Blog

  • Aşırı sinirlilik

    Aşırı sinirlilik tek başına reaksiyon gösterebilmekle beraber daha çok başka psikiyatrik bozuklukların belirtisidir. Aşırı sinirlilik rahatsızlığı sıradan sinirlilik durumundan oldukça farklıdır ve tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Aşırı sinirlilik hali tedavi edilebilir bir durumdur. Günlük hayatta kişilerin sosyal yaşam standartları önemli derecede olumsuz etkileyen aşırı sinirlilik hali hastanın sadece kendisine değil çevresine de hem fiziksel hem psikolojik zararlar verebilmektedir.

    AŞIRI SİNİRLİLİK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Depresyon geçiren kişiler, takıntılı titiz olan insanlar, şüpheci insanlar, duygularında aşırı iniş çıkış yaşayanlar, anti sosyal kişiliği olanlar aşırı sinirlilik rahatsızlığı yaşayabilirler. Stresli iş hayatı, mutsuz aile hayatı, alkol ve madde kullanımı aşırı sinirliliği tetikleyen unsurlardır.

    AŞIRI SİNİRLİLİK TEDAVİSİ

    Aşırı sinirlilik rahatsızlığı altında yatan sebebe göre tedavi uygulanması gereken bir rahatsızlıktır. Bu yüzden önce teşhis doğru konulmalıdır. Teşhise göre genel uygulanan tedavi psikolojik destektir. Bu süreçte devreye psikologlar girer ve aşırı sinirlilik halini ortadan kaldırmaya çalışırlar. Hasta bu tedavini yanı sıra destek olarak anti deprasanlar dahil ilaç tedavisi alır.

    AŞIRI SİNİRLİLİK ve BEYİN CERRAHİSİ

    Aşırı sinirlilik rahatsızlığı her ne kadar psikolojik rahatsızlık gibi görünse de altında beyinde gelişmiş bir yapısal ya da işlevsel sorun yatıyor olabilir. Dolayısıyla ilaç tedavisi veya psikolojik destek yetersiz kalır. Bu durumlarda tedavisi Uzman beyin cerrahlarının yapması gerekir. Tedavi sürecinde hastanın beynine gönderilen elektrik sinyalleri ile aşır sinirlilik durumu ortadan kaldırılır.

  • Epilepsi hakkında

    Halk arasında “Sara Hastalığı” olarakta bilinen epilepsi, vücudumuzun çalışmasını sağlayacak elektrik sinyallerini veren beyin hücrelerinin ani ve kısa süreli nörolojik bozukluk yaşaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Epilepsi rahatsızlığı tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir rahatsızlıktır.

    Epilepsi nöbetleri çok çeşitlilik gösterir. Bayılma titreme gibi epilepsi nöbetlerinin yanı sıra bazı durumlarda hasta bile belirtileri hissetmeyebilir. Bu durumda teşhisi zorlaştırır. Epilepsi bulaşıcı olmayan , çevresindekilere zarar vermeyen bir hastalıktır dolayısıyla hastalık durumu saklanmamalıdır.

    EPİLEPSİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Epilepsi rahatsızlığı her yaşta olacağı gibi genellikle çocukluktan itibaren görülen bir hastalıktır. Genel itibariyle her 100 çocuktan 1 tanesi bu hastalığa yakalanmaktadır. Epilepsi genetik bir özellik taşımakla beraber, beyin tümörü olanlar, kafa travması geçirenler, aşırı alkol ve sigara tüketenler, stresli bir hayata sahip olanlar risk grubundadır. Epilepsi hastalığının görülme oranı cinsiyete ve ırka göre farklılık göstermez. Bunun yanı sıra çocuklarda ve yaşlılarda daha çok görülür.

    EPİLEPSİ TEDAVİSİ

    Epilepsi hastalığı tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Epilepsi teşhisi konulduktan sonra ilk uygulanan tedavi ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi sayesinde nöbetler ortadan kaldırılır ve hastalık kontrol altına alınmış olur. Fakat bazı hastalarda ilaç tedavisi olumlu cevap vermez. Bu tip durumlarda hastaya ketojenik diyet, ameliyat ve epilepsi pili tedavileri uygulanır. Epilepsi pili hastanın sinir hücelerine elektrik sinyali gönderen pilin vücuda yerleştirilmesi ile gerçekleşir. Ketojenik diyet çok az kullanılan ama bazı hastalarda işe yarayan tedavi yöntemidir. Ameliyata uygun hastalarda ise kesin çözüm olarak beyin hücrelerine müdahale şeklinde ameliyatlar uygulanır.

    EPİLEPSİ VE BEYİN CERRAHİSİ

    Epilepsi hastlağı beyin hücrelerinin anormal davranışı sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. İlaç tedavisinden cevap alınmadığı taktirde cerrahi müdahale şarttır. Beyin içerisinde anormal davranışlar sergileyen hücrelere yönelik tedaviyi uzman beyin cerrahları uygulamaktadır.

  • Serebral palsi kimlerde görülür, tedavi yöntemleri hakkında

    Serebral palsi, yani beyin felci çoğunlukla doğum sırasında gerçekleşen anormal durumlar sonucu ortaya çıkan vücut hareketlerini ve kas koordinasyonunu ciddi şekilde etkileyen fakat zaman içerisinde ilerlemeyen bir dizi nörolojik sorundur. Serebral palsi doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında beyinde oluşabilir. O yüzden her ihtimale karşı normal doğumlarda bile çocukların gelişim süreçlerine dikkat edilmesi gerekmektedir.

    SEREBRAL PALSİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Serebral palsi çocuklarda doğum öncesi sonrası veya doğum sırasında gerçeleşebileceği için bebekler her zaman risk grubuna dahildir. Bebeğin durumunun yanı sıra madde ve alkol bağımlısı anneler, beyin kanaması, enfeksiyon gibi durumlarla karşılaşan bebekler risk grubuna dahildir.

    SEREBRAL PALSİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Serebral palsi tedavisi için bir çok seçenek vardır. Öncelikle hasta çocuğa karşı rehabilitasyon ve ilaç tedavisi uygulanır. Bu süreçte hastaya fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilecek eğitimler ve destekler verilir. Bu yöntemler geçici süreli işe yarasa da çoğu zaman cerrahi müdahale uygulanmaktadır. Bu müdahale hem ortopedik olabilir hem de nöroşirürjikal olabilir. Bu tedavi yöntemleri ile sorun ortadan kaldırılır.

    SEREBRAL PALSİ VE BEYİN CERRAHİSİ

    Serebral palsi , erken doğum, travma sonrası, beyne oksijen gitmemesi, beyin kanaması sonucu ortaya çıkabilir. Beyin damarlarında darlık, bükülme gibi birtakım anormallikler varsa ve cerrahi olarak kolay ulaşılabilecek bir bölgede ise cerrahi tedavi yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bunun dışında spastisite için baklofen pompası yerleştirilmesi, dorsal rizotomiler veya nörektomiler gibi cerrahi yöntemler de vardır. Ayrıca transkranial (beyin) elektrik stimülasyonu tedavisi uygulanabilir.

  • Beyin kanaması nedir ve kimlerde görülür?

    Beyin kanamaları çeşitli sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu sebepler arasında travma olabilir. Başa alınan darbe kafa tasında ve damarlarda kanamaya neden olabilmektedir. Travmaların yanı sıra tansiyon hastaları ciddi risk grubundadır. Yüksek tansiyon ile beraber oluşan basınç kılcal damarlarda çatlamaya ve kanamaya yol açar. Şeker hastaları, alkol bağımlıları, sigara tüketenler risk grubuna dahildir.

    Bunun dışında bir başka kanama nedeni anevrizmadır. Beyin anevrizması damar duvarlarındaki zayıf bir noktada oluşan balonlaşmadır. Damarın zayıf noktasında oluşan bu balonlaşma basınçla beraber patlayabilir kanın beyin içerisine akmasına sebep olur. Bu tip kanamalar ciddi kanamalardır, kişide kalıcı hasarlara sebep olabilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir. Dolayısıyla şüpheli durumlarda hastanın acile götürülmesi zorunludur.

    BEYİN KANAMASI TEDAVİSİ

    Beyin kanaması tedavisi için öncelikle MR yardımı ile kanamanın olduğu bölge tespit edilmelidir. Tespitin ardından anjıo ile anevrizmatik bir kanama mı değil mi ona bakılır. Anevrizma ise tedavisi Endovasküler yani kapalı yöntem ile gerçekleştirilir. Bu yöntem de kafatası açılmadan damara müdahale uygulanır. Kapalı yöntemin yetersiz kaldığı noktada açık cerrahi müdahale ile kanama tedavisi yapılır. Tansiyona bağlı beyin dokusu içine bir kanamaysa, kanama büyük ve beyne baskı yapıyorsa cerrahi yolla tedavi edilir. Travmatik olan yaralanmalarda kanama genellikle yüzeyeldir ve cerrahi yolla tedavi kolay olur.

    BEYİN KANAMASI ve BEYİN CERRAHİSİ

    Beyin kanaması beyin damarlarındaki zayıflık ve aşırı basınç yüzünden ulaşan bir sorundur. Dolayısıyla bu rahatsızlık ilgilenecek tıbbi alan beyin cerrahisidir. Uzman beyin cerrahları gerek açık gerekse kapalı yöntemler ile tedaviyi gerçekleştirir.

  • Bel fıtığı ve beyin cerrahisi

    Bel fıtığını sorunu, omuriliğimizi oluşturan omurların bir kısmının işlevini yitirmesi, hasar alması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık durumudur. Bel fıtığı büyük oranla yaşı ilerlemiş bireylerde görülür. İleri yaşlarda omurilikleri içerisindeki sıvının azalması ve omiriliklerin yıpranması buna neden olur.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Bel fıtığı oluşumu genellikle travmaya bağlı olduğu için kesin olarak şu yaş veya şu kişiler demek yanlış olur. Genelleme yapacak olursak daha çok 30 yaş üzeri insanlarda, yaşlılarda görülmekle beraber ani hareket sonucu, ağır yük taşıma, hareketsizlik gibi unsurlarda bel fıtığına sebep olur.

    BEL FITIĞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığının teşhisinden sonra ileri seviye olmayan durumlarda ilk önerilen tedavi yöntemleri istirahat, ağrıları azaltmaya yönelik ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersizlerdir. Fakat eğer bu yöntemler bel fıtığı sorunu geçirmezse veya rahatsızlık ilerlemiş durumda ise cerrahi müdahale yapılır.

    Cerrahi müdahele içerisinde ise mikrodiskektomi, açık diskektomi ve endeskopik bel fıtığı ameliyatı bulunmaktadır. Ameliyatlar sonrasında hasta gerekli fizik tedaviyi uygularsa 3-4 hafta içerisinde normal yaşantısına dönebilir.

    BEL FITIĞI VE BEYİN CERRAHİSİ

    Bel fıtığı yanlış ameliyatlar, yanlış tedavi yöntemleri ve hastanın ilgisizliği nedeniyle ağır sonuçlara neden olabilir. Bunlardan en önemlisi sinirlerin hasar görmesi nedeniyle kalıcı felçliktir. Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanları, günümüzde bel fıtığı ameliyatlarını sinirlere hasar vermeden gerçekleştirmektedir. Bu yüzden bel fıtığı sorunlarında tercih edilecek bölüm Beyin ve Sinir Cerrahisidir.

  • Anevrizma ve beyin cerrahisi

    Anevrizma, atardamar duvarındaki zayıf noktada oluşan balonlaşmayı ifade eden terimdir. Anevrizma duvarı normal bir damar duvarına göre daha ince ve zayıf yapıdadır. Dolayısıyla oluşan baloncuğun patlayıp beyin kanamasına yol açma riski yüksektir. Ciddi bir sağlık sorunu anevrizma zamanında ve gerekli müdahale yapılmaz ise ölümle sonuçlanabilir.

    ANEVRİZMA KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Anevrizma, doğuştan gelen bir hastalık değildir. Genellikle 30 yaş üstü kişilerde görülür. Birinci derece akrabasında anevrizma olanlar, aşırı sigara ve alkol tükenlerle beraber hipertansiyon hastalarında anevrizma görülme riski daha yüksektir. Ayrıca ani hareket yapanlarda ve ağırlık kaldıranlarda anlık olarak anevrizma patlaması görülebilir. Maalesef anevrizma kanaması yaşayan hastaların %20 lik kısmı olay anında vefat etmektedir. Dolayısıyla riskli durumlarda kontrol yapılması çok önemlidir.

    ANEVRİZMA TEDAVİSİ

    Anevrizma teşhisi zor bir hastalıktır. Basit bir baş ağrısı gibi görülebilir ve kişi tarafından önemsenmeyebilir. Eğer teşhis zamanında yapıldıysa cerrahi müdahale riskli fakat en etkili yöntemdir. Hastaya genel anestezi yapılarak anevrizmaya müdahale edilir. Anevrizmaya direk kafatasından müdahale edilebileceği gibi koldan veya kasıktan açılan kesikler ile de müdahale edilebilir. Ameliyat sonrasında hasta uzun bir süre dikkatli olmalıdır. MR yardımı ile gerekli kontroller yapılmalıdır.

    ANEVRİZMA VE BEYİN CERRAHİSİ

    Anevrizma, beyin içerisinde damarlarda oluştuğu için başvurulması gereken ve müdahale edecek olan bölüm beyin cerrahisidir. Genel anestezi sırasında beyine açılan küçük bir kesik ve kafatasından kemik alınması ile açık ameliyat yapılır. Anevrizmanın alınması sonrasında kesikler kapatılır ve gerekli kontroller ardından hasta taburcu edilebilir.

  • Karın ve bel kaslarını güçlendirici egzersizler nedir?

    Bunlara kor egzersizleri de deniyor. Yani vücudun kor kısmını, asıl ortadaki kısmını; bir bakıma gövdeyi güçlendiren egzersizler. Gövdenin içindeki organlarda, yani ciğerlerimizdeki ve bağırsaklarımızdaki gazlar; çok sağlam duvarlı bir balon gibi, büyük kas grupları tarafından çevrelenmiş durumda. Pek çok hareketimizin dayanak noktasını işte bu orta bölge oluşturuyor.

    Ön tarafta karın kasları, arka tarafta ise bel kasları; birbirini destekleyecek şekilde çalışırlar. Bunların karşılıklı güçlerinin ustalıkla dengelenmesi çok önemlidir. Herhangi birinin yapılacak bir ameliyatla diğerinden zayıf hale getirilmesi kadar, plansız şekilde yapılacak egzersizlerle diğerinden güçlü hale getirilmesi de bu dengeyi bozar. İşte bu nedenle kor egzersizleri, yapılacak tüm kişisel egzersiz planlarının temelini oluşturmalıdır.

  • Ağrı nasıl ölçülür?

    Ağrıyı vücut sıcaklığını ölçerken olduğu gibi bir derece ile veya tansiyon ölçerken olduğu gibi bir aletle ölçme şansımız yok. Yani hep dendiği gibi, “Ağrıyı sadece çeken bilir!”. Hastaya şöyle bir soru sorarak, ağrısı için sayısal bir değer öğrenebiliriz tabii ki: “Hiç ağrınız olmayan bir duruma sıfır desek, dayanılmaz ağrıya ya da hayatınızda çektiğiniz en korkunç ağrıya ise yüz desek, şu anki ağrınız sıfır ile yüz arasındaki hangi rakama karşılık geliyor?”.

    Yani ağrısı olanın yüzünden, halinden çektiği acıyı anlayabiliriz, ya da ağrısını yüzde olarak söylemesini isteyebiliriz; bu şekilde de ancak hastanın ağrısını daha önceki ağrılarıyla karşılaştırabiliriz, başkalarının ağrılarıyla değil. Bunun için ise elimizde bir takım formlar var.

    Bunlar yıllardır kullanılmakta olan, geçerliliği uluslararası bilim dünyasında kabul edilmiş ve de Türkçeye uyarlanmış olan formlardır. Ağrının hastanın yaşam kalitesini ne denli düşürdüğünü, hastanın psikolojik durumunu ne denli etkilediğini anlamamızı ve en önemlisi bunu başka hastalarla kıyaslamamızı sağlarlar.

  • Sırt fıtığı ameliyatları hakkında

    Sırt fıtığında hangi ameliyatın gerekeceğine sizi tedavi edecek olan cerrah karar verecektir. Ancak hemen daima ilk basamakta halk arasında “İğne Tedavisi” denen ve doktorlar arasında da “Ağrı Tedavisi, Algoloji Tedavileri” denen; kimi zaman kısacık ve çok ince iğnelerle cildinize verilen, kimi zaman da daha uzun iğnelerle kaslarınıza ve eklemlerinize verilen ilaçlarla yapılan tedaviler yer alır. Bunların yeterli olmadığı durumlarda halk arasında “Kansız Ameliyat, Kapalı Ameliyat” denen ve doktorlar arasında da “Minimal Girişimsel Ameliyat” denen, ciltte göze görünmeyecek denli küçük deliklerden girilerek; narkoz uygulamadan ve düşük riskle yapılabilen ameliyatlara sıra gelir.

    Söz konusu yöntemlerle şikayetleri tedavi edilemeyen hastalarda ise, açık cerrahiler yani narkoz altında ve hastanın derisi kesilerek yapılan ciddi ameliyatlara gerek duyulabilir. Bunlar çok düşük denebilecek risklerle yapılan “Mikrocerrahi”, yani hastanın cildindeki çok küçük kesilerden girilerek yapılan ameliyatlardan; halk arasında “Platin Ameliyatı”, doktorlar arasında ise “Enstrümentasyon” denen ve ağrılı omurga kemiklerinin birbirine kaynatılarak ağrının durdurulması esasına dayanan çok daha ciddi ameliyatlara kadar değişebilir.

    Son yıllarda, ülkemizde de halk arasında “Protez Ameliyatı”, doktorlar arasında da “Hareket Koruyucu Cerrahi” adı verilen ve omurgalara konan cihazların bir miktar harekete izin vererek; genç yaştaki insanların aktif hayatına engel olmayan ve daha ileriki yaşlarda ekstra sorunlar çıkmasını önleyen bir ameliyat türü de gelişmiş merkezlerde, tecrübeli cerrahlar tarafından yapılabilmektedir. Ancak sırt fıtıkları konusunda önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum, bunlar mutlaka ama mutlaka çok tecrübeli ellerde yapılmalıdır, yoksa çok üzücü sonuçlarla karşılaşılabilir.

  • Sırt ağrılarınız mı var?

    Sırt fıtığının ilk işareti. Aslında her beş kişiden biri, ömrü boyunca en az bir kere sırt ağrısı çekecektir. Söz konusu bu ağrı akut olabilir, yani birden bire tüm şiddetiyle başlayabilir; ya da kronik olabilir, yani tekrarlayan bir şekilde görülebilir. Aslında her yirmi sırt ağrısından sadece biri akut olarak başlar, yani bir çeşit burkulma, incinme gibidir.

    Ağrı aslında bizim düşmanımız değil, dostumuz. Bize bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden de ağrı kesicileri gereğinden fazla kullanmamak gerek, adı üstünde; bunlar sırtımızı iyileştirmiyor, sadece ağrıyı kesiyor yani çalmakta olan alarmı susturuyorlar. Sırtımızdaki tutulmaların şiddeti, süresi ve sıklığı artıyorsa ve de kulunçlarınızdaki ağrı tek bir yanda olmaya başladıysa, hemen kalıcı bir çözüm bulmak zorundasınız. Artık hemen bir diyetisyenin yolunu mu tutarsınız, yoksa bir spor salonuna mı üye olursunuz, yoksa bir doktor mu aramaya başlarsınız bilemem.