Etiket: Ağır

  • Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edeceğim?

    Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edeceğim?

    Sınav kaygısı bütün öğrenciler arasında oldukça yaygındır. Alacağı notlar, sınav sonrasında kazanacağı ya da kaybedeceği şeyleri düşündükçe bu kaygı artar. Ebeveyn olarak ona sunabileceğiniz en büyük destek ona herhangi bir sınav ya da notla hiçbir şeyin bitmeyeceğini söylemenizdir. Bu arada ona sadece “rahat ol” demenizde yetmeyecektir. Sınavlarda daha rahat olması için ona daha olumlu düşünmesini ve daha rahat hissetmesini sağlayacak bazı teknikleri öğretmeniz gerekir. Bunu öğrenmeleri ve bir alışkanlığa dönüştürmeleri ile kısa sürede sınavlara daha rahat ve daha az kaygılı girebilirler. Bu stratejilerden bazıları şunlardır;

    “Kaygılı Düşünceleri Neler?”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! İlk olarak çocuğunuzu kaygılandıran düşüncelerin neler olduğunu öğrenmeniz hem onun kaygılarıyla ilgili daha fazla farkında olmasını hem de sizin ona daha iyi yardımcı olmasını sağlayacaktır. Örneğin; Kaygılandığı anda ona şu soruları sorabilirsiniz. Şu anda ne düşünüyorsun? Seni kaygılandıran ne? Olacağını düşündüğün en kötü şey ne? Bu sorular karşısında çocuğunuzun vereceği cevaplar “başarısız olacağıma inanıyorum”, “sınavdan geçemeyeceğimi düşünüyorum” vb. gibi olabilir. Aslında böyle düşünüyor olmak gerçekten sınavdan kötü not alacağı anlamına gelmez. Ancak bu inançla duruma gerçek olmayan negatif bir pencereden bakmasını sağlar ve performansını olumsuz olarak etkiler.

    “Daha Yapıcı Konuşmalar Yapmasını”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! Yaşanılan durumlar karşısında nasıl tepkiler vereceğinizi belirleyen tutumlar ve inançlardır. Dolayısıyla çocuğunuzun sınavla ilgili yaptığı negatif “konuşmalar” onun kaygısını arttıracaktır. Onun düşüncelerini sizinle paylaşmasını sağlayın daha olumlu bir cümle ve bakış açısı ile yer değiştirin. Sınavla ilgili olumlu konuşmalar özgüveni arttırır ve kaygıyı azaltır. Örneğin; Negatif bir konuşma; Ne yaparsam yapayım, bu testi geçemeyeceğim Olumlu bir konuşma; Bütün materyalleri çalıştın, sınavda elinden gelenin en iyisini yapacağına eminim.

    Negatif bir konuşma; Matematikte iyi değilim, niye uğraşıyorum ki?

    Olumlu bir konuşma; Sınavda öğrendiğin şimdiye kadar öğrendiğin bilgileri en iyi şekilde kullanacağına eminim. Negatif bir konuşma; Eğer kötü not alırsam bittim. Olumlu bir konuşma; Tatlım bu sınav başarıyı ölçmenin sadece bir yolu. Negatif bir konuşma; Asla hata yapmamalıyım. Olumlu bir konuşma; Hatalar her sınavda olur ve hatalarından çok şey öğrenirsin gibi. Negatif bir konuşma; Diyelim ki sınavı geçemedim. O zaman ne olacak? Ne yapacağım? Olumlu bir konuşma; Böyle bir şey olması tabi ki çok üzücü. Ancak dünyanın sonu değil. Bir dahakine biraz daha fazla çalışabilir, yanlışlarının üzerinden geçebilir ve daha iyi yapabilirsin.

    “Fiziksel Olarak Rahatlamayı”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! Fiziksel olarak rahatlamanın kaygıyı azaltma ve performansı daha iyi ortaya çıkarma gibi etkileri oldukça iyi biliniyor. Siz de çocuğunuza gevşeyerek rahatlamayı ve sınava daha rahat girmesini sağlayabilirsiniz. Bu egzersizi birlikte yapın. Beraberce rahat bir koltuğa oturun. Bedendeki gergin alanları bulup önce kasıp sonra gevşetin. Örneğin… Önce kollarınla başlayalım… Şimdi kollarını, omuzlarını pazılarını sık. Şimdi sıkmaya devam et (10’a kadar say), şimdi bırakabilirsin. Bütün gerginliği bırak, sanki kollarından bir sıvı akarmışçasına, bütün gerginliğin akıp gitsin. Bırak hepsi gitsin, tüm gerginlik akıp, gidiyor. Kolunu dayadığın yeri (ya da sandalyeyi) hisset, kollarının ağırlaştığını fark et… Giderek ağırlaştığını, daha da ağır olduğunu hisset… Kolların ağır ve rahat… Rahat, ağır ve sıcak… Ağırlığın sıcaklığını ve rahatlığını fark et… Giderek daha ağır, rahat ve sıcak hissediyorsun…” Derin bir nefes alıp vererek sırasıyla elleri, bacakları, ayakları, boyunu, karnı ve yüz kaslarını kasıp gevşetin. Aralarda derin nefes alıp vermeye devam.

    “Ebeveyn Olarak Yapmanız Gerekenleri”
    Kendinize Hatırlatın! Şüphesiz çocuğunuzun yapacağı ve öğreneceği yöntemler kadar sizin de ona bu süreçte göstereceğiniz tutum ve davranışlar da ona rahatlaması için büyük destek olacaktır. Sınav öncesindeki günler kaygıyı hissedeceği zamanlar olacaktır. Sınav tarihlerini mutlaka not edin. Sınavlar öncesinde onunla konuşmaya ve destek olmaya çalışın. Kaygı arttığı zaman günlük uyku ve yemek düzeninde bozulmalar olabilir. Çok fazla zorlamadan sağlıklı beslenebileceği yiyecekler hazırlayın. Uyku düzeninin bozulmaması için çalışma saatlerini gözden geçirin ve çok fazla kafein almamasını sağlayın. Bir sınavın ardından başlangıçtan sonuna kadar nasıl bir sınavdı beraberce üzerinden geçin. Kaygıyla başa çıktığı zamanlar için onu tebrik edin. Kaygının yüksek olduğu ve bunun sınav performansını olumsuz etkilediği durumlarda kesinlikle kızmayın ve eleştirmeyin. Onu etkileyen etkenleri iyi öğrenin. Bir dahaki sınavda neleri daha iyi yapabilir. Bunun üzerine konuşun. Olumsuz duygularını görmezden gelmeyin. Onun yaşadığı bu duyguyu anlamaya ve onunla empati kurmaya çalışın. Tek taraflı nasihat vermek yerine onunla diyalog kurmaya onu da dinlemeye çalışın. Sınavlardan sonra rahatlayacağı ve dinleneceği organizasyonlar yapın.

  • Rota virus nedir?

    Rota virus ishale neden olan bir virüstür, ishale sıklıkla kusma, ateş ve sıvı kaybı eşlik eder. Rota virusler nedeniyle her yıl dünyada 5 yaş altinda 25milyon çoçuk şağlık kuruluslarina götürülmektedir. 2 milyon hastaneye yatmakta ve 600 bini aşkın çocuk hayatini kaybetmektedir.

    Rotavirüs Hastalığının belirtileri nelerdir?

    Hastalik virüsü adiktan 1-2 gün sonra başlar, bu donemde bir buldu göstermez ancakçoçuk enfeksiyonu yayabilir. Tipik hastalik bulguları;

    • Kusma

    • İshal

    • Ateş

    Rotavirüs oldukça kolay bulaşan bir virüstür. Bir çok farkli tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilebilinir. Ancak sonraki enfeksiyonlar ilkine göre daha hafif seyreder

    Rotavirüs Nasıl Bulaşır?

    Hastanin gaytasinda bol miktarda bulunduğundan ve çevrede variliğını koruyabildiğınden virüs bulaşık, yiyecek, içecek, oyuncak vb. şeyler vasitasi ile kolayca bulaşabilmektedir.

    Solunum yolu ilede bulaşabildiğini gösteren az miktarda kayit vardir. Ancak asil bulaşma gayta yolu ile olmaktadır.

    Rotavirüs Hastaliği Nasıl Teşhiş Edilir?

    Tipik belirtilerinin yanında teşhis, hastadan alınan dışkı örneklerinin laboratuvarlarda incelenip rotavirüs antijeninin saptanmasiyla konulur

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

    Bu hastalığın ilaci yoktur. Tedavi de vucudun hastalikla kaybettiğı suyun geri konmasi ile olur. Ağır vakalarda hastanede damardan sıvı verilerek tedavi edilir

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Önlenir?

    Çoçukların ellerini yıkamak, daha iyi hijyen koşullarında yaşamalarını sağlamak önemli olsa da rotavirüs hastalığını anlamli şekilde azaltmaktadır. Rotavirüs hastalığından korunmanın öncelikli ve etkin yolu aşılanmaktır.

    Rotavirüs Aşıları

    Rotavirüs’ün bir çok tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilrilebilir. Ancak sonraki enfeksiyonlar hiç bir zaman ilki kadar ağır olmamaktadır. İşte aşılanmanın asıl amacı, ağır seyreden bu ilk enfeksiyonun doğal yolla değil aşı ile geçirilmesini salamaktır. Yanı amaç aşı ile belirtisiz veya hafif seyirli hastalığı önlemek değildi, tıpkı doğal bağışıklıkta olduğu gibi ilk ağır enfeksiyonu önlemek, hastane yatışlarını, sağlık kuruluslarına başvuranhasta sayısını ve en önemlisi bu ağır ilk enfeksiyon nedeni ile oluşabilecek ölümleri azaltmaktir. Şu anda ülkemizde ruhsatlandirilmiş 2 rotavirüs aşısı bulunmaktadir. Her ikiside ağız yolu ile uygulanmaktadır. Yapılan çalişmalar iki aşınında guvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Aşılardan Monovolan Human Rotavirüs aşısı olan aşı 2 dozda yapılmaktadır. Ülkemizde önerilen takvimi 2. ve 4. aylarda yapılan 2 doz şeklindedir. Dier aşı Pentavalan Human-Bovine Reassortant Rotavirüs aşısıdır. Uygulanmasi 2,4,6 aylar olmak üzere 3 dozdur.

    Kimler Aşılanamaz?

    • Aşının etken maddesi veya bilesenlerinden birine aşırı duyarli olanlar

    • Önce uygulanan rotavirüs aşısından sonra aşırı duyarlilik gösterenler

    • Önceden invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi ) geçirenler

    • Bağışiklik sistemi bozuk olanlar

    • Ateşli hastaliği olanlar

    • İshal ve kusmasi olanlarda aşı uygulanmamali veya uygulanma zamani ertelenmelidir

    Özel Durumlar

    • Premature doğanlar (37 haftanın altinda doğum)

    *En az 6 haftalık olunca, klinik durumları değişken değil ise aşılanabilir

    • Bağışıklık sistemi bozukluğu olan biri ile aynı evde yaşayanlar aşılanabilir

    Aşının çıkarilmasi veya tükürülmesinden sonra tekrar verilmesi gerekmez

    Rotavirüs Aşısının Diğer Aşılarla Beraber Uygulanması

    Rotavirüs aşısı 2. ve 4. aylarda uygulanan karma aşılar, Hepatit B aşısı ve Konguge Pnomokok aşısı ile beraber verilebilir. Oral Polio aşısı ile rotavirüs aşısı ile arasinda 2 haftalik bekleme önerilir, burada rotavirüs aşısı önce uygulanmalidir.

    Rotavirüs aşısı civa ve thiomersal içermez. Şu an ruhsat almiş olan rotavirüs aşısıyla invajinasyon (bağirsak duğumlenmesi) arasinda bi ilişki bildirilmemiştir.

    Saygılarımla

    DR.Ertuğrul Güler

  • SUÇLULUK DUYGUSUNU YENMEK

    İnsanoğlunu belki de en fazla zorlayan ve inciten duyguların başında gelir suçluluk duygusu..Örneğin ağır depresyon olgunlarında diğer depresyon bulguları yanı sıra, yoğun suçluluk duygusu gözlenir .Kişi oldukça alıngandır,aşırı düşünceli ,karamsar ,umutsuz ve takıntılı özellikleri vardır…
    Suçluluk duygusu aşırı katı ve yargılayıcı bir süper egonun hakim olduğu kişilik yapılarında ve kendine karşı aşırı eleştirel psikolojik zeminde öne çıkar ve ağır bir sıkıntı yaratır. Vicdani ve ahlaki açıdan kendine karşı aşırı sert ve yargılayıcı tutumlar sergileyen bu tür kişilik yapılarında şahıs kendine karşı son derece katı ve aşırı acımasızdır.
    Bireyin kendini suçlaması hayatında başkalarına karşı yanlışlar yaptığını düşünmesi ve bu durumdan da kendini affedememesinden köken almaktadır…kişinin kendine karşı sert ve esneklikten uzak tutumu söz konusudur.Ve kendini affedemeyen başkası değil yine kendisidir..
    Burada önemli olan, bireyin ‘’yanlış yaptığına dair inancıdır ‘’.Yanlışın bireyin kendisine veya başkalarına olumsuz etkilerinin olup olmadığı gerçeği veya başkalarının kişiyi gerçekten bizzat suçlamaları esas konu değildir..Onların kendisine cidden kırılmış , yada incinmiş olduğunu ve ötekilerinin hayatlarını mahvettiğini düşünür ve zarar verdiğine içtenlikle inanır ve sonuç da kendini berbat hisseder.Birde karşı taraf onu haklı yada haksız yere suçlarsa, bu durum suçluluk hissedeni daha da ezer.
    Realite de yaşanmış bir olumsuzluk olmasa bile, hatta incir çekirdeğini doldurmayacak bir vukuat söz konusu olsa bile kişi için çok büyük bir üzüntü kaynağıdır ve ölesiye kendini suçlu hissetmektedir.. Konunun muhattabı olan kişilerin kendisini asla affetmeyeceklerini düşünür.Sonuna kadar suçludur ve cezasını çekmelidir..
    Çünkü esasen kendini affedemeyen kişinin tam da kendisidir ve kendini şiddetle kötü hisseder. Suçlanma eğilimini tetikleyici olayı takıntılı şekilde bırakamaz, olanı unutup yoluna devam edemez. 
    Bazen gerçek de olan bir olay da yoktur ve yaşamın geneli , ilişkilerinin tümü, geçmiş yaşantılar,geçmiş konuşmalar, ona kendini suçlu hissettirir.
    Her şeyi ve herkesi, çocuklarını , eşini ,ailesini ,işini mahvetmiştir,her konuda başarısız ve ümitsizdir,ölmeyi bile isteyebilir. Kendini affettirme yolluna da gidemez, kişinin kendisinin cezayı hak ettiğine dair inancı çok yoğundur Cezalandırmayı da bizzat kendi kendisine yapar. 
    Kendisine karşı acımasız ve katı şekilde yaklaşır.Her gün yoğun sıkıntılarla boğuşur, kendisiyle mücadele etmek den yorgun düşer.Takıntılı düşünceleri de duruma eşlik ederse durum daha da ağırlaşır.Ağır OKB tabloları kişiyi depresyona soktuğunda suçluluk duyguları takıntılarla birlik de hayatı daha da çekilmez yapar.
    Kişi ne zaman sıradan sayılacak bir hata dahi yapsa, aynı döngü tekrar eder.Uzun süre hatasını unutamaz ve kendini yönelik suçlamaları yoğun olur ve de kendini çok kötü hisseder.
    Major depresyon gibi ağır ve şiddetli olgularda, suisit fikirlerin yoğun olduğu tablolarda yine suçluluk duyguları çok daha ağır ve hırpalayıcıdır . Şayet siz de zaman zaman kendinizi fazla suçlu hisseden bir kişilik yapısına sahipseniz ve bundan dolayı yaşamınız zorlaşıyorsa bu ağır, yargılayıcı ve eleştirel yapının, nereden kaynaklandığını araştırmak yardım almalısınız.
    Yine kendinize baktığınız da, öz güvenle ile ilgili sorunlar yaşadığınızı ve ötekinin onayını almadan kendinizi iyi hissedemediğinizi ve de kendi seçimlerinizi yapamadığınızı fark ediyorsanız sorun olabilir.
    Mükemmelliyetçilik, değersizlik ve yaşam ve insan ilişkileri ile ilgili derin kaygılar ve hiçbir konuda iyi olmadığı yeterince akıllı,güzel ve başarılı olmadığı düşüncesi yaygın olup ,kötü olaylar karşısında kendine karşı kızgınlık ve ardından da derin bir suçluluk duygusu geliştirebilir..
    Olumsuz sözleri ve düşünceleri aklından atamamak , olanlarla ilgili kendini bir türlü affedememek , sürekli depresif olmaya meyil göstermek ve yine kolayca endişelenir olmak. Daima kontrollü olma ihtiyacı olan,olayları ve insanları sürekli kontrol ederek, kendi iç dünyasında ki kontrol edemediği olumsuz duygu ve düşüncelerini bilinçdışı yansıtarak dengede kalma çabaları olan bireyler depresyona girdikleri dönemde kolayca suçlu hissedebilirler.
    Normal şartlarda bir kişi tarafından işlenmiş mühim bir hata varsa, kişi hatasını üstlenir,ciddi bir zarara sebep olduysa doğal olarak kendini suçlu hissedebilir ama özür diler, telafi ve onarma çabasına girer ve bu rahatsız edici suçluluk duygusundan uzaklaşarak, hadiseyi hayatından çıkartır. 
    Aşırı kendini suçlayıcı eleştirel yapıda, kişilik bozukluğu olan kişiler yada normal kişilik özelliklerinde ancak depresyon geçiren birilerinde ise dramatik seyreder. 
    Bu durumun tamamen aksi durum ise Antisosyal kişilik bozukluklarında rastlanır Bu kişilerin vicdanı duyguları hemen hiç gelişmemiş olup, ahlaki ve insanı değerleri yok gibidir. Acıma ,merhamet etme gibi özellikler bu kişilerin yapısında hiç barındırmadığı için başkalarının malına, canına çok ciddi zararlar verseler dahi asla, suçluluk duymazlar…
    Anti sosyal yapıların verdiği zararlar nasıl ki kabul edilemez ise, aşırı kendini suçlayıcı bir yapı da kendine karşı aşırı acımasızca yargılayıcı , öz sevgi ,saygı ve benlik değerlerini yok sayan ,kendini sevemeyen kişinin yardım ve desteğe ihtiyacı vardır …

    Klinik Psikolog 
    Dr.Derya MÜFTÜOĞLU

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası merak ettikleriniz

    •Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    •Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    •İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    •Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    •Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    •İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    •Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    •Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    •Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    •Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.,

    •Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    •Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    •Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    •Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    •10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    •Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    •İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

    •Kilo almamaya, fazla kilonuz varsa vermeye çalışınız. Bunun için diyet bölümünden profesyonel destek almanız uygun olacaktır.

    •Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınınız. Yürüyüş ve olanaklı ise yüzme gibi sporları tercih ediniz.

    • Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanmayınız. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilirsiniz. Aracı siz kullanıyorsanız uzun mesafe yolculuklar 45.günden sonra yapılabilir. Ancak her 1.5 saatte bir durarak 10 dk ara verip, kısa yürüyüş yapınız.

    •Kısa mesafeli uçak yolculuklarını ilk 10 gün sonrası yapabilirsiniz. Daha uzun olan yolculuklar (okyanus aşırı) ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve uçakta her saat başı kalkarak dolaşılmalıdır.

    •Masa başı işte çalışanlar bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalı ve her saat başı 5 dk kalkıp dolaşarak, sonrasında tekrar oturmalıdır.

    •Size verilen bel egzersizlerine 60.günden sonra başlamalısınız. Başlangıçta hareketlerinizde ağrı olabilir. Fakat zaman içinde hareketleriniz ağrısız hale gelecektir. Egzersiz broşürü Türk Nöroşirurji Derneği'nce hazırlanmıştır.

    •Ameliyatınızla ilgili her türlü sorununuzda beni arayabilirsiniz.

    Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

  • Sırt çantası güvenliğinin alfabesi

    Ülkemizde yaklaşık 15 milyon öğrenci omuzlarında sırt çantaları taşıyarak okula gidiyor, 5 milyon kadarı ise sırtlarında taşımaları gereken ağırlığın iki katı kadar yük taşıyor. Amerika’da yapılan güncel bir araştırmaya göre; doktorların %40’ı fazla yük taşımaktan veya sırt çantalarının düzgün kullanılmamasından oluşan sırt ağrısı ve omurilik travmasından şikayetçi çocuk ve gençleri tedavi etmiştir. Çocuğunuzu sırt ve boyun ağrısından korumak için bu adımları takip edin.

    Tekerleklere İzin Verin- Araştırmaya katılanların %30’una tekerlekli sırt çantası taşımaları önerildi. Bu tarz bir sırt çantası eğer çocuğun ailesinin, çocuğun on kilodan fazla yük taşıyacağı konusunda tahminleri varsa, sırt ağrısı problemlerini çözmede yardımcı olur.

    Esaslar-Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanlarının %20’si geleneksel tarzdaki sırt çantalarının kullanılması konusunda oy birliğine vardı. Eğer bu tarz bir sırt çantasında karar kıldıysanız, çantanın iki askısı olduğuna ve pamukla doldurulmuş kayışlarla beraber, bel için fazla yük desteği olan bel kayışları olduğuna emin olun.

    Rahatlık- Doktorların %30’u ailelere gördükleri ilk sırt çantasını almamalarını öneriyor. Çocuğun çanta ile rahat ettiğinden ve kayışlarının sıkıca uyduğundan emin olmak önemlidir.

    Aşırı Yük Taşımayın-Aileler çocukları için hangi tarzdaki sırt çantasını seçerlerse seçsinler, asıl önemli olanın çanta değil, çantanın içine konulacak okul gereçleri olduğunu hatırlamalılar. Aslında araştırmaya katılanların %64’ü çocukların ve gençlerin çantalarını en çok aşırı yük yüklemek amacıyla kullandıklarını söylüyor. Araştırmaya katılan bütün doktorlar, çocuğun taşıdığı nesnelerin değil, çantanın büyüklüğünün çocuğa göre seçilmesi gerektiği fikrinde birleştirler.

    Herşeyi Doldurmayın-İhtiyacınız olan tek şey çanta. Doktorlar çantanın toplam ağırlığının, çocuğun ağırlığının %10-15’i kadar olması gerektiğini söylüyor.

    Bedeninizi sarın-Her zaman iki kayışı da kullanın ve omuzlarınızın üstünde rahatça duracak şekilde ayarlayın.

    Düzenli Olun-Çantanın içini ağır eşyalar sırtınıza yakın olacak şekilde düzenleyin. Küçük bölümleri, eşyaları eşit olarak paylaştırmak ve ağırlığı eşit olarak dağıtmak için kullanın.

    Fazla Yük Ağrıya Neden Olabilir-Taşıyabileceğinizden fazlasını yüklemeyin. Çantanızdaki gerekli olmayan eşyaları boşaltın. Çocuklarınızı ihtiyaç duyacaklarından daha fazla kitap taşımamaları için cesaretlendirin.

    Eğer aileler, çocuklarının taşıdığı ağır okul eşyalarından endişeleniyorlarsa şunları da yapabilirler:

    Öğretmenlerle konuşarak, yükleri azaltacak yollar arayın

    Kitapları ikişer set olarak satın alın. Biri okulda diğeri evde kalması için (ya da kütüphanede haftalık olarak kitapların fotokopilerini çektirin)

    Çocuklarınızı sakatlanmaları önlemek için sırt ve çevresindeki kaslarını kuvvetlendirmeleri için cesaretlendirin

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

  • Omurga sağlığı

    Omurga sağlığı

    Omurgaya bağlı rahatsızlıkların oluşumunda hareketsizlik en önemli faktörler arasındadır.

    Bel sağlığı açısından düzgün duruş nasıl olmalı?
    Eğer uzun süre boyunca ayakta durmak gerekiyorsa, omurganın dik durumda olmasına dikkat edilmeli. Bir bacağınızın altına 15-20 santimetre yüksekliğinde bir küçük yükselti koyarak veya dizinizin birini hafifçe bükerek durmak sağlıklıdır. Pozisyon sık sık değiştirilmeli. İki saatte veya yorulduğunuzu hissettiğinizde belinizi esnetici hareketler yapabilirsiniz.

    Otururken nelere dikkat edilmeli?
    Ayaklar yere tam olarak temas etmeli, diz ve kalça 90 derece bükük olmalı. Çok yüksek veya alçak iskemle ve koltuklarda bu pozisyon sağlanamıyor. Eğer oturduğunuz koltuk çok yüksekse, ayaklarınızın altına bir tabure koyarak yükseltebilirsiniz. İskemlenin kol destekleri de kollarınızın yere paralel durmasını sağlayacak yükseklikte olmalı.
    Otururken omurganız dik, beliniz ise destekli olmalı. Başınız omuzlarınızın önünde durmamalı, omuzlarınız da rahat pozisyonda olmalı. Fakat kendinizi kasmamalısınız.

    Yürürken de dikkat edilmesi gereken noktalar?
    Sağlıklı duruşu korumak, yürürken de çok önemli. Bu nedenle yürürken omurgamızı dik tutarak sağlıklı duruşu sürdürmeye çalışmalıyız.

    Ağır kaldırmak gerekiyorsa?
    Ağır kaldırma omurga için en riskli işlerden biri. Güvenli olarak ağırlık kaldırmak için, öncelikle bunu nasıl yapacağımızı planlamalıyız. Bu konu üzerinde 5-10 saniye düşünmek ve hazırlanmak bizi uzun süreli bir sıkıntıdan korur. Ağırlık kaldıracak kişinin ayakları yere sağlam basmalı ve ayaklar arasındaki mesafe, yaklaşık omuzlar arasındaki mesafe kadar olmalı. Beli dik tutarak, kalça ve dizler bükülerek öne doğru eğilmeli.
    Ağırlığı iki elle kavrayarak ve vücuda yakın tutarak kaldırılmalı. Ağırlık bel hizasından yukarı taşınmamalı. Eğer kaldırmayı düşündüğünüz nesne kilonuzun üçte birini ya da yarısını aşıyorsa mutlaka yardım isteyin ya da kaldırmaya yardımcı bir alet kullanın. Ağır cisimleri çekmek yerine itmek gerekir. Bu sırada ayakkabının kaymamasına dikkat edilmeli.
    Tenisten kaçının.

    Bel sağlığını korumak için yapılması gereken veya kaçınılması istenen egzersizler var mı?
    Evet, doğru egzersizleri öğrenmek gerekiyor. Egzersizlere başlamadan önce mutlaka ısınma sağlanmalı. Yüzme sporu çok yararlı. Ama kurbağalama gibi beli zorlayan stillerdense serbest ve sırtüstü yüzmek iyidir. Yürüyüş, koşu da bel için faydalı.
    Bu spor etkinliklerine ek olarak sırt, karın, kalça ve uyluk kaslarınızı güçlendiren veya esneten egzersizler yaparak bel sorununuzu en aza indirebilirsiniz. Bel kasları zayıf olanların tenis oynamaktan kaçınması gerekir. Ve herhangi bir spora başlamadan önce mutlaka doktorla konuşulmalı.
    Hapşırmanın da bir stili var!

    Yatak ne kadar sertse o kadar sağlıklıdır denir. Doğru mu?
    İlla sert olması gerekmiyor. Yatağınız vücudunuz içine gömülmeyecek kadar sert ve bel çukurunuzu destekleyecek kadar yumuşak olmalıdır. Özellikle sık yapılan bir yanlış olarak yerde veya sunta üzerinde yatarak dinlenmek sakıncalı. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak, yan yatarken dizleri karına doğru çekmek, beli rahatlatır. Yüzüstü yatmak veya bacakları düz uzatarak sırtüstü yatmak bel çukurunuzu artıracağından belinizde zorlanmaya neden olabilir.
    Ayakkabıyı oturarak giyin.

    Uzanmak da omurga için riskli olabilir. Ne yapmak gerekir?
    Omuz seviyesinin üstündeki yerlere uzanmayı gerektiren işlerde tabure ya da merdiven kullanılmalı. Ayakkabı giyme şekli de önemli. Ayakkabı giyerken öne eğilmeyin, mümkünse oturarak giyin. Belin çukurluğunu artıracak nitelikte çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmalısınız.

    Hapşırmanın da omurgaya zarar verdiği biliniyor…
    Evet. Ayaktaysanız ve öksürecekseniz, belinizi düzleştirin ve dizlerinizi hafif kırarak öksürün. Duvara yakınsanız belinizi duvara dayayın, iskemlede oturuyorsanız iskemlenin arkasına dayanın, mümkün olursa öksürmeden veya hapşırmadan önce karın kaslarınızı kasarak belinizi düzleştirin.

  • Bel sağlığı  için dikkat gereken hususlar

    Bel sağlığı için dikkat gereken hususlar

    Bel sağlığı için tavsiyeler

    Bel sağlığı için tavsiyeler
    Bel fıtığı veya başka sebebe bağlı bel rahatsızlığı bulunan herkesin günlük yaşamda dikkat etmesi gerekenler.

    Bel sağlığını korumak için, çok ağır yükleri kaldırmayı denemeyin, kaldırılacaksa da mutlaka dizleri kırarak yani çömelerek yerden alın. Belden eğilerek kaldırmamaya özen gösterin. Hiçbir şeyi uzanarak almayın. Mesela telefon çaldığında veya raftan kitap alırken uzanmayın. Daima cisimlere yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın alın.
    1- Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın.
    2- Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik pozisyonda olmasına dikkat edin.
    3- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyin.
    4- Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın. Belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.
    5- Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın, yanına iyice yaklaşınız ve öyle alın. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltin.
    6- Bir eşyayı taşırken de onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.
    7- İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayın.
    8- Bir cismi kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın, ondan sonra yaklaşın. Kaldırma işlemine geçmeden önce cismi hafifçe yoklayarak bir kez de test edin ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindikten sonra kaldırın.
    9- Cisimleri bedeninizle değil de önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayın. Bunun için ağır bir yükü mutlaka kaldırmanız gerekiyorsa, haltercilerin yaptığı gibi çok iyi konsantre olun. Kaldırırken yavaş ve temkinli hareket edin, ani hareketlerden kaçının. Adalelerinize ani yük bindirmeyin. Kaldırma esnasında karın kaslarınızı kasarak bütün kas gruplarınızı aynı anda çalıştırın. Karın ve sırt adalelerinizin kasılması omurganızı destekler.
    10- Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı denemeniz tam bir felaket olabilir.
    11- Ayakta iken belinizi sağa veya sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden bir şey almayın.
    12- Yük elinizde iken dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızın yerini değiştirerek dönün.
    13- Beliniz geriye doğru eğilmiş vaziyetteyken sırtınıza ağırlık yüklemeyin. Mutlaka yüklemeniz gerekiyorsa dizleriniz biraz kırılmalı ve vücudunuz öne doğru hafif eğik olmalı.
    14- Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyin.
    15- Bir cismi taşırken ayaklarınızın yere sağlam basması gerekir. Her iki ayağınız arasındaki mesafe de yaklaşık omuz genişliğinde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalı.
    16- Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret edin ve bunu alışkanlık haline getirin. Bu esnada diz eklemlerinizin kalça eklemlerinden daha yüksekte bulunmasında, ayak tabanlarının yere temas ederken düz konumda olmasında ve yere rahatça basmasında yarar vardır. Otururken zaman zaman pozisyon değiştirmeniz de iyi olur.
    17- Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayın. Stabil olmayan bozuk koltukların ve yumuşak iskemlelerin belinizi tehdit ettiğini unutmayın. Kol konacak sandalye ve koltukları tercih edin.
    18- Sandalyede otururken ayaklarınızın altına bir basamak çekerseniz daha rahat edersiniz.
    19- Abdest alırken, dişlerinizi fırçalarken ya da elinizi, yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin; belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret edin. Bu yüzden evinizdeki lavaboların mümkünse biraz daha yüksekçe yapılmasını sağlayın.
    20- Her gün ez az 15 dakika yürüyün. Yürüme mesafesini giderek artırın.

  • Çocuklarda bel fıtığı,

    Çocuklarda bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek görülen bir rahatsızlıktır. Çocuklarda bu hastalık tüm bel fıtığı vakaları gözönüne alındığında yaklaşık % 1 gibi bir oran teşkil eder. Sıklıkla bel kemiklerini ilgilendiren ve anadan doğma mevcut olan birtakım yapısal anormallikler, omurilik kanalının darlığı, bel kayması gibi bozukluklarla birlikte bulunabilir.

    Hastalığın başlangıcında genellikle spor yaralanması, düşme, ağır kaldırma veya ters bir hareket yapmak gibi olayı başlatan bir travma hikâyesi söz konusudur. Fakat bazı vakalarda tüm sorgulamaya rağmen böyle bir hikâye alınamaz. Bizim tecrübelerimiz de göstermiştir ki, çocuklarda bel fıtığı en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu durum ergenlik dönemindeki aşırı hareketlilik ve omurganın hızlı büyümesiyle izah edilebilir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığının yanında yapısal bozukluklar, doğuştan bazı hastalıklar, beldeki çeşitli kaymalar ve diskin enfeksiyonu da teşhiste daima gözönünde bulundurulmalıdır.

    Bel ağrısı en sık görülen şikâyet olmakla birlikte bacak ağrısına da klinikte sıkça rastlanır. Bazen her ikisi birlikte de görülebilir. Yürüme bozukluğu, omurgada eğilme, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı bulunabilir. His, kuvvet ve refleks kaybı gibi nörolojik bulgularla idrar ve büyük abdest kaçırma veya yapamama gibi şikâyetler çocuklarda nadirdir. En önemli klinik bulgu, bacağı düz olarak havaya kaldırırken ağrının ortaya çıkmasıdır.

    Düz röntgen filmleri yol göstericidir. Bilgisayarlı tomografi ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste çok değerlidir.

    Bazen kemik sintigrafisine başvurmak da gerekebilir. Teşhis net olarak konduktan sonra tedaviye geçilir.

    Konservatif tedavi denen ağrı kesici ilaçların uygulanması, sert yatak istirahati, fizik tedavi ve bel çekme gibi cerrahi dışı metodlar çocuklarda yetişkinlerdeki kadar iyi netice vermez ve hastaların ancak az bir kısmında yarar sağlar. İyilik görülse bile hastanın şikâyetleri bir süre sonra nüksedebilir. Buna karşılık çocuklarda ameliyat ile tedavi yeterli ve uygun bir cerrahi neticesinde çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora iştirak edebilirler. Dünyada bel fıtığıyla ilgilenen otorite konumundaki doktorların hemen tamamı bu görüşü paylaşmaktadırlar.

    Çocuklarda omur kemikleri doğumdan itibaren alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak ihtiva ederler. Bu kıkırdak plakların kemik gövdesi ile temas ettiği kısımda epifiz yer alır ve omur kemikleri her iki plakta bulunan bu bölgelerden kemikleşirler. Çocuklar olgunlaşırken omurlar bu kısımlardan büyürler. Buradaki kıkırdak plaklar yaklaşık 17 yaşında kemiğe yapışır, 20 yaş civarında ise kemikleşir ve omur kemiklerinin gövdesi ile kaynaşırlar. Bu andan itibaren de omur büyümesi sona erer.

    Epifizler büyüme çağı boyunca aktif olarak görev yaparlar ve normal şartlar altında simetrik bir büyüme gerçekleştirirler. Bu büyüme epifiz tabakalarına uygulanan basınçtan önemli ölçüde etkilenir. Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç uygulaması simetrik büyüme ile neticelenirken, asimetrik uygulanan basınç asimetrik büyüme ve dolayısıyla da omurlarda deformite, eğri büğrü bir yapı oluşturur. Hatta bu asimetri kemiğin iç yapısına da yansır ve sağlıklı bir kemik gelişimi olmaz.

    Bu nedenle gelişme çağı içinde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve yükü bilhassa vücutları ile asimetrik tarzda bir yerden bir yere götürmeleri omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için diyoruz ki, çocuklarımız mümkün mertebe ağır okul çantalarını taşımasınlar. Sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve gereçleri yanlarına alsınlar, diğerlerini bıraksınlar. Lüzumsuz hiçbir ağırlığı çantalarında bulundurmasınlar. Hatta okulun imkânları müsait ise çocuklara okulda birer adet dolap tahsis etmek büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak veya sırtta simetrik ve eşit tarzda dağıtılarak taşınmalıdır. Böylece hem kendileri rahat edecek, hem de sonraki yıllarda omurgada ortaya çıkabilecek birtakım rahatsızlıklar için şimdiden tedbir almış olacaklardır.

    Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç,simetrik bir büyüme sağlar.

    Epifiz tabakaları üzerine basıncın asimetrik olarak uygulanması büyümeyi olumsuz yönde etkiler.

    Asimetrik uygulanan basınç neticede omur kemiklerinde gelişim bozukluğu , yani deformite oluşturur.