Omurganın dejeneratif hastalıkları yaşlanma süreci ile bağlantılı durumlardır. Son dönemlerde tıptaki gelişmeler ve hastalıklara yönelik tanı ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ile toplumdaki yaşlı popülasyonda artış meydana gelmiş ve buna bağlı senilite ile ilişkili omurganın dejeneratif hastalıklarında da artış oluşmuştur. Bununla bağlantılı olarak omurganın dejeneratif hastalıklarının tedavisine yönelik çalışmalar hızla artmaktadır. Yaş ilerledikçe omurlar arasında yer alan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur.
Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Diskin dejenerasyonu sürecinde ilk karşılaştığımız durumlar disk dokusunun dış kısmını oluşturan annulus fibrosus dokusunda yırtıklar ve disk herniasyonlarıdır. Dejeneratif disk hastalığı tablosu annuler yırtıkların ilerlemesi ve diskin iç yapısında bozulmalar ile seyreder. Ağrılı bir durumdur. Disk herniasyonları (bel fıtığı) disk dokusunda dejenerasyon sonucunda oluşabilir; ama disk herniasyonları dejeneratif disk hastalığından tanı ve tedavi olarak farklılıklar gösterir. Bu dejeneratif süreç eğer ilerlerse karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir.
Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50- 55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Cerrahiye hastaları götüren neden genellikle uygulanan cerrahi dışı tedavilere rağmen (ilaç tedavisi, fizik tedavi, epidural steroid uygulamaları gibi) hastanın ağrılarının geçmemesi ve ilerlemesidir. Bu durum hastaların yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Ağrı artışı ile birlikte genellikle radyolojik olarak hastaların omurgalarındaki bulunan patolojileri (kayma, skolyoz ve kanal darlığı) ilerlemektedir.
Omurganın dejeneratif hastalıklarında her hasta ayrı olarak değerlendirilir ve cerrahi karar aşamasında riskler ve cerrahi faydalar detaylı olarak hastalar ve yakınları ile görüşülerek karar verilir. Karar verme sonucunda uygulanacak etkili cerrahi tedaviler ile hastaların ağrılarında azalma ve yaşam kalitelerinde artma gözlenecektir.
Disk dokusunun iç kısmının bozulması bel ağrısı ile karşımıza çıkar ve dejeneratif disk hastalığı (degenerative disc disease) olarak adlandırılır. Bu durum disk dokusunun fıtıklaşmasından (disk herniasyonu) farklı bir durumdur. Radyolojik olarak MRG incelemesinde disk dokusunda T2 incelemelerinde kararma ile (black disc) belirti verebilir ve dejenerasyon ilerlediği zaman diskteki bu kararma artar ve omurlar arasındaki disk yüksekliğinde azalma görülür. Ağrılı bir durumdur. Genelde tek disk seviyesindedir. Tanı klinik, MRG ve diskografi yapılarak konulur.
Dejeneratif disk hastalığında ağrılı süreç 6 ay üzerinde devam ederse, uyglanan fizik tedavi ve epidural steroid enjeksiyonlarına rağmen ağrı geçmez ve sebat ederse burada cerrahi uygulamak gerekebilir. Çünkü dejeneratif disk hastalığı sonucunda görülen bel ağrısı yaşam kalitesini bozan rahatsızlık verici bir durumdur. Bugün dünyada tercih edilen iki cerrahi tedavi yöntemi vardır. Birincisi disk dokusunu koruyarak sadece hastalıklı diskin olduğu omurlar arasına posterior dinamik stabilizasyon uygulamak. Bu sayede dejenere diskin üzerine binen yük ortadan kalkacak veya azalacak dolayısıyla bel ağrısıda düzelecektir. Literatürde bu yöntemle diskin korunduğu ve ilerlememiş bir disk bozukluğu varsa bu disk dokusunda radyolojik olarak iyileşme olduğu bildirilmiştir. İkinci yöntem füzyon cerrahisidir. Burada ise dejenere disk dokusu tamamen alınır ve yerine kemik dokusu veya kafesler konularak füzyon (dondurma) girişimi uygulanır. Yine bu girişimle beraber posterior stabilizasyon cerrahiye eklenir.
Disk herniasyonları (bel fıtığı) tablosu ayrı bir durumdur. Burada disk dokusunun iç kısmındaki nucleus pulposus dediğimiz doku annulusu yırtarak kanal içerisindeki sinir dokularına baskı yapabilir. Sonuçta bacakta veya ayakta kuvvet kaybı ve/veya his kaybı ile sonuçlanan bir tablodur. Disk herniasyonu sonucu belirgin bir nörolojik defisit (tıbbi tedaviye yanıt vermeyen şiddetli ağrı, düşük ayak, idrar kaçırma, her iki bacakta güç ve duyu kaybı) varsa acil ameliyat gerekebilir, ama bunun dışındaki durumlarda genelde 4-6 hafta kadar ilaç ve fizik tedavi gibi tedavi yöntemleri uygulanır ve sonrasında düzelme olmaz veya ilerleme olursa cerrahi düşünülebilir. Cerrahi tedavide standart uygulama mikrocerrahi yöntemler ile diskektomidir.
Belimiz 5 adet omurgadan ve omurga aralarında disk denilen yastıklardan oluşan bir yapıya sahiptir. Gövdemizden gelen yükü kalçaya bacaklara aktarma ve postürümüzü (duruşumuzu) sağlama görevleri vardır. Gövdemize destek olarak dik durmamızı sağlarken, aynı zamanda her yöne eğilme hareketleri yapmamıza izin verir. Omurlar birbirine disk yastıkları ve faset eklemi denilen eklemler ile bağlıdır. Bu ana bağlantıların yanı sıra omurların çevresinde destek bağ ve kas dokusu sayesinde omurlar birbirine sıkıca bağlı halde durur. Tüm bu yapılar uyum içerisinde gövdenin yükünü taşıyıp, dik pozisyonda durmamızı sağlarken belirli hareketlerimize izin verir. Tüm yapıları sağlıklı bir bel, ağrıya yol açmaz.
Bel ağrısı erişkinlerde çok yaygın görülen bir hastalıktır. Tüm erişkinlerin yaklaşık % 80′ i yaşamları boyunca en az bir kez bel ağrısı atağı geçirirler. Yaşamın belirli bir kesitinde tüm erişkinler aynı anda sorgulanabilse %15′ in bel ağrısı olduğu görülür. Bel ağrısı travma, ağırlık kaldırma veya yapılan ters bir harekete bağlı oluşabilirken, bilinen bir neden olmadan da meydana gelebilir. Ağrı aniden veya şiddeti giderek artan bir şekilde başlayabilir. Bel ağrısı derinden gelen bir sızı, yanma şeklinde olabilir. Bel ağrısına tek taraflı veya çift taraflı kalçaya veya uyluğa yansıyan ağrı eşlik edebilir. Bel Ağrısının Nedeni Nedir? Bel ağrısının gerçek kaynağını bulmak zordur. Diskin kendisi, çevredeki bağ ve kas dokusu, faset eklemleri ve ligamentleri, kıkırdak yapılar ağrı kaynağı olabilir.
En sık bel ağrısı nedeni disk kökenli ağrılardır. Yaşlanma ile beraber diskin içeriğinde su oranı azalır. Yapı değişikliğine bağlı çevreye yansıttığı yüklerin dağılımı değişir. Sonuç olarak küçük travmalar ile zayıflayan anulus fibrosus tabakasında yırtık oluşur. Tüm bu değişikler disk kaynaklı ağrıya yol açar. Diskin yapısındaki bozukluk bir bütün yapı olan omurga segmentinin diğer yapılarında da bozulmaya yol açabilir. Bu durumda diğer yapılardan kaynaklı ağrı da gelişebilir. Bu süreç diskin kendini onarması ile sonuçlanabileceği gibi, iç tabakanın sinirlere doğru taşması şeklinde tanımlanabilecek disk hernisine ya da kemik yapının kuvvet dağılımındaki bozulmaya bağlı olarak yapı değişikliği göstermesinden dolayı lomber dar kanal veya bel kayması olarak tanımlanan hastalıklara yol açabilir.
Bel Ağrısı Ne Kadar Sürer?
Bel ağrısı atağı, ağrı kaynağı neresi olursa olsun, belli bir süre sonra, dokunun kendisini onarmasına bağlı olarak kendiliğinden geçer. Bel ağrılarının yaklaşık %50 ‘si 2 hafta, %80′ i 6 hafta içerinde azalarak geçer. Bir kez bel ağrısı atağı geçiren kişilerin %30’ unda bel ağrısı tekrarlayabilir ve kronikleşebilir. Altı hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ağrısı kronikleşmiş sayılır.
Ne Yapmalı?
Nadir de olsa bel ağrısı başka bir hastalık belirtisi olarak başlayabileceği için, bel ağrısı atağı geçiren kişinin bir hekime başvurmasında yarar vardır. Ağrıyla beraber seyreden ateş, terleme, kilo kaybı gibi belirtilerin olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir.
Bel ağrısının doğal seyri kendiliğinden iyileşmektir. Fakat bu ağrılı dönemin daha rahat geçirilmesi için hekim bazı önerilerde bulunabilir. Kısa süreli (4 gün) yatak istirahatı, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar bu önerilerden bazılarıdır. Bu süreçte hekimin saptadığı başka hastalık belirtisi yoksa direk grafi, manyetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik incelemelere gerek yoktur. Altı hafta geçmesine rağmen bel ağrısı devam ederse radyolojik inceleme yapılır.
Akut ağrı atağında kısa süreli yatak istirahatı, belin üzerine binen yükü azaltacağı için yararlıdır. Ancak yatak istirahatı 4 günü geçerse, omurganın etrafında bulunan destek kasları zayıflayacağından, yaradan çok zarar verebilir. Sanılanın aksine sert bir zeminde yatak istirahatı uygun değildir. Önemli olan yatağın konduğu zeminin sert olmasıdır.
Günümüzde kullandığımız hemen hemen bütün yatak modelleri bu özelliği taşımaktadır.
Bel ağrı tedavisinde önerilen ağrı kesici ilaçlar genellikle yangı giderici, yani ağrı hissine neden olan bazı kimyasal mekanizmaları engellemeye yönelik ilaçlardır. Bu ilaçları doktor önerisi dışında kullanmak, özellikle sindirim sistemi üzerinde oluşturabileceği yan etkilerinden dolayı uygun değildir. Bu ilaçları doktorunuzun önerdiği sürede ve dozda kullanmakta yarar vardır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, bel ağrısı için yapılan bütün tıbbi tedavi yöntemleri ağrı kaynağını ortadan kaldırmaz, ağrının hissediliş derecesini azaltır. Vücudumuzun tamir mekanizmaları 6 haftaya kadar ağrı kaynağı olan dokuyu onarabilirse bel ağrısı geçer.
BEL AĞRISI
Ne Zaman Durum Ciddidir ve Ne Zaman Mutlaka Doktora Gitmek Gerekir?
6 hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ve/veya bacak ağrısı, bacakta güç kaybı hissedilmesi, idrar yapmakta veya tutmakta güçlük, makat bölgesini içeren uyuşukluk hissi, kısa mesafe yürüyüşlerde bile her iki veya tek bacakta gelişen uyuşukluk, yorgunluk hissi, özellikle idrar yapma güçlüğü veya makat bölgesinde uyuşukluk yakınmaları geliştiği zaman veya bacakta belirgin güç kaybı gelişirse, acil cerrahi girişim endikasyonu vardır.Bu durumlarda sinir dokusu basısı ciddi boyutlarda olduğu için, erken dönemde yapılacak cerrahi girişim yakınmaların düzelmesini sağlayabilir. Zaman geçtikçe yakınmaların kalıcı olma olasılığı yükselir.
Geçmeyen bel ve bacak ağrısı yakınması ile başvurduğunuz hekiminiz yaptığı muayenesinde kuvvet kaybı bulmazsa, radyolojik incelemelerin ışığında size cerrahi girişim dahil olmak üzere çeşitli tedavi yöntemleri önerecektir. Ağrının şiddetine, yaşamınızı etkileme boyutuna göre bu tedavi seçeneklerinden karar verilecektir.
Yatak istirahatı: 2-3 gün yarı yatar pozisyonda boyun eğriliğine uygun ince yastıkla istirahat konservatif tedavinin ilk aşamasıdır. Erken dönemde (ilk 48 saat) soğuk, sonra sıcak uygulamaları faydalıdır.
İlaçlar: Ağrı kesiciler (aspirin, asetaminofen), Anti-inflamatuar ilaçlar (Naprosyn, İndocin vs) inflamasyonu önleyerek ağrıyı azaltırlar. Kas gevşetici ilaçlar kas spazmlarını rahatlatır, sinir iritasyonunu azaltırlar.
Boyunluk: Boyunluk genellikle akut ağrılı dönemin ilk 2 haftasında dinlendirme ve hareketi kısıtlamak için önerilmektedir. Kaza geçirenlerde araştırmalar tamamlanana kadar mutlaka boyunluk takılmalıdır. Üç haftadan sonra uzun süreli boyunluk takılması önerilmemektedir. Boyun kaslarında erime ve kuvvetsizlik gelişmektedir. Geç dönemde mutlak boyun egzersizlerine önem verilmelidir. Geçirilen boyun ameliyatlarından sonra da doktor önerisiyle uzun süreli boyunluk takmak gerekebilmektedir.
Fizik tedavi: Boyun ağrısı olanlarda özellikle kronikleşen ağrılarda fizik tedavi son derece faydalıdır. Masaj, hidroterapi(su tedavisi), ültrason, elektrikli sinir dalgaları(TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.
Boyun Çektirme (şiropraksi): Yapılan işlemin boyundaki yük miktarını azaltıp ağrıyı geçirdiği bildirilmektedir. Ciddi boyun fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Mutlaka doktor önerisiyle ve bizzat kontrolünde uygulanmalıdır.Düzeltmek yerine sonuçlar daha da kötü olabilir.
Enjeksiyon tedavileri: Ağrıya neden olan yerin bulunup, oraya ağrıyı algılamayı engelliyen ilaçların verilmesidir. Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.
Ozon terapi:Enjeksiyon tedavisi gibidir.Sorunlu bölgeye uygun doz ve konsanteasyonda ozon gazı enjekte edilir.
Akapunktur ve biyolojik geri iletim (Biyoenerji): Günümüzde kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte; boyun ağrılarının tekrarını önlediği ve düzelmeyi hızlandırdığı kanıtlanamamıştır.
Güçlendirme egzersizleri, Aerobik: Boyun ağrısının tedavisinde ve korunmada çok önemlidir. Boyun eğriliğinin düzeltilmesinde yardımcı olur.
Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?
– Omurgada tümörü veya apsesi olanlara, – Yürüme zorluğu, elde beceriksizlik yapan dar kanal hastalarına, – İlerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe bası yapan boyun fıtıklarına, – Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere, – Omurga kırığı ve omurga kayması olanlara, – Ciddi omurilik ve sinir basısı olanlara, – Yapılan radyolojik incelemelerin (CT, MRI gibi ) problemin varlığını gösterilenlere
Cerrahi yöntemler:
1) Servikal laminektomi: Genel anestezi altında cerrah omurgaya arkadan ulaşır ve omurilik üzerindeki basıyı kaldırmak için arka yerleşimli kemik dokularını çıkartır. Omurilik rahatlatılır.
2) Önden basit diskektomi: Genel anestezi altında boyunun ön kısmına küçük bir kesi yapılır. İki omurga arasındaki disk dokusu mikroskop yardımıyla tamamıyla çıkartılır. Hasta ertesi gün taburcu edilir. Çıkartılan diskin yerine özel durumlar hariç kemik parçası (greft) konulmasına gerek yoktur.
3) Arkadan diskektomi: Genel anestezi altında boyun arkasından kaslar kesilerek eklem üzerine bir pencere açılır ve sinire bası yapan disk parçası çıkartılır.
4) Korpektomi: Bu işlemde cerrah diskler ile birlikte omuruda tamamen çıkartır. Amaç omuriliği tamamen rahatlatmaktır. Çıkarılan omur yerine kemik greft ve plak konulması gereklidir. Bütün bu ameliyatlarda kemik parçası (greft) hastanın kalçasından veya kadavradan alınmaktadır. Amaç kemik kaynamasını sağlamaktır. Plak-vida takılması ise sadece belli vakalarda uygulanmaktadır. Sorun çıkmazsa plak ve vidayı çıkarmak gereksizdir.
Egzersizler
Sağlıklı Boyun İçin 15 Dakikalık Program
Boyun egzersizleri boyun kaslarını kuvvetlendirir. Boyunun duruş pozisyonunu düzelterek boyundaki hareket kabiliyetini arttırır. Boyun ameliyatı olanlar ve uzun süreli boyunluk kullananlar mutlak egzersiz yapmalıdır.
Boyun eksersizleri omuzunuzdaki, sırtınızdaki gerginlik ve sertlik hissini rahatlatır. Egsersiz ağrısız ,güçlü ve sağlıklı bir boyun sağlar.
15 Dakikalık Egzersiz Programı:
Günde 1-2 kez ,sadece 15 dakika yaparak sağlıklı boyuna sahip olabilirsiniz. Sabah yapılması tercih edilmelidir. Egzersizleri 2 ve 3’e bölerekte evde, işde uygulanabilir. Gittikçe sayı kontrollü arttırılabilir. 1. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca sağa döndürerek 3 saniye böyle durun. Sonra aynı işlemi sol tarafa doğru tekrarlayın. En az 5 defa tekrarlayın ve dinlenin.
2. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca çeneniz göğsünüze deyecek şekilde öne eğmeye çalışın. Dinlenin. Başınızı yavaşca rakaya bükün ve dinlenin. En az 5 defa tekrarlayın.
3. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca kulağınız omuzunuza değecek kadar sağa ve sola eğdirin. Yavaşça ve dinlenerek. En az 5 defa tekrarlayın.
4. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca saat yönünde geniş bir çember çizecek şekilde döndürün. Aksi yönde de en az 3 kez tekrarlayın.
5. Sandalyede oturarak : Elinizi alnınıza dayayarak, baş öne doğru itilmeye çalışılırken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10′ a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır.
6. Sandalyede oturarak : Elinizi bu kez enseye konup, baş arkaya doğru itilirken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10’a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır. Aynı hareket yana doğru eğilirkende tekrarlanır.
7. Sandalyede oturarak : Ellerinizi kollar yere paralel olacak şekilde göğüs hizasında birleştirin be birbirine bastırın. 10 a kadar sayarak bu şek,ilde tutun sonra bırakıp gevşeyin ve dinlenin en az 5 kez tekrarlayın. Aynı pozisyonda durarak elleriniz birbirinden ayırmaya çalışın.
8. Ayakta dik dururken elinize bir sopa alıp dirsekleriniz gergin iken sopayı yukarı doğru kaldırın. Hareketi en az 10 defa tekrarlayın.
9. Ayakta dik dururken avuç içlerinizi duvara yapıştararak dirseğinizi bükmeden duvara doğru hafifçe abanıp vücudunuzu tartın.
10. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahat edebilirsiniz).Dirsekleri yerden kaldırmadan tam yana açın ve ellerinizi havaya kaldırın. Dirsekleriniz 90 derece açılı yerden kaldırmadan yukarı aşağı hareket ettirin.
11. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahatedebilirsiniz). Başınızı vücudunuzla beraber yukarı doğru kaldırmaya çalışın ve dinlenin. En az 5 kere tekrarlayın.
Boyun ve kol ağrısının birçok nedeni vardır. Ağrının ana kaynağı bulmak esastır. Boyun omurları, disk, boyun kasları, kola giden sinirlere ve omuriliğe bası “ağrının” kaynağı olabilir.
Kötü duruş ve boyunu kötü kullanma:
Günlük hayatta boyun sağlığına uygun olmayan her yanlış hareket ve duruş; omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya sebep olur. Boyunda doğal eğimin kaybolması boyunu kötü kullanmanın en önemli bulgusudur.
Boyun incinmesi:
Boyunun imkan verdiği normal hareketinden daha fazla bir zorlama sonucunda disk, kemik, bağlar ve eklemlerde incinmeler olabilir. Genelde araç içi trafik kazası sonrası boyundaki aşırı haraket ve zorlamadan dolayı giderek artan boyun ve kol ağrısı izlenebilir. Buna Kamçı Sendromu (Whiplash) denir. Geç dönemde bu tip olgularda boyun omurlarınının; aşırı hareketliliğine bağlı ağrı ve instabilite görülebilir.
Boyun Tutulması, Kas spazmı:
Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasial ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içersinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmecikler mevcuttur. Boyunda uzun süreli kalıcı eğriliğe tortikollis diyoruz. Klippel-Feil, Turner Sendromu gibi doğuştan sebeplerin iyi araştırılması gereklidir.
Boyun Fıtığı: Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir.
Diskte dejenerasyon, Kireçlenme: Yaşın ilerlemesi, omurganın kötü kullanılması sonucu kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar. Jöle kıvamındaki disk keçeleşir, kuvvet emme özelliği ve esnekliğini kaybederek çöker. Kemiğin kalsiyum içeriği azalır. Vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları kireçlendirir. Oluşan yeni kemikçikler, taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak boyun, kol ve genel vücut ağrısına sebep olabilmektedir. Omurilik basısı yaparak el ve ayaklarda uyuşma, kuvvetsizlik oluşabilmektedir. Mutlak tedavi edilmelidir.
Gerilim, stres, sigara: Boyun ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli sebeplerdiir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarımız boyun ağrısını artırır. Boyunda sürekli gerginlik ve ağrılı noktalar tespit edilebilir. Gülmek, düzenli çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık boyun ağrısına karşı en önemli silahımızdır.
Omurga kanalında daralma (Servikal Dar Kanal-omurga stenozu, Servikal Spondilitik Myelopati):
Özellikle ileri yaşlarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorluk ve el-ayaklarda his kusuru görülebilmektedir. Omuriliğin ve/veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile seyreder. Hastalığın erken dönemde tespit edilmesi ve erken tedavi gereklidir. Erken dönemde yapılan cerrahi girişim omurilikte oluşabilecek kalıcı hasarları önlemektedir.
Romatizmal Hastalıklar: Vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine savaş açması sonucu oluşur. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar. Romatoid artrit, anklozan spondilit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık yapabilir. Sabahları görülen yarım saatten fazla süren eklem sertliği ve hareket zorluğu romatizmal hastalıklar için tipiktir.
Osteoporoz, kemik erimesi: Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır. Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir. Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.
Omurga kırıkları, omur kayması: Omurlar normalde oldukça sağlamdır. Bazen kaza ve başka sebeplerden zarar görüp çatlayabilir, bütünüyle kırılabilir. Travma şiddetiyle boyun omurları kayarak omuriliğe zararverebilir. Ciddi omurilik ve sinir kesileri görülebilir. Kaza sonrası boyunun mutlak boyunluk ile tespit edilmesi hayat kurtarıcıdır.
Kol ve el sinirlerinin tuzaklanması (sıkışması): Boyunda omurilikten çıkan sinirler ele doğru giderken yol üzerinde bağ dokusu tarafından tuzaklanır. Buradaki sıkışma sonucu el ve kollarda kuvvetsizlik, uyuşma ve ağrı oluşur. Özellikle elin ilk 3 parmağında geceleri görülen uyuşma “karpal tünel sendromu” için tipiktir. Bu tip ağrı ve uyuşma olan hastalarda mutlak EMG testi ile ayrıcı tanıya gidilmelidir. Konservatif tedavi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi olarak basının kaldırılması gereklidir.
Diğer sebepler: Boyun tümörleri , omurilik tümörleri ve omurilikte yarıklar oluşturan “Syringomyeli”, kemik enfeksiyonları (tüberküloz, bruselloz) da boyun ve kol ağrısı nedeni olabilir. Omuz ekleminden kaynaklanan (Bursitis, Kapsülitis, Tendinit) ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilir. Özefagus, trakea, tiroidit ve akciğer hastalıkları da nadiren boyun ağrısı nedenidir.
MUAYENE VE TETKİTLER
Boyun ve kol ağrınızın sebeplerini öğrenmek, nedenleri araştırmak ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile ilgili sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.
Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Boyun omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.
Tanı ve Tetkikler: Boyun ve kol ağrısının altında yatan gerçek sebebi bulmak için bazı tetkikler gereklidir.
Kan ve laboratuar incelemeleri: (Sedimantasyon, HLA-B27, vs.) Enfeksiyonlarda, romatizmalı hastalıklarda son derece yararlı bilgiler verir.
X-Ray: Boyun röntgeni hastanın kemik yapısını veya boyun eğriliğini ortaya koyar. Travma sonrası mutlak X-ray çekilmelidir.
Bilgisayarlı Tomografi(BT): Boyun fıtıkları ve dar kanal hastalığını tespit etmek için kullanılır. Kemik ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.
MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.
Elektromyelografi (EMG): Özellikle boyun ve kol ağrılarının ayırıcı tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sinir ve kas iletimlerini ortaya koyarak tanıda yardımcı olur. Sinir tuzaklanmalarında ve nöropatilerde kesin tanıyı koydurur.
Muayene ve tetkikler
Boyun ve kol ağrınızın sebeplerini öğrenmek, nedenleri araştırmak ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile ilgili sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.
Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Boyun omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.
Tanı ve Tetkikler: Boyun ve kol ağrısının altında yatan gerçek sebebi bulmak için bazı tetkikler gereklidir.
Kan ve laboratuar incelemeleri: (Sedimantasyon, HLA-B27, vs.) Enfeksiyonlarda, romatizmalı hastalıklarda son derece yararlı bilgiler verir.
X-Ray: Boyun röntgeni hastanın kemik yapısını veya boyun eğriliğini ortaya koyar. Travma sonrası mutlak X-ray çekilmelidir.
Bilgisayarlı Tomografi(BT): Boyun fıtıkları ve dar kanal hastalığını tespit etmek için kullanılır. Kemik ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.
MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.
Elektromyelografi (EMG): Özellikle boyun ve kol ağrılarının ayırıcı tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sinir ve kas iletimlerini ortaya koyarak tanıda yardımcı olur. Sinir tuzaklanmalarında ve nöropatilerde kesin tanıyı koydurur.
Yatak istirahatı: 4-7 gün ortopedik bir yatakta dizler hafif karına doğru çekik şekilde yatak istirahatı idealdir.
Uzun süre yatmak kasları zayıflatır, iyileşme süresini geciktirebilir.
İlaçlar :
· Ağrı Kesiciler: Ağrıyı azaltır.
· Anti-Enflamatuar İlaçlar: Belde enflamasyonu önleyerek ödemi çözer ve ağrıyı keser.
· Kas Gevşetici İlaçlar: Kas spazmını çözer, sinir iritasyonunu azaltır.
· Anti-depresanlar: Bel ağrısı tedavisinde ilk tedavi seçeneği değildir. Mutlaka kronik dönemde ve doktor denetiminde kullanılmalıdır.
Masaj, Hidroterapi (su tedavisi), Ultrason, Elektrikli Sinir Dalgaları (TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.
Bel Kuşakları ve Korseler: Takılan bel kuşakları hatırlatıcı olması sebebiyle bel hareketlerinin daha dikkatli yapıldığı kesindir. Ayrıca beli sıcak tutar.
Korse uygulaması genel olarak psikolojik destek evresinde kullanılması dışında önerilmemektedir.
Korse uygulaması vücudun doğal korsesi olan kasları güçsüzleştirmekte, bu da iyileşmeyi geciktirmektedir
Fizik tedavi
Bel ağrısı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır. Bel ağrısında ilk 48 saatte soğuk uygulaması ödemi azaltırken, geç dönemde sıcak uygulaması kas spazmını ve oluşmuş ödemi çözer.
Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.
Omurgaya El ile Müdahale, Bel Çektirme (Şiropraksi): Bu müdahale şeklinin nasıl yararlı olduğu bilinmemektedir. Ancak bel ağrılı çok sayıda hasta bu yöntemin üstünlüğüne inanmaktadır.
Ciddi bel fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Düzeltmek adına sonuç daha da kötü olabilmektedir.
Enjeksiyon Tedavisi: Ağrıya neden olan yeri bulup oraya ağrı oluşumunu engelleyen ilaçlar verilebilir. Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.
Ozon tedavisi:Enjeksiyon tedavisi gibi uygulanır,hasarlı bölgeye iyi bir antienflamatuar olan ozon gazı uygun koşul ve dozlarda uygulanır.
Akupunktur, Biyolojik Geri İletim (Biyoenerji): Kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte bel ağrılarının önlenmesi ve iyileşmesindeki etkisi kanıtlanamamıştır.
Eğitim (Bel Okulları, İş Ortamı): Bel okulları günlük hayatta yanlış bel hareketlerini tanıtarak pratik bilgiler verir. Belimizin güçlü ve hareketli olması sağlanır.
Çalışma şartlarının ve iş ortamının beli koruyacak şekilde iyileştirilmesi hedeflenir.
Gerginliği- Stresi Azaltma ve Egzersiz: Gerginlik- stres belimizin en önemli düşmanıdır. Yasaklar, iş ortamının stresi, biriken borçlar, aile kavgaları ve ekonomik sorunlar gerginliği her zaman arttırır. Stres ve gerginlik kaslarımızın kasılmasına sebep olur. Yaşam biçimimizde gerginliği azaltma yollarından birkaçı şunlardır:
· Düzenli egzersiz
· Tatil
· Sauna / Jakuzi / Kaplıca
· Masaj
· Yoga / meditasyon
· Hobiler
· Sosyal uğraşılar
· Güzel sanatlar
· Uygun ilişkiler, motivasyon
Cerrahi tedavi
Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?
· Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,
· İdrar ve dışkı denetimini yitirenlere (Cauda Eqüina Sendromu), (Acil Cerrahi tedavi gerektirir)
· İlerleyeci kas gücü kaybı, duyu ve refleks kaybı olanlara, (Nörolojik defisiti olanlar)
· Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,
· Yapılan radyolojik incelemelerle (Myelogram, BT, MRI) tanısı doğrulananlara.
Cerrahi yöntemler:
Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik kesiyle cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.
Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %1’den azdır. Anestezi riski, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklılık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.
Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında daha küçük bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre biraz yüksektir.
Girişim sırasında daha az travma sebebiyle iyileşmenin daha çabuk olduğu bildirilmiştir.
Endoskopik Diskektomi : Bu işlemde kesiğe gerek kalmaz. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Her disk hastasında uygulanamaz.
Lazerle Diskektomi: Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.
Laminektomi: Omurun arkasında lamina denilen kısmın tamamı çıkartılır. Dar kanalın ve omurilik sinirlerinin görülmesi istendiğinde kullanılır.
Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler: -Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk -Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi -Hastanın normal kilolu olması. -Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması -Hastanın ağrı eşiğinin normal olması -Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi. -Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması. -Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.) -Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi
Kötü Duruş, Beli Kötü Kullanma: Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır. Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.
Bel Tutulması, Kas Spazmı: Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını arttırır.
Bel Fıtığı (Disk Kayması): Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.
Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.
Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.
Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.
Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.
Bu durumda tedavi cerrahidir
Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları: Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize “Spondilolistezis” de bel ağrısı sebebidir. Hareketle ağrı artar.
Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.
Gerilim, Stres, Sigara:
Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.
Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.
Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.
Fazla Kilo: Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.Kronik bir şekilde eklemler ve kaslar üzerine binen sürekli yükten dolayı incinme ve ağrı oluşur.
Kireçlenme-Osteoartirit:
Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.
Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır. Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.
Oluşan yeni kemikçikler, taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt, bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.
Bel ağrısının sebeplerini öğrenmek ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile alakalı olarak bazı sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.
Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Bel omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.
“Düz Bacak Kaldırma Testi” sinirlerle ilişkin kısmi sinir basısı olup olmadığını ortaya koymak için en aydınlatıcı testtir.
Osteoporoz, Kemik Erimesi:
Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.
Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.
Romatizma: Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.
Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.
Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.
Risk faktörleri
Hareketsiz iş ve yaşam düzeni olanlar. (Büro işi vb.)
Ağır kaldıranlar, eğilme-bükülme hareketini yanlış yapanlar.
Uzun süreli araç kullananlar. (Şoförler vb.)
Doğuştan belinde kayma olanlar.
Fazla kilolular, oburlar.
Zayıf bel ve karın kasları olanlar.
Vücut mekaniği ve duruşu bozuk olanlar.
Ortası çukurlaşmış yataklarda uyuyanlar.
Hamileliğin son aylarında olanlar.
Yüksek riskli sporlarla uğraşanlar. (Halter, kürek vb.)
Ruhsal ve duygusal gerginlik yaşayanlar. (Stres, Depresyon)
Kan ve laboratuar incelemeleri: Laboratuar incelemeleri Enfeksiyon ve Romatizmal Hastalıkların teşhisinde doktora yol gösterir.
Röntgen: Bel röntgeni hastanın kemik yapısını ve omurga kaymasını ortaya koyar. Travma sonucu kırıkların ve doğumsal eğriliklerin ortaya çıkartılmasında etkindir.
Miyelografi: Omurga kanalına boyalı bir madde verilerek röntgen çekilmesine “miyelografi ” denir. Beldeki sinir basılarını gösterir. Girişimsel bir tetkik olduğu için nadir kullanılmaktadır. Günümüzde en iyi sonuca ulaşılması için BT ile birlikte kullanılabilir.
Bilgisayarlı Tomografi(BT): Bel fıtığı ve dar kanal hastalığının teşhisinde kullanılır. Kemik ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.
MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.
Elektromyelografi (EMG): Sinir ve kas iletimlerini inceleyerek tanıda yardımcı olur.
Kemik Taraması (Sintigrafi) ve Yoğunluk Ölçümü: Omurga tümörlerinin ve kemik erimesinin saptanmasında kullanılır.
Bel ağrısı deyince akla ilk gelen bel fıtığıdır. Ancak her bel ağrısı bel fıtığı değildir. O yüzden zaman kaybetmeden doktora gitmekte fayda var.
Bel ağrısı günlük yaşamı olumsuz yönde etkiler. Hareketleri kısıtlar, yürümeyi, kimi zaman oturmayı bile zorlaştırır. Tabi ağrı şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Bel ağrıları; ağır bir aktivite sonucu, soğuk algınlığı, mevsim değişikliklerinde ortaya çıkabilir. Belli bir süre içinde geçer. Duruş bozuklukları da beli olumsuz yönde etkiler. Günümüzde bilgisayar başından kalkmadan çalışan insanlarda daha sık görülür. Daha dik bir şekilde oturursak ağrı bir nevi azalır. Gerekirse oturma yastıkları kullanmalıyız.Fazla kilolarımız her yönden başımıza dert açarken belimizi de zorlar. Bele binen yük, belimizin ağrımasına neden olur. Bir trafik kazası ya da düşme sonrasında omurgamızın kırılmasından kaynaklı da belde oldukça fazla ağrı ortaya çıkabilir.
Doktora gitmeden halk arasında yapılan ‘’bel çekme’’ işlemi kişiyi sakat bırakabilir.O yüzden doktorlar tarafından MR çekildikten sonra nadiren seçilmiş hastalara yapılmasına izin verilebilir.Ya da sorunun kökenine inmeden bele yapılan masaj,bardak kapatma gibi eski yöntemler belin daha da zedelenmesine yol açabilir.
*BEL AĞRISI DAHA ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?
-Ailesinde bel ağrısı genetik olanlarda,
-Sigara tiryakilerinde,
-Yeni ameliyat olmuş kişilerde,
-Bele yük bindiren sporlar yapanlarda,
-Kanser hastalarında,
-Meslek olarak uzun süre oturmak zorunda kalanlarda,
-Spor yapmayanlarda,
-Duruş bozukluğu olanlarda,
-Şeker ve tansiyon hastalarında,
-Sürekli stres altında olanlarda,
-Menopoz ve regl dönemindeki kadınlarda,
-Enfeksiyon hastalıklarında,
-Romatizma hastalıklarında, daha çok görülebilmektedir.
**BEL AĞRISINI NASIL AZA İNDİREBİLİRİZ?
1)Öncelikle doğru duruşu benimsemeliyiz. Belki bunu yoga,pilatesgibi omurgaya yönelik sporlarla destekleyebiliriz.
2)Bele baskı yapacak fazla kilolarımızdan kurtulmalıyız.
3)Ayakkabılarımızı seçerken dikkatli olmalıyız. Fazla topuklu yahut düz taban tercih etmemeliyiz.
4) Fazla yükü olan eşyaları tek başımıza kaldırmamalıyız.
5) Yere eğilirken dizlerinizi bükerek ve kırarak çömelin. Doğrudan uzanmayınız yere.
6)Ani hareketlerden sakının.
7)Her gün en az 20 dk. yavaş tempoda yürüyüş yapınız.
Bel fıtığı şikayetiyle doktora gidenlerde bel ve bacak ağrısının birlikte olması en belirgin özelliktir. İkinci en önemli özellik ise belde ağrı olmadan sadece ayakta ağrı olmasıdır. Tabii sadece bacakta oluşan ağrı ile bel fıtığı olmaz. Ama nadiren de olsa olabiliyor. Merkezde bir problem olduğunda bütün ağrıyı bacaklarda hissedebiliyoruz.
Bazen bel fıtığı yüzünden vücutta skolyoz görünümünde olan eğilimler gözlenebiliyor.Fıtık ,sinirin üzerindeki baskıyı azaltmak için bi tarafa eğilebiliyor.Böylece belin hareketleri sınırlanıyor. Hareketleri sınırlanınca ortaya yukarıda bahsettiğimiz ağrılar ortaya çıkabiliyor.
Bel fıtığı tedavi edilmeyip ilerlerse daha kötü sonuçlar doğurabilir.Örneğin; iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, yürüyememe,bacaklarda felç yahut bacaklarda hissiyat kaybı…
Bir ağrı duyduğumuzda bu, vücudumuz boyunca taşınan sinyallere cevaben beynimizde oluşan bir algıdır. Bu sinyaller ağrının kaynaklandığı yerden yollanan sinyallerdir. Bu sinyaller, sinirler ve omurilik boyunca beyne iletilir ve orada ağrı olarak algılanır.
Farklı ağrı tipleri
Bazı ağrıların kökeni nöropatik diğerleri ise nosiseptiftir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü, her ağrı tipinin tedavisi farklıdır. Nöropatik ağrı sinir dokusundaki hasar sebebiyle oluşur. Bu ağrılar yanma veya bıçak saplanması gibi hissedilir. Bu tip ağrılara örnek sinir sıkışması sonucu oluşan ağrılardır. Nosiseptif ağrılar ise sinir sistemi dışında olan yaralanmalara bağlı ağrılardır. Bu ağrılar künt ağrılardır. Bu ağrılara örnek artirit ağrılardır. Bazı hastalarda bu ağrıların her ikisi de görülebilir.
Kronik ve akut bel ağrısı
Kronik bel ağrısı genellikle belde veya bacağa doğru inen derin, acıyan, künt veya yanıcı ağrı şeklinde tanımlanır. Hastalar bacaklarında uyuşukluk, sızlama veya yanma hissedebilirler. Kronik bel ağrısı olan hastalar günlük aktivitelerini güçlükle yaparlar ya da yapamazlar. Kronik bel ağrıları çok uzun sürmeye eğilimlidir ve standart tedavilere cevap vermez. Bu tip ağrılar çok önceden olmuş bir yaralanmaya bağlı olabileceği gibi hala devam eden bir hastalığa da bağlı olabilir.
Akut bel ağrısı genellikle oldukça keskin ağrı veya künt ağrı şeklinde tanımlanır. Genellikle belde derin ağrı şeklinde hissedilir ve bir bölgede daha şiddetli olabilir. Akut ağrı aralıklı olabilir, fakat genellikle süreklidir ve şiddeti değişebilir.
Bazen, akut bel ağrısı yaralanma veya travma sebebiyle olabilir. Fakat sıklıkla bilinen bir sebep olmaz. Akut bel ağrısı, şiddetli bile olsa 6-8 hafta içerisinde iyileşme gösterir veya geçer.
Akut bel ağrısı şiddetli ve bacağa yayılan şekilde ise bel fıtığı sebebiyle olabilir.
Bel ağrısı olan tüm hastaların yarısında travmaya bağlı akut ağrı vardır. Akut bel ağrısının tedavisi genelde kısa sürelidir ve başarılıdır. Fizik tedavi, takip ve koruyucu önlemlerle bu hastalar birkaç hafta içerisinde tüm fonksiyonlarını kazanırlar. Bir yıl içerisinde üç kereden fazla akut ağrı görülen veya fonksiyonel aktivitelerini belirgin olarak etkileyen uzun süren bel ağrısı atakları olan hastalar, kronik ağrı gelişme eğilimindedirler.
Mekanik bel ağrısı
Akut ağrının bir tipidir. Hareketle artar ve öksürmeyle kötüleşir. Bu tip ağrı genellikle istirahatla rahatlar. Mekanik ağrı bel fıtıkları ve stres kırıklarında görülen ağrılardır. Bu durumdaki hastalarda öne doğru eğilme genellikle ağrıya sebep olur. Ayrıca duruş şekli, öksürük, esneme ve hareket omurga kaynaklı ağrıları etkiler.
UYUŞUKLUK
Uyuşukluk sinir uyarılarının ciltten beyne düzgün olarak taşınamaması durumunda ortaya çıkar. Bel problemi olan hastalar bacaklarında ya da ayaklarında uyuşukluk hissedebilirler. Bu periferik sinir sisteminde veya santral sinir sisteminde herhangi bir sinir hasarı olduğunu gösterir.
Uyuşukluğun en sık görülen spinal (omurilik) sebepleri;
Radikülopati: Bel fıtığı sebebiyle sıkışan sinir.
Stenoz (darlık): Spinal kanalın daralması.
Multiple skleroz
İnme (stroke)
Uyuşukluğun en sık cerebral (beyin) sebepleri;
İnme(stroke)
Nöbet
Konjenital anomaliler
Konküzyon (concussion)
KUVVET KAYBI
Kuvvetsizlik uyarıların beyinden kaslara uygun şekilde iletilememesi durumunda oluşur. Kasın kendisinde problem olması durumunda da kuvvetsizlik görülebilir. Kas kuvvetsizliği şeker hastalığı ve benzeri bir sistemik probleme bağlı değilse, kuvvetsizlik bir sinir veya kas problemi nedeniyle olabilir.
Kişinin genel duruşu, yürüyüşü, adım boyutu ve yürürken kollarını sallama derecesi ve miktarı belde pek çok kası etkiler. Belirgin bir şikayete sebep olmayan küçük bir yaralanma, kişinin bu yaralanmayı yürürken farklı yollarla kompanse etmesine neden olur. Kişinin bu yaralanmayı kompanse etmek için günlük aktivitesinde yaptığı küçük ve büyük düzenlemeler bazen bel ağrısına kadar uzanan ardışık etkilere neden olabilir.
Kas kuvvetsizliğinin sebepleri;
Miyopati (Myopathy)
Miyopati, kasları, genellikle tüm vücut kaslarını etkileyen sistemik bir durumdur. Pek çok miyopati tipi vardır, bunların bazı sebepleri; diyabet, enfeksiyonlardan ve otoimmün hastalıklardan kaynaklanan diğer endokrin bozukluklar, toksik ve herediter sebeplerdir. Miyopatilerin çoğu ilk olarak gövdeye yakın kaslarda, üst ekstremitelerde (kollar), pektoral kasda (omuz kası), ve uyluk kaslarında görülür.
Miyopatisi olan kişiler merdiven çıkmakta zorluk çekebilir, dizleri istemsiz olarak bükülebilir ve rutin günlük işlerini yapmakta güçlük çekebilirler.
Kas kuvvetsizliğinin en sık nörolojik sebepleri;
İnme (stroke)
Omurilik yaralanması
Periferik sinirlerde yaralanma veya hasar
Miyopati
Osteoporoz-osteoartirit
II- KRONİK BEL AĞRISI
Eğer medikal ve/veya cerrahi tedavilere rağmen 6 aydan daha uzun süreden beri ağrınız var ise kronik ağrınız var demektir. Kronik ağrı daha önceden olan ve iyileşen bir yaralanma sebebi ile veya bel ve/veya bacak ağrısı, kanser ağrısı ve nöropatik ağrı gibi halen devam eden bir rahatsızlık nedeni ile olabilir.
Amerika’da toplumun %15-33’ünde veya 70 milyon kişide kronik ağrı görüldüğü tahmin edilmektedir. Kronik ağrı sebebi ile çalışamaz ve/veya bakıma muhtaç hale gelen kişi sayısı, kanser ve kalp hastalıklarına göre daha fazladır. Kronik ağrının sebep olduğu medikal harcamalar da bu iki hastalığın toplamından daha fazladır.
Kronik ağrının nedenleri ve tedavisi
Ağrı bir süreçtir. Derimizdeki ve diğer dokulardaki reseptörler sinirler aracılığı ile omuriliğimize sinyaller yollar. Bu sinyaller daha sonra beyine iletilir. Ağrı duyusunun algılandığı yer, ağrının olduğu yer değil, beynimizdir. Yani eğer sinyallerin beynimize ulaşmasına engel olunur ise ağrı hissetmeyiz. İlaçlar ve diğer yöntemler ile pek çok kişinin ağrısını geçirmek mümkündür. Fakat, bazen ağrıları kesmek mümkün olmaz veya ağrıyı kesen yöntemin yan etkileri sebebi ile bu yöntemi kullanmak mümkün olmaz. Bazen de şu nedenlerden dolayı hasta ağrı çekmeye devam edebilir;
Bazı hastalar ağrıları olduğunu söylediklerinde kötü bir hasta gibi algılanacaklarını düşündüklerinden ağrılarını söyleyemezler.
Bazı hastalar ise ağrıları nedeni ile sürekli ilaç kullandıklarında bağımlı hale geleceklerini düşündüklerinden ağrı kesici kullanmazlar. Fakat uygun şekilde kullanıldığında ilaçlara bağımlılık seyrek görülen bir durumdur.
Bazı hastalarda ağrıdan bahsetmeyi bir zayıflık olarak algıladıkları için ağrılarını söylemezler veya uygun tedaviyi aramazlar.
Unutulmamalıdır ki günümüzde ağrı tedavisi için pek çok yeni yöntem vardır. Geçmeyen bir ağrınız olduğunda mutlaka doktorunuza müracaat edin.
Kronik bel ve bacak ağrısı, araknoidit, dejeneratif disk hastalığı, epidural fibrozis, başarısız bel cerrahisi sendromu, bel fıtığı, osteoporozis (kemik erimesi) ve dar kanal gibi spinal hastalıklardan kaynaklanabilen bel ve /veya bacakta hissedilen ağrı olarak tanımlanır. Ağrı genellikle beldedir, fakat uyluk, baldır veya ayağa yayılabilir. Etkilenen bölge dokunmaya hassas veya ağrılı olabilir ve hareket ile ağrı artabilir. Bu tip ağrı bıçak saplanır gibi, yanma hissi gibi veya künt bir kas acısı gibi olabilir
Kanser ağrısı
Kanser ağrıları genellikle iki guruba ayrılır:
Nosiseptif ağrı: Nosiseptif ağrı dokuda olan hasar sebebi ile olur. Bu ağrılar genellikle, keskin, sızlayıcı veya zonklayıcı tarzda tanımlanır. Bu ağrılar sıklıkla tümör veya kanser hücrelerinin çok büyüyerek kanserli bölgenin çevresindeki bölgeleri doldurması sonucu sebebi ile görülür. Bu ağrılar ayrıca kanserin kemiğe, kaslara veya eklemlere yayılması veya organların veya kan damarlarının tıkanması sonucu da olabilir.
Nöropatik ağrı: Sinirlerde hasarlanma olduğunda görülen ağrıdır. Sinire veya sinirlere basan tümör sebebi ile görülebilir. Bu ağrı genellikle yanıcı olarak tanımlanır, uyuşukluk eşlik edebilir.
Ağrılı nöropatiler
Ağrılı nöropatiler, sinirlerde hasar sonucu şiddetli kronik ağrıya neden olan nörolojik hastalıkların oluşturduğu genel bir gruptur. Ağrılı nöropatiler, beslenme bozukluğu, alkolizm, toksinler, enfeksiyonlar veya otoümmin sebeplerde veya böbrek yetersizliği veya kanser gibi hastalıkların nedeniyle olabilir. Bununla birlikte olguların 1/3’ünde nöropatinin sebebi saptanamaz.
Ağrılı nöropatinin pek çok sebebi olmakla birlikte hepsinde ağrı, yanma, kuvvetsizlik ve uyuşukluk şikayeti geneldir. Bu belirtiler genellikle elde ya da ayakta olur. Tedavi, eğer biliniyor ise, altta yatan nedene yöneliktir. Ağrı, genellikle ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Bununla birlikte, nöropatik ağrıda ağrıyı kesmek için, genelde epilepsi ilacı olarak bilinen, sinir duyarlılığını azaltan bazı ilaçlar kullanılabilir.
III- AKUT BEL AĞRISI
A- Radikülopati (Belden bacağa yayılan ağrı)
Doktorlar radikülopati terimini sinir kökünde olan bir probleme bağlı olarak kolunuzda yada bacağınızda olan ağrı, uyuşukluk, sızlama ve karıncalanmayı tanımlamak için kullanılır. Sinir kökleri, omuriliğin dallarıdır ve sinir iletilerini tüm omurilik seviyelerinde vücuda taşırlar. Radikülopati genellikle bir fıtığın siniri sıkıştırması sonucu olur. Fakat, sinir kökünde irritasyon ve inflamasyona neden olan dejeneratif değişiklikler sonucu da görülebilir. Radikülopatisi olan hastada kolda veya bacakta sıkışan sinir köküne bağlı olarak, değişik bölgelerde uyuşukluk ve kuvvetsizlik görülebilir. Sinir kökleri bir veya birden fazla seviyede; tek taraflı veya çift taraflı bası altında kalabileceği için belirtiler ve bulgular buna göre değişiklik gösterebilir. Her sinir kökü vücudun belli bir bölgesinde yayıldığı için muayenedeki bulgular ile sıkışan sinir kökü veya köklerini saptamak mümkün olabilir.
Belirtiler
Lomber (bel) radikülopatinin en sık belirtisi siyatiktir. Bu belinizden kalçanıza, bacağınıza doğru yayılan bir ağrıdır. Duyu ile ilgili belirtiler, kuvvet kaybı ile ilgili belirtilerden daha sıktır. Kuvvet kaybı olması sinir sıkışmasının daha şiddetli olduğunu gösterir. Ağrının kalitesi ve tipi çok değişken olabilir. Radikülopati bası altında olan sinirin alanında dokunmaya aşırı duyarlılık (hipersensivite) veya hissizlik yaratabilir. Uyuşukluk, sızlama ve karıncalanma gibi belirtiler, özellikle bacakta kuvvetsizliğin bel ağrısı ile birlikte olması probleminizin ciddi olduğunu gösterir ve mutlaka doktora görünmeniz gerekir.
Tanı
Radikülopatinin bir çok sebebi vardır. Radikülopatiye neden olan durumun saptanması için ilk yapılması gereken, bel ve bacak bölgesine ayrı bir özen gösterilerek yapılacak sistemik bir muayenedir. Doktorunuz muayenede belinizin esnekliğine, hareket açıklığına ve herhangi bir sinirin sıkıştığını gösterecek bulguların olup olmadığına bakacaktır. Bu amaçla kas kuvvetlerinize, duyunuza ve reflekslerinize bakılacaktır.
Bel ağrısı ile doktora müracaat eden hastalara genellikle ilk olarak direk röntgen grafileri çekilir. İleri tetkikin gerekmesi durumunda Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya ve ya Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilebilir. MRG özellikle sinir ve disk gibi yumuşak dokuların değerlendirilmesinde çok faydalı olduğu için, sinir kökünün nerede sıkıştığının saptanmasında çok faydalı bir tetkiktir. BT ise özellikle kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalı bir tetkiktir. Bu nedenle omuriliğin ve sinir köklerinin çevresini saran kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalıdır.
Ameliyata gereksinim olabilecek bir durum saptanmadığında, genellikle BT veya MRG çekilmesine gerek duyulmaz. MRG genellikle, tanının tam kesinleştirilemediği medikal tedavilerin şikayetleri geçirmediği ve cerrahi planlamanın yapılması gerektiği durumlarda çekilir.
Tedavi
Tanınız konulduktan sonra doktorunuz sizinle tedavi seçeneklerini görüşecektir. Kas kuvvetsizliğine neden olan sinir sıkışması olamayan hastalarda tedavi, genellikle non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaç kullanımı, istirahat ve fizik tedaviyi içerir. Yumuşak bir bel veya boyun korsesi belin veya boynun dinlenmesini sağlamak için kısa süreli olarak verilebilir.
Radikülopatili hastalarda cerrahi, erken dönemde, sadece kas kuvvetsizliğine neden olmuş sinir sıkışması olan hastalarda uygulanır. Çünkü, kas kuvvetsizliğinin olması, sadece ağrının olduğu durumdan çok daha ciddi bir durumdur, sinirin yaralandığını gösterir. Bu nedenle öncelikle sinirin üzerindeki basının kaldırılması gerekir.
B- Siyatik ağrısı
Siyatik ağrısı kalça ve uyluktan başlayan ve bacaktan aşağıya doğru yayılan ağrıya verilen isimdir. Bu ağrıya sıklıkla bel ağrısı da eşlik eder. Bel ağrısı bacak ağrısından daha şiddetli veya az olabilir. Gerçek siyatik ağrısı, siyatik sinirinin oluşumuna katılan sinir köklerinden birinin bel fıtığı sebebi ile sıkıştırılması sonucu oluşur. Bel ağrısının bu tipi diğer bel ağrısı yaratan nedenler ve durumlardan daha seyrek görülür. Örneğin, sportif aktiviteler, eğlence aktiviteleri ve ağır işler bel ve bacak ağrısına neden olabilir ve genellikle yanlışlıkla siyatik tanısı alırlar. Bu iki tip ağrının birbirinden ayrılması önemlidir. Gerçek siyatik ağrısı sinir sıkışmasına bağlı olarak görülür iken ikinci tip ağrı kas-iskelet sistemindeki zorlama ve burkulmalar sonucu görülür.
Bulgu ve Belirtiler
Gerçek bel ağrısının en sık belirtisi, eşlik eden bel ağrısından çok daha şiddetli olabilen, uyluk arkası, baldır ve ayağa yayılan ağrıdır. Hastaların genellikle kalçadan başlayan ve ayağa doğru inen, orta ya da şiddetli ağrıları vardır. Gerçek siyatik ağrısının dizin altına kadar yayıldığını bilmek önemlidir. Hastaların genellikle birkaç gün veya hafta önce başlayan bel ağrıları vardır. Daha sonra bacak ağrıları bel ağrılarından daha şiddetli hale gelir, hatta bazen bel ağrısı tamamen kaybolabilir. Bununla birlikte, uzun süreli siyatik ağrısı olan hastalarda, ağrı kalça ve bacağın arkasına lokalize olabilir.
Sıklıkla siyatik ağrısının başlangıcında bir travma veya zorlayıcı bir hareket yoktur. Ayakta durmak, oturmak, ağır kaldırmak, hapşırmak ağrıyı arttırabilir. Yatmak genellikle en kontrollü pozisyondur.
Tanı ve Tedavi
Tam bir fizik muayene ve hastalık öyküsünün alınması siyatik tanısının konulmasında ilk yapılması gerekendir. Daha sonra siyatik tanısını doğrulayabilmek için sinir kökü germe testleri yapılabilir. Bu amaçla bacağınız düz bir şekilde kaldırılarak siyatik sinir gerilemeye çalışılabilir veya vücut belli pozisyonlara sokularak ağrının tekrarlayıp tekrarlanmadığına veya artıp artmadığına bakılabilir.
Pek çok hastada bu ağrı kendiliğinden geçer, medikal yardım gereken hastalara genellikle kısa süreli istirahat, hareket kısıtlaması ve non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaçlar verilir. Fizik tedavi, germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir ev programı hastanın bir an önce günlük aktivitesine dönmesinde oldukça faydalıdır. Çok şiddetli ve dayanılmaz ağrıları olan veya tetkiklerinde bel fıtığı saptanan hastalar için cerrahi seçenekler vardır. İlerleyen nörolojik defisitleri ve ağrısı olan hastalar, kas kuvvetsizliği olmadan sadece ağrısı olan hastalara göre cerrahiden daha çok fayda görürler.
C- Belde kas spazmları
Vücudun doğal ve koruyucu cevap mekanizmalarından biri olan kas spazmı, kas liflerinin yaralanmaya cevaben veya kasın kendisinde veya sinirde olan inflamasyona cevaben olan, istemsiz ve uzamış kasılmasıdır. Beldeki kas spazmları omur, disk ve bağlar gibi alttaki omurga yapılarının hasarı veya yaralanmasının işareti olabilir.
Kas spazmının belirtisi, yaralanmanın yerine bağlı olarak, boyunda veya belde, şiddetli kas gerginliğinin eşlik ettiği, akut boyun ve bel ağrısıdır.
Kas spazmları değişik nedenlerden olabilir: Omurgaya veya omurgayı destekleyen kas ve dokulara ani veya uzamış bir travma veya spinal sinirlerde bası veya irritasyona neden olabilecek diğer tip mekanik rahatsızlıklar nedenler arasındadır.
Kas spazmı nasıl tedavi edilebilir?
Evde Tedavi
Pek çok durumda, eğer altta yatan ciddi bir medikal problem veya omurga rahatsızlığı yok ise kas spazmları konservatif bir tedavi ile birkaç gün veya hafta içerisinde geçebilir. Fakat, eğer aşağıdaki şikayetler var ise hemen doktora müracaat etmeniz gerekir:
İdrar ve /veya büyük abdestini tutamama.
Bacaklarda veya kollarda kas kuvvetsizliği olması. Yürüyüşün bozulması. Yürünebilen mesafenin gittikçe azalması.
Bacaklarınıza veya kollarınıza doğru inen ağrı ve/veya uyuşukluk olması.
Uzandığınızda kötüleşen ağrı olması veya geceleri sizi uyutmayan ağrı olması
Ateş, kilo kaybı veya diğer hastalık belirtileri ile birlikte olan ağrı olması.
Eğer bunlardan hiç biri yok ise ağrılı kaslarınızı gevşetmek için ve probleme sebep olan inflamasyonu azaltmak için kendi kendinize yapabileceğiniz şeyler vardır.
Çoğunlukla böyle bir durumda hemen yatak istirahatı yapılması gerektiği düşünülür. Fakat bu, o kadar doğru bir uygulama değildir. Normal günlük aktiviteye daha düşük bir tempoda ve yaralanmaya sebep olan hareketten kaçınarak devam etmek daha iyidir. Yani uzun süre yatmaktan kaçınmalıdır.
Yaralanmanın olduğu ilk 72 saat içerisinde, yaralanmanın olduğu kas üzerine, gün içerisinde pek çok kez, 20 dakika süre ile soğuk uygulama yapılabilir. Soğuk inflamasyonu ve şişmeyi azaltır, dokuyu uyuşturur ve yaralanan bölgede ki sinir uyarılarını yavaşlatır. Fakat, soğuk uygulamasını 20 dakikadan uzun yapmak doğru değildir. Çünkü kaslardaki gerilmenin ve dokudaki inflamasyonun artmasına neden olabilir.
İlk 72 saatten sonra, kas gerginliğini azaltmak ve kan akımını arttırmak için sıcak uygulama yapılabilir. 72 saat beklemek, başlangıçtaki şişme ve inflamasyonun azalması içindir. Sıcak uygulama dehidratasyon ihtimali olduğu için kuru sıcak ile değil ıslak sıcak ile yapılmalıdır. Yani içerisine sıcak su doldurulmuş bir cismin yaralanan yere uygulanması yerine, sıcak su ile ıslatılmış bir havlunun konması, sıcak duş alınması veya jakuziye girilmesi daha doğrudur.
Aspirin, ibuprofen, acetaminophen veya naproxen sodyum gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçların kullanımı ağrı, şişlik ve sertliği azaltabilir.
Kısa süreli olarak yumuşak kuşak veya korse kullanımı, inflamasyonlu dokuları veya omurga yapılarını hareketsizleştirerek, kas spazmının azalmasına yardım edebilir. Fakat, kuşak ve korseler uzun süre kullanıldıklarında kasları zayıflattıkları için bundan kaçınılmalıdır. Aksi takdirde daha sonra, kas zayıflığı nedeni ile daha kolay yaralanma olur.
Eğer şikayetleriniz ilk 72 saatin sonunda belirgin olarak gerilemediyse mutlaka doktorunuza müracaat edin. Çünkü şikayetlerinizin altta yatan sebebi ciddi bir durum olabilir.
Masaj tedavisi vücudun kas, bağ dokusu, tendon, ligament ve eklemleri gibi yumuşak dokularına basınç veya vibrasyon uygulama yöntemidir. Kasları gevşetmek, ağrıyı rahatlatmak, dolaşımı düzeltmek ve gerilimi azaltmak için uygulanabilir.
Fizik tedavi esnasında, sıcak ve soğuk uygulama, ultrason, hidroterapi ve masaj gibi farklı tedaviler, kas ağrısı ve gerginliğini azaltmak için birlikte kullanılır. Ultrason uygulamasında kasların içerisine düşük ve yüksek frekanslı dalgalar, kasları ısıtmak ve kan dolaşımını arttırmak için yollanır. Tedavi edici ve germe egzersizleri, kas kuvvetini tekrar sağlamak ve hareket açıklığını sağlamak için uygulanabilir.
Tekrar Yaralanmayı Önlemek
Boynunuzun ve belinizin tekrar yaralanmasını engellemek için, omurganızı destekleyen, kas, tendon ve ligamentlerin kuvvetinin ve esnekliğinin sağlanması ve sürdürülmesi önemlidir. Bunu şu yollarla sağlayabilirsiniz;
Düzenli olarak, belinize aşırı yük bindirmeyen ve eklemlerinizi zorlamayan, bisiklet sürme, yüzme ve yürüme gibi, sporlar yapabilirsiniz. Eğer dışarıda spor ve egzersiz yapma şansınız yok ise evde yürüyüş bandı veya kondisyon bisikleti kullanabilirsiniz.
Esnekliği sağlamak ve devam ettirmek için hafif germe egzersizleri yapılabilir. Germe aynı zamanda, kaslara olan kan akımının düzenlenmesine de yardımcı olur.
D- Belde zorlanma ve burkulma
Zor bir iş gününden, ani bir hareketten veya yaralanmadan sonra ağrıyan bir belde, kaslar ve ligamentlerde zorlanma veya burkulma vardır. Eğilme, bükülme ve ağır yük kaldırma esnasında bele yüklenme olur. Özellikle de bel kasları zayıf olan kişilerde, bu nedenle yaralanma olabilir.
Omurgayı saran kaslar, çok gerildiklerinde, çok ağır yük altında kaldıklarında, bu kaslarda küçük yırtıklar oluşmasına neden olacak şekilde hareket edildiğinde, belde genellikle zorlanma olur. Ligamentlerin ve kasların yırtılması sonucu, genellikle, kaslarda şişme ve ağrılı spazma neden olan, kas içerisine mikroskobik kanamalar olur. Sıklıkla, yaralanan kaslar dokunmaya hassas hale gelirler. Ağrı ve spazm vücudun size, bir kasın yaralandığını ve daha fazla kullanılmaması gerektiğini söyleme şeklidir. Sonuç olarak, akut ağrının bu döneminde yaralı kası kullanmaktan kaçınmalı, istirahat etmeli, soğuk veya sıcak uygulama yapmalı ve spazmı rahatlatmak için hafif masaj yapılmalıdır.
Zorlanmış bir beldeki yaralanma değişik şekillerde olabilir; omurgayı destekleyen ve hareket ettiren kaslar yaralanmış olabilir; omurları birbirine bağlayan ve faset eklemleri etrafında güçlü bir kapsül oluşturan bağlar kısmen yırtılmış veya hafif kaymış bir disk ağrının sebebi olabilir. Bu durumların her birinde, insan vücudu genellikle kendi kendine iyileşebilir.
Bel zorlamaları ve kas spazmları çok sık görülür ve maalesef bu tip yaralanmaları hemen iyileştirecek bit tedavi yoktur. Bununla birlikte, bel zorlanmalarının çoğu non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, kısa süreli istirahat ve yavaş yavaş normal aktiviteye dönme şeklinde bir tedavi ile başarılı olarak tedavi edilebilir. Germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir fizik tedavi programı, hastaların daha çabuk iyileşmelerine yardımcı olur.
Belinizde zorlanma olduğunda aşağıdaki şikayetler gelişir ise hemen bir doktora müracaat etmeniz gerekir:
İdrarınızı veya büyük abdestinizi tutamıyorsanız
Bacak kaslarınızda kuvvetsizlik, yürümenin bozulması, yürüyebildiğiniz mesafenin giderek azalması
Öksürme, hapşırma ve oturma sırasında artan, bacağınızdan aşağıya doğru yayılan ağrı ve uyuşukluk olması
Gece sizi uyandıran veya uzandığınızda artan ağrı
E- Travma
Spinal travmadan bahsedildiğinde, omurganın kemik yapılarında, yumuşak dokularda ve/veya sinir yapılarında bir yaralanmadan bahsedilmektedir. Bir beyin cerrahının spinal travmada en çok ilgilendiği şey, omurgada bir instabilite olup olmadığı, nörolojik bir yaralanmanın varlığı veya olasılığının olup olmadığıdır.
Omurganın stabilitesi kemik yapılarda ve ligamentlerde bozulmalar olduğunda bozulur. Omurgada instabilite gelişmesi, omurganın normal yükleri taşıyamamasına, kalıcı deformitelere, şiddetli ağrıya ve bazı olgularda ciddi sinir yaralanmalarına neden olabilir. Sıklıkla, instabilite omurganın kemik parçalarında oluşan kırıklar sonucu gelişir.
Travma olgularında kırık ve çıkık birlikte olur ve oldukça instabil bir omurganın oluşmasına neden olabilir. Beyin cerrahı daha fazla nörolojik defisitin ve ilerleyici deformitenin oluşmasını engellemek için, instabil bölgeye müdahale ederek mekanik stabiliteyi sağlamaya çalışır.
Travma sonrası görülen yaralanmalar;
Kırıklar
Ligament yaralanmaları
Kas-iskelet yaralanmaları
a-Kırıklar ;
Kompresyon kırıkları
Bel bölgesinde en çok görülen kırıklar, genellikle düşme sonrası gelişen kompresyon kırıklarıdır. Bu kırıklar direk grafiler ile tespit edilebilir. Kompresyon kırıklarının büyük bölümü, istirahat, ilaç tedavisi ve fizik tedavi ile tedavi edilebilir.
Patlama kırıkları
Patlama kırıkları omurganın ön ve orta kolonda yetersizliğe neden olan, güçlü kompresif yüklenme sonucu oluşur. Patlama kırıklarında omurun boyu oldukça azalır.
Bu kırıklar instabildir ve acil müdahale gerektirir.
Fleksiyon-kompresyon kırıkları
Fleksiyon- kompresyon kırıkları genellikle T1 ve L1 seviyesinde olur. Anterior kolonun yetersizlik derecesi, kompresif gücün şiddetine bağlıdır. Bu kırıklarda omur yüksekliğinde biraz azalma olur, fakat orta ve arka kolon sağlamdır. Bu kırıklar stabil kabul edilir.
Fleksiyon-distraksiyon kırıkları
Bu kırıklar genellikle otomobillerdeki emniyet kemerleri sebebi ile olur. Bu kırıklarda omurganın her üç kolonunda da yetersizlik gelişir. Hem kemikte, hem bağlarda, hem de diskte yaralanma olabilir. Bu kırıklar instabil kabul edilir ve acil müdahale gerekir.
Kompresyon- torsiyon- translasyon kırıkları
Kompresyonun etkileri omur cisminin kenarlarında olur iken, torsiyonel ve translasyonel kuvvetler omur cismini veya diski ve ligamentleri etkiler.
b- Ligament yaralanmaları;
Vücut zayıf durumda iken kaslar aşırı gerilmeye tahammül edemez veya ligamentlerde yırtılma olur. Her iki durumda belde zorlama ve burkulmaya neden olur. Bu olduğunda ligament ve eklemleri daha fazla zarardan korumak için spazm, yaralanan bölgedeki kasları hareketsiz hale getirir.
Ligament yaralanmaları travmatik olaylardan sonra olur ve yaralanmanın şiddetine bağlı olarak iyileşme 6-12 haftayı bulabilir. Yaralanmada ligament zorlanmış, burkulmuş veya yırtılmış olabilir. Bu durumların her birinin tedavisi farklıdır.
Bel eklemlerini kontrol eden ligamentler kaza sonucu düşme veya kayma sonucu hasar görebilir. Bel burkulması pelvis ligamentlerinin gerilme hasarlanmasından kaynaklanır. Beldeki burkulma sebebi, ayak bileği burkulması sebebine çok benzer ve tedavi ve iyileşme süreci benzerdir. Pelvik ligamentlere sert destek uygulanması ligamentleri, onarılırken ve tekrar güçlü hale gelirken, daha fazla zorlamaktan korur.
Bel burkulması olan bir hastanın günlük aktivitesini sürdürme olasılığı, ayak bileğinde burkulma olan bir hastanın yürüyebilmesinden daha olasıdır. Bunun en önemli sebebi ayak bileğinde ligamentlerin sert bir bandaj ile desteklenememesindendir. Fakat, unutulmamalıdır ki beldeki ligament hasarının tehlikesi vücudun herhangi bir yerindekinden çok daha fazladır.
Bel ligament yaralanmalarının en sık sebepleri
Uzun bir süre ayakta kalmak zorunda kaldığımızda sıklıkla vücut ağırlığımızı bir bacağımızın üzerine bindiririz. Bunu yaptığımızda vücut ağılığımızın üçte ikisi pelvisimizin bir tarafındaki ligamentlere biner. Bu basit hareket omurganın şeklinin bozulmasına ve duruş bozukluğuna neden olur. Sonunda bu ligamentler ciddi bir bel yaralanmasındaki kadar zarar görebilir.
Kötü duruş ciddi ligament hasarına sebep olabilecek başka bir basit harekettir. Uzun süre sırada beklemek, bir partide ayakta durmak ve alışveriş yapmak yorucudur. Pek çok kişi böyle bir durumda fark etmeden, bu yorgunluğu telafi etmek için bir yana doğru eğilir. Bunu yaptığımızda tüm vücut ağırlığımız pelvis ve belimizdeki ligamentler çekmeye başlar. Bunu sürekli yapmak yıllar içerisinde zarar verir. Bu ligamentlerin sürekli gerilmesine ve gevşemesine neden olur ve sonunda bu ligamentler eklemlerinizi uygun şekilde kontrol edemez. Bu ayakta durmanın yarattığı basit zorlanmanın rahatsızlık, hatta ağrı oluşturmasına neden olabilir.
İş ortamında yaptığımız kaldırma, eğilme ve dönme hareketleri de ligamentleri sürekli ve tekrarlayan bir zorlanmaya maruz bırakabilir. Eğer ligamentler aşırı gerilir ise bel eklemleri uygun pozisyonda daha uzun süre tutulamaz ve bu ciddi bel burkulması ile sonuçlanabilir.
Egzersiz belimizdeki kasları güçlendirmek ve ligament yaralanmalarını önlemek için iyi bir yol olmasına rağmen, sportif aktiviteler ligament yaralanmalarının ve bel zorlanmalarının en sık sebebidir. Belimiz zorlanmaya karşı hassastır ve güçlenmek için egzersize ihtiyaç duyar, fakat, bu egzersizler eklemlerimiz için zararlı olabilir. Özellikle aşırı hareketler ve zorlamalar gerektiren sporlar zamanla hasar verebilir.
Kilo, belde ligament zorlanmasına neden olan bir diğer etkendir. Özellikle de karın bölgesindeki aşırı kilo zararlıdır ve anormal duruşa neden olur. Yağları yakan aerobik egzersizler, kas oluşturan kuvvet egzersizleri ve yoga gibi egzersizler kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olur.