Etiket: Ağrı

  • Geçici bir boyun ağrısı mı ? Boyun fıtığı mı ?

    Boyun ağrısının yaşı yok. Herkes karşılaşabilir. Boyun ağrısının nedeni uygunsuz duruşun yarattığı bir gerginlik de olabilir, ileri boyutlara taşınıp operasyona da gerek duyulabilir.

    BOYUN AĞRISI NE ZAMAN CİDDİYE ALINMALI?

    Boyun ağrınız, kollarınız veya ellerinizde hissizlik ve/veya güç kaybı yaratıyorsa, ağrı omzunuza ve kolunuza doğru ağrı yayılıyorsa, aman dikkat!

    BU BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN!

    Uzun süre araba kullanımı, bilgisayar başında uzun saatler geçirme gibi durumlarda ağrının şiddeti artıyorsa Kas gerilmeleri ve spazmlar yaşıyorsanız Başınızın hareket kabiliyeti azaldıysa Başınızda geçmeyen bir ağrı varsa doktorunuzdan randevu alma zamanı gelmiştir. Bunun yanında: Motorlu araç kazası geçirdiyseniz Dalış kazası/düşme/yaralanma yaşadıysanız Hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederiz. Boyun bu, beklemeye gelmez, sabırsızdır.

    BOYUN AĞRILARINDA AKILLI TELEFONLAR DA MI SUÇLU?

    Tereddütsüz evet. Boynunuz esnektir ve başınızın ağırlığını destekler. Bilgisayar ve akıllı telefonlar başında geçirilen saatler, sıklıkla kas gerginliklerini tetikler. Yatakta okumak veya dişinizi sıkmak gibi küçük şeyler bile boyun kaslarınızı zorlayabilir. Doktorunuz nasıl olsa bunları soracaktır. Hazırlıklı gitmekte fayda var: Boyun ağrısı belirtileriniz ne zaman başladı? Hiç boynunuza zarar verdiniz mi? Hangi ilaçları ve ek maddeleri düzenli olarak alıyorsunuz? Ağrınız tam olarak nerede oluştu? Ağrı donuk, keskin veya atma gibi mi? Uyuşukluk ya da zayıflığınız var mı? Ağrı kolunuza yayılıyor mu? Sıkıntı, öksürme veya hapşırma ile acı daha da kötüleşti mi? Başka fiziksel problemleriniz var mı?

    BOYUN AĞRISI İÇİN TAMAMLAYICI TIP YÖNTEMLERİ

    Boyun ağrısı için tamamlayıcı tedavi yöntemleri de önerilenler arasında. Neler mi bunlar? Akupunktur Vücudunuzun çeşitli noktalarına ince iğneler yerleştirilir. Araştırmalar akupunkturun pek çok ağrı için faydalı olabileceğini göstermiştir.

    En iyi sonucu almak için birkaç akupunktur seansına girmeniz gerekebilir. Steril iğneler kullanarak sertifikalı hekim tarafından yapıldığında akupunktur genel olarak güvenli kabul edilir. Kayropraktik: Eklemlere kontrollü kuvvet uygulanması olan karyopraktik daha çok omurga hastalıklarında kullanılır.

    Boyun bölgesine yapılan karyopraktik tedaviler kısa süreli ağrı kesici olabilir ve birçok kişi için minimum risk taşır. Masaj: Eğitimli bir uygulayıcı tarafından yapılmalıdır. Doktorunuzun önerdiği tedavilerle birlikte kullanıldığında rahatlama sağlayabilir. Bioenerji: Uzun süredir uygulanan bioenerji çalışmaları özellikle strese bağlı boyun ağrılarında oldukça etkilidir. Algı değişimi (hipnoz) Duygusal yüklerimizi taşıdığımız omurgamız, duygu boşaltım yöntemleri ile rahatlatılır ve ağrılarda belirgin rahatlama sağlanır.

    BOYUN AĞRISI YAŞAMAMAK İÇİN:

    Doğru duruş şart. Ayaktayken veya oturuken; omuzların kalça ile kulakların da omuzlarla düz bir çizgi üzerinde olduğundan emin olun. Sık sık mola verin. Yolculuklarda veya bilgisayar başında uzun süre oturmanız gerektiği durumlarda hareket edin. Belli aralıklarla oyun ve omuz gerdirme egzersizlerini yapın.

    Masa, sandalye ve bilgisayarınızı ayarlayın. Monitör göz hizasında ve dizler kalçalardan biraz daha düşük şekilde olmalıdır. Sandalyenizin kol dayamalarını kullanın. Telefonu kulağınıza tutmaktan kaçının kulak ve omuz arasında sıkıştırmak veya tutmak yerine kulaklık veya hoparlör kullanın.

    Eğer sigara içiyorsanız, içmeyin. Sigara boyun ağrısı riskini artırır. Omuzlarınızda ağır çantaları taşımaktan kaçının. Ağırlık taşımak (sırt çantası ve yük gibi) boyun yapılarında zorlanmaya sebep olur. Iyi bir pozisyonda uyuyun. Baş ve boynunuz vücudunuz ile uyumlu olmalıdır. Boynunuzu küçük bir yastıkla destekleyin. Sırt üstü uyurken dizlerinizin altını yastıkla desteklemek omurga kaslarının rahatlamasını sağlar.

  • Fibromiyalji ağrılarınız olabilir

    Omzunuza “kulunç” girdi ve geçmeyen sabit bir ağrı mı var ? Boynunuz mu tutuluyor ? Yoksa “damar damar üstüne mi bindi” ? Hiçbiri değil… Çoğunluğu “Fibromiyalji” ağrıları bunlar. En sevdikleri mevsim de sonbahar ve kış.

    FİBROMİYALJİ AĞRILARININ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Genelde fizyolojik (kas gücü gerektiren meslekler veya sabit-durağan durum/ duruş ) ve psikolojik stresin eşlik ettiği; sırtta daha belirgin olmak üzere yaygın ağrı.

    Uykusuzluk, depresyon, anksiyete, sabit bir yorgunluk hali, uykudan dinlenmemiş olarak kalkmak, IBS (Irritable bağırsak sendromu), unutkanlık, uyuşma, karıncalanma, el ve ayaklarda soğuğa tahammülsüzlük, sabah vücutta tutukluk, baş ve yüz ağrıları, hafızada boşluk hissi, bacaklarda huzursuzluk, çene ekleminde sorunlar, karında gaz ve geğirtiler, ağız ve göz kuruluğu belirtilerin başında gelir.

    Fibromiyalji belirtileri genellikle romatizmal ağrılarla çok karıştırılır. Önce bunu doğru ayırt etmek, “fibromiyalji mi, romatizma mı” sorusunun cevabını bir hekime danışmak gerekir.

    FİBROMİYALJİ AĞRILARI EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

    • Yoğun stres altında yaşayan • Çok uzun saatler çalışan • Spor yapamayan, hareketsiz kişilerde;

    FİBROMİYALJİYE EŞLİK EDEN BULGULAR:

    • Panik Atak

    • Kaslarda sebepsiz kramplar

    • Ani idrara çıkma hissi

    • Adet öncesi gerginlik

    • Görmede olumsuzluklar

    • Işıktan kaçış

    • Sebepsiz baş dönmesi ve işitme kaybı

    • Eklem ve bağlarda gevşeklik

    • İştah anormallikleri

    • Kötü kokulardan ve gürültülerden rahatsızlık

    • Nedensiz terlemeler

    • Göğüs- kalp bölgesinde ağrı ve çarpıntı

    • Deride kuruluk, kaşıntı, renk değişiklikleri

    FİBROMİYALJİDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Hareketteki bereket, fibromiyalji de de var kuşkusuz. Özellikle pilates gibi esnetme ve gerdirme egzersizleri oldukça etkili. Bol su içmek de fibromiyaljiyle başa çıkmada epey önemli bir rol üstleniyor.

    Klasik tıbbın bize sunduğu birçok ilaç bulguları hafifletmeye ve semptomlara yönelik tedavide işe yarıyor gibi gözükse de, iş her zamanki gibi kafada bitiyor. 2017 yılında Alternative Therapy Health Medicine Journal’da fibromiyalji üzerine hazırladığı habere göre:

    Enerji alanı ve algı değişimi tedavisinin uygulandığı fibromiyalji hastalarının yüzde 70’inde belirgin bir iyileşme ve ilaca bağımlılık oranında azalma olduğu saptanmış.

  • Omurga kırıklarının ameliyatsız ve bıçaksız tedavisi

    Omurga kırıklarının ameliyatsız ve bıçaksız tedavisi

    Vertebroplasti omurganın ön kısmında bulunan gövde bölümünün kırılması, kanser nedeni ile hasara uğraması ya da doğuştan gelen bazı damar hastalıklarının tedavisi için kullanılan özel bir girişimsel tedavi yöntemidir.

    Vertebroplasti işlemi sırasında, lokal anestezi altında ve radyolojik kontrol ile, hasara uğramış olan omurga kemiği içerisine özel bir kimyasal madde ( kemik çimentosu ) enjeksiyonu yapılır ve kemik sağlam hale getirilir.

    Hangi durumlarda vertebroplasti yapılır?

    Vertebroplasti en sık olarak osteoporoza bağlı omurga kırıklarında uygulanır. Halk arasında kemik erimesi olarak tanınan osteoporoz, kemik yoğunluğunu azaltır, kemiklerin sertliklerini azaltıp daha dirençsiz ve kolay kırılabilir hale gelmelerine yol açar. İleri yaştaki hastalarda basit düşmeler, çarpmalar, ağır kaldırmalar omurga kemiklerinde kompresyon kırığı olarak adlandırdığımız kırıklara yol açabilirler. Aynı biçimde kemikte erimeye neden olan kanser metastazları, hemanjiom, myelom olarak adlandırılan hastalıklarda da vertebroplasti yöntemleri kullanılır.

    Vertebroplasti nasıl yapılır?

    Her iki işlem de genel anestezi uygulaması gerektiren işlemler değildir, lokal anestezi ve damardan uygulanan sakinleştirici ilaçlar yardımı ile yapılabilirler. Yüzüstü pozisyonda, hastanın kırığının bulunduğu seviye steril olacak şekilde temizlenir, fluoroskopi adını verdiğimiz özel bir görüntüleme sistemi ile kırık kemik görüntülenir. İşlem sırasında sürekli olarak radyolojik kontrol yapılır.

    Cildin kesilmesi gerekmez, sadece özel iğnenin geçebileceği kadar birkaç milimetre uzunluğunda bir cilt kesisi yeterlidir. Sürekli olarak radyolojik kontrol altında iğne kemiğin kırık bölgesine kadar uzatılır ve daha sonra iğnenin içinden kemik çimentosu enjekte edilir. İşlem yapılacak uygulamanın çeşidine göre, 15 dakika ile 30 dakika arasında sürer. Birkaç dakika içinde, enjekte edilen kemik çimentosu kemiğin içinde sertleşmeye başlar ve bir saat içinde tamamen donar.

    Ağrı ne zaman geçer?

    Vertebroplasti ve kifoplasti işleminden hemen sonra ağrı kaybolur. İşlem ertesinde çoğu hastada ağrı kesici ilaçları kullanmaya dahi gerek kalmaz.

    Avantajları nelerdir?

    Özellikle ileri yaştaki hastalarda haftalar ya da aylar süren yatak istirahati, korse gibi uygulamaların zorluğu ve ortaya çıkardığı diğer sağlık sorunları, uzun süre devam eden ağrının kontrolündeki güçlük gibi sıkıntılardan hastayı kurtardığı için bu tedavi yöntemleri son derece önemli avantajlara sahiplerdir. Vertebroplasti yöntemleri ile tedavi edilen hastaların neredeyse tamamı, ağrının % 90 ının bıçak gibi kesildiğini ifade ederler.

  • Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Faset sendromu özellikle 50’li yaşlardan sonra bel ağrısının en sık görülen nedenidir. Buna rağmen faset sendromu bir yandan halk arasında, diğer yandan da doktorlar tarafından yeterince tanınmayan, ihmal edilen ve üzerinde durulmayan bir hastalıktır.

    Doğru teşhis koyulamamış, anlaşılmamış, yeterince tedavi edilmemiş birçok bel ağrısı hastası, uzun süreli ( kronik ) bel ağrıları nedeni ile doktor doktor dolaşırlar, değişik ağrı kesici ilaçlar alırlar, sonu gelmeyen ve yeterince fayda görmedikleri fizik tedavi uygulamalarından fayda umarlar. Ağrılarına çare bulamayan bir kısım hasta ise bel ağrısını tedavi ettiklerini iddia eden birçok tıp dışı uygulamacının kapısını dahi çalar, internette ya da televizyonda gördükleri hiçbir işe yaramayan istismar amaçlı ürünlerden fayda beklerler.Halbuki omurganın arka yüzünde bulunan faset eklemlerin yıpranması sonucu ortaya çıkan faset sendromuna bağlı kronik bel ağrısının tedavisi vardır, son derece basit işlemlerle hastaların yaşam kaliteleri önemli ölçüde artar.

    Faset eklemler omurganın arka yüzünde yer alan ve omurları birbirine bağlayan eklemlerdir. Faset eklemler, boyun bölgesinden başlayarak, bel bölgesinin en alt kısmına dek her bir omur kemiğinin arka yüzeylerinde bulunurlar ve omurganın hareketinde önemli rol oynarlar.

    Yaşlanma nedeni ile eklemlerde gelişen kireçlenmeler, beli düzenli olarak zorlayan ağır işlerin ya da sporların uzun süre devamı, darbeler gibi nedenlere bağlı olarak faset eklemlerde oluşan yıpranmalar şiddetli boyun, sırt ve bel ağrılarına sebep olabilir.

    Faset sendromu belirtileri nelerdir?

    Faset eklem yıpranmasına bağlı ağrılar, bel fıtığı ağrısından farklı olarak daha çok bel bölgesinde görülür, belin yan kısımlarına, kalçaya ve bacağın üst kısmına yayılabilir fakat siyatik ağrısında olduğu gibi bacağın arka kısmından ayağa ve parmaklara kadar inmez.

    Bel fıtığı ağrısı öne eğilmekle artış gösterirken, faset sendromuna bağlı bel ağrısı daha çok geriye yaslanmak ve yana dönmekle şiddetlenir.Çok ileri seviyelerde faset eklem yıpranmaları, hipertrofi olarak adlandırdığımız, eklemin hacim olarak artması, büyümesi durumunu ortaya çıkartabilirler. Bu durumlarda omurilikten çıkan sinirler de baskı altında kalabilirler ve ağrı siyatik ağrısı oluşturarak bel fıtığı ya da boyun fıtığı ağrısını taklit edebilir.

    Faset eklem sendromu tedavisi nasıl yapılır?

    Faset eklem sendromu tedavisinden önce teşhisin doğru koyulması gereklidir. Bu nedenle hastanın şikayetlerini anlatırken hangi durumlarda, hangi hareketlerin ağrıyı ortaya çıkarttığına dikkat etmek gerekir. Bel bölgesine yapılacak MR, Tomografi gibi radyolojik incelemelerde faset eklemlerin yapısı özellikle incelenmelidir. Faset sendromundan şühelendiğimiz bir hastada öncelikle teşhis koymak amacı ile faset eklem blokajı adını verdiğimiz işlemi uygulamaktayız. Bu uygulama, faset ekleminin sadece ağrı duyusundan sorumlu olan sinirin lokal anestezi ilaçları ile geçici bir süre uyuşturulması işlemidir. Bu işlem ertesinde faset eklemlerden kaynaklanan ağrı hissedilmeyecektir.

    Hastanın şikayetleri ortadan kalkar ise, kronik bel ağrısının sorumlusu bulunmuştur, faset sendromu teşhisi koyulabilir. İkinci aşamada ise, faset eklemlerin sinirlerini kalıcı olarak hastanın ağrıyı hissetmeyeceği biçimde yakmak gerekir. Bu işleme faset eklem denervasyonu adını vermekteyiz. Bu sinirlerin eklemdeki ağrı hissini iletmek dışında başka bir görevleri yoktur, sinirlerin yakılmaları başka bir fonksiyon kaybına neden olmaz, sadece bel ağrısı ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemleri “Fluoroskopi” adını verdiğimiz radyolojik görüntüleme yöntemi kılavuzluğunda gerçekleştirilir. İşlemler için genel anesteziye gerek yoktur, damardan yapılan sakinleştirici ilaçlar ve lokal anestezi uygulaması işlemin ağrısız bir şekilde yapılması için yeterlidir. Fluoroskopi cihazıyla faset eklemleri ve eklemlerin sinirlerinin geçtiği yerler görüntülenir. İlgili noktaya özel iğnelerle girilerek ilaç enjeksiyonu ya da radyofrekans ile termokoagülasyon uygulaması yapılır.

    Radyofrekans ile termokoagülasyon, radyo dalgalarının kontrollü bir şekilde oluşturduğu ısı etkisi ile siniri yakma işlemidir. İşlemin uygulanacağı eklem sayısına göre işlem süresi 10 ile 20 dakika arasında değişebilir.

  • Boynum ağrıyor !

    Boynum ağrıyor !

    Orta yaşın üstünde olup da hayatının bir döneminde boynu ağrımayan kişi yok gibidir. Bazı hastalar ağrının sadece baş hareketiyle olduğunu söylerken bazıları tüm gün süren devamlı bir ağrıdan bahsederler.

    Boynumuzun içinden başta omurilik ve şah damarı olmak üzere son derece önemli damar ve sinirler geçer. Bunun dışında başımız gibi oldukça ağır bir yükü (ortalama 2.5-3.5 kg) taşıma görevini yapar. Farkına bile varmayız ama boyun eklemlerimiz en çok çalışan eklemlerimizin başında gelir, bu yüzden de oldukça erken yıpranırlar.

    Boyun ağrılarının sebepleri

    – Boyun ağrılarının en sık görülen sebebi yorgunluktur. Yoğun iş temposu olan, gerektiği kadar dinlenemeyen, özellikle masa başında, bilgisayar karşısında çalışan endişeli insanlarda ense kaslarının spazmına bağlı ağrılar ortaya çıkar. Aslında hepimiz gün içinde fark etmeden kaslarımızı dinlendiririz. Bacak bacak üstüne atarak ayaklarımızı, dirseğimizi koltuğun kenarına dayayarak kollarımızı, sırtımızı arkaya yaslayarak gövde kaslarımızı dinlendiririz. Buna karşılık masa başında çalışan veya direksiyon kulanan bir kişinin boyun kaslarını dinlendirmesi çok zor, neredeyse imkansızdır.

    – Migren veya gerilim tipi başağrısı olan kişilerde baş ağrısı ile birlikte ense ve sırta yayılan ağrılar görülebilir. Atağının geçmesi ile birlikte ense ağrısı da geçer.

    – Tansiyon yüksekliği ense ağrısı yapabilir.

    – Ense veya boyundaki ağrıların düşme veya trafik kazası sonrası ortaya çıkması önemlidir. Arabada ani fren yapılması, önden veya arkadan çarpmalar boyun kaslarının şiddetli kasılması ile ağrıya neden olabilir. Ağrının günler içinde giderek azalarak geçmemesi halinde doktora görünmek gerekir.

    – Boyun kemiklerinin zamanla yaşlanması ve kireçlenmesi boyun ve ense ağrılarına neden olabilir. Bu hastalar başlarını sağa veya sola çevirdiklerinde ağrılı bir kısıtlanma hissederler. Boyunlarından takur tukur sesler gelir.

    – Boyun fıtığında omurlar arasındaki diskler sinirlere baskı yaparak ense ağrısına neden olabilir. Bu ağrılar sırta ve omuzlara doğru yayılır ve oldukça şiddetli olabilir. Kolda ve parmaklarda uyuşma ve karıncalanma şikayetlerinin olması önemlidir. Ağrınız çok şiddetli ise, uyuşma şikayeti birkaç hafta içinde kendiliğinden geçmezse bir uzmana (tercihan beyin cerrahisi) görünmeniz gerekir. Doktorunuz gerektiğinde MR tetkiki yaparak varsa fıtığın yerini ve derecesini belirleyecektir.

    – Bazı ilaçlar (örneğin antidepresan ilaçlar ve kolesterol ilaçları) ense ağrısı yapabilir.

    Boynum ağrıyor, ne yapayım?

    – İş yükünüzü azaltmaya ve dinlenmeye çalışın.

    – Stresten uzak kalın, iyi uyuduğunuzdan emin olun.

    – İstrihat çok önemlidir ancak uzun süre aynı pozisyonda yatmak boyun ağrılarını artırabilir.

    – Bir kaç gün Minoset, Parol gibi ağrı kesibi basit ilaçlar kullanabilirsiniz.

    Yukardaki tedbirlerle ense ağrılarınızda hafifleme olursa mesele yok. Bir hafta geçmesine rağmen başınızın öne arkaya yana hareketlerinde aşırı bir kısıtlama varsa, elde ve parmaklarda uyuşma, sırta, kolda şiddetli ağrılar varsa bir doktora müracaat edin.

    Boyun ağrısından korunmanın yolları

    1. Bilgisayar ekranınızın göz hizasında olmasına dikkat edin.

    2. Çalışırken başınızın öne eğik değil, omurganızın üstünde dik olduğundan emin olun.

    3. Çalışırken sık sık mola verin, oturduğunuz yerden kalkın, birkaç adım dolaşıp tekrar oturun.

    4. Telefonun ahizesini boynunuza sıkıştırıp konuşmayın.

    5. Geceleri yüzükoyun yatmayın.

    6. Yastığınıza dikkat edin, ne sert ve yüksek ne de çok ince olsun, ense çukurunuz dolduracak kalınlıkta olsun. Boyun ağrınız var ise ”Ortopedik boyun yastığı” kullanın…

    Sağlıklı ve ağrısız günler…

  • Belim ağrıyor

    Belim ağrıyor

    Bel ağrısı toplumda en yaygın görülen şikayetlerden biridir ve insanların yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşmaktadır. Bütün bel ağrılarının yaklaşık %1’ine cerrahi müdahale gerekir. Diğer kısmı ise konservatif tedavi adı verilen yardımcı yöntemlerle tedavi edilir.

    Bel ağrısının nedenleri

    1) Kas kökenli ağrılar (Mekanik bel ağrısı)

    Ağır aktivite veya mevsim geçişlerinden sonra görülür. Çoğunlukla dinlenmekle ve ağrı kesici tedavilerle düzelir. Devamlılığı halinde egzersiz tedavisi önerilir.

    2) Bel fıtığı ( Lomber disk hernisi)

    Bel omurları arasındaki disk materyalinin omurilik kanalına doğru taşmasıdır. Taşan kıkırdak doku yani fıtık hangi seviyede ise o seviyeden çıkan sinir kökünü sıkıştırır. Bu da “siyataljik” ya da “radiküler” ağrı denilen belden, kalçaya ve bacağa uzanan ağrıya sebep olur. Eğer omurilik kanalına taşan fıtık, sinir kökünü sıkıştırmıyorsa böyle bir ağrı beklenmez. Bu durumda sadece taşan fıtığın kapsülünü sıkıştırmasına bağlı bel ağrısı görülür.

    Bu ağrıların büyük bir kısmı konservatif tedavi denilen, istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve belden iğne tedavisi ile düzelir.

    Bütün tedavilere rağmen hayat kalitesini düşüren ağrısı devam edenlerde ya da fıtığın sıkıştırdığı sinirin uyardığı kas grubunda ilerleyici güç kaybı olanlarda cerrahi girişim gerekir.

    Başlıca cerrahi yöntemler, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomidir.

    Cerrahi sonrası hasta genelde 1 gece hastane yatışından sonra taburcu edilmekte, 2 hafta sonunda işine dönebilmektedir.

    3) Bel kayması (Spondilolistezis)

    Bel omurlarının birbiri üzerinde kayması nedeniyle omuriliğin sıkışmasıdır. Özellikle ayakta ve yürümekle şiddeti artan bel ağrısı ile kendini gösterir. Kayan omurlar vidalarla sabitlenerek (stabilizasyon) tedavi edilir.

    4) Kanal Daralması (Lomber Dar Kanal)- Kireçlenme

    Bel omurlarının kireçlenmesiyle, ortadan geçen omuriliğin sıkışması durumudur. Temel şikayet kişinin yürüdükçe artan bacaklarda uyuşma hissi ve yürürken kısa mesafelerde bile 5 dakika dinlenme ihtiyacı olmasıdır. Tedavisinde cerrahi olarak kireçlenip daralan alanlar mikroskobik olarak açılıp, sinirlerin rahatlatılmasıdır. Omurganın durumuna göre vidalamada gerekebilir.

    5) Omurga yaralanmaları

    Travmaya bağlı omurgada oluşan yaralanmalardır. Şiddetli bel ağrısına neden olurlar, yaralanma türüne göre korse ile istirahat ya da cerrahi işlem gerekebilir.

    6) Kemik erimesi (Osteoporoz)

    Kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak omurgada oluşan deformasyonlardır. Sıklıkla omur kemiklerinde çökme şeklinde kırıklara neden olur. Özellikle menopoz dönemindeki bayanlarda sıktır. Osteoporoza yönelik ilaç tedavi ve omurgaya yönelik konservatif tedavi ya da kemiğin içini doldurarak yapılan cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

    7) Romatizmal hastalıklar

    Birçok romatizma türünden en yaygın olanı Ankilozan Spondilit (AS)’dir. Sabah uyandıktan sonra 4-5 saat süren ağrı ve diğer ağrı türlerinin aksine hareket etmekle rahatlaması tipiktir. Çoğunlukla ailesel geçer, fonksiyonların korunması açısından erken teşhisi önemlidir. Romatoloji ya da fizik tedavi doktorları tarafından belirlenen ilaç tedavisi ve fizyoterapi ile tedavi edilir.

    8) Enfeksiyon

    Kendiliğinden olan enfeksiyonlar, peynir hastalığı (brusellozis), tüberküloz ya da cerrahi işlem sonrası gelişen enfeksiyonlar (diskit) uzun süreli bel ağrısı yaparlar. Antibiyotik tedavisi ile bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

    9) Diğer organlardan kaynaklanan sebepler

    Karaciğer, böbrek rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerde bel ağrısı yapabilir.

  • Boyun fıtığı nedir ve tedavisi

    Boyun fıtığı nedir ve tedavisi

    Boyun Fıtığı, boyun omurları arasındaki kıkırdağın omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi sonucu kola gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa denir.

    Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlayan, başı destekleyen ve hareketini sağlayan vücut bölümüdür. Boyun 7 adet omur denilen kemikden oluşmaktadır. Omurların arasında disk denilen jöle kıvamında yastıkçıklar bulunmaktadır. Diskler vücuda binen yükün dengeli şekilde alt vücut bölümlerine iletilmesini sağlamaktadırlar. Boyundaki omurga içinden omurilik ve kollara giden sinirler geçmektedir. Boyun ağrısı ve boyun bölgesindeki omurga bozuklukları bel ağrısına göre daha az sıklıkta görülmektedir. Boyun bölgesindeki herhangi bir problemde boyun ağrısının yanı sıra baş, omuz, kol ve göğsün ön kısmına doğru yayılan ağrı da görülebilir. Boyun ağrısı genellikle boyunda tutuklukla birliktedir. Ağrı şiddeti iklim değişikliği, hareket, gün içinde değişkenlik gösterebilir. Ağrı genellikle künt ve basınç tarzında veya yanıcı olarak hissedilir. Ağrılı bölge dokunmayla hassastır. Bazen boyun hareketleri sırasında ses de olabilmektedir. Ağrıya kolda uyuşma ve yanma hissi de eşlik edebilir. Boyun omurları omurga sisteminin en küçük ve en narin omurlarıdır. Kolaylıkla travmalardan etkilenebilirler. Ayrıca çok hareketli eklemlere sahiptirler. Öne ,arkaya, sağa, sola ve yana doğru hareket yapabilirler

  • Migren nedir, belirtileri nelerdir ?

    Migren nedir, belirtileri nelerdir ?

    Migren, iki bin yıldır bilinen bir hastalıktır. Migren’i ilk tanımlayan Aretaeustur. Latince de yarım baş ağrısı anlamına gelen Migrenin öteki baş ağrılarından ayrımı ise Tisso adlı bir bilim adamı tarafından yapılmıştır. Migren, ataklar halinde ortaya çıkan ve bunların arasında hiç bir belirtisi olmayan kronik bir başağrısı şeklidir. Baş ağrısı ve eşlik eden bulgular, migrenli kişinin hayatını normal bir şekilde sürdürmesini önler ve bariz bir hayattan kopmaya yol açar. Migren atakları ortalama 3 saat, 3 gün devam edebilir.

    Migren, kişinin günlük aktivitelerini engelleyecek ölçüde şiddetli ve baş hareketleri ile artış gösteren ağrılardır. Migrende, çoğunlukla zonklayıcı ve genellikle tek taraflı,çok şiddetli baş ağrısı görülür. Ağrı ile birlikte bulantı ve bazen kusma olabilir. Hastalar ışık ,ses ve gürültü gibi etraflarında ki uyaranlardan aşırı derece rahatsız olur. Bu semptomların bir arada değerlendirilmesi tanı açısından çok önemlidir, yalnız her atakta ve her baş ağrısı çeken de aynı bulgular olmayabilir. Migren çoğunlukla başın bir tarafını tutan, zonklayıcı tarzda, orta veya ileri şiddette ve baş hareketleriyle artan özelliktedir.

    Migren ağrısı genellikle sabah saatlerinde başlar, giderek artacak şekilde ve erişkinlerde 3saat-3 gün, çocuklarda 2saat-2 gün arasında devam eder. Ağrıya genellikle iştah kaybı, bulantı, fotofobi (ışıktan rahatsız olma), fonofobi (sesten rahatsız olma), ozmofobi (kokudan rahatsız olma) gibi bir çok durum da eşlik eder. Tüm bu durumların aynı anda görülebilmesi şart değildir. Baş ağrısı, başlangıçtan itibaren tek taraflı ya da çift tarafı olabileceği gibi, tek taraflı başlayıp her iki tarafa da yayılabilir. Zonklayıcı ağrı da hastaların çoğunda mevcuttur.. spor aktiviteleri gibi basit baş hareketleri de ağrıyı başlatabilir. Ağrı bittiğinde hastalarda aşırı bir yorgunluk, bitmişlik hali, huzursuzluk, sersemlik, veya tam tersi hareketlilik ve zindelik gibi bazı belirtiler görülebilir.

    Migren genel anlamda iki çeşittir: Auralı ve Aurasız migren.

    Auralı migren de, genellikle bulgular 5-25 dakikalar arasında ortaya çıkar ve bir saat kadar sürer. Görme alanı kayıpları, vücudun bir tarafının uyuşma ve karıncalanması, konuşurken kelime bulmada güçlük, baş dönmesi görülebilir. Göz bulguları (yanıp sönen ışık hüzmeleri) ya da görmede karanlık alanlar şeklinde olabilir. Bazen hasta önünde buzlu cam varmış gibi görüyorum şeklinde tanımlayabilir. Ağrıda iyileşme ilk tutulan yerden başlar.

    Aurasız migren, en sık migren tipi olup esas belirtileri baş ağrısı ve bulantıdır.

    Aura: migren oluşumundan hemen önce veya atak sırasında tespit edilen bulgulardır. Auralı migren de, genellikle bulgular 5-25 dakikalar arasında ortaya çıkar ve bir saat kadar sürer. Görme alanı kayıpları, vücudun bir tarafının uyuşma ve karıncalanması, konuşurken kelime bulmada güçlük, baş dönmesi görülebilir. Göz bulguları (yanıp sönen ışık hüzmeleri) ya da görmede karanlık alanlar şeklinde olabilir. Bazen hasta önünde buzlu cam varmış gibi görüyorum şeklinde tanımlayabilir. Ağrıda iyileşme ilk tutulan yerden başlar.

  • Boyun fıtığı neden oluşur ve tedavisi nedir ?

    Herniyasyon derecesi basit bir fıtıklaşmadan nükleus pulposusun sekestrasyonuna kadar çeşitli spektrumda olabilir. Boyun fıtıkları boyun omurları arasındaki disklerdeki değişikliklerden kaynaklanır. Disk denilen yapının ortasında bulunan çekirdek, kendisini çevreleyen annülüsdeki yırtıktan çoğunlukla arkaya doğru fıtıklaşır. Bu fıtıklaşma çoğunlukla arka-yanlara doğru veya arka ortaya doğru olur. Arka-yana doğru olan fıtıklaşmalar kollara ve ellere giden sinir köklerine, ortada olan fıtıklaşmalar ise omuriliğe bası yapar. Omurilik basısına myelopati denir. C5-6 ve C6-7 disk seviyeleri en sık sinir kökü basısı semptomlarına yol açarken C4-5 ve C7-T1 lezyonları daha az sıklıkta görülür. C3-4 lezyonları ise çok seyrektir. Boyun fıtıkları yumuşak fıtık ve sert fıtık olarakda iki gruba ayrılabilir. Servikal disk hastalığı erişkin yaş grubunun problemidir. Sert fıtıklaşmalar ileri yaş grubu hastalarda görülür. Boyun fıtıklarında hastalar etkilenen bölgede keskin bir ağrı ve yanma hissi tanımlarlar. Etkilenen sinir köküne bağlı motor ve duyu kayıpları ile refleks kayıpları görülebilir. Hastalarda tipik olarak yaygın boyun ve kol ağrısı vardır. Ağrı sıklıkla bir kola yayılır ve genellikle kök tutulumuna işaret eder. Hastalar genellikle kollarını yukarıda ve baş arkasında tutma eğilimindedirler. Bu şekilde ağrı hafifler. Yine başın semptomatik taraftan uzaklaştırılması ağrıyı azaltır. Erişkinlerde sık rastlanan bir durumda omuriliğe bası yapmasıdır. Omuriliğe olan basının yeri ve şiddetine göre çeşitli belirti ve bulgular çıkabilir. Bacaklarda güç kaybı çok önemli bir belirtidir. Tanı için manyetik rezonans görüntüleme (MRG) omurilik, sinir kökleri, disk mesafesi ve beyin omurilik sıvısı gibi yumuşak dokuların incelenmesinde oldukça önemli bilgiler verir. Boyun fıtıklarının tedavisinde konservatif tedavi (ilaç, boyun korsesi) ön plandadır. Özellikle radikülopatide konservatif tedavinin sonuçları yüz güldürücüdür. Fizik tedavide ayrıca düşünülebilir. Ağrının geçmediği olgularda, ileri veya ilerleyen nörolojik kötüleşme durumunda ameliyat düşünülmelidir. Omurilik basısı çok ciddi bir durumdur. Hastalar eğer ameliyat önerilmemişse çok yakından izlenmelidir. Cerrahi tedavinin temel hedefi basıya uğramış nöral yapının dekompresyonudur. Ancak servikal omurganın yapısıda tedavi planı yaparken göz önüne alınmalıdır. Özellikle lordozun bozulduğu durumlarda, kifotik deformitelerde, instabilitelerde dekompresyona ek olarak füzyon planlamasıda yapılabilir. Son dönemlerde gelişen disk protezleri ile servikal hareketin korunması amaçlanmaktadır.

  • Bel fıtığı nedir ? Tedavisi hakkında

    Belde omurgalar arasında yerleşmiş olan disk denilen yapının merkezindeki çekirdek etrafındaki kapsülün yırtılması ile çoğunlukla arkaya doğru yer değiştirir. Kayma eğer yanlarda sinir köküne basarsa bacak ağrısı ve bu sinire bağlı nörolojik kötüleşmeler görülür. Orta hatta sinirlere basarsa idrar, dışkı yapmada zorluk gibi daha ciddi sorunlar ile karşılaşılır. Bel fıtıklarının %90 dan fazlası L4- L5 veya L5- S1 seviyelerinde olur. L4-5 seviyesindeki fıtıklar L5 sinir köküne, L5-S1 seviyesindeki fıtıklar ise S1 sinir köküne basarlar. L5 sinir basısının ileri durumlarında hasta topukları üzerinde yürüyemez. En ağır durumda düşük ayak oluşur. S1 sinir kökü basıları ise ayak parmakları üzerinde yürümeyi engeller. Çoğu hasta konservatif tedavi denilen ilaç ve yatak istirahatinden yarar görür. Daha sonra fizik tedavi de uygulanabilir. Bazı hastalara enjeksiyonla ağrı tedavisi yapmak gerekebilir. Özellikle sinir kökü ağrısı olan hastalarda foraminal enjeksiyon ve faset ağrısı olan hastalarda faset enjeksiyonları yararlıdır. Her türlü tedaviye karşın ağrısı geçirilemeyen hastalarda, ileri veya ilerleyen nörolojik defisiti olan hastalarda ve idrar kaçırma-yapamama gibi sorunu olan hastalarda ameliyat gerekir. Mikrolomberdiskektomi ve endoskopik diskektomi bugün en fazla kullanılan cerrahi yöntemlerdir.