Etiket: Ağrı

  • Epiduroskopi; bel fıtığında yeni narkozsuz ameliyat dönemi

    Epiduroskopi nedir?

    Ucu her yönde hareket edebilen bir endoskop ile kuyruk sokumunun altından omurga içine kateter ile girilerek omurilik dış kısmının incelenmesidir. Epidural kanalın gözlemlenmesidir. Epiduroskopide özellikle bel fıtığında taşan fıtık parçaları lazer yöntemi ile yakılarak ya da mekanik yolla alınabilir. Ayrıca sinir kökü yapışıklıkları mekanik olarak temizlenebilir ve sinir kökünde ödem için steroid ve ağrı kesici ajanlar verilebilir.

    Epiduroskopi kimlere uygulanır?

    Uzun süreden beri bel ağrısı çeken kanal daralması bel fıtığı olan; ilaç tedavisi ve fizik tedavisinden fayda görmemiş hastalara uygulanabilir. Ayrıca daha önce bel fıtığı ameliyatı geçirmiş yapışıklık olmuş, omurgaya platin takılmış ancak ağrıları geçmemiş hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Her yaşa uygulanabilir.

    Daha önce bel fıtığı ameliyatı olmuş hastalar ne yapmalı?

    Daha önce ameliyat olmuş, platin takılmış ancak ağrıları geçmemiş hastalarda ilaçlı MRG (Magnetic Resonance) çekiyoruz. Yapışıklık ve daralma tespit edersek Epiduroskopi uyguluyoruz.

    Girişim nereden uygulanıyor?

    Kuyruk sokumunun altında doğal bir delik mevcut. Buradan rahatlıkla giriliyor acısız bir şekilde işlem ortalama 10 dakikada sonlanıyor. Genel anestezi ya da spinal anestezi olmadan narkozsuz uyanık yapılan bir yöntemdir. Hasta yatağından on­onbeş dakika istirahat ettikten sonra arabası ile evine dönebilir. Biz Epiduroskopi yaptığımız hastalarımıza dikiş atmıyoruz. Ertesi sabah hasta rahatlıkla banyo yapıp hayatına kaldığı yerden geri dönebilir.

    Bel Fıtığında yeni ameliyat dönemi:

    Narkoz yok, dikiş yok, İşgücü kaybı yok. Narkozsuz ve uyanık yapılan Epiduroskopi işlemi son günlerde çok konuşulan ve tercih edilen yöntem. Sinir ve damar yaralanma riskinin çok düşük olması ayrıca tercih nedenidir. Ağrısı olan hastalarıma sonsuz şifalar dilerim.

  • Sinir sıkışması ameliyatı ve riskleri

    Sinirlerin çevre dokular tarafından basıya uğraması ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük veya fonksiyon kaybına neden olabilir. En sık el bileğinde, dirsekte ve dizin yan tarafındaki sinirlerin sıkışmasına rastlanır.Temel problem sinirin çevre doku tarafından basıya uğramasıdır. Bu durum yaralanma sonrası, hastalık sonrası veya tekrarlayan hareketlere bağlı oluşabilir.

    Cerrahi sırasında ilgili bölgedeki siniri sıkıştıran bant kesilerek açılır ve sinir rahatlatılır.

    Alternatif tedaviler:

    • Her türlü riski göze alıp ameliyat olmamak

    • Ağrı kesici ilaç tedavisi

    • Değişik iğne uygulamaları

    • Ağrılı bölgeyi sabitleyici bileklik dirseklik, dizlik gibi ateller kullanmak.

    Ameliyatın Riskleri:

    • Anestezi riski:Lokal veya genel anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında (ameliyatta hastaya verilen pozisyon nedeniyle ) riskler vardır. Ayrıca anestezinin her şeklinde ve sedasyonda da ilaçlara bağlı oluşabilecek zararlar olabilir.

    • Kanama: Çok nadir olsa da ameliyat sırasında veya ameliyat sonrasında ileri derecede bir kanama olabilir. Kanama durumunda ek bir tedaviye veya kan transfüzyonuna ihtiyaç duyabilir.

    • Kan pıhtısı oluşumu: Kan pıhtısı her çeşit ameliyat sonrası oluşabilir. Kanama bölgesinde oluşan pıhtılar kan akımını engelleyip ağrı, ödem, iltihap veya doku hasarı gibi sorunlara yol açabilir.

    • Ameliyat sonrası ağrı: Ameliyattan sonra ağrı ve diğer bulgular pek muhtemel olmasa da artabilir

    • Fonksiyon kaybı:Nadiren girişim sonrası hastanın mevcut fonksiyonlarında azalma veya tamamen kayıp olabilir.

    • Enfeksiyon:Ameliyat yerindeki yüzeysel veya derin yapılarda iltihap meydana gelebilir.

    • Nüks: Ameliyat sonrasında, bulgular tekrar ortaya çıkabilir ve ek ameliyat gerekebilir.

  • Boyun fıtığı tedavisi nasıl olmalıdır

    Boyun omurları arasındaki diskin yerinden taşarak sinirlere bası yapmasıdır. Boyun, kol, omuz, baş, sırt ağrılarına neden olabilir. Kollarda güçsüzlük ve uyuşmalar başlayabilir.

    Muayene sonrasında MR, BT, röntgen grefileri, EMG tetkikleri yapılarak tanı konulur.

    İlaç, egzersiz ve fizik tedaviye yanıt vermeyen hastalarda operasyon önerilir.

    AMELİYAT İÇİN EN ÖNEMLİ BULGU KUVVETSİZLİKTİR!!

    MR DA FITIK SAPTANMASI AMELİYAT GEREKLİLİĞİ DEĞİLDİR!!

    ÇOK ŞİDDETLİ YEŞİL VEYA KIRMIZI REÇETELİ İLAÇLARLA DAHİ GEÇMEYEN AĞRILARDA DA OPERASYON İYİ BİR SEÇENEKTİR.

    Anterior servikal mikrodiskektomi, servikal disk hastalığına bağlı ağrı, uyuşukluk ve/veya güç kaybı gibi şikâyet ve bulguları gidermek için uygulanan bir ameliyat yöntemidir. Omurga kemiklerinin aralarında doğal bir şok emici yastık vazifesi gören disk adlı yumuşak, jölemsi yapılar bulunur. Disklerin orta bölümünde bulunan yumuşak kısmı çeşitli nedenlerle etrafını saran ve nispeten daha sert olan disk çeperinden fıtıklaşarak komşu sinirlere ve omuriliğe bası yapabilir. Aynı şekilde disklerin yıpranmasına bağlı oluşan kemik çıkıntıları (kemik spurları, kireçlenmeler) da sinirlere ve omuriliğe bası yapabilir. Bu ameliyatla üst boyun bölgesi omurilik ve/veya sinir köklerinin üzerinde fıtığa bağlı olan bası giderilmeye çalışılır. Bu ameliyat sırasında etkilenen boyun seviyesindeki fıtıklaşmış disklerin ve kemik çıkıntılarının genellikle boynun ön tarafına yapılacak cilt kesisi yoluyla çıkartılması yöntemi kullanılır. Disk çıkartıldıktan sonra üst ve alt omuru birbirine kaynaştırmak, iki komşu kemik arasındaki boşluğu doldurarak çökmesini önlemek için önceden hazırlanmış küçük bir kemik grefti(Hastanın kendisinden ameliyat sırasında alınan (en ideal kaynaştırma materyalidir) veya donörlerden alınmış banka kemikleri) veya cage veya protez denilen materyaller kullanılabilir. Hazır materyallerin hiçbirinin birbirinden belirgin daha üstün olduğu henüz kanıtlanmamıştır. Bu materyallerin hiçbirini kullanmayı tercih etmeyen, kemikler arasına birşey koymayan uzmanlar da vardır. SON ZAMANLARDA TEK VEYA İKİ SEVİYELİ YAPILAN BOYUN FITIĞI AMELİYATLARINDA ARAYA YABANCİ CİSİM KONULMADAN YAPILAN AMELİYATLARIN BAŞARILI OLDUĞUNU GÖSTEREN YAYINLAR ÇIKMAYA BAŞLAMIŞTIR.

    Ameliyat sonrasında hastalar genelde 2-4 saat içinde kalkar yürürler ve aynı gün veya ertesi gün (benim tercihim bir gece yatırmaktır) taburcu olurlar.

    Alternatifler:

    • Her türlü riski göze alıp ameliyatı yaptırmamak.

    • İlaç tedavisi yoluyla ağrı veya kas spazmını gidermeye çalışmak.

    • Boyun kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak.

    • Fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetleri gidermeye çalışmak.

    İşleme Ait Sorunlar:

    • Anestezi riski: Lokal ve genel anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında (ameliyatta hastaya verilen pozisyon nedeniyle) riskler vardır. Ayrıca, anestezinin her şeklinde ve sedasyonda da ilaçlara bağlı oluşabilecek sorunlar olabilir.

    • Kanama: Çok nadir olsa da ameliyat sırasında veya ameliyat sonrasında ileri derecede olabilecek bir kanama riski vardır. Kanama durumunda ek bir tedaviye veya kan transfüzyonuna ihtiyaç duyabilir.

    • Kan pıhtısı oluşumu: Kan pıhtısı her çeşit ameliyat sonrası oluşabilir. Kanama bölgesinde oluşan pıhtılar kan akımını engelleyip ağrı, ödem, iltihap veya doku hasarı gibi sorunlara yol açabilir.

    • Omurilik yaralanması: Çok nadir olsa da ameliyat esnasında omurilik yaralanmasına bağlı felç meydana gelebilir. Genellikle geçicidir.

    • Kardiyak sorunlar: Ameliyatın, düzensiz kalp ritmine veya kalp krizine yol açma gibi düşük bir riski bulunmaktadır.

    • Ameliyatın başarısız olması: Füzyonlu Anterior Servikal Diskektomi ameliyatından sonra ağrı, uyuşukluk, kas gücü kaybı veya diğer şikâyetlerin giderilememe olasılığı düşükte olsa vardır.

    • Omurların birleşememesi: Anterior Servikal Diskektomi ameliyatından sonra komşu omurlar birbirine kaynamayabilir ve bu durum omurga bozukluklarına ve/veya ağrıya yol açabilir.

    • Ağrı yakınmasında artış: Nadir de olsa ameliyat sonrasında ağrı yakınması artabilir.

    • Enfeksiyon: Enfeksiyon cilt kesi bölgesinde ve altında olabilir. Enfeksiyona bağlı riskler arasında menenjit oluşumu ( beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı) bulunur.

    • Sinir hasarı: Ses tellerine giden sinirin yaralanma riski az da olsa mevcuttur. Bu durum sonucunda geçici veya kalıcı ses kısıklığı görülebilir. Çok nadiren vagus sinirinde oluşabilecek bir yaralanma diyafram fonksiyon bozukluğuna yol açabilir.

    • Sinir kökü yaralanması: Sinir kökü yaralanması; kolda ağrıya, ilgili kas gruplarında güçsüzlüğe ve ilgili ciltte duyu bozukluklarına neden olabilir.

    • Nüks: Ameliyat sonrasında, bulgular tekrar ortaya çıkabilir ve ek ameliyat gerekebilir.

    • Solunum problemleri: Ameliyat sonrası, genelde geçici olan solunum sıkıntısı veya pnömoni görülebilir. Pulmoner emboli (akciğerlerin damarlarının tıkanması) görülebilir.

    • İnme: Ameliyat esnasında veya sonrasında Karotid arterin yaralanması ve gerilmesi sonucunda inme meydana gelebilir.

  • Bel fıtığı hastalığı ve tedavisi

    Bel fıtığı hastalığı, omurga kemikleri arasında bulunan ve adeta amortisör görevi disk dediğimiz yapının kılıfının yırtılarak, içinde bulunan lastik kıvamdaki kıkırdak yapının bu yırtıktan taşıp bacaklara giden sinirleri sıkıştırması sonucunda olur.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Bel fıtığın hastaları başlıca; bel ve/veya bacak ağrısı, ayaklarda uyuşma, keçeleşme, yürümede zorluk, bacak veya ayaklarda kuvvet kaybı şikâyetleri ile başvururlar.

    Sıklıkla önce belde zorlayıcı bir hareket sonucu diskin etrafını saran kılıf bağ dokusu yırtılır. İlk aşamada hasta sadece bel ağrısı hisseder. Bir süre sonra yırtılan yerden diskin içindeki lastik kıvamdaki doku sinirlerin olduğu kanala taşar ve sinirleri sıkıştırması sonucu ağrı bacaklara yayılır. Hastalarımızın sıklıkla merak ettikleri ‘Bel fıtığı isem belimde hiç ağrı yok neden sadece bacağım ağrıyor?’ sorusunun cevabı budur. Sıkışan sinir uzandığı hat boyunca ağrıyı hissettirir. Aynı şekilde bacak ve ayakta uyuşma keçeleşme, yanma, karıncalanma şikâyetlerine neden olur. Daha ileri aşamalarda ayaklarda güçsüzlük oluşabilir. Daha ileri durumlarda, cauda equina sendromu ile karşılaşılabilir ki bu oldukça ciddi bir tablodur ve çok nadir görülür. Bütün bu sayılanlar yavaş yavaş oluşabileceği gibi saatler içinde son aşamaya kadar gelebilir.

    HASTALIĞIN TANISI NASIL KONULUR?

    Hastalığın tanısında; en önemli kriter hastanın anlattıkları ve nörolojik muayenesidir. Muayene bulgularının yanı sıra, direkt röntgen, MRI ( Manyetik Rezonans Görüntülemesi), BT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki gerekebilir. Tüm tetkik ve bulgular sonucunda ortaya çıkan tablo kişinin bel fıtığı hastası olup olmadığını ortaya koymaya yardımcı olur.

    BEL FITIĞI OLUŞUMUNDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazen 6 aya kadar uzamaktadır. Bazı meslek
    gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene
    yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli
    oturma veya ayakta sabit durmayı gerektiren meslekler, fazla kilolu olmak….

    Hayatının belli bir döneminde toplumun %85 inde bel ağrısı olur. Bu kişiler tedavi
    olsa da olmasa da %85-90 oranında bu ağrıyı istirahatle kendiliğinden
    atlatırlar. Bu nedenle tıp dışı yerlere giderek beline eğitimsiz kişilere
    manuplasyon yaptıranların, çektirenlerin %85 i ağrısının zaten istirahatle de
    kendiliğinden geçeceğini bilmesinde fayda vardır! Unutmayın ki bel ve bacak
    ağrınıza tıbben mutlaka bir çözüm vardır. O nedenle bu şikâyetleriniz olduğunda
    önce doktora başvurunuz.

    Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak
    hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç
    artarak risk yükselmektedir. Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve
    tedavisi daha zordur. Sigara içilmesinin bel sağlığına olumsuz etkisi vardır.

    Düzenli egzersiz yapanlarda, özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde
    ise bel fıtığı hastalığına daha az rastlanır.

    Bu riskleri kaldırmak çocukluktan itibaren eğitim ile olmalı ve ailede başlamalıdır. Yük nasıl kaldırılır, yerden bir şey nasıl alınır, yataktan nasıl kalkılır, düzenli bel egzersiz programı yapma alışkanlığı, kilo almamak, yürüyüş yapmanın önemi…sadece anaokulundan başlayarak bu eğitimi vermek ile bugünkü ameliyat ve tedavi masraflarını çok anlamlı oranda azaltmak mümkündür. Unutulmamalıdır ki bu eğitimler ve bu alışkanlıkları kazandırmak tamamen ücretsizdir ama hastalıkların tedavisi ise çok maliyetlidir.

    TEDAVİ

    Öncelikle acil cerrahi endikasyonlar dışında tedavi konservatiftir. Üç hafta süreyle konservatif tedaviye (yani; ilaç, istirahat, fizik tedavi vb…) cevap vermeyen hastaları tekrar değerlendirmek gerekir.

    Cerrahi uygulamada en önemli kriter ilerleyici kuvvet kaybıdır.

    Cerrahi ayrıca narkotik ilaçlara dahi cevap vermeyen şiddetli ağrılarda da uygulanır.

    Acil cerrahi gerektiren durumlar ise hızlı ilerleyici güç kaybı ve cauda sendromudur.

    Radyolojik tetkikler tanıyı destekleyen yöntemlerdir. Sadece MR da fıtık var diye hastayı ameliyat etmek tamamen yanlış bir uygulamadır. Örneğin sokaktan geçen 40 yaş üstü100 kişiye tesadüfi olarak seçip bel MR ı çektirsek radyoloji doktoru tarafından bunların en az %40 ında fıtık veya diskte yıpranma (siyahlaşma) rapor edilmektedir. Şimdi bu kişileri ameliyatmı edeceğiz? Tabiki hayır! Unutmayınız ki toplumda MR ında belirgin fıtığı veya siyah diski olup üst düzeyde sorunu olmadan yaşayan çok sayıda insan vardır.

    Amaç hastayı tedavi etmektir asla MR filmini değil.

    Bel fıtığı olan hastaya cinsel gücünü kaybedersin, felç olursun, idrarını ve büyük tuvaletini tutamazsın demek ve bunun için ameliyat etmek çok çok çok yanlıştır!!!

  • Bel bölgesi rahatsızlığı olan hastalara öneriler

    ~~Sizlere burada verilen bilgiler, rahatsız olsun olmasın tüm insanların uymasında fayda olan tavsiyelerdir. Sadece hasta olan veya ameliyat olanlar için değildir.

    ? Size vermiş olduğum egzersizler bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir, esnekliği arttırır, bele yüklenmeyi azaltır ve hareket kabiliyetini arttırır. Ağrıyı azaltır, yanlış duruşu düzeltir.

    ? Egzersizleri orta sertlikte bir zeminde yapınız.

    ? Hareketleri başlangıçta yavaş ve aşırıya kaçmadan yapın. Zorlandığınız yerde durun, zamanla daha açılarak hareket yapabileceksiniz.

    ? Egzersiz sırasında veya sonra hafif ve kısa süren sertlik, kas ağrısı olabilir, eğer ağrı ve rahatsızlık şiddetli hissedilirse ara verin.

    ? İdeal kilonuza ulaşın ve bu kiloyu korumaya özen gösteriN. Gerekirse uzmanlardan yardım alınız.

    ? İyileşme sürecinde zaman zaman batma, yanma, kasılma, yara etrafında ağrı, çekilme, uyuşukluk ve benzeri geçici şeyler hissedebilirsiniz endişelenmeyin bunlar normaldir. Sürekli olur ve geçmezse bizimle irtibat kurunuz.

    ? Mümkün oldukça ağrı kesicilerden uzak kalınız. Ağrınız olduğunda yatın, dizlerinizin altına 2 adet yastık koyun. Yan yatarsanız dizlerinizi karnınıza çekerek yatın. Ağrıyan yerlerinize jellerle masaj yapabilir ve sıcak su torbası uygulayabilirsiniz. Ağrınız geçmezse bir ağrı kesici alabilirsiniz.

    YATAĞA YATARKEN veya KALKARKEN

    ? Ortopedik yatakta yatınız. Sırtüstü dizlerinizin altına yastık koyarak veya dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatınız.

    ? Yataktan kalkarken önce bir tarafa doğru dönüp, bacaklarınızı kıvırın sonra bacaklarınızı yere sarkıtın. Daha sonra yan olarak ellerinizi kullanarak tüm gövdenizi kaldırın ve yatağın kenarında oturun. Karşıya bakın baş dönmeniz yoksa kalkın. YÜRÜYÜŞ ve AYAKTA DURUŞ

    ? Günde dizenli ve tempolu en az 45 dakika yürüyüş yapınız. Ayrıca imkanınız oldukça haftada 2 gün 30 dakika yüzmeyi öneririz.

    MERDİVEN İNERKEN ve ÇIKARKEN

    ? Merdiven inip çıkabilirsiniz. Zorlanır veya kendinizi dengeli hissetmezseniz kenarlıklara tutunarak inip çıkınız. OTURUŞ POZİSYONU ? Kollu bir sandalye ya da koltuk seçin. Dik oturun sandalyenin sabit değil, dönerli olması daha uygun olur. Küçük bir yastıkla belinizi destekleyin. Masanızda eğer bilgisayar varsa sizden aşağıda olmamasına özen gösterin. Ekran mümkün oldukça baş hizanızda olursa iyi olur.

    ? 30-45 dakika oturduktan sonra kalkın biraz dolaşın veya uzanın sonra oturmaya devam edin. Sürekli 2-3 saat oturmayın.

    EVDE İŞ YAPARKEN

    ? Mutfak tezgâhınızı belinizi bükmeden çalışacak şekilde yükselttirip ayarlayın. Evinizi silip süpürürken eğilmeden uzun saplı aletler kullanarak yapın.

    ARABA KULLANIRKEN

    ? Araba kullanırken, direksiyona mümkün olduğunca yakın oturun pedalları kullanırken bacağınızın çok gerilmemesine özen gösteriniz. Belinize bir destek yastığı kullanabilirsiniz. 45 dakika veya saat başı 10 dakika mola verin arabadan inerek belinizi çalıştırın.

    EŞYA KALDIRIRKEN

    ? Yerden bir şey alırken ya da eşya kaldırırken dizlerinizi mutlaka bükün, yükü vücudunuza yakın tutun ve kaldırın. 5-10 kilo arası yükleri kaldırabilirsiniz. Taşırken iki elinize eşit miktarda yük alarak dengeli taşıyın. Pazarda mümkünse pazar arabası kullanın.

    GİYİNİRKEN

    ? Ayakkabılarınızı giyerken uzun saplı çekecek kullanın. Bağcıksız ayakkabıları tercih edin. Bağcık bağlamanız gerekirse ayağınızı bir tabure ya da sehpa üzerine koyarak bağlayın.

    AYAKTA DURURKEN ve İŞ YAPARKEN

    ? Ayakta iş yaparken beldeki çöküklüğü hafifletmek için ayağınızın altına yükseklik koyun.

    ? Yüksek topuklu ayakkabılardan sakınınız.

    ? Mutfak tezgâhınız yüksek olsun, eğilerek çalışmayın. Evinizi temizlerken uzun saplı süpürgeler kullanın, eğilerek temizlik yapmayın.

    BELİNİZ İÇİN UYGUN OLMAYAN SPORLAR

    ? Boks, güreş, ata binme, bowling, tenis, futbol, voleybol, basketbol, kayak? En ideal sporlar yürüyüş ve yüzmedir.

    SON ÖNERİLER
    Otururken ve yürürken dik durunuz. Adeta başınızın üzerinde bir kitap var ve bunu düşünmemeye çalışınız. Bilgisayar ekranı baş yüksekliğinde olacak şekilde çalışınız, 30 dk da bir 5 dakika dinleniniz.
    ? Aşırı yük taşımayın (5-10 kiloyu geçmemeye çalışın).

    ? Belinizi aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçının. ? Uzun süre ayakta sabit durmamaya çalışın.

    ? Uzun süre oturmayın. Bir saat oturduktan sonra veya araba kullandıktan sonra ara verin kalkıp yürüyün hafif bel egzersizleri yapın.

    ? Otururken belinizi destekleyin ve dik oturabileceğiniz sandalyeleri tercih edin.

    Verdiğimiz egzersiz ve yürüyüşleri yapın. Özellikle yürüyüşü hayatınızın bir parçası haline getirin. Yürüyüş sizin tüm vücut sağlığınız için önemli bir egzersizdir

  • Beyincik sarkması ve türleri

    19. yüzyılın sonlarında 1860 yıllarında Alman Patolog Chiarı kendi adını verdiği beyincik ve beyin dokularının sarktığı 4 çeşit doğumsal anomaliyi tanımlamıştır.

    Tip 1: Beyincik sarkması beyinciğin alt kısımlarının boyunda omurilik kanalı içerisine sarkmasıdır.

    Tip 2: Beyincik sarkması beyinciğin alt kısımları yanında beyincik kendisinin boyunda omurilik kanalı içerisine sarkmasıdır. Bu tip sarkmada birlikte bel bölgesinde myelomeningosel kesesi bulunmaktadır.

    Tip 3: Beyincik sarkmasında ise boyun bölgesinde myelomeningosel kesesi ile beraberinde beyin yapılarının kese içerisine bulunmasıdır.

    Tip 4: Beyincik sarkmasında ise beyincik dokularının gelişmemesi yanında orta beyin dokuları da sarkmıştır .

    Tip- 1 Beyincik Sarkması:

    Bu tip sarkmanın ana özelliği beyinciğin en uç kısımları omurilik kanalı içerisine sarkmasıdır. Bu hastalıkta Beyin Omurilik Sıvısının (BOS) hem beyin, hemde omurilik kanalında dolaşımı bozulması sonrası beyin içerisinde basınç değişikliklerine ve kafa içi basıncının aralıklı artmasına yol açmaktadır.

    Sarkmanın oluşumunda İleri Sürülen nedenler;

    1:Kafa içi basıncı ile omurilik kanalı arasındaki basınç farkı nedeniyle bu anomali oluşmaktadır.

    2: Beyincikteki yapışıklılara bağlı olarak beyin suyunun dolanımın bozukluğu söz konusudur.

    3:Yaygın gelişimsel bozukluğun sonucu beyincik dokuları uzamıştır.

    Tip-1 Beyincik Sarkması:

    Tip- 1 beyincik sarkması genellikle gençlik çağında daha sık görülmektedir. En sık görülme yaşı 20-30 yaşlarıdır. Kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülmektedir. Çocukluk çağında ise çok nadir görülmektedir.

    Klinik Şikayetleri ve Bulguları:

    Beyincik sarkması en sık şikayetleri özellikle aralıklı artan kafa içi basıncı sonrası baş, ense, boyun ve omuzlardaki ağrılardır. Baş ağrısı özellikle geceleri uykudan uyandıracak tarzdadır. Baş ağrısı genellikle bulantı bazende kusma ile birlikte görülebilir. Baş ağrısını ense bölgesindeki bazen omuzlara doğru yayılan ağrıları ve sertlikler takip eder. Ağrı zaman zaman olur bazen ise hiç olmaz bunun nedeni ise beyinsuyunun dolaşımındaki aralıklı tıkanmadır.. Ayrıca omuz, bel veya bacak ağrıları görülür bu ağrılar yansıyan tarzda değildir. Ense, omuzlar ve kollardaki ağrı ve basınç veya baskı hissi en sık şikayetleridir. Bu ağrı şikayetlerini baş dönmesi dengesizlik takip eder. Artan kafa içi basıncının yansıması olarak gözlerde bulanık görme, çift görme, gözlerin arkasında ağrı ve basınç hissi işığa ve güneşe bakamama şikayetleri görülür. Nörolojik bulgular vakaların % 70 inde görülen özellikle motor ve duyu bozuklukları kollarda veya bacaklarda görülür, bu bulgular omurilik siniri içerisinde kisti (sirengomyeli) olanlarda belirgindir. Bundan başka % 30- 40 oranında dengesizlik görülen önemli bir şikayettir. Daha az sıklıkla % 15-25 oranında yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu, nistagmus, ve beyincikteki sinirlerin felçleri görülür. Beyincik bir denge merkezi olduğu için beyincik baskı altında olduğu için özellikle ince hareketler veya koordine hareketler bazende ellerde titremeler görülür. Çocukluk ve ergenlik çağı ilerleyici omurga eğriliklerinin (skolyozların) % 30 unda beyincik sarkmasıyla birlikte görülür.

    Teşhis

    Bu hastalığın teşhisinde günümüzün en iyi teşhis yöntemi Magnetik Rezonans Görüntülemedir (MR). MR incelemesinde beyinciğin alttaki kısımları omurilik kanalına uzanmasıdır. Ancak bu sarkma miktarı çok önemli değildir. Çünkü beyincik sarmasındaki sebeb olaylar farklı olduğundan örneğin 3 mm lik bir sarkma bile beyincik sarkması şikayet verirken, 8 mm lik sarkma şikayet vermeyebilir. Bu hastalığın beraberinde (küçük posteriör fossa, platibazi, atlanto-oksipital asimilasyon veya baziler invaginasyon) gibi doğumsal anomaliler eşlik edebilir. Bu nedenle boyun bölgesinin 3 boyutlu Bilgisayarlı Tomografi ile bu hastalıkların birlikte bulunup bulunmadığı dikkatlice araştırılmalıdır. Beyin tomografi sinde beyinciğin ve omurga kemikleri detaylıca incelenir. Bu teşhis yöntemi Cerrahi planlamada oldukça önemlidir. Ayrıca beyin içerisinde beyin suyu dolanımı için beyin BOS dinamiği gözden geçirilmelidir. Beyincik sarkmalarıın % 50-60 ında omurilik sinir içerisinde kist (sirengomyeli) birlikte görülmektedir.

    Ayırıcı Teşhis

    Bu hastalar genellikle hastanelerde bir çok değişik kliniklerde tetkik ve tedavi edilirler Bu hastalıkların bazıları;

    Baş ağrısı nedeniyle nöroloji polikliniklerine tetkik ve tedavi edilir.

    Baş dönmesi başlığı altında öncelikle vertigo diye araştırılır.

    Boyun fıtığı nedeniyle beyin cerrahi ortopedi fizik tedavi ve ağrı polikliniklerinde araştırılır.

    Depresyon başlığı altında psikiyatrı kliniklerince tedavi edilir.

    Uyku apnesi başlığı altında ve solunum problemi nedeniyle göğüs hastalıkları tetik edilir.

    Bazen göğüs ağrısı nefes darlığı nedeniyle kardiyoloji klinikleri tarafından tetkik edilir.

    Bulantı şikayeti ile gastroentroloji kliniklerince tetkik edilir.

    Nöroloji klimiğince demyelinizan (multipl skleroz) hastalık tanısı tetkik ve tedavi edilirler.

    Tedavi

    Bu hastalığın tedavisi cerrahidir. Malesef bu hastalığın ilaç tedavisi yoktur. Tedavide ana soru bu hastalık şikayet veriyor mu, yoksa vermiyor mu bu sorunun cevabı çok önemlidir. Cerrahi tedavinin amacı, boyun bölgesinde baskı altındaki beyinciğn rahatlatılması ve beyin suyunun dolaşımnı düzeltmektir.

    Beyincik ameliyatı yapmadan önce önden baskı nedenleri; baziler invaginasyon, platibazi, C-1 asimilasyonu iyice tanımlanmalıdır. Bu durumda ağız yoluyla öndeki bası kaldırıldıktan sonra enseden cerrahi girişim düşünülmelidir.

    Çocukluk çağı beyincik sarkamalarında cerrahi kararı çok dikkatli olunmalıdır. Bu yaş grubunda beyincik sarkaları teşhisi çoğunlukla tesadüfi bulgudur. Bu yaş grubu olgularında cerrahi tedavi konusunda kesin bir fikir birliği yoktur.

    Erişkin grubu beyincik sarkamaları ameliyat sonuçlarında özellikle enseden suboksipital kraniektomi, C-1 laminektomi ve duraplasti yapılan olguların takriben % 100 şikayetlerde iyileşme, kisti (sirengomyeli) olanların ise yapılan cerrahi tekniğe göre değişen oranlarda % 80-90 kiste küçülme ve şikayetlerde iyileşlemeler görülmektedir.

    SONUÇ

    Beyincik sarkması genelikle bir doğumsal hastalıktır oluşumunda bir mekanik blok sonrası beyicinkteki baskı ve BOS dolanımı engellenmesi söz konusudur. Genellikle genç erişkin yaşında değişik subjektif veya objektif şikayetleri vardır. Bu şikayetler arasında en sık olanları baş ağrısı, boyun ağrısı ve omuzlarda ağrı sıktır. Hastaların %60 ında beraberinde omurilik içerisinde kist bulunur. Teşhisde boyun MR altın standart olup beyincik alt kısımları omurilik kanalı içerisine uzanmıştır. Beyincik sarkması tedavisi cerrahidir. Cerrahi tedavide suboksipital dekompresyon, duraplasti en sık yapılanıdır. Eğer cerrah ameliyat esnasında ense bölgesindeki, varsa kemik,baskıları kaldırırsa veya beyincik içerisisndeki BOS dolanımını engelleyen nedeni ortadan kaldırısa cerrahi tedavinin sonuçları mükemmeldir Böyle durumlarda beyincik sarkması şikayetlerin tama yakın iyileşmektedir. Eğer beyincik sarkmasının nedeni ortadan kaldırılmazsa malesef şikayetlerde iyileşme beklenmemelidir. Böyle başarısız durumları ayırıcı teşhiste bulanan hastalıkaları diğer beyincik hastalalıklarını ve / veya yapılan cerrahi tekniği tekrar gözden geçirilmelidir.

  • Bel fıtığı ve teşhisi

    Bel fıtığı ve teşhisi

    Beş adet omur ve bu omurlar arasındaki adeta amortisör görevi gören diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesini oluşturur. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki disklerin içi jelatin kıvamında yaklaşık %70- 80 oranında su içeren bir sıvı ve dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Zaman içinde bu disklerin içindeki sıvı oranında azalma ortaya çıkarak daha önceden kırılmayan kopmayan vasıftaki disk içeriği kuruyarak kırılabilir, kopabilir bir şekle gelir. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda suyunu kaybetmiş, bozulmuş jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar.

    Diskin kapsülündeki yırtılmaların olduğu dönemlerde hastalar zaman zaman olan bel ağrılarından mustariptirler. Bunların çoğu hiçbir tedavi görmeden sadece yatak istirahati ile bile düzelebilir. Ancak hastalık daha da ilerleyince bacağa giden sinirleri sıkıştırır ve hastalarda bu dönemde daha çok bacak ağrısı ön plana geçer. Sinir lifleri de aynı elektrik kablolarına benzerler, çoğunlukla daha dışta yüzeye yakın olan lifler hissi taşıyan liflerdir. Daha derinde olanlar ise hareketi yaptıran lifleridir. Hastalarda bacağa gelen sinirde, çıkmış olan disk tahrişe yol açınca ilk önce o sinirin hissi taşıdığı bölgede ağrı duyulur. Olay ilerleyip hissi taşıyan liflerde hasar olursa o bölgede uyuşukluk ( hissizlik) ortaya çıkar, eğer hala bu aşamada da hasta tedavi edilmez ise hareketi yaptıran liflerin de etkilenmesi neticesi hastada kuvvet kaybı ortaya çıkması kaçınılmazdır. Daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

    Belirtileri nelerdir?

    Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Bazen hastalar yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Ani bir zorlanma ya da ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle ya da tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Antisiyataljik postür denilen ağrıyı azaltmak amacı ile belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.

    Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.

    Teşhis nasıl konur?

    Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi ve MR gerekebilir.

    Bel fıtığından korunmak mümkün müdür?

    İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

    Bel fıtığının tedavisi nasıldır?

    Kısa süreli yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Bacaklar karına çekik yan yatar pozisyon (ana rahmindeki cenin pozisyonu) en iyi dinlenme şeklidir.

    Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılabilir.

    İlaç ve istirahat tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda fizik tedavi ve rehabilitasyon hastaların büyük çoğunluğunda şikayetlerin geçmesine yardımcı olur.

    Bütün hastalara bel koruma prensipleri ve hastalığın aşamasına göre egzersizler gösterilmelidir.

    Hastalarda idrar – gaita tutamama ve ilerleyen kuvvet kaybının olması durumunda hiçbir başka tedavi yöntemi ile zaman kaybetmeksizin acil ameliyat yapılmalıdır. Yine tüm ağrı kesici tedavi yöntemlerine rağmen bacak ağrısı geçmeyen hastalarda da cerrahi müdahale geciktirilmeden uygulanmalıdır. Bunların dışında kalan hastalarda yapılan tüm diğer tedavi yöntemleri denenmesine rağmen bacak ağrısı geçmiyorsa ve bu bacak ağrısı kişinin günlük hayatını etkileyecek düzeyde ise yine cerrahi tedavi düşünülür.

  • Meraljiya parestetika nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

    Meraljiya parestetika nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

    Lateral femoral kutanöz sinir L2 ve L3 spinal sinirlerinden orijin alır ve inguinal ligamanın lateralinde bir tünelden geçer. Lateral femoral kutanöz sinir sadece duyusal lifler içerir ve uyluğun ön yan bölümlerinin duyusunu sağlar.

    Meraljia parestetika; lateral femoral kutanöz sinirin inguinal kanalın altından geçerken sıkışmasına bağlı olarak uyluk ön ve dış tarafında ağrı, uyuşma ve karıncalanmanın görüldüğü bir hastalıktır.

    Meraljia Parestetikada Belirtiler Nelerdir?

    Uyluk yan yüzünde

    Uyuşma

    Karıncalanma

    Ağrı şikayeti olur.

    Dokunma ile ağrı oluşabilir. Ayakta durmak ve uzun süre yürümek şikayetleri arttırabilir .Dar giysiler, korseler, kemerin sıkı takılması sinirdeki basıya neden olabilir.

    Meraljia Parestetika Nasıl Tedavi Edilir?

    Ağrının kontrolünde kilo verilmesi ve karın kaslarının kuvvetlendirilmesi yararlıdır. Kortikosteroid ve lokal anesteziklerin inguinal ligamanın lateral kısmına enjeksiyonu ağrıyı azaltabilir.Şikayetlerin şiddetli olması durumunda cerrahi müdahale gerekli olabilir.

  • Boyun ağrısı ve tedavileri

    Boyun ağrısı ve tedavileri

    Günümüzde birçok kişi hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekmektedir Boyun ağrısına yol açan hastalıklarda ağrı bazı kişilerde sadece ensede görülürken,bazı kişilerde ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğse doğru yayılabilir. Genellikle hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık , kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi ağrı ile birlikte sık dile getirilen diğer şikayetlerdir. Boyun ağrısına yol açan hastalıklar çok çeşitlidir. Bunlar arasında boyun omurgasında osteoartrit (kireçlenme), boyun fıtığı, miyofasyal ağrı sendromları, aşırı kullanıma bağlı gelişen ve zedelenme sonucu gelişen ağrılar sayılabilir. Masa başında çalışanlar ve bilgisayar kullananlarda boyun ağrısı sıktır. Özellikle kadınlarda yaşla birlikte ağrının sıklığı artmaktadır.

    Neler Yapmalıyız?

    Duruşunuzun düzgün olması ve boyun-sırt bölgenizin güçlendirilmesi, boyununuzun darbeden ve tekrarlayıcı stresten korunması gerekmektedir. Dengeli beslenmeli ve günlük fiziksel aktivitemizi arttırmalıyız.

    Masabaşı Çalışanlar İçin

    Masada otururken sık ve kısa aralar verip ayağa kalkmalısınız, kısa yürüme ve germe egzersizleri yapmak önemlidir.

    Sandalyenizi kalçalarınızın hizasında dizlerinizden hafifçe daha yukarıda olacak şekilde ayarlamalısınız, baş ve boyun doğru pozisyonda olmalıdır.

    Genel Olarak

    Çok kalın yastıkla yatmamalıyız. Yüzüstü yatmak boyundaki ağrınızı ve kısıtlılığı arttırabilir bu nedenle sırtüstü ya da yan pozisyonda yatmak daha doğrudur.

    Uzun süre başınızı aşağı doğru eğecek aktivitelerden kaçınmanız gereklidir.

    Boyuna yönelik germe ve güçlendirme egzersizlerin yapılması uzun dönemde ağrının tekrarlamaması için önemlidir. Genel sağlığınız için yürüyüşler yapmalı ve mümkünse omurga sağlığımız için yüzmeliyiz.

    Boyun Ağrılarının Tedavisi

    Boyun ağrılarının tedavisinde öncelikle ağrının kaynağının teşhis edilip tedavinin bu tanı yönünde planlanması en doğru olanıdır. Bazı boyun ağrılarının kaynağı boyun fıtıkları yada tümörler olabilmektedir. Boyun fıtığı olgularının bir kısmı ilaç tedavisi ve fizik tedavi gibi ameliyat dışı yöntemlerle iyileşebilmektedir. Ancak, mesane ve barsak fonksiyonlarında bozulma,uygun tedaviye rağmen kas gücü ve duyu kusurunun ilerlemesi, sinir kökü basısına bağlı ağrının diğer tedavi yöntemleriyle giderilememesi gibi durumlarda cerrahi tedavi uygulanır.

    Fizik tedavi: Birçok kişide boyun ağrılarında fizik tedavi ile düzelme sağlanabilmektedir. Fizik Tedavide sıcak, soğuğun ve elektriksel uyarının fizyolojik etkilerinden yararlanarak kaslarda gevşeme ve yumuşak doku ağrılarının giderilmesi amaçlanır. Sinir kökü ağrılarının ve baskısının azaltılması için traksiyon yöntemleri kullanılabilir.

    İlaç tedavisi: Boyun ağrılarında ağrı kesiciler, antienflamatuar ilaçlar, kas gevşetici ilaçlar, uyku düzenleyici ve antidepresan ilaçlar kullanılabilir. İlaç tedavisinin mutlaka hekim tarafından düzenlenmesi gereklidir.

    Bazı hastalarda , elle yapılan spinal mobilizasyon ve manipulasyon tedavileri de oldukça yüz güldürücüdür. Ancak mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır. Yumuşak doku veya boyun eklemlerine ya da epidural aralığa enjeksiyon uygulamaları da uygun hastalarda faydalıdır.

    Boyun ağrılarında özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde boyunluk verilebilir. Uzun süreli veya devamlı kullanımda boyun kaslarında zayıflama ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişebileceği için kısa süreli kullanım önerilmektedir.

    Rehabilitasyon: Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın, kalıcı bir iyileşme için doktor tarafından düzenlenen boyun egzersiz programı tedavinin esasını oluşturur. Egzersiz programı her hasta için ayrı düzenlenir. düzeltici egzersizler, boyun kaslarını germe egzersizleri ve boyun kaslarını güçlendirici egzersizler uygulanır.

  • Bel fıtığı ve tedavi seçenekleri

    BEL FITIĞI

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR? KİMLER RİSK ALTINDA?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    BEL FITIĞININ NEDENLERİ

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    BEL FITIĞI KENDİNİ NASIL BELLİ EDER?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi birçok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.

    BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    a)Başlangıç Safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığı ameliyatlarındaki amaç fıtıklaşan diskin temizlenesi ve sinir üzerindeki basıyı kaldırmaktır.

    Açık diskektomi: Genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta yüzüstü yatar pozisyondayken gerçekleştirilir. Uygulama fıtık bölgesinin üstündeki ciltte açılmış yaklaşık 3-5 cm’lik bir kesiden yapılır. Kas dokusu etkilenmiş diskin üstündeki kemiklerden sıyrılır, ekartör denilen cerrahi alet ile kas ve deriyi cerrahi bölgeden uzaklaştırır ve böylece cerrah, omurga ve diski görebilir. Daha iyi bir bakış açısına sahip olabilmek için kemik ve ligamentler ortadan kaldırılabilir, böylece sinir kökünü zedelemeden bombeleşmiş, bozulmuş diske erişim sağlanmış olur. Cerrah diski ve diğer çevreleyen yapıları, disk duvarından çıkıntı yapan disk parçalarını ortadan kaldırılır. Günümüzde çok tercih edilen bir yöntem değildir.

    Mikrodiskektomi: Bu işlem sıklıkla belden aşağısında bölgesel anestezi şekli olan Epidural Anestezi veya genel anestezi ile operasyon mikroskopuyla cerrahi alanı 20 ila 40 büyütme altında yapılır. Daha küçük kesi yapılır(yaklaşık 1-1.5 cm), kas dokusu daha az sıyrılır ve daha iyi görüş sağlanır. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası kas spazmının ve ağrının daha az almasını sağlar.Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 boyutlu ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır. Damarlar ,sinirler ve disk çok daha net görülür,Damar ve sinir gibi dokulara zarar verme ihtimali çok düşüktür,Mikroskop altında bası etkisi olan diskin temizlenmesi daha güvenlidir.Kesi yeri daha sonra içten dikişle kapatılır ve üzerine küçük bir pansuman yapılır.Mikrodiskektomi Günümüzde en güvenli ve etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.

    Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı: Bel bölgesinde orta hattan veya yan taraftan girilerek yapılır. Endoskopik girişimde diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Endoskobik bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştirilebilir. Ancak her fıtığın bu yöntemle ameliyat edilmesi mümkün değildir.

    BEL FITIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    · Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

    · Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

    · Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.

    · Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

    · Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

    · Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

    · Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.