır.