Blog

  • Sinir sıkışması nedir? Tedavisi nasıl olur

    İnsanın elini, kolunu, bacağını hareket ettirmesini sağlayan emirler beyninden bu bölgelere sinirlerle taşınır. Tabii ki bu sinirler vücudun içinde yol alırken kemiklerin, kasların yanından geçerler. İşte buralarda çeşitli nedenlerle ezilmeye maruz kalırlarsa, yani sinir sıkışması olursa; taşıdıkları sinyallerde aksama olur. Adeta bir kablo veya hortum ezildiğinde, elektriksel iletimde bozukluk olması gibi, söz konusu sinir sıkışması uyuşma-karıncalanma- hissizleşme diye adlandırılan duyu bozukluklarına, ağrıya ve en sonunda da felç dediğimiz güçsüzlüğe yol açar.

    Fizik tedavi ile geçmeyen sinir sıkışmasının en başarılı tedavisi ise basitçe siniri sıkıştığı yerden kurtarmaktır ve bu ancak beyin ve sinir cerrahlarının yapabileceği bir iştir. Tabii ki sinirin tam olarak sıkıştığı yeri deneyimli ellerde yapılan elektriksel ölçümler yani EMG ve MR Nörografi gibi ileri teknoloji gerektiren yöntemlerle saptadıktan sonra.

  • Spinal metastazlı hastaların tedavisinde seçilecek cerrahi yaklaşım kriterleri;

    Spinal metastazların tedavisinde cerrahinin amacı en az invaziv yöntem kullanarak maksimum derecede fonksiyonel bir klinik iyilik sağlamaktır.

    Primer odak bilinmiyorsa ve patolojik tanı yoksa: Eğer lezyon kolay ulaşılabilir ise önce iğne biyopsisi ile doku tanısı elde edilmelidir. Çünkü kanser hastalarında epidural apse olasılığı vardır.

    Eğer spinal kolon unstabil ise

    Eğer nörolojik defisit tümör basısından ziyade spinal deformite veya kemik kompresyonuna bağlı ise

    Eğer XRT başarısızsa

    Eğer hastanın beklenen yaşam süresi 3-4 aydan fazla ise

    Hastanın isteği doğrultusunda cerrahi tedavi planlanmalıdır

  • Spinal metastazlarda vertebroplasti-kifoplasti

    Perkütan vertebra cisminin sağlamlaştırılması hem ağrıyı kontrol hem de vertebra cisminin dayanıklılığını arttıran dah az invaziv bir yöntemdir. Bu yöntem aynı zamanda radyoterapi ve kemoterapi ile kombine olarak ta uygulanabilir. Ancak bu yöntemle metastazların tedavisi osteoporotik kırıkların tedavisine oranla teknik olarak daha zor ve risklidir. Metastatik lezyonların çoğunda tümör epidural bölgeyi tutmuştur ve vertebra cisminin arka sınırı sağlam olmayabilir. Kemik çimentosunun epidural mesafeye kaçma riski osteoportik fraktürlere oranla 10 misli daha fazladır. Kemik çimentosunun osteoportik vertebraya enjekte edilmesi tümörlü vertebraya oranla daha kolaydır. Vertebra cismi tümör dokusu nedeniyle enjeksyona direnç gösterir. Daha gelişmiş olan RF, Laser induced thermotherapy (LITT) veya RF+plasma ablasyon yöntemleri ile önce tümör dokusu yakılarak vertebra içinde bir boşluk oluşturup direnç düşürülür ve sonra kemik çimentosunun enjekte edilir. Bu yolla müdahalede komplikasyon oranı düşük olup başarı şansı yüksektir.

    Genelde kompresyon fraktürle hastalarda osteoprotik fraktürün tedavisi daha az riskli ve kolaydır. Ayrıca spinal metastazı olan hastalarda bu tip perkütan girişimlerin endikasyonu çok sınırlıdır.

  • Spinal metastazlarda cerrahinin planlanması

    Tedavinin Planlanması

    Tedavinin Düzenlenmesinde çeşitli faktörle rol oynar. Bunlar sırasıyla;

    1) Primer hastalığa bağlı faktörler; Primer odağın hangi organ olduğu, ağrının varlığı ve tipi, spinal kolonun (omurganın) hangi bölgelerinin tutulduğu ve hastanın nörolojik tablosudur (hastanın felç olup olmadığı)

    2) Tedaviye bağlı faktörler: XRT Radyoterapi), XRT+ cerrahi dekompresyon ve kombine tedavi (XRT+C+CT). CT(kemoterapi) yalnız Ewing’s Sarcoma, neuroblastoma kemosensitif gibi tümörlerde etkilidir.

    3) Hastaya bağlı faktörler: Spinal metastazlı hastaların yaşam süresi ve morbidite (sakat kalma) oranı çok çeşitlilik gösterir. Her şeyden evvel bu hastalar eğitimli ve bilinçli olup en son tedavi seçeneklerini bir şekilde öğrenmiş hastalardır. Bu hastalara yaklaşımda hastanın umutları, isteği ve beklentileri doğrultusunda tedaviyi planlamak gerekir. Cerrahlar için en önemli karar hastalığın derecelendirilmesi ve yapılacak cerrahi girişimin hastaya fayda mı yoksa zarar mı vereceği konusunda doğru karar verebilmesidir.

    Ancak bu kararlar her hasta için bireysel olarak değerlendirilir. Cerrahi tedavi yaşam süresini uzatmada etkin değildir. Kanserin tipi, yaş ve hastalığın ileri dönemde olması yaşam süresini etkileyen faktörledir.

    Çocuklarda spinal metastazların seyri erişkinlerden farklıdır. Çocuklarda spinal metastazlar ya hematojen yayılımla ya da paraspinal bölgeden invazyonla oluşur. Ayrıca çocuklarda spinal metastaza bağlı oluşan total parapleji erişkinlerin aksine 48 saati geçmiş olsa bile cerrahi tedaviyle düzelebilme şansına sahiptir.

  • Boyun fıtıkları neden olur ve tedavileri nelerdir?

    Boyun fıtıkları neden olur ve tedavileri nelerdir?

    Boyun ağrısı şikâyeti ile günlük hayatta sıklıkla karşılaşılmaktadır. Çoğu zaman boyun ağrıları şiddetli olmaktadır. Boyun kasları pozisyona bağlı bilgisayar başında çalışırken veya ev işleri ile ilgilenirken öne eğilme durumunda gerilebilir. Çeşitli romatizmal hastalıklarda boyun ağrısı ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Fakat bazen boyun ağrıları medikal tedavi gerektirecek kadar şiddetli olabilir.

    Aşağıdaki durumlarda medikal tedavi alabilmek için doktorunuza başvurunuz:

    Boyun ağrınız omuz ve parmaklara doğru yayılıyorsa,

    El veya kolda uyuşma, karıncalanma veya kuvvetsizlik varsa,

    İdrar-gaita inkontinansı durumlarında,

    Çenenin göğse değirilmesinde problem varsa,

    Bulgular

    Boyun ağrısının lokalizasyonu ve şiddeti ağrıya neyin yol açtığını göstermede önemli ipuçları göstermektedir. Doktorunuza baş ve boynunuzun hangi pozisyonda rahat olduğunu veya ağrının hangi pozisyonda rahatladığınızı bildiriniz.

    Doktora ne zaman gidilmelidir?

    Boyun ağrınız omuz ve parmaklara doğru yayılıyorsa,

    El veya kolda uyuşma, karıncalanma veya kuvvetsizlik varsa,

    İdrar-gaita inkontinansı durumlarında,

    Çenenin göğse değirilmesinde problem varsa,

    Boyun ağrısı nedenleri

    Boyun ağrıları boynun zorlamaktan kaynaklanabileceği gibi boyun fıtıkları veya omurga tümörleri gibi daha önemli hastalıklar nedeniyle de ortaya çıkabilmektedir.

    Kas gerilmesi

    Boyunun uzun süre arabada, çalışma masasında ve bilgisayar önünde bükülü şekilde kalması kasların gerilmesi ve zorlanmasına yol açar. Özellikle boyunun arka tarafındaki kaslar aşırı yorulur ve neticede zorlanır. Boyun kasları kısa süre içinde çok zorlanırlarsa kronik boyun ağrıları ortaya çıkabilir. Yatakta kitap okumak veya dişleri gıcırdatmak gibi küçük hareketlerde de boyun kaslarında zorlama olabilmektedir.

    Eklemlerde yıpranma

    Vücudun diğer bölgelerindeki eklemler gibi boyunda bulunan eklemlerde zamanla aşınarak yırtılabilirler. Sonuçta boyun eklemlerinde osteoartrit gelişir.

    Sinirlerde baskı

    Boyun omurlarında ki bir takım hastalıklar omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği boşluğun daralmasına yol açarak boyun ağrısına yol açabilmektedir.

    Örneğin:

    Sertleşmiş disk: Yaşlandıkça omurlar arasında bulunan diskler suyunu kaybeder ve omurlar arasındaki mesafe daralır. Sonuçta aradan çıkan sinir ezilir.

    Disk hernileri: Disk hernileri omurlar arasındaki disklerin sert dış tabakalarında yırtık olduğunda disk içindeki jelatinöz materyalin dışarı çıkması ile oluşurlar. Dışa çıkan protrüzyon omurgadan dışarı çıkan sinirlere bası yapabilir ve kollarda ağrı ve kuvvetsizliğe yol açabilir.

    Kemik çıkıntılar: Boyundaki artritik eklemlerde oluşan kemik çıkıntılar omurilikten çıkan sinirlere bası oluşturabilir.

    Kazalar

    Arkadan darbe ile oluşan trafik kazalarında baş öne ve arkaya doğru hızlıca hareket ederek bir kamçı hareketi yapabilir ve sonuçta boyunun yumuşak dokuları sınırlarının üzerinde hareket ederek gerilebilirler.

    Hastalıklar

    Romatoid artrit: Romatoid artritli hastalarda el ve ayak eklemlerinden sonra boyun eklemleri en sık etkilenen eklem grubudur.

    Menenjit: Bu tür enfeksiyon hastalığında beyin ve omurilikte boylu boyunca şişlik oluşmakta ve hastalarda şiddetli boyun ağrısı ve boyunda sertlik gelişmektedir.

    Kanser: Bazen boyun ağrısı omurilik kanserlerinde de görülebilmektedir. Kanser dokusu omuriliğe vücudun diğer bölgelerinden gelebilir.

    Risk faktörleri

    Yaş: Boyunda yaş arttıkça yıpranma sonucu sıklıkla artritik değişiklikler görülmektedir.

    Meslek: Boyun ağrısı olma riski eğer işiniz uzun süre boynu bükerek çalışmayı gerektiriyor ise daha fazladır. Örn: Şoförlük ve bilgisayar kullanımı ilgili işler…

    Tanısal testler

    Doktorunuz genel olarak sizin hikayenizi dinledikten sonra boyun ağrınızın tipi, başlangıç yeri ve yayılımı ile ilgili sorular sorarak ağrı nedenini tespit ederek tedaviyi verebilecektir. Ancak kimi zaman tanı amaçlı testler yapabilir ve çeşitli görüntüleme yöntemlerini isteyebilir.

    *X-ray: X-ray boynunuzda sinir veya omuriliği sıkıştıran kemik çıkıntılarını veya diski gösterebilecektir. Fakat 60 yaş üstünde pek çok kişide filmlerde kemiklerde değişiklikler görülebilmesine rağmen her hangi bir bulguya sebep olmamaktadır.

    *Bilgisayarlı Tomografi (BT): Bilgisayarlı tomografi ile boyundaki kemik yapılar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olunabilmektedir.

    *Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Manyetik rezonans görüntüleme manyetik dalgalar kullanılarak elde edilen kemik, omurilik ve sinirler hakkında ayrıntılı bilgiler edinmemizi sağlayan gelişmiş bir görüntüleme tekniğidir.

    *Sinir testleri: Dokturunuz sizin ağrılarınızın sinirin ezilmesi sonucu ortaya çıktığından şüphelenirse elektromyografi (EMG) gibi bir testi isteyebilir. EMG testi keskin iğnelerin deriden kaslar içine ilerletilerek uygulanan sinirlerin fonksiyonlarını gösteren bir testtir.

    *Laboratuar testleri: Kan testleri: Kan testleri bazen boyun ağrısına yol açan romatizma veya enfeksiyon ile ilgili durumları tespit etmemize yardımcı olurlar. Lomber ponksiyon :Beyin veya omurilikte enfeksiyondan şüphelenildiğinde tanısal amaçlı olarak belden omurilik sıvısı almak gerekebilir.

    Tedaviler ve ilaçlar

    İlaç tedavisi:

    *Ağrı kesiciler: Doktorunuz sizin iin hiç karşılaşmadığınız derecede kuvvetli ağrı kesicileri ilaçları reçete edebilir. Opioid ağrı kesiciler bazen hızla ağrınızı kesebilir. Kas gevşeticiler veya trisiklik anti depresanlar özellikle ağrı için reçete edilebilen diğer ilaç gruplarıdır.

    *Enjeksiyonlar: Enjeksiyonlar da boyun ağrısını azaltırlar. Doktorunuz kotrikosteroid ilaçları sinirlerin yakınına, faset ekleminize veya boyun kaslarınıza enjekte edebilir. Ayrıca lidokain gibi lokal anestezik ajanlarıda ağrınız geçmesi için boyun içine enjekte edebilir.

    Cerrahi tedavi:

    Boyun ağrılarında nadiren cerrahi tedavi gerekebilir. Ağrı kesiciler ile azalmayan kol ağrıları, kollarda-omuzda ilaç tedavisi ile düzelmeyen kuvvetsizlik, omurilikte bası bulguları cerrahi tedavi için gereklilik durumu ortaya çıkartır.

    Servikal disk hernisine yapılan cerrahi yaklaşınlar anterior (ön) ve posteriordan (arka) yapılabilir.

    Anterior servikal diskektomi

    Füzyon için protez kullanılmayan

    Protez kullanılan

    Anterior plaksız

    Anterior plaklı

    Disk protezi kullanılan

    Posterior yaklaşımlar

    Servikal laminektomi

    Anahtar deliği laminotomi

    Hastalar ameliyat sonrası 6. saatte mobilize edilirler ve ertesi gün taburculukları yapılır. Önden yapılan ameliyatlar hastaların boyunlarında küçük bir kesiden gerçekleştirilmektedir.

  • Sıcak hava tansiyon düşmanı

    Sıcak havalarda beyin kanaması riski ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Murat İmer, aşırı sıcak havaların en çok yüksek tansiyona sahip hastaları etkilediğini söyledi.

    Tansiyonun ani ve denetimsiz yükselmesinin beyin kanamasına neden olabildiğini,doğumsal damar değişikliği, pıhtılaşmayı engelleyici ilaç kullanımı, bazı karaciğer hastalıkları, yüksek dozda alkol kullanımının da söz konusu komplikasyona yol açmaktadır.

    Beyin kanamasında ciddi baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç kaybı gibi belirtilerin ortaya çıktığını “Kanamanın olduğu beyin bölgesine bağlı olmak üzere felç ve birtakım belirtiler gelişebilir. Şeker hastalığı, damar sertliği, tansiyon yüksekliği olan kişilerde bu tablonun ortaya çıkması durumunda, beyin kanaması ihtimali düşünülerek hasta hemen hastaneye götürülmelidir.

    Sıcak havaların özellikle tansiyon hastalarında beyin kanaması riskini artırdığını belirten Dr. İmer, şu tavsiyelerde bulundu:

    “Güneşin direkt etkilerinden korunmak için şapka ya da bandana ile dolaşılmalı. Sabah 10.00 ile öğleden sonra 14.00 arasında güneş altında kalmamalı. Aç kalmamaya dikkat edip sağlıklı ve düzenli beslenmeye özen gösterilmeli. Gün içerisinde artan su ihtiyacını giderilmeli. İlaçlarını düzenli olarak alınmalı. Tansiyon kontrolleri daha sık yaptırılmalı’’.

  • Her bel ağrısının sebebi bel fıtığı değildir!

    İnsanların yaklaşık %95’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı şikayetinden muzdarip olurlar. Fakat sadece bu bel ağrılarının % 5 lik kısmından bel fıtığı sorumludur. Lomber omurga (bel çevresi) birbirine bağlanan kemikler, eklemler, sinirler, bağlar ve kasların hepsinin destek güç ve esneklik sağlamak için birlikte çalışan dikkate değer derecede iyi tasarlanmış bir yapıdır. Bu yapıtaşlarının herhengibirinde oluşabilecek problem bel ağrısı olarak kendini gösterir.

    Bel ağrısının en sık nedeni mekanik sorunlar ve yumuşak doku zorlanmalarıdır. Bu zorlanmalar en çok kaslarda ve ligamanlarda yırtılmalara sebep olur. Bu yaralanmalara sebep olan nedenler ise günlük hayatımızın işleğişinde birçok kez tekrarladığımız hareketlerden oluşmaktadır.

    – Ağır bir nesneyi kaldırmak veya kaldırırken omurganın zorlanması

    – Bel üzerine çok fazla stres oluşturan ani hareketler

    – Yanlış duruş ve oturuş pozisyonu

    Bu sebepler çok ciddi nedenler gibi görünmüyor ve uzun süreli ağrıya neden olmayabilir fakat ilk başlangıçta çok şiddetli ağrı oluşturabilirler. Bu ağrılar genellikle bel bölgesinde sınırlı, batma şeklinde acı, tutulma, hareketle artan ciddi ağrı, şiddetli kas spazmları ile tarif edilebilir.

    Tanısal sürecin temelini hastanın semptomları ve tıbbi öykünün ayrıntılı değerlendimesi oluşturur. Bu bilgiler ile birlikte detaylı bir muayene ile bel ağrısı nedeninin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Nedenin belirlenmesinin ardından, tedavi seçenekleri hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir.

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.

  • Yaşam kalitesi

    Ülkemizin de 1948’den beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’li yıllardaki temel prensibi “yaşama yıllar katın” iken, yani amaç insan yaşamını mümkün olduğunca uzatmak iken; 2000’li yıllardaki bu hedef “yıllara yaşam katın” olarak değiştirilmiş, yani uzayan insan yaşamının kaliteli olmasını sağlamak ve yaşam kalitesi artırmak hedeflenmiştir. Gerçekten de, günümüzde bir çok insanın hedefi aynıdır: Sağlıklı bir yaşlılık.

    Bizim de beyin cerrahları olarak, yaptığımız ameliyat planlarında hastanın tedavi edilmesi kadar; ameliyattan sonraki yaşamlarını insan onuruna uygun ve aktif bir şekilde geçirebilmeleri de göz önüne alınmaktadır. Kimi zaman bir beyin tümörünün hepsini çıkarmak gibi iddialardan bu yüzden kaçınıyoruz, yani gerekirse hastayı tekrar tekrar ameliyat ederiz ama yeter ki yaşam tarzına önemli bir kötü etkide bulunmayalım. Yani “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekiyor.

    Spor Yapmalı mıyım?

    Spor, sağlık için şart. Bunu biliyoruz. Peki ama hangi spor ve nasıl spor yapmalı? Bu çok önemli bir soru! Eğer uzun bir spor geçmişiniz yoksa, bir yakınızın tavsiyesi ile veya kafanıza göre spora başlarsanız; yarardan çok zarar göreceğinizi bilin. Futbol, basketbol, tenis, voleybol gibi ağır sporlar; zaten belli bir yaştan sonra ancak elit sporculara göre işler. Aman ha çivi çiviyi söker diye kendinizi zorlamayın. En yararlı spor olduğu söylenen yüzme bile, eğer düzgün bir stille yüzemiyorsanız; yani düzgün bir yüzme eğitimi almadıysanız en azından boynunuza zarar verecektir. Ya da herhangi bir spor salonundaki, eğitiminin ne olduğu belirsiz bir spor koçunun sizi zarar görünceye kadar zorlayabileceğini hiç unutmayın.

    Eğer doktorunuz size egzersiz önerdi ise, bu egzersizleri başlangıçta mutlaka fizyoterapist eşliğinde öğrenin ve onların tavsiyelerinin dışına asla çıkmayın. Zararın neresinden dönülse kardır…

    Ergonomi Nedir?

    Rahat olun! Ama her yerde, her zaman! Yani demek istediğim o ki, otururken-yatarken- çalışırken bile. Peki bu mümkün mü? Evet, çünkü unutmayın; hayatın merkezinde siz varsınız, her şey size göre düzenlenmiş olmalı. Masanızın amacı sizin üstünde rahat çalışmanız, yoksa göze hoş görünmesi değil. Sandalyenizin amacı ise sizin üstünde rahat oturmanız, başka bir amacı yok. Yatağınız da öyle, arabanızın koltuğu da. Hepsi ergonomik olmalı, yani size tam uygun olmalı.

    Günümüzün, odağına insanı almış uygar toplumlarında böyle en azından. En rahat şekilde çalışabileceğiniz, dinlenebileceğiniz bir ortamın nasıl olması gerektiği zaten ergonomi bilimi tarafından belirlenmiş durumda. Size düşen ise, işvereninizden bu özelliklere sahip büro mobilyası istemek ya da evinize eşya satın alırken üreticinizden bu standartlara uygun ürünler temin etmesini istemek. Tüm iş kazalarının dörtte birinin bir şey taşırken olduğu biliniyor. Ağırlık kaldırırken ve taşırken olan kaza riskini; yükün ağırlığı, yatay ve dikey uzaklıkları, asimetri açısı, kaldırma frekansı, kavrama klasifikasyonu ve çevresel değişkenler belirliyor. İşyeri hekiminizden sizi bu konularda eğitmesini isteyin. Mesela gün içinde 2 saatten fazla ayaklara destek vermeden oturmak, beli bükerek veya eğerek çalışmak, diz çökerek çalışmak; veya sürekli eller ve kollar baş hizasının üzerindeçalışmak belinize kalıcı zarar verir. Şunu da sakın unutmayın, bel fıtığı sorunlarının üçte biri ve boyun fıtıklarının da hatırı sayılır bir çoğunluğu; aslında meslek hastalığı grubuna giriyor ve pek çok uygar ülkede artık işçi-işveren arası tazminat davalarının konusu oluyor.

  • Tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?

    Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Birincisi, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

    İkincisi, ameliyat sonrası gerekli önlemleri alıp yaşam tarzınızı doğru yöne çevirmezseniz, ameliyat olduğunuz bölgeye komşu olan organlarda benzer bir sorun ortaya çıkabilir; yani mesela ameliyat edilen diskinize komşu olan disk de fıtıklaşabilir. Değil mi ki sırada bekleyen boynunuzda altı, sırtınızda on ve belinizde altı diskiniz daha var. Buna doktorlar “komşu segment hastalığı” derler.

    Üçüncüsü, bazı hastalıklar doğaları gereği tekrarlama eğilimindedirler, yani alınan tüm önlemlere karşın yine de tekrar ameliyat olmanız gerekebilir, örneğin bazı beyin tümörlerinde üst üste 3-4 kez ameliyat olmak durumunda kalabilirsiniz. Buna da doktorlar “rekürrens” derler.

    Dördüncü bir ihtimal olarak da; cerrahınız kimi zaman ameliyat sırasında karşılaştığı beklenmeyen bir tersliğe bağlı olarak, kimi zaman ise önceden planlanmış olarak ameliyatı bir noktaya kadar yapıp, kalan kısmını daha sonra ve daha uygun bir zamanda yapmaya karar verebilir.

    Buna doktorlar kendi aralarında “rezidü” derler. Bu karar tabii ki keyfi değil, hastanın sağlığını korumak amacıyla alınan bir karardır.