Etiket: Adet

  • Az Gelen Adet Kanaması

    Az Gelen Adet Kanaması

    Adetin az gelmesi veya adet siklusunda meydana gelen adet kanamasının az olmasına tıp literatüründe “Hipomenore” denmektedir. Adet kanamasının az gelmesinin birçok nedeni olabilmektedir. İlerleyen kadın yaşına bağlı olarak adet kanamalarının miktarlarında azalma olabilmektedir. Doğum kontrol gibi hapların da kullanılması adet kanamasının miktarını azaltan bir başka faktörlerdendir.

    Adetin az gelme nedenleri?
    Adet kanamasının miktarının az olmasının nedeni genellikle hormonlar ile alaklı bir durumdur. Kadın vücudundaki hormonal bozukluklar veya değişen hormonlara bağlı olarak adet kanamasının da miktarında azalmalar yaşanabilir. Özellikle çevresel etkenlere bağlı olarak meydana gelen stres de adet miktarını etkilemektedir. Bir olay karşısında kadının verdiği tepki (aşırı stres, travma, şoke olma durumu) hormonlarına etkileyebilmektedir. Değişen hormonlarda adet sikluslarındaki kanama miktarında azalmaya sebep olabilmektedir.

    Adet kanamasının az olmasının bir diğer nedeni de kadının yaş grubudur. Özellikle 40 yaşını geçmiş kadınlar menopoz riski ile karşı karşıyadılar. Kadının vücudundan östrojen hormonu yavaş yavaş çekilmekte ve doğurganlığı da azalmaktadır. Tüm bu etkenlere yani kadınlık hormonlarının azalmasına bağlı olarak da adet kanamasının miktarında azalma yaşanabilmektedir.

    Rahim içinde meydana gelen enfeksiyonal yapışıklıklar da adet döneminde yaşanan kanamanın azalmasına neden olabilmektedir. Yapışıklığın derecesine bağlı olarak adet miktarı da değişim gösterecektir. Eğer ki rahimdeki yapışıklıklar çok ileri derecedeyse hiç adet kanaması gerçekleşmeyedebilir.

    Aktif bir cinsel yaşamı olan kadınlardaki adet kanamasının azalması halinde mutlaka gebelik şüphesi akla gelmelidir. Eczaneden alınacak gebelik testleri ile yapılacak olan test ile, kadın hamile olup olmadığını rahatlıkla anlayabilir.

    Az gelen adet kanamaları sonrasında ne yapılmalıdır?
    Özellikle 20 ile 35 yaş grubu arasındaki kadınlarda az miktarda gelen ve 2 günden daha kısa süren adet kanamaları karşısında mutlaka uzman bir hekime başvurmak gerekmektedir. Az gelen adet kanamasının yüksek oranda sebebi hormonal bozukluklardır. Ancak bunun anlaşılabilmesi içinde kadınlık hormonunun yeterli salgılanıp salgılanılmadığına bakılması gerekmektedir. Bu tespit için klinik ortam şarttır ve ancak doktor gözetiminde yapılması gereken testlerdir. Doktor tedaviyi, kadının adetinin az gelmesine sebep olan etkene göre belirleyecektir.

    Normal bir adet kanamasının miktarı ne olmalıdır?
    Normal bir adet kanamasının miktarının tespit edilmesi ve normal olup olmadığına karar verilmesi biraz zordur. Bu durum her kadının ped değiştirme sıklığının farklı olmasıyla alakalıdır. Ancak normal şartlar altındaki bir adet kanamasında kadının günde 2 ped değiştirmesi normal kabul edilmektedir. Bazı kadınlar aşırı hassas ve titiz olduklarından dolayı çok hafif bir kan pıhtısı dahi görseler pedlerini değiştirebilmektedirler. Ortalama olarak günlük 1 veya 2 ped değişimi normal adet kanamasının miktarını göstermektedir. Unutulmaması gereken bir diğer faktör de adet kanamasının en az iki gün boyunca devam etmesi gerektiğidir.

  • Genç Kızlığa Geçiş

    Genç Kızlığa Geçiş

    Ergenlik döneminde hem erkeklerde hem de kız çocuklarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Ancak kız çocuğunun genç kızlığa ve kadınlığa geçişindeki bedensel değişim erkek çocuklarla kıyaslanamayacak kadar çoktur. Öyle ki bu dönemde kız çocuğu; gerek bedenindeki, gerek ruh yapısındaki yaşadığı değişimlerin etkisi içerisinde yoğun bocalamalar yaşar. Bu noktada anne, baba, öğretmen özellikle de anneye büyük görevler düşmektedir. Çünkü küçük kızın bedenindeki değişimler hiç de az değildir. Bu değişimleri küçük kızın kabullenebilmesi için hem doğru bilgilenmesi hem de çevresinde güvenle sorular soracağı kişilerin olması 

    Nedir Bu Değişimler

    İlk değişim 10 yaşlarında başlar. Küçük kızın dış görünümündeki dikkat çeken değişim;  boyunun uzamaya başlamasıyla birlikte belinin incelip, kalçalarının genişlemeye başlamasıyla dikkat çeker. 

    Vücutta görünmeyen değişim ise belli etmese bile kız çocuğunu tedirgin eder şekildedir. Çünkü memeler büyümeye başlar hatta bazen ağrı da yapabilir. Diğer yandan bu süreçte koltuk altı ve cinsel bölgelerde kıllanma başlar.

    Memelerin gelişiminin yanı sıra kız çocuk külotunda beyaz lekeler görebilir. Bu vajende oluşan beyaz bir akıntıdır ve cinsel gelişiminin önemli belirtileridir.Bu noktada aile kız çocuğunun gelişimini iyi izlemelidir.  Eğer kız çocuğu 13 yaşına gelmesine rağmen hala memelerinde bir büyüme yoksa araştırılması gerektiği de unutulmamalıdır.  Diğer yandan deride de değişimlerin etkisiyle de sivilceler ve siyah noktalar oluşmaya başlar. Küçük kızın cildi korumayı öğrenmesi, deri temizliğine dikkat etmesi işte bu yaşlarda kendisine öğretilmeye başlanmalıdır. 

    Göğüslerin büyümeye başlamasından 1,5-2 yıl sonra  12-13 yaşlarında regl (adet görme) dönemi başlar. Bu sürecin doğurganlık özelliğinin ilk belirtisi olup bazen adet günleri yaklaştıkça karın ve sırt ağrıları yaşanabilir. 

    Doğurganlığın belirtisi olan regl çoğu zaman 1-2 yıl düzensiz seyredebilir. Bazı genç kızlar regl olmadan önce zaman zaman sinirli, neşesiz ve mutsuzluk yaşarken, kanama başladıktan sonra rahatlarlar. Her bireyin regl olma yaşının değişiyor olmasına rağmen eğer kız çocuğu 16 yaşını tamamladığı halde adet görmüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. 

    Adet kanamasının süresi genellikle 21 gün de bir  4-5 gün sürerken, bazı kişilerde 35 gün de bir 2 ile 7 gün sürmesi de normal sayılır. Ancak sürekli regl olma süreci aydan aya birkaç günü aşan sürelerde oluyorsa bir hekime başvurulmalıdır.  Değişim gösterebilir. Bu süreçlerin hepsi de normaldir.  Regl dönemlerinin zaman zaman düzensizlik göstermesinde stres, hava değişimi, aşırı spor yapmak, seyahat etkili olabilir. Ancak genç kızın düzenli adet görmesine rağmen kanaması bir ay ya da daha fazla gecikirse,  bir hekime başvurulmalıdır.

    Regl kanaması zaman içinde farklı renklerde olabilir. Başlangıçta; kahverengimsi, daha sonra kırmızı bitimine doğru da yeniden kahverengiye dönüşebilir. Aynı zamanda dökülmüş doku artıklarının akıntıda pıhtı gibi normaldir.  Diğer yandan regliyken hareketlerin kısıtlanmasına aşırı kanama olmadıkça da spor yapılmasında bir sakınca yoktur.

    Regl sürecin de vücut temizliğinin önemi çok büyüktür. Bu bağlamda genç kız adet gördüğünde kanamanın yayılmaması için emici özelliği olan sıhhi petler kullanmalıdır. Bu petler; sabah, öğle, akşam ve yatmadan önce olmak üzere günde en az 4 kez  değiştirilmelidir.  

    Duş almanın bir sakıncası olmadığı için her gün duş alınabilir. Ancak denize regl döneminin yoğun günlerinde girmemek gerekir.Diğer yandan taharetlenme sırasında da dikkatli olup, temizliği önden arkaya doğru yapılması alışkanlık haline gelmeli, adet kanaması olan günlerde de bu alışkanlığa özen göstermek gerekir. 

    Diğer taraftan genç kız hangi gün adet göreceğini  önceden bilmeli ve çantasında sıhhi pet bulundurması hijyen için önemlidir.

  • Spiral ( Rahim içi araç ) Uygulaması

    Spiral ( Rahim içi araç ) Uygulaması

    Spiral kullanımı, özellikle doğum yapmış hanımlarda, aile planlalaması veya gebelikten korunmak amacıyla çok sık başvurulan bir yöntemdir. Hanımlar  vücutlarında bir yabancı cisim olacağı, takılırken acı duyulacağı gibi sebeplerle bu uygulamadan bazen korkabilirler, bu da çok doğaldır. Uygulama öncesi ne kadar anlatırsak da hastalarımız, uygulama sonrası genellikle korkmaya gerek olmadığını görmektedirler. 

    Hekimler tarafından uygulaması kolay, hanımlar tarafından da kullanımı kolay bir yöntemdir. Doğum kontrol hapları gibi hergün hatırlanması gerekmez, istenmeyecek durumlarda ertesi gün haplarının kullanımına gerek kalmaz. Çiftlerin daha rahat özel hayatlarını yaşamalarını sağlar. 

    Hanımların bildiği üzere bazı çeşitleri vardır. Klasik uygulanan spirallerimiz bakırlı olan T şeklindeki rahim içi araçlardır. Bakır allerjisi olan çok daha az sayıda hastaya altın içeren rahim içi araç uygulanabilir.

    Rahim içi araçlar tedavi amacıyla da, fazla miktarda kanaması olan hanımlarda kullanılmaktadır. Bu durumlarda da progesteron hormonu içeren, Levonorgestrel ihtiva eden özel bir rahim içi araç takılmaktadır (Mirena).  Mirena kullanımı ile hem kanama miktarını azaltıp tedaviyi sağlıyoruz, hem de korunmayı gerçekleştirmiş oluyoruz. 

    Spiral uygulaması genellikle anestezi vermeyi gerektirmden poliklinik veya muaynehane şartlarında yapılabilir. Hassas hanımlarda, muayenede sıkıntı yaşayanlarda genel anestezi ile uyutularak da spiral uygulaması yapılabilir.

    Tabii ki insan vücuduna yapılan her uygulamada olduğu gibi, spiral kullanımının da tiplerine göre yan etkileri vardır. Normal spiraller hanımlarda bel ağrısı, adet kanama miktarında artış veya düzensizlik yapabilirler. Mirena dediğimiz, hanımların hormonlu spiral olarak bildikleri rahim içi araç kullanımında ise adet kanama miktarında beklenenden daha fazla azalma, adet görememe durumları oluşabilir. Mirena kullanırken adet görmemenin hanımlara hiçbir zararı yoktur. Çok az sayıda hastada mirena kullanımına bağlı kilo alımı şikayeti veya hissi olabilir. Bu daha çok progesteron hormonunun su tutulumunu artırmasına bağlıdır, adet ile şişkinlik hissi geçecektir. 

    Spiral uygulamasından sonra hanımlar hafif bir adet sancısı şeklinde kasıklarda ağrı hissedebilirler, basit bir ağrı kesici tablet 1-2 gün kullanılıp günlük hayatlarına devam edebilirler. 

  • Kürtaj

    Kürtaj

    Kürtaj, jinekologların en sık yaptığı cerrahi operasyonlardandır. Kürtaj işlemi, genellikle isteğe bağlı gebelik sonlandırması amacıyla yapılır. Halk arasında bebek aldırma, çocuk aldırma olarak da bilinmektedir. Sık yapılan bir operasyon olması hekimler açısından işlemin kolay olmasına rağmen, tabii ki hanımların hem bu operasyona bağlı, hem de operasyon sonrası ağrı, kanama, gebe kalamama korkuları doğal olarak mevcuttur.

    Tıbbi olarak düşük ile sonuçlanan veya bebeğin kalp atışının durduğu gebeliklerde de yapılan işlem yine kürtaj operasyonudur.

    İsteğe bağlı gebelik sonlarndırılması, 10 haftaya kadar ülkemizde yasal olarak yapılabilmektedir. 10. Haftaya kadar kürtaj olunabilir, kesinlikle yasak değildir.

    Bu operasyon kısa süreli, genel anestezi altında hastalar uyutularak yapılır.
    Operasyon öncesi 6 saat kadar açlık ve susuzluk yeterlidir. Operasyon sonrası ise adet sancısından fazla olmayacak bir kasık ağrısı, adet kanamasını geçmeyecek şekilde vajinal kanama görülen bulgulardır. Bazı hanımlarda hiç kanama olmaz iken, bazılarında adet dönemi kadar bir kanama süresi devam edebilir.

    Kürtaj operasyonu, hiçbir şekilde kısırlık veya gebe kalamama – tekrar çocuk sahibi olamama sebebi değildir. İlk gebelik durumunun kürtaj ile sonlandırılması veya birkaç kez kürtaj olunması da kısırlık sebebi olmayacaktır. Operasyon sonrası herhangi bir enfeksiyon olmaması, rahim içi yapışıklık olmaması için koruyucu antibiotik tedavisi verilmekte.

    Kürtaj olunan ay, her türlü adet düzensizliği yaşanabilir. Ara ara kanamalar veya uzun süren lekelenme tarzında kanamalar yaşanabilir. Normal şartlarda 30- 40 gün sonra normal bir adet görülecek ve adet döngüsü devam edecektir. Korunmak ve adet düzeni amacıyla kürtaj sonrası, aynı gün doğum kontrol hapları kullanımı başlayabilir. Anormal şiddette kasık ağrısı, şiddetli vajinal kanama, kötü kokulu akıntı doktorunuza başvurmanız gereken belirtilerdir.

  • Pkos

    POLİKİSTİK OVER SENDROMU :

    Tanım : Tüm dünyada üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrinolojik hastalıklardan biridir. Üreme çağındaki bayanların %5-10’unda PKOS görülmektedir. Nedeni henüz tam olarak bilinmemek ile birlikte hastalığın gelişiminden genetik ve çevresel faktörlerin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Hastalığın tanısında kullanılan 3 ana kriter vardır ve bunlardan en az ikisinin bir arada bulunması tanı koydurur.

    Hiperandrojenizmin (Erkeklik hormonu artışı) klinik ve labaratuvar bulgularının olması

    Adet düzensizliği olması

    Yumurtalıklarda Polikistik yapı görülmesi

    Semptomlar: Hastalarda genellikle ergenlik ile başlayan kronik bir adet düzensizliği vardır. Adet düzensizliğinin yanında bir çok hastada kanda artan Erkeklik hormonlarının (Androjenler) derecesi ile orantılı olarak Akne, Yağlı cilt, Kıllanma artışı ve Erkek tipi saç dökülmesi görülmektedir. Bu şikayetler ile başvuran bayanların yumurtalıklarına ultrason ile bakıldığında Tipik Polikistik yapı (Multipl sayıda milimetrik kistler) görülmektedir. Polikistik overli bayanların overlerinde görülen kistlerin her sağlıklı bayanda görülen folikül kistleri ile ilgisi yoktur.

    Polikistik Over hastalığı kilodan bağımsız olarak insülin direncine yol açmaktadır. Bu nedenle PKOS diyabet gelişimi için bağımsız bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Hastalar kilo artışına yatkındırlar ve tanı anında bir çok hasta fazla kilolu veya obezdir.

    Tedavi : PKOS tedavisi birden fazla basamaktan oluşmaktadır . Bu basamakları basitçe sıralamak gerekirse

    Adet düzensizliğine bağlı olarak ortaya çıkabilecek Endometrial Hiperplazi, Kansızlık, Rahim Kanseri , Psikolojik problemler ile mücadele edebilmek için Adet Düzenleyici Hormonal tedavi.

    Çoçuk sahibi olmak isteyen bayanlarda infertilite tedavisi

    Hiperandrojenizm bulgularını (Akne, Kıllanma Artışı, Saç Dökülmesi) azaltmak için Antiandrojen ilaç ve hormonların başlanması

    PKOS’un uzun dönem metabolik etkileri (insülin direnci, Diyabet, Kolesterol yüksekliği, Obezite ve Koroner kalp hastalığı) ile mücadele için gerekli tedbirlerin alınması.

    Tanı anında kilo fazlası olan veya Obez olan hastalarda mutlaka kilo kaybına yönelik tedavi başlanması. Kilo kaybı hastalığın hemen tüm bulguları üzerinde olumlu etki yapmaktadır.

  • Kilo verememenizin sebebi olabilir ?

    Kilo vermekte zorluk çeken, diyet ve egzersize rağmen yetersiz kilo verenlerin aşağıdaki hormonal sebepler yönünden araştırılması gerekiyor.

    1-İNSÜLİN DİRENCİ: Göbek yağlanması, karaciğer yağlanmasının en sık sebeplerinden biridir. Açlık krizleri, doyamama, halsizlik, yorgunluk, sık acıkma gibi şikayetlere sebep olur. 8 saat açlık sonrası ölçülen insülin ve kan şekeri düzeyi ile hesaplanabiliyor.

    2-TİROİD HORMONLARININ YETERSİZ ÇALIŞMASI: Hashimoto hastalığı, tiroid ameliyatı veya tiroid iltihabı sonrası gelişebiliyor. Tiroid hormonlarının yetersiz salgısı vücutta su tutulumu, ödem, kilo alımı, kas ağrısı, adet düzensizliği, kabızlık yapabiliyor. Tanı kandaki hormon düzeylerine bakılarak konabiliyor. Tedavisi ömür boyu dışarıdan tiroid hormon ekstresi alarak yapılabiliyor.

    3-BÖBREKÜSTÜ BEZLERİNİN FAZLA ÇALIŞMASI:Böbreküstü bezinden aşırı kortizol salgılanması cushing sendromu olarak da biliniyor. Aşırı kortizol salgısı kilo alımı, insülin direnci, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, adet düzensizliği, tüylenme artışı ve aydede yüze sebep olabiliyor.

    4-POLİKİSTİK OVER SENDROMU: Genç bayanların %7’de görülebiliyor. Adet düzensizliği, tüylenme artışı, yüzde tedaviye rağmen geçmeyen sivilceler, kilo alımı gibi belirtiler gösteriyor. Yumurtalık ultrasonunda çok sayıda kistin görülmesi ve hormon tetkiklerinde bozukluklar ile teşhis edilebiliyor. Tedavi edilmezse kemik erimesi, kilo alımı, kısırlığa sebep olabiliyor ve rahim kanser riskini artırabiliyor.

    5-CİNSİYET HORMONLARININ AZALMASI :Erkeklerde testosteron bayanlarda östrojen hormon düzeylerinin azalması ile teşhis edilebiliyor. Erkeklerde testosteron azlığı kas gücünde kayba, ereksiyonun olmamasına, yağlanma artışına ve kısırlığa sebep olabiliyor. Kadınlarda östrojen azalması daha çok menapozda adetlerin kesilmesi ile oluyor. Sıcak basmaları, stres,çarpıntı, kilo artışı ile kendini gösteriyor.

    6-PROLAKTİN HORMON FAZLALIĞI: Hipofiz bezinden salgılanan bir hormondur. Kadınlarda memeden süt gelme, adet düzensizliği, tüylenme artışı ile kendini gösterirken erkeklerde daha çok ereksiyon olamama ve görme kaybı ile kendini gösterir. İlaç ve bazı özel durumlarda cerrahi tedavi gerektirebilir.

    7-D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ :Eksikliği maalesef çok fazla. Güneş ışınlarına yetersiz maruziyet, ofis ortamında çalışma sıklığını artırıyor. Genelde belirti vermiyor. Kas kemik ağrıları, halsizlik, bağışıklık sistemi zayıflığına bağlı sık enfeksiyon geçirme, kemik erimesine sebep olabiliyor. Eksikliği insülin direncini ve şeker hastalığı riskini artırabiliyor.

  • Genç Kızlık Dönemi (Puberte) ve Bilinmesi Gerekenler

    Genç Kızlık Dönemi (Puberte) ve Bilinmesi Gerekenler

    Puberte vücutta değişikliklerin başladığı ve artık bir erişkin görünümü oluşan dönemdir. Bu değişimlerin
    en erken 8 yaşında veya en geç 13 yaşına kadar başlaması normaldir.

    Puberte beyninizin bazı sinyalleri göndererek vücudunuzda belirli bölgelerde değişiklik yapmasını
    söylediği zaman başlar. Bu sinyallere biz hormon diyoruz. Hormonlar vücüdun fonksiyonlarını kontrol
    eden kimyasal maddelerdir.

    Hormonlar puberte döneminde şu değişikliklere sebep olur; boyunuz uzar ve kilo alırsınız, kalçanız
    genişleyebilir, memeleriniz büyür, koltuk altında ve vulvada kıllarınız oluşur, vücut kokunuz değişir,
    yüzünüzde sivilve veya komedonlar oluşur ve ilk adet kanamanız başlar.

    Meme gelişimi başladıktan sonra meme başının etrafındaki koyu alanlar şişme oluşur. Meme dokusu
    büyür ve yuvarlaklaşır. Bir memenin diğerine göre daha büyük olması normaldir. Bazen memede ağrı
    veya hassasiyet olur. Bu bulguların hepsi normaldir.

    Adet kanaması her ay olan, olası bir gebeliğe vücudun hazırlık dönemidir. Hormonlar yumurtalıklara her
    ay bir yumurta üretmesini söyler. Bu yumurta fallopian tüp denen tüp içinde ilerler. Bu sırada rahim
    içindeki cilt gibi olan doku kalınlaşır ve büyür. Eğer gebelik oluşmamışsa (yani sperm yumurtayı
    döllemediyse) rahim içindeki cilt gibi olan ve kalınlaşmış doku dökülür ve kanama oluşur.

    Adet kanaması genelde 12-14 yaş arasında oluşur. Kanama 2-7 gün sürer. Kanama her 21-45 günde bir
    olması normaldir. Adet kanamasının başladığı ilk yıllarda düzensiz kanama olması normaldir. Adet
    kanaması 2 ayda bir olabilir veya bir ayda iki kere kanama olabilir. Genellikle ilk adet kanamaları 6 yıl
    sonra düzenli hale gelir.

    Şunları unutmamalısınız;

    Eğer cinsel ilişkiye girdiyseniz ve adet kanamanız gecikti ise gebe olma ihtimaliniz var. Bu nedenle
    mutlaka gebelik testi yapmalısınız.

    12 yaş civarındaki kızların henüz adet kanaması başlamamış olsa bile heran bir adet kanaması
    olabileceğinden okula giderken çantalarında adet dönemi pedi bulundurmaları gerekir.

    Kullandığınız ped veya tamponu 4-8 saatte bir mutlaka değiştirmelisiniz. Adetin ilk birkaç gününde
    kanamanız daha fazla olabilir daha sık ped değiştirmeniz gerekir.

    Adet döneminde bazı kızların kasıklarında ağrı veya bel ağrısı olabilir. Bazı kızlarda ise baş ağrısı, baş
    dönmesi veya ishal olabilir.

    Adet sancılarını azaltmak için ibufen veya naproksen sodyum (allerjiniz yoksa veya ciddi astımınız
    yoksa) kullanabilirsiniz.

    Ağrıları hafifletmek için egzersiz yapılabilir veya bel veya kasık bölgesine sıcak su torbası konabilir.

    Puberte dönemindeki kızlar aşağıda sıralanan belirtilerden birisini farkederlerse mutlaka ebeveynleri ile
    görüşmeli veya doktora başvurmalıdır:

    15 yaşındasınız ve heüz adet kanamanız başlamamışsa
    İlk başlarda adet döneminiz düzenli fakat sonra düzensizleşmeye başladıysa
    Adet kanamanız 21 günden önce veya 45 günden sonra oluyorsa
    Adet kanamanız 90 gün geciktiyse (yılda 1 kere bile olsa)
    Kanamanız 7 günden fazla sürüyorsa
    Kanamanız çok fazla mesela satte 1 veya 2 saatte bir ped değiştirmek zorunda kalıyorsanız.
    Adet sancınız günlük işlerinizi kısıtlayacak kadar çok ve ağrı kesici ile geçmiyorsa
    Kadın doğum uzmanı kadın sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir doktordur. 13 veya 15 yaş arasında ilk
    görüşmenizi yapmanızı öneririm. İlk muayenede sadece sohbet edip soracağınız sorulara cevap verebilir
    ve vücudunuzda oluşacak değişiklikler ile ilgili, sağlıklı olmanız ile ilgili bilgiler verebilir. Ayrıca sonraki
    kadın doğum muayenesi ile ilgili bilgi verebilir. 

  • Polikistik over sendromu nedir ? Nedenleri nelerdir

    Polikistik over sendromu genetik, hormonal, metabolik ve üreme sistemini etkileyen bir sendromdur. Dünyada kadınların %10’unda görülen, hatta bazı kaynaklara göre her 5 kadından 1’inde görülen bir sendromdur. Doğurganlık çağındaki kadınlarda infertilitenin en sık nedenidir.
    14-44 yaş arası her kadın polikistik over sendromu yaşayabilir. Genelde kadınların çoğu 20-30 yaşlarında tanı alırlar.
    Kişilerde hormonal dengesizliklere bağlı olarak birçok semptom gelişebilir. Ayrıca birçok hastalık komplikasyonu ve riski bulunmaktadır. Aşağıda sırasıyla bunlardan bahsedeceğim.

    Polikistik overde en sık karşılaşılan tablo insülin direncidir. Ama her polikistik over hastasında insülin direnci olacak diye bir kural yoktur. Aşağıda ayrıntılı olarak bunu göreceksiniz. O yüzden polikistik over sendromuna yaklaşırken kesinlikle insülin direnci bunun nedeni sadece ona odaklanalım gibi yaklaşımlar çok basit yaklaşımlardır.

    Ayrıca her polikistik over görünümü polikistik over sendromu demek değildir. Araştırmalar gösteriyor ki dünyadaki kadınların %25’inde polikistik over görünümü mevcut ve bunların sadece %5-10 arası polikistik over sendronuna sahip.

    Androjen hormonların fazlalığı bir diğer altta yatan neden hem de asıl sorunlardan biridir polikistik over sendromunda. Bu tabloya neden olan androjen hormonlar testesteron – androstenedion temelde olmak üzere aynı zamanda, dihidrotestesteron, DHEA ve DHEA-S’dir. Bu androjen hormonların fazlalığı ile alakalı geçmişte her zaman overler (yumurtalıklar) suçlansa da polikisitik over sendromlu hastaların %20-30’unda bu androjen fazlalığının sorumlusu ADRENAL BEZLERDİR. Adrenal bezler vücuttaki DHEA- S ‘in tamamını ve DHEA’nın ise %80’ini üretir. Dolaşımdaki testesteronun %25’ini, andrestenedionun ise %50’sini üretir. Bu yüzden adrenal sistem sorunları polikistik over sendromuna neden olmaktadır ve adrenal polikistik over sendromu tanımı yeni yeni bilimsel literatüre girmeye başlamıştır.

    İnsülin direnci overlerin TESTESTERON üretimini arttırırken , HPA (hipotalamıs-pituer-adrenal) aks bozuklukları adrenal sistemden DHEA, DHEA-S ve androstenedion salınımına neden olur. Bu adrenal sistemden salınan hormonlar çevre dokularda testesterona çevrilebilir. Adrenal sistem kaynaklı oluşan bu tablo insülin direncinden ve yumurtalıklardan bağımsız olarak gerçekleşir.
    Ayrıca kronik stress durumuna kortizol salgılanır (kortizon ve progesteron ikisi de pregnenolone dan üretilir). Stres durumunda kortizol çok üretilecek ve progesteron üretimi azalacaktır. Bu da östrojen dominansı dediğimiz östrojen baskınlığına neden olacaktır. Polikistik over sendromunda görülen semptomların büyük bir kısmı da östrojen dominansı kaynaklıdır.

    YUKARIDA BELİRTTİĞİM GİBİ İNSÜLİN DİRENCİ POLİKİSTİK OVER SENDROMUNUN TEK NEDENİ DEĞİL, OLABİLECEK NEDENLERİNDEN SADECE BİRİDİR.

    En sık adet düzensizliği şeklinde kendini gösteren bu sendromda aslında her bir semptom bize bozuk olan sistemler hakkında bilgi verebilir, yönlendirebilir.

    Polikistik over sendromu KARACİĞER-TİROİD-ADRENAL-BAĞIRSAKLAR-OVERLAR-LENFATİK SİSTEM kaynaklı oluşabilecek sorunlar şeklinde hepsini kapsayan bir sendromdur. Birçok kişisinin sandığının aksine sorun overleriniz (yumurtalıklarınız) değildir. Yumurtalıklarınız sistemde bozuk olan hormonlara yanıt olarak değişirler. Ve polikistik over sendromunun asıl altta yatan nedenlerine odaklanmak lazımdır. Bunların en önemlilerinden biri kronik toksisitedir, sedanter yaşam, kronik strestir.

    Nedenleri;

    Kronik Toksisite

    İnsülin Direnci

    Kronik İnflamasyon

    Genetik

    Androjen Fazlalığı

    HPA Aks Bozuklukları

    Kronik Stres

    Bağırsak Florası Sorunları

    Karaciğer Detoksifikasyon Mekanizması Sorunları

    Lenfatik Sistem Sorunları

    Tiroid Metabolizması Sorunları

    Bu sorunların mekanizmalarındaki bozukluklar çoğunlukla domino tasları gibi ilerlerler. Bir sistem bozulduğunda diğer sistemler de etkilenmeye baslar. Bu yüzden bütüncül tıp bakış acısı hastalğı değil hastayı tedavi etmeyi amaçlar.

    Genelde polikistik over sendromu kendini ergenliğe girdiğinde göstermeye ve belli etmeye baslar ama hastada tam bir sendrom oluşması ve bunu farketmesi yılları alabilir.
    Her polikisitk over sendromu hastası bireyseldir. Her birinde çok farklı semptomlar bütünü görülebilir. Oluşabilecek semptomlara bakarsak :

    1-Adet düzensizlikleri -adet görememe ( en sık karşılaşılan )
    2-Akne
    3-Kıllanma ( çene-yüz-vücutta-bacaklarda )
    4-Saç dökülmesi ( erkek tipi )
    5-Acanthosis nigricans = cildin kararması ( özellikle boyun , iç bacak , göğüs altı , parmak aralarında )
    6-Kilo alma
    7-Duygudurum dalgalanmaları
    8-Over kistleri – polikistik over
    9-Adet sancıları
    10-Kronik yorgunluk
    11-Pelvik ağrı
    12-Çok ağrılı adet döngüleri gecirmek

    ***Adet düzensizliklerinde adet günleri arası 35 günden fazla olabilir ya da adet sayısı yılda 12den az olacak sekilde ( ileri derece bazı hastalarda hatta yılda bir iki kez bile) görülebilir.
    ***Adetler oldukça şiddetli ya da kanamaların cok az olduğu adetler olabilir.
    ***Adet döngü süresi açısından 21-35 gün normal olarak algılanır. hatta dünyadaki kadınların sadece %15-20si 28 günde bir adet görmektedir düzenli olarak; geri kalanlar 21-35 günde bir şeklindedir döngüleri. Polikistik over sendromunda adet düzensizliği var diyebilmemiz için 35 günden daha uzun süren döngüler olmalıdır.Ya da adet döndülerinizin dengesinin her aydan her aya farklı olması gereklidir.
    ***Androjen hormon yüksekliğine bağlı olarak görülen semptomlar = akne , kıllanma , erkek tipi saç dökülmeleri vs.
    ***Overlerda kist görününümü polikistik over sendromundaki en önemli bulgulardan biri olsa da her polikistik over tablsou polikistik over sendromu demek değildir. Dünyadaki kadınların %5-15 arası overlerinde polikistik over hakimdir (hiçbir semptom oluşturmaksızın). Aşağıda tanı parametlerienden bahsettiğimizde de göreceksiniz. Polikistik over görünümü asla tek basına tanı koydurmaz.

    Polikistik over sendromu birçok riski de beraberinde getirir. Hastalarda birçok hastalığa yatkınlık olabilir.

    1-Kolesterol ve trigliserit yüksekliği
    2-İnfertilite
    3-Kardiyovasküler hastalık riski
    4-Obezite
    5-Pre diyabet-tip 2 diyabet ( diyabet riski 7 kat artmaktadır )
    6- Hipertansiyon
    7- Uyku apnesi
    8-Endometrial kanser
    9-Meme kanseri
    10-Duygudurum hastalıkları
    11-Depresyon
    12-Estasyonel diyabet –hipertansiyon ( gebelik sırasında )
    13-Düşük riski
    14-Premature doğum riski
    15-Metabolik sendrom
    16-Non alkolik steatohepatitis ( alkolik olmayan karaciğer yağlanması )
    17-Yeme bozuklukları
    18-Anormal uterus kanaması
    19-Kronik baş ağrıları

    Bazı kısımları anlayabilmeniz adına ufak bilgiler;

    Not : Her ay overleriniz sperm tarafından döllenilmek için bir yumurtanızı serbest bırakır. Buna ovulasyon denir. Burada temelde hipofizden salgılanan FSH VE LH hormonları görev alır. Fsh overleri folikülleri geliştirmesi için stimule eder. Bunlar yumurtalarınızdır. Lh ise bu yumurtanın salınmasını uyarır yumurtalıktan uterusa doğru yola çıkar.
    Not : Üreme organlarınız östrojen ve progesteron üretirler temelde ,bunun yanında düşük oranda da androjen hormonlar üretirler.
    Not : Polikist anlamı birden cok kist demektir.
    Not : Yumurtalıklarınızda polikist diye aktarılanlar aslında olgunlasmamıs yumurtalar barındıran birden cok kisttir .Buradaki yumurtalar ovulasyonu tetikleyecek kadar olgunlaşamamışlardır.

  • Dismenore (sancılı adet görme) ve akupunkturla tedavisi

    Adet döneminde ya da hemen öncesinde kasıklarda ve karın bölgesinde ortaya çıkan ağrılara dismenore, menstrüel kramp veya sancılı adet görme adı verilir. Ağrıya gerginlik, alınganlık, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı ve bazen kusma eşlik edebilir. Ağrılar birkaç gün sürebilir.

    Üreme çağındaki kadınları periyodik olarak etkiler, çoğunlukla ciddi sorunlara yol açmaz. Bazen iş gücü kaybına neden olur ve yaşam kalitesini azaltır.

    Primer (Birincil) Dismenore ve Sekonder (İkincil) Dismenore olmak üzere iki şekilde incelenir.

    Primer Dismenore; Genellikle ilk adet kanamasından sonra 1-2 yıl içinde görülmeye başlar. Primer dismenorede ağrı, adet kanamasından hemen önce (1-2 gün önce) başlar ve adetin 1. günü şiddetlenir, genellikle 48 saat içinde kaybolur. Şiddeti kişiden kişiye değişir. En sık görülen dismenore tipi budur. Pek çok durumda hafif ağrı kesicilerle durum geçiştirilebilir. Ancak %10’luk bir grupta ise adet sancıları daha şiddetli yaşanmaktadır. Kişiyi acil servise götürebilir. Bazen yanlış tanılarla ameliyata neden olabilir.

    Rahim(Uterus) bir kas dokusudur ve adet kanaması süresince kanamayı azaltmak için kasılır ve bu ağrı olarak hissedilir. Rahim Prostaglandin adı verilen kendisi tarafından üretilen kimyasal maddelerin etkisi ile kasılır. Kasılmaların amacı rahim iç tabakasının atılarak yenilenmesi sırasında oluşan kanama miktarını kontrol altında tutmaktır.

    Adet döngüsü başında prostaglandin düzeyleri yüksektir. Mensturasyon (adet kanaması) sırasında düzeyleri azalır.

    Sekonder Dismenore denen durum ise, herhangi bir jinekolojik probleme bağlı olarak ortaya çıkan sancılı adet görme halidir. Bunlarda problemler adet yıllarının başından itibaren değil, daha sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu duruma Endometriozis denilen çikolata kistleri, myomlar, geçirilen pelvik enfeksiyon hastalıkları gibi durumlar neden olabilir. Ağrılar adetin ilk günlerinden ziyade son günlerine doğru ortaya çıkar.

    Bu tip sancılı adetleri geçirmenin yolu ise bu duruma neden olan problemi tedavi etmekten geçer ki genellikle cerrahidir

    Primer Dismenorenin Tedavisi:

    Tedavide kullanılan ilaçlar doğum kontrol ilaçları ve ağrı kesicilerdir. Doğum kontrol ilaçları hormon içerdiğinden yan etkileri vardır. Ağrı kesicilerde adet kanamasında düzensizlik yaptığı gibi karaciğer, böbrek, mide gibi iç organlara zarar verebilir.

    Az ve ölçülü analjeziğe bir şey denemez ama her ay ciddi olarak ağrı kesici kullanılıyorsa Akupunktur tedavisini düşünmek gerekir.

    Dismenore’de Akupunktur Tedavisi:

    Akupunktur tedavisi, bir cerrahi girişim yapılmadan ve dışarıdan vücuda kimyasal madde (ilaç) verilmeden uygulanan bir yöntem olması nedeni ile hiçbir yan etkisi olmayan, son derece güvenli bir yöntemdir.

    Akupunktur ile;

    • Stres giderilir. Kişi psikolojik olarak rahatlar. Psikolojik olarak rahatladıkça ağrılar daha az hissedilir. Hormonal sistem sengeye girer.

    • Ağrı kesilir. Akupunkturun ağrı kesici etkisi endorfin denilen vücudun kendi morfinini arttırarak olmaktadır. Endorfinin artması ağrının kesilmesini ve rahatlamayı sağlar.

    • Prostaglandin miktarı kulaktaki bir noktadan test edilip düzenlenebilir. Prostaglandinlerin azalması ağrıyı azaltır. Rahim kasılmasını azaltılır.

    • Östrojen, progesteron salınımını düzenler. Hormonal denge sağlanır.

    Akupunktur tedavisi, başlangıçta 8-10 seanslık bir kür şeklinde uygulanır. Sonrasında birkaç ay adetten 1-2 gün önce akupunktur seansı tekrarlanarak tedavinin kalıcılığı sağlanır.

  • Kısırlık (infertilite) ve tüp bebek tedavisi (ıvf)de nöralterapi ve akupunkturun başarıya olan katkısı

    Kısırlık veya infertilite herhangi bir korunma olmaksızın, düzenli ilişkiye rağmen bir yıl içerisinde çocuk sahibi olunamaması durumuna denir.

    Evli bir çift belli bir sağlık sorunu olmamasına rağmen 1 yıl boyunca bebek sahibi olamıyorsa bir Kadın-Doğum hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Bazı durumlarda ise bir müracaat için 1 yıl beklemeye gerek yoktur. Örneğin kadın yaşının ileri olması, çok sık veya seyrek düzensiz adet kanamaları, ikiden fazla düşük yapmış olmak, daha önce geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar, erkeklerde ise prostat enfeksiyonu, testislerin çok küçük olması gibi..

    Genital organlar kadınların genel psikolojik halini yansıtan organlardır. Mesela ağır duygusal durumlarda kanama anomalileri meydana gelebilir. Beklenmedik bir ölüm haberi halinde ya da hayatı tehdit eden durumlarda adet görememe şikâyeti ortaya çıkabilir. Hamilelik korkusuna ya da tam tersi gebe kalma isteğinin çok fazla olmasına bağlı olarak oluşabilen adet bozuklukları da örnekler arasındadır. Aynı ortamda yaşayan kadınların bir süre sonra regl tarihlerinin aynı zamana gelmesi, iklim ve seyahat şartlarının adet düzenini etkilemesi gibi durumlar bilinen şeylerdir.

    Dünya Sağlık Örgütü-WHO dünyada 50-80 milyon kadının kısır olduğunu yayınlamıştır. Türkiye’de ise (DİE) 12 milyon kadın doğurganlık çağında olduğunu, 1 milyon kadının kısır olduğunu bildirmektedir.

    Kısırlık sebepleri arasında kadına bağlı faktörler %40-45, erkeğe bağlı faktörler %30, açıklanamayan faktörler ise %25 oranındadır.

    Suni döllenme yöntemlerinde başarıyı arttıran faktörler aşağıda sıralanmıştır. Nöralterapi bu basamakların hepsi üzerinde etkiye sahiptir. Akupunktur ile kombine edildiği takdirde çok daha iyi sonuçlar vermektedir.

    1. Rahim ve yumurtalıklara kan akımının arttırılması

    2. Bağışıklık faktörlerinin düzenlenmesi

    3. Hormon-sinir sisteminin düzenlenmesi

    4. Stres, endişe, kaygı ve depresyonun önlenmesi

    Bu konuda yapılan pek çok çalışma arasından seçilen 24 çalışmanın meta analizi 2012 yılında yayınlanmıştır; “ Akupunktur IVF başarı şansını arttırmaktadır, eğer uygun bir kontrol ve daha bireysel bir akupunktur programı kullanılırsa IVF de akupunktur uygulamalarından daha pozitif etkiler beklenebilir” denilmektedir. IVF denemelerinde sıklıkla yapılan yanlış, her hastaya aynı protokolün ve sadece transfer öncesi ve sonrası toplam 2 seans uygulanmasıdır. Çalışmada da bu konu üzerinde durulmuş ve her çifte özel bir yaklaşım gerekliliği vurgulanmıştır.

    Bizde klinik deneyimlerimize göre bu konuda aynı şekilde düşünüyoruz ve her başvuran kişiye özel bir tespit yaparak akupunktur, nöralterapi, fitoterapi, ozon, detoks( arındırma) gibi farklı tedavilerden uygun olanları seçiyoruz. Sonuç olarak; çoğunlukla IVF uygulaması öncesinde 2-3 adet dönemi boyunca hastanın tedavi edilmesi daha iyi sonuç vermektedir.