Etiket: Ağrı

  • Migren baş ağrıları

    Migren baş ağrıları

    Baş ağrısı en sık görülen ağrı nedenidir. Hemen herkes başağrısı tecrübesi yaşar. Herhangi bir yılda çoğu insan en az bir kez baş ağrısı çeker. Çoğu kişi için ise baş ağrıları tekrarlayıcı ve anlamlı bir problemdir.

    MİGREN BAŞ AĞRISI ÖZELLİKLERİ
    Tipik migren baş ağrısı özellikleri şunlardır;

    ciddi zonklayıcı ağrı

    bulantı ve bazen kusma

    ışık ses ve kokulara hassasiyet

    Migren ağrısı başın bir yanında veya tüm başı etkileyebilir. Baş ağrısı erişkinlerde tipik olarak 4-72 saat sürerken çocuklarda saatlerce sürebilir. Fiziksel aktivite, yürüme ve eğilme v.b , ağrıyı kötüleştirebilir.
    Migren baş ağrısı sıklığı kişisel değişkenlik gösterir, bazen bir ayda defalarca veya yılda 1-2 kez veya daha nadir olabilir.
    Genellikle ataklar arasında baş ağrısı olmaz. Bazı kişilerde baş ağrısı ataklarından saatler veya günler önce uyarıcı bulgular görülebilir. Bunlar heyecan veya yoğun enerji, tatlılara karşı istek, halsizlik, irritabilite veya depresyon şeklinde görülebilir.

    MİGREN TİPLERİ
    Migren baş ağrıları avralı ve avrasız olmak üzere iki gruba ayrılır. Avra migren baş ağrısı öncesi ve sırasında kaybolan görsel veya duyusal rahatsızlıktır. Avra bir saat önce başlayıp 15-60 dakika sürer ve baş ağrısı başlayınca biter. Tipik olarak avralar her iki gözü etkiler ancak tek gözü etkileyebilir.

    Migren avrası aşağıdaki bulguları kapsar :

    Işık çakmaları ve ışık huzmeleri,

    kapalı gözle bile görülen zigzag çizgiler veya yıldızlar gibi geometrik paternlerde ışık çakmaları (genellikle beyaz, fakat renkli olabilir)

    yavaş yayılan kör noktalar veya görme alanında bulanıklaşma

    yüz veya kollarda uyuşma, karıncalanma

    konuşma ve kelime bulmada zorlanma .

    Migren baş ağrısı olan çoğu kişide avra olmayabilir. Bazı kişilerde migren atakları bazen avralı bazende avrasız olabilir. Çok az sayıda kişide baş ağrısının eşlik etmediği avra olabilir. Bunlara migren eşdeğeri adı verilir.

    RİSK FAKTÖRLERİ
    Migren her yaşta insanı etkileyebilir ancak en sık 20-50 yaş arasında sıktır. Ailede görülme sıklığı fazladır. Etkilenen kişilerin %75 inde aile öyküsü vardır
    Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden 2 kat fazladır. 50 yaş üstü kadınlarda migren baş ağrısı sıklığı şiddeti azalır. Bazen menopoz sonrası kaybolabilir.

    NEDENLERİ
    Migren başağrılarının kesin nedeni bilinmemektedir. Araştırıcılar ; beyinde seratonin ve endorfin düzeylerinde değişikliğin rolü olabildiğince inanmaktadırlar. Seratonin ( bir nörotransmiterdir) trigeminal sinir yolları ile iletilen ağrıyı düzenleyen bir beyin kimyasalıdır. Trigeminal sinirler ise yüz , göz, burun, sinüsler kan damarları ve beyin kılıflarından kaynaklanan ağrılar için temel yollardır. Endorfinlr ise beyin ve spind hord tarafından üretilen doğal ağrı giderici kimyasalardır.

    TETİKLEYİCİLER
    Çoğu zaman migren baş ağrılarının açık bir nedeni yoktur ancak yorgunluk, besinler, çevresel faktörler, hafif kafa travması , hormonal faktörler ve ilaçlar ağrıları tetikleyebilir.

    Migren baş ağrısını tetikleyen faktörler;
    +Diyetle ilgili etkenler
    -Aşırı yemek yada uzun süre aç kalmak
    – Bazı besinler migren baş ağrılarını tetikleyebilir. Bunlar; alkol, fermente-morine yiyecekler, yapay tatlandırıcılar (asportome gibi), monosodyum glutomat (asya yiyeceklerinin sık kullanılan toz katkı maddesi), kafein, kafein yoğunluğu, çikolata, eski peynirler, nitratlar ve nitritler (sosis gibi yiyeceklerde bulunurlar), fındık ve meyve suları.

    +Çevresel etkenler
    – İklim ve yükseklik değişimi, parlak ışıklara maruziyet, sigara, kuvvetli kokular ve gürültü migren baş ağrılarını tetikleyebilir

    +Hormonal etkenler
    Çoğu kadında östrojen ve progesterone düzeylerindeki değişikliklerin migren baş ağrılarını tetiklediği gözlenmiştir. Özellikle, hemen menstrüasyon öncesi veya sırasında migren baş ağrısı eğilimi izlenir .doğum kontrol hapları ve hormon replasman tedavisi migren baş ağrılarını kötüleştirebilir. Gebelik sırasında migren baş ağrılarında azalma çoğu kadın tarafından bildirilmektedir. Ayrıca menopozu takiben migren baş ağrılarının düzeldiği çoğu kadın tarafından bildirilmiştir.

    +İlaçlar
    Bazı kardiyovasküler ilaçlar migren baş ağrılarını kötüleştirebilir.

    +Fiziksel Faktörle
    Uyku alışkanlığında değişiklik, çok yada az uyuma migren baş ağrılarını tetikleyebilir. Ağır fiziksel zorlanma, yorgunluk, akut kafa travması da tetikleyebilir
    +Duyusal etkenler
    Parlak ışıklar, duman, güçlü kokular ve yüksek gürültü migreni başlatabilir.

    +Stres
    Stres veya stresin geçmesi(haftasonu veya yolculuk) migren baş ağrısına neden olabilir.

    TANI
    Eğer migren baş ağrılarınız varsa veya ailenizde migren öyküsü varsa, sağlık danışmanınız sizin fizik muayene, medical öykü ve semptomlarınıza dayanarak koyar.

    Eğer olağanüstü veya şiddetli migren – tipi baş ağrılarınız varsa veya baş ağrılarınız ve nöroloğu semptomlarınız kötüye gidiyorsa, diğer ağrı nedenlerini dışlamak üzere bazı testler önerilebilinir. Bunlar kan testleri, beyin görüntüleme çalışmaları (homputerize tomografi veya magnetik rezonans), göz muayenesi ve diğer branşlarla konsültasyon olabilir.

    Doktorunuz migren günlüğü tutmanızı isteyebilir migren baş ağrısının başladığı zaman, ne kadar sürdüğü, ağrı miktarı, öncesinde olan semptomlar, sonrasında veya sırasında olan semptomlar ve ağrının nasıl geçtiği kaydedilmelidir. Ayrıca tak öncesi 24 saatteki tetikleyiciler, ilaçlar ve stres düzeyiniz not edilmelidir. Bu bilgiler tedavi planı ve tedaviye cevabınız değerlendirmede önemlidir.

    TEDAVİ

    Migren için etkili tedavide 3 genel alan vardır;

    Migren tetikleyicilerden kaçınmak

    Migren baş ağrısı olduğunda akut tedavi

    Koruyucu tedavi

    Çoğu migren baş ağrısının tanımlanabilen tetikleyicisi olmasa da bunlar ayırt edilmeye çalışılmalı ve kaçınılmalıdır. Bu sayede migren ağrılarından korunma ve tedavi mümkün olur.

    AKUT ATAK TEDAVİSİ
    Migren baş ağrısı tedavisinde en önemli faktör hızlı davranmaktır. Aşağıdaki yaklaşımlar ağrı ve diğer semptomları azaltmada yardımcı olabilir.
    İlaçlar: Çok sayıda ilaç, ağrıyı azaltabilir ve migren ataklarını kısaltabilir. Hafif – orta şiddetli migren ağrılarında sıradan ağrı kesiciler ( aspirin, asetominofen, ibuprofen ve naproksen) iyileşme sağlar. Ağrı kesiciler gerekli olunca kullanılmalıdır. Herhangi bir ağrı kesici haftada 2 den fazla alınmamalıdır. Aşırı dozda alınan ağrı kesiciler; etkinliğini kaybeder, kronik günlük baş ağrılarına neden olurlar, mide veya bağırsak ağrılarına veya kanamalarına, ülserlere veya ciddi böbrek veya karaciğer hasarına neden olurlar. Eğer günlük ağrı kesici dozunu arttırmanız gerekiyorsa doktorunuza danışın.
    Eğer klasik ağrı kesiciler akut migren ağrılarınız iyileştirmiyorsa; doktorunuz daha kuvvetli ilaçlar reçete edebilir. Bunlar:

    -Analjezikler(ağrı ilaçları)- tek veya kombine
    -Seratonin agonistleri(triptonlar) Beyinde ağrı mesajlarını seratonin düzenler, kafa derisinde şişmiş kan damarlarını büzer ve ağrıya neden olan maddelerin salınımını engeller.
    Örnekleri: Sumatripton (Imigren), zolmitripton(zomig), eletripton( relpax) v.b
    Triptonlar akut baş ağrılarında en etkin ilaçlardır ve düşük yan etkisi riski vardır. Yan etkileri; göğüs ve/ veya boyunda basınç, ağrı, bulantı, sersemli, çok nadir kalp krizidir. Buı nedenle koroner arter hastalığı olanlar veya riski olanlar kullanmamalıdır.
    Bulantı kesici ilaçlar: Migrene eşlik eden bulantı ve hatta ağrı içinde yararlıdırlar.
    Tüm ilaçların istenmeyen yan etkileri olabilir. Doktorunuzun yönlendirmesi çok sayıda ilaç veya dozlarını denemeyle sizin için en iyisi bulunabilir. Yararları , yan etkileri ve risklerini doktorunuzla konuşun.
    “Dikkat: Eğer hamile veya emziriyorsanız bazı ilaçlar önerilmez. Bazıları çocuklara verilmez. Doktorunuz doğru ilacı önerebilir”
    Dinlenme ve uyku: Migren baş ağrısı başlayınca sessiz veya karanlık bir odada dinlenme veya kestirmek atağın şiddetini azaltır ve süresini kısaltır.
    Fiziksel teknikler: Boyun veya başa buz torbası koymak ağrıyı kesebilir. Bazı kişilerde baş, bayun ve omuz kaslarına masaj yararlı olabilir.
    Destek gruplar: Bir terapist stres ve ağrı ile baş etme teknikleri öğretebilir

    MİGREN KORUNMASI
    Eğer şiddetli veya sık migren ataklarınız oluyorsa koruyucu tedavi gerekebilir.
    İlaçlar: Bunlar günlük olarak ağrıdan bağımsız olarak alınır. Akut migren atak ilaçları ile kombine verilebilirler. Birkaç hafta ile bir iki ayda ancak sonuç verirler
    Antidepresanlar: Trisiklik antidepresanlar ( Amitriptilin v.b) migren ataklarını önleyebilirler.
    Antihipertansif ve kardiyovasküler ilaçlar: Beta blokerler (propronolol, atenolol), kalsiyum kanal blokerleri (verapamil) migren ağrılarının sıklık, şiddet ve süresini azaltabilirler
    Antikonvulzonlar: Sodyum valproat, gabapentri ve topiromate migren ağrılarını önleyebilir.
    Botox infeksiyonları: Alın ve kafatası kaslarına botulinum toksin infeksiyonları ile migren baş ağrılarını sıklığı, şiddeti ve süresi azalabilir. Enfeksiyon sonrası 3-4 ay süren geçici iyilik hali olur. Yararının devam etmesi için 3-4 ayda bir enfeksiyonların tekrarlanması gereklidir.
    Diğer maddeler: Yüksek doz magnezyum ve riboflavin ( B2 vitamini) ağrı sıklığı, şiddet ve süresini azaltabilir. Başka ilaç alırken bunları kullanmak için mutlaka doktorunuza danışın.
    Biyofeedback:Kas biyofeedback terapileri farklı durumlarda kasların gerilimi hakkında bilgi sağlar ve gevşeme sağlar.Baş ağrısına eşlik eden kas gerginliğini azaltma metodları gösterilir.
    Kognitif davranış tedavisi: Tipik baş ağrısı tetikleyicilerinden haberdar olmanızı ve kaygı ve strese karşı tepkinizi azaltmada yardımcı olur.Baş ağrılarınızın sayı ve yoğunluğu azalabilir.
    Gevşeme eğitimi: Kas gevşemesi, solunum egzersizleri ve mental- düşüncel hayal etme (sakinleştirici görüntüler hayal etmeye yardımcı terapi) içerir. Bu şekilde baş ağrısı sıklığı ve yoğunlu azabilir.

    KİŞİSEL BAKIM
    Koruyucu ilaçlardan bağımzsız olarak, yaşam tarzında değişiklikler de migren atak sayı ve şiddetini azaltabilir

    Günlük rutinin-düzenin sağlanamsı: Düzensiz uyku ve yemek alışkanlıkları migren baş ağrısını tetikleyebilir. Aşırı uyku veya çok az uyku migren ağrılarını tetikleyebilir

    Düzenli egzersiz: Düzenli aerobik egzsersizi haftada 3 kez enaz 30 dakika gerilimi azaltır ve baş ağrısı sıklık ve şiddetini azaltır. Yüzme, yürüyüş ve bisiklet de seçilebilir.

    Östrojnin etkilerinin azatılması: Migreni olan kadınlar; aile öyküsünde inme, yüksek kan basıncı veya damarsal hastalık öyküsü varsa östrojen içeren ilaçlardan(doğum kontrol ilaçları ve hormon replosman tedavisi) kaçınmalıdır.

  • Lomber kanal darlığı

    Omurlar, belimizi oluşturan kemiklerdir. Omurga kanalı omurların arasından geçer ve bacakların gücünü ve hissini sağlayan sinirleri içerir. Omurlar arasında diskler ve omurganın faset eklemleri bulunur.

    Yaşlandıkça, diskler daha az süngerimsi ve daha az sıvı dolu bir hale gelirler. Bu durum diskin yüksekliğinin azalması ve sertleşmiş diskin omurga kanalına doğru çıkıntı yapması ile sonuçlanır. Artritler, omurganın faset eklemlerinin kemik ve bağlarının kalınlaşıp genişlemesine ve bunların omurga kanalı içine itilmesine neden olabilir. Bu değişiklikler lomber omurga kanalının daralmasına yol açar.

    BELİRTİLER NELERDİR?

    Belirtiler varsa, bunlar, ağrı veya bel ağrısıyla beraber veya bel ağrısı olmaksızın bacaklarda uyuşukluk veya krampı içerebilir. Bacaklarda güçsüzlük oluşabilir. Nadiren, bağırsak ve/veya idrar torbası problemleri meydana gelebilir.

    Belirtiler, uzun süre ayakta durma veya yürüme ile daha da kötüleşebilir. Belirtiler görünüp kaybolabilir ve var olduklarında da ciddiyetleri değişiklik gösterir. Öne eğilmek veya oturmak omurga kanalındaki genişliği arttırır ve ağrının azalmasına veya tamamen yok olmasına yol açabilir.

    NASIL TEŞHİS EDİLİR?

    Doktorunuz bir hastalık öyküsü alacak ve fizik muayene yapacaktır.

    Daralmış disk ve/veya kalınlaşmış faset eklemlerini gösterebilen röntgenler istenebilir. Omurga yapılarının daha ayrıntılı bir değerlendirmesi için manyetik rezonans görüntüleme yapılabilir veya benzeri şekilde ayrıntıları görmek için bilgisayarlı aksiyal tomografi (BAT) taraması ve/veya bir lomber myelogram önerilebilir.

    Bu çalışmaların her biri mevcudiyet, yerleşim, omurga kanalı daralması ve sinir kökü sıkışması hakkında bilgi verebilir.

    NE GİBİ TEDAVİLER UYGULANIR?

    Doktorunuz, ağrıya neden olan durumun lomber kanal darlığı olduğunu tespit ederse, genellikle önce cerrahi olmayan tedavileri uygulamaya çalışacaktır.

    Bu tedaviler, şişliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçları (ağızdan veya enjeksiyonla) veya ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesicileri kullanmayı içerebilir.

    Daha normal bir yaşam şeklini sürdürmek veya devam ettirmek amacıyla kuvvetinizi, dayanıklılığınızı ve esnekliğinizi arttırmak için fizik tedavi verilebilir.

    Epidural kortizon enjeksiyonu gibi omurga enjeksiyonları verilebilir.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Doktorunuz, tedavi planınızın bir parçası olarak bir ilaç veya birkaç ilaç birden kullanabilir. Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar veya NSAID’ler olarak bilinen bazı analjezikler, oluşabilecek şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Başka ağrı kesicilerle geçmeyen veya NSAID’ların dindiremediği devamlı ve ciddi bir ağrınız varsa, doktorunuz kısa bir dönem kullanmanız için kodein gibi birtakım narkotik ağrı kesiciler yazabilir. Sadece size reçete edilen miktarda ilaç alın. Daha fazla doz, daha hızlı iyileşmenize neden olmaz. Mide bulantısı, kabızlık, sersemlik hissi ve uyku hali gibi yan etkileri vardır ve kullanımları bağımlılıkla sonuçlanabilir. Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Anti-enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya injeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Doktorunuz, gabapentin gibi (aslında nöbet geçiren insanlar için geliştirilmiş olan) ilaçları, bacaktaki belirtiler –özellikle uyuşukluk, karıncalanma, yanma ve kramp tarzı ağrılar- için reçete edebilir. Gabapentinin birkaç aylık kullanımının bazı hastalarda yürüme toleransını arttırdığı ve ağrıyı azalttığı gösterilmiştir. Bu ilaç düşük dozda başlatılabilir ve doktorun talimatı doğrultusunda, hastanın dayanabildiği kadar arttırılabilir.

    Belli bazı omurga enjeksiyonları veya “bloklar”, ağrı belirtilerini rahatlatmak için kullanılabilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) veya faset eklemlere yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyona verilen cevaba göre, daha sonraki günlerde birkaç takip prosedürü gerçekleştirilebilir. Enjeksiyonlar çoğunlukla kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Omurga kanalı darlığının belirtileri çoğunlukla aktiviteden uzak durmakla sonuçlanmaktadır. Bunun sonucunda ise esneklik, kuvvet ve kardiyovasküler dayanıklılık azalır. Bir fizik tedavi veya egzersiz programı genellikle esnekliklerini tekrar kazandırmak için sıkı kaslara germe egzersizleri ile başlar. Esnekliği devam ettirebilmeniz için sık sık germe yapmanız tavsiye edilebilir. Dayanıklılığı geliştirmek ve sinirlerin kan dolaşımını arttırmak için sabit bisiklet veya bir koşu bandında yürüyüş gibi kardiyovasküler (aerobik) egzersiz buna ilave edilebilir. Sinirlerin kan dolaşımının iyileşmesi, kanal darlığının belirtilerini hafifletecektir.

    Sırt kaslarınız, karın ve bacaklarınız için de size özel güçlendirme egzersizleri verilebilir. Esneklik, kuvvet ve dayanıklılık en iyi hale getirilirse, günlük aktiviteler daha az uğraştırıcı olabilir. Terapistiniz ve doktorunuz, ya basit araç gereçler kullanarak evde veya bir egzersiz salonunda uygulayacağınız sürekli bir egzersiz programını hayatınıza en iyi şekilde nasıl katacağınız konusunda size tavsiyelerde bulunabilirler.

    Kanal darlığı olan bazı kişiler için evde düzenlemeler ve güvenlik konuları düşünülecektir. Belki çamaşır makinesi ve kurutucunun daha uygun bir yere taşınması gereklidir. Yatağın yanında bir komodin önerilebilir. Banyo güvenliği için gerekirse araç gereçler yazılabilir. Yemek hazırlama stratejileri, yürüyüş aktiviteleri ve enerji korunumu tekrar gözden geçirilebilir. Bastonlar ve yürüteçler gibi yardımcı yürüyüş araçları önerilebilir.

    Belirgin veya ilerleyici bacak zayıflığı gelişmedikçe veya bağırsak veya idrar kesesi problemleri ortaya çıkmadıkça, kanal darlığının kendisi yetişkinde tehlikeli bir durum arz etmez. Sonuç olarak tedavinin amacı ağrının azaltılması ve hastanın fonksiyonelliğini arttırmaktır.

    Cerrahi olmayan tedaviler kanal darlığının kendisini düzeltmez; ancak uzun süreli ağrı kontrolü ve daha yoğun tedavi gerektirmeksizin yaşam fonksiyonunda iyileşme sağlayabilir. Kapsamlı bir program, gözetim altında üç ay veya daha fazla devam eden tedavi gerektirebilir.

    CERRAHİ GEREKİRSE?

    Cerrahi, cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile ağrısı geçmeyen küçük orandaki hastalar için düşünülür. Cerrahi yine, ilerleyici bacak zayıflığı, bağırsak veya idrar kesesi problemleri yaşayan kişilere de önerilecektir.

    Kanal daralması, kemik kanalındaki daralma olduğundan, cerrahinin amacı sinirlerin yer aldığı alanı arttırmak için kemik kanalın genişletilmesidir. Bu, lomber dekompresyon cerrahisi veya laminektomi olarak adlandırılır.

    Gerekli olduğunda, cerrahi, bacak ağrısını dindirecek ve daha az güvenilir bir oranda da bel ağrısını geçirecektir. Hastaların birkaç hafta içinde çoğu aktiviteye geri dönmesine izin verilir. Normal aktivitelere dönüşte yardımı olması için, ameliyat sonrası rehabilitasyon önerilebilir.

    Bazen, kanal darlığında omurlar birbiriyle ilişkili olarak kayar veya yer değiştirir (spondilolistezis). Omurlar arasında anormal hareket (instabilite) oluşabilir. Bu tip vakalarda, ilgili omuru sabitlemek için baskıyı azaltmaya (dekompresyon) ek olarak omurga füzyonu cerrahisi gerekli olabilir.

    Füzyon, füzyon işlemi uygulanacak omurlar arasına kemik dokusu, kemik yerine geçen bir materyal ve/veya araç yerleştirerek yapılmaktadır. Füzyon, önden (anterior yaklaşım) veya arkadan (posterior yaklaşım) gerçekleştirilebilir veya hem anterior hem de posterior yaklaşımın ikisini de gerektirebilir. Cerrahi yaklaşımın seçimi, birçok teknik faktörden etkilenmektedir; çıkıntının (spür, diken?) alınmasının gerekliliği, hastalar arasındaki anatomik varyasyonlar ve instabilitenin derecesi bunlar arasında sayılabilir. Füzyon cerrahisinin başarı oranı %65’ten fazladır.

    Cerrahiden sonra, en az birkaç gün hastanede kalacaksınız. Hastaların çoğu, altı aydan dokuz aya uzanan bir zaman içinde tüm aktivitelerine geri dönebilirler. Normal yaşam aktivitelerine geri dönmede rehberlik etmesi için genellikle ameliyat sonrası bir rehabilitasyon programı verilmektedir.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Kronik ağrı nedir ?

    Herkes bazen ağrı hisseder – burkulmuş bir ayak bileğinin bıçak sokulmuş gibi keskin ağrısı, bir başağrısının zonklayıcılığı, çok fazla aktivite yüzünden kaslarda hissedilen acı vb. gibi. Bu tip ağrı, akut ağrı olarak adlandırılır ve çoğunlukla bir hastalık, yaralanma veya cerrahinin sonucunda hissedilir. Akut ağrı genellikle uzun sürmez ve siz iyileşirken geçer.

    Kronik ağrı farklıdır. Kronik ağrı, bir hastalık veya yaralanma düzeldikten sonra da devam edebilir. Tedavi edilemeyen veya tedavi edilmesi zor olan tıbbi bir durumdan kaynaklanabilir. Veya bazı olgularda kronik ağrının belli bir sebebi yoktur. Kronik ağrı, bedenin herhangi bir kısmını etkileyebilir ve her tür his ve yoğunluğu kapsar. Ağrı, karıncalanma veya darbe şeklinde, yanıcı tarzda, künt veya keskin olabilir. Yaygın görülen kronik ağrılar içinde, artritler, bel ağrısı ve başağrıları yer alır.

    Kronik ağrı, sinir bozucu ve yorucu olabilir. İşinizi, uykunuzu, duygusal sağlığınızı, cinselliğinizi, aile ve arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Ancak, ağrının üstesinden gelme ve onu kontrol etmenin yolları vardır. Burada kronik ağrı için birkaç tedavi seçeneği anlatılmaktadır ve aktif ve üretken bir yaşamdan zevk alabilmeniz için kronik ağrınızla nasıl başa çıkıp onu kontrol edeceğinize dair fikirler sunulmaktadır.

    Kronik Ağrının Sebebi Nedir?

    Bazen, kronik ağrı, eklemlerde ağrılı bir enflamasyon yaratan bir artrit veya kaslarda ağrı ve acıya neden olan fibromiyalji gibi kronik bir duruma bağlıdır. Kronik ağrı, sinirleri yaralayan bir kazadan, enfeksiyon veya cerrahiden de kaynaklanabilir.

    Ağrınızın kaynağını bulmak için sağlık uzmanınız şunları yapabilir:

    Tıbbi geçmişinizi inceler

    Fizik muayene yapar

    Durumunuzu daha kapsamlı değerlendirmek için, tıbbi geçmişinize dayanarak tıbbi testler önerir.

    Bu adımlar, daha fazla tedavi gerektirebilecek kanser vb. birtakım durumları elemeye yardımcı olur ve bazı olgularda da, ağrınıza neden olan özel bir durumu sağlık uzmanınızın keşfetmesini sağlar. Ancak, çoğunlukla tıbbi değerlendirmeler ve testler kronik ağrının nedenini kesin olarak belirleyemez veya basit bir tedavi bulamaz.

    Ağrınıza neyin sebep olduğunu bilmemek sinir bozucu olabildiği halde, daha kapsamlı testler ve muayenelerden bir sonuç elde edemeyebilirsiniz. Baştanbaşa yapılan tıbbi bir değerlendirme ile ağrınızın nedeni olabilecek ciddi durumlar seçeneklerden silindiyse, daha fazla test yaptırmaya odaklanmaktan ziyade ağrınızla etkili şekilde baş etme yolları konusunda çalışmayı daha yararlı bulabilirsiniz.

    Ağrımla Nasıl Başedebilirim?

    Kronik ağrı, yaşamınıza ve sağlığınıza büyük ölçüde zarar verebilir. Ağrınız olduğunda, formdan düşebilir, uykusuzluk çekebilir, öfke, kaygı/endişe veya depresyon hissedebilirsiniz, beslenme ve stres yönetimi gibi genel sağlık konularını gözardı edebilirsiniz. Başlangıçta gözünüzü korkutabilirse de, kronik ağrınıza rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar elinize almada size yardımcı olacak sağlıklı seçimler yapabilirsiniz.

    Aşağıdaki adımlar, ağrınızı kontrol etmenize ve rahatlamanıza yardım edecektir. Bu adımları izlerken, yol boyunca kendinize hedefler belirleyin. Bunlar sizi organize edecek ve değişime yönlendirecektir. Ayrıca olumlu yönde ilerlemenize yardımcı olacak, amaç duygusu verecek ve elde ettiğiniz başarılarla da, özsaygınızı ve kendinize güveninizi inşa edebileceksiniz. Ağrıyla baş etmede kısa ve uzun dönemli hedefler geliştirirken, hedefleriniz aşağıdaki gibi olsun.

    Özgünlük: Her bir hedefin mümkün olduğunca kendine has olmasını sağlayın.

    Ölçülebilirlik: Özel, ölçülebilen eylemler üzerinde durun.

    Erişilebilirlik: Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağınızı kendinize sorun.

    Gerçekçilik: Her bir hedefin gerçekçi olup olmadığını kendinize sorun.

    Takip edilebilirlik: İlerlemenizi nasıl takip edebileceğinizi kararlaştırın.

    Sorularınız varsa veya hedef belirleme konusunda ya da aşağıda anlatılan konuların herhangi birisiyle ilgili daha çok bilgi edinmek istiyorsanız sağlık uzmanınızla görüşünüz.

    Ağrı döngüsünü bilin

    Kronik ağrının en belirgin etkilerinden biri, günlük aktivitelerinize getirdiği değişikliktir. Her zaman yaptığınız işler daha zor veya imkânsız bir hale geliyor gibi gözükür. Ağrı yüzünden aktivitenizi azaltabilirsiniz. Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, formunuzu kaybetmenize ve kolaylıkla yorgun düşmenize neden olabilir. Kondisyonun bozulması (sağlıksızlık durumu), iyileşme umudunuzu azaltabilir; bu da depresyon, endişe ve strese yol açar. Ağrının artması, fiziksel aktivitelerinizi daha da kısıtlar ve ağrı döngüsü böyle devam eder

    Ağrı döngüsünü kırmak için, artan stres, sağlıklı olmayan alışkanlıklar, depresyon ve endişe gibi, kronik ağrıda çoğunlukla rastlanan problemlere yönelik adımlar atmalısınız.

    Stresi yönetin

    Ağrınız olduğunda, günlük hayatın stresleri ile başetmeniz güçleşir. Basit tartışmalar, büyük problemler gibi gözükebilir. Stres, kaslarınızı germek, dişlerinizi gıcırdatmak ve omuzlarınızı sıkmak gibi ağrınızı daha da şiddetlendiren bir takım şeyleri farkında olmaksızın yapmanıza da neden olabilir. Ayrıca, sadece ağrı hissetmek bile çoğunlukla son derece stresli bir durumdur.

    Sizi neyin strese soktuğunu öğrenin ve sonra da yapabildiğinizde stresi azaltmak için harekete geçin. Örneğin, gününüzü planlamak, programınızı basitleştirmek, düzenli olmak ve gün boyunca molalar vermek, kronik ağrı ile birlikte gelen stresi yenmede size yardımcı olabilir.

    Sağlıklı alışkanlıklara devam edin

    Tıbbi durumunuz ne olursa olsun, elden geldiğince sağlıklı olmak önemlidir. Kronik ağrınızla uğraşırken sağlıklı alışkanlıkları sürdürmek özellikle çok önemlidir. Aşağıda okuyacaklarınız, kronik ağrıya rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize ve sağlıklı kalmanıza yardım edebilir.

    Egzersiz. Egzersizin ağrıyı kötüleştirdiği yaygın bir inanıştır. Gerçekte, egzersiz ağrıyı azaltabilir, depresyon ve endişeyi hafifletebilir. Aktivite, ruh halinizi ve tüm sağlığınızı da iyileştirebilir. Egzersizden kaçınmak formunuzu kaybetmenize neden olabilir ve bu da ağrınızı arttırabilir. Size uygun bir egzersiz programı hazırlaması konusunda sağlık uzmanınızla konuşun.

    Uykusuz kalmayın. Çoğu insan, dinlenmiş hissetmek için gecede yedi sekiz saatlik uykuya ihtiyaç duyar. Bol bol uyumanız, günü karşılamak için size gereken enerjiyi sağlayacaktır. Uyumaya yardımı olması için birtakım iyi uyku alışkanlıkları geliştirin; örneğin her gün aynı zaman dilimi içinde yatağa gidin ve sabah da aynı saatte kalkın; bir uyku vakti alışkanlığınız olsun, uyumak için hoş rahat bir ortam yaratın ve kafeinden uzak durun. Ayrıca düzenli egzersiz de daha iyi bir uyku uyumanıza yardım edebilir.

    İyi beslenin. Bedeninizin iyi çalışmasını sürdürecek besinlerin doğru karışımını veren bazı yiyeceklerden oluşan bir beslenme tarzı, daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Herkes için uygun tek bir mükemmel beslenme tarzı olmadığı halde, sağlıklı beslenmenin genel prensipleri şunları içermektedir:

    Daha fazla meyve, sebze ve tam tahıllar yiyin.

    Doymuş yağ ve kolesterolü azaltın.

    Şekeri ve tuzu azaltın.

    Orta büyüklükte porsiyonlar yiyin.

    Alkollü içkiyi azaltın.

    İyi beslenmek, bedeninize ve zihninize çalışmaları için ihtiyaç duydukları yakıtı sağlar. Sağlıklı bir beslenme tarzı izlemek için bir anlaşma yapmanız -ve buna sıkıca uymanız-, fiziksel sağlığınızın ve iyi hissetmenizin kontrolünü ele geçirmeye yardım edebilir.

    Temponuzu ayarlayın. Kronik ağrısı olan birçok kişi için ağrı her zaman aynı değildir. Bazı günler diğer günlerden daha iyi hissedebilirsiniz. İyi günlerde kendinize çok fazla yüklenmemeye dikkat edin. Aşırı yüklenme, sonraki günlerde ağrınızı ve rahatsızlığınızı arttırabilir. Kötü günlerde bile kalkıp aktif olduğunuzdan emin olun. Mümkün olduğunca ılımlı bir tempoya bağlı kalın.

    Gevşemeyi öğrenin

    Gevşemek, huzurlu olmak veya dinlenmekten daha fazlasıdır. Gevşemek, gerginliği bedeniniz ve zihninizden çıkarıp atmaktır. Rahat solunum veya kademeli kas gevşemesi gibi gevşeme tekniklerini çalışmak, kronik ağrınızı kötüleştirebilecek stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Gevşeme, kas spazmlarını önleyebilir ve kas gerilimini azaltabilir.

    Sosyal iletişime devam edin

    Kronik ağrı ile uğraşırken, kabuğunuza çekilebilir, arkadaşlarınız ve ailenizden uzaklaşmaya başlayabilirsiniz. Ancak, sizi seven, önemseyen kişilerle bağlantınızı kesmemeniz önemlidir. Arkadaşlarınız ve aileniz ağrınızın üstesinden gelmenize yardımcı olabilirler ve dikkatinizi kronik ağrıdan uzaklaştırabilirler. Cesaret verici sözler söyleyebilir, destek olabilir ve yardıma ihtiyacınız olduğunda yardım eli uzatabilirler. Yakın olduğunuz bu kişilerden uzaklaşmak yerine, ağrınız konusunda onları bilgilendirin ve ağrınızın onları nasıl etkilediğini size söylemelerine izin verin.

    İlaçları akıllıca kullanın

    Kronik ağrısı olan çoğu kişi için ilaçlar, tedavi planının bir parçasıdır. İlaçlar uygun şekilde kullanıldıklarında:

    Bazı kişiler için sınırlı yan etkilerle beraber ağrıyı azaltır.

    Her zamankinden daha şiddetli olduğunda, ağrıyı kontrol eder.

    Ağrıyı kötüleştirebilen, depresyon, endişe veya uykusuzluk gibi diğer durumları tedavi eder.

    Kronik ağrıda kullanılan ilaçlar şunlardır:

    Analjezikler (Ağrı kesiciler). Bu ilaçlar, ağrı sinyallerinin beyne gidişini engellerler. Ağrı kesiciler reçeteli ve reçetesiz olabilir, asetaminofen, nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ve COX inhibitörleri bunlar arasında yer alır.

    Opioidler (Narkotikler-Uyuşturucular). Narkotikler, sadece reçete ile satılan güçlü ağrı kesicilerdir. Ancak, hafif baş dönmesi, uyku hali, düşünce bulanıklığı veya kabızlık gibi birtakım istenmeyen yan etkiler oluşturabilirler. Bu yan etkileri yüzünden, şiddetli ağrıya karşı savaşmak için kısa süreliğine kullanılabilirler. Ciddi artrit veya kanser gibi durumlara bağlı sürekli şiddetli kronik ağrı yaşamadığınız sürece uzun dönemli kullanılan ilaçlar değildirler.

    Topikal ilaçlar. Topikal ilaçlar, bir bölgedeki ağrıyı tedavi etmek için cildinize sürdüğünüz krem veya jellerdir. Sinir ağrısını ve enflamasyonu hafifletmede yardımcı olabilirler.

    Kas gevşeticiler. Ağrınız kas spazmları ile beraberse, spazmları kontrol etmek için kas gevşeticiler kullanılabilir. Genellikle fibromyalji gibi durumların tedavi sürecinde kas gevşeticiler kullanılmaz.

    Nöbet karşıtı ilaçlar. Kronik ağrısı olan birçok insan nöbet geçirmez. Ancak, nöbeti engellemek için kullanılan ilaçlar kronik ağrıyı tedavide yardımcı olabilir, çünkü bu ilaçlar sinir irritasyonu veya yaralanma yüzünden ortaya çıkan bıçaklama tazı keskin veya sancı şeklindeki ağrıyı kontrol edebilirler.

    Antidepresanlar. Depresyon belirtisi veya bulgusu taşımasanız bile, sağlık uzmanınız size antidepresan yazabilir, çünkü bu ilaçlar ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Bunlar ayrıca daha iyi uyumanıza da yardım edebilir.

    Hangi ilaçların sizin için uygun olduğunu sağlık uzmanınızla görüşün. İlaç tedavisinin, kronik ağrınız için hazırlanan tedavi planının genellikle sadece bir parçası olduğunu unutmayın.

    Depresyon ve endişe için tedavi isteyin

    Kronik ağrı, depresyonun bir şekli veya bir endişe bozukluğu olmadığı halde, depresyon ve endişe çoğunlukla diğer birçok uzun dönemli tıbbi durumla birlikte oldukları gibi, kronik ağrıyla da beraberdirler. Kronik ağrı ilk defa veya daha sonra kısa dönemler için ortaya çıktığında korkmak ve endişelenmek doğaldır. Ancak, birkaç aydır sürüp giden depresyon veya endişe belirtileriniz varsa veya bunlar günlük yaşamınızı engellemeye başladıysa, sağlık uzmanınızla konuşun.

    Depresyon ve endişe, ağrınızı daha da kötüleştirecek karmaşık durumlardır. Ancak kronik ağrısı olan birçok kişi bu rahatsızlıklar için yardım istemez çünkü bunları hastalık olarak kabul etmez. Bunun yerine, bu sorunları yenebilmeleri gerektiğini düşünürler. Depresyon ve endişe için etkili tedaviler mevcuttur ve çalışmalar, bu rahatsızlıkların tedavi edilmesinin ağrıda azalmaya neden olduğunu veya ağrıyı çözmeyi kolaylaştırdığını göstermiştir.

    Tamamlayıcı tedavileri keşfedin

    Başka tıbbi bakım ile beraber kullanılan tamamlayıcı tedaviler, ağrınızı hafifletebilir. Kronik ağrı için kullanılan tamamlayıcı tedaviler şunlardır:

    Akupunktur

    Aromaterapi

    Biofeedback

    Kayropraktik tıp

    Beslenme ve bitkilerle tedavi

    Masaj

    Sonuç

    Kronik ağrı bazen bunaltıcı olsa da, hayatınızı yönetmesi gerekmez. Kronik ağrınız konusunda bir tedavi planı oluşturmak için sağlık uzmanınızla beraber çalışarak ve işinize yarayacak ağrı yönetimi stratejileri bularak kontrolü ele alabilirsiniz. Ağrı yönetiminde aktif rol almanız kendinize güveninizin artmasına yardım edecek ve sizi daha üretken ve sağlıklı bir yaşama taşıyacaktır.

  • Karpal tünel sendromu | bilekte sinir sıkışması

    Çağımızın Hastalığı: Karpal Tünel sendromu (Bilekte sinir Sıkışması)

    -Ellerinizde ve bileklerinizde uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma hissediyormusunuz?

    – Şikayetleriniz özellikle geceleri daha mı belirgin?

    -Nesneleleri düşürmeden elinizde tutmakta güçlük mü çekiyorsunuz?

    -Bilgisayar klavyesi ya da faresini kullanmak gibi tekrarlayıcı el hareketlerini ağrısız olarak yapmak giderek daha imkansız hale mi geliyor?

    Eğer bu sorulara yanıtınız evetse sizde de karpal tünel sendromu denilen bir sinir sıkışıklığı hastalığı olabilir. Olguların yarısı mesleklerle bağlantılıdır ve tüm meslek grupları ile bağlantılı hastalıklar ve yaralanmalar içerisinde, iş gücü kaybına en fazla yol açan durumdur.

    ABD verilerine göre her yıl yaklaşık 260.000 karpal tünel olgusu opere edilmektedir.

    Çağımızın Hastalığı: Karpal Tünel sendromu (Bilekte sinir Sıkışması)

    -Ellerinizde ve bileklerinizde uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma hissediyormusunuz?

    – Şikayetleriniz özellikle geceleri daha mı belirgin?

    -Nesneleleri düşürmeden elinizde tutmakta güçlük mü çekiyorsunuz?

    -Bilgisayar klavyesi ya da faresini kullanmak gibi tekrarlayıcı el hareketlerini ağrısız olarak yapmak giderek daha imkansız hale mi geliyor?

    Eğer bu sorulara yanıtınız evetse sizde de karpal tünel sendromu denilen bir sinir sıkışıklığı hastalığı olabilir. Olguların yarısı mesleklerle bağlantılıdır ve tüm meslek grupları ile bağlantılı hastalıklar ve yaralanmalar içerisinde, iş gücü kaybına en fazla yol açan durumdur.

    ABD verilerine göre her yıl yaklaşık 260.000 karpal tünel olgusu opere edilmektedir.

    Karpal tünel sendromu medyan sinir üzerindeki bantın kalınlaşması ve tekrarlayıcı hareketlerin kombinasyonu neticesinde bilekte sinirin enflamasyonu sonucu ortaya çıkar. Özellikle 40-60 yaşlarındaki kadınlarda, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, dişçiler, heykeltıraşlar, ev hanımları gibi ellerini aşırı kulanan meslek gruplarında sıklıkla izlenir.

    Hamilelik, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, menapoz, bilekte kırılan yada yerinden kayan kemikler ve aşırı şişmanlık hastalığın görülme oranını arttırır. Eller ile cisimlerin sık ve şiddetli şekilde tutulması, bileğin bükülmesi ve artrit benzer şekilde görülme oranlarını arttırır.

    Bu şikayetlerin ilk ortaya çıkmasının ardından tedavi için zaman kaybetmeden başvurmak oldukça önemlidir. Başvurmak için ağrının aşırı artmasını, tahammül sınırlarını aşmasını beklemeyin.

    Cerrahi dışı konservatif tedavinin asıl amacı medyan sinir üzerinde tekrarlayan yaralanmaları bitirmek ya da azaltmaktır. Bu amaçla sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için bir bileklik ile bilek hareketleri kısıtlanabilir. Eğer bu işe yaramaz ise ödemi azaltmak için enflamasyon giderici ilaçlar yazılabilir veye bileğe kortizon enjeksiyonları yapılabilir. Ağrıları azaltmaya yönelik bir takım özel el ve bilek egzersizleri önerilebilir.

    Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon, veya diğer cerrahi dışı tedaviler ile ağrılarından kurtulamaz iseler median sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için farklı cerrahi teknikler uygulanabilir. En sık uygulanan teknik karpal tunel serbestleştirilmesi denilen ve açık ya da endoskobik yöntemler ile uygulanabilen yöntemdir. Açık cerrahide bilek bölgesine bir kesi yapılarak median sinir üzerine bası oluşturan bant kesilerek sinir serbestleştirilir. Endoskobik yöntemde ise daha ufak bir kesi yapılarak bir minyatür kamera ile tünel görüntülenir ve bant kesilir.

    Karpal Tünel Serbestleştirilmesinde yeni bir teknik: Mini Açık Yaklaşım

    Karpal tünel serbestleştirilmesinde standart yaklaşım karpal ligamanın açık cerrahi ile kesilmesidir. Bu standart yaklaşım ile sonuçlar genel olarak oldukça iyidir. Ancak cerrahi sonrası oluşan skar dokusuna bağlı ağrı ve bilekte hareket kısıtlılığı önemli bir sorundur. Yara iyileşmesi yapılan kesinin nisbeten uzun olmasına bağlı gecikir. Diğer bir sıkıntı Pilar sendromu denilen avuç ici adelelerde yoğun ağrıdır. Komplikasyon oranları %1-20 arasında değişmektedir. Bu nedenle 1990 lı yılların başında kesi uzunluğunu azaltmak, böylelikle bu sorunların üstesinden gelmek için endoskop ile minimal yaklaşım teknikleri kullanılmaya başlanmıstır. Bu teknik ile yara yeri ile ilgili sorunlar çözülmüş ancak median sinir, damarlar, tendonlar ve hatta ulnar sinir yaralanma sıklığı artmıştır. Aynı zamanda cerrahi süresi belirgin derecede uzamıştır. İşlem endoskobik sistem kullandığından hastane ortamında yapılmasını gerektirir.

    Mini açık yaklaşım tüm bu sorunlar göz önüne alınarak geliştirilen yeni bir cerrahi yöntemdir. Endoskobik cerrahide olduğu gibi ufak bir kesi yapılarak median sinir ile karpal bant arasında bir tünel yaratılır. Aynı zamanda karpal bant ile cilt altı arasında bantı tam olarak ortaya koyacak şekilde ikinci bir tünel açılır. Bant daha sonra knifelight özel bir lazer bıçağı ile kesilir.

    Knifeligtın endoskobik yaklaşımdan en önemli avantajı endoskobi aletleri gerektirmediği için hastane ortamında yapılmasının zorunlu olmamasıdır. İşlem süresi anlamlı derecede kısalmıştır. Açık cerrahi sonrası görülebilen hastayı bazen ileri derecede rahatsız edebilecek skar dokusu oluşumu, operasyon sahasında ağrı, pilar sendromu gibi problemleri son derece azaltmıştır. Yara iyileşmesi yapılan kesinin kısa olması ve cilt altı dokulardaki asgari yaralanma nedeniyle son derece kısalmıştır. Açık cerrahi sonrasında kolun 2 hafta süre ile askıya alınması ve immobilizasyonu gibi sorunlar ortadan kalkmıştır.

    Hastalar bu cerrahi ile operasyonun ertesi günü ellerini hafif işlerde kullanmaya başlarlar ve el askıya alınmamaktadır. Açık cerrahi ile cerrahi sonuçlar yönünden bir fark bulunmamaktadır.

    Kısaca bu yeni tekniğin avantajları:

    •Maksimum doku korunması
    •Teknik olarak basit oluşu
    •Cerrahi sürenin anlamlı derecede kısalması
    •Endoskop kullanımı gerektirmemesi
    •Hasta açısından maliyetin düşük oluşu
    •Operasyon sonrası iyileşme süresinin kısalması
    •Cerrahi saha ve etrafında operasyon sonrası oluşabilecek kızarıklık, hassasiyet, ağrının en aza inmesi
    •Opere edilen elin yeniden kullanımı, işe geri dönüş süresinin çok kısalması

    Karpal tünel sendromundan korunmak, ellerimizin doğru kullanımı ile ilgili altın öğütler

    •El bileğinin uzun süreli ve güçlü şekilde aşağı-yukarı hareketlerinden, gergin şekilde parmaklarla bir şeyi tutmaktan (dikiş iğnesi gibi), bileği başparmak veya küçük parmağa doğru bükme hareketinden kaçın
    •Avuç içi yukarı bakacak şekilde yük taşımamaya özen göster
    •Bileği sıkı saran bantlardan (kol saati gibi) uzak dur
    •Aşırı soğuk veya korunmasız vibrasyondan kaçın
    •Telefon gibi sık kullanılan objeleri calışma sahanıza olabildiğince yaklaştır. Böylece aşırı uzanmaktan kaçın.
    •Araba sürerken, eşya taşırken direksiyonu çok sıkı tutma. Mümkün olduğunca eli dinlendir.
    •Daktilo ya da keyboard kullanırken elleri her 15 dk da bir dinlendir.
    •Boya fırçası, kalem, gazete, veya kitap türü cisimleri uzun süre tutmaktan kaçın
    •Eller kullanılırken vücüdun genel postürüde çok önemlidir. Çalışma alanının yüksekliği, otururken ya da ayakta iken bileklerin notral ya da hemen hemen düz pozisyonda kalmasına imkan tanıyacak şekilde düzenlenmelidir. Çalışma esnasında omuzların yeteri kadar serbest, dirseklerin konforlu bir şekilde yanlarda olmasına özen gösterilmelidir.
    •Oturma esnasında sırt ve bel iyi desteklenmiş şekilde ayaklar yere basmalıdır. Oturulan sandalye her bireyin kendisine göre ayarlanmalıdır.
    •Özellikle daktilo yazımı, keyboard kullanımı türü işlerde postür özellikle önemlidir. Doğru ayarlanabilir bir koltuk, yeterli ışık ve masa için uygun yükseklik yararlıdır.
    •Daktilo esnasında uzun süre, sık bir sekilde tuşlara basılır. Bu nedenle olabildiğince hafif şekilde tuşlara dokunmak önemlidir. Aşırı sert bir şekilde tuşlara basılması gereksiz yorulmaya neden olacaktır. Bu problemi aşmak için sıkca kısa aralıklar verilmesi yararlı olur. Aynı şekilde boyun, omuz ve kol adalelerinin rutin bir şekilde rahatlatılması da önemlidir.
    •El aletlerinin seçimi önemlidir. El aletinin tutulan kısmı elinizin büyüklüğü ile orantılı olmalıdır.
    •Elinizi yoğun şekilde kullanmanızı gerektiren yeni bir iş ögrendiğinizde, elinize bu yeni işe alışması için zaman tanıyın. Bu tıpkı bir atletin bir yarışa hazırlanmasına veya diğer atletik yarışmalara benzer. Ellerin istirahati için yeterli aralıklarla molalar verilmelidir.
    •Eğer eldiven giyiyorsanız ellere uygun ölçülerde olmalıdır. Çok büyük olursa objeyi tutmak için gerekli harcanacak güç daha fazla olacak, çok sıkı olursa elleri sıkıştıracaktır.

  • Kanser ağrısı

    Kanser tedavisi gören hastaların yaklaşık üçte birinde ağrı olur. İlerlemiş kanser olgularında (yayılmış ya da tekrarlamış) bu oran yaklaşık üçte ikiye çıkar. Bu hastalar için, ağrının kontrol altına alınması ve semptomların kontrol altında tutulması tedavinin önemli hedeflerindendir.

    Ağrı, yaşam kalitesinin her yönünü etkiler. Kronik ağrısı olan hastalar ( hafif, orta, şiddetli ama uzun süreli) günlük rutin aktivitelerine yeterli katılamazlar, uyku ve yeme sorunları olabilir, ve aileleri ve arkadaşlarının ne hissettiklerini her zaman anlayamadıklarını düşündükleri için hayal kırıklığı içinde olabilirler.

    Kanser ağrısı sık görülen bir sorundur, yalnız deneyimli bir ekip tarafından tedavi edilebilir. Bu ekip cerrah, medikal onkolog, ağrı uzmanı, psikiyatri uzmanı, psikolog, onkoloji ve algoloji hemşirelerinden oluşmalıdır. Her hastanın birbirinden farklı olduğu ve yapılacak tedavinin her hastanın bireysel ağrı durumuna göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

    Ağrı Kontrolünüz İçin Doktorunuza Sormanız Gerekenler:

    Ağrımı azaltmak için ne yapılabilir?

    Eğer ilaçlar ağrımı azaltmaz ise ne yapabiliriz?

    Ağrı kontrolüm için başka hangi seçeneklerim var?

    Ağrım için kullandığım ilaçların ne gibi yan etkileri ile karşılaşabilirim?

    Bu yan etkiler ile baş etmek için ne yapılabilir?

    Tedavim günlük aktivitelerimi sınırlandıracak mı( çalışmak, araba kullanmak, v.b)

    Neler Ağrıya yol açar?

    Kanserli hastalarda ağrı farklı sebeplere bağlı görülebilir. En sık neden kanserin kendisidir. Kanser yumuşak dokulara (adale, bağlar, vb.), organlara veya kemiğe yayıldığında, sinir yaralanmasına bağlı, kanserli doku bir sinire bası yapıyor ise ya da kafa içindeki basıncı arttırmasına bağlı ağrı olabilir. Cerrahi, radyoterapi ya da kemoterapide ağrı yapabilir. Bu durumda ağrı tedaviye bağlı olarak adlandırılır. Kolu yada bacağı kesilmiş bir hastada kayıp olan uzuvda halen ağrı hissedebilir (phantom ağrısı). Bu ağrı gerçektir ancak nedeni bilinmemektedir. Pekçok kemoterapotik ajan uyuşma, karıncalanma ve yanma yapabilir. Radyasyon ise ağrılı cilt irritasyonu yapabilir.

    Bazende ağrının kanserle ya da tedavisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kanserli hastada herkeste olabilecek başağrıları, adele ağrıları görülebilir. Bazende gene herkeste olabilecek bir bel ya da boyun fıtığı ağrının sebebi olabilir.

    3 tip ağrı vardır:

    ViseralAğrı: Ağrı organda kanserin yaptığı doku hasarı sonucu görülür. Sıklıkla tek noktada olmaz, sızı şeklinde keskin bir ağrıdır.

    SomatikAğrı: Belirli bir bölgede cilt, adele veya kemik tutulumu sonucu olur. Bıçak saplanır gibi, zonklayıcı veya bir baskı hissi şeklinde ifade edilir.

    NöropatikAğrı: Periferik ya da santral sinir sistemi yapılarındaki yaralanma veya basılarına bağlı ortaya çıkar. Sinir yaralanması ya da basısı bir periferik sinir ya da omurilik yaralanmasına veya herikisinin birden yaralanmasına bağlı olabailir. Keskin, yanıcı bir ağrı olarak ifade edilir.

    Ağrının tipini saptamak önemlidir, çünkü her biri farklı tedavi edilir.

    Kanser Ağrısının Tedavisindeki Engeller

    Aslında hemen hemen tüm kanser hastalarının ağrıları kontrol altına alınabilmesine rağmen gene de bu hastalardaki ağrının etkili şekilde kesilmesi halen bir sıkıntı olabilmektedir. Bunun temel nedeni bilgi yetersizliği, inanışlar ve korkulardır.

    BağımlılıkKorkusu: Pek çok hasta opioid (narkotik benzeri ilaçlar)kullanımının bağımlılık yapacağına inanır. Fakat bu nadiren görülen bir durumdur. Sadece şeker hastalarının insülin ihtiyaçlarındaki değişim gibi kanser hastalarındaki ağrılarda da ilaçlarının ihtiyacında değişiklik olabilir.

    YanEtkilere KarşıKorku: Hastalar genellikle gelişebilecek yan etkilerden korktukları için verilen dozun azını kullanırlar. Oysa ki söz konusu yan etkiler önlenebilir ve düzeltilebilir.

    YetersizBilgi: Kanser hastalarındaki ağrı tedavilerinin mutlak suretle bu konuda deneyimli, alternatif tedavileri bilen ekipler tarafından tedavi edilmesi gerekir.

    YetersizAğrıSkorlaması: Hastalar sıklıkla kendilerine sorulmadan ağrılarından bahsetmezler. Güçlü görünmek isterler. Bazen de mevcut ağrının ne anlama geldiğini öğrenmekten korktukları için kendilerine sorulsada ağrılarından söz etmezler. Bu nedenlerden pek çok hastanın ağrısı çözümsüz kalır.

    Doktorlar Hastaların Ağrısını Nereden Bilecek?

    Kanser ağrınızın tedavisine başlamadan önce doktorların hastaların ağrısı hakkında detaylı bilgiye ihtiyaçları vardır. Bu bilgiler hastadan ya da aile üyeleri ya da arkadaşlarından alınan tıbbi öykü, hastanın fizik muayenesinden gelir.

    Hastalara ağrıları hakkında aşağıdaki sorular sorulur.

    Ağrınızın şiddeti nedir?

    Ağrınız nerede?

    Ağrılar günlük aktivitelerinizi ne kadar etkiliyor?

    Ağrılar somatik mi, viseral mi ya da nöropatik mi?

    Ne zaman başladı?

    Ağrılar herhangibir şekilde değişiklik gösterdi mi?

    Ağrınızı daha iyi ya da daha kötü yapan herhangibir şey var mı?

    Aldığınız tedaviye bağlı yan etkiler yaşıyormusunuz?

    Daha önce psikolojik sorun yaşadınız mı?

    Ağrı ve ağrı kontrolü hakkında ne biliyorsunuz

    Tüm sorular cevaplandıktan, fizik muayeneniz yapıldıktan sonra gerekir ise x-ray, MR ve kan testleri tedavinizi planlamak adına istenebilir. Mesela ağrı bir kemik ağrısı ve bir kırıktan şüpheleniliyor ise bir röntgen uygun olacaktır.

    Ağrı Değerlendirme Skalası

    Hastaların ağrılarını ifade etmelerine yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Bu skalalar 3 yaşından büyük hastalarda kullanılabilir.

    En sık kullanılan Skalalar Şunlardır:

    Kanser Ağrısı Nasıl Tedavi Edilir?

    Ağrınız ile ilgili tüm araştırmalar yapıldıktan sonra bir tedavi planı oluşturulur ve sizinle tartışılır. Kanser ağrısı altta yatan kanserin kemoterapi, radyoterapi ya da cerrahisi gibi seçeneklerle tedavisinide içeren pek çok yol ile azaltılabilir. İlaçlar tedavi aşamasında öncelikle başvurulacak yöntemlerdir. Opioidler ( narkotikler, en güçlü mevcut ağrı kesiciler) ve opioid dışı ilaçlar, ilave ağrı kesiciler ( başka hastalıklarda esasen kullanılan ancak bazı özel durumlarda ağrıyı azaltabilen ilaçlar) bu amaçla kullanılabilir. Fizik tedavi ya da cerrahi bazı hastalarda tedavi seçeneği olabilir. Ağrıların mevcut tedavilere yanıt vermediği ya da ilaçlara yan etki ortaya çıktığında omurgaya takılan ağrı pompaları ve ağrı pilleri ağrıyı azaltmak amacı ile kullanılabilir.

    Hasta ve Ailesinin Eğitimi

    Hasta ve ailesi için önemli bazı mesajlar aşağıdadır:

    Ağrı ile yaşamanın hiçbir yararı yoktur.

    Ağrı çoğunlukla ağızdan alınacak bir takım ilaçlar ile kontrol altına alınabilir.

    Eğer bu ilaçlar yetersiz kalırsa ağrıyı azaltmak için farklı alternatif tedaviler mevcuttur.

    Morfin ve morfin benzeri ilaçlarağrıyı dindirmek için sıklıkla kullanılır. Bu ilaçlar kanser hastalarında ağrıyı azaltmak amacı ile kullanılırlarsa nadiren bağımlılık yaparlar.

    Doktor ve hemşireler ile iletişim çok önemlidir.

    Doktorlar ve hemşireler siz söylemeseniz sizin ne kadar ağrınız olduğunu bilemezler.

    Doktorlar ve hemşireler ilaçların sebep olabileceği sorunları bilmek isterler, çünkü bu sorunlar için yapılabilecek her zaman birsey vardır.

    Doktorlar ve hemşireler ilaçların temin edilmesi ya da kullanılması ile ilgili bir sorun olup olmadığını bilmek isterler.

    Eğer ağrınızda düzelme olmuyor ise doktorunuza sizi mutlaka bir ağrı uzmanına yönlendirmesini isteyin.

    Bununla birlikte doktorunuz ağrı tedaviniz için kullanılacak ilaçlar ile ilgili gerekli önemli bilgileri verecektir. Ancak aşağıda belirtilenlerin yazılı olarak elinizde olması sonradan hata yapmamak için çok yardımcı olacaktır.

    Reçete edilmiş tüm ilaçların listesi, hangisi hangi amaçla kullanılıyor? Ne zaman ve nasıl alınmalı?

    Olası gelişebilecek komplikasyonlar? Gelişmesi durumunda yapılması gerekenler?

    Alınması sakıncalı ilaçların listesi?

    Kontrol randevu zamanı

    Sorularınız için ya da muhtemel sıkıntılarınız için hafta içi mesai saatlerinde, ya da akşam saatlerinde ya da hafta sonu ulaşılabilecek telefon numaralarının listesi:

    İlaçları alımında yaşanabilecek sıkıntı durumunda

    Ağrının karakterinin değişmesi, yeni gelişen ağrı ya da ilaçların ağrıyı azaltmaması durumu

    1 günden fazla beslenmenize engel olan bulantı ve kusma

    Barsak hareketlerinin 3 günden uzun süreli durması

    Hastanın gün içinde uyandırılmasında ya da uyanık tutulmasında yaşanabilecek sıkıntılar

    Ağrı İlaçlarının Yan Etkileri Nelerdir ve Nasıl Kontrol Altına Alınır?

    Opioid kullanımı sonrası gelişen yan etkiler sıklıkla kolayca kontrol altına alınabilir. İlk kullanılmaya başlandıklarında bazı hastalarda uyku hali bazılarında ise bulantı görülebilir. Kusma çok sık olmaz. Çoğu hastada bu yan etkiler 1-3 gün içerisinde ortadan kalkar. Gelişebilecek bulantı ve kusma için bugün kullanılabilecek farklı bulantı giderici ilaçlar bulunmaktadır. Uyku hali ve sersemliği azaltmak için opioidler düşük dozlarda başlanır ve doz ayarlaması yapılır. Dozu ayarlamadaki temel amaç en düşük yan etki ile maksimum ağrı giderici etkiye ulaşmaktır.

    Opioidler pek çok hastada belli oranda kabızlığa yol açar. Kabızlık genellikle kullanıma başladıktan birkaç gün sonra ortaya çıkar ve ilaç kullanımı boyunca devam eder. Kabızlık bazen çok ağrılı olabilir, hatta hastanede yatmayı gerektirebilir, bu yüzden eğer mümkünse gelişiminin önüne geçilmelidir. Aşağıdaki yollar izlenerek genellikle kabızlık gelişimi önlenebilir:

    Sıvı alımının arttırılması

    Meyve, sebze gibi lifli ürünlerin alımının arttırılması

    Doktorunuz ya da fizyoterapistiniz bilgisi ve önerisi ile egzersiz yapılması

    Gereğinde laksatiflerin, barsak yumaşatıcılarının kullanımı

    İlaç Toleransı

    Ağrı için opioid kullanan bazı hastalarda zaman içinde daha yüksek dozların verilmesi gerekebilir. Bu ağrının artmasından dolayı veya ilaç toleransı gelişimi sonucu olabilir. Eğer tolerans gelişirse genellikle dozda küçük artışlar ya da ilacın değiştirilmesi ağrının azaltılmasına yardımcı olacaktır. İnsanlar bazen ilaç toleransı ile bağımlılığı aynı şey zannederler. Her ikisi birbirinden çok farklıdır. Tolerans zaman içinde gelişir, aynı etkiyi alabilmek için daha yüksek doz ilaca vücudun ihtiyacı olduğunu gösterir. İlaç dozunun arttırılması bağınlılık bulgusu değildir.

    Opioidleri Sonlandırma

    Opioidlerin aniden kesilmesi bazen grip benzeri bir hastalık veya ishal gibi bazı semptomların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle yavaş yavaş kesilmelidir. İlaç kesimi ile ilgili doktorunuz sizi bilgilendirecektir.

  • Hamilelik ve bel ağrısı

    Bel ağrısı hamilelik esnasında oldukça sık karşılaşılan bir yakınmadır. Görülme sıklığı %75 civarıdır. Diğer bir deyişle her 4 kadından 3ü gebelik periyodu boyunca bu yakınmaya maruz kalmaktadır. Bebek doğduktan sonra ise tüm ağrılar büyük oranda geçmektedir.

    Hamileliğin her aşamasında ağrılara neden olan farklı faktörler bulunmaktadır. Gebelikte ortaya çıkan bel ağrılarının en önemli nedenlerinden biri, omurga, pelvis, kuyruk sokumu kemiklerine binen yükün artması ve bu kemiklerdeki aşırı yüklenmedir. Hamilelik esnasında salgılanan çeşitli hormonlar bel ağrılarınında içinde bulunduğu farklı gebelik semptomlarının oluşumunda suçlanmaktadır. Hamileliğin erken evrelerinde artan hormon düzeyleri özellikle eklemlerde enflamasyonun ve hassasiyetin artmasına yol açar. İkinci trimestr itibari ile bebeğin büyümesi ile birlikte kaburgaların ve pelvis genişlemeside bu hassasiyeti arttırır.Postür değişiklikleri hamileliğin erken evrelerinde aslında başlamaktadır. Bu değişiklerile birlikte adalelerde artaya çıkan kontraksiyonlar ve sinirlerdeki gerilmeler ağrının bir başka nedenidir. Hızla büyüyen rahim ve içinde gelişmekte olan bebek bel ve pelvik bölgede ileri gerilmeye neden olmaktadır. Normal bel omurga eğriliği artmakta buda sinirlerde sıkışmaya yol açabilmektedir. Relaxin adı verilen hormon özellikle hamileliğin yedinci ayı itibari ile artmakta ve doğum olayının daha rahat gerçekleşmesine imkan tanımaktadır. Bunu yaparken adale ve ligamanları gevşetmekte buda ağrının artmasına yol açabilmektedir. Tüm bu hadiseler hamileliğin normal bir süreci olmakla ve sağlıklı bebek gelişimi ve doğum için gerekli olmakla birlikte, her biri bel ağrısı, kalça ağrısı, uyluk bölgesinde ağrı, bacak ağrısı, kalçada ve bacakta uyuşma,bacaklarda kuvvet kaybına yol açabilir. Semptomlar normal bir süreç sonrası ortaya çıkıyor ve sık görülüyor olabilir. Ancak gebe kadınlar bununla yaşamak, bu ağrılara katlanmak zorunda değillerdir. Gebelikte ortaya çıkan tüm semptomlar gibi, doktorunuzun şikayetleriniz konusunda bilgi sahibi olması ve altta yatabilecek olası nedenler hakkında gerekli araştırmaları yapması gerekecektir. Potansiyel olarak neden olabilecek tüm sorunlar elimine edildikten sonra ağrıları azaltmanın çeşitli yolları bulunmaktadır.

    Hamilelik esnasında bel ağrısını azaltmanın yolları:

    Duruşunuza dikkat edin. Bebeğiniz büyüdükçe ağırlık merkeziniz ön tarafa doğru kaymaktadır. Ön tarafa düşmemek için vücudunuzu kompanse etmeye çelışırken sırt adalelerinizi gerebilirsiniz buda bel ağrısına yol açacaktır. Bu nedenle postur çalışmaları çok önemlidir. Başınız ve omuzlarınız dik, mümkün olduğunca öne eğilmeden gergin vaziyette durmaya özen gösterin. Araba kullanırken doğru postürde olduğunuzdan emin olun. Dizleriniz kalçanızdan yukarda olmalı ve dirsekleriniz direksiyonu tutarken rahat şekilde kırılabilmelidir.

    Özenle oturup kalkın. Ayaklarınız hafif yukarıda olacak şekilde oturun.Sırtınıza destek olacak bir sandalye seçin veya belinize destek olacak uygun bir yastığı arkanıza yerleştirin. Sık pozisyon değiştirin ve uzun süre ayakta kalmamaya özen gösterin. Eğer uzun süre ayakta kalmanız gerekiyorsa bir bacağınızı ufak bir basamak üzerinde dinlendirerek omurgaya binen yükü azaltın.

    Eğilme ve yük kaldırma tekniklerinizi geliştirin. Eğilirken dizlerinizi kırın ve mutlaka omurganızı dik turun. Yük taşırken tüm ağırlığı bacaklarınıza verdiğinizden emin olun ve cismi olabildiğince vücudunuza yakın tutun. Eğer taşımanız gereken yük ağırsa mutlaka yardım alın.

    Yan yatarak uyuyun. Sırtınız üzerinde değil yan yatmaya özen gösterin. Bir yada her iki dizinizide kırın. Her iki dizinizin arasına ve hatta karnınızın altına yastık koymak ağrıları azaltmada yardımcı olacaktır.

    Doğru kıyafet ve ayakkabıları kullanın. Kısa topuklu ayakkabıları tercih edin. Alçak ve destekleyici bel bantı bulunan hamilelere özel pantolonları giyin. Hamileliği destekleyici kemerler kullanmaya dikkat edin.

    Fit kalın. Düzenli egzersizler belinizi güçlendirir ve sıklıkla ağrınızı azaltmada büyük yardımı olur. Doktorunuzun onayı ile yüzün, yürüyüşler yapın, yer bisikleti kullanın. Sık istirahat etmeye özen gösterin.

    Egzersiz yapın. Adalelerinizi güçlendirecek ve esnek hale getirecek tüm egzersizler özellikle pilates çok yararlıdır. Yalnız egzersizlerin bilinçli yapılması, aşırıdan uzak kalınması, eğer bir merkezde yapılıyor ise eğitmenlerin hamileliğin erken döneminde dahi gebelik konusunda haberdar edilmesi önemlidir.

    Bol su için. Her gün bol miktarda temiz su içerek enflamasyon ile neticelenen hormonal değişimlerin etkisini azaltabilirsiniz. Sık aralıklar ile azar azar su içmek, seyrek aralıklar ile bol su içmekten çok daha yararlıdır.

    Buz tatbik edin. Enflamasyonu azaltıcı yöntemlerden biride yangının olduğu alana buz tatbik edilmesidir. Hamilelikte artmoş kan akımı nedeni ile buz enflamasyonun olduğu alana 10 dakika tatbik edilmeli, 20 dakika ara verdikten sonra 10 dakika tekrarlanmalıdır. Vücuttaki tüm eklemlere iki bölge hariç buz uygulaması yapılabilir. Bunlar koltuk altı ve kalçalardır. Yüzeyel kan damarları ve lenfatik dolaşım sebebi ile bu alanlara buz uygulaması vücut ısısında ani düşmelere yol açabilir.

    Gerekirse uygun medikal tedaviye başlayın. Kriopraktik bakım yada akupunkturun hamilelerdeki bel ağrılarında tedavide ne düzeyde etkili olduğu çok net olmasada bazı hastaların ağrılarının azaltılmasında etkili olabilir. Doğum öncesi iyi bakım aldığınız sürece bu tedavilerin hamilelikte kullanımı ile ilgili bir sakınca bulunmaz. Asetaminofen grubu ilaçların hamilelikte kullanımı konusunda hiçbir sakınca yoktur. Ancak aspirin ve ibuprofeninde içinde bulunduğu diğer ağrı kesicilerin hamilelikte kullanımı sakıncalıdır. Ağrınızı tedavi etmek için ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuz ile görüşün.

    Enjeksiyon tedavileri: Ağrıların devamı durumunda sinirlerdeki enflamasyonu azaltmak amacı ile uygun alanlara enjeksiyonlar yapılabilir. Bu tedavi oldukça özellikli bir yaklaşım olduğundan uygun hasta grublarında ve ağrı tedavisi konusunda yeterli deneyime sahip hekimler tarafından yapılmalıdır.

    Cerrahi Tedavi: Gebelik sırasında ortaya çıkan ya da bu esnada şiddetlenen bel ağrıları için cerrahi uygulaması ancak ani bacaklarda kuvvet kaybı ve idrar tutamama yakınmalarının eşlik ettiği cauda equina sendromuna saklanmalıdır. Uygulanacak cerrahi sırasında bebeğin bulunduğu ay oldukça önemlidir. Sorun hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıktı ise ve bebek yeterli gelişimde ise öncelikle bebek doğurtulur ve anne opere edilir. Ancak bebek yeterli gelişimde değil ise bu durum aciliyet arz ettiği için anne ameliyata alınır. Mutlak cerrahi gerekiyor ise epidural anestezi sıklıkla tercih edilen anestezi yöntemidir.

    Hamilelik esnasında oluşan bel ağrıları bir sürpriz değildir, sık görülür ama bu ağrıların tamamen önemsiz olarak adlandırılmasını gerektirmez. Aşağı seviyede, yoğun bir ağrı erken doğumun habercisi olabilir. Çok şiddetli bel ağrısı ya da vaginal kanamanın eşlik ettiği güçlü bir ağrı dikkat gerektiren önemli bir sorunun işareti olabilir.

  • Epidural steroid enjeksiyonu

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?

    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?

    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?

    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?

    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?

    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.
    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?

    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.
    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.
    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.
    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.
    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.
    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.
    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?

    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?

    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.
    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.
    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Egzersizin önemi

    Omurga uzmanları, fiziksel aktivitenin bel ağrılı kişiler için önemli olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu broşür, ağrınızı kontrol ederken nasıl aktif kalacağınızı ve bel ağrınızın tekrar ortaya çıkmasına karşı uygun aktivitenin sizi nasıl koruyacağını gösterecektir.

    Sağlık uzmanınız bel ağrınızı tedavi ederken şunları amaçlar:

    İyi iletişim kurmak;

    Durumunuzu size açıklamak ve güvence vermek;

    Korkularınızı azaltmak;

    Fiziksel aktiviteyi arttırmak;

    Uygun egzersiz öğretmek;

    Vücut mekaniklerini düzeltmek ve

    Pasif tedavilerin uzun süre kullanılmasından kaçınmak

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Peki, ağrınızı kötüleştirmeden fiziksel olarak nasıl aktif kalırsınız? Çoğu insan, dikkatle seçilmiş egzersizlerin ağrıyı azaltabileceğini öğrenince şaşırır. Bu broşürdeki egzersizlerin bazıları iyileşmeyi hızlandırarak çabucak ve belirgin bir rahatlama sağlayabilir.

    Ağrı azaldığında veya kaybolduğunda, sırt hareketini ve sırt kası gücünü düzeltip eski haline getirmek için başka egzersizler yardımcı olabilir. Bunlar, tam bir iyileşmeye ulaşmanıza ve ağrının tekrar ortaya çıkmasından korunmanıza yardımcı olacaktır. Doktorların birçoğu, aktiviteden sonra da devam etmedikçe, aktivite sırasındaki ağrı artışını önemli bulmaz. Bu nedenle aktif kalmaya çalışın.

    Unutmayın ki bu sadece bir kılavuzdur. Tüm egzersizler herkes için uygun değildir. Egzersiz yaparken ağrınız çok daha fazla oluyorsa egzersizi bırakın ve sağlık uzmanınıza durumu bildirin.

    Egzersizinizi seçerken ağrınızı gözlemleyin

    Bel ağrınızın kötüleşmesinden kaçınmak için, egzersizlerinizi dikkatle seçmeniz önemlidir. Belinizin daha kötü olup olmadığını bilmenin bir yolu da, belirtilerin aşağıda belirtildiği şekilde yayılım göstermesidir:

    Belinizden uzak bölgelere yayılım;

    Kalçalara yayılım;

    Bacaklardan aşağı yayılım.

    Bu, egzersiz ve aktivite sırasında ve hatta bazı pozisyonlarda meydana gelebilir.

    İyi haber şu ki, bunun tersi de doğrudur! Belirtiler kalça ve bacaklarınızdan kaybolabilir ve belinizin merkezine daha yakın hissedilir (“ağrının merkezileşmesi” olarak adlandırılır). Bu genellikle, düzeliyor ve iyileşmeye doğru gidiyorsunuz anlamına gelir! Bunu sağlayacak egzersizleri ve pozisyonları bulabilirsiniz. Belirtilerin tümü de belinizin merkezine döndüğü zaman, çoğunlukla düzelecek ve devamlı egzersizle ortadan kaybolacaklardır.

    Belirtilerin merkeze geri dönmesini ve hafiflemesini sağlayan en yaygın dört egzersiz:

    Düz arazide yürüyüş

    Ayakta dururken geriye eğilme

    Yüzüstü pozisyonda dirsekler üzerinde duruş

    Yüzüstü pozisyonda eller üzerinde duruş

    Bu egzersizleri ve diğer aktiviteleri yaparken, ağrınızı gözlemleyin. Merkezileşiyor mu yoksa kötüleşmeyip, en azından aynı mı kalıyor?

    Vücut duruşu da önemlidir

    Uygun egzersiz ile birlikte, ayakta dururken veya otururken iyi bir vücut duruşu şarttır. Oturulduğunda, gereğinden uzun süre oturmaktan ve kamburlaşmaktan kaçının. Otururken belirtileriniz daha kötüye giderse (ve kalçanıza ve bacağınıza doğru bile gidebilirse) duruşunuzu kontrol edin. Dik oturmak birçok insan için merkezileştirmeye yardım edip ağrıyı da azaltabilir. Kas gücünü arttırmak ve daha iyi oturma alışkanlıkları geliştirmek için, dik oturmayı bir egzersiz olarak düşünmek yardımcı olur. Ağrısız ve dik oturuş, çoğunlukla belirtilerin geri gelmesini önler. Uzun bir süre boyunca oturmak zorundaysanız, belinizin doğal girintisini derinleştirmek için belinizin arkasına sert bir destek koymak ve kalçalarınızı dizlerinizden biraz yüksekte tutmak çok yararlı olabilir.

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Ağrı azaldığında egzersiz

    Çoğu vakada belirtileri kontrol etmek veya ortadan kaldırmak sadece bir iki gün alır. Ağrınız çok daha iyiyse veya yok olmuşsa, birtakım basit öne bükme egzersizleri ile başlayarak hareket açıklığınızı yavaş yavaş ve dikkatli bir şekilde arttırın. Belirtileriniz geri dönmedikçe, kötüye gitmedikçe ve merkezden uzaklaşmadıkça devam edin.

    Dik oturmaya devam etmek çoğu kişi için çok yararlıdır.

    Kuvvet eğitimi

    Bel ağrısı olan birçok insanın sırt kasları zayıftır. Güçlendirme egzersizleri sizi ileride gelişebilecek problemlerden korur. Duruş ve vücut hareketlerinin tümü (dik oturma dâhil), biraz germe ile beraber kuvvetlendirme çalışması isteyen yeterli kas gücü ve esnekliği gerektirir. Orta dereceli bir kuvvetlendirme çalışması, tüm sağlığınız için yapabileceğiniz en değerli şeylerden biridir ve eğer bel ağrınız varsa, özellikle önemlidir.

    Beli güçlendirme iki yönden yararlıdır:

    Kan akımını arttırarak yaralanmayı tamir etmede yardımcı olur.

    Gücü ve dayanıklılığı arttırarak günlük yaşamdaki fonksiyonu iyileştirir.

    Yaralanmaları iyileştirmek ve tamir etmek için gerekli besinler, iyi bir kan akımı ile yaralanmış bölgeye getirilmelidir. Bel kasları için kuvvetlendirme çalışması, çalıştırılan kaslara ve komşu dokulara giden kan akımını arttırır. Bu durum, aerobik egzersiz (örn, yürüyüş, yüzme, bisiklete binme) için de böyledir, ancak kuvvetlendirme çalışması için durum özellikle böyledir.

    Güçlü kaslar oluşturmak, gün boyunca çalışma gücünüzü de arttırır. Beli güçlendirmenin yanı sıra, gövde ve bacakların üst ve alt kısımlarındaki büyük kaslara da önem vermek gerekir. Bu kaslar denge ve yürümeyi iyileştirerek sırt ve gövdeye önemli derecede dayanıklılık ve denge sağlarlar. Bu da günlük aktivitelerinizi yapmada size daha büyük kolaylık sağlar ve düşme olasılığınızı azaltır.

    Özel ekipman ve spor salonları yararlı olabilir; ancak bel kaslarınızı evde güçlendirmek için iyi, çok pahalı olmayan yollar da vardır. Belinizin altına bir iki yastık koymak, mukavemeti arttırır. Sıkça kullanılan ve çok yararlı olan iki egzersiz aracı da, Swiss topları ve Roman Chair’dir.

    Özet

    İyi bir bel tedavisi, ağrıyı hafifleten egzersizler ve uygun şekilde germeyi takip eden orta düzeyli güçlendirme egzersizlerinden oluşur. Bu teknikleri kullanarak kendinize dikkat etmeniz, daha sonra ortaya çıkabilecek belirtileri önlemek için iyi bir savunma olmakla beraber, iyileşmenize de yardım edebilir.

    NEREDEN BAŞLAMALISINIZ?

    Yürüyüş: 10 dakika ile başlayın ve 30 dakika ve daha fazla süreye çıkın. Uzaklık ve yürüyüş hızını yapabildiğiniz kadar arttırın.

    AyaktaGerinme: Ellerinizi, parmaklarınız belinizin arkasına gelecek şekilde yerleştirin. Yapabildiğiniz kadar arkaya eğilin, parmaklarınızla içeri doğru bastırın. Bir iki saniye böyle durun. 10 kez tekrarlayın, her seferinde daha fazla eğilmeye çalışın. Ağrınız kötüleşmedikçe her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, DirseklerÜzerindeDuruş: Dirsekler üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 10 saniye boyunca bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, EllerÜzerindeDuruş: Elleriniz üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 1–2 saniye bu vaziyette durun. Yüzüstü pozisyona dönün. Her seferinde belinizi biraz daha çukurlaştırarak 10 defa tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    AyaktaDuruş: Çeneyi içeride tutarak başı geriye çekin, kulaklar ve omuzlar kalçalarla bir hizada olmalı ve ayaklar üzerinde dengeli şekilde durulmalıdır (iyi duruş solda, kötü duruş sağda gösterilmektedir).

    OtururkenDuruş: Kulaklar ve omuzlar, kalçalar üzerinde ve hizalı durmalıdır, ayakta dururken belde oluşan çukur, otururken de olmalıdır (kötü duruş solda, iyi duruş sağda gösterilmektedir).

    Sırtüstü, TekDiziÇekme: Bir dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Bunu her bir bacak için yapın.

    Sırtüstü, İkiDiziÇekme: Her iki dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, günde 2 -3 defa yapın.

    Yüzüstü, BaşveOmuzlarıKaldırma: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, TopileEgzersiz: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yukarı kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, RomanChairileEgzersiz: Bu, daha ileri düzey bir egzersizdir ve herkes için uygun olmayabilir. Kalça yastığı, kalça kemiklerinin çıkıntıları hizasına yerleştirilir. Mümkün olduğunca öne eğilin ve bel kaslarınızı kullanarak gövdenizi kaldırın. Bu çalışmayı yavaşça yapın (kalkarken 3’e dek, eğilirken 4’e dek sayın). 5 – 10 defa tekrarlayın.

    Sırtüstü, Bükülme: Kolları dizlere doğru uzatın. Bel düz hale gelene dek pelvisi eğin. Başınızı ve omuzlarınızı yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Kedi/Deve: Emekleme pozisyonunda durun. Elleri omuz hizasına, dizleri de kalçaların hizasına yerleştirin. 1) Karın kaslarını kasarak gövdenizi yükseltin. 5–10 saniye böyle durun. 2) Gevşeyin, sırtınız çukurlaşsın.

    Sırtüstü, TopileEgzersiz: Elleri yere koyun ve kalçaları yerden kaldırın. 5- 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    SandalyedenKalkış: Kollar göğüs üzerinde çapraz tutularak oturun, yavaşça kalkın ve yavaşça oturma pozisyonunuza dönün (kalkarken ve otururken 3’e kadar sayın).

    Yüzüstü, TopaDayanarakKalkış: Dizler düz ve sırtınız topa dayalı şekilde ayakta durun. Dizlerinizi yavaşça bükün (3’e kadar sayın). Dizleriniz bu tam bükülmemiş pozisyonda iken 5 saniye bekleyin. Yavaşça ayakta durma pozisyonuna geri dönün (3’e dek sayın). 5 – 10 kez tekrarlayın.

  • Boyun fıtığı cerrahisi

    Üst (boyun) omurganızda bir disk problemi nedeniyle meydana gelen, rahatsız edici boyun ve kol ağrısı, uyuşukluk veya zayıflıktan dolayı acı çekiyor musunuz? Başınızı hafifçe döndürmek ağrılı mı veya olanaksız mı? Cerrahi olmayan bakım size yardım etmediyse size boyun fıtığına yönelik bir cerrahi tedavi gerekiyor olabilir.

    Ağrı, Hayatınıza Egemen Olduğunda

    Herhangi bir ağrı rahatsız edici olabilir. Ancak, boyun veya kolunuzdaki sürekli ağrı ya da güçsüzlük, elinizi ve kolunuzu kullanmanızı kısıtlayabilir. Bu durum çalışma hayatınızı kötü etkiler. Dahası, almış olduğunuz tedavilerin hiç birinin (istirahat, ilaçlar, fizik tedavi, enjeksiyonlar), semptomlarınızı hafifletmediğini görebilirsiniz. Ağrının, hayatınızın kontrolünü ele geçirmiş olduğunu hissedebilirsiniz.

    Servikal Disk Cerrahisinin Yardımı Dokunabilir

    Boyun fıtığı problemlerinin çoğu, cerrahi olmayan bakımla düzelir. Ancak birçok insan sadece boyun fıtığı cerrahisi sonrası ağrı ve güçsüzlükten kurtulur. Bu cerrahi sırasında cerrahınız, semptomlarınıza yol açan problemi tedavi edebilir. Cerrahinin de sınırları vardır; aşırı kullanım veya yaşlanmanın tüm etkilerini ortadan kaldıramaz. Ancak, hayatınızın kontrolünü tekrar kazanmanıza yardımcı olabilir.

    HAYATINIZ NASIL ETKİLENDİ?

    Aşağıdaki sorulara cevap vererek, boyun omurga probleminizin hayatınızı nasıl etkilediğine bir bakın. Kendi kendinize yapacağınız bu değerlendirme, boyun probleminizin tedavi olmasının yararlarının, cerrahinin risklerine ağır basıp basmadığına ve cerrahinin size uygun olup olmadığına karar vermede yardımcı olabilir.

    Fiziksel Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden işe gidemediğiniz oluyor mu? □ □

    Boyun ağrınız kolunuzdan aşağıya iniyor mu? □ □

    Kolunuz veya elinizde uyuşma veya güçsüzlük oluyor mu? □ □

    Baş ağrısı çekiyor musunuz veya kürek kemiklerinizin arasında □ □

    ağrınız var mı?

    Sosyal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden ailevi etkinliklere katılamadığınız oluyor mu? □ □

    Ağrınız, aileniz ve arkadaşlarınızdan uzak, tek başınıza □ □

    kalmanızı mı gerektiriyor?

    Başka insanlarla birlikteyken rahatsızlığınız yüzünden kendinizi □ □

    diğerlerinden uzak buluyor ve eğlenemiyor musunuz?

    Duygusal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden engellenmiş ve karamsar mı hissediyorsunuz? □ □

    İşe gitmediğiniz günler çok fazla olduğu için işinizi □ □

    kaybetmekten mi korkuyorsunuz?

    Diğer insanların, çektiğiniz ağrının gerçek olmadığını □ □

    düşündüğünü mü hissediyorsunuz?

    Hayatınız üzerinde kontrolünüzün kalmadığını mı hissediyorsunuz? □ □

    BOYUN OMURGANIZI TANIYIN

    Boynunuzun, 4,5 kilogram veya daha ağır olan kafanızı tutmak için güçlü olması gerekir. Ancak, incinme, kötü vücut duruşu, yıpranma, yırtılma ve artrit gibi hastalıklar, servikal omurganızın yapısına zarar verebilir. Öte yandan, disk problemlerine ailevi yatkınlığınız da olabilir. Sonuçta boynunuz ve kollarınızda ağrı ve güçsüzlük gelişir.

    Sağlıklı Bir Boyun Omurgası

    Üst omurganız, boyun omurlarından oluşmuş esnek bir kolondur. Boyun omurgasını oluşturan bu yedi adet omur, süngere benzer bir yapıya sahip şok emici disklerle birbirinden ayrılmıştır. Omurilik, omurların oluşturduğu geniş bir merkezi kanal (spinal kanal) boyunca geçer. Omurilikten dallanan sinirler, omurlar arasındaki küçük aralıklardan (foramina) çıkar ve kollarınıza ve vücudunuzun diğer bölgelerine giderler. Siz yaşlandıkça, disklerinizin yıpranması ve sertleşmesi normaldir. Sonuç olarak, boynunuz eskisi gibi esnek olmayabilir.

    Problemli Omurganız

    En sık görülen boyun omurga problemlerinden biri de, zarar görmüş bir disktir. Bir disk, yaralanabilir ve dışarı doğru fıtıklaşabilir (herniasyon). Fıtıklaşan kısım, bir sinire baskı yapabilir veya yavaş yavaş yıpranabilir (dejenerasyon). Sonuç olarak, yıpranmış bir disk öyle düz bir hale gelir ki, üstünde ve altında bulunan omurlar ileri ve geri kayarak neredeyse birbirlerine temas eder hale gelirler. Diskler yıprandığı için omurda ve omurlar arasındaki açıklıkta anormal kemik büyümeleri oluşabilir ve daralmaya (stenoz) neden olur.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ PLANINIZ

    Size muayene ve test sonuçlarına dayanarak ilk etapta istirahat, ilaç, fizik tedavi, egzersiz veya enjeksiyonu içeren cerrahi olmayan bir bakım önerilebilir. Cerrahi olmayan bu tedaviler çoğunlukla belirtileri azaltırlar. Belirtileriniz devam ederse, cerrahi sizin için uygun bir tedavi olabilir.

    Belirtilerinizin Azaltılması

    Şikayetlerin azaltılması için size şunlar önerilebilir:

    Boynunuzdaki ağrı ve enflamasyonu azaltmak için ilaçlar

    Epidural steroid enjeksiyonları (omurilik yakınındaki spinal kanala enjeksiyon). Ciddi ağrıyı rahatlatıp enflamasyonu(yangı) azaltabilir.

    Etkinliklerin kısıtlanması veya yatak istirahatı, boyun omurganıza iyileşme şansı vermek içindir.

    Birkaç hafta boyunca kullanabileceğiniz, yumuşak bir boyunluk. Boyun omurlarınızın düzgün durmasını sağlarken, başınızın desteklenmesine de yardımcı olur.

    Traksiyon. İki hafta boyunca günde bir veya daha çok kez yapılan bu işlem, boyun omurgası sinirleri üzerindeki baskıyı azaltmada yardımcı olabilir.

    Gücün ve Hareketin Tekrar Kazanılması

    Boynunuzdaki gücü ve hareketi tekrar kazanmanıza yardım etmek için, fizik tedavi görmeniz gerekebilir. Bir fizyoterapist, boynunuzun gücünü ve hareket açıklığını arttırmak için özel egzersizler öğretebilir. Boyun omurganızı etkileyebilecek duruş ve hareketleriniz değerlendirilip düzeltilebilir. Sıcak, masaj ve traksiyon tedavileri de belirtilerinizin hafiflemesine yardım edebilir.

    Kendine Bakım

    Tedavinizde sizinde etkin bir rol üstleneceğinizi unutmamalısınız. Boynunuzu daha fazla incinmeden koruyabilmek için:
    •Doktorunuzun veya fizyoterapistinizin size verdiği egzersiz programını uygulayın. Bunlar, dirençli egzersizler veya eklem açıklığı egzersizleri olabilir.
    •Otururken, ayakta dururken veya hareket ederken duruşunuza dikkat edin.
    •Çalıştığınız alanın incelenmesini sağlayın. Çalışma yerinizi, önerildiği şekilde tekrar düzenleyin. Evde olduğunuz zaman bile telefon için bir kulaklık kullanmanız, ağrılı pozisyonlardan uzak kalmanızı sağlayacaktır.
    •Sırtüstü yatarken, boyun için özel olarak üretilmiş bir yastık veya rulo havlu kullanarak boynunuzu destekleyin.

    CERRAHİ ÖNCESİ ROLÜNÜZ

    Ameliyat olmaya karar verirseniz, cerrahinin başarılı olmasına yardım edebilirsiniz. Beklentinizin ne olduğunu bilmek ve ona göre hazırlanmak çok önemlidir. Cerrahinin sizin için yapabilecekleri hakkında gerçekçi beklentileriniz olmalı ve cerrahınızın tüm talimatlarına uymalısınız.

    Cerrahiden önceki gün

    Şu uyarıları dikkate alın:
    •Geceyarısından sonra kesinlıkle bir şey yiyip içmeyin. Anestezi öncesinde mideniz tamamı ile boş olmalıdır. Boş bir mide bulanı, kusma, ve diğer komplikasyonları önleyecektir. Eğer geceyarısından sonra bir şeyler yer ya da içerseniz cerrahiniz ertelenebilir.
    •Cerrahi önesi gece banyo yapın. Bu ciltte bakterileri oranını azaltacak ve cerrahi sonrası enfeksiyon riskini azaltacaktır.
    •Cerrahi öncesi gece iyi dinlenin. Eğer geceyi hastanede geçiriyorsanız ve uyuyamıyorsanız lütfen bizi bilgilendirin. Size bir takım ilaçlar verilerek rahatlamanız sağlanacaktır.

    Cerrahi Sabahı:
    •Makyaj yapmayın.
    •Sadece size almanız söylenen ilaçları alın. Rahatca yutmanıza yardımcı olacak az miktar su içebilirsiniz.
    •Cerrahiye evden geliyorsanız gerekli hazırlıklar için en a 3 saat önce hastanede olun.
    •Cerrahi öncesinde toplardamarlarınızdan sıvı ve ilaç vermek üzere IV yol başlanacaktır.

    Gerçekçi Beklentilere Sahip Olmak

    Sizin için iyi bir cerrahi sonuç nedir? Bu cerrahi, boyun ve kolunuzdaki belirtilerin hafiflemesine yardım edebilir. Ancak belirtiler tamamen kaybolmayabilir. Gerçekçi beklentilere sahip olmak, başarının anahtarı olabilir. Size boyun fıtığı cerrahisi yapılmadan önce, bu cerrahi işlemin probleminiz için ne yapıp yapamayacağını öğrenin. Beklentilerinizi cerrahınızla konuşun.

    Kemik Doku Nakli Gerekirse

    Cerrahinizin tipine bağlı olarak, kemik dokusu nakline ihtiyacınız olabilir. Bu doku, bir kemik bankasından (allograft) veya kendi vücudunuzdan (otograft), örneğin kalça kemiğinizden alınabilir. Bu seçenekler sizinle konuşulacaktır.

    Bir Boyunluk Kullanmak

    Probleminize bağlı olarak cerrahınız, sert veya yumuşak bir boyunluk tavsiye edebilir veya boyunluk önermeyebilir. Boyunluk, boynunuzun hareketini kısıtlayarak iyileşme sürecinde boyun omurganızı korumaya yardım edebilir ve cerrahi öncesi veya hemen sonrasında takılabilir.

    Riskler ve Komplikasyonlar

    Günümüzde boyun fıtığı cerrahisinde yeni teknikler ve mikroskop kullanımı sonucu ameliyat komplikasyonları son derece nadir görülmekle birlikte, bu cerrahinin bir takım potansiyel risklerinin olduğu bilinmelidir. Bunlar:
    •Yutma ile ilgili problemler
    •Kalıcı ses kısıklığı/boğukluğu
    •Anestezinin birtakım yan etkileri
    •Kemik dokunun, nakledilen kemiğe kaynamaması
    •Eklenen kemik dokunun kayması veya yerinden çıkması
    •Yakındaki dokuların zarar görmesi
    •Kanama ve olası kan nakli
    •Enfeksiyon
    •Omurilik veya sinir hasarı

    CERRAHİNİZ HAKKINDA BİLGİ

    Cerrahiniz sırasında diskin tümü veya bir kısmı çıkarılabilir (diskektomi). Boyun omurganıza ulaşmak için, boynunuzun önünden veya arkasından bir kesi yapılır. Önden kesi yapıldığında, omura bir füzyon (birleştirme) işlemi ile boyun daha sağlam bir hale gelebilir. Arkadan kesi yapıldığında, diske ulaşabilmek için kemik çıkarılabilir.

    Ön Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun her iki yanından yaklaşık 2-2,5 cm uzunluğunda yatay veya dikey bir kesi yapılır. Diske ulaşmak için, yumuşak doku kenara çekilir. Diskin tümü veya siniri rahatsız eden kısmı çıkarılır. Kemik dikenler de çıkarabilir. Bu işlemden sonra omur gerekli ise bir füzyon için hazırlanır.

    Arka Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun arka kısmının ortasında yaklaşık 4-5 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Daha sonra problemli bölgeye ulaşmak için kemiği çıkarabilir. Daha sonra diskin hasarlı kısmını çıkaracaktır.

    Sağlamlaştırmak: Füzyon

    Ön taraftan bir disk çıkarıldığında, o diskin üzerindeki ve altındaki omurlar birleştirilebilir. Bu, basıncı ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olacak, hareketi de kısıtlayacaktır.

    Önce omurlar arasındaki alanı genişletilirr. Daha sonra bu alana, silindir veya kama biçimli bir kemik parçası yerleştirilirr. Metal plakalar da eklenebilir. İyileşme sırasında, eklenen bu kemik ve omur birlikte büyür. Füzyon sonrasında, boynunuzu eğme beceriniz biraz kısıtlanabilir.

    Kemiği Çıkartmak

    Arkadan diske ulaşmak için, bir parça kemik almak gerekebilir. Sinirler veya omurilik üzerine basıyı hafifletmek için, kemik dikenler de çıkarılabilir. Çıkarılan kemiğin yeri ve miktarı, probleminizin tipine bağlıdır.

    İYİLEŞMEDEKİ ROLÜNÜZ

    İyileşirken, boyun omurganızı korumanız gerekir. Bunun en iyi yolu, hareket kısıtlama ile ilgili talimatlara uymak ve varsa, boyunluğunuzu takmaktır.

    HAYATINIZIN KONTROLÜNÜ ÜSTLENMEK

    Boyun omurganızdaki cerrahi, belirtilerinizi hafifletmede yardımcı olabilir. Devamlı bir boyun bakımı ile tümü olmasa da, sevdiğiniz çoğu etkinliğinizi sürdürebilirsiniz. Bu durum, yaşamınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize izin verecektir. Omurganızı sağlıklı tutmak için aşağıdaki ipuçlarını izleyin.

    Etkin kalın.
    Yürüyüş gibi düzenli bir egzersiz, kaslarınızı güçlü ve esnek kılar. Omurganızı da destekler.
    Duruşunuz iyi olsun.
    Kulaklarınız, omuzlarınız ve kalçalarınız aynı hatta olacak şekilde ayakta durun ve oturun. Kambur durmayın veya düşmeyin. Bir fizyoterapist, omurganızı nasıl korumanız gerektiği hakkında size daha çok bilgi verebilir.
    Sigara içmeyin.

    Sigara içmek, disklerinizi incinmeye daha yatkın hale getirir. Ayrıca, kaslarınızın ihtiyaç duydukları tüm oksijeni almasını da engeller.

    Gerginlikle baş edin.

    Gerginlik, boyun ve sırt problemlerine neden olabilir veya onları daha da kötüleştirebilir. Stresi hafifletmek, boyun ve sırt ağrısını dindirebilir veya önleyebilir.