Blog

  • Gaps (bağırsak ve psikoloji sendromu)

    SAĞLIKLI BESLENEREK BAĞIRSAK VE RUH SAĞLIĞINA KAVUŞMA DİYETİ

    VÜCUDUN BEYİNDEN SONRA EN ETKİLİ ORGANI OLAN BAĞIRSAKLADA GÖRÜLEN SORUNLAR KRONİK VE PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARA YOL AÇBİLİYOR.

    BAĞIRSAK SAĞLIĞINI KORUMAK İSE DOĞRU BESLENMEYLE MÜMKÜN

    GAPS BESLENME PROTOKOLÜ İLE TAKİP EDEBİLECEĞİMİZ HASTALIKLAR

    İNSÜLİN DİRENCİ

    DM

    HT

    ÜLSERATİF KOLİT

    CROHN

    IRRITABLE BAĞIRSAK HASTALIĞI ( SPASTİK KOLON)

    DEPRESYON

    PANİK ATAK

    ANKSİYETE

    DİKKAT VE KONSANTARASYON PROBLEMLERİ

    MULTIPLE SKLEROZ

    EGZEMA(ALLERJİK DERİ RAHATSIZLIKLARI)

    MİGREN

    MULTIPLE SKLEROZ

    OTİZM

  • Yorgunluk Nedir?

    Yorgunluk Nedir?

    Yorgunluk çok karşılaşılan bedensel veya ruhsal yakınmaları ifade eden bir durumdur. Çok fazla karşılaşılması ile birlikte, kişilerin fizyolojik ya da psikolojik hastalıklarının bir sebebi de olabilir. Yorgunluk süreci uzun sürüyorsa bir uzmanla görüşülmesinde fayda olacaktır. Eğer yorgunluk organik bir rahatsızlığa bağlı değil ile psikiyatrik bir muayene ile sebepler öğrenilebilir.

    Ruhsal Yorgunluk

    Ruhsal yorgunluk, kişilerin gün içerisindeki enerji düşüşleri, halsizlik, konsantrasyon eksiklikleri, asabiyet, halsizlik gibi belirtileri gösterir. Sabahları yorgun uyanmak ve düşük enerji ile güne başlamak bunun bir sebebi olabilir.

    “Izdırap duyduğumuz yorgunluğun en büyük kısmı ruhtan doğar, tamamıyla fiziki olan yorgunluk, hakikatte nadirdir.” Chris Hadfield

    Psikolojik Yorgunluk Belirtileri

    Kendini mutsuz hissetme,

    Hiçbirşey yapmak istememe,

    Hiçbirşeyden zevk alamama,

    Ne yapacağını bilememe,

    Aşırı hassaslık ve tepkisellik, bu belirtilerin çözülmemesi ve uzun süre devam etmesi Depresyon’a sebep olabilirken, konuyla ilgili sıkıntı yaşayan kişiler mutlaka bir uzmandan destek almalılar.

    Ruhsal yorgunluk kişileri yıpratabilir, yorabilir ve hayattan zevk almalarına engel olabilir. Bu noktada kişilerin hem ruhsal hemde fiziksel olarak dinlenmeleri gerekebilir.

    Psikolojik Yorgunluktan Nasıl Kurtulabiliriz

    Bu durum genellikle kişilerin yaşamı algılama ve anlamlandırmaları ile yakından ilişkilidir. Hayata ve ilişkilere yüklenen anlamlar kişilerde ruhsal bir ağırlığa sebep olabilir. Kendi sorunları ile birlikte başka kişilerin sorunlarını taşımak kişilerde psikolojik yük olabilir ve kişilerin yorulmasına, yavaş yavaş tükenmesine sebebiyet verebilir. Bu noktada kişilerin biraz kendilerine dönmeleri kendilerine biraz zaman vermeleri ve buna yönelik yaşamlarını devam ettirmeleri iyi olabilir.

    “Soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. Fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz.sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o,kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz.”Fernando Pessoa

    Diğer taraftan kişilerin, yaşadıkları psikolojik yorgunluk sebepleri mümkünse azaltılmalı ve sosyal destek, sevdikleri ile zaman geçirmesi arttırılmalıdır.

    Konuyla ilgili bir makale; Kronik Yorgunluk Sendromu

    Bir de kitap önerisi; Kronik Yorgunluk- Mary Burgess, Trudie Chalder

  • Fonksiyonel tıp ne değildir

    FONKSİYONEL TIP ALTERNATİF, TAMAMLAYICI , GELENEKSEL TIP KAVRAMLARININ İÇİNDE DEĞİLDİR.

    BU KAVRAMLARIN İÇİNDE OLMADIĞI GİBİ KARŞISINDA DA DEĞİLDİR.

    FONKSİYONEL TIP NEDİR

    HASTALIĞIN ADININ DEĞİL BİREYE ÖZGÜ RAHATSIZLIĞIN TEMELLERİNİ SAPTAYARAK BESLENME ,YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİNİ BAZ ALARAK KİŞİYE ÖZEL TEDAVİYİ BELİRLEYEN; KRONİK HASTALIKLARIN KADERİMİZ OLMADIĞINI GÖSTEREN TEDAVİ MODALİTESİDİR.

    FONKSİYONEL TIP MODERN BATI TIBBININ KÜÇÜK ÇOCUĞUDUR ASLINDA ÇÜNKÜ HEM GELECEK İÇİN UMUT VAAT EDENİDİR, HEM DE AYNI HAYATI SORGULAMAYA BAŞLAYAN KÜÇÜK ÇOCUK GİBİ NEDEN ,NİÇİN, NASIL SORULARINI SORANDIR MODEN TIBBA

    FONKSİYONEL TIP BAKIŞ AÇISIYLA HASTAYI DEĞERLENDİRİRKEN HASTALIĞIN ADINI DEĞİL O BİREYE ÖZGÜ OLAN PATOLOJİNİN NEDENİNİ NİÇİNİNİ SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE SORGULANIR. HASTALIĞIN KÖKENİNE İNEBİLMEK İÇİN TIP FAKÜLTESİNİN DE KÖKLERİNE İNER VE FAKÜLTENİN İLK ÜÇ YILINDA ÖĞRENDİĞİMİZ FİZYOLOJİ, BİYOKİMYA, PATOLOJİ BİLGİLERİNDEN FAYDALANIRIZ Kİ HASTALIĞIN PATOFİZYOLOJİK SÜREÇLERİNİ YÖNETEREK BİYOKİMYASAL EKSİKLİKLERİNİ GİDEREREK HASTALIĞIN KÖKENİNE DAİR DEĞİŞİKLİKLER YAPARAK HASTALIĞI KÖKTEN ÇÖZME ŞANSI BULABİLELİM.

    KISACA ÖZETLEMEK GEREKİRSE FONKSİYONEL TIP KRONİK HASTALIKLARIMIZIN KADERİMİZ OLMADIĞINI GÖSTEREN BİREYE ÖZGÜ , KANITA DAYALI TIBBIN TA KENDİSİDİR .

    DÜNYADA YAKLAŞIK 25 YILDIR HASTALARINA BU BAKIŞ AÇISIYLA HİZMET VEREN BİNLERCE DOKTOR VE TEDAVİ OLMA ŞANSI KAZANMIŞ ÇOK SAYIDA HASTA VARDIR.

    FONKSİYONEL TIP HANGİ HASTALARA HİTAP EDEBİLİR?

    GÜNÜMÜZ MODERN TIBBI AKUT HASTALIK VE ACİL YAKLAŞIMLAR KONUSUNDA ÇOK YOL KATETMİŞ VE ÇOKTA BAŞARILI OLMUŞTUR.

    ANCAK GÜNÜMÜZDE ÇEVRESEL TOKSİNLER , GDOLU YİYECEKLER , SUNİ GÜBRELEME, KÖTÜ BESLENME ALIŞKANLIKLARI , ÇEVRESEL STRES KAYNAKLARININ ARTMASI ARTMIŞ ORTALAMA YAŞAM ÖMRÜ SONUCU ÇIĞ GİBİ BÜYÜYEN KRONİK HASTALIĞA SAHİP BİREYLERİN VE MEVCUT SAĞLIK HALİNİ KORUYARAK SAĞLIKLI YAŞ ALMAK İSTEYENLERİN UMUT IŞIĞIDIR FONKSİYONEL TIP.

    FAKAT BU İŞTE ELİMİZDE SİHİRLİ DEĞNEK YOK . KRONİK HASTALIKLARDAN KURTULMAMIZ İÇİN ZAMAN, SABIR VE EN ÖNEMLİSİ HASTA İŞBİRLİĞİNE İHTİYACIMIZ VAR ÇÜNKÜ SAĞLIĞA GİDEN HER YOLDA OLDUĞU GİBİ BESLENMENİN DÜZENLENMESİ VE YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ FONKSİYONEL TIP BAKIŞ AÇISISININ DA YAPITAŞLARINDANDIR.

  • Hayatı Toz Pembe Görebilir Miyiz?

    Hayatı Toz Pembe Görebilir Miyiz?

    Geçenlerde Platon’un bir sözü dikkatimi çekti. “Düşünceli olun, çünkü karşılaştığınız herkes inanın en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.”

    Bu bakış açısıyla yaklaşmanın hayatı biraz daha kolaylaştırabileceğini düşündüm. Günlük yaşantımızda karşımıza çıkan birçok olumsuz olay oluyor. İnsanlara tahammül seviyemiz günden güne azalıyor. Düşünüyoruz, neden karşımızdaki bunu düşünemiyor diye. Bunu anlamlandırmaya çalışmak yerine hemen suçluyoruz. Çünkü;

    eğitimsiz,

    bilgisiz,

    görgüsüz,

    gibi sıfatların içerisine yerleştirdik mi. Rahatımıza diyecek yok, etiketi yapıştırdık çünkü. Aslında bunu yapmayan insan yok. Bu yaşamın içinden bizi rahatlatan ve birşey üzerine düşünmemizi engelleyen bir unsur. Birileri o istemediğimiz şeyleri yapar ve o içine sokmak istediğimiz kalıplara cuk diye oturur. Ama gözden kaçırdığımız şey Platon’un da dediği gibi o kişilerin de “en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor oluşudur.” Bu demek değildir ki bende bu mücadeleyi veriyorum o da beni anlasın. Bu bizim hayata bakışımızı bir nebze olsun değiştirebilir. Böylece insanlara bir adım daha anlayışla yaklaşabiliriz. Onlara etiketler bulmak yerine, mutlaka birşeyler yaşamıştır ki bu kadar dikkatsiz, özensiz veya kendisini ya da diğer insanların canını riske atacak kadar mantıksız olmuşlardır.

    Bu yaşanılan şeyler ne olabilir?

    Kişiden kişiye değişmek ile birlikte, insanların çocukluğu yetişkinliği adına çok değerlidir. Buradaki çatışmaları, çözümlenmemiş anne baba ilişkileri, üstesinden gelinmeyen bazı meseleler insanları hayata karşı amaçsız ve belki de umursamaz kılabilmektedir. Bu noktada kişiler eğer bunun farkına varabilir ve kendi terapi süreçlerini başlatabilirler ise bu kadar anlayışsız ve çatışmalı bir dünya içerisinde dünyaya bakış açıları ve algıları toz pembe olmaya doğru değişebilir.

    Tabiki buradaki “toz pembe” mecazi anlamdadır. Yoksa hayattaki problemleri tümden yok saymak ve mutluluk denizinde yüzmek sağlıklı olmayacaktır. Buradaki toz pembe anlamı, kişinin karşına çıkan olaylar bağlamında hayata karşı bakışı, olaylara karşı tutumunun biraz daha yumuşak olmasıyla ilgilidir. Dolayısıyla hayata toz pembe bakabilmek tamamen bizim elimizdedir.

    “Eğer zihnimi değiştirirsem, etrafımdaki dünyayı ve sorunlarını algılayışımı da değiştiririm.”

    Steve Chandler

    Hem kendimize karşı hem de başkalarına karşı biraz daha hoşgörülü, affedici ve sevgi dolu olmak bizi daha mutlu bir bakış açısına götürecek ve belki de toz pembe hayat algısını yaşamamıza yardımcı olacaktır.

    Sonuçta kimsenin acısı kimseninkinden üstün değildir. Eğer başka insanlara karşı bu tutumu benimser isek onlar da bize karşı bu derece hoşgörülü olacak ve sizinle yaşadıklarınızı paylaşacaklardır.

    Konu ile bağlantılı bir video; Martin Seligman-Pozitif Psikoloji

    Bir de kitap; Rollo May- Kendini Arayan İnsan

  • Akupunktur tedavisi nedir ? Nasıl yapılır ?

    5000 YILLIK GEÇMİŞİ İLE AKUPUNKTUR GELENEKSEL AMA AYNI ZAMANDA BİLİMSEL BİR TEDAVİ YÖNTEMİDİR.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ NEDİR

    BATI TIBBININ MEKANİK BİR MAKİNE GİBİ GÖRDÜĞÜ İNSAN VÜCUDUNU AKUPUNKTUR RUH İLE BİRLİKTE DÜŞÜNÜR VE GÜNCEL TEDAVİLER İLE ÇÖZÜM BULMAKTA HATTA BAZEN HASTALIĞINI ANLAMAKTA ZORLANDIĞIMIZ HASTALARA YARDIMCI OLABİLMEKTEDİR.

    VÜCUDUMUZDA ARTER VEN VE LENFATİKLERİN HARİCİNDE KANALLAR OLDUĞU RADYOİZOTOP ENJEKSİYONLARI İLE GÖSTERİLMESİ İLE AKUPUNKTURDAKİ MERİDYEN KAVRAMI DAHA NET ANLAŞILMIŞ VE AKUPUNKTURUN BİLİMSEL ALANDA ELİNİ KUVVETLENDİRMİŞTİR.

    BU KANALLAR ETKİLEDİĞİ ORGANA SPESİFİK MERİDYENLER OLARAK İSİMLENDİRİLMİŞLERDİR. VÜCUDUMUZ 6 YİN 6 YANG (BUNLAR VÜCUDUMUZDA SİMETRİK OLARAK BULUNURLAR TOPLAMDA 24 ) BİR ÖN TOPLAYICI (REN) BİR ARKA TOPLAYICI (DU ) MERİDYENİ OLMAK ÜZERE TOPLAM 26 ANA MERİDYEN BULUNMAKTADIR. BUNLARIN HARİCİNDE EXTRA MERİDYENLERDE MEVCUTTUR.

    BU MERİDYENLERDE AKUPUNKTUR FELSEFESİNE GÖRE HAYAT ENERJİİSİ OLARAK ADLANDIRILAN CHİ DOLAŞMAKTADIR VE YİNE AKUPUNKTUR FELSEFESİNE GÖRE VAR OLAN HASTALIKLARA BU MERİDYENLERDEKİ TIKANIKLIKLAR YOL AÇMAKTADIR. AKUPUNKTUR NOKTALARI İSE BU MERİDYENLERDE YER ALAN DÜŞÜK ELEKTRODERMAL REZİSTANS GÖSTEREN (ELELKTRİK İLETKENLİĞİ YÜKSEK OLAN) ALANLARDIR. AKUPUNKTURUN TEMEL PRENSİPLERİ İÇERİSİNDE ENDOKRİN, LİMBİK VE OTONOM SİNİR SİSTEMLERİNİN DENGE İÇERİSİNDE ÇALIŞTIRILMASI YER ALMAKTADIR.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

    STERİL TEK KULLANIMLIK ÇOK İNCE ÇELİK İĞNELER İLE MERİDYEN DE TIKANIKLIĞA SEBEP OLAN NOKTALAR ÇEŞİTLİ MUAYENE YÖNTEMLERİ İLE BULUNUR VE O NOKTALARA İĞNELENEREK HASTA SESSİZ SAKİN BİR ODADA 20-30 DAKİKA BEKLETİLİR VE ARDINDAN İĞNELER ÇIKARTILIR SONRASINDA HASTA VE HASTALIĞA BAĞLI OLARAK AKUPUNKTUR YAPAN HEKİM TARAFINDAN GEREKLİ GÖRÜLÜRSE KULAĞA BİR HAFTAYA KADAR KALABİLEN KALICI İĞNELER TAKILIR.

    HASTAYA VE HASTALIĞINA BAĞLI DEĞİŞMEKLE BİRLİKTE AKUPUNTUR TEDAVİSİ ORTALAMA 8-10 SEANS YAPLMAKTADIR.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİNİN ETKİLERİ WHO (DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ) TARAFINDAN KABUL EDİLEN BİR TAMAMLAYICI TEDAVİ ŞEKLİDİR.

    AKUPUNKTUR HANGİ HASTALIKLAR VE DURUMLARDA KULLANILIR

    KİLO VERME

    SİGARA BIRAKMA

    MİGREN

    DEPRESYON

    SİNDİRİM DÜZENSİZLİKLERİ

    UYKU BOZUKLUKLARI

    ALLERJİ

    SINAV STRESİ

    PANİK ATAK

    FASİAL PARALİZİ (YUZ FELCİ İLK ÜÇ AY)

    TİNNİTUS (KULAK ÇINLAMASI)

    ÜRTİKER EGZEMA

    ALLERJİK RİNİT

    ASTIM

    SİNÜZİT

    GEBELİK BULANTISI

    MENOPOZ SEMPTOMLARI

    KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİ SONRASI (BULANTI, HALSZİLİK, BİTKİNLİK)

    LAKTASYON AZLIĞI (EMZİRME DÖNEMİNDE SÜT AZLIĞI)

    İNFERTRİLİTE(KISIRLIK ) ORGANİK SEBEBE BAĞLI OLMAYAN

  • Öfke Nedir?

    Öfke Nedir?

    Öfke, kişinin beklentilerinin karşılanmaması durumunda ve isteklerinin tam olarak yerine getirilmemesi ile ortaya çıkabilir ve burada verilen duygusal tepkilere öfke denilebilir.

    Öfke Nedir Ne İşe Yarar?

    Öfke, son derece normal ve yaşamın sürdürülmesi için gerekli bir duygudur.

    Öfke, duygusal bir tepkidir.

    Öfke, uyarıcı bir işarettir.

    Öfke, kişiyi tehditlere karşı uyarır ve kendisini korumasına olanak sağlar.

    Öfke, yem öğrenmeler için bir motivasyon kaynağıdır.

    Öfke, sınırlandırılanıldığı sürece sağlıklıdır ve işe yarar.

    Öfke, kontrol edilmediğinde kışının kendisi ve çevresi için zararlı olabilir.

    Öfkenin sağlıklı ve işe yarar olabilmesi için inkar edilmemesi, bastırılmaması ve öncelikle kabul edilmesi, tanınması ve kontrollü bir biçimde ifade edilebilmesi gerekir.

    Burada önemli olan nokta, aslında neye öfkelendiğimizdir. Bizi neyin tatmin etmediğini kavramalı ve buna göre öfkemizi kontrol etmeyi öğrenmeliyiz. Diğer taraftan bazen kişiler öfke anlarında “kendilerine hakim olamamaktan” ve “kontrolden çıktıklarından” şikayet ederler. Bu durumda belki biraz kontrol üzerine çalışmakta fayda olabilir.

    Kontrolsüz öfke ,bu duygunun negatif getirilerinden biri olan saldırganlık dürtüsünü tetikleyebilir ve bu durum öfke gibi doğal bir sonucun negatif sonuçlar doğurmasına neden olabilir.Kişilerin bu noktada farkında olması öfkenin önüne geçebilmek adına oldukça değerlidir.

    İçinde bulunduğumuz kültür, ailemiz, geçmişten bugüne taşıdığımız travmalarımız öfkemizin asıl nedenlerini barındırıyor olabilir. Ya da yetiştirilme tarzımız bu konuda bizi etkilemiş olabilir.

    Günlük yaşamda karşılaştığımız stresli durumlar, trafik, insanların anlayışsız tutumu, aile ve iş yaşamımızdaki faktörler bizi sinirlendirebilir ve bu oldukça doğaldır.Eğer öfke ile ilgili günlük yaşantımızı bozacak şekilde sorunlar yaşıyor isek mutlaka bir uzmandan yardım almalıyız ve bu sorunun üstesinden gelmeliyiz.

    Öfke Ne Değildir?

    Öfke bir problem çözme aracı değildir

    Öfke bir öç alma veya intikam yolu değildir

    Öfke başkalarını suçlama biçimi değildir

    Öfke şiddet göstermeye veya suç işlemek için bir neden değildir

    Öfke başkalarını kontrol etme yolu değildir

    Öfke bir haklı olma yolu değildir.

    Öfke Kontrolü İçin Neler Yapılabilir?

    Kendi öfkenizi tanıyın, neye öfkelendiğinizi ne zaman ve ne için öfkelendiğinizin farkında olun.

    Nasıl sakinleştiğinizi kavrayın, düzenli olarak sakinleşmek adına egzersizler yapın.

    Kendinizle konuşun. Kendinize sakin olmak ile ilgili cümleler söyleyin.

    Öfke duygusunu yaşayabilirsiniz bu normaldir fakat bu duygu ile davranmayın. Vurmayın, bağırmayın.

    Kendinize zaman tanıyın, mümkünse öfkelendiğiniz ortamdan uzaklaşın ve sorunu çözmek için sakinleşmeyi bekleyin.

    Olayları kişisel algılamamaya çalışın.

    Problemi açığa kavuşturmaya çalışın ve çözüme odaklanın.

  • Üst gastrointestinal endoskopi işlemi yapılan hastalarda hbsag ve anti hcv prevalansları

    Çalışmamızda üst gastrointestinal endoskopi işlemi öncesi bakılan HbsAg ve Anti-HCV seropozitifliğinin toplum prevalansına yakın değerlerde çıktığı görülmüştür. Yapılan çalışmalarda endoskopik işlemler sonrası hepatit bulaşının son derece nadir olduğu bildirildiğinden endoskopi ünitelerinde yeterli dezenfeksiyon şartlarına uyulması durumunda rutin serolojik testlerin gereksiz olduğu kanısına ulaşılmaktadır.

  • Affetmek

    Affetmek

    Affetmek, bağışlayabilmek, hoş görmektir. Affetmek söylendiği kadar kolay olmamakla birlikte bazen kişilerin hayatını derinden etkileyebilir. Burada bakmamız gereken temel mesele affetmek bizim için neyi temsil ediyor olmalıdır. Bazı kişiler Affederek kendilerinin olgunlaştığını düşünürken bazıları ise küçük düştüğünü hissediyor olabilir.

    Öncelikle buradaki kavramı düzeltmekle işe başlayabiliriz. Affetmenin bize iyi geleceğine, yüklerimizi bir nebze olsun azaltabileceğine inanıyor isek belki de böyle olabilir diye düşünebiliriz.

    Peki neden affedemiyoruz?

    Belki duymuşsunuzdur, “Zeigarnik Etkisi” diye bir etki vardır.

    Zeigarnik Etkisi: Kişilerin tamamlanmamış olayları, durum ve işleri tamamlananlara göre daha kolay hatırladıkları yönündedir. Yani sonlandırılmamış işler zihni meşgul ederken, bitirilen işler sonucu zihin meşguliyetten kurtulur.

    Yaşadığımız olaylarda da böyledir. Bir kişi ile olan problemimizi çözümlemediğimiz zaman zihnimiz bununla meşgul olur ve yapılan yanlışları, hataları ve kırgınlıkları daha kolay hatırlar. Eğer sorunlarımızı yaşadığımız an içinde çözümlemeye çalışır isek ve o anda affedebilirsek, zihnimiz bununla meşgul olmaz ve yıllarca hem bedenimize hem de ruhumuza bir yük olarak binmez.

    Başka insanları affederken, kendimizi suçladığımız ve canımızı yakan tüm anlardan dolayı kendimizi de affetmeli ve bu şekilde özgürleşmeliyiz. Affetmek, acıyı ve nefreti dindirir bizi özgür kılar. Sağlığımızı düzeltir.

    Neler Yapabiliriz?

    Kızgınlığı ifade etmeliyiz.Hatası olan kişiye bunu belli etmeli ve olayın üstünü kapatmak yerine uygun bir şekilde çözüm aramalıyız.

    Suçlu hissetmeyi bırakmalıyız. Başımıza gelenlerden dolayı sorumlu olup olmadığımızı tartmalıyız. Bunu yapabilmek adına yaralanmış hissettiğimiz şeyin ne olduğuna bakmalıyız. Bu gururumuz mu, ünümüz mü

    Kendimize zaman tanımalıyız. Olay çözülsün diye hemen affetmek ya da hiç affetmemek yerine doğru zamanı beklemeliyiz.

    “Bize yanlış davrandığını düşündüğümüz bir kişiyi affetmeliyiz. Bunu hak ettikleri için değil, bu haksızlıklara karşılık vermeye devam etmeyecek kadar kendimizi sevdiğimiz için.”Miguel Ruiz

    Konu ile ilgili bir kitap: Affetmek Üzerine- Edward M. Hallowell

    Bir de şarkı: Please Forgive Me- Brayn Adams

  • Yalancı trombositoz izlenen olgu: alfa talasemi taşıyıcılığı

    Trombositoz sıklıkla rastlantısal olarak karşımıza çıkan ancak ayırıcı tanısı önemli olan bir bulgudur. Reaktif trombositoz yapan nedenler veya altta yatan klonal kemik iliği ( miyeloproliferatif ) hastalıkları açısından değerlendirilmelidir. Periferik yayma altta yatan nedene yönelik yapılması gereken önemli bir testtir. Hemogramında trombositoz saptadığımız ancak periferik yaymasında trombositoz izlemediğimiz bu olgumuzda alfa talasemi taşıyıcılığının bir psödotrombositoz nedeni olabileceğini gördük.

  • Zorluklar ve Kendimize Sormamız Gereken Sorular

    Zorluklar ve Kendimize Sormamız Gereken Sorular

    Kimi zaman hayatın ne kadar zor olduğunu ne kadar işin içinden çıkmakta zorlandığımızı düşündüğümüz zamanlar olur. Böyle zamanlarda insan neler yapabileceği konusunda kendini çaresiz hissedebilir, elinden bir şey gelmeyeceğini hissedebilir ama gerçekten öyle midir?

    Gerçekten elimizden bir şey gelmiyor mu?

    Yapmamız gereken her şeyi yapıp, sonra mı şikâyet ediyoruz, bunları biraz birlikte düşünelim istiyorum.

    Diyelim ki, şu anda çok ciddi bir sorun yaşıyorsunuz. Bununla ilgili öncelikle neler düşünmelisiniz?

    • Bu sorun beni ne kadar etkiliyor, tamamen yanı başımda mı yoksa ben bu sorunu yanı başımda olmasa bile öyle mi hissediyorum.
    • Sorunlar için suçlu olan kim? Bir suçlu mu bulmak istiyorsunuz, yoksa olaya bakış açınızı mı değerlendirmek istiyorsunuz.
    • Acı çekmenizin asıl sebebi kim ya da ne? Bu sizin ona yüklediğiniz anlam ile mi ilgili yoksa gerçekten olayı tüm saflığı ile değerlendirebiliyor musunuz?
    • Tüm bu sorunları paylaştığınız birileri var mı?
    • Ve son olarak çözmek adına bir adım attınız mı?

    Tüm bu soruların cevabını bilmek veya bu cevabı verebilmenin zor olabileceğini göz önünde bulundurarak başlayabiliriz. Kimi zaman bazı şeyler elimizde olmaz, değiştirecek gücümüz olmaz bunun farkında olmalıyız. Kendimizi ne kadar çok suçlarsak o kadar zarar görürüz. Bunun önemini yaşamımızın ilerleyen süreçlerinde görmemiz mümkündür.

    Fakat bazen de elimizde olan ama değiştirmek için çaba sarf etmediğimiz durumlar vardır. Benim önerim, bu durumlar adına çaba göstermek belki burada biraz emek vermek olabilir. Kişinin kendi değişimi, ruhsal bütünlüğünü koruması adına yapabileceği birçok şey olabilir.

    Evet bazen yaşanılan sıkıntılar sizi hayattan da soğutabilir, canınız bir şey yapmak istemeyebilir ama böyle durumlarda zamanın geçtiğini şimdi ve burada olarak elinizden geleni yaptığınız taktirde o gücü tekrar kazanacağınız konusunda çalışmalar yapabilirsiniz.

    Unutmayın ki, sorun yaşamayan tek bir insan yoktur. Sorunlar çözülmek ve bir sonraki adım için güçlenmek içindir.