Blog

  • Botox yaptırmaktan korkmayın !

    Botox yaptırmaktan korkmayın !

    Yüz cildimiz genetik, güneş ışınları, sigara, yerçekimi, yüz kaslarının kullanım şekli, uyurken yatma pozisyonuna göre yıllar içinde olumsuz değişiklikler gösterir. Alında, kaş arasında, göz çevresinde, dudak çevresinde, yanaklarda, burun kenarında ve çenede kırışıklık ve sarkmalar ortaya çıkar. Cilde yapılması gereken işlemler, cilt daha çok yıpranmadan yapılmalıdır. Çünkü,kırışmış ve sarkmış bir cildi düzeltmek daha zor olmaktadır.

    Yüzde yüz hareketlerini sağlayan pek çok kas vardır. Yıllar içersinde yüzü aşağı çeken kaslar daha kuvvetli hale gelmektedir. Bunun sonucu olarakta yüzde sarkma ve yorgun ifade belirmektedir. Ayrıca mimik hareketlerini çok kullananlarda derin çizgiler ortaya çıkmaktadır. Botox yöntemi yüzü aşağı çeken kasları ve mimik kaslarını zayıflatarak uzun vadede ortaya çıkabilecek olan sarkma ve kırışıklıkları engeleyebilir. Ayrıca ortaya çıkmış olan kırışıklık ve sarkmaları azaltabilir. Botoks yöntemi, yüzü şişirerek kırışıklıkları azaltan bir yöntem değildir. Bilinenin tersine, botox uygun dozlarda ve bilinçli bir şekilde yapıldığında son derece doğal duran bir yöntemdir.

    Her yöntemde olduğu gibi, bu alanda işinin ehli ve titizlikle çalışan hekimlere botoks (botox) yaptırılmalıdır. Botoks, son yılların en başarılı ameliyatsız cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavi yöntemlerinden biridir. Bazı ciltlerde en iyi sonucu alabilmek için dolgu, mezolift, peeling gibi diğer yöntemlerle birleştirmek gerekebilir.

    Son günlerde botoksun önemli yan etkileri olduğuna dair medyada söylentiler dolaşmaktadır. Hiçbir yayında, hiçbir kongrede ve hiçbir meslektaşımızdan bu tarz yan etkiler bildirilmemiştir. Her tıbbi yöntemde olduğu gibi botoks yönteminde de yan etkiler olabilir. Ancak bu yan etkiler hayatı tehdit eden ve kalıcı yan etkiler değildir. Botoks yöntemini korkmadan gönül rahatlığı ile uygulattırabilirsiniz.

  • Sevimli ve Yararlı Dostlarımız

    Sevimli ve Yararlı Dostlarımız

    Biz hayvan severler bir hayvan sahiplenmenin yaşamımıza verdiği mutluluğun ne demek olduğunu çok iyi biliriz. Bizi eğlendirirler, güldürürler, yalnızlığımızı giderirler. Fakat birçoğumuz bu sevimli varlıkların ruhsal ve fiziksel sağlığımıza olan olumlu etkilerinden bihaber yaşarız.
    Evcil hayvanlar insanların duygularını, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını anlama konusunda evrim geçirmişlerdir. Örneğin köpekler insanların kullandığı birçok kelimeyi anlayabilmekte, ses tonumuzdan, vücut dilimizden ve mimiklerimizden duygu durumumuzu tespit edebilmektedirler. Tıpkı yakın bir arkadaşınızın yapacağı gibi mutsuz olduğunuz zaman gözlerinizin içine bakıp duyarlılıkla sizi anlamaya çalışmakta ve hatta sarılma ve öpme benzeri davranışlar sergilemektedirler. Evcil hayvanlar, özellikle kedi ve köpekler, stres, anksiyete ve depresyonu azaltır, yalnızlığımızı giderir, bizi egzersiz yapmaya ve oynamaya teşvik eder, kalp sağlığımızı olumlu yönde desteklerler. Evcil hayvan besleyen çocuklar daha özgüvenli ve aktif bireyler olurlar. Bu sevimli dostlar yaşlılar için de mükemmel bir yoldaştırlar. Çünkü bize koşulsuz sevginin ne demek olduğunu en güzel onlar öğretirler.

    Yapılan Araştırmalar Gösteriyor Ki
    -Evcil hayvan besleyen kişilerin stresli durumlar karşısında kan basınçlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Hatta bir araştırma hipertansiyon hastası bireylerin bir hayvan beslemeye başladıktan 5 ay sonra tansiyonlarının normal seviyelere döndüğünü tespit etmiştir
    -Kedi veya köpekle oynamanın vücudumuzda mutluluk sağlayan serotonin ve dopamin seviyelerini yükselterek bizi sakinleştirip rahatlattığı tespit edilmiştir. Evcil hayvan besleyenler depresyona daha seyrek yakalanırlar
    -Hayvan besleyenlerin trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşük olduğu ve kalp krizi risklerinin ciddi anlamda azaldığı gözlemlenmiştir
    -Evcil hayvan besleyen 65 yaş üstü bireylerin beslemeyen bireylere göre daha az doktor ziyaretine gereksinim duydukları tespit edilmiştir

    Hayat Kalitemizi Nasıl Arttırırlar?
    -Egzersiz yapma süremizi arttırlar. Nasıl mı? Köpeğinizi yürüyüşe çıkarmak, kedinizle evin içinde oynamak, bakımlarını yapmak sizi daha aktif bir insana dönüştürür.
    -Bize arkadaş olurlar. Yalnızlık, depresyon ve benzeri rahatsızlıklara davetiye çıkarır. Tüylü arkadaşlarımız bize hayatta ihtiyaç duyulduğumuz, istendiğimiz ve değerli olduğumuz hislerini yaşatırlar. Hayattaki en güzel şeylerden biri akşam işten eve geldiğinizde kuyruğunu sallayan ya da taklalar atan bir kedi ya da köpek tarafından karşılanmaktır. 
    -Yeni insanlarla tanışır daha sosyal olursunuz. İnternette ya da çevrenizde kedi ya da köpek besleyen kurumlar, forumlar, bloglar yeni insanlarla tanışmanıza, arkadaş çevrenizin genişlemesine yardımcı olur. 
    -Gününüz daha sistemli ve düzenli bir hale gelir. Köpekler düzenli bir egzersize ihtiyaç duyalar. Kedilerin de her gün onları beslemenize, kumlarını temizlemenize ihtiyaçları vardır. Bu rutin hayatınızı daha düzenli bir hale getirirken, özelliklerle çocuklarda sorumluluk alma becerilerini destekler.
    -Dokunmanın mucizevi etkisi. İnsanların doğası gereği dokunmaya ve sarılmaya ihtiyacı vardır. Evcil hayvanınıza dokunmak, onu sevmek stresi yatıştırır. Dolayısıyla stresin neden olabileceği zararların bir nebze önüne geçilmiş olunur.

  • Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavileri

    Lazerle cilt yenileme tedavileri son yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir. Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde en büyük yenilik cildi soymadan ve hastayı sosyal yaşamından soyutlamadan tedavi olmasına olanak vermesidir. Yapılan tedavi sonrası normal koşullarda birkaç gün sürebilen kızarıklık dışında herhangi bir yara oluşmamaktadır.

    Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazerler çok çeşitlidir. Bu tür lazerlerin ciltteki kollajeni arttırarak etkili olduğu düşünülmektedir. Tedavi sonrasında kırışıklarda azalma, ciltte canlanma ve toparlama ortaya çıkmaktadır.

    Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde sonuç alabilmek için bir yada birçok seans gerekebilir. Cilt yenileme sonuçları tedaviden sonra 6 ay -1 yılda görülebilir.

    Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazerler:

    Damarsal lazerler: Ciltte yaşlanma yanında kızarıklık varsa tercih edilmelidirler.

    Pulsed dye lazer (PDL)

    Long pulsed KTP 532 nm lazer

    Long pulsed Nd:YAG 1064 lazer

    Mid infrared lazerler: Ciltte sadece kırışıklık varsa tercih edilmelidirler

    1320 nm Nd:YAG lazer

    1450 nm diode lazer

    1540 Er: Glass lazer

    İntense Pulsed Light: Ciltte leke ve kızarıklık varsa tercih edilmelidirler.

    Q switched ND :YAG lazer

    Fraksiyonel lazerler

    Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazer tedavileri sonrasında güneşten koruyucu kullanılmalıdır. Bu tedaviler botox, dolgu, mezolift ile kombine edilerek,sonuçlar mükemmelleştirilebilir.

  • Sigarayı Bırakın Ruhunuz İyileşsin

    Sigarayı Bırakın Ruhunuz İyileşsin

    Sigarayı bırakmak stres, anksiyete ve depresyonu azaltır, hayata olan bakış açınızı daha pozitif bir hale dönüştürür. Bunlar sadece ruhsal problemler yaşayan içiciler için değil tüm sigara içenler için geçerli. Hepimiz sigarayı bırakmanın fiziksel sağlığımıza olan olumlu etkilerini az çok biliyoruz. Ama kaçımız bu kötü alışkanlığı bırakmanın aynı zamanda akıl sağlığımıza da olumlu etkileri olduğunun farkında acaba? Birçok tiryaki sigarayı bırakmayı istediklerini fakat sigara içmenin streslerini azaltıp onları rahatlattığını düşündükleri için içmeye devam ettiklerini söyler. Sanılanın aksine, sigara içmek stres ve gerginliği arttırır. Sigara içen bireylerin içmeyenlere oranla depresyon ve anksiyete bozukluklarına yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

    Sigara Rahatlatmaz

    Neden çoğu insan sigaranın onları rahatlattığını söyler? Bu konuda araştırma yapan bilim adamları, nikotin bağımlılığında azalan nikotin seviyelerinin kişide oluşturduğu huzursuzluk duygularının bir sigara yakarak tekrar yüksek seviyelere getirmenin verdiği sahte bir rahatlama hissi olduğu görüşündeler. Sigara bağımlıları sigara içmediklerinde asabi, endişeli ve mutsuz olurlar. O esnada yakılan bir sigara geçici olarak bu duyguların azalmasını sağlar. Böylece bireyler sigaranın sanki onları rahatlattığını düşünürler. Oysaki huzursuzluklarının asıl sebebinin sigara olduğunun farkında bile değillerdir. Yapılan araştırmalar sigarayı bırakan bireylerin anksiyete, depresyon ve stres seviyelerinin sigara içmeye devam eden bireylere oranla daha düşük olduğunu göstermekte. Aynı zamanda morallerinin de daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Sigarayı bırakmanın bir diğer artısı ise beyine giden oksijen miktarının artmasıdır. Beyine giden oksijen arttıkça konsantrasyonumuz da artmakta ve yapacağımız işlerde daha başarılı olmaktayız. Ruhsal bir problemle mücadele eden bir birey sigarayı bıraktıktan sonra daha düşük dozda bir antidepresana ihtiyaç duyar. Nikotin vücutta antidepresanların sağlamaya çalıştığı olumlu etkileri azaltır, ilaçtan alacağınızın verimi düşürür.

    Sigarayı Bırakmak İçin Öneriler

    1-Birden bırakın. İçilen sigara sayısını azaltmak doğru bir yöntem değildir. Birden bırakmak en etkili yöntemdir. Eğer bırakmakta zorlanıyorsanız sağlık ocaklarından ya da ALO 171 sigarayı bırakma hattından temin edebileceğiniz ilaçlar ya da nikotin bantları ile başarıyı yakalamak mümkün.
    2-Eğer bir antidepresan ya da farklı bir psikotik ilaç kullanıyorsanız mutlaka akıl sağlığı uzmanınıza sigarayı bırakacağınız konusunda bilgi veriniz. Böylece doktorunuz ilaç dozunuzu ayarlayabilir.

    3-Sigarayı bıraktıktan sonra alkol gibi sigara içmeyi tetikleyen alışkanlıklardan da uzak durmanız alışkanlıktan tam olarak kurtulana dek yapılacak en mantıklı şeylerden biridir.
    4-Evde ve işyerinizdeki bütün küllükleri ve sigaraları kaldırın. Evinizi temizleyin. Etrafa sinmiş olan sigara kokusunu uzaklaştırın. 
    5-Kendinize engel olamayıp bir sigara içerseniz sakın vazgeçmeyin. Bu durumu bir yenilgi olarak algılamayın. Hepimiz hatalar yapabiliriz. Bu durum bizi hedefe giden yolda durdurmasın. İçilen bir sigara başa sardığınız anlamına gelmiyor.
    6-Spor yapın ve sağlıklı beslenin. Spor yaparak sigara içme isteğinizi kesebilir, sağlıklı beslenerek sigaranın vücudunuza verdiği hasarı onarabilirsiniz. 
    7-Hergün sigara almak için harcayacağınız parayı bir kavanoza koyarak biriktirin. Belli bir süre sonra bu paranın biriktiğini ve yüksek bir meblağ olduğunu göreceksiniz. Bu parayla kendinizi ödüllendirin ya da bir borcunuzu ödeyin. Ne kadar rahatladığınızı ve mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Böylece motivasyonunuz artacaktır. 

  • Fraksiyonel lazerler

    Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme epidermis (üst deri) ve dermis (alt deri) etkili olan yeni bir yöntemdir. Fraksiyonel lazerler, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile etkili olurlar. Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Bu yüzden ısı hasarı görmüş MTB hızla etraftaki sağlam deriden gelen hücrelerle hızla onarılır.

    Fraksiyonel lazeler üst deride minik alanlar halinde hücreleri yeniler. Bu yenilenme esnasında üst deriye ait lekeler giderilebilir. Alt deride ise sütunlar halinde ısı hasarı yapar ve bu bölgelerde yeni kollajen oluşumunu tetikler. Alt derideki bu yenilenme yara izi, kırışıklık ve sivilce izi tedavilerinde etkili olabilir.

    Fraksiyonel lazer uygulamalarında:

    Fraksiyonel lazerler için açık renk ciltler ideal vakalardır. Ancak koyu tenli hastalarda da kullanılabilir. Yüz dışında boyun, gövde ve kollarda kullanılabilir.

    Uygulama esnasında bazı hastalarda rahatsızlık hissi olabilir. Lokal anestezik kremler veya soğuk hava üfleyen aletlerle bu rahatsızlık hissi kolayca giderilir.

    İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık ve ödem olabilir. Ciltte hafif soyulmalar ve bronzluk olabilir. Ancak bu tür durumlar 3-7 gün içinde geriler.

    Fraksiyonel lazerlerde beklentiler gerçekçi olmalıdır. Hafif orta dereceli kırışıklık, lekeler ve yüzeyel sivilce ve yara izlerini giderebilir. Derin kırışık, leke ve izlerde hafif düzelmeler yapabilir.

    Fraksiyonel lazerde tedaviler seanslar halinde yapılır. Şikayetin cinsine göre en az 5 seans 2-4 hafta aralıklarla yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer kullanılmaması gereken durumlar:

    6 ay içinde oral isotretinoin kullanılmamış olmalıdır.

    Deride aktif enfeksiyon olmamalıdır.

    Hamile kişilerde uygulanmaz.

    Gerçeğe uymayan beklentileri olan hastalara uygulanmaz.

    Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:

    Operasyon sonrasında şikayetler hafif ve geçicidir. İşlemden sonra birsat kadar güneş yanığı duygusu hissedilebilir.

    Tedavi sonrası makyaj yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası hafif nemlendiriciler sürülebilir.

    Yüzde ödem olursa buz paketleri ile soğutma faydalı olabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası 6-12 ay süre ile güneşlenmekten kaçınılmalı ve güneşten koruyucu kullanılmalıdır.

    Fraksiyonel lazer tedavi sonrası yan etkiler:

    Lazerlerde görülen yan etkiler fraksiyonel lazer uygulamalarında olabilir. ancak yan etki görülme oranı oldukça düşüktür.

    Geçici veya kalıcı lekelenme

    Renk açılma alanları

    Herpes enfeksiyonu atağı

    Enfeksiyon

    Yara izi

  • Sağlık İçin Bir Kahve Molası Verin

    Sağlık İçin Bir Kahve Molası Verin

    Kaldi adında Etiyopyalı bir keçi çobanı bundan yüzyıllar önce ormanda dolaşırken keçilerinin garip bir bitki yediklerini fark eder. Keçiler bu bitkiyi afiyetle yedikten sonra o kadar enerjik olurlar ki akşam uyuyamazlar bile. Ertesi gün koşa koşa köyün din adamına gider Kaldi. Din adamı da denemek için bu bitkiyi pişirip içer. Aynı keçilerde olduğu gibi çok enerjik olduğunu ve uykuya ihtiyacının azaldığını söyler. Bir süre sonra Arap Yarımadasına da ulaşır bu bitki. Ve kahvenin serüveni bu şekilde başlar.
    Kaldi günümüzün en popüler içeceği olacak kahveyi bulduğunun farkında değildi elbette. Dünyada bugün kahve 70 ülkede yetiştirilmekte ve yüzyıllar boyunca vücudumuza olan türlü faydaları bilinmektedir. Kahve birçoğumuz tarafından kafein ihtiyacımızı gidermek için tükettiğimiz bir içecek olarak bilinir. Fakat kahvenin içeriği sadece kafeinden ibaret değildir; kahve birden fazla kompleks kimyasal bileşenden meydana gelir. Uzmanlar kahvenin fiziksel sağlığımız olduğu kadar akıl sağlığımız için de birçok faydası olduğunu tespit etmiştir. Şimdi gelin bu lezzetli içeceğin ruh sağlığımıza olan olumlu etkilerine bir göz atalım.

    Depresyonla Savaşır
    Gün içerisinde kahve arası vermekten daha güzel bir şey düşünemiyorum. Uzmanlar da bu konuda aynı fikirde. Günde birden fazla fincan kahve tüketen bireylerin tüketmeyen bireylere göre daha aktif ve mutlu oldukları tespit edilmiş. Bunun kafein ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kafein içeren kola gibi içeceklerin içeriğindeki diğer zararlı maddeler yüzünden aynı etkiyi yapmadığı bulunmuş. Kahve günümüzde bilinen en iyi doğal moral deposudur. Kim “hadi bir kahve içelim” denildiğinde mutlu olmaz ki? Kahve içeriğinde bulunan yüksek miktarda antioksidanlarla bizi fiziksel olarak sağlıklı kılarken bir yandan da bizi sakinleştirip mutlu ederek depresyonumuzla da savaşır.

    Beyin Dostu Kahve
    Hayatımız yorucu bir maraton gibidir. Koca bir günü birden fazla işi aynı anda yerine getirmek, ailemizi geçindirmek, sosyal sorumluluklarımızı tamamlamak gibi işlerle geçiririz. Bu yorucu koşuşturma esnasında bir kahve molası kendimize verebileceğimiz en güzel ödüldür. Kahve beyin reseptörlerini uyarıp bizi daha dinç ve zinde tutar. Yorgunluk için en iyi ilaç kahvedir. Kahve aynı zamanda hafızamızı da güçlendirir. Kahve içen bireylerin içmeyen bireylere göre daha keskin bir hafızaya sahip oldukları ve gündelik işlerini daha iyi organize edebildikleri tespit edilmiştir. Kahvenin Alzheimer, demans (bunama) ve Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların da önüne geçtiği güvenilir çalışmalarla kanıtlanmıştır. Özellikle uzmanlar yaşlı bireylerin hafızalarını güçlendirmeleri için kahve içmelerini önermekte.

    Doğru Tüketim Önemli
    Uzmanlar kalkar kalkmaz kahve içmek yerine uyandıktan birkaç saat sonra kahve tüketmenin daha doğru bir karar olduğunda uzlaşıyorlar. Uyandığımızda vücudumuz kortisol denilen bizi enerjik tutan bir hormon salgılar. Gün içerisinde azalan kortisolün etkisi ile daha yorgun hissetmeye başlarız. Dolayısıyla, gün ortasında kahve içmek çok daha mantıklı bir karar olur. Uyku sorunu yaşayan bireylerin de kahve konusunda dikkatli olmaları önerilmekte. Eğer geceleri uyumakta zorlanıyorsanız uykunuzu daha fazla kaçırmaması için kahveyi yatmadan en az 6 saat önce tüketmenizde fayda var. Her şeyde olduğu gibi kahve tüketiminde de aşırıya kaçmamak önemli. Çok fazla tüketildiği takdirde kafein vücutta olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca sağlıklı bir alışkanlık olan kahve tüketimi sigara içmek gibi zararlı bir alışkanlıkla birleştirildiği takdirde kahve tüketimi sigara tüketimini tetiklediğinden faydadan çok zarar verebilmektedir. Keyifli ve dozunda içilen güzel kahve molalarınız olsun.

  • Lazerle akne (sivilce) tedavisi

    Toplumun %80 ‘nini etkileyen sivilcede, antibiyotiklere direnç gelişmesi ve isotretinoin kullanımının bazı hastalarda yan etki yapması nedeniyle alternatif tedaviler aranmaktadır. Ayrıca sivilcenin tekrara yatkın bir hastalık olması nedeni ile değişik tedavilere gereksinim duyulmaktadır. Lazerle sivilce tedavileri alternatif bir yöntem olarak düşünülebilir. Lazerle akne tedavisinin etki mekanizmaları:

    Propionibacterium acnes bakterisinde bulunan porfirin maddesinin görünür ışık enerjisini direk emilimi:

    Sivilceler iltihapsız ( komedon) ve iltihaplı (papül, püstül ve nodülokistler) elemanlardan oluşur. İltihaplı sivilce oluşmasında başlıca nedenlerden biri normalde deride yaşayan ve yağ kanallarında bulunan P. acnes bakterisidir. P. acnes porfirin adı verilen bir madde üretir. Bakterilerdeki porfirin maddesi ışık enerjisini emer. Bunun sonucunda toksik oksijen radikalleri salınarak, bakteri tahrip olur.

    Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

    UVA/UVB

    Mavi ışık tedavisi (Blue-Light ):

    Kırmızı ışık ve mavi ışık kombinasyonu

    IPL

    KTP lazer

    PDL lazer

    Yağ bezlerinin ısı ile hasarlanması:

    Bu yöntemde, deride hasar yapmadan deri altındaki yağ bezleri ısınarak tahrip olur. Gerileyen yağ kanalları sonucunda sivilceler uzun süreli iyileşme dönemine girer.

    Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

    Fotodinamik tedavi:

    1450 nm diode lazer

    1540 nm Er: Glass lazer.

    Radyofrekans tedavisi

  • Psikoterapinin Sağlığımıza Olan Olumlu Etkileri

    Psikoterapinin Sağlığımıza Olan Olumlu Etkileri

    Ruh ve bedenin ayrılmaz bir ikili olduğu konusunda sanırım hepimiz hemfikiriz. Çünkü bir düşündüğümüzde beynimizin bedenimizin bir parçası olduğunu anlarız. Bilinç, kişisel farkındalık, duygu ve düşüncelerin beynimizin ürünleri olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda zaten ruhsal ve bedensel bağı rahatlıkla kavrayabiliriz. Dolayısıyla, akıl sağlığından bahsederken fiziksel sağlığı göz ardı etmek imkansızdır. Beden ve ruhun birbirinden ayrılmaz olduğunun basit bir kanıtı olarak insanların yeme alışkanlıklarının duygu durumlarına doğrudan olan etkisi düşünülebilir. Örneğin, koca bir dondurma kutusunu bir oturuşta bitirmenin fazla şeker alımına bağlı duygusal çöküntü ve depresif ruh haline sebebiyet verdiği birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış bir gerçektir. Buradan da anlaşılacağı gibi basit bir yeme içme durumu bile ruhsal bütünlüğümüzü direkt olarak etkileyebilmektedir. O zaman uyku, fiziksel bağımlılıklar, aşırı yorgunluk gibi birçok fiziksel durum psikolojimizi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir diyebiliriz.

    Araştırmalarla Destekli
    Amerika’da bulunan Akut Kardiyovasküler Sağlık Birliği’nin 2013’te yaptığı kapsamlı bir araştırmaya göre psikoterapi almanın kalp krizi geçirip hastaneye yatışı gerçekleşen hastalarda ölüm oranını ciddi anlamda düşürdüğü görülmüştür. Raporlara göre yatışı sağlanan hastalara bir psikolog tarafından verilen psikoterapiler sonrasında hastaların başka bir kriz daha geçirme, taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye yatma ve ölüm oranlarının çok düşük olduğu tespit edilmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere kalp sağlığı ve problemleri sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda psikolojik etkenlere de dayalı bir vakadır. Kardiyologlara göre psikolojik faktörlerin kalp krizi ya da kalp problemleri yaşanmasında büyük rolü vardır. Bu faktörler kişinin kalp krizi geçirme riskini etkilediği gibi iyileşme ve bir daha kalp krizi geçirme oranlarında da büyük etkiye sahiptir. Bütün bu gerçekler göz önüne alındığında kardiyovasküler problemler sadece fiziksel bir rahatsızlık değil aynı zamanda azımsanamayacak kadar da psikolojik etmenlere bağlı bir sağlık problemidir.
    Öfke kontrol problemi, akut/kronik stres, aile içi problemler, yalnızlık gibi problemlerin yüksek tansiyon ve kalp krizlerine sebebiyet verdiğini gösteren birçok bilimsel çalışma da mevcut. Buna göre uzman bir psikologtan alınacak etkili bir psikoterapi bu rahatsızlıkların hatta ölümlerin önüne geçebilmektedir. 

    Psikoterapiden Korkmayın
    Ne yazık ki ülkemizde hala psikolojik destek alma konusunda önyargılar var. Bir insanın fiziksel bir rahatsızlığı ile ilgili olarak doktora görünmesi normal karşılanırken ruhsal sağlık problemleri için bir uzmana gitmesi olumsuz karşılanabilmektedir. Akıl sağlığı ve fiziksel sağlığın ayrılmaz bir ikili olduğu gerçeği birçok kez kanıtlanmış olmasına rağmen o zaman neden hala insanlarımızda psikoterapi korkusu var? Çünkü yardım istemek bir zayıflık veya acizlik durumu olarak algılanır. Sadece yetersiz insanların problemlerini çözme konusunda yardıma ihtiyaçları olduğu düşünülür. Tüm bunlar yanlış ve sağlıksız yargılardır. Kişi ruhsal olarak kendini rahatlamış ve huzura ermiş hissettiğinde fiziksel olarak da ne kadar rahatlamış olacağını görecektir. Çözülmeyen problemler çığ gibi büyür ve kişiyi içine alır. Bağışıklık sisteminin zayıflamasından tutun da birçok kanser türü yine kişilerin içlerindeki açmazların sonucunda olduğu bilinmektedir.

  • Neden lazer epilasyon yaptırmalıyım?

    Lazer epilasyon istenmeyen tüylerin giderilmesinde kullanılan etkili ve güvenli bir yöntemdir. Lazer epilasyon kalın tüylerin olduğu koltuk altı , kasık, bacak gibi vücut bölgelerinde tüyleri azaltmakta veya yok etmektedir. Lazer epilasyon 6-10 hafta aralıklarla uygulanır. Ortalama 6 seansta %80-90 oranında kalıcı olarak tüyler azalmaktadır.

    Lazer epilasyon seansları vakit almaz. Örneğin koltuk altı seansı 2 dk, kollar 20 dk veya bacaklar bir saat sürmektedir.

    Lazer epilasyon seans aralıklarında tüyler dökülür. Bir seastan diğerine kadar tüyler çıkmaz. Tekrar çıkmaya başladığında diğer seans uygulanır. Bu durum tedavi süresince çok büyük rahatlık ve temizlik sağlamaktadır.

    Lazer epilasyon batık tüy sorununu kökten yok eder. Bazı kişilerde bacak, kasık bölgesinde batıktan kaynaklanan sivilceler, iltihaplar ve sonrasında izler ve lekeler oluşur. Lazer epilasyon tüyleri incelterek ve yok ederek batık tüy sorununu tedavi etmektedir. Bu sayede sivilce , leke ve iz problemleri de ortadan kalkmaktadır.

    Kadınlarda hirsutizm denilen, hormon problemlerine bağlı çene , göğüs arası ve göbek bölgesindeki kıllanmaların tedavisinde lazer epilasyon etklilidir. Bu bölgedeki tüylenmelerin tek başına ilaçla tedavisi yeterli olmamaktadır. ilaç tedavisi ile birlikte veya tek başına epilasyon tüyleri azaltmakta , inceltmekte ve yok edebilmektedir. Böylece tüylenme problemi olan kadın hastalar fiziksel ve psikolojik olarak çok rahat etmektedirler. Bu tür hastalar her gün tüylerini almaktan kurtulmaktadırlar. Bu tüylerin cımbız, ağda ve ip gibi yöntemlerle alınması sonrasında ortaya çıkan tahriş, sivilce, batık ve leke şikayetleri kaybolmaktadır.

    Lazer epilasyon neden yaptırmamalıyım?

    Lazer epilasyon kadınlarda, yüzdeki ince tüylerin tedavisinde diğer bölgelerdeki kadar başarılı değildir. Dudak üstü bölgesi ve belki yanak bölgesi dışında ki ince tüyler lazer epilasyona iyi yanıt vermeyebilir. Tüyler azalmayabilir hatta bazen çoğalabilir. Bu yüzden, yüz bölgesinde ince tüyleriniz varsa mecbur olmadıkça lazer epilasyon tedavisine başlamayın. ığneli epilasyon veya sir ağda gibi yöntemleri tercih edin, özellikle boyun ve şakaklarda dikkatli olun.

    Esmer tende ince tüy şikayeti varsa lazer epilasyon yaptırırken dikkatli olunmalıdır. Koyu ten rengine uygun cihazlar kullanılmalıdır. Koyu tende ince tüy şikayetine Diode ve ND:Yag lazerler daha uygundur.

    Alexandrite ve IPL sistemleri ise ten regi açık veya buğday renkli kişilere daha uygundur. Alexandrite ve IPL sistemleri esmer tende uygulanırken dikkatli olunmalıdır.

    Lazer epilasyon yaptırırken yaptırdığınız yerin temizkoşullarda çalıştığına emin olunmalıdır. Lazer epilasyon öncesi tüyleri kısaltmak amacıyla kullanılan aletlerin, yattığınız masanın dezenfekte edilip edilmediğine dikkat edilmelidir.. Mantar, virüs veya bakteri kapılabilir. Epilasyon cihazı tene değiyorsa, cihazın ucunun da temizlendiğinden emin olunmalıdır.
    Solaryum ve güneşlenmenin hemen sonrasında lazer epilasyon yaptırılmamalıdır.

  • Panik Yapmayın! Panik Atak Tedavi Edilebilir!

    Panik Yapmayın! Panik Atak Tedavi Edilebilir!

    Panik atak, çok sık rastlanılan bir sağlık sorunudur. Sokakta karşılaştığımız her 10 kişiden biri hayatı boyunca en az bir kez panik atak geçirir. Panik ataklar sıklaştığında, mesleki, sosyal ve bireysel anlamda kişinin uyumunu bozup yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başladığında hastalık halini almış demektir. Panik atak bir kaygı bozukluğudur. Kalp çarpıntısı, nefes nefese kalma, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüste sıkışma, nabız yükselmesi, baş dönmesi, terleme, titreme gibi yoğun fiziksel belirtilerin bazılarının yineleyen şekilde yaşandığı yoğun rahatsızlık duyma halidir.

    Kaygı ve Korku
    Kaygı (anksiyete, endişe, bunaltı); yoğunluğu tedirginlik duygusundan panik düzeyine varan fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir tepkidir. Beynimizde ‘savaş ya da kaç’ prensibine göre tepki vermemize neden olan bizi hayatta tutmaya ve tehlikelerden korumaya yarayan bir alarm sistemi vardır. Kaygı doğru zamanda ve seviyede olduğunda yararlıdır. Fakat yoğunluğu ve süresi uzadığında kişinin iş, sosyal ve akademik yaşantısına zarar verir. Peki, korku nedir? Korku kişinin somut(gerçek) bir tehdit karşısında tüm kaynaklarını bu tehlikeye karşı kendisini korumak üzere kullandığı akut ve ani durumlardır. Kaygı; somut olmayan, bilinmeyen, içten gelen belirsiz bir algıya dayalı bir tehdide karşı gösterilen kronik bir tepkidir. Panik atakları ise beynimizde bahsi geçen alarm sisteminin bozulmasına benzetebiliriz. Yani arabanın alarmının kediye çalması durumudur.

    Panik Atak Kalp Krizi Değildir
    İlk kez panik atak yaşayan kişilerin hemen hemen hepsi soluğu acil servislerde alır, kalp krizi geçirdiklerini veya öleceklerini düşünürler. Yapılan incelemeler sonunda doktorun durumun psikolojik olduğunu söylemesi inandırıcı olmaz. Panik ataklar tekrarladıkça acil servislere gidilmeye, atağın nedeninin araştırmaya yönelik doktor doktor dolaşılmaya başlanır. Ekonomik ve duygusal açıdan yıpratıcı bir süreç başlar. Panik atak tekrarlama eğiliminde olduğundan kişiler birkaç ataktan sonra kaygı dolu bir bekleyiş içine girerler. Atağın ne zaman olacağını kestirebilmek için çevreden ya da bedenlerinden gelebilecek bazı ipuçlarını araştırmaya ve bunlara yönelik önlemler almaya koyulurlar. Bu endişeler kişiyi yanlış çıkarımlara itebilir. Arabada ilk panik atağını yaşayan kişi arabaya binmek istemeyebilir, ciddi bir hastalığı olduğunu düşünerek sürekli belirtiler araştırabilir, nefes alamayacağını düşünerek kapalı ortamlara girmekten kaçınır, dışarıda bayılacağından endişe duyduğu için yalnız dışarı çıkmayabilir, hatta evde yalnız kalamayabilir. 

    Sağlıklı Çözümler
    •Öncelikle bu sıkıntılarınızla ilgili olarak bir psikolog/psikiyatri uzmanından yardım alın. İlaç tedavisi artı psikoterapi bu hastalığı yenmede en etkili yöntemdir. Tedavi planınıza sadık kalın.
    •    Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra şikayetlerinizin bedensel bir hastalıkla ilgili olmadığına dair söylenenlere inanın. Özellikle panik atak geçiriyorken acil servislere gitmeyin. Panik atak sırasında yaşadığınız belirtilerle tek başına baş edebilmeniz çok önemli. 

    •    Kötü beslenme alışkanlıkları, düzensiz beslenme ve katı diyetler sonucunda ortaya çıkabilecek değişken kan şekeri düzeyi atakları tetikleyebilir. Hastalık belirtilerinin bastırılmasında alkol kullanılmamalıdır. Kafein çarpıntıyı artıran ve uykusuzluğa sebep olabilen bir maddedir. Kafein içeren çay, kahve ve kola gibi içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. 
    •    Yeteri kadar uyuyun ve düzenli egzersiz yapın.
    •    Bir panik atak hastasıysanız şunu unutmayın: Panik ataklar kesinlikle kontrol altına alınabilir, uygun tedavilerle düzelebilir. Umutsuz ve karamsar olmayın.