Blog

  • KADINLARDA OVULASYON ( YUMURTLAMA ) VE GEBELİK

    KADINLARDA OVULASYON ( YUMURTLAMA ) VE GEBELİK

    Ovulasyon ( Yumurtlama ) : Yumurtalıklarda büyüyen ve olgunlaşan yumurtanın, yumurtalıklardan atılması olayıdır. Bu esnada rahim, rahim mukozası ile birlikte atılan yumurta için hazırlanır. Genelde bu yumurta 12-24 saat yaşar ve hamileliğin gerçekleşebilmesi için, erkeğin spermiyle, kadının yumurtasının birleşmesi gerekir.

    Hamilelik planlayan bir kadının, cinsel ilişki için yumurtlama zamanını seçmesi gerekir ki, bu iki adet dönemi arasındaki tek bir gün olarak bilinmektedir. Yani, yumurtlama gününde korunmasız bir cinsel ilişki yaşanması, aynı günde yumurtanın spermle döllenmesi ve embriyoya dönüşerek rahme tutunma olasılığı, hamilelik ihtimalini artırmaktadır.

    Eğer gebe kalma, döllenme oluşmaz ise, döllenmemiş yumurta, rahim mukozası ve diğer kan ürünleri ile adet dönemi boyunca akıntı ile dışarı atılır. Düzenli adet gören kadınlarda ovulasyon takibi yapmak gebelik şansını arttırır. Adetleri düzenli olan kadınlarda yumurtlama adet kanaması başlamadan yaklaşık 14 gün önce gerçekleşir, yumurtlama gününü tespit etmenin en pratik yolu budur. Bu hesapla adet dönemi 28 gün süren bir kadında yumurtlama adetin 14. günü olur, adet kanamasının başladığı ilk günden sayarak 14. güne denk gelir yaklaşık.

    Bu kadınlarda ovulasyonun ( yumurtlamanın ) belirtileri:

    * Vainal akıntıda artış, akıntının sıvılaşması
    * Vücut ısısında yarım derecelik hissedilir bir artış
    * Tek taraflı kasık ağrısı veya pelvik ağrı, kramp
    * Göğüslerde hassasiyet, dolgunluk, gerginlik
    * Karında şişkinlik hissi
    * Cinsel istekte artma

    Gebelik isteyen çiftlerde bu dönemde gün aşırı ilişkiye girmek gebelik şansını arttırır. Spermler ilişki sonrasında 72 saat canlı kaldıklarından haftada 2-3 kez düzenli ilişkileri bulunan çiftlerin gebelik için yumurtlama takinine ihtiyaçları yoktur.

    Diğer yandan hamilelik düşünmeyen çiftler, yumurtlama döneminin, adetin öncesinde ve sonrasında meydana gelmeyeceğini düşünerek, bu dönemde korunmasız cinsel ilişkiye girmekteler ve sonrasında istenmeyen gebelik durumları oluşmaktadır. Bu nedenle, adet kanamasından önce ve sonra veya yumurtlama dönemi dışında, hamile kalma ihtimali imkansız değildir, ama çok nadir görülmektedir. Bu durumda bebek sahibi olmayı düşünmeyen çiftler için ilişki esnasında geri çekme, takvim takibi yöntemi gibi yöntemler değil, doktorunuzun sizin için uygun bulduğu yöntemlerden kondom, doğum kontrol hapları, rahim içine araç yerleştirilmesi gibi yöntemler tercih edilmelidir.

    Sağlıklı bir gebelik dönemi ve sağlıklı bebekler için sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.

  • Sivilce izlerinin tedavisi

    SİVİLCE İZLERİNİN TEDAVİSİ

    Derin ve büyük sivilceler ciltte iz bırakabilir. Sivilcelerle oynamak, sıkmak da iz oluşumunda büyük rol oynar. Geçmiş yıllarda sivilce izlerini tedavi etmek oldukça zordu. Günümüzde yeni yöntemlerin kullanılmasıyla birlikte sivilce izleri kısmen tedavi edilebilmektedir.

    Lazer Tedavileri:

    Ablatif Karbondioksit – Ablatif Erbium yag fraksiyonel lazerler: Cildin üst katmanı tamamen soyulur.

    Non-ablatif yag fraksiyonel lazer: Cildin üst katmanı kontrollü ve belirli derinlikte yakılarak cildin yenilenmesi sağlanır.

    Subsizyon-Deri Altı Kesisi Yöntemi;

    Sivilce izinin altındaki doku bir iğne yardımıyla bozularak uygulanır. Lokal anestezi ile sivilce izinin altındaki dokuya bir iğne yardımıyla ileri-geri hareket uygulanır. Amaç buradaki dokunun yenilenmesini sağlamaktır.

    Kimyasal Peeling:

    Yüzeyel, orta veya derin peeling yöntemleri uygulayıp, cildi soyarak sivilce izleri tedavi edilmeye çalışılır.

    Dermaroller İle Tedavi:

    Genellikle 2 mm derinlikteki dermaroller ile uygulanır. İce pick, rolling, box car izlerde etkin bir yöntemdir.

  • Doğum Sonrası Depresyon Nedir? Belirtileri Nelerdir?

    Doğum Sonrası Depresyon Nedir? Belirtileri Nelerdir?

    Doğum sonrası dönem, doğum eylemi sona erdikten sonra başlayan ve 6 hafta süren bir dönemdir. Doğum sonrası dönemde annede meydana gelen fizyolojik değişikliklere psikolojik ve davranış değişiklikleri de eşlik eder. Bu dönemde kadınlarda görülebilen duygulanımda dalgalanma, kendini kaygılı, takıntılı, endişeli, umutsuz, çaresiz ve yalnız hissetme ve yaşamdan zevk alamama gibi belirtiler depresif durum olarak adlandırılır. Depresif durum, normal sayılan bir hüzünlülük halinden, psikotik depresyona kadar giden bir gelişim gösterebilir ve belirtileri doğumu takip eden bir yıl içinde, herhangi bir zaman diliminde ortaya çıkabilir. Sebepleri arasında, doğumla birlikte anne ve babada rol tanımlamalarında değişme, eşlerin çift olmaktan daha ziyade anne, baba olmaya geçiş yapıyor olası ve bebek bakımının getirdiği psikososyal stresler ruhsal sorunların ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Gebelik döneminde eşlerinden yeterli destek alamayan, evlilik ilişkilerinde sorunlu olan kadınlarda doğum sonrası depresyonunun ortaya çıkma riski daha yüksektir.

    Doğum sonrası depresyonda alınacak önlemler ve tedavi yöntemleri:

    Doğum sonrası depresyon durumu ortaya çıktığında istirahat ederek, bebek uyuduğunda uyuyarak, aile bireyleri ya da arkadaşlardan yardım alarak, her gün düzenli duş alıp giyinerek, dışarı çıkıp yürüyüş yaparak ve rahatlamak ihtiyacı duyulduğu zamanlarda çocuğu bir başkasına kısa süreli de olsa bırakarak rahatlamaya çalışılmalıdır. Ancak daha ağır depresif durum ortaya çıktığında mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Depresyona neden olabilecek tıbbi durumları belirlemek için tıbbi muayene, tetkikler yapılmalıdır. Gerektiğinde psikoterapi yapılmalı, antidepresan veya antipsikotik ilaç uygulamasına başlanmalıdır. Kullanılan tüm ilaçlar anne sütüne geçtiği için çok mecbur kalınmadıkça emziren annelere hekimler tarafından ilaç tavsiye edilmez ve verilmez. Ancak gerekli olduğu takdirde, anne sütüne geçtiği halde bebekte ciddi yan etkilere neden olmayan bazı antidepresan ilaçlar kullanılabilmektedir.

  • Prp nedir?

    PRP “platelet rich plazma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulamada kişiden alınan küçük miktardaki kan özel bir tüpe konularak santrifüj edilir. Bileşenlerine ayrılan ve elde edilen az miktardaki “ platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilir.

    PRP UYGULAMASININ AMACI NEDİR?

    Platelet veya diğer adı ile trombositler vücudumızdaki hasarlı dokunun onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan ‘büyüme faktörlerini’ yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2-4 kat daha fazladır.

    YENİ BİR YÖNTEM MİDİR?

    PRP uygulaması diş implantları, estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır.

    PRP NERELERDE KULLANILIR?

    Yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde:

    • lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak

    • deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığının yeniden kazanıldırılmasını sağlamak.

    • İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak

    • saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisinin güçlendirmek

    UYGULAMA NASIL YAPILIR?

    Uygulamanın yapılacağı kişiden bir miktar kan alınır, santrifüj cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan platetletler kitteki tüpün içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün dolgu, mezoterapi , fraksiyonel lazer sonrası gibi yollarla deriye uygulanır. Deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

    PRP UYGULAMASINDA OLUMLU ETKİ NE ZAMAN GÖRÜLÜR?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı etki belirgin hale gelir.

    KÜRLER TEKRARLANMALI MIDIR?

    3-4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda ugulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

  • Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama yöntemi nedir?

    Aşılama (İntrauterin İnseminasyon-İUİ) nedeni bilinmeyen kısırlıkta(açıklanamayan infertilite),hafif sperm sayı ve yapı bozukluklarında,hafif endometriosiste,rahimağzı patolojilerinde,sperm antikoru saptanmasında ve erkekte görülen boşalma bozukluklarında;erkekten mastürbasyon yöntemi ile alınan spermin yıkanarak içindeki sağlıksız spermlerden arındırılıp ve hareketliliği artırıldıktan sonra jinekolojik muayne pozisyonunda yumurtlama dönemindeki kadının rahminin içine özel bir kanül ile verilmesidir.

    Aşılama yöntemi nasıl uygulanır?

    Aşılama yönteminde sperm erkekten matürbasyon yöntemi ile steril bir tübe alınır.Matürbasyon kuru olarak yapılır yani kayganlaştırıcı sabun, jel gibi her hangi bir madde kullanılmaz çünkü sperme zarar verebilir.Ayrıca sperm ilk damlasından son damlasına kadar tübün içine boşaltılmalıdır.Çünkü spermin ilk damlası sperm sayısının en çok olduğu damladır ve bu nedenle çok önemlidir.Tübe alınan sperm özel sıvılar ile yıkanarak içindeki ölü,hareketsiz ve biçimi bozuk spermlerden temizlenerek spermlerin hareketliliği artırılır.

    Kadın hasta aşılama işlemine adetin başından itibaren yumurtlama sayısını arttırıcı gerek tablet gerekse iğne formunda ilaçlarla hazırlanarak yumurtlamanın olduğu dönem saptanarak hazırlanır.Hastaya jinekolojik muayne pozisyonunda önce spekulum yerleştirilir.Vajen içi serumla yıkanarak sperme zarar verebilecek maddelerden arındırılır.Yıkanmış sperm özel bir kanül ile rahmin içine zerk edilir.Aşılama ağrısız bir işlem olduğu için her hangi bir anestezi gerektirmez.Aşılama sonrası hasta 15-20 dakika muayne masasında dinlendirilir.İşlem bitiminde hasta günlük yaşamına dönebilir.

    Aşılama hangi durumda uygulanır?

    Aşılama bir çok durumda uygulaması kolay,pratik,ekonomik ve riski olmayan bir işlem olduğu için ilk aşama kısırlık tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir,En çok uygulandığı kısırlık nedenleri şunlardır,

    1)Sperm sayısı,hareketliliği az olduğu durumda uygulanır.Başarı oranı sperm sayısının 5 mil/ml üstünde ve morfolojik bozuklukların olmadığı koşullarda daha yüksektir.

    2)Hafif Endometriosiste

    3)Açıklanamayan Kısırlık

    4)Sperme karşı antikor varlığında

    5)Kadında yumurtlamanın olmadığı veya yumurtlamanın yetersiz oranda olduğunda

    6)Rahim ağzına uygulanan cerrahi müdahaleler sonrası rahim ağzında tahrip ve deformasyonun olduğu koşullarda.

    7)Cinsel işlev bozukluklarında,örneğin retrograd ejekülasyonlu hastalarda

    Aşılama işlemi ne kadar sürer?

    Aşılama işleminin uygulanması sadece bir kaç dakika sürmektedir.Bu uygulama sırasında herhangi bir anestezi yöntemine gerek duyulmamaktadır.Tamamlanan işlemin ardından,10 ile 20 dakika arasında dinlendirilen anne adayı,günlük yaşantısına hiç bir sorun olmadan dönebilir.

    Başarılı bir aşılama için hangi koşullar gerekir?

    1)Aşılama yapmak için öncelikle spermin dölleyeceği bir yumurta olmalıdır.Yumurtlama bozukluklarında kadına önceden yumurtlamayı uyarıcı ve artırıcı ilaçlar verilmelidir.

    2)Tüplerin her ikisi yada en az bir tanesi açık olmalıdır ki sperm yumurtayı dölleyebilsin.Aşılamadan önce rahim filmi çekilerek tüplerin açık olduğu saptanmalıdır.

    3)Erkeğin sperm sayım analizi normal veya normale yakın olmalıdır.Sperm sayısı 5mil/ml altında ve sperm morfolojisinde ağır bozukluk olan vakalarda başarı şansı düşer.

    4)Aşılama yapılabilmesi için son olarak oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek rahimiçi bir patoloji olmamalıdır.

    Aşılama kaç defa uygulanmalıdır?

    Günümüzde aşılama yönteminde önerilen aşılama sayısı 2 veya 3 defadır.Başarı oranlarına bakıldığında en fazla gebelik üçüncü uygulamada elde edilir.

    Aşılamanın başarı oranları nedir?

    Her ay düzenli olarak ilişkiye giren çiftlerde gebe kalma oranı %2-3 civarındadır.Aşılama yöntemiyle bu oran altaki nedene bağlı olarak %20’ye kadar yükselebilir.Yumurtalıklar uyarılmadan yapılan aşılama işlemiyle %5’in altında gebelik elde edilebilir.Avrupa Birliğinin pek çok avrupa ülkesinin ortalamalarını bildirdiği raporunda aşılama ile ortalama gebelik oranı %9.3 olarak bildirilmiştir.Açıklanamayan infertilite tanısı almış infertil çiftlerde kendiliğinden gebe kalma oranı %2 iken,aşılama tedavisi uygulanan bu gruptaki infertil çiftlerde gebelik oranlarının her siklusta %10.5-17.9 arasında değiştiği bildirilmektedir.Endometriosis tanısı alan hastalarda gebelik oranları açıklanamayan infertilite grubuna göre belirgin olarak düşük bulunmuştur.İnfertilite süresi uzadıkça,aşılama sonrası gebelik oranları düşmektedir.Anormal sperm morfolojili hastalarda aşılama sonrası gebelik oranları düşüktür.Aşılama tedavisinde bir diğer önemli faktör kadının yaşıdır.Aşılama ile gebelik elde edilse bile düşük yapma oranı yüksektir.Ortalama 42 yaşında bir kadında düşük ile gebelik kaybı oranı %54.5 iken ,45 yaşında bu oran %74.7’ye çıkar.

    Aşılama komplikasyonları nelerdir?

    1)Çoğul gebelik

    2)Enfeksiyon gelişmesi

    3)Aşılama sonrası bazen kasık ağrısı ve kramp görülebilir

  • Photo genesıs

    Limelight IPL ile cilt yenileme, güneş ve yaş lekeleri tedavileri.

    Photo Genesis, cildin dokusunu geliştiren, ciltteki ton bozukluklarını, yaş ve güneş lekelerini gideren, yenilikçi, güvenli ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Limelight sayesinde yüz, göğüs, kollar ve eller gibi vücudun her bölgesinde bu sorunlar geride kaldı. Üstelik bu güneş ve yaş lekelerinden arınmak, daha genç görünüme sahip olmak çoğunlukla 1 ya da 2 seansta mümkün.

    Photo Genesis nedir?

    Photo genesis, cuteranın limeligh ürünü ile yapılan yeni cilt yenileme prosedürüdür. Bu prosedür sayesinde cilt tonunda gelişme, güneşe ve yaşlanmaya bağlı yüzeysel sorunların giderilmesi sağlanır.

    Hangi bölgeler tedavi edilebilir?

    Vücudunuzda yüz, boyun, dekolte bölgesi dahil olmak üzere güneş ve yaş lekeleri gibi sorunların bulunduğu tüm vücut bölgelerinde kullanılabilir. Eskiden tedavisi zor olan açık kahve renkli (düşük kontrastlı) lekelerde bile bu tedavi ile güzel sonuçlar alınmaktadır.

    Tedavi sırasında ne yapılır?

    Photo genesis uygulaması için sizin cilt tipinize ve tedavi edilecek soruna göre uygun parametreler girilir ve verilen ışığın etkisi ile yukarıda bahsedilen sorunlarınız ortadan kalkar. Pigmentli hücrelerin ısıtılması sayesinde tedavi etkisi oluşmaktadır.

    Tedavi süresi ne kadardır?

    Tedavi süresi, uygulanacak bölgenin büyüklüğüne göre değişkendir. Küçük bölgeler sadece birkaç dakikada tedavi edilirken, en büyük bölgeler dahi 1 saatten daha az sürede tedavi edilir.

    Kaç seansa ihtiyacım var?

    1-3 seans arasında değişebiliyor. Bu, sorunun büyüklüğü ve/veya kapsamına göre değişir. Aşırı güneş hasarına maruz kalmış ciltlerde ilave seanslar tavsiye edilebilir.

    Tedavi sonrasıda ne olacak?

    Tedaviden hemen sonra kahverengi lekeler koyulaşmaya başlar ve cilt hafif kızarmış görünebilir. Tedavi edilmiş bölgede çok hafif bir kabarma görülebilir. Bu durum birkaç saat içerisinde geçecektir.

    Sonuçları ne zaman görebileceğim?

    Renkleri koyulaşmış olan lekeler, 1-3 hafta içerisinde dökülür ve kaybolur. 1-3 hafta içinde lekelerin kaybolması ile renk bozukluklarının giderilmesi ve cildin tonunda gelişme sağlanması ile sonuçlanacaktır. Bütün bunlar olurken cildinizin kalitesinin arttığını hissedeceksiniz.

    Leke ve kızarıklıklar yeniden çıkacak mıdır?

    Güneşin zararlı etkilerinden dolayı yeni lekeler çıkabilir. Bunlar da aynı şekilde tedavi edilebilir. Fakat unutmamak gerekir ki leke ve kızarıklıklara sebep olduğu için her zaman güneşin zararlı etkilerinden korunmak gerekir.

  • Lohusalık Ateşi

    Lohusalık Ateşi

    Lohusalık ateşinin sebepleri nelerdir?

    Endometrit – Rahmin iltihaplanması
    Pelvik trombofilebit – Rahim damarlarında pıhtı tıkanması ve iltihaplanması
    Meme angorjmanı – Memenin sütle dolup şişmesi
    Mastit – Memenin iltihaplanması
    Endometrit nedir?

    Rahim ve çevresindeki dokuların primer iltihaplanmasıdır. Lohusalık ateşinin en sık nedenidir.

    Belirti ve bulguları nedir?

    Ateşin 38° ‘nin üstüne çıkması
    Rahim hassasiyetinin artması
    Lohusalık akıntısında başlayan kötü koku ve çoğalma
    Tedavisi nedir?

    Gebeliğe ait parçalar rahimde kalmışsa revizyon kürtaj ile temizlenmesi
    Antibiyotik tedavisi başlanması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç başlanması
    Pelvik trombofilebiti nedir?

    Endometrit yani rahmin iltihaplanması bazen rahmin duvarlarına kadar genişleyebilir. Bu nedenle rahim damarlarında iltihaplanma ve kan pıhtıları oluşur.

    Ne zaman trombofilebit düşünülür?

    Eğer hasta enfeksiyon belirtileri için uygulanan antibiyotiğe cevap vermiyorsa trombofilebit düşünülür.

    Tedavisi nedir?

    Antibiyotik tedavisine, kan pıhtılarını çözücü ilaçlar eklenir.

    Meme angorjmanı nedir?

    Eğer memede üretilen sütü bebek yeterince ememiyor ve memede süt birikiyorsa, bu durumda memelerde sütten dolayı şişme olmasıdır. Memenin lenfatik kanalları tıkanarak her iki taraflı memede ağrı ve hassasiyet, ateşte hafif artma gözlenir.

    Meme angorjmanının tedavisi nedir?

    Memelerin pompa yardımıyla sağılması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç alınması
    Memelerin emzirme sonrası sarılması ve kesinlikle ellenmekten kaçınılması
    Mastit nedir?

    Memenin tek veya çift taraflı iltihaplanmasıdır. Emzirme sonrası meme bakımı düzenli yapılmazsa iltihaplanmaya zemin hazırlanır.

    Tedavisi nedir?

    Memenin sütle şişmesine izin vermemek bunun için sık sık emzirmek veya pompa ile boşaltmak
    Antibiyotik tedavisi başlamak
    Apse oluşursa cerrahi olarak boşaltılır

  • Mezoterapi !

    Mezoterapi estetik amaçla, bir takım maddelerin cilt ve cilt altına mikroenjeksiyon tekniğiyle verilmesidir.

    MEZOTERAPİ HANGİ DURUMLARDA KULLANILIR?

    Yüz gençleştirme (mezolifting)

    Saç dökülmesi

    Sellülit tedavilerinde uygulanır.

    MEZOLİFTİNG NEDİR?

    Yüz, boyun, el sıtındaki ince çizgilerin giderilmesi, cildin genel olarak gençliğinin arttırılması aracılığıyla, cilt içine küçük enjeksiyonlar halinde, özel kokteyllerin verilmesidir. Yüze uygulanan bu enjeksiyonlar sonucunda cildin gerginliği artarak toparlanır, hücre yenilenme süreci hızlanır.

    CİLDE NELER UYGULANIR?

    Cilde parlaklık, nem ve canlılık veren birtakım maddeler enjekte edilir. Genellikle A, D, C, B, E gibi antioksidan vitaminler, selenyum, gliko biloba, cilde dolgunluk ve nem veren hyaluronik asit içeren kombinasyonlar kullanılır.

    AĞRILI BİR İŞLEM MİDİR?

    İşlem öncesi sürülen topikal anestezikler sayesinde uygulama daha konforlu hale getirilir.Çok ince bir enjektör ile derinin altına karışım enjekte edilir. Tedaviden sonra hasta günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir.

    SEANS SÜRESİ VE SIKLIĞI NASILDIR?

    Seanslar ortalama 15-30 dk. Sürer, seans sayısı yaş grubuna göre değişmekle birlikte ortalama 4-6 seanstır.

    KİMLERE UYGULANIR?

    Yaşlanma etkilerini geciktirmek, yorgun ve soluk görünümü gidermek, oluşan kırışıklıkları gidermek, cildi canlandırmak ve toparlamak amacıyla herkese uygulanabilir.

    KİMLERE UYGULANMAZ?

    Gebelere

    Emziren bayanlara

    Uçuğu olanlara

    Deri hastalığı olanlara (sedef, egzama gibi)

    Uygulama sonrası güneşe maruz kalınmamalıdır.

    SAÇ MEZOTERAPİSİ

    Saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak, yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek

    için belli aralıklarla saçlı deriye birtakım maddelerin enjekte edilmesidir.

    Saç dökülmesi çeşitli nedenlerle olur:

    -Androgenetik Alopesi – Genetik yatkınlığa bağlıdır. Erkeksi tipte saç dökülmesi olarak

    adlandırılır.

    -Telogen Effluvium – Gebelik, emzirme, menapoz dönemi, tiroit hastalıkları, beslenme bozuklukları, aşırı kilo alma ve verme, uygun olmayan diyetler, vitamin-mineral eksiklikleri, bazı ilaçlar, kronik hastalıklar (kan hastalıkları, maligniteler, enfeksiyon hastalıkları vs), saça uygulanan mekanik ve kimyasal işlemler, stres saç dökülmesinin başlıca nedenlerini oluşturur. Saç kıran (alopesi areata), mantar hastalıkları da saçlarda dökülmeye neden olan saçlı derinin hastalıklarıdır.

    Saç dökülmesi durumunda öncelikle bir dermatoloji doktoruna başvurulmalıdır. Dermatolog doktor birtakım tetkiklerin sonucunda saç dökülmesinin nedenini saptayıp, ona göre tedaviye başlayacaktır.

    Saç mezoterapisi tedaviye destek bir uygulamadır .Saç köküne çok ince uçlu iğnelerle birtakım ilaçlar verilerek, saç kökü beslenip tedavi durdurulmaya çalışılır. Bu ilaçlar vitamin, aminoasit, mineraller, damar düzenleyici ve androjenleri nötralize edici ajanlardan oluşur. İlk seanslardan itibaren saç dökülmesi durmakta ve yeni saç çıkışı sağlanmaktadır. İlk seans araları daha sık olup, kalıcılık açısından idame tedavisine geçilmelidir.

    SELÜLİT TEDAVİSİNDE MEZOTERAPİ

    Özellikle kadınlarda sıklıkla kalça, karın, uyluk ve bacaklarda görülen, portakal kabuğu görünüm ve çukurcuklarla seyreden, deri ve yağ dokusundaki düzensiz görünümdür.

    Kan ve lenfatik dolaşım bozuklukları başlıca nedeni oluşturur. Hormonal faktörler de, özellikle östrojen hormunu önemli bir role sahiptir.

    Sellülit tedavisinde kullanılan mezoterapi ajanları yağ yakıcı, dolaşımı düzenleyici, oksijenlenmeyi arttırıcı etkiye sahiptir. İnce uçlu iğnelerle derinin orta tabakasına enjekte edilirler. Sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depositlerini azaltır ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltirler. 1 haftalık periodlarla 4-10 seans uygulanır.

  • Üzüm Gebeliği-Mol Gebelik

    Üzüm Gebeliği-Mol Gebelik

    Molar Gebelik nedir?

    Molar gebelik plasenta dediğimiz bebeğin anne rahmine yapışan eşinde görülen bir anormalliktir.Bu hastalıkta bebeğin anneye yapışan villi denilen parmaksı çıkıntılarında şişme,ödem,su toplama meydana gelir .Parmaksı çıkıntılarda su kesecikleri oluşur ve görünümleri üzüm salkımını andırır.

    Görülme sıklığı nedir?

    Molar gebeliğin görülme sıklığı 1000’de 1 olmakla birlikte daha önce molar gebelik geçiren gebelerde görülme riski 10 kat artar.

    Kaç türü vardır?

    Molar gebeliğin iki türü vardır.

    1)Komplet(Tam) ve ya Klasik mol:Bu durumda gebede yalnız bebeğin eşinde(plasenta) bulunan anormal dokulardan bulunur.Rahimde bebeğe ait hiçbir doku yoktur.Molar gebeliğin en sık görülen türüdür.Komplet mol de 46XX yani kız kromozom görülür fakat bu iki cinsiyet belirleyen kromozomda anormal olarak babadan geçmedir.

    2)Parsiyel(Kısmi) mol:Gebede anormal plasenta gelişimi ile birlikte bebeğe ait dokularda bulunur.Parsiyel mol de genellikle polipoid kromozomal anormallikler baskındır ve çoğunlukla Triploidi görülür.Başka değişle normal bir yumurta hücresi iki spermle döllenir.Gebede bebek gelişmiş olsa da bebekteki genetik kusur nedeniyle yaşama şansı yoktur.

    En çok kimlerde görülür?

    1)İleri yaşlardaki anne adaylarında özellikle 40 yaş üstü

    2)Genç yaştaki anne adaylarında özellikle 20 yaş altı

    3)Sosyoekonomik seviyesi düşük gebelerde

    4)Kötü beslenen kadınlarda

    5)Uzakdoğulu ve Meksikalı kadınlarda

    Belirtileri nelerdir?

    1)Vajinal Kanama

    2)Hiperemesis Gravidarum dediğimiz gebelikte görülen aşırı bulantı ve kusmadır.Genellikle tedaviye dirençli bir seyir izler.

    3)Gebelik Hipertansiyonu özellikle gebeliğin ilk aylarında görülür.Genelde yirminci gebelik haftası sonrası gözlenir.

    3)Hipertiroidi belirtileri görülür.Bunlar sıcak deri,taşikardi yani çarpıntı,tiroid bezinde büyüme olarak sayabiliriz.

    4)Trofoblastik embolizasyon yani bu anormal dokuların anne kanına girerek solunum sistemine etki ederek oluşturdukları öksürük,nefes darlığı ,deride soluklaşma ve morarma gibi belirtiler.

    5)Vajenden üzüm tanesine benzer keseciklerin gelmesi.

    6)Yaygın damariçi kan pıhtılaşmaları

    Bulgular nelerdir?

    1)Gebelerin yarısından fazlasında rahim beklenen gebelik haftasından büyüktür. Bunun nedeni anormal dokunun daha hızlı çoğalması ve rahim içinede oluşan kanamalardır.

    2) Vajinal gebelik muaynesinde rahim ayrıca çok yumşaktır.

    3)Yumurtalıklarda çift taraflı 8cm ve daha büyük Teka Lütein kistlerinin görülmesi.

    Tanı nasıl konur?

    Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve muaynesi sonrasında veriler değerlendirilir. Hasta ultrasonografik incelemeye tabi tutulur.Ultrasonda rahimiçinde çoklu ekoların oluşturduğu tipik kar fırtınası görünümü gözlenir.Ayrıca kanda gebelik haftasına göre aşırı artmış Beta HCG tanıyı destekler.

    Tedavi nasıl yapılır?

    Tanı kesinleştikten sonra hastalıkla ilgili komplikasyonlar gelişmeden rahim içindeki hastalıklı materyal boşaltılmalıdır.Rahim içindeki materyal boşaltılmadan hastaya kan sayımı ve biyokimyasal tahlililer yapılır.Rahim çok yumuşak olduğundan tahliye öncesi 1000ml sıvı içinde 10-20 ünite oxytocin verilerek rahmin tonusu artırılır.Hasta küretaja genel anestezi altıda hazırlanır.Önce Suction(vakum) Küretaj yapılarak rahim içindeki materyal hemen hemen tümüyle boşaltılarak patolojik tahlil için ayrı bir kaba konur.Sonra kalan materyali toplamak ve rahmi tamamıyla boşaltmak için dikkatli olarak Sharp yani keskin küretle küretaj yapılarak bu materyalde patoljik tahlil için ayrı kaba konur.Kanama kontrolü sonrası küretaja son verilir.

    Tedavi sonrası takip nasıl yapılır?

    1)Göğüs filmi küretaj öncesi mutlaka çekilir.Takiptede küretaj sonrası 4 ve 8 ‘inci haftalarda tekrarlanır.

    2)Beta-HCG üç hafta üst üste negatif değer elde edilene kadar devam ettirilir.Sonra altı ay boyunca her ay,kalan altı aydada iki ayda bir toplam bir yıl tahlil tekrar edilir.Genellikle küretajdan ondört hafta sonra değerler normal değerine iner.Bu süre zarfında doğum kontrol hapıyla gebelik önlenir.Hastalık takibinde takip seyri böyle devam etmiyor,tedaviye direnç veya beta-hcg’de yükselme oluyorsa hastalığın kanser formu gelişip gelişmediği değerlendirilmelidir. Komplet(Tam) mol gelişen hastaların %20’de kanser formu gelişir.

  • Leke tedavisi

    LEKE TEDAVİSİ

    Leke, cilde rengini veren melanin denen pigment maddesinin, normalin üzerinde üretilmesi sonucu ciltte düzensiz ve aşırı renklenmeye (hiperpigmentasyon) oluşmasıdır.

    LEKE ÇEŞİTLERİ

    1)Melasma (chloasma )—Gebelik maskesi olarak da bilinir. Yüz, boyun, ön kollarda düzensiz lekelerdir. Melasmada;

    Genetik eğilim

    Ultraviyole ışınları

    Doğum kontrol hapları

    Gebelik

    Kozmetik ürünler gibi faktörlere bağlı olarak melanin pigmenti aşırı üretilir. Bu artış en çok güneş gören yanak, alın ve çene gibi bölgelerde daha çok görülür. Yukarıdaki faktörler içinde en etkin olanı ultraviyole ve genetik eğilimdir.

    Koyu renk cilde sahip kişiler, açık tenli kişilere göre daha çok lekelenir. Çünkü melanositleri daha fazladır.

    2) Doğumsal Lekeler —Doğumda veya sonrasında oluşan bir takım benler veya lekelerdir.

    3) Postinflamatuar Hiperpigmentasyon —Cildin tahriş olması sonucu, hassasiyetinin artmasına bağlı olarak oluşur. Peeling, lazer veya egzama gibi cilt hastalıkları sonrası.

    4) Çiller —En çok yanak, alın, çene kısmında görülen bu lekeler açık veya koyu kahverengi lekeler şeklinde olabilir. Güneşli mevsimlerde artarken, güneş olmayan zamanlarda azalırlar.

    5) Lentigo —Erken yaşlarda güneş maruziyetine bağlı olarak daha sonraki yıllarda ortaya çıkan kahverengi lekelerdir. İleri yaşlarda ortaya çıkanlarına senil lentigo da denir. Daha çok el üzerleri, kol ve yüzde görülür.

    Leke tedavisi mümkün olabilen bir hastalıktır. Ancak tedavi işleminden önce lekenin neden oluştuğunun ve bir hastalığın bulgusu olarak ortaya çıkıp, çıkmadığının saptanması gerekir.

    Leke Tedavisinde;

    Medikal tedaviler

    Kimyasal Peeling

    Lazer tedavileri (photogenesis, Er-bium fraksiyonel lazer, Q switched Nd yag lazer)

    PRP

    Dermaroller

    Mezoterapi gibi yöntemler uygulanır.

    Tedavi lekeye yönelik olmalıdır. Lekenin türüne göre hangi tedavinin uygulanacağı bir dermatoloji hekimi tarafından belirlenmelidir.

    Medikal tedavilerde en çok hidrokinon, kojik asit, azelaik asit, retinoik asit gibi ajanlar kullanılır.