Blog

  • Prp  ( plateletten zengin plazma )

    Prp ( plateletten zengin plazma )

    PRP (Platelet Rich Plasma) Tedavisi

    Kök hücre mantığından yola çıkan PRP (Platelet Rich Plasma) yöntemi, kırışıklık, cilt yenileme, yara izi ve sivilce izleri ve saç dokülmesi tedavisinde kullanılmaktadır.Prp tedavisinin daha etkili olması için özel kit kullanılmalıdır.

    PRP tedavisi için hastanın kendi kanı alınarak, 8 dakika boyunca 3000 devir/ dakika santrifüj edilir. DNA aktivasyonu sağlayan özel bir kit ile birleştirilir. Aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörleri salgılar. PRP yönteminde, büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana geldiği düşünülmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır.

    PRP yöntemi ve merak edilenler

    1) PRP tedavisinde önerilen uygulama sayısı kaçtır ve uygulama aralıkları ne olmalıdır?

    PRP yöntemi 2 ila 4 haftalık aralarla yapılabilir. PRP tedavisi için ortalama 3 ila 4 seans önerilmektedir.

    2) PRP tedavi seansları sona erdiğinde, ne kadar sure sonra tekrar edilmelidir?

    Genel olarak, tedavi idamesinin 8 ila 10 ayda bir yapılabilir.

    3) Beklenen cilt yenilenme etkisi ortalama olarak ne kadar sürer?

    Yaşlanma süreci devam ettiği için idame tedavisi gereklidir. Prp tedavisi saç dökülmesinin önlenmesi ve yeni saç çıkmasındada oldukça etkili bir yöntemdir.

    Fibrocell (Kök Hücre Yöntemi)

    Fibrocell yöntemi yani kök hücre yöntemi cilt gençleştirme yöntemleri arasında giderek öne çıkan bir uygulamadır. Bu yöntemde kişinin kulak arkası derisinden alınan küçük bir parça ile fibroblast adı verilen kök hücreler doku kültürlerinde çoğaltılır. Elde edilen yoğun hücre kokteyli tekrar deriye verilir.
    Fibrocell yönteminin kullanım alanları nelerdir:

    Yüz ve dekolte bölgesinde kırışıklıkların azaltılması

    Özellikle çene ve boyun bölgesinde gözlenen sarkmalar

    Akne ve suçiçeği sonrası kalan çukur biçiminde izlerin doldurulması

    Güneş hasarı ve sigara gibi çevresel etmenler nedeniyle canlılığını yitirmiş, mat ve gözenekli görüntünün tedavisi

    Dudakların biçimlendirilmesi ve dolgunlaştırılması

    Yanık ve cerrahi izlerinin tedavisi

    Kronik yaraların tedavisi

    Fibrocell yönteminde kişiye yoğunlaştırılmış olarak verilen fibroblast hücrelerinin özellikleri nelerdir?
    Fibroblast hücreleri vücutta kolajen sentezinden sorumlu temel hücrelerdir. Kolajenin yanında elastik lifler ve hyaluronik asit fibroblastlar tarafından oluşturulurlar. İnsan bağ dokusunda bulunan fibroblast hücreleri yara iyileşmesi ve doku onarımında çok önemli rol oynarlar. Ancak 25 yaşından sonra kişideki fibroblast hücreleri azalmaya başlar ve bu azalma sonucu ciltte sakma ve kırışıklıklar orta çıkmaya başlar.

    Fibrocell yönteminde üretilecek labaratuarda fibroblastlar nasıl alınır?

    Kulak arkası derisinden lokal anestezi ile 2-3mmlik bir deri parçasının alınması yeterlidir. Bu parçadaki fibroblast hücreleri laboratuarda doku kültürlerinde çoğaltılırlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bir ay kadar sonra birinci yoğun fibroblast içeren solüsyon elde edilmiş olur. Cilde ilk uygulama yapıldıktan sonra da laboratuarda üretim sürdürülür. Yeni elde edilen solüsyonlar ikinci ve üçüncü seanslarda kullanılırlar.

    Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulama yapılacak bölge lokal anastezik kremlerle (EMLA) uyuşturulduktan sonra laboratuardan gönderilen fibroblast kültür sıvısı orta deriye mezoterapi yöntemindeki gibi küçük zerklerle verilir. Her uygulamada ortalama 20-40 milyon kadar fibroblast hücresi deri içine verilmektedir. Tedavi genellikle 4 hafta arayla 3 seans uygulanır. Üç seansın sonunda cilde verilen hücre sayısı 100 milyona çıkabilir.

    Fibrocell tedavisinin sonuçları nelerdir:

    Fibrocell tedavisi ile cilde aktarılan fibroblastlar hasar görmüş dokuyu tamir etmeye başlar. Etki diğer yöntemlere göre daha yavaş başlasa da 6-24 ay boyunca düzenli bir düzelme sağlar. Sonuç olarak kırışıklıkları ve sarkması azalmış, parlak canlı bir cilt ortaya çıkar. Elde edilen düzelme uzun sürelidir ve 4-5 yıl sonra bile sürdüğü gösterilmiştir.

    Fibrocell tedavisinin avantajları nelerdir:

    Hastanın kendi hücrelerinden elde edildiği ve yabancı madde içermediği için alerji riski taşımaz.

    Onarıcı etkisi pek çok yönteme göre daha belirgindir.

    Dolgu ya da PRP gibi diğer yöntemlere göre daha uzun süre etkilidir (4-5 yıl kadar)

    Herhangi bir yan etki bildirilmemiştir.

  • İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen aktif mesane yani idrar kaçırma sorunu sosyal yaşamı olumsuz etkilediği gibi psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Farklı hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma sorunu gün içinde tüketilen besinlerin içeriğiyle de bağlantılı olabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma sorunu ve tüketilmesi gıdalar hakkında bilgi verdi.

    Suyu dengeli tüketin

    Karın içi basıncını artıran öksürme, hapşırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane kontrolünde olası bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu farklı rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi farklı rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma durumunu ortadan kaldırmak için genellikle az sıvı tüketilmesi gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla sıvı tüketiminin idrar kaçırma sorununu tetikleyebileceği bir gerçektir ancak az sıvı tüketmek de idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma ihtiyacını artırabilmektedir. Aktif mesane yani idrar kaçırma sorununda sıvı alımı dengeli olarak yapılmalıdır.

    Sigaranın idrar kaçırma ile ne ilgisi var demeyin

    Aktif mesane sorununda sigara önemli risk faktörlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane kaslarını tahriş etmektedir. Sigara içen kişilerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici durumlarda yaşanan spazmlar idrar kaçağına neden olabilmektedir.

    Aktif mesane sorununa neden olan önemli faktörlerden biri de tüketilen gıdalardır. Bazı gıdalar mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Gıdaların aşırı aktif mesane üzerindeki etkileri kişiden kişiye değişebilmektedir.

    1 – Domates: Yapılan birçok araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Aşırı aktif mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir besin olan domatesten özellikle hassas olan kişilerin uzak durması gerekmektedir.

    2 – Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane aktivitesini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının azaltılması veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları azaltabilmektedir.

    3 – Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir miktar kafeini içermektedir. Çoğunlukla kafein içermeyen beyaz çikolata ya da daha fazla kakao içeren koyu renkli çikolataların denenmesi sorunu azaltabilmektedir.

    4 –Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek miktarda sitrik asit içermektedir. Mesane kontrolünü zorlaştıran bu meyveler yerine daha az sitrik asit içeren elma, muz gibi gıdalar tercih edilmelidir.

    5 – Alkollü içecekler: Aktif mesane sorunu yaşayan kişilerin çikolata ve kahve gibi alkollü içecekleri de sınırlandırması gerekmektedir. Özellikle bira, şarap ve likörden uzak durulması önemlidir. Alkol alımı mesaneyi tahriş edebildiği gibi mesanenin dolduğunu beyne ileten sinyallerin bozulmasına da zemin hazırlayabilmektedir.

    6 – Gazlı içecekler: Gazlı içeceklerde bulunan fizz, potansiyel olarak aşırı aktif mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji içeceklerinin tüketimine dikkat edilmelidir.

    7 – Baharatlı gıdalar: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan gıdalar mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı gıdalardan uzak durmak yaşana sorunların azalmasına yardımcı olabilmektedir.

    8 – Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda yapay ve doğal tatlandırıcıların aktif mesane sorunu şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine diyetle sınırlandırarak şikayetler üzerindeki etkisini kontrol edilmelidir.

    9 – İşlenmiş gıdalar: İşlenmiş gıdalar; aroma ve koruyucular gibi birçok yapay bileşen içerdiğinden dolay şikayetleri artırabilmektedir.

    10 – Soğan: Baharatlı ve asitli gıdalarda olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle çiğ soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki olumsuz etkiyi azaltmak için soğanı pişirerek tüketmek daha sağlıklıdır.

    11 – Kızılcık: Birçok kişi kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının belirtilerini hafiflettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

  • Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı bilinçsiz ve tecrübesiz ellerde istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Cilt tipi belirlenerek yapılan aylık cilt bakımı cildin sorunlarını azaltır. Cilt problemlerinin gelişmesi engeller.

    Dermo-kozmetik ürünlrle yapılan cilt bakımı:
    Akneli cilt bakımı

    Yağlı cilt bakımı

    Normal cilt bakımı

    Hassas cilt bakımı

    Kuru cilt bakımı

    Sarkma ve kırışıklıklara karşı cilt bakımı

    Lekeli cilde uygun cilt bakımı

    Cilt dengeleyici cilt bakımı

    Cilt bakımı sonrası cilt yapınıza ve ihtiyacınıza en uygun cilt bakım ürünleri önerilir.

    Akneli ve yağlı ciltlere, cilt tedavileri ile birlikte ve tedavi sonrasında cilt bakımı yapılması akne sorununu çok azltabilir.

    Aylık cilt bakımı sayesinde yaşlanma etkilerini azaltabilir. Henüz sorun oluşmadan ve tıbbi müdahaleye gerek kalmadan cildinizin gençliğini ve güzelliğini cilt bakımı ile koruyabilirsiniz.

    TERMOKOAGÜLASYON (TC 3000) (Kılcal varis tedavisi)

    TC 3000 ince varislerin yok edilmesini amaçlayan, her cilt tipinde kullanılabilen bir cihazdır. Herhangi bir bölgede, her biçim ve renkteki ince varisler TC 3000 ile tedavi edilebilir. Özellikle, çok küçük çaplı ve mikro-skleroz yöntemiyle ulaşılamayan varisler için uygundur. TC 3000 çok yüksek frekanslı (4 MHz) bir dalganın termal bir lezyon oluşturması prensibiyle çalışır.

    Cihaz, bir jeneratör ve sadece damara enerji verilmesini sağlayan çevredeki dokuya herhangi bir zarar vermeyen tek kullanımlık izolasyonlu nikel iğnelerden oluşur. Jeneratörün gücü optimum enerji vererek nekroz riskini önlemektedir. Nikel allerjisi olan kişilerde altın iğneler kullanılır.

    Cihazın kullanılamayacağı durumlar:

    Uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon olması

    Uygulama yapılacak kişinin pacemaker taşıması

    Uygulama yapılacak kişinin hamile olması

    Cihazın uzun süren yan etkisi yoktur.

    Cihazın kullanımından sonra ince varislerin anında yok olduğu görülür. Termokoagülasyon nedeniyle cilt üzerinde kısa süreli kızarıklıklar oluşur. Bunlar birkaç gün içinde kabuk bağlar. 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.

    Avantajları

    Kişiye özel iğneler kullanıldığından hijyeniktir.

    Telenjiektazik ve ince retiküler venler anında yokolur.

    Alerji yapmaz.

    Pigmentasyon olmaz.

    Yanık olmaz.

    Yan etkisi yoktur.

    Hasta için rahattır, bandaj gerektirmez

    Her çeşit telenjiektazik ve ince retiküler varisler üzerinde son derece etkilidir.

    Her cilt tipinde uygulanabilir.

    Hızlı tedavi

    Bir seans 250-500 palsa karşılık gelir.

    Bir seansta 40 ila 50 cm telenjiektazik ve ince retiküler varis temizlenebilir.

  • Hamilelikte Sıkça Rastlanan Rahatsızlıkların Üstesinden Nasıl  Gelinir

    Hamilelikte Sıkça Rastlanan Rahatsızlıkların Üstesinden Nasıl Gelinir

    Hamilelikte sıkça rastlanan rahatsızlıkların üstesinden nasıl gelinir

    Gebelik Son mestruasyonilk günden itibsren 280 gün yada 10 gebelik ay yada 40 hafta sürer gebelik süresince oluşan anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal değişiklikler belirgindir. Sistem değişiklikleri endokrin, üreme, kas-iskelet, kardiyovasküler, hematolojik, solunum, üriner sistem ve ciltte olmaktadır. Doğum sonrasında ise annenin önceki anatomik ve fizyolojik durumuna dönüş olur. Bu değişiklikler gebelik boyunca bazi şikayetlerin oluşmasına neden olur. Bunlardan bazilar ile nasıl başedebileceğinizi anlattık.

    Sabah bulanı ve kusma

    Mide bulantısının sabahları ve hamileliğin erken dönemlerinde daha sıkça görülmesine karşın, günün herhangi bir zamanında ya da hamileliğin herhangi bir döneminde meydana gelebilir. Çoğunlukla hamileliğin yaklaşık altıncı haftasında başlar ve yaklaşık 14 ile 16. haftalarında sona erer. Nedeni bilinmemekle beraber, hamilelik döneminde hormon düzeylerinde oluşan değişikliklerle ilişkili bulunmaktadır. Yardımcı olabilecek öneriler:

    • Yemek ve hafif yiyecekleri az ve sıkça yiyin; midenizin boş olması ve açlık hissetmeniz bulantıyı artırır

    • Su kaybını önlemek için bol miktarda sıvı için; konsantre meyve suyu (cordial), meyve ve sebze suları, çorbalar, buzlu meyveli çubuklar ya da jöle, limonata, sade gazoz, soda veya maden sularını deneyin

    • Bol baharatlı ya da yağlı ve ağır yiyecek kokuları, kahve, çay, alkol ya da sigara içme gibi mide bulantınızı uyarıcı maddelerden ve davranışlardan sakının

    • Yataktan hızla kalkmak ya da duş almaya koşmak gibi ani davranışlar da sizi hasta yapabilir

    • Yorgun olmanız durumunda mide bulantısının daha kötü olabilmesi nedeniyle, çokça dinlenin. Hiçbirinden olumlu sonuç alamamanız, kendinizi bitkin hissetmeniz ya da kusuyor ve kilo kaybediyor olmanız durumunda, doktorunuz ya da ebenizle görüşün. Sabah hastalıklarını kontrol edici ve hamilelikte güvenle kullanılabilecek ilaçlar bulunmaktadır.

    Kabızlık

    Hamilelik hormonlarının bağırsak kaslarının çalışmasını yavaşlatması nedeniyle, bazı kadınlarda kabızlık görülebilir. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • diyetinizin bol lifli yiyecekler içermesini sağlayın, örneğin; taze meyve ve sebzeler, kepekli ekmekler ve kahvaltı tahılı, kuru meyveler, fındık fıstık benzeri kuru yemiş ve baklagiller gibi

    • Psyllium gibi ek bir elyaf alın

    • Bolca su ve sıvılar için

    • Düzenli olarak egzersiz yapın. Doktor ya da ebenizle görüşmeden müshil almayın. Kabızlık bazen demir tabletleri alınması nedeniyle oluşabilir – başka bir tür ile değiştirme konusunu doktorunuzla görüşün.

    Bazı yiyeceklere duyulan şiddetli istek

    Bazı kadınlar hamilelik dönemlerinde bazı yiyeceklere şiddetli istek duyabilirler. Bunun nedenini gerçekten anlamıyoruz ancak, süt (hamilelikte daha fazla kalsiyuma gerek duyarız) ya da domates ve portakal (hamilelikte C vitamini gereksinimi iki kat artar) gibi çoğu kez gerek duyduğumuz yiyeceklerin şiddetle istenmesi ilginçtir. Bazı kadınlar, tebeşir (kireç taşı) ya da kil gibi yenmeyecek maddelere şiddetli istek duyarlar. Tat değişikliği ve yiyecek içeceklerden hiç hoşlanmama Kadınlara bazen yiyecek ve içeceklerin tadı değişik gelebilir ya da çay, kahve ve et gibi belirli bazı gıda maddelerinden ‘hoşlanmamaya’ başlayabilirler. Bu durum çoğu kez hamilelik döneminin ilerlemesi ile düzelir. Bu nedenle, diyetiniz için önemli belirli yiyecekleri yemede zorluk çekmiş olmanız durumunda, sözkonusu yiyecekleri hamileliğinizin ileri döneminde tekrar denemek isteyebilirsiniz.

    Mide ekşimesi

    Mide ekşimesi, bir dereceye kadar hormonlardaki değişme ve daha sonra bebeğin büyümesiyle midenize yaptığı baskı nedeniyle oluşur. Mide ekşimesi, göğsünüzde yanma duygusu ile birlikte ağzınıza acı tad veren bir sıvının gelmesiyle algılanır. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Hafif yiyecekler halinde daha sık ve yavaş yavaş yiyin

    • Yağlı, kızarmış ve baharlı yiyeceklerden sakının

    • Yarı dik ve bolca yastıklarla desteklenmiş olarak uyuyun

    • Yemekten bir süre önce bir bardak süt için

    • Yemekle birlikte herhangi bir içecek almayın. Bu önlemlerin yardımcı olmaması durumunda, doktorunuz asit önleyici bir ilaç verebilir.

    Yorgunluk ve uyumada zorluk

    Hamile kadınların çoğu, hamileliğin ileri dönemlerinde uyumada zorlanırlar. Bu dönemde, tuvalete gitme, mide ekşimesi, bebeğin tekmeleri ya da yatarken duyulan rahatsızlık nedenleriyle, uyku kolayca bozulabilir. Bazı kadınlar, yaklaşan doğum ve annelik ile ilgili kaygılar nedeniyle, son iki ay içinde rahatsız edici rüyalar ya da kabuslar görebilir. İyi bir uyku sağlayabilmek için denenebilecek tavsiyeler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Karnınızın altına ve dizlerinizin arasına birer yastık yerleştirerek bir yanınıza dönük olarak yatın

    • Gün süresince dinlenin

    • Çay, kahve ve alkol gibi uyarıcıları yatma zamanından önce almayın

    • Yalnızca yorgun olduğunuz zaman yatın

    • Yürüme gibi egzersizleri öğleden sonra ya da akşam erken zamanda yapın

    • Yatmadan önce, banyoya girme, müzik dinleme, masaj yaptırma ya da meditasyon gibi rahatlatıcı etkinliklerde bulunun.

    Hemoroitler (Basurlar)

    Bunlar, kalın bağırsak ve makat çevresinde bulunan kaşıntı, acı ya da ağrı oluşturabilen sişmiş damarlardır. Basurlar biraz kanayabilir ve tuvalette dışarı çıkarken rahatsızlık verebilirler. Bunlar kabızlık ve bebeğin başından gelen baskı nedenleriyle uyarılabilirler. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Diyetinizin bol lifli yiyecekler içermesini sağlayın, örneğin; meyve ve sebzeler, kepekli ekmekler ve kahvaltı tahılı (cereal) gibi

    • Uzun süre ayakta durmaktan sakının

    • Tuvalette otururduğunuzda ıkınmaktan kaçının

    • Kanama ve ağrının sürmesi durumunda, uygun bir merhem ya da fitil kullanma konusunda ebeniz ya da doktorunuzla görüşün.

    Vajinal mantar

    Hemen hemen tüm kadınların hamilelik döneminde vajinal akıntılarında artış görülür. Bu akıntının kötü kokması, kaşıntı oluşturması ya da renk değiştirmesi durumunda, vajinal bir enfeksiyonunuz bulunabilir. En sık rastlanan enfeksiyon türü mantardır. Tedavinin başlatılabilmesi için doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.

    Sıkça idrar yapma (sıkça idrar yapma gereği duyma)

    Hamileliğin erken dönemlerinde sıkça idrar yapma hormonal değişikliklerle ilişkilidir. Ancak, hamileliğin ileri dönemlerinde, bebeğin büyüyen bedeninin idrar torbasına baskı yapmasına bağlı olarak bu sorun ortaya çıkar. Hamileliğin ileri döneminde idrar torbanızı tam olarak boşaltmakta zorluk çekebilirsiniz. Hamileliğin son birkaç haftası içinde, öksürdüğünüz, aksırdığınız ya da bir şey kaldırdığınız zaman, bir miktar idrarınızı ‘sızdırabilirsiniz’. Pelvis (alt karın) tabanı egzersizleri konusunda doktorunuzla görüşebilirsiniz. İdrarınızı yaparken herhangi bir ağrı ya da yanma duymanız bir enfeksiyonla bağlantılı olabilir. Bu durumda doktorunuzla görüşün.

    Kramplar

    Hamilelikte, ayak, bacak ya da uyluk bölgesinde, özellikle geceleri oluşan kas kramplarına çok rastlanır. Bu krampların nedeni açıkça bilinmemektedir. Araştırma sonuçları, ek olarak kalsiyum alınmasının anılan krampları iyileştirmede ya da rahatlatmada bir etkisi olmadığını ortaya koymuş bulunmaktadır. Kas kasılması ya da kramplarında rahatlama sağlamak için:

    • Kramp sırasında etkilenen kol, bacak ya da kası masaj yaparak germeniz durumunda çoğu kez rahatlama sağlanır.

    Bilek, ayak ve parmaklarda şişme

    Hamile kadınların %80’inde bu tür şişmeler oluşacaktır. Hamilelikte beden dokunuz içinde gereğinden fazla sıvı bulunur ve özellikle hamilelik döneminin sonuna doğru bu sıvının bir bölümü bacaklarınızda toplanır. Özellikle sıcak havada uzun süre ayakta durmanız durumunda, bu sıvı bilek ve ayaklarınızda şişmeler oluşturabilir. Şişmeler, günün sonuna doğru daha belirginleşir ve çoğu kez gece siz uyurken iner. Aşağıda belirtilen durumlarda doktorunuza bilgi verin:

    • Şişkinliğin aşırı olması

    • Dinlenmeyle azalmaması

    • Bedeninizin diğer bölümlerinde de şişmeler görmeniz. Şişmeyi azaltmak için:

    • Uzun süre ayakta durmaktan sakının

    • Ayaklarınızı yükseğe kaldırarak sık sık dinlenin

    • Rahat ya da bol ayakkabılar giyin. Şişmeler yüksek kan basıncı ya da eklampsi (ağır gebelik toksikozu) başlangıcı belirtisi olabilir.

    Bel ağrısı

    Birçok kadın, hamileliklerinin bazı dönemlerinde bel ağrısı çeker. Bunun nedenleri, bebek büyüdükçe beden duruşunun değişmesi, bağlarda gevşeme oluşturan hormonlardaki değişmeler ve dokuların daha fazla su tutması gibi hususları içerir. Bel ağrısı çoğunlukla geceleri ve özellikle hamileliğin son dönemlerinde uyumada karşılaşılan zorluklara katkıda bulunur. Bel ağrısını nasıl azaltabılırız:

    • Ağır kaldırma ve ev işlerinden sakının

    • Uzun süre ayakta durmayın

    • Ayaklarınızı yükseğe kaldırarak sık sık dinlenin

    • Beden duruşunuza dikkat edin

    • Oturmak için uygun bel desteği sağlayan sandalyeler kullanın.

    Bayılma

    Bazı kadınlar, bayılma duygusu sorunu yaşayabilirler. Bir sandalye ya da sıcak banyodan hızla kalkmanız ya da uzun süre ayakta durmanız durumunda, büyük olasılıkla bayılma hissi duyabilirsiniz. Baygınlık duygusunun ilk belirtisinde hemen oturun ya da uzanın. Hamileliğin ileri döneminde sırt üstü yatmanız bayılma duygusu oluşturabilir; bu durumda yan tarafınıza dönmeniz sizi rahatlatacaktır. Sık sık baş dönmesi ya da bayılma duygusunun oluşması durumunda, doktorunuz ile görüşün.

    Kaşıntı

    Bebeğinizin büyümesiyle, karın deriniz gerginleşir ve hafif kaşıntıya neden olur. Hamilelikte bu sıkça rastlanan bir durumdur. Bununla beraber, kaşınmanın sürekli devam etmesinin daha ciddi sorunların belirtisi olabileceğini göz önüne alarak, doktorunuz ile görüşün. Doktorunuz tedavi önerir yada sebebi araştırmak için daha ileri testler uygulanabilir.

    Cilt

    Hamilelik hormonlarına bağlı olarak cidinizin ton ve renginde değişiklik görülebilir. Bedeniniz çevresindeki kan dolaşımının artmasıyla, cildinizin ‘parlak’ bir görünüm almasına karşın kırmızı benekler oluşabilir, sivilceler çoğalabilir ve cildinizin bazı bölümleri kurulaşabilir ve pullar meydana gelebilir ve yüzünüzde pigmentasyonların daha da derinleştiğini görebilirsiniz. Özellikle, benler, çiller ve göğüs uçları (areola) gibi bedenin gözenekli bölgelerindeki değişiklikler, hemen her kadında görünür. Cinsel organının, uyluk bölümünün iç tarafının, gözlerinizin altının ve koltuk altlarınızın rengi koyulaşabilir. Bazı kadınlarda, mide bölgesinden aşağıya doğru uzanan koyu renkli bir çizgi belirebilir. Bu çizgi linea nigra olarak tanımlanır. Gözenekli cilt bölümlerinde güneş ışınının etkisi daha güçlü olur ve kadınların çoğu hamileyken cilt renklerinin daha kolay bronzlaştığını farkederler. Doğumdan sonra dahi, derin olarak gözeneklenmiş cilt bölümleri bir süre daha koyu renklerini sürdürürler ancak, bu koyu renk giderek solar ve gözden kaybolur.

    Kholoasma

    hamilelik maskesi olarak da adlandırılan özel bir gözenek oluşum türüdür. Bu tür gözenek oluşumu burun köprüsünde, yanaklarda ve boyunda görülür. Koyu renk ciltli bazı kadınların yüz ve boyunlarında daha soluk cilt lekeleri görülebilir. Bu lekeler bebeğin doğumundan sonra giderek solarlar. Bu lekeleri örtmek için makyaj yapabilirsiniz.

    Gerilme işaretler (cilt çatlamasi olarak da bilinir)

    Kadınların yaklaşık %90’ının cildinde gerilme işaretleri oluşur. Bunlar genellikle karın bölgesinde çaprazlama olarak meydana gelmesine karşın, oyluk bölgesini, kalçaları, göğüsleri ve kolların üst kısımlarını da etkiler. Giderek alınan kilolar, cildin yırtılmadan gerilmesini sağlar. Hamilelik süresince kırmızı çizgiler belirgin olarak görülürken, doğumdan sonra bunlar soluk gümüş renginde çizgi görünümüne dönüşür. Cildinize sürdüğünüz kremler bunların oluşmasını engellemez.

  • Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeeling yani kimyasal soyucular en sık leke, iz ve kırışıklık tedavisi gibi kozmetik nedenler için uygulanır. Ayrıca yüzdeki sivilce izlerini hafifletmek ve sivilceyi tedavi etmek, kanser öncüsü lezyonları gidermek amacı ile kullanılmaktadır.

    Sivilce ve leke tedavisinde yardımcı bir tedavi yöntemidir. Kimyasal peeling deriye kimyasal solüsyon sürülerek, derinin üst tabakasını soyup deriyi iyileştirme ve düzeltme amacı ile kullanılmaktadır.

    Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma peeling yöntemini derinin hangi tabakasına kadar soyulma yaptığına göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma ve dermabrasyon yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Yüzeyel peelingler haftalık aralıklarla uygulanabilirken, orta derecedeki peelingler 3-6 ay aralıkla uygulanabilir. Bütün kimyasal peeling uygulamalarının seyrek görülen belli riskleri vardır.

    Yüzeysel Peeling Uygulama Nedenleri:

    Düzensiz , kuru cildin düzenlenmesi

    Ince kırışıklıkların giderilmesi

    Sivilce tedavisi

    Leke problemlerinde

    Kimyasal peeling muayenehane ortamında uygulanabilir. Ameliyathane şartları gerektirmez.

    Yüzeysel peeling uygulamaları esnasında sadece hafif bir batma duygusu yaratmaktadır. Anestezi gerektirmez.

    Yüzeysel peelingten sonra geçici kızarıklık, kabuklanma ve soyulma olabilir. Bu tür şikayetler peeling cilt tipine göre ayarlanarak giderilebilir.

    Yüzeysel peeling ile geçici kızarıklık, kabuklanma ve kuruluk günlük yaşam ve çalışma hayatını engellemez. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve parlak hale gelir. Mutlaka tedavi sonrası ve seans aralıklarında günlük cilt bakımında güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

    Tedavi alanları serin tutulur ( örneğin yatıştırıcı su spreyleri)

    Kabuklar koparılmamalıdır. Iz kalabilir.

    Yüzeyel peeling sonrası hafif nemlendiriciler, derin peeling sonrası yoğun nemlendiriler kullanılır.

    En az 6 ay güneşten korunulmalıdır.

    Yüzeyel peeling sonrası daha sağlıklı ve canlı bir cilt görünümü oluşur. Tedavi devam ettikçe cildin yapısı daha sağlıklı bir hale gelir.

    Güneş lekeleri tedavisinde pek çok yöntem kullanılabilir. Güneş lekesi tedavilerinde sonuç almak için lekenin karakteri ve derinliği çok önemlidir. Eğer melazma tipinde güneş lekeniz varsa tedavi yöntemleri şunlar olabilir

    Kimyasal peeling

    Cilt yenileme yöntemleri

    Güneşten korunma

    Eğer lentigo olarak adlandırılan büyük çil tipinde lekeleriniz varsa tedavi yöntemleri şunlardır

    Lazer tedavisi

    Buz tedavisi (kryoterapi)

    Kimyasal peeling

    Leke kremleri

    Kimyasal peelingler uzun yıllardan beri güneş lekesi tedavisinde kullanılmaktadır. Melazma tipindeki güneş lekelerinde pek çok kimyasal ajan kullanılır. Cosmelan, Dermamelan, Spot peel, Obagi sistem, Green peeling gibi yöntemler vardır.
    PRP ve dermaroller gibi yöntemler cildi yenilemek ve gençleştirmek, izleri gidermek ve leke tedavisinde oldukça etkilidir
    Cilt lekelerinin tedavisinde öncelikle leke doğru teşhis edilmelidir. Cilt lekeleri güneş lekesi, çil, yaşlılık lekesi, cilt benleri, doğum lekeleri, kalıtsal hastalıklar, damar lekesi veya bir cilt hastalığı sebebiyle olabilir. Her cilt lekesinin ayrı tedavisi mevcuttur. Bazı lekeler çok kolay tedavi olurken, bazılarının tedavisi güç olabilir. Burada cilt lekesinin teşhisi kadar hastanın ten rengi, cildinin hassaslığı, genetik yapısı, hormonları, yaşam şekli, yaşı da etkili olmaktadır.

    Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

    Cilt lekesi güneşten korunma: Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

  • Gebelikte Üriner  Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir  ve nasıl  Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Mesane enfeksiyonu olarak da adlandırılan, idrar yolunda bakteriyel bir inflamasyondur. Gebe kadınlar, 6. haftadan 24. haftaya kadar olan dönemde İYE başlama riski yüksektir.

    İYE neden hamilelikte daha sık görülür?

    İYE, üriner sistemdeki değişiklikler nedeniyle hamilelik süresince daha sık görülür. Rahum doğrudan mesanenin üzerine oturur. Rahim büyüdükçe artan ağırlık idrarın mesaneden boşaltılmasını engeller ve bir enfeksiyona neden olabilir.

    İYE belirtileri nelerdir?

    • Ağrı veya yanma (rahatsızlık) idrar yaparken

    • Her zamankinden daha sık idrara çıkma ihtiyacı

    • İdrar yaparken aciliyet hissi

    • İdrarda kan veya mukus

    • Karında kramplar veya ağrı

    • Cinsel ilişki sırasında ağrı Şikayetler,

    • ateş, terler, idrar kaçağı (inkontinens)

    • Uyurken işemek için uyanmak

    • Kokulu Bulanık görünen idrar,

    • Mesane alanında ağrı, basınç veya hassaslık Bakteriler böbreklere yayılırsa: Sırt ağrısı, titreme, ateş, mide bulantısı ve kusma.

    İYE bebeğimi nasıl etkileyecektir?

    İYE tedavi edilmezse böbrek hastalığına neden olabilir. Böbrek enfeksiyonları erken doğum ve doğum ağırlığının düşük olmasına neden olabilir. Doktorunuz idrar yolu enfeksiyonunu erken ve düzgün bir şekilde tedavi ederse, İYE bebeğinize zarar vermez.

    Gebelikte Üriner Enfeksiyon Nasıl Tedavi Edilir?

    İYE, gebelik sırasında antibiyotiklerle güvenle tedavi edilebilir. İdrar yolu enfeksiyonlarına en çok antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Doktorlar genelde siz ve bebeğiniz için 3-7 günlük bir antibiyotik kursu reçete eder. Ateş, titreme, alt karın ağrısı, bulantı, kusma, kasılmalar veya doktorunuza üç gün ilaç verdikten sonra hala idrar yaparken yanma hissi yaşıyorsanız doktorunuzu arayın.

    Bir İY’yi nasıl engelleyebilirim?

    • Her gün 6-8 bardak su ve düzenli olarak şekersiz kızılcık suyu için.

    • Rafine yiyecekler, meyve suları, kafein, alkol ve şekeri eleyin.

    • Enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olması için C vitamini (250-500 mg), beta-karoten (günde 25.000 ila 50.000 IU) ve Çinko (günde 30-50 mg) al.

    • İhtiyaç duyduğunuz anda idrar yapma alışkanlığı geliştirin ve idrar yaparken mesanenizi tamamen boşaltın.

    • Cinsel ilişki öncesi ve sonrasında idrar yapın

    • . Bir ĐYE için tedavi edilirken cinsel ilişkiden kaçının.

    • İdrar yaptıktan sonra kurutun (ovmayın) ve genital bölgesini temiz tutun.

    • Önden arkaya doğru sildiğinizden emin olun.

    • Güçlü sabunlar, keskiler, antiseptik kremler, kadınsı hijyen spreyleri ve tozlardan kaçının.

    • Her gün iç çamaşırı ve külotlu çorap değiştirin. Sıkı pantolon giymekten kaçının..

  • Gebelikte meydana gelen deri değişiklikleri

    Gebelik sürecinde deri değişikliklerine sebep olabilecek pek çok metabolik,hormonal ve bağışıklık sistemi farklılıkları olmaktadır. Meydana gelen değişikliklerin bir kısmı normal yani fizyolojik olarak kabul edilir ve gebelerin büyük çoğunluğunda izlenmektedir. Bazı değişiklikler ise gebelik sürecinden sonrada devam ederek kişiyi etkileyecek ciddi görsel problemlere yol açmaktadır.

    Bağışıklık sisteminde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak derinin çevresel uyaranlara verdiği yanıtlarda değişmektedir. Buna bağlı olarak sadece gebelik dönemine has deri hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklar gebelik sürecinin sona ermesi ile büyük oranda geriler. Ayrıca bu dönemde kişide zaten mevcut olan bazı deri hastalılarının da seyri değişebilmektedir. Bu değişim yatışma veya alevlenme şeklinde olabilmektedir.

    Gebelikte meydana gelen ve fizyolojik olarak kabul edilen deri değişiklikleri şunlardır;

    – Pigment/renk değişiklikleri: Yüz bölgesinde Melasma (Gebelik maskesi), koltukaltı,genital bölge, meme başları ve göbek orta hat çizgisinde koyulaşma

    – Saç ve kıl değişiklikleri: Gebelik sürecinde saçlarda gürleşme ve canlı görünüm, gebelik sonrasında ise saç dökülmesi; vücut kıllarında artış

    – Tırnak değişiklikleri: renk değişikleri, uzama hızında artış, kolay kırılma, tırnak yatağından ayrılma, tırnak yatağında kalınlaşma

    – Yumuşak doku değişiklikleri: göbek çevresi, kalça, kol, bacak ve göğüslerde çatlak oluşumu

    Ter salgısında değişiklikler

    – Damarsal değişiklikler; damar çatlaklarında artış, varis-hemoroid oluşumuna yatkınlık

    – Mukozalarda meydana gelen değişiklikler.

  • Gebelikte Vajinal Enfeksiyonlar

    Gebelikte Vajinal Enfeksiyonlar

    Gebelikte neden vajinal akınt olur?

    Hamileyken vücudunuz pek çok yönden değişir ve vajinal akıntıda bir artış olması (eğlenceli değil) bu değişikliklerden biridır . Akıntı açık veya beyaz ise , kokusu yok ise büyük olasılıkla bu akıntılar hamilelik döneminde hormon değişikliğe bağlıdır ve vajinanın sağlıklı olduğu yönünde bir işarettir. Ancak, bazen fazla akıntı , vajinada yaşayan doğal bakteri denge bozulduğunda ortaya çıkan bir enfeksiyon sinyali verir.En yayığın olarak gebelikte karşilaştiğimiz enfeksyonlar şunlardır: vakterial vajinozis (BV) grup B streptokok (GBS) trıkomonaz ve mantar enfeksyondur.İyi haber şu ki doktor tarfından tanı konulduğuna uygun tedavi ile hemen iyiyleşme sağlaniyor.Her enfeksyonun kendine özgü klinik bulgulari mevcut.dikat edersek sağlıklı vajinal akıntıyı sağlıksız vajinal akıntıdan nasıl ayrt edebilmemiz geretiğini incelieceğiz.

    BAKTERİAL VAJİNOZİS (BV)

    Ulusal Sağlık Enstitülerine göre, 5 gebeden yaklaşık 1’i bu kaşıntılı, rahatsız edici enfeksiyona maruz kalabiliyor. BV, gebelikte hormon değişikliğiyle etkilenebilen, doğal olarak vajinada yaşayan bakterilerin aşırı çoğalmasıyle oluşur. Tedavi edilmediğinde BV semptomları devam eder ve erken doğum tehdidini yaratabılır veya düşük kilolu bebeklerin doğmasına neden olabilir.(Hamile olmayan kadınlarda, BV infertiliteye neden olan veya fallop tüplerine zarar verebilen pelvik inflamatuar hastalığa neden olabilir.) BV basit bir vajinal kültür ile teşhis edilebilir; Doktorunuz vajenden bir sürüntü alarak , mikroskopta incelendikten sonra kolayıca tanı konuabilir.

    BAKTERİAL VAJİNOZİS BELİRTİLER NELERDİR.?

    • İnce grimsi beyaz akıntı
    • İdrarda görülen ağrı
    • Vajina çevresinde kaşıntı

    NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

    İlk üç aylık dönemdeyseniz, doktorunuz ikinci trimesterine kadar tedaviyi erteleyebilir Genelde Metronidazol veya Klindamisin gibi bir dizi antibiyotik terapiye ihtiacimiz olabilir ,bazı zamanlarda kendi kendine iyileşebilir.

    ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPMALİYIZ?

    Asla ıslak bir mayo veya terli külotta oturmayın; daima temiz bir çift pamuklu iç çamaşırı kulanalım

    Bakteri üremesine ve terlemeye neden olabilecek sıkı külotlu veya pantolonlardan kaçınalım özellikle gebeiken

    Tuvalete giderken genital bölge temizliğine dikat edelim.

    Genital bölge temizliyici sıvı sabunlardan uzak duralım onlar vajinal flora dengesizliğine neden olabilirler.

    MANTAR ENFEKSYON NEDİR?

    Doğal olarak vajınada yaşayan bir mantar olan Candida’nın aşırı çoğalmasndan kaynaklanır. Hamilelik süresince, östrojen ve progesteron düzeylerinin artması, mantarın gelişebileceği ortamı yaratmaya yardımcı olur. mantar enfeksiyonlarının diğer nedenleri ise fazla antibiyotik kullanımı ve cinsel ilişkidir. bunların her ikisi de vajinanızdaki doğal pH’ı bozabilir. Doktor, bir mantar enfeksiyonunu basit bir vajinal kültürle teşhis edebilir; Bir pamuklu çubuk yardmiyle genital bölgenizden örnek alınır ve mikroskobik inceleme için gönderilir .

    Manter enfeksyonun belirtileri nelerdir.

    • Vajinal bölgesinde ağrı ,yanma ve kaşıntı

    • Kalın, kıvrımlı beyazımsı-sarı deşarj; kokusu olabilir yada olmayabilir.

    • Cinsel ilişki esnasında ağrı ve yanma hissi

    • İdrar yaparken yanma

    Bu şikayetleri oıuştu zamnada mutlaka doktorunuza danışın size uygun tedavi uygulansin.

    Mantar enfeksyon nasıl önlenebiliriz

    • Enfeksiyondaki çevresel faktörlerin azaltılmasına yardımcı olmak için rafine edilmiş şeker yerine kompleks karbonhidratları ve kepekli tahılları yiyin.

    • Yoğurdu sık sık tüketin. Laktobasillus doğal olarak yoğurtta bulunur ve uygun sindirimi sağlayan ve vajinal enfeksiyonları önlemeye yardımcı olduğu bilinen bir probiyotiktir.

    • Enfeksiyona neden olan bakterilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için düzenli olarak idrar yapın.

    • Toksinleri boşaltmaya yardımcı olması için . Günde en az sekiz bardak su için.

    • Pamuklu iç çamaşirlari giyelim.

  • Prp tedavisi!!

    Anti-ageing amaçlı PRP tedavisi

    PRP deri yenileme tedavisi, hastanın kendi kanındaki trombosit denen elemanların deriyi yenilemek amacıyla kullanılması işlemidir.Doğuştan gelen yara iyileştirme yeteneğine dayanılarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kandan toplanan elemanların deriye enjeksiyonu ile işlem uygulanır. Allerji veenfeksiyon riski yoktur. Bu yöntem, travma ve yanıklarda ortopedi ve plastik cerrahide, implant tedavisinde ise diş hekimliğinde kullanılmaktadır.

    Kozmetik tıpta kullanım alanları

    Yüz ve boyun kırışıklıkları

    Sivilce izleri

    Sarkmalar

    Saç dökülmesi

    PRP deri yenileme tedavisinin etki mekanizması

    PRP tedavisinde kandaki trombositler kullanılır. Bunların görevi, kanamayı durdurmak, hasar gören kan damarlarını ve hücreleri tamir etmektir. Bu trombositler çeşitli büyüme faktörlerini içerirler. Bu büyüme faktörleri, vücut hücrelerini uyarır ve yenilerler.Bunlar trombositlerden salgılandıkları zaman kollajen yapımını uyarırlar ve yeni kılcal damarlar geliştirerek derinin yenilenmesini sağlarlar.

    PRP ile deri yenilenmesi

    Trombosit içeriğinin enjeksiyonu ( PRP ):

    Yaşlanan deride kollajen daha azdır, elastikiyeti azalmıştır. Hiyaluronik asit miktarı da azaldığından nem tutma kapasitesi de azalmıştır.

    Trombositlerden büyüme faktörlerinin salınımı:

    Hücre gelişimi ve kollajen oluşumu başlamıştır.

    Deri dokusunun yenilenmesi:

    Kollajen oluşmuş, derinin elastikiyeti artmıştır. Nem tutma kapasitesi artmıştır.

    Tedavi işlemi

    Kan alınır.

    Santrüfüj edilerek trombositten zengin serum elde edilir.

    Trombositten zengin serum deriye enjekte edilir.

    Kan alımı ve enjeksiyon yapımı arasındaki süre yaklaşık 30-40 dakikadır. Enjeksiyon sonucu, trombositlerden çeşitli büyüme faktörleri salgılanır. Kollajen ve hiyaluronik asit üretimiyle birlikte yara iyileşmesi başlar. Kırışıklık ve sivilce gibi belirtilerin düzeltilmesi yoluna gidilir.

    Bu tedavi sonucunda, uygulanan bölgede doğal bir değişim olur. İyi etkiler, yaklaşık 2 ay içinde yavaşça ortaya çıkar.

  • Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis ilk kez 1860’da tarif edilen fakat hala sebebi ve tedavisi tartışılan bir hastalıktır.Nedenini açıklamak için değişik teoriler ortaya atılmıştır.Bu hastalığın kadınları neden etkilediği, hangi etkenlerle oluştuğu kesin olarak bilinmez.En çok kabul edilen teorilerden biriadet sırasında endometrial dokunun tüpler aracılığıyla peritoneal boşluğa, yani karın boşluğuna geri aktığını veyeni endometriozis odaklarının oluşması teorisidir. Son yıllarda genetik yatkınlığın da bu hastalığın oluşumunda rol oynayabileceği araştırılmış ama henüz sorumlu direkt bir genetik faktör bulunamamıştır. Yetersiz immun cevabın neticesi bu geri kaçan endometrial dokunun karın boşluğunu saran periton zarında ve overler, tubalar gibi genital organlarda endometriozis odakları oluşturduğunu ileri sürmektedir.

    Bir başka teoriye göre artmış östrojen gibi etkilere cevaben periton ve over hücrelerinde bazı değişimler (metaplazi) olmakta, endometriozis gelişmektedir. Bir diğer teori ise endometrial dokunun kan ve lenf damarları ile yayıldığını ve endometriozisin böylece oluştuğunu ileri sürmektedir. Bazı bilim adamlarıdabazı çevresel faktörlerin de (Dioksin gibi kimyasal sanayide, PVC ve kağıt üretiminde ara ürün olan bir toksin) endometriozis oluşumunda etkili olduğunu ileri sürmüştür.

    Yani endometriozis oluşumunu açıklayan değişik teoriler vardır ve endometriozis hala bilinmeyeni çok olan bir hastalık olmaya devam etmektedir.Sonuçta oluşan endometriozis odakları estrojen hormonunun adet döngüsündeki değişimlerine göre büyümekte ve kanamakta, daha derine doğru yayılmakta, bunlara bağlı olarak da bulunduğu bölgelerde ağrı ve yapışıklıklar oluşturmaktadır.

    Endometriozis odaklarını bağışıklık sistemi hücreleri ortadan kaldırmaya çalışırken iltihabi bir durum da beraberinde oluşmaktadır, buna bağlı nedbe dokuları, ciddi yapışıklıklar meydana gelmektedir.