Etiket: Ağrı

  • Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji, genellikle başın bir tarafında başın arkası ve kulak arkasında boynun üst kısmında elektrik çarpması gibi zonklayıcı ve kronik bir ağrı ile karakterize baş ağrısının farklı bir türüdür.

    Nedeni

    Tipik olarak, oksipital nevralji ağrısı boyunda başlar ve daha sonra yukarı doğru yayılır. Bazı bireyler de ağrı kafa derisi, alın bölgesi ve gözlerin arkasında olabilir. Bu hastaların kafa derisi dokunmaya karşı hassas, özellikle gözleri ışığa karşı duyarlı olabilir. Ağrının yeri büyük ve küçük oksipital sinirler tarafından sağlanan alanları ile ilgilidir. Bu alanlar kafa derisi,kafanın arka tarafı ve boyun üst bölgesidir. Ağrı sinirlerin tahriş ya da yaralanmalarının neden olduğu, osteoartrit, aşırı sıkı boyun kasları ile sinirlerin sıkışması, baş arkasına travma sonucu olabilir. Tümörler ya da boynun lezyonları diğer nedenleridir. Lokalize iltihap veya enfeksiyon, gut hastalığı, diyabet, damar iltihabı (vaskülit), ve başını sık uzun sürelerle aşağıya ve öne doğru durumda tutmak (uygunsuz postür) aynı zamanda oksipital nevralji ile ilişkilidir. Pek çok durumda, bununla birlikte, hiçbir neden bulunamayabilir. Bir anestezik sinir bloğundan sonra pozitif tepki (ağrı kesici) teşhisi teyit edecektir.

    Tedavi

    Tedavi genellikle semptomatiktir ve masaj ve dinlenme içerir. Bazı durumlarda, özellikle şiddetli ağrılarda antidepresanlar kullanılabilir. Diğer tedaviler doğrudan etkilenen bölgeye lokal sinir blokları ve steroid enjeksiyonları içerebilir.

    Cerrahi tedavi

    Ağrı kronik hal alırsa veya konservatif tedaviden faydalanmıyor ve çok şiddetli ise yapılması gerekir. Mikrovaskuler dekompresyon ve nörostimülasyon tedavide 2 farklı yöntemdir. Mikrovasküler dekompresyon ile kafa cildi altındaki snirin üzerindeki fasya denen zar tabaka kesilerek sinir baskıdan kurtarılır.

  • Bel fıtığında yeni bir tedavi metodu hidrodiskektomi tedavisi

    Erişkinlerin %60-80 ‘i yaşanlşarı boyunca en azından bir kez bel ağrısından muzdarip olurlar. Akut bel ağrılarının %70-80 i hiç bir tedaviyi gerek kalmaksızın iyileşebilir. Yada basit tedavilerle ile(ftr, masaj, ozonterapi, lazer, proloterapi, akupunktur gibi ) düzelir. %15-20 ‘si tıbbi tedaviye rağmen devam eder ve kronikleşir.

    Bel ağrılarında minimal invazif teknikler günümüzde oldukça populerdir. Mümkün olduğunca artık daha basit ,anestezi gerektirmeyen işlemlerle ve hastayı daha çabuk iyileşltirirp daha çabuk normal yaşama donmesini sağlayan müdaheler tercih edilmektedir. Bunlar arasında populer olan yöntemler son donemlerde girişimsel ağrı enjeksiyonları,lazer nukleoplasti, ozon terapi kök hücre terapisi, radyofrekans, perkutan lazer disk dekompresyonu, gibi işlemler yapılmaktadır.

    En son çıkan ve amerika ve avrupada basarıyla uygulanmaya başlayan yeni yöntem ise hidrodiskektomi yöntemidir. Hidrodiskektomi diğer lazer diskektomiye avantajı ısısya bağlı komplikasyonların olmaması, tuzlu su kullanılarak kopan parçaların aspirasyonla tamamen alınması, görüntümede lazer ucucnun bazen net görülmeemsine rağmen hidrodiskektomide kataterin ucunun çok net görülmesi belli başlı avatajlarıdır.

    KİMLERE UYGULANABILIR

    Bel fıtığı tanısı konmuş prtrude yada taşma dediğimiz bası yapan dşisk,extrüde disk varsa yanı halk arasında patlamış fıtık, bacak ağrısı yapan fıtık varsa rahatlıkla uygulanabılır. Kimlere uygulanmaz dersek, kanma hastalığı olanlar, fıtığı kemik hale gelmiş kirçlenmiş hastalar, omurga kemikleri arası daralmış hastalarda uygulanmaz. Yaş sınırı yoktur.

    NASIL YAPILIR

    En onemli avantajı lokal anesyezi altında yapılamsı. Ameliyathanede steril şartlarda ama görüntüleme altında hastaya disk mesafesine girilir ve patlamış fıtıklar dahil protruze fıtıklarda basınçlı tuzlu sonrası kopan disk parçaları aspiratorle alınır, işlem sonrası hasta 1 saat hastanede kalır ve sonrasında aynı gün işine donebilir normal yaşamını sürdürebilir.

  • Bel kayması nedir ? Derecesi nasıl belirlenir ?

    Omurga, omur adı verilen kemiklerin üt üste gelecek şekilde muntazam bir biçimde belli bir sistematik dizilim göstermesiyle oluşan ve içerisinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Omurlar birbirlerine ön tarafta diskler arka tarafta eklemler yardımı ile bağlanmaktadır.

    Bel kayması tıp dilindeki adı spondilolisteziste iki komşu omurdan üsttekinin alttaki omura göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi suretiyle oluşur. Bu sebeple omurganın içinden geçen omuriliğin sıkışmasına ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi semptomların oluşmasına neden olur.

    Kayma en sık bel omurlarının en altından yani en sık L5-S1 seviyesinden bazen de L4-5 seviyesinden kaynaklanır.

    Kayma Derecesi Nasıl Belirlenir ?

    Bel Kaymasının Tipleri Nelerdir ?

    Displastik Spondilolistezis​

    Bel kemikleri arasındaki eklemlerde doğuştan veya gelişimsel olarak yapısının bozulması sebebiyle oluşur.

    İstmik Spondilolistezis

    Beli ciddi derecede zorlayan, tekrarlayıcı bazı manevralardan sonra bel omurlarındaki eklemlerin tek taraflı veya çift taraflı olarak kırıklarından kaynaklanır. Genellikle genç atletlerde gözlemlenir.

    Dejeneratif Spondilolistezis

    Omurga ve etrafındaki bağ dokularının yaşlanarak yıpranması sonrasında oluşur. En sık L4-5 seviyesinde gözlemlenir ve genellikle beraberinde omurgada dar kanal tablosu eşlik eder.​

    Travmatik Spondilolistezis

    Omurgada ciddi bir travma sonrasında oluşan kırıkara bağlı gözlemlenen

    Patolojik Spondilolistezis

    Bölgesel veya yaygın olarak gözlemlenen kemik hastalıklarına bağlı oluşan

    Bel Kaymasının Bulguları Nelerdir ?​

    En sık bulgu ağrıdır. Çoğu hastada ağrı istirahatle geçer, günlük aktivite ile artar. Bacak ağrısı ikinci sıklıkta gözlemlenir. Sinir kökünün bası ve ve kanal darlığının eşlik ettiği dejeneratif spondilolisteziste gözlemlenir. Çocuklarda görülen hafif ve orta düzey kaymalarda bel ağrısı ve kas spazmı gözlemlenir, %50 den fazla kayma mevcutsa bel ve bacak ağrısı, duruş bozukluğu ve ördekvari yürüyüş şeklinde kendini gösterebilir. Çok ileri bulgularda nadir de olsa idrar ve dışkı yapmada fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir.

    Bel Kaymasının Tanısı Nasıl Konulur ?

    Hastanın fizik muayenesi esastır. Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans tanı koymada yardımcı tetkiklerdir.

    Bel Kayması Nasıl Tedavi Edilir ?​

    Hastanın şikayeti şiddetli değil ve kayma derecesi hafif ise, muayenede sinir bası semptomları yoksa istirahat, ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, bel ve karın kaslarını güçlendirmek, korse desteği gibi cerrahi dışı tedaviler denenmelidir.

    Ağrının devam etmesi durumunda bel kemikleri arasındaki eklemlere veya sinir kökü üzerine steroid enjeksiyonlar uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve egzersiz programlarından fayda görmeyen ve semptomları gerilemeyen hastalarda önerilmektedir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuzla iletişime geçiniz.

  • Sinsice ilerleyen sorun: “omurga tümörleri

    OMURGA TÜMÖRLERİ İKİ NEDENDEN OLUŞABİLİR

    Hastada omurga tümörü belirtileri varsa öncelikle tanı netleştirilmelidir. Çünkü tümörler iki farklı türde olabilir. Birincisi direkt olarak omurganın kendisinden kaynaklanan tümörler, ikincisi ise vücudun başka bir yerinde oluşup kan yolu ile omurgaya gelerek yerleşmiş olan tümörlerdir. Bulgular. Bu nedenle omurgada tümör teşhis edildiği zaman, hemen diğer hastalıkların varlığı sorgulanmalı, tüm vücut taraması yapılmalıdır. En sık prostat, meme veya akciğeri kanseri nedeni ile omurgaya sıçramış olan kötü huylu tümörler görmekteyiz.

    “AĞRI” EN SIK RASTLANILAN BELİRTİSİ

    Hasta durmadan omurilik bölgesinde ağrı şikayetleri duyuyorsa, mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir. Ağrının en önemli karakteri erken dönemde gece ortaya çıkmasıdır. Ancak hastalık ilerlemişse gece gündüz ağrı olur. Güç gerektiren fiziksel aktiviteler ağrının artış göstermesini tetikleyebilir. Kol ve bacaklarda hissedilen uyuşukluklar, halsizlik ve güç kaybı ise görülebilecek diğer belirtiler arasındadır.

    FİZİKSEL MUAYENE İLE TANI SÜRECİNİ BAŞLATIYORUZ!

    Omurga tümörleri söz konusu olduğunda cerrahi operasyonlar kadar yapılacak tanılar da oldukça önemli. Öncelikle hastanın geçmişte geçirmiş olduğu veya halen devam eden bir hastalığın varlığının tespit edilmesi şart. Tümörün oluşabileceğinden şüphe duyulduğu zaman MR ve grafi gibi yöntemlerle hastanın omurilik ve omurgası görüntüleniyor. Tümör kesin olarak tespit edilmişse, ardından iyi veya kötü huylu olup olmadığını algılamak adına biyopsiye başvurulur. Biyopsi sonuçlarına göre tümörün büyük olduğu tespit edilmişse tek yöntem cerrahi operasyon işlemi uygulamaktır. Ancak burada hastanın yaşı, radioterapi ve kemoterapiye olan duyarlılığı, tümörün iyi veya kötü huylu olup olmaması gibi hususları da göz önünde bulundurulmalı. Hastada ağrı şikayetleri çok fazla ise belirtilerin türüne göre Kordotomi, Ağrı Pompası, Spinal Kort Stimülasyonu gibi cerrahi operasyonlar da yapılabiliyor. Ayrıca tedavi sonrası da oldukça riskli. Çünkü tümörler kendini yenilebiliyor. O nedenle omurga sağlığı açısından hastanın belirli dönemlerde doktoruna giderek MRG ve Radyografi teknikleri, PET gibi tümör taramasından geçmesi önerilir.

  • Ağrı cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenler

    Vücudun bazı kısımlarında darbe, kesik ya da yaralanmalardan kaynaklanan ağrılar, çok sayıda geçirilmiş ameliyatlar sonucunda ortaya çıkan ağrılar, tümör-kanser ağrıları gibi ağrılar sürekli bir hal almışsa ve diğer müdahalelerle tedavi edilemiyorsa ağrı cerrahisine başvurmak gerekebilir.

    Kullanılan tedaviler nelerdir?

    Ağrı cerrahisinde kullanılan birçok yöntem olsa da, en etkili yöntemler şunlardır:

    Spinal Kort Stimülasyonu

    · Kordotomi

    · Ağrı Pompası

    Bu yöntemleri kısaca özetlemek gerekirse;

    Spinal Kort Stimülasyonu: Omurilik zarı üzerine, omurilikteki ağrı yolları boyunca elektrotlar (lead) yerleştirilip bir güç kaynağına (pil) bağlanmaktadır. Ağrı yolları pil aracılığı ile uyarıldığı zaman istemediğimiz ağrılar bu yollardan geçememekte ve beyine ulaşamamaktadır. Böylece hasta ağrıyı hissetmez.

    Kordotomi: Omurilikteki ağrı yollarının cerrahi olarak kesilmesi. Daha çok kansere bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Fantom ağrılarda uygulanabilir.

    Ağrı Pompası: Ağrı pompası vücuda yerleştirilir ve buradan omurilik içindeki suya kontrollü bir şekilde anestezik madde verilir. En sık tümör ve kanser ağrılarında kullanılır.

    Ağrı cerrahisi tedavide olabilecek en son seçenek olmalıdır. Sonuç olarak bu cerrahi hastalığı tedavi etmez. Hastanın ağrıyı hissetmemesi için yapılır. Ayrıca bu ameliyatlardan sonra hastanın düzenli takip edilmesi gerekir. Ağrı cerrahisi, giderilemeyen ağrıların çözümünde çok büyük kolaylık sağlamakla birlikte hemen her türlü ağrıya uygulanması ya da yanlış bölgeye yanlış tedavinin uygulanması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ağrı cerrahisinin derdinize derman olup olamayacağını öğrenmek için bir uzmana danışmakta elbette fayda var.

  • Migrasyon gösteren disk protrüzyonu, sekestre disk hernisi, faset kisti nedir ve hareket koruyucu cerrahi, hareketli platin ameliyatı, protez ameliyatı nasıl yapılır?

    Halk arasında patlamış fıtık veya kanala düşmüş fıtık ta denen disk protrüzyonu veya başka bir deyimle sekestre disk hernisi durumuna sahip hastalar; fıtığın görüldüğü omurga bölgesine göre çok şiddetli, hatta dayanılmaz kol veya bacak ağrıları içinde kıvranan hastalardır. Çünkü yerinden çıkmış olan disk, kol veya bacağa giden bir siniri ezmektedir. Bu hastaların tabii ki doğru dürüst muayene edilip, gerekli tüm tetkikleri yapıldıktan sonra ameliyat edilmeleri; hem ağrılarının bir an önce dindirilmesi ve hem de ortaya çıkmakta olan felcin önlenmesi açısından gereklidir.

    Doktorların faset adını verdiği yapı, aslında omurga kemikleri arasındaki eklemin adıdır. Bu eklem aynı diz eklemi, kalça eklemi gibi karmaşık yapıda bir eklemdir. Kapsülü, içinde menisküsü, eklem sıvısı da vardır. Kalça ve diz eklemlerinin protezi yapılalı onlarca yıl oldu, bu cihazlar her gün pek çok hastaya takılıyor; ancak yüksek teknoloji ile hala faset ekleminin protezi yapılamadı, çünkü çok hassas bir yapısı var. İşte bu faset eklemini içindeki sıvının dışarı doğru balonlaşması, diğer eklemlerde de görülenlere benzer bir eklem kistine yol açıyor. Ancak söz konusu bu faset kisti, bacağa giden sinire bastığı için; aynı bel fıtığındaki gibi bir ağrılı tabloya yol açıyor. İşin can sıkıcı yanı ise bu durumun tek çaresinin ameliyat olması.

    Omurga kökenli ağrılar arasında, omurganın gün içindeki zorunlu hareketlerinden kaynaklanan ağrıları tedavi etmek amacı ile yapılan ameliyatlarda; birkaç yıl öncesine kadar füzyon (dondurma) ameliyatları, yani omurga kemiklerinin birbirine kaynatıldığı ameliyatlar tercih ediliyordu. Kemik kullanılarak ve de platin denen vida ve çubuklar da kullanılarak yapılan bu işlemlerle hareket durdurulduğunda ağrı da geçiyordu. Ancak son araştırmalarda, bu ameliyatın etkisinin geçici olduğu; söz konusu hastalığın bu sefer bir üstteki veya bir alttaki omurga aralığına aktarıldığı ve de, hastanın tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığı ortaya çıktı. Bunun üzerine son yıllarda, omurga hareketini durdurmak için yapılan ameliyatlarda; hareket koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Bu yöntemde omurganın zorunlu hareketleri tamamen durdurulmuyor, sadece bir dereceye kadar kısıtlanıyor. Yani hareketli vidalar, hareketli çubuklar, disk protezleri kullanılarak omurganın bir miktar; yani bizim izin verdiğimiz kadar oynamasına izin veren ameliyatlar yapılıyor.

  • Bel-kalça-diz-bacak ağrıları: nerede –ne zaman-kime ameliyat olmalı

    Endüstriyel toplumlarda yaşam süresinin uzaması ile beraber sağlık sorunları da çeşitlilik kazanmıştır. Ayrıca makinalaşmanın ve gelişmenin getirdiği hareket azlığı, beslenme bozukluklarına bağlı gelişen obesite de sağlık sorunlarının hem çeşitliliğinin hem de şiddetinin artmasına sebep olmuştur.

    Özellikle orta yaş grubunu geçen nüfusun sık karşılaştığı sorunlardan biri olan kireçlenme dediğimiz (artroz) eklemlerin sorunu hastalarda tuttuğu yere göre şikâyet ve bulgulara sebep olmaktadır. Hastalar her zaman bu şikâyetlerinin nereden kaynaklandığını tam olarak ayırt edemeyebilirler. Bunun sebebi ağrının noktasal olmadığı çoğunlukla yayılım veya başka bir yere yansıma yaparak ağrı sebebinden uzakta hissedilmektedir.

    Kireçlenme dediğimiz hadise eklemlerde sıvı azalması, kıkırdak erimesi, eklem dejenerasyonu veya eklem daralması gibi isimlerle de anılmaktadır. Kireçlenmeye en çok maruz kalan eklemler değişken olmakla beraber kireçlenme sebebiyle belirti veren eklemler genellikle vücudumuzun en çok yüke maruz kalan ve en çok hareket eden (en çok kullandığımız) eklemleridir.

    Bel ağrısı, bacaklarda ağrı dizlerde ve omuzlarda ağrı en sık karşılaşılan ağrılardandır. Ve bu ağrılar değişik uzmanlık alanlarının ilgisindedir.
    Bel ağrısının birçok sebebi olmakla beraber; en sık rastlanılan sebepleri, bel fıtıkları, yaş ilerledikçe ortaya çıkan kireçlenme nedeniyle omurilik kanalı darlıkları, bel kayması, bel eklemlerinde ve omurlar arası kıkırdaklarda aşınma ve kireçlenme nedeniyle ortaya çıkan ağrılardır. Belde oluşan bu hastalıklarda ağrı çoğunlukla belde kalmaz bir veya her iki bacağa, uyluğa veya ayaklara yayılabilir. Dolayısıyla her iki alt ekstremiteye yayılan ağrıların sebebi ileri yaş grubu hastalarda omurga kökenli rahatsızlıklar olabilir.

    Aynı şekilde, dizlerde veya kalçada olan hastalıklarda da uyluk, diz, bacak veya ayak ağrısı olabilmektedir. Bu nedenle orta yaşı geçmiş bel ve/veya bacak –diz-kalça ağrısı olan hastalarda mutlaka hem bel bölgesi ve omurga hem de alt ekstremite eklemleri değerlendirilmeli ayırıcı tanı iyi yapılmalıdır. Bu tür hastalar mutlaka hem beyin cerrahisi hem de ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Ayırıcı tanı yapılıp ağrı ve diğer şikayetlerinin sebebi tam olarak belirlendikten sonra uygun branş hekimi tarafından tedavisi yapılmalıdır.

    Ya omurga ya da alt ekstremite rahatsızlığı olan hastaların tedavisi uygun branş hekimi tarafından yapılmakta iken, asıl sorun her iki bölgede de sorunu olan hasta grubunda çıkmaktadır, ki bu hasta grubu azımsanmayacak kadar yüksek bir orandadır zaman tedavi sıralaması nasıl olmalıdır:

    Hem bel hem de diz-kalça gibi alt ekstremite sorunu olan ancak ameliyat gerektirmeyen hastaların ilaç ve ameliyat dışı tedavileri her iki uzmanlık alanı tarafından aynı anda yapılabilmektedir.

    FAKAT

    Belinde ameliyat gerektiren ve bel ve bacaklarda ağrı sebebi olan bir kireçlenme sorunu olan aynı zamanda da kalça veya dizlerde ameliyat gerektiren kireçlenme sorunu olan hastalarda tedavi önceliğini çok iyi belirlemek gerekmektedir. Bu konuda maalesef birçok yanlışlıklar yaşanmaktadır. Her iki dizden ağrıları nedeniyle ameliyat olup protez takılan fakat ağrıları geçmeyen hastalar olduğu gibi belden ameliyat olup hala rahat yürüyemeyen ve bacaklarda dizlerde ağrısı olan hastalar vardır. Onun için ameliyat gerektiren kireçlenme-dejenerasyon- sorunu olan hastalarda ameliyat önceliğini belirleyen faktörler çok çeşitlidir.

    Hastanın yaşı, kilosu, ilerleyici nörolojik hasarı (felç-idrar –gaita kaçırma-his kaybı-ereksiyon kaybı…),hastanın isteği….vb. faktörler önceliği belirlemekte etken olmakla beraber:

    Omurgayı ve içindeki sinirleri (omurilik ve ondan çıkıp bacaklara giden sinirler) bir ağacın gövdesi olarak düşünürsek bacaklarımız ve içindeki ağrı algılayıcı ya da motor emir götürücü sinirler bu ağacın dalları olarak düşünülmelidir. Yani ağacın gövdesinde bir hasar ve dalında bir hasar varken dalını tedavi edip gövdedeki hasardan kaynaklı yakınmaları gideremeyeceğiniz gibi, gövdedeki hasarı tamir ettiğinizde daldaki hasardan kaynaklı bazı şikayetlerin düzelme ihtimali vardır. Yani belinden ameliyat olmuş hastalarda diz veya kalçalarındaki ağrılarında bir kısmı gidecektir ve belki hastanın tolere edebileceği bir ağrı seviyesine kadar gerilediği için diz veya kalça patolojisinin ameliyat gereksinimi ötelenebilir.

    BU NEDENLE

    Bacaklarda veya dizlerde ağrı şikâyeti ile ortopedi uzmanına başvurup diz veya kalçada aşınma ya da kireçlenme nedeniyle ameliyat kararı alınan hastaların ameliyat olmadan önce MUTLAKA bir beyin cerrahisine de görünüp bacaklarındaki ağrıya ve diğer şikâyetlerine katkıda bulunan bir bel sorunu olup olmadığı mutlaka bakılmalıdır.
    Yine aynı şekilde bacaklarda ağrı şikâyeti ve belde kireçlenme şikâyeti ile bir beyin cerrahisine başvuran orta yaşı geçmiş her hastanın

    MUTLAKA bir ortopedik değerlendirmeden geçmesi tedavinin başarısı için şarttır.

  • Ağrı pili (omurilik pili)

    Ağrı pili (omurilik pili)

    Maximum tedavi yöntemlerinin (ameliyat ve ağrı kesici ilaçlar dahil) uygulanmasından sonra sonra ağrılar ortadan kalkmazsa ağrı pili uygulaması ile ağrının kalıcı olarak azalması sağlanabilir.

    Hangi hastalarda ağrı pili gereklidir

    1- Omurga kırıklarına bağlı omurilik hasarlarında

    2- Tedavi edilmemiş yada uygunsuz ameliyat sonrası ağrısı devam eden fıtıklarda

    3- Şeker hastalığına bağlı nöropatik ağrılarda

    4- Kanser haslarına bağlı omurilik hasarı ve ödeminde

    Tedavi ayrıntıları

    Tedavi süresi: test stimülasyonu 1- 2 saat, Yerleştirme 30 dakika

    Tedavi seyri

    Minimal invazif bir uygulama ile omurgaya doğrudan hassas bir elektrot yerleştiriyoruz. Lokal anestezi altında sizinle sürekli iletişimde kalarak elektrotu tam doğru bölgeye konumlandırıyoruz. Ayrıca elektrotların konumunu röntgen ile kontrol ediyoruz. Omurilikten başlayarak sinirler impulsları (uyarıları) beyne iletir ve böylece ağrıların yayılmasını engeller. Genelde impulslar, kalp piline benzeyen bir impuls jeneratörü vasıtasıyla bu elektrotlardan üretilir. Sonuç olarak ağrılar kaybolur ve ağrı bölgesinde hafif bir karıncalanma hissedersiniz.

    Ancak bizim kullandığımız yöntemde cilt altında bir pil veya kablo yoktur. Böylece hasta cilt altında bir rahatsızlık hissiyatı yaşamamakta ve pili biten cihaz için için tekrar ameliyat olması gerekmemektedir.

  • Sırt ağrılarınız mı var?

    Sırt fıtığının ilk işareti. Aslında her beş kişiden biri, ömrü boyunca en az bir kere sırt ağrısı çekecektir. Söz konusu bu ağrı akut olabilir, yani birden bire tüm şiddetiyle başlayabilir; ya da kronik olabilir, yani tekrarlayan bir şekilde görülebilir. Aslında her yirmi sırt ağrısından sadece biri akut olarak başlar, yani bir çeşit burkulma, incinme gibidir.

    Ağrı aslında bizim düşmanımız değil, dostumuz. Bize bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden de ağrı kesicileri gereğinden fazla kullanmamak gerek, adı üstünde; bunlar sırtımızı iyileştirmiyor, sadece ağrıyı kesiyor yani çalmakta olan alarmı susturuyorlar. Sırtımızdaki tutulmaların şiddeti, süresi ve sıklığı artıyorsa ve de kulunçlarınızdaki ağrı tek bir yanda olmaya başladıysa, hemen kalıcı bir çözüm bulmak zorundasınız. Artık hemen bir diyetisyenin yolunu mu tutarsınız, yoksa bir spor salonuna mı üye olursunuz, yoksa bir doktor mu aramaya başlarsınız bilemem.

  • Sırt fıtığı belirtileri

    Tekrarlayan sırt ağrısının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artması yanı sıra, şikayetlere bele inen ağrıların da eşlik etmesi söz konusudur. Söz konusu bu ağrı tek yanlı olabileceği gibi iki yanlı da olabilir. Ağrı yanıcı veya batıcı bir ağrı olabileceği gibi kasılma veya gerilme şeklinde de olabilir. Ağrı öksürme, hapşırma veya tuvalette ıkınma durumunda şiddetlenir. Bacaklarda uyuşma, hissizlik, karıncalanma, keçeleşme gibi his bozuklukları da şikayetlere eşlik edebilir.

    Bazı hastalarda kısa bir mesafe yürüyünce bacaklarda çok şiddetli kasılma türü ağrılar olması nedeniyle yürümek neredeyse imkansız hale gelebilir. Gece bacaklara kramplar girebilir. Söz konusu bu rahatsızlıklara durup dururken, yani bir zorlanma olmadan idrar kaçırma veya ayaklarda güç kaybı gibi şikayetler de eklenirse; olay acil demektir ve eğer 48 saat içinde ameliyat olmazsanız, söz konusu durumun düzelmesi bir yılı bulabilir ve hatta düzelmeyebilir de.