Blog

  • Gastroözofageal reflü (gör) nedir?

    Gastroözofageal reflü (GÖR) çocuklarda mide içeriğinin istemsiz olarak yemek borusuna geçişi olarak tanımlanır. Çocuklarda reflü hastalığında erişkinlere göre biraz daha karmaşık mekanizmalar etkindir. Patolojik reflü çocuklarda sıklıkla nörolojik hastalığı olanlarda görülür. Bu çocuklarda aynı zamanda yutma güçlüğü, spastik görünüm, artmış hıçkırma refleksi gibi durumlar bulunur. Bu çocukların mide boşalma zamanları bozulmuş, yemek borusunun hareketleri de azalmıştır. Normal çocuklarda ise reflü hastalığı kendisini reaktif hava yolları, astım, sık tekrarlayan zatürre atakları ile gösterir. Sindirim sistemi ile ilgili de büyüme gelişme geriliği, huzursuzluk, yeme de isteksizlik, göğüs yanması, kanlı kusma, yemek yerken ağrı hissi gibi bulgular olabilir. Nörolojik hastalığı olan çocuklarda sürekli olan kasılmalar reflüyü tetikler. Kasılmalar ve reflü hastanın kalori ihtiyacını arttırır. Reflüye bağlı yetersiz beslenme hayat kalitesini olumsuz etkiler. Bu hastalarda daha konforlu bir yaşam için reflü tedavisi önerilir.

    Reflü tedavisinde öncelik ameliyatsız alınan tedbirlere verilir. Reflü olan bebeklere daha koyu kıvamlı mama verilmesi, dik beslenmesi, az ve sık besleme ile yüzükoyun yatma önerilir. Kusmalar geçmezse, mide boşaltımını hızlandıran ilaçlar ve mide asit salgısını azaltan ilaçlar tedaviye eklenir.

    Medikal tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi tedavi uygulanır. Bunlar;

    Çocuğun ilaç tedavisine rağmen kilo alamaması, Solunum durması (apne) nöbetleri geçirmesi, Yemek borusu tahrişine bağlı olarak oluşan kanama,darlık ve beslenme yetersizliğine bağlı şiddetli kansızlık, Büyük çocuklarda; yemek borusu tahrişine bağlı göğüs ağrıları iştahsızlık ve kilo kaybı, Solunum yollarına kaçışa bağlı tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, Mide fıtığı saptanması

    Çocuklarda reflü hastalığında tercih edilen cerrahi tedavi yöntemleri erişkin hastalar ile paralellik göstermektedir. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemleri öncelikle tercih edilir. En sık tercih edilen yöntem laparoskopik Nissen fundoplikasyonudur. Bu ameliyatta midenin en üst kısmı, yemek borusunun karın içindeki kısmının etrafına sarılır. Reflü sırasında bu sarılan kısmın mide içeriği ile dolarak yemek borusunu sıkıştırıp, içeriğin yukarı doğru kaçışını engellemesi beklenir.

    Bu ameliyatların başarısı %85 ile 94 arasındadır. Ameliyattan sonra gaz sıkışması sendromu, hızlı mide boşaltımı sonrası hazımsızlık, kusamama ve küçük hacimli beslenme gibi şikayetler görülmekle beraber genellikle 6 ayda kaybolur.

  • PANİK BOZUKLUĞU

    PANİK BOZUKLUĞU

    Panik atak oldum cümlesini toplum da çok fazla duymaktayız. Burada kastedilen çoğunlukla çabuk

    heyecanlanma yada olaylara verilen kaygılı tepkilerdir. Gerçek panik atak bu durumdan farklı olarak

    ani başlayan çok yoğun yaşanan korku ve endişe hali ve bedensel belirtilerle kendini gösterir.

    İnsanların bir çoğu hayatlarının bir döneminde bir kez panik atak geçirmiş olabilir ve bu durum

    tekrarlamaz, eğer panik ataklar tekrarlıyorsa ,kaçma kaçınma davranışları ekleniyorsa panik bozukluk

    tanısı alır. Panik atakları ile başvuran hastalar korkularını genellikle yoğun olarak tanımlarlar ve

    kontrolü kaybedeceklerini, öleceklerini, kalp krizi geçireceklerini yada delireceklerini düşünmüş

    olduklarını söylerler.Son yıllarda tehlike ile algıların çevremizde fazla olması ,savaşlar, hastalıklar,

    ölümler panik bozukluğu olasılığını artırmaktadır. Genel yaygınlık anlamında baktığımızda 100 kişiden

    2-3 ünde bu rahatsızlık görülmektedir.

    Panik bozukluğu yaşam kalitesini azaltan bir rahatsızlıktır. Evde yalnız kalamama, tek başına dışarı

    çıkamama , metro, otobüs gibi toplu taşım araçlarına binememe, kapalı alanlarda duramama gibi bir

    çok kaçma ve kaçınma davranışları gelişebilmektedir. Hastalar ataklar esnasında ve sonrasında çok

    sık olarak hastanelere başvurmaları nedeniyle ve kendilerine gereksiz tedaviler ve tetkikler

    uygulanabilmektedir.

    Tanı konulduğunda kolaylıkla tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Psikiyatriste başvurmak ve ilaç

    kullanımıyla ilgili ön yargılar ,hastaların psikiyatrik tedavi dışı alanlarda çare aramaları tedavinin

    gecikmesine , bazı hastalarda kendi kendini rahatlatmak amacıyla alkol bağımlılığı gelişmesine neden

    olmaktadır. Güvensizlik oluşturan hastalıkta hastanın hekimine güvenmesi, ilaç tedavisinin yanında

    tedavinin kognitif davranışçı tedavilerle desteklenmesi önemlidir.

    Psikiyatri Uzmanı Hayriye Pervin Karakaş

    www.psikiyatri-terapi.com

  • Pilor stenozu (pilor darlığı, mide çıkım darlığı) nedir?

    Pilor Stenozu, yenidoğan döneminde görülen cerrahi hastalıklar arasında sıklık bakımından ikinci sırada yer alır. Mide ile onikiparmak barsağı (duodenum) arasındaki fizyolojik geçiş bölgesinin (pilor) kas tabakasının kalınlaşmasına bağlı aşırı darlığıdır. Her 1000 canlı doğumdan birinde görülür. Erkek bebekler de kızlara göre 4 kat daha fazla rastlanır.

    Pilor Stnenozu, 2-8’inci haftada başlayan ağız ve burundan fışkırır tarzda kusma ve su kaybı belirtileri ile ortaya çıkar. Beslenmeyle alınan içerik mideyi terk edemez ve kusma ile çıkarılır. Pilor Stenozun’daki kusma, sağlıklı bebeklerin beslenme sonrasındaki gaz çıkışı ile birlikte olan kusmasından çok farklıdır. Ağız ve burundan fışkırır tarzda gerçekleşir. Pilor Stenoz’lu bebekler verilen besini kustukları için sürekli beslenmeye isteklidirler. Kusmanın başlamasıyla birlikte kısa süre içerisinde bebekte sıvı-tuz kaybı belirtileri de ortaya çıkar.

    Pilor stenozu tanısı, duvarı kalınlaşmış mide çıkışının Ultrason ile yapılan ölçümlerle tespit edilmesi sonucu konulmaktadır. Tedavide tek seçenek cerrahidir. Günümüzde gelişen tıp teknolojisi sayesinde, küçük bebeklerde de bu ameliyat laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilebilmektedir.

  • Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu Nedir?

    Panik bozukluk ruhsal bir rahatsızlıktır ilaç ve veya psikoterapi ile tedavisi mümkündür. Panik bozukluğu olan kişiler panik atak denen yoğun ruhsal sıkıntı nöbeti geçirirler. Panik atak çarpıntı, terleme, nefes alamama, boğulma hissi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, yüz, el ve ayaklarda uyuşma, titreme, bedensel duyumlarda aşırı algılama, aklını kaybedecekmiş hissi ve ölüm korkusu ile kendini gösterir. Panik atak aniden hiç bir sebep olmaksızın ve genellikle hızlı bir şekilde gelişir, kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. Panik atak nöbeti ortalama yaklaşık olarak 15-20 dakika sürer. Ancak bazen kısa bir an yada yalnızca bir kaç dakika bazen de bir kaç saatten fazla sürebilir. Atak sonrasında kişide yeni bir atak daha oluşabileceği yada atak sırasında ortaya çıkan bedensel belirtilerle ilgili yoğun kaygılar gelişmektedir. Hastalar kalp krizi veya beyin kanaması geçirecekleri, felç olabilecekleri korkularıyla acil servislere başvururlar. Panik atak geçirecekleri endişesiyle evde yalnız kalma dışarıya yalnız başlarına çıkamama korkuları yaşarlar. Zamanla uçak, metro, gemi ve uzun otobüs yolculuğu korkuları gibi fobiler geliştirirler. Diğer taraftan ikamet adreslerini sağlık kuruluşuna yakın bir yere taşırlar. Bu durum tek başlarına kalamama durumlarına kadar gidebilmektedir ve kişilerin meslek ve sosyal yaşantılarını ciddi manada kısıtlamaktadır. 

    Panik Bozukluğunun Nedenleri?

    Panik atağın belirtilerinin ortaya çıkma nedeni beyinde iletişimi sağlayan biyokimyasalların salınımında düzensizlikler olduğu düşünülmektedir. Panik atak bozukluğunun ailesel nedenlere bağlı olabileceğine dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Panik bozukluğu olan kişilerin birinci derece yakınlarında panik bozukluğu olma oranı normal kişilere oranla 4-7 misli daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Panik bozukluğu olan kişilerin geçmişlerine bakıldığında pek çoğunda uzun süreli psikososyal stresin varlığından söz edilebilir. Bu kişilerin strese karşı aşırı duyarlılıkları olduğu da ileri sürülen diğer bir görüştür. Bütün bunlar panik atağın fiziksel belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olan biyokimyasal ve nörofizyolojik nedenlerdir. Bunları tetikleyen ve süreci başlatan nedenler ise psikososyal etkenlerdir. Bunlardan en önemlisi erken çocukluk dönemlerinde anne babanın ve ya bakıcıların kaygı düzeylerinin yüksek olması ve bu durumun gelişmekte olan çocuğa bir şekilde yansıtılmasıdır. Çocuk endişe ve kaygıyı çevresinden sürekli olarak aldığında gergin ve kaygılı bir kişilik örüntüsü geliştirmektedir. Sonraki yıllarda da bu durum devam ettiği takdirde kişi yetişkin bir birey olarak stres ve sıkıntılara karşı daha duyarlı hale gelmektedir.

    Panik Atakta belirtiler neden ortaya çıkar?

    Panik atak vücudun stres, korku ve heyecana verdiği normal tepkinin aşırı halidir. Potansiyel tehdit  olarak görülen olaylarla karşılaştığında vücut “savaş veya kaç” refleksi için adrenalin üreterek kendini tehlikeye hazırlar. Salgılanan adrenalin sayesinde, kalp atışları hızlanır, kan bazı bölgelerden çekilerek kaslara pompalanır bu nedenle derinin rengi solar, sempatik sinir sistemi aktivitesi artığı için göz bebekleri büyür ve terleme artar. Sindirim sistemi aktivitesi düştüğü için salya salgısı azalır, ağız kuruluğu ve kabızlık gelişir. Metabolizmanın ani yükselişiyle nefes alış verişleri hızlanır bu sebeple ellerde ve yüzde uyuşma hissi gelişir uzun süren ataklarda ise kaslarda istemsiz seğirmeler ve kasılmalar gelişebilmektedir. Bütün bunları tetikleyen ise bilinçdışı ani ve sebepsiz görünen duygu durum değişiklikleri, olumsuz düşünce döngüleri ve tüm bedene yayılan yüksek oranda hormonal aktivitelerdir. Bunlara bağlı olarak yaşadığımız kontrol dışı zihinsel ve bedensel tepkimeler ise panik atağın görünen yüzünü oluşturmaktadır.

    Panik Atak sırasında ne yapılmalı?

    Panik atak çok ciddi bir durum gibi hissedilmesine rağmen ciddi bir sağlık sorunu oluşturmadığı bilinmelidir. Panik atak geçirildiğinin farkına olmak nefese odaklanmak durumun kontrolüne sahip olunduğu hissini yaratacak ve endişeli düşüncelerden uzaklaştıracaktır. O anda panik atağı tetiklemiş olabilecek duygu, düşünce veya yaşanmışlıklara odaklanılması iç görüyü artırıp farkındalığı geliştirecek ve rahatsızlığın terapisinde etkili olacaktır. Bulunduğu ortamda birileriyle konuşmak bir şeylerle ilgilenmek veya basitçe hareket edip etrafı gözlemlemek bile dikkatini dağıtıp atağın geçmesinde faydası olabilecektir. Panik atağı yenmeyi birkaç kez başardığında kişi bunun üstesinden gelebileceği hususunda inancı artacak ve daha nadir atak geçirecektir.

    Panik Bozukluğun tedavisi mümkün müdür?

    Panik Bozukluğu tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Panik bozukluğu olan kişilerin etkili bir tedaviyle panik atak geçirmeleri %80 azaldığı görülmektedir. İlaçlar ve psikoterapi yöntemleri ayrı ayrı seçilebileceği gibi her iki yöntemin birlikte uygulanması da mümkündür. İlaçlar kaygı düzeyini düşürürken psikoterapi duygu düşünce, davranış ve belirti ilişkisini anlaşılmasına ve panik atağın üstesinden gelinmesinde yardımcı olmaktadır. Panik bozukluğu müzmin bir rahatsızlık olduğundan tedavisi devamlılık ve sebat arz etmektedir. Özellikle psikoterapi desteğinin bu konuda bilgi, birikim ve tecrübe sahibi psikiyatri uzmanlarından ve alanlarının uzmanı olan klinik psikologlardan alınması önemlidir.

  • Görünmeyen penis, gizli penis, göze çarpmayan (inconspicuous) penis

    Görünmeyen,dikkat çekmeyen,göze çarpmayan (inconspicuous) penis üst başlığı altında bazı tanımlamalar mevcuttur.

    Gizli, saklı (hidden), gizlenmiş (concealed)gibi terimler de kullanılmaktadır.Bu durumlar da penisin ya gerçekten küçüklüğü ya da penisin normal olup etraf dokularının bozukluğu söz konusu olabilir.Bu durumun ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü mikropenislerde endokrin değerlendirme ve ayırıcı tanılar gerekebilmektedir.

    1)Küçük penis(mikropenis),penisin gövde olarak kabul edilen normal değerlere göre küçük olması (kendi yaş grubuna göre olan değerlerle karşılaştırıldığında)

    2)Ya da penisin yapısal olarak normal ancak saran yapılarının bozukluğuna bağlı olarak

    Gömük(buried) penis

    Perdeli,ağlı(webbed) penis

    Hapis,sıkışmış,tuzaklanmış (trapped) penis şeklinde görünecektir.

    Genel olarak doktora geliş şikayeti penisin küçük veya görünmez olması nedeniyledir.Bu da anne baba da ileriye yönelik kaygılara yol açmaktadır. İlk başta aileleri endişelendiren bu durum düzeltilmediğinde yaşı büyüdükçe çocukta da bazı endişelere yol açabilmektedir.

    Yapısal olarak penis üst kısımda karın duvarı ile başlangıç yerinde alt dokulara belirli bir açı ile yapışık durumdadır.Benzer bir açılanma da penisin alt tarafta torba ile birleştiği yerde olan açılanmadır.Bu alanlarda penis bu bölgelere bir nevi tesbitli durumdadır.İşte bu yapışma ve tesbitleri sağlayan bazı dokuların yetersizliğinde penis serbest kalmakta ve penis kısa görünmekte, içeride olduğundan ve de boyu da normal olmasına rağmen beliremediğinden görünememesine yol açmaktadır.Yine yapısal olarak penisin kökü ile karın duvarı arasında ki bölgede yağ dokusunun fazla olması da penisin gömük görünmesine yol açmaktadır.

    Gömük Penis

    Gömük penisteki penis gerek gövde yapısı,gerek boyu ve çapı ve gerekse yapısal özellikleri bakımından tamamıyla normal bir penis olmasına karşın sünnet derisinin altında saklı kalmış durumdadır. Sadece görüntü olarak küçük görünmektedir.

    Bunun nedenleri olarak;

    Penis kökünde ki karın duvarında yağ dokusunun fazla olması,

    Penis derisinin alttaki derin dokulara yapışmasındaki bozukluk,

    Torbaya kadar inmiş bir fıtık veya hidroselin (su kesesi ) ileri derecede genişlemesi nedeniyle penisin gömülmesine neden olması,

    Sünnet derisi dediğimiz uç bölgede yer alan derinin yapısal olarak aşırı derecede iriliği, (megaprepuce) fazlalığı sayılabilir

    Çok şikayet vermedikçe düzeltilmesini gerekli bulmayan cerrahlar da olmasına rağmen gömük penis çocuklarda bazı rahatsızlıklara yol açabilmektedir.Bunlardan bazıları tekrarlayan sünnet derisi iltihapları, bunu takiben bağlantılı olarak veya olmadan sünnet derisinin uç kısmında darlık gelişmesi (fimozis),cilt yapışıklıkları,akıcı işeyememe , işeme sürecinde çocuğun pipisini kontrol edememesidir.Yaşı daha da büyüdükçe bu durumun yaratacağı kozmetik rahatsızlık ve psikolojik sıkıntılar ,özgüven eksikliği ve de ailelerin çocuğun bu durumunun ileride ki cinsel hayatıyla bağlantılı kaygıları nedeniyle tedavi edilmesi düşüncesi ağırlıklıdır.Puberte öncesi çocuklarda bu durum dikkatli ve ayrıntılı bir muayene sonrasında sadece izlenir ve puberteye ulaştığında bu fazla yağ tabakası kaybolacağından ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Eğer obezite nedeniyle dirençli bir yağ dokusu puberteden sonra da sebat ediyorsa liposuction veya cerrahi yollarla yağ dokusunun alınması ve karın duvarı bölgesine yapılacak plastik düzeltici operasyonlarla tedavi edilir.

    Eğer sorun penisin alt dokulara yapışma sorunu ise bu durum cerrahi yolla düzeltilmelidir. Penis tamamen etraf anormal yapışıklıklar ve bantlardan temizlenerek serbestleştirilir ve gevşek olan dokular alttaki dokulara dikilerek üst ve alt açılanmaları oluşturulur ve sünnet derisi ortaya çıkan ve normal boyutuna ve görünülürlüğüne kavuşan penisin alt tarafına kaplanarak tedavi edilir.

    Perdeli, Ağlı Penis

    Penisin alt kısmında torba ile birleşme kısmının başladığı yerde deri altı dokusunun alttaki dokulara tutunma sorunu veya gevşek tutunması nedeni ile oluşur. Bu durumda penis boyu normaldir ve görüntüsel olarak da sorun yoktur.Ancak penis gergin duruma getirildiğinde tam torba ile birleştiği yerde bir perdelenme görünecektir.Cerrahi işlem ile tedavi edilir.Ağlı perdeli kısım alınarak veya bazı estetik girişimlerle gerekli düzeltme yapılır.

    Sıkışmış,Hapis Penis

    Sünnet esnasında derinin fazla alınması sonucu oluşur.İyileşen uç kısımdaki deri daralarak penisin altta hapis kalmasına neden olur. Eğer çocukta daha önceden perdeli ağlı penis varsa ve buna dikkat edilmemişse ve sünnet yapılmışsa bu durum karşımıza çıkabilir.Yenidoğan döneminde yapılan sünnetlerin de bir kısmında bu durum gelişebilmektedir. Daralmış bir penis uç derisi vardır ve bu deri alttaki glans (penis baş kısmı) kısmına yapışmış durumdadır. Cerrahi yolla tedavi edilebilirse de steroidli pomatlarla tedavisi de mümkündür.

    Yukarıda saydığımız nedenlere bağlı sorunu olan ve görüntüsel olarak endişe duyulan penisler sünnet edilmemelidirler.Çünkü gömük penise neden olan sorunların düzeltileceği cerrahi operasyonda sünnet derisinin yetmezliği problem olacaktır ve özellikle penisin alt kısmının düzeltim sonrasında kapanmasında deri eksikliği karşımıza çıkacaktır.

  • Bebeğime kim baksın ?

    Bebeğime kim baksın ?

    İşim, Kariyerim, Bebeğim, Ailemin Geleceği…

    Gelişim Psikolojisi Uzmanı Burçin DEMİRKAN BAYTAR ile bakıcı seçimi hakkında anne-babaların en çok üzerinde durdukları konuları konuştuk. Çalışsın çalışmasın birçok anne çocuk bakımında desteğe ihtiyaç duyar. Üstelik özellikle büyük şehirlerde, hala, teyzeler gibi yakın akrabalar da eskisi kadar sosyal destek veremiyorlar. Bebeği olan anne, bebeği ile ilgilenmek için uğraşırken var olan diğer sorumlukları ile ilgili de düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır. Üstelik yeni gelen bebekten önce dünyaya gelmiş büyümeye çalışan çocuklar varsa onların ruh sağlığını düşünmek de önemli. Bu dönemde bebek bakımında anne-babaların destek arayışları olmakta ve farklı çözümler devreye girmektedir. 14 yıllık meslek yaşantımda hep aynı soru ile karşılaştım.
    Bebeğime kim baksın?
    Yıllarca çok sayıda çocukta, bakan kişilerin etkilerini gözlemledim. Gelişim Psikolojisi Yüksek Lisans tez konumu bakıcı tutumlarının gecikmiş konuşmaya etkisi üzerine çalıştım. Konu seçiminde deneyimlerin çok etkisi var. Tabii hocamın da katkısı büyük… Anne, baba, bakıcı, büyükanne, büyükbaba, kreş bebeğin bakımında rol alıyor. Bakım verenler bazen birden fazla kişi de oluyor. Bakım veren kişilerde sorun varsa, çocuğun sorunlar yaşama ihtimali yüksek. Üstelik bakım veren kişilerin arasında yaşanacak tutum birliği olması da çok önemlidir. Anne-baba ve diğer kişiler bebeğe ve çocuğa benzer yaklaşım sergilemeli. Bebek ve çocuğun duygusal, bilişsel gelişiminde bakım veren kişinin önemi, o kadar geniş kapsamlı bir konu ki üzerine bir kitap yazmak mümkün.
    Bakım veren kişilerde sorun olunca çocuklar ne gibi sorun yaşıyor? 
    Bu sorun bazen takıntılar oluyor. Bazen aşırı hareketlilik, bezen kekemelik, konuşmada gecikme. Uzun bir liste sayabilirim ama her zaman bu tarz sorun yaşayan çocuğa bakım veren sorunludur diyemem . Sonuçta her çocuk kendine özgü öyküsü var.
    Bebekliklerin duygusal gelişimi etkileyen faktörler nelerdir?
    Bebeklik döneminde duygusal gelişimin sağlıklı olabilmesinde en önemli rol anne babaya düşmektedir. Günümüz koşullarında annelerin ve babaların çoğunun yoğun çalışıyor olması nedeniyle büyük anneler, büyükbabalar, profesyonel bakıcılar, kreşler de bebek bakımında rol almaktadır ama hiç biri anne babalık yapmaz. Bebeklikteki bağlanma kavramı, çok önemlidir. Bağlanma süreci, anne-baba ve bebeğe bakım veren diğer kişilerin olumlu tepkilerin verilmesi ile olumlu yönde gelişir. Bebekte güven duygusunun yerleşmesinde, bakım veren kişililerin tutumlarının güven verici ve rahatlatıcı olması çok önemlidir. O nedenle bebeğe kimin baktığı kadar, nasıl baktığı da çok önemlidir. Bakan kişilerin duygu ve davranışlarının tümü sağlıklı bir bebek ve sağlıklı bir çocuk yetiştirmeyi de önemli rol oynar. Bu duygu ve davranışlar çocuğun zihinsel gelişimini ve bedensel gelişimi de etkiler. Bu nedenle bakan kişinin ruh sağlığı da en önemli detaylardan biridir. Bu konuda uzun uzun konuşulabilecek bağlantılı birçok konu var. Depresyonda bir anne çocuğuna iyi bakım verebilir mi sizce? Tabi ki veremez. Bir bebeği ne kadarken bakıcıya bırakmak onun psikolojik gelişimi açısından tehlikeli? Şu kadarlıkken çocuğunuzu bırakmayın gibi bir öneriniz var mı? Neden? Bebekle, bebeğe bakım veren arasında gelişen ve bebekte güven duygusunu yerleştiren güçlü bir bağ vardır. İlk yılın ikinci yarısına kadar diye de anlatabileceğimiz 6 aydan sonraki dönemde bebek kendi ihtiyaçlarını karşılayan bakıcıya bağlanmaya başlar. Bu bağlanma süreci çocuğun, çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan birçok psikopatolojinin kaynaklı sorun bebeğin birincil bakıcısı ile olan ilişkisinin niteliği ile yakından ilgilidir. Literatürdeki bilgilerle deneyimlerimi birleştirerek düşündüğümde, net yaş söylemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Ailenin dinamiklerine göre değişir. Bence, bu konu “aile çocuk danışmanlığı” konusudur. Profesyonel destek bu aşmada süreci kolaylaştırır. Bebeğin gelecekteki ruh sağlığı için sağlam bir yatırım yapılmış olur. Ama en az bir yaşına kadar mümkünse 2 yaşına kadar anne bakımı iyi olur. 2 yaşta kreşe başlanabilir. Çocuklar okul öncesinde anaokulu eğitimine 3-3,5 yaş aralığında başlayabiliyor. Bu yaşa gelen çocuk, temel bakım ihtiyaçları açısından daha bağımsız oluyor. Bu yaş daha da uygun.
    Ama anne çocuğuyla tüm gün birlikte olmaktan keyif almazsa, iş hayatını özlerse depresyona giriyor. Önemli olan çocuğa bakan kişilerin sağlıklı olmasıdır. İşte bu gibi deneyimlerim nedeniyle ayrılma yaşı anneden anneye, aileden aileye değişir diyorum. Okul fobisi, özgüven sorunları gibi sorularla danışmanlık merkezimize gelen çocuklarla yaptığım aile çalışmalarında, çocuklarıyla oyun oynamayı sevmeyen ya da vakit bulamadığını söyleyen birçok anne babayla karşılaşmaktayım. Üstelik bu anneler çalışmıyor. Sözün özü bebeğimizin, çocuğumuzun oyun, beslenme gibi ihtiyaçlarına hayatımızda yer açmak ve bu yaşantılardan keyif almak önemli.
    Anneye kendini ve çocuğunu/bebeğini bu sürece hazırlaması için tavsiyeleriniz var mı?
    Küçük ayrılık süreçleri ile başlamak uygun olur. Bebek yarım saat başkasının bakımında olduktan sonra annesinin geldiğini deneyimler. Sonra bu saat dilim aşamalı olarak açılır. Tabii bu hazırlıkta hangi yaştaki bir çocuktan bahsettiğimize göre değişir. Dediğim gibi bu konu da yapılacak şeyleri yaşa ve aileye göre yapılandırmak gerekiyor.
    Anneye bakıcı bulması konusunda tavsiyeleriniz var mı? Nelere dikkat edilmeli? Bakıcının eğitimli olması en önemli kriter olmalıdır. Bakıcının seçimi ve eğitimini uzman desteğiyle yapmayı şiddetle öneriyorum. Ayrıca gelişim takibi çok önemli. Bakıcılar, büyükanneler geleneksel bilgilerle bebeğin gelişiminin yolunda olduğunu söyleyebiliyor. Ama maalesef bazen gerçek öyle olmuyor. Üç ayında konuşamayan bir çocuğa, erkek çocuktur konuşur diyerek her şey yolundaymış gibi davranıyorlar mesela… Ama yanlış! Uzman tarafından çocuğun gelişimi takip edilse bakım veren kişiler de anne babayı yanlış yönlendirmeyecek. Bebekler de sağlıklı gelişecektir. Anneanne/Babaanne gibi akrabaların bakma imkanı varken bebeği/çocuğu bir bakıcıya bırakmak doğru mu? Hangisini önerirsiniz?
    Büyükanneler denetiminde, 25 yaşlarda ve üstü bir bakıcı öneririm. Büyükanneler çocuğun enerjisine yetişemiyor bence. Ama istisnalar da var.
    Anne ve bakıcı arasındaki iletişim nasıl olmalı?
    Hep aynı soru. Asıl soru ”Bu profesyonel bakıcı nasıl biri olmalı” Evinizde çalışan biri gibi değil ailenizin bir üyesi gibi saygı çerçevesinde iletişim kurmak gerektiğini söyleyebilirim.
    Bebeğin/çocuğun bir süre sonra kendisinden uzaklaştığını bakıcısına daha fazla yakın olduğunu hisseden anne ne yapmalı? Tavsiyeleriniz neler? Anne eve geldiğinde düzenli olarak çocuğuyla kaliteli vakit geçirmeye özen göstermeli. Çocuğuna daha çok vakit ayırmalı. 3-5 aylıkken bakıcıya ya da anneanneye/babaanneye bırakılan bir bebeğin ileri ki yaşlarda anneyle ilişkisi etkileniyor mu? Böyle olması gerekiyorsa annenin suçluluk duymaması önemli, çocuğun yanında olabildiği zamanların kaliteli geçmesidir. Ve tabi ki bakım veren kişinin davranış ve tutumları da en önemli detaylardan biridir.

  • Anal fissür (popoda çatlak) nedir?

    Bebeklerde sık görülen bir durum olan anal fissür anüs bölgesinde deri ile anüs iç kısmı birleşim yerinin arasının yırtılması, çatlamasıdır.En sık görülen kanama nedenlerindendir.

    Anal Fissür Niye Olur?

    Kabızlık en sık nedendir.Sert kaka yapılma esnasında yırtılmalar olur.Bu yırtılma ve kaka yapma esnasında gelişen ağrı bebeğin kakasını tutmasına neden olur ve bu da kalın barsağın son kısmının su emme özelliğinden dolayı daha sert bir kaka ya neden olacağından kısır döngüye dönüşür ve yırtık ve çatlak devamlı bir hal alır.

    Kabızlık olduğu kadar ishalde zaman zaman anal fissür nedeni olabilmektedir.Özellikle gastroenterit durumlarında sık yapılan sulu kaka sonrasında çatlak olabilmektedir.

    Nadiren başka hastalıkların belirtileri olarak da ortaya çıkabilir.

    Muayene esnasında kolaylıkla görülebildiği gibi bazen dıştan kolayca görülemeyen ancak içeri doğru devam eden çatlaklarda olabilir.

    Sert kaka olayın esas nedenlerinden birisi olduğu için kakanın yumuşatılmasına yönelik girişimler tedavinin önemli ve ilk kısmını oluşturur.Posa bırakan gıdalar, ek gıda alabilen uygun yaşta olanlara eklenebilecek sebzeler ,pediatrik gastroenterologca önerilen kişiye özel yaklaşım ve gıda takviyeleri ile bu durum düzeltilir.Özellikle yaz aylarında olmak üzere su kaybının akılda bulundurularak bunun giderilmesi önemlidir.Kakanın daha rahat yapılabilmesi için verilen destek şuruplarda bulunmaktadır.

    Sıcak oturma banyosu hem fiziksel bir temizlik sağlama,hem kaka yapma uyarısını artırma hem de pelvik (alt) bölge kaslarının rahatlaması hem de spazma uğramış olabilen anüs e ait dış kasın gevşemesine yardımcı olacağından önemlidir.Günde 3-4 kez yapılmalıdır.

    Takiben lokal anestezikli pomad uygulaması rahatlatıcı olmakta ve kaka yapma esnasında az da olsa ağrıyı hafifletmektedir.

    Tuvalet terbiyesi yaşına gelmiş olan çocuklarda ise belirli saatlerde kaka yaptırmanın sağlanması hem tedavi hem alışkanlık açısından destekleyicidir.

    Geçmeyen ve başarılı olunamayan olgularda enerjik müdahale yapılamadığında çok nadiren de olsa olay kronikleşmektedir.Böyle durumlarda dış kas spazmını ve direncini aşabilmek için çok nadiren anestezi altında müdahale gerekebilmektedir.

    anal fissür

  • Aile Kucaklaşma Terapisi

    Aile Kucaklaşma Terapisi

    Dokunma yalnızca güzel değildir aynı zamanda bir ihtiyaçtır. Araştırmalar dokunma sonucunda oluşan uyarıların hem fiziksel hemde duygusal sağlığımız için kesinlikle gerekli olduğu kuramını desteklemektedirler. İyileşme için son derece gerekli bir araç olarak kabul edilen dokunma artık dünyanın bazı ülkelerinde pek çok tıp merkezinde hemşire eğitiminin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Dokunma acıyı depresyonu ve endişeyi azaltmak için hastanın yaşama duyduğu inancı sevgiyi ve arzuyu güçlendirmek için ve kuvözde geçirdikleri dönemde dokunulma eksikliği yaşayan prematüre bebeklerin gelişim ve büyümelerine yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Pek çok araştırma dokunmanın şunları başarabileceğini kanıtlamaktadır. Kendimiz ve çevremiz hakkında daha iyi duygular geliştirmemize yardımcı olur. Çocukların dil gelişimleri ve zeka düzeylerinin (IQ) gelişiminde dokunmanın son derece olumlu etkileri vardır. Hem dokuna  hem de dokunulan insanda pek çok ölçülebilir fizyolojik değişimlere neden olur. Dokunmanın gücünü keşfetmeliyiz. Dokunmanın pek çok türü olmasına karşın bizler, kucaklaşmanın, iyileşmeye ve sağlıklı kalmaya büyük katkıları olan çok özel bir dokunma türü olduğunu kabul etmeliyiz.
    Kucaklaşmanın Yararları
    ▪ Size kendinizi iyi hissettirir.
    ▪ Yalnızlık duygusunu ortadan kaldırır.
    ▪ Korkuları yok eder
    ▪ Duygulara kapı aralar
    ▪ Kendinize  duyduğunuz  saygıyı  güçlendirir.(‘’Vay  be   Gerçektende  bana  sarılmak istiyor ’’)
    ▪ Fedakarlığı  destekler  (‘’İnanamıyorum   Ama  gerçekten  de  bu  serseriyi kucaklamak istiyorum ’’)
    ▪ Yaşlanmayı yavaşlatır; sık sık kucaklaşanlar daha uzun süre genç kalırlar.
    ▪ Oburluğu  dizginler;  kucaklaşmalara  doyduğumuzda  daha  az  yeriz  ;  zaten 
    kollarımız da diğer insanı kucaklamakla meşguldür.

    Kucaklaşma Aynı Zamanda;
    ▪ Gerilimi  azaltır.
    ▪ Uykusuzluğu yenmenize yardımcı olur.
    ▪ Kol ve omuz adalelerin gücünü korur.
    ▪ Eğer kısa boyluysak daha fazla uzamamamıza yardımcı olur.
    ▪ Alkolizme  ve  uyuşturucu  kullanımına  karşı  güvenli  ve  sağlıklı  bir 
    alternatif sunar (kucaklaşma uyuşturuculardan daha iyidir )
    ▪ Fiziksel varoluşu onaylar.
    ▪ Demokratiktir; herkes kucaklaşmaya uygundur.
    Kucaklaşma Ayrıca;
    ▪ Son derece ekolojiktir .Çevreye zarar vermez .
    ▪ Mutlu günleri daha da mutlu hale getirir.
    ▪ Her şeyin olanaksızmış gibi göründüğü günleri olanaklı hale getirir.
    ▪ Ait olma duygusunu destekler.
    ▪ Hayatınızdaki boş alanları doldurur.
    ▪ Kucaklaşma sona erdikten sonra bile olumlu etkileri devam eder.
    ▪ Kucaklaşmak, göğsünüzle sevdiğinizin bedeni göğsünü içten bir kabulle kendi 
    göğsünüze  alıp  farklı  kucaklaşmalar  denemek sağlık ve  mutluluk kaynağınız olabilir. 
    Mutlu kucaklaşmalar yapabilmek için sabah ve akşam kendinize, eşinize ve bebeğinize  olumlayan telkinler söylemek sizi güçlendirir.
    Aynı zamanda daha dikkatli çocuklar yetiştirmenizi sağlar. Çünkü doğal yolla doğumda dünyaya gelmek için yapılan yolculuktaki sıkışma ve rahatlama hissi çocuğun nörolojik gelişimi için yaralıdır. Kucaklaşmakta bu durumun hayattaki başka başka deneyimlerinden sayılabilir. Duyularımızı uyarır ve rahatlatır. Kendimizi ifade edebilmek için yeni fırsatlar sunar.

  • Hipospadias nedir? Hipospadias tedavisi nasıl yapılır?

    Değerli Anne ve Babalar öncelikle çocuğunuzda ki bu durum tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Mevcut rahatsızlığın durumuna göre bir veya daha çok ameliyat geçirebilir. Bazen bu durum operasyonun kendi doğası gereği zaten iki seanslı olabilmektedir. Lütfen etraflıca araştırın, durum hakkında yeterli bilgi sahibi olun ve daha sonra donanımlı bir hekime ameliyat yaptırın.

    Hipospadias nedir?

    Hipo (alt,aşağı) spadiac (açıklık,yarık,delik,çatlak) anlamındadır.İdrar yapılan pipinin uç kısmının olması gerektiği yerde uç da değil de daha aşağıda bir yerde yerleşmesi durumudur.

    Uretranın (Penisin içinden geçen sidik kesesi ve uç arasındaki idrar yolu),penisin alt kısmının ve sünnet derisinin penis alt kısımdaki bölümünün gelişiminde anormallik olması sonucu gelişir. Pipinin alt kısmında ve bir miktarda da yan kısımlarında deri olmaması sünnetliymiş gibi göründüğünden doğuştan sünnetli ,yarım sünnetli diye de adlandırılmaktadır.

    Açıklık penisin ucundan başlayarak alt tarafa doğru açıldığı yerin ismi ile anılarak adlandırılır.Glanuler (penisin baş kısmı),coronal (gövde ve baş kısmı arasındaki oluk),subcoronal,(corona altı) penil (penis gövdesi), penoskrotal (torba ve penis birleşim yeri, skrotal (torba), perineal(torba ve anus arası bölge) gibi.

    Uretranın hem açıldığı yer farklıdır hem de deliğin yapısı ve açılım çapı, şekli gibi bozukluklar vardır.

    Uretranın ince veya kalın olabildiği, doku olarak üstünü örten dokunun zayıf olduğu tipler olabilir.

    Ayrıca uretra geniş oluklu veya dar oluklu olabilir.

    Glans (baş kısım)da düzlük olabilir, glansın yapısı normale göre küçük olabilir.

    %25 hasta da penisin aşağı doğru eğriliği de söz konusudur.(Buna kordi denilmektedir).Bu durumu daha da ağırlaştıran bir durumdur ve öncelikli düzeltilmesi gerekir.

    Başka ek anomali var mıdır?

    İnmemiş testis ve fıtık ek olarak hasta da görülür. Proksimal (penoskrotal, skrotal, perineal) hipospadiaslarda daha sık görülür.Hipospadiaslı çocuklarda sıklıkla ek tetkik gerekmese de başka organ anomalileri varsa ek tetkik yapılmalıdır.

    Ne sıklıkta görülür?

    Hemen her ülkede benzer oranda rastlansa da 125/1, 150/1, 250/1, 300/1 canlı erkek doğumda bir gibi oranlar bildirilmiştir.

    Nedeni nedir?

    Kesin bir nedeni bilinmemekle birlikte açıklamaya yönelik birçok çalışma mevcuttur.

    Hormon reseptör bozuklukları septör bozuklukaları çok az bir kısmında neden olarak gösterilebilirse de kesin olarak ortaya konulmuş bir durum bulunmamaktadır.

    Bir kısmında bazı dokuların birbiriyle olan gelişim bağlantılarından sorumlu olan gen bozukluklarının rol oynadığı düşünülmektedir.

    Damarsal gelişim bozukluklarının sorumlu olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur.

    Dokular arası genetik molekül haberleşme bozukluğunun deneysel çalışmalarda hipospadiasa neden olduğu gösterilmiştir.

    Bazı gen mutasyonlarının da sorumlu olduğuna dair bulgular vardır

    Bazı enzim eksikliklerinin de rol oynadığına dair çalışmalar devam etmekle birlikte kesin olarak bir sonuç yoktur.

    Progestin bazı vakalardan sorumludur.

    Vejeteryan annelerin çocuklarında görüldüğü ile ilgili çalışmalar vardır. Bunlarda bitkisel kaynaklı hormon değiştiricilerin neden olduğu düşünülmektedir.

    Çevre faktörlerinin hormonal sistemlere olan kötü etkilerinin hipospadias gelişmesinde rolü olabileceğine dair yapılan çalışmalar bulunmaktadır.

    Bazı sentetik veya çevresel doğal kimyasalların hormonal etkileşimlere yol açarak endokrin ve üreme sistemlerinin gelişimlerine olumsuz etki yaptıkları da bildirilmektedir

    Tedavi yaşı nedir?

    İdeali 6-18 ay arasında yapılmasıdır. Bu zaman diliminde ameliyat çocuk tarafından daha iyi tolere edilebilmektedir. Ameliyat travmasını çocuk ileride hatırlamamaktadır. Ayrıca çekirdek cinsel gelişimin başladığı yaştan daha önceye denk gelmesi nedeniyle de bu yaş uygundur.

    Tedavisi nedir?

    Hipospadias düzeltilmesine yönelik olarak tarif edilmiş 350 nin üzerinde tanımlanmış ameliyat metodu bulunmaktadır. Çoğunluğu birbirinin modifikasyonu veya geliştirmesi olan bu tekniklerin hepsinin temel olarak amacı belli ana prensipler çerçevesindedir.

    Tedavi de temel amaç önce varsa pipinin eğriliğinin düzeltilmesidir

    İdrarını penis ucundan yapacak şekilde idrar yolu onarımının yapılmasıdır

    Kozmetik görünümün iyi hale getirilmesidir.

    Bu nedenle aşağıdaki işlemler uygulanır

    Uretranın serbestleştirilmesi ile boyunun uzatılarak baş kısma getirilmesi

    Glans(baş)kısmının tüp şekline getirilerek yeni idrar yolu(uretra) yapılması

    Sünnet derisinin kullanılarak tüp yapılması

    Sünnet derisinin pipinin üst kısmından serbestleştirilerek alt kısmına getirilmesi ve bundan yeni idrar yolu yapılması. Bu girişim tek veya iki seansta yapılabilir.

    (Yani hipospadias sorunu bulunan çocuk kesinlikle düzeltici ameliyattan önce sünnet edilmemelidir.)

    Penisin kendi derisinin kullanılması suretiyle uretranın yapılması.

    Eğer sünnet derisi yoksa veya daha önceki teknikler nedeniyle mevcut deri kullanımı yapılmasına rağmen istenen sonuç alınamadıysa veya eğrilik devam ettiği için düzeltilen penislerde yeni deri dokusuna ihtiyaç varsa o zaman başka alternatif dokular kullanılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır. Dudak içi veya yanak içi mukoza (ince dokusu), kulak arkası veya kasıktaki kılsız ve ince deriden alınan serbest greftler, torbasının derisinin kullanılması veya testis üzerini örten zarın kullanılması.

    Bu teknikler ve bu dokuların kullanılması maalesef bazen son çare olarak kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle sünnet yaptırılmaması çok önemlidir.

    Ameliyat komplikasyonları nelerdir?

    Erken dönemde kanama, şişme, kesi yeri ayrılması, sonda tıkanması, sonda çıkması gibi durumlar olabilmekle beraber en önemli komplikasyon en usta ellerde dahi olabilen fistül denilen durumdur. Fistül idrarın onarıma rağmen pipinin alt kısmından bir yerden tekrar gelmesidir.

    Penis ucunda darlık olması

    Uretrada darlık olması

    Eğriliğin devam etmesi

    Yapılan yeni idrar yolunun tam olarak açılması

    Divertikül denilen pipinin alt kısmında yer alan yeni oluşturulmuş olan idrar yolunun balonlaşması

    Sonda nedir her zaman kullanılır mı?

    Çok uçta yer alan hipospadias ların onarımlarında bazen kullanılmasa da sıklıkla sonda dediğimiz idrar yolunun içerisine konulan hem idrar geçmesi işlemini yapan hem de yeni oluşturulmuş idrar yoluna kalıp vazifesi gören silikondan veya bazı materyallerden yapılmış borucuklar veya kateterler kullanılmaktadır. Kimi zaman bunlar sidik kesesi içerisine gönderilip idrar torbasına ucu bağlı iken kimi zaman sadece penisin uç kısmında yer alan sondalar da vardır. Cerrahın stiline ve prensiplerine göre uygulamalar farklılık göstermektedir. Bazen hiç sonda kullanılmadığı da olabilmektedir.

    Hastanede ne kadar kalınır.

    Çok uçta yer alan hipospadias onarımlarında 1-3 gün kalınırken daha proksimalde yer alanlar da 5-7 gün sürebilir. Cerrahın yaklaşımı ve stili yine bunda rol oynar.

    İleriki yaşlarda cinsel fonksiyonlarına etkisi var mıdır?

    Varsa eğriliği düzeltildiği takdirde olumsuz bir etkisi yoktur.

  • ERKEN BOŞALMA

    ERKEN BOŞALMA

    Erkeğin boşalmasında tıbbi açıdan standartlara bağlanmış bir süre yoktur. Boşalmanın erken olup olmadığını belirleyen ölçüt iki tarafın beklentilerinin gerçekleşme düzeyidir. Bu düzeyi belirlemek için şu iki kriter dikkate alınabilir;

    • Partnerinizle uyumlu musunuz? Örneğin partneriniz 4, siz ise 5 dakikada doyuma ulaşıyorsanız süre ne kadar olursa olsun bir erken boşalma probleminden bahsedilemez.

    • Erken boşalma tedavisi söz konusu olduğunda en çok gözden kaçan nokta boşalmanın kontrollü mü, yoksa kontrolsüz mü gerçekleştiğidir. Kontrolsüz boşalma tıp literatüründe erken boşalmanın diğer bir ismi olarak bilinmektedir.

    Erken Boşalıyorum, Ne Yapmalıyım?

    Damlayan bir musluğu tamir etmek için yapılabilecek iki şey vardır; suyun basıncını düşürmek ve musluğun contasını sağlamlaştırmak. “Bunun erken boşalma ile ne ilgisi var?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu örnek üzerinden ilerlersek basıncı düşürmek kişinin duygularını kontrol altına almasını, contayı değiştirmek ise erken boşalmanın çözümü için kendini fiziksel anlamda hazırlamasını ve güçlendirmesini ifade eder.

    Terapilerde izlediğimiz yöntemler;

    • Bilgilendirme ve bilinçlendirme

    • Bilinçaltını geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimlerden arındırma

    • Egzersizler

    • Telkin

    Söz konusu uygulamaların doğru zamanlamayla, ertelemeden takip edilmesi erken boşalmayı sorun olmaktan çıkaracaktır.

    İlaçların Erken Boşalma Sorunlarının Çözümüne Katkısı Nedir?

    Özellikle erken boşalma gibi genellikle psikolojik bir temele sahip olan sorunların bu boyut atlanarak yalnızca kimyasal çözümlerle baskılanması konuyu geçici olarak gündeminizden çıkarmaya yarasa da tekrar etmesinin önüne geçemeyecek ya da sorunu tam anlamıyla çözüme kavuşturamayacaktır. Eğer üroloğunuz sizde biyolojik olarak bir sorun saptamamışsa bu erken boşalmanın en azından sizin açınızdan bir hastalık olmadığı anlamına gelir. Bu durumda vücudun ve bilinçaltının kendini tedavi etme sürecinde ilaçların desteğini inkar etmesek de ilaç kullanımının erken boşalmanın tedavisi noktasında kesinlikle psikolojik destekle birlikte tercih edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Tedavi aşamasında önemli olan bir diğer unsur ise sizin de sorununuzu bir hastalık gibi değil, vücudunuzun sistemin sabote edilmesi sonucu edindiği istenmeyen bir alışkanlık olarak yorumlayabilmenizdir.

    Erken Boşalma Tedavi Edildikten Sonra Tekrar Yaşanabilir Mi?

    Kişide kronik hale gelen erken boşalma gibi bir sorunun tedaviden sonra nadir aralıklarla yaşanması normal karşılanır. Bu durum genellikle partner değişimi ve kendini güvende hissetmeme (farklı bir ortam, basılma korkusu, kısıtlı zaman vb) sonucu ortaya çıkar. Rahatsızlığın bu sebeplerle kısa süreli hatta tek seferlik olarak tekrar etmesi mümkün olsa da durum kalıcı hale gelmeyecek, kişi partnerine alıştığında ya da mevcut güvensizliğinden arındığında ortadan kalkacaktır.

    Erken Boşalma Çözülmezse İleride Nasıl Bir Sıkıntı Olur?

    Ölmez ya da kısır kalmazsınız, ancak erkekliğinize laf olur . Erken boşalmanın tedavisi tıbbi ve psikolojik destek alınarak uygun zamanda tamamlanmadığı takdirde ileride sertleşme problemi ve cinsel isteksizlik meydana gelebilir.

    Erken Boşalmanın En Sık Görüldüğü Durumlar

    Aile baskısı, tecrübesizlik, güvensizlik, aşırı heyecan, endişe ve kaygıların olması, düzenli bir cinsel ilişkinin olmaması ve geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler erken boşalma öykülerinde sıkça rastladığımız durumlar arasında sayılabilir. Erken ya da denetimsiz boşalma oldukça sık görülen yaygın bir problem olduğu halde bu sorunu yaşayan on kişiden yalnızca biri durumuyla yüzleşip çözüm arayışına gitmektedir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir.