Etiket: Ağrı

  • Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Bel fıtığının nedenleri nelerdir?

    Öncelikle bel fıtığını tanımlamak, nedenlerini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Omurgamızın alt kısmında yer alan ve 5 adet olan bel omurları arasında “disk” adı verilen elastiki kıkırdak dokunun aşırı yüklenmeler ve/veya yapısının bozulması sonucu bulunduğu yerden omurilik kanalına ve bacağa gelen sinirlere doğru yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkar. kıkırdak dokunun yapısını bozan nedenlerin başında yaşlılık gelir, ayrıca dejeneratif romatizmal hastalıklar, bazı enfeksiyonlar diğer nedenlerdir.

    Aşırı yüklenme nedenleri arasında ise; obezite (aşırı kilo), bazı meslekler (ev hanımı, hamal, işçisi gibi ağır işlerde çalışanlar, uzun süre oturmak suretiyle masa başı işi yapanlar, garson, öğretmen gibi sürekli ayakta durarak çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler), ters ve ani yapılan bel hareketleri sayılabilir. Bel fıtığında anlatılan mekanizmalar boyun fıtığı için de geçerlidir. Dolayısı ile nedenler de benzerdir.

    Boyun fıtığı belirtileri nelerdir?

    Boyun ağrısı; bir ya da her iki omuz, kol-önkol ve elde ağrı, sırta ve kürek kemiğine yansıyan ağrılar, kollarda ve/veya ellerde uyuşma, güç kaybı, ileri evrelerde bacaklarda da kasılma ve/veya güç kaybı, yürümede ve denge sağlamada zorluk, hatta boyundan aşağıya felç durumu ile karşımıza çıkabilir.

    Bel ve boyun fıtıkları için klasik tedavi yöntemleri hangileridir?

    Her bel ve boyun ağrısı fıtık anlamı taşımaz. Fıtıkların da yaklaşık % 95’i ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bu yöntemler arasında; istirahat ve ilaç (ağrı kesici ve kas gevşetici) kullanımı, kilo verme, tam ortopedik yatak önerilmesi, yürüyüş, yüzme, egzersiz, fizik tedavi sayılabilir.

    Klasik ameliyatların dezavantajları nelerdir?

    Günümüzde en geçerli ameliyat tekniği “mikrocerrahi diskektomi” yöntemidir. Adından da anlaşılacağı üzere mutlaka mikroskop kullanılır. Ayrıca ameliyathanede mesafe tayini yapılmasında yararlanılan skopi adı verilen cihazın ve mikro cerrahiye aletlerin de olması gerekir. Eğer mikro cerrahi tekniğin avantajlarını belirtirsek, diğer yöntemlerin dezavantajları da kendiliğinden anlaşılacaktır.

    Mikro cerrahi teknikte oldukça ufak bir yerden (yaklaşık 1 cm) girilir. Böylece daha az doku hasarı olur, yara iyileşmesi çabuk ve mükemmele yakın olur. Pansuman ve dikiş alma sorunu olmaz. Hasta çok hızlı bir şekilde ayaklanabilir ve yine kısa bir süre içersinde normal ev ve iş yaşamına dönebilir.

    Fıtığın tekrarlama (% 2’nin altında) ve yara sahasında enfeksiyon gelişme (yaklaşık % 0,5) riski düşüktür. En önemlisi de cerrahiye bağlı istenmeyen durumlar (komplikasyon) mikro cerrahi teknikte bariz şekilde (% 0,5’in altında) düşük olup, bu da hasta açısından oldukça konforlu ve güvenli bir ameliyat anlamına gelmektedir.

    Narkozsuz bel ameliyatlarının avantajları nelerdir?

    Narkozsuz (epidural anestezi ile) bel ameliyatı maalesef hala çok az cerrah tarafından uygulanmaktadır ancak yakın bir gelecekte öneminin anlaşılıp, daha da yaygınlaşacağına yürekten inanıyorum.

    Bu yöntemde bir anestezi uzmanı hekim arkadaşımız belin uygun bir bölgesinden özel iğne ile kıl gibi ince bir kateteri, kemik ile omurilik zarı arasına yerleştirir, buradan bir takım ilaçların verilmesi ile ameliyat edilecek bel bölgesinin uyuşmasını sağlar.

    Ancak en önemlisi hastanın bacaklarında hareketlilik korunur. Bu yöntemle yapılan bel ameliyatlarının, doktor açısından avantajı; hasta ile birebir iletişim kurulabilmesi ki bu ameliyat sırasında ayak ve/veya bacak hareketlerinin kontrolüne olanak sağlar.

    Bacağa gelen sinire en ufak bir temasta hasta bacağında ağrı veya bir elektriklenme olduğunu ifade eder, böylece sinire hasar verme olasılığı neredeyse sıfıra indirgenmiş olur.

    Hasta açısından avantajları; doktorunun ameliyatını gerçekleştirdiğini bilmenin verdiği güven ve rahatlama duygusu, müzik dinleme, sohbet edebilme, hatta telefonla görüşme, dergi-gazete okuma konforunun olması, genel anestezinin (narkozun) riskli olduğu hastalıklara (kalp hastalıkları, astım, diyabet, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği vb.) sahip olanlarda, aşırı kilolularda daha güvenli bir ameliyat sağlamaktadır.

    Ameliyattan hemen sonra yeme-içme serbesttir. Hasta 2 saat içinde yürütülebilmekte ve aynı gün taburcu edilebilmektedir.

    Epidural anestezi tekniğinin yan etkisi hemen hemen hiç görülmemektedir. Oldukça güvenli olup, yapılışı açısından da hastaya verdiği bir rahatsızlığı olmadan ve 10 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmektedir.

    SONUÇ OLARAK:
    Ameliyat önerilmiş bel sorunu olan hastalar ameliyat olmaktan değil geç kalmaktan korkmalıdır. En kısa zamanda tercihen epidural anestezi altında mikro cerrahi teknik ile yapılan güvenli ve konforlu ameliyatı gerçekleştirecek hekimlerine başvurmalıdırlar.

    Opr. Dr. Candan HUNDEMİR
    Beyin-Sinir-Omurilik Cerrahisi Uzmanı

  • Bel fıtığı nedir? Nedenleri ve türleri nelerdir?

    Bel fıtığı nedir? Nedenleri ve türleri nelerdir?

    – Bel fıtığı bel ağrılarının en sık nedenlerinden biridir. Halk arasında bel kayması, disk kayması, omurilik sıkışması gibi isimlerle de duyabilirsiniz.
    – Bel fıtığı, omurgalar arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayarak omurilik kanalı içine doğru girmesi, bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması sonucu oluşan bir hastalıktır. Hangi omurga kemikleri arasında oluşmuşsa o bölgenin adıyla anılır.
    – En sık L4-5 ve bunun bir altında bulunan L5-S1 mesafeleri arasında bel fıtığı oluşur.
    – Alttaki 4 bel omurundan çıkan sinir köklerinin bazı dalları birleşerek siyatik siniri oluşturur. Siyatik sinir kısa bir mesafe leğen kemiğinin arka duvarı boyunca karında seyrettikten sonra kalçanın ortasından dışarı çıkar ve bacağın arkasında orta hattı boyunca aşağı doğru iner. Bu nedenle bel omurlarındaki bir takım hastalıklarda ( bel fıtığı, bazı tümörler gibi) ağrı kalça içinden bacağa doğru hissedilir.

    BEL FITIĞI NEDENLERİ

     Genetik faktörler: Son yıllarda bel fıtığı hastalarında muhtemel bir genetik bozukluk olabileceği fikri üzerinde ciddi şekilde durulmakta ve yapılan araştırmalarda buna ait bazı ipuçları elde edilmektedir.
     Ailevi eğilim: Bu konuda net veriler olmamakla birlikte disk hastalıklarında ailevi bir eğilim genellikle saptanabilir.
     Yaş: Diskler yüksek oranda su içerir. İnsanlar yaşlandıkça su içeriği azalır ve disk daha sert bir hal alır ve yüksekliği azalır. Daha sert diskler fıtıklaşmaya daha eğilimli olur.
     Aşırı ağırlık: diskin ortasındaki jöle kıvamlı çekirdeği sıkıştırarak halkayı kırarak dışarı çıkmaya zorlar.
     Kötü duruş-oturuş pozisyonu
     Hatalı yük kaldırma

    BEL FITIĞI TÜRLERİ
    Bel fıtığı pratik olarak 3 şekilde görülür. Bu ayırım tedavide önemlidir.

    1. Başlangıç halindeki bel fıtığı
    2. Orta safhada bel fıtığı
    3. İlerlemiş safhadaki bel fıtığı

    1. Başlangıç Halindeki Bel Fıtığı: Kıkırdak henüz etrafındaki kapsülü yırtmamıştır. Dolayısıyla bir balon gibi sinire baskı yapar. Hastada sadece bacak ve bel ağrısı vardır. Hasta bu dönemde ilaç, , istirahat veya egzersizlerden fayda görür. Bu dönemdeki tedavi uygun yapılmaz ise, fıtık ilerleyebilir.

    2. Orta Safhada Bel Fıtığı: Omurgalar arasındaki kıkırdak etrafındaki kapsülü daha da iterek omurilik kanalına taşmıştır. Bu taşan parça bacaklara gelen sinirin altına girerek sinir üzerinde baskı yapar ve ağrıya neden olur. Bu safhada tedavi ve önlemler daha önemlidir.

    3. İlerlemiş Safhadaki Bel Fıtığı: Omurgalar arasındaki kıkırdak etrafındaki kapsülü yırtarak omurilik kanalına çıkmıştır. Yerinden çıkan bu parça bacaklara gelen sinirin altına girerek sinir üzerinde baskı yapar ve şiddetli ağrıya neden olur. Bu safhada omurilik kanalına çıkan kıkırdak parçasını ilaç veya manuel tedavi ile ortadan kaldırmamız genellikle mümkün değildir. Özellikle ayakta kuvvet kaybı da varsa hastalarımıza vakit kaybetmeden mikrocerrahi ile ameliyat öneriyoruz.

    DİSK PROBLEMLERİ

    BEL FITIĞI BELİRTİLERİ

    Her beş kişiden 4’ü hayatının bir döneminde bel ağrısı çekmektedir. Yalnız ağrı bel fıtığı demek için yeterli değildir.
    – Ağrı: Hastalar belinden kalçasına ve bacağına doğru yayılan ağrıdan şikayet ederler. Bu ağrı ayak topuğuna ve parmaklara kadar uzanabilir. Özellikle bel fıtığında ağrı şikayeti öksürmekle veya ıkınmakla artar. Bu bel fıtığı teşhisi için önemli bir bulgudur.Bazı hastalar bacağının arka kısmından bir iple çekildiğini söylerler. Hastanın beli bir tarafa doğru eğilebilir.
    – Kuvvet kaybı: Bazı vakalarda ayak bileğinde kuvvet kaybı gelişmeye başlar. Hastaya ayak parmaklarının ve topuklarının üzerinde yürümesi söylendiğinde parmaklarının veya topuğunun üzerine kalkamaz. Bu bölgelere gelen sinirlerin baskı altında kalması nedeniyle ayak bileğinde kuvvet kaybı oluşmuştur. Tedavi edilmezse ayak bileğinde felç meydana gelebilir. Hastalar yol yürüdüklerinde önlerine çıkan küçük bir engelde ayak bileklerinin döndüğünden şikayet ederler.
    – His kaybı: Hastanın ağrı duyduğu bacağının ayak üstünde ve parmaklarında his kusuru (uyuşukluk) mevcuttur.
    – İdrar veya büyük abdest tutamama: Nadiren de olsa çok ilerlemiş vakalarda idrar ve büyük abdestini yapmakta zorluklar veya tutamama oluşabilir.
    – Cinsel fonksiyon kaybı: Yine çok ilerlemiş vakalar da cinsel fonksiyonlar olumsuz yönde etkilenir. Özellikle erkeklerde penis sertleşmesinde sorunlar meydana gelebilir.

    BEL FITIĞINDA TANI

    – Hikaye: Tıbbi hikaye tanıda en önemli ipuçlarını sağlar. Genellikle, az veya çok bel ağrısını takiben bacağa vuran ağrı hikayesi vardır. Genellikle ağır kaldırma gibi bir olay sonrası ilk bulgular hissedilirse de, uzun süren sabahları kalktığında bel ağrısı ve sertliği ardından belirgin bir zorlama olmaksızın ani başlayan vakalar da az değildir.
    – Fizik muayene: Genellikle tanıyı sağlar. Muayene ile hangi sinir kökünün sıkıştığı, bu sıkışmanın ciddiyeti rahatlıkla saptanabilir. Tedavi yönteminin seçiminde muayene bulguları esastır.
    – Radyolojik inceleme: Basit bir radyolojik inceleme ile omurga mekaniğini etkileyen, bel ağrısı ile karakterize doğumsal omurga hastalıkları (% 5-10 a varan oranlarda görülebilir), kireçlenmeler, omurga kaymaları, bazı tümörler tanınabilir.

    MR ve EMG gibi tetkikler tedaviye yanıt vermeyen, sık nüks eden, muayene bulguları ile cerrahi karar verilen vakalarda ayırıcı tanı ve operasyon stratejisi açısından gerekebilir.

  • Ağrı ve tedavisi

    Ağrı bilimi (Algoloji) son yıllarda giderek yaygınlaşan ve kronik ağrısı olan hastaların tedavisiyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Kronik ağrının hastanın yaşamında çok yönlü değişiklikler oluşturması, çeşitli tıp dallarının bir arada çalışmasını gerekli kılmaktadır.

    Ağrı tedavisinde en etkin tedavi, çeşitli bölümlerin ortaklaşa oluşturduğu tedavi protokolleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu protokollerin oluşturulması ve hastaların ilgili doktorlar tarafından takip edilebilmesidir.

    Ağrı tedavisine gelen hastalar, konunun uzmanı doktorlar tarafından kabul edilir, şikayetleri dinlenerek ağrının geniş bir öyküsü (anamnez) alınır. Ayrıntılı bir muayeneden sonra gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeler yapılarak tanı konulur. Gerekirse fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi, nöroloji, beyin cerrahisi, psikiyatri ve diğer ilgili bölümlerin uzmanlarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapılır.

    Ağrı Tedavisinde tedavi edilebilen ağrılar

    – Baş ağrıları
    – Yüz ağrıları – nevraljiler
    – Boyun ağrıları
    – Omuz – kol ağrıları
    – Sırt ağrıları
    – Bel – bacak ağrıları
    – Damar tıkanıklığına bağlı ağrılar
    – Kanser ağrıları
    – Nedeni belirlenemeyen ağrılar

    Ağrı Tedavi yöntemleri

    Ağrı kontrolünde çok çeşitli tedavi seçenekleri kullanılabilir. Ağrı kişisel bir deneyim olduğundan, her tedavi her hasta için uygun değildir. Ağrı tedavisinde sizin için en uygun tedavi yöntemi, kapsamlı bir incelemeden sonra belirlenir.

    İlaç Tedavisi

    Ağrı kesiciler (analjezikler) ağrıyı önlemek amacıyla kullanılan ilaçlardır. Tedavide kullanılan ilaç genel bir ağrı kesici olabileceği gibi, sadece özel tip ağrılarda kullanılan farklı bir ilaç da olabilir.

    Elektriksel uyarılar (stimülasyonlar)

    Belirli bölgelerdeki ağrılar elektriksel uyarılarla azaltılabilir. Bunun için, cilt üzerinden uygulama ile etkili olan stimülasyon aygıtları ve doğrudan sinir sistemi üzerine uygulanan bazı gelişmiş aygıtlar kullanılır.

    Tetik nokta enjeksiyonu

    Kaslardaki ağrı tetikleyici noktalardan kaynaklanan baş, bel ve bacak ağrılarında uygulanır.

    Epidural/foraminal steroid enjeksiyonu

    Bel fıtıklarında, fıtığın sinirlere baskı oluşturarak ağrıya yol açtığı durumlarda, ilgili omurga düzeyinden sinirin çıkış bölgesine steroid cinsi ilaçların enjekte edilmesidir.

    Epidural lizis

    Bel fıtığı ameliyatları sonrası ağrısı geçmeyen veya artan hastalarda, çok ince özel bir kateter yolu ile 2 ya da 3 gün özel ilaçların verilmesi yöntemidir.

    Nörolitik bloklar

    Kansere bağlı ağrılarda ve nevraljilerde, sinirlerin özel ilaçlarla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Sempatik bloklar

    Damar tıkanıklıklarına bağlı bel-bacak ağrılarında, el-ayak terlemelerinde, şeker hastalığına bağlı ağrılarda ağrıya yol açan sinirlerin özel ilaçlarla uzun süreli duyarsız hale getirilmesidir.

    Radyofrekans termokoagülasyon

    Ağrıyı ileten sinirlerin özel bir cihaz aracılığıyla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Morfin pompaları

    Kanser ve kanser dışı ağrıların diğer yöntemlerle kontrol altına alınamadığı durumlarda, cilt altına yerleştirilen özel bir pompaya bağlı kateter aracılığıyla ilaç verilerek, ağrının uzun süreli kesilmesi yöntemidir.

    İleri girişimsel yöntemler

    Son yıllarda nukleoplasti, vertebroplasti gibi yöntemler sırt ve bel ağrıları tedavisinde de uygulanmaktadır.

    Psikolojik tedavi ve destek

    Ağrının; etkinlikler, sosyal yaşantı ve ilişkiler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileriyle başa çıkmayı kolaylaştırmak için kullanılır.
    Basit ağrı kesicilerle geçmeyen, beklenenden daha uzun süren ağrılarda ya da doktorunuzun yönlendirdiği durumlarda ağrı tedavisine başvurmalısınız.

  • Bel ağrısı ve tedavisi

    Bel ağrısı son derece yaygın görülen bir yakınmadır. İnsanlarda görülen en sık ikinci rahatsızlıktır. 45 ile 65 yaş arası insanlarda tüm hastalıklar içinde üçüncü sırada yer almaktadır. Toplumda her yüz kişiden sekseni hayatının bir döneminde bel ağrısından yakınır. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan çalışmalarda; yıllık bel ağrısı insidansı %2-5, nokta prevelansı %15-25, yaşam boyu prevelansı % 50 (14-80) olarak bildirilmiştir.

    Bel ağrısının oluşmasıyla ilgili bir çok risk faktörü sayılmıştır. Yapılan pek çok çalışmada en yakın ilişkili faktör olarak, daha önce geçirilmiş bel ağrısı gösterilmiştir. Geçirilmiş bel ağrısının şiddeti önem kazanmaktadır. Diğer önemli bir faktörde yaştır. 5. ve 6. dekadlarda sıklık maksimumdur. Yine bel ağrısı ile ilgili çok sayıda mesleki ve psikolojik faktörler tanımlanmıştır. Obezite, sigara kullanımı ve vibrasyon gibi faktörler de bel ağrısını arttırdığı gösterilen faktörlerdendir.

    Bel ağrısı çok çeşitli patolojilerde ortaya çıkabilmekte olup, günümüzde kabul görmüş bir sınıflandırma şekli bulunmamaktadır. En sık kullanan sınıflandırma şekilleri, ağrının süresine ve kaynaklandığı dokuya göre yapılan sınıflandırmalardır. Ağrı süresine göre; akut, subakut ve kronik olarak ayrılırlar. Ağrının kaynaklandığı yere göre ise spinal ve ekstra spinal kaynaklı ağrılar olarak ayrım yapılabilmektedir.

    Ekstraspinal kaynaklı bel ağrıları

    1. Visseral organ kaynaklı
      · vasküler (aort anevrizması, tromboflebit)
      · üregenital (taş, tümör, enfeksiyon)
      · gastrointestinal sistem (pankreas, kolon hastalıkları, peptik ülser)
      · lokomotor (pelvis, kalça fraktürleri, tümörleri)
    2. Sinir sistemi kaynaklı
      · santral sinir sistemi tutuluşu
      · lumbosakral pleksus tutuluşu (tümör, radyasyon, immunolojik bozukluk, fokal toksik formlar)
      · periferik sinirlerin tutuluşu (Diabet, tuzak nöropatiler

    Spinal Kaynaklı Bel Ağrıları

    1. Non-mekanik bel ağrıları
    · neoplastik hastalıklar;
    · inflamatuvar hastalıklar(spondiloartropatiler, Behçet hst, FMF, Whipple hst, Forestier vs.)
    · enfektif hastalıklar (osteomyelit, diskit, pyojenik sakroileit vs.)
    · metabolik hastalıklar(osteoporoz, osteomalazi, hiperparatiroidizm vs.)

    2. Mekanik bel ağrıları
    · spesifik olanlar(intervertebral disk hastalığı, spinal stenoz, başarısız bel ağrısı sendromu, spondilolistezis, travmatik bel ağrıları, asimetrik transizyonel vertebra, koksikodinia, miyofasial ağrılar)
    · non-spesifik olanlar

    Sınıflandırmadan da anlaşıldığı gibi bel ağrılarının hepsi spinal kökenli değildirler. Bel bölgesinde algılanan omurga kökenli ağrılardan bir çoğunda spesifik patofizyolojk ve patoanotomik ilişki aydınlatılamaz.

  • Bel ve boyun ağrıları için epidural enjeksiyon

    Epidural enjeksiyon kimlere yapılır ?

    Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal bölgelerde uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon

    yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar. Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş, ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen veya genel anestezi alması riskli olan (ileri derecede kalp, böbrek, akciğer hastalıkları gibi) hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Lomber – Servikal Epidural Steroid Enjeksiyonu Nedir?

    Bu prosedürde anestetik ve steroid ilaç epidural aralığa enjekte edilir.Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal (boyun) bölgelerde uygulanmaktadır.

    Enjeksiyon Sırasında Neler Yapılır?

    Sizi rahatlatmak, sakinleştirmek amacıyla damar yolunuzdan ilaç verilecektir. Deriniz işlem sırasında ağrı duymamanız için lokal anestetik ile uyuşturulacaktır. Doktorunuz epidural aralığa iğneyi yerleştirir. Bel ve boyun fıtığı problemi için kortizon + anestezik ilaç içeren ilacın bölgeye ödem çözücü olarak verilmesidir. Kortizon ülkemizde kötü şöhreti olan bir ilaçtır. Oysa yurt dışında hastaya kortizon verdiğinizde, teşekkür eder ve bana doping yapıyorsunuz der.

    Enjeksiyondan Sonra Neler Olacaktır?

    Enjeksiyondan sonra 60 dk gözlem altında tutulacaksınız. Klinik, size yapmanız gerekenleri ve ilaç tedavinizi yazılı olarak verecektir. Doktorunuza yardımcı olmak üzere ağrılarınızın değişiminin tespitini kendinize göre yapın. Ağrınızın geçip geçmediğini anlamak için bel hareketleri yapmak isteyebilirsiniz fakat bunu çok aşırı yapmayın. Ağrınızın hemen geçtiğini görebilirsiniz.6 saate kadar belinizde ve ayağınızda uyuşma hissedebilirsiniz. Bu ilacınızın doğru yere yapıldığını gösterir.Uyuşma her zaman görülmeyebilir. Ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Ancak yapılan çalışmalar ilacın maksimum etkisinin ortalama işlemden 7-10 gün sonra oluştuğunu göstermiştir.

    Ağrınızın Geçmesi Ne Kadar Sürelidir?

    Bu ne kadar bölgenin hasarlandığına ve oluşan ödeme (şişme) miktarına bağlıdır. Genellikle bu prosedür birkaç ay rahatlık sağlar.Herhangi başka bir kemik veya eklem problemi yoksa tek enjeksiyon yeterlidir.Ağrınızın sebebi bir veya daha fazla bölgeden kaynaklanıyorsa tek enjeksiyon bulgularınızın bir kısmının geçmesine yardımcı olacaktır.

  • Bel fıtığı ve tedavisi

    Bacak ağrısı ile beraber olan bel ağrılarının en sık nedeni “bel fıtığı” dır.Bel fıtığının rastlanma sıklığı %10-15 dir ve en sık 30-50 yaş arasında görülür. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre ayakta durulan meslekler, uzun süre oturarak masa başı çalışanlar ve omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riski daha fazladır.Bel fıtığı omurlar arasındaki disk denilen elastiki kıkırdak dokunun kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla ortaya çıkar. Bazen ters bir hareket, ağır kaldırma, ani zorlama bel fıtığına neden olabilir.

    Bel fıtığı bel ve kalça içinden bacak arkasına doğru yayılan ağrı ile karakterize iken bazen bel ağrısı olmadan ,sadece kalça içinden bacağa yayılan ağrı tarzında da görülebilmektedir. Hastalarda bütün sinir basısı hastalarında olduğu gibi gece ağrıları fazladır. Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar (genellikle bir bacakta daha fazla olur), ayak veya bacaklarda uyuşmalar, oturmada,yürümede güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse yürüyeme-me, idrar kaçırma, iktidarsızlık gibi bulgular görülebilir.

    Bel fıtığı tanısı günümüzde bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ile konulmaktadır. Eğer imkan varsa MR en iyi tanı yöntemidir.

    NORMAL BEL OMURGASI YANDAN GÖRÜNTÜ (MR)

    L4-5 SEVİYESİNDE DİSK HERNİSİ

    TEDAVİ :

    1- Eğer sadece bel ve bacak ağrısı var, hareket kısıtlılığı, güç kaybı, herhangi bir uyuşukluk yoksa ve radyolojik incelemelerde disk hernisi başlangıç düzeyinde ise ; ağrı kesici, kas gevşetici ilaçlar verilmesi, yatak istirahati ve beli zorlayacak hareketlerden kaçınmak yeterli olacaktır. Sanıldığının aksine sert zeminlerde yatmanın zararları daha fazladır. Ortopedik bir yatakta ve hastanın sırt üstü veya yan pozisyonda yatması daha uygundur. Yüzükoyun yatışı bel sağlığı için tavsiye etmiyoruz .Hastaya; ağır yük kaldırmaması, öne ve yana eğilme hareketlerinden kaçınması, uzun süre oturmaması ve otururken bel boşluğunu yastıkla doldurması, stresten uzak durması gibi önerilerde bulunulur.

    2- Hastanın şikayetleri halen devam ediyor , ancak muayenesinde hastanın güç kaybı , bacakta incelme gibi ileri sinir basısı bulguları yoksa Fizik tedavi uygulanmalıdır.

    3-Fizik tedaviye rağmen ağrılar devam ediyorsa, güç kaybı bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar gibi bulgular yoksa belden uygulanacak iğneler gibi yöntemler uygulanabilir.

    4-Hastada ayakta güç kaybı , bacaklarda incelme gibi muayene bulguları varsa diğer tedavi protokolleri uygulanmadan cerrahi müdahale uygulanmalıdır .

    Cerrahi yöntemler ise ; Hastanın klinik durumu , bel fıtığının yeri , sayısı , hastanın yaşı ve kilosu gibi kriterlere göre değişiklik gösterir.

  • Beyin kanamaları!

    Beyin kanamaları!

    Beyin zarına yada beyin dokusu içersine kan sızıntıları ile ortaya çıkarlar. Ani bir atardamar yırtılması ile şiddetli bir kanama yada yavaş sızıntı tarzında günlerce süren toplardamar kanaması şeklinde olabilir. Böylece kanamanın yeri(Beyin içi-beyin dışı), kaynağı (atardamar-toplardamar), süresi(dakikalar içersinde-günlerce)ne göre farklı hastalık tablosu ortaya çıkar.

    BEYİN İÇİ KANAMALARI: Hipertansif Kanamalar:Beyin kanamaları içinde en sık görüleni olup yaşlılarda ve genellikle tansiyon hastalarında daha sık olarak oluşur . Beyin dokusu içine atardamar yırtılmasına bağlı kanamalar sonucu pıhtı oluşarak beyin dokusuna baskı yapar . Hastalık ani başlangıçlıdır, dakika ve saatler içersinde gelişir, şiddetli baş ağrısına genellikle kusma, şuur bulanıklığı, kol bacak felçleri eşlik eder. Epilepsi tablosu ile nadiren klinik tablo başlayabilir.

    Tedavisi: kanama hayatı tehdit edici boyutta ve beyin dokusunda ciddi sıkışmalara yol açmışsa cerrahi girişimle kanama boşaltılmalıdır. Aksi halde küçük, hayati tehlike doğurmayacak boyutta ise vücut tarafından temizlenmesi beklenebilir. Bu sürede ilaç tedavisi uygulanır.

    Doğumsal damar anomalilerine bağlı kanamalar: Bunlar daha çok genç yaşlarda görülür. Doğumsal olarak mevcut anormal bir damar yapısından (Arteriovenöz malformasyon=AVM, kavernom) oluşan kanamalarla meydana gelir. Yine ani baş ağrısı, kusma, epilepsi, organ felçleri, koma görülebilir. Tedavide. Kanamanın boşaltılarak kanamaya yolaçan anormal damar yapısının çıkartılması gerekir.

    ANEVRİZMA KANAMALARI (Subaraknoid kanamalar): Genellikle gençlerde ve orta yaşlılarda görülür. Doğumsal yada sonradan oluşan atardamar cidarında zayıf bir bölgede baloncuk oluşturması ve daha sonra bu zayıf damar bölgesinin yırtılarak beyin boşluklarına kan dolması ile oluşur. Ani başlangıçlıdır. Hasta genellikle öksürme, hapşırma yada ıkınma sonrası yada durup dururken şiddetli bir ense ağrısı hisseder. Bu o zamana kadar yaşanmış baş ağrılarından çok farklı ve şiddetlidir. kusma ve bilinç kaybı-bayılma eşlik eder. Ağrı özellikle ense kökündedir, hafif sızıntı tarzındaki kanamalarda hasta boynunun tutulduğunu sanabilir. Bu yakında ortaya çıkacak şiddetli bir kanamanın ön bulgusu olabilir. Anevrizma kanamalarında hastanın kanayan atardamar bölgesindeki anevrizma gerek damar içi girişimlerle gerekse ameliyatla kapatılarak kanama ortadan kaldırılır. Ancak bu işlemleri yapabilmek için hastanın komada olmaması, ameliyata uygun bir klinik durumunun olması gerekir.

    KRONİK SUBDURAL KANAMALAR: Beyin ile kafatası arasındaki toplardamarların yırtılması ile ortaya çıkan yavaş sızıntı tarzında kanamalardır. günler hatta haftalar boyunca devam eden sızıntı beyin ile kafatası arasında birikerek gittikçe artan baskı oluşturur. Hastada baş ağrısı, bir taraf kol ve bacakta kuvvetsizlik, halsizlik, uyuklama hali daha ileri dönemde koma hali ortaya çıkar, ancak bu bulgular günler içersinde yavaş yavaş gelişir. Hastalık genellikle yaşlılarda ve alkoliklerde sık görülür. Genellikle çok şiddetli olmayan kafa travmaları bu kanamaya yolaçabilir.Yaşlılarda bunama ile karıştırılabilir. Tedavisinde beyin dışına toplanan kan cerrahi olarak çıkartılır. Cerrahi sonucunda hasta tamamen normal sağlığına kavuşur.

  • Boyun fıtığı belirtisi ve tedavisi

    Boyun fıtığı belirtisi ve tedavisi

    Boyun fıtığı mekanizmasını anlayabilmek için öncelikle boyun kemiklerinin yapısına göz atmak lazım. Kafa tabanından itibaren 7 adet omur kemiğinden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar.

    Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken ve bel fıtığından başlıca fark, sadece sinirlere değil omuriliğin kendisinede baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik oluşmasıdır. Omurilik ilk bel omuru hizasında sonlandığından ve alt bel omurları içinde sadece ayağa giden sinirler bulunur.

    Başın hareketi ile ağrının artması ve ağrının lokalizasyonunun boyunda veya omurga çevresinde olması bize boyun bölgesi ile ilgili patolojileri düşündürür. Boyun fıtığı, bu bölgenin en sık rastlanan patolojilerinden biridir.

    Boyun fıtığı olan hastanın şikâyetleri şiddetli ağrı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, his kusuru, dengesizlik, beceri azalması, uyuşma, karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi veya kuvvetsizlik olabilir.

    En sık rastlanan belirti AĞRI’ dır. Sıkışan sinirin uyardığı alanda hissedilir. Boyun hareketleri özellikle başın arkaya doğru hareketi ağrıyı arttırabilir. Ağrıkesicilere cevap verebilir veya dirençli olabilir. Ani başlayan boyun fıtıklarında ağrı da şiddetlidir. Bunun dışındakilerde sinsi başlar ve zaman içinde artış gösterir.

    Boyun fıtığı ile karışabilen diğer durumlar arasında Multipl skleroz (MS), Omurga darlığı, tümörler, B12 vitamin azlığı, Spinal enfeksiyonlar, Kalp ile ilgili sebebler sayılabilir.

    Boyun fıtığı için riskli meslek grupları ve arttıran nedenlere bakacak olursak;

    -Trafik kazaları, travmalar, ani frenler, manevralar ve çarpmalar
    -Günlük hayatın gerilimleri,
    -Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,
    -Duygusal gerginlikler, boyun kaslarında zayıflık,
    Yaşlanmaya bağlı kemik yapısındaki dejeneratif değişiklikler, kireçlenmeler
    -Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit)
    Fibromiyalji
    Yanlış duruş ve pozisyon bozukluğu, stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk
    -Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, Ev işleri, Sekreterlik, Öğretmenlik, şoförlük gibi boynu çok etkileyen bir meslek sayılabilir.

    Tüm bunların sonucunda omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya sebep olur.

    Hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve dikkatli bir nörolojik muayene tanıda en önemli unsurdur. Boyun fıtığı tanısı için Direkt Boyun röntgeni, Manyetik Rezonans(MR) ve Bilgisayrlı Tomografi(BT) yanında gerekirse EMG-Sinir testi yapılır. MR halk arasında EMAR olarak bilinir ve Boyun fıtığı için çok hassas ve bugün için seçkin yöntemdir. %85-90 oranında boyun fıtığı için doğru sonuç verir. Çoğu zaman boyun fıtığı tanısı için tek başına yeterlidir. Yumuşak dokuları ve siniri gösterir.

    Bu gün dünyada bel ve boyun fıtığı tedavisinde birden fazla tedavi yöntemi mevcuttur. Buda hastalar ve hatta hekimler arasında bile zaman zaman problemlere yol açmaktadır.

    Boyun fıtıklarının % 90-95’i cerrahi tedavi gerektirmeden iyileşir.

    Tedavi seçeneklerine göz atmak gerekirse;

    Manuplatif (elle) tedavi,

    -Ortopedik yatak istirahati + ilaç tedavisi (ağrı kesici, kas gevşetici, inflamasyon giderici )

    İlaç tedavisinin yanı sıra öncelikle istirahat, daha sonra fizik tedavi, Traksiyon yöntemleri, yetmediği durumda ise son zamanlarda gelişen tekniklerle bölgeye iğne (epidural steroid enjeksiyonu) veya kateter (epidural lizis) adı verilen ince sondalarla girilerek ilaç verilmesi yöntemleri uygulanabilir.

    Çok az bir kısım hastada cerrahi tedavi gerekir. Boyun Fıtıklarında Ameliyat gerektiren durumlar;

    Ameliyat gerektiren durumlar arasında boyun ve kollarda şiddetli ağrı ön planda olmakla beraber, ağrı ortadan kalkması omuriliğin tehdidinin ortadan kalkması anlamına gelmez. Bu yüzden kollarda uyuşma, kuvvetsizlik ve hareket kısıtlılığı yanında tüm vücudun dengesizliği, yan yan yürüme, sendeleme ve asker yürüyüşü diye tabir edilen rap rap yürüme boyun fıtığının oldukça ilerlemiş olduğunu gösterir.

    Tedaviye rağmen şikayeti geçmeyen hastalar ve tedavi sırasında nörolojik durumunda kötüleşme görülenler cerrahi tedaviye adaydır. Cerrahi tedavide siniri rahatlatmak esastır. Günümüzde standart yöntem anterior (önden yaklaşımla) mikrodiskektomidir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Hasta ameliyattan sonra 1 gün içinde taburcu edilmektedir. Mikroskop altında fıtıklaşmış disk materyalinin 20 kata kadar büyütülerek omurilik ve sinirlerin rahatlatıldığı bu ameliyat bugün hemen hemen bütün hastanelerde başarıyla uygulanmaktadır.

    Boyun fıtıklı hastalarda ameliyat sonrası gelişebilecek omur kemiklerinin arası daralma veya açılanmanın önüne geçmek için protez veya kafeslerle füzyon yapılır.

    İyi seçilmiş olgularda özellikle dirençli ağrıları olan hastalarda mikrocerrahi teknik ile mikrodiskektomi çok başarılıdır. Başarı oranı %97–98 oranındadır.

    Boyun fıtığından korunmak için; Duruş ve pozisyon düzeltmek, boynu büken, eğen, kaldıran sistemlerden ziyade boynun dik, düzgün kullanma, sistemli şekilde masayı, çalışma koşullarını düzenlemek, Bilgisayar kullanımında, masanın, bilgisayar ekranının, klavyenin ve çalışma, duruş şeklinin mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir. Ağrı kesiciyle boyun ağrısını tedavi etmek, hiçbir mekanik ağrıyı tedavi etmek mümkün değildir.Güçlendirme egzersizleri ve Aerobik ile boyun ağrısının tedavisinde ve korunmada çok önemlidir. Boyun eğriliğinin düzeltilmesinde yardımcı olur.

  • Bel fıtığı ve mikrocerrahi

    Bel fıtığı gövdemizin ağırlığını taşıyan bel omur kemikleri arasındaki disk dediğimiz yumuşak kıkırdak yapının hastalığıdır. Bu kıkırdak yapının etrafını çevreleyen bir kılıf mevcuttur. Bel fıtığı dediğimiz hastalık, bu kılıfın yırtılıp içindeki kıkırdak yapının dışarı çıkarak komşu sinirlere baskı yapması sonucu olur ve genellikle bel ağrısının yanında şiddetli tek bacağa vuran ağrı şikayeti ile karşımıza çıkar. Temelde bel fıtığı ameliyatlarının amacı dışarı fırlamış bu kıkırdak yapıyı çıkartarak sinirlerdeki baskının kaldırılmasını amaçlar. Ancak bu durum hastalığın son aşamasıdır. Bu duruma gelinceye kadar diskin etrafındaki kılıfın esnemesi, çatlaklar oluşması gibi başlangıç aşamaları vardır. Bu durumdaki hastalarda da çok şiddetli ağrılar olmasına rağmen, fizik tedavi, ilaç tedavisi, egzersizler gibi ameliyat dışı tedavileri öneririz.
    Kapalı ameliyat olarak bilinen mikroskop altında mikrocerrahi tekniğinin açık ameliyatlara göre belli başlı avantajları şunlardır: Öncelikle belde 1,5cm gibi küçük bir yerden girildiği için, ameliyat yeri ağrıları en düşük düzeye inmektedir. Ameliyat esnasında kanama yok denecek kadar az olmaktadır. Kapalı ameliyatta mikroskop altında daha iyi görüş sağlandığı için açık ameliyata göre fıtığın tam temizlenememesi ya da nüks etmesi gibi sorunlar yaşanmamaktadır. Fıtık nekadar büyük olursa olsun kapalı ameliyatta daha kolay ve güvenli bir şekilde çıkartılır. Kapalı ameliyatta ameliyat izi neredeyse hiç kalmaz. İyileşme çok kısa sürede sağlanır. Mikrocerrahi ile bel fıtığı ameliyatından 6 saat sonra hasta bütün bacak ağrısı geçmiş vaziyette kalkar yürür ve 12 saat sonra da yürüyerek taburcu olur vaziyete gelir.

  • Epidural steroid enjeksiyonu – bel ve boyun ağrılarının cerrahi dışı tedavisi

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?
    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?
    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?
    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?
    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?
    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?
    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.

    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.

    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.

    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.

    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.

    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.

    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?
    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?
    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.

    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.

    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.