Blog

  • Kavitasyon

    Özellikle güneşin kendini göstermesi ile birlikte, fazla kilo ve selülitlerden kurtulma, mükemmel bir bedene kavuşma isteği de artar. Bu uğurda denenen çeşitli yöntemler ve sıklıkla uygulamadan vazgeçilen uzun diyet listeleri, 'bıktırıcı' olmanın dışında kişiyi 'mutlu son'a ulaştırmakta genellikle başarılı olmaz. Bu amaca ''Kavitasyon'' adı ile bilinen yeni ve etkili bir yöntem ile ulaşılması mümkün olabilir. A.M.I MEDİCELL Stable Cavitation cihazı ile, üstelik ameliyat, ağrı, sızı ya da benzeri sıkıntıları yaşamadan, hatta bazen tek seansta bile 'lipo-suction'a benzer sonuçlar alınabilmektedir.

    A.M.I MEDICELL Stable Cavitation sistemi düşük frekanslı ultrasound teknolojisinin kullanılarak yağ hücrelerinin parçalanması esasına dayanan bir yöntemdir. Vücutta bulunan yağ hücrelerinin membranları (zarları) diğer hücre membranlarına göre daha kolay parçalanabilme özelliğine sahiptir. Düşük frekanslı ultrasound dalgaları ile meydana gelen kabarcıklar pozitif ve negatif enerji uygulayarak çalışılan alandaki yağ hücre membranlarını parçalar. Ancak diğer doku ve organlara zarar vermezler. Parçalanan yağ hücrelerinden açığa çıkan yağ asitleri metabolik ve fiziksel yollar ile vücuttan atılır.

    Uygulama öncesinde, tedavi yapılacak kişinin vücut ölçümlerinin alınması ve işlem yapılacak bölgenin fotoğraflanması önemlidir. Daha sonra problemli bölgedeki yaklaşık 60 dakikalık bir uygulamanın ardından tekrar alınan ölçümlerin karşılaştırılması sıklıkla 'şaşırtıcı' olabilmektedir. Ortalama 1-6 cm arasında incelme sağlayan bu yöntem, sonuçları açısından, yakın zamanlara dek bilinen diğer yöntemlerden ayrışmaktadır. 10 gün aralıklarla, toplam 6 seans yapılan uygulama tamamlandığında, vücutta ciddi bir incelme ile birlikte portakal kabuğu görünümünde önemli bir azalma ortaya çıkar.

    Ciddi bir bölgesel incelme yöntemi olan kavitasyon işlemi sırasında ve uygulama sonrasında elbette dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Uygulamayı takip eden 5 gün içerisinde yağ tüketilmemesi ve her gün en az 25 dakika süreyle yürüyüş, koşu, aerobik vb. efor gerektiren bir aktivite yapılması önemlidir.

    Sonuç olarak, etkinliği bilimsel açıdan kanıtlanmış olan “Kavitasyon”sistemi acısız, güvenli ve etkili bir vücut şekillendirme işlemi olup; selülit, bölgesel incelme ve sıkılaşmada istenen sonuçları büyük oranda ortaya çıkaran bir yöntemdir. Bu uygulama sonrasında giysilerinizin içine daha rahat sığmanız, bikininizi daha güvenle kullanmanız, kısaca vücudunuzla barışık olmanız yüksek olasılıktır.

  • VAJİNİSMUS …

    VAJİNİSMUS …

    Vajinismus; cinsel birleşme sırasında vajinayı çevreleyen kaslarda korku ve endişe sonucu yineleyici biçimde istemsiz kasılmalar olması ve cinsel birleşmenin gerçekleşememe durumudur. Tüm dünyada sıkça karşılaşılan bir cinsel problemdir.Ülkemizde ortalama olarak her on kadından biri eşi ile ilişkide vajinismus sorunu yaşamaktadır. Vajinismus, kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hemde eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur.

    VAJİNİSMUSUN NEDENLERİ
    Vajinismusun en sık görülen nedenleri arasında psikolojik kaygılar ağırlık kazanır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür.”, ”kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken şeydir.” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli yer tutar.
    Bazende cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma neden olabilir.
    Bazende altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıdır. Bu durumda geçmiş de yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri iç çatışmalara neden olup beden-zihin bütünlüğünü bozarak vajinismusa yol açabilir.

    Vajinismus nedenlerini toparlayacak olursak;
    • İlk cinsel denemede acı duyma
    • Cinselliği değersizleştiren ve aşağılayan aile
    • Zayıf güçsüz anne, baskıcı otoriter baba (baba-kız ilişkisinde güçlükler)
    • Cinsel şiddet ve taciz, iğrenme veya hoşlanmama
    • İstemeden zorla evlendirilme, eşini sevmeme, eşle uyumsuzluk ve iletişim sorunları
    • Başarısızlık korkusu veya performans kaygısı
    • Cinsel tabular, yanlış bilgiler ve inanışlar
    • Kişilik bozuklukları
    • Ağrı eşiğinin düşük olması
    • Vajinal kayganlıkla ilgili problemler, cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi
    • Kadının cinsel obje olarak algılanması
    • Ağrılı jinekolojik muayene deneyimi, vajinal enfeksiyonlar

    VAJİNİSMUSUN BELİRTİLERİ
    Vajinismus hastalarında kasılmalar sadece vajina girişinde değil, aynı zamanda karın, bel, sırt, bacak gibi vücudun başka bölgelerindeki kaslarda da görülmektedir. Bu kişilerde cinsel ilişkiyi izleyen zaman içinde vucutta yaygın kas ağrıları görülür. Kas ağrılarının yaygın olması vajinismus hastalığının şiddetli olduğunu gösterir.Bazı hastalarda ise kasılmalar tüm vücuda yayılmaksızın yalnızca vajina bölgesinde gerçekleşmektedir.
    Vajinal kasılmaların çoğu hasta tarafından hissedilmekle birlikte,kişinin eşi tarafından da farkedilir. Eşler bu durumu adeta “vajina girişini kapatan bir duvar” gibi algılamaktadır
    Kadınlar ise “orada bir duvar var” gibi ifadeleri sıklıkla kullanırlar. Kontrol dışındaki bu kasılmalar; kadında endişe, korku ve “panik atak benzeri” bir durum yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır, eşini iterek ilişkiyi sonlandırır. Ailelerin bu durumu bilmesi veya ilk geceye ait deliller istemeleri, ya da “hala çocuğunuz olmuyor mu?” şeklindeki soruları çiftin durumunu zora sokar. Genellikle kadın suçlanır ve erkeğin evliliği bitirmesi istenir.

    VAJİNİSMUS TEDAVİSİNE YAKLAŞIM
    Vajinismus tedavisinde, tamamen kişiye özel bir tedavi planı gerekir. Tedavide problemi çözmek istemek ve yapabileceğine inanmak önemli bir adımdır. %100 tedavisi vardır. Vajinismus hastasının hikayesi üzerinden bir tedavi programı oluşturulur. Eşlerin katılımı, destek ve anlayışı iyileşmeye olumlu bir katkı sağlar.

    Öncelikle çiftler kişilik analizleri, evlilik ilişkileri, iletişim düzeyleri, cinsellikle ilgili düşünceleri ve duygusal çatışmalarını da içine alan bütüncül bir değerlendirmeden geçirilmesi gerekir. Gene ilk gece, ilk cinsel ilişki, kızlık zarı ile ilgili yerleşmiş yanlış düşüncelerin ve inançların değiştirilmesi için bilgilendirme yapılır..

    Tedavi sırasında çeşitli egzersiz programları yapılır.Bunlardan birkaçı;
    -Kendi bedenini tanıma egzersizleri,
    -Derin gevşeme egzersizleri,
    -Pelvik taban kaslarını kontrol altına almayı sağlayan,egzersizler verilir.Bu egzersizlere “Kegel Egzersizleri” denir ve bu kasların üzerindeki bilinçli kontrol arttırılır. Vajinismus tedavisinin en önemli aşamalarından birini bu egzersizler oluşturur.

    -Vajina genişletme egzersizleri.
    Bu egzersizlerin tamamı,vajinismus tedavisinin başlangıcında tüm hastaları tedirgin edebilir. Ancak aşama aşama bu noktaya gelindiğinde, vajinismus hastasının kendine güveni ve kontrolü artar. Gereğinde terapist eşliğinde egzersizler yapılmaya başlanır ve ev ödevleriyle devam eder. Ev ödevlerinin iyi çalışılması, tedavinin başarısını ve süresini etkileyen en önemli faktörlerdendir. İyice gevşemeyi öğrenen vajinismus hastalarında, bu uygulamalar son derece kolay olur.
    Evlendikten sonra vajinismus gibi bir cinsel problemi yaşamamak için öncesinde mutlaka hastalara, jinekolojik muayene yaptırmalarını ve cinsel bilgilendirme almaları önerilir..

  • Fraksiyonel lazer – kırışıklık, iz ve leke tedavisi

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisinin kullanılması ile akne (sivilce) izi, gözenekler, yara ve yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme ve iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır; günümüzde bu sistemler çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:
    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalga boyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalga boyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalga boyu
    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktörler; lazer ışınının dalga boyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde yaklaşık 4 yıldan beri Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisi uygulanmaktadır.Fractional MCL 30 Lazer yeni jenerasyon bir lazer teknolojisidir. Ciltte yara oluşturmadan, cilt yenileme, kolajen yapıyı sıkılaştırma, göz etrafındaki kırışıklıkları hafifletme, cilt lekelerini ve yara izlerini tedavi etme amaçlı uygulanabilmektedir. Ciltte sağlam doku içinde “mikrotermal tedavi” bölgeleri olarak bilinen, binlerce küçük ama derin köprüler oluşturup, mikroskopik küçük yaralar meydana getirir. Bu “çok küçük-mikrotermal tedavi”, tüm bölgenin bütünüyle tedavi edilmesine oranla, cildin çok daha hızlı iyileşmesini sağlar. Fraksiyonel lazer yöntemi ile cildin doğal iyileşme süreci kullanılarak, yeni, sağlıklı, daha sıkı bir dokunun oluşturulması ve cilt kusurlarının giderilmesi amaçlanır. Böylece cilt içeriği düzenlenir, lekeler silinir ya da azalır; cilt rengi düzelir, kalitesi ve elastikiyeti artar.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı, kimyasal peeling ve dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı ya da tecrübeye bağlı değildir; inilenderinlik belirlidir. Etkisi güçlü olmasına karşın, fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Tedavinin beklenen sonucu ise benzer sistemlere göre çok daha olumludur.

    Fraksiyonel Lazer’in kullanım alanları:

    1- Sivilce izlerinin tedavisi: Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem fraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur.

    2- Gebelik çatlaklarının tedavisi: Lazer dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    3- Yara izi tedavisi: İnce yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    4- Boyun ve dekolte gençleştirme: Yıpranmış ve sarkmış boyun ve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    5- Cilt lekelerinin giderilmesi: Ciltteki güneş lekeleri, melasma denilen doğum lekeleri, yaşlanmaya bağlı lekeler ve cilt tonunda değişiklikler, sivilce lekeleri vb. tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    6- Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi: Göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir, bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, alerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek, tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir; ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazer uygulamasının şekli, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

    Klinik çalışmalar ışığında, etkili bir tedavi ve güzel bir sonuç için, yaklaşık 2-4 hafta aralıklarla, ortalama 3-5 seans önerilmektedir. Lazer uygulaması sonrasında etkinlik hemen görülse de, kolajen yapılanması (remodelizasyonu) 2-3 ay sürdüğü için, asıl gelişmeler ve sonuçlar 2-3 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bu bize hastanın yakınması ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer yöntemini belirleme ve tedavisinin planlaması aşamasında farklı seçenekleri kullanma olanağı vermektedir.

  • Polikistik Over Sendromu

    Polikistik Over Sendromu

    PCOS-Giriş

    Polikistik over sendromu (PCOS), üreme çağında olan kadınlar arasında en sık rastlanan endokrin sistem bozukluğudur. PCOS olan kadınlarda, ultrasonografide yumurtalıklar geniştir ve içinde sıvı  ihtiva eden küçük folloküller izlenir. PCOS tanısı konulan kadınlarda adetlerde düzensizlik, kıllanma, akne ve obesite gibi belirtiler görülür.

    PCOS’un gerçek nedeni bilinmemekle beraber genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor.

    Erken tanı konulması ve tedaviye erken başlanması ile uzun süreden sonra ortaya çıkabilecek olan ve hastalığın geç komplikasyonları olarak bilinen kalp hastalığı, Tip 2  diabet gibi komplikasyonlara karşı önlem alınmış olur.

    PCOS – Semptomları

    PCOS’da hormanal değişiklik ilk adetten sonra başlar ve kilo alımı arttıkça daha belirgin hale geçer.

    PCOS’da en sık görülen belirtiler:

    -Adet düzensizliği; adetler çok sık ya da seyrek olabilir.

    -Kıllanma: Yüzde, göğüste, sırtta, karında kıllanma artarken, saçlı deride erkek tipi saç dökülmesi (androjenik alopesi) izlenir. Bu durum erkeklik hormonu olarak bilinen androjen hormonlarının yükselmesi nedeniyle ortaya çıkar. Ayrıca, ciltte yağlanma artar ve akneler görülür.

    PCOS- Komplikasyonları

    -İnsulin rezistansı ortaya çıkar ve kanda insülin seviyesini çok yükselir; bu duruma hiperinsülinemi adı verilir. Gebelikte gestational diabete neden olabilir ve kan basıncı da  yükselebilir.

    -Obesite ve insülin resistansı, özellikle geceleri nefes darlığına, depresyona neden olabilir.

    -Yumurtlama bozukluğu, gebelikte düşük tehdidi gibi fertilite ile ilgili problemlere neden olabilir.

    -Tip 2 diabet

    – Yüksek kan basıncı.

    – İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterol de düşme ve trigliseridlerde yükselmeye neden olarak karaciğerde yağlanmaya zemin hazırlar.

    -Yumurtalama olmaması ya da çok seyrek yumurtlama olması nedeniyle kanda artan yüksek östrojen seviyeleri zamanla endometrium kanserine ve anormal uterin kanamalara neden olabilir.

    PCOS- Tanı:

    PCOS için belirgin bir test yoktur. İyi bir medikal anamnez alındıktan sonra fizik ve pelvik muayene, ultrasonografi, prolaktin, testesteron, kolesterol, trigliserid, troid hormonları, böbrek üstü bezi hormonları (DHEA-S veya 17 hidroksiprogesteron), glukoz yükleme testi ve insülin seviyesi gibi değerlere bakılarak PCOS  teşhisi kesinleştirilir. Vajinal ultrasound ile büyümüş overler ve overlerin etrafında dizilmiş çok sayıda 6-8mm çapında folliküller izlenebilir, bazı durumlarda laporoskopi ile de polikistik büyük çaplı overler görülebilir.

    PCOS -Tedavisi:

    PCOS hiçbir zaman tam olarak tedavi edilemez, fakat hastalığın semptomları tedavi edilebilir. PCOS’da geç komplikasyonlar olan infertilite, şeker hastalığı, kalp hastalığı, endometrium kanseri gibi riskleri en aza indirebilmek için daima hastalar kontrol altında tutulmalıdır. Düzenli diyet yaparak obesite kontrolü, sigara içilmemesi tedavide en çok dikkat edilmesi gereken konulardır.

    Yumurtlamanın düzenli olması için öncelikle ağırlık kaybı ile ideal kiloya inmek çok önemlidir, buna rağmen adetler düzelmiyorsa, ovulasyonu sağlamak için doğum kontrol ilaçları, gerekirse metformin veya klomifen gibi medikal tedavilere başvurulabilir. Kıllanma (hirsutismus), akne gibi durumlar, adet düzensizliği ve endometrium kalınlığı içinde uygun hormonlar ihtiva eden doğum kontrol hapları ile tedavi edilebilir.

    Sonuç olarak PCOS toplumda üreme çağında genç  kadınlarda çok sık rastlanan bir durum olduğundan, bu hastalığa bağlı riskleri önleyebilmek için çok düzenli doktor kontrolü (check-up) yapılması çok önemlidir. Böylece PCOS’na bağlı geç komplikasyonlar olarak karşımıza çıkması beklenen yüksek kolesterol, rahim kanseri, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı riskleri en düşük seviyeye indirilmiş olur.

    Makale yazım tarihi: 10.06.2016

  • Cildinizi kırıştırmayın – dolgu

    DOLGU UYGULAMALARI

    Zaman insanlarda karşı koyulamayacak değişiklikler oluşturur. Yaşlanma, yüzde çizgi ve kırışıklıkların belirmesiyle fark edilir. Yıllar geçtikçe, yüz ve dudaklar eski dolgunluğunu, diriliğini yitirmeye başlar. Dudak ve göz çevresinde kırışıklıklar belirir; konuşurken ya da gülerken bunları saklamak olanaksız hale gelir. Burun kenarlarından ağza doğru uzanan dikey çizgiler gittikçe derinleşir. Kaşların arasında dikey, alında da bir dizi yatay çizgi oluşur.

    Uzun yıllar boyunca hekimler, çeşitli yöntemler uygulayarak (kimyasal peeling, lazer tedavileri, botox enjeksiyonları, enjekte edilebilen dolgu maddeleri, mezolifting vb.), deriye ait şekil bozukluklarını tedavi etmeye çalışmışlardır. Ne yazık ki, bütün bu çabalar deri yaşlanmasını henüz tümüyle engelleyebilir düzeylere ulaşmamış, bugün için kalıcı çözüm bulunamamıştır.

    Günümüzde, yüzdeki çizgilenme, kırışıklık ve kıvrımların azaltılması için, dolgu maddeleri enjeksiyonu (kolajen, silikon, kişinin kendi yağı, hiyalüronik asit enjeksiyonu vb.) kozmetik dermatolojide önemli yere sahiptir.

    Daha genç, daha taze ve daha kusursuz bir cilde sahip olabilmenin etkili yollarından birisi

    dolgu maddesi uygulamalarıdır. Dolgu maddesi enjeksiyonu, iş ve sosyal yaşamdan uzak kalmadan, yüksek maliyetler ödemeden, uygulama sonrası fazla bir bakım gerektirmeksizin, ufak dokunuşlarla yüzün ifadesini bir anda değiştirir, işlem yapıldığı anda sonuç verir ve aynaya bakıldığında değişiklik hemen ayırt edilebilir.

    Dolgu uygulamaları yüzün belirli bölgelerinde mucizevi sonuçlar yaratır:

    1- a) Burun kenarlarındaki derin gülümseme çizgileri

    b) Dudak çevresindeki dikey çizgilenmeler (sigara çizgileri)

    c) Ağız köşelerinde beliren hüzün çizgileri

    d) Alındaki dikey ve yatay uzanımlı, çatık ve endişeli yüz görünümü oluşturan çizgiler

    e) Göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri

    2- Elmacık kemikleri, yanaklar ve çenenin belirginleştirilmesi

    3- Dudakların biçiminin düzeltilmesi ve daha dolgun görünmesi

    4- Çökük akne ve diğer yara izlerinin düzeltilmesi

    5- Yüz şekillendirilmesi ve hataların düzeltilmesi.

    Bu uygulamada amaç, cildin desteğini kaybettiği bölgeye hacim ve destek eklemektir. İnsan vücuduyla uyumlu özellikte çeşitli dolgu maddeleri derinin uygun tabakalarına enjekte edilir. Dinlenme sırasında görülen kırışıklıklar için eşsiz bir tedavi seçeneğidir.

    Uygulamayı yapacak kişinin bu konuda deneyimli bir dermatolog ya da plastik cerrahi uzmanı olması gereklidir. En iyi sonuç, ‘’germe testi’’ (iki parmak arasında cilt gerginleştirildiğinde kırışıklık kayboluyor mu?) uygulandığında düzelmenin görülebileceği yerlerde alınır. Muayene sırasında, hastanın hangi bölgesinin tedavi edilmesini istediği tam olarak belirtilmelidir. Düzelmenin kalıcı olabilmesi için zaman içinde enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nemi, kırışıklıkların derinliği, enjeksiyon tekniğinin başarısını etkiler.

    Geçen 20 yıl boyunca kozmetik endüstrisi, ideal bir dolgu maddesi elde etmeyi amaçlamıştır.

    İdeal dolgu maddelerinden beklenen özellikler:

    • İnsan vücudu ile uyumlu olması

    • Yüzün doğal ifadesini koruması

    • Uzun süre kalıcı olması

    • Alerji ve diğer yan etkilere sahip olmaması

    Daha dolgun dudaklar, daha belirgin yüz hatları ya da yumuşatılmış yüz çizgilerinin amaçlandığı dolgu uygulamalarında, vücudumuzda doğal olarak bulunan bir madde olan “hiyalüronik asit” içeren dolgular öncelikle tercih edilirler.

    Cildimiz, sağlığımız için ne kadar önemliyse, hiyalüronik asit de cildimiz için o kadar önemlidir. İnsan vücudunda özellikle kas ve eklemlerde bulunur. Hiyalüronik asit bulunduğu dokuya esneklik / sağlamlık veren, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Vücuttaki su ile birleşerek hacim kazanır, cildi dolgunlaştırır, nemlendirir ve tazeliğini korumasını sağlar. Tüm canlı türlerinde kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak aynı yapıya sahiptir.

    Yaş ilerledikçe vücudun hiyalüronik asit üretimi azalır, cilt gerginliğini ve elastikiyetini kaybeder. Dışarıdan takviye edildiği zaman cilt daha gergin ve kırışıksız görünür.

    Dışarıdan uygulanan kremlerin derinin gözeneklerinden geçerek bu tabakaya ulaşması anahtar deliğinden bir topu geçirmek kadar olanaksızdır. Bu yüzden asıl etkinin hedeflenen tabakada görülmesi pek olası değildir. Kırışıklıkların azalması için cilt altına enjeksiyon yapılmalıdır. Basit bir enjeksiyon ile kaybolan desteği tekrar kazanmak, görünümünü farklılaştırıp güzelleştirmek ve kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür. Kalıcı değildir, 6-12 ay içinde vücuttan tamamen emilerek atılır. Etki süresi kişiye ve uygulama bölgesine göre değişir. Bu durum bizlere bir sonraki tedavi için zaman ve seçenek olanağı tanır.

    Düzeltmenin daha uzun süre kalıcı olabilmesi için enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nem ve yağ içeriği, kırışıklıkların derinliği ve nedeni, enjeksiyonu uygulayan hekimin tecrübesi, tedavinin etki süresi ve başarısında önemlidir.

    Göz ameliyatları, ortopedi ve romatolojik sorunların giderilmesi (eklemlerin kayganlığını sağlamak vb.), üroloji gibi diğer alanlarda da kullanılmaktadır.

    (1980 yılında, ciltte uygulanabilen, hiyalüronik asit ile biyolojik olarak uygunluk taşımakla birlikte ondan daha uzun süre dayanabilen sentetik polimerler geliştirilmiştir?). Stabilize edilmiş hiyalüronik asit organizma ile tümüyle uyumlu ve vücut tarafından eritilebilir olduğundan doğal ve emniyetlidir.

    Bir noktaya özellikle dikkat edilmelidir, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmamalıdır. Uygulamanın fiyatı ya da etkinin kalıcılığı öncelikle tercih nedeni olabilmektedir. Ancak, vücut ile uyumsuz özellikte ve/veya uygulamadan sonra kalıcı olan dolgu maddelerinin kullanılması sonucu ortaya çıkabilecek doğal olmayan görünüm, alerjik reaksiyonlar, enfeksiyon ve granülom oluşumu ile yer değiştirme gibi yan etkiler gelişebilir. Güvenilir özellikte diğer implant seçenekleri nedeni ile bu tür materyallerin kullanılması önerilmemektedir.

  • Suni Sancı ile Doğum

    Suni Sancı ile Doğum

    Suni sancı tıptaki adıyla induksiyon başlamamış doğum ağrılarının başlatma girişimidir.Gebeliğin yüksek tansiyonla seyrettiği preeklampsi durumunda,günü geçtiği halde doğum ağrıları başlamamış ve suyu azalmış gebelerde anne ve bebeğin sağlığı için uygulanır. Suni sancı uygulamak için kullanılan yöntem serum içine oksitosin içeren iğneler katarak rahmi kasılmaya teşvik etmektir.Suni sancı vermek için rahim ağzının belli bir açıklıkta ve olgunlukta olması gereklidir.Eger rahim ağzı belli bir yumuşaklığa ve açıklığa sahip değilse prostaglandin içerikli ilaçlar rahim ağzına yerleştirilir.4-12 saat beklenir.Olgunlaşma başlamamışsa işlem tekrarlanır.Bu sırada bebeğin sağlık halinin devamını anlamak için NST ile takip yapılır.Suni sancı bu konuda deneyimli ebe tarafından doktorun yönlendirilmesine göre uygulanır.İki saat boyunca rahim ağzında bir değişiklik olmaması suni sancının başarısız olduğu sonucuna götürür ve sonuç da sezeryana gidiştir.Suni sancının uygulanmaması gereken durumlar şunlardır:1)Plasenta(eş)nın önde gelmesi2)önceki doğumlarında sezeryan olmuş olması3)iri bebek4)Bebeğin ters gelmesi

  • Botox kırışıklıkları nasıl giderir?

    2000'li yılların mucizevi yöntemlerinden biridir. Yüzde, özellikle alın yatay çizgileri, göz etrafı (kaz ayakları), kaş ortasındaki kırışıklıklarda uygulanmakta iken, daha sonraları göz altı, burun kökü, dudak üstü, boyun kırışıklıkları ve burun ucunu kaldırmak için de uygulanmaya başlanmıştır. Kas içine verilen Botulinum Toksini-Botox ile o bölgedeki kasların kasılması önlenmekte ve kırışıklık düzeltilmektedir. Tek seansta yapılan uygulama sonrasında kişi rahatlıkla günlük yaşamına devam etmektedir. Botulinum toksini, oluşmuş kırışıklık ve çizgilerin düzeltilmesini sağlamakla birlikte, henüz oluşmamış kırışıklıkların ortaya çıkmasını ve ince çizgilerin derinleşmesini de önler.

    • Kırışıklıklar nasıl oluşur?

    Cilt belirli işlevleri olan farklı tabakalardan oluşur. Yaş ilerledikçe deri değişiklikler geçirir ve cildin işlevleri zamanla azalır. İlk olarak burun ve ağız arasında, göz kenarlarında ve alında ince çizgiler belirir. Devamlı yapılan yüz hareketleri de mimik kırışıklıklarının ortaya çıkmasına yol açar. Bunlar ağız çevresinde gülümseme, dudak alt köşelerinde üzüntü çizgileri, alın çizgileri, göz çevresi (kaz ayağı) veya iki kaş arası kırışıklıklarıdır.

    • Bu kırışıklıkların tedavisinde uygulanan yöntemler nelerdir?

    Cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler uygulanabilir. Cerrahi olmayan uygulamalar çok çeşitli olup; lazer uygulamaları, peelingler, kolajen ve hiyalüronik asit gibi dolgu maddeleri ve saflaştırılmış Nörotoxin (Botulinum Toksini-Botox) uygulamaları sayılabilir.

    • Botox-Botulinum Toksini yılan zehiri midir?

    Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olan Botox-Botulinum Toksini, bir çok kişinin bildiğinin aksine, yılan zehiri değildir. Clostridium Botulinum adlı bir bakteriden elde edilmiş protein esaslı bir maddedir. Botulinum Toksini, 1980'li yılların başından beri, bazı kasların aşırı kasılmasına bağlı ortaya çıkan hastalıkların (şaşılık, kas spazmı, vb.) tedavisinde kullanılmaktadır. Kozmetik alanda kullanımı da, nörolojik hastalığı nedeniyle Botox tedavisi yapılan bir kadın hastanın doktoruna “Her enjeksiyondan sonra yüzüm son derece sakin, dinlenmiş bir ifade alıyor, güzelleşiyorum!” demesiyle gündeme gelmiştir.

    • Zaman zaman bazı yazılı ve görsel iletişim araçlarında, Botulinum Toksini-Botox uygulamasının ölümlere yol açtığına ilişkin haberler yer almaktadır. Bu konuda gerçek durum nedir?

    Onaylandığından bu yana milyonlarca kişi estetik amaçlı Botulinum Toksini-Botox uygulaması yaptırmıştır. Estetik amaçlı Botulinum Toksini uygulamaları nedeniyle ölümle sonuçlanan hiçbir vaka yoktur.

    Estetik amaçlı uygulama dışında, Botulinum Toksini genellikle bir takım nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu hastalıkların bazıları, Botox uygulamasından bağımsız olarak, kendi başına bile istenmeyen ciddi durumlar yaratabilen, altta yatan başka hastalıklar ve diğer risk faktörlerinden dolayı artmış ölüm riski taşıyan nörolojik durumlardır. Haberlerde bahsi geçen vakaların bu tip nörolojik hastalar olduğu ve doğrudan Botulinum Toksini-Botox ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

    • Botulinum Toksini ile dudakları dolgunlaştırmak mümkün müdür?

    Dudak ve yüz dolgunlaştırmak için kullanılmaz. Bu amaçla dolgu maddeleri ya da yağ enjeksiyonu yapılmaktadır. Genellikle yüze yapılan her şey Botulinum Toksini-Botox zannedildiği için böyle bir yanılgı oluşmaktadır.

    • Botox kremleri diğer kremlere göre kırışıklıkları daha fazla giderir mi?

    Botox kremi diye bir şey aslında yoktur. BOTOX ticari bir markadır. Botulinum Toksini kırışıklığa neden olan kasları gevşetir, böylece kırışıklığın oluşmasını engeller. Kremler ise var olan kırışıklığın görünümünü hafifletmeye yardımcı olur. Her ikisinin etki mekanizması farklıdır.

    • Botulinum Toksini-Botox tedavisi nasıl bir uygulamadır?

  • GEBELİKTE TİİROİD BEZİ HASTALIKLARI

    GEBELİKTE TİİROİD BEZİ HASTALIKLARI

       Tiroid hastalıkları yönünden ülkemiz endemik bir bölgedir.Özellikle karadenizli ve karadeniz kökenlilerde  bu hastalık daha sık görülür.Tiroid bezi gırtlağın hemen altında bulunur.Çeşitli sebeplerle büyürse ”Guatr”ismini alır.Guatrın ülkemizde sık görülmesinin en sık nedeni iyot maddesinden eksik beslenmedir.İyot tiroid bezinin çalışması için gereklidir.Vücutta iyot azaldığında tiroid bezi iyodu tutabilmek için büyür.Büyüdüğü için de yeterli hormonu salgılar ve vücutta tiroid hormonu eksikliği görülmez.Tedavisi iyotttan zengin beslenmektir.İyotlu tuzlar önerilir.Kara lahana ,mısır ekmeği gibi tiroid bezini büyüten gıdalar yasaklanır.
      Hipotiroidi tiroid bezinin az çalışmasıdır.Kabızlık, ciltte kuruma,saç dökülmesi,uykuya eğilim,kilo alma gibi belirtileri vardır.Gebelikte tiroid bezinin çalışmaması ve tedavi edilmemesiyle bebekte kretenizm denen zeka geriliğinin ön planda olduğu bir hastalık ortaya çıkar.Bu sebeple ilk muayenede tiroid testleri istenir.Teşhis konursa biran önce tedaviye başlanır.Çünkü çoğu insan tiroid hastası  olduğunu bilmeden yaşar.Bazen de otoimmün sebepli Hashimoto tiroiditi denen bir hastalıkla karşılaşılır.Bu hastalıkta tiroid bezi ultrasonda süngersi bir görünüm arzeder.Ömür boyu tiroid ilacı kullanılması gereken durum budur.
      Hipertiroidi ise tiroid bezinin çok çalışmasıdır.Ciltte aşırı terleme,çarpıntı, kilo kaybına sebep olur.Bebeğe bir zararı yoktur.Yalnız bu belirtiler annenin yaşam kalitesini bozarsa ilaç başlamak gerekir.
       Tiroid bezinde kitle saptanması durumunda gebelikte de biopsi alınır ve incelemeye gönderilir.

  • Aşırı terlemede ne yapmak gerekir?

    Bütün güzelliklerine karşın sıcağın bazı olumsuz etkileri de olmaktadır, bunların başında terleme gelir. Fakat bazıları, yaz ya da kış farkı olmaksızın, bu sıkıntıyı sürekli yaşarlar.

    “İnsanlarla tokalaşmaktan çekiniyorum, ellerim sürekli terliyor!”, “Bilgisayarda çalışırken elimi sürekli kurutmak zorundayım!”, “Çizim yaparken elimin altına peçete koymam gerekiyor!”, “Ayaklarım sürekli terlediği için bir başkasının yanında ayakkabımı çıkartamıyorum!”, “Yıllardır açık ayakkabı giymek isterim, ayaklarım terden çamur gibi oluyor!” şeklindeki yakınmalara sıkça rastlamak mümkündür.

    Ter bezleri vücutta en sık el, ayak, koltuk altı ve göğüste bulunmaktadır. Aşırı terleme (Hiperhidroz), ter bezleri tarafından olağandan yüksek miktarda ter üretilmesi durumudur. Bölgesel aşırı terleme, vücudun etkilenen yerine bağlı olarak, el, ayak, göğüs ya da koltuk altlarının sürekli olarak ıslak olması demektir. Bu durum kişiyi çalışma ortamında ve sosyal hayatta zor durumda bırakabilir, normal günlük aktivitelerinin sürdürülmesini zorlaştırabilir. Toplumda her yüz kişiden birinde görülür. Genellikle bir hastalıkla ilişkili değildir. Ailesinde aşırı terleme olanlarda daha sık görülür. Çoğunlukla çocuklukta ya da ergenlikte ortaya çıkar. Sıklıkla terin koku yaptığı zannedilir, ancak aşırı terlemenin koku yaptığı düşüncesi doğru değildir, gerçekte terin ciltte uzun süre kalması ile oluşan nemli ortamda gelişen bir bakteriden kaynaklanır.

    Aşırı terleme, tedavisi olmayan bir sorun değildir.

    Bölgesel aşırı terleme probleminde en başarılı sonuçların alındığı tedavi seçeneği BOTOX (Botulinum Toksini) enjeksiyonudur. Deri altına çok az miktarda enjekte edilen Botox, ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici bir süre için bloke ederek ter bezlerinin ter üretimini engeller. Botox, yapıldığı bölgedeki duyu sinirlerini etkilemez, yalnızca ter bezlerini etkiler.

    Terleyen bölgeye çok ince uçlu iğnelerle, sık aralıklarla uygulanır. Terlemenin en yoğun olduğu bölgeyi görmek için renk veren bir solüsyon sürülebilir. Uygulama en fazla yarım saat sürer. Enjeksiyon yapılan bölgede ağrı olmaması için bir lokal anestezik krem kullanılabilir ya da enjeksiyon bölgesi kısmi olarak uyuşturulabilir.

    Uygulamadan hemen sonra kişi günlük aktivitesine geri dönebilir. Uygulamadan sonraki ilk hafta içerisinde iyileşme gözlenir. Botox’un etkisi genellikle 7-12 ay sürer. Etki geçmeye başladığında yeniden uygulama yapılır.

    Terlemeye karşı alınabilecek kişisel bazı önlemler de vardır:

    *Serin tutacak giysiler seçilmelidir. İnce, bol, doğal pamuklu giysiler genellikle serin tutar. Ancak bunlar teri emerler ve ıslak kalırlar, gün içerisinde giysileri değiştirmek daha uygun olur. Sentetik giysiler hiç kullanılmamalıdır.

    *Deri ayakkabı ve pamuklu çoraplar kıullanılmalıdır. Spor ayakkabısı ya da hava almayan ayakkabılardan kaçınılmalıdır. Çoraplar sık sık değiştirilmelidir. Ayaklar mümkün olduğu kadar kuru tutulmalıdır.

    *Çalışma ortamı serin tutulmalı ve iyi havalandırılmalıdır.

    *Terlemeye yol açan yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Bu durum herkese göre değişiklik gösterir, kişisel olarak saptanması uygun olur.

    *Gerginlik ve endişe oluşturan stresli durumlar herkes için genel bir problemdir. Gün içerisinde stresi azaltmanın yolları bulunmalı, aktiviteler daha dikkatli planlanmalı ve dinlenmek için zaman ayrılmalıdır.

    *Ter kokusu, kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir. Sürekli terleyen birisi için bu durum kolay olmamakla birlikte, etkili ve basit bir önlemdir.

    *Deodorantlar ve terleme önleyici antiperspirant kozmetik ürünler etkili olabilirler. Ancak bu ürünlerin etkileri gün içinde geçicidir ve uzun süre kullanıldıklarında deride tahriş oluşturabilirler.

  • VAGİNİSMUS

    VAGİNİSMUS

           Vaginismus.Özetle ilşkiye girememe.
           Türkiye’de bu konuda yapılmış sağlıklı bir istatistik yoktur.Dünyadaki istatistikler de ülkemizi yansıtamayacağı için burada yazmayı uygun görmedim çünkü batı ülkelerindeki cinsel özgürlük kavramı bu hastalığın görülmesini önemli ölçüde azaltır.Kapalı doğu toplumlarında bu oran yüksektir.Mesleki tecrübelerimle söyleyebileceğim ,yüz çiftten ortalama 3 ünde görüldüğüdür.
         Vaginanın ön üçte birlik kısmına ait kaslar istemsiz olarak kasılır.Penisin vaginaya girmesine izin vermez.Eşini itme,bacaklarını kapatma,titreme,kasılma şeklinde tepki veren kadına önceleri anlayış gösteren koca, bir süre sonra bu duruma kızmaya, isyan etmeye başlar.Sevilmediğini zanneder.Eşini suçlar.İşin içine ailelerin de karışmasıyla olaylar iyice büyür.Kadın kendini yetersiz,suçlu hisseder.Eşini ne kadar sevse de ilşkiye girmekten şiddetle korkar.Geçmişte yaşadığı taciz veya tecavüz, aile büyüklerinden duyduğu abartılı ilk gece hikayeleri alt benliğine yerleşmiştir.Bu korkuları yerinden söküp atamaz.Bu durumu da kimseyle paylaşamaz.
        Küçük şehirlerde yaşayanlar, doktora gitme şansını yakalayamayan çiftler yıllarca böyle yaşar.İlişkiye girmeyi denemekten bir süre sonra vazgeçerler.Şans eseri gebe kalanlar ise sezeryanla bebek sahibi olabilirler.En azından toplum baskısından kurtularak durumlarını daha rahat gizlerler.
       Yanlış ellerde tedavi olmaya çalışanlar ise yıllarca düzelmeyi beklerken başka problemlerle karşılaşırlar.Bir doktor arkadaşım vaginismus şikayeti sebebiyle ilişki öncesi gevşemek için biraz alkol alması önerilen bir kadının alkolik olduğunu ve eşinin ilişkiden vazgeçip bu sorunu çözmek için uğraştığını acıyla anlatmıştı.
       Kızlık zarının çıkarılmasıyla tedavi olacağını zannedenlerin hayal kırıklığı da büyük olmaktadır.Kızlık zarı iki sebepten çıkarılır.Birinci sebep gerçekten ilişkiye müsade etmeyecek kadar kalın ve kapalı kızlık zarları.İkinci sebep alt benliğinde kızlık zarının ilişkiye engel olduğu fikrini sabitlemiş olanlar.
       Cinsel işlev bozukluklarına ait pekçok merkezde psikolog ve psikiyatristler 8-10 seansta eşle beraber tedavileri başarıyla gerçekleştirmektedirler.Psikoterapi ile alt benlikteki korkulardan kurtulduktan sonra, ön sevişmenin uzatılması,masajlar,parmak egzersizleri, kegel egzersizleri ile vaginal kaslara hakimiyet, nefes egzersizleri ile bu büyük sorundan kurtulmak mümkün olmaktadır.
       Cinsel hayatın düzelmesiyle pekçok çift yuvasını yıkılmaktan kurtarmakta, çocuk sahibi olmakta, en önemlisi evliliğin önemli bir kısmı olan cinselliği yaşayarak mutlu olmaktadır.