Blog

  • Ftc terapi

    Son yıllarda popüler olan, iple asma yöntemidir.

    Uygulaması son derece kolaydır. Uygulama sonrası ödem ve morluk olmaması nedeniyle vakanın işten izin alması gerekmez. Sosyal hayatına hemen devam eder. Muayenehane şartlarında lokal anestezi ile yapılabilir. Hastane ortamı gerektirmez. Cilde uygulandığında ameliyatla gerilmiş gibi bir görünüm vermemesi büyük avantajdır. Böylece çevredeki meraklı gözlerden saklanma olanağı tanır. Uygulama yapıldığı anda, sonuç görülebilir. Uygulama sırasında hastanın da elinde ayna ile işlemi takip edebilmesi ve fikir verebilmesi, koopere olması açısından fayda sağlar. Aynı anda birçok estetik işlemle birlikte yapılabilmesi, bu yöntemin giderek yaygınlaşmasını sağlamaktadır. FTC yönteminde, cildin asılacak ve kırışıklıkların giderileceği yerlerine özel PDO iplikler yerleştirilir. İplik gerilince deriyi çeker ve istendiği kadar gerer. Hastanın 1-2 gün kadar yemek yerken, konuşurken, mimik yaparken dikkatli olması uygulamanın
    kalıcı sonucunu olumlu etkiler.

    İplikle Ameliyatsız Cilt Germe Yöntemi

    Güvenli absorbsiyon sağlayan PDO

    Minimal invaziv yöntem

    Yüz, boyun ve vücutta belirgin kontur etkisi

    Kolay uygulama (~30 dk)

    Uzun süreli başarılı sonuç (~ 2yıl)

    Doğu ve Batı Tıbbının Estetikte Buluşması

    FTC terapisi, doğu ve batı tıbbından ilham alınarak geliştirilmiştir. Özetle; doğu tıbbının yüzlerce yıllık başarılı tecrübesi ile batı tıbbının geleneksel cilt kaldırma felsefesinin birleştirilmiş halidir.

    FTC terapisi; yüz, boyun ve diğer vücut bölgelerine uygulanır. Biyolojik olarak absorbe edilebilen antimikrobiyal flamentlerle cilt rejuvenasyonuna yardımcı olur. Bununla birlikte, minimal invaziv kozmetik bir prosedür olan FTC terapisi, cilt rejuvenasyonunun yanında, lifting etkilere de sahiptir.

    FTC, abzorbe olabilen antimikrobiyal flamentlerin, iğne yardımıyla cilt altına ya da SMAS bölgesine yerleştirilmesi yöntemidir. Boyutları 26 G ile 30 G arasında değişmektedir.

    Bu iğnelerin ucunda biyoljik olarak absorbe edilebilen antimikrobiyal flamentler bulunur. Bu flamentlerin çapları 0,05 mm’den 0,15 mm’ye kadar değişir. 3 cm’den 24 cm’ye kadar değişen farklı uzunluktadır. Birçok farklı çap ve uzunluk alternatifi sunması sayesinde yüz, boyun ve vücudun farklı bölgelerinde kolayca çalışabilmeyi mümkün kılar.

    Uygulama sırasında düzinelerce iğne ve bu iğnelerin uçlarında bulunan flamentler, cildin derin tabakalarına penetre olur. Böylece, ciltte açılan mikro kanallar sayesinde tetiklenen yara iyileşmesinin yanında, doğal yenilenme süreci ve doku elastikiyetinin artırılması süreci başlar. Sonuç olarak, cildin rejuvenasyonu ve mekanik yara iyileşme
    süreci aktifleşir.

    Yakın zamanda ortaya çıkan yeni tip flamentler, sarkık dokuya mekanik olarak daha büyük bir lifting etkisi sağlamaktadır. Bu flamentler, standart PDO ipliklerinden daha güçlü bir lifting etkisine sahiptir. Ayrıca, yarattığı daha yüksek seviyede sağladığı kronik enflamatuar reaksiyon sayesinde, yara iyileşmesi sürecindeki fibroblastların
    (daha elastik olan) myofibroblastlara dönüşmesinde artırıcı rol oynar. Güvenli ve biyouyumlu bir ürün olan PDO iplikler, 6 ay içerisinde deri tarafından absorbe edilebilir.

    FTC’NİN DOKUDAKİ ETKİLERİ

    Kontrollü yara oluşumu

    Yara iyileşmesinin tetiklenmesi

    İğnenin sağladığı mekanik stimülasyon

    PDO’nun dokuya verdiği yapısal destek

    PDO’nun sağladığı yabancı madde tepkisi

    Cilt rejuvenasyonu

    FTC’NİN KULLANIM ALANLARI

    Nasolabiel fold

    Çene çizgisi (jaw line)

    Kaş kaldırma

    Gözaltı torbaları

    Çene altı

    Kazayakları

    İndian fold

    Alın ve boyundaki derin kırışıklıklar

    FTC terapisinin lipolitik enjeksiyona ve makine etkisine yardımcı ve konturuyla doku biçimini koruma amaçlarıyla iplikleri fiziksel destek olarak kullanmanın etkili ve yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Dokuyu yeniden modellediğinden, vücut stretchmarkları ve sarkmış dokuları sıkılaştırıcı etkisi vardır

    Uygulamanın Avantajları

    Kısa sürede uygulanır

    Konforlu ve zararsızdır

    Kolajen üretimini tetikler

    İnce kırışıklıkları giderir

    Kolay ve güvenlidir

    Lokal anestezi altında uygulanır

    Gerektiğinde uygulama tekrarlanabilir

    Tedavi sonrasında hemen makyaj uygulaması mümkündür

    Hiçbir yan etkisi yoktur

  • Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Gebe olduktan sonra sağlıklı olmak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak bazı durumlarda hastalıklardan kendimizi koruyamayız. Suçiçeği çok bulaşıcı viral bir enfeksiyon olduğu için korunmak neredeyse imkansız.

    Suçiçeği varisella olarak da bilinen viral bir enfeksiyon. Küçük kırmızı kabarık lekeler şeklinde döküntüler olur. Döküntülerden önce genellikle ateş ve vücutta ağrı olur. Çocukluk döneminde %95 enfeksiyon geçirildiği için yetişkinler doğurganlık yaşında suçiçeğine karşı korunaklı olur.

    Hamilelikten önce suçiçeği geçiren gebelerin tekrar suçiçeği geçirmeleri çok çok nadir. Eğer daha önce suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde büyük risk vardır. Suçiçeği ihtimali olan yerlerden uzak durmak gerekir.

    Suçiçeği geçirip geçirilmediğinden emin olunamıyorsa test yaptırılabilir. Test sonucunda risk altında olup olunmadığı belli olur.

    Suçiçeğinden Bebeğin Etkilenmesi

    Suçiçeğinden bebeğin etkilenmesi gebeliğin dönemine bağlı. Gebelik dönemine göre:

    • Suçiçeği ilk trimesterde olursa doğum defekti olma olasılığı %0.5-1
    • Suçiçeği ilk 13.-20. haftalarda olursa doğum defekti olma olasılığı % 2
    • Suçiçeği doğumdan 5 gün öncesine kadar olursa bebekte konjenital varisella olma olasılığı % 20-25
    • Suçiçeği doğumdan 6-12 gün önce olursa bebekte hala suçiçeği olabilir ancak anneden bir miktar antikor geçeceği için eğer olursa konjenital varisella hafif atlatılır.

    Suçiçeğine bağlı muhtemel doğum defektleri; göz problemleri, yara izi, az gelişme veya gelişme geriliği, küçük kafa ölçüsü ve/veya zihinsel gerilik.

    Suçiçeğinden Korunma

    • Daha önceden suçiçeği geçirilmişse bebeği korumak için herhangi bir şey yapmaya gerek yok. Vücudun ürettiği antikorlar bebeği enfeksiyondan korur.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde suçiçeği olan birisiyle temas olunursa Zoster immünoglobülinleri kullanılmalı. Temastan sonra 4 gün boyunca immünoglobülin verilir.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse ve gebelik yoksa gebe kalmadan 3 ay önce suçiçeği aşısı yapılmalı.

    Suçiçeği 2 Kez Geçirilir mi?

    Sağlıklı kişiler 2 kez suçiçeği geçirmez. İmmün sistemlerinde (savunma sistemi) sorun olan kişiler 2. kez enfeksiyon geçirebilirler. 2. kez suçiçeği geçirdiğini düşünen çoğu kimse gerçekte daha önce geçirdiği döküntülü hastalığı suçiçeği sananlardır.

  • Lazer epilasyon ( diod lazer, alexandrite lazer )

    Lazer epilasyon ( diod lazer, alexandrite lazer )

    Lazer sistemlerinin etki mekanizması nedir?

    Lazer sistemlerilerinde amaç, kıl kökünde kalıcı hasar yaparken çevredeki deriye hasar vermemektir. Lazer enerjisi derinin altındaki kıl köküne ulaşır. Kıl kökündeki renk hücreleri (pigment) lazer enerjisini emer. Burada yoğunlaşan lazer enerjisi çevre deri ve dokuda hasar yapmadan kıl kökünü yakar. Zarara uğrayan kıl büyük olasılıkla tekrar çıkmamaktadır. Lazer epilasyon batık kılların tedavisinde de son derece etkilidir.
    Yanan tüylerin bir kısmı hemen dökülür, bazıları ise 2-3 hafta içinde deriden atılır. Kıllara tek tek uygulanan elektrikli epilasyondan farklı olarak, her enerji atışında düzinelerce kıl yanar. Böylece sırt, omuz, kollar, bacaklar ve yüz gibi geniş alanlar kısa sürede tedavi edilebilir. Meme ucu, üst dudak ve bikini bölgesi gibi hassas bölgeler tedavi edilebilir.
    Cilt ile kıl tipi ve rengine göre ayrıca uygulama bölgesine göre hastanın beklentileri hekimi ile karşılıklı görüşülecek, Hybrid Diode ya da Alexandrite lazer tiplerinden sizin için uygun olan yöntemlerden hangisinin uygulanacağı konusunda bir karar verilip program oluşturulacaktır.

    Tedavi sonrası lazer uygulanan alanda tüyler tamamen yok olur mu?

    Lazer uygulamalarında her seansta uygulanan bölgedeki kılların % 15-20 sinde kalıcı yada uzun süreli yok olması beklenir. Lazer uygulanan alanda seansların tamamlanmasından sonra pek çok hastada kıl miktarında % 70-90 azalma olur, kalan tüylerin renkleri ve kalınlıkları azalır. Ancak yaşayan bir organizma olan insanda tamamen tüysüz kalma durumu beklenmemelidir.
    Tedavi etkinliği tedavi seansları tamamlandıktan sonra 6 ay içinde değerlendirilmelidir. Tekrar çıkacak kıllar 6 ay içinde belli olur.

    Seans sayısı hangi faktörlere bağlıdır?

    Kıl rengi (açık renkli tüyler fazla sayıda seans gerektirir)

    Etnik ve genetik yapı (koyu tenli kişiler fazla sayıda seans gerektirir).

    Hormon durumu

    Tedavi edilen alan

    Tüy yoğunluğu

    Yaş

    Kilo (fazla kilo tüy gelişimini arttırır)

    Ilaçlar (örneğin Dilantin ve cyclosporine tüy gelişimini arttırabilir)

    Lazer tedavisi öncesi öneriler:

    Ağda, sir ağda,cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazlarını kullanmayın!
    Lazer enerjisi aktif tüylere etkili olduğundan ağda, sir ağda, cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazları 2-4 hafta öncesinden kullanılmamalıdır.Bu yöntemler lazerin etkili olacağı kıl kökünü ortadan kaldırır.

    Bronzlaşmaktan kaçınılmalıdır!
    Diode lazer koyu tenlere uygulanabilir ancak tedavi öncesinde 2hafta öncesinde mümkünse 6 hafta öncesinde güneşlenilmemeli, solaryuma girilmemeli ve bronzlaştırıcı kremler uygulanmamalıdır. Istenmeyen yanıklar ve renk değişiklikleri olabilir. Ayrıca lazerin etkinliği azalır. Diode lazer uygulamasından bir gün önce tahriş etmeden tüylerin alınması en uygunudur. Tedavi günü veya lazerden hemen önce tüylerin alınması cildi hassaslaştırabilir.

    Lazer tedavisinden önce tüyler alınmalıdır. Tüyler alınmazsa deri üstünde kalan tüyler yanarak acı verir ve lazer enerjisini emerek kıl köküne yeterli enerji gitmesini engelleyerek lazerin etkinliği azaltır.

    Uygulama yapılacak bölgeye makyaj yapmayın, parfüm sıkmayın. Makyaj lazer enerjisini emerek, daha az enerjinin kıl köküne ulaşmasına ve etkinliğinin azalmasına neden olur ayrıca cilt üzerindeki lazer ısısını artırarak deride tahriş veya yanık oluşturabilir.
    Ağrı eşiğiniz düşükse işlemden 2 saat önce ağrı kesici almanız uygun olabilir. Ayrıca bazı kadınlar regl döneminde acıya daha hassas oldukları için regl öncesi ve sırasında uygulama yapılmayabilir.

    Lazer epilasyon ne sıklıkta yapılır, seanslar ne kadar sürer?

    Lazer uygulamaları ortalama 4 haftada bir yapılmalıdır. Kıl köklerinin pigmentinin yeterli derecede olması için bu süre gereklidir. 4 haftadan erken 12 haftadan geç olmamalıdır.

    Seans süresi dudak üstü gibi bölgelerde birkaç dakika iken, tüm bacak ve sırt gibi geniş alanlarda yarım ile bir saat sürebilir .

    Lazer tedavi sonrası öneriler:

    Lazer sonrası kızarıklık genellikle saatler içinde geriler. Bazı ciltler hassastır ve işlem sonrası kuruluk hissedilebilir . Bu durumda nemlendirici kullanılabilir.

    Tedaviden sonra bir veya iki hafta içersinde güneşlenmeyin. Lekelenmeler olabilir. En az 30 faktör içeren güneşten koruyucuyu yaklaşık 4 hafta süreyle kullanın. Dolaylı güneş maruziyeti dahi etkileyebilir. Terleme sonucu kremi silerseniz tekrar uygulamayı unutmayın.

    Lazer sonrası kıl köklerindeki tüyler tedaviden 1 veya 2 hafta içersinde kımen uzayabilir.

    Seans aralarında ağda, sir ağda ve cımbız, iple alma gibi yöntemler kullanılmamalıdır. Çünkü bir sonraki lazer seansının etkisini azaltırlar.

    Lazer sonrası su toplama ve kabuklanma nadirdir ve birkaç gün ile bir hafta arasında geriler. Antibiyotikli bir krem sık olarak sürülebilir. Yara kabuklarını elinizde kaldırmaya çalışmadan doktorunuza başvurunuz.

    Lazer uygulaması sonrası kolonya ya da tahriş edici kozmetikler uygulamayınız.

    Lazer Epilasyonda Geleceğin Teknolojisi – Hibrit Diode MeDioStar NeXT

    Epilasyonda kıl folikülü için en etkin ve güvenli iki dalga boyunu(800 nm – 950 nm) aynı anda gönderebilen hibrit teknoloji.

    Saniyede 12 Hz atım hızı ile en hızlı diode lazer(SPM),

    SPM ile acısız ve çok hızlı epilasyon,

    Burst modu ile ince ve açık renkli tüylerde de etkili,

    Minimum 15 000 000 atış garantisi,

    Mühendislik, yedek parça, üretim ve yazılım dahil %100 Alman teknolojisi,

    300g başlık(Handpiece) ağırlığı ve başlığa entegre alüminyum peltier soğutma,

    Epilasyon, akne ve damar tedavi imkanı,

    Cihaza entegre bilgisayar ile 8,4 inç renkli LCD ekranda müşteri dosyaları, öncesi-sonrası resim ve video kaydı.

    Tüm cilt tiplerinde ve tüm kıl tiplerinde etkin hızlı ve acısız uygulama imkanı

  • Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Ultrason (rahim ağzı) rahmin çıkış kısmı olup gebelikte rahim büyürken bu kısım doğum başlayana kadar sert ve kapalı kalır. Serviksin zayıf olduğu (servikal yetmezlik) gebelerde rahim ağzı erkenden açılıp silinmeye başlar. Bunun sonucu erken doğum gerçekleşir. Erken doğumu önlemek için uygun gebelerde servikse dikiş atmak gerekir. Dikiş atma işlemine servikal sörklaj denir. Servikal sörklajdaki amacımız bebeğin 37 haftaya kadar büyümesi.

    Servikal yetmezlikte serviksin alt kısmına yani vajenden görülen bölümüne dikiş atılır. Servikal sörklaj risk grubundaki gebelere uygulanır.

    Servikal Yetmezlik Nedeni

    • Daha önce başka sebep olmadan 2. trimester düşük hikayesi
    • Servikal LEEP veya konizasyon yapılması
    • Kürtaj sırasında rahim ağzında hasar oluşması

    Servikal Sörklaj Yapılma Zamanı

    Servikal yetmezlikte sörklaj yapmanın en uygun zamanı 3. gebelik ayı (12-14.hafta). Ancak rahim ağzında daha erken dönemde silinme ve açılma tespit edilirse 12. haftayı beklemeden sörklaj yapılabilir.

    Eğer servikal değişiklik son trimesterde olursa veya servikste belirgin bir açılma olursa yatak istirahatı en iyi çözüm olabilir.

    Servikal Sörklaj Yapılırken

    • Tıbbi geçmiş iyi değerlendirilmeli
    • Transvajinal ültrason ile serviksin durumu çok iyi değerlendirilmeli, serviks açılması ve silinmesine bakılmalı
    • Sörklaj yapılırken ağrı kesilmesi (anestezi) uygulanmalı (genel, spinal veye epidural)
    • Faydası ve komplikasyonları iyi değerlendirilmeli

    Servikal Sörklajın Faydası

    Servikal sörklaj düşük ve erken doğum olmasını önleyebilir. Uygun vakalarda işlem % 80-90 işe yarar. Servikal sörklaj servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar ancak servikal yetmezlik tanısını koymak çok zordur.

    Servikal sörklaj sadece servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar. Servikal yetmezliği olmayanlara yapılırsa erken doğum, enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sörklaj yapılan gebelerin enfeksiyon ve erken doğum eylemi için daha sık kontrolü gerekir.

    Servikal Sörklaj Sonrası Takip

    • İşlem sonrası rahimde ağrı kasılma takibi birkaç saat gerekirse bir gün yapılmalı
    • İşlemden hemen sonra oluşan hafif vajinal kanama ve hafif kramp tarzı ağrılar birkaç saat sonra kesilir. Daha sonraki günlerde yoğun vajinal akıntı görülebilir.
    • Enfeksiyon ve erken doğum eylemi için ilaç kullanmak gerekir.
    • İşlemden sonraki birkaç gün evde istirahat edilmeli.
    • Düzenli kontroller daha sık periyotlarla yapılır.
    • Aktivitelere tekrar başlamak doktor izni ile olur.
    • Cinsel aktivite olmamalı.

    Servikal sörklaj 37.haftaya kadar yerinde bırakılır. Ancak daha önceki dönemde doğum sancıları düzenli olup doğum eylemi başlarsa sörklaj çıkarılır. Çıkarma işlemi zar olmaz

    Servikal Sörklaj Riskleri

    Servikal sörklaj riskleri çok nadir olup uygun yapıldığında işe yarayan bir işlem. Muhtemel riskler:

    • Erken kasılma
    • Servikal distosi (doğum başladığında serviksin açılamaması)
    • Membran rüptürü (su gelmesi)
    • Servikal enfeksiyon
    • Servikal sörklaj alınmadan doğum olursa servikste yırtık
    • Anestezi komplikasyonları

    Servikal Sörklaj Acil Durumlar

    Servikal sörklaj sonrası acilen doktoru aramanız gereken durumlar:

    • Kasılma ve kramp
    • Doğum ağrısına benzer kasık ve belde gelip giden ağrı
    • Vajinal kanama
    • Su gelmesi
    • 37.8 derece üzerinde ateş veya titreme
    • Bulantı, kusma
    • Kötü kokulu vajinal akıntı

    İlk gebeliğinde akıntısı olan gebeler daha sonraki gebeliklerinde de büyük olasılıkla servikal sörklaja ihtiyaç duyarlar.

  • Saç dökülmesi tedavisi

    PRP (Platellet Rich Plasma) yani trombositten zengin plazma saç dökülmesinde son yıllarda devrim niteliğinde gelişme yaratmış bir saç tedavi yöntemidir.Halk arasında kök hücre tedavisi ,plazma tedavisi gibi isimleride olan PRP yöntemi , kişinin kendi kanı ile yapılan bir tedavidir.PRP ile saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışını mümkün hale getirmek hedeflenmektedir.

    Bu tedavi için kişiden yaklaşık 8-10cc kan alınır ve özel bir kit içinde santrifüj ile pür PRP elde edilir.Bu trombositten zengin plazma , hücreleri tedavi etmekte çok etkili olan büyüme faktörlerini, kök hücreleri , proteinleri barındırır.Bu elde edilen plazma saçlı deriye ufak iğneler ile yüzeyel enjeksiyon (napaj) tekniği ile 1 cm’lik aralarla uygulandıktan sonra kalan miktar uygulama yapılan bölgeye püskürme tekniği ile verilerek işlem tamamlanır.

    Prp tedavisi 3 -4 hafta aralıklarla toplamda 3-4 seans uygulanır. 6 ay veya 1 yıl sonra bir seanslık destek uygulamalar ile idame tedavi saağlanabilir. Prp tedavisi saça vitaminlerin verildiği mezoterapi uygulaması ile kombine edildiğinde çok daha etkili ve kalıcı olabilmektedir.

    Prp öncesi saça uyuşturucu krem sürülür bu sırada kan alınıp gerekli işlemlerden geçirildikten sonra işlem yaklaşık 20-30dk sürmektedir.İşlem sonrası kişi normal hayatına dönebilir. Kendi kanımızdan elde edildiği için allerji riski yoktur.

  • Mol Gebelik; Üzüm Gebeliği

    Mol Gebelik; Üzüm Gebeliği

    Mol Gebelik; Üzüm Gebeliği

    Mol gebelik plasentanın anormal bir durumu. Nadir rastlanan bir hastalık olup 1000 de 1 oranında görülür. Mol gebelik halk arasında üzüm gebeliği olarak ta bilinir. Ayrıca gestasyonel trafoblastik hastalık, hidatiform mol veya sadece mol olarak ta bilinir.

    Mol gebelik döllenme sırasında oluşan bir hata sonucunda rahim içinde anormal plasental dokunun büyümesi. Mol gebelikte çok nadiren fetal doku olabilir. Mol gebelikte büyüme normal gebeliğe göre daha hızlı olur. İki tür mol gebelik var: tam (komplet) ve parsiyel (inkomplet).

    Tam Mol

    Sadece plasenta parçalar var. Spermin içi boş yumurtayı döllemesi sonucunda oluşur. Yumurta boş olduğu için bebek oluşmaz. Gebelik testi plasentanın beta hCG yi üretmesi nedeniyle pozitif çıkar. Ultrasonda sadece plasenta görülür.

    Parsiyel Mol

    Rahim içinde anormal plasenta dokusu ile birlikte ciddi anomalileri olan embryo görülür.

    Mol Gebelik Riski Taşıyan Gebeler

    • 40 yaş üstü gebelik
    • Daha önceden mol gebelik geçirenler
    • Düşük yapanlar
    • Siyah ırk

    Mol Gebelik Bulguları

    • Lekelenme
    • Aşırı bulantı ve kusma
    • Tiroit hastalıkları nadir olarak görülebilir.
    • Erken dönemde preeklampsi
    • hCG seviyesinde fazla yükselme
    • Fetal hareket ve kalp atımı görülmez.

    Mol Gebelik Tanısı

    Muaynede gebelik haftasına göre daha büyük uterus tespit edilir. Beta-hCG seviyeleri olması gerekenden daha yüksek.
    Ultrasonda üzüm salkımı görüntüsü olur. Bu yüzden üzüm gebeliği de denir.

    Mol Gebelik Tedavisi

    Mol gebelikte daha önceden tespit edilip kürtaj yapılmazsa üzüm salkımı benzer doku vajenden gelmeye başlar.
    Mol gebelik kürtaj ile sonlandırılmalı. Kürtaj anestezi altında yapılıp rahim duvarları iyice kazınmalı. Bazen ilaç tedavisi ile mol gebelik sonlandırılabilir.
    Kürtaj sonrası kadınların % 90 ı başka tedaviye ihtiyaç duymaz. Beta hCG seviyesi 0 olduktan sonra 1 yıl boyunca takip edilmeli. Bu dönemde korunup tekrar hamile kalınmamalı. Korunma için spiral kullanılmaz.
    Mol gebelik geçirenlerde tekrar mol gebeliği olma ihtimali %1-2

  • Yüz ve dudak dolgusu

    Yüz ve dudak dolgusu

    Dolgu maddeleri deri altına enjekte edilerek yapılan dolgu estetiği , derideki ince ve derin kırışıklıkları gidermek, yara izlerini tedavi etmek, ciltteki çukurları yok etmek, ince dudakları kalınlaştırmak, yanaklara dolgunluk vermek amacıyla kullanılan maddelerdir. Dolgu enjeksiyonu tedavisi sonrası kısa sürede daha genç bir görünüm sağlanır. Dolgu estetiği ile yüzdeki yorgun ifade giderilir.

    Yıllar içerisinde ciltte elastik lif, kollajen lif, yağ tabakası ve hyaluronik asitin azalmasına bağlı olarak kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Özellikle göz, ağız, çene, boyun, burun, alın bölgesinde kırışmalar ve sarkmalar ortaya çıkar. Yüzün alt kısımlarında sarkma ve kırışıklıklarda dolgu enjeksiyonu başarıyla kullanılabilir.

    Dolgu enjeksiyonu dudağa daha dolgun ve genç görünüm sağlamak amacı ile uygulanmaktadır. Ciltteki derin yara ve akne izlerini gidermek için de kullanılabilmektedir.

    Dolgu enjeksiyonu kırışıklık veya deri defektinin olduğu bölümün altına derideki çöküklüğü gidermek amacı ile yapılır. Bu bölgedeki kırışıklık ve çukurlar dolgu maddesinin etkisi ile azalır veya kaybolur. Bazen dolgu maddesinin kollajen üretimini arttırıcı etkisi olabilmektedir.

    Hyalüronik asit dünyada giderek popülaritesi artan, etkin ve şu an için en güvenli dolgu materyalidir. Alerji ve deri sertleştirme riski çok düşüktür.

    Uygulama sonrası kişi rutin aktivitelerine hemen dönebilir. Kalıcılık süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte 6- 9 ay kadardır. Dolgu ihtiyacı olan bölgenin yaygınlığına ve dokudaki defekte yani boşluğa göre kullanılması gereken dolgu materyal miktarı değişir. Ücretlendirmenin de kullanılan dolgu materyali miktarına göre belirlenmesi gerekecektir.

    Hangi bölgeler dolgu enjeksiyonu ile tedavi edilebilir ve ne amaçlanır?

    Alın çizgileri

    Kaş arasındaki çizgiler

    Ağız etrafındaki kırışıklıklar

    Nasolabial çizgiler (Burun kanatlarından dudak köşelerine inen kırııklık)

    Ağız kenarından çeneye doğru uzanan kırışıklıklar

    Kaşa şekil vermek

    Elmacık kemiklerini belirginleştirmek

    Dudak şeklinin vurgulanması ve hacminin arttırılması, asimetrik dudakların düzeltilmesi başlıca kullanım alanlarıdır.

    Yüz dolgusundan sonra nelere dikkat etmeliyim?

    Aşırı sıcak (güneşlenmek, solaryum gibi) ve soğuktan tedavi sonrası birkaç gün kaçınmak dışında dikkat etmeniz gereken bir şey yoktur.

    Yüz dolgusu yan etkileri nelerdir?

    Hyalüronik asit içeren dolgularda yan etki riski düşüktür. Uygulama alanında geçici olarak şişlik, kızarıklık, morluk ve hassasiyet gözlenebilir. Nadiren özellikle sentetik materyal kullanılanımında allerjik reaksiyonlar ve granülom yani geçici yada kalıcı doku yumruları olan vakalar bildirilmektedir.

  • Endometriozis Nedir?

    Endometriozis Nedir?

    Endometriozis Nedir?

    Endometriozis(Çikolata Kisti Hastalığı)sıklıkla üreme çağında görülen, bazen hiçbir şikayete neden olmadan sadece tesadüfen saptanan bir çikolata kisti şeklinde iken, bazen de birçok tıbbı tedavi ve operasyon yapılmasına rağmen çok rahatlamanın olamayabildiği sıradışı bir hastalıktır. Tıp’da kullandığımız ‘’hastalık yok hasta vardır’’ tabirinin önemli örneklerinden biridir. Üreme çağında her 10 kadından 1’inde görülmektedir. Endometriozis rahim içini döşeyen (endometrium) tabakanın rahim dışı organlarda yerleşmesidir. Endometriozis en sık %65-70 oranında yumurtalıklarda (overlerde) görülür. Bunun dışında görüldüğü organlar karın içini döşeyen periton zarı, tüpler, vajina, barsaklar, mesane, üreter, umbilikus (göbek deliği), eski operasyon dikiş bölgeleri, akciğerler, diyafram, spinal kanal, beyin, göz, meme dokusu, kalp, kollar ve eller, dalak olarak bildirilmiştir.

  • Botox!!!!!

    Botox!!!!!

    Botoks yönteminde, Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen botilinum toksin adlı madde kullanılır. Belli dozlarda güvenle botulinum toksin A tipi kırışıklık tedavisi, koltukaltı aşırı terleme tedavisi ve bazı dirençli gerilim tipi baş ağrılarında başka nedeni yoksa kullanılabilir.

    Botoks kasları felç mi ediyor?

    Botoks, sadece uygulama yapılan bölgedeki kasların daha az çalışmasını sağlayarak etkili olur. Yapıldığı bölge dışında vücudun diğer alanlarındaki kaslara genellikle etkili olmamaktadır. Allerjik reaksiyonlar çok nadir olmakla beraber beklenmedik durumlarda doktorunuzda temasa geçmelisiniz.

    Botoksla kaşlarım çok kalkar mı?

    Botoks sonrası kaş kalkması kişinin kas yapısıyla alakalıdır. Kaş üstündeki alın kaslarının kuvvetli olması ile ilgilidir. Botoks uygularken alın kasının bu fazla çalışan kısmına uygulama yapılması kaşların aşırı kalkmasını engeller.

    Botoks sonrası yüzümde donuk, ifadesiz ve garip bir görünüm olur mu?

    Botoks tedavisi yüz bölgesinde fazla çalışarak kırışıklığa neden olan kasları durdurur. Kaşını çatarak sinirli gözüken kişilerin kaş çatmasına mani olarak kişinin iyi gözükmesini sağlar. Göz etrafındaki kırışıklığı azaltarak yorgun ve yaşlı yüz ifadesini engeller. Yaşa bağlı olarak ve yerçekimi etkisiyle, yüzü aşağı çeken kaslarda kuvvetlenme, yukarı çeken kaslarda zayıflama olmaktadır. Botoks yüzü aşağı çeken kasları zayıflatarak yüz ve kaş sarkmasına engel olabilir. Bütün bunları yapmak için yüzdeki belli kaslara belli oranlarda botoks uygulaması yapılır. Bu konuda iyi eğitim almış ve tecrübeli bir doktor yüzdeki doğal ifadeyi bozmadan kırışıklıkları engeller, sarkmaları düzeltir.

    Botoks etki mekanizması nedir?

    Botoks sinir-kas iletim siteminde proteinleri bağlayarak asetilkolin maddesinin salınımı engeller. Böylece botoks, çizgili kaslarda geçici olarak zayıflama yapmaktadır. Bu etki ortalama 3-6 ay sürer.

    Botoks uygulama yerleri nelerdir?

    Göz çevresi kırışıklıkları

    Alın ve kaş arası mimik kırışıklıkları

    Dudak çevresi kırışıklıkları

    Boyun bölgesi kırışıklıkları

    Burundan ağıza doğru inen nazolabial çizgi

    Dudak kenarından çeneye doğru inen çizgiler

    Koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı terlemeleri

    Botoks ne zaman ve niye yaptırmalıyım?

    Eğer göz çevreniz genç yaşlardan itibaren gülerken aşırı kırışıyorsa, konuşurken veya bir şey okurken sürekli kaş çatma hareketi yapıyorsanız, alın çizgileriniz çok belirginse, kaşınız düşükse, yüzünüzde sarkmalar yeni başladıysa botoks yaptırabilirsiniz.

    Botoks tedavisi için uygun bir aday mıyım?

    Botoks uygulaması 18-65 yaş arası yapılabilir. Botox uygulamasında amaç kırışıklıkların oluşmasını ve derinleşmesini engellemektir. Bu nedenle tedaviye erken başlanırsa etkinliği ve sonuçları daha iyi olacaktır. Uygulanacak alanın yaygınlığı ve derinliğine göre kullanılması gereken ilaç miktarı değişkenlik gösterecektir, bu nedenle kullanılan ilaç miktarına göre Botox uygulama fiyatları değişkenlik gösterir.

    Botoks tedavisi nasıl uygulanır?

    Çok küçük miktarda botoks çok ince ve küçük iğnelerle kırışıklıkların giderileceği alana uygulanır. Çok küçük miktarda ilaçlar çok küçük iğnelerle verildiğinden rahatsızlık hissi çok az olur. Pek çok hasta çok küçük bir acı hisseder. Anestezi gerektirmez. Botoks uygulamasından hemen sonra günlük yaşama geri dönülebilir. Nadiren geçici olarak morarma ve kızarıklık görülebilir.

    Botoks tedavisinin etkinliğini ne zaman fark ederim ve ne kadar sürer?

    Botoks tedavisinin sonuçları 3-15 gün sonra ortaya çıkar. Tedavi etkinliği 3-6 ay devam edebilir. Tekrar edilen uygulamalar ile tedavinin etkinlik süresi uzar. Botoks etkinliği tedavi için uygulandığı alanlarda ortaya çıkar.

    Botoks tedavi etkinliği biterken neler olur?

    Botoks etkisi azalırken çizgiler daha az belirgin olarak ortaya çıkar. Eskisi kadar derin ve belirgin olmaz. Bu düzgün ve genç görünümü devam ettirmek ve kalıcı kılmak için en az 4-5 botoks uygulaması gerekir. Tekrarlayan uygulamalar ile daha sonraları daha az tedaviler gerekir. Ayrıca tekrar edilmezse dahi ilk uygulama öncesi halinizden daha kötü bir görüntü olmaz, yani tek seans dahi belirli bir fayda sağlar. Elbette yıllar içinde yaşlanmanın devam ettiği gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

    Botoks uygulama öncesi nelere dikkat edilmelidir?

    Aspirin ve ağrı kesicileri, gingko, sarımsak veya ginseng, C vitamini kullananlarda morarma riski yüksektir. Eğer mümkünse tedaviden 5-7 gün önce bu ilaçların alınmamasında fayda vardır.

    Botoks uygulama sonrası nelere dikkat edilmelidir?

    Uygulama sonrası 1-2 saat için botoks uygulanan kaslarınızı çalıştırın. Örneğin kaşlarınızı yukarı kaldırın, kızar gibi yapın veya gözlerinizi kısın. Bu işlem botoksun kaslardaki aktivitesini kolaylaştırır. 24 saat uygulama bölgesi ovuşturmayın veya masaj yapmayın. 4 saat makyaj yapmayın. 4 saat boyunca yatmayın,başınızı eğersek kitap okumayın veya ağır egzersiz yapmayın. Duş alabilir ve birçok günlük aktivitenizi yapabilirsiniz. Uygulama sonrası küçük bombe ve noktalar kısa sürede kaybolacaktır.

    Botoks diğer cilt yenileme yöntemleriyle bir arada uygulanabilir mi?

    Dolgu ile aynı günlerde botoks yapılabilir. Sadece gözaltı dolgusuyla göz çevresi botoksu aynı gün yapılmamalıdır.

    Botoksun yan etkileri nelerdir?

    Botoks çok fazla yan etkisi olan bir yöntem değildir. Genel olarak yapıldıktan sonra çok kısa süreli kızarıklık ve ödem olabilir. Bazen yapılan bölgede birkaç gün sürebilen geçici morluklar olabilir. Çok nadiren botoksun komşu kasları etkilemesine bağlı geçici asimetri veya göz kapağı düşüklükleri olabilir. Bu tür yan etkiler 1ay içersinde gerilemektedir. Çok nadir olmakla beraber prospektüs bilgisi olarak alerjik reaksiyonlar bildirildiğinden beklenmedik durumlarda doktorunuzla kısa sürede temasa geçiniz.

    Botoks kimlere uygulanmaz?

    Botoks hamilelere, emzirenlere, 10 gün öncesinde kan sulandırıcı ilaç alanlara, Myastenia gravis gibi kas hastalığı olanlara uygulanmaz. Bunun dışında herkese uygulanabilir.

  • Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte egzersizden korkmayın

    Egzersiz, sağlıklı yaşamın önemli bir parçasıdır ve gebelikte de belli kurallara uyularak uygulanabilir. Gebelikte yapacağınız egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha iyi çalışmasına katkıda bulunması yanında kendinizi daha iyi hissetmenize, uygun sınırlar içinde kilo almanıza, kendinize duyduğunuz güvenin artmasına, olumlu duygular hissetmenizi sağlar bununla birlikte uyku sorunları ile bel ve sırt ağrılarınızı azaltır; vücut bozukluklarını düzeltir..

    Ulusal en büyük organizasyonu olan Amerikan Obstetrik ve Jinekologlar Cemiyeti (ACOG), gebelik sırasında ve sonrasında kadınlar için yeni egzersiz yönergeleri yayımladı. Aralık 2015’te yayınlanan güncellenmiş önerilerine göre , komplikasyonsuz gebelik surci yaşayan kadınların, Prenatal Pilates gibi düzenli güç dengeleme egzersizlerine ve gebelik sırasında ve sonrasında BumpBarreTM gibi aerobik aktivitelere katılmaya teşvik edilmesini uygun görülmüştür çünkü Gebelikte fiziksel aktivite az risklidir ve çoğu kadında yararı gösterilmiştir ancak normal anatomik ve fizyolojik değişiklikler ve fetal gereksinimlere bağlı bazı değişikler gerekli olabilir.Düzenli fiziksel aktivite fiziksel kondisyonun sağlar, vücudun gelişmesine ve , kilo yönetimine yardımcı olur obez kadınlarda gestasyonel diyabet riskini azaltır, preeklampsi, sezaryen ve operatif vajinal doğum olasılığını azaltmasına ve Psikolojik iyiylik halını arttırmasına yardımcı olur,ama bazı durmlar varkı gebelikte egzersiz yapmak ACOG kesinikle yasak olduğunu bildiriyor örneğin:

    Kalp ve akciğer hastalığın varlığı, servikal yetmezliği,prematüre doğum öyküsü olaanlar,plasenta previa tanısı alan hastalar,preeklampsi ve şiddetli anemi bulunan gebelere egzersiz yapmak kesınıkle yasaktır.

    Bununla birlikte komite der ki “Preterm doğumun önlenmesinde yatak istirahatının etkili olmadığını” ve rutin olarak tavsiye edilmemesi gerekir .çünkü Uzun süreli yatak istirahati veya fiziksel kısıtlama önerilen hastalar, venöz tromboemboli, kemik demineralizasyonu ve kondisyonsuzluk riski altındadır. Sık önerilmesine rağmen, yatak istirahati sadece nadiren gereklidir ve, çoğu durumda, harekete izin vermek düşünülmelidir

    ACOG un yayımlanmış yönergesine göre Tip 1 diyabet, hipertansiyon, hiperthiroidizm, intrauterin büyüme bozukluğu gibi diğer hafıf komplikasyonları olan gebe kadınların, belirli kısıtlamalarla egzersiz yapabilir yalnız bu durumlarda yapılan tüm egzersizle kişiye göre özel olmalı.( Bu kadınlar için Reformer veya diğer Pilates ekipmanlarını kullanan Özel veya hafıf Pilates seansları gibi bireyselleştirilmiş egzersiz rutinleri önerilir)

    Egzersiz planlanmadan önce hasta ayrıntılı bir şekilde kadın doğum uzman tarfından değerlendirilmeli tibbi bir engel yok ise uyugun egzersiz tıpı seçilerek egzersiz başlanmali.
    Egzersiz sırasında dikat edilmesi gereken bazı öneli noktalar var:

    1. Uygun hidrasyon ile yeterli kalori alımına dikkat edilmelidir.çünkü dehidratasyona bağlı uterın kontarksyonlarda artiş ve buna bağlı erken doğum tehtidi oluşmasına dair bilgiler mevcut diebiliriz .

    2. Egzersiz esnasında gevşetici rahat giysiler giymeli ve ısı artışını önlemek için yüksek sıcaklık ve nemden kaçınılmalıdır.

    3. Buna ek olarak, hamile kadınlar düz durarak uzun süre ve belirli hareketsiz yoga pozisyonları gerektiren egzersizlerden kaçınmalıdır.

    4. Şu durumlarda egzersiz kesilmeli ve doktora başvurmalı:

    Ani başlayan karın ağrısı, uterusta kasılmalar, bebek hareketlerinin durması ve yeterli istirahat edilmesine rağmen geri dönmemesi, kanama, baş dönmesi, görme bozuklukları, nefes darlığı, çarpıntı, taşikardinin (nabzın ileri derecede hızlanması) istirahatle normale dönmemesi, şiddetli belağrısı, pubik bölgede (leğen kemiğinizin karnınızın en alt kısmında yeralan bölge) ağrı ve yürüme zorluğu.

    Kadın doğum uzmanı ve diğer obstetrik bakım sağlayıcılar için doğum sonrası dönem sağlıklı bir yaşam tarzı başlatmak, önermek ve güçlendirmek için bir fırsatırt

    ACOG ayrıca postnatal egzersizin önemini vurguladı; . Bazı raporlar, egzersiz programlarına katılım düzeyinin doğumdan sonra azaldığını göstermektedir ki bu sıklıkla fazla kilo ve obeziteye yol açar.. Emziren anneler süt oluşumu veya bebek büyümesini etkileme korkusu olmaksızın düzenli egzersiz programlarına katılabilirler. Yeni anneler için Fitness programları ve Postnatal Pilates en uygun seçenek olduğunu düşünüliyor

    Sonuç olarak gebelik belirgin anatomik ve fizyolojik değişiklikler ile ilişkili olmasına rağmen, egzersizin minimal riskleri vardır ama çoğu kadında yararı daha fazla gösterilmiştir. Eğer

    Komplikasyonsuz gebeliği yaşiyorsanız hamilelik öncesinde, sırasında ve sonrasında fiziksel aktivitelere katılmayi ihmal etmeyiniz.