Blog

  • Doğumda epidural (ağrısız doğum) & sezaryende epidural

    Annelik duygusu gebeliğin ilk aylarında başlayıp doğum anında en yüksek düzeye ulaşır. Her anne adayının doyasıya yaşamak istediği bir süreç olan doğum, anne olanların tanımladığı olağanüstü bir duygudur. Bu süreci tam olarak yaşamak isteyen anne adayı çekeceği doğum sancılarının korkusunu da içinde taşır.“Doğum sancısı” doğum için vazgeçilmez olan rahim kaslarının kasılması sonucu ortaya çıkan çok şiddetli bir ağrıdır hatta pek çok kadın tarafından yaşamlarındaki en şiddetli ağrı olarak tanımlanır. Hissedilebilecek ağrı ya da sancının şiddeti bebeğin boyu, bebeğin pozisyonu, pelvis (çatı) genişliği, kasılmaların gücü, geçmiş deneyimler ve beklentiler, ağrı eşiği ve henüz çözülmemiş pek çok nedenler gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Ne kadar ağrı duyacağınızı doğumu yaşamadan önce tahmin etmek güçtür

    Annenin yaşamındaki belki de en güzel deneyim olan doğum sürecini tatsız bir deneyime dönüştürebilen bu sancıların doğumun seyrini olumsuz yönde etkilemeden önleyebilmek için pek çok araştırma yapılmış ve pek çok yöntem denenmiştir.

    Doğum sancılarının hafifletilmesi veya giderilmesi için damar yolu ile verilen ilaçların bazı dezavantajları ve yan etkileri olabilir. Bu yan etkilerin en önemlisi sersemlik ve uyku hali yaratmasıdır. Ayrıca bulantı, kusma, solunum güçlüğü, kaşıntı, kabızlık ve mesanede idrar birikmesi gibi yan etkiler de görülebilir. Anne sütünün gelmesi ve emzirmenin başlaması gecikebilir. Bu nedenle alternatif arayışlar içine girilmiştir.

    Ağrısız doğum için rejyonel (bölgesel) anestezi ilk kez 1900 yılında kullanılmıştır. Her yeni uygulamada olduğu gibi başlangıçta bazı olumsuz etkiler görülmüş, ancak zaman içerisinde yapılan klinik çalışmalar sonucugünümüze gelinmiş, yeni ilaç, yöntem ve teknikler ve ağrısız doğum konusunda uzmanlaşmış anestezistler sayesinde, ağrısız doğum güvenli bir seçenek olarak yaygınlaşmıştır.

    Epidural aralık, omuriliğin çevresindeki zar ile omurların arasındaki bağ dokusunun arasındaki milimetrik boşluktur. Bu aralığa amaca uygun olarak omuriliğin çeşitli seviyelerinden ilaç uygulanarak pek çok ameliyatın yapılması, ameliyat sonrası ağrıların dindirilmesi ve kronik dindirilemeyen ağrıların tedavisi mümkündür.

    Burada analjezi ve anestezi kavramlarını birbirinden iyi ayırmak gerekir. Analjezi ağrısızlık, anestezi ise duyusuzluk demektir. Normal doğum sırasında bel bölgesinden epidural yolla sağlanan analjezi, yani ağrının ortadan kaldırılması yeterli olurken, sezaryen ile doğum sırasında epidural anestezi uygulamak gerekir. İşlem yönünden her iki uygulama da aynıdır, fark sadece verilen ilaç dozlarındadır.

    Halk arasında “ağrısız doğum” olarak bilinen epidural analjezi ile doğum, günümüzde oldukça yaygınlaşmaktadır. Bel hizasına yerleştirilen milimetrik bir tüp olan kateterden uygulanan bir ilaçla, vücudun alt yarısından gelen ağrı sinyallerinin iletimi geçici olarak durur ve ağrılı uyarının çıktığı bölgede ağrı duyulmaz.Burada seçilen doz sadece rahim kasılmaları sırasındaki ağrıyı ortadan kaldıracak, ancak rahim kasılmalarını azaltmayarak doğumun normal seyrini etkilemeyecek şekilde ayarlanır. Bu yöntemde sadece ağrı iletimi bloke olur, dokunma duyusu ve hareket kısıtlanmaz. Anne adayı uygulamadan sonra doğum süreci içerisinde kalkıp oda içinde yürüyebilir, her türlü ihtiyacını görebilir. Rahim kaslarının kasılması ve doğum eylemine anne adayının aktif katılımı etkilenmez,anne doğum anında ağrıdan arınmış olarak fizyolojik olarak bebeğine kavuşur.

    Genelde anne adayları bebeğini normal yolla doğurmak isterler ancak bazı durumlarda sezaryen gerekebilir. Bu durumda Epidural Anestezi uygulanır. Teknik olarak yapılan işlem aynıdır, epidural aralığa ayni kateter yerleştirilir ancak verilen ilaç dozu farklıdır. Normal doğum sezaryene döndüğünde de yapılan şey aynı kateterden ilave ilaç verilerek epidural anestezi oluşturmaktır. Anne ameliyat masasında belden aşağısı tamamen uyuşmuş halde yatar, ancak yattığı yerde ayaklarını oynatabilir, yani epidural anestezi uygulamasından sonra bacaklarda hareketin tamamen kaybolması söz konusu değildir. Motor blok olarak adlandırılan hareket kaybının olması durumu omurilik sıvısına lokal anestezik madde verilerek yapılan spinal anestezide görülür. Spinal anestezi de günümüzde sık uygulanan bir anestezi yöntemidir. Bazen de epidural anestezi ile spinal anestezi kombine edilerek birlikte uygulanır. Spinal anestezinin avantajları teknik olarak epidural anesteziye göre daha kolay uygulanabilmesi, etki başlama süresinin çok daha kısa olması gibi avantajlarına karşın, bacaklarda 4-5 saat süren hareketsizlik, bazen uygulama sonrası görülen baş ağrısı, bulantı ve tansiyon düşmesi gibi bazı istenmeyen etkileri vardır. Burada anestezi uzman doktoru kendi deneyim ve becerisi doğrultusunda hasta için en uygun yöntemi belirleyip hastasına önerecektir.

    Epidural ile normal doğum sürecinde sırasında neler yaşayacaksınız?

    Doğum sancıları rahatsız etmeye başladığında yani doğum kanalı açıklığı 4 cm olduğunda anne işlem odasına alınır. Koldan serum takılır, tansiyon, nabız ve parmak ucundan oksijen durumu takip edilir.

    Başarılı bir epidural uygulama için annenin hekimi ile iyi bir uyum içinde olması, uygun pozisyonu alabilmesi esastır. Genelde uygulama oturur durumda yapılır ve vücut dik durumdayken hafifçe geriye doğru yaslanırken vücut omur çıkıntılarını birbirinden ayıracak şekilde belden öne doğru bükülür, çene göğse doğru yaslanır ve her iki omuz aşağıya doğru bırakılır. Bu şekilde pozisyon oluşturulduktan sonra sırta ve bel bölgesine antiseptik ilaç sürülerek bölge mikropsuz hale getirilir ve bölge steril örtülerle örtülür. Uygulamanın yapılacağı hizada cilt ve cilt altındaki dokular ince bir iğne ile uyuşturulur. İşlem sırasında sadece bu ince iğnenin girişi hissedilir. Daha sonra başka bir özel iğne ile epidural aralığa girilerek buraya kateter denilen ince tüp yerleştirilir ve vücuda plasterler yardımı ile sabitlenir. Kateterden ilaçların verilmesinden kısa bir süre sonra sancılar sona erer ancak rahim kasılmaları engellenmez, ayni şekilde devam eder. Katetere bağlanan bir ağrı pompası ile hasta kontrollü analjezi yöntemi kullanılarak sancısızlığın devamı sağlanır. Bu andan itibaren doğum gerçekleşinceye kadar her şey aynıdır, ancak sancı hissedilmeyecektir.

    Epidural ile ağrısız normal doğum yapan bir annenin izlenimleri:

    “…Hamileliğim süresince normal doğum (epiduralli) olmasını istiyor ve hakkında pek çok şey okuyordum. Epidural opsiyon beni rahatlatsa da okudukların bende şüphe yaratmıştı. Ancak anestezi doktorum gelip bizimle sabahtan tanışıp, anlatınca yapacaklarını hiç sorgulamadan güvendim kendisine. Ağrılarım başladığında ekibi ve ekipmanı ile odaya geldi. Açıkçası hazırlık o kadar uzun sürmüştü ki korkmadım diyemem. Zaten kendisiyle de bu duygumu hemen paylaştım. Bana dedi ki bizim hazırlığımız uzun sürer, detaycılığımızdan. Hepsi sizin rahat etmeniz için. Belime bir iğne yapılacağı için sırtım dönük bütün olanları sadece duyabiliyor, hiçbir şey izleyemiyordum. Yapılan işlem o kadar kısa sürdü ki ne olduğunu, ne zaman epiduralin takıldığını anlayamadım bile. İlaç sayesinde doğum stresinin yanında bir de ağrıların zorluğunu yaşamadan daha rahat, kolay doğum süreci geçirdim. Bu yöntem olmadan asla normal doğum yapamazmışım. Bebek ve anne için stersiz bir doğum yapabilmek için büyük bir nimet….”

  • Anestezi hakkında sık sorulan sorular

    Hastalar nasıl uyutulur?

    Hastalar ameliyathaneye geldiğinde anestezi doktoru tarafından karşılanır, sedyeden ameliyat masasına ameliyat ekibi tarafından anestezi doktorunun yardımıyla alınırlar. Bundan sonra anestezi doktoru hastaya tansiyon aletini, kalp monitörünün elektrodlarını ve puls oksimetre (kandaki oksijeni ölçer) cihazının parmak ucu kablosunu bağlar. Bunlar ameliyat boyunca hastanın yaşamsal fonksiyonlarının yakından izlenebilmesini sağlar. Gerekirse anestezi başlamadan önce 3-5 dakika süreyle maskeyle oksijen verilebilir. Bundan sonra sırasıyla ağrılı uyaranları azaltacak, anestezi denen özel uyku halini oluşturacak ve kas gevşemesi sağlayacak ilaçları damar yoluyla hastaya uygular. Daha sonra anestezist tarafından hastanın nefes borusuna yerleştirilen bir tüp sayesinde hastaya oksijenle karıştırılmış olarak anestezik gazlar verilir. Bu gazlar verildiği sürece anestezi devam eder, kesildikten kısa bir süre sonra anestezi sonlanmış olur ve hasta uyanır. Bu süreç içerisinde anestezi doktoru sürekli hastanın başındadır ve ameliyatın seyri ile ilgili gerekli tedavileri yapar.

    Anestezist sizi “uyuttuktan” sonra başınızdan ayrılır mı?

    Anestezi verilen hastalar hiç bir şekilde ameliyathanede yalnız bırakılmaz. Hastaların bir kısmı anestezi doktorunun kendisini “uyuttuktan” sonra başka bir işi kalmadığını, ameliyathaneden ayrıldığını zannedebilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan muayenesinde gayet sağlıklı bulunan hastalarda bile yaşamsal fonksiyonlarda beklenmedik değişiklikler olabilir. Bu nedenle anestezi doktorunuz sürekli yanınızda ve sizin tek koruyucunuzdur.

    Uyku ve anestezi aynı şey midir?

    Genel anestezi günlük konuşmalarda “uyumak” olarak isimlendirilir. Genel anestezi uygulandığı zaman şuur kaybolur, hasta uyur. Fakat bu normal bir uyku değildir. Şuur kaybolmuş ve vücudun birçok organlarının işlemesi de değişmiştir. Bu durumda, anestezist vücudun işlemesi değişen organlarını kontrol eder ve bunlar için gerekli tedavileri yapar. “Narkoz” daha eski dönemlerden gelen bir terimdir; “derin uyku” halini belirtir. Bazen anestezi kelimesinin yerine kullanılsa da anesteziyi eksik olarak tarif eder, bu nedenle anestezistlerce pek sevilmez.

    Ameliyatın ortasında uyanmak diye bir şey var mıdır?

    Modern anestezi tekniklerinin henüz yaygın kullanıma girmediği dönemlerde bazen bu durum ile karşılaşılabiliyordu. Günümüzdeki teknikler ve kontrolü kolay ilaçlar sayesinde oldukça ender olarak rastlanan bu durumdur. Ameliyat süresince daima yanınızda bulunacak olan anestezi doktorunuz modern izleme yöntemleri ile uyku derinliğinizi saptayarak böyle bir duruma izin vermeyecektir.

    Anestezi süresi en çok ne kadardır ?

    Anestezi birkaç dakika veya saatlerce sürebilir. Bu ameliyatın türüne ve seyrine bağlıdır, ameliyatın ne kadar sürmesi gerekiyorsa, anestezi de kesintisiz olarak o kadar sürdürülür.

    Hangi hastalar anestezi alamaz ?

    Günümüzdeki geliştirilmiş anestezi ilaçları, anestezi teknikleri ve hastaların yaşamsal fonksiyonlarını izlemeye yarayan cihazlar ve ameliyat sonrası yoğun bakım üniteleri sayesinde daha önceleri anestezi verilemeyen hastaların artık güvenle her türlü ameliyatı olabilmeleri mümkündür. Kalp hastalığı, uzun süreden beri devam etmekte olan böbrek hastalığı ve ağır akciğer hastalığı olan hastaların da ameliyat geçirip iyileşme şansı var. Daha da ötesi bu hastalar mevcut bu hastalıklara yönelik ameliyatlarını rahatlıkla olabiliyorlar.

    Bu tür hastalığı olan hastasını muayene eden anestezi doktoru, yapacağı tetkiklerle hastalığın derecesini saptayıp, ameliyat öncesi yapılacak tedaviyle hastalığın belirtilerinin azaltılması için çaba sarf eder, eğer gerek duyarsa ilgili bölümlerden görüş ister. Bütün bu çabanın amacı sizin için en az tehlike yaratacak uygun anestezi ilaç ve tekniğini seçmektir. Bütün bu çalışmalar sonucu uygun koşullarda her hasta güvenle anestezi alabilir.

    Ameliyat süresince yaşamsal bulgularınızı kim, nasıl izler?

    Daha önce de belirtildiği gibi ameliyat süresince yaşamsal bulguları izlemek anestezi doktorunun en temel görevidir. Ameliyattan önce hastaya takılan uygun bağlantılar sayesinde hastanın kalp atımları, dokularına ulaşan oksijen yoğunluğu ve kan basıncı devamlı olarak izlenir. Gelişmiş anestezi cihazları sayesinde anestezi verilmeye başlandıktan sonra yerleştirilen bağlantılarla vücut ısısı, nefesle alıp verdiği karbon dioksit, anestetik gazlar ve oksijen miktarı ve hatta anestezi derinliği devamlı olarak ölçülmekte ve kaydedilmektedir.

    Bölgesel veya lokal anestezi uygulandığında hasta ameliyatı seyreder mi?

    Kesinlikle hayır, bölgesel anestezi uygulandığında, damardan bazı sakinleştirici ilaçlar verilerek hastalarda uykuya benzer bir hal oluşturulabilir. Bu şekilde rahatlayan hasta ameliyathanedeki faaliyetlerden ve konuşmalardan etkilenmez ve ameliyatın rahatsızlık verebilecek bölümlerini hafif uykuda geçirir. Bazı hastalar bölgesel anestezinin etkileri iyice yerleşince ve ağrı duymadıklarını fark edince uyumak istemeyebilirler. Hastalar isterse ameliyat süresince anestezistleriyle konuşarak vakit geçirebilirler. Tüm ameliyatlarda bir siper yerleştirildiğinden zaten hastanın ameliyat bölgesini görmesi olanaksızdır.

    Ameliyata niçin aç gelmek lazım?

    Anestezi verilecek hastaların midesi boş olmalıdır. Hasta anestezi altındayken, dolu midede bulunan gıdalar ve asitli mide sıvısı yemek borusundan geri gelerek, nefes borusuna kaçabilir. Bu da istenmeyen bir durumdur ve hayati tehlikeye neden olabilir.

    Yetişkin hastalara ameliyat öncesi gece 24.00’ten itibaren katı gıda almamalıdır, ameliyat öğleden sonra ise sabah 06.00 da iki dilim ekmek veya 4 bisküvi ile istenilen sıvı ile alabilirler. Ameliyattan 2 saat öncesine kadar berrak sıvı (su, şekerli su, çay, ıhlamur, berrak meyve suları) alabilirler (süt, gazlı içecekler, çorba hariç). İlaçlar ameliyattan 1 saat öncesine kadar bir yudum su ile içilebilir.

    Bazı annelerin az miktar bir şeyler yemenin çocuklara zarar vermeyeceğini, onları doyurmayacağını düşünerek, doktorunun izni olmadan ameliyattan önce bebeklerini beslemeleri veya emzirmeleri sakıncalı bir durumdur.

    Çocuklarda aşağıdaki tabloya uyulmalıdır:

    Yaş

    Süt- Katı gıda

    Süre

    Berrak sıvı miktarı

    6 aydan küçük

    Berrak sıvı

    Anne sütü

    Formüle süt (mama)

    2 saat

    3 saat

    4 saat

    20 ml/kg

    6 ay – 5 yıl

    Berrak sıvı

    Formüle süt (mama)

    Püre ve çorbalar

    Katı gıdalar

    3 saat

    4 saat

    4 saat

    6 saat

    10 ml/kg

    5 yaş ve üzeri

    Berrak sıvı

    Püre ve çorbalar

    Katı gıdalar

    3 saat

    4 saat

    8 saat

    10 ml/kg

    Ameliyattan önce neden serum takarlar?

    Ameliyattan önce damara yerleştirilen plastik bir kanül yardımı ile hastaya serum takılır. Bu damar yoluyla verilen ilaçlar kısa süre içinde hastanın bilincinin kaybolmasını ve anestezinin başlamasını sağlar. Ameliyattan önce ve ameliyat sırasında hastanın sıvı ve elektrolit gereksinimi bu damar yolu ile karşılanır. Yine bu damar yolundan, ameliyat sırasında yaşamsal bulgularda oluşabilecek değişiklikleri kontrol altına almaya yarayacak ve tedavi edecek ilaçlar enjekte edilir. Kısacası ameliyattan önce açılan damar yolu hastayı hayata bağlayan en önemli araçlardan biridir. Ameliyattan sonra da damar yolundan ağrı kesiciler, kusma ve bulantıyı önleyecek ilaçlar ve hasta ağızdan gıda alabilecek hale gelene kadar sıvı verilir. Damardaki bu plastik kanül ihtiyaç sona erdiğinde çıkartılarak iptal edilir.

    Anesteziye karşı alerji olabilir mi?

    Sadece anestezikler değil, bütün ilaçlar alerjiye neden olabilir. Ancak birkaçı dışında anestezi ilaçlarına alerji ender rastlanır. Alerjik reaksiyonlar ilacın verildiği bölgede, bazen damar boyunca kızarıklık, bazı hastalarda ürtiker biçiminde döküntüler, çok daha ender olarak da ani tansiyon düşmesi, nefes almada zorluk ve çarpıntı şeklinde olabilir. Anestezi öncesi yapılan alerji testlerinin bilimsel değeri yoktur. Anestezi doktorunuz her türlü alerjik reaksiyona müdahale konusunda eğitimli ve deneyimlidir ve ameliyathane koşulları böyle durumların tedavisi için en uygun ortamdır.

    Anestezi sırasında dişler zarar görebilir mi?

    Anestezi doktoruna ağzınızda takma diş, protezinizi tutan tek bir veya birkaç diş veya sallanmakta olan herhangi bir diş olduğunu ameliyattan önce söylemenizde büyük yarar vardır. Genellikte çıkabilen protezler ameliyathaneye gelmeden önce çıkarılır. Anestezist, nefes borunuza tüp yerleştirirken kısmi protezi tutmaya yarayan tek dişin zarar görmemesi için çaba sarf eder. Ancak herhangi bir işlevi olmayan ve sallanan dişlerin ameliyattan önce çekilmesinde yarar vardır. Çünkü bunlar ne kadar dikkat edilse de anestezi sırasında yerinden çıkabilir. Normal şartlar altında sağlam dişler zarar görmezler.

    Sigara içenlerde risk nedir?

    Anestezi doktoru hastanın sigara tiryakisi olmasından hoşlanmaz. Sigara içen hastalar anestezi sırasında ve özellikle anestezi sonrasında uyanma döneminde birtakım sorunlar yaşar ve anestezistlerine de yaşatırlar, ancak bu yaşananları kendileri pek hatırlamadığı için ameliyattan sonraki yaşantılarında da sigara içmeye devam ederler .

    Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bundan vazgeçmeniz en doğrusudur, çünkü sigaranın yıllardır yapmış olduğu tahribatın iyileşmesi bıraktıktan sonra uzun zaman alır. Ameliyattan birkaç gün önce sigarayı bırakmış olmanın ne size, ne de anestezistinize herhangi bir faydası yoktur. Kendinize ve anestezi doktorunuza yapacağınız en büyük kötülük ise ameliyattan birkaç saat önce sigara içip ameliyathaneye gelmektir.

    Ameliyat sonrasında boğaz ağrısı neden olur?

    Ameliyat sonunda anestetik gazlar kapatılır ve hastanın yavaş yavaş uyanması beklenir. Hastanın yaşamsal refkeksleri geri döndükten sonra, nefes yollarındaki tüp çekilir ve hastanın kendi kendine soluması sağlanır. Ameliyat sırasında büyük yararı olan bu tüp bazı hastalarda nefes borusunda bir miktar tahriş yapabilir. Ameliyattan sonra hastanın boğazında hissettiği ağrı, gıcık ve yutkunma zorluğu bunun nedeni olup geçicidir. Son yıllarda geliştirilmiş olan özel maddelerden yapılmış yumuşak tüpler bunu en az düzeye indirmiştir.

    Ameliyat sonrası bulantı-kusma neden olur ?

    Bazı ameliyatlarda cerrahi uyaranlar ameliyat sonrası bulantı ve kusmaya yol açabilirler. Çocuklarda şaşılık ameliyatlarından sonra, yetişkinde karın ameliyatlarından sonra kusma ve bulantı diğer ameliyatlara göre daha sık olarak ortaya çıkar. Son yıllarda geliştirilmiş olan anestezi ilaçlarının bu etkileri son derece azaltılmıştır, hatta bazı anestezi ilaçlarının bulantı-kusmayı önleyici etkileri vardır.Bulantı-kusmayı önleyen pek çok ilaç bulunmaktadır, anesteziden uyanmadan önce bu ilaçlar damardan verilerek bu sorun önlenebilir.

    Ameliyat sonrasında ağrı çekmek kader midir?

    Günümüzde ameliyat sonrası aşırı ağrı çekmek artık kader değildir. Ameliyat sonrası çekilen ağrının pek çok zararlı etkilerinin olduğu artık kanıtlanmıştır. Hastaların, anestezi ilaçlarının etkilerinden tamamen kurtulup yaşamsal fonksiyonlarının dengeye kavuşması için bir süre bekletildikleri “derlenme bölümünde” ağrı kesiciler uygulanarak ağrı hafifletilmeye çalışılır. Hastanın bilinci tamamen açılınca “Hasta Kontrollü Analjezi” uygulamasına geçilir. Bu uygulama bir cihaz yardımı ile yapılır. Cihaz hastaya düşük dozda ağrı kesiciyi sürekli olarak verirken, ağrısı olduğunda hastanın bir düğmeye basarak kendisine serumun gittiği damar yolundan ilave bir miktar ağrı kesici vermesine olanak tanır. Bu miktarın sınırları da cihazın programlanması ile önceden belirlenmiştir. Burada amaç en düşük dozda ilaç kullanarak hastanın ağrısını dindirmek ve konforunu sağlamaktır.

    Ameliyat sonrası ağrınız için verilen morfin zararlı mıdır?

    Kesinlikle değildir, şiddetli ağrı devam ettiği sürece uygun dozda morfin verilen hastalar morfinman olmaz. Ameliyattan sonra ağrısı azalan hasta kısa sürede ayağa kalkıp dolaşabileceği ve daha rahat nefes alıp verebileceği için iyileşme hızlanır. 24-48 saat sonra ağrının şiddeti azalınca morfin yerine başka ağrı kesicilerle ağrı tedavisine devam edilir.

    Evvelce ilaç bağımlısı olup tedavi görmüş olan hastaların durumu farklıdır.

    Her ameliyatta kan verilir mi?

    Hayır, ancak çok gerektiğinde ameliyat olan hastaya kan verilir, günümüzde kan vermenin sınırları daha da daraltılmıştır. Ameliyatta kan verilmesi, ameliyattaki kanama miktarı, hastanın ameliyat öncesi kan değerleri ve hastanın yaşı ile kalp fonksiyonları ile ilgilidir.

  • Anesteziden korkmayın

    Herhangi bir sağlık sorunu nedeni ile gittiğiniz doktor yaptığı bazı tetkikler sonucu ameliyat olmanız gerektiğini söyledi. “Ameliyat sırasında acı çeker miyim” diye sorduğunuzda, “hayır operasyonu genel anestezi altında gerçekleştireceğim, hiçbir şey duymayacaksınız” yanıtını aldınız ve birden ürperdiniz, içinizi tuhaf bir korku sardı: “ya uyur da uyanamazsam”.
    Öyle ya televizyonda, gazetelerde “narkoz kurbanları” hakkındaki haberler çok da seyrek değildi. O anda çekingenlik göstererek doktorunuza endişelerinizden söz edemediniz. Buraya kadar olanlar pek çok kişinin başına gelmiştir ve bu korkularla ameliyat sürecini yaşamışlardır.
    Uygun şartlar altında, işinin ehli anestezi uzmanı doktor tarafından özenle uygulanan anestezi sizin operasyon sırasında güvenliğinizi ve konforunuzu sağlayacak, bu şartlar altında ameliyat olduğunuzu bilmeniz bu süreci endişesiz olarak yaşamanızı sağlayacaktır.

    İşte size anestezi ve anestezi uzmanı doktorunuz ile ilgili merak ettikleriniz:

    Anestezi Nedir ?

    Anesteziyoloji, öncesi ve sonrası da dahil olmak üzereameliyat süresince hastanın ağrı duymamasını, konforunu ve yapılan girişime tahammülünü sağlamak üzere geliştirilmiş bir dizi tıbbi uygulamayı içeren bilim dalının adıdır.

    Anestezi uzmanı doktorunuz, Tıp Fakültesi mezunu, bu dalda dört yıllık uzmanlık eğitimi almış olan, üst düzey tıp teknolojisini kullanabilen ve bu bilgi ve becerisi ile sizin ameliyat sürecini güvenle geçirerek sağlığınıza kavuşmanıza olanak sağlayan kişidir.

    Anestezi, kelime anlamı olarak “hissizlik, duyusuzluk” demektir. Bundan dolayı ameliyatlar hasta için ağrısız ve hatırlanmayan işlemlerdir. Ancak güvenle ameliyat olabilmeniz için duyunun ortadan kaldırılması gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Ameliyat sırasında, solunum, dolaşım gibi yaşamsal işlevleriniz de kontrol altında tutulmaktadır daha da ötesi anestezi doktorunuz sizin her bakımdan koruyucunuzdur.

    Ameliyatlar yaklaşık 150 yıldır anestezi ile yapılmaktadır ve ameliyat tekniklerinin gelişmesi anesteziyolojideki gelişmeler ile mümkün olmuştur.

    Anestezi doktorunuz ameliyat öncesi sizi muayene edip, yapılacak ameliyat için en uygun anestezi yöntemine sizinle birlikte karar verecektir.

    Kaç türlü Anestezi vardır?

    1. Genel Anestezi:

    Eğer hasta anestezi altında tamamen şuursuz ise buna “Genel Anestezi” denir. Genel anestezi için pek çok ilaç kullanılır. Bunlar damara verilen ilaçlar olduğu gibi, oksijen ile birlikte kullanılan gazlar da vardır. Her hastanın özelliğine göre gerekli ilaçlar seçilir. Eskiden çok kullanılan ve anestezi ile özdeşleşmiş olan eter son yıllarda kullanılmamaktadır; yerini çok daha iyi sonuçlar veren modern tıp teknolojisi ile geliştirilen başka ilaçlara bırakmıştır.

    2. Bölgesel Anestezi:

    Vücudun bir kısmının; ( kol, bacak, göğüs vs. ) iğne yapılarak uyuşturulmasına “Bölgesel Anestezi” denilir. Bunun da spinal, epidural, sinir bloğu gibi çeşitleri vardır.

    3. Lokal Anestezi:

    Küçük cerrahi girişimlerde sadece girişimin yapıldığı kısım uyuşturulur. Uyuşturma işlemini ameliyatı yapacak olan doktorunuz yapabilir, ancak yaşamsal fonksiyonlarınızın takibi veya sakinleştirilme gereksinimi doğduğunda anestezi doktorunuz yine yanınızda olacaktır.

    Anestezi doktorunuz ve siz…

    Genellikle anestezist çalışırken hasta, uyku halinde olduğundan onun neler yaptığını ve kendisine nasıl yardım ettiğini bilmez. Ameliyatın öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere sürekli yanınızdadır.

    Ameliyattan önce :

    • Sizin sağlık durumunuzu inceler. Sizi odanızda ziyaret edip, yapacaklarını anlatır ve sorularınızı cevaplandırır.
    • Yapılmasını istediği muayene, tedavi ve bakımı salık verir.
    • Anesteziden önce size gereken ilaçları yaptırır.
    • Muayenelerin sonucuna ve hastalığınıza göre size en uygun anestezi yöntemini seçer.

    Ameliyat süresince :

    Ameliyatta ağrı duymamanız için gerekli ilaçları verir, kalbinizin ve akciğerlerinizin düzenli çalışmasını kontrol eder, bunların ve diğer organlarınızın iyi bir şekilde çalışması için gerekli tedavileri yapar, serum, kan ve diğer ilaçları verir.
    Siz, ameliyatta anestezistinizin, cerrahın işini kolaylaştırmak ve sizi yaşatmak için yaptığı bütün bu işlerden habersizsinizdir !
    Ameliyat boyunca anestezistiniz sizinle birliktedir ve sizin en yakın koruyucunuz, bütün varlığınızın bekçisidir. Başınızda anestezistiniz varken cerrahınız sizin bakımınızın emin ellerde olduğunu bilerek, bütün dikkatini kendi işine verir.

    Ameliyattan sonra :

    Anestezist sizi yalnız uyutmakla değil, aynı zamanda uyandırmakla da görevlidir. Onun diğer önemli bir işi de ameliyatta aldığınız ilaçların etkisinden kurtulmanız, ameliyattan sonra da ağrı duymamanız ve sağlıklı kalmanız için gerekli bakım ve tedavilerin hazırlığını yapmak ve bunları uygulatmaktır. Son yıllarda ameliyat sonrası ağrılar, sizin de kontrolünüz altındaki bir yöntem ile (hasta kontrollü analjezi) anestezist tarafından dindirilmektedir.
    Bütün bunlar, uygun şartlar altında, yeterli bilgi donanımı olan kişilerce uygulanmakta olan anestezinin son derece güvenli ve ameliyat sürecinde konforunuzu, daha da önemlisi, ameliyata tahammülünüzü sağlayacak bir uygulama olduğunu göstermektedir.

    Ameliyathane dışındaki Anestezi Doktoru…

    Anesteziyoloji zannedildiğinden daha geniş kapsamlı bir tıp dalıdır. Günümüzde anestezi doktorlarının ameliyathane dışında da pek çok uğraşı alanları vardır. Anestezi doktorunun diplomasında “Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı” yazar. Animasyon, özellikle tatil köylerinde “canlandırma” anlamında sık olarak kullanılan bir terimdir. Reanimasyon ise “yeniden canlandırma” anlamına gelir, yani herhangi bir nedenle yaşamı kesintiye uğramış hastalara temel ve ileri yaşam desteği uygulayarak, neden ortadan kalkıncaya kadar hayatta kalmasını sağlamaya yönelik çabaların tümüdür. Bu yaklaşım pek çok insanı hayata döndüren, Yoğun Bakım Üniteleri’nin temelini oluşturmuştur. Yoğun Bakım Üniteleri ameliyattaki hastalarını yoğun bir biçimde takip etme deneyimlerinden dolayı anestezi uzmanı doktorların yönetimindedir.

    Son yıllarda modern tıbbın içerisinde Algoloji Bilim Dalı hızla gelişmiş ve bugünkü konumuna gelmiştir. Herkes yaşamının herhangi bir döneminde şiddetli ağrıdan yakınmıştır. Bu yüzden ağrının geçmişi insanoğlu kadar eskidir. Geçmişte hastalık bulgusu olarak görülen ağrı – özellikle kronik ağrı artık başlı başına bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Hastalıklara bağlı ağrılar, o hastalığın tedavi edilmesi ile birlikte ortadan kalkabilmektedir. Ancak bazı kronik ağrı sendromları vardır ki nedeni belli değildir, bazen de neden ortadan kaldırılamaz, bu gibi durumlarda çabalar sadece kişiye ağrısız bir yaşam sürdürmesini sağlamaya yöneliktir. Ağrı Tedavi Merkezinde kronik ağrılı hastaların değerlendirilmesi, tanılarının konulması ve uygun tedavileri multidisipliner bir anlayışla yapılmalı, bilimsel temellere dayandırılarak oluşturulan protokollerle tedaviler uygulanmalıdır.

    Anestezi uzmanı doktorlar ameliyat sırasındaki ağrıyı ortadan kaldırmadaki deneyimleri nedeni ile bu alanda da aktif ve primer rol almaktadır. Geliştirilmiş olan pek çok yöntem ile ameliyat sonrası akut ağrıların kontrölü, ağrısız doğum ve dindirilemeyen kronik ağrıların tedavisi mümkün olabilmektedir.

  • Karın germe ameliyatı/abdominoplastide bedeninizde neler düzeltiliyor?

    Hamilelik sonrası ya da aşırı kiloların artığı olarak, gerekçesi ne olursa olsun karın bölgeniz ve çevresinde yapılar (bel, basen, kalça, uyluklar, memeler) deforme olmuş olabilir. Yağ toparlanmaları, çatlaklar, sarkmalar ve buruşmalar sporla, diyetle, kremlerle bir nebze çözüm bulunsa da tümü ancak bir seferde büyük oranda ancak karın germe girişimleriyle düzeltilebilecektir. Bedeninizin üç unsuru bozulur bu süreçlerin sonunda: karın cildiniz, cildiniz altındaki yağ tabakaları,karın duvarınız ve karın kaslarınız.Aşırı büyümüş karın duvarı bedeni zorlar, kaslar esner, gevşer.Kasları karın ortasında birbirine bağlayan kas kılıfı bu gerginlikle ayrışır, genişler. Kaslar kısmen toparlansa da bu kas kılıfı esnek olmadığı için ayrışmış olarak kalır, bu da karın ön duvarında bombelik ve şişkinlik demektir. Hızlı kilo alışları özellikle hamilelik sonrası önemli bir sorundur. Kadınların küçük bir kısmı bu kiloları kolayca verir, çoğu verip eski haline dönmez. Karın, bel ve basenlerde bu yağlar kalır. Özellikle karındaki yağlar spor ve rejime karşı dirençlidir, kolayca eritilemez. Üstelik ciltte toparlanamadığı için gevşeme ve sarkma bu duruma eşlik eder ve karın estetiği tümüyle bozulur. Karın germe ameliyatı oluşan bu bozulumları geriye çevirme uğraşıdır. Göbek deliğinin üzerinden deri gerilerek aşağı indirilir, yeni göbek deliği yapılır. Alttaki deri fazlalık olarak çıkartılacaktır. Gevşemiş karın ön duvarı kasları sıkılaştırılır. Bu, fıtık ameliyatı benzeri dikiş teknikleriyle karın duvarı zarının kendi üzerine katlanıp, daraltılması ve sağlamlaştırılması demektir. Bu daraltılma girişiminin dozu belinizi de daraltıp, inceltecektir. Yağ toplanmalarının bir kısmı liposakşınla alınacaktır. Özellikle göbek deliğinin altındaki çatlaklar hemen tümüyle kesilip atılan parçayla çıkartılacak, üstteki çatlaklar pek gitmese de oluşan gerginliğin etkisiyle eski görünümünü yitirecek ve daha kabul edilir, daha az belirgin bir hale gelmiş olacaklardır. Yeni karın germe konseptinde mutlaka bel ve kasık bölgeleri de ameliyatın doğal uzantısı olarak birlikte değerlendirilip uyumlu bir estetik çizgiye kavuşturulacaktır. Unutulmamalıdır bu girişim bir şişmanlık tedavisi değildir: Sonuçların düzeltilmesi ve eski haline dönüştürülmeye çalışılması girişimidir. Bedeli ise sezaryen izinizden daha uzun ancak mayo altına gizlenebilir bir iz olacaktır. Bunu ameliyat öncesi öğrenmeli ve kabul etmelisiniz. Bütün bu süreçte en hassas nokta karın bölgesindeki problemler tek başına mı yoksa bedenin komşu bölgeleriyle bir bütün olarak düşünülüp birlikte mi çözülmeye çalışılmalıdır? Liposakşınla kısmen karın ve bel bölgeleri düzeltilse de aynı seansta genel bir liposakşın için doktorunuzla görüşmelisiniz.Ama öte yandan memeye ait her türlü sorun (sarkma,gevşeme,büyütme,küçültme) aynı seansta ek bir ameliyat olarak giderilebilir. Gene benzer şekilde bazı jinekolojik ameliyatlar ya da genital bölge estetiği karın germe operasyonların eklenebilecektir. Sonuçta karın germe operasyonu radikal ve sonuçları itibarıyla yüz güldürücü bir girişimdir. Ve kalanları toparlama anlamında bedeninize sunabileceğiniz bir hediye gibi değerlendirmek abartı sayılmamalıdır.

    Dr.Halil Aksu

    Anestezi ve Reanimasyon

  • Karın germe ameliyatı /abdominoplasti için en uygun zaman?

    Çocuklar doğmuşsa, en küçüğü bir yaş civarındaysa uygun zaman geliyor demektir. Kilo alıp vermeleriniz bitmiş ve bedeniniz size göre dengelenmiş olmalı. Çünkü çatlaklık ve sarkıkların kıvamı /derecesi de tam olarak bu sürecin sonunda ortaya çıkacaktır. Ayrıca bedeninizdeki hormonal aktivitede sonlanmış olacağı için metabolizmanız tam olarak sizin kontrolünüzde demektir. Doğum yapmamış bir kadın iseniz ve karın bölgenizdeki yağlanmalar sizi rahatsız ediyorsa liposakşın gibi çözümler sizin için daha uygun olacaktır. Deri elastikiyetiniz muhtemelen iyi olacağı için örneğin Body-Tite RF liposcutionla olası hafif gevşemeler ve sarkıklarda düzeltilebilecektir. Aşırı kilo alıp vermiş kadın ve erkekler içinde en uygun zaman bedenlerini en fit hissedecekleri ve kilo dalgalanmalarının bittiği zamandır. Geride kalan karın sarkıkları, gevşemeler, çatlaklar, bel ve basen yağlanmaları, gevşemeleri doktorunuzca değerlendirilip operasyon kararı gerekirse verilecektir. Estetik karın ameliyatı geçirmiş olmak daha sonra doğum yapmaya engel değilsede bir daha çocuk doğurmak isteyenlerin bu girişimi sonrasına ertelemeleri daha uygun olacaktır. Hamilelik dışındaki diğer nedenlerle özellikle alt karındaki yağ toplanlatıları, karın şişkinliği, göbek altı ve üstündeki derilerdeki gevşeme, sarkma, buruşma gibi karın deformasyonları da hepsi karın germe adayı olabilir. Ama önce nedenleri ortaya çıkartılıp, ekarte edilmelidir. Hormonal ilaçlar, steroitler, antidepresanlar, alerji ilaçları, genetik nedenler hepsi birer sebeptir.Ya da geçirmiş olduğunuz karın içi bir ameliyatın bazen kaçınılmaz sonucu böylesi karın duvarı bozulmaları olabilir. Yaşam biçiminiz ve alkol de bundan sorumlu olabilir. Karın estetiği için bu gerekçeler belirlenmeli ve en uygun fiziksel ortam hazırlanmış olmalıdır.

    Dr.Halil Aksu

  • Karın germe ameliyatı /abdominoplasti/başka ameliyatlarla birlikte yapılabilir mi?

    Karın bölgesi bedenimizin tam merkezinde, ortada. Sırt, kasık, kalça, göğüsler, bel ve basenle yakın konumda, ilişik. Ayrıca altta bir duvarla iç organlarımızı, pek çok önemli yapıyı örtmekte. Çocuklardan sonra bedenizdeki kalan olası deformiteler için aklınızda böylesi bir çözüm biçimi olmuş olabilir. Ya da aşırı kilo alıp verdiniz, erkek ya da kadın, karnınız sarktı, gevşedi. Veya yaşam biçiminiz, alkol kullanımı, bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları, prostat bloke edici ilaçlar, antienflamatuarlar, anti depresanlar, alerji ilaçlari v.b) ya da karın iç organlarından geçirmiş olduğunuz bazı ameliyatların sonucu olarak veya genetik nedenlerle karın bölgeniz deforme olmuş olabilir. Öncelikle mevcut sorunlarınız tanımlanmalı ve bunlara uygun çözüm biçimleri geliştirilmelidir. Karın bölgeniz dışındaki bölgelere ait problemlerde benzer şekilde bedenin genel görünümünü direkt ya da dolaylı etkileyebilir. Bu yüzden gereksinim halinde estetik cerrahınızla konuşurken tüm bu yan sorunlarda irdelenmelidir. Göğüs büyüklüğü, küçüklüğü ya da sarkıklığı bir sorunsa abdominaplasti operasyonuna eklenmiş olarak ilave girişimle giderilebilir. Kalça, basen, kasık, bel ve sırttaki yağlar ölçülü olmak kaydıyla aynı seansta liposakşın ile giderilebilir. Bu girişimlerin eklenmesi biraz da doktorunuzun tekniği ve seçimleriyle ilgilidir. Bazıları daha agresif davranıp çoğul ameliyatlardaki girişim sayısını arttırabilir. Diğer bir bölümü abdominoplasti operasyonuna ek girişim yapmayı pek sevmez, riskli bulabilir. Vücut kontürlerinin düzeltileceği bu girişimleri iyi planlanıp, ölçülü davranmak bizim de tercihimizdir. Neler yapılacağını birazda sizin genel durumunuz, beden yapınız belirleyecektir. Benzer şekilde bazen iç organlara ait sorunlar da (rahim, yumurtalık ameliyatları) karın germe operasyonunuzun doğal bir parçasına dönüşebilir. Ya da genital bölgeye ait estetik sorunların aynı seansta giderilmesi çokça yapılabilen girişimlerdir. Mühim olan sizin isteminiz, bedeninizin durumu, genel durumunuz, olası varolan sorunlarınız, doktorunuzun değerlendirmesi, seçimleri ve stili olacaktır.

    Dr.Halil Aksu

    Anestezi ve Reanimasyon

  • Karın germe ameliyatı /abdominoplasti için ideal kişi misiniz?

    -Karın estetiğinde en etkili yöntem olan karın germe girişimleri asla bir şişmanlık tedavisi olamaz.

    -Kilo fazlalığınız yok. Şişman da sayılmazsınız. Çocuklarla işiniz bitti. Ama onların bedeninizdeki yansımaları halen durmakta: göbek deliğinizin altındaki karın cildiniz de çatlaklar var, gevşemiş, buruşmuş yada sarkmış. Üstelik yağ toplanmaları da bir türlü ne yapsanız gitmiyor. Göbek deliğinizin üstündeki bölgede de karın cildiniz gevşemiş, fazla gibi geliyor size. En uygun kişi sizsiniz. Kilo fazlalığınız var ama obez sınıfına girmiyorsanız ve benzer karın sorunlarınız varsa bu da olabilirlik kriterleri içinde.

    -En ufak çocuğunuz bir yaş civarında. Yani doğumdan itibaren en az bir, bir buçuk yıl geçti ve gelecekte çocuk yapmayı da artık düşünmüyorsanız, uygunsunuz demektir.

    -Sigara operasyonun tüm aşamalarında zararlı. Sigarasız 2-3 haftayı göze almalısınız. İçmiyorsanız sorun yok.

    -Sezaryan bölgesinde karnınızdaki sarkıklığın ölçüsüne uygun ve daha uzun izleriniz olacak. Gerçi bikini içine saklanabilir bu izler ama gene de bu girişimin doğal bedelidir. Bunu kabul etmeli ve beklentilerinizi buna göre oluşturmalısınız.

    -Karın bölgenizden iç organlara ilişkin bir ameliyat geçirmemiş olmanız olası izlerin yeri ve ameliyatın performansı açısından önemlidir. Mide, bağırsak, safra kesesi vb. operasyonların özellikle göbek üstündeki değişik boyutta alacak olası izleri karın germe ameliyatı için sakıncalı olabilir. Sıkı bir değerlendirmeye ihtiyaç olacaktır.

    -Ve genel durumunuz iyi ise, ameliyata engel oluşturacak ciddi bir probleminiz yoksa en ideal hasta sizsiniz demektir. Olası günlük sorunlarınıza ya da kronik bir rahatsızlığınız varsa bunu doktorunuzla paylaşıp ona göre kararlar vereceksiniz demektir.

    Dr.Halil Aksu

    Anestezi ve Reanimasyon

  • Genital estetik ve yağ dolgusu /neleri başarır?

    Doğuştan veya doğumların travmasıyla ya da zamanın yıpratıcı etkisiyle kadın genital bölgesinde bir dolu estetik sorunlar baş gösterebiliyor. Cinsel yaşamı etkileyen, günlük hayatta ya da giyim kuşamda problemler yaratan ve bazen psikolojik yansımaları da olan, mutsuz edici bir değişimdir bu:’’Vagina genişlemiştir, vagina iç dudakları dışarı sarkık, iri ya da buruşuktur, dış dudaklar ise bazen aşırı büyük ve şiş ,bazen ise zayıf ve sönüktür, klitoris bölgesi sorunludur, G noktası sizin için aslında bir efsaneye dönüşmüştür’’… gibi. Modern zamanlar ,artan iletişim olanakları ve kazanılan ekonomik pozisyon ile özgürleşen kadın ‘ artık bu sorunlara karşılık gelen genital estetik çözüm biçimlerini plastik cerrahlarında bulmaya başlamıştır. Vaginoplasti teknikleriyle daraltılıp, sıkılaştırılıp/ normalleştirilen bir vaginaya aynı seansta Labioplasti girişimleriyle daha estetik görünüm kazandırılmaktadır. Klitoris cerrahisi ve G noktasına yapılan müdahalelerle de kadın bedeniyle orgazm arasındaki ilişki dizayn edilebilmektedir.

    Eskiden beri kullanılagelse de son yıllarda özellikle kök hücre biliminin gelişmesi, anlaşılması ve değerinin bilinir hale gelmesiyle etkinliği ve popülerliği daha da artan yağ dolguları genital estetik yaklaşımın da temel ögelerinden biri sayılmaktadır artık. Vagina duvarına yapılan yağ enjeksiyonlarıyla sıkılaşma, toparlanma ve gençleşme sağlanabilmektedir. Pörsük, zayıf ve cılız duran iç ya da dış dudaklar benzer şekilde yağ dolgularıyla daha canlı bir görünüm kazandırılarak, normalleştirilmektedir. Klitoris denilen haz bölgesi yağ ya da benzeri dolgu maddeleriyle gerektiği zaman dizayn edilebilmektedir. G Shot ya da orgazm aşısı popülerleşen bir terimse de:aslında vaginanın girişinde ,4-5 cm üst /iç kadranda /mesane duvarına bitişik yer alan Grafenberg (G) noktasının daha belirginleştirilmesi işlemidir. Haz kuşağının bir parçası olarak kabul edilen bu bölge yapılan sentetik ya da yağ dolgularıyla fark edilebilir bir mecraya dönüştürülmektedir. Tüm bu işlemlerde gerekli olan yağ bedeninizdeki fazlalıklardan alınmakta, laboratuar koşullarında enjeksiyona uygun ve kök hücreden zengin hale dönüştürülüp, uygulanmaktadır. Ameliyathane koşullarında, 30-45 dk arası sürecek ve lokal anesteziyle de gerçekleştirilebilecek bir süreçtir bahis olunan. Doğuma, Hymene ya da cinsel yaşamınıza olumsuz bir etkisi yoktur bu girişimlerin. Klasik 8-10 günlük iyileşme döneminiz de basit ağrı kesicilerle idare edebileceğiniz,1-2 günde işinize gidebileceğiniz, 2-4 haftada normal cinsel hayatınıza başlayabileceğiniz bu zaman dilimi sizin için asla zor geçmeyecektir. Tabii ki hastanede ve evde klasik hijyen kurallarına uyacak ve gerekliyse bazen pansumanınızı kendiniz bile yapabileceksiniz. İdrar yollarıyla ilgili bir problem beklenmez. Olası şiş ve ödem klasik yağ dolgularında olduğu gibi 3-5 günlük bir dönemi kapsar. Genital bölgenin iyileştirici /görünümü dizayn edici ve performans arttırıcı bu estetik girişimleri genellikle yüz güldürücüdür.

    İyi karar verilmiş ve başarılı bir operasyon: yerine gelen özgüven, daha iyi bir dış görünüm ve performansı artan bir cinsel yaşam demektir. Yıllarca ayıp, günah gibi önkabüllerle ötelenen, bir çözümü olabileceği pek bilinmeyen, sıkıştırılmış ve ekonomik bağımlılığı olmayan kadınlarımızın pek de aklına gelemeyen bir dolu sorunlar yumağına ışık tutmaktadır genital estetik yaklaşımlar. Kaşınız, gözünüz, memeniz, fazla yağlarınız ya da zamana direnemeyen bedeniniz…! Bunların her biri kadar önemli ve değerlidir artık. Genital bölge estetik sorunları ve aydınlanma yolunda size sunulan bu bilgi ve çözüm biçimleri, umarız kadının özgürleşmesine de bir nebze katkı yapar.

  • Orgazm olamayan kadınlar/genital estetikteki çözüm biçimleri

    Şaka değil bazen azımsanmayacak bir dert bu. Orgazm, cinsel hazzın doruk noktası, bedenin silsileler halinde katıldığı, beyinle ruhun ortak cevabının kaslarda, sinirlerde vücut bulmuş çözüm halinin ismi. Karmakarışık bir mekanizma aynı zamanda. Bir çok komponenti olan: Gözlerimizden başlayan, düşlerimizde biçimlenen, beğeni ile /aşkla şekillenen, bir çok beden parçasındaki haz noktalarının uyarıcı olarak katıldığı bir süreç orgazm dediğimiz. Orgazm olamama halinden bu kaotik yapıdaki unsurlardan herhangi biri sorumlu olabilir: Koku, beğeni, günlük sorunlar, ağrı, isteksizlik, hastalıklar' vesaire.

    Payımıza düşen, genital bölgedeki orgazmı biçimlendiren ögelerin (eğer sorunluysalar) iyileştirmeleri. Klitoris, Grafenberg (G) noktası, perianal bölge yapıları gibi dış genital organlar ‘'orgazm alanı'' olarak tanımlanıyor. Tüm Vagina bölgesi (sıkı bir vagina, dizayn edilmiş ön ve arka dudaklar, şişkin olmayan bir vulva /mons pubis bölgesi, belki ‘bacak iç yanları'da) bu gerçeğin diğer tamamlayıcıları aslında. Klitoris önemli bir yapı kadın bedeninde. Vaginanın üzerinde , küçük dudakların bittiği yerde ve şekli her kadında değişik olan (normal tanımının olmadığı, yaşla yada doğum yapmayla yapısının ilgili olmadığı) sinir örgüsü zengin olan bir oluşum. Erkekteki Glans penisin /penis başı'nın karşılığı her anlamda. Ve sorunlu olanların derdi öncelikle orgazm olamıyorum' değildir,''Yolunda gitmeyen bişeyler var''duygusudur daha çok. Bu bölgenin uyarımıyla ilgili problemler olacağı varsayılır, klitorisin durumuna bakılır, bazen vagina iç dudakları, klitoris bir şapka /külah gibi fazlasıyla içerde tutar şekilde örtüyor olabilir, halka gibi sarmış ve kat olmuş bir durumdur bu.

    Operasyon, bir tür çevre dizaynıdır. Onu içeride tutup uyarılmasını zorlaştıran /teması azaltan ögelerden sıyrıltılır. Amaç klitorisi daha belirgin hale getirip uyarımını kolaylaştırmaktır. Bu klitorisin, daha kolay ve rahat hale getirilmesiyle orgazmı kolaylaştırıcı bir sonuca yol açacaktır: Bazen klitoris aksine büyük olabilir, belirgindir, mayodan /şorttan rahatsız edici bir görüntü verebilir. Benzeri operasyon ters dinamiklerle uygulanır, yandaki vagina iç dudaklarının klitorisi örtmesi sağlanacak ve sinirsel yapılanmaya zarar vermeden /indirekt biçimde klitoris daha derine çekilecektir. Uyarı işlevi devam eden ama nispeten gizlenmiş bir yeni yapı demektir bu.

    Vagina üstünde, içerde, 5-6 cm uzakta, mesane duvarına bitişik yer alan G (Grafenberg)noktası da orgazm alanının popülerleşen yapısıdır:Orgazmda kilit nokta olduğu varsayılmaktadır. G-Shot/orgazm aşısı diye tanımlanan işlem bu bölgeyi sentetik dolgu ya da yağ enjeksiyonlarıyla daha belirgin hale getirip, uyarılmasını kolaylaştırmak ve orgazmın oluşumuna katkı yapmak olarak düşünülmektedir. Diğer dış genital yapıların estetik yaklaşımlarıyla (sıkılaştırılan vagina, dizayn edilen vagina dudakları, gerekliyse yapılacak vulva liposakşını ve perine bölgesi) birlikte düşünüldüğünde bütün bu düzeltici genital estetik eylemlerinin ortak amacı kadın bedeninin özgürleştirilmesi, kazanılan özgüven, daha huzurlu ve bir keyifli cinsel yaşam olması gerektir.

    ''Mucizevi değişim'' laflarının ötesinde, her türlü popüler iddianın dışında bedenin bu bölgesine yapılacak amaca uygun genital estetik girişimlerin süratle, mutluluk verici değişimler yarattığını söyleyebiliriz. Kendi bedeninizi sevmeyle başlayan, kişi ve bedeni arasındaki özel ilişki dışında, eğer gerekliyse yapılacak bu değişimler, şüphesiz cinsel yaşamınızın kalitesini arttıracak ve sizin partnerinize karşı daha rahat olmanızı sağlayacaktır.

  • Bir fenomen/dar ve sıkı vagina/hakikatler

    Bu tanımlama belki gençliğe bir öykünme, belki de eril bir dillendirme . Ama bir sorun olduğu aşikar. Normal ölçüleri kişisel ve size farklılıkları göstermesi doğalsa da, doğum yapmamışlarda iki parmağın girmesine müsaade etmesi bir parametre sayılmalı. Gene 7-10 cmlik bir ölçü klasikse de enlemesine yada boylamasına sahip olduğu katlantılarla boyunu da, genişliğini de artırıp büyüme potansiyeline sahip. Tabii ki sorun öncelikle sağlıklı bir cinsel hayat tanımlaması kapsamında değerlendiriliyor. Penis ve vagina uyumsuzluğu, doğal sulanmada yaşanan sorunlar ve belki sarkan idrar torbası ve barsaklarla birlikte gelişen idrar kaçırma/sıkışma dertleri. ’’Genişlik’’ yapısal olabilir, normali böyledir, büyüktür. Ama bu genişlemeye doğumlar yol açar. İri bebek, çoğul gebelik, doğum sayısının fazlalığı, epizyo dikişlerinin problemleri, vesaire. Ya da zaman, bedeni değiştirdiği gibi vaginada da elastikiyet yitimiyle genişlemeye yol açacaktır. Oluşagelen bu deformasyon, genişleyen /uzayan vagina yolu genel geçer bir ön kabul ile’’ haz yitimine’’ denk düşebilir. Sevişmekten kaçan ya da cinsel ilişkiden yeterince zevk alamayan kadınların bir derdi belki de organlarındaki bu kendilerince kaygı verici bozulma ve estetik sorunlar olmuş olabilir. Sarkık ve büyük vagina iç dudakları da normal hayata/giyim kuşama getirecekleri olası zorluklarla bu takıntılı durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. Sonuçta tamamen biçimsel bir beden durumudur bu resmedilenler. Ayrıca belki kişisel özgüven yitiminde binlerce diğer başka faktörler de rol oynayabilir. Fenomenliği de buradadır zaten. Söylenir, inanılır. Güzellik tanımlamalarının onbinlerce yıllık tarihinin (aslında) doğurganlık, çoğalma ve üreme gibi en basit güdüleri savunma duygusundan kaynaklandığı gerçeği gibi. Gür saç (iyi bir hormonal denge), ince bel (Beline daha sıkı sarılabilme duygusu), geniş kalça (çocuk için uygun bir pelvis yatağı), iri/diri meme (doğurganlık/süt ilişkisi), sağlıklı dişler (benzer şekilde iyi bir kemik /genetik yapı)vesaire. Tüm genetik kodların, fenomenlerin, tanımlamaların yola çıkışı belki bu. Kendimizi, neslimizi koruma, üreme ve çoğalma. Cinsel hayat ve beğenilme de bunun bir parçası. Sonuçta sorun buysa,’’genişlemiş deforme bir vagina yolu’’ yani, çözüm asla zor değildir. Hastane koşullarında,ameliyathanede, lokal ya da sedasyon anestezisiyle, 30-45 dk süren bir cerrahi girişim. Alttan, fazlalık vagina dokusu kesilip çıkartılıyor, kaslar sıkılaştırılıyor, eriyebilen dikişlerle kapatılıyor. Ağrı yok denecek kadar az. Temizlik kurallarına, hijyene evde de devam edip gerekirse pansumanlarınızı da kendiniz yapabileceksiniz. Doğuma, bekarete, cinsel hayata kötü bir etkisi tabiî ki olmayacak olan bu süreçte 1-2 gün sonra işinize gidebilir, 3-4 haftada doğal cinsel yaşamınıza dönebilirsiniz. Bu vagina daraltma işlemlerinde cerrahi ek çözüme olarak lazer uygulamaları, radyofrekans tatbiki, elektrik stimülasyonları ve yağ dolguları da çözümün bir parçası olarak yer almaktadır. Yüz güldürücü ve özgüven kazandırıcı bir cerrahi müdahaledir, vaginoplasti. Aynı seansta diğer genital estetik problemlerde giderilebilecektir (Labioplasti,Klitoris ve G noktası dizaynları,Vulva’ya liposakşın veya bacak arası RF-Body Tite Liposuction’ vs gibi). Bütün bunlar gereksiniminiz halinde plastik cerrahınızla birlikte düzenlenecek bir genital estetik iyileştirme süreci olarak ta düşünülmelidir sonuçta. Ve aslolan ‘’dar, sıkı, sarkmış, şişik’’ her neyse beden yapılarınızın durumu değil sizin bedeninizle ilişkiniz, özgüveniniz ve kendinizi beğenip beğenmediğiniz gerçeğidir. Gerisi o/zaman ‘’Laf’ü güzaf’’ yani boş söz olarak kalır. Gerçek fenomen de budur.