Blog

  • Boyun fıtığı belirtileri

    Boyun Fıtığı Nasıl Oluşur ?
    Kafa tabanından itibaren 7 adet omur cisminden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın , daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığı Belirtileri
    Hastalar tek taraflı koluna doğru yayılan bir ağrıdan şikayet ederler.Ağrı parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir.Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir.Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Ağrı özellikle gece uykuda aşırı derecede artar. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur. Kişi idrarını ve dışkısını tutamaz hale gelir.

    Boyun Fıtığı Teşhisi
    Kesin teşhis için MR çektirilir.MR’ın olmadığı yerlerde tomografide iş görebilir.Ancak MR varsa tercih edilmelidir.

    Boyun Fıtığı Tedavisi
    A- Sadece ağrı varsa: ilaç tedavisi + istirahat + yüzme
    B- Ağrı ve uyuşma varsa: Fizik tedavi
    C- Güç kaybı varsa: Ameliyat

    Boyun Fıtığı Ameliyatı
    Boyun ameliyatları gelişen teknoloji ile oldukça kolaylaşmıştır. Artık boynun ön tarafından ufak bir kesi ile girilerek fıtığa ulaşılmakta, ameliyat otuz-kırk dakika sürmektedir. Hasta ameliyattan iki saat sonra ayağa kaldırılır, aynı gün içinde de taburcu edilir. Mikrocerrahi ile yapılan bu ameliyatlarda sakat kalma felç olma riski hemen hemen yok gibidir. Hasta bir hafta on gün içinde işe dönebilir.

    Kesinlikle Beklenmemesi Gereken Durumlar
    – Yürüme bozukluğu
    – Elden cisimleri düşürme
    – Dengesizlik
    – Gece uyandırıcı ağrı
    – Kol kaslarında erime

  • Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boynunuzda şiddetli ağrı omuzlara kadar yayılan şiddetli ağrınız var, boynunuzu sağa sola yada öne arkaya haraket ettirmekte güçlük çekiyorsunuz bu haraketlerle daha çok ağrınız oluyorsa işinizi yapmakta güçlük çekiyorsanız işiniz masa başında çalışmanızı gerektiren bir iş ise yada klimalı ortamlarda bulunma zorunluluğunuz varsa veya daha önce bir travma geçirmişseniz uzman bir doktora başvurmanız gereklidir.

    Ne gibi problemler olabilir?
    Belirtileri nelerdir?
    Teşhisi nasıl konur?
    Tedavisi nasıldır?
    Tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?
    Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boyunda ne gibi problemler olabilir?

    Boyunda en sık rastlanılan problem boyundaki kasların aşırı gerilmesi ile oluşan aks düzleşmesidir. Normalde C harfi şeklinde olan boyun düz bir çizgi şeklini alır.

    Boyun gerginliğinin belirtileri nelerdir?

    Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide başağrısı, başdönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur.

    Boyun gerginliği teşhisi nasıl konur?

    Boyun gerginliği teşhisi için uygulanacak en iyi yöntemler fiziksel muayene ve MR filmi çekimidir. MR ile hastalığın ne derece ilerlediği de saptanır.

    Boyun gerginliğinin tedavisi nasıldır?

    Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir.

    Boyun gerginliği tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?

    Boyun gerginliği tedavi edilmezse başağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.

    Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boyun gerginliği oluşmaması için öncelikle stres ve üzüntülerden uzak durmalıyız. İşimizdeki, aile hayatımızdaki gerginlikler ilk olarak boynumuza akseder. Mutsuz olduğumuz işlerden ayrılıp severek yapacağımız işleri seçmeli, mutsuz beraberliklerde ısrarcı olmamalıyız. Tüm zamanımızı yoğun iş temposu içinde geçirmemeli, hobilerimize, zevkle yaptığımız faaliyetlere de zaman ayırmalıyız. Ayrıca ağır kaldırmak, tek kolla yük taşımak, yukarıya uzanmak, uzun süre hareketsiz kalmak, ıslak saçla dışarı çıkmak, vantilatör, klima önünde, hava cereyanı olan yerlerde durmak çok sakıncalıdır.

    Ağrılarımız geçtikten sonra boyun kaslarımızı güçlendirici hareketler yapılması boyun gerginliği oluşması riskini azaltacaktır.

  • Kanal darlığı nedir?

    Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır. Genellikle 55 yaş üstünde görülür. Bayanlarda erkeklere göre daha fazladır. Eğer doğuştan omuriliğin geçtiği kanal dar ise daha erken yaşlarda da görülür. Omuriliğin ve her seviyede ondan çıkan sağ ve sol bacaklara giden sinirlerin üstünü örten ve onları dış etkilerden koruyan ligamentum flavum denilen bir bağ dokusu vardır. Bu doku yaşlanmayla veya kemik erimesine bağlı kireçlenmelerin artması ile kemikleşir ve omuriliği sıkıştırır ve bası oluşturur.

    Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür. Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder. Otururken vücudunu öne doğru eğer, anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır, uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder, bacaklarını nereye koyacağını bilemez. Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir. En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar. Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde hastaya fizik tedavi, yüzme ve eksersizler önerilir.

    Eğer bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir. Daha önceleri kanal darlığı ameliyatlarında omurga kanalı iki taraflı açılır veya omurganın arka kemiği olduğu gibi alınırdı. Bu hastalarda zamanla omurga statiğinde bozulma olduğu gözlendi ve vidalar ve platinle omurga tespit edilmeye başlandı, hala da Türkiye’nin büyük bölümünde kanal darlığı ameliyatları bu şekilde yapılmaktadır. Fakat bu tip ameliyatlar büyük ameliyatlar olduğu için hastanın toparlanması ve normal yaşama dönmesi oldukça geç olmaktadır.

    ABD’de yaklaşır iki yıldır, ülkemizde benim ve birkaç seçkin beyin cerrahı tarafından uygulana yeni bir metot ile hastanın toparlaması, normal yaşama dönmesi çok daha kolay olmaktadır. Bu yöntemde hastanın omurgasının ağrının daha fazla olan bölümünden ufak bir kesi ile girilerek omuriliğin etrafındaki çıkıntı yapan kemikler ve kemikleşmiş bağ dokuları TUR adı verilen ve çok hızlı dönerek kemik dokuları yiyen bir aletle temizlenmektedir. Hastaya uygun pozisyonlar verilerek sadece girilen bölgedeki değil karşı bölgedeki basılar da temizlenebilmektedir.Bu ameliyat ancak çok hızlı devirli TUR aletleri ve modern mikroskoplar altında yapılabilir. Hasta bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi bu ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kalkabilir, aynı gün hastanede gecelemeden evine gidebilir ve birkaç gün içinde de normal yaşamına dönebilir. Bizim yaptığımız dar kanal ameliyatlarında hastanın sakat kalma, felç olma riski yoktur. Yeter ki hasta felç olmadan gelsin.

    Bu ameliyatlarda yapılan omuriliğin ve sinirlerin üzerindeki basıların kaldırılmasıdır. Omuriliğin ve sinirlerin içindeki hasarlara biz bir şey yapamayız. Ancak basılar kalktıktan sonra vücut yavaş yavaş onarıma başlar. Bu nedenle kanal darlığı olan hastaların tahribat başlamadan evvel başvurmalarında büyük yarar vardır.

  • Mikrocerrahi nedir?

    Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından mikrodiskektomi metodu bulunmuştur. Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir. Bu metot sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Halen bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler. Bazı hastalar ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir. Hastalar ameliyat sırasında rahatlıkla sohbet eder, şarkı söyleyebilir, ameliyat sırasında yakınlarını arayabilir hale gelmişlerdir.

    Diğer Cerrahi Metodları Nelerdir?

    Daha önceleri uygulanan lazerle belfıtığı ameliyatları, perkütanöz endoskopik diskektomi denilen ayaktan tedavi metotları ve kemonükleozis denilen ilaçla diskin eritilmesi metotları ancak istirahatle ve fizik tedaviyle iyi olabilecek hastalara fayda ettiğinden yavaş yavaş terkedilmektedir. Bir çok hastalıkta da olduğu gibi bel fıtığından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

  • Bel fıtığının cerrahi tedavisi bel fıtığı kimlerde daha sık görülür?

    Bel Fıtığının Cerrahi Tedavisi Bel Fıtığı Kimlerde Daha Sık Görülür?

    Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığının toplum içinde rastlanma sıklığı onda bir gibi yüksek bir düzeydedir. Bel fıtığı en sık 35-50 yaş arasında ve her iki cinste de eşit olarak görülür. Omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riskleri daha fazladır. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre oturmak zorunda kalan masabaşı çalışanları, şöförler, sürekli ayakta duran öğretmen, eczacı, garson gibi meslek sahipleri, açık havada çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler bel fıtığına yakalanma olasılığı en fazla olan kesimdir.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
    Bel fıtığı omurgalar arasında bulunan disk denilen elastiki kıkırdak dokunun omurgaların basısı nedeniyle öne doğru kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşur. Bazen ani bir zorlama, ağır bir şey kaldırma, ters bir hareket veya belin üşütülmesi bile bel fıtığına neden olabilir. Ama bel fıtığının en önemli nedeni uzun süren stres ve gerginlikler sonrası kaslardaki aşırı gerilmedir.

    Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?

    Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, dengesizlik ve yürüyememe gibi belirtiler de eklenebilir.

    Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?
    Günümüzdeki modern tanı yöntemleri, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir.

    Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

    a)Başlangıç Safhası
    Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa gidensinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    1) Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.
    2) Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.
    3 ) Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir. Uzun süre araba kullananlara ise yirmi dakikada bir arabalarını park edip arabalarının etrafında birkaç kez dönmeleri tavsiye edilir.
    4) Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir iskemle veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.
    5) Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.
    6) Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir. Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahati yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse
    Eğer yukarıdaki önerilere, istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta onbeş yirmi seans fizik tedaviye devam etmelidir. Bel çektirme, akupunktur, bele balık bağlama, el masajı, zift yakma gibi yöntemler ancak istirahatle bile iyi olabilecek bel fıtıklarına fayda edebilir. Bu tip alternatif tedavi metotlarının amaçları fizik tedavide olduğu gibi kasları gevşetme esasına dayalıdır. Ama amacı dışında uygulanırsa bu metotlar faydadan çok zarar getirir. Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske bilgisayarlı tomografi altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak ve hastanede yatma gerekmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar

    Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

  • Hangi egzersiz

    Bizlere en çok sorulan sorulardan biridir, hangi egzersizi yapayım ki ağrılarım geçsin sağlığıma kavuşayım, ya da hangi egzersizi yapmalıyım ki hiç sağlık problemim olmasın.

    Amerika’da son yapılan bel ağrısı konulu kongrelerden birinde de bu konu uzun uzun tartışıldı. Adamlar üşenmemişler, kendilerine denekler bulmuşlar, çeşitli egzersizleri yaptırarak ayrıntılı bir şekilde ölçmüşler.

    İlk çıkan sonuç bel ağrısını gidermek için hiçbir egzersiz yok, ne yüzme ne pilates, ne de yoga bel ve boyunda ağrı yaratan hastalıkları tedavi etmiyor. Bu ağrıları tedavi etmek için ya cerrahi tedavi ya da fizik tedavi yöntemlerinden biri gerekiyor. İyileştikten sonra durumu korumak, bir daha rahatsızlanmamak için yüzme, pilates, yoga gibi sporların faydası var, ama tedavi etmiyorlar.

    Bel ve boyun rahatsızlığı geçirenlerin uygulayabileceği en etkin egzersiz yöntemi olarak deniz veya havuz içinde yürüme bulunmuş. Yani göğüs hizasına kadar suya gireceksiniz düz yolda yürür gibi yürüyeceksiniz, eğer düz yürüyemezseniz daha az etkili de olsa olduğunuz yerde yürüme. Haftada iki üç gün 15-20 dakika yapılması öneriliyor. Yüzme de etkili, ama ölçümlerde suda yürümenin oldukça altında.

    Diğer etkili bir eksersiz de düz yolda yürüme. Ama çarşı pazar gezer gibi değil, tempolu bir şekilde yürüyeceksiniz. Her gün 4-5 kilometre yürüme bel ve boyun rahatsızlığı olanlar için hararetle tavsiye ediliyor. Şaşırtıcı sonuçlar koşma egzersizinde görülüyor. Koşma, tam tersine bel rahatsızlığı geçirenlere daha da kötü etki ediyor, durumlarını olumsuz yönde ilerletiyor. Aynı durum zıplayıcı etkinin bele ve boyna yaptığı negatif etkiye bağlı olarak basketbol, voleybol gibi sporlarda da gözüküyor.

    Bir diğer olumsuz etki de merdiven inip çıkmada gözüküyor, yani aman asansör kullanmayın, spor için merdivenleri inin ve çıkın demek doğru değil.

    İyice ısındıktan sonra tenis ve futbol oynamanın negatif etkisi ise sanıldığı kadar fazla değil. Ama siz gene de iyileştiğinize emin olmadan oynamayın. Bisiklete binmek ise belinizi üşütmediğiniz takdirde zararlı değil, yararı bile var.

    Sonuç olarak eğer bir bel rahatsızlığı geçirdiyseniz öncelikle suda yürümeye çalışın, imkanınız yoksa düz yolda tempolu bir şekilde yürüyün. Pilates, yoga, yüzme, bisiklete binme gibi sporları yapabilirsiniz, ama koşmadan, merdiven inip çıkmaktan ve özellikle zıplama gerektiren sporlardan uzak durun.

  • Beliniz ağrırsa

    Zaman zaman hepimizin beli ağrır, bazen hiçbir şey yapmasak bile kendiliğinden geçer, bazen dayanılmaz olur, ne yaparsak yapalım rahatlayamayız. Bu gibi durumlarda ne yapacağımızı nereye başvuracağımızı bilemeyiz. Ben de bu gibi durumlarda neler yapmanız gerektiği konusunda ışık tutacak bir rehber hazırladım. Umarım işinize yarar.

    Sadece beliniz ağrıyorsa:

    Eğer uygun bir durumdaysanız hemen bir yere uzanın veya oturun. Yatarsanız yan yatın, ayaklarınızı karnınıza doğru çekin, mutlaka belinizi örtün. Eğer evde size yardım edecek biri varsa bir sıcak su torbasını veya ütüyle ısıtılmış havluyu belinize koyun, evde bulunan basit bir ağrı kesiciyi de için.

    Eğer işteyseniz bir yere oturmaya ve bacaklarınızı öne doğru uzatmaya gayret edin. Belinizle oturduğunuz koltuk arasında mesafe kalmamasını sağlayın. Eğer bir yastık yoksa bir kazağı, bir örtüyü rulo yapıp belinize koyun.

    Eğer ağrı çalışırken oluştu, ne uzanabiliyor ne de oturabiliyorsanız ellerinizi belinizin ortasına koyup sırtınızı mümkün olduğunca arkaya eğin, sonra öne doğru eğin. Varsa bir kazağı belinize sarın, mümkünse basit bir ağrı kesici alın çalışmaya devam edin, ama aynı noktada durmayın, hareketli olun.

    Olanağınız olursa eve döndüğünüzde sıcak suyla doldurulmuş küvete girmeniz ve belinize ağrı giderici merhemler sürmeniz de faydalı olur.

    Eğer ağrılarınız bu yöntemlerle geçiyorsa mesele yok, kas tutulması yaşadınız demektir.

    Ama ağrılar aldığınız tedbirlere rağmen üç günden fazla sürüyorsa mutlaka bel ağrıları ile uğraşan bir doktora başvurun.

    Ağrı belinizde bacağınıza doğru yayılıyorsa

    Ağrı bacağa doğru yayılıyorsa belden bacağa giden sinirlerden birine bası var demektir. Bu bası bir bel fıtığı nedeniyle olabileceği gibi, omurganın arkasında bulunan eklemlerin biçimsiz bir pozisyona girmelerinden dolayı da olabilir. Böyle bir durumda çalışıyor da olsanız izin alıp istirahat etmeniz gerekir. İstirahat gene yan yatarak bacakları karına çekip olmalı, bacakların arasına yastık veya yorgan koymalı, belin üzeri mutlaka örtülmelidir.

    İstirahatle ağrılar ertesi gün azalıyorsa istirahate en az üç gün devam edilmelidir.

    Ama istirahate rağmen ertesi gün aynı şiddette bir ağrı ile uyanıyor, ya da ağrı daha da artmışsa mutlaka ve mutlaka bel ağrıları ile uğraşan bir doktora başvurmanız gerekir.

    Ağrı bacağınıza yayılıyor, ayrıca uyuşmanız da varsa

    Bacaktaki ağrı uyuşmayla beraber sürüyorsa sinire bası fazla demektir, beklemeden ilk fırsatta bir doktora başvurmanızda yarar var.

    Diyelim ki ağrılarınız geçmedi, doktora başvurdunuz

    Bel ağrıları ile uğraşan doktorlar beyin cerrahları, fizik tedavi uzmanları, ortopedistlerdir. Ama bir uzmana ulaşamıyorsanız aile hekimlerine de başvurabilirsiniz. Doktorunuz sizi muayene edecektir, eğer sadece kaslardan kaynaklanan bir ağrı düşünürse herhangi bir tetkik istemeden tedaviye başlayabilir. Ama bir uyuşukluk, bir güç kaybı, bir yürüme bozukluğu varsa mutlaka MR istenmelidir. Ağrı bir düşme, bir kaza sonucu meydana gelmediyse düz film çekmenin bir anlamı yoktur. Tomografinin de bir travma olmadıkça anlamı yoktur.

    MR tetkiki şua içermediğinden hem zararsızdır, hem de hem kemikleri hem de yumuşak dokuları gösterdiğinden tanıya varmada büyük kolaylık sağlar. Ne kadar sık çekilirse çekilsin bir sorun oluşturmaz, sadece vücudunda metal bir parça bulunanlar ve kalbinde pil olanlar için uygun değildir.

    MR çekildi, sadece kaslarınızda bir gerginlik veya eklemlerinizde sorun çıktı

    Basit ağrı kesiciler yanında mutlaka manuel terapi denilen elle kasları gevşetme yöntemi veya masaj terapisi veya fizik tedavi uygulanmalıdır. Sadece ilaç kullanılırsa ağrılar azalır, ama ilk fırsatta gene tekrarlar. Kalıcı bir çözüm için eğer imkan varsa kyroprakti denilen, özellikle Amerika’da ve Fransa’da çok yaygın olan tedaviyi veya manuel terapiyi ülkemizde de uygulanan kişileri bulup onların maharetli ellerine kendinizi teslim etmeniz yerinde olur. Eğer bu kişileri bulamazsanız fizik tedavi yaptırmanız fayda eder.

    MR çekildi, ameliyat gerektirmeyen bir fıtığınız var

    Eğer sadece ağrı ve/veya uyuşmanız varsa ameliyat gerekmez, ama fıtığı büyümeden yok etmek gerekir. Bunun için en etkili yöntem beli yavaş yavaş bilgisayar yardımıyla çekerek fıtığı yerine koymaktır. Bu konuda en gelişmiş en etkili yöntem antaljik trak denilen masaj koltuğuna benzeyen ve omurgayı yavaş yavaş çekerek fıtığı yerine sokan metottur. Eğer antaljik trak cihazına ulaşmanız zor ise diğer bel çeken aletler, fizik tedavi metotları size fayda eder.

    Eğer ağrılarınız fazla ise veya fıtığınız büyükse epidural enjeksiyon denilen ağrı kesici ve ödem çözücü tedavi yöntemini uygulatmanız çok iyi olur. Ağrılar kesildikten sonra tedavi de kolaylaşır ve daha çabuk etkili olur.

    Tüm bu gelişmiş yöntemleri bir arada kullanmak size çok daha faydalı olur. Yani belinize iğne yaptırdınız, kyroprakti ve antaljik trak yöntemlerini bir arada uyguladınız, çok daha çabuk ve etkili cevap alırsınız.

    MR çekildi, ameliyat gerektiren bir fıtığınız var

    Bir fıtığın ameliyat gerektirmesi için, fıtıktan bir parça koptuğunun görülmesi veya hastada güç kaybı olması gerekir, ya da yürümekte zorluk çekiyor olmanızın tespiti gerekir. Ayrıca gece uyandırıcı ağrılar da ameliyatı gerektirebilir. Eğer ameliyat kararı verilirse mutlaka ve mutlaka iyi bir araştırma yapmak zorundasınız. Her ne kadar teknoloji çok ilerlediyse de omurilikte veya sinirlerde oluşabilecek bir hasarın geri dönüşü çok zordur.

    Ameliyatı yapan hekimi seçerken iyi araştırmalı, tecrübe ve başarı yüksekliğini göz önüne almalısınız. Unutmayın her şeyi yapan hekim o konuda iyi demek değildir, bel fıtığı ameliyatını çok fazla sayıda yapan, başarıyla yapan ve özellikle bel fıtığı ile ilgilenen hekim çok daha makbuldür.

    MR çekildi, belinizde kayma var

    Eğer çekilen MR’da belinizde kayma, yani sizi taşıyan iki omurganın üstüste olmadığı görülürse doktorunuzun size ilave bir film daha çektirmesi gerekir, buna “dinamik lomber grafi” denir. Eğer kayma hareketliyse ameliyat olmanız gerekir, çünkü bu kayma nedeniyle her harekette omuriliğe darbe oluşuyor demektir.

    Eğer hareketsizse önemli olan yürüme mesafenizdir. Eğer 200-300 metrede bir durup dinlenme gereği duyuyorsanız ameliyat olmanız gerekir, ama kilometrelerce yürüyebiliyorsanız antaljik trak, kyroprakti, fizik tedavi gibi metotları kullanabilirsiniz.

    Eğer belinizdeki kayma nedeniyle ameliyat gerekiyorsa belinize vida koymak gerekir. Bu vida ameliyatları ne yazık ki en çok korkulan ameliyatlardır, teknolojiyi yeterince kullanamayan veya deneyimsiz ellerde hasta için bir faciaya dönüşebilir. Ne mutlu ki bu ameliyatlar da gelişen teknoloji sayesinde deneyimli eller tarafından başarıyla yapılabilmektedir. Bu konuda da doktor seçerken çok ama çok dikkatli davranılmalıdır.

    MR çekildi, belinizde darlık var

    Beldeki darlıklar için de karar verme yolu yürüme mesafenizdir. Eğer yürürken sık sık durmak zorunda kalıyorsanız, ameliyat olmanız gerekir. Eğer rahatlıkla uzun mesafe yürüyorsanız antaljik trak gibi traksiyon yöntemleriyle beliniz çekilerek bu darlık açılabilir.

    Eğer ameliyat olmanız gereken bir veya iki seviyede darlık var, belinizde bir kayma yoksa diş hekimlerinin dişi oyduğu TUR yöntemi benzeri bir yöntemle mikroskop altında bu darlık giderilebilir. Eğer darlık üç veya daha fazla mesafedeyse veya kayma da darlığa eşlik ediyorsa bele vida takılmasında yarar var.

    Doktor seçerken

    Unutmayın, bel sorunları başlangıçta yakalanırsa çok kolay tedavi edilir, ama bekledikçe, omurilikte, sinirlerde hasar oluştukça tedavi güçleşir. Hem tedavi olacağınız hem de gerekirse ameliyat olacağınız doktoru seçerken çok dikkatli, çok özenli davranmanız, iyice araştırmanız gerekir.

  • Boyun fıtığı operasyonunu takiben ilk 30 gün için uyulması gereken tavsiyeler

    Araba kullanmak genellikle ilk 3-4 hafta tavsiye edilmez. Ancak özel durumlar için doktorunuzun fikrini alabilirsiniz. Uzun süren araba seyahatlerinden, ve sık sık durup kalkmayı gerektiren araba seyahatlerinden ilk 3 hafta için kaçınınız. Eğer uzun süreli araba seyahatiniz zorunlu ise sık sık arabayı durdurup dışarı çıkarak yürüyüş yapınız.

    Her gün dışarı çıkarak yürüyüşler yapınız. Her gecen gün, yürüyüşünüzün süresini ve olduğunu unutmayınız. Merdiven inmeniz ve çıkmanıza müsaade edilir, ve varsa merdiven trabzanına tutunarak destek alabilirsiniz. Yürüyüş ve aktivitelerinizi boyun bölgesinin rahatlığı süresince devam ediniz (yani, boyununuzun sözünü dinleyerek hareket ediniz.)

    Seksüel aktivitelere, ilk 3-4 hafta süre ile müsaade edilmemektedir.

    Ev işi yapmak (ütü yapmak, elektrik süpürgesi ile süpürmek , çamaşır ve bulaşık makinesini yüklemek veya boşaltmak gibi )3-4 hafta süre ile YASAKTIR.

    Başınızı öne ve arkaya sık sık ve ani olarak eğmekten ve bu hareketleri gerektiren işleri yapmaktan kaçınınız. 2,5 kg.dan ağır şeyleri ( çocukta dahil ) kaldırmayınız ve taşımayınız.

    Eğer size boyunluk (servikal yakalık ) verilmişse nasıl ve ne zaman giyeceğinizi doktorunuza sorunuz. Eğer başka şekilde tavsiye edilmemişse yakalığınızı ayakta, yürürken ve arabada seyahat ederken takınız.

    Normalde ameliyatta 4 gün sonra banyo veya duş yapabilirsiniz. Yıkanırken yaranıza su değebilir ancak yaranızın üzerini herhangi bir şeyle sürterek temizlemeyiniz. Eğer dikişleriniz varsa onların alınması için ( genellikle ameliyatın 6-7 günleri ) doktorunuzla irtibata geçiniz.

    Eğer ağrılarınız için devamlı olarak ağrı kesici ilaçlar alıyorsanız kabızlık sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Bunu önlemek için ilaçlar veya doğal kabızlık ilaçları ( mürdüm eriği suyu gibi ) alabilirsiniz.

    İlk birkaç hafta boyunca ses kısıklığı boyunda ağrı rahatsızlık hissi olması normaldir, meraklanmayınız. Ancak yaranızda aşırı kızarıklık, şişlik, hassasiyet, akıntı varsa doktorunuzla irtibata geçiniz. Çünkü yaranız iltihap kapmış olabilir.

    Size aldığınız gıdalarda (eğer başka bir doktor tarafından kısıtlama getirilmemişse-hipertansiyon için tuzsuz yüksek kolesterol için yağsız diyetler gibi ) herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir, her şeyi yiyebilirsiniz.

    Eğer sizin ameliyatınızdaki kemik greft ve plak kullanılarak füzyon yapılmışsa ameliyattan sonraki ilk 6-8 hafta içinde anti-inflamatuar ağrı kesici ilaçlardan ve sigara içmekten kaçınınız. Çünkü bunlar kemiklerde kaynamayı geciktiren etkenlerdir.

  • Bel fıtığı operasyonu geçiren hastaların ameliyattan sonraki ilk 30 gün için uyması gereke tavsiyeler

    Araba kullanmak genellikle ilk 3-4 hafta tavsiye edilmez. Ancak özel durumlar için doktorunuz fikrini alabilirsiniz. Uzun süren araba seyahatlerinden, ve sık sık durup kalkmayı gerektiren araba seyahatlerinden ilk 3 hafta için kaçınınız. Eğer uzun süreli araba seyahatiniz zorunlu ise sık sık arabayı durdurup dışarı çıkarak yürüyüş yapınız.

    Her gün dışarı çıkarak yürüyüşler yapınız. Her geçen gün, yürüyüşünüzün süresini ve mesafesini artırınız. Yürüyüşün, ilk 3-4 hafta içinde yapabileceğiniz yegane egzersiz olduğunu unutmayınız. Merdiven inmeniz ve çıkmanıza müsaade edilir, ve varsa merdiven trabzanına tutunarak destek alabilirsiniz. Yürüyüş ve aktivitelerinizi bel bölgesinin rahatlığı süresince devam ediniz (yani, belinizin ve bacağınızın sözünü dinleyerek hareket ediniz).

    Seksüel aktivitelere, ilk 3-4 hafta süre ile müsaade edilmemektedir.

    Ev işi yapmak (ütü yapmak, elektrik süpürgesi ile süpürmek, çamaşır ve bulaşık makinesini yüklemek veya boşaltmak gibi ) 3-4 hafta süre ile YASAKTIR. Özel durumlar için doktorunuzdan bilgi ve tavsiye alabilirsiniz.

    Belinizi öne ve arkaya sık sık ve ani olarak eğilmekten ve bu hareketleri gerektiren işleri yapmaktan kaçınınız. Eğilmeniz gereken işleri çömelerek yapınız. Eğer zorunlu olarak eğilecekseniz dizlerinizi hafif kırarak eğinliniz.2,5 kg.dan ağır şeyleri (çocukta dahil ) kaldırmayınız ve taşımayınız. Otururken dik olarak oturunuz, ve dizlerinizin kalçalarınızdan daha yüksekte olmasına dikkat ediniz. (Ayağınızın altına yükseklik koyunuz ).

    Eğer size bel korsesi verilmişse nasıl ve ne zaman giyeceğinizi doktorunuza sorunuz. Eğer başka şekilde tavsiye edilmemişse korsenizi ayakta, yürürken veya arabada seyahat ederken takınız.

    Normalde ameliyattan 4 gün sonra banyo veya duş yapabilirsiniz. Yıkanırken yaranıza su değebilir ancak yaranızın üzerini herhangi bir şeyle sürterek temizlemeyiniz. Eğer dikişleriniz varsa onların alınması için ( genellikle ameliyatın 6-7 günleri ) doktorunuzla irtibata geçiniz.

    Eğer ağrılarınız için devamlı olarak ağrı kesici ilaçlar alıyorsanız kabızlık sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Bunu önlemek için ilaçlar veya doğal kabızlık ilaçları (mürdüm eriği suyu gibi ) alabilirsiniz.

    İlk birkaç hafta boyunca bel ağrısı bacakta gelip geçici ağrı ve uyuşukluk, rahatsızlık hissi olması normaldir, meraklanmayınız. Ancak yaranızda aşırı kızarıklık, şişlik, hassasiyet, akıntı varsa doktorunuzla irtibata geçiniz. Çünkü yaranız iltihap kapmış olabilir. Eğer yaranızda berrak bir sıvı geliyorsa mutlaka doktorunuzu arayıp bilgi veriniz. Bu durum eğer önemsenmezse menenjite yol açabilir.

    Size aldığınız gıdalarda (eğer başka bir doktor tarafından kısıtlama getirilmemişse – hipertansiyon için tuzsuz, yüksek kolesterol için yağsız diyetler gibi) herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir, her şeyi yiyebilirsiniz.

    Eğer sizin ameliyatınızda kemik greft ve vida-rot(çubuk) kullanılarak füzyon yapılmışsa ameliyattan sonraki ilk 6-8 hafta içinde anti-inflamatuar ağrı kesici ilaçlardan ve sigara içmekten kaçınınız. Çünkü bunlar kemiklerde kaynamayı geciktiren etkenlerdir.

    Tuvalet ihtiyacınızı alafranga tuvalet ile karşılayınız. Eğer alafranga tuvaletiniz yoksa, bir sandalyenin ortasını çıkararak benzer bir oturak yapabilirsiniz.

    Ameliyattan sonra ilk gün pansumanınız yapılarak yaranız kontrol edilir. Bundan sonra yaranızda akıntı-kanama olmadıkça, pansumanınız kendiliğinden açılmadıkça yeni pansuman yapmak gereksizdir.Ancak dikişlerinizin alınacağı 6-7 günlerde pansumanınızın değiştirilmesi yeterlidir.

  • Boyun fıtığı tanısı nasıl konur?

    Boyun fıtığı, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bilindiği üzere boyunda 7 adet omur ve bunların arasında da disk denilen yapılar ve her iki omuru da birbirine bağlayan 2 adet küçük eklem vardır. Omurların arasında bulunan disk yapısı anulus fibrosus adıyla anılan dış katman ve nucleus pulposus denilen iç katmandan oluşur ve görevi omurlar üzerine binen yükü eşit olarak dağıtmak, basit bir benzetmeyle amortisör görevi yapmaktır. Disk ve faset eklemlerin bir diğer görevi de boynun hareketliliğini sağlamaktır. Bu sayede boynumuzu her yöne hareket ettirme olanağı vardır.

    Boyun ağrıları günlük yaşamın çok sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Özellikle bilgisayar kullanımının iş hayatının vazgeçilmez bir parçası olması sonrası boyun ağrıları ile daha sık karşılaşılmaktadır. Bu ağrılar, boyun omurlarının yukarıda söz ettiğimiz gibi kötü ve yanlış kullanımından olabileceği gibi travma sonucu oluşan zedelenme sonrasında da görülebilir. Bazı meslek grupları boyun ağrılarına yatkınlık gösterirler. Masa başı yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan kişiler, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapan çalışanlar gibi…

    Yaşla artan dejeneratif süreçte halk arasında kireçlenme denilen duruma katkıda bulunarak hastada boyun ağrılarının daha artmasına neden olabilir. Yaşlılıkla beraber omurların arasında bulunan disk denilen yapının iç kısmında su miktarı azalabilir, bu durum diskin görevini yapmasını engeller. Sonrasında da diskin dış tabakasında da bozulmalar başlayıp yırtılmalar görülebilir. Bu yırtılmalar daha ilerlerse, diskin iç yapısı yırtıktan dışarı çıkarak, omurilik ve kollara giden sinirlere bası yapacak duruma gelir. Bu duruma tıpta servikal disk hernisi, halk arasında da boyun fıtığı denir. Kollara giden sinirlerin bası altında kalması hastada omuz ve/veya kollarda ağrı, kollarda ve/veya ellerde uyuşma karıncalanma, kuvvet kaybına neden olabilir. Oluşan boyun fıtığının omuriliğe yaptığı bası daha az olasılıkla bacaklarda sorunlara ve patoljik refleks bulgularına neden olabilir.

    Tanı Nasıl Konur?

    Tanı koymada ilk basamak hastanın şikayetlerini ve öyküsünü dinlemek ve boyun fıtığının karışabileceği diğer hastalık gruplarını da göz önüne alarak muayene etmektir. Bundan sonraki aşama, güncel yaklaşımda ilk tercih edilen tetkik olan manyetik rezonans görüntülemedir. Bazı durumlarda özellikle yaşlı hastalarda omurlarda ve/veya omurlar arası bölgede kireçlenmeyi daha iyi saptayabilmek için bilgisayarlı tomografi ve direk grafi (röntgen) çekimi gerekir.

    Birden fazla boyun fıtığı olduğunda veya hastada kollara giden sinirlerin sıkışması söz konusu ise elektrofizyolojik bir tetkik olan EMG (elektromiyografi) halk arasındaki adıyla sinir ölçüm testi de yapılabilir.