Blog

  • 1-7 aralık iltihabı bağırsak hastalıkları farkındalık haftası nedeniyle

    Bağırsak iltihabı hastalıkların oluşumunda otoimmunite büyük rol oynamaktadır. Otoimmunite ile ilgili bilgi almak isteyenler otoimmunite ile ilgili makalemi okuyabilirler. İltihabı bağırsak hastalıklarını tetikleyen bir takım faktörler mevcuttur. Bunların başında ailesel yatkınlık varken bunun yanında beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, alışkanlıklar ve geçirilmiş enfeksiyonların da büyük katkısı vardır. Karın ağrısı, ateş, kilo kaybı, kanlı ishal en çok karşılaşılan belirtilerdir. Hastalığın tutulum alanına göre belirtiler değişiklik gösterebilir. Hastalıkta göz, deri ve eklemler gibi bağırsak dışı tutulumda görülebilir. Tanı için kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri, endoskopi ve kolonoskopiden faydalanılır.Tedavide genel itibarı ile aminosalisilatlar, kortikosteroidler, antibiyotikler, immunsupresan ilaçlar kullanılabilir.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedenleri ve İpuçları

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedenleri ve İpuçları

    Çocuğun okul, ev ve sosyal ortamında yapılacak düzenlemeler ile dikkat becerisini nasıl daha verimli kullanabileceği konusunda gelişmeler sağlanır. Okulda sınıf ortamında düzenlemeler yapılması mümkündür. Dikkat eksikliği bozukluğu olan öğrencinin, pencere kenarında değil, duvara yakın ve ön sırada oturması önerilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörokimyasal temelleri olan bir rahatsızlık olduğu bilinir. Yani hiperaktif çocuk bu davranışları şımarıklığından veya anne- babanın evde disiplin vermemesi nedeniyle yapmaz. Bu nedenle öğretmenler çocuğu veya anne-babayı suçlar tarzda bir yaklaşım sergilememeye özen göstermeli, aksine, tedavi konusunda destekleyici ve motive edici bir tavır göstermelidir. Hiperaktif çocuğu ve ailesini anlayabilmek ve onlara en doğru şekilde yardımcı olabilmek için öncelikle bozukluğu tanımak çok önemlidir.

    Öğrencinin sahip olduğu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na bağlı olarak dikkatinin çabuk dağıldığı göz önünde bulundurularak, sınıf içinde hareketli görevler vermek ona kendisini toparlaması için zaman kazandıracaktır. Derste etrafla ilgilendiği veya dalıp gittiği fark edildiğinde, öğrencinin dikkatini konuya çekmek üzere sözel uyaran verilebilir. DEHB’si olan öğrencinin sürekli olumsuz davranışlarına odaklanmak yerine, olumlu davranışlarını ön plana çıkarmak olumlu davranışların artmasını sağlayacaktır. Görevlerini düzgün yaptığı zamanlar gözden kaçırılmamalı, olumlu mesajlar vererek ödüllendirilmelidir.

    DEHB’Sİ OLAN ÇOCUKLARIN YAŞITLARINDAN FARKLARI

    Dikkat eksikliği bozukluğu olan öğrenciler, kendinden, zekâsından beklenenin altında bir başarı gösterebilirler. Bir sınavdan yüksek not alırken, başka bir sınavdan düşük bir not alırlar. Son derece iyi bildiği bir konudan çıkan soruyu, doğru okumadıkları için yanlış cevapladıkları görülür. Soruyu doğru okusalar da, cevaplarken işlem atlayabilirler. Uzun metinlerin olduğu soruları da sabırla okuyamazlar. Sınavlarda zamanı iyi kullanamadıkları için tüm soruları okuyup cevaplayacak za- manları kalmaz. Dersleri takip etmek, dinlemek, uygulamak, günlük programı takip etmek bu çocuklar için zordur. Yönergeleri takip etmede, anlamada ve uygulamada zorluk çekerler. Bu durum sadece okulda değil, günlük yaşantıda da sorunlar yaşanmasına sebep olur ve sınırları zorlayan, söz dinlemeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen, davranış sorunları yaşa- yan çocuklar haline dönüşebilirler.

    Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu olan öğ- renciler, diğer öğrencilere göre daha yaratıcı, daha özgür dü- şünceli ve sıcakkanlı olma eğilimindedir. DEHB’li öğrencinin sahip olduğu özel yeteneklerin ortaya çıkartılabilmesi için, aile içi sağlıklı iletişimin çok iyi kurulmuş olması gereklidir. Bu sayede DEHB’li çocuk uygunsuz arkadaşlıklar ve kötü alış- kanlıklar yerine, yaratıcı zekâsını ve dürtülerini olumlu yönde kullanmayı öğrenecektir. Hareketliliğini anlamlı şekilde bir takım sporuna yönlendiren DEHB’li çocuk için, takım sporu tedavide de önemli bir adım olacaktır.

    YETİŞKİNLERDE GÖRÜLEN DEHB’NİN ZORLUKLARI NELERDİR?

    Yetişkin DEHB’li bireylerde hiperaktivite bozukluğuna bağlı yaşanan sıkıntılar yaşla birlikte azalmış olsa da, dikkat bozukluğuna bağlı sorunlar yaşamı olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Özellikle iş yaşamında dikkatin odaklanması ve sürdürülmesi gereken durumlarda yaşanan sıkıntılar sebebiyle, çok sayıda iş değiştirmek zorunda kalınması mümkündür. Dikkatin yürütücü fonksiyonlarında (odaklama-sürdürme) yaşanan sorunlar sebebiyle dikkat becerisi gerektiren işlerde sorunlar yaşanmaktadır, örneğin araç kullanılması. Tedavide öncelikle tanının doğru konulması çok önemlidir, çünkü dikkati odaklama konusunda yaşanan sorun birçok başka psikiyatrik hastalıkla benzer bir bulgudur. Psikiyatrik muayene sonrası tanı konulan yetişkin DEHB’lilerde ilaç tedavisi, neurofeedback terapisi ve davranışçı bilişsel terapi uygulanabilir.

  • Otoimmun hastalığı olan bireyler dikkat

    Sahip olduğumuz hücreler kendi içlerinde özel bir iletişim yolu ile anlaşmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Vücuda alınan yararlı gıdalar ve zararlı gıdalar da aynı şekilde hücreler tarafından tanınarak; eğer yarar verecekse dost ,zarar verecekse düşman olarak algılanır. Düşman olarak algılanan gruba saldırıya geçerek kendi bütünlüğünü korur. Ancak bazı kişilerde bu durum farklı işleyebilir. Genetik, çevresel, mikrobik ve diyetetik faktörlerin etkisiyle normalde reaksiyon oluşturulmayacak durumlarda hücreler düşman olarak algılar ve saldırıya geçer. Bağışıklık sistemi bu hücrelere karşı antikorlar oluşturur.

    Bu durumda biz otoimmun hastalıklardan bahsederiz. Bu hastalıklarda hedef organa göre hastalık adı değişir. Çölyak hastalığı, iltihabı bağırsak hastalığı, otoimmun karaciğer hastalığı, primer biliyer siroz, otoimmun pankreatit, otoimmun gastrit, sindirim sisteminde görülen otoimmun hastalıklara örnektir. Bunun dışında Tip 1 diyabet, hashımato tiroiditi, romatoid artrit, sistemik lupus, psöriazis gibi birçok organ ve sistemi tutan otoimmun hastalık mevcuttur. Maalesef ki otoimmun hastalıklardan biri görüldüğünde diğerlerinin de görülme sıklığı o birey için artış göstermektedir.

  • Dikkat Eksikliği Mi? Yoksa Disiplin Sorunu Mu?

    Dikkat Eksikliği Mi? Yoksa Disiplin Sorunu Mu?

    Dikkat sorunun nedeni doğru belirlenmelidir. Birçok farklı sebepten dolayı öğrenci ders çalışmıyor olabilir. Ders disiplini bozuk olabilir, altta yer alan başka birçok sebep olabilir.

    Dikkat ve odaklanma sorunu nedeni doğru anlaşılması çok değerlidir. Dikkat ve odaklanma sorunları dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri ile karakterize olan gelişimsel sorunlardır. Konsantrasyon ve uyum sorunu olan çocuklarda şu belirtiler gözlenir:

    • yerinde durmakta zorlanan öğrenci

    • sıkça hayallere dalar

    • düşünmeden hareket etme eğilimindedir

    • genellikle unutkandırlar

    • Ödev ve görevleri erteleme eğilimindedirler

    • ders sırasında not tutmayı sevmezler

    Fakat bu özellikler, zaman zaman diğer çocuklarda da görülebilir. Örneğin bir çocuk herhangi bir aktiviteyi uzun süre sürdürmekte zorlanabilir veya yüksek enerjiye sahip olduğundan dolayı hareketliliği fazla olabilir.

    Peki, anne babalar çocuklarında Dikkat Sorunu ve Konsantrasyon Odaklanma Sorunu olup olmadığının ayrımını nasıl yapabilirler?

    Öncelikle anne babalar unutmamalıdır ki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tıp doktorunun biyo-psiko-sosyal muayenesi ile konulur. Bu nedenle anne babalar ve öğretmenler, çocuğun özgüven gelişimini zedeleyecek ‘dikkatsiz’, ‘hiperaktif’ gibi etiketlemeleri yapmaktan kaçınmalıdırlar. Anne-baba ve öğretmen işbirliği, öğrenciyle ilgili durum analizi ve tanı konulmasında belirleyici olan belirtiler açısından çok önemlidir. Anne ve baba, öğretmenden alınan geri bildirim ve formları çocuk psikiyatrisi uzmanı tıp doktoruna ileterek, öğrencinin akademik sınıf ortamındaki tutum ve davranışları hakkında objektif geri bildirimi iletmeleri faydalıdır.

    Dikkat Eksikliği Nedeni Duygusal mı Kalıtsal Mı?

    Çocuk ve ergenlerin yaşadıkları duygusal sorunlar, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu benzeri şu belirtilere neden olabilir. Aşırı hareketlilik, dikkatsizlik, uyumsuzluk. Yani başka bir deyişle çocuk ve ergenlerde görülen anksiyete-kaygı bozuklukları, çocuğun bilişsel süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu  nedenle var olan belirtilerin nörogelişimsel bir bozukluktan mı kaynaklandığı yoksa var olan anksiyete-kaygı bozukluğunun bir sonucu olarak mı ortaya çıktığının ayrımını yapabilmek, doğru tanının konulmasında ve tedavi programının oluşturulmasında belirleyici ilk adımdır.

    Dikkat Eksikliği Nedeni Beyin Dalgalarınızda Gizli !

    Dikkat Eksikliği tanısı konulmasında, Amerika  FDA kuruluşunun (U.S. Food And Drug Administration) 2013 yılında, beyin dalgalarının görüntülenmesi yöntemini onaylamıştır. Böylece çocuk ve ergenlerde görülen dikkat sorunlarının anksiyete kaynaklı mı olduğunun yoksa beyindeki yürütücü fonksiyonlardaki bozulmadan mı kaynaklandığının ayrımını objektif yapılmaktadır. Özellikle 6-17 yaş çocuk ve ergenlerde 15 dakikalık  Neuro-biofeedback görüntülemesi ile dikkatin yürütücü fonksiyonlarının yer aldığı beyin bölgelerindeki nöronların yani beyin hücrelerinin nasıl çalıştığını görüntülmektedir.

    Dikkat Gelişiminde İlaçsız Egzersizler: Neurofeedback Programı

    Neurofeedback, dikkat sisteminin istenen bölgesinde doğru egzersizler ile gelişme yapılmasına imkan sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Neurofeedback yöntemi ilaçsız bir uygulamadır. Kişiye dışarıdan elektrik, ilaç ya da başka bir madde verilmeden bilgisayarda odaklanma egzersizleri şeklinde uygulanır. 

    Beynin elektriksel aktivitesi ve beyin dalgaları, bilgisayar ekranında görünür hale getirilir  ve kişiye özel oluşturulan çalışma protokolleri ile gelişme hedeflenen beyin bölgesi ile egzersizler uygulanır.  Neurofeedback Dikkat Geliştiren Egzersizler, çocukların beyinlerinde bozuk çalışan dikkat yönetim bölgelerinde kalıcı bir gelişme sağlamayı hedefler.

  • Mide balonu kimlere, ne zaman uygulanır?

    Obezitenin yaygınlaşması ile birlikte zayıflamaya yönelik teknikler daha çok duyulur ve araştırılır hale geliyor. Mide balonu da uzun yıllardır güvenle kullanılan tekniklerden birisi… Bence zayıflamaya yönelik tekniklerden daha da önemli olan hastanın bu durumun farkında olup buna çözüm bulmaya çalışması ve bu konuda çaba sarfetmesi…

    Diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı düzenlemeleri sonrası yardımcı teknikler kilo kaybını kolaylaştırır ve uyumu artırır. Mide balonu tekniğinde öncelikli olarak endoskopi ile yemek borusu ve mide değerlendirilir.

    Mide balonu yerleştirmeye engel bir problem yoksa midenin uygun yerine mide balonu yerleştirilip şişirilir. Mide balonunun midede kaldığı dönemde mide hacmi küçüldüğü için tüketilen gıda miktarı azalmakta bunun yanında sindirim sistemi tarafından salgılanan hormon düzeylerinde değişiklikler de bu süreçte kilo kaybına yardımcı olacaktır. Geri döndürülebilir bir yöntem olması nedeniyle cerrahi yöntemlere göre mide balonunu daha avantajlı bir hale getirmektedir. Morbid obezlerde (VKI>50 ) cerrahi öncesinde, ameliyat sırasında gelişebilecek komplikasyonları azaltmak için de kullanılmaktadır.

  • Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Okul döneminin başlamasıyla birlikte ailelerin en çok zorlandığı konuların başında çocuklarıyla yaşadıkları uyku sorunu ve uyuma savaşları gelmektedir. Yapılan araştırmalar rutin uyuma saatleri olan öğrencilerin, düzensiz uyku uyuyan öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır. Önemli bir hususta az veya çok uyumak değil yeterli ve kaliteli bir uyku olmalıdır. Öğrenci yeterli uykuyu uyumadığında odaklanamama, dikkat eksikliği, okul içerisinde akranları ve öğretmenleriyle uyum sorunları yaşayabilmektedir.

    Çocukta uyku sorunu nasıl anlaşılır, belirtiler nelerdir?

    • Sabahları uyanmada zorluk ve sürekli hadiletme şikayetleri

    • Okula gitmek üzere bindiği araçta hemen uyuya kalma

    • Okulda veya eve geldiğinde asabi olma veya yorgun gözükme

    • Gece uyku saatlerinin çok sık değişiklik göstermesini sıralayabiliriz.

    Son dönemde çocukların uyku sürelerini olumsuz etkileyen materyallerin başında tablet ve telefon kullanımı gelmektedir. Cep telefonları ve bilgisayarlar, beyaz parlak ışık nedeniyle, uyku ritmimizin bozulmasına neden olmaktadır. Çocuk sanal ortamda geçirilen zamanın çoğu defa farkında olamamaktadır. Bu konudan şikayetçi olan aile çocukla çatışmaya girebilmekte ve durumu çözmenin dışında ilişki olarak yıpranabilmektedir. Yaz döneminde teknolojik aletlerin kullanımı hemen hemen sınırsız olan öğrenci okulların açılmasıyla beraber bocalamakta ve bu süreyi tekrar elde etme eğiliminde olabilmektedir.

    Aile sınırını doğru çizmeli kararı yalnızca kendi başına vermemelidir, çocuğunda bu karar konusunda ikna olması önemli bir husustur. Çocuk ikna olmaz ve siz bunu çocuğun önüne kural olarak koyarsanız bunu uygulama konusunda evde yine ciddi çatışmalar yaşanabilecektir. Bu bakımdan çocuğun ihtiyacı da göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

    Kendini güvende hisseden çocuk işbirliği konusunda her zaman daha uyumlu olan çocuktur. Çocuğunuz uyku sorunu yaşıyorsa onu yatağa götürmekte zorlamak yerine güvende hissetirmesini sağlamak doğru bir adım olacaktır. Uyku hazırlığı süreci, uyku sorunu yaşayan çocuklarda faydalı olabilmektedir. Çocuk pijamalarını giyip, dişlerini fırçalamak için hazırlık yapılmanın aynı zamanda uykuya hazırlanmanın bir parçası olarak algılaması sağlanabilir.Sağlıklı bir birey olmanın koşullarından başında uyku gelmektedir. Gelişim döneminin en kritik olduğu zamanların başında da çocukluk dönemi geldiğinden ‘yeterli uyku uyuma’ üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir.

    Amerikan Uyku Akademisi çocukların uyku sorunu konusunda uyuma sürelerini şu şekilde gruplandırmıştır:

    6-13 yaş arasındaki çocukların 9 ile 11 saat arası uyku önerilmektedir. Ergenlik döneminde ise (14-17 yaş) 8 ile 10 saat arasında bir uyku süresi yeterli görülmektedir.

    Sağlıklı uykular dileriz.

  • Yedikleriniz boğazınıza mı diziliyor?

    Yemek borusundaki oluşumlar (cepçikler, kanser vb.), kasların çalışmasını bozan nörolojik problemler yemek yerken yiyeceklerin boğazımıza takılmasına neden olur.Ayrıca bazı romatizmal hastalıklarda da yemek borusu rahatsızlıkları riski artmıştır. Bu rahatsızlıklara yönelik yapılan tetkiklerde radyolojik değerlendirme, endoskopik değerlendirme çok büyük önemlidir. Böyle bir probleminiz varsa mutlaka bir gastroenteroloğa başvurmalısınız.

  • Boşanma ve Çocuk

    Boşanma ve Çocuk

    Aile; aralarında kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan akrabalık ilişkisi olan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylere denir. Ancak günümüzde aile yapısının çeşitliliği daha fark edilir durumdadır. Bu çeşitlilikten şöyle bahsedilebilir; bazı aileler çekirdek aileyken bazıları geniş aile olup büyük ebeveynlerinde dahil olduğu bir sistem olabilmekte ya da bazı aileler tek ebeveyn ve çocuktan oluşabilmektedir. Bahsedilenlerin haricinde de farklı aile türleri söz konusu olmaktadır. Bu yazıda daha çok ele alınacak aile tipi ise boşanmış olan ya da bu kararı almış ebeveynlere sahip çocuklar olacaktır. Çocuklara boşanma kararının nasıl ve ne zaman anlatılması gerektiği üzerinde durulacaktır.

    Boşanma aileler için zorlu bir süreç olabilmektedir. Ancak bu sürecin nasıl yürütüldüğü ve yönetildiği çoğunlukla ebeveynlerin elinde olmaktadır. Tabii ki, yeni bir hayat kurma, var olan rutinin dışına çıkma, çocuğun kimde kalacağı ile ilgili çekişmelerin yaşanması, ardından ne sıklıkla hangi ebeveyni nasıl göreceği gibi konularla ilgili pek çok soru işareti yetişkinleri de zorlamaktadır. Bu nedenle onlar içinde bu sürecin durağan olmadığı hatta çocuk ile ilgili kararlaştırılması gereken durumların ve yapılacak açıklamanın ebeveynlerde endişe yarattığı görülmektedir. Anne babaların bu süreçte çocuğa açıklama yapma ve bunu nasıl yapacakları ile kararsızlıklar yaşadıkları bu kararsız ve kaygılı sürecin de çocuğa yansıdığı gözlenmektedir.

    PEKİ ÇOCUĞA BOŞANMAYI NE ZAMAN ve NASIL AÇIKLAMAK GEREKİR?

    Okul başarısı etkilenir mi?

    Üzülür mü?

    Başka sıkıntılar duymaya başlar mı?

    Var olan zorlayıcı bir davranış artar mı? 

    Konuşması etkilenir mi?

    İçine kapanır mı? 

    Yukarıdaki sorulara eklenebilecek daha pek çok içerik dolayısıyla aileler zamanlama konusunda çoğunlukla tereddütte düşebilmekteler. Ayrılık kararını çocuğa ne zaman söyleyeceklerine karar vermek de güçlük çekebilmektedirler. 

    *Hal böyle olunca da çocuğa söyleme konusunda gecikmeler yaşanabilmekte.

    *Çocuk zaten farkında olduğu bazı şeylerin kendinden gizlendiğine inanarak çocuğun ailesine karşı duyduğu güvende zedelenmeler söz konusu olabilmekte. 

    *Bazen yaşanan durumların sorumlusu olarak kendisini görebilmekte ve telafi edici olmaya çalışabilmekte. Bu da çocuğa ait olmayan bir sorumluluğu yüklenmesine izin vermek anlamına gelerek kaygı ve endişeye neden olabilmekte.

    *Çocuğa anlayabileceğinden daha fazla bilgi vermek, hukuki süreçlerle ya da anne baba arasında yaşanan durumlarla ilgili ayrıntı paylaşmak sadece aklını bulandıracağından karmaşık olmayan cümlelerle basit şekilde açıklamak önemlidir.

    ! Öncelikle bu kararın çocuğa açıklanabilmesi için anne babanın kesin ve net olarak ayrılma, boşanma kararı almış olması gerekmektedir. Anne baba emin olmadan bu kararı çocuğa açıklarsa belirsizlik daha da fazla endişeye yol açacaktır. Çünkü aile kendisi için netleştiremediği bir kararı açıklama evresinde daha da zorlanacaktır. Aksi takdirde net olarak alınmamış ve çocuğa ya da çocuklara açıklanmış ayrılık kararı ardından bir barışma takip ederse, çocuğa verilen ikili mesaj karışıklığa neden olabilmektedir.

    Ailelerin yukarıda bahsi geçen bazı sorularla ilgili endişelerine de yer vermek istiyorum.

    Ayrılık sürecinde çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi fırtınalı duygular yaşayabilmekte ve hayatlarındaki bazı alanlar etkilenebilmektedir. Çünkü bu durum onlar için de yeni ve adapte olunması için zamana ihtiyaçları olduğu bir alandır. Dolayısıyla çocukların hiç etkilenmeden bu süreci atlatmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Bu nedenle onların duygularını anlamaya özen göstererek duygusal paylaşım için uygun ortam yaratılması önemlidir. Anne babalar bu süreçte hem kendileri hem de çocukları ile ilgili endişeleri açısından destek almak adına uzmanlara başvurabilirler.

    Özetle;

    *Alınan karar net olduğu zaman bunu çocuğa açıklamak,

    *Açıklama esnasında mümkünse anne ve babanın birlikte bunu söylemesi,

    *Ayrılığın anlamının ebeveynler arasındaki eş ilişkisi ile alakalı olduğu ve anne baba olmaları ile ilgili bir değişiklik olmayacağını anlatmaları,

    *Ulaşılabilirlik ile ilgili bilgi vermeleri,

    *Aileler çocukların yaşlarına uygun bir biçimde gerektiği kadar bilgi ile bazen anne babaların anlaşamadıklarında ayrı yaşama kararı alabileceklerini anlatmaları önemlidir.

  • Hangi durumlarda probiyotik tedavi uygulanmalı

    Son dönemde probiyotik ve prebiyotik özellikli tedavi yöntemleri tıbbın her bölümünde popüler olmaya başladı. Peki gerçekten prebiyotik ve probiyotik her şey mi? Her toplumun kendine özgü bir bağırsak florası vardır. Yaşadığımız ortam beslenme şeklimiz bağırsak florasının oluşmasında büyük etkiye sahiptir. Zamanla toplumun beslenme alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte bağırsak florasındaki üyelerin hakimiyeti de değişmektedir. Bununla birlikte birtakım hastalıkların daha sık görülmesi, tıbbı literatürde bağırsak florası ile daha fazla araştırma yapılması, bağırsak florası ile hastalıklar arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermektedir. Ancak bizim bağırsak florasımızı istediğimiz kompozisyona getirecek (!) kadar çok probiyotik ürün bulunmamaktadır. Ayrıca hastalıkların oluşmasında sadece çevresel faktörler ve diyet alışkanlıklarımız yoktur. Bu yüzden lütfen sadece probiyotik kullanarak hastalıklarımdan kurtulacağım algısını en azından mevcut tıbbi bilgiler ışığında aklımızdan silelim. Sağlıklı beslenelim, besin öğelerimiz arasında mutlaka probiyotik içerikli gıdalar olsun ama tanı konmuş hastalıkların çözümünü sadece probiyotiklerde aramayalım.

  • Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci koçu ne olduğunu doğru anlamak için, öncelikle günümüz Türkiye’sindeki eğitim sistemini incelemek fayda sağlayacaktır. Günümüz eğitim sistemi, öğrencinin edindiği yeni bilgiyi kullanmasını değil, ne kadar bildiğini ölçmeye dayalıdır. Öğrencilerin ne ölçüde başarılı olduğu da maalesef sadece sınav sonuçlarıyla değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak çoğu anne babanın da ortak isteği, evlatlarının geleceğini ilgilendiren sınavlarda ve akademik yaşantıda başarılı olmasıdır. Bu nedenle anne baba ve öğretmenler, öğrencileri sınav maratonuna hazırlamakla mücadele etmektedir. Öğrenciler ise kimi zaman iniş çıkışlar göstererek, tempoya ayak uydurmaya çalışmaktadır. Özellikle evladının akademik gelişimini yakından takip eden, onu motive etmeye çalışan anne babaların da bu süreci nasıl geçirmeleri ve evlatlarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bocaladıklarını söyleyebiliriz. Anne babaların ‘Haydi derse bakalım, marş marş…’ söylemlerinin zamanla ebeveyn- çocuk çatışmasına sebep olabildiğini ve evde huzursuz bir aile ortamı oluşturduğunu görmekteyiz.

    Peki akademik süreci pozitif ilişkilerle, etkili ve verimli bir şekilde geçirmek mümkün mü ?

    Meslek seçimini belirleyecek sınavların, ergenlik dönemine denk gelmesi bu dönemi ayrıca hassas ve zor kılmaktadır. Hem öğrencilerin hem anne babaların zorlandığı bu dönemi, eğitim ve öğrenci koçu desteğiyle daha pozitif, verimli ve etkili geçirmenin mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki, çocuğun veya ergenin fizyolojik ve psikolojik açıdan devam eden bir gelişim süreci içinde olması, duygusal ve davranışsal iniş çıkışlar yaşamasına sebep olmakta ve buna eklenen sınav stresi de öğrencinin duygu ve davranışlarındaki iniş çıkışların yoğunluğunu, şiddetini arttırabilmektedir.

    Öğrenci koçluğu, öğrenciyle pozitif bağ ve işbirliği kurma temeline dayanan bir danışmanlıktır. Öğrenci koçu, öğrencinin hangi noktalarda zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu, çizilmesi gereken hareket planının ne olabileceğini uzman gözüyle değerlendirerek danışmanlık yapabilir.

    “Öğrenci Koçluğu desteği, öğrencinin sınav öncesi verimli biçimde hazırlanmasına ve sınav sırasında gösterebileceği en iyi performansı gösterebilmesini sağlamayı amaçlayan hizmettir.”

    • Öğrenci Koçu ile birlikte düzenlenen çalışma, öğrenciye ne kazandırır?

    • Öğrenci farklı ders çalışma yöntem ve tekniklerini öğrenerek daha etkili ve verimli ders çalışabilir.(POMODORO, ISOAT, Hızlı Okuma, PİKİ, Zihin Haritası vb..)

    • Öğrencinin motivasyonu artar, kendisine ve geleceğe dair oluşturduğu olumsuz inançlar yerini başarı ve güvene bırakır.

    • Öğrenci sorumluluk duygusu kazanır.

    • Öğrencinin konsantrasyon gücü artar, konsantrasyon ve dikkat süresi uzar.

    • Öğrencinin kendini tanımasını sağlar, öğrenci güçlü yanlarını ve geliştirilmesi gereken yanlarını keşfeder, kendine gerçekçi hedefler ve beklentiler koyar ve emin adımlarla yol alır.

    • Sınav öncesi stres yönetimi, sınav esnasında oluşabilecek duygusal değişiklikler ve sınav kaygısıyla nasıl baş edebileceğini öğrenir.

    • Etkili iletişimi öğrenerek, aile içi çatışmalara ve arkadaş problemlerine sağlıklı bir iletişim kanalıyla yaklaşabilmeyi öğrenir.