Blog

  • Baş ağrısı neden olur baş ağrısı çeşitleri nelerdir?

    Baş ağrısı günümüzde toplumda çok sık karşılaşılan bir şikayettir. Baş ağrısı sebepleri basit nedenlere bağlı olabileceği gibi hayatı tehdit edebilecek nedenlere de bağlı olabilir. Özellikle ağrı kesicilere yanıt vermeyen, yaşam kalitenizi etkileyen, uyku düzeninizi bozan baş ağrılarına sahipseniz bunun altında yatan sebebi araştırmak gereklidir. Örneğin bazı tip baş ağrıları vardır ki beyin tümörü, beyin kanaması veya anevrizma gibi yaşamı tehdit eden ciddi hastalıkların ilk, hatta bazı durumlarda tek belirtisi olabilir.

    İYİ HUYLU BAŞ AĞRILARI

    MİGREN : Beyin damarlarının bilinmeyen bir nedenle aniden daralmaları ve sonra genişlemeleri sonucunda oluşan baş ağrısıdır. Şiddetli ve zonklayıcı ağrıdır. Genellikle başın bir tarafında veya bir gözün arkasında hissedilir . Parlayan bir ışık görme hissi (aura) olabilir veya olmayabilir (görsel bir takım rahatsızlıklar, kol veya bacakta uyuşma) . Işığa ve/veya sese karşı hassasiyet , mide bulantısı ve/veya kusma görülebilir.

    GERİLİM TİPİ BAŞ AĞRISI : Strese bağlı ağrılardır. Şiddetli olmayan, sürekli bir ağrıdır . Zonklama olmaz. Başta veya boyunda gerginlik hissi vardır. Yetersiz uyku, depresyon, strese bağlı olabilir.

    KÜME BAŞ AĞRISI : Yılın belli dönemlerinde artan ve genelde tek göz ve çevresini tutan,erkeklerde sık görülen bir baş ağrısıdır. Genetik geçiş özelliği vardır.

    TRAVMA SONRASI GÖRÜLEN BAŞ AĞRILARI : Genelde kafa travmalarından sonra görülürler. Belli bir süre sonra kendiliğinden düzelmeleri mümkündür.
    EKSERSİZE BAĞLI AĞRILAR : Aşırı yorgunluk nedeniyle oluşan ağrılardır.
    İLAÇLARA BAĞLI AĞRILAR : Bazı ilaçlar baş ağrısını tetikler.
    YIYECEK VE ALKOLE BAĞLI AĞRILAR: Bazı gıdalar,örneğin fındık,çikolata ve benzeri gıdalar baş ağrısını tetikler. Özellikle mayalı içkiler,yani şarap,bira gibi içkiler baş ağrısını tetikleyebilir.

    KADINLARDA ADET DÖNEMINDE YAŞANAN BAŞ AĞRISI: Çoğunlukla yumurtlama veya adet döneminde veya hemen önce veya sonra oluşur.

    ALERJIYE BAĞLI BAŞ AĞRISI: Sinüslerin tıkanması söz konusudur. Gözlerde yaşarma ve kaşınma görülür. Başta zonklama tarzında ağrı vardır. Özellikle mevsim değişikliklerinden etkilenir.

    SİNÜZİTE BAĞLI BAŞ AĞRISI: Burun kızarıklığı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, başında zonklama ana belirtiler olabilir. Bu tip başağrılarını kısaca sinüs başa ağrısı, allerjik baş ağrısı gibi değerlendirebiliriz. Burunda tıkanıklık, iltihabi burun akıntısı, dişlere vuran ağrı görülebilir.

    GÖZ YORGUNLUĞUNA BAĞLI BAŞ AĞRISI: Alın kısmında görülür. Tedavi edilmeyen görme sorunları ve özellikle astigmat sebep olur. Gözlük kullanıldığı takdirde kontrol altına kolayca alınabilir.

    BEYİN VE SİNİR SİSTEMİNDEKİ HASTALIKLARDAN DOLAYI OLUŞAN BAŞ AĞRILARI

    BEYİN TÜMÖRLERİ: Tümörler kafatası içinde baskı yaparak,ağrıya hassas kısımların yani damar ve beyin örtülerinin etkilenmesi sonucunda baş ağrısına yol açarlar.Beyin dokusunun ağrı hissi yoktur.

    HIDROSEFALİ: Beyin içindeki boşluklarda su birikmesi olayıdır. Baş ağrısı sebepleri arasında oldukça nadir olarak görülür.
    BOYUNDAN GELEN AĞRILAR: Genelde boyun kireçlenmeleri nedeniyle olur.Enseden başlayarak kafanın arkasından tüm kafaya yayılırlar.

    TEMPORAL ARTERİT: Kulak önünde deri altında bulunan damarın yani temporal arterin iltihaplanması söz konusudur.Doğal olarak ağrı bu çevrede hissedilir.

    BEYİN KANAMALARI: Bir iki saati bulabilen baş ağrısıyla birlikte kol ve bacaklarda uyuşukluk, bulantı ve kusmanın birlikte olması gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bahar aylarında baş ağrılarının artmasının olağan olduğunu ancak, ağrının uzun sürmesinin ve ağrıyla birlikte diğer belirtilerin ortaya çıkmasının beyin kanamasına işaret edebilir.
    MENENJİT: Beyin zarlarının iltihabıdır. Çok şiddetli ağrı vardır. Bilinç kapanması görülebilir.

    TANSİYON YÜKSEKLİĞİ: Özellikle küçük tansiyon yüksekliğinde görülür. Eski vakalarda vücut duruma alıştığı için ağrı hissedilmez.Genelde yeni oluşmuş tansiyon yüksekliğinde hissedilir.

    ARTERİOVENÖZ MALFORMASYON (AVM): AVM denilen beyindeki anormal damar yumakçıkları anne karnındaki bebeklerde gelişmekte ve yıllar içinde büyümektedir. Bu damar yumakçıklarında ani kanamalarla karşılaşılabilmektedir. Bu tür kanamalar beyin dokusuna vurgun olarak etki eder ve sonrasında beyinde ödem gözlenir. Bu dönemde kanama durdurulup boşaltılsa bile hayati fonksiyonların kazanılması mümkün olmayabilir. Bu sebeple erken tanı koyarak ve sebebe yönelik cerrahi ve damar içi girişimlerin ardından yaşamlarını normal olarak devam ettirmeleri mümkün olabilmektedir. Beyin kanaması geçirdikten sonra yapılacak cerrahi müdahalede hayati tehdit ve sakatlık oranı yüksek olabilmektedir. Bu nedenle saydığımız bulguları gençlerin öncelikle bu konularla ilgili hekimlerce en azından hayatlarında bir kere muayene edilmeleri ve muayene bulguları sonucuna göre gerekli laboratuvar tekniklerini kullanmaları gerekmektedir.

    BU BELİRTİLER VARSA MUTLAKA ÖNEMSEYİN:

    Bir iki saati bulan ve sürekli olan baş ağrıları

    Baş ağrılarıyla birlikte kol ve bacaklardaki uyuşukluk

    Aralıklarla gelen zonklama

    Başın aynı yerinde tekrarlayan ya da şakaklarda ve alında yerleşim gösteren ağrılar

    Baş ağrısı ile birlikte görülen bulantı ve kusma

    Zaman zaman oluşan konuşma bozuklukları

    El ve ayaklarda titreme

    Bilinç durumunda bulanıklık olması

  • Anevrizma nedir? Anevrizma belirtileri nelerdir?

    Anevrizma nedir?

    Anevrizma, beyindeki atardamar duvarının zayıflaması sonucu bir balonlaşma şeklinde ortaya çıkar.Bu balonlaşma damar duvarını zayıflatır ve normal damara göre daha dayanıksızlaştırır. Bu zayıflayan ve incelen damar duvarı yırtılarak kişinin hayatını tehlikeye sokabilir. Anevrizmanın oluşumu herhangi bir kan damarında meydana gelse de daha çok atardamarda görülür.olşumunda çok fazla neden olabilir. Damar sertliği anevrizmanın oluşmasında en önemli etkendir.Bunun yanında kafa travması, damar iltihaplanması, yüksek tansiyon ve doğuştan gelen damar gelişme bozuklukları da olabilmektedir.

    Mca Anevrizmaları

    Anevrizma Belirtileri nelerdir?

    Belirtileri vücutta oluştukları bölge ile doğrudan ilgilidir. Anevrizmanın patlaması sonucu ağrıdan bayılma, inme inme ve şok şeklinde görülen hayatı ciddi şekilde tehdit eden bir çok belirtiler görülebilir.Genel olarak karın, göğüs,baş ve sırtta ısrar eden ağrılar olarak da sayılabilir. Ancak kişide kanamamış anevrizması varsa çoğunlukla hiçbir belirti görülmeyebilir. Belirti vermediğinden başka hastalıklarada karıştırılabilir. Belirti görülmeyen anevrizmalar uzman bir doktorun klinik muayenesi sonucu ve ek testler yapılarak tespit edilebilir. Bazı hastaların vücudunda başka anevrizmalarında olma ihtimali düşünülerek, bu noktada doktora hastalığın etkileri iyi anlatılmalıdır. Hastalık tespiti yapılan kişilerin kontrol ve takipleri düzenli olarak yapılmalıdır.

    Tedavisi nasıl yapılır?

    Ülkemizde birçok kişi bu hastalığın farkında olmadan yaşamlarını sürdürmektedirler.Anevrizma küçük ve bulunduğu yer açısından daha az büyüme ve kanama riski taşıyorsa sadece takip iyi bir seçenek olabilir. Bu kişilerde yıllık kanama riski az da olsa devam eder. Kanamamış anevrizmalı hastalara ilave olarak ilaç tedavisi uygulanabilir. Takipte olan hastalar sigara kullanımını bırakmalı ve kan basıncını kontrol altına almalıdır.

    Günümüzde yaygın olarak uygulanan standart tedavi şekli ameliyatla tedavidir. Anevrizmaların tedavisi, yerlerine, büyüklüklerine, büyüme hızlarına, damarda meydana getirdikleri hasara, patlama riskleri gibi çeşitli etkenlere göre planlanmaktadır. Artık dünyada bir çok merkezde uygulanan endovasküler tedavi yöntemleri sayesinde hastalar bir-iki gün gibi kısa süre hastanede yatmakta ve tedavi olmaktadırlar. Açık cerrahi tedavi anevrizmalı hastalara uzun bir zamandan beri uygulanan bir yöntemdir. Bu ameliyat anevrizmayı kapatmak için gerçekleştirilen bir ameliyat olup genel anestezi altında kafatasında küçük bir pencere açılarak ile yapılır. Bugün artık pek çok modern kapalı veya açık cerrahi teknikleri kullanılmaktadır.

  • Boyun fıtığı nedir, neden olur? Tedavisi nasıldır?

    Boyun fıtığı en sık boyun ağrısı ile belirtisini gösterir. Fakat bu ağrıya kollara yayılan ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi eşlik etmelidir. Bu şikayetleri olan hastaların beyin cerrahisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon veya ortopedi bölümlerine başvurmaları gerekmektedir.

    Boyun fıtığı boyun omurları arasında bulunan disklerin fıtıklaşarak boyundaki sinir köklerine bası yapması sonucu oluşur. Üst seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler omuzlarda iken alt seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler kollarda ya da ellerde oluşmaktadır.

    Boyun fıtığının teşhisinde iyi bir anamnez yani hastalığın öyküsü alınması ve uygun muayenenin yapılması gereklidir. Bunlardan sonra boyun grafikleri, MRG – Manyetik Resonans Görüntüleme ve EMG –Elektro Myo Grafi gibi yöntemler boyun fıtığı tanısında kullanılır.

    Boyun fıtığı tespit edilen hasta kişilerde tedavi yöntemleri hastalığın şiddetine bağlı değişir. Ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler çoğu zaman yeterli iken bazı hastalar için fizik tedavi egzersiz uygulanması gerekebilir.

    Bu tedaviler yetersiz kaldığında cerrahi teknik gerekebilir. Boyun fıtıklarının cerrahisinde sinirlere bası yapan fıtıklaşmış diskler temizlenir ve yerine titanyumdan oluşan bir disk yerleştirilir. Ameliyat 45 – 60 dakika arası sürebilir. Ameliyattan 2 saat sonra hastalar ayağa kalkabilmekte ve 1 hafta içinde günlük hayatlarındaki işlerine dönebilmektedirler. Ameliyat sonrası 6 hafta kadar boyunluk kullanılması gereklidir. Boyun fıtıklarında eğer hastaya cerrahi teknik uygulanacaksa, hastalar muhakkak bir beyin ve sinir cerrahına danışmalı en uygun şekilde tedavi edilmelidirler.

  • Bel fıtığı nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Bel fıtığı günümüzde sıkça rastlanılan sağlık problemlerinden tekidir. Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesidir olduğundan gündelik yaşamda yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır.Bel fıtığının birçok sebebi vardır. Bel fıtığının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve en sık mekanik nedenler baskındır. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev gören bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Omurlar arasındaki disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet etmektedir.. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus olarak adlandırılan jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus denen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerdeyse her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar bulunmaktadır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denilmektedir. Bel fıtıkları bulging(taşma), protrüzyon, ektrüzyon ve sekestrasyon olmakla beraber üzere 4 evrede değerlendirilir.Bel fıtığı Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, taşma derecesine göre omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkışmakta böylece bel ağrısı ile ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgularda eşlik edebilmektedir. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır. Vücut yaşlandıkça omurgalar arasındaki diskler esnekliğini ve şok emici özelliklerini kaybeder ve dejeneratif disk hastalığı dediğimiz yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.Bel fıtığı riski altında olanlar halter gibi yüksek riskli sporlarla uğraşanlar,zayıf bel ve karın kasları olanlar,aşırı kilolu olan kimseler,ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar,hamileliğin son aylarında olanlardır,uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler,duruş bozukluğu olan kimselerdir.

    Bel fıtığı tanısı yapıldıktan sonra, çekilen MRI ile fıtığın dereceside ameliyat kararında etkilidir ancak her fıtık ameliyat gerektirmeyebilir. Tumor, abse gibi bazı durumlarda cerrahi müdahale gereklidir.

  • Beyin tümörü nasıl olur? Belirtileri ve tedavisi nedir?

    Beyin tümörü, kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yapar ve bulunduğu bölgeye ve baskı altında tuttuğu beyin alanına göre belirtiler verir. Fakat kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikli olarak kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterir. Beyin tümörü karakterine göre düzensiz ya da düzenli bir biçimde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkânı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar.

    Beyin tümörü kötü huylu olduğu zaman vücutta başka türlü hastalıklara da yol açma durumu vardır. Beyin tümörü ameliyat ile alınacağı gibi eğer iyi huyluysa da beyin ve sinir cerrahının takibinde kalabilir ya da ışın tedavisi ile büyümesi engellenmeye çalışılır. Beyin tümörleri hiçbir bulgu vermeden tamamen tesadüf eseri tespit edilebilir, bu tip tümörler genelde iyi huylu olup günümüzde beyin MR’ı çekilmesi gerekçesi olmayan hallerde tespiti yapılabilir. Bazı beyin tümörleri boyutu, yerleşimi ve huyuna göre bulgu vererek de ortaya çıkabilir. Beyin tümörü bulgularının bazılarını sayacak olursak, baş ağrısı, şiddetli kusma, vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler, kişilik bozuklukları ve epilepsi benzeri bayılmalardır.

    Beyin tümörü genellikle iyi huylu ve kötü huylu olarak ortaya çıkmaktadır. Bir tümörün iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığını patolojik tanı denilen, normal olmayan dokunun bazı özel boyama ve üretme teknikleri ile mikroskop ile incelenmesi ile konulmaktadır. Fakat beyin görüntüleme yöntemlerinden beyin MR’ı, tomografi ve spektroskopi yöntemlerinden biri ile bir dokunun davranışı iyi veya kötü huylu olup olmadığı köken aldığı bölgeye bakılarak tahmin edilebilir.

    İyi huylu beyin tümörlerine örnek olarak beyin zarından köken alan meningiomlar verilebilmektedir. Meningiomlar genelde çok yavaş büyürler ve başka bir organa yayılma özellikleri olmaz. Boyutları küçük, beynin derin yerleşiminde olan meningiomlar eger hasta için şikâyet yaratmıyorsa beyin cerrahı tarafından takipte tutulabilir. Kötü huylu beyin tümörlerinde ise Glioblastome multiforme, anaplastik astrositom, astrositom gibi örnekler verilebilmektedir. Bu tümörlerin tamamının tanısı patoloji denilen normal olmayan dokunun özel boyalar ve mikroskop ile incelenmesi ile konulmalıdır. Patolojik tanı normal olmayan dokudan cerrahi yöntemler ile örnek almak ya da tamamını çıkartmak şeklinde konulmaktadır. Patolojik tanı konulduktan sonra her biri kendi içerisinde tedaviye farklı yanıt veren tümörlere farklı şekillerde yaklaşılmalıdır. Bazı tümörler kemoterapi ve ışın tedavisine çok uzun bir süre üremeyerek yanıt verdikleri görülürken, yüksek dereceli beyin dokusundan köken almış beyin tümörü bu tedavi yöntemlerine yanıt vermeme ihtimali vardır. Günümüzde hala bir çok tıp merkezinde kötü huylu beyin tümörlerine yönelik tedavi yöntemleri araştırılması sürdürülmektedir.

  • Beyin kanamaları; neden olur – belirtileri nelerdir?

    Beyin kanaması, zannedilenin aksine bir değil pek çok farklı sebepten dolayı ortaya çıkabilen oldukça karmaşık bir hastalık. Genel olarak beynin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları deniyor. Bunların bazıları tedaviye ihtiyaç gösterirken bazıları hiçbir tedavi gerektirmiyor.

    Beyin kanamalarının en fazla, travmaya uğramış olgularda görülür.Özellikle trafik kazası, düşme gibi travmalardan sonra beyin kanamalarının görülebildiğini söylüyor. Travmadan sonrası cilt altında oluşan kanamalar, özellikle çocuklarda çok önemli. Çünkü bunlar herhangi bir şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için, cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor.

    Epidural kanama: Beyin kanaması türlerinden bir diğeri, beynin en dış zarıyla kafatası kemiği arasında oluşan kanamalar. Bunlara, duvarın (beynin en dış zarı) dışındaki kanamalar veya diğer bir değişiyle epidural kanamalar deniyor. Bunlar, kemiğin kırılmasıyla, kemiğin içerisinden geçen damarların yırtılmasıyla ya da kemiğin kendi içinin kanamasıyla biriken kanamalardan oluşuyor.Bu tür hastalarda cerrahi müdahale açısından çok hızlı davranmak gerekir. “Özellikle, kaza geçirdikten sonra belirli bir dönem uyanık kalıp da daha sonra şuur kapanan hastaları muayene ederek, beyin zarıyla kemik arasındaki kanamanın varlığını saptadıktan hemen sonra acilen ameliyata almamız gerekiyor. Almadığınız takdirde ölümle, sakatlıkla ya da bir tarafın felciyle karşılaşmak mümkün. Acil servisten gelebilecek böyle bir hastayı, 10-15 dakika içerisinde ameliyathanede ameliyata başlar hale gelebilmeyi gerektiren bir vaka olarak kabul etmek lazım.”

    Subdural kanama: Bir başka kanama türü olan subdural kanamalar ise beynin en dış zarıyla (dura) beynin ortadaki zarı arasında oluşuyor. Bu tür kanamalar da yine darbelerle olabildiği gibi, çok alkol almış kişilerin sarhoşluk sırasında kafasını nereye ve nasıl vurduğunu bilmediği için ufak travmaların ve darbelerin neticesinde uzun dönemli kanamalar şeklinde de kendini gösterebiliyor. Bu tür baskılara karşı beynin bir toleransı vardır.Bu tolerans beynin plastisitesi ve elastisitesinden kaynaklanır.Beyin toleransını kaybettiği ya da sınırına geldiği anda reaksiyon verir hale gelir. Bu durumda hastanın nörolojik tablosunda bir değişiklik olur. Önemli olan bu plastisiteyi ve elastisiteyi aşmadan ve geriye dönüşü olmayan durumlar oluşmadan önce problemi ortadan kaldırabilmek.

    Bebek sallama sendromu: Bir başka kanama türü de beynin son, orta ve alt zarı arasında, su miktarının olması gereken yerden başka bir bölüme geçmesinin verdiği baskıyla ortaya çıkan su toplanması nedeniyle oluşan ve buna eşlik eden kanamalar. Bu durumda problem, su toplanmasının içerisine ufak kan sızması şeklinde görülebiliyor. Özellikle ülkemizde, annelerin gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda küçük çocuklarını uyutmak için ayağında ya da bir örtü yardımıyla elle oluşturulan salıncakta hızla sallanması bebek sallama sendromu denen ciddi bir hasara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda beyin zarlarının yırtılması, beyinle kafatası kemikleri arasında veya beynin en son zarı arasındaki askı toplardamarları dediğimiz bölümlerin yırtılması sonucunda kanamalar oluşabilir.

    Subaraknoid kanama: Beyin kanamalarının en önemlisi, vücuttaki bütün damarların korunması için, beyin omurilik sıvısının gezdiği zarların arasında bulunan bölümde seyredeni. Burası damarların herhangi bir şekilde sıkıştırılmamasını, bükülmemesini sağlayan bir mekanizma aslında. Beyin omurilik sıvısı içerisine bir kanamanın sızması, subaraknoid kanama denilen ve özellikle damarsal problemlerin olduğu hastalarda görülen durum. Eğer damarda damar sertliğine, tansiyonun artımına, yumaklaşmanın, balonlaşmanın veya damardaki diğer başka anomalilere bağlı olan bir kanama oluşursa, kanamanın ilk ortaya çıktığı nokta bu su sistemi oluyor. Ani bir sızma ile çok şiddetli baş ağrısı oluşuyor. Beyin omurilik sıvısı, beyinden omuriliğe kadar gittiği için, bu sızmanın neticesinde beyin basıncını artıyor ve ense sertliği meydana geliyor. Böyle bir beyin kanaması, damardaki balonlaşmanın ani patlamasıyla kişinin birden yere düşüp bayılmasına, çok şiddetli ve gelip geçici bir baş ağrısına sebep olabileceği gibi hastayı komaya sokar bir duruma kadar getirebiliyor.

    Anormal damarlaşmalar: Beyinde kanama yapan bir başka sebep de anormal damarlaşmalar. Damarsal yumaklaşma denilen atardamarların ya da toplardamarların yumaklaşması veya bir, iki atar damarla beslenip bir iki toplar damarla kendisini boşaltan, görüntü olarak böğürtlene benzeyen bazı damarsal anomalilerin olduğu durumlarda da beyin kanamaları meydana geliyor. Bu damarsal durumların bazılarının doğumsal, bazılarının sonradan geliştiği varsayımları bulunuyor. Beynimizde, kalpten gelen kanı alan, iki adet önde iki adet arkada yer alan atar damarlardan oluşan büyük bir damar sistemi var. Bu damarlar dallanarak, birbirleriyle birleşerek beynin içerisinde bir poligon yapıp, her tarafı besliyorlar. Bu sistem içerisinde, atardamarla toplardamar arasında olması gereken ince yapıdaki damarların doğumsal yokluğu, atardamarın basınçla kanı aniden toplar damara geçirmesine ve damarlarda şişmeler oluşmasına neden olabiliyor. Anormal ağlaşma denen bu durum, beynin normalde belli bir yere gitmesi gereken kanı başka bir yere sevk etmesine sebep olduğu için çalma sendromlarına sebep oluyor. Yani bir tarafa hiç kan gitmiyor veya az gidiyor ve oraya gitmesi gereken kan başka bir tarafa gidiyor.

    Tanı yöntemleri

    Beyin damarları hastalıklarında, bazı şikayetlerin uzun süre ve belli aralıklarla devamlılığı söz konusu olduğunda tanı programları uygulanıyor. Tetkik yöntemleri kendi içinde belirli bir sıralama izliyor. Örneğin bir hastada baş ağrısı periyodik olarak devam ediyor ve belirli bir bölgede oluyorsa, bu hasta için en basitinden başlayıp daha komplike olanına kadar giden geniş bir tetkik yelpazesi bulunuyor. Tanı yöntemleri olarak, belden beyin omurilik sıvısı alınması, beyin damarlarını görüntüleme metotlarından MR ya da bilgisayar tomografik görüntüleme sistemi kullanılıyor. Çok ufak olan milimetrik boyuttaki damarsal problemler MR ya da bilgisayar tomografide görünmese bile, büyüyüp gerçekten soruna neden olabilecek diğer damarsal anomalileri bu tetkiklerle görmek mümkün. Hastanın kolundaki bir toplardamardan verilen kontrast maddeyle yapılan tetkiklerde bilgisayarın görüntüleme sistemiyle kafanın içerisindeki bütün arteriyel ve venöz damarsal sistemi görmek mümkün. Bilgisayar tomografi beyindeki bütün damarların sağlıklı olup olmadığını tıbbi anlamda kalptekiyle eşdeğer olarak ortaya koyabiliyor. En ileri tetkiklerden biri de dijital substruction anjiyografi (DSA) dir.DSA, kalp anjiyosu yapar gibi beyindeki damarların patolojisini görme imkanı veren bir teknik. Ama ondan önce MR anjiyo, MR venografi gibi toplardamarların, atardamarların MR’da ve bilgisayar tomografide görülme imkanı sağlanması gerekiyor. Bu bazı hastalıkları engelleme imkanı verir.

    Anormal damarlaşmaların tedavisi

    Anormal damarlaşmaların tedavisi cerrahi yöntemlerle yapılıyor. Ancak ameliyatlardan sonra bu tür damarsal durumlar ortadan kaldırılsa da bazen daha önce tam kan gitmeyen yerde aşırı kanlanma sorunu yaşanabiliyor.

    Beyindeki kan damarlarının ve beyin suyunun akımında fizik kanunlarının hepsi geçerlidir.Beyindeki damarsal yapılarda beyin bu akımı bazen normal yaparken, fazla kan geldiğinde damarları kasmak, az kan geldiğinde damarları açmak suretiyle gerekli olan kanı temin etmeye çalışıyor. Ancak damarsal bir anomali olduğu veya kişinin tansiyonu çok yükseldiği zaman beyin bu otoregülasyon işlemini tam yapamıyor. Bu mekanizma işlemeyince de zayıf olan ya da damar sertliği olan bir yerden rahatlıkla kanama olabilir.

    Ateroskleroza, damar sertliğine ya da damardaki anomalilere bağlı gelişen kanamalarda ise kanamaların zamanlaması, kanamanın yeri, damarın yeri veya kanamanın ne kadar devam ettiği çok önemli. Bu kanama bazen bir sızma sonrasında ortadan kalktığı gibi, bazen de çok aşırı miktarlarda olabiliyor. Aşırı kanama, su yollarını yırtıp beynin diğer su boşluklarında veya beynin kendi dokusu içerisinde de kanama yapabiliyor. Beynin içerisindeki bölgeye göre kanamanın tedavisi de farklılıklar yaratıyor. Örneğin derinde, az miktarda olan ancak hastanın bir tarafını felç edecek kadar çok ağır problemler yaratmış bir kanamanın cerrahiye ihtiyacı olmuyor. Ancak hastada yarattığı problemler ömür boyu devam edip hiç iyileşmeyebiliyor. Bazı büyük kanamalara anında müdahale edilmesi ise hastada yerleşik problemlerin oluşmamasını sağlıyor. Hasta hızla normal durumuna dönebiliyor. Anormal damarlaşmaların bir kısmına müdahale edilirken bir kısmına edilemiyor. Büyük bir toplar damarın varis gibi bir yerde genişlemesi tedaviye ihtiyaç göstermiyor. Sara nöbetleri oluşturan, küçük böğürtlen gibi birkaç damarla beslenip birkaç damarla kendini boşaltan damarsal sorunlar ise mutlaka cerrahi tedavi gerektiriyor. Cerrahi yöntemin alternatifi olarak derinde, hayati bölgelerde, çıkartılmasında hastaya problemler yaratabilecek bölgelerde, küçük damarsal patolojilerde Gamma Knife kullanılıyor. Balonlaşma problemlerinde ise genellikle embolizasyon denilen radyolojik girişimlerle balonların içerisi kapatılıyor.

  • Bel fıtığı ameliyat seçenekleri

    Bel bölgesinde 5 adet omurga ve bunların arasında da disk denilen yapılar vardır. Sağlıklı bir bel; omurga, omurgayı birbirine bağlayan eklemler, bağ yapıları, diskler, omurilik kesesi ve kasların normal anatomik beraberliği ile olanaklıdır. Gövdenin tüm ağırlığının bacaklara aktarımı bel bölgesinde yerleşik bu yapılar aracılığıyla olur. Bu yapılardan bir veya birkaçında oluşabilecek sorunlar, bel ağrısına neden olur. Tıpta lomber disk hernisi denilen ancak günlük kullanımda hastaların bel fıtığı olarak adlandırdıkları hastalık, omurgalar arasındaki disk denilen yapılardan gelişmektedir. Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır. Bel fıtıklarının çoğu son 2 disk yapısından kaynaklanır. Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Sizin şikayetlerinizi ve hastalık öykünüzü dinlemek, muayenenizi yapmak, gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri uygulamak sonrasında tanınızı belirledikten sonra tedavi planında temel olarak önümüzde 2 seçenek olacaktır. Bunlardan biri istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir. Diğer tedavi yöntemi ise cerrahidir. Beyin ve sinir cerrahi uzmanı olarak bunlardan hangisinin uygun olduğuna yukarıda belirttiğim süreç sonrasında karar verip size öneride bulunacağım. Cerrahi tedaviye karar vermemde temel etkenler: Hastanın sosyal ve iş yaşamını ileri derece etkileyen ve dinlenme-ilaç tedavisine yanıt vermeyen ağrı, idrar ve gaita sorunları, bacakta ve/veya ayakta kuvvet kaybıdır.

    Özellikle son yıllarda cerrahi tedavi konusunda hastalarımızın akıllarında bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Bu yazıyı yazmamın amacı da cerrahi tedavi seçeneklerini daha anlaşılır bir dille sizlere anlatmaktır. Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Lomber disk hernisi olan hastaya açık diskektomi, mikrodiskektomi veya tam kapalı (endoskopik) diskektomi ameliyatı önerilebilir.

    Açık diskektomi ameliyatı genel anestezi altında, hasta yüzüstü veya diz-dirsek pozisyonunda uygulanır. Ciltte yapılan 2-4 cm’lik kesiden yapılır. Daha sonra kas dokusu sıyrılarak ekartör yerleştirilir. Omurganın arkasındaki kemik dokudan küçük bir pencere açılarak, hemen altındaki bağ dokusuna ulaşılır ve bu dokunun bazen alınarak bazen bağ dokusunda da küçük bir giriş yeri açılmasını takiben omurilik kesesi ve buradan çıkan sinir kökü görülür. Sonrasında hastada yakınmayı artıran sinir köküne basan fıtık parçası görülür ve çıkarılır. Daha sonra fıtığın oluştuğu disk mesafesine girilerek diskektomi işlemi yapılır ve kanama kontrolu yapıldıktan sonra ameliyat sonlandırılır.

    Mikrodiskektomide (mikroskop kullanılarak yapılan bel fıtığı ameliyatı) ise daha küçük cilt kesisi kullanılır ve daha az kas dokusu ekarte edilir. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası DAHA AZ KAS SPAZMI, YANİ DAHA AZ AĞRI demektir. Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 BOYUTLU ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır.

    Ben mikrodiskektomi sonrası hastalarımı 6 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın geceyi daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastaların geceyi ağrısız geçirmelerini sağlamak için anestezi uzmanı arkadaşlarımın hazırladığı, PCA denilen dijital hasta kontrollü ağrı önleme cihazı kullanıyorum. Bu cihaz ağrı kesici özelliği oldukça yüksek olan ilaçları hastaya düzenli olarak vermekte, hasta ağrı hissetiğinde cihazın düğmesine basarak EK DOZ ilaç alabilmektedir. Ancak cihaz dijital özelliğinden dolayı hastaya verilebilecek dozu kendi ayarlamakta, belli bir doz sonrasında ilacı vermemektedir. Böylece hastaların geceyi maksimum konforda geçirmesi sağlanmaktadır. Hastalar çoğunlukla 1-2 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilmektedir. Ameliyat sonrası süreç için ‘Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Merak Ettikleriniz’ başlığına bakabilirsiniz.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (full endoscopic) bel bölgesinde arkadan veya yan taraftan girilerek yapılır. Yan taraftan yapılan endoskopik girişimde bütün diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Son 10 yılda endoskopik yöntemler tıpta çok güncel hale gelmiş ve beyin cerrahisinde de kendine önemli bir yer edinmiştir. Bel bölgesinde yan taraftan girilerek yapılan tam kapalı bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştrilir. Bu nedenle hastanede günübirlik yatış yapılmakta, hastalar ameliyattan 6 saat sonra taburcu edilebilmektedir.

    Ben tam kapalı bel fıtığı ameliyatı sonrası hastalarımı 4 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın günü daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu oluyorlar.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı KOMPLİKASYON ORANI OLDUKÇA DÜŞÜK VE HASTA KONFORU SON DERECE YÜKSEK bir ameliyattır. Hastalar ameliyat sonrası hastaneden aynı gün taburcu edilmekte ve evde 3 gün dinlenme sonrası işlerine dönebilmektedirler.Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için hastanın uygun olup olmadığı kararı beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir.

    Tüm bu ameliyat çeşitlerinden hangisinin hasta için uygun olduğu kararı ise beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir. Bu operasyonlar sonrası nüks oranlarına baktığımızda; genellikle %5-12 arasındadır.

    Sağlıklı günler dilerim.

  • Antioksidan beslenme ve beyin

    Ne kadar çok duyuyoruz bu iki kelimeyi: Antioksidan beslenme

    Evet biliyoruz, dengeli beslenmede, diyetle alınan antioksidanların çok önemi var. Ancak nedir bu antioksidanlar ve antioksidan beslenme. Antioksidanlar, serbest radikal denen bedenimize zararlı bileşenlerle mücadele eden ve zararlı etkilerini azaltan veya kaldıran maddeler.

    Oksijen dokularımız için vazgeçilmez bir molekül ancak bazı reaksiyonlar sonucu reaktif oksijen molekülleri ve serbest radikaller denen maddeler oluşmakta. Bunlar da ‘oksidatif stres’ denilen hücre üzerine zararlı olan süreçte önemli rol almakta. Bu olumsuz süreç, antioksidanlar tarafından sonlandırılıncaya kadar sürmektedir. Ancak antioksidan destek yeterli değilse, hücrenin doğrudan veya dolaylı ölümü görülebilmektedir. Bu durumda, beslenme ile dışarıdan alınan besinlerin antioksidan içerikleri de çok önemli hale gelmektedir. Sağlıklı beyin işlevlerinin sağlanması için de; sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi düzenli olarak yapmak gerekir.

  • Boyun fıtığı ameliyatı ve iş süreciniz

    Boyun fıtığı ameliyatı denilince hastalarımızın bir çok konuda kaygısı ve sorusu var. Bu arada en çok sorulan sorulardan biri de ”İşe ne zaman geri dönebileceğim?” sorusu. Bu konu hastada uygulanan ameliyat şekli, ameliyatta kaç mesafe fıtık ameliyatı yapıldığı, hastanın beden yapısı, yaşı, çalıştığı iş özellikleri (ofis içi ve dışı, beden ağırlıklı iş vb), ameliyatta titanyum plak kullanılıp kullanılmadığı gibi etkenlere bağlıdır. Bu yazımızda 45 yaşında, bay veya bayan, bir ofiste bilgisayarla masa başında çalışan, gününün tamamına yakınını ofis içinde geçiren, önemli başka bir sağlık sorunu olmayan, boy/kilo oranı uygun, tek mesafe boyun fıtığı sorunu olup cerrahi yapılma kararı alınmış bir hastayı tartışacağız.

    Ameliyat Öncesi Süreç

    Hastamızı muayene yapıp servikal (boyun) MR’ı ve boyun omurlarının basit röntgenini çektikten sonra cerrahi kararı veriyoruz. Bundan sonra hastamızı ameliyat tarihinden 1 gün önce çalıştığımız hastanenin dış hekimler sorumlusuna yönlendirip, ameliyat öncesi incelemelerini yapıyoruz. Sonrasında hastamızı anestezi uzmanı arkadaşımız değerlendiriyor. Bundan sonra hasta ertesi gün yani ameliyat günü gelmek üzere evine izinli gönderiliyor.

    Ameliyat Süreci

    Ertesi sabah hastaneye yatan hastamızı öğleden sonra ameliyata alıyoruz. Ameliyat seçenekleri hakkında bilgi için burayı tıklayarak ilgili linkteki yazıyı okuyabilirsiniz. Ameliyat hasta odasıdan ayrılış ve geliş olarak 2-2.5 saatlik bir süreci alıyor. Bu sürenin ameliyat öncesi 45 dakikası anestezi ve hastanın cerrahi pozisyonunun ayarlanması için, ameliyat bittikten sonraki 3o dakikası da hastanın anesteziden uyandırılması için kullanılıyor. Yani sadece cerrahi süreç 45 dakika ile 1 saat sürüyor, diyebiliriz.

    Ameliyat Sonrası Hastane Süreci

    Hasta odasına alındıktan 5-6 saat sonra yürütülüyor. İlk yumuşak gıda rejimini de 6 saat sonra almaya başlıyor. Gece çok büyük çoğunlukla sorunsuz geçer. Sadece bazen yutkunma güçlüğü, bazen de boğazda takılma hissi olabilir. Hastamız ertesi günü sabah kahvaltısını yapar ve tarafımdan pansumanı yapıldıktan sonra taburcu edilir.

    Ameliyat Sonrası Ev Süreci

    Evde 2-3 gün sürekli yatarak olmayan bir dinlenim dönemi öneriyoruz. 4. gün hastamız sokağa çıkabilir. İlk bir haftada da yumuşak gıda rejimi öneriyoruz (çorba, ekmek içi, makarna, patates püresi, muhallebi, vb).

    İşe Ne Zaman Döneceğim?

    İş yerinde ciddi izin veya rapor sınırlaması olan hastalarla karşılaşıyoruz. Bu hastalarımızın işe erken dönemde dönememeleri nedeniyle işten çıkarılma, pozisyon kaybetme gibi kaygıları oluyor. Sosyal güvenlik kurallarının ciddi işletildiği kurumlarda, bu sorunlarla karşılaşılmaması gerekirken; sayısı hiç de az da olmayan bir grup hastada bu sorun ciddi kaygı oluşturuyor. Bu nedenle işe erken dönemde dönmek isteyen boyun fıtığından ameliyat olmuş hastalara (eğer masabaşı işte çalışıyorlarsa) ben 10. günden sonra ilk önceleri ılımlı bir çalışma programına uymaları kaydıyla, izin veriyorum. Ancak hastamız eğer masa başı işte çalışmıyorsa, örneğin sürekli araç kullanan, inşaat işinde çalışan veya çok sık seyahat eden biriyse en azından 20 günden önce işe tam performanslı olarak başlamasını istemiyoruz.

    Sonuç olarak bakıldığında, boyun fıtığı ameliyatı çok önemli anatomik yapıların olduğu bir bölgede yapılıyor olsa da, cerrahide herşeyin olması gerektiği gibi gitmesiyle ameliyat sonrası süreci de çok rahat tolere edilen bir süreçtir.

    Tüm hastalarıma sosyal güvenlik ve iş nedeniyle endişe duymayacakları bir Türkiye ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Bel fıtığı olan hastalarımız dikkat lütfen!

    Bel fıtığı tanısı olan veya bu nedenle ameliyat geçirmiş hastalarımız, lütfen yukarıdaki grafiğe dikkat ediniz. Bu grafik, kişinin duruş veya oturuş durumuna göre bel omurları arasında yer alan diskin (yani bel fıtığının kaynaklandığı yerin) basıncındaki değişimleri gösteriyor. Diskin basıncı en düşük: Yatar durumda, En yüksek: Oturur pozisyonda bir şey kaldırmaya çalışırken görülmekte.

    Hastalarımıza her zaman; ofiste veya evde oturarak çalışırken, evde-işyerinde veya herhangi bir ulaşım aracında otururken her saatte bir 10 dakika ayağa kalkmayı ve yürümeyi öneriyoruz. Grafikte görüldüğü gibi oturur durumdan ayağa kalkınca disk içi basınç %35 dolayında azalmakta. Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta da öne eğilince ve ayrıca öne eğilerek bir şey kaldırınca da disk içi basıncın belirgin derecede arttığı.

    Otururken en düşük basınç, sandalye ve koltukta dik pozisyonda otururken sağlanıyor. Bu nedenle otururken duruşumuzu dik tutmak ve ofiste olası ise ortopedik uygunluğu belgelenmiş sandalyelerde oturmak ve her zaman bel desteğinin olmasını sağlamak, bel sağlığını korumak için en önemli etkenler arasında sayılabilir. Yine yatarken sırt üstü yatma durumunda, yan yatmaya göre disk içi basınç üçte bir azalmaktadır.