Etiket: Ağrı

  • AĞRISIZ NORMAL DOĞUM

    AĞRISIZ NORMAL DOĞUM

    Gebelerimize ağrısız normal doğum imkanını ANKARA’da özel hastanelerde çok tecrübeli anestezi uzmanlarımızın da katılımıyla başarılı şekilde gerçekleştirmekteyiz. Doğum öncesi verdiğimiz detaylı bilgilendirmeler ile hastalarımızın epiduralli normal doğum sık tercihleri olmuştur. Ağrı şiddetinin tarifi kişiden kişiye çok değişir. İlk gebeliği olan hastaların etraflarından duydukları ile kaygılarını çok artırır. Elinde epidural gibi ağrısız doğum imkanının olduğunu bilmesi bile normal doğuma hastalarımızın motivasyonunu artırmaktadır.

    Epidural anestezi, aktif doğum eylemi başlayınca yapılan( 3-4 cm açıklık olduğunda) anestezidir. Anestezi uzmanı belden ince bir katater yardımıyla anestezik madde vererek 10 -15 dakika sonrasında ağrıların geçmesini sağlayan bir anestezidir. Hastanın doğum eylemi ilerler, kasılmalar ritmik devam eder, bu kasılmaları kasıklarda bası hissi olarak hissedilir. Hasta yürüyebilir. Ikınma hissi kaybolduğundan endişelenip yaptırmak istemeyen hastalarımıza, bu anestezinin kesinlikle doğuma engel olacak bir anestezi olmadığını anlatıyoruz. Ikınmanızı çok rahatlıkla yapabilirsiniz. Zaten bu sırada size tüm yardımlar için hazır yanınızda olacağız. Bu epidural anestezi şekli epizyotomide rahatlık sağlayıp ağrı hissetmemenizi sağlayacaktır. Epidural anestezi sırasında normal doğum olmazsa sezeryan gerektiği durumda anestezi dozu ayarlanarak epidural anestezi ile sezeryana devam etmekteyiz.

    Epidural anestezi istemeyen hastalarımıza lokal anestezi uygulaması epizyo aşamasında yapılabilmektedir. Birde sistemik etkili dediğimiz ilaçlar ile normal doğumda ağrıyı azaltan kas içine veya damar yolundan yapılan ilaçlarımız var. Bunlar annede tansiyon düşmesi bebektede bazen solunum sıkıntısı yapabilir. Ama gerektiğinde destek aldığımız ilaçlardır.

    Ağrısız doğum deyince aklımız aepidural anestezili doğum gelmeli ve tecrübeli bir ekiple sorunsuz bir sürecin keyfini sürmenin size kalacağını hatırlamalısınız. Epidural anestezi doğum eyleminin uzamasına yol açmaz, aksine rahim ağzı açıklığının hızlanması ve doğum sürecinin kısalmasına bile faydası vardır.Bebeğin çıkımı sırasında ıkınma refleksinizi de azaltmaz. Doğum sürecinde rahatlıkla yürüyebilirsiniz bazen nadiren bacaklarda uyuşukluk gibi bir hisse neden olur.

    Doğumun sizin için ne kadar özel olduğunu takip eden doktorunuzda bilir ve onun için de sizin doğumunuz çok özeldir. Takip olduğunuz doktorunuza güveniniz olması, karşılıklı diyalogunuzun iyi olması sizi rahatlatıp, sürecin sorunsuz geçmesini sağlar.

  • HSG ÇEKİMİ

    HSG ÇEKİMİ

    Histerosalpingografi (HSG) veya Türkçe deyişle rahim filmi jinekolojide rahim içinin ve kanalların yapısal ve işlevsel özelliklerini incelemede kullanılan bir yöntemdir.
    İnfertilite (kısırlık) değerlendirmesinde istenen temel testlerden birisidir. Ayrıca rahim ağzına veya rahme uygulanan bir müdahale sonrasında (kürtaj gibi) adet kanamalarının kesilmesi ya da çok azalması durumunda rahim ağzı kanalındaki muhtemel bir tıkanıklığın veya rahim içerisindeki muhtemel bir yapışıklığın (Asherman sendromu) değerlendirilmesinde, tekrarlayan düşüklerde rahimde doğumsal bir gelişim kusuru bulunup bulunmadığının (aşağıda soldaki resim – bölmeli rahim) belirlenmesinde de yaygın olarak kullanılır.

    Rahim filmi ne zaman çekilir?
    HSG uygulanması öncesinde detaylı bir jinekolojik değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede enfeksiyon (iltihap) bulguları saptanması durumunda ise enfeksiyon tedavi edilene kadar işlem ertelenir. HSG prensip olarak adet kanamasının bitmesini takip eden birkaç gün içerisinde uygulanır. Bunun nedeni bir yandan adet kanamasının rahim içinden tüplere ve buradan da karın boşluğu içine dolmasının yaratacağı sorunlara engel olmak, öte yandan rahim içindeki muhtemel bir gebeliğe zarar vermemektir. Çünkü çok nadiren de olsa gebe kalamama nedeniyle değerlendirilen bir kadında da tesadüfen o ay gebelik var olabilir.

    Rahim filimi nasıl çekilir?
    Rahim filmi bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Radyoloji Uzmanı veya Teknisyeni tarafından beraberce uygulanır. Jinekolojik muayene pozisyonundayken rahim ağzını görüntülemek için vajinaya alet yerleştirilir. Daha sonra rahme kanül adı verilen bir diğer alet yerleştirilir. Kanüle tutturulan enjektörden birkaç aşamada basınç uygulanarak kontrast madde (ilaçlı madde) verilir. Bu sıvı röntgen filminde bulunduğu yerlerde ışını geçirmediğinden beyaz bir görünüm kazandırır. Sıvı verilmesi esnasında ya belli aralıklarla röntgen filmleri alınır veya floroskopi adı verilen yöntem kullanılarak ekrandan sıvının geçişi sürekli olarak izlenir ve kaydedilir. Böylelikle rahmin içyapısı, kanalların açık olup olmadığı ve yapıları değerlendirilir. HSG, röntgen ışınları yardımıyla gerçekleştirilen bir teknik olmasına karşın verilen ışın dozu yüksek değildir.

    Rahim filmi çekilmesi ağrılı bir işlem midir?
    Kadınlar arasında genellikle rahim filminin çok ağrılı olduğuna dair yaygın bir kanı vardır. Ancak kibar ve dikkatli bir uygulamayla yapıldığında aslında HSG karında biraz batma ve gerilme hissi yaratan ve dayanılacak kadar az ağrı veren bir işlemdir. Bu nedenle genellikle işlem genel anestezi altında uygulanmaz. Ancak normal jinekolojik muayeneyi bile zor tolere eden, ağrı eşiği düşük ve çok hassas bayanlarda anestezili olarak da çekilebilir. Hastaların çok büyük bir kısmında işlemden 30-60 dakika önce alınacak olan basit bir ağrı kesici işlemin rahat ve sorunsuz geçmesini sağlar. HSG çekilmesi sonrası kendiliğinden oluşan gebeliklerde bir miktar artış gözlenmektedir. Bunun nedeni olarak ise tüplerdeki hafif yapışıklıkların basınçla verilen ilaç nedeni ile açılması şeklinde açıklanmaktadır. Bir de eğer kısırlığa bir sebep olarak mikrobik bir olay varsa verilen ilacın antimikrobial özellikleri de tedavi edici olabilir. Uzun süredir kısırlık problemi çeken bir çiftin HSG çekimi sonrası kendiliğinden gebe kalması bu yüzden şaşırtıcı değildir.

    Rahim filmi çekilmesinin zararlı yan etkileri var mıdır?
    Rahim filmi çekilirken nadiren alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu nedenle eski tip ilaçlar yerine alerji yapma potansiyeli son derece düşük olan yeni tür ilaçlar tercih edilmelidir. En sık görülen komplikasyon enfeksiyondur ve her 100 hastadan birinde görülür. Enfeksiyonu önlemek için işlem öncesi ya da sonrası mutlaka antibiyotik kullanımına gerek yoktur. Sadece kalp kapakçık hastalığı olanlarda önlem olarak işlem öncesinde antibiyotik profilaksisi yapılır.

    Rahim Filmi çekimi sonrasında;
    Lekelenme tarzında ya da az miktarda vajinal kanama olabilir. Eğer kanama fazlaysa ya da birkaç günden uzun sürerse mutlaka doktorunuzu aramanız gerekir. Ayrıca hafif ya da orta şiddette bel ve kasık ağrısı da çekim sonrasında olabilir. Ağrı artar ise veya ateş ortaya çıkar ise bu da erken bir enfeksiyonun belirtisi olabilir yine mutlaka doktorunuzu arayın. İşlem sırasında rahim ağzı az miktarda da olsa zorlandığından HSG sonrası 48 saat süre ile banyo yapmak, cinsel ilişkide bulunmak ve vajinal tampon kullanmak sakıncalıdır, bunlardan kaçınmalısınız.

    Rahim filminde tüplerden birisi ya da ikisi kapalı çıkarsa ne olacak?
    Öncelikle şunu bilmek gerekir ki HSG oldukça faydalı ve temel bir tetkik olmasına rağmen her zaman tam olarak gerçeği yansıtmayabilir. Yani tüplerin rahim filminde kapalı olarak görülmeleri her zaman gerçekten de kapalı oldukları anlamına gelmez. Ağrı eşiği düşük bazı bayanların işlem anında duydukları rahatsızlık ve ağrı nedeniyle ve verilen ilaca bir reaksiyon olarak bazen kanallarda spazm olması ilacın tüplerden geçmemesine ve hatalı olarak tüplerin birinin veya ikisinin birden kapalı olarak yorumlanmasına neden olabilir. Ancak tecrübeli bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı rahim filmi değerlendirirken spazm nedeniyle tüplerden ilacın geçmemesini gerçekten tıkalı olan bir rahim filminden çoğunlukla ayırabilir. Bu nedenle rahim filminden önce mutlaka bir antispazmodik adı verilen kas gevşetici ilacın yapılmasını önermekteyiz. Bazen filmde kapalı olarak değerlendirilen tüplerin Laparoskopi esnasında açık olduğu da görülebilir. Dolayısıyla eğer tüplerin kapalı olduğu düşünülüp tüp bebek kararı verilecekse öncesinde Laparoskopi işlemi yapmak daha mantıklı olabilir. Çünkü Laparoskopik değerlendirmede tüplerin aslında açık oldukları da ortaya çıkabilir ve aşılama yönteminden çiftin fayda göreceği anlaşılabilir. Ayrıca Laparoskopi anında tüplerdeki sorun daha net olarak ortaya konup anında tedavisi de yapılabilir ve gerekli müdahaleyle kanalların açılması da sağlanabilir. Elbette bu her olguda geçerli olmayabilir ve Laparoskopi sonrasında çiftin ancak tüp bebek tedavisinden fayda göreceği de ortaya çıkabilir.

  • KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    Kızlık zarının Latince adı “Hymen”dir. kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi olarakta bilinir. Vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısımında yer alan ince bir yapıdır. Kızlık zarı bir organ değildir ve fonksiyonel olarak bir işlevi bulunmamaktadır.Anatomik yapısından daha çok kızlık zarının sosyo kültürel boyutu daha ön plandadır. Tüm kadınlarda kızlık zarının yapısı farklı ortasındaki delik değişik büyüklük ve yapıdadır. Kızlık zarının yeri ve yapısı ,yeri her kadın da farklıdır. Kızlık zarını yapısı ve şekline göre ilk ilişki sonrası kanama miktarı değişebilir. Kızlık zarının çocuklukta yapısı sert ve kalındır. 11-12 yaşına kadar vajina içine mikropların girmesini engellemektedir. Ergenlikle beraber kıvamı daha yumuşak ve esnek hale gelir.

    Kızlık zarı pek çok toplumda saflığın ve el değmemişliğin sembolüdür. Bozulmamış bir kızlık zarıyla kadının cinsel ilişkiye girmediği düşünülür. Gelişmiş ülkelerde ve günümüzde kızlık zarı eski önemini ve anlamını kaybetmektedir.

    Bir kadın için ilk cinsel deneyim çok önemlidir. Kızlık zarı cinsel ilişkide anotomik olarak bir bariyer görevi görür. Penis tarafından bu bariyer geçilirken beraberinde hem ağrı, hem de kanamanın olacağı kabul edilen eksik ve yanlış bir bilgidir. Maalesef gençlerde ilk deneyimlerini yaşarken bir sürü korkularla mücadele etmek durumunda kalmaktadır.
    Uzun yıllardır Kadın hastalıkları ve doğum hekimliği yapmaktayım. Tecrübelerim normal yapıdaki bir kızlık zarının ideal şartlar altında ilk cinsel ilişki deneyiminde, zorlanmadığı sürede ve sonrasında; kanamaz yırtılmaz delinmez, patlamaz, ağrı ve acı yapmaz olduğudur.
    İlk cinsel ilişki sırasında, sulanma tam, kadın gevşemiş ve rahatlamış bir durumda ise ; kızlık zarında ağrı acı ve kanama olmaz sadece esneme olur. Çünkü kızlık zarı delinmez, kanamaz, yırtılmaz ve patlamaz. Açılma durumunda zarın parçalarının vajina girişinin iki yanında kalması çok rastlanan bir durumdur. Ama sulanma olmaz kadın kendini kasarsa ağrı ,acı olabilir. Zorlanmaya ve tahrişe bağlı hafif lekelenme tarzında kanama olabilir. Ancak bu durumda oluşan ağrı ve acı dayanılmaz değildir. Unutulmaması gereken en önemli şey bir bebeğin başının geçebileceği kadar vajinanın esneyebilme özelliğidir. Kanamada ancak üç beş damla pembe renkli damlamadır. En sık rastlanılan kızlık zarı halka ve yuvarlak şekilde olandır.Ortasından adet kanı geçmesine izin verir. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rahatlıkla izin verir. Bu zarlara esnek kızlık zarı denir.
    Kızlık zarı normalden kalınsa, yüksek kenarlıysa, ya da vajende yırtılmalar olduysa kanama biraz daha fazla olur.

    Toplumsal gelişim sürecinde kız çocuklarını yetiştirirken cinsellik ile ilgili kavramlarda hep geri plana atmışızdır. Kızlık zarının kutsallığı anlatılmıştır. Genç kızların cinsellikten uzak durması için toplumda bilinçli olarak bunu besler. İlk cinsel tecrübe bir kadının hayatında çok önemlidir. Her kadında teslim olma acı ve kanamaya karşı cinsel ilişkiye girme ya da erteleme ve kaçınma söz konusudur. Kendini doğrulayan kehanet; uygun olmasa da herhangi bir beklenti oluştuğunda kişiler beklentileri ile uyumlu hareket etmeye çalışmaktadır. Sonuçta da sihirli bir güç sayesinde beklentiler gerçekleşir. İlk gece korkusu yüreğimize yerleşir. Eğer anlayışlı sevecen bir eş yoksa ilk gece bu kehanet kendini gerçekleştirmek için kapıdadır.

    Maalesef toplumumuzda bazı erkekler gerdek gecesi kanı görmeden kızın daha önce cinsellik yaşamadığına inanmıyor. Çünkü çoğu insan kanamanın bekaretin iyi bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle ilk cinsel deneyimi olduğu düşünülen bir genç kızda ilişki sonrası kanama olamazsa, bekaretini daha önce kaybetmiş olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, gelinlik giyerek ebedi mutluluk yolunda adım atmaya hazırlanan binlerce genç kızımız ya kanama olmazsa?’ endişesini yaşıyor. Kızlık zarı yırtılırsa! çok canım yanarsa! çok kanar ve kan kaybeder doktora gitmek zorunda kalırsam! Kendimi çok kasar da eşimle kitlenirsek! gibi bir sürü kafasında olumsuz sorgulama ve yanlış mitler ile ilk geceye endişe dolu girmektedir.
    Düğün gecesi kanaması olmadığı için ertesi gün doktora götürülüp muayene edilen bir sürü kızımız vardır. Kızlık zarı ile ilgili en doğru bilgiyi bir kadın doğum uzmanı verecektir. Kızlık zarı esnek olup kanamayabilir. Vajinaya kadar inen derin bir yırtık oluşmadığından, zardaki damarsız bir alanın zedelenmesinden kanamayabilir.Eğer kanama oluşursa da kanama yarım saat içinde durur. Eğer bu kanama uzarsa ve çoğalırsa acil bir vajinal yırtık açısından kadın doğum uzmanına ulaşılması gerekir
    Erkeklerde aslında, ilk gecenin kaygısını yaşar. Bütün görev ve sorumluluğun onda olduğu yükü ile gerdek odasına girer. Kaygı seviyesi çok yüksektir. Sevecen ve yumuşak bir seks düşünene kadar, kızlık zarını patlatıp görevini en kısa zamanda tamamlamanın derdindedir. Kanlı çarşafı da kapıda bekleyenlere verdi mi? bütün sorun tamamlanmış olur.
    Genç kızların vajinal kasları güçsüzdür. Esneme yetenekleri azdır ve ilişki esnasında kaskatı olurlar. Bu durumda acı duyma ve ağrı hissini daha da şiddetlendirir. Kegel egzersizleri bu bölge kaslarını güçlendirmek için oldukça önemlidir.
    İlk gecede ağrının en temel sebepleri; yeteri kadar uyarılmama, kadının ilişkiye kendini hazır hissetmemesi, sinirsel gerginlik hali, erkeğin panik hali ve performans kaygısı o güzel gecenin korku yumağına dönüşmesine yol açar.
    Bedende ki her organın bir görevi vardır. Penis büyüyüp sertleşecek, büyüyüp sertleşirken nasıl ağrı ve acı olmuyorsa, vajinada penisi içine alırken neden ağrı olsun. Ancak yanlış işler yapılırsa vajinada ağrı ve acı olur. Sonuçda zihnimizdeki olumsuz düşünceleri değiştirmeliyiz. Düşünceler duygularımızı etkileyecek. Güzel duygularda davranışlarımıza yansıyıp sağlıklı mutlu ve güvenli ilk gece hatıraları yaşamak dileğiyle….

  • Hypnobırthing Doğum

    Hypnobırthing Doğum

    1913 yılında, Dr.Grantly Dick Read Londra’da yoksulluğun hüküm sürdüğü varoş mahallelerinden birine doğuma çağrılır. İçinde gaz anestezi ilaçları da olan çantasını yanında, çamurlu yollardan geçerek doğum olan eve varır. İçeri girdiğinde içeride alışık olmadığı bir sessizlik, loş bir ortam vardır. Hemen kloroform vermek için hazırlık yaptığında gebe istemediğini belirtir. Dr.Dick Read geri çekilir ve kadının hafiften biraz daha güçlü nefeslerle bebeğini doğurmasını izler. Kadın, doğumu tek başına, yardımsız bir şekilde gerçekleştirir ve hemen bebeğini kucağına alır. Dr.Read şaşkınlık içindedir ve kadına niçin ağrı çekmek istediğini ve anestezi almak istemediğini sorar. Kadın ona asla unutamayacağı şu yanıtı verir: ‘Ağrımadı ki… Zaten ağrı olması gerekmiyordu, değil mi doktor?’ Yoğun bir Doğu Londralı aksanıyla verilmiş bu dürüst yanıtın on yıllar boyunca doğum üzerinde derin bir etkisi olmuştur. Bu kadında diğerlerinde eksik olan şey ‘KORKU’ydu.

    HipnoBirthing doğumunun temelleri Dr.Grantly Dick Read’in çalışmalarına dayanır. HypnoBirthing daha sakin, korkusuz ve coşkulu bir doğum yapabilmeniz için kullanabileceğiniz doğum yöntemlerinden biridir. Hypnobirthing size ve eşinize derin gevşeme, özel nefes teknikleri, rehberli imgeleme teknikleri ile doğumda bedeninizi nasıl rahat bırakabileceğinizi öğreterek, daha bilinçli ve farkında bir doğumun kapılarını açar.

    Daha sonra 1942 yılında ilk baskısını yapan KORKUSUZ DOĞUM kitabında bugün hala tüm hamile eğitim felsefelerinin temeli olan Dick- Read metodunu anlattı. (2) Doğumda temel problem kadınlarımızın doğumdan duydukları korkuydu ve bunun yarattığı KORKU-GERGİNLİK- AĞRI sendromu doğumda kadınlarımızı zorlayan ağrının temel sebebiydi.

    Dick-Read metodunun temel felsefesi korkunun giderilmesi için bilgilendirme, nefes teknikleri ve özellikle derin gevşemenin kullanılmasıydı. Kitabında da bu konuya özel bir önem vermişti HypnoBirthing Enstitüsünün kurucusu Marie F. Mongan 1987 yılında hipnoterapi sertifikasını aldıktan sonra bunun doğumda ilk uygulamasını kendi kızıyla yaptı.1990 yılında kızı Maura doğum boyunca sadece kendine ve bebeğine konsantre olarak, hiçbir ağrı çekmeden, çalışan sağlık personellerinin şaşkın bakışları altında oğlu Kyle’yi dünyaya getirdi.

    Marie Mongan bu konuda çalışmalarına ağırlık vererek şu anda dünyada gittikçe yaygınlaşan, kadınlarımıza daha sakin ve bilinçli bir doğumun kapılarını açan Mongan Metodu’nu geliştirdi.(4) Halen Amerika’da merkezi olan HypnoBirthing Enstitüsü düzenli aralıklarla kurslar organize ederek hamile eğitimi yapmak isteyenleri yetiştirmektedir.

    Hipnozla doğum yönteminde; korku, stres ve acı sendromu ortadan kalktığı için anne adaylarının çoğuna bu yöntemde daha az ilaç kullanılıyor olması bu yöntemin en önemli avantajlarından biridir. Ayrıca korku nedeniyle gerginlik sonucu ağrı duyma doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşanmaz. Kimyasal ağrı kesicilere çok az miktarda veya hiç ihtiyaç duyulmaz. Anne ve bebek daha uyanık olur. Doğumun birinci fazı (açılma fazı) birkaç saat kısalır. Böylece doğumun toplam süresi kısalır. Sancı sırasında yorulma önlenildiğinden asıl doğum anı için gerekli olan enerji, uyanıklık ve tazelik sağlanır. Kısa ve sık nefes alımı sonucu annede oluşabilecek, bebeğe de zararlı olan hiperventilasyon önlenir. Bunun sonucunda bebeğin kalp hızında oksijen eksikliği nedeniyle bir sorun oluşmaz. Anne-bebek-doğum eşi (partneri) arasındaki ilişkiyi güçlendirir.

    Doğum sonrası nekahat dönemi daha kısa sürer, toparlanma daha hızlı gerçekleşir. Doğum doğanın öngördüğü gibi yine doğal, güzel, sakin ve kutlanılması gereken bir eyleme dönüşür. Anne adayının eşi doğuma aktif katılıp anneye yardımcı olabilir.

    HypnoBirthing tekniğinde doğuma hazırlanırken korkularımızdan kurtulmak ve içimizdeki zaten var olan doğum yapma güdülerimizi keşfetmek için derin gevşeme, rehberlik eşliğinde imgeleme ve hipnoz kullanılır. Hipnoz basitçe bir telkinin kabul edilme halidir. Hipnoz tamamen kişinin kendisinin izin verdiği, bilinçli bir derin gevşeme durumudur. Sanıldığının aksine hipnoz bir uyku durumu değil tersine bilinçaltının aktif olduğu derin bir uyanıklık halidir. Hipnoz bilinçaltınızla bütünleştiğiniz ve iç dünyanızın derinliklerine ulaştığınız bir yolculuktur.

    Yine doğuma hazırlık, suda doğumlar, hastanelerde ev tipi odalarla doğum felsefelerinde yeni bir çığır açan doktorlardan biri olan Fransız Dr.Michel Odent doğumun bilinçle değil bilinçaltıyla yapılması gereken bir eylem olduğunu savunmaktadır. Ona göre doğum bilincin dinlendiği ve tüm kontrolün bilinçaltına bırakıldığı derin bir gevşeme durumu olmalıdır.

    Bilinçaltımızda geçmişten gelen inançlar ve korkular doğumda engelleyici bir güç oluşturmaktadır. İşte bu korku doğumdaki ağrının asıl kaynağıdır. İşte bu aşamada HypnoBirthing devreye girer. HypnoBirthing kelimelerle çalışır bu yüzden kendi doğum dili de pozitiftir. Örneğin sancı yerine kasılma veya dalga, ıkınma yerine bebeğe yol verme gibi terimler kullanılır. Doğumun mekanizmaları anlatılırken aslında her gün yaşanan ve ağrısız olması gereken bir kas eylemi olduğu, doğumda ağrıyı daha çok gerginlik ve korkuların yarattığı mesajı verilir.

    2005-2006 yıllarında HypnoBirthing yöntemi ile doğum yapan 596 gebenin verileri karşılaştırılmış. Hypnobirthing annelerinde sezaryen ile doğum oranının %17 olduğu tespit edilmiştir. Diğer gruptaki % 32 ile karşılaştırıldığında Hypnobirthing annelerinin doğal bir doğumu yaşama şanslarının daha fazla olduğu görülmektedir. Aynı zamanda bu raporda doğuma müdahale oranlarının çok daha az olduğu görülmektedir. Doğumda epidural anestezi, indüksiyon, serum takma, doğumun indüksiyonla hızlandırılması gibi müdahalelere çok daha az yer verilmiştir. En önemlisi yöntemi uygulayan tüm anneler bundan memnun olduklarını ifade etmişler, %94 gibi bir oranda doğumdan hemen sonra kendilerini sağlıklı hissettiklerini belirtmişlerdir.

    HypnoBirthing ile gebe korku nedenli gerilimin yerine güvende hissetmeyi öğreniyor. Kadın bedeninin doğum için ideal şekilde biçimlendirilmiş olduğunu görüyor. Normal doğumun sancılı olması gerektiğine dair yanlış inancın yerine olumlamalarla vücudunu gevşeme tekniklerini öğreniyor.

  • Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır

    Nasır, aşağı yukarı herkesin bildiği bir sorundur. Genellikle kendi kendine tedavi edilebilir; ama çok ciddi olduğunda doktora göstermek gerekir. Nasır, sürtünme ya da basınç nedeniyle derinin boynuzsu tabakasından oluşan bir oluşumdur. Ölü deri hücreleri birikerek bir keratin (protein) tabakası oluştururlar. Bu durum ilerledikçe nasırın altındaki deri hücreleri iltihaplanır, ağrı ve rahatsızlık verir.

    Nedenleri

    Nasır, daha çok derinin aşırı sürtünmeyle karşılaştığı yerlerde ortaya çıkar. Elleriyle çalışan işçilerde ve çıplak ayakla dolaşanlarda, normal olarak ağrı vermeyen ve gerçek nasır olmayan deri kalınlaşması olabilir. Ancak, sözgelimi kemancılarda sürekli olarak çenelerini kemanın gövdesine dayamaktan ya da yeni ayakkabı alanlarda ayakkabının belirli noktalarda ayağı vurmasından gerçek nasır oluşur.

    Bütün sıkı ayakkabıların ve yüksek ökçelerin nasır oluşturabilmesine karşılık, nasır en çok ayaktaki çıkıntılarda, parmaklar arasında ve topukta ortaya çıkar. Bunu onların üzerinde de nasır olur. Bunun nedeni, buradaki kemiğin çıkıntılı oluşu ve sürekli olarak ayakkabıya sürtünmesidir. Bu kemik çıkıntıları üzerindeki sert deri tabakası alt tabakaları koruduğundan, buralarda nasır sık görülür. Ancak nasır ve bunyon oluşumu arasında bundan öte bir ilişki yoktur. Bazı kişiler, özellikle de yaşlılar, nasıra daha eğilimlidirler.

    Protez kullananlarda, derinin aşınması nedeniyle de nasır olabilir. Böyle durumlarda nasır oluşturan nedenin ortadan kaldırılması genellikle yeterlidir ama bazen nasırın alınması zorunlu hale gelebilir.

    Belirtiler

    Nasır, çevresindeki normal deriye göre daha sarımsı renkte, kalın bir deri tabakasıdır. Koni biçiminde olabilir. Ayak parmakları arasındaki nasırlar ise çoğunlukla yumuşaktır. Nasırlar günün sonunda ağrı yapar, ayrıca basınçla karşılaşınca rahatsızlık verirler. Kronikleştiğinde ya da şiddetli olduğunda, çevresindeki deri kızarır ve nasır, hareketsiz durulurken bile çok ağrır. Belirtiler çok çeşitlidir ve bazen nasırı siğilden ayırmak zor olur. Ancak siğil genellikle daha ufaktır ve basınçla ağrı yapar. Derinin üst tabakası kazındığında siyah noktacıklar halinde siğilin kökü ortaya çıkar.

    Nasır rahatsızlık verir ve ağrır, ama çoğunlukla tehlikeli değildir. Daha ciddi bir sorun,“hiperkeratoz” denen, derinin avuç içinde ve tabanda hiçbir neden olmadan kalınlaşması ve bunun yayılması durumudur. Hiperkeratoz hemen doktora gösterilmelidir. Nasırın tek tehlikesi, alınması sırasında kirli aletlerin kullanılmasıyla enfeksiyon kapması ve iltihaplanmasıdır. Özellikle şeker hastalarının bu konuya dikkat etmesi gerekir. Ayaktaki kan dolaşımları zayıf olduğundan, enfeksiyon kolaylıkla kangrene dönüşebilir. Bu yüzden en iyisi nasırlarını bir uzmana göstermeleridir.

  • EPİDURAL ANESTEZİ İLE AĞRISIZ DOĞUM

    EPİDURAL ANESTEZİ İLE AĞRISIZ DOĞUM

    Omurganın uygun aralığından bir katater yardımıyla girip serum gibi damla damla anestezik madde verilerek belden aşağısında ağrının hissedilmesini engelleyen bir işlemdir. Gebe kadın, ağrılarının yüzde sekseni bloke edildiği için rahat bir doğum gerçekleştirilir. Ancak uygulama rahim ağzı 4 cm açıldıktan sonra yapılmaktadır. Ikınma döneminde ilaç dozu azaltılarak kadının ıkınmayı hissetmesi ve böylece doğuma aktif olarak katılması sağlanır. Böyle bir doğum düşünüyorsanız bunu doktorunuzla konuşup, doğum yapacağınız hastanede bu konuda uzman biri olup olmadığını varsa hangi koşullarda uygulandığını öğrenin. Epidural anestezi hem normal doğumda hem de sezaryende kullanılabilir.

    Her anne adayı ağrısız doğum yapmak ister.

    Ağrı herhangi bir dokudan kaynaklanabilen kompleks ve nahoş bir algılamadır. Ağrı tedavisi uzun yıllardır tıpta en güncel ve üzerinden çok çalışılan konuların başında gelmektedir.

    Normal doğum eylemi şiddetli ağrılı bir olaydır. Anneye rahat ve ağrısız doğum yaptırma arzusu ile yapılan çalışmalar sonunda sonuç vermiştir. Bu yüzyılın başlangıcından beri dünyada doğum eylemi sırasında farklı teknikler kullanılarak anne adaylarına yardım edilmiştir. Ağrısız doğumda en güvenilir ve rahat teknik epidural anesteziyle sağlanır.

  • NORMAL DOĞUM

    NORMAL DOĞUM

    Normal doğum sırasında ve sonrasında olacakların bilinmesi ile kadınların

    normal doğumdan çekinmeleri azalacaktır. Bu nedenle genelde ilk doğumunu

    normal yapan kadınlar ikinci doğumlarından önce korkmadıklarını ve ilkine göre

    daha iyi hissettiklerini söyler.

    Kadınların doğuma hazır olmalarına yardımcı olmak için hazırladığımız

    Kadınların doğumda karşılaşacakları olaylar ile ilgili genel bilgileri aşağıda

    bulabilirsiniz.

    Normal doğum sırasında neler olur?

    Doğum sırasında ebeniz veya doktorunuz bebeğinizi dünyaya getirirken size

    yardımcı olacaktır. Eğer bebeğin doğumu vajinal yoldan olur ise buna normal

    doğum denmektedir. Eğer doğum için annenin karnında kesi yapılarak ve rahim

    kesilerek bebek çıkarılıyor ise buna sezaryen ile doğum denmektedir.

    Normal doğum sırasında bebeğinizi çıkarabilmek için ıkınmanız gerekecek.

    Ikınma döneminden önce vücudunuzda bazı değişikliklerin oluşması gereklidir.

    Rahim ağzınız incelmiş olmalı ve devamında açılmalıdır. Nihayetinde rahim ağzı

    bebeğin kafasının geçeceği şekilde tam açıklığa ulaşmış olmalıdır. Ayrıca bu

    süreçte bebeğiniz rahimden aşağı doğru ilerlemiş ve vajen üst kısmına kadar

    inmiştir. Hatta bu dönemde sanki büyük abdestinizi yapacak hissi olur, veya

    makatınıza baskı hissi olur.

    Doğuma yardımcı olan doktorunuz veya ebeniz ıkınmanız gereken zamanı size

    söyler. Hangi duruş şeklinde rahat iseniz o şekilde ıkınmanızı öneririm. Örneğin

    yan yatar şekilde veya ayakta veya çömelerek ıkınabilirsiniz. Ikınmanın

    gerçekleştiği süre dakikalar veya saatler sürebilir. Eğer ilk doğumunuz ise bu

    süreç biraz daha uzun olabilir.

    Doğum acıtır mı?

    Evet, doğum genelde ağrılı bir süreçtir. Ağrının ne miktarda olduğu kadından

    kadına değişebilir. Kadın, ağrı kontrolü için kendine özgü uygulamalar

    seçmelidir.

    Bazı kadınlar doğal doğumu tercih eder. Yani doğum sırasında ağrılarını

    azaltmak için herhangi bir ilaç kullanmazlar. Bunun yerine hareket veya nefes

    alma teknikleri gibi doğal yöntemler aracılığı ile ağrı ile baş ederler.

    Bazı kadınlar ise doğum sırasında ağrı kesici kullanmak ister. Bunun için

    damardan veya kalçadan ağrı kesici uygulamaları veya epidural uygulaması

    tercih edebilirler.

    Bebek doğduktan sonra ne olur?

    Bebeğinizi doğurduktan sonra bebeğinizin eşi olarak bilinen plasentanın çıkması

    beklenir. Plasenta genellikle 30 dakikada çıkar. Daha sonra vajen ve vulva

    bölgesinde herhangi bir yırtık var mı diye muayene edilirsiniz. Eğer oluşan bir

    yırtık var ise uyuşturma işlemi yapıldıktan sonra dikiş atılır. Buraya atılan

    dikişler 10 gün içinde kendiliğinden erir. Şunu belirtmeliyim ki artık kesi yani

    epizyotomi işlemi gerekmedikçe yapılmamaktadır.

    Doğumdan sonra bebeğinize neler yapılır?

    Türkiye’de çok yaygın olmasa da yaptırdığım doğumlarda ten tene temasa çok

    önem veriyorum. Bu uygulamada, bebeğin göbek kordonu kesilmeden önce

    bebek annenin göğsüne verilir. 3 dakika beklendikten sonra göbek kordonu

    kesilir. Eğer bebekte sorun yoksa anne bebeğini bir süre daha tutabilir. Daha

    sonra bebeğin eder ve hareket, nefes alma, kalp atışı, cilt rengini değerlendirilir.

    Bu değerlendirmeye APGAR değerlendirmesi denir.

    Bebeğinizi hemen emzirmeniz hem sizin kanmanızı azaltır hem de bebeğiniz

    kendini güvende hisseder ve vücut ısısı düşmez. Bebeğiniz doğduğunda K

    vitamini iğnesi ve hepatit B aşısı yapılır. K vitamini bebeğin beyin kanaması veya

    barsak kanaması gibi bir sıkıntı yaşamasını engellemek için yapılmaktadır.

    Hastaneden ayrılmadan önce bebeğinizin beslenmesi ve emzirme ile ilgili

    değerlendirme yapılır. Ayrıca çocuk doktoru muayene eder. Ayrıca bebeğinize

    işitme testi ile ilgili randevu verilir. Bebekten topuk kanının en az 3 gün sonra

    aldırmak en doğru sonucu verecektir. Bu nedenle topuk kanını sağlık ocağında

    da aldırabilirsiniz.

    Doğumdan sonra hangi durumlarda doktorunuz ile görüşmelisiniz?

     Fazla miktarda vajinal kanama varsa

     Baş dönmesi veya bayılacak hissi varsa

     Ateş

     Kusma

     Yeni başlayan karın ağrısı

     Şiddetli baş ağrısı veya görme sorunu

     Üzgün veya umutsuz hissetme

  • Endoskopi

    Endoskopi

    Kadınlarda endoskopik uygulamalar laparaskopi ve histeroskopi olmak üzere ikiye ayrılır :

    LAPARASKOPİK CERRAHI NEDİR?

    Laparoskopi Kadın hastalıklarında tanı amaçlı ve tedavi edici olarak yaygın kullanım alanına

    sahiptir. Laparoskopi bir endoskopi türüdür ve basit anlamda hastanın karın boşluğuna kamera

    yardımıyla bakılmasıdır. Bu sayede tüm genital organlar izlenilebilinir ve gerekli tüm müdahaleler

    yapılabilir.

    LAPARASKOPİK CERRAHİ ENDİKASYONLARI(UYGULAMA SEBEPLERİ) NELERDİR?

    Kısırlık tanı ve tedavisiEndometriozis (çikolata kisti) tedavisi

    Miyom tedavilerinde (rahim urları)

    Tüp cerrahisi şeklinde tanımlanan,tüplere ait tıkanıklıkların açılmasında veya hasarlı tüpün

    çıkarılmasında Dış gebelik vakalarında

    Sterilizasyon işlemlerinde ( gebelikten korunma amaçlı tüplerin bağlanması)

    Over kistleri( Yumurtalık kistleri)

    Histerektomi işlemlerinde(rahim alınması)

    Pelvik problemler olarak bilinen rahim sarkması ve idrar kaçırma

    Tedavilerinde uygulanmaktadır.

    LAPAROSKOPİK AMELİYATLAR NASIL YAPILIR?

    Laparoskopik cerrahi genel anestezi altında gerçekleştirilir. Göbek deliğinden 1cm lik kesi

    yapılarak ,iğne yardımıyla karın boşluğu 3-4lt CO2 (karbondioksit) gazı ile şişirilir. Ardından

    göbekten girilerek karın içerisine bir optik kamera(laparaskop) yerleştirilir. Bu optik sistem bir

    video sistemine bağlanır ve karın içerisindeki görüntü monitör ekranına yansıtılır. Bu ekrana

    bakılarak operasyon gerçekleştirilir .

    LAPAROSKOPİK AMELİYATLARIN AVANTAJLARI NELERDİR?

    Bu tekniğin klasik açık cerrahiye göre pek çok avantajı vardır.

    Bundan dolayı tüm branşlarda açık ameliyatların yerine laparaskopik veya endoskopik tekniklere

    bırakmaktadır.

    1- Operasyonlar geniş kesi yapılmadan yani karın açılmadan geçekleşmektedir.ciltte geniş

    ameliyat izi olmaz. Göbek içinden ve kasık bölgesinden açılan üç küçük delikten bütün işlemler

    yapılmaktadır. Ciltte estetik açıdan rahatsız eden iz bırakmaz.

    2- Hastanede kalma süresinin kısa olması ;

    3- Ameliyat sonrası daha az ağrı ve hızlı iyileşme süreci vardır.

    4- Laparaskopi sonrasında karın içerisinde operasyona bağlı yapışıklıklar daha az olmaktadır

    özellikle çocuk sahibi olmayı düşünen anne adaylarına öncelikli olarak Laparaskopi önerilmelidir.

    Bazı açık ameliyatlar sonrası tüplerde oluşan yapışıklığa bağlı olarak tıkanıklıklar meydana

    gelebilir

    UYGULAMA SONRASI ;

    İyileşme süreci bir haftayı bulmaktadır, bu süreçte bulantı , kesi yerlerinde ağrı, omuza ve sırta

    vuran ağrılar oluşabilir, hasta genel anestezi etkisinin geçmesi ardından aynı gün taburcu

    edilinebilinir.

    HİSTERESKOPİ NEDİR?

    Histereskopi rahim içinde bulunan polip, miyom septum gibi problemlerin direkt gözlem altında

    tanı ve tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Histeroskop ışık kaynağı ve kameraya bağlanabilen

    ince ve uzun bir cihazdır. Operatör rahim içini direkt olarak gözleyerek işlemi yapmaktadır. Tanısal

    ve basit işlemler muayenehane ortamında 5-7 mm çaplı, rahim içinde miyom (submüköz miyom)

    ve septum (rahim içinde perde) gibi problemler 7-9 mm çaplı histeroskoplar kullanılarak

    hastanede yapılmaktadır.

    HİSTERESKOPİ ENDİKASYONLARI (UYGULAMA SEBEPLERİ) NELERDİR?

    Histeroskop en sık anormal uterin kanamaların nedenini bulmak için kullanılır. Anormal uterin

    kanama demek, bir kadının menstruasyon kanamalarının daha fazla miktarda olması veya

    normale göre daha uzun veya kısa sürmesidir. Adet dönemi dışında oluşan kanamalarda anormal

    uterin kanamalar içerisinde değerlendirilir.

    1-Polip ve miyomların çıkartılması

    2-Yapışıklıkların açılması: Rahim içinde adet kanamalarına sebep olan endometrium yüzeyinin

    yapışması Asherman sendromu olarak adlandırılır. Yapışıklıklar adet düzensizliğine ve infertiliteye

    neden olabilir.

    3-Septum: Rahmin doğumsal bir anomalisidir ve tekrarlayan düşükler veya infertilite ile ilişkilidir.

    Histeroskopi ile septum kesilerek rahim içi normal bütünlüğüne kolayca kavuşturulmaktadır.

    4-Anormal kanamalar: Aşırı ve ağır adet kanamasının nedenlerinin tespiti ve endometriumun

    yakılması ile şikayetlerin azaltılması mümkündür.

    5-Essure: Essure ile tüpler ve rahim arasındaki bağlantı kanalı mekanik olarak tıkanmaktadır.

    Gebelikten korunmak için ve hidrosalphenks nedeniyle gebe kalamayan hastalar için kullanılan bu

    yöntem kliniğimizde anestezi altında uygulanmakta, yarım saatlik bu operasyon sonrasında

    hastalarımız hiçbir şikayetleri olmadan normal yaşamlarına dönmektedir.

    HİSTERESKOPİ AMELİYATLARI NASIL YAPILIR?

    Ameliyat öncesinde sizi rahatlatmak ve gevşemenizi sağlamak için bazı ilaçlar verilebilir; ağrıyı

    kontrol etmek için genel veya lokal anestezi alabilirsiniz. Genel anestezi alırsanız işlem sırasında

    uyuyor olacaksınız.

    Histeroskopi muayenehane veya ameliyathanede yapılabilir. Kanamanızın olmadığı bir dönem

    içinde yapılaması gerekir. İşlemi kolaylaştırmak için doktorunuz serviksinizi (rahim agzı)

    genişletecek bazı ilaçları işlem öncesinde verebilir veya özel aletler ile bunu yapabilir.

    Öncelikle vagina içine bir spekulum yerleştirilir. Daha sonra histeroskop nazikçe içeriye doğru

    itilerek , serviksten geçirilip uterusun içine yerleştirilir. Uterusun içini görebilmek için sıvı

    medyumlar kullanılarak ,uterus şişirilir. Bu genişleme doktorunuzun rahimin iç yüzeyini görmesini

    ve değerlendirmesini sağlar. İşlem sırasında kullanılan sıvı miktarı dikkatle takip edilir. Eğer

    biyopsi veya başka bir işlem yapılacaksa diğer aletler histeroskopun içinden yerleştirilerek

    kullanılır.

    UYGULAMA SONRASI:

    İşlemden kısa bir süre sonra eve gideceksiniz. Eğer genel anestezi aldıysanız , etkisi geçene

    kadar birkaç saat izlenmeniz gerekir. İşlemden sonraki birkaç gün boyunca hafif kanamalı bir

    akıntı ve kramp şeklinde kasık ağrısı olması normaldir. Ağrınızı azaltmak için ağrı kesici ilaçları

    kullanabilirsiniz. Eğer yoğun bir kanama , yüksek ateş veya şiddetli ağrınız olursa derhal

    doktorunuzu arayarak bilgi veriniz.

    HİSTERESKOPİ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

    Histeroskopi genel olarak güvenli bir işlemdir. Fakat bazı küçük problemlere yol açabilir. En sık

    izlenen problem histeroskopun cerviks veya uterusu zedeleyerek kanama yapmasıdır, çok

    nadiren işlemde kullanılan fazla sıvının kan dolaşımına geçmesidir. Çok nadir olarak histeroskopi

    ciddi sorunlara yol açabilir.

  • DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    Disparoni ve vajinijmus,ağrı ve seksi içeren bozukluklardır. Ağrı durumları sekse hasar verir. Eşlik eden sekonder cinsel bozuklukların ortaya çıkmasına,olumsuz cinsel davranışlara,kaçınıcı ya da zarar verici davranışlara,ilişkinin bozulmasına,kişisel özgüvende azalma ve duygudurum değişikliklerine yol açabilir. Bunlar da ağrıyı daha da artırır.
    Disparoni yalnızca vajinismus ya da kayganlık azlığına bağlı olmaksızın, tekrarlayıcı ya da kalıcı şekilde cinsel ilişki sırasında ağrı olarak tanımlanmaktadır.Ayrıca parmak,tampon ya da jinekolojik muayene gibi diğer penetrasyon durumlarında da ağrı mevcuttur.Disparoni prevalansı kadınlar arsında yaklaşık %14 kabul edilmektedir. Vajen elastisitesinde ve kayganlığında azalma gibi değişiklikler nedeniyle, daha çok menopozda görülmesi gerektiği gibi düşünülse de en çok 18-24 yaşlar arasında olduğu saptanmıştır.Disparoni tedavisinde seksin, ağrıdan daha çok dikkate alınması da yanlıştır.
    Vajinismus, distal (dışa açılan kısım) 1/3 vajinadaki istemsiz kas spazmına bağlı olarak tekrarlayıcı ya da kalıcı olarak vajinal ilişikide zorlanma olmasıdır . Vajinusmusun ,disparoniden ayrılması genellikle zor olmaktadır.Çünkü her ikisinde de ağrı ve pelvik taban kaslarında kasılma mevcuttur. Bazıları vajinusmusu,disparoninin ağır ve fobik ucu olarak tanımlamaktadır.Vajinismusa spesifik olansa, hem davranışsal hem de duygusal olarak fobiye neden olacak şekilde bir cinsel ilişki korkusuna yol açmasıdır.Vajinismus sıklığı toplumda %1 civarındadır. Belirgin kişisel stres ve kişiler arası ilişkilerde zorlanma vajinismus ve disparoni için bir tanı kriteridir.
    Disparoni ve vajinismus, kadın problemi gibi görünsede aslında çiftin sorunudur. Bazen çift terapi için birlikte başvurabilir. Kadınlar genellikle terapiye tek başlarına katılacaklarını düşünürler. Bu algıyı düzeltmek tedavi girişimleri için ilk adımdır. Motive edilerek çiftler beraber terapiye alınmalıdır. Bununla birlikte istisnalar olabilirve kadın tek başınada tedaviye alınabilir.
    Bu problemlemleri olan kadınlar tedavisi zor olan hastalar olduğundan, ağrılı ilişinin değerlendirilmesi ve tedavisi ile ilgilenen bir jinekolog tarafından değerlendirilmesi önemlidir.Vajinismuslu kadınlar daha önce hiç jinekolojik olarak muayene edilmemiş olabilirler ve bunun imkansız olduğunu düşünebilirler. Bununla birlikte,konuyla ilgilenen bir jinekolog muayeneyi gerçekleştirebilmektedir.
    Sonuç olarak; kapalı ya da farkına varılmamış daha önemli sekonder problemlerin yanında, görünürde olan primer problemlerin çözüme kavuşmaları imkansız değildir. Unutulmaması gereken ;
    ‘’KADIN DOĞULMAZ, KADIN OLUNUR’’ cümlesidir.
    Sevgiyle Kalın…….
    Dr. SİBEL MALKOÇ

  • Çikolata Kisti

    Çikolata Kisti

    Endometriozis

    Rahim içini döşeyen ve adetle birlikte dökülen tabkaya

    endometrium denir. Endometriozis ise endometriuma

    benzeyen dokunun rahim dışında bir yerde gelişmesidir. Genel

    olarak pelvis denilen ve leğen kemikleri ile sınırlanmış

    bölgede olmakla birlikte vücudun her yerinde görülebilir. En

    sık görüldüğü yerler yumurtalıklar, periton (karın zarı) ve

    rahmi yerinde

    tutan sakrouterin bağlardır. Rahmin dış yüzeyi, tüpler, barsaklar ve mesane diğer yerleşim

    yerleridir. Genellikle endometriozis birden fazla yerde görülür.

    Endometriozisin nedenleri

    – Doğumla sonlanmayan gebelikler

    – Annede endometriozis olması

    – Kanama süresinin 8 günden fazla olduğu fakat 27 günden kısa süren adet periyotları

    – Adet kanının akışını engelleyen durumlar (rahim ağzında darlık, rahim içinde septum)

    – Beyaz veya sarı ırktan olma

    Bunların aksine adet miktarını ve sıklığını azaltan durumlar ( hiç adet görmeme-amenore,

    gebelik ve doğum kontrol hapı kullanmak) ise endometriozis riskini azaltırlar.

    Endometriozisin oluşum mekanizması bugün tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda birçok

    teori öne sürülmüşse de en geçerli olanlar şunlardır;

    – Adet kanının geriye yani batın içine akması. Bu teoriyi destekleyen en önemli durum rahim

    içinde veya ağzında adet kanının dışarı akmasını engelleyen durumlarda endometriozisin sık

    görülmesidir.

    – Endometrium dokusunun kan veya lenf damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine

    taşınması

    – Bağışıklık sistemindeki aksamalar nedeniyle rahim dışında gelişen endometrium dokusunun

    büyüyüp gelişmesine engel olunamaması

    – Çölomik metaplazi denen teoride ise batın içine akan adet kanı veya enfeksiyonlar nedeniyle

    karın içini kaplayan periton denen zarın veya yumurtalıklar üzerindeki dokunun endometrium

    dokusuna dönüşmesi.

    Endometriozisin belirtileri nelerdir?

    Tamamamen belirtisiz olabilir ve belirtinin şiddeti hastalığın yaygınlığı ile doğru orantılı

    olmayabilir. Örn; hafifi endometriozis olan bir kadında şiddetli kasık ağrıları olabilir. Yine de

    birçok kadında şiddetli kasık ağrıları endometriozisin en önemli belirtilerindendir. Ağrı adet

    öncesinde veya sırasında olabildiği gibi sex sırasında veya sonrasında olabilir. Ayrıca barsak

    üzerinde endometriozis odakları varsa barsak hareketleri ile ağrı olabilir, kanlı gaita

    yapılabilir, adet öncesi lekelenme, idrar yaparken ağrı veya kanlı idrar olabilir. Sancılı adet

    görme yıllar içinde şiddetlenebilir.

    Endometrioma (Çikolata kisti)

    Bunlar büyük endometriozis odakları olup içleri çukulata kıvamında kanla doludur. Genellikle

    ultrason ile tespit edilirler ve kesin tanı ancak cerrahi olarak çıkarılmasından sonra konur.

    Endometriozis menarştan önce (kadın yaşamındaki ilk adet) ve menopozdan sonra çok nadir

    görülürler. Eğer kadın ağrılı adet görüyorsa veya yoğun kanamaları varsa endometriozisten

    şüphelenilebilir. Bu durum cerrahi ile teyit edilmelidir. Zira kesin tanı için bir kan testi veya

    görüntüleme tekniği mevcut değildir.

    Günümüzde endometriozisin kesin tanı ve tedavisindeki en sık kullanılan yöntem laparoskopi

    veya laparotomidir. Her iki işlem de ancak ameliyathane şartlarında yapılabilir. Ameliyatta

    endometriozis odakları siyah, mavi, pembe veya kırmızı olarak görülebilir. Etraflarında

    yapışıklıklar veya çekilmeler olabilir. Buralardan yapılacak biyopsi ile tanı kesinleştirilir.

    Cearrah endometriozis odağının büyüklüğü, derinliği ve bulunduğu yeri göz önüne alarak bir

    evreleme yapar ve tedaviyi de buna göre planlar.

    Tedavi

    – Gözlem (tedavi verilmez)

    – Ağrı kesiciler

    – Doğum kontrol hapları

    – Hormonal tedavi

    – Cerrahi

    – Kombine tedavi

    Tedavinin planlanmasında kadının isteği ön plana çıkmaktadır. Kadın ağrısının kesilmesini

    isteyebilir veya çocuk arzu edebilir.Ya da batında büyük bir kitle vardır ve cerrah direkt

    ameliyata karar verebilir.

    Minimal hastalığı olan veya menopoza yakın olan hastalarla belirtileri şiddetli olmayan

    hastalar gözlem altında tutularak hiç tedavi verilmeyebilir. Menopoza girildiğinde hastalık

    kendiliğinden gerileyeceği için tedavi verilmez, henüz evlenmemiş hastalarda veya evli olup

    çocuk istemeyen kadınlarda hastalığın ilerlemesini önlemek ve olası bir gebeliğin önüne

    geçmek için doğum kontrol hapları kullanılabilir.

    Endometriozis yavaş ilerleyen ve menopozla gerileyen bir hastalıktır. Hastaların çoğunda

    ağrılar ağrı kesici ilaçlara cevap verir, ancak bazıları sadece cerrahi sonrası rahatlar. Gebelikte

    ve menopozdan sonra ağrı olmaz. Çocuk sayısını tamamlamış, ağrı kesicilere cevap vermeyen

    kadınlarda yumurtalık ve rahmin alınması bir seçenek olarak düşünülebilir.

    Endometriozis çocuk sahibi olmak isteyen fakat olamayan çiftlerin %30-40’ında görülebilir.

    Bunlarda cerrahi tedavi veya yardımcı üreme teknikleri (tüp bebek)olumlu sonuçlar verebilir.

    Ağrıların kesilmesi için tıbbi tedavi veya cerrahi uygulanabilir. Ağrı kesicilerin sindirim

    sisteminde ağrı, kanama yapabileceği, böbrek problemlerine yol açabileceği unutulmamalı ve

    yüksek tansiyonu olanlarda dikkatli olunmalıdır.

    Doğum kontrol hapları endometriozis odaklarının büzülerek küçülmesine neden olur. Gebelik

    arzusu olmayan hafif veya minimal hastalığı olanlarda uygundur. Sigara kullanan ve damar

    hastalığı olanlarda tavsiye edilmez.

    Progesteron içeren ilaçlar diğer ilaçlarla ağrısı kesilmeyen hastalara, doğum kontrol hapı

    kullanamayan (sigara nedeniyle)hastalara verilebilir.

    GnRH agonistleri ve danazol isimli ilaçlar yan etkilerinin fazlalığı ve ilaçların kesilmesinden

    sonra endometriozisin tekrar alevlenmesi nedeniyle eskisi kadar kullanımda olmadığından

    burada ayrıntılı olarak anlatılmayacaktır.

    Tıbbi tedavinin yetersiz kaldığı veya şiddetli endometriozis olgularında cerrahiye başvurulur.

    Endometrioma ( çukulata kisti) 3 cm den büyük ise, barsak ve mesane tutulumu var ise

    cerrahi uygundur. Hastaların yaklaşık %80’i cerrahiden fayda görür ve ilaçların yan etkilerine

    maruz kalmaz. Cerrahi ile çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda 1 yıl içindeki gebelik

    oranları yaklaşık yardımcı üreme tekniklerine eşittir. Cerrahi işlem esnasında endometriozis

    odakları yakılır veya alınır, çocuk istemi olmayan dirençli olgularda yumurtalıklar ve rahim

    alınabilir.

    Endometriozis ve kısırlık

    Endometriozis olgularında yumurtalıklar ve tüpler arasında ya da barsaklarla tüpler arasında

    oluşan yapışıklıklar nedeniyle gebe kalmada zorluklar yaşanabilir. Bu yapışıklıkların nedeni

    endometriozis odaklarından salgılanan yapışkan maddeler olup bunlar yumurtlamayı,

    döllenmeyi ve döllenmiş yumurtanın rahim içine yapışmasını önleyebilir.

    Sonuç olarak eğer kısırlık sorunu yaşayan bir çiftte endometriozis bir sebep olarak tespit

    edilmişse tedavi seçenekleri gözlem, cerrahi, aşılama veya tüp bebek uygulanabilir. Bu gibi

    hastalarda tıbbi tedavinin yeri yoktur.