Blog

  • Gözler ve estetik analiz

    Bu alanın değerlendirilmesin kullanılan anatomik alanlar ve noktalar

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Üst göz kapak katlantı çizgisi

    Üst göz kapağında katlantıya bağlı olarak doğal bir çizgi bulunmaktadır. Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz kapağını açan kasın göz çevresi kasına yapışma noktasıdır. Bu üst göz kapağında kipiklere paralel seyretmektedir ve üst göz kapağını altta 1 üstte 2 oranı olacak şekilde 2 ye bölmektedir. Bu katlantı çizgisi etnik yap ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Hasta aşağıya bakarken üst göz kapağı yukarı hafif çekilir ve katlantı çizgisinin kirpiklere olan uzaklığı ölçülmektedir. Bu mesafe 8-11 mm arasında değişmektedir. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe ortalam 1.6 cm olmalıdır.

    Bu katlantı çizgisi içte göz iç köşesini, dıştada orbital rimi geçmemelidir. Üst göz kapağı katlantısı dışarı doğru fazla uzandığında hatta göz kenarını geçtiğinde buna “Connell Belirtisi” denilmektedir. Yüzün yaşlanma belirtilerinden birisidir ve kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz çevresine uzanmakta. Buna Connel Belirtisi denilmektedir. Kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Her iki gözün iç köşeleri arası mesafe(Intercanthal mesafe) ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 30-35 mm dir. Bu mesafe bir gözün iç ve dış köşeleri arasındaki mesafe-göz genişliğine eşittir. Ayrıca her iki mesafe yüzün genişliğinin 5 de 1 kadar olmalıdır.

    Alt göz kapağı kenarı ile yanağın en çıkıntılı noktası arası mesafe 27 mm ve daha azdır. Alt göz kapağında göz çevresi kasları kalınlaştığında kişi gülerken göz kapağında belirginleşme olmaktadır. Göz corneası ile alt göz kapağının en alt kenarı arasındaki mesafe 5.5 mm dir. Cornea ile üst göz kapağı kenarı arasındaki mesafe ise 4.5 mm dir.

    Gözün iç köşesi ile dış köşesi arası mesafe-göz genişliği 30-40 mm dir.

    Gözde üst ve alt göz kapağı arası mesafe 10-15 mm dir.

    Üst göz kapağı irisi 2-3 mm örterken alt göz kapağı alt iris sınırındadır.

    Göz iç ve dış köşesini birleştirdiğimizde buna göz aksı denilmektedir. Bu aks içten dışa doğru hafif yukarı uzanmaktadır. Bunun anlamı dış göz kenarı içe göre hafif yukardadır.

    Erkek ve kadınlarda en önemli farklardan biriside göz aksındadır. Erkeklerde bu aks kadınlara göre daha düz hatta dış göz köşesi daha aşağıdadır. Göz üstü kemik yapısı daha önde ve daha güçlüdür.

    İlk resimde kadınlarda göz aksı 2. resimde erkeklerde göz aksı görülmektedir.

    Göz küresi ile içerisinde yer aldığı ve gözü çevreleyen göz çukurunu oluşturan kemik anatomisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için şu yöntem kullanılmaktadır. Yüze önden bakışta gözün irisinden geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu çizginin göz çevresi kemiğini üst ve altta kestiği noktalar işaretlenmektedir.

    Yüzün önden değerlendirilmesinde gözün irisinden geçen dik bir hat çizilmektedir. Bu hattın göz çevresi kemiği üst ve alt noktada kesen noktaları belirlenmektedir.

    Sonra yüzün profil değerlendirmesine geçilerek bu 3 noktadan geçen 3 dik referans çizgileri kullanılmaktadır.

    Bu referans çizgiler;

    Göz kornea çizgisi; Göz küresinin profilde en ön noktası korneadan geçen çizgi.

    Üst göz çevresi kemiği çizgisi; Kornea çizgisinin 8–10 mm önünde yer almaktadır.

    Alt göz çevresi kemiği çizgisi; Bu referans çizgisi kornea çizgisinin önünde yada gerisinde yer alabilmektedir. Önünde olması yüzde daha genç bir görünüme neden olmaktadır. Gerisinde olması yüzde daha yaşlı ve yorgun bir ifade vermektedir. Sıklıkla yüzün orta kısmının yeterli gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

    İlk resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin önünde ve hastaya daha genç bir ifade vermekte. İkinci resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin gerisinde. Bu yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermektedir.

    Üst göz kapağının iç kısmı dış kısma göre daha dik bir alçıya sahiptir.

    Üst göz kapağında mavi çizgi iç kısmın açılanması, sarı dış kısmın açılanmasını göstermektedir. İç kısmın açısı dış kısımdan daha diktir.

    Göz üst dış kısmının değerlendirilmesi

    Göz üst dış kısmı yüz estetiğinde önemli bir değere sahiptir ve burası dikkatli değerlendirilmelidir.

    Bu alan normalden hafif daha dolgun görünmelidir. Bu kişiye daha genç ve çekici bir ifade vermektedir. Göz çevresi kemiğin üst dış kısmının daha öne ve aşağı çıkıntı yapması yada burada bulunan göz yaşı bezinin belirgin olması buranın daha dolgun görünmesine neden olmaktadır. Bu aşırı dolgunluk kişiye daha yorgun ifade vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz dış köşesinde sonlanmalıdır. Eğer göz dışına doğru devam ediyor ise buna “Connel Belirtisi” denilmektedir. Yaşlanmaya bağlı göz çevresi değişimlerinden birisidir ve kaşların düşerek göz kapaklarına baskı yapmasından kaynaklanmaktadır.

    Göz kapaklarının değerlendirilmesinde muayene sırasında mutlaka aşağıdaki değerlendirmelerde yapılmalıdır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında tekrarlayan ödem ve kızarıklıktır. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarına kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapağı derisi elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde elatikiyetinin yeterliliği ile hızla eski haline gelmektedir. Buna “snap test” denilmektedir. Göz kapağı aşağı çekildiğinde göz limbusundan 7 mm uzaklaşabilelidir. Bunada “Distraction test” denilmektedir.

    3. Göz alt ve üstünde yağ dokusunun fıtıklaşması-herniasyonunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunun için göz kapalı iken göz üzerine hafif basınç uygulandığında gözün üst ve alt kısmında şişmelerin oluşmasına bakılmaktadır.

    Alt göz kapağının daha altında Festoons (cheek bags, malar bags) olarak geçen yağ dokusunun fıtıklaşmaları olabilmektedir. Bu alt göz kapağı torbalanması ile karıştırılmamalıdır.

  • Gebelikte Cep Telefonu ve Bilgisayar Kullanımının Anne ile Bebeğe Etkileri

    Gebelikte Cep Telefonu ve Bilgisayar Kullanımının Anne ile Bebeğe Etkileri

    Cep telefonu ve bilgisayar kullanımının, hamilelik döneminde zararı olup olmadığı konusunda net

    bir görüş olmasa da, gebeliğinde sık cep telefonu kullanan annelerin bebeklerinde başta davranış

    bozukluğu olmak üzere çeşitli ruhsal hastalıkların daha fazla olduğu gösterilmiştir.

    Amerika Birleşik Devletleri Yale Üniversitesi’nde yaklaşık 13 bin çocuk üzerinde yapılan

    araştırmada hamile bir kadının günde bir kaç kez cep telefonunu eline alıp kullanması bile doğacak

    çocuğun hiperaktivite, davranış bozuklukları, okul çağına geldiğinde duygusal karmaşa gibi bazı

    ruhsal hastalıklara yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Yine yapılan

    çalışmalarda 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda da aynı davranış bozukluklarının daha

    sık olduğu gösterildi.

    Erken dönemde gelişim çağındaki çocukların cep telefonu kullanması öğrenme bozukluklarını

    artırabiliyor, ayrıca sinir hücrelerinde değişik derecelerde hasar bırakarak kas zafiyetine sebep olup

    gelişim bozukluklarına neden olabiliyor. Özellikle akıllı telefonların ortaya çıkmasının ardından

    sadece telefon görüşmeleri sırasında değil telefon boşta dururken bile internet bağlantısı nedeniyle

    sürekli olarak sinyal alınıp gönderilmesi nedeniyle bu hasarın düzeyi dahadaartabilir.

    Bu zararları en aza indirebilmek için önerilerimiz;

    Telefonu sürekli kendi üzerinizde taşımayın, cep telefonunuzu sizin bulunduğunuz konumdan daha

    uzağa yerleştirin ve aranıza mesafe koyun.

    Mümkünse cep telefonunuzu yatak odasına koymayın. Yatak odasındaki cep telefonun uykunun

    kalitesini bozduğuna dair çalışmalar vardır. Alarm olarak cep telefonu yerine çalar saat kullanın.

    Konuşma sürelerini çok az tutun. Normal kişilerde bile bu çok önemliyken siz daha dikkatli olun;

    gebe olmayanlar günde en fazla 30 dakika konuşma sınırını aşmamaya çalışmalıyken, siz ise

    sadece gerekli durumlarda cep telefonuyla konuşun.

    Mümkün olduğunca kablolu kulaklıklar vasıtasıyla cep telefonu olabildiğince uzak iken görüşme

    yapın.

    Yüksek gerilim ve yüksek antenlerin bulunduğu yerlerin yakınında çok bulunmayın.

    Sonuç olarak hamilelik sırasında cep telefonu ve bilgisayar kullanımının zararlı olup olmadığı

    konusunda çok kesin bilgiler olmasa da mümkün olduğunca az kullanmak, sürekli üzerinizde

    taşımamak, telefonda konuşurken bluetooth kulaklık kullanmak gibi önlemler almanızda fayda

    olabilir.

  • Kaşlar ve estetik analizi

    Kaş ve göz ilişkisinde kullanılan anatomik tanımlamalar;

    Göz göz kapakları ve kaşların değerlendirmesinde anatomi

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Kaşlar yüzün ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Kaşların aşırı yukarı kaldırılması şaşkınlık ve süpriz ifadesi, kaşın orta kısmının yukarı kaldırılması istenmeyen şaşkınlığı, kaşın iç kısımlarının alta çekilerek birbirine yaklaştırılması dış kısmın kaldırılması ise kızgınlığı göstermektedir.

    Kaşlar etnik özellikler, cinsiyet ve moda eğilimler ile değişmekle birlikte estetik olarak standartları vardır.

    1. Kaşların şekli ve yerleşimi; Kaşlar göz çukuru üst kemik yapısının üzerinde hafif bir eğim ile yerleşmektedir. Kaşın iç ve orta kısmı dış kısmından daha kalındır. Erkeklerde bu yerleşimde ve hafif düzdür. Kadınlarda ise erkelere göre hafif yukarı yerleşmekte ve martı kanadı şeklinde daha açılı yerleşmektedir.

    Erkek kadın kas lokasyonu

    Erkeler ve kadınla arasında kaş şekilleride farklıdır.

    Erkekler ve kadınlarda kas farkı

    2. Kaşların yüzde lokasyonu; ( her iki gözün iç köşeleri arası -intercanthal mesafenormal ise) kaşın iç noktası gözün iç köşesi ile aynı hizada ve üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde yada hafif altından başlamaktadır. Orta kısmı üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde seyretmektedir. Dış kısmı üst göz çukuru kemiğinin daha üstünde seyrederek burun kanadı ile göz dış köşesini birleştiren çizgide sonlanmaktadır. Yüze karşıdan bakıldığında kaş gözün iç köşesinden 10 mm yukarıda olmalıdıır.

    İdeal kas sınırları

    3. Kaşta hafif açılanma; erkeklerde kaşlar hafif eğimli ancak açılanma göstermezken kadınlarda kaş göz irisinin dış kenarı-lümbus hizasında hafif açılanma göstermektedir.

    Kas acılanması

    4. Kaşın iç ve dış köşeleri arasında 10–20° açı bulunmaktadır.

    5. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe 1.6 cm dir.

    6. Kaş ile göz pupili arasında ortalama mesafe 2.5 cm vardır.

    7. Kaş ile saç ön çizgisi rasında mesafe 5–6 cm dir.

    Kaşın şekli kadar kalınlığı da önemlidir.

    0.5 cm den ince ise buna çok ince

    0.6 cm ise ince

    0.6-0.9 cm ise orta

    0.9 cm den kalın ise kalın kaş tanımlaması kullanılmaktadır.

    Kaşın uzunluğuda önemlidir.

    Kas uzunluğu

    Kaşın i noktası-A ve Kaşın dış noktası-B arasındaki mesafe kaş uzunluğu olarak değerlenedirilmektedir. A-B 6 cm ve üzeri ise uzun kaş, 3.8 cm den kısa ise kısa kaş olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde kaş şekilleri moda anlayışı ile değişmekle birlikte karşılaştırmalı şekil çalışmalarında baş şekline göre kaş şekilleri belirlenmiştir.

    Kas şekilleri

    Kadınlarda kaş şekilleri

    Erkeklerde kas yapısı

    erkeklerde kaş şekilleri

    Yüzün şekline göre kaş şekilleri uygulanmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde yüz şekilleri hemen hemen aynıdır.

    Kaşlar ile göz arasındaki mesafe önemlidir. Kaşlar gözlere yaklaştıkça gözler normalden daha büyük görünmektedir. Güneşin batarken ufuk çizgisinde görünürken çok büyük olarak algılanması gibi.

  • Riskli Gebelik

    Riskli Gebelik

    Riskli olan gebeliklerde anne ve bebeğin sağlığı olumsuz etkilenerek ölümle sonuçlanan durumlara neden olurken sosyal ve psikolojik yönden de olumsuzluklara yol açabilir. Şeker hastalığı, nefes darlığı ya da daha başka hastalıklar bebeğin erken doğmasına ve gebelik ile alakalı komplikasyonlar gebelikte yüksek risklere yol açmaktadır. Gebeliğin risklerini en aza indirmek için gebeye yatak istirahatı önerilen en iyi tedavi yöntemlerindendir. Gebelikte gebenin yatağa bağlı kalmasının süresi gebeliğin riskine göre değişmektedir. Bazı gebelerin doğum yapana kadar yatmaları önerilmektedir. Uzun süre yatması gereken gebelerin seçtikleri hasta yatağının rahatlığı da çok önemlidir. Hasta yatakları çok yumuşak ve çukur olmamalıdır. Gebe kadın hasta yatağında rahat hareket edebilmelidir. Yatak istirahatının gerekli görüldüğü risk taşıyan gebelikler Rahim ağzı yetmezliği Erken doğum riski Çoğul gebelik riski Fetal büyüme geriliğ Gebelikte hipertansiyon riski Gebelik başlangıcında kanama ya da düşük tehlikesinin olması Üterin irritabilite Erken membran rüptürü Gebelikte yatak istirahatı neden önemlidir? Yatak istirahatı ile rahim içi kan akımı artar ve rahim ağzı üzerine olan baskılama azalır. Ayrıca ruhsal ve fiziksel stres azalarak gebenin dinlenmesi sağlanır. Yüksek risk faktörü taşıyan gebelerde muhakkak yatak istirahatı önerilmektedir. Fiziksel olarak etkileri Yetişkin kişilerde yatma süresinin uzun tutulması vücudu olumsuz etkileyebilir. Vücutta oluşabilecek sorunlar; Güç kaybı Kalp ritminde azalma Sırt ağrısı Kilo kaybı Kabızlık İştahta azalma Baş dönmesi Mide yanması ve hazımsızlık Kan pıhtılaşması Glikoz intoleransı Kalbin kan pompalamasında azalma Bu tür etkileri en aza indirmek için hastanın yattığı hasta karyolası bilinçli seçilmelidir. Duygusal yönden oluşan etkiler Yalnızlık hissine kapılma Suçluluk Can sıkıntısı Stres Kontrol kaybı Uyku bozukluğu Depresyon Duygusal şok Bebeğin sağlığı ve kendi sağlığı açısından korku yaşanması Ailesel yan etkiler Ailede bir kişinin hasta olarak sürekli yatması ailenin diğer fertlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Hastanede yatılması gereken durumlar Hastanede yatması gereken gebeler evde yatan gebelere oranla daha çok etkilenmektedir. Hastanede yatan hastalarda bazı korkular oluşmaktadır. Bu korkular; Evinden ve ailesinden ayrılma korkusu Hastanede istediği konforun sağlanamayacağı korkusu Çoklu odalarda odada kalan diğer kişiler ile anlaşamama korkusu Hastanede yatması gereken hastalarda yalnızlık, stres, depresyon ve mahrumiyet duygusu daha fazla yaşanmaktadır. Hastanede yatmanın eksileri olduğu gibi artıları da vardır. Örneğin, hastanede yatan hasta riskli durumlar karşısında daha erken tedavi edilebilir ve risklerden korunabilir. Hastada herhangi bir sağlık problemi oluştuğunda daha erken müdahale edilebilir. Hastanede yatan hasta evde yatan hastadan risklere karşı daha iyi korunabilir.

  • Burun ve estetik analizi bölüm 1

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 1

    Burun yüzün ortasında en önemli ve estetik rolü oynamaktadır. Bu nedenle burun analizi son derece önemlidir.

    Kadın erkekte burun farkları

    Burun analizinde kullandığımız anatomik noktalar, çizgiler ve alanlar aşağıda belirtilmiştir.

    1.Burun kanatlarının genişliği,2. Burun kanatlarının yanaklarla birleşme noktası,3. Burun kanatlarının burun üzerindeki hattı,4. Burun kanatlarının kenarı,5.Columella
    6. Columellanın alt kısmı,7. Columella dış sınırı,8. Columellanın burun deliklerine bakan kısmı,9. Glabella; kaş arasının en önde olan kısmı,10. Burun-yüz temel çizgisi,11. Burun sırtı dış çizgisi,12. Burun ucu en geniş alanı,13. Burun ucu en geniş alan dış hattı,14. Burun kökü dış hattı,15. Kaştan gelen ve burun üzerinde devam eden çizgi,16. Nasion; burun kökünün en iç kısmı,17. Burun deliklerinin dış hattı yani sitili,18. Rhinion; Burun kemiği ile kırıdağının birleşme noktası ancak dokunmakla anlaşılabilir,19. Burun deliklerinin burun ucuna doğru yaptıkları üçgen,20. Subnasale; burun lat kısmı ile üst dudağın birleşme noktası, 21. Burun ucu üst noktası, 22. Burun ucu-nasal tip,23. Burun ucu tanımlama noktaları

    Burunun genel değerlendirmesinde kullanılan tanımlar; FHL(Frankfurt horizontal line); yüzün profil değerlendirilmesinde kulak dış yolunun hafif üstünden başlayarak göz altı kemik kenarından geçen yatay çizgi. Burnun değerlendirilmesinde bu çizgi son derece önemlidir. n; burun uzunluğu; r; burun kökü projeksiyonu, bp; burun projeksiyonu, a; subnasaleden geçen dik çizgi, b; burun tipinden geçen dik çizgi, a-b; burun ucu projeksiyonunu vermektedir.

    Burunun estetik analizinde şu basamaklar uygulanmaktadır.

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    1. Simetrinin değerlendirilmesi

    Bunun için (yüzün önden değerlendirilmesi sırasında) göz iç köşeleri, üst göz kapağı katlantı çizgisi ve kaşların en üst noktasından geçen yatay çizgiler çizilmekte. Bunlara dik olarak glabelladan başlayıp burun sırtı, burun ucu, üst dudak ortasından geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu hem yüzün hemde burunun simetri değerlendirme çizgisidir.

    2. Burunun çevresindeki diğer anatomik yapıların değerlendirilmesi

    Burunu değerlendirirken çevre anatomik alanlarda değerlendirilmektedir. Örneğin yanakların üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliği nedeni ile daha geride olması burunun profilden değerlendirilmesinde şeklinin görünümünü etkilemektedir.

    Üst çene kemiğinin yetersiz geliştiği 3 hasta ve bu yetersizliğin şiddeti soldan sağa doğru artmakta. Burun projeksiyonu da aynı şekilde artmakta ve burnun profilini olumsuz etkilemektedir.

    3. Burun sırtının değerlendirilmesi

    Yüzün oblik açıda değerlendirmesinde; kaşların iç kenarından başlayarak burun ucuna kadar uzanan ve her iki tarafta simetrik olarak bulunan kesintisiz bir hat olmalıdır. Burun sırtı bu iki hat arasındadır. Burun sırtı kadınlarda nasionun 2 mm altından başlamaktadır. Erkekelerde ise biraz daha yüksekten başlamaktadır.

    Burun sırtının şekline göre küçük bir sınıflama yapılmıştır.

    Burun sırtı şekil düzensizliklerinde bu hat bozulmaktadır. Aşağıdaki resmide sırası ile burun sırtı kamburu, eyeri ve çarpıklığı görülmektedir.

    Burun sırtının hattının çizilmesi bazen güç olmaktadır. Özellikle burun, yüz ve diş deformitelerinde. Burun kemik kamburları, kıkırdak eyerleri, burun ucu problemleri burunda birden fazla burun sırtı çizgisi ortaya çıkarmaktadır. Bunlar kemikten, kıkırdaktan ve lobülden geçen çizgilerdir.

    4. Burun genişliklerinin değerlendirilmesi

    Burun genişliğinde kullanılan tanımlar

    beyaz çizgi nasion ile burun ucu arasında çizilen burun uzunluğudur. f;burun kökü profil genişliği,g;Burun kökü genişliği,d;Burun sırtı genişliği,e;Burun sırtı profil genişliği,b;Burun kanat genişliği, c;Burun ucu genişliği,a;Columella genişliği

    Burnun genişliği(burun kanatları arası mesafe=b) / burun uzunluğu = ideal oran 0.7 olmalıdır.

    Burun kökü genişliği = f , nasal taban yada burun kanat genişliği= b nin yaklaşık %75-80 ni olmalıdr.

    Burun kanadı genişliği=b bir gözün genişliği kadar olmalıdır.

    Burun genişli=b, gözlerin iç köşelerini birleştiren- interkantal mesafe veya bir başka deyişle bir göz genişliği kadar olmalıdır. Bu nedenle gözün iç köşesinden inen dik hattı burun kanatları 2 mm den fazla aşıyor ise burun kanatları geniş anlamına gelmektedir.

    5. Burnun üzerindeki derinin ve destek dokusunun değerlendirilmesi

    Burun kökünden burun ucuna gelindiğinde yada burun kenarlarından burun sırtına gelindiğinde deri ve yağ bezleri ile destek dokusunun kalınlığı artmaktadır.

    Deri ve destek doku elle muayene edilmektedir. Bu muayenede; burun kemik uzunluğuna, burun kemik ve kıkırdak üzerindeki düzensizliklere, burun ucuna basınç uygulandığında geri eski yerine hızlı gelişine, burun derisinin mobilitesine bakılmaktadır. Ayrıca burun üzerinde deride üzerinde atrofi, skar telenjektazi gibi yapılarda belirlenmektedir.

    İdeal burun ölçüleri ile ilgili bazı değerler;

    Orta hatta göz altı kemiği ile burunun başladığı alan arası a, her iki burun deliğinin dış kenarı arasındaki mesafeye b ve bunlar eşit olmalıdır.

    Burun uzunluğu (nasion – burun ucu) = RT, alt ve üst dudak birleşme noktası-stomion, çenenin en alt noktası-mentonarasında uzunluk. Bunlar birbirlerine eşit olmalıdır.

    Burun ucu ile stomion arasındaki uzunluğun 1.6 katı burun uzunluğuna eşittir.

    Arzulanan burun uzunluğu: orta yüz mesafesinin(glabella-subnasion mesafesi) 2/3′ü veya bu değerden en fazla 3 mm kadar daha uzun olabilmektedir.

    Burun kökünün profilden projeksiyonu göz korneası ile nasion arasındaki doğru hat mesafesidir. Burun uzunluğunun 0.28 katıdır.

    Hoş görne bir burunda nasion columelala 48-50 mm dir.

    Kadın burnu nasal radix tip arasımdaki dorsal hattın 2 mm altında seyredebilmektedir.

    Nasal profil kulak üst ve alt kebnarı arasında olmaktadır.

    Nasal genişli 18 mm alar genişli 30 mm aslında bu alar genişlik burun uzunluğunun % 70 olmalı yada göz genişliği ile eşit olmalıdır.

    Columella ile tip arası mesafe 19 mm dir.

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    1. Burnun 1/3 Üst Kısmının değerlendirilmesi

    Burun kökü en arka noktası; burun sırtı ile frontal kemiği birleştiren hattın profilde en geride kalan noktasıdır. Bu noktada değişim burnun uzunluğunu ve estetiğini etkilemektedir. Ayrıca bu noktanın glabella, göz korneası ve üst göz kapağı katlantı çizgisine olan uzaklığı ve ilişkisi de önemlidir.

    İlk resimde burun kökü noktası korneal plana çok yakın galabelladan uzak, üst göz kapağı katlantı çizgisinin altındadır. İkinci resim burun kökünün ideal lokasyon ve ilişkisini göstermektedir. Üçüncü resimde burun kökü noktası yukarıda, önde ve glabellaya yakın. Bu burnun normalde daha uzun görünmesine neden olmaktadır.(Greek nose)

    Burun kökü değerlendirmelerinde nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) kullanılır. Ancak bu açının sayısal değeri bazen anlamlı olmayabilir. Bu amaçla burun kökü noktası kullanılarak aynı hastaların bir diğer değerlendirmesi ise şöyle yapılmaktadır. Yüzün yine profil değerlendirmesinde 2 hat çizilmektedir. 1. çizgi glabella ile burun kökü arasında çizilen çizgidir. 2. çizgi ise burun kökü noktası ile burun ucu arasında çizilen çizgidir.

    Yukarıdaki 3 örnekte nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) aynıdır. Ancak 1. hastada açı saat yönünde dönmüş, 2. hastada saat yönünün tersine dönmüş ve 3. hastada ise resimdeki değişim görülmektedir.

  • Kısırlık ( infertilite) Nedir?

    Kısırlık ( infertilite) Nedir?

    Genellikle kısırlık yani (infertilite) kadın da hiç gebeliğin oluşmaması ya da daha önceden gebelik oluşmasına rağmen başka bir gebeliğin oluşmaması şeklin de ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bütün kadınların yaklaşık olarak %25’i hayatlarının herhangi bir dönemlerin de kısırlık vakası ile karşı karşıya gelmektedir. Ayrıca her kadının doğurganlık açısından da en verimli olarak görüldükleriyaş ise 25 civarı olmaktadır. Genel olarak 35 yaşından sonra ise kadındaki doğurganlık özelliği belirgin ölçüler de azalmalar göstermektedir.

    Evli bir çiftin 3 aylık bir dönem de ise gebelik şansına ulaşması ortalama %57 olmaktadır,aynı zaman da 6 aylık bir süreçte ise bu oranlar %72’dir. Ancak bir senenin sonrasın da %85 oranın da iken 2 sene sonrasın da ise bu oran oldukça düşerek %93 olarak söylenebilir.

    Kısırlık teşhisi için genç çiftler acele etmemeli!

    Genellikle genç çiftler de ise çok aceleci davranmamak daha da faydalı olmaktadır. Eğer çiftin yaşı 25 civarın da ise kısırlık (infertilite) tetkiklerine başlamak için aceleci davranmadan bir iki yıl kadar beklenebilir. Ancak yaşları 30 civarın da olan hastalar için kısırlık tetkiklerinin başlanması durumların farklılığına göre 6 ya da 12 ay içersin de gebeliğin oluşmaması yeterli olarak da görülebilmektedir.

    Kısırlık tedavileri ne kadar sürer?

    Diğer yandan kısırlık (infertilite) tedavileri için bir tedavi protokolü en azından 6 ay sürdürülmesi gerekmektedir. Kısırlık tedavisine başlayan çiftlerin özellikle bilmesi gereken ise sabırlı olmalarıdır. Erkekte ise üretkenliğin yani (fertiliteye) olan etkileri de mutlaka tartışılması gerekmektedir. Çoğunlukla erkeklerdeki üretkenliğin 35 yaşında iken en yüksek değerler de olması,45 yaşının sonrasın da belirgin olarak bir düşüş görülmesi, hatta 80’li yaşlar da bile baba olabilen erkekler de görülmektedir. Bu sebeple kadının yaşı kadar erkeğin yaş durumu çok fazla da önem taşımamaktadır.

    Kısırlık sebepleri nelerdir?

    Genel olarak erkekteki kısırlık sebepleri takriben %25 ile 45 oranın da, kadına bağlı olan sebepler ise %40 ile 55 oranındadır. Ayrıca her iki birey için kısırlığa bağlı olan sebep ise %10 ile 15 oranın da iken hiçbir şekil de kısırlık sebebinin bilinmemesi %10 ile 15 oranın da olarak bilinmektedir. Diğer bir deyişle ise kısırlık sebebinin çift için her iki bireyde de aynı derece de sorumluluk var olmaktadır.

    Erkek adaylarda kısırlık nedenleri genelde aşağıdaki sıralanabilir:

    • Aşırı sıcakta çalışmak veya bulunmak
    • Sürekli oturarak çalışmak
    • Kimyasal maddeye maruz kalmak
    • Aşırı alkol ve sigara tüketimi

    Çocukları olmayan çiftlere nasıl yaklaşmak gerekmektedir?

    Genellikle çift ile yapılan bir detaylı görüşme ile bazı nedenler daha önceden ortaya çıkarılması mümkün olmaktadır. çift ile yapılan görüşme sonrasın da ise temel tetkikler geçilmektedir. Genel olarak kısırlık (infertilite) tanısında en kolay tetkik olan erkeğin değerlendirilmesin de kullanılan sperm tahlili yani “spermiogram” yapılmaktadır.

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 1

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 1

    Gülme yüz kaslarını kullanarak meydana gelen yüz ifadelerinin en önemlilerinden biridir. Gülme duyguların dışa vurumu olduğundan çok önemlidir. Gülme yüzün denge ve uyumun en önemli tamamlayıcısıdır. Kendine güven duygusunun ilk anahtarı, sözcüklerin duyguyla birleşimi, benliğin yansıması, ifade yeteneğinin mükemmel büyüsü gülme ile başlar. Yüz yapıları ile uyumlu, dengeli, etkileyici ve sevimli gülüş toplumda kişiler arası ilişkilerde kabul ettirici rol oynar. Estetik olmayan bir gülüş ise tam tersine itici bir görsel algı sayılmakta ve kişinin mutsuz, huysuz, asabi biri olarak algılanmasına yol açmaktadır. Gülümsemenin kişinin sosyal hayatında yadsınamayacak bir konumu vardır. Genellikle kişilik değerlendirmede ilk bakış ilk ulaşılan kanının çıkış noktasıdır.

    Gülümseme estetiğine dair yapılacak bir değerlendirmede sonuç bakan kişinin subjektif kararını içerse gülmenin objektif estetik analizleri yapılabilmektedir. Bu analizler yüzün ön, oblik açı ve yan değerlendirimelerinde hem statik hemde dinamik öğeler üzerinde yapılmaktadır ve bazı parametrik ölçümler kullanılmaktadır.
    Bu parametrik ölçümler; gülme genişliği, üst dudak yüksekliği, gülme sırasında görülebilir dişler ve diş eti, üst kesicilerin alt ve üst dudak ile ilişkisi, negatif boşlukların genişliği vb. Gülme sırasında tüm yüz mimik kaslarının aktif olması ile birlikte yüzün alt 1/3 kısmı estetik olarak daha ön plana çıkmaktadır.
    Gülme sırasında alt ve üst dudaklar ile çevrelenen “gülme alanı” ortaya çıkmaktadır.

    Gülme sırasında ortaya çıkan bu alanda dişler ve dişetleri görünür olmaktadır. Gülme alanının yumuşak doku beliryicileri dudak kalınlığı, dudak köşeleri arasındaki genişlik, dudaklar arası aralık , gülme indeksi yani dudak köşeleri arasındaki genişlik/ dudaklar arası aralık(genişlik ve yükseklik) ve dişeti dokusudur.

    Gülme alanının dış kısımlarında sağ ve sol ağız köşeleri bulunmaktadır. Ağız köşelerinin iç ve dış bölümler olarak algılanmasında en önemli faktör ışık ve gölgedir. Ancak ışık ile bunlar köşeden daha çok iç ve dış köşeler olarak algılanır. Gün ışığında yapılan fotoğraf çekimlerinde ağız köşesi karanlık koridoru oluşmaktadır. Buna “bukkal koridor yada negative boşluk” denilmektedir. Burası ışıklandırma altında fotoğraflandırıldığında daha karanlık ve belirgin olmaktadır. Estetik bir gülümseme için uyumlu bir dental orta hat ,dar ama kaybolmamış bukkal koridorlar , simetrik yumuşak ve sert dokular gereklidir.

    Gülümseme sırasında ortaya çıkan anatomik tanımlamalar

    B buccal(yanak) koridoru, OC ağız köşesinin dış kısmı, ICağız köşesinin iç kısmı, G diş etleri, UL üst dudak vermilion, LL alt dudak vermillionu

    Gülümsemenin tarzına göre dişleri ve dişetinin görünüm miktarı gülümsemenin değerlendirme kriteridir. Gülme sırasında üst dudağın yukarı çekilmesi ile üst ön dişler ve diş etlerinin kenarı hafif görünür hale gelmektedir. Ancak bazı vakalarda artmış görünen dişeti miktarıda kabul edilmekte ve de daha genç görüntü sunmaktadır.

    Normalde gülümseme olmadan süt dişlerin 1/3 alt kısmı üst dudak altında görünür olabilmektedir( 2.5 -3 mm gibi). Kişiye ardı ardına M harfini söylerken , bir ara dudaklarını kısmen serbest bırakması istenir. Bu esnada görülen diş miktarına bakılır. Minimum görünme miktarı kişinin yaşına göre değişiklik gösterebilir. Genç bireylerde maksiler keserlerin kesici kenarı 2-4 mm görünürken , yaşlandıkça görünür diş kalmayabilir. Bazı bireylerde yaşlanmayla birlikte alt keser dişlerin kesici kenarları görünmeye başlayabilir. Bu nedenle bu pozisyonda görünen diş miktarının iyi ayarlanması hastanın yaş olarak görünümünde etkili olmaktadır.

    Ayrıca hastalardan E harfi abartılarak telaffuz edilmesi istenir ve dudakların maksimum gerilimi yakalanır. Böylece sınır durumlarında da görünen doku miktarı tespit edilmiş olunmaktadır.

    Bunun fazla ve az olması estetik olmayan gülümseme olarak kabul edilmektedir. Bu beli bir oranda olmalıdır. Buna Morley oranı denilmektedir.

    Normal Morley Oranı

    Artmış Morley Oranı

    Azalmış Morley oranı

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli bir çizgi; Gülme Çizgisi

    Üst kesici dişlerin dişeti kenarından geçen yatay çizgiye gülme çizgisi denilmektedir. Gülme çizgisi her iki gözün pupillasından geçen çizgiye paralel olmalıdır. Gülme esnasında , üst dudak kenarı bu çizginin üzerinde yer alıyorsa yüksek gülme çizgisi adını alır ve pozitif (+)olarak değerlendirilir. Eğer üst dudak kenarı bu çizginin altında yer alıyorsa düşük gülme çizgisi adını alır ve negatif (-) değer alır.Yapılan araştırmalar sonucu bayanlarda gülme çizgisinin erkeklere oranla ortalama 1.5 mm daha yukarda yeraldığı saptanmıştır. Yüksek gülme çizgisine bayanlarda daha çok rastlanırken; düşük gülme çizgisine erkeklerde daha çok rastlanmaktadır.

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde Gülme Arkı

    Gülme arkı üst ön dişlerin kesici kenarları tarafından oluşturulan eğridir. Bunun alt dudak eğrisi ile paralel olması estetik bir gülüş için aranan bir özelliktir.

    Gülme estetiğini etkileyen faktörler;

    1. Yüz estetiği; yüz estetiğini oluşturan kaslar ve diğer dokular kişiye özgüdür. Fotografik analizlerle kişinin dudak ve çevre yumuşak dokularının yapısı ,bunların gülmeyi nasıl etkilediği ve konuşma,gülme ve kahkaha esnasında nasıl pozisyonlandıkları tesbit edilebilir. Yüz estetiğinde gülmenin ideal estetiğine ulşmak için diş-dudak ilişkisi ölçütleri düzenli kullanılmalıdır ve benimsenmelidir.

    2.Diş eti estetiği; etkili bir gülüş için dişeti dokusunun sağlığı çok önemlidir. İltihaplı bir dokunun olumsuz görüntüsünün yanı sıra dişeti kenarlarının asimetrik yapıda olması da bu etkiyi yaratır.

    3.Dişlerin estetiği; dişlerin anatomik yapıları ve pozisyonları ile ilgilidir. Dişlerin renk, formve boyut olarak hastanın yüz yapısı ve yaşıyla uyumlu olması gerekir. Özellikle ön dişler ve bunları çevreleyen dokular arası ilişkilerde estetik olmalıdır.

    4. Gülme arkı ile alt dudak eğrisinin ilişkisi: Estetik bir gülüş için bu iki eğrinin mümkün olduğunca birbirine paralel olması istenir. Çeşitli araştırmalarda yapılan fotoğraf testlerinde ,estetik açıdan en yüksek puanları alan gülüşlerde bu oranın 1-1.25 civarlarında olduğu gözlenmiştir.Tersi durumlarda estetik olumsuz etkilenecektir.

    5. Görünen dişeti miktarı: Bu faktör gülme estetiğini en çok etkileyen faktörlerden biridir. Üst dudak yüksekliği ile ilgilidir.Gülme esnasında sadece üst ön dişlerin arasındaki dişetinin görünmesi istenir.

    6. Görünen Diş Miktarı: üst ön dişlerin boyutlarının tamamı görünmelidir. Ayrıca görünür diş sayısı olarak ta 6 ön diş ve kopek dişleri görünmelidir. Bireyin yaşına bağlı olarak görünen diş boyutu miktarı değişir .Yaş arttıkça maksiler anterior dişlerin görünen miktarı azalır.

    7. Ön üst kesici kenarları alt dudakla temas halinde olabilir veya aralarında temas olmayabilir, yada kesici kenarlar alt dudak tarafından örtülenebilir. İnsizal eğrinin alt dudağa belli belirsiz teması istenilen durumdur.

    8. Yüz orta hattı; Bunun için kullanılan pratik yöntem nasion ile cupid bow dan geçen dik çizgidir. Gülmenin estetik değerlendirmesi ve gülme dizaynına buradan başlanmalıdır. Bu orta hatta göre gülmeye katılan tüm anatomik yapılar orta hatta olmalı ve bu hatta göre simetrik yerleşmelidir. Orta hattın kaymış olması estetiği olumsuz yönde etkileyecektir.

    9. Gülme simetrik olmalıdır.

    10. Gülme esnasında ağız köşelerinin üst dudak orta çizgisinin üzerinde yer alması ,şart olan bir özellik olmamasına rağmen estetiği artırır.

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

  • Kürtaj – Gebelik Sonlandırması

    Kürtaj – Gebelik Sonlandırması

    Kürtaj veya gebelik sonlandırılması rahim içindeki bir gebeliğin özel yöntemlerle sona erdirilmesidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ülkemizde reşit kadınlara tanınan yasal ve çağdaş bir haktır.

    Kürtaj (orjinal söylenişi ile küretaj) işlemi yalnızca Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanınca ve bu konuda sertifikası olan hekimlerce sağlık kuruluşlarında veya muayenehanelerde uygulanır. Ve elbette yapılan işlem hekimle hasta arasındadır.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre istenmeyen gebelikler kadının arzusuyla 10. gebelik haftasına kadar sonlandırılabilir. Kişi evli ise eşinin de onayı gerekirken, evli değil ise ve 18 yaşını doldurmuş ise kendi isteği ve rızası yeterlidir. Yaşı 18’den küçük bayanlarda ise velinin onayı gereklidir.

    Gebeliğin anne veya bebek için tıbben sakıncalı olması durumunda ise (bebeğin sakatlığı ya da annenin gebeliği kaldıramayacak kadar hasta olması durumlarında) 10 haftadan daha büyük gebelikler de sonlandırılabilir. Böyle bir durumda birden fazla uzman doktorun kurul kararı vermesi gereklidir.

    Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar.

    Zaten yasal sınır da bu nedenlerle tespit edilmiştir. 10 haftadan daha büyük gebeliklerin sonlandırılması tıbbi olarak da daha problemlidir.

    Bu yüzden kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekir. Adet gecikmesi olmasa bile gebelik şüphesinde mutlaka bir jinekoloğa müracaat edilmelidir.

    Sıkça sorulan sorulardan birisi gebeliğin bazı ilaçlar kullanılarak sonlandırılıp, sonlandırılamayacağıdır. Yurt dışında bazı ülkelerde kullanılan düşük ilacı (RU-486) Türkiyede kullanılmamaktadır. Ayrıca adet gecikmesinde bazen hekimlerin uyguladıkları ve halk arasında adet söktürücü olarak tanınan hap ve iğneler ise gebelik sonlandırılmasında işe yaramazlar.

    Dünyanın pek çok ülkesinde ve de bizde gebelik sonlandırılması halen vakum tekniği ile yani enjektör içersine negatif basınçla çekme şeklinde uygulanmaktadır.

    Kürtaj aslında kelime anlamı olarak “kazımak” anlamına geldiğinden dolayı rahim içersinden doku almak amacıyla değişik amaçlarla da uygulanabilir. Yani aslında kürete etmek (kürtaj) sadece gebelik sonlandırma için yapılmaz.

    Özellikle kadınlarda görülen kanama bozukluklarında ve menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı küretaj yapılabilir. Ayrıca infertilite (kısırlık) araştırmalarında yumurtlama olup olmadığını anlamak vb. amaçlı kürtaj da uygulanabilir.

    Kürtajın türleri nelerdir ?

    1. Gebelik Boşaltımı

    Üreme çağındaki kadınlarda en sık uygulanan kürtaj şeklidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması amacı ile yapılır.

    2. Probe Küretaj

    Kanama bozukluklarında ve özellikle menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı yapılan işlemdir. Özel aletler (küret) ile rahim içi, kürete edilir (kazınır). Şiddetli ve uzun süreli kanamalarda hem altta yatan sebebi tespit edebilmek, hem de aşırı kanamayı durdurmak amacıyla uygulanabilir.

    Bu işlem sayesinde endometrial hiperplazi, rahim kanseri, rahimde yaşa bağlı zayıflama (atrofi) teşhisi konabilir.

    3. Fraksiyone Küretaj

    Uygulanış amacı probe küretaj ile hemen hemen aynıdır. Ancak burada rahimin içini döşeyen zar tabakasından ve rahim ağzının içini döşeyen kanaldan ayrı ayrı örnekler alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. Özellikle rahim kanseri ve rahim ağzı kanserinin ayrımında önemli bir teşhis aracıdır.

    4. Revizyone Küretaj

    Kendiliğinden olan bir düşükten sonra içeride kalan plasenta veya fetusa ait parçaları temizlemek için yapılan küretaja verilen isimdir. Düşüğün tam olduğu yani içeride parça kalmadığı düşünülse bile revizyone küretaj yapılabilir.

    Ayrıca doğumdan sonra içeride plasenta (çocuğun eşi) parçaları kaldığından şüpheleniliyorsa, özel küretler ile kalan parçalar alınır. Bu işlem de revizyone küretaj olarak değerlendirilir.

    5. Endometrial Dating (günleme)

    İnfertilite (kısırlık) teşhisinde yumurtlamanın olup olmadığını anlayabilmek için adet adetin 21. gününde rahim içersinden örnek alınır.

    Yumurtlamadan sonra salgılanan progestron hormonunun etkisi ile endometrium sekresyon (salgılama) fazına girer. Endometrial dating’de amaç endometrium durumunun adet siklusu ile uyumlu olup olmadığı anlamaktır. Bu amaçla rahim içinden özel bir küret ile tek bir örnek alınır.

    Yumurtlama varlığını ve aynı zamanda kalitesini test etmek amacıyla yakın bir tarihe kadar oldukça yaygın uygulanan bu yöntem (endometrial dating) yani rahim iç tabakasının günlemesi artık günümüzde yavaş yavaş geçerliliğini yitirmektedir.

    Gebelik sonlandırılması amacıyla yapılan kürtaj işleminin tekniği nedir, kürtaj nasıl uygulanır ?

    Kısaca bilgi vermek gerekirse vajina ve rahim ağzı, işlem esnasında mikrop kapmasını engellemek amacıyla dezenfektan sıvılarla temizlenir ve rahim ağzını sabitlemek için plastik bir alet vajinadan yerleştirilir ve genel anestezi için anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilir.

    Nadiren lokal anestezi de uygulanabilir. Ancak lokal anestezi daha önce normal doğum yapmış bayanlarda daha rahat uygulanabilir, aksi takdirde genel anestezi tercih edilmelidir.

    Daha sonra çok ince plastik kanüller (borucuk)rahim ağzından rahim içine yerleştirilir. Bazen rahim ağzının genişletilmesi amacıyla daha geniş çaplı plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda da rahim ağzını genişletmek için buji adı verilen aletler kullanılır.

    Kanül yerleştirildikten sonra kanüle bir enjektör iliştirilir. Enjektörde oluşan vakum yardımıyla rahimin içi vakumla boşaltılır.

    Kürtajdan sonra ne olacak ?

    İşlemden sonra ayılma odasına alınarak burada yarım/bir saat kadar dinleneceksiniz.

    İşlem sonrası normal bir şekilde evinize ya da işinize gidebilirsiniz. Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse herşeyi yiyip içebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Uzun süredir aç olduğunuz için şekerli birşeyler yemenizde yarar vardır.

    Genel anestezi sonrası 6-8 saat araba kullanmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamanız uygun olacaktır.

    O gün ve sonraki gün kasıklarınızda hafif şekilde adet sancısı benzeri ağrılarınızın olması normaldir. Bu durumda herhangi alışık olduğunuz ağrı kesiciyi alabilirsiniz.

    Merkezimizde işlem esnasında koruyucu olarak antibiyotik uygulaması yapmaktayız. Dolayısıyla ek olarak kürtaj sonrasında antibiyotik kullanmanıza (özel bir sebep söz konusu değilse) gerek yoktur.

    İşlem sonrası 3-4 gün kadar lekelenme tarzında kanamanız olacaktır. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da düşebilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Buna karşılık kanamanın hiç olmaması da anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kanamanız olmasa da endişelenmeyiniz. Ayrıca adet kanaması şeklinde fazla bir kanamanız olursa da mutlaka hekiminizi arayınız.

    İşlemden sonra duş şeklinde ayakta banyo yapabilirsiniz, ancak lekelenmeler devam ettiği sürece havuza, denize girmek sakıncalıdır.

    İşlemden sonra 4-5 gün kadar ilişkiye girilmesi de rahim ağzı genişletme işlemi uygulandığından uygun değildir. Ayrıca kanamanız devam ettiği sürece de cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.

    Eğer işlemden sonra beklenmeyen bir şekilde ateş yükselmesi olursa mutlaka hekiminizle temas etmelisiniz.

    Bir diğer sık sorulan soru da ilk gebelikte kürtaj olan bayanların bir daha gebe kalıp kalamayacakları konusudur.

    Uygun şartlar altında, tecrübeli kişilerce gereği gibi yapılan gebelik sonlandırmalarında böyle bir tehlike söz konusu değildir. Eski dönemlerde vakum tekniği kullanılmadan sadece “küret” kullanılarak yapılan kürtajlarda rahim içersinin hasarlanma olasılığı daha fazla idi. Ayrıca yine önceki yıllarda, etkili dezenfektan ve antibiyotikler olmaması nedeniyle yapılan işlem sonrasında enfeksiyon (iltahaplanma) olasılığı fazla olduğundan böyle bir inanış geçmişten günümüze kadar gelmiştir.

    Ancak günümüzde hijyenik bir ortamda ve uygun teknikle tecrübeli hekimlerce yapılan kürtajlarda ilk gebelik de olsa işlem sonrası komplikasyon (istenmeyen bir problem) oluşma olasılığı yok denecek kadar azdır.

    Dikkat !

    Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik rahim içersinde devam edebilir. 5 haftadan küçük gebeliklerde bu durum daha sık görülür. Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması ve kontrole de gidilmesi bu sebepten önemlidir.

    Kürtaj sonrası “parça kalması” nedir?

    Yasal gebelik tahliyesi sınırları içerisinde (<10. gebelik haftası) ve usulüne uygun olarak yapılan kürtaj uygulamalarında yaklaşık olarak %2-3 oranında gebeliğin bazı parçalarının tam alınanaması sorunu ortaya çıkabilir. Özellikle de rahim içersinde myomu olan ve rahim iç boşluğunun bu myom yüzünden normal anatomisinin bozulduğu durumlarda bu sorun ortaya çıkabilir. Bu durum kendini bir iki hafta geçmesine karşın devam eden kanama şeklinde belli eder. Bazı durumlarda özellikle de büyük gebelik haftalarında uygulanan kürtaj işleminde parça kalırsa vajinadan kanamayla birlikte parça düştüğü de gözlenebilir. Kesin tanı ultrason incelemesiyle konabilir. Parça kaldığına tam olarak karar verilemiyorsa rahim kasılmasını artırıcı bazı ilaçlar ve antibiyotikler verilir. Parça kaldığından muayene sonrası emin olunan durumlarda ise genellikle yapılan işlem bu parçaları temizlemek için daha kısa da olsa ikinci bir kürtaj işlemi uygulanmasıdır. Kürtaj sonrası rahim içinde kan birikmesi

    Özellikle çok küçük gebelik haftalarında ve rahim ağzı çok dar olan bayanlardaki kürtaj uygulamalarında görülebilir.

    Küçük gebelik haftalarında işlem sonrası devam eden kanama rahim içinde birikir ve bu da rahimin aşırı büyümesine ve kramp tarzında kasık ağrılarının oluşmasına neden olur. Yapılan muayenede rahimin normalden daha büyük olduğu ve içerisinde kan birikimi olduğu saptanır ve rahim ağzı genişletilmesi yapılarak rahim boşaltılır ve sorun hallolur Bu da çok nadir görülen bir problemdir.

    Kürtajdan sonra adet gecikmesi

    Kürtaj sonrasi ilk adet genellikle 1 ay sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Nadiren bu süre 50-60 güne kadar uzayabilir.

    Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. Eğer adet gecikmesine sebep olan şey gebeliğin devamı veya rahim içersinde oluşan Asherman Sendromu (rahim içersinde yoğun yapışıklıklar oluşması ve buna bağlı olarak adet az görme veya adet görememe) gibi bir problem değil ise ilaçlar kullanılarak adet görülmesi sağlanır.

    Kürtajda Ne tür Anestezi Kullanılır ?

    Gebelik sonlandırılması genel anestezi altında veya lokal anestezi ile gerçekleştirilebilir. Daha önce doğum yapmamış bayanlarda rahim ağzı küçük ve kapalı olduğundan genel anestezi altında rahim ağzı açılma işlemi yapılması daha konforludur. İşlemin kendisi 10-15 dakika, genel anestezi alma durumunda ise tüm işlem ortalama 30 dakika kadar sürmektedir. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi ile kürtaj uygulaması da yapılabilir.

    Lokal anesteziyle yapılan kürtaj uygulamalarında işlem esnasında en sık rastlanan sorunlar nelerdir?

    Lokal anestezide uygulanan anestezik maddeye aşırı duyarlılık ve vazovagal senkoptur (rahimin sabitlenmesi amacıyla takılan alet nedeniyle refleks olarak bayılma oluşması). Bu, geçici ve selim bir durumdur. Yaklaşık %1 oranında görülür.

    -İşlemden hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi de oluşabilir. Bu durum da yaklaşık %1 oranında gözlenir ve hayati tehlike yaratmayan geçici bir durumdur.

    -Bazen rahim ağzı kanülün geçmesine izin vermeyecek şekilde sert olabilir ve işlem yarıda bırakılabilir (çok nadiren karşılaşılan bir durumdur). Tahliye rahim ağzını açıcı bir ilaç uygulamasın takiben birkaç gün sonrasına ertelenir.

    Genel anestezi verilerek uygulanan kürtaj işlemi bittikten yaklaşık 1 saat sonra evinize dönebilirsiniz.

    Bir hafta sonra kontrol için tekrar gelmeniz önemlidir. Bu kontrol muayenesinde size ayrıca aile planlaması hakkında bilgi verilecek ve size uygun olan korunma yöntemi tartışılacaktır.

  • Çene estetik analizi

    Çenenin değerlendirilmesi; dudaklar hafif açık, tam kapalı ve gülümseme sırasında fotoğraflanarak yapılmaktadır.

    Çenenin yüzün diğer anatomik alanları arasındaki harmonisine bakılmalıdır. Burun, dudakların çene ile olan uyumu son derece önemlidir.

    Çenenin yapısı cinsiyete, çene kemikleri-yüz problemlere bağlı olarak değişmektedir.

    Çenede kemik yapı ve destek dokusu muayene ile değerlendirilir. Bu değerlendirme tam ortada yapılmalıdır. Çene yumuşak dokusu kalınlığı 8-10 mm dir.

    Alt dudak altında çeneye doğru katlantı bulunmaktadır. Buna labiomental fold denilmektedir. Bu katlantı alt dudak vermilion sınırından 4 mm alt kısımdadır.

    Bu yüzün alt kısmını 2 ye bölmektedir. Üstte alt dudak ve altta çene en önemli anatomik yapılardır.

    Çenenin deformiteleri kemik yapının şekline, yumuşak dokunun kalınlığına yada kas aktivitesinin asimetrisine(dinamik çene asimetrisi) bağlıdır.

    Bazen submental oluğun derinleşmesi ile birlikte çene düz ve aşağı düşmüş olabilir buna Cadı Çenesi deformitesi(düşük çene yerleşimi) denilmektedir. Yaşa ve önceki cerrahi işlemlere bağlı olarak gelişebilmektedir.

    Bazı kişilerde çeneden çene pedi 2 ye ayrılmakta ve üzerinde bir katlantı gelişmektedir. Double chin denilmektedir.

    Profil yüz değerlendirilmesinde çene kemiği ve bunun köşelerinin değerlendirilmesinde hastanın ağzını serbest bırakması istenir. Bu şekilde fotoğraf alınır. Ancak çene ve dişler sıkılarak bir fotoğraf daha alınmaktadır. Çene kapatıldığında bazı hastalarda bu anatomik alanda ve yüzde yumuşak dokularda ciddi değişimler olmaktadır.

    1 resimde hasta relax durumda 2. resimde hastanın çenesini ve dişlerini sıkması ile yumuşak dokularda ciddi değişimler gözlenmektedir.

    Çenenin değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır.

    Subnasalden geçen dik çizgi

    Subnasaleden çizilen dik çizgi çenenin ve üst ile alt dudakların değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bu çizgini belirlenmesinde ilk basamak hastanın doğal baş pozisyonunun verilmesidir. Üst dudak bu dik çizginin 1-2 mm önünde alt dudak tam çizgi üstünde yada 1 mm gerisindedir. Çenenin en önde görünen yumuşak dokusu olan pogonionun bu çizgi 2mm önünde yada gerisende olması kabul edilmektedir.

    Rish tekniği; Frankfort Horizontal line dik ve alt dudağın vermilion borderuna teğet çizilen çizgi çene için meridyen çizgisidir ve çenenin lokalizasyonunu belirler.

    Legan açısı; glabella –subnasale arasında çizilen çizgi ile subnasale-pogonionçizgisi arasında oluşan açı 12 derece(art eksi 4 derece) dir.

    Gonzales-Ulloa nın tanımladığı çene meridyen çizgisi; Nasiondan geçen ve Frankfort Horizontal line dik çizgi önemlidir. Pogonion çizginin 5 mm içerisine düşmektedir. Pogonion 5 mm den daa fazla içeriye düşebilmektedir. özellikle kadınlarda böyledir. Kişiye kadınsı bir görüntü vermektedir. Retraksiyon 1 cm den fazla ise 1. derece retraksiyon, 1- 2 cm ise 2. derece retraksiyoon ve 2 cm den fazla ise 3. derece retraksiyon anlamına gelmektedir. 1. ve 2. derece retraksiyonlar implantlerle 3. derece ise maxillofacial cerrahi ile düzelmektedir.

  • CİNSELLİK

    CİNSELLİK

    Değişik alt başlıkları içeren geniş bir konudur. Gerekli gördüğünüz daha geniş bilgiler için hekiminize başvurunuz.

    1. Orgazm

    Beynin ve vücudun birlikte hareket etmesi ile ilgili bir olaydır. Kadın ve erkeklerde farklı farklı yaşanır. Kadın peşpeşe bir çok kez orgazm olurken, erkekte iki orgazm arasında en az yarım saat geçmelidir. Orgazm; beyindeki seksüel uyarılarla (görme, duyma, dokunma, koku ve fantezi kapsayan) başlayabilir. Beyin ve vücut uyarıları birlikte hareket etmediklerinde orgazm olmaz. Kadınlarda düşünme yolu ile orgazm yaşanabilir. Kadınlarda orgazm;
     

    • Uyarılma fazı
    • Plato fazı
    • Organik faz
    • Çözülme fazı

    olmak üzere 4 aşamada incelenebilir. Bunun yanısıra, orgazm bozuklukları da;
     

    • Rastgele (random) orgazm
    • Kortal anorgazm
    • Erken orgazm

    olarak 3 grupta incelenebilir. Orgazm olmamaya anorgazmi denir. Kişinin kendi kendine olan saygısını ve güvenini yitirmeye ve depresyano neden olabilir. Her ilişki de orgazm olunmayabilir. Bu normaldir. Orgazm olmaması cinsel isteksizlik yaratabilir. Partnerine ilginin azalması da orgazma engel olabilir. Bu tür kişiler başka partner ya da mastürbasyon ile orgazm yaşayabilir. Orgazm yaşamamak kadında mutlaka mutsuzluğa neden olur diye sonuç vermek yanlış olur. Ancak; orgazm yaşamak çiftlerde daha keyifli bir hayatları olmasına yardımcı olacaktır. Orgazm bozuklukları % 5 den daha az bir oranla organik nedenlere bağlı olabilir. Nörolojik bozukluklar, nörolojik ilaç kullanımları, diabet, alkolizm olumsuz sonuç verebilir. Ayrıca; psikolojik etkenler yani travma, problemli çocukluk geçirmek, ergenlikte problemli ve travmatik cinsel deneyimler, cinsel kimlik çatışmaları orgazmın yaşanmasını olumsuz etkileyebilir.

    Çiftler anorgazmin yaşantılarını olumsuz etkilememesi için, bunu gurur meselesi yapmadan ilgili merkez ve kişilere müracat etmeleri tavsiye edilir.

    2. Kızlık Zarı

    Tıp sözlüğünde Hymen olarak geçer. Fizyolojik amacı ve görevi bugüne kadar açıklanamamıştır. Buna rağmen, embriyonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği sanılmaktadır. Kızlık zarı, fizyolojiden çok sosyolojik açıdan toplumlarda daha çok ele alınmıştır. Her toplumda degişik ölçülerde sosyolojik öneme sahiptir. Gelişmiş toplumlarda cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenir. Gelişmekte olan toplumlarda (ülkemiz dahil) günümüzde saf, el değmemişliği yani bekareti ifade etmektedir. Fizyolojik ve anatomikten çok sosyolojik fonksiyonu vardır.

    Hymen, anatomik olarak incelendiginde belirli bir yapıda olmadığı görülür. Vajinanin hemen girişinde, dudakların 1-1.5 cm. içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır. Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye; içeriye bakan arka yüzü mukozaya benzer. Nadir olarak doğuştan olmayabilir. Çocukluk döneminde sert olan hymen ergenlikte östrojen hormonunun salgılanmasına bağlı olarak esner ve değişime uğrar. Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve esnekligi her kadında farklılıklar gösterir. Vajina ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan deliğin şekli ve yapısı kızlık zarının türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Türleri ;
     

    • Annuler Hymen
    • Kresentrik Hymen
    • Septali Hymen
    • Kribriform Hymen
    • Imperfore Hymen
    • Mikroperfore Hymen
    • Multipar Hymen

    olarak yedi grupta incelenir. Kızlık zarı deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

    Hymen, genelde ilk cinsel ilişki ya da yabancı bir cisim girişi ile yırtılır. Az miktarda kanama olur. Yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Bazen ilişkiden sonrakı birkaç ilişkide de kanama olabilir. Bazen bir ilişki olmasa da hymenin serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadinlarin % 20 sinde bu çentikler bulunur.

    Genellikle zarın yırtılması, deliğin penis çapından küçük olmasından dolayı olur. Ancak; penisin girişine müsait genişlikte delikler de bulunduğundan kızlık zarı birçok ilişkiye rağmen yırtılmayabilir ve kanama olmayabilir. Böyle zarlara, ilişkiye (duhule) müsait zar denir. Kadınların % 26-41 ilişkiye müsait zara sahiptir.

    İlk ilişkinin ağrili olup olmaması, erkeğin yavaş ve yumuşak davranışına da bağlı olmasına rağmen, bazen ciddi ağrılar olabilir. Genelde de herhangi bir rahatsızlık olmaz. Ancak yine de erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir.

    Kızlık zarının yırtılmasında kanama miktarı genelde azdır ve kısa sürede kendiliğinden durur. Bazen kızlık zarı arkasında damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bazende vajinal girişinde ya da içinde yırtıklar oluşabilir ve şiddetli durmayan kanamalar olabilir. Bu durumlarda cerrahi müdahele ve dikis gerekebilir. Dikişler, kızlık zarını onarmaz. Kızlık zarı yırtılmasına rağmen kanama olmayabileceği gibi yırtılamadığı halde dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabileceğinden kanamalar görülebilir.

    Kızlık zarı, ilişki olmadan ya da delikten daha büyük bir cisim girmeden de bozulma yapabilir. Örn. ata-bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren aktiviteler ya da kaza ve travma hymen bozulmalarına neden olabilir. Bir kez bozulan kızlık zarı kendi kendini onarmaz. Aradan 7-8 gün geçtikten sonra ne zaman yırtıldığı da anlaşılamaz. Kızlık zarı bozulmadan spermler içeri girebildiğinden dış gebelik de dahil olmak üzere gebelik olabilir. Zar yapısı uygun kişilerde kızlık zarına zarar verilmeden spekulum incelemesi ve kürtaj yapılabilir. Akıntı sorunu olabilecek bakirelerden vajinal kültür alınabilir.

    Kızlık zarının bozulup bozulmadığı muayene ile anlaşılabilir. Ancak, doğal çentik yapısında olan hymen de karar vermek güç olabilir. Jinekolog kolposkopik incelemeyi uygun görebilir. Kanama ile de kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz. Kızlık zarı, % 100 kanama olması garanti edilemese de tamir edilebilir. Tamir edilen hymeni ancak jinekolog ya da adli tıp anlayabilir. Tamir için ilişkinin sayısı önemli değildir. Hatta doğum yapan kadın için bile tamir yapılabilir. Ancak; tamamen tamir edilmesi ya da eski haline getirilmesi olanaksızdır. Vajina duvarından alınan parçalarla yeni bir hymen yaratılmasına karşın, yara kolayca enfekte olabilir. Kızlık zarı tamirinin ilk gece cinayetlerini büyük ölçüde azalttığı bilinmektedir.

    3. Gebelik ve Cinsellik

    Yaşamda büyük önem taşıyan cinsellik, gebelikte çoğunlukla olumsuz etkilenir. Her şeyin normal gittiği durumlarda son dört haftada cinselliğe kısıtlama getirilebilir. Erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği ihtimali ile ilişki son dört haftada önerilmez. Kanamasi olan, düşük öyküsü olan veya erken doğum riski bulunan gebelerde ilişki kesinlikle yasaktır. Daha önce tekrarlayan düşük öyküsü ve erken doğum yapan gebelerde ilk iki ay ilişki kısıtlanabilir. Erkek veya kadın da genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanana kadar ilişki yasaklanmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasente previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiye girilmesi sakıncalıdır. Bunlar dışında, normal seyreden gebelikte cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiç bir etkisi yoktur. Ancak özellikle ilk gebeliğini yaşayan annelerin gebelik sürecine uyum sağlama aşamasında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Zaten gebelik, kadının hayatını kökten etkileyen bir süreç olduğundan cinsellik ve cinsel yaşam çoğunlukla olumsuz etkilenir. Kadın fiziksel değişiminin yanında psikolojik değişimler de yaşar. Psikolojik korkular nedeniyle ilişkiden kaçan bir gebe kadına anlayış göstermek ve zorlamamak gerekir.

    4. Vajinismus

    Psikiyatrinin ilgi alanına giren bir durumdur. Vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve penetrasyona izin vermemesidir. Tampon, muayene gibi durumlara da müsade etmez. Her yaş grubundaki kadında görülebilir. Bu problemi olan kadınların cinsel istek ve orgazm açısından problemleri yoktur. İstekleri oldugu gibi, cinsel ilişki dışında orgazm yaşayabilirler. Primer ve seconder olmak üzere iki çeşittir. Fobi olarak da adlandırılan primer vajinismus da, kişi hayatında hiç bir cinsel ilişki yaşayamamıştır. Seconder ise, daha önceden problemsiz cinsel ilişki yaşamış olmasına rağmen sonradan ortaya çıkan vajinismustur. Partnere karşı olan ilgisizlik ve disparonio’ya neden olan faktörler seconder vajinismusu etkileyebilir.

    Primer vajinismusun en önemli nedeni korkudur. Cinsel birleşme istenmesine rağmen bilinçaltındaki korkular buna engel olur. Denemeler kısır döngüye girer. Erkekte erektil bozukluklara yol açabilir. Tedavi genellikle çiftlere psikoterapi uygulanarak yapılmalıdır. Ancak; jinekolojik olabilecek nedenlerin de bu durumu yaratmadığından emin olmak gerekir. Bunun yanında, bu durumda olan kadına partnerinden gelecek ruhsal destek de tedaviye yardımcı olacaktır. Bu durum kadınlıkla ilgili olmadığının hastaya anlatılması, hastayı rahatlatacaktır.

    5. Gebe Kalmak İsteyenler İçin Öneriler

    Kısaca aşağıda anlatılan durumlara dikkat edilirse, gebe kalma olasılığı artacaktır.

    • Gebe kalma planı yapılan zamandan 3 ay önce korunma bırakılmalıdır.
    • Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunulmalıdır.
    • Gebelik için en uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmaması en uygundur.
    • Sabah erken saatte ilişkide bulunulmalıdır.
    • Kayganlaştırıcı kullanılmamalıdır.
    • Hiç bir zaman için vajinal duş yapılmamalıdır.
    • Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonlar tercih edilmelidir.
    • Alternatif seks yöntemlerinden uzak durulmalıdır.
    • Su altında ilişkide bulunulmamalıdır.
    • 6. Ağrılı Cinsel İlişki

    Cinsel ilişki esnasında, kadının geçici ya da sürekli ağri duymasıdır. Nedenleri psikolojik ya da fiziksel kökenli olabilir.

    Fiziksel nedenler;
     

    • Genital organlarda enfeksiyon
    • Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağli nedbe dokusu
    • Epizyotomi nedbesi
    • Miyom ya da diğer rahim tümörleri
    • Endometriozis
    • Normalden daha kalın kıizlık zarı
    • Ürethrado (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme
    • Yetersiz kayganlık
    • Menapoz sonrasında olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk
    • Orgazm
    • Semen alerjisi
    • Mantar enfeksiyonları
    • Vajinal enfeksiyonlar
    • Alerjik reaksiyonlar
    • Cilt hastalıkları
    • Genital uçuklar
    • Travma ve tahrişler
    • Pelvik enfeksiyonlar
    • Rahim ve idrar kesesinde sarkma
    • Karın içi yapışıklıklar
    • Barsak hastalıkları

    Psikolojik nedenler;
     

    • Gebe kalma korkusu
    • Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu
    • Yetersiz ön sevişme neticesinde
    • Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması
    • Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya da psikolojik travma
    • Partnere karşı geçici isteksizlik

    Disparonia tedavi edilmediği takdirde kişilere zarar verir. Cinsel deneyimlerden keyif almayı engeller. Uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeler. Tedavide asıl amaç, neden olan psikolojik ya da fiziksel nedeni ortaya çıkarmak ve bunları ortadan kaldırmaktır.