Blog

  • Genç gösteren makyaj teknikleri

    Hafifte olsa günlük makyaj uygulanması cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzdeki yaşlılık ve güneş lekelerinin üzerine açık renk kapatıcı uygulayabilirsiniz. Bunların tedavisine gelince peeling uygulamaları ciltteki pek çok renk sorununu çözümlemek için geliştirilmiş uygulamadır.

    Kaşları kalınlaştırın
    Uzun zaman yoğun olarak kaş almışsanız bazı bölgelerde kaşların çıkmadığını fark edersiniz. Bunu için özel kaş ve kirpik ürünleri kullanabilirsiniz. Ayrıca doğal bir görünüm için saç renginize yakın bir kalemle kaşları yoğunlaştırabilir, kaş fırçasıyla şekillendirebilirsiniz.
    Rujlar
    Dudak şekli yaşlanma sürecinde incelir, dudak konturu belirginliğini kaybeder ve etrafında ince çizgiler oluşur. Bu bölgeye yapılacak dolgu uygulamaları ile dudak etrafındaki çizgiler düzeltilebilir ve dudak eski şekline getirilebilir. Ruj seçiminde koyu renk rujdan uzak durun. Dolgunlaştırıcı etkili rujlar kullanabilirsiniz. Dudak çevresini açık renk bir kalemle belirginleştirdikten sonra açık renk ruj kullanmak dudağı daha güzel gösterir.
    Allık
    Yaşlanma sürecinde elmacık kemikler bir miktar aşağı doğru yer değiştirir. Bu bölgeleri radyofrekans, dolgu gibi bazı uygulamalarla daha iyi hale getirmek mümkündür. Allık sürerken eski elmacık kemik bölgesine uygulamak yüzdeki sarkmayı vurgular. Bu nedenle elmacık kemiklerin o anki yerini tespit edip buralara allık uygulamak ve bunu şakaklara doğru yaymak daha güzel bir görünüm sağlar.
    Göz altı torbaları
    Göz altı torbaları göz çevresi peeling uygulaması veya cerrahi tedavilerle azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz, bu bölgelere fondötenden daha koyu renkte bir kapatıcı uygulamak daha iyi sonuç verir.
    Göz altı morlukları
    Bu bölgede morluk problemi sık görülen bir sorundur. Göz çevresine peeling, mezoterapi uygulamaları ile azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz fondötenden daha açık renkte bir kapatıcı uygulayınız.
    Bronz pudra kullanın
    Ciltteki soluk görünümünü azaltmak, daha canlı bir görünüm vermek için kullanabilirsiniz. Bronz allığı elmacık kemiğinden saç çizgisine doğru hafifçe sürün. Daha ışıltılı daha canlı bir görünüm oluşacaktır.
    Yüz Çizgileri
    Yüz çizgileri botoks ve dolgu maddesi tedavisi ile azaltılabilir. Ciltteki çizgileri kalın fondöten ya da kapatıcı ile kapatamazsınız. Kalın ürünler çizgilerin arasına girerek daha dikkat çekici bir hal almasına sebep olur. Amaç bunları kapatmaktan çok, dikkati başka yöne çekmek olmalıdır. Önce makyaj altı baz kullanıp üzerine mineral fondöten kullanmak daha iyi bir seçim olur.

  • GEBELİK VE BESLENME

    GEBELİK VE BESLENME

    Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda,en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir.
    Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür.Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.
    Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir.Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsizlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.
    Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar.Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.Kadınları korkutaraksevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak,doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
    Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi,sağlıklı olması,ruhsal,fiziksel,zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.
    Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması,besin depolarının yeterli olması ve yaşı , hem bebeğinin hem de annenin sağlığını koruyacak en öenmli etkenlerdir.Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak,büyür beslenir.
    Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein,enerji,vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
    Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir.Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20gr. Protein , 15-20 mg.demir, 500 mg.kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.
    Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.
    KALSİYUM
    Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8.haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.
    Gebelikte, normalde gerek duyduğunuzun miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir.Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt , yoğurt , ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
    Brucello, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.
    PROTEİN
    Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta , balık ,kuru baklagiller (fasulye,mercimek,barbunya…) gibi proteinden zengin besinler önerilir.
    Proteinler,hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır.Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.
    Hayvansal gıdalarda yağ mümkün ölçüde alınarak,etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir.Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir.Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.
    DEMİR
    Gebelikte ‘’kan yapıcı’’yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4,5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir.Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.
    Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir haplarına) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir.Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı,kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.
    Gebelerde demir eksikliği halsizlik , bitkinlik ,nefes darlığı ,uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum ,bebeğin rahim içinde gelişememesi,ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazırlar.Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.
    Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir.Çünkü süt ,demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.
    Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayarlanmaktadır.Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir.Veya örneğin ikiz gebeliklerde vücudun demir gereksinimini artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.
    Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler.Bu kişilerde,içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir.Bazen de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilirler.Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) tranfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.
    Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.
    C VİTAMİNİ
    C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde , vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.
    Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır;
    Ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.
    C vitamini portakal , limon, kırmızı ve yeşil biber , domates , çilek , greyfurt , karnıbahar , lahana , Brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur.vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.
    Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur.Besinleri tazeyken tüketmeli , iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.ayrıca gebelerde uzun süre beklemiş ,doğal içerikli olmayan , konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.
    FOLİK ASİT
    Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren ‘’B9 vitamini’’ yani folik asit alınması çok önemlidir.Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
    Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır,ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır.En çok ıspanak,yer fıstığı,fındık ,karnabahar,kepekli ekmekte mevcuttur.
    Doğal gıdalar gebelerin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.
    Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde ‘’nöral tüp defektleri’’ adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali,spina bifida,anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir.Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi)daha sık geliştiği gözlenmiştir.
    Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar,gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.
    LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
    Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler,gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.
    Genellikle tüm sebzeler lif açısından zengindir.Her gün bolca yiyebilirsiniz.Kepekli besinler de lif içerir,ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.
    Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek , yulaf ezmesi , barbunya , kepekli makarnalar , kayısı , kuru üzüm , bezelye , pırasa , esmer pirinç , ahududu , kuruyemişte bol miktarda vardır.
    GEBELİKTE SIVI ALIMI
    Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.
    Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu , oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi , solunum yolu enfeksiyonları , kabızlık , ,ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.
    Gebelikte meşrubatlar ve meyve suları önerilmez.Çay ; açık olarak günde 2 fincan olarak içilebilir.Kahve , kafein içerdiğinden ötürü günde 1 fincanı geçmemek kaydı ile içilebilir.
    Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane , limon , adaçayı , ıhlamur , kuşburnu , papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir.Ancak, ‘’sinemaki ve adaçayı’’nın içimi konusunda bazı endişeler vardır.O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.
    Alkol , gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu‘ olarak tanımlanıp , zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.
    Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir.Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir.Bu yüzden kek , bisküvi , reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir.Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.
    Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur.Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vücutta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.
    Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
    Et,yumurta,kurubaklagilleri:Beyin , kas , kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir.Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
    Süt ve süt ürünleri;Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler.Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
    Sebze ve meyveler:Büyüme ve gelişme için vitamin ve minareleri sağlarlar.
    Tahıllar:Kalori ve B grubu vitamenleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler
    Yağ ve şekerler: Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.
    Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
    ‘’Gebelik diyet yapmak için uygun zaman değildir’’
    Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır.Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir,kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.
    Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak,ancak gebelik için gerekli temel besin öğelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.
    Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken,kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.
    Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir.İlk üç ayda 0,5-1kg , sonraki aylarda ise ortalama 1,5-2,0 kg ağırlık kazanması uygundur.

  • Sigaranın derideki etkileri

    Vücudun pek çok bölgesi gibi cilt de sigaradan ciddi oranda etkilenir. Net olarak söylenebilecek şey SİGARA olduğunuzdan daha yaşlı görünmenize neden olur.

    Cilde gelen kan akımı azalır deri besinleri ve oksijeni yeterince alamaz.

    Cildin doğal yenilenme sürecini yavaşlatır.

    Ciltte mat görünüm, renk değişimine neden olur.

    Kollajen, elastine zarar vererek erken çizgi oluşumuna ve cilt sarkmalarına neden olur.

    Sigara içerken ağız ve göz çevresi kaslarının fazla kullanılmasına bağlı çizgilere neden olur.

    Tırnaklarda sarı-kahverengi renk değişimi olur.

    Yara iyileşmesinde gecikme olur. (Bu nedenle bir deri operasyonu yapılacaksa sigaraya bir süre ara verilmelidir.)

    Bazı cilt kanseri tiplerinde artış meydana gelir.

    Saç dökülmesine neden olur.

    Akne de artışa neden olur.

    Psöriasis (sedef) hastalığında artışa neden olur.

    Diş etlerinde değişim oluşur.

  • Yumurta Dondurma

    Yumurta Dondurma

    DOĞURGANLIK ŞANSINIZI KORUYUN

    Toplumların sosyoekonomik olarak gelişmesiyle, kadının da toplum hayatındaki yeri

    değişiyor. Bu değişimleri, kadınların eğitim düzeyinin artması, iş hayatında beklentilerinin

    yükselmesi, kariyer planlarının ve beklentilerinin artması şeklinde sıralayabiliriz. Bunların

    sonucu olarak da evlilik ve çocuk sahibi olma yaşı maalesef yükseliyor. Kadınlar söz konusu

    beklentilerini gerçekleştirmek için ya evliliklerini ya da çocuk doğurma planlarını erteliyorlar.

    Yaş Neden Önemli

    Yeni doğan bir kız bebek her iki yumurtalığında yaklaşık 400-500 bin adet yumurta

    öncüsü hücre taşır. Adet görmeyle birlikte her ay bu hücrelerin bir tanesi olgunlaşır ve

    döllenme şansına sahip olur, belli kısmı da yok olur. Bu nedenle yıllar ilerledikçe kadının

    yumurtalıklarındaki hücre sayısı azalır. Bu da doğurganlığın azalması demektir.

    Çevresinde 38-40 yaşlarında doğal yollardan gebe kalan kişileri gören kadınlar, 40 lı

    yaşların başında bile kolaylıkla hamile kalınabileceğini düşünüyorlar. Oysa gerçek hiç te öyle

    değil. 35 yaşlarından itibaren kadının hem yumurta hücre sayısı azalmaya hem de hücre

    kalitesi giderek bozulmaya başlar.

    Bu nedenle 30 yaşlarını geçmiş, henüz evlenmemiş veya çocuk sahibi olmamış

    kadınların yıllık muayenelerinde over rezervleri değerlendirilmeli. Özellikle ailesinde erken

    menapoz, ailevi kanser hastalıkları olanlarda bu değerlendirme çok önemlidir.

    Bu Değerlendirmeler Neyi Değiştirir?

    Son yıllarda yardımcı üreme tekniklerinde önemli gelişmeler ve yasal düzenlemelerde

    değişiklikler meydana gelmiştir.

    Yumurta dondurmada vitrifikasyon (çok hızlı dondurma) yöntemi ile yumurta

    hücrelerinin % 90-100 oranında canlı kalması sağlanmakta ve her bir hücreden yaklaşık %7

    oranında gebelik elde edilebilmektedir. Yani bir kadının belli sayıda sağlıklı yumurta

    hücresinin dondurulması, ona gelecekteki doğurganlığıyla ilgili önemli avantajlar

    sağlayacaktır. Kadının bu hücrelerinden, 40 lı yaşlarında bile hamile kalma şansı vardır.

    Ülkemizde 2014 yılına kadar,

    a) Kemoterapi ve radyoterapi gibi yumurta hücrelerine zarar veren tedaviler

    öncesinde,

    b) Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar

    (yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar) öncesinde,

    yumurta dondurulmasına izin veriliyordu.

    2014 Eylül ayında değişen yönetmelikle;

    c) Düşük over rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde

    erken menopoz hikayesinin, üç uzman tabipten oluşan sağlık kurulu raporu ile

    belgelendirilmesi durumunda, yumurta dondurulmasına izin verilmeye

    başlanmıştır.

    Yumurta Dondurma İşlemi Kimlere Uygulanır?

    1-Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamalar kadınların

    yumurtalıklarına zarar vermektedir. Bu tedavilerden önce yumurta dondurma işlemi

    uygulanır.

    2-Yumurtalıkların alınması gereken ameliyatlar öncesinde uygulanabilir

    3- Over rezervinin azalma riski olan durumlar

    a)-Ailede erken menopoz öyküsü: Ailede kalıtsal olarak erken menopoz varsa, yani genç

    yaşlarda doğurganlık özelliğini kaybetme riski olan kadınlara bu yöntem uygulanabilir.

    Yumurtaların dondurulması sayesinde bu risk ortadan kalkacaktır.

    b)-Ailede Meme Kanseri öyküsü

    c)-Endometriozis varlığı

    d)-Bazı genetik hastalıklar: Turner Sendromu, Frajil-X sendromu, Musküler distrofi,

    BRCA-1 taşıyıcılığı

    4-Over rezervi azalmış kadınlar: Bu durum infertilitede deneyimli bir hekim tarafından

    yapılan ultrasonografik muayene ve hormon testleri ile tespit edilebilir.

    Yumurta Dondurma İşlemi

    İşlem ortalama 10-15 gün sürmektedir.

    Adetinin 2-3. günü yumurtaları uyarıcı gonadotropin iğnelerine başlayarak, mümkün

    olan en çok sayıda yumurta geliştirmeye çalışılır. Belli aralıklarla ultrasonografik muayene

    yapılır.

    Yumurtaların Toplanması (OPU): Yumurta – follikül büyüklükleri istenilen düzeye

    ulaştığında, yumurtalar vajinal ultrasonografi eşliğinde özel iğnelerle toplanır. Bu işlem

    anestezi altında yapılmakta ve yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Hasta birkaç saat

    hastanede dinlendikten sonra normal yaşamına dönebilir.

    Yumurtaların Dondurulması: Toplanan yumurtaları, antifriz özellikli kimyasal

    solüsyonlarla (kriyoprotektan) işlemden geçirerek, -196 C°' de sıvı azot tanklarında uzun süre

    saklanacak şekilde dondurulur. Dondurma işlemi; vitrifikasyon (camlaştırma) dediğimiz,

    tecrübe isteyen, çok hızlı dondurma prensibine dayanan, amacı dondurma sırasında

    yumurtalara ciddi zararlar verebilecek su kristallerinin oluşmasını engellemek olan, özel bir

    teknikle yapılmaktadır. Öncelikle 5 yıllık olan dondurma süresi, hastanın talebi üzerine

    uzatılabilir.

    Gebelik istenmesi durumunda: Hastanın rahim iç zarı gebelik için hazırlanır. Yumurta

    hücreleri çözünme sonrası yaklaşık % 90-100 oranında canlı kalmaktadırlar. Canlı olarak

    çözüldüğü saptanan yumurtalara, eşlerden alınan spermlerle mikroenjeksiyon (ICSI) ile

    dölleme işlemi yapıp, gelişen embriyolar hastaya transfer edilir.

    Vitrifikasyon ile dondurulup çözülen yumurtalardan elde edilen embriyoların transferi

    ile, taze embryo transferine yakın gebelik oranları sağlanabilmektedir.

  • Bitkisel ürünler sizin düşündüğünüzden daha tehlikeli olabilir!

    Şüphesiz ki, birçok kişi için bu bir sürpriz olacaktır ancak; WHO’ya (Dünya sağlık örgütü) göre bitkisel ürünler tüketicilerin sağlığı için bir tehdit olabilmektedir.

    WHO çeşitli alternatif bitkisel ilaçları test etmiş ve ürünlerin %59’unun kontamine olduğunu bulmuştur (bu kontaminasyon gerek ortamda olmaması gereken diğer bitki türleri ile veya diğer yan ürünler ile bulaşma şeklindedir). Daha da ötesi, bitki ekstreleri (özleri vs) toksik olabilir veya diğer bazı yan etkilere sahip olabilir. Sonuç olarak, bu ürünler sadece ‘tamamen doğal’ diye, otomatik olarak güvenli ve etkili oldukları anlamına gelmez. Ve eğer bitkisel ilaçlar kontamine ise, aynı zamanda bitkisel kozmetiklerin de öyle olması olasıdır.

    Bu, sentetik ürünlerin kontaminasyon bakımından güvenilir olduğu anlamına da gelmez örneğin vazelin (parafin yağı, petrolium jelly) karserojen maddelerden arındırmak için uygun şekilde saflaştırılmalıdır. Uygun şekilde rafine edildiğinde, vazelin (parafin yağı) kullanılması tamamen güvenli olan çok etkili bir katkı maddesidir.

    Onun için, gelin şu anlamsız “tüm doğallar iyidir ve tüm sentetikler kötüdür” fikrinden vazgeçelim. Onun yerine, kaynaklarına bakmaksızın, ürünlerimizin içeriklerinin güvenilir ve etkili olduğundan emin olmaya odaklanalım.

  • NORMAL DOĞUM

    NORMAL DOĞUM

    Normal doğum sırasında ve sonrasında olacakların bilinmesi ile kadınların

    normal doğumdan çekinmeleri azalacaktır. Bu nedenle genelde ilk doğumunu

    normal yapan kadınlar ikinci doğumlarından önce korkmadıklarını ve ilkine göre

    daha iyi hissettiklerini söyler.

    Kadınların doğuma hazır olmalarına yardımcı olmak için hazırladığımız

    Kadınların doğumda karşılaşacakları olaylar ile ilgili genel bilgileri aşağıda

    bulabilirsiniz.

    Normal doğum sırasında neler olur?

    Doğum sırasında ebeniz veya doktorunuz bebeğinizi dünyaya getirirken size

    yardımcı olacaktır. Eğer bebeğin doğumu vajinal yoldan olur ise buna normal

    doğum denmektedir. Eğer doğum için annenin karnında kesi yapılarak ve rahim

    kesilerek bebek çıkarılıyor ise buna sezaryen ile doğum denmektedir.

    Normal doğum sırasında bebeğinizi çıkarabilmek için ıkınmanız gerekecek.

    Ikınma döneminden önce vücudunuzda bazı değişikliklerin oluşması gereklidir.

    Rahim ağzınız incelmiş olmalı ve devamında açılmalıdır. Nihayetinde rahim ağzı

    bebeğin kafasının geçeceği şekilde tam açıklığa ulaşmış olmalıdır. Ayrıca bu

    süreçte bebeğiniz rahimden aşağı doğru ilerlemiş ve vajen üst kısmına kadar

    inmiştir. Hatta bu dönemde sanki büyük abdestinizi yapacak hissi olur, veya

    makatınıza baskı hissi olur.

    Doğuma yardımcı olan doktorunuz veya ebeniz ıkınmanız gereken zamanı size

    söyler. Hangi duruş şeklinde rahat iseniz o şekilde ıkınmanızı öneririm. Örneğin

    yan yatar şekilde veya ayakta veya çömelerek ıkınabilirsiniz. Ikınmanın

    gerçekleştiği süre dakikalar veya saatler sürebilir. Eğer ilk doğumunuz ise bu

    süreç biraz daha uzun olabilir.

    Doğum acıtır mı?

    Evet, doğum genelde ağrılı bir süreçtir. Ağrının ne miktarda olduğu kadından

    kadına değişebilir. Kadın, ağrı kontrolü için kendine özgü uygulamalar

    seçmelidir.

    Bazı kadınlar doğal doğumu tercih eder. Yani doğum sırasında ağrılarını

    azaltmak için herhangi bir ilaç kullanmazlar. Bunun yerine hareket veya nefes

    alma teknikleri gibi doğal yöntemler aracılığı ile ağrı ile baş ederler.

    Bazı kadınlar ise doğum sırasında ağrı kesici kullanmak ister. Bunun için

    damardan veya kalçadan ağrı kesici uygulamaları veya epidural uygulaması

    tercih edebilirler.

    Bebek doğduktan sonra ne olur?

    Bebeğinizi doğurduktan sonra bebeğinizin eşi olarak bilinen plasentanın çıkması

    beklenir. Plasenta genellikle 30 dakikada çıkar. Daha sonra vajen ve vulva

    bölgesinde herhangi bir yırtık var mı diye muayene edilirsiniz. Eğer oluşan bir

    yırtık var ise uyuşturma işlemi yapıldıktan sonra dikiş atılır. Buraya atılan

    dikişler 10 gün içinde kendiliğinden erir. Şunu belirtmeliyim ki artık kesi yani

    epizyotomi işlemi gerekmedikçe yapılmamaktadır.

    Doğumdan sonra bebeğinize neler yapılır?

    Türkiye’de çok yaygın olmasa da yaptırdığım doğumlarda ten tene temasa çok

    önem veriyorum. Bu uygulamada, bebeğin göbek kordonu kesilmeden önce

    bebek annenin göğsüne verilir. 3 dakika beklendikten sonra göbek kordonu

    kesilir. Eğer bebekte sorun yoksa anne bebeğini bir süre daha tutabilir. Daha

    sonra bebeğin eder ve hareket, nefes alma, kalp atışı, cilt rengini değerlendirilir.

    Bu değerlendirmeye APGAR değerlendirmesi denir.

    Bebeğinizi hemen emzirmeniz hem sizin kanmanızı azaltır hem de bebeğiniz

    kendini güvende hisseder ve vücut ısısı düşmez. Bebeğiniz doğduğunda K

    vitamini iğnesi ve hepatit B aşısı yapılır. K vitamini bebeğin beyin kanaması veya

    barsak kanaması gibi bir sıkıntı yaşamasını engellemek için yapılmaktadır.

    Hastaneden ayrılmadan önce bebeğinizin beslenmesi ve emzirme ile ilgili

    değerlendirme yapılır. Ayrıca çocuk doktoru muayene eder. Ayrıca bebeğinize

    işitme testi ile ilgili randevu verilir. Bebekten topuk kanının en az 3 gün sonra

    aldırmak en doğru sonucu verecektir. Bu nedenle topuk kanını sağlık ocağında

    da aldırabilirsiniz.

    Doğumdan sonra hangi durumlarda doktorunuz ile görüşmelisiniz?

     Fazla miktarda vajinal kanama varsa

     Baş dönmesi veya bayılacak hissi varsa

     Ateş

     Kusma

     Yeni başlayan karın ağrısı

     Şiddetli baş ağrısı veya görme sorunu

     Üzgün veya umutsuz hissetme

  • Argan yağı

    Argan ağacı Marocco’nun bazı bölgelerinde bulunan çok değerli bir ağaçtır. Argan yağı, ağacın meyvelerinden elde edilir.

    Kuru ve yıpranmış saçlar için iyi bir alternatiftir. Saçınızı kuruturken uçlara doğru uygulayacağınız argan yağı saçlarda canlı, parlak bir görüntü sağlar. Uçlardaki kırılmaları azaltır.

    Saç diplerinde kuruluk sorunu yaşayanlar gece saç diplerine minik uygulamalar yapıp sabah yıkayabilirler.

    Yüz için kullandığınız nemlendiriciniz argan yağı içeriyorsa daha yumuşak ve parlak bir cilt sağlar.

    Bunlara ek olarak vücut ve el nemlendiricisi olarak kullanılabilir. Duştan hemen sonra kullanılan nemlendiricinin etkinliği daha yüksektir. Tırnaktaki soyulmalar ve kuruluk problemi de argan yağından fayda görür.

  • Lazerle Kızlık Zarı Dikimi

    Lazerle Kızlık Zarı Dikimi

    Lazer yöntemi birçok tedavide günümüzde kullanılıyor. Lazerin tıpta kullanılması ile birlikte,

    operasyonlar daha hızlı ve kolay hale geldi. Bu yazımızda lazer yardımı ile kızlık zarı dikiminden

    bahsedeceğiz. Lazerle kızlık zarı dikimi yöntemi yeni olduğundan dolayı, bu konuda birçok şey merak

    ediliyor ve soruluyor.

    Lazerle Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Gerçekleştiriliyor?

    Kızlık zarı operasyonlarında lazer ışınları kesme ve yakma işlemlerinde kullanılıyor. Uygulanacak

    tekniğin türüne göre dokular lazer yardımı ile kesilerek dikim işlemine hazırlanıyor.

    Kalıcı kızlık zarı dikiminde kullanılan Flep yönteminde lazer yardımı ile vajina duvarı arkasından

    dokular kesilerek çıkarılıyor. Daha sonrasında bu dokular, vajina duvarına birleştiriliyor. Burada

    bilinmesi gereken şey, dikim işleminin lazer ışınları ile değil ameliyat iplikleri ile yapıldığıdır. Lazer

    ışınları sayesinde kesilen ya da yakılan yerlerde kanama olayı görülmüyor.

    Yüksek oranda ısı ve ışık kaynağı olan lazer ışınları ile vajina içerisindeki dokular kesilerek alınıyor. Bir

    anlamda birleştirilecek yüzeyler lazerle yakılıyor. Yani lazer aslında bir doku birleştiricisi değil

    birleştirme işlemine hazırlayıcı olarak görev yapıyor.

    Bu yüzden Lazerle kızlık zarı dikimi işlemlerinde lazer ışınları sınırlı olarak kullanılıyor. Daha çok % 10

    ve % 15 civarında vajina daraltma operasyonlarında lazer ışınları etkili oluyor.

    Kliniğimizde Fotona Fraksiyonel Lazer teknolojisini kullanıyoruz. Bu teknolojinin avantajı, birbirini

    tamamlayan özelliklere sahip iki farklı lazer kaynağından elde edilen ışınların, operasyonların

    kalitesini artırmasıdır. Böylelikle işlem daha hızlı ve ağrısız olarak gerçekleştirilir.

    Klasik olarak gerçekleştirilen kızlık zarı operasyonlarında görülen hafif kanama ve enfeksiyon riski,

    lazer ile yapılan operasyonlarda görülmez.

    Lazer ile Yapılan Operasyonlardan Sonra

    Operasyondan sonra iyileşme süresi daha hızlı gerçekleşiyor. Enfeksiyon riski bulunmuyor ve kesikler

    lazer ile yapıldığı için kanama durumu da gözlemlenmiyor.

    Ancak yine de bir gün boyunca dinlenilmesi ve aşırı hareketlerden kaçınılması gerekiyor. Dikişlerin

    zarar görmemesi için ağır aktivitelerden kaçınılması gerekiyor. Ayrıca vajen bölgesinin kuru tutulması

    gerekiyor.

    Lazerle kızlık zarı dikimi yalnızca kalıcı kızlık zarı yöntemi ile birlikte uygulanıyor. Geçici yöntemde

    lazer yöntemi uygulanamıyor.

  • A’dan z’ye bölgesel zayıflama

    A’dan z’ye bölgesel zayıflama

    Yaz kapıdan baktırır fazla yağları yaktırır…

    Spor ve diyetle yağlardan kurtulamazsınız…

    Yaz gelmeden kilolardan kurtulun…

    Yaz ayları yaklaştıkça kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı da beraberinde geliyor. Kimimiz vücudunun genelindeki kimimiz de bölgesel kilolardan şikayetçi. Bölgesel zayıflamayı arzu eden ancak, seçeneklerin çokluğu sebebiyle kafası karışanlara uzmanlardan yardım almasını öneriyoruz.

    Bölgesel zayıflama kilo azaltma yöntemi değildir.

    BÖLGESEL ZAYIFLAMA NEDİR?

    En başta söylenmesi gereken temelde bir kilo azaltma yöntemi olmadığıdır. Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacıyla kullanılan yöntemlere verilen genel isimdir.

    Her bireyin farklı bir vücut yapısı vardır. Genetik, içsel ve dışsal sebepler de yıllar içinde bu yapının üzerine eklendiğinde pek çoğumuzda yağlanma başlar ve bu yağlanma da vücutta homojen dağılmaz, belli başlı alanlarda daha çok depolanır. Bu biriken yağ dokuları da spor ve diyetle maalesef arzu edildiği kadar azaltılamazlar.

    BÖLGEDEN UZAKLAŞTIRMA

    Bölgesel zayıflama yöntemlerinin tümü aslında o bölgedeki yağ hücrelerinin büzüştürülerek, parçalanarak veya eritilerek o bölgeden uzaklaştırılması esasına dayanır. Bu işlemlerden herhangi biri uygulandıktan sonra da diyet ve spor yapılması, parçalanmış yağ hücrelerinin o bölgelerden atılmasını kolaylaştırdıkları için hastalara mutlaka önerilmelidir. Bu tavsiyeye uyan hastalarda tedavi başarısı çok artar.

    İdeal olanı, bölgesel yağlanma problemi olan hastanın diyet ve spor ile vücudunu şekillendirmesi, kalan yağlanmaların da uzman doktorunun önerisiyle doğru metod seçilerek o bölgeye uygulanmasıdır.

    Bölgesel zayıflama metodları son yıllarda giderek artmaktadır. Temelde 2 ayrı grupta toplanırlar:

    – İnvazif (girişimsel, cerrahi) metodlar

    – Non-invazif (girişimsel, cerrahi olmayan) metodlar

    Girişimsel (cerrahi) metodlar; liposuction, lazer lipoliz, mezoterapi gibi metodlardır. Girişimsel (cerrahi) olmayan metodlar ise; pressoterapi, lenf drenaj masajı, ozon sauna, infrared, kavitasyon, cryolipoliz gibi metodlardır.

    SOĞUK LİPOLİZ NEDİR?

    Bahsettiğimiz girişimsel olmayan metodların içinde yer alan en yeni, FDA (Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı metodlardan biridir.

    Nasıl çalışır?

    Özel başlıkları uygulama alanına yerleştirilir. Başlık, vakum yaparak deri ve deri altı dokusunu kendine doğru çekerek o bölgedeki kan dolaşımını bir miktar azaltır ve yağ dokuları hareketsiz hale getirilir. Özel bir teknoloji sayesinde o dokuları kontrollü bir şekilde belli bir zaman diliminde yaklaşık + 2 ila – 8 C arasında soğutur. Aynı zamanda diğer dokuları korumak ve onlara hasar vermemek için onları da kısmen izole ederek çalışır.

    Deri altı dokusu, subkutan doku dediğimiz alanda bulunan yağ hücreleri (adipositler) soğuğa karşı çok hassastırlar, çevrelerinde bulunan damarlar, sinirler ve diğer dokular bu yağ hücrelerine oranla soğuğa karşı çok daha az duyarlıdırlar. Bu sebeple çevre doku sağlam bırakılarak sadece yağ hücrelerinin etkilenmesi sağlanır.

    Yağ hücreleri nasıl yok edilir?

    Asıl etkisi soğuk ile yağ hücrelerinin donmasını, kristalize olmasını sağlayarak o hücrelerin ölmesi ve yavaş yavaş vücuttan lenf ve kan yoluyla atılması esasına dayanır.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Tek seanslık bir uygulamadır. Ancak aşırı yağ dokusuna sahip olanlarda aralarında 2 ay kadar bir süre bırakılmak üzere 3 seansa kadar uygulama yapılabilir.

    Sonuçları nelerdir?

    İşlem yapılan alanda işlemden yaklaşık 3 hafta kadar sonra ilk etkiler görülmeye başlar ve yaklaşık 4. ayın sonuna dek devam eder. 4. ayın sonunda artık vücut son halini almıştır. Ortalama daralma, işlem yapılan alan ve yağ dokusunun kalınlığına göre değişmekle birlikte 2 ila 15 cm. arasında olacaktır.

    Uygulama süresi nedir?

    Bölgelere göre farklılıklar göstermekle birlikte ortalama 30-100 dakika arasındadır.

    Kimlere uygulanabilir?

    Vücutta aşırı veya yaygın yağlanması olanlar ve obez kişiler uygun değildir. Bunun dışında kalan herkese, kadın erkek farkı olmadan işlem yapılabilir.

    İşlemde ve sonrasında ne hissedilir?

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Kullanılan özel jeller ve örtüler sayesinde sadece hafif soğukluk, serinlik hissedebilir. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, kitap okuyabilir, bilgisayar ile çalışabilir.

    İşlem bittikten sonra o bölgede hafif kızarıklık ve uyuşukluk oluşabilir. Dakikalar veya saatler içinde geçecektir. Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 1 hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

    Etkiler ne kadar süre ile kalıcı?

    Kişiler tekrar kilo almadığı, yaşam alışkanlıklarını sağlıklı yönde değiştirdikleri sürece formlarını korurlar.

    KAVİTASYON NEDİR?

    Kavitasyon, ultrason benzeri bir ses dalgasının bir el başlığı ile cilt üzerinden uygulanması yağ dokusuna ulaşması ve yağ dokusundaki hücrelerde ani ve yüksek basınç değişiklikleri oluşturarak yağ hücrelerini parçalama prensibine dayalı cerrahi olmayan bir başka bölgesel zayıflama yöntemidir.

    Hangi amaçla kullanılıyor?

    Bölgesel zayıflama amacıyla kullanılmasının yanında çoğumuzun selülit olarak tariflediği derideki kozmetik problemin de azaltılmasında oldukça etkili sonuçlar verir. Aynı zamanda cilt sıkılaşmasında da etkisi olduğundan bu amaçla da kullanılmaktadır.

    Başarı Sonuçları nelerdir?

    Uygulanan bölgeye ve hastanın vücut yağlanma oranına göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-8 cm arasında daralma ve selülit görünümünde dikkate değer ölçüde düzleşme sağlanabilmektedir.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Ortalama bölge başına 6-10 seans uygulama yapılmaktadır. Genelde haftada 2 seans ile başlanıp, haftada 1 seans ile sürdürülür.

    İşlemde ne hissediliyor? Ağrı hissedilir mi?

    Ağrı ve acı yoktur. Sadece hastalar kulaklarında hafif bir çınlama sesi duyarlar. Rahatsız edici bir işlem değildir.

    RADYOFREKANS NEDİR?

    Radyofrekans, bir başka cerrahi olmayan bölgesel zayıflama metodudur. Ancak sadece bölgesel zayıflama değil aynı zamanda kırışıklık tedavisi ve selülit tedavisinde de bu işlemden yararlanırız.

    Nasıl çalışır?

    Deri ve deri altındaki su içeren dokulardaki su molekülleri ve iyonları harekete geçirerek belli bir ısı derecesine kadar kontrollü bir şekilde ısıtılır.. Hedeflenen, ısının 40-43 C arasına ulaştırılmasıdır. Bu hesaplanmış ısı derecesi kişinin diğer dokularına zarar vermeden hedeflenen alanların istenen yönde etkilenmesi sağlanır.

    Hedeflenen nedir?

    Yağ hücrelerinin su düzeyi çevre dokulara göre yüksektir. İşte bu şekilde yağ hücreleri ısıtılarak eritilebilir. Bu uygulamanın sonunda da yine eriyen yağ hücreleri lenf ve kan yoluyla atılır.

    Ayrıca kolajen doku dediğimiz deri altında bulunan cildimizin sıkı durmasını sağlayan ve ağ gibi saran dokunun da radyofrekans ile ısınarak hasarlanmasını sağlayabiliriz. Ve bu hasarı fark eden vücudumuz da bağ dokusunda bulunan fibroblast denen hücrelerin aktivasyonunu arttırarak bu dokunun yenisini üretmeye başlar. Bu yeni doku eskisinden çok daha gergin ve sıkı bir doku olacaktır. Bu sayede kırışıklıklarda ciddi bir azalma sağlanacaktır.

    Isının fazla olması nasıl önleniyor?

    Tedavi süresince özel infrared termometreler ile deri ısısı ölçülür, böylece istenmeyen ısılara ulaşılmasına engel olunur.

    Zayıflama ve kırışıklıkta aynı işlem mi yapılıyor?

    Hayır farklı başlıklar kullanılır. İki ayrı başlığı vardır. Biri bipolar başlık; ki bu yaklaşık 5-6 mm kadar inebilen ve daha az derine ulaşan başlık yüz bölgesindeki kırışıklıklarda kullanılır. İkincisi monopolar başlık; ki bu da daha derin yaklaşık 20-22 mm derinliğe ulaşabildiğinden genellikle gövdede kullanılır.

    Seans süreleri, sayıları ve tedavi aralıkları nedir?

    Yüz bölgesi uygulaması yaklaşık 20 dk, gövde uygulamaları da genelde 40-60 dk karar sürer.

    Ortalama 10 seans uygulanır ve haftada 2 seans uygulama yapılır

    Ağrı hissedilir mi?

    Kontrollü ısınma sağlandığı için hasta sadece hafif ısı hisseder. Ağrı ya da acı duymaz.

    Herkese uygulanabilir mi?

    Hayır. Parkinson, MS, epilepsi, kanser öyküsü olan hastalar, hamilelik, emzirme, kalp pili olan hastalar ve büyük metal protezi olan hastalarda uygulanamaz.

    Ten renginin hiçbir önemi yoktur, renk duyarlı bir cihaz değildir. Yazın bronz tene bile uygulanabilir.

    İşlem sonrasında neler yaşanabilir?

    Hastalar hafif bir kızarıklık ve hafif bir yanma hissi ile çıkarlar. Dakikalar içerisinde geriler ve günlük hayatlarına devam edebilirler

    PRESSOTERAPİ NEDİR?

    Pressoterapi, dolaşım sistemini harekete geçiren, vücutta biriken fazla sıvı, yağ ve toksinlerin atılmasını kolaylaştıran, selülit tedavisi, bölgesel zayıflama ve vücut sıkılaştırma uygulamalarının etkinliğini arttıran çok fonksiyonlu bir drenaj sistemidir.

    Ne işe yarar?

    – Lenf yollarına yapmış olduğu basınç ile sirkülasyonu arttırarak metabolik atıkların elimine edilmesini kolaylaştırır.

    – Vücudun oksijen miktarını artırarak, dolaşım sistemini geliştirir ve ekstremitelerdeki gerginliği ortadan kaldırır.

    – Lenfatik ve venöz dolaşımı hızlandırarak hücre yenilenmesini kolaylaştırır.

    – Vücut sarkmalarının toparlanmasında, kilo, varis ve ödem problemlerinde, sellülit ve bölgesel incelme tedavilerinde oldukça etkilidir.

    Ağrılı bir işlem midir?

    Seans sürecinde herhangi bir ağrı-acı hissi oluşturmaksızın tam aksine rahatlatıcı ve keyifli bir uygulamadır.

    Kimlere uygulanabilir?

    Herhangi bir cinsiyet ve yaş farkı olmaksızın tüm erişkinlere uygulanabilir.

    YAPILMASI GEREKENLER…

    – Hangi bölgesel zayıflama metodunun hastaya uygun olduğu konusunda uzman doktor tarafından detaylı bir dermatolojik muayene yapılarak karar verilmelidir.

    – Birden fazla metodun bir arada kullanıldığı durumda tedavi başarısı daha da artacaktır.

    – Hastalara işlemden 1 hafta önceden başlamak üzere yağdan fakir diyet yapmaları, en az 2-2.5 lt kadar günlük su tüketmeleri ve mümkünse sporla desteklemeleri önerilir.

    – Her tür bölgesel zayıflama işlemi sonrasında hasarlanmış yağ hücrelerinin atılımını kolaylaştırmak için pressoterapi veya elle masaj gibi lenf drenaj yöntemlerinden biri mutlaka uygulanmalıdır.

    – Hastanın vücut kitle indeksine göre kilo fazlası varsa diyetisyen yardımı ile kilolarının azaltılması ve sonrasında bölgesel zayıflama işlemlerinin yapılması tedavi başarısını elbette arttıracaktır.

  • Endoskopi

    Endoskopi

    Kadınlarda endoskopik uygulamalar laparaskopi ve histeroskopi olmak üzere ikiye ayrılır :

    LAPARASKOPİK CERRAHI NEDİR?

    Laparoskopi Kadın hastalıklarında tanı amaçlı ve tedavi edici olarak yaygın kullanım alanına

    sahiptir. Laparoskopi bir endoskopi türüdür ve basit anlamda hastanın karın boşluğuna kamera

    yardımıyla bakılmasıdır. Bu sayede tüm genital organlar izlenilebilinir ve gerekli tüm müdahaleler

    yapılabilir.

    LAPARASKOPİK CERRAHİ ENDİKASYONLARI(UYGULAMA SEBEPLERİ) NELERDİR?

    Kısırlık tanı ve tedavisiEndometriozis (çikolata kisti) tedavisi

    Miyom tedavilerinde (rahim urları)

    Tüp cerrahisi şeklinde tanımlanan,tüplere ait tıkanıklıkların açılmasında veya hasarlı tüpün

    çıkarılmasında Dış gebelik vakalarında

    Sterilizasyon işlemlerinde ( gebelikten korunma amaçlı tüplerin bağlanması)

    Over kistleri( Yumurtalık kistleri)

    Histerektomi işlemlerinde(rahim alınması)

    Pelvik problemler olarak bilinen rahim sarkması ve idrar kaçırma

    Tedavilerinde uygulanmaktadır.

    LAPAROSKOPİK AMELİYATLAR NASIL YAPILIR?

    Laparoskopik cerrahi genel anestezi altında gerçekleştirilir. Göbek deliğinden 1cm lik kesi

    yapılarak ,iğne yardımıyla karın boşluğu 3-4lt CO2 (karbondioksit) gazı ile şişirilir. Ardından

    göbekten girilerek karın içerisine bir optik kamera(laparaskop) yerleştirilir. Bu optik sistem bir

    video sistemine bağlanır ve karın içerisindeki görüntü monitör ekranına yansıtılır. Bu ekrana

    bakılarak operasyon gerçekleştirilir .

    LAPAROSKOPİK AMELİYATLARIN AVANTAJLARI NELERDİR?

    Bu tekniğin klasik açık cerrahiye göre pek çok avantajı vardır.

    Bundan dolayı tüm branşlarda açık ameliyatların yerine laparaskopik veya endoskopik tekniklere

    bırakmaktadır.

    1- Operasyonlar geniş kesi yapılmadan yani karın açılmadan geçekleşmektedir.ciltte geniş

    ameliyat izi olmaz. Göbek içinden ve kasık bölgesinden açılan üç küçük delikten bütün işlemler

    yapılmaktadır. Ciltte estetik açıdan rahatsız eden iz bırakmaz.

    2- Hastanede kalma süresinin kısa olması ;

    3- Ameliyat sonrası daha az ağrı ve hızlı iyileşme süreci vardır.

    4- Laparaskopi sonrasında karın içerisinde operasyona bağlı yapışıklıklar daha az olmaktadır

    özellikle çocuk sahibi olmayı düşünen anne adaylarına öncelikli olarak Laparaskopi önerilmelidir.

    Bazı açık ameliyatlar sonrası tüplerde oluşan yapışıklığa bağlı olarak tıkanıklıklar meydana

    gelebilir

    UYGULAMA SONRASI ;

    İyileşme süreci bir haftayı bulmaktadır, bu süreçte bulantı , kesi yerlerinde ağrı, omuza ve sırta

    vuran ağrılar oluşabilir, hasta genel anestezi etkisinin geçmesi ardından aynı gün taburcu

    edilinebilinir.

    HİSTERESKOPİ NEDİR?

    Histereskopi rahim içinde bulunan polip, miyom septum gibi problemlerin direkt gözlem altında

    tanı ve tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Histeroskop ışık kaynağı ve kameraya bağlanabilen

    ince ve uzun bir cihazdır. Operatör rahim içini direkt olarak gözleyerek işlemi yapmaktadır. Tanısal

    ve basit işlemler muayenehane ortamında 5-7 mm çaplı, rahim içinde miyom (submüköz miyom)

    ve septum (rahim içinde perde) gibi problemler 7-9 mm çaplı histeroskoplar kullanılarak

    hastanede yapılmaktadır.

    HİSTERESKOPİ ENDİKASYONLARI (UYGULAMA SEBEPLERİ) NELERDİR?

    Histeroskop en sık anormal uterin kanamaların nedenini bulmak için kullanılır. Anormal uterin

    kanama demek, bir kadının menstruasyon kanamalarının daha fazla miktarda olması veya

    normale göre daha uzun veya kısa sürmesidir. Adet dönemi dışında oluşan kanamalarda anormal

    uterin kanamalar içerisinde değerlendirilir.

    1-Polip ve miyomların çıkartılması

    2-Yapışıklıkların açılması: Rahim içinde adet kanamalarına sebep olan endometrium yüzeyinin

    yapışması Asherman sendromu olarak adlandırılır. Yapışıklıklar adet düzensizliğine ve infertiliteye

    neden olabilir.

    3-Septum: Rahmin doğumsal bir anomalisidir ve tekrarlayan düşükler veya infertilite ile ilişkilidir.

    Histeroskopi ile septum kesilerek rahim içi normal bütünlüğüne kolayca kavuşturulmaktadır.

    4-Anormal kanamalar: Aşırı ve ağır adet kanamasının nedenlerinin tespiti ve endometriumun

    yakılması ile şikayetlerin azaltılması mümkündür.

    5-Essure: Essure ile tüpler ve rahim arasındaki bağlantı kanalı mekanik olarak tıkanmaktadır.

    Gebelikten korunmak için ve hidrosalphenks nedeniyle gebe kalamayan hastalar için kullanılan bu

    yöntem kliniğimizde anestezi altında uygulanmakta, yarım saatlik bu operasyon sonrasında

    hastalarımız hiçbir şikayetleri olmadan normal yaşamlarına dönmektedir.

    HİSTERESKOPİ AMELİYATLARI NASIL YAPILIR?

    Ameliyat öncesinde sizi rahatlatmak ve gevşemenizi sağlamak için bazı ilaçlar verilebilir; ağrıyı

    kontrol etmek için genel veya lokal anestezi alabilirsiniz. Genel anestezi alırsanız işlem sırasında

    uyuyor olacaksınız.

    Histeroskopi muayenehane veya ameliyathanede yapılabilir. Kanamanızın olmadığı bir dönem

    içinde yapılaması gerekir. İşlemi kolaylaştırmak için doktorunuz serviksinizi (rahim agzı)

    genişletecek bazı ilaçları işlem öncesinde verebilir veya özel aletler ile bunu yapabilir.

    Öncelikle vagina içine bir spekulum yerleştirilir. Daha sonra histeroskop nazikçe içeriye doğru

    itilerek , serviksten geçirilip uterusun içine yerleştirilir. Uterusun içini görebilmek için sıvı

    medyumlar kullanılarak ,uterus şişirilir. Bu genişleme doktorunuzun rahimin iç yüzeyini görmesini

    ve değerlendirmesini sağlar. İşlem sırasında kullanılan sıvı miktarı dikkatle takip edilir. Eğer

    biyopsi veya başka bir işlem yapılacaksa diğer aletler histeroskopun içinden yerleştirilerek

    kullanılır.

    UYGULAMA SONRASI:

    İşlemden kısa bir süre sonra eve gideceksiniz. Eğer genel anestezi aldıysanız , etkisi geçene

    kadar birkaç saat izlenmeniz gerekir. İşlemden sonraki birkaç gün boyunca hafif kanamalı bir

    akıntı ve kramp şeklinde kasık ağrısı olması normaldir. Ağrınızı azaltmak için ağrı kesici ilaçları

    kullanabilirsiniz. Eğer yoğun bir kanama , yüksek ateş veya şiddetli ağrınız olursa derhal

    doktorunuzu arayarak bilgi veriniz.

    HİSTERESKOPİ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

    Histeroskopi genel olarak güvenli bir işlemdir. Fakat bazı küçük problemlere yol açabilir. En sık

    izlenen problem histeroskopun cerviks veya uterusu zedeleyerek kanama yapmasıdır, çok

    nadiren işlemde kullanılan fazla sıvının kan dolaşımına geçmesidir. Çok nadir olarak histeroskopi

    ciddi sorunlara yol açabilir.