Endoskopi genel bir ifade olup ucunda ışık ve kamera olan silindirik bir cihaz ile organların iç duvarlarının ve lümeninin incelenmesi işlemidir. Üst gastrointestinal sistem incelenmesi halk arasında endoskopi olarak adlandırılır.
Üst gastrointestinal işlem endoskopisi; ağız yolu ile girilerek sırasıyla yutak, yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının incelenmesi işlemidir. İşlem esnasında organların iç duvarları dikkatli bir şekilde incelenir, doku değişiklikleri, ülser odakları ya da normal görünüşün dışında farklı bir görüntüye sahip olan yerlerden özel aletler ile biyopsi dediğimiz doku parçaları alınır. Bu bölgelerde ufak kanamalar görülebilir. Bu geçici bir durum olup kanama- pıhtılaşma sistemi ile ilgili bir sorunu olmayan bireylerde hiçbir probleme neden olmaz. Biyopsi alınan kısımdaki doku çok hızlı bir şekilde kendini yenilemektedir. Halk arasındaki bazı inanışların aksine kanser düşünülen dokudan endoskopik biyopsi alınması onun yayılmasına neden olmamaktadır. Üst gastrointestinal sistem endoskopisi öncesinde hastalar 8-12 saat öncesinden yemek yemeyi kesmelidir. İşlemden önceki 4 saate kadar az miktarda su içebilir. Boğaz bölgesine o bölgenin uyuşmasını sağlayan bir sprey sıkılması ile işleme başlanır. Endoskopi işlemi ağrı verici bir işlem değildir. İç organlarda hava verilerek ilerlendiği için gerginlik hissi olabilir. İşlem konforu açısından damardan ilaç verilip bir uyku hali oluşturularak da işlem yapılabilir. Soluk borusu yemek borusundan ayrı olarak ilerlediği için hastanın soluk alıp vermekle ilgili bir problemi olmaz. Genel olarak tolere edilebilen bir işlem olmasına rağmen öğürme refleksi kuvvetli olan bireylerde ve işlemden korkan bireylerde anestezi uzmanından destek alınabilir. Hastaya işlem esnasında anestezi uzmanı tarafından uygun dozda ilaç verilir ve işlem yapılır. Bu ilaçların etki süresi çok kısa olduğu için ilaç verilmesi kesildikten çok kısa bir süre sonra hasta uyanır. Kullanılan ilacın artık etkileri nedeniyle işlem sonrası hastanın araç kullanmak gibi dikkat gerektiren işleri yapmaması, bu yüzden yanında ona refakat edebilecek biri ile gelmesi önerilir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte endoskopi yapılan yeni model cihazlarda HD görüntü sistemleri kullanılmakta olup bu sayede çok küçük ayrıntılar bile daha net görülebilmekte, ayrıca FICE,NBI ve I-scan gibi yüksek teknolojik görüntülemeler sayesinde lezyonlar çok hızlı bir şekilde normal dokudan ayırt edilebilmektedir. Teknolojik olarak yeniliklere ayak uyduran merkezlerde konusunda deneyimli uzman hekimlerin yaptığı endoskopik işlemler erken teşhislere olanak sağlayarak hayat kalitesini artırmakta ve çoğu zaman hayat kurtarmaktadır. Endoskopi işlemleri genel cerrahlar ve gastroenterologlar tarafından yapılmaktadır. genel cerrahlar bu işlemi daha çok hastanın operasyon ihtiyacı olup olmadığı açısından değerlendirirken gastroenteroloji uzmanları bu konuda daha ayrıntılı bir eğitim alıp lezyonları tanıma, gerektiğinde endoskopik müdahaleler, takip etme protokolleri, cerrahi gereksinim olup olmaması açısından değerlendirmektedir. bazen cerrahi öncesi klavuzluk işlemi için ameliyatın gerekli olduğu yerlere özel boyalar şırınga edilerek cerrahların işlerini kolaylaştırmaktadırlar.
Blog
-
Endoskopi nedir? Ne zaman kimlere kimler tarafından yapılmalıdır?
-

Öfke Kontrolü İçin 10 İpucu
Öfke kontrolü, yaşamı daha doğru yönetmek için çok çok değerlidir. Bazen iş ortamında ekip arkadaşlarımızla iletişim sırasında ister istemez, kimi zaman işler planlandığı gibi gitmeyebilir. Yetişkin bireyler olarak iş arkadaşlarımız sorumlulukları gereği birçok sorun ile gün içinde uğraşıyorlar. Ve bazen öyle anlar gelebiliyor ki, çok değer verdiğimiz ekip arkadaşımız ile yaşadığımız fikir ayrılığı, bizleri çileden çıkartabiliyor.
İşte tam da bu noktada, ekip arkadaşımızla iletişim sırasında daha sakin ve öfke kontrolü sağlanması konusunda size yol gösterecek 10 adım:
1. Öfke Kontrolü için Beyninizin mantıklı kısmını eğitin
Bol bol iş hayatında nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatan, serinkanlı ve sakin olmanın iletişimdeki önemini vurgulayan, bir ekip üyesi olmanın ne kadar önemli bir sorumluluk olduğunu hatırlatan eğitici makaleler okuyun. Davranışa geçmeden önce durup düşünmeyi alışkanlık haline getirin.
2. Ekip arkadaşlarınızın sizi iyi hissettirecek şekilde davranmasını beklemeyin
Başkaları, özellikle ekip arkadaşlarımız, bizim istediğimiz şekilde düşündüğü ve davrandığında kendimizi daha sakin ve kontrollü hissederiz. Bu olmadığında veya bunu sağlayamadığımızda ise gerginliğimiz artar. Bu çok doğal bir eğilimdir. Ancak her zaman istediğimiz koşulları sağlamamız mümkün olmayabilir. Buna hazırlıklı olmalı, durup sakinleşmeyi beklemeli, kendimizi gevşetecek (sakinleştirici bir müzik açmak gibi) yöntemlere başvurmalıyız.
3. Tetikleyicilerinizi bilin
Güçlü duygular davranışlarımızı etkiler ve tetikleyici etki yaratır. Her bireyin farklı duygular karşısında etkilenebilirliği farklıdır. İş hayatında yetişkinler için tipik tetikleyiciler şunlardır;
• Umutsuzluk
• Çaresizlik
• Yetersizlik
• Korku
• Suçluluk
Peki sizleri hangi duygular tetikler? Ekip arkadaşınızın hangi davranışının sizi en çok sinirlendirdiğini tespit edin. Vücudunuzun sinyallerini takip edin.
4. Neden bu davranışların sizi sinirlendirdiğini kendinize sorun
Geçmişte yaşadıklarınızı ve gelecekle ilgili korkularınızı gözden geçirin. Ekip arkadaşınızın bu davranışı sizi nasıl hissettiriyor, yetersiz mi, korkulu mu, suçlu mu? Bu duyguları hissettiğinizde kendinizi rahatlatmak için neler yapabileceğiniz ve nasıl sakinleşebileceğiniz üzerine düşünün ve notlar alın, bu duyguları hiissettiğinizde bunları hatırlamaya çalışın.
5. Öfke kontrolü kaybolmak üzere olduğunda bunu hemen fark edin!
Öfkelendiğinizde bundan sizin kadar ekibinizin de etkileneceğini unutmayın. Kendinizi gevşetmek ve zor duygularla baş etmek çok önemlidir.
6. Gerçekçi beklentilere sahip olun
Kendiniz ve ekip arkadaşlarınızla ilgili makul ve gerçekçi olun. Kendi kendinize bunu yapamıyorsanız bu konuda ekip arkadaşınız veya ekip liderinizden size hatırlatmaları ve destek olmaları için yardım alın.
7. Geçmişin yaralarını sarın
Kendi geçmişinizden getirdiğiniz korkular ve yanlış öğretilerden kurtulun. Kendi eksiklerinizi kapatmak için ekip arkadaşlarınıza yük yüklemeyin.
8. Güç mücadelelerinden sakının
Bu konuda yol gösterici olan çok değerli bir çocuk şarkısını hatırlarsınız: Bir köprüde kaşılaşmış iki inatçı keçi… diye devam eder. Güç mücadelesi karşılıklı inatlaşmaya dönerse, bu durumun kazananı olmaz. İnatlaşma, iletişimi başarıya götürmeyeceği gibi, muhtemel iletişim kazalarını beraberinde getirecektir. İşte bu sebeple, öfkelendiğinizde ekip arkadaşınızla güç mücadelesine girmekten sakının. Kendiniz ve ekibinize karşı gerçekçi bir perspektifte kalın.
9. Olumsuz kurgulardan uzak durun
Eğer endişeli bir yapınız varsa iş görev ve sorumluluklarınız hakkında korkutucu düşünceler zihninizi işgal edebilir. Kafanızdaki bu olumsuz düşünce ve görüntüleri tam tersi olanlarla değiştirmeye çalışın.
10. Egzersiz yoluyla stresinizi atın
Gevşeme ve nefes egzersizleri yapmayı öğrenin. Bir spor dalını amatör olarak haftada 2 kez uygulayın. Bedeni kontrol ettiğinizde, düşüncelerinizi ve ruhunuzu daha doğru yönetirsiniz.
-
Kolonoskopi kim tarafından kimlere ve nasıl yapılmalıdır?
Kolonoskopi kalın bağırsağın ucunda ışık ve kamerası olan özel bir aletle kısmen ya da tamamen incelenmesi işlemidir. Bu sırada işlem öncesinde açılan bir damar yolundan hastanın rahatlamasını sağlayan bağırsak kaslarını gevşeten ve ağrıyı önleyen birtakım ilaçlar verilir.
Dünya genelinde hasta açısından daha konforlu olduğu için kısa süreli sedasyon ile işlem yapılmaktadır. Hastaya işlem esnasında anestezi uzmanı tarafından uygun dozda ilaç verilir ve işlem yapılır. Bu ilaçların etki süresi çok kısa olduğu için ilaç verilmesi kesildikten çok kısa bir süre sonra hasta uyanır. Kullanılan ilacın artık etkileri nedeniyle işlem sonrası hastanın araç kullanmak gibi dikkat gerektiren işleri yapmaması, bu yüzden yanında ona refakat edebilecek biri ile gelmesi önerilir.
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte endoskopi yapılan yeni model cihazlarda HD görüntü sistemleri kullanılmakta olup bu sayede çok küçük ayrıntılar bile daha net görülebilmekte, ayrıca FICE,NBI ve I-scan gibi yüksek teknolojik görüntülemeler sayesinde lezyonlar çok hızlı bir şekilde normal dokudan ayırt edilebilmektedir. Teknolojik olarak yeniliklere ayak uyduran merkezlerde konusunda deneyimli uzman hekimlerin yaptığı endoskopik işlemler erken teşhislere olanak sağlayarak hayat kalitesini artırmakta ve çoğu zaman hayat kurtarmaktadır. Gastroenteroloji uzmanları bu işlemlerin daha ayrıntılı bir şekilde yapılması üzerine 3 yıl süreyle ayrıntılı bir eğitim sürecinden geçmektedir.
-
Kolonoskopi kimlere ne zaman yapılmalıdır?
Kolonoskopi kalın bağırsağın ucunda ışık ve kamerası olan özel bir aletle kısmen ya da tamamen incelenmesi işlemidir. Bu sırada işlem öncesinde açılan bir damar yolundan hastanın rahatlamasını sağlayan bağırsak kaslarını gevşeten ve ağrıyı önleyen birtakım ilaçlar verilir.
Dünya genelinde hasta açısından daha konforlu olduğu için kısa süreli sedasyon ile işlem yapılmaktadır. Hastaya işlem esnasında anestezi uzmanı tarafından uygun dozda ilaç verilir ve işlem yapılır. Bu ilaçların etki süresi çok kısa olduğu için ilaç verilmesi kesildikten çok kısa bir süre sonra hasta uyanır. Kullanılan ilacın artık etkileri nedeniyle işlem sonrası hastanın araç kullanmak gibi dikkat gerektiren işleri yapmaması, bu yüzden yanında ona refakat edebilecek biri ile gelmesi önerilir.
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte endoskopi yapılan yeni model cihazlarda HD görüntü sistemleri kullanılmakta olup bu sayede çok küçük ayrıntılar bile daha net görülebilmekte, ayrıca FICE,NBI ve I-scan gibi yüksek teknolojik görüntülemeler sayesinde lezyonlar çok hızlı bir şekilde normal dokudan ayırt edilebilmektedir. Teknolojik olarak yeniliklere ayak uyduran merkezlerde konusunda deneyimli uzman hekimlerin yaptığı endoskopik işlemler erken teşhislere olanak sağlayarak hayat kalitesini artırmakta ve çoğu zaman hayat kurtarmaktadır. Gastroenteroloji uzmanları bu işlemlerin daha ayrıntılı bir şekilde yapılması üzerine 3 yıl süreyle ayrıntılı bir eğitim sürecinden geçmektedir.
-

Karne Tatili ve Yaz Döneminde Çocuklar Ne Yapsın?
Karne konusunu geride bıraktığımıza göre sıra geldi yaz tatilinde çocukların ne yapacaklarına… Benim gibi mahallede arkadaşlarıyla mutlu bir çocukluk geçirmiş yetişkinler için biraz şaşırtıcı olsa da dışarı çıkma imkanı bulamayan çocuklar için yaz okulları son derece faydalı.
80ler döneminde belki de şanslı çocuklarıydık bizler. Sokakta yola koyduğumuz iki taş bizim kalemiz olurdu, mahalledeki boş arsalarda saklambaç, ebecilik, çukur, mors, üçgen, baş-başaltı, çivi oynardık. On tane çocuk bir araya gelir, üç mahalle ötedeki bir başka sokaktaki arkadaşlarımızla maç yapmaya hep beraber toplanıp giderdik.
Anne ve babalarımız için bir sorun teşkil etmezdi sokakta oynarken ortadan kaybolmamız ve üç mahalle öteye maç yapmaya gitmiş olmamız, çünkü bilirlerdi biz yolda giderken bakkal amcamızın, terzi amcamızın gözü hep bizlerin üzerinde olurdu aslında. Mahallede abilerimiz, ablalarımız olurdu, bizlere top oynamayı gösteren, birbirimize nasıl davranacağımız konusunda rol modelimiz olan… Sabahtan akşam hava kararana kadar sokakta oynardık, acıktığımızda en yakındaki arkadaşımızın evine gider, onlarca çocuk sırayla suyumuzu içer, ekmek üzerine yağ sürüldüğünde şeker ya da tuz serperdik, hatta şanslıysak ekmek üzeri salça olurdu bazen, afiyetle mideye indirip, oyuna dönerdik.
80ler döneminde benim çocukluğum böyle geçti. Lakin gel gelelim, sene oldu 2020!
Çocuklarımızın oyun oynayacakları sokaklar da kalmadı, oyun alanları binalarla doldu, eskiden taştan kaleler yapıp futbol oynadığımız sokaklar arabayla doldu. 80ler dönemindeki yaşam koşul ve ortamının kalabalıklaşması ile birbirini tanıyan mahalle kültürü yok oldu, artık sitelerde yaşayan aileler kapı komşusunun kim olduğunu bilmeden yaşıyorlar. İşte böylesi bir ortamda yaz okulları genelde tüm çocuklar için, ama özellikle yaz tatilini çeşitli nedenlerle yeterince verimli geçiremeyen, evden dışarı çıkma imkanı kısıtlı, sosyal olarak izole çocuklar için oldukça faydalı olmaktadır.
Ayrıca bilgisayar ve televizyona düşkünlük gösteren çocuk ve gençler için de yaz okulları çok iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Gün boyu evde oturup saatlerce bilgisayar oynayıp televizyon izlemek yerine spor ve sanatsal faaliyetlere katılmak çok daha sağlıklı bir uğraş olacaktır. Bu okul etkinliklerinin yapılandırılmış olması da çocukların daha programlı bir tatil dönemi geçirmelerine, zamanı daha verimli kullanmalarına katkıda bulunacaktır.
Yaz Okuluna Ne Zaman Başlanmalı?
Tüm kış okula giden ve tatil özlemi içinde olan bir öğrencinin okul kapanır kapanmaz yaz okulu başlaması çok uygun olmayabilir. Çocuğun en azından birkaç hafta tamamen serbest bir dinlenme süreci geçirmesi, daha sonra ebeveynle birlikte değerlendirdikleri bir yaz okulu programını seçip başlaması daha doğru olacaktır. Çocuk, okul kelimesinden yola çıkarak yaz okulu fikrine karşı çıkabilir, ödev ve sınavla ilgili bir sürece gireceğini zannedebilir. Bu durumda doğru bir şekilde bilgilendirilmeli, bunun bildiğimiz okuldan farklı olduğu, eğlenceli, sportif ve sanatsal faaliyetler, eğitici oyunlar içerdiği anlatılmalıdır. Çocukla birlikte okulların etkinlikleri gözden geçirilmeli, sonrasında okul birlikte görüldükten sonra kayıt yaptırılmalıdır. Yani yaz okulu seçim sürecine çocuk da katılmalıdır.
Çocuğunuzun İlgi Alanına Göre Seçim Yapın
Okul seçilirken çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına uygun etkinlikler içermelidir. Örneğin dışa dönük, hareketli çocuklar yüzme, futbol gibi sporları yapabilecekleri okulları rahatlıkla tercih edebilirler. Öfke kontrolünde sorun yaşayan dürtüsel çocuklar için yine benzer seçenekler uygun olacaktır. Bu onların istenmeyen dürtülerini daha sağlıklı dışa vurmalarını sağlayacaktır. Sosyal becerileri zayıf, akran ilişkilerinde zorluk yaşayan çocuklar için gezi, takım sporları, tiyatro ve izcilik gibi etkinlikler içeren yaz okulları önerilebilir. Bu süreçte hem yaşıtlarıyla iletişimi daha yoğun olarak sosyalleşecek, hem de becerilerinin gelişmesiyle kendine güveni artacaktır. Dikkat eksikliği açısından, dikkat becerileri zayıf çocuklar için de satranç iyi bir uğraş olacaktır. Aile içinde iletişim sorunları yaşanan, huzursuz bir ev ortamı olan çocuklar da yaz okuluna giderek hem bu ortamdan kısmen uzaklaşmış olur, hem de resim, müzik gibi çalışmalara katılarak gerginliklerini atabilirler.
Okul seçilirken dikkat edilmesi gereken bir konu da ulaşımdır. Yolda uzun zaman geçirmesi çocuğun yorulmasına ve bir süre sonra motivasyon ve alınan keyfin azalmasına yol açacaktır. Yurtdışı yaz okulları düşünülüyorsa çocuğun evden uzaklaşmaya yeterince hazır olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Gençlerde bu tip sorunlar daha az yaşansa da küçük yaş gruplarında ayrılma kaygısı gibi bir problem ortaya çıkarak sürecin yarım kalmasına neden olabilir.
-
Mide ağrısından yakınanlar nelere dikkat etmelidir?
Karın üst bölgesinden başlayan çeşitli yerlere yayılan ağrılar genellikle mide problemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu yakınmaya zaman zaman bulantı, kusma, midede ekşime eşlik edebilir. Bazen o kadar şiddetli olur ki kalp krizi ağrısı ile bile katılabilir.Nedenlerine bakacak olursak mide ile ilgili hastalıklar, diyet düzensizlikleri, alkol ve sigara kullanımı gelmektedir. Mide ile ilgili hastalıkların çoğunda mide ağrısı görülmektedir. Ancak mide ağrısının süresi ve yayılımı hastalığa göre değişiklik göstermektedir. Uzun süren mide ağrısı şikayeti mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.
-

Ders Çalışırken Ya da Sınavda Dikkat Neden Dağılır?
Çocukluk döneminin en sık görülen bozukluklarının başında DEHB, yani dikkat yönetimi ve davranış kontrol sorunları gelmektedir. En sık karşılaşılan dönemse çocukların okula başladığı ilk dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Dürtü; kişiyi eyleme yönlendiren ve bu yaptığı eylemi sonuçlarını düşünmeden uygulamaya koymaktır. Dürtüyü bozukluk yapan durumsa ona engel olamama durumudur.
Öğrencide Sınıf Ortamında DEHB BELİRTİLERİ:
-
Bu çocuklar sınıf içerisinde uyum bozuklukları gözlenir.
-
Dersi takip etmede güçlük yaşarlar.
-
Yerinde duramama sıkıntısı vardır.
-
Sıklıkla başkalarının sözünü kesme eğilimindedirler.
-
Çevreleri tarafından genellikle sakar olarak nitelendirilirler.
-
Yüksek sesle konuşma, korkusuzlukları ve cesaretleri ile dikkat çekebilirler.
Görülme sıklığı sanıldığından daha sık bir oranı kapsamaktadır.% 4-8 gibi bir oranda görülmektedir; bu da 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1-2 öğrenci görülebileceği anlamına gelmektedir. Bu bakımdan okulda sınıf ve rehber öğretmeniyle iletişim halinde olmak önemlidir. Ev içerisinde çok hareketli olan çocuk okulda da benzer davranışları sergiliyorsa uzman desteği almak faydalı olacaktır. Dürtü kontrol bozukluğu yaşayan çocukların genellikle bunu çocukluk döneminde yaşadığı ve sonra bu belirtilerin ortadan kalktığı gibi yanlış bir kanı da mevcuttur. Yaş büyüdükçe belirtilerde değişmektedir yani ortadan tamamen kalkma gibi bir durum söz konusu değildir. Örnek vermek gerekirse okul döneminde sırasında beklemekte güçlük çeken çocuk yetişkin olduğunda araç kullanırken ışıkta beklemekte güçlük çekebilir diyebiliriz.
DEHB – Dikkat ve Odaklanma Sorunu ve Davranışları Kontrol Sorunu NEDENLERİ:
Genel olarak odaklanma ve hareket bozukluğunun nedenlerinden söz edecek olursak aşağıdaki nedenler karşımıza çıkmaktadır.
-
Genetik faktörler
-
Çevresel etkenler
-
Nörolojik faktörler
-
Biyolojik etkenler
-
Psikososyal etkenler
DEHB – Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu TEDAVİSİ
Çocuğun ya da gencin yapısal zorluklarından kaynaklanan davranış sorunları ve okul başarısızlıkları devam edecektir. Çevresinden olumsuz eleştiriler alma riski artacaktır. Bütün bunlar çocuğun ya da gencin ikincil sorunlar geliştirmesine yol açacaktır. Yani okul başarısızlıkları ileride iş yaşamındaki başarısızlıklara; arkadaş ve aile ilişkilerinde yaşadığı sorunlar da ileride sosyal ilişkilerinde hatta evlilik yaşamında sorunlar yaşamasına yol açabilecektir. Yine depresyon, davranım bozukluğu gibi ek başka psikiyatrik bozukluklar da söz konusu olabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan tanının bir çocuk psikiyatrisi tıp doktoru tarafından muayene ve değerlendirme ile doğru konması ve sonrasında tedavisi çok önemlidir.
-
-

Dispepsi nedir? (şişkinlik, gaz, hazımsızlık)

Dispepsi halk arasında karnın üst kısımında belirgin, dolgunluk, sişkinlik, erken doygunluk, hazımsızlık, bulantı kısacası rahatsızlık hissi şeklinde ifade edilen bulguların tümünü içeren tıbbi bir terimdir. Bu belirtiler stresli zamanlarda artabilir. Dispepsiyle birlikte göğüs alt bölgesinde bir yanma şikayeti de oldukça sık görülmektedir. Kadın ve erkeklerde her yaş grubunda görülebilir.Aşırı alkol kullanımı, aspirin gibi mideyi tahriş eden ilaçlar, sindirim kanalında ülser gibi bozukluklar ve endişe hali ya da depresyon gibi duygusal sorunlar riski artıran faktörlerdir.
Dispepsi erişkin nüfus arasında %25 sıklıkla görülür ve doktora başvurunun önemli sebeplerinden biridir. Dispeptik yakınmaların çok çeşitli nedenleri vardır. Olguların %50’sinde bu nedenlerin hiçbiri olmadan da dispepsi görülebilir. İşte altta yatan organik bir hastalığa bağlı olmadan hissedilen bu şikayetlerin ortak adı ‘’fonksiyonel dispepsi veya non-ülser dispepsidir”.
Ülser benzeri dispepsi: İyi lokalizasyon gösteren ,sıklıkla açlıkla artan ve gıda veya antasit alımı ile hafifleyen üst batın ağrısı
Dismotilite benzeri dispepsi: Hastanın mide barsak hareketlerinde koordinasyon bozukluğu vardır. Zayıf lokalizasyon gösteren, yemeklerle artan, şişkinlik, erken doyma, bulantı ve kusma ile hissedilebilen rahatsızlık hissi
Reflu benzeri dispepsi: Çok belirgin olmayan heartburn (yanma) ve/ veya regürjitasyon(ağza acı su gelmesi) ile birlikte görülen üst batında rahatsızlık veya ağrı hissi
Sınıflandırılamayan dispepsi
Ne yazık ki bu subgruplama ile fonksiyonel dispepsi ile organik dispepsi ayırımı güvenilir bir şekilde yapılamamaktadır. Dispepsili hastaların üst GİS değerlendirilmesinde altın standart tanı yöntemi endoskopidir.
Dispepsi nedenleri:
1- İlaçlar (Aspirin, ağrı kesici ilaçlar, antibiyotikler, teofilin, digital, demir içeren ilaçlar, anti-aritmik özelliği olan bazı kalp ilaçları- kinidin gibi-, bazı tansiyon düşürücü ilaçlar, doğum kontrol ilaçları)
2- Alkol
3- Mide barsak sistemi ile ilgili hastalıklar (Mide-duedenum ülseri, reflü hastalığı, çeşitli paraziter hastalıklar, mide kanseri, gastroparezi, kronik barsak iskemisi)
4- Safra yolları ve karaciğer ile ilgili hastalıklar (Taşlı keseye bağlı biliyer kolik ağrıları, akut kolesistit, koledok taşı, hepatitler, hepatobiliyer kanserler)
5- Pankreatik hastalıklar (kronik pankreatit, pankreatik kanserler)
6- Sistemik hastalıklar (Diabetes mellitus, tiroid hastalıkları, kronik renal yetmezlik, iskemik kalp hastalıkları, karın içi çeşitli kanserler)
7- Hamilelik
8- Nadir görülen diğer bazı hastalıklar (Ailevi Akdeniz ateşi, porfiriler gibi)
Fonksiyonel dispepside yukarıda sayılan nedenlerin hiç biri olmamasına rağmenolgularda
bulantı, şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma gibi şikayetler vardır.
Dispepsi belirtileri nelerdir:
– Mide yanması
– Karın ağrısı
– Şişkinlik
– Geğirme ve gaz
– Bulantı ve kusma
– Ağızda acımsı veya asitli tatNasıl tanı konur?
Dispepsi şikayetleriniz varsa daha ciddi bir durumun varlığını ekarte etmek için mutlaka doktorunuza gidin. Çünkü dispepsi geniş bir kavramdır, altında çeşitli hastalıklar gizlenebilir. Doktorunuz altta yatan başka hastalıkları araştıracaktır. Bu amaçla birçok kan testi yapabilir, görüntüleme tetkikleri isteyebilir. Yemek borusunu, mideyi ve bağırsakları daha iyi incelemek için endoskopi isteyebilir.
Tedavi:
Dispepsiye neden olan yemekleri saptamak için bir yemek günlüğü tutulması da çok faydalı olacaktır. Bazen kalp krizleri de dispepsiye benzeyen belirtilere yol açabilir. Bu şikayetler aniden başladıysa ve sizin için olağan dışıysa ve ayrıca nefes darlığı, terleme veya çeneye, boyuna, kola yayılan ağrıyla birlikteyse derhal doktora başvurmak gerekir. Genelde en önemli husus hasta ve hekim ilişkisinin iyi olmasıdır. Hastanın güven duyacağı bir ortam oluşturulmalıdır.
Hastaya güven vermesi bakımından semptomların patofizyolojisi hakkında bilgi verilmelidir. Kronik semptomu olan hastalarda başvurma sebebi, hastanın korkuları (kanser fobisi vb.) yaşam stresi (iş, aile, kişisel ilişkiler, okul vb.), diyetteki değişiklikler, kullanılan ilaçlar ve hastanın psikolojik durumu sorgulanmalıdır. Yaşam şeklindeki değişiklikler: Aşırı alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Küçük porsiyonlu öğünler postprandiyal semptomları azaltabilir. Hastalara stres azaltıcı önlemler (egzersiz, yemeklerin düzenli olması, uyku düzeni vb.) ve uğraşlar (meditasyon, relakzasyon kürleri vb.) önerilebilir.
– Bir oturuşta çok fazla yemek yemeyin.
– Baharatlı yemeklerden kaçının.
– Turunçgiller ve domates gibi yüksek miktarda asit içeren gıdaları tüketmeyin.
– Sigarayı bırakın.
– Alkollü içeceklerden uzak durun.
– Kafeinli ve gazlı içecekleri tüketmeyin.
-Karnınızı sıkan dar giysilerden kaçının. Bunlar mideye baskı yaparak içindekilerin yemek borusuna geçmesine neden olur.
-Yedikten hemen sonra yatmayın veya uzanmayın.
-Son yediğiniz yemekle yatma saatiniz arasında 2-3 saat olsun.
-Yatağın baş ucu ayak ucundan en az 15 cm. yüksekte olsun. (Yüksek yastık değil, yatağın başucunu altına kitap gibi bir şeyler koyarak yükseltin veya özel reflü yastıkları kullanın) Böylece yatarken yediklerinizin yemek borusu yerine, bağırsaklara doğru akışı sağlanır.İlaç tedavisi:
Antisekretuar ilaçlar: H2 reseptör antagonistlerinin kullanımı plasebo ile karşılaştırıldığında ancak %20 oranında daha fazla fayda sağlamaktadır. Proton pompa inhibitörleri (PPI) ile tedaviye yanıt veren hastalarn çoğunlukla reflü tipi dispepsi ve predominant olarak epigastrik ağrı yakınması olanlardır. PPI ile %50 semptomatik düzelme elde edilmektedir. Yanıt veren olgular aralıklı olarak, semptomatik dönemlerde 2-4 hafta tedavi edilmelidir.
Prokinetik ajanlar: Güvenli olmamaları nedeniyle fonksiyonel dispepside kullanımı tartışmalı konuma gelmiştir. Sisaprid üretici firma tarafından kalbde QT uzaması ve kardiyak aritmilere neden olabilmesi nedeniyle piyasadan çekilmiştir. Domperidon bir çok ülkede kolaylıkla temin edilebilmesine rağmen ABD’de kullanılmamaktadır. Bulantı şikayeti belirgin olanlarda ve postprandiyal şikayetleri olan hastalarda tercih edilebilir. ABD’de metokolopramide kullanılan tek ajandır. Ancak yüksek MSS yan etkileri ve ektrapiramidal yan etkileri nedeniyle kronik kullanımı önerilmemektedir.
Viseral duyarlılığı etkileyen ilaçlar: Fedotozine, somatostatin analogları, trisiklik antidepresanlar
Diğer ajanlar: Antispazmodikler(buskopan vb.), antimeteorizan ajanlar(meteospasmly vb.) sucralfate, pankreatik enzim preparatlar(pankreoflat vb.). Bunlar spazm çözücü gaz giderici ilaçlardır.
Antidepresanlar: Bu ajanların etkileri psikiyatrik etkilerinden bağımsız olarak uykuyu düzeltmeleri, viseral duyarlılığı azaltmaları sonucunda olmaktadır.
İlaç tedavisi, semptomlar yaşam tarzındaki değişikler düzeltildikten sonra da devam ediyorsa uygulanmalıdır. İlaç kombinasyonları denenebilir. Tedavi intermittant olarak semptomların arttığı dönemlerde uygulanabilir. Refrakter dispepside psikiyatrik destek önerilebilir.
-

Çocuklarda Zeka Testi
Çocuklar bilişsel, duygusal ve fizyolojik boyutta bireysel farklılıklara sahiplerdir. Aynı zamanda çocukların belirli yaş aralıklarında kazanmaları beklenen bazı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim özellikleri vardır. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre sahip olduğu özellikleri, çocuk hakkında bize ipuçları verir. Örneğin, bazı çocuklar kendi yaş grubundan daha ileri bir yaşın işlevlerini yapabilirken, bazı çocuklar kendi yaşına uygun olanları yapmakta zorlanabilir.
ÇOCUKTA ZEKA DÜZEYİ TESPİTİ ve DİKKAT ÖLÇÜMÜ NASIL YAPILIR?
Zeka testi olarak adlandırılan ölçme araçları; çocuğun öğrenme, anlama, kavrama, yorumlama, ilişkilendirme, soyut düşünme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel yeteneklerini ölçmeyi hedefler. Zeka testleri, çocuklardaki üstün zihin gücünü ortaya çıkarılabilirken, aynı zamanda ayırıcı tanı ve teşhis konusunda önemli ipuçları sağlar.
Çocukta Zeka testi uygulamasının mutlak gerekli görüldüğü bazı durumlar şunlardır:
-
Öğrenme Güçlüğü,
-
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu,
-
Akademik Başarısızlık,
-
Sınav Kaygısı,
-
Okul Fobisi,
-
Algılama ve Anlama Güçlüğü,
-
İletişim Güçlükleri,
-
Okula Uyum Sorunları,
-
Özgüven Eksikliği,
-
Davranış Problemleri,
-
Algılama ve Anlama Güçlüğü,
-
Sosyal Kaygılar,
Çocukta Zeka Ölçümü: Wechsler Zeka Ölçeği (WISC-R)
6-16 yaş arası çocukların zeka aralığını, sayısal ve sözel zeka düzeyini, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek amacıyla uygulanan bir zeka testidir. Sözel Zeka Bölümü ve Performans Zeka Bölümü olmak üzere iki bölümden oluşur. Her bölüm kendi içinde 5 alt test barındırır ve böylece birden fazla beceri alanındaki yeteneklerin ölçülmesi hedeflenir.
Sözel Alt Testler, sol beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:
-
Bilgiyi Akılda Tutma ve Geri Üretme,
-
Sözel Sentezleyebilme,
-
Benzerlikler Kurabilme,
-
İfade Becerisi,
-
Sözel Muhakeme Becerisi,
-
Kısa Süreli Hafıza
Performans Alt Testler, sağ beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:
-
Görsel Hafıza,
-
Görsel Dikkat,
-
Neden-Sonuç İlişkisi Kurabilme,
-
Görsel Analiz ve Sentez Yapabilme,
-
Parça-Bütün İlişkisi Kurabilme,
-
Görsel Bilgi Öğrenme Hızı ve Kısa Vadede Kullanabilme,
Wısc-R testi sonucunda elde edilen IQ skoru, uzmanlar için klinik değerlendirmede anlam ifade ederken, performans ve sözel becerilerin alt testlerle değerlendirilmesi, çocuğun zihinsel haritasına erişmeyi sağlar ve bilişsel yetenekleri ile ilgili profil ortaya çıkarır.
-
