Blog

  • Vajinismus Çözümü

    Vajinismus Çözümü

    Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar veren bir hastalıktır. Çoğu hasta yaşadığı durumun kendine bağlı olduğunu düşünür. Belki de VAJİNİSMUS diye bir şeyi daha önce hiç duymamıştır. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki ülkemizde bir çok kişi bu sıkıntıyla karşı karşıyadır ve bu durum ülkemizde her on kadından birinde görülmektedir. Bu özellikle cinselliğin eksik ve yanlış bilgilendirildiği baskıcı toplumlarda izlenir. Burada yaşanan sıkıntılardan biri de sorunu yaşayan çiftlerin sadece kendi başına geldiğini düşünmesidir, kendinden başka kimsede olmadığını düşünüp gizli tutması ve hiç araştırma yapmamasıdır. Oysa ki Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar vermektedir.

    Vajinismus Çözümü

    Belirtileri başlıklı yazımı okuduysanız ve Vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız uzman doktordan yardım almanız gerekmektedir. Her ne kadar belirtileri kişi tarafından kendi tanısını koydurucu görülse de ,bu konuda uzman birinin değerlendirip yol çizmesi başarıya giden yolu kısaltır. Çok zaman kaybetmeden başvurmak çiftleri rahatlatır.

    Çözümü için en önemli olan faktörler; eş desteği, sabır, güven ve inançtır. Öncelikle hastanın bu durumu kabul edip artık bu sıkıntıya değil bunun çözümüne odaklanması gerekmektedir. Bunun için de araştırma yaparak alanında uzman birinden destek almalıdır. Sonrasında kendine, eşine ve tedaviyi yürüten uzmana güven duymalıdır. Bu tedavi sonucunda her şeyin düzeleceğine ilişkiye girebileceğine inancı olmalıdır. Eşler de bu durumun bayanın kontrolü dışında gerçekleştiğini bilip bu konuda eşlerine yardımcı olmalıdırlar. Bu koşullar olduğu sürece Vajinismus çözümü çok kolay olan bir sorundur.

    Bilişsel yöntemde daha çok hastanın cinsellik konusunda bilgilendirilmesi, bu konuda bilinçlendirilmesi ve kafasındaki soru işaretlerine cevap bulması sağlanmaktadır. Davranışçı yöntemde ise tedavi sürecinde hastanın yapması gereken egzersizler yer almaktadır.

    Vajinismus bir ilişkinin sıkıntılı geçmesine hatta daha da ileriye giderek bitmesine sebep olmamalıdır. Nitekim tedavisi olan ve başarı sağlanılan bir cinsel işlev bozukluğudur.

    Vajinismusta Eşlerin Tutumu

    Vajinismus genel olarak kişilerin çocukluktan beri cinsellik konusunda baskıcı bir tutumla büyütülmeleri sonucu veya kızlık zarı bakireliğin simgesi olarak görülür ve sürekli olarak ilk gece bozulacağından, biraz zor olduğundan ve kanamalı olduğundan bahsedilmesi sonucu gelişir . Oysa ki bunlar yanlış bilgilerdir. Kızlık zarı incedir ve esnek bir yapıya sahiptir. Bir çok çeşidi bulunabilir.Kızlık zarı ince ve esnek bir mukoza kalıntısıdır. Çok fazla kanama olacak diye bir genelleme yapılamaz. Hatta ilk ilişkide genelde leke tarzında kanamaya yol açar.Hiç kanama olmaması da normal bir durumdur. Kızlık zarının yapısına göre bu durum değişkenli gösterecektir. Ama ne yazık ki bu konudaki yanlış bilgiler, baskıcı tavır ilerde bu hastalığa sebep olabilmektedir.

    Küçüklükten beri çocukları bakma, ayıp, günah diye eleştiren bir çevrede yetişmiş kişiler, cinsellik konusunda hiç bir bilgi sahibi olmadan evleniyor ve ilk gece de bunun korkusunu yaşıyor. Tabi ki VAJİNİSMUS sadece ilk ilişki esnasında olan bir durum değildir. Kişilerin başından geçen olumsuz doğum, travmatik bir kürtaj işlemi, enfeksiyonlar sonrası,hormonal değişiklikler sonrası ne acı ki cinsel suistimaller gibi durumlarda da sonradan Vajinismus yaşanabilmektedir.

    Vajinismus Eşlerin Tutumu

    Vajinismus hastaları ilişkiye gireceği esnada çok fazla acı, ağrı hissedeceğini düşünür. Eşlerini iterek ilişkiye izin vermez. İlişkiye izin verse bile vücudundaki kasılmalar sebebiyle kendine bir duvar örer. Bu durumda bilinçsiz bir eş, kendisini istemediğini hatta ilişkiye girme konusunda çekineceği bir durumu olduğunu düşünebilir. Ancak bu durum kişinin isteği dahilinde olan bir şey değildir. Eşini çok sevse ve ilişkiye girmeyi istese de istem dışı olarak buna izin vermez. Sonrasında kendi de duruma çok üzülerek ağlama krizlerine girebilir. Kendisinde bir problem olduğunu düşünebilir. Bu gibi durumlarda endişe etmemeli ve hemen bir uzmanla iletişime geçilmelidir. Her ne kadar vajinismus adı bilinsede,tanı ve tedavide izlenen yol önemlidir.

    Vajinismus Tedavisinde

    Vajinismus tedavisinde en büyük görev çiftlere düşmektedir. Eğer eşler tedavi sürecine birlikte katılırlarsa ve bu sıkıntının üstesinden gelecekleri konusunda inançları ve istekleri olursa Vajinismus atlatılamayacak bir cinsel problem değildir. Hatta deneyimli bir uzman tarafından çiftlerin de sabır ve isteğiyle kısa bir zamanda % 100 e yakın başarı sağlanacaktır.

    Tedaviye başvurmadaki geçikmeler erkek cinsel işlev bozukluklarına yol açacaktır.Bu durum çiftlerimizde motivasyon düşüklüğünede yol açabilmektedir. Özellikle vajinismuslu çiftlerin tedaviyi ertelermelerini bu nedenlede istememekteyiz.Erken başvuru önemlidir.

  • Fibrocell..

    Kök hücre… Estetikte gelecek kök hücrede mi?

    Estetikte gelecek kök hücrede, aslında bütün sıkıntılarımızın kaynağı olan kollajen kaybının temelini oluşturan kendi hücrelerimizle fibroblastlarımızla yeniden yapılanmamızın adı bu Fibrocell…Kişinin kendi dokusundan elde edilen milyonlarca hücre ile yanetkisiz dolgu etkisi meydana getirmek, cildi canlandırmak, saç problemlerine çözüm bulmak …ve daha da geliştirilecek bu teknolojiyle gerçekten estetikte ezberler bozulacak gibi görünüyor…

    Fibrocell nedir?

    Fibrocell, dokular ve hücreler arasındaki boşluğu dolduran bağ dokusu, temel maddesinin sağlanması işlemidir. Bağ dokusu temel maddesi kollajen için çok önemli olan protein, yaraların iyileşmesini ve hücrelerin geri kazanımını sağlar. Fibroblast, kollajen yapmak için sorumlu olan hücrenin adıdır. Bu nedenle kurtarma işleminde fibroblast ve doku arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yağ dokusunun aksine kemik iliği fibroblast açısından daha zengindir. Fibroblast Kemik iliğinden çok daha kolay izole edilir.

    Bilimde gelinen son nokta, kişiselleştirilebilir biyolojinin, heyecan verici ve umut verici alanının ön planda yer almasıdır. Her hastanın, benzersiz biyolojisi ile uyumlu, lokal tedaviler oluşturmak için cilt hücrelerini çıkarıp, bunu kişiselleştirilmiş biyolojik ilaç geliştirme için dönüştüren bir yaklaşım geliştirildi.Kişiselleştirilmiş biyolojik yaklaşımdan yararlanmak olan Fibrocell, bu teknolojinin lideri konumunda. Fibrocell patentli teknolojisi bir kişinin kendi fibroblast hücreleri kullanır ve/veya genetik değişiklik olmadan nadir ve ciddi deri ve bağ dokusu hastalıklarının lokalize tedavisini hedefler.

    Fibroblast nasıl yapılır?

    Vücudun farklı bölgelerinde ki, kulaklar ya da kolunuzun iç arka tarafında bulunan yağ dokuları tercih edilir. Biyopsi, steril koşullarda yapılmalı ve laboratuvara soğuk zincir ilkelerine uygun olarak transfer edilmelidir. Laboratuar ortamında arttırılan ve soğuk zincirin ilkelerine uygun olarak kliniğe nakledilen yağ dokusunda ki fibroblastlar alıcıya dolgu tekniği ile uygulanır. Fibroblast gerekli görülen alanlara tekrar tekrar enjekte edilebilir. Fibroblast üretilmesi yaklaşık 5 hafta kadar sürer. Her seans arasında 3 haftalık dönemlerde, 3 seans uygulanarak, prosedür tamamlanır.

    Fibroblast nerelerde uygulanır?

    Hücre tedavisi,

    Yara ve yanıklarda,

    Saç dökülmesi ve önlenmesinde,

    Kelliğin tedavisinde,

    Travmada oluşmuş izleri üzerinde,

    Cilt çukurlarını düzeltmede,

    Özellikle yüz kırışıklıkları ve yüz yenilenmesinde,

    Dudakları şekillenmesinde

    Fibrocell güvenilir bir yöntem midir?

    Fibrocell güvenilirdir çünkü hastaların kendi dokusu ile hazırlanır. Hiçbir alerjik riski yoktur.

    Fibrocell etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer?

    Hasta fibroblast uygulandıktan yaklaşık 1 ay sonra etkisini görür. Bu etki 1 yıllık dönemde artmaya devam eder. Gerçekleştirilen tedavi, 5 yıl boyunca etkisini korumaya devam eder.

  • Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus, diğer yazılarımda da belirttiğim gibi ilişkiye girememe, ilişki esnasında vücudun kasılması ve bu kasılmaların ilişkiye engel olma durumudur. Vajinismus olduğunuzun belirtileri elbette sıralanabilir; ancak kesin tanı için alanında deneyimli uzman bir doktor tarafından muayene edilmek şarttır. Uzman tarafından yapılan muayenede hiç bir alet kullanılmaz ve kısa sürede tanı konulur.

    Vajinismus Muyum ?Vajinismus olan kişiler genelde ailesi ve çevresi tarafından ilişki konusunda bilgilendirilmemiş,eksik bilgilendirilmiş veya bilgisi olsa dahi kızlık zarının önemli olduğu konusunda baskı görmüş ,kişilerdir. İlişki sırasında istem dışı olarak vücutta kasılmalar meydana gelir ve bayan ya bacaklarını kapatarak ya da eşini iterek ilişkiye izin vermez. Çok istekli olup buna izin verse bile acı ve ağrı hisseder, eşi de kendisine bir duvar örülmüş gibi zorlanır.

    Vajinismus Muyum ?
    Belirtileri :

    • İlişki esnasında çok fazla ağrı ve acı hissedebilirsiniz.
    • Eşinizle birlikte olmayı çok isteseniz dahi istem dışı gelişen kasılmalar yüzünden kendinizi ilişkiye tamamen kapatırsınız ve bu durum resmen bir duvar gibi ilişkinin gerçekleşmesine imkan vermez.
    • İlişki denemelerinde oldukça kaygı ve endişe duyarsınız.
    • Sürekli olarak bacaklarınızı kapatabilirsiniz ve kendinizi geri çekebilirsiniz.
    • O zaman geldiğinde korku, aşırı terleme, bunaltı, titreme gibi durumlar yaşayabilirsiniz.
    • Eşinizi iterek ilişkiye hiç izin vermeyebilirsiniz ya da ilişki kısmen gerçekleşmiş olur.
    • Bu durum yüzünden kendinizi suçlu hissedebilirsiniz ve ağlama krizine girebilirsiniz.
    • İlişki durumunun sürekli bu şekilde mi olacağı konusunda endişe duyarsınız ve bu durumu sürekli olarak ertelemeye çalışabilirsiniz.
    • Sadece ilişki durumunda değil, vajinal muayene esnasında da muayeneye izin vermeyebilirsiniz.

    Bu gibi sorunlarla karşılaşıyorsanız Vajinismus olabilirsiniz. Tabi ki kesin tanı için bir uzman tarafından muayene edilmenizde fayda vardır. Vajinismus olan birinde bu belitilerin hepsi olacak diye bir şart yoktur. Kimi ilişkiye hiç izin vermez kimi de izin verse dahi acı ve ağrı hisseder.

    Ben kliniğimde öncelikle Vajinismus olup olmadığınız hakkında kesin tanıya karar veriyorum. Daha sonra çiftimizle konuşarak aile yapısı, çevresi ve daha önce bu duruma sebebiyet verecek bir olayla karşılaşıp karşılaşmadığı hakkında bilgi ediniyorum. Vajinismusta hafiften şiddetliye doğru 1’den 5’e kadar derecelendirme vardır ve hastamızın hangi düzeyde olduğunu tespit ediyorum. Bu derecelendirme sonunda hangi yöntemi uygulayacağıma ve nasıl bir seyir izleyeceğimize karar veriyorum.

    Hastalarımla aramda güvenli bir ortam oluşması ve iyi bir iletişim kurabilmemiz açısından görüşmelerimizin gizliliği konusunda oldukça hassas davranıyorum.

    Siz de vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız evliliğinizde bu konuda daha fazla sıkıntı yaşamayın ve gelin bu durumu birlikte aşalım. Tedavi sonucunda kliniğimizden mutlu bir şekilde ayrılın.

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • JİNEKOLOJİ

    JİNEKOLOJİ

    İdrar Kaçırma ve Rahim Sarkması

    Hasta iyi bir anamnez ve muayene ile değerlendirilmeli eşlik eden sistemik hastalıklarda göz ardı edilmemelidir. Örnegin diyabeti olan hastada hissetmeden olan kaçırma bu genelde ilaç tedavisini ön plana alır.

    Pelvis taban desteği azalmasının yol açtığı tüm sarkmalarda gerekirse hasta cerrahiden fayda sağlar önemli olan hastanın doğru seçilerek ameliyata alınmasıdır. Cerrahi sarkma derecesine göre değerlendirilip yapılır.

    • Korunma Yöntemleri
    • Hormonal yöntemler
    • Doğum kontrol hapları
    • Aylık ve üç aylık enjeksiyonlar
    • Rahim içi araçlar
    • Cilt altı implantlar
    • Tüp Ligasyonu

    Bartolin Bezi Enfeksiyonları

    Bu bezin yerleşimi vajenin girişinde iki taraflıdır salgıları kanalla vajene açılır. Bu kanal tıkanınca bartolin kisti ve enfeksiyonunda da absesi oluşur. Uygulanan prosedürlerle direnajı sağlanmasına rağmen sık tekrarlarsa bez cerrahi olarak alınabilir.

    Polikistik Over

    Adet düzensizliğinin en sık nedenlerindendir. Kısırlık nedenlerindede ilk sıralarda yer alan bu hastalığın tanısı ultrasonda çok sayıda küçük kistler içeren over görüntüsü ile konur. Erkeklik hormon yükselmesine bağlı sivilce, tüylenme, yağlı cilt, şişmanlık, insülin direnci, kalp damar hastalığına yatkınlık olur.

    Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

    Bu enfeksiyonlarda korunma yöntemi olarak kondom kullanımı çok önemlidir. Bunlar klamidya, gonore(belsoğukluğu), sifilis, trikomonas, HIV(AIDS), HepatitB, HPV dir. Eş tedavisi ve erken başvurular tedaviye alınan cevabı artırır.

    Vajinal Akıntı

    Fizyolojik olarak vajinal akıntı şeffaf, akışkan, kokusuz, renksiz olan akıntıdır. Bu bölgede yer alan salgı bezleri ve doğal flora bozulmadığı sürece akıntıda enfeksiyonla sık karşılaşılmaz. Bunun için çamasırlar pamuk veya yünlü olmalı, pedler sık değiştirilmeli, tuvalette temizlik önden arkaya yapılmalıdır.

    Gebelik, sık antibiyotik kullanımı ve diyabette özellikle kandidal vajinit izlenir. Bakteriyel vajinozis ve trikomonas vajinitide diğer vajinit nedenleridir.

    Menopoz

    En sık ateş basması şikayeti ile gelen hastalarımıza hormon tedavisi, mutlaka tüm rutin sağlık kontrolleri (smear, mamografi, kemik dansitometri, tüm batın ve vajinal ultrasonu, kan tetkikleri) sonrasında riskler anlatılarak verilir. Eskiden rutin olan hormon alımı artık sadece ateş basması endikasyonunda verilir olmuştur. Erken yaştaki menapozda kardiovasküler hastalıktan ve osteoporozdan korumak amacıyla hormon tedavisi gündeme gelir.

    Over Kistler

    En sık rastanan basit kistlerdir. Genelde hormonal nedenlerle oluşur ve şikayete neden olmayabilir, büyükse karında şikinlik ağrı yapabilir. Kistin sapından kendi etrafında dönmesine torsiyon denir, acil cerrahi gerekir. Torsiyon riski büyüklükle arttığı için büyük basit kistlerde cerrahi planlanabilir.

    Endometrioma infertilite, kronik pelvik ağrı ve karın içi yapışıklıklara neden olabilen çikolata kistleridir.

    Dermoid kistlerde overde rastlanan ve cerrahinin planlandığı kist grubudur.

    Kist cerrahilerinde laparaskopik cerrahi tercihdir.

    Myom

    Halk arsında ur olarak bilinen rahimin iyi huylu kitlesidir. Rahimde yerleştiği yere göre ve büyüklüğüne bağlı olarak şikayetlere yol açar. En sık kanama şikayeti yaratır buna bağlı derin kansızlıklar izlenir. Büyüklüğüne bağlı olarak yarattığı bası idrara sık çıkma ve kabızlığa neden olur. Küçük boyutta olup hastada şikayet yaratmıyorsa takip edilir. Büyük olması buna bağlı şikayetlere yol açması durumunda, aşırı kanama, infertilite, gebelik kayıplarına neden olduğu durumlarda hastanın yaşı, gebelik isteğine göre cerrahi prosedür belirlenir.

    Amenore ( Adet Olamama )

    Bu durumda yaşa bağlı tanı için gidilecek yollar farklıdır. Hiç adet olmamış kişide tanı genital sistem anomalilerini içeriyorsa genetik inceleme yapılır. Genital sistem normal ise beyinden yumurtalığa kadar olan yol değerlendirilir. Ancak daha önce adet olmuş bir bayanda ilk akla gelen gebelik durumudur. Gebe değilse hormonlar değerlendirilir.
    Aşırı ve Düzensiz Adet ( Anormal Uterin Kanama )
    Adelosan dönemde beyin yumurtalık arasında ilişki oturana kadar olabilir.

    Doğurganlık çağında gebelik testi mutlaka yine ihmal edilmemelidir. En sık nedenler myom polip, endometrial hiperplazi olarak bilinen rahim duvar kalınlaşması, rahim içi araç, endometrit denen rahim duvar iltihabıdır. Hasta 35 yaş üzeri ise rahim duvarından biobsi ve smear alarak kanser gibi nedenle olabilecek kanamaları ekarte etmeliyiz.

    Menopoz da ise ençok neden rahim duvarı incelmesi olarak bilinen atrofi olsada smear ve rahim duvarından patolojik tanı için biobsi alınmalıdır.

  • Dolguda yeni trendler

    İlk dolgularla dudak ve nazolabial olukların doldurulması modaydı, sonra sonra dudak çizgileri, marionettler, yanaklar sıraya girdi, şimdide gözaltı ve ışık dolguları ile ulaşılamayan nokta kalmadı.. Tüm yüzün canlandırılması için mezoterapi ürünleri ile birlikte hazırlanan dolgu sistemleri ile göz altı morluklarında ve çökmelerinde kullanılan sistemler şu anda trendy…

    Yüz hatlarının restorasyonunda özellikle derin çizgi ve kırışıkların giderilmesinde yaşlanmaya bağlı, yağ dokusu kaybı ve yumuşak dokudaki hacim eksikliklerinin tamamlanmasında dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu yöntemle derin çizgiler doldurularak yüz hatlarında yumuşak bir geçiş elde edilir. Böylece yüz ifadesi de dolaylı olarak yumuşar. Ayrıca yüzde çökme gösteren bölgelere dolgu maddesi uygulanarak daha genç ve yuvarlak hatlar elde etmek, bu yolla da yüzde istenen yerlere volümetrik enjeksiyonlar yapmak mümkün olur.

    Neden kırışırız ?

    Yaşlanma ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği azalır ve cildin su tutma kapasitesi düşer. Deride bulunan kollajen ve elastin lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakma, gülümseme ve diğer yüz mimikleri de çizgilerin oluşmasına katkıda bulunurlar. Sigara içmek ve kirli hava gibi çevresel faktörler de yaşlanmayı hızlandırırlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en sık olarak kullanılan işlem yüz dolgusu tedavisidir.

    Hyalüronik asit nedir?

    Hyaluronik asit bir bağ dokusu destek elemanıdır ve doğal olarak cilt altı mesafede yaygın olarak bulunur. Varlığı ve yapısı gereği cildimizin daha nemli, kırışıksız ve gergin olmasını sağlar. Klinikte kullanılan hyaluronik asit ise E.coli denen bir bakterinin hücre duvarından izole edilen, ileri laboratuvar koşullarında yüksek teknolojiyle üretilen hayvansal hammadde içermeyen, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Deriye enjekte edildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim oluşturur.Hacminin 1000 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların doldurulması ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, yüz dolgusu işlemi görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.

    Nerelere dolgu yaparız?

    Dudak kalınlaştırma

    Dudak kenarlarındaki derin çizgilerin tedavisi

    Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıkların yumuşatılması

    Göz altı ve yanaklardaki çöküntülü alanların doldurulması

    Dolgu ile kaş kaldırma

    Çöküntülü yara izleri

    El sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi

    Son trendlerden Gözaltı Işık Dolgusu….

    Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır. ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir. İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir. Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

    Diğer bir trendy : Işık Dolgusu….

    Cildimizi oluşturan tabakaları en dıştan içe epidermis, dermis ve deri altı doku olarak sıralayabiliriz. Bu tabakaların her biri ışığı farklı şekilde emer ve yansıtır. Işık cildimize vurduğunda farklı katmanlar tarafından emilen ve yansıyan ışınlar bir araya geldiğinde parlaklık olarak algılanır. Işık dolgusunda kollajenin yapısına giren 8 aminoasid kollajen üretimi için hammadde oluştururken, 3 antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış etkenlere karşı savunmasını arttırır. Işık dolgusunda hyaluronik asid ile diğer vitamin, mineral ve antioksidan etken maddeler mükemmel bir uyum sağlar. Enjeksiyonlarda içerdiği lidokain anestezik maddesi ile hasta konforu oldukça yüksektir. 3 hafta aralarla yapılan 3 uygulama ile ilk uygulamadan itibaren ve sonrasında birikici etki ile gözle görülür ışıltı sağlar.

    Uygulama nasıl yapılır ?

    Hyaluronik Asit, Kalsiyum Hidroksiapatit veya Poli-L laktik asit gibi farmakolojik ajanların derin çizgi, kırışıklık, çöküklük olan bölgelerde, dudaklarda veya el sırtında cilt altına enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Hekimlerin tecrübelerine ve tedavi endikasyonlarına bağlı olarak değişmekle beraber hyaluronik asit bazlı dolgular cilt tonusü ile olan uyumları,yüzün yaşlanma dinamiklerine paralel davranışları ve çok doğal natürel sonuçlar yaratmaları nedeniyle ve komplikasyonlarının neredeyse hiç olmayışı avantajıyla tüm diğer dolgulardan daha fazla tercih edilir hale gelmiştirler.

    İşlem teknik olarak çok ağrılı değildir ancak uygulanacak bölge ve dolgu maddesine göre uygulama öncesinde topikal anestezik kremler veya bazen lokal anestezi gerektirebilir. Etkisi uygulama yapıldığı anda görülür. Uygulanan maddeye, bölgeye ve kişisel faktörlere göre genellikle 6-18 ay arasında sürer. Kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur. Ancak bunların uygulaması geri dönüşümsüz olacağından tedaviye ilk olarak eriyebilen hyaluronik asit içeren dolgularla başlamak sonucu tahmin etmek açısından daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle dudaklarda daha fazla olmak üzere uygulama alanlarında ilk 3 gün şişlik ve morluk görülebilir. Buz uygulaması bu durumun daha çabuk iyileşmesınde etkili olacaktır. Yağ enjeksiyonunda bu şişlik 2 haftaya kadar uzayabilir.

    Beklentiler?

    Derin çizgi ve kırışıkların kısmi veya tam olarak düzelmesiyle birlikte yüz hatlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Dolgu maddesi enjeksiyonu (liquid face lifting) olarakta adlandırılan ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tüm yüzde istenilen sonuca ulaşabilmek için botox, kimyasal cilt soyma, ulrasound lifting ve diğer anti-aging işlemlerle kombine edilmesi de gerekebilir.

    Hyalüronik asit enjeksiyonundan sonra doğal bir görünüm sağlanır. Yüz dolgusu veya dudak dolgusu işlemlerini öğle yemeği tatilinde yaptırıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir ön test yaptırmanıza gerek yoktur. Ancak uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Dolgu enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Etkisi kullanılan materyale göre 6-18 ay devam eder.

    Yan etkisi varmıdır?

    Hyaluronik asit 1996’dan beri dünya üzerinde 70 ülkede 2 milyondan fazla kişiye güvenle uygulanmıştır.Çok ender olmakla birlikte tedavi edilen bölgede birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülürler. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik oluşabilir. Hyaluronik asit ile yüz dolgusu tedavisi, genellikle estetik operasyona bir alternatif olarak uygulanır. Hyaluronik asit kullanımı güvenli olup non allergen olduğundan tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.

  • SEZARYEN İLE DOĞUM

    SEZARYEN İLE DOĞUM

    Sezaryen bebeğin normal vajinal yolla doğumu gerçekleşmediğinde veya gerçekleşmeyeceği durumlarda anne ve bebeğin hayatını kurtaran bir ameliyattır. Karın ön duvarından ve rahimden bir kesi ile yapılan doğum şeklidir.

    Sezaryen Nedenleri

    • Plasentanın rahim ağzına yerleşmesi (plasenta plevia) veya plasentanın erken ayrılması (ablatio plasenta )
    • Bebeğin kalp atışlarında acil doğumu gerektirecek bozulma olursa (fetal distres durumunda)
    • Önceki rahim ameliyatlarından dolayı veya sezeryan öyküsünden dolayı
    • İri bebek, baş pelvis uygunsuzluğu ve ilerlemeyen doğum süreçlerinde
    • Geliş anormalileri dediğimiz ters geliş (makat geliş ) veya yan geliş (transvers geliş ) durumlarında
    • Annede aktif HPV enfeksiyonu
    • Çoğul gebeliklerde

    SEZARYANA HAZIRLIK

    Sezaryen için en az 6 saat aç ve susuz olunması istenir. Planlanan sezaryen saatinden 2 saat öncesinde hastanede olunmalıdır.Üzerinizde metal hiçbir takı bulunmamalı ve ağır makyajdan kaçınılmalıdır. Gerekli tetkikleriniz hazırlandıktan sonra hemşireniz tarafından üzeriniz giyindirilecektir. Anestezi tercihimiz genellikle bölgesel dediğimiz epidural veya spinal dir. Anestezi uzmanı tarafından tekrar değerlendirilip anestezi şekli gözden geçirilir ve karar verilir.

    Ameliyathaneye eşinizde eşlik etmek isterse bilgilendirilme yapılarak alınır. Tüm ekiple ameliyathanede tanışıp önce anestezimiz yapılır. Eğer genel anestezi ise siz steril şekilde örtülüp ameliyat masası da hazırlandıktan sonra uyutulursunuz. Epidural ve spinal anestezide ise önce ince bir kataterle anestezi uzmanı tarafından anesteziniz yapılır, sonrasında ise sondanız takılıp ameliyat bölgesi solüsyon ile temizlenip steril örtülür ve sezaryen başlar.

    Tüm bu aşamalarda ameliyat ekibimizle size yardımcı olup kaygı ve endişe yaşamamanız için elimizden gelen özeni gösteriyoruz.

    Sezaryen başlayınca yaklaşık 5 dakika gibi bir sürede bebeğimiz çıkar ve çocuk uzmanımıza teslim edilir. Çocuk bakımları devam eder ve sizinle tanıştırılırken, bizim sezaryenimiz de artık biter. Hep beraber artık odamıza çıkıp takiplere başlarız. Ekibin ilk işi bebeğin emzirilmesidir.

    Annenin, kanama kontrolleri tıbbi tedavileri devam ederken sıvı gıda genel anestezi almadıysa hemen alabilir.Ameliyattan altı saat sonra ayağa kaldırıp sondasını çıkarırız. Artık dikkatler emzirmeye çevrilmiştir. Anne ilk kalkışın ardından gün boyunca ne kadar çok yürür ve sıvı içerse her şey bir o kadar yolunda gidecektir.

  • Solaryum.. Kim girmeli, kim girmemeli?

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de solaryum hızlı bronzlaşmanın en ekonomik yolu olarak son yıllarda giderek artan ölçüde talep görmektedir.Dünyada bronzluğun hala modasının geçmediği, solaryuma gençler arasında çok fazla talep olduğu gözönünde bulundurulursa ,ileri yaşlarda kanser gelişme riski düşünüldüğünde bu konuda bir sağlık politikası oluşturulması gündeme gelmiştir.

    Solaryumlarda kullanılan yapay UV lambaları % 95 oranında UVA ,% 5 kadar da UVB ışını yayarlar . UVA ışını deri yaşlanmasında daha etkili olurken UVB ışını deri kanserleri ve melanom oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. UV radyasyon ile deri kanseri arasındaki ilişki çok basittir. UV radyasyona maruz kalınan süre arttıkça deri kanseri gelişme riski de artmakta, ayrıca deri daha hızlı yaşlanmaktadır. Özellikle hızlı veya 10 dakikada bronzlaştıran cihazlar olarak tanıtılan cihazlar oldukça yüksek dozda UV ışığı yaydıklarından oldukça sağlıksızdırlar ve uzak durulması gerekmektedir. 2012 yılında yayımlanan bir derlemede de solaryumun 35 yaş altında kullanımının melanom gelişme riskini yüzde 87 artırdığı ve yıllık kullanım sayısı yükseldikçe melanom riskinde de artış meydana geldiği, kanserojenik etkinin ortaya çıkmasının 10-15 yıllık bir süreç gerektirdiğinden gelişmesi beklenen melanom sayılarının artacağının tahmin edildiği kaydedilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü, ultraviyole solaryum cihazlarının birçok kişide kansere neden olduğunu belirtmiş ve Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi de, 2009 yılında solaryumu Sınıf 1 kanserojen olarak belirlemiştir.

    Bütün bu bilgileri ışığında solaryumların tamamen sağlıklı bronzlaşma sağladığından bahsetmek mümkün değildir. Özellikle filtreleri ve ampulleri zamanında değiştirilmeyen hatta filtreleri sökülüp kullanılan nispeten piyasaya göre ucuz seans fiyatlarına sahip salonlarda risk daha da fazla olmaktadır. Ayrıca deri kanseri oluşma riski kişinin deri tipine, yaşına, aldığı toplam doza ve seans sayısına, vücudunda bulunan benler gibi birçok etkene de bağlıdır.

    Solaryuma dünyada ilk yasak Brezilyada uygulanmaya başlamış sonra Belçika, Avusturya, Almanya, İspanya, Kanada gibi birçok ülkede ve Avustralya ‘nın birçok eyaletinde 18 yaş altındakilerin solaryum kullanımı yasaklanmıştır. Amerikada Illinois eyaletinde ocak 2014 ten beri 18 yaşın altındakiler ebeveynlerinin izni olsa dahi solaryuma girememektedirler.

    Türkiyede bu konuda sağlık Bakanlığı 2010 yılından beri benzer bir çalışma yürütmektedir. Ocak 2015 ten itibaren yürürlüğe girmesi beklenen yönetmelikte 18 yaş altında solaryum kullanılması yasaklanarak 18 yaş üstü kullanıcıların onam formu imzalayarak bilinçli şekilde solaryum kullanmalarına izin verilecek ve solaryum merkezlerinin standardizasyonuda yeniden düzenlenecek.

    Burada dikkat edilmesi gereken nokta insanlarda şu bilinci oturtmak olmalıdır; tabii ki de birkaç kez solaryum kullanarak kanser olunmaz ama solaryumun sağlık etkilerini, risklerini bilerek, solaryum kullanılmalıdır. Solaryumu kullananların her türlü olası sağlık ve yan etkilerinden kanser gelişiminden mutlaka bilgilendirilmiş olmaları gereklidir.

    Solaryum kimlere uygulanmamalıdır;

    Tip1, yani hassas cildi olanlar, 18 yaşından küçükler, çok sayıda beni bulunanlar, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü olanların, premalign veya malign cilt lezyonları bulunanların, güneşe bağlı ciltlerinde leke ve iz oluşmuş kişiler, kozmetik ürün kullananlar, ilaç kullananlar.

  • GEBELİKTE  EGZERSİZ

    GEBELİKTE EGZERSİZ

    Gebelikte egzersizin sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?

    Düşük riski olanlar,bebekte gelişme geriliği tespit edilenler,erken doğum riski olanlar,gebelikte tansiyon gelişen hastalar ve kanamalı gebelerde egzersiz yapılmamalıdır.

    Gebeler nasıl egzersizler yapmalıdır?

    Günde 30 dk kadar düzenli egzersiz önerilir. En çok yürüyüş ve yüzme olabilir. Yoga ve pilateste özel gebelik programları ile gebelik sırasında ve doğuma hazırlamada çok faydalıdır.

    Egzersizler sırasında nelere dikkat edilir?

    Nefes darlığı ,göğüste sıkışma hissi ,tansiyon düşmesi,baygınlık hissi ,baş ağrısı ,rahimde kasıklarda ağrı,vajinal sıvı gelmesi şüphesi ,bebek hareketlerinde azalma olursa doktorunuzla yeniden değerlendirilip egzersiz uygun mu tekrar gözden geçirilmelidir.

    Egzersizin faydaları nelerdir?

    Egzersiz her zaman olduğu gibi gebelikte de en çok kilo alınımını düzenlemekle birlikte psikolojik olarak rahatlama sağlayacaktır.Yarım saat düzenli yapılan egzersiz gün içindeki duygu durum düzenini destekleyip iyi hissetmesini sağlayacaktır. Uyku düzenini destekler.Ödemin azalmasını sağlar. Kramp ve eklem ağrılarını azlatır . Gebelik sırasında karın büyümesine bağlı bozulacak olan omurga ve duruş anomalilerini azaltır.Kabızlık, şişkinlik, gaz şikayetlerini azaltır.

    Yüzme de dikkat edilecek konular nelerdir?

    Havuz temiz olmalı ,temiz tutulması için katılan kimyasal oranına dikkat edilmelidir. Havuzdan sonra hemen duş alınmalıdır. Yüzme bitince havuzda uzun kalınması önerilmez.

    Hamilelikte YOGA

    Yoga doğru nefesi öğreten gebe programları ile doğumu kolaylaştırıcıdır ve doğum anında faydası vardır. Doğru duruş şekli öğretildiği yogada doğum sonrası normal vücud şeklinize dönüşte de tüm egzersizler gibi etkilidir.

    Yoga hem zihninize, hem de bedeninize iyi gelir.Bunun dışında sabah bulantılarını azaltır.Postür bozukluklarını önler. Krampları azaltır. Kan dolaşımını hızlandırarak kas ve eklem ağrılarını azaltır.Ödemi tüm egzersizler gibi azaltıcaktır. Yoga doğumu kolaylaştırır. Öğrettiği doğru nefes ,doğru gevşeme, karın ve solunum kaslarını güçlendirerek etkili olur.

    GEBELİKTE PİLATES

    Artık sağlık bakanlığıda gebe programları düzenleyerek pilatesi etkinleştirmektedir .Pilates dengeli ve akıcı hareketlerle doğru nefes alıp vermeyi öğreterek etkilidir.Hem psikolojik hem de bedensel rahatlama sağlar Bel ve sırt ağrılarını azaltır . Ödemi azaltarak ,karın kaslarını ve pelvis kaslarını güçlendirip ,gevşemeyi öğretir.Doğumda çok yardımcı olacaktır .Pilates mutlaka eğitmen eşliğinde yapılmalıdır. Çeşitli büyüklükte toplar,sopalar,yastıklar kullanılarak yapılır.

  • Selülit, kadınların sevdalı tatlı başbelası

    Selülit ister zayıf ister normal ister şişman hemen hemen tüm kadınların hatta genç kızların her dönem hayatlarını olumsuz yönde etkileyen ,çok değişik yöntemlerle tedavi edilebilen bir sorundur. Eskiden beri en çok bilinen ve kullanılan yöntem: Mezoterapi.

    NEŞTERSİZ GÜZELLİK: Ciltteki lekelerden kırışıklıklara, saç dökülmesinden gençleşmeden zayıflamaya, sıkılaşmadan birçok estetik soruna çözüm olabilen mezoterapi, neştersiz güzelleşmenin en etkili yollarından biri. Mezoterapi; çeşitli ilaçların, vitaminlerin, minerallerin, enzimlerin ve aminoasitlerin birbirleriyle karıştırılmasıyla oluşturulan karışımların-kokteyllerin, deri ve deri altı dokuya enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen tedavi yöntemine verilen genel isimdir. Mezoterapi yöntemi, ‘mezoterapi tabancası’yla artık daha da kolay ve ağrısız. Bu tabancalar; derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar da sağlıyor. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlı!

    HER DERDE DEVA: Özellikle; derinin gençleştirilmesi, kırışıkların düzeltilmesi, bölgesel zayıflama, saç dökülmesi, selülit ve deri çatlaklarının giderilmesi tedavisi gibi amaçlar için uygulanır. Fransa’da 1950’lerde kullanılmaya başlanan bu yöntem, yıllar içinde dünyanın her yanında kabul görmüş ve son yıllarda estetik cerrahi girişimlerinin en önemli alternatifi haline gelmiştir.

    YAĞLARA VE KIRIŞIKLIĞA VEDA: Mezoterapi, ilk yıllarda daha çok bölgesel ağrıları gidermekte kullanılıyordu. Son yıllarda ise daha çok estetik amaçlarla kullanılır olmuştur. Yaşlanmanın etkilerini gidermek, kırışıklıkları ve sarkmaları düzeltmek, bazı yerlerdeki istenmeyen yağ birikimlerini eritmek, selülitli bölgeleri tedavi etmek, saç dökülmelerinde (bölgesel veya genel) saçın güçlenmesini sağlamak veya yeni saç çıkışını arttırmak amacıyla tercih edilir. Yüz, boyun, gerdan, göbek, kalça, bacaklar, kollar ve saçlar uygulama alanlarıdır.

    DAMARDAN ETKİ: Mezoterapi işlemi, aslında çok basit bir mantığa dayalıdır. Yukarıda belirtilen estetik sorunların giderilmesi için gerekli ilaçların ağızdan alınmaları veya damar içine verilmeleri, çeşitli sakıncalar doğurabilir. Ayrıca bu ilaçların etkili olabilmeleri için yüksek doz kullanılmaları gerekir. Oysa aynı maddeler, deri yoluyla sorunlu bölgelere verildiklerinde, kana karışma oranları daha azdır ve daha düşük dozlarda kullanılabilirler. Böylece bu ilaçlara bağlı yan etki olasılığı düşer.

    YAŞLI DERİYE TAMİRAT: Yüzde oluşan kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi için tercih edilen hyalüronik asit, yüksek konsantrasyonda vitaminler, elementler, koenzim, aminoasitler ve antioksidanlar; deri altı tabakadaki kollajen ve elastini güçlendirirler. Bu işlem aynı zamanda o bölgedeki kan dolaşımını hızlandırır. Derinin yaşlanmasına neden olan bozulmuş yapılar tamir edilirler. Tedavi sonrası deri daha parlak, daha canlı ve pürüzsüz hale gelir.

    SELÜLİTLER PARAMPARÇA: Yağı parçalamak amacıyla özellikle fosfotidilkolin tercih edilir. Ayrıca selüliti tedavi edebilmek için, antioksidan özellikte ve kan dolaşımını arttıracak yapıda başka maddeler de tedaviye eklenirler.

    DALGALI ETKİ: Son yıllarda ‘iğnesiz mezoterapi’ yöntemleri de uygulama alanı bulmaya başlamışlardır. Bu amaçla ultrasonografik dalgalardan veya iyontoforez yönteminden faydalanmaya çalışılır. Uygulanan maddeler, bu yöntemlerle deri yoluyla iğnesiz olarak etkili olacakları alanlara verilmeye çalışılır. Fakat etkinliği klasik iğneli yönteme göre daha azdır.

    UZMANINA SORMALI: Mezoterapi amacına göre, farklı teknikler de uygulanır. Uygulama sıklıkları, iğnelerin deriye veya deri altı dokuya ne kadar derinlikte gireceği ve hangi maddelerin kullanılacağı başlı başına bir uzmanlık ister. Uygulayıcıların bu maddeleri çok iyi tanımaları, yan etkilerini ve kimlerde kullanılıp kullanılmayacağını çok iyi bilmeleri gerekir.

    AĞRITMAYAN TABANCA: İğneler; elle yapılabileceği gibi, daha ağrısız olması amacıyla özel tabancalarla da uygulanabilir. Mezoterapi tabancaları; hem ağrı açısından daha konforludurlar, hem de derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar sağlarlar. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlıdırlar.

    HAMİLELER ASLA: Mezoterapi; gebelerde, emzirenlerde, diyabette (şeker hastalığı), kanser hastalarında, kan hastalıklarında, kalp ilaçları alanlarda, daha önceden kalp hastalığı geçirmiş olanlarda ve pıhtılaşma bozukluğu olanlarda kullanılmaz.

    MORARMA OLABİLİR: Bu yönteme bağlı yan etkiler sık görülmese de yok demek değildir. Uygulama sonrası bölgesel ödem ve morartı gibi etkilerin dışında bazen duyarlılık veya kaşıntı da olabilir. Fosfotidilkolin maddesinin kullanımı, özellikle dikkat ister. Yüksek dozlarda, bazen karaciğer üzerinde bile olumsuz etki gösterebilir. Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyonlar, deri dokusunda bölgesel hücre ölümü, yağ dokusunda düzensiz görünüm, iltihaplanma ve hücre ölümüne bağlı zor iyileşen yaralar gibi birçok istenmeyen durumun yanında, duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlarla karılaşma olasılığı vardır.

    DOĞRU ADRESE GİDİN: Bu yüzden mezoterapinin ciddi bir yöntem olduğunu ve yalnızca uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini unutmamak gerekir. Hasta seçimi, doğru ilaçların belirlenmesi, hangi yöntemin kullanılacağı ve hastaların tedaviye uygun olup olmamaları son derece önemlidir.

    GÜVENLİ VE AZ AĞRILI: Her şeye karşın mezoterapi ve diğer bölgesel uygulama yöntemleri; estetik cerrahi girişimlerine göre daha güvenli ve daha az ağrılı olmaları gibi avantajlarıyla, giderek artan bir ivmeyle kullanım alanı bulmuşlardır. Gelecek için; iğnesiz yöntemlerle, büyük yapıdaki maddelerin deriden geçip istenilen bölgelere gidebilmelerini sağlama amacını güden araştırmalar sürmektedir.

    CİLT LEKELERİNE C VİTAMİNİ SELÜLİTLERE KAFEİN!

    Mezoterapide birçok ilaç kullanılır. Bunlar özetle;

    Vitamin A: Üstderi hücrelerinin büyümelerini düzenler, kollajen ve elastini tamir eder.

    Vitamin B5: Hormon sentezi için ihtiyaç duyulan hücre içi enerji üretimini arttırır.

    Vitamin C: Kollajen ve elastin sentezini arttırır, ciltte lekelenmelere neden olan melanin maddesinin salınımını azaltır.

    Vitamin D: Kalsiyum sentezi için gereklidir.

    Vitamin E: Antioksidan özelliktedir; toksik (hücre için zararlı) maddelerle savaşır.

    Vitamin K: Mikro seviyedeki dolaşımı düzenlemede rol oynar.

    Amino Asitler: Deri dokusun temel yapı elemanıdırlar

    Silika, çinko, koenzimQ10, bakır peptidleri, üstderi büyüme faktörü, temel fibroblast büyüme faktörü vb. maddeler: Serbest radikallere karşı; antioksidan, enerji üretimi, hücre fonksiyonlarını düzenleme, iyileşmeyi arttırma, kollajen ve elastin dokularını uyarma gibi etkileriyle daha düzgün, gergin bir cilt görünümü, kırışıklıkların azalması ve lekelerin giderilmesi gibi etkiler gösterirler.

    Ayrıca; Fosfotidilkolin, hyalüronidaz, L-Karnitin, Kafein, Aminofilin gibi maddeler ise yağ metabolizması üzerine etkili olarak, bölgesel zayıflama ve selüliti giderme gibi amaçlar için tercih edilen maddelerden bazılarıdır.

    Bundan başka da birçok madde (hyalüronik asit, glutatyon, askorbik asit, glikolik asit, kalsyum piruvat, minoksidil, finasterid vb) tedavilerde yer alırlar.