Blog

  • Prp uygulamaları

    Prp uygulamaları

    PRP (Platelet Rich Plasma), en doğal gençleşme yollarından biri. Güneş ışınları, sigara kullanımı, gebelik, stresli yaşam ve beslenme düzeninin dengesizliği gibi birçok etken sebebiyle yıpranan cildimiz PRP tedavisi sayesinde kaybettiği yapıları geri kazanıyor. Çok çeşitli vücut alanlarında kullanılabildiği gibi hastanın kendi kanı kullanılarak yapılan bir tedavi olduğu için tamamiyle doğal; tamir mekanizmaları uyaran, kullanışlı bir tedavi metodudur.

    PRP (Platelet Rich Plasma) Nedir?

    PRP tedavisi, kolunuzdan hekim tarafından alınan 10cc kadar az bir kan kullanılarak yapılıyor. Alınan bu kan santrifüj cihazında yüksek devirde (3000) çevrilerek 9-10dk. sonunda platelet dediğimiz kan hücrelerinden ve GF dediğimiz büyüme faktörlerinden zengin plazma kısmı elde edilerek yapılıyor. Bu plazma ihtiyaç duyulan cilt bölümlerine çok ince uçlu iğneler vasıtası ile enjekte diliyor. Böylece cildimizi oluşturan ana yapılardan olan kollajen ve elastin artışı en doğal yolla tetiklenmiş oluyor.

    PRP Hangi Durumlarda Kullanılır?

    Lekeli bölgeler,

    Akne skarları,

    Sarkma ve kırışıklık olan bölgeler,

    Çatlak tedavisi,

    Saç dökülmeleri.

    PRP Hangi Bölgelere Uygulanabilir?

    Göz altı dahil tüm yüz,

    Boyun ve dekolte bölgesi,

    Saç dipleri,

    Boyun,

    Basen bölgesi,

    El üzeri.

    Seans Sayısı

    Kişiden kişiye ve tedavi türüne göre değişmekle birlikte ortalama 3-6 seans arası başarı sağlanmaktadır.

    Seans Süresi ve Seans Aralıkları

    PRP seans süresi bölgenin büyüklüğüne göre 30-40 dk. sürmektedir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte seanslar 2-3 hafta aralıklarla düzenlenmektedir. Sonrasında destek tedavi olarak 7-8 ayda bir seanslar tekrarlanmaktadır.

    Tedavi Sonrası Uyarılar

    Tedavi sonrasında hastanın dinlenmesini gerektiren herhangi bir durum bulunmamaktadır. Hasta normal günlük hayatına devam edebilir. PRP tedavisi süresince güneş banyosu ve solaryumdan kaçınılmalıdır. Tedavi kürü sonunda ciltteki hassasiyet ve morluklar iyileştikten sonra hastanın güneşlenmesinde bir sakınca yoktur.

  • Tüp Bebekte Başarı İçin Altın Öğütler

    Tüp Bebekte Başarı İçin Altın Öğütler

    Sizden önce bu yöntemle bebek sahibi olan milyonlarca çift ol duğunu biliyor muydunuz?

    • Tedavinizin başarılı olması için pozitif düşünmeye başlamalısınız.
    • Tedavi sürecinde stres olumsuz bir faktördür. Doktorunuzla ve yakınlarınızla endişelerinizi paylaşın.
    • Randevunuza yanınızda bir kitap veya dergi ile gidin. Belki bir süre beklemek zorunda kalabilirsiniz.

    Kendinizi biraz şımartmanızın bir zararı olmaz. Sevdiğiniz yi yeceklerden tüketmeye, yanınızda bir parça çikolata bulun durmaya ne dersiniz?

    • Muayenelerve sonrasındaki görüşme sırasında yanınızda eşinizin veya yakın bir arkadaşınızın bulunması yararlı ola bilir
    • Sorularınızırandevunuza gelmeden bir yere yazın, sorun, al dığınız yanıtları ve tedavinizle ilgili söylenenleri not edin.
    • Önerilen ilaç tedavilerini titizlikle uygulayın.
    • İlaçlarınızı nasıl kullanacağınızdan emin olamadıysanız veya yanlış uyguladığınızdan şüpheleniyorsanız merkeze ulaşın ve teyit edin.
    • Size verilen bilgilendirme kitapçıklarını okumanız, tedavi sü recindeki aşamaları bilmeniz tedaviye uyumunuzu ve böyle ce de başarınızı arttıracaktır.
    • Unutmayın; siz de tedavi ekibinin bir parçasısınız. Takımdaki herkes rolünü iyi ve doğru oynamalı ki sonuç zafer olsun.
    • Sağlınıza özen gösterin. Beslenmeniz, uykunuz şimdi daha da önemli. Düzenli beslenin, sebze, meyve, bitki çayları ve bol sıvı tüketimine dikkat edin. Günde 8 saat uyumalı, geç yatmamalı ve sabah erken kalkmalısınız.
    • Çalışıyorsanız, temponuzu biraz azaltmaya gayret edin. Yor gunluk tedavinizi olumsuz etkileyebilir.
    • Gün içinde küçük molalar vererek bedeninizi ve ruhunuzu dinlendirmeye gayret edin.
    • Kullanacağınız ilaçları iyice öğrenin ve nereden ne zaman temin edeceğinizi kararlaştırın. Gerekli adres ve telefonları not edin.
    • Sigara içiyorsanız bırakmalısınız. Sigara %13 oranında in  fertilite nedenidir ve hem yumurta hem de sperm kalitesini olumsuz etkilemektedir.
    • Stresle baş etme tekniklerinden faydalanın, gevşeme teknik lerini kullanın. Derin nefesler almak, olumlu düşünmek (mut lu düşünce kavramı), doğa yürüyüşleri, dikkatinizi dağıtacak hobilerinizle uğraşmak, günlük tutmak işe yarayabilir. Akupunktur vb tamamlayıcı tıp yöntemleri konusunda doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.

    Tüm çabalarınıza rağmen stresiniz artıyorsa profesyonel yardım almalısınız. Psikolog veya psikiyatrist eşliğinde daha rahat bir tedavi dönemi geçirebilirsiniz.
    Başaracağınıza inanın. Olumlu konsantrasyon ve inanmak başarının ilk adımlarıdır.

  • Botoks uygulaması!

    Botoks uygulaması!

    Cilt hücrelerinin kendisini düzenli bir şekilde yenileyememesi durumunda ortaya çıkmış yaşlanan ciltte, kırışıklık, düşük kaş, terleme gibi sorunlarda anında sonuç veren botoks uygulaması çok pratik kolay bir çözüm sunar.

    Botoks Nedir? Nasıl Etki Eder?

    A tipi botulinum enjeksiyonu (Botoks), kas hareketlerini engeller, özellikle alın kırışıklığı, göz çevresi çizgi, kaş ortası çizgileri ve boyundaki kırışıklıkları ve çizgileri yok eder. Botoks uygulanacak alandaki kasların içine çok ince iğne ile enjekte ediler. Daha sonra kırışıklık ve çizgilerin yaklaşık 3-6 gün içinde yok olmasını sağlanırken, yeni kırışıklık ve çizgilerin ortaya çıkmaması sağlanır.

    Botoks ile yüz bölgesinin üst tarafındaki çizgilerin kaş arası, alın, kaz ayağı tedavisinde en etkili sonuçlar alınmaktadır. Bunun yanında burun ucunu kaldırma, dudaklarda mimikten kaynaklanan kırışıklıklarda ve çenede aşırı kasılma ile oluşan çizgilerin tedavisinde de başarı ile uygulanmaktadır.

    Uygulama Alanları

    El, ayak terlemelerinde,

    Koltuk altı terlemelerinde,

    Ciltteki ince kırışıklıkların giderilmesinde,

    Kaş arası ve alın çizgilerinin giderilmesinde,

    Göz çevresi (kaz ayakları) kırışıklıklarının giderilmesinde,

    Dudak üstü ve çevresi kırışıklıkların giderilmesinde,

    Kaş ve burun ucu kaldırma,

    Boyun ve dekolte kırışıklıklarında.

    Uygulama Süresi

    Ortalama 15-30 dk.

    Botoks Her Kişiye Uygulanabilir Mi?

    Nöromüsküler rahatsızlıkları veya kanama problemleri olan kişilerde,

    Tedavi yapılması istenilen bölgede deri hastalıkları olan kişilerde,

    Hamile veya emziren kadınlarda uygulama yapılamamaktadır.

    Botoks Uygulaması Öncesi Uyarılar

    Aspirin veya aspirin içeren ilaçlar alınmamalıdır.

    Uygulama öncesi bir hafta süre ile alkol alınmamalıdır.

    Uygulama Sonrası Uyarılar

    Uygulama yapıldıktan sonra 1-2 saat süreyle dik pozisyonda kalınmalı ve botoks uygulanan bölgedeki kaslar çalıştırılmalıdır. 24 saat süreyle zorlayıcı egzersiz hareketlerinden kaçınılmalıdır.

  • GEBELİK ve ORUÇ

    GEBELİK ve ORUÇ

     Gebelik, dengeli ve düzenli beslenilmesi gereken bir dönemdir. Gebelerin, özellikle öğün miktarını azaltıp, öğün sayısını arttırarak, 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde beslenmesini önerilir.  Ayrıca gebelerin bol miktarda sıvı tüketmesi, hem anne, hem de bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenlerle gebelik, anne ve bebek sağlığı gözetilerek, oruç için uygun bir dönem olarak genelde kabul edilmez. Günün çok uzun olduğu ve hava sıcaklığının yüksek seyrettiği aylarda bu durum daha da ön plana çıkar.

    Bu bilgiler ışığında, gebelikte oruç nedeniyle, anne ve bebekte oluşabilecek etkilerle ilgili anne adayına bilgi verilir. Ama bazı özel durumlarda mutlak bir şekilde gebenin oruç tutmasını önerilmez. Örneğin; şeker hastalığı, hipertansiyon, guatr vb. sistemik hastalıklarda, gebelik bulantı, kusmasında, gastrit gibi rahatsızlıkların olduğu hallerde, riskli gebeliklerde oruç tutulması sakıncalıdır.
    Tüm bunların yanı sıra oruç tutmak isteyen gebelere, iftar ile sahur arasında, mümkün olduğunca bölünmüş dozlarda, 3-4 öğün gıda almaları ve bol sıvı tüketmeleri tavsiye edilir. İftar ve sahur menülerinde, şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalar ile kızartmalardan uzak durmaları önerilir.  Yine bu dönemde gebelerin, dengeli beslenirken, taze sebze ve bol meyve tüketmeleri gerekir. Ayrıca oruçlu gebelerin,  gün içinde mümkün olduğunca istirahat etmeleri ve güneşten uzak durmaları da önerilir.
    İslam dini gebelere oruç konusunda esneklik getirmiştir. Diyanet işleri başkanlığı, din işleri yüksek kurulu, gebelik ve oruçla ilgili olarak; “Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır” şeklinde görüş bildirmiştir.
               Son olarak oruç tutmak isteyen her gebenin kendi hekimine danışarak, gebeliği hakkında bilgi alıp, olası riskleri değerlendirip, bu şekilde nihai karar vermesini önerilir. 

  • Yüz- dudak dolgusu

    Yüz- dudak dolgusu

    Daha ziyade kadınlar arasında son dönem trendleri arasına giren dolgun dudak isteği, sağlık ve estetik sektörünün de konuya ilgisini yoğunlaştırmasıyla, uzun süreden beridir etkileri bilinen ve yan etkisinin neredeyse hiç olmadığı, çeşitli tedavilerde de sıkça kullanılan hyalüronik asit jelleri ile dudaklara istenilen şeklin verilmesi artık çok pratik ve kolaydır.

    Bunun yanısıra hyalüraonik asit yüzdeki derin kırışık ve çökmelerde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Hyalüronik Asit Nedir?

    Hyalüronik asit vücudumuzda bulunana bağ dokunun ana yapı maddesidir. Ciltteki canlılık, parlaklık, nem, renk, sıkılık hyalüronik asitin etkileridir. Bebek cildinde yüksek miktarda hyalüronik asit bulunması konunun anlaşılması açısından iyi bir örnektir.

    Uygulama Alanları

    Dudak dolgunlaştırmak,

    Dudak konturlama,

    Dudak şekillendirme,

    Kaş arası çizgileri,

    Burun dudak katlantısı,

    Alın çizgileri,

    Kaz ayakları,

    İnce çizgiler,

    Boyun çizgileri,

    Dudak ve çene arasındaki çökmelerin doldurulması,

    El sırtı.

    Uygulama Süresi

    Ortalama 15-30 dk.

    Sonuçlar

    Uygulamalar krem anestezi ile yapılmaktadır. Sadece dudak uygulamalarında blok anestezi uygulanmaktadır. Dudak uygulamalarından sonra 24 saat süren bir şişme olmaktadır. Diğer bölgelerde uygulama sonrası gelişen kızartı ve şişlik 1-2 saatte düzelir.

  • JAPONLARI DEPRESYONA SOKMAYALIM

    JAPONLARI DEPRESYONA SOKMAYALIM

    Yıllar önce Japonya’dan gelen toplum bilimcisi bir profesör, Van’ın bir köyünde 15 çocuklu bir aile ile tanıştığında şok geçirmiş ve “beni yalnız bırakın, kısa süreli depresyon geçiriyorum” dedikten sonra, bir odaya 15 dakika kendini kapatmıştı. Biliyorum ki aynı profesör, birkaç köyü daha gezse, ömür boyu içinden çıkamayacağı bir depresyonun içine girecekti.

    Aile planlaması ve nüfus politikaları, toplumun sosyokültürel, ekonomik ve eğitim seviyesi ile direkt ilintilidir. Günümüzde ekonomik olarak gelişmiş birçok ülke, yaşlı nüfus oranını azaltmak ve nüfus azalmasının önüne geçmek için, politikalar geliştirmeye çalışmaktadır. Türkiye önünde bu örnekler olduğu için çok akılcı nüfus politikalarına sahip olmalıdır. Ne çok sıkı nüfus politikaları uygulanmalı, ne de Japon profesörler depresyona sokulmalıdır.

    Ülkemizde sosyokültürel, eğitim ve ekonomik açıdan uçurumlar olduğundan,aile planlaması anlayışı bakımından da yine uçurumlar bulunmaktadır. Ayrıca kırsal bölgelerde halen “çok çocuk” sahibi olmak, sosyal ve ekonomik bir güç olarak kabul edilmektedir. Bu durumda ailelerin beklentide oldukları çocuk sayısı yükselmekte, doğurganlık hızı artmakta, iki gebelik arası süre kısalmakta ve 35 yaş üzeri gebelikler artmaktadır. Ancak plansız ve aşırı doğurganlık sağlıksız toplumun ana sebeplerindendir. Kısa aralıklarla yapılan doğumlar, genç ve ileri yaş gebelikleri, ciddi sağlık problemlerini beraberinde getirmektedir.

    Yüksek oranda çocuk nüfusu, eğitimsizlik ve yoksulluk kıskacındadır. Eğitimsizlik ise sağlıklı yaşam bilincinin önündeki en temel engeldir. Eğitimsizlik aşırı doğurganlığı, aşırı doğurganlık ise eğitimsizliği kamçılamaktadır. Bu kısır döngünün eğitim ayağında kırılması gerekmektedir. Bayanların eğitim seviyesi arttıkça “Aile Planlaması” bilincinin arttığı görülmüştür. Ülkemizde üniversite mezunu bayanların sahip olduğu çocuk sayısı 1–2 iken okur-yazar olmayanlarda bu rakam 5-6’dır.

    Öte yandan her ailenin istediği zaman ve bakabileceği sayıda çocuk sahibi olması en doğal hakkıdır. Aile planlaması “Ailelerin istedikleri zaman, istedikleri sayıda ve bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları” şeklinde tanımlanır. Aile planlamasında amaç anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması, sağlıklı çocuklar yetiştirilmesidir. Çünkü kontrolsüz, birbirini takip eden doğumlar, düşükler, anne ve çocuk sağlığını ciddi boyutlarda tehdit etmektedir. Aile planlaması hizmetleri, ailedeki kişi sayısını sınırlama, çocuk yapmama veya nüfusu azaltma anlamına gelmez. Hatta bir amacı da çocuk sahibi olmayan ailelere yardım ve yol göstermektir.

    Aile planlamasının aile ve toplumsal açıdan yararları;

    1.Aşırı Doğurganlığı Engellemek
    Doğum sayısının fazla olması anne-bebek sağlığını bozar. Özellikle 4. doğumdan sonra istenmeyen durum gelişme olasılığı ile anne ve bebeğin ölüm riski artar. Bir evde olabilecek en büyük felaketlerden biridir annenin ölümü. Bu tüm aile fertlerini derinden sarsar.

    2.Doğum Aralığını Ayarlamak
    Sık doğum annenin sağlığını bozar. En sağlıklı anne de bile iki doğum arasında en az 2–3 yıllık bir süre olmalıdır. Aile planlaması iki doğum arasındaki süreyi ayarlamak için en iyi yöntemdir.

    3.Sağlıklı Çocuklar Yetiştirmek
    Bir ailenin en büyük sorumluluğu çocuklarını sağlıklı büyütmek, onların geleceklerini güvenceye almaktır. Ailenin bakabileceği kadar çocuğu olursa onların maddi-manevi ihtiyaçlarını daha iyi bir şekilde karşılar. Yani aile planlaması yöntemi ile topluma bedenen ve ruhen sağlıklı çocuklar yetişir.

    4.Sağlıklı Toplum Oluşturmak
    Hızlı nüfus artışının ekonomik gelişim üzerine olumsuz etkisi çok büyüktür. Aile Planlaması ile hızlı nüfus artışını yavaşlatarak toplumun eğitim, beslenme, konut ve çevre koşullarının iyileştirilmesi sağlanır. Bütün bunların sonucunda nüfusun niteliğini iyileştirerek sağlıklı bir toplum oluşturulur.

    5.Riskli Gebelikleri Azaltmak
    20 yaşından önce ve 35 yaşından sonra yapılan doğumlar anne ve bebek açısından risklidir. Özellikle 35 yaşından sonra yapılan doğumlarda sakat ve hastalıklı bebek doğurma şansı artmakta, erken doğum ve düşük kilolu bebek doğumları artmaktadır. Aile planlaması bu riskli gebelikleri önleyerek ana-çocuk sağlığını korumayı amaçlar ve bebek ölüm hızı azaltılır.

    6.Çocuk Sahibi Olmayan Ailelere Yardımcı Olmak
    Aile planlaması çalışmalarının bir diğer yararı da çocuk sahibi olmayan ailelere yardım etmek, yol göstermek ve tıbbi olanaklardan yararlanmalarını sağlamaktır.

    7.İstenmeyen Gebelikleri Önlemek
    İstenmeyen gebelikler çoğunlukla kürtajla veya düşükle sonlandırılır. Anne sağlığını tehlikeye sokan düşükler, özellikle sağlıksız koşullarda yapıldığında anne ölümlerine bile yol açmaktadır. Aile planlaması istenmeyen gebelikleri önleyerek eşlerin ne zaman çocuk yapacaklarına karar vermelerini sağlar ve kürtaj oranını azaltır.

    Kırsal bölgelerde eğitim seviyesinin yetersiz olması ve okur-yazarlık oranın düşük olması, sağlıklı yaşam bilincinin yetersiz olmasına yol açmaktadır. Kadınların insan sağlığı ve özellikle koruyucu sağlık hizmetleri hakkında yeterli bilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hizmetlerden yararlanmak isteyen kadın sayısı da az olmaktadır. Bu eksik, özellikle Aile Planlaması ve gebelikten korunma yöntemlerinin kullanımı konusunda belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Çocuk istemeyen kadınların oranı modern bir doğum kontrol yöntemi kullanan kadınların oranından çok daha fazladır. Ayrıca modern korunma yöntemleri hakkındaki yanlış inanışlar (kanser yapar; kısırlık yapar, kilo aldırır, baş ağrısı yapar vb.) bu yöntemlerin yaygınlaşmasını engellemektedir. Ülkemiz genelinde Aile planlaması amacıyla modern korunma yöntemi kullanan bayanların oranı oldukça düşüktür.

    TNSA’nın (Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması) verilerine göre kadınların yaklaşık %71’i gebelik düşünmezken bunların sadece %43’ü modern korunma yöntemi kullanmaktadır. Ülkemiz bu oranla Mısır, Zimbabwe, Tunus ve Bangladeş gibi ülkelerin gerisindedir. Zimbawe’de okuryazar olmayan bayan sayısı %15 iken ülkemizde bu oran %21’dir. Bu veriler eğitimin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

    Sonuç olarak sağlıklı toplum, ruhen, bedenen ve sosyal olarak sağlam olan bireylerden oluşur. Bu unsurların sağlanması belli ekonomik imkanlara ve eğitime bağlıdır. Bakılabilecek çocuktan fazlasına sahip aileler ne yazık ki bu imkanları çocuklarına sağlayamamaktadır. Bu nedenle “Aile Planlaması” bilincinin oluşturulabilmesi için Devlet başta olmak üzere özellikle sivil toplum örgütlerine, kadın kuruluşlarına ve toplumun her kesimine görev düşmektedir.
    Gelin, ne Zimbawe’den geri kalalım, ne de Japonları depresyona sokalım.

  • Lipoliz!!

    Lipoliz!!

    Diyet yaparak çözemediğiniz, belli bir bölge için incelme veya selülit yağları için bugün artık Avrupa’da soya enjeksiyonları yöntemi uygulanıyor. Ülkemizde az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem Avrupa ve ABD’de büyük ilgi görüyor. Bazı kişilerin kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgesel aşırı yağ birikmesi olur. Kadınlarda bacak, kalça, karın, belin yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ biriken bölgelerdir.

    Lipoliz çok etkili bölgesel incelme ve zayıflama sağlayarak yağ eriten bir uygulamadır. Lipoliz’in en önemli özelliği ameliyat gerektirmeden bölgesel yağlardan arınma olanağı vermesidir. Lipliz uygulamasında soyadan elde edilen fosfatidil kolin kullanılır. Soya enjeksiyonu ile kilo verilmez fakat bölgesel olarak incelme sağlanır.

    Son günlerde en gözde bölgesel incelme yöntemlerinden olan Lipoliz etken maddesi fosfatidilkolin olan bir ilaç kullanılmaktadır. Bu madde kişinin vücudunda bulunan ve yağ metabolizmasında önemli rolü olan bir maddedir. Lesitin ve fosfatidilkolin, vücudumuzda yağları parçalamaktan sorumlu olan, safra kesesi tarafından yapılan safranın içinde bulunmaktadır. Bu tedavinin niçin yan etkisinin olmadığı konusunu açıklar. Çünkü vücudumuz bu prosesi her zaman zaten yapmaktadır. Lipoliz tedavisinin avantajı direkt olarak hedef seçilen vücut bölgesindeki yağ dokusunun içine enjekte edilmesidir. Böylelikle yağ eritici etkisi hızlanır. Bu yöntem, mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde, çok ince uçlu bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor. Gözaltı torbaları yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.

    Lipoliz Nasıl Etki Sağlar?

    Lipoliz vücuda enjekte edildiğinde yağ hücrelerinin zarının geçirgenliğini artırır ve parçalanan yağ hücreleri karaciğer tarafından yok edilir. Bu uygulama yöntemi yağ hücrelerinin sayısını azaltır ve sayısal tipte artan yağ hücresi çoğalmamalarında çok etkilidir. Bu nedenle belli bölgelerdeki yağlanma tamamen ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemi vücuttaki bölgesel yağ birikimlerini cilt derinizde gevşemeye yol açmadan yok edebilmektedir. Lipliz doğal yollardan yağ yakımını arttırmaktadır.

    Lipoliz Etki Ne Zaman Başlar? Kaç Seans Gerekir?

    Kişinin problemine göre seans sayısı değişiklik gösterebilir. İğnelerin etkisi izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmaktadır. 1. seansın sonuçları ise 2-3’cü haftadan sonra görülmeye başlar. Fakat erime çok daha uzun süre devam eder. Seans sayıları kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 3–6 seans veya 4–8 seans şeklinde olabilir.

    Lipoliz Hangi Bölgelere Uygulanır?

    Doğum sonrası kalan yağ kitleleri, çene altı, kollar, karın, bel, kalça, basen ve bacak bölgesindeki bölgesel yağlanmaların yok edilmesinde uygulanabilmektedir. Erkeklerin sırt yağ birikintilerinin tedavisinde alternatifsizdir. Dengeli beslenme uygulandığı ve egzersizle desteklendiği sürece sonuçlar kalıcıdır.

    Lipoliz Diğer Yöntemlerden Farkı Nedir?

    Lipoliz ile yağların erimesi ve atılması esas olarak vücudun kendi doğal süreçleriyle olur. Enjeksiyonlar yağ hücresi zarının akışkanlığını ve geçirgenliğini artırarak, vücut yağlarının hücre dışına çıkışını kolaylaştırır. İlacın zerk edildiği yağ dokularında doğal bir metabolik süreç harekete geçerek yağları eritir. Vücuttan atılmasını sağlar. Lipoliz tedavisinin en büyük özelliği yavaş fakat derin erime sürecidir.

    Lipoliz, yağ hücrelerini normal boyutlara getirir. Hatta birçoğunu yok eder. Yağ hücresi bir kez yok olduktan sonra bir daha yeniden oluşmaz. Bu işlem, bazı yağ hücrelerini tamamen yok ettiği için, Liposuction’a benzetilebilir. Ancak Liposuction bu işi cerrahi olarak yapar ve mekanik bir şekilde yağları vakumla çeker.

    Liposuction ameliyatı sonrasında vücut şeklinin deforme olmaması için korse giyilmesi gerekir. Bundan başka ameliyat izi, morluklar ve ödemler uzun süre devam eder. Oysa Lipoliz iğnelerini yaptırırken, sosyal hayatınıza normal bir şekilde devam edebilirsiniz.

    Öte yandan Liposuction yaptırdıktan sonra yeniden kilo alacak olursanız, vücudunuzda yeniden biriken yağların farklı yerlerde toplanma ihtimali vardır. Deri dalgalı görünür. Vücut genellikle deforme olur.

    Lipoliz ile de o bölgedeki yağ hücreleri kısmen yok olur. Ancak doku Liposuction kadar hasar görmediği için daha doğal bir dağılımla geri gelir. Esasında bölgesel yağlanma tedavilerini, kilosu daha sabit olan insanlara yapmak gerekir.

    Acı veya Ağrı Hissedilir Mi?

    Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir. Mezoterapi iğnesine benzer son derece ince uçlu bir iğne ile uygulama yapılır. Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, hassasiyet, ısı artışı, kaşınma, ödem bazen küçük morarmalar görülebilir fakat kısa sürede geçer.

    Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı?

    15 yıldır kolesterolü düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilacın sağlık açısında herhangi bir yan etkisi yoktur. Bugün başta Amerika ve Avrupa’da olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Hekim kontrolünde yapılması gerekir.

  • SERVİKAL SMEAR

    SERVİKAL SMEAR

    Pap smear testi, aynı zamanda, vajnal smear, servikal smear, servikal yayma diye de adlandırılan günlük pratikte smir (dilimizde okunuşu) diye adlandırılan ve rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında kullanılan bir testtir. Biz yazımızda bu testten kısaca smear diye bahsedeceğiz.
         

    Smear testinde ana amaç rahim ağzından, mikroskop altında incelenmek üzere dökülen hücreleri toplamaktır. Rahim ağzı, vajinanın üst kısmında bulunan, rahim ve vajina arasındaki bağlantıyı sağlayan, rahimin alt ve dar kısmıdır.
         

    Smear testi ile rahim ağzı kanserinin veya öncü bulgularının erken tanısı konur. Böylece tedavi için büyük şans sağlar. Rahim ağzı kanseri uzun süren bir gizli hastalık döneminden sonra ortaya çıkar. Bu dönemin tanınmasında smear taraması çok önemlidir ve rahim ağzı kanserine bağlı ölümleri %72 oranında azalttığı saptanmıştır. Tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de erken tanı hayat kurtarıcıdır. Anormal hücrelerin smear ile erken saptanması, kanserleşme meydana gelmeden süreci durdurmak için atılacak ilk adımdır.             

    Smear taraması ile rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserler arasına girmiştir ve kadın sağlığı açısından çok önemlidir.              

    SMEAR NEDEN YAPILIR              

    Smear yukarda da bahsedildiği gibi, rahim ağzı kanseri taraması ve önlenmesi amacıyla yapılır. Bu test 30 yaşın üstündeki kadınlarda, HPV (Human Papiloma Virüs) testi ile kombine edilebilir. HPV cinsel yolla en sık bulaşan ve bazı tipleri, kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilen bir virüstür.             

    KİMLER PAP SEMAR YAPMALIDIR?             

    Smear testin genellikle 21 yaşın üzerinde kadınlara önerilmektedir. Ancak doktor gerek gördüğünde bu test daha erken yaşlarda ve değişik sıklıklarda da tekrar edilebilir.             

    PAP SMEAR NE SIKLIKTA YAPLMALIDIR?              

    21-65 yaş arasında, 3 yılda bir smear yapılması genellikle tavsiye edilendir. Şayet HPV testi ile kombine ediliyor ise smear testinin sıklığı 5 yılda bire düşürülebilir.              

    Ancak bazı risk faktörleri var ise, yaşa bakılmaksızın çok daha sık aralıklarla smear testi yapılabilir. Bu risk faktörleri şunlardır;

    • Daha önce smear testinde kansere dönüşme ihtimali olan hücrelerin varlığı
    • AIDS enfeksiyonu
    • Transplantasyon, kemoterapi veya uzun süreli steroid kullanımına bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflaması.

    Gebelerde smear ilk 3 ayda güvenle yapılır, işleme bağlı olarak hafif lekelenme olsa da bu düşüğe yol açmaz.

    KİMLER SMEAR YAPTIRMAYABİLİR?

    Aşağıdaki bazı durumlarda smear testi yaptırılmayabilir;

    • Rahim alma ameliyatında rahim ağzı, genellikle rahim ile beraber komple olarak alınır. Bu ameliyatı olan kadınlar, ilerde smear testine devam edip etmeyeceklerini doktorlarına sormalıdır. Şayet myom ve benzeri sebeplerden dolayı rahim alınmış ise genelde smear takibine gerek kalmaz. Ancak rahim ağzı kanseri veya kanser öncüsü süreçler nedeniyle ameliyat yapılmış ise smear takibi önerilebilir.
    • Şayet daha önceki smear tetkikleri normal ise genellikle 65 yaş sonrasında smear taraması önerilmez.

    İlk tarama yaşı, sıklığı ve taranacak kitle ile ilgili farklı ülkelerde ve farklı kliniklerde farklı uygulamalar olabilmektedir.  Burada önemli olan doktorun kararıdır ve her hasta, tarama yaşı, sıklığı açısından kendi risk faktörleri açısından değerlendirilir.

    SMEAR NE KADAR GÜVENİLİRDİR?             

    Smear testi rahim ağzı kanseri taraması için oldukça güvenilir bir yöntemdir. Ancak yine de %100 her rahim ağzı kanserini yakalamaz. Nadiren smear sonucu normal geldiği halde anormal hücreler bulunabilir.
    Bu durum bir hata yapıldığı anlamına gelmez. Aşağıdaki durumlarda anormal hücreler smear ile saptanmayabilir

    • Smear alınırken örneğe az hücre girmesi
    • Anormal hücre sayısının oldukça az olması
    • Kan veya iltihap hücreleri ile anormal hücrelerin örtülmesi

    Bazen anormal hücreler smearde saptanmayabilir. Ancak düzenli takipler yapılırsa, zaman hastanın lehine işler. Çünkü rahim ağzı kanseri gelişimi yıllar içinde olur ve ilk smearde saptanamayan anormal hücreler bir sonraki smearde saptanır.

    SMEAR TESTİNE GİDERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    Smear testinin doğruluğunu arttırmak için test için gitmeden önce bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir

    • Smear testinden 2 gün öncesine kadar cinsel ilişkiden, vajinal duştan, vajinal fitiller ve kremlerden kaçınmak gerekir. Çünkü bu işlemler anormal hücrelerin saptanma olasılığını azaltır.
    • Adet kanaması döneminde smear testinden kaçınmak gerekir. Çünkü kan hücreleri de anormal hücrelerin saptanmasını zorlaştırabilir.

    SMEAR TESTİ NASIL ALINIR?

    Smear testi oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir. Ofis şartlarında bile yapılabilir. Test jinekolojik masada ve jinekolojik muayene pozisyonunda alınır. Öncelikle vajinaya, spekulum denilen bir alet yerleştirilerek vajen duvarları birbirinden ayrılır. Böylece rahim ağzı daha rahat görünür hale gelir. Daha sonra doktor ucu plastik bir fırça veya spatula ile rahim ağzından sürüntü alır.  İncelenecek olan hücreler o sürüntünün içindedir. İşlem esnasında kesme veya koparma şeklinde bir uygulama yoktur. Bu nedenle tamamen ağrısızdır.

    SMEAR SONRASI?

    Smear testini aldırdıktan sonra günlük aktivitelerinize dönebilirsiniz. Uygulanan yönteme göre toplanan hücreler ya özel bir sıvının içine konarak (sıvı bazlı smear) veya ince bir camın üzerine yayılarak (klasik smear) laboratuvara yollanır. Örnekler laboratuvarda mikroskop altında incelenerek kanser veya kanser öncüsü olabilecek hücreler araştırılır. Bu işlemler uzun süren işlemler değildir ve testin sonucu genelde birkaç gün içinde çıkar.

    SMEAR SONUÇLARI NASIL RAPORLANIR?

    Smear daha ileri tetkik gerektiren şüpheli durumlar için doktorunuzu uyarır.
    Normal sonuç; hücrelerde herhangi bir anormallik olmadığını gösterir. Bu durum herhangi bir tedavi ve ileri tetkik gerekmediği anlamına gelir. Bir sonraki smear zamanına kadar ayrıca bir şey yapmaya gerek yoktur.  Bu duruma test negatif denir. Ancak buradaki “negatif” kelimesi bir olumsuzluk ifadesi değildir.

    Anormal sonuç; anormal veya olağandışı hücrelerin saptanmış olduğunu ifade eder. Bu durumda test pozitif denir. Ancak bu sonuç hastada rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. Tespit edilen anormal hücrelerin tipine göre sonuç yorumlanır.

    Anormal sonuçlarda sık duyabileceğiniz teşhisler ve yapılacak ileri araştırmalar şunlardır;

    ASCUS (Önemi Bilinmeyen Atipik Hücre): Rahim ağzını normalde örten sukuamöz hücreler denilen, yüzeysel yassı hücreler vardır. Bu hücrelerdeki anormalliği gösterir. Ancak bu anormallik kanser öncüsü hücreler bulunduğu anlamına gelmez. Bu durumda ek olarak HPV testi yapılarak, rahim ağzı kanserine yol açabilecek virüslerin varlığı araştırılabilir. Şayet yüksek riskli virüsler saptanmaz ise pek endişe etmeye gerek yoktur ve 4-6 ay sonra smear tekrarı yapılır. Ancak yüksek riskli HPV virüs tipleri saptanır ise ileri araştırma yapmak gerekir.

    SIL (Sukuamöz İntraepitelyal Lezyon): Bu tanı smearde toplanan hücrelerin kanser öncüsü olabileceğini düşündürür ve ileri tetkik gerektirir. Hücrelerin şekli, boyutu ve diğer özelliklerine bakılarak SIL, yüksek ve düşük dereceli olarak iki gruba ayrılır.
     

    • Düşük dereceli SIL, yıllar içinde rahim ağzı kanseri gelişme olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir.
    • Yüksek dereceli SIL, çok daha erken dönemde rahim ağzı kanseri gelişme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösterir.

    Atipik Glandüler Hücreler: Glandüler hücreler, bez hücreleridir ve mukus denilen berrak yapışkan bir sıvı salgılar. Bu hücreler rahim ağzı iç lümeninde ve rahimde bulunur. Bu hücrelerdeki değişiklik kanser olduğu anlamına gelmez ama mutlaka ileri araştırma yapmak gerekir.
     

    Skuamöz Hücreli Kanser veya Adenokarsinoma: Bu hücreler görüldüğünde kanser teşhisi kesindir. Skuamöz hücreli kanser, rahim ağzını veya vajeni örten yüzeysel hücrelerden kanser geliştiğini gösterir. Adenokarsinom ise bez hücrelerinden kanser geliştiğini gösterir. Bu durumlarda hemen tetkik ve tedaviye başlanmalıdır.

    Smear sonucu anormal geldiğinde, genellikle kolposkopi denilen bir işlem ile ileri araştırma yapılır. Rahim ağzı kolposkop denilen optik bir cihazla, görüntü büyütülerek ve doku boyanarak incelenir. Şüphe edilen bölgelerden biyopsi yapılarak doku parçası alınır ve bu parça kesin tanı için incelenir.
    Tüm bunların ışığında; smear testi oldukça önemli bir tarama testidir ve hayat kurtarır. Bu nedenlerle aksatılmadan yapılması gereken bir testtir.

  • Awt (akustik dalga tedavisi)

    Awt (akustik dalga tedavisi)

    Selülit uzun zamandır birkaç tedavi yöntemi olmasına rağmen bütünüyle kaybolmayan bir sorundur. Fakat çok yeni bir sistem olan (AWT) Akustik Dalga Tedavi yöntemi selülit tedavisinde dünyada kanıtlanan başarıları ile selülit yok etme yolları arasında en gözde uygulama olmuştur. Kimyasal nitelikli herhangi bir madde kullanmayarak, lazer, vakum yada farklı bir tekniğe gerek kalmadan güçlü ses dalgalarının verdiği şoklar ile alt dermis içerisinde bulunan çukurlara etki eder. Selülit tedavisi yapan AWT bu sayede üretilen ses dalgaları deri ve yağlardan geçerek selülite neden olan tüm etkenleri düzeltir.

    Akustik Dalga Terapisi 6-10 cm derinliklere kadar güçlü mekanik enerji dalgaları ile tam kat doku kontrolü sağlar. Sorunlu doku içinde şok dalgaların mekanik gücünden yararlanılarak metabolik ve iyileştirici özellikleri açığa çıkarır.

    Dünyada ilk uygulama ABD’li şarkıcı Madonna ile yapılan Akustik Dalga Terapisi, selülit tedavisindeki etkili ve başarılı sonuçlar üzerine kongreler düzenlenerek bilimsel olarak kabul görmüştür.

    Vücut Selülit Neden Yapar?

    Derideki gevşeklik,

    Yüzeyde bulunan yağ dokusundaki aşırı şişkinlik,

    Yağ dokusu ile deri arasındaki bağlarda aşırı gerginlik,

    Sertleşen bağ dokularında yavaşlayan kan ve lenf akımından kaynaklı aşırı sıvı birikimi,

    Selülit tedavi edilmediği takdirde yukarıdaki etkenler birbirini etkileyerek sorunun daha da ilerlemesine neden olmakatdır.

    Akustik Dalga Terapisi Şok Dalgalar Sonucu Nedir?

    Selülitin bulunduğu bölgenin elastikiyeti artar ve sıkılaşır,

    Fibroz bantlar; çözülerek cildi bırakır ve selülit giderilir,

    Yağ hücrelerinde hücre zarı geçirgenliği arttığı gibi Bu sayede hücre içi yağlar serbestleşir ve yağ dokuda hacim azaltılır,

    Kan ve lenfatik dolaşım güçlenerek düzenlenir,

    Kaslarda biyomekanik uyarı ile kas kondüsyonu artar,

    Metabolizma hızını artırarak kilo vermeye yardımcı olur.

    Akustik Dalga Terapisi Kimlere Uygulanamaz?

    Ciddi karaciğer ve börek yetersizliği olanlar,

    Hamillik ve emzirme durumu olanlarda,

    Bacakta flebit ve derin ven trombozu var ise,

    Tedavi edilecek alanda iltihap durumların var ise,

    Bacaklarda varis sorunu için cerrahi operasyon yapılmışsa,

    Ciddi kalp damar hastalıkları olanlar,

    Tedavi edilmemiş kanama bozukluğu olanlar yada kan sulandırıcı ilaç almak zorunda olanlar,

    İleri düzey şeker hastalığı olanlarda.

    Akustik Dalga Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmeli?

    Tedavi günü 4 litre ara günler 3 litre su içilecek,

    Her gün 20 dakika yürüyüş yapılacak,

    Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmayacak.

    Akustik Dalga Terapisi Uygulaması

    Akustik Dalga Terapi AWT güvenli, acısız, ağrısız ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Uygulama yapılacak olan selülitli bölgede anlık yoğun bir basınç ve titreşim hissedilmektedir. Uygulama yaklaşık olarak 15-45 dk. sürmektedir. Öğle arası uygulanabilen bu tedavi ile günlük hayatınız etkilenmez. Deri sıkılaşması ve yağ doku kayıplar ile diyete gerek kalmadan bölgede %5-12 arasında incelme görülebilmektedir. Dokuların kendini yenileme sürecine bağlı 1-2 ay içersinde kendini göstermeye başlar.

  • KALPTE PARLAK (BEYAZ) NOKTA

    KALPTE PARLAK (BEYAZ) NOKTA

    Gebelerin rahat anlaması için doktorlar tarafından, kalpte beyaz nokta, parlak nokta, kalpte kireçlenme veya parlaklık şeklinde de tanımlanan, intrakardiyak ekojenik fokus, anne karnındaki yaklaşık 100 bebekten dördünde normalde görülebilen anatomik bir yapıdır. Anne karnındaki bebeğin ultrason muayenesi esnasında genelde üç aydan sonra saptanan bu odak, gebeliğin son aylarında veya doğumdan sonra genelde kaybolmaktadır.

    Tam olarak nedeni bilinmese de bu parlaklık kalbin içerisindeki kasların kalsifikasyonu sonucunda oluşmaktadır. Ancak bu odak görünen bebeklerde bilinmektedir ki; bazı genetik hastalıkların görülme ihtimali çok az artmaktadır. Ayrıca bu bebeklerde kalp yapısal bozukluk riski biraz daha fazladır. Bu durum maalesef çoğu zaman aileleri strese sokmaktadır. Oysa bu bir hastalık değil bulgudur ve bu bulgu tek başına izlendiğinde genetik hatalık riskinde artış yapmamaktadır. (Meta-analysis of second-trimester markers for trisomy 21. Ultrasound Obstet Gynecol. 2013 Mar;41(3):247-61. doi: 10.1002/uog.12364. Epub 2013 Jan 24. ) Sadece ek bir bulgu açısından (bebeğin böbrek kanallarında genişleme, burun kemiğinin az gelişmesi veya olmaması, ense kalınlığının fazla olması vb.) gebenin daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve bebeğin kalbinin ultrasonla ayrıntılı muayenesi (fetal ekokardiyografi) gerekmektedir. Şayet soft marker denilen bu ek bulgular ile beraber ise daha fazla önem taşır.

    Özetle anne karnında bebeğin kalbinde parlak nokta saptandığında, ayrıntılı ultasonda ve bebeğin kalbinde yapılan ayrıntılı ultrason incelemesinde (fetal ekokardiyografi) herhangi bir olumsuzluğa rastlanmaz ise endişeye gerek yoktur.