Etiket: Ağrı

  • Chiari tip1 malformasyonu

    Chiari tip1 malformasyonu

    Primer serebellar ektopi olarak da adlandırılır. Serebellar tonsiller foramen magnum düzeyinden 3mm’ den daha fazla üst servikal spinal kanala herniye olmuştur. Bu aşağı kayma omurilik ile kafa içi arasındaki BOS dolaşımını tıkar. Bu sayede syringomyeli yada hidromyeli denilen omurilik içindeki sıvı birikmesine neden olabilir.

    Genel nüfusdaki hastalığın görülme sıklığı binde 1’in altındadır. Olguların birçoğunda şikayet yada bulgu olmadığı gibi genellikle başka bir sebepten dolayı o bölgeyi gösteren MRI çekilmesi sonucunda tesadüfen ortaya çıkar.
    Bu aşağı kayma omurilik ile kafa içi arasındaki BOS dolaşımını tıkar. Bu sayede syringomyeli yada hidromyeli denilen omurilik içindeki sıvı birikmesine neden olabilir.
    Chiari tip 1 olgularının % 30 ila 50 kadarında kafa tabanı gelişim anomalisi eşlik etmektedir. Skolyoz ve hidromyeli olan hastaların % 16-80’inde olabilir ve özellikle çocuklarda olur
    Şikayet ve bulgular
    Chiari 1 malformasyonu olan birçok hastada herhangi bir şikayet yoktur. Bunun yanında aşağıdaki şikayetlerin biri yada birkaçı beraber olabilir. Şikayetlerin bazıları syrinks (omurilik içinde içi sıvı dolu kavite olması) gelişmesi ile ilgilidir; şiddetli baş be boyun ağrısı, ensede olan ve öksürme, aksırma ve ıkınma ile artış gösteren ağrı olması, kollarda ağrı ve ısı duyusunun kaybı (syrinks kavitesi olanlarda görülür), kas gücünün ellerde ve kollarda kaybolması (syrinks kavitesi olanlarda görülür), düşme atakları ve kas güçsüzlüğü nedeniyle yere kapaklanma, spastisite, baş dönmesi, denge problemleri,çift yada bulanık görme, parlak ışıklara karşı artmış duyarlılık
    Teşhis
    Chiari malformasyonu tanısı için yapılacak birçok test vardır.
    Beyin Sapı Uyarılmış Yanıtları (BAEP): İşitme sisteminin bayin sapı bağlantısı dahil kontrolü için yapılan elektriksel bir testtir. Beyin sapının uygun çalışıp çalışmadığı ortaya konulmuş olur.
    Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BBT): X ışınları kullanılarak ele edilen verilerin bilgisayarda şekillendirilmesi ile elde edilen görüntülerden oluşmaktadır. Kafa tasının içini ve kemik yapıları iyi gösterir
    Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Tam anatomik görüntü elde etmek için önemlidir ve manyetik alan kullandığı için yan etkisi de yoktur. Beyin, beyincik, beyin sapı ve omurilik görüntülenerek Chiari I malformasyonunun tanısı ve eşlik eden ek anomalinin varlığı hakkında bilgi sahibi olunabilir.
    Somatosensorial uyarılmış yanıtlar (SSEP): Uyarı vererek uyarının beyin omurilik ve sinirlerden geçişi kontrol edilip fonksiyonu hakkında bilgi verir.
    Tedavi
    Şikayet yapmayan Chari I malformasyonlarına cerrahi uygulanmamalıdır. Burada profilaktik cerrahi uygun değildir. Her ensesinde ağrı olan veya baş dönmesi, düşme atakları olanda Beyin MRG’de Chiari I Malformasyonu saptandı diye ameliyat edilmemeli. BAEP ve SSEP gibi testlerle nöroloji uzmanı ile birlikte değerlendirilerek diğer ensede ağrı yapan, baş dönmesi ve düşme ataklarına neden olanlar ayırt edildikten sonra cerrahisi düşünülebilir. Eğer hastalık şikayet yapıyor ya da syrinks varsa ilerlemesini durdurmak için cerrahi yapılmalıdır.
    Cerrahi
    Cerrahinin amacı şikayetleri azaltmak yada syrinks veya şikayetlerin artmasını durdurmaktır. Chiari I malformasyonunda cerrahi tedavide sadece posterior fossa kemik yapısı ve ligamentler çıkarılır, kemik ligament ve duranın açılıp duraya yama yapılır. En son tedavi yöntemi ise kemik ligament çıkarılması, duranın açılması ve serebellar yapışıklıkların temizlendikten sonra duranın yama ile kapatılması şeklindedir.

  • Küme baş ağrısı

    Küme baş ağrısı

    Yeryüzündeki en şiddetli ağrı olarak bilinen küme baş ağrısı, göz çevresinde tek taraflı olan, belli dönemlerde sık olarak tekrarladıktan sonra aylarca hiç şikâyet oluşturmayan bir baş ağrısı türüdür. Hastalık erkeklerde kadınlara göre 5 kat daha fazla görülmektedir. Genellikle gece, özellikle de uykuya daldıktan 1-2 saat sonra, tekrarlayan, göz üzerinde, alın veya yanağa yayılan, şiddetli ağrının izlendiği bir hastalık olup ağrı sırasında ağrının olduğu gözde kızarma, yaşarma ile birlikte göz kapağında düşme gibi belirtiler de olmaktadır. Ağrının olduğu taraf burun deliği tıkanır. Ağrının olduğu bölge çok hassaslaşır, açık yaraya dokunulmuş ya da çürümüş gibi acıyabilir. Bulantı, kusma nadir görülür. Terleme hemen hepsinde vardır. Çoğunlukla göğüsten yukarısı su dökülmüş gibi terler. Sadece ağrılı yüz yarısı da terleyebilir. Sıcak basması, sıkıntı hissi, çarpıntı, kalpte sıkışma, kan basıncının çok yükselmesi de olabilir. Hasta çok huzursuzdur. Yatamaz, yerinde duramaz, bağırır, ağlar, sürekli dolanır. Pencereyi açarlar, kafalarını dışarıya çıkarırlar. Bazıları ellerinde buz petleri ile başına bastırır.

    Bazıları ise neredeyse yakacak derecede sıcak suya kafalarını tutar. Ağrı 15-180 dakika sürdükten sonra geçer fakat ilerleyen saatlerde tekrarlar. Bu ataklar o gün ve takip eden haftalar içerisinde tekrar eder. Ağrı sırasında hastalar ajite olup sürekli dolaşmak isterler. Migren hastaları ise karanlık ve sessizlik istedikleri için ayırıcı tanıda önemlidir. Baş ağrılarının zaman içinde kümelenmesinden dolayı hastalık küme baş ağrısı olarak adlandırılmaktadır ve bu dönemler de sıklıkla 1-3 ay sürmektedir. Küme dönemleri içinde hastaların tekrarlayan şiddetli baş ağrıları varken bu dönem sonrasında da aylarca süren baş ağrısız dönemleri olur.

    Küme baş ağrısının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hastalığa genetik bir yatkınlık olduğu düşünülmektedir. Tipik olarak hastalarda alkol ile baş ağrılarının tetiklendiği görülmekte olup özellikle küme dönemlerinde daha belirgin olan bu etki, küme dışı dönemlerde o kadar da belirgin olmamaktadır.
    Küme baş ağrısının tanısı hastanın yakınmasının şeklinden ve nörolojik muayene bulgularının, göz çevresinde yukarıda anlatılan bulguların dışında normal olması ile konur. Hastalarda en az bir kere beyin MRG ile ağrıya neden olabilecek tümör ve damarsal bozukluk gibi başka bir sorunun olmadığının gösterilmesi gerekebilir. Ayrıca göz içi yüksek tansiyonun olmadığının da gösterilmesi gereklidir.
    Küme baş ağrısında ilaç tedavisi atak tedavisi ve ağrı önleyici tedaviler olarak iki şekildedir. Atak tedavisinin temel amacı hastanın o anda hissettiği baş ağrısının ortadan kaldırılması olduğundan bu nedenle maske ile %100 oksijen solutulması oldukça etkin bir tedavi yöntemidir. Bu nedenle de acil servislerde ilk tercih olmalıdır. Ayrıca migren tedavisinde kullanılan ergotamin ve triptanların ağızda, dil altı veya enjeksiyon şeklinde uygulanması önerilirken ağrının olduğu taraf burun deliğinden topikal lokal anestetikler de etkili olabilmektedir.
    Küme dönemlerinde özellikle uyku sırasında atakları olan hastalara gece yatmadan önce triptan ya da ergotamin türevleri olan ilaçlar atakları önlemek amacıyla kullanılabilir. Bu ilaçlarında uzun süreli kullanımlarının başka sorunlar ortaya çıkarmasından dolayı bir tansiyon ilacı olan verapami ve psikiyatrik hastaların tedavisinde kullanılan lityum tedavisi de sıklıkla tercih edilen ilaçlar arasındadır. Sadece atak dönemlerinde kullanılan kortizon tedavisi de baş ağrısının ortaya çıkmasını etkin şekilde engellemekte olup hastalarda sıklıkla tek bir tedavi yerine kombinasyon tedavilerinin kullanılması gerekebilmektedir.
    Küme baş ağrısı şüphesi olanlar bir nöroloji uzmanına görünerek muayene olduktan sonra önerilen ilaçları kullanmalılar.

  • Ensemdeki ağrı veya tutulma neyin habercisi?

    Ensemdeki ağrı veya tutulma neyin habercisi?

    Ensede olan her ağrı boyun fıtığının habercisi değildir. Ensede olan ağrıyı boyun fıtığı ağrısı zannedip hastaya boyun fıtığı medikal tedavisi veya fizik tedavi programı uygulanırsa o hasta hiçbir zaman iyileşmez ve gereksiz yere boyunluk takarak gereksiz yere sağlığını tehdit edecek şekilde ağrı kesici kullanarak çözüm aramaya çalışır. Ama hiçbir zaman çözüm bulamaz.
    Enseden başlayıp başının tepesine doğru ilerleyen ağrısı olan ve ensesini eliyle ovma ihtiyacı hisseden birinde kulakta çınlama da varsa büyük bir ihtimalle bu hasta yüksek tansiyon hastası olup öncelikle tansiyonunu takip ettirmeli ve tansiyonundaki değişiklikleri izlemelidir. Takipte tansiyonu yüksek çıkıyorsa bir kardiyoloji veya nefroloji uzmanından görüş almalıdır. Yüksek tansiyonu olan birinin yüksek tansiyonu olduğunu bilmeden ensedeki ağrıyı Servikal MRG’de görülen küçücük bir boyun fıtığına bağlarsanız ve üstüne de boyunluk verip ağrı kesici kullandırırsanız o kişinin ağrısı geçmeyeceği gibi yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirme olasılığı da yüksek olduğundan beyin kanamasından ölüm veya felç olabilir. Doğru tanı tedavinin anahtarıdır.
    Kola vuran bir ağrısı olmadan sadece boynunu sağa veya sola çevirirken ağrı olan birinde tansiyonu da normal ise, nörolojik muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı yoksa bu ağrı kas spazmı kabul edilerek ağrı kesici ve kas gevşeticiler verilerek birkaç gün içerisinde ağrısının geçmesini ve boyun hareketlerini rahat yapmasını bekleriz. Ağrısı geçtikten sonra da tekrarını engellemek adına düzenli boyun egzersizleri öneririz. Ağrı eğer bütün bunlara rağmen geçmemişse ileri tetkik yaptırmak gerekir.
    Ensede ağrı mevcut ve kola vuruyorsa, hastanın nörolojik muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı saptanmamışsa, ağrı özellikle efor harcadığında, yürüyüş yaptığında veya koşu bandındayken artıyorsa bu ağrının kalp kaynaklı olma olasılığı yüksek olduğundan öncelikle hastayı kardiyoloji uzmanına gösterip kalp kaynaklı bir ölümün önüne geçmek gerekir. Kardiyoloji uzmanı kalp yönünden bir şey yok demişse diğer nedenler araştırılmalıdır. İyi bir öykü tedavinin anahtarı olup hayat kurtarabilir.
    Hastanın enseden gelen ve kola vuran bir ağrısı varsa, beraberinde kuvvet ve duyu kaybı eşlik ediyorsa bu hastanın boyun fıtığı veya boyun bölgesinde bir spinal kanal darlığı, spinal tümör olabileceği düşünülerek servikal MRG istenmelidir.
    Bütün bu anlatılanlar hastalarımla ilgili yaşanmış öyküler olup tedavinin sırlarını içermektedir. Radyolojik görüntüyü veya laboratuvar sonuçlarını değil hastayı tedavi etmeliyiz. Hastalık yok hasta var. Her hastayı bir diğerinden farklı sorgulamalı ve farklı değerlendirmeliyiz.

  • Boyun ağrısı ve boyun fıtığı

    BOYUN FITIĞI NEDİR?

    Boyun fıtığı, boyun omurları arasındaki omurgaya binen yükü hafifletmeye ve boyun hareketlerine katkıda bulunan kıkırdak ve jelimsi maddenin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi sonucu kola gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa denir.

    BOYUN FITIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Hastalar genellikle tek taraflı, omuzdan başlayıp eline ve parmaklarına kadar uzanan bir ağrıdan yakınırlar. Bazı hastalarda ağrı sırta ve kürek kemiklerine doğru yayılabilir. Parmaklarda karıncalanma ve uyuşma olabilir. Elde ve parmaklarda güç kaybına bağlı olarak hasta eline aldığı eşyaları fazla taşıyamayıp düşürebilir. Ağrı özellikle geceleri hastayı uykudan uyandıracak kadar veya uyutmayacak kadar şiddetli olabilir.

    BOYUN FITIĞINI TETİKLEYEN ETKENLER NELERDİR?

    Boyun bölgesini etkileyen travmalar (trafik kazası, kafanın çok hızlı bir şekilde ileri ya da geri hareketi, düşme vb.) ve uzun süreli yanlış duruştur. Bazı mesleklerde boyun fıtığının daha sık olduğu bilinmektedir. Örneğin masa başında sürekli klavyede çalışmak gibi boynun yanlış pozisyonda uzun süre durduğu işlerde çalışanlar en büyük risk grubunu oluşturmaktadır. Ayrıca yaşın ilerlemesiyle birlikte disklere şok abzorpsiyonu özelliğini veren sıvının bir miktar azalması da boyun fıtığının oluşmasına katkıda bulunabilir.

    EN ÇOK HANGİ İŞLERDE ÇALIŞANLARDA GÖRÜLÜR?

    Boyun ağrıları günlük hayatta çok sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Özellikle bilgisayar kullanımının iş hayatının öenemli bir parçası olması sonrası boyun ağrıları ile daha sık karşılaşılmaktadır. Bu ağrılar, boyun omurlarının bahsettiğimiz gibi kötü ve yanlış kullanımından olabileceği gibi travma sonucu oluşan zedelenme sonrasında da görülebilir. Bazı meslek gruplarında boyun ağrılarına daha sık rastlamaktadır. Yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan kişiler, şoförler, berberler, öğretmenler, kısacası boyun omurgasına gereğinden fazla ağırlıkta ve gereğinden fazla süreli yük binen her durum boyun fıtığının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

    BOYUN FITIĞININ İLERLEMEMESİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

    Boyun fıtığı sonrasında ortaya çıkan ağrılar yaşam tarzının düzenlenmesi ve boyun kaslarını güçlendiren egzersizlerle önemli ölçüde kontrol altına alınabilir. Bilgisayar başında otururken duruşunuzu kontrol etmek, yürürken dik yürümek, başı öne eğmemek ve boyna yük bindirmemek en önemli hususlardır. Boyun bölgesini zorlayan ve başın sürekli hareket halinde olduğu sporlardan kaçınılmalıdır. Boyun kaslarını güçlendirmek için başta özellikle yüzme ve tempolu yürüyüş olmak üzere düzenli egzersiz yapılmalıdır. Yatarken yastık boynun normal anatomik yapısını ve eğriliğini bozmayacak özellikte olmalıdır. Çalışırken boyun uzun süre boynun sabit pozisyonda tutulmamalı ve yüksek bir yerden bir eşya alırken uzanılmamalı, sandalye veya merdiven kullanılmalıdır.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    Boyun fıtığına bağlı ağrıda ameliyat her zaman ilk seçenek değildir. Hastaların büyük çoğunluğu için yatak istirahati, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli olmaktadır. Başlangıç döneminde şiddetli ağrı varsa istirahat öneriyor ve bazı ilaçlar veriyoruz. Ağrının azaldığı dönemde ise fizik tedavi programı uyguluyoruz. Özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde de kısa süreli kullanım için boyunluk gerekebilmekte ancak uzun süre boyunluk kullanılması boyun kaslarını zayıflatacağı için gereklilik halinde kısa süreli kullanımı öneriyoruz. Bunların dışında bazı seçilmiş olgularda enjeksiyonlar (iğne) yapılarak ağrı azaltılabilmektedir.

    EGZERSİZİN ÖNEMİ NEDİR?

    Fıtığa karşı en önemli çözümlerden bir tanesi doktor kontrolünde düzenli egzersiz yapılmasıdır. Egzersizler ile boyun ve sırt kasları kuvvetli tutulmalıdır. Egzersizlerin yapılmaması durumunda, boyun fıtığı kronikleşerek sertleşmekte ve bası etkisiyle hastanın omuriliğinde zedelenmelere yol açarak kol ve bacaklarda güçsüzlükle başlayan bir felç sürecini başlatabilmektedir. Ancak sinir sisteminin fıtığa bağlı hasarlanmaya başladığını gösteren kesin bulgular varsa geri dönüşümsüz hasarları önleyebilmek için ameliyat geciktirilmemelidir.

    NE ZAMAN AMELİYAT OLMAK GEREKİR? AMELİYATLA TAM İYİLEŞME MÜMKÜN MÜDÜR?

    Boyun fıtığının tedavisinde cerrahi yöntem en son seçenektir. Ameliyat ancak ilerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe baskı yapan büyük boyun fıtıklarında, tedaviye rağmen şikâyetleri devam eden hastalara, omurga kırığı ile omurga kayması olanlara, ciddi omurilik ve sinir basısı olanlara yapılmaktadır. Ameliyatın gerektiği durumlarda ise günümüz teknolojisi ve cerrahi teknikleriyle son derece yüz güldürücü ameliyatlar yapılmakta ve tam iyileşme sağlanmaktadır.

  • Bel ağrısı ve tedavisi,

    Bel ağrısı ve tedavisi,

    Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda fonksiyonel yetmezlik ve sakatlık yapan en önemli nedenlerden biri olarak tanınmaktadır. Tüm insanların % 90’i hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşırlar. Bel ağrısı bütün yaş gruplarında % 20 – 30 arasında bir sıklık göstermekte ve ağrıya en çok 40 – 50 yaş grubunda rastlanmaktadır.

    Bel ağrısının nedeni sıklıkla ağır kaldırmak olmakla birlikte, gebelik, doğum, ağır ev işleri, yanlış yatak seçimi, geçmişteki düşmeler, çarpmalar, kazalar, yanlış oturma, hatta bazen yalnızca öksürmek, hapşırmak, ıkınmak bile olabilmektedir.

    Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin çok yüksek olmasının yanısıra, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir.

    Zorlanmadan kaynaklanan bel ağrıları (ciddi bel fıtığı olmayan) ilaç tedavisi, yatak istirahatı, fizik tedavi, sıcak uygulama, masaj gibi değişik yöntemlerle tedavi edilebilirler. Ancak bu yöntemlerin öncelikle hekime danışarak uygulanması gerekmektedir.

    Bel ağrısını önleme ve koruma bir bilgilendirme ve eğitim işidir. Kişilerin bellerini tanımaları, belin hangi hareketle nasıl zorlanacağını bilmeleri, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl etkili olduklarını, günlük yaşamda ağrıdan nasıl korunabileceklerini öğrenmeleri, uzun vadede ise bel ağrısına rağmen günlük yaşamlarına nasıl devam edeceklerini ve ağrı ile nasıl baş edebilecekleri anlamaları gerekmektedir.

  • Beyin kanaması ve belirtileri

    Beyin kanaması ve belirtileri

    Beyin kanaması birçok farklı nedene bağlı oluşabilir. Yüksek tansiyon, darbe, beyindeki damarlarda zayıflamayla birlikte kan birikmesi sonucu oluşan anevrizmalar, kanama bozukluğu, damar bozukluğu, kanamayı arttıran karaciğer hastalığı bu nedenler arasına girebilir. Genellikle 50 yaşın altındaki kişilerde darbe sonucu beyin kanaması görülürken 50 yaşın üstündeki kişilerde anevrizmalar ve yüksek tansiyon başroldedir. Kanamaya yol açan etmenler kanamanın olduğu bölgede ağır ağır yıpranmaya sebep olmasından ötürü ileri aşamaya geçene kadar belirti vermez. Önemli olan beyin kanamasından şüpheleniyorsanız zaman kaybetmeden bir hekime görünmenizdir. Basit bir baş ağrısı bile olsa küçümsemeden muayene olmanız gerekir.

    Beyin Kanaması Belirtileri

    Belirtiler kanamanın oluştuğu bölgeye göre değişir. Mesela beynin görmeyle ilgili bir bölgesinde kanama oluştuysa görmede sıkıntı, konuşmayla ilgili bir bölgesinde kanama oluştuysa konuşmada bir bozukluk meydana gelebilir.

    Vücudun bir tarafında gerçekleşen güçsüzlük, denge bozukluğu beyin kanaması belirtisi olabilir.

    Beyin sapında kanama oluştuysa kişi komaya girebilir.

    Baş ağrısı sık görülen belirtidir fakat her baş ağrısı tabi ki beyin kanaması belirtisi olmayabilir. Daha önce de dikkat çektiğimiz gibi en ufak bir şüphe dahi olsa hekime başvurmakta fayda vardır. Beyin kanamasına bağlı baş ağrıları genellikle şiddetlidir. Uykudan uyandıracak kadar can sıkan ağrılardır. Hastalar bu ağrıları tarif ederken “Ben ömrümde böyle bir ağrı görmedim, kafam yerinden çıkacak gibiydi, sanki bıçak saplanıyordu” gibi cümleler kullanırlar.

    Diğer belirtileri ise şöyle sıralayabiliriz;

    Bilincin zayıflaması, çevrede oluşan olaylara, seslere karşı kayıtsız kalmak

    Uykulu hal

    Konuşma zorluğu ve konuşanları anlayamama

    Yutkunmada güçlük

    Denge bozuklukları

    Yazarken ya da okurken zorlanma

    Elde titreme

    Vücudun bir yanında oluşan güçsüzlük

    Midenin bulanması, kusma

    Duyuların zayıflaması (Tat almama gibi)

    Uyuşma, karıncalanma

    Görme bozukluğu, gözün istemsiz kayması, göz kapağının düşmesi

    Beyin Kanaması Nasıl Anlaşılır?

    Beyin kanaması ağır ilerleyebilir. Bu yüzden örneğin darbe sonucu kanama gerçekleştiyse kısa zamanda belirti vermeyebilir, beyin kanaması yaşandığı anlaşılmayabilir. Belirtilerinde bahsettiğimiz gibi bazı bulgular başka hastalıkların belirtisi olabilir. Ancak her ihtimale karşı yukarıdaki belirtiler gözlemleniyorsa bir hekime başvurmak gerekir.

    Beyin Kanaması Tedavisi

    Tedaviden önce kanamaya neden olan durumun ve kanamanın hangi bölgede olduğunun tespit edilmesi için çeşitli testler ve tetkikler yapılacaktır. Beyin kanamasının nedeni, çapı ve yerine göre tedavi yöntemi belirlenecektir.

    Beyin Kanaması Ameliyatı

    Kanamayı durdurmak için ve beyni baskılayan şişliği azaltmak amacıyla cerrahi tedavi uygulanabilir. Ağrıyı geçirmek için ilaç yardımı alınabilir.

  • Baş ağrısı ve çeşitleri

    Baş ağrısı ve çeşitleri

    Hemen hemen herkes bir şekilde baş ağrısı sıkıntısıyla karşı karşıya kalmıştır. Baş ağrısına neden olan yaklaşık 300 etken vardır. Bunların her birinden bahsetmek mümkün değildir ama sık karşılaşılan 3 neden hakkında bilgi verebiliriz. Bunlar;

    Gerilim tipi baş ağrısı

    Migren tipi baş ağrısı

    Sinüzit

    Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nedir?

    Bu ağrı en çok karşılaşılan tip ağrıdır. Çok karşılaşılmasına rağmen tam olarak nedeni hala anlaşılamamıştır. Hafiften orta şiddete doğru eğilim gösteren bir ağrı tipidir. Yaşam şartı alışkanlıklarını düzenlemek ve ilaç yardımı bu ağrılardan uzak kalmayı sağlayabilir. Stres, depresyon, kaygı, kötü duruş, biçimsiz veya sürekli aynı pozisyonda çalışmak bu baş ağrılarının tetikleyicisidir.

    Gerilim tipi baş ağrıları hafif veya orta şiddetteki ağrının yanı sıra alın bölgesinde gerginlik, kafa derisinde, boyunda ve omuz kaslarında hassasiyet ve iştah kaybı gibi belirtiler verebilir.

    Migren Nedir?

    Genellikle atak halinde gelen orta ve çok şiddetli baş ağrısıdır. Yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan, normal faaliyetleri engelleyen bir hastalıktır. Baş ağrısının yanı sıra bulantı, ışığa ve ses karşı duyarlılık da eşlik edebilir. Yiyecekler, içecekler, katkı maddeleri, ilaçlar, parlak ışıklar, kokular, endişe, aşırı duygu patlamaları,depresyon, yaşam tarzındaki değişiklikler migrenin tetikleyici unsurlarındandır. Migren hastalığıyla nöroloji uzmanları ilgilenir. Devam eden araştırmalarla birçok tedavi yöntemi gelişmektedir.

    Sinüzit Nedir?

    Burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla sinüzit oluşur. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonucunda gelişir. Başta, yüzde ve göz çevresinde ağrıya neden olur. Sinüzit hastalığıyla kulak burun boğaz uzmanları ilgilenir.

  • Hangi baş ağrıları daha tehlikelidir?

    Ağrı vücutta herhangi bir organın hasar oluşturma potansiyeliyle uyarılara algılama cevabı olup, hoşa gitmeyen bir duygu veya vücudun alarm sistemidir. Baş ağrısı tüm dünyada hekimlere başvuran hastalar arasından en sık görülen şikayettir. Baş ağrıları iki grup altında incelenmektedir;

    1: Birincil baş ağrıları ( Migren, Gerilim ve Küme baş ağrıları v.b)

    2: İkincil baş ağrıları Beyin dokusu yapılarından veya vucudun başka bir organlarındaki hastalıkların beyine yayılması sonrası ortaya çıkan ağrılardır. Bu grub baş ağrıları daha tehlikeli olup önemli baş ağrısı nedenleridir. İkincil baş ağrıları; öncelikle erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ölüm veya ciddi kalıcı sakatlıklara neden olmaktadır. Bu durum hem hasta yakınlarına hemde ülke ekonomisine olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

    İkincil baş ağrıları ;

    1:Beyin damar hastalıkları; Beyin kanamalarının en iyi bilinen ve en ölümcül olanı damar balonlaşmaları (anevrizma) ve beyin damar yumaklarıdır (arteriö-venöz malformasyon). Beyin damar balonloşmaları: genelikle doğuştan veya sonradan oluşurlar. Çocukluk yaş grubu beyin kanamalarının en sık, erişkin yaşındaki beyin kanamalarının ise ikinci sık nedenidir. Bu damar hastalıkları özellikle 40 yaşından sonra zaman zaman baş ağrısı şikayetiyle alarm vermeye başlar. Ancak hastalar ya hekime gitme ihtiyacı duymazlar ya da gittiği doktor tarafından daha sık görülen ve daha iyi bilinen (sinüzit, stres, migren, gerilim, soğuk algınlığı) gibi baş ağrısı nedenleriyle karışabilir. Beyin damar balonlaşmasına bağlı baş ağrısı; genellikle enseden başlayıp sonra başın ön kesimine doğru yayılır. Bu hastalıklardaki baş ağrısı, beyin kanamasına neden olmadan erken teşhis ve tedavi edilirse hastalar ciddi nörolojik sakatlıklar veya ölüm riskinden korunabilir. Beyin kanamaları tıbbın en korkulan ve sakatlık bırakan hastalıkların başında gelir. Beyin kanamasından korunmak için bunun nedenlerinden (balonlaşma, hipertansion, beyin damar yumaklarının) erken tanınması, önleminin alınmasına bağlıdır.Toplumda beyin damar balonlaşması nedeniyle beyin kanaması geçirip veya geçirmeden baş ağrısı şikayeti ile başarılı beyin ameliyatı geçirmiş ve eski işine dönen pek çok sağlıklı birey vardır.

    2:Beyin tümörlerine bağlı görülen baş ağrılarıda iyi bilinmesi gereken ağrı tipidir. Bu hastalıklardaki baş ağrısı başlangıçta kişiyi sabahları uykudan uyandıracak tarzda olup daha sonra günün ileri saatlerinde sürekli hale gelen niteliktedir. Beyin tümörlerine bağlı baş ağrılarını bulantı, kusma ve çift görme şikayetleri izler. İnatçı baş ağrısı şikayetini bulantı, kusma özellikle çift görme şikayetleri takip ederse bu durum aksi ispat edilinceye kadar beyin tümörü lehine yorumlanmalıdır. Beyin tümörlerindeki baş ağrıları yaygın ve devamlı olup, özellikle öksürme, ıkınma, hapşırma esnasınada artarken, kusma ile geçici bir rahatlama olur. Buradaki baş ağrısı sonraları devamlı ve inatçı haline gelirki hastayı genellikle hekime götürür. Beyin tümörüne bağlı baş ağrılarının erken, doğru teşhisi ve tedavisi oldukça önemli olup, hastaları ölüm ve sakatlıklardan kurtarır.

    3: Yüksek tansion ve yaralanmalara bağlı beyin kanamaları sonrası ortaya çıkan baş ağrıları önemli ve tehlikelidir. Yüksek tansion toplumun en sık hastalıklarından biri olup beyin kanaması yapmadan hafif ensede odaklı baş ağrılarıdı. Yüksek tansion iyi başarılı tedavi edilemezse küçük veya büyük beyin kanamalarına neden olabilir ki bu durum hastaları ölüm ve ağır sakatlıklarına neden olabilir.Özellikle ileri yaşlarda düşme ve yaralanmalara bağlı beyin zarları (subdural) arasında olan kanamalarıda hafif baş ağrılarına neden olur. Bu grub hastalarda baş ağrısı şikayeti ile hastenelere baş vururlar. Hastalar eğer zamanında doğru ve erken teşhisi konulup başarılı ameliyat edilirlerse baş ağrısı ve diğer nörolojik şikayetlerden kurtulurlar. Bu çeşit beyin kanamalarıda zamanında müdahale edilmezse ölüm ve kalıcı sakatlıklar kaçınılmazdır.

    4:Sinüzitelere bağlı baş ağrıları iyi bilinen ve hekimin öncü tanıları arasındadır. Sinüzitlere bağlı baş ağrısı başın ön kısmında daha selim bir ağrı şeklidir. Bu ağrılar günün ilerlemiş saatlerinde ortaya çıkar, özellikle nazal akıntı ve diğer şikayetlerle birlikte görülür. Antibiyotiklerin yoğun kullanıldığı ülkelerde sinüzit tedavileri hem kolay hemde çok zordur. Eğer sinüzitler uygun ve spesifik tedavileri yapılamaz sa menenjit, beyin absesi gibi çok daha ciddi ağır beyin hastalıklarına dönüşebilir. Menenjit veya beyin absesinin tedavileri daha zordur. Başlangıçta baş ağrısı ile doktora giden hasta ölüm ve nörolojik sakatlıklara neden olan ağır beyin hastalıklarına dönüşebilir.

    5: Trigeminal ve oksipital nevralji ağrıları; kranial sinirlerin hastalıklarına bağlı zonklayıcı ve nöbetlerle ortaya çıkan çok şiddetli bıçak saplanır gibi çok şiddetli ağrılardır. Bu ağrı daha çok tek taraflı ve nadiren iki taraflı olup bir ileri yaş hastalığıdır. Eğer genç yaşlarda trigeminal nevralji görülürse daha çok multipl sklereoz ile birliktedir. Kadınlarda daha sık görülüp ve sol taraf yüz daha fazla etkilenir. Buradaki yüz ağrılarını karekteristik özelliği hastalar yemek yerken, soğuk- sıcak su içerken, konuşurken, dişini fırçalarken ortaya çıkar adeta elektrik çarpması tarzında olan çok şiddetli tek taraflı nöbetlerle gelen ağrılardır. Başlangıçta seyrek ağrı atakları tarzında gün içeresinde görülürken ve geceleri uykuda pek ortaya çıkmaz. Hastalık kronikleştikce nöbet sayı ve sıklığı artar. Trigeminal nevralji ağrılarında başlangıçta ilaç tedavisi uygulanır. Değişik anti-epileptik ilaçlar nevralji ağrısını tedavi eder.Ancak zamanla bu ilaçlar ağrıyı kontrol etemede başarısız kalırken bazende ilaçlara bağlı yan etkiler ortaya çıkar. Dirençli yüz ağrıları veya ilaca intolerans gelişen nevralji ağrılarında kapalı ve açık değişik beyin ameliyatları uygulanmaktadır. Bu ameliyat teknikleri sayesinde hastalar dayanılmaz yüz ağrılarından kurtulmaktadır.

    Baş ağrısı için nelere dikkat edilmeli?

    1: Önceliklle kişinin hayatında daha önceleri hiç yaşamadığı çok şiddetli baş ağrısı ortaya çıkarsa, ağrı enseden başlayıp başın ön kısmına doğru yayılıyorsa vakit geçirmeden nörolojik bilimler hekimine başvurulmalıdır.

    2: Baş ağrısı özellikle bulantı, kusma ve çift görme gibi şikayetlerle birlikte oluyorsa nörolojik bilimler hekimine başvurulmalıdır.

    3: İleri yaşlarda düşme veya yaralanma sonrası hafif kafa travması sonrası baş ağrısı olanlar zaman zaman bilinç bulanıklığı gösterenler nörolojik bilimler hekimine başvurmalıdır.

    4: Kendisinde sinüzit olduğunu bilen bir birey baş ağrılarının tipi ve yayılımı değiştiğinde nörolojik bilimler hekimine başvurmalıdır.

    5: Yüksek tansionu olduğu bilinen kişi verilen tansion düşürücü ilaçları düzenli kullanmalı ve kan basıncı normalleştirilmelidir.

    Sonuç:

    Baş ağrısı toplumda en sık hekime başvuru şikayeti olup, asla hafife alınmamalıdır. Baş ağrısı vucudun dışa yansıyan bir refleks cevap olup, doğru okunması ve uygun yaklaşımla tedavisi yapılmalıdır. Baş ağrısından korkmadan geç kalmaktan korkulmalıdır. Baş ağrısı şikayeti dikkatli bir nörolojik muayene yapılmadan özellikle ağrının oluş sebebini araştırmadan yapılan tıbbı yaklaşımlar çok ciddi sakatlıklara ve ölümlere neden olan bir şikayettir.

  • Beyincik sarkması

    Tanım: 19 yüzyılın sonlarında 1860 yıllarında Alman Patolog Chiarı kendi adını verdiği beyincik ve beyin dokularının sarktığı 4 çeşit doğumsal anomaliyi tanımlamıştır.

    Tip 1: Arnold- Chiari (A-C Tip 1) anomalisinin de beyinciğin tonsillalarının servikal spinal kanal içerisine uzanmasıdır.

    Tip 2: Arnold- Chiari (A-C Tip 2) anomalisinin de ise beyinciğin tonsillaları yanında beyincik yapılarının servikal omurilik kanalı içerisine uzanması söz konusudur. Bu tip anomalide birlikte beraberinde bel bölgesinde myelomeningosel kesesi bulunmaktadır.

    Tip 3: Arnold- Chiari (A-C Tip 3) anomalisininde ise boyun bölgesinde myelomeningosel kesesi ile beraber orta beyin yapılarının kese içerisine bulunmasıdır.

    Tip 4: Arnold- Chiari (A-C Tip 4) anomalisinin de ise beyincik dokularının gelişmemesi yanında orta beyin dokuları da sarkmıştır .

    Tip- 1 Beyincik sarkması :

    Bu tip anomalinin ana özelllliği beyincikteki tonsillalarının foramen magnum altında servikal omurilik kanalı içerisine sarkmasıdır.. Bu hastalıkta Beyin Omurulik Sıvısının (BOS) hem beyin, hemde omurilik kanalında dolanımı bozulması sonrası beyin içerisinde basınç değişikliklerine ve kafa içi basınıncın artmasına yol açmaktadır.

    Bu hastalığın oluşumunda ileri sürülen 3 teori vardır;

    1: Hidrodinamik teori ;kafa içi basıncı ile omurilik kanalı arasındaki basınç farkı

    2: Mekanik teori; beyincikteki yapışıklılara bağlı olarak BOS dolanımın bozukluğu söz konususdur

    3: Yanlış gelişim;yaygın gelişimsel bozukluğun bir lokal uzanımı olarak beyincik dokuları uzamıştır.

    Tip- 1 Beyincik sarkması genellikle gençlik çağında daha sık görülmektedir. En sık görülme yaşı 20-30 yaşlardır. Kadınlar da erkeklere nazaran daha sık görülmektedir.Çocukluk çağında görülmektedir.

    Tip- 1 Beyincik sarkması: Klinik şikayetleri ve Bulguları:

    Beyincik sarkması en sık şikayetleri özellikle aralılklı artan kafa içi basıncı sonrası baş, ense, boyun ve omuzlardaki ağrıdır. . Baş ağrısı özellikle geceleri uykudan uyandıracak tarzdadır.Baş ağrısı genellikle bulantı bazende kusma ile birlikte görülebilir. Baş ağrısını ense bölgesindeki bazen omuzlara doğru yayılan ağrıları ve sertlikle takip eder. Ağrı zaman zaman olur bazen hiç olmaz bunun nedeni BOS dolanımındaki aralıklı seyirdir. Ayrıca omuz, bel veya bacak ağrıları görülür bu ağrılar yansıyan tarzda değildir.Ense, omuzlar ve kollardaki ağrı ve basınç veya baskı hissi en sık şikayetlerdir. Bu ağrıları baş dönmesi dengesizlik şikayetleri takip eder. Artan kafa içi basıncının yansıması olarak gözlerde bulanık görme, çift görme, gözlerin arkasında ağrı ve basınç hissi işığa ve güneşe bakamama şikayetleri vardır.En sık olarak (% 70) nörolojik defisitlerden özellikle motor ve duyu defisitleri ekstremiteler de olup bu bulgu omurilik kanalı içerisinde kist olanlarda görülür.Bundan sonra % 30- 40 oranında yürüme bozukluğu (ataksiler) görülür.Daha az sıklıkla % 15-25 oranında yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu, nistagmus, ve beyincik kranial sinir felçleri görülür.Beyincik bir denge merkezi olduğu için beyincik baskı altında olduğu için özellikle ince hareketler veya koordine hareketler bazende ellerde titremeler görülür.Ataksi başlığı altındaki denge bozukluğu baskındır.

    Çocukluk ve adelosan çağı ilerleyici skolyozların % 30 unda Tip 1 beyincik sarkması birlikte bulunur görülür

    Teşhis

    Bu malformasyonun incelemesinde günümüzün en iyi tetkik yöntemi Magnetik Rezonans Görüntülemedir (MRG). Servikal MRG incelemesinde bir veya her iki beyincik tonsillasının foramen magnumun altında uzanmasıdır.Ancak bu sarkma numerik olarak çok da anlamdı değildir. Çünkü beyincik sarmasındaki sebeb olaylar farklı olduğundan örneğin 3 mm lik bir sarkma bile beyincik sarkmasını şikayet verir hale getirebilirken veya 8 mm lik sarkma hiç bir zaman şikayet vermeyebilir. Bu tip anomalilerde beraberinde birlikte küçük posteriör fossa, platibazi, atlanto-oksipital asimilasyon veya baziler invaginasyon gibi anomaliler eşlik edebilir.Bu yüzden boyun bölgesisinin 3 boyutlu Bilgisayarlı Tomografi testleri ile bu anomalilerin bulunup bulunmadığı dikkatlice araştırılmalıdır.Beyin tomografi testinde beyincik ve foramen magnumun kemiksel anotomik detaylar incelenir. Bu inceleme Cerrahi stratejide oldukça önem arzetmektedir.Ayrıca beyin içerisinde BOS dolanımı için beyin BOS dinamiği gözden geçirilmelidir.. Arnold-Chiari malformasyonun % 50-60 ında hidro-sirengomyeli kaviteleri birlikte görülmektedir.

    AYIRICI TEŞHİS

    Bu hastalar genellikle hastanelerde bir çok değişik branşlarda tetkik ve tedavi edilirler Bu konuların başlıcaları;

    1: Baş ağrısı nedeniyle nöroloji polikliniklerine tetkik ve tedavi edilriler,

    2:: Baş dönmesi başlığı altında öncelikle vertigo diye araştırılırlar,

    3:: Boyun fıtğı nedeniyle beyin cerrahi ortopedi fizik tedavi ve ağrı polikliniklerinde araştırılırlar,

    4: Depresyon başlığı altında psikiyatrı kliniklerince tedavi edilirler

    5: Uyku apnesi başlığı altında ve solunum problemi nedeniyle göğüs hastalıkları tetik edilriler

    6: Bazen göğüs ağrısı nefes darlığı nedeniyle kardiaoloji kliniklleri tarafından tetki edilirler

    7: Bulantı şikayeti ile gastro-entroloji jkliniklerince tetkik edilirler.

    8: Beyinciğin demyelinizan (multipl skleroz) hastalıkları

    Tedavi

    Bu anomalinin tedavisi cerrahidir. Malesef bu anomalinin tıbbı tedavisi yoktur. Tedavide ana soru bu anomali şikayet veriyormu yoksa vermiyormu bu sorunun cevabı çok önemlidir. Cerrahi tedavinin amacı, kranio-servikal bölgede bozulan nöral yapıları rahatlatmak ve BOS dolanımını düzeltmek için arka çukur kemik yapıları restore etmektir. Beyincik sarkması tip 1’ cerrahi tedavisindeki uygulananan ameliyat teknikleri; suboksipital kraniektomi, araknoid yapışıklıkların giderilmesi, tonsillar rezeksion ve duraplastidir.

    Suboksipital dekompresyon yapmadan önce önden bası nedenleri; platibazi, C-1 asimilasyonu tanımlanmalıdır.Böyle durumlarda beyincik sarkması eşlik eden diğer anomaliler doğru tanımlanmalıdır Bu durumda ağız yoluyla öndeki bası kaldırıldıktan sonra enseden cerrahi girişim düşünülmelidir.

    Arnold-Chiari malformasyonunda hidro/sirengomyeli gibi birlikte spinal kavitasyonu olan olgularda, sirengo-subaraknoid,sireno-plevral shunt gibi alternatif cerrahi teknikler uygulanmaktadır.

    Pediatrik A-Chiari malformasyonu olgularda ilk problem cerrahi endikasyondur. Bu yaş grubunda A-Chiari tip 1 teşhisi çoğunlukla tesadüfi bulgudur. Bu yaş grubu olgularında cerrahi tedavi konusunda kesin bir konsensus yoktur. Erişkin grubu Arnold-Chiari malformasyonları cerrahi tedavi sonuçlarında; özellikle suboksipital kraniektomi, C-1 laminektomi, duraplasti yapılan olguların % 100 şikayetlerde iyileşme, sirengomyeli olguların % 80 sirengomyeli kavitasyonda küçülme görülmektedir.

    Sonuç olarak: Tip-1 beyincik sarkması bir doğumsal anomali olup oluşumunda bir mekanik blok sonrası sinir elamanları basısı ve BOS dolanımı engellenmesi söz konususdur. Genellikle genç erişkin yaşında değişik subjektif veya objektif şikayetleri vardır. Bu şikayetler arasında en sık olanları baş ağrısı,boyun ağrısı ve omuzlarda ağrı sıktır: Hastaların %60 ında beraberinde spinal omurilik içerisinde sirengomyelik kavitasyon bulunur. Teşhisde servikal MRG altın standart olup beyincik tonsillaları servikal spinal kanal içerisine yer değiştirmiştir. A- Chiari tip 1 in tedavisi cerrahidir.Cerrahi tedavide suboksipital dekompresyon, duraplasti en sık yapılanıdır. Eğer cerrah ameliyat esnasında ense bölgesindeki, varsa kemik,baskıları kaldırıırsa veya beyincik içerisisndeki BOS dolanımını engelleyen nedeni ortadan kaldırısa cerrahi tedavinin sonuçları mükemmeldir Böyle durumlarda beyincik sarkması şikayetlerin tama yakın iyileşmektedir. Eğer Beyincik sarkmasının nedeni ortadan kaldırılmazsa malesef şikayetlerde iyileşme beklenmmelidir. Böyle başarısısz durumları ayırıcı teşhiste bulanan hastalıkaları veya diğer beyincik hastalalıklarını gözden geçirilmelidir.

  • Trigeminal nevralji ve tedavisi

    Hastalığın Tanımı: Yüzün tek tarafında olmak üzere, çok kısa süreli şimşek tarzındaki ağrıdır. Yüz ağrısı bazen yemek yemek, soğuk veya sıcak su içmek, diş fırçalamakla ortaya çıkarken, bazen de konuşmakla bile ortaya çıkar.

    Trigeminal Nevralji (TN) Nedenleri;

    1: Primer ( atar damar, toplar damar basısı)
    2: Sekonder (Beyin urları, beyin damar yumakları ve balonları, kafa travması, multipl skleroz, v.s)

    Hastalığın genel özellikleri ve görülme sıklığı;

    Bir ileri yaş hastalığı olup genellikle orta ve ileri yaşlarda görülmekle birlikte, en sık 50–60 yaşlarında görülür.
    Gençlerde görülürse genellikle multipl skleroz sorumludur.
    Kadınlarda erkelere nazaran daha fazla görülmektedir.
    Yüzün sol tarafı sağ tarafına nazaran daha fazla etkilenir.
    Tüm TN’lerin %3–6’ sı iki taraflıdır.
    Görülme sıklığı: Yılda 100 000/4.7’dir.

    TN Hastalığının şikayetleri ve bulguları;

    Genellikle tek taraflı olmak üzere nadiren iki taraflı aralıklarla gelen çok şiddetli yüz ağrısı olup bu ağrı yemek yemek, sıcak veya soğuk su içmekle, konuşmakla, diş fırçalamak esnasında ve uykuda (nadiren) ortaya çıkar. Nörolojik muayene genellikle normal olup, sekonder TN’lerde primer hastalığa ait beyincik ve kranial sinir tutulumuna ait bulgular ve şikayetler görülebilir.

    TN Hastalığının Tanısı;

    Günümüzde bu hastalığın teşhisi oldukça kolay olup iyi bir hikâye ve nörolojik muayene ile konulabilir.
    Bu hastalığın teşhisinde kullandığımız nörogörüntüleme takniklerinden Magnetik Rezonans (MR) oldukça faydalı bilgiler vermesi yanında yüz ağrısının nedenlerini gösterebilmektedir.

    TN Hastalığının Ayırıcı Tanısı;

    1: Diş Hastalıkları: En sık ayırıcı tanıda rastalanan olup, hastalarda genellikle bir veya birden fazla diş çekimi hikayesi vardır.
    2: Sinüzit: Hava sinüsleri iltihabı
    3: Baş ve boyun kanserleri
    4: Kafa travması
    5: Çene eklemi ağrıları
    6: Atipik fasial nevralji gibi rahatsızlıklar sayılır.

    TN Tedavisi;

    1: Tıbbı tedavi: Anti epileptikler(karbomezapin, difenil hidantoin)
    2: Cerrahi tedavi

    A: Destriktif işlemlemler

    1: Radyofrekans termokoagulasyon
    2: Radyosurgery (gamaknife)
    3: Trigeminal yollara enjeksiyonlar (gliserol, alkol)
    4: Periferik nörektemi

    B: Nondestriktif işlemler

    1: Perkütan gasser ganglionun balon kompersyon
    2: Mikkrovasküler dekompresyon (MVD)

    Trigeminal nevralji tedavisinde günümüzde en fazla kabul gören tedavi yöntemi uygun hastalarda MVD cerrahi tekniğidir. Bu cerrahi tekniğin uygulandığı hastalarda arter sinir basısı ortadan kaldırılırsa başarlı sonuç % 90 üzerindedir. Ancak hasta genel sistemik durumu nedeniyle anestezi almada yetersiz olanlara, destriktif işlemler başarıyla uygulanmaktadır.

    TN Sonuç;

    Evre 1: Ağrının tamamen geçmesi
    Evre 2: Ağrının tekrarlaması
    Evre 3: Ağrının hiç geçmemesi