Blog

  • VAJİNUSMUS ERKEĞİ  NASIL ETKİLER

    VAJİNUSMUS ERKEĞİ NASIL ETKİLER

    Vajinismus dar anlamda bir kadın cinsel işlev bozukluğudur. Hastalığının etyolojisinde temel faktör kadının toplumsal yaşantı içerisinde psiko seksüel gelişim süreci ile ilişkisidir.

    Ülkemizde yapılan bir çalışmada vajinismuslu kadınların eşlerine yeterli derecede güvenmediğidir. Gene tedaviye başvurmayan ama bu sürede vajinismus olan kadınların zamanla kendiliğinden düzeliyor olması, eşlerine duydukları güvenin artması ile de açıklanabilir.

    Cinsel yaşamlarını vajinismuslu bir kadınla sürdüren, vajinismus kocalarının bu kadınların cinsel davranışları ile kendi psikoseksüel gelişimleri sonucu oluşan cinsel davranış örüntülerinin birbirleri ile örtüştüğü gözlenir.

    Friedman ‘Bakire Eşler ‘ kitabında vajinismuslu kadınları üç gruba ayırmaktadır.

    Kocaları ile ilişkileri baba-kız ilişkisi gibi olan çocuksu kadınlar.

    · İkinci grupta cinsel ilişkiyi cinsiyetler arasında bir mücadele olarak hisseden ve yaşayan erkek düşmanı kadınlar

    · Üçüncü olarak da cinselliği kirli ve aşağılayıcı olarak gören ve sadece üremek için cinselliği yaşayan kadınlar.

    İşte bu kadınların cinselliğe karşı aldıkları tutumlar kocalarının cinsel davranışını etkiler. Dinamik açıdan bakıldığında; İlk gruptakilerin kocalarına babalık misyonu biçtiğini ve onlarla sanal bir ensest ilişkisi ile suçluluk hissettiğini söyleyebiliriz. İkinci grup kadınlar kocaları ile erkeksi bir mücadele içine girerler. Üçüncü grup olanlar kocalarının cinsel ilişkiyi hazla ilişkilendirmesine izin vermeyerek onları empotansa sürükleyerek kastre ediyor olabilirler.

    Vajinusmuslu kadınların eşlerinin, cinsel deneyimleri azdır. Evlilik öncesi başka kadınlarla cinsel deneyimi oldukça sınırlı, pasif, bağımlı, aşırı düşünceli, korumacı, cinsel anlamda girişken olmayan, kolay vazgeçen ve eşleriyle bilinç dışı bir anlaşma içinde olan cinsel birleşmeden kaçınan ve cinsellikten çekinen korkan kişilerdir. Vajinismus kadınları babalarından farklı olarak güvenli, nazik ve saygılı oldukları için bu erkekleri seçmişlerdir. Daha agresif erkekleri seçen kadınların daha az vajinusmus tedavisine ihtiyaç duyar.

    Vajinismus erkeklerinin deneyimlediği temel ortak duygu, önce empati duyup eşini hissetmek ve anlamaktır. Sonrasında bu empati yerini kızgınlığa, umutsuzluğa ve öfkeye bırakır. Yoğun bir öfke krizine girerler ardından sorgulamalar başlar. Reddedilme duygusu ağır gelir. Ve süreç içerisinde eşlerinden uzaklaşmaya başlarlar.

    Bu erkekler cinsel ilişki sırasında ankisiete, yoğun tedirginlik ve performans kaygısı yaşayabilirler. Takip edilen vakalarda cinsel terapinin ilişki aşamasında bu erkeklerde erken boşalma sorunu ya da sertleşme sorunu görülebilir. Vajinismusun salt bir cinsel işlev bozukluğu olmayıp eşlerinde ortak cinsel sorunudur. Tedavi sürecinin her aşamasında eşlerin de tedaviye dahil edilmesi gerektiğidir. Kadın tedavi gördüğü dönemde erkek sorun yaşamaz. Ancak kadın karşısına sorununu halletmiş olarak geldiğinde erkeğin telaşı ve tedirginliği artar. Olaydan haberi olan yakın çevrenin beklenti içerisinde olması erkekte özgüven kaybına yol açar. Kastrasyon korkusu başlar. Performans ankisietesi, beraberinde sertleşme sorununu da getirir.

    Eşlerinin hayat örüntüleri nasıl onları karşı karşıya getiriyorsa, cinsellikte de kadın istediği zaman erkek, erkek istediği zamanda kadın cinselliğe hiçbir zaman hazır olmaz. Sürekli kaçınılan ve ertelenen bir ilişki vardır. Bu sürecin maddi ve manevi birbirlerini yorması ve uzayan süreçlerde de eşlerin birbirinden soğuması ve erkeklerin cinsellikten uzak durmasına yol açıyor. Yatağa girmek birbirine dokunmak cinsellik kavramının belki de en can acıtan dönemi olabilir.

  • Kışın yıpranan cildinizi baharda yenileyin!

    Baharın gelmesiyle birlikte kışın yıpranan cildinizi yenileme zamanı da geldi. Kışın soğuk havaya maruz kalıp kuruyan, cansızlaşan ve matlaşan cildiniz modern uygulamalar ile ışıltılı bir görünüme kavuşabilir.

    Mezoterapi ile cildinizi yaza hazırlayın

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında “mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Dolgu enjeksiyonuyla ciltteki çukurluklardan kurtulmak mümkün

    Cilt yaşlanmasıyla beraber deri altında kollajen ve elastik liflerde, hyaluronik asitte ve yağ dokusunda azalmalar olur. Bu azalmalar ciltte kendini kırışıklıklar ve çökmeler şeklinde gösterir. Dolgu işleminde kullanılan malzemelerin içinde hyaluronik asit denilen madde bulunur. Bu madde ince bir iğne yardımıyla kırışıklık olan derinin altına uygulanır. İşlem öncesi uygulanan anestezi ile ağrı yaşanmaz. Dolgu uygulaması sonrası hafif kızarıklık dışında bir bulgu görülmez. Kişi normal yaşantısına rahatlıkla geri dönebilir. Kişiden kişiye göre değişmekle beraber 4-8 ay kadar kalıcılığı olur. Dolgu alın, kaş arası, nazolabial bölge (burun kanatlarından dudak köşelerine uzanan hat) ve dudak kenarlarındaki kırışıklıkları gidermek, yara izlerini ve ciltteki çukurları yok etmek, dudakları ve yanakları dolgunlaştırmak amacıyla kullanılır.

    Genç bir görünüm için;

    P.R.P, “Platelet Rich Plasma” yani platelet (trombosit) yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması adı verilen yöntemin kısaltılmış adıdır. Bir kişiden alınan az miktardaki kanın özel bir işlemden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki “trombosit yönünden zenginleştirilmiş kanın” yine aynı kişiye cilt gençleştirme amaçlı enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir. PRP vücutta enjekte edildiği bölgelerde kök hücreleri uyarıp aktif hale geçirerek dokuların yenilenmesine yardımcı olan bir sistemdir. 15-30 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye sahip olur. Botoks, dolgu gibi uygulamalarla kombine olarak kullanılabilir. P.R.P ayrıca yeni oluşmuş çatlakların tedavisinde ve dökülmüş olan saçların tekrar çıkarılması amacıyla da kullanılabilir.

    Botoks tedavisi ile kırışıklıklarınızdan kurtulabilirsiniz

    Cildimizdeki kırışıklıklar mimik kaslarımızın hareketleri sonucu oluşmaktadır. Kırışıklık oluşumunun engellenmesi için bu hareketlerin minimalize edilmesi gerekmektedir. Botoks (botulinum toksini), Clostridium botulinum tip A bakterisinden elde edilmiş bir maddedir. Enjekte edildiği kasın kasılmasını geçici olarak engeller. Etkisi 3-4 günden sonra başlar ve kişiden kişiye göre değişmekle beraber 4-6 ay kadar sürer. Dermatokozmetolojide özellikle yüz bölgesinde gençleştirme amacıyla kullanılmaktadır. Kaş arası, alın, kazayağı (göz kenarları), ağız çevresi ve boyundaki kırışıklıkların giderilmesi, kaş ve burun kaldırma, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında terlemenin giderilmesi gibi amaçlarla uygulanabilir. Uygulama öncesi anestezi sağlayan kremler uygulandığında ağrı, acı hissedilmez.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Hypnobırthing Doğum

    Hypnobırthing Doğum

    1913 yılında, Dr.Grantly Dick Read Londra’da yoksulluğun hüküm sürdüğü varoş mahallelerinden birine doğuma çağrılır. İçinde gaz anestezi ilaçları da olan çantasını yanında, çamurlu yollardan geçerek doğum olan eve varır. İçeri girdiğinde içeride alışık olmadığı bir sessizlik, loş bir ortam vardır. Hemen kloroform vermek için hazırlık yaptığında gebe istemediğini belirtir. Dr.Dick Read geri çekilir ve kadının hafiften biraz daha güçlü nefeslerle bebeğini doğurmasını izler. Kadın, doğumu tek başına, yardımsız bir şekilde gerçekleştirir ve hemen bebeğini kucağına alır. Dr.Read şaşkınlık içindedir ve kadına niçin ağrı çekmek istediğini ve anestezi almak istemediğini sorar. Kadın ona asla unutamayacağı şu yanıtı verir: ‘Ağrımadı ki… Zaten ağrı olması gerekmiyordu, değil mi doktor?’ Yoğun bir Doğu Londralı aksanıyla verilmiş bu dürüst yanıtın on yıllar boyunca doğum üzerinde derin bir etkisi olmuştur. Bu kadında diğerlerinde eksik olan şey ‘KORKU’ydu.

    HipnoBirthing doğumunun temelleri Dr.Grantly Dick Read’in çalışmalarına dayanır. HypnoBirthing daha sakin, korkusuz ve coşkulu bir doğum yapabilmeniz için kullanabileceğiniz doğum yöntemlerinden biridir. Hypnobirthing size ve eşinize derin gevşeme, özel nefes teknikleri, rehberli imgeleme teknikleri ile doğumda bedeninizi nasıl rahat bırakabileceğinizi öğreterek, daha bilinçli ve farkında bir doğumun kapılarını açar.

    Daha sonra 1942 yılında ilk baskısını yapan KORKUSUZ DOĞUM kitabında bugün hala tüm hamile eğitim felsefelerinin temeli olan Dick- Read metodunu anlattı. (2) Doğumda temel problem kadınlarımızın doğumdan duydukları korkuydu ve bunun yarattığı KORKU-GERGİNLİK- AĞRI sendromu doğumda kadınlarımızı zorlayan ağrının temel sebebiydi.

    Dick-Read metodunun temel felsefesi korkunun giderilmesi için bilgilendirme, nefes teknikleri ve özellikle derin gevşemenin kullanılmasıydı. Kitabında da bu konuya özel bir önem vermişti HypnoBirthing Enstitüsünün kurucusu Marie F. Mongan 1987 yılında hipnoterapi sertifikasını aldıktan sonra bunun doğumda ilk uygulamasını kendi kızıyla yaptı.1990 yılında kızı Maura doğum boyunca sadece kendine ve bebeğine konsantre olarak, hiçbir ağrı çekmeden, çalışan sağlık personellerinin şaşkın bakışları altında oğlu Kyle’yi dünyaya getirdi.

    Marie Mongan bu konuda çalışmalarına ağırlık vererek şu anda dünyada gittikçe yaygınlaşan, kadınlarımıza daha sakin ve bilinçli bir doğumun kapılarını açan Mongan Metodu’nu geliştirdi.(4) Halen Amerika’da merkezi olan HypnoBirthing Enstitüsü düzenli aralıklarla kurslar organize ederek hamile eğitimi yapmak isteyenleri yetiştirmektedir.

    Hipnozla doğum yönteminde; korku, stres ve acı sendromu ortadan kalktığı için anne adaylarının çoğuna bu yöntemde daha az ilaç kullanılıyor olması bu yöntemin en önemli avantajlarından biridir. Ayrıca korku nedeniyle gerginlik sonucu ağrı duyma doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşanmaz. Kimyasal ağrı kesicilere çok az miktarda veya hiç ihtiyaç duyulmaz. Anne ve bebek daha uyanık olur. Doğumun birinci fazı (açılma fazı) birkaç saat kısalır. Böylece doğumun toplam süresi kısalır. Sancı sırasında yorulma önlenildiğinden asıl doğum anı için gerekli olan enerji, uyanıklık ve tazelik sağlanır. Kısa ve sık nefes alımı sonucu annede oluşabilecek, bebeğe de zararlı olan hiperventilasyon önlenir. Bunun sonucunda bebeğin kalp hızında oksijen eksikliği nedeniyle bir sorun oluşmaz. Anne-bebek-doğum eşi (partneri) arasındaki ilişkiyi güçlendirir.

    Doğum sonrası nekahat dönemi daha kısa sürer, toparlanma daha hızlı gerçekleşir. Doğum doğanın öngördüğü gibi yine doğal, güzel, sakin ve kutlanılması gereken bir eyleme dönüşür. Anne adayının eşi doğuma aktif katılıp anneye yardımcı olabilir.

    HypnoBirthing tekniğinde doğuma hazırlanırken korkularımızdan kurtulmak ve içimizdeki zaten var olan doğum yapma güdülerimizi keşfetmek için derin gevşeme, rehberlik eşliğinde imgeleme ve hipnoz kullanılır. Hipnoz basitçe bir telkinin kabul edilme halidir. Hipnoz tamamen kişinin kendisinin izin verdiği, bilinçli bir derin gevşeme durumudur. Sanıldığının aksine hipnoz bir uyku durumu değil tersine bilinçaltının aktif olduğu derin bir uyanıklık halidir. Hipnoz bilinçaltınızla bütünleştiğiniz ve iç dünyanızın derinliklerine ulaştığınız bir yolculuktur.

    Yine doğuma hazırlık, suda doğumlar, hastanelerde ev tipi odalarla doğum felsefelerinde yeni bir çığır açan doktorlardan biri olan Fransız Dr.Michel Odent doğumun bilinçle değil bilinçaltıyla yapılması gereken bir eylem olduğunu savunmaktadır. Ona göre doğum bilincin dinlendiği ve tüm kontrolün bilinçaltına bırakıldığı derin bir gevşeme durumu olmalıdır.

    Bilinçaltımızda geçmişten gelen inançlar ve korkular doğumda engelleyici bir güç oluşturmaktadır. İşte bu korku doğumdaki ağrının asıl kaynağıdır. İşte bu aşamada HypnoBirthing devreye girer. HypnoBirthing kelimelerle çalışır bu yüzden kendi doğum dili de pozitiftir. Örneğin sancı yerine kasılma veya dalga, ıkınma yerine bebeğe yol verme gibi terimler kullanılır. Doğumun mekanizmaları anlatılırken aslında her gün yaşanan ve ağrısız olması gereken bir kas eylemi olduğu, doğumda ağrıyı daha çok gerginlik ve korkuların yarattığı mesajı verilir.

    2005-2006 yıllarında HypnoBirthing yöntemi ile doğum yapan 596 gebenin verileri karşılaştırılmış. Hypnobirthing annelerinde sezaryen ile doğum oranının %17 olduğu tespit edilmiştir. Diğer gruptaki % 32 ile karşılaştırıldığında Hypnobirthing annelerinin doğal bir doğumu yaşama şanslarının daha fazla olduğu görülmektedir. Aynı zamanda bu raporda doğuma müdahale oranlarının çok daha az olduğu görülmektedir. Doğumda epidural anestezi, indüksiyon, serum takma, doğumun indüksiyonla hızlandırılması gibi müdahalelere çok daha az yer verilmiştir. En önemlisi yöntemi uygulayan tüm anneler bundan memnun olduklarını ifade etmişler, %94 gibi bir oranda doğumdan hemen sonra kendilerini sağlıklı hissettiklerini belirtmişlerdir.

    HypnoBirthing ile gebe korku nedenli gerilimin yerine güvende hissetmeyi öğreniyor. Kadın bedeninin doğum için ideal şekilde biçimlendirilmiş olduğunu görüyor. Normal doğumun sancılı olması gerektiğine dair yanlış inancın yerine olumlamalarla vücudunu gevşeme tekniklerini öğreniyor.

  • Saç dökülmesinin nedeni önemli sağlık sorunları olabilir

    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.

    2 ayı aşan saç dökülmesini önemseyin

    Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmakta ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Saç dökülmesi; hormonal ve besinsel faktörler, kimyasal maddelere maruziyet, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, kıl gelişimi bozuklukları, ilaçlar, psikolojik stres ve saçlı deri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.

    Uzun süreli hipotiroidi kalıcı kök kaybına neden olabilir

    Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi durumunda yaygın saç kaybı ya da vücut kıllarında kayıp görülebilmektedir. Tiroid hormonu tedavisi sonrası ortalama 8 haftada saçlar normal haline dönmeye başlamaktadır.Uzun süreli hipotiroidide kalıcı kök kaybı bile gelişebilir. Bunun yanında tiroid bezinin çok çalışması yani hipertiroidizm de saç dökülmesi sebebi olabilmektedir.

    Demir eksikliği olan kadınların % 70`inde saç dökülmeleri görülür

    Doğum sonrası özellikle 1-4. aydan itibaren hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesi başlar ve genellikle 6 aydan kısa sürer. Kadın hastalarda özellikle saçların ön bölgelerinde seyrelme, akne, adet düzensizliği, tüylenmede artış gibi problemler olduğunda cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol etmek gerekmektedir. Diffüz yani tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybından yakınan kadınların % 70`inde demir eksikliği saptanmaktadır. Kansızlık olmadan sadece demir depolarının azalması bile saç dökülmesine neden olabilmektedir.

    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat!

    Çinko, biotin, B12 vitamini, folik asit eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır. Sıkı diyetlere başladıktan yaklaşık 1-6 ay sonrasında saç dökülmesi oluşabilmektedir. Vücuttaki protein depolarının azalması, kıl hücrelerinde yetersiz protein üretimine ve kıl kaybına yol açmaktadır. Yüksek ateşli hastalıklar veya geçirilen cerrahi müdahalelerden 2-5 ay sonra saç dökülmesi görülebilmektedir.

    Stresin derecesi ile saç kaybı miktarı doğru orantılıdır

    Bazı tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, tiroid hormonunu düşürücü ilaçlar, doğum kontrol hapları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, A vitamini ve türevi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilmektedir. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini artırabilmekte ve bir kısır döngüye neden olabilmektedir. Uzun süren saç dökülmesi durumunda altta yatan farklı hastalıkların olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Hipnozla Doğum

    Hipnozla Doğum

    Hipnozla doğum medyatik isimlerin yaptığı doğumlarla gündeme oturdu. İnsanlar kolay ve rahat doğumun büyüsüne kapılıp heyecanlandı. Özgü Namal evde hem de hipnozla doğum yaptı. İngiltere Kraliyet ailesinin genç çifti Prens William’ın, hamile eşi Kate, hipnozla doğum yaptı. Bugün sizlere hipnozla doğum ve hipnobirthing doğum farkındalığını ve doğumda bize faydalarını paylaşacağım.

    Günümüz kadınının korkulu rüyası oldu doğum. Çalışan annenin çocuk bakıp büyütmesi, bakıcı sorunu gibi sorunlar unutuldu, tek derdimiz nasıl doğuracağım oldu. Şimdilerde hipnozla doğumu duyan anne adayları bunu sallanan bir saate bakarken uyumak o ara pıt diye bebeğinin kucağına gelmesi, ardından da uyanmak şeklinde düşünüyorlar ki durum böyle değil.

    Doğumun temel felsefesi gevşemeyi bilmektir. Gevşemeyi çözen anne, korkulu bir doğumu değil keyifli rahat bir doğumu yaşar. Gevşemeyi sağlayan bir sürü yöntem vardır. Doğumda doğru nefesi kullanma, masaj, aroma terapi, duş, suda yatmak, hipnoz, dua etmek, akua bası, akupunktur, homeopati vb. Hipnoz bu yöntemlerden sadece bir tanesi.

    Hipnozla doğumun en çok bilineni İngiltere de uygulanan Hipnobirthing doğumdur. Dick Read prensiplerine dayanır. Hipnozla doğumdan farkındalığı vardır. Bu doğumda gebe doğum öncesi yeterli ve pozitif doğum bilgisi almalıdır. Doğumda doğru nefesleri nerede nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Hatta bu eğitimlere eşiyle birlikte katılarak destsek alır. Gevşeme tekniklerini kullanır, zihinsel arınma ve imajinasyon, hipnozla korkuların giderilmesini öğrenir. Oto hipnoz yapmayı bilir ve doğum öncesi öğrendiği oto hipnoz tekniğini travay esnasında kendi kendine içsel yolculuğunda çok rahat kullanabilir. Aktif doğum tekniklerini kullanabilir. Artık kendine her anlamda güveni gelen gebe doğumda tercihler bile sunmaya başlar.

    Hipnozla doğumda ise gebenin doğum öncesi böyle bir eğitim almasına ihtiyaç yoktur. Amaç ağrıya ve ağrı algısının değişimine odaklanmaktır. Hipnoz telkinleri ve teknikleri ön plandadır oto hipnozla korkular çalışılabilir. Bu konuda tecrübeli bir hipnoterapist ya da mümkünse kadın doğum hekimi aynı zamanda da hipnoterapist ise güven duygusu daha yoğun olacağı için telkinin gücü de o kadar artacaktır. Bilinmesi gereken bir şeyde herkesin hipnoz olamayacağıdır. Toplumun yüzde onluk kesimi hipnotik telkine yatkın değildir.

    İster hipnoz, isterse hipnobirthing ile doğum yapan anne bebekleri inanılmaz derecede huzurlu ve mutlu doğarlar. Doğum sonrası yaşanılan ten tene temas anne bebek arası bağlanmayı da oldukça artırır. Bu da güven dolu bir neslin varlığı için ilk adımdır. Unutulmaması gereken bir şey hayat doğumla başlar. İlk günden doğum sarsıntısı yaşamadan huzurla dünyaya gözlerimizi açalım.

  • Cilt sağlığınız ve güzelliğiniz için en güvenli lazer uygulamaları

    Günümüzde güzellik ve estetik kaygısı kadınlarda olduğu kadar erkekler için de ön plandadır. Sivilce izleri, damarsal hastalıklar, lekeler, yaşlanmanın etkileri, istenmeyen dövmeler, yara izleri, tüylenme ve deri kanserleri lazerle güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Ancak lazer uygulamalarında, en iyi sonucu elde etmek için bu konuda tecrübeli bir dermatoloji uzmanından yardım alınması çok önemlidir.

    Tedaviden sonra en az 15 gün güneşten kaçınılmalı

    Melazma adı verilen gebelik maskesi, çiller, güneş lekeleri, doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan benler, dövmeler gibi pigmente deri rahatsızlıklarının tedavisinde lazer tedavileri başarı ile kullanılmaktadır. Leke tedavisinde doğru hasta seçimi de çok önemlidir. Esmer tenli kişilerde işlem sonrası leke kalma ihtimali yüksek olabileceği için genellikle açık tenli hastalar tercih edilmektedir. Tedavilerin sonrasında hasta 15 gün güneşten korunmaz ise leke tekrarlayabilmektedir.

    4-8 hafta aralıklarla uygulanan tedavi başarılı sonuç veriyor

    Benlerde öncelikli tedavi seçeneği cerrahi müdahale olsa da çok sayıda ve küçük beni olan kişilerde lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Dövmelerde ise en başarılı sonuçlar siyah ve mavi renkli olanlarda alınmaktadır. Diğer renklerdeki dövmelerde tam anlamıyla silinme olamayabilir. Şarap lekesi olguları, hemanjiyomlar, yüzdeki damar genişlemeleri (rozase ya da gül hastalığı gibi), çilek anjiyom, venöz göllenmeler ve örümcek venler gibi hastalıklarda lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Bu hastalıklarda Nd: YAG, argon ya da PDL lazerler tercih edilmektedir. 4-8 hafta aralıklarla tekrarlayan seanslar uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Doğumsal damarsal benlerde fonksiyonel bir problem yoksa kendiliğinden gerileme ihtimalinden dolayı en azından 5 yaşına kadar beklenmesi önerilmektedir.

    İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yolu lazer epilasyon

    Vücuttan istenmeyen tüylerin uzaklaştırılmasında kullanılan lazer tedavisi, ağrılı, uzun ve iz oluşturma riski olan iğneli epilasyon ve diğer tedavilere alternatif bir seçenektir. Bu amaçla Alexandrite, diod ve Nd: YAG lazerler kullanılmaktadır. Lazerle elde edilen sonuç kalıcı tüy azalmasıdır. İşlem sonrası %5-10 oranında incelen tüyler kalabilmektedir. Yüz bölgesinde ve incelen tüylerde Nd:YAG lazer tercih edilmektedir.

    Lazer epilasyon mutlaka bir dermatolog eşliğinde yapılmalı

    İşlemin dermatolog gözetiminde, güvenilir cihazlarla ve uygun dozlarda uygulanması çok önemlidir. Uygun olmayan doz kullanımlarında yanıklar ve lekeler oluşabilmektedir. İşlem kış aylarında yapılmalıdır. Deride bronzluk varsa işleme başlamadan önce bronzluğun açılması beklenmelidir. İşlem 4-8 hafta aralıklarla kontrol uygulamaları ile beraber 10-12 seans sürmektedir. Güneş ışınlarına bağlı yaşlanma ile oluşan kırışıklıklar ve akne izlerinin tedavisinde lazer yıllardır kullanılmaktadır. Bu amaçla CO2,Er:YAG ve Nd:YAG lazer kullanılmaktadır. Oluşturulan yüksek ısı ile kollajen liflerde artış meydana gelmektedir. Siğiller, yara izleri, sedef hastalığı, vitiligo (ala hastalığı), tırnak mantarında da kullanılmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Suda Doğum

    Suda Doğum

    Yaşam kaynağı olan su, rahatlık, temizlik ve huzur anlamına gelir. Suyun rahatlatıcı ve gevşetici etkisi nedeniyle suda doğum yöntemi yıllardır alternatif bir yöntem olarak gebelerde kullanılmaktadır. İlk suda doğumun 1803’de Fransa’da olduğu belirtilmiştir. Sonrasında Rusya, İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkelerde uygulanmıştır.

    Fransız Dr. Michel Odent’in hastane ortamında doğum havuzlarını kullanması ile bu tekniğin kullanılması yaygınlaşmıştır. İngiltere Kraliyet Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Derneği’nin 2009 yılında normal takipli gebelere suda doğum seçeneğini alternatif bir yöntem olarak sunmuş ve aktif hayatta da bunu uygulayan bir ülke olmuştur. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Derneği 2014 yılında suda doğumun halen deneysel aşamada bir yöntem olduğu görüşünü savunmuştur.
    Suda doğumun alternatif bir yöntem olarak pek çok avantajı vardır. Doğumda kullanılan ılık su kasları gevşetmekte, endorfin hormonu salınımını artırmaktadır. Gebe bu etkilerden dolayı kasılmaları daha az ağrılı hisseder. Uterusa giden kan miktarı artar ve rahim daha güçlü kasılır. Ilık su içinde perine kasları rahatlar gevşer. Bebeğin başı daha rahat aşağıya doğru iner. Epizyo açılmasına ihtiyaç kalmadan doğal sıyrıkları ile doğar. Perine hasarı daha az görülür. Doğum süresi kısalır. Doğumda ilaç /analjezi kullanımı ve müdahaleler azalır. Gebenin doğuma odaklanması kolaylaşır. Suyun içinde mahremiyet daha rahat sağlanır. Doğuma odaklanması kolaylaşır. Anne rahatlığı ve memnuniyeti artar. Gebenin doğuma aktif katılımı sağlanır. Sezaryen oranları düşer. Suda doğum anne gibi bebeği de olumlu olarak etkiler. Bebek uterus içindeki ılık su ortamından dışardaki ılık havuzuna yumuşak bir geçiş yapar. Yeni doğanın doğum travması ve korkusunu yaşamadan sessiz sakin bir ortama doğmasıdır. Doğum travmatik olmadığından da bebek terk edilmişlik ve panik duygusu yaşamaz.

    Suda doğumda su ortamından diğer bir su ortamına geçen bebek, doğum havuzundaki ilk anlarında ihtiyaç duyduğu oksijeni tıpkı anne karnında olduğu gibi kordondaki anne kanından alır. Doğum havuzundaki suyun sıcaklığı ve bebeğin suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Nefes alma refleksi bebek sudan çıkarıldığında havuza göre soğuk bir ortamla karşılaşmasıyla harekete geçer ve bebek suyun dışında nefes almaya başlar.
    Yer çekiminin suda azalması, annenin oturarak aktif doğum yapması, doğumu kolaylaştır. Ayrıca suda doğum düşünen kadınların bu kararlarını hekimleri ile birlikte vermeleri gerekir. Hekimlerinde bu konuda eğitim almış ve tecrübeli olması önerilir, yüksek riskli gebelerin, annede enfeksiyon olanların veya normal doğuma uygun olmayan gebelerin suda doğum yapmamaları daha uygundur. Su havuzlarının bakım ve temizliği önemlidir. Tek kullanımlık steril malzemeler bu iş için idealdir. Fetüs suda iken uygun monitorizasyon gereklidir.
    Dünyada ve özellikle İngiltere’de suda doğum yaygın olarak kullanılmaktadır. Ankara’da bir süredir gebelerimize seçenek olarak sunduğumuz suda doğum yönteminin ülkemizde giderek daha çok tercih edileceğini ve bu imkanı sağlayan hekim ve sağlık kuruluşlarının sayısının artacağını düşünüyoruz.

  • Yaza girmeden cildinizi yenileyin

    Mevsimlerle birlikte cildin ihtiyaçları da değişiyor. Kışın soğuk ve kuru havaya alışan ciltlere havalar ısındığında güneşin de etkisi ile farklı bakım yöntemleri uygulanması gerekiyor.

    Cilt yaşlanmasının en önemli sebebi güneş ışınları

    Yaz mevsimi ile beraber cilt güneş ışınlarına daha yoğun bir şekilde maruz kalmaktadır. Cilt yaşlanmasındaki en önemli sebep güneş ışınlarıdır. Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olunması gerekmektedir. Güneş ışınlarından korunulmadığı takdirde cilt lekeleri, ince kırışıklıklar oluşabilmektedir. Tatile gitmeden önce cildi kuvvetlendirecek, nemlendirici etkili işlemlerin yapılması faydalı olacaktır.

    Güneş ışınlarından korunmak için cildinizi bol bol nemlendirin

    Nem maskesi içerikli cilt bakımları ve cildi nemlendirmek için mezolifting uygulanabilmektedir. Bu uygulamalarda hyalüronik asit içeren özellikle cilde yüksek oranda nem kazandıran bir madde bulunmakta ve çok ince iğnelerle cildin yüz, dekolte ve güneş gören yerlerine enjekte edilmektedir. Bu da cildin uzun süre nem kazanmasını sağlamakta ve güneş hasarına karşı cildi korumaktadır. Bu uygulamanın 3-4 seans olarak iki haftada bir şeklinde uygulanması gerekmektedir. Derinin orta tabakasında yer alan kollajen liflerin oluşumunu artıran dermaroller, PRP gibi işlemlerin de bu dönemde yapılması önerilmektedir. Botoks ve dolgu enjeksiyonu uygulamaları ile de cilt daha canlı ve parlak hale getirilmektedir.

    Tatil öncesi kimyasal peeling ve lazer uygulamalarına dikkat!

    Tatil öncesi derinin üst yüzeyine zarar verebilecek kimyasal peeling, dermabrazyon, soyucu etkili lazer gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu işlemler sonrasında ciltte leke kalma ihtimali olabilmektedir. Tatilde havuz ve deniz ile beraber saçlarda da yıpranmalar ve kurumalar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle saçları yaz mevsimine hazırlamak için 1-2 seans saç mezoterapisi uygulanabilmektedir. Tatil sonrasında da yıpranmış olan saçlar yine mezoterapi ile canlandırılabilmektedir.

    15 dakikalık botoks uygulaması ile terlemeyi engelleyin

    Yaz döneminde sıcak havalarla beraber karşılaşılan bir sorun da aşırı terlemedir. Koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki terleme sorunu kişinin sosyal hayatını da etkilemektedir. Bu sorun 15 dakikalık botoks uygulaması ile kolaylıkla çözülebilmektedir. Bu uygulama için ideal uygulama zamanı Nisan ve Mayıs aylarıdır.

    Kışın kullandığınız nemlendiriciyi güneş koruma faktörlü nemlendiriciyle değiştirin

    Tatilde güneşten koruyucu kremler 3-4 saatlik aralarla düzenli olarak uygulanmalıdır. Saat 11.00-16.00 arası direkt güneş altında kalmamaya, bu saatler dışında da şemsiye altında durmaya özen gösterilmesi gerekmektedir. Şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli ince kıyafetlerle de mekanik olarak desteklenmelidir. Bu dönemde cilt daha fazla kuruduğu için bol bol nemlendirilmelidir. Güneş ile reaksiyon verip leke oluşumuna yol açabilecekleri için makyaj malzemeleri ve parfümlü ürünlerin kullanımının da kısıtlanması önemlidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Ten Tene Temas

    Ten Tene Temas

    Bebeğin doğumdan sonra ilk dakika ve saatler içinde karşılaştığı ortam ve davranışlar onun gelişiminde olumlu veya olumsuz birçok etki bırakacaktır. Yapılan birçok araştırmalar doğar doğmaz bebeğin annesiyle ten tene temas sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. Doğum sonrası bu yaşamdaki ilk saat çok önemlidir, bu süreçte bebek annesiyle tanışmakta ve bir aile oluşmaktadır. Bu özel zaman dilimine hiçbir şekilde zorunlu olmadıkça müdahale yapılmamalıdır. Güvenli bağlanma doğum anında ten tene temas ile başlar. Çocuk doğduğunda ve ilk iki ay anneyi kendisinin uzantısı gibi algılar. Annesini görmemesi onu kaygılandırır. Annesi ile güvenli bağlanma yaşayan çocuklar ileride kendisi ve toplumla barışık bir şekilde yaşar.

    Bebeğin ağlayıp ilk solunum hareketini yaptıktan sonra anne ile bebek arasındaki ten tene temas ile ilk bağlanma sağlanmalıdır. Doğumdan sonraki ilk 30 dakika bebeğin en uyanık olduğu dönemdir. Ten tene temas sezeryan uygulanan vakalara da uygulanabilir. Prematür bebeklerde bile ten tene temasın birçok faydaları görülmüştür. Bebeğin doğumundan sonraki ilk birkaç hafta mümkün olduğunca ten tene temas sağlanmalıdır. Anne ile temas bebeğin yaşam alanıdır. Bebeği bu alandan koparırsanız strese girer. Dünya Sağlık Örgütü 2003 yılından itibaren yenidoğan bebekler için ten tene teması önermektedir. Anne uygun olmadığı durumlarda bebeğin en tanıdığı diğer kişi baba ile ten tene temas sağlanmalıdır.

    Ten tene temas ile bebeğin solunumu düzene girer, kan şeker seviyesi düzenlenir, bebek vücut sıcaklığı korunur, stres hormonu seviyesi düşük kalır, bebek daha çabuk uykuya geçer, daha uzun uyur ve ağlama sıklığı düşer. Annelerde ten tene temas ile oksitosin hormonu salgılanır. Bu hormon bebeğin annesine dokunduğu, memesini ararken yaptığı temaslar nedeniyle hormon salınımını en üst noktaya çıkmaktadır. Aşk hormonu olarak ta bilinen oksitosin hormonu sayesinde annede rahatlama, bebeğe bağlanma ve bebeğe bakım verme isteği ortaya çıkar. Bebek açısından bakıldığında anneden ayrılmak hayatı tehdit eden bir durumdur. Ayrılık durumunda bebek annenin sağladığı sıcaklığa ve korumacılığına tekrar kavuşmak için ağlar ve aşırı tepkiler verir. Bebek annesinden ayrıldığında vücut ısısında düşme, kalp atımında azalma ve kan şekerinde düşme meydana gelir. Kısa dönem ayrılık bebekte bir sıkıntı oluşturmadığı görülmekle birlikte ayrılığın uzun sürmesi bebeğin ileriki hayatında kalıcı hasarların oluşmasına sebebiyet verecektir.

    Sonuç olarak bebeğin doğumdan sonraki hayata uyum sağlayabilmesi için ten tene temas önemli yer tutmaktadır. Fizyolojik faydaları yanında psikolojik olumlu etkileri de bulunmaktadır. Yapısal ve fonksiyonel olarak bebeğin beyin gelişimine katkısı vardır. Doğum sonrası bebek ile anne arasında ilk tanışmayı ten tene temas ile sağlayarak sağlam bir yuvanın kurulması yönünde büyük bir adım atılmasına vesile olunacaktır.

  • Karbon peeling yöntemi ile canlı bir cilt!

    Pürüzsüz ve canlı bir cilde sahip olmak pek çok insanın, özellikle de kadınların hayalidir. Cilt tedavisinde son dönemlerde öne çıkan ‘Karbon peeling’ yöntemi sayesinde; sivilce izleri, lekeler, kırışıklık ve sarkmalarda tek seansta bile başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

    Ağrısız ve acısız güzellik

    Akne yani sivilce izlerinin tedavisi, gözeneklerin sıkılaştırılması, ciltteki lekeler, kırışıklık ve sarkmaları gidermek amaçlı kullanılan karbon peeling, karbon partiküllerinin yüze uygulanması sonrası Q-switched Nd-YAG lazerle yapılmaktadır. Uygulamanın acısız ve ağrısız olması diğer yöntemlere göre tercih nedenidir. Uygulama sonrasında kabuklanma ve yara oluşmadığı için kişi iş ve sosyal yaşamına kaldığı yerden devam edebilmektedir.

    Her yaşa ve cilde uygun

    Karbon peeling yaş ve cinsiyet ayrımı olmaksızın, ailesinde cilt kanseri olmayan, herkes için uygulanabilmektedir. Kısa sürede kalıcı çözüm imkanı sunan karbon peeling uygulamasında her cilt tipinde olumlu sonuçlan alınabilmektedir. İşlem sonrası ciltte sadece hafif bir pembelik oluşabilmektedir. Peeling işleminden farklı olarak yaz da dahil olmak üzere her mevsim yapılabilen bir uygulamadır. İşlemler süresince güneşten koruyucu krem kullanmakta fayda vardır.

    Kısa sürede pürüzsüz görünüm

    Lazer uygulamasından önce sorunlu alanlara sürülen siyah renkli karbon solüsyonu ciltte 20 dakika bekletilmektedir. Cilt tarafından emilen karbon maddesinin fazlası temizlendikten sonra lazer uygulaması gerçekleştirilmektedir. Sürülen karbon maddesi cilt altında lazerin etkisini artırmaktadır. Lazerin yarattığı etki ile kollajen demetlerinde artış ve elastin liflerinde düzelme ve kısalma görülmektedir. Buna bağlı olarak ince kırışıklıkların ve sarkmaların tedavisi gerçekleşmektedir. Bir üç hafta aralıklarla 8-10 seans süren uygulama sayısı tedavi edilecek yüzeyin özelliklerine göre değişmektedir.

    Güneş lekesi tedavisinde de uygulanabilir

    Renk hücrelerine etkili olan Q-Switched ND-YAG Lazer nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için, renk maddesi ve hücrelerini parçalayabilmektedir. Bu sebeple güneş lekesi tedavisinde kullanılabilmektedir. Güneş lekesinin tedavisinde uygulamanın en az 4-6 seans kullanılması gerekmektedir.

    Dövme sildirmede etkili

    Dövme silmede kullanılan lazerlerin teknolojileri gün geçtikçe ilerlemekle beraber koyu renklerdeki dövme boyasını silmekteki başarıyı mor, sarı, beyaz gibi açık renklerde gösterememektedirler. Bu tedavi, diğer metotlarla kıyaslandığında, deride tedavi sonrası iz meydana gelmesi riskinin düşük olması açısından avantajlıdır. Q Switched Nd:YAG lazerin teknolojisi gereği, lazer ışığı deri yüzeyine zarar vermeden deriye işlenmiş dövme boyasına ulaşır ve boya hücrelerini çevre dokuya zarar vermeden küçük parçalara ayırmaktadır . Dolayısıyla vücut savunma sistemi hücreleri küçük parçalara ayrılan boya hücrelerini daha kolay emebilmektedir.

    Eski dövmeler daha kolay silinebilir

    İşlem başarısı ve hızı, dövme yapımında kullanılan boyanın özelliklerine, yapılış tekniğine, vücut bağışıklık sisteminin çalışma farklılıklarına göre değişmektedir. Dövme silme işlemi 3- 20 seans sürebilmektedir. Eski dövmelerin lazer işlemiyle vücuttan atılımı daha kolay olabilmektedir. Yeni yapılmış dövmelerde başarı oranı daha düşük olup seans sayısı artabilmektedir. İstenmeyen dövmelerin silinmesinde yüzde 90 başarı sağlanmaktadır. Siyah renkte basit dövmelerde başarı hemen hemen ten rengine yaklaşabilmektedir. Bazı durumlarda hasta dövmenin silinmesinden ziyade dövmenin algılanmamasını (isim, sembol vs.) önemsemektedir. İşlem öncesi kullanılan anestezik krem ve işlem sırasında kullanılan soğutucu hissedilebilecek ağrıyı önemli ölçüde azaltmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.