Kategori: Psikoloji

  • Boşanma ve Çocuk

    Boşanma ve Çocuk

    Aile; aralarında kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan akrabalık ilişkisi olan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylere denir. Ancak günümüzde aile yapısının çeşitliliği daha fark edilir durumdadır. Bu çeşitlilikten şöyle bahsedilebilir; bazı aileler çekirdek aileyken bazıları geniş aile olup büyük ebeveynlerinde dahil olduğu bir sistem olabilmekte ya da bazı aileler tek ebeveyn ve çocuktan oluşabilmektedir. Bahsedilenlerin haricinde de farklı aile türleri söz konusu olmaktadır. Bu yazıda daha çok ele alınacak aile tipi ise boşanmış olan ya da bu kararı almış ebeveynlere sahip çocuklar olacaktır. Çocuklara boşanma kararının nasıl ve ne zaman anlatılması gerektiği üzerinde durulacaktır.

    Boşanma aileler için zorlu bir süreç olabilmektedir. Ancak bu sürecin nasıl yürütüldüğü ve yönetildiği çoğunlukla ebeveynlerin elinde olmaktadır. Tabii ki, yeni bir hayat kurma, var olan rutinin dışına çıkma, çocuğun kimde kalacağı ile ilgili çekişmelerin yaşanması, ardından ne sıklıkla hangi ebeveyni nasıl göreceği gibi konularla ilgili pek çok soru işareti yetişkinleri de zorlamaktadır. Bu nedenle onlar içinde bu sürecin durağan olmadığı hatta çocuk ile ilgili kararlaştırılması gereken durumların ve yapılacak açıklamanın ebeveynlerde endişe yarattığı görülmektedir. Anne babaların bu süreçte çocuğa açıklama yapma ve bunu nasıl yapacakları ile kararsızlıklar yaşadıkları bu kararsız ve kaygılı sürecin de çocuğa yansıdığı gözlenmektedir.

    PEKİ ÇOCUĞA BOŞANMAYI NE ZAMAN ve NASIL AÇIKLAMAK GEREKİR?

    Okul başarısı etkilenir mi?

    Üzülür mü?

    Başka sıkıntılar duymaya başlar mı?

    Var olan zorlayıcı bir davranış artar mı? 

    Konuşması etkilenir mi?

    İçine kapanır mı? 

    Yukarıdaki sorulara eklenebilecek daha pek çok içerik dolayısıyla aileler zamanlama konusunda çoğunlukla tereddütte düşebilmekteler. Ayrılık kararını çocuğa ne zaman söyleyeceklerine karar vermek de güçlük çekebilmektedirler. 

    *Hal böyle olunca da çocuğa söyleme konusunda gecikmeler yaşanabilmekte.

    *Çocuk zaten farkında olduğu bazı şeylerin kendinden gizlendiğine inanarak çocuğun ailesine karşı duyduğu güvende zedelenmeler söz konusu olabilmekte. 

    *Bazen yaşanan durumların sorumlusu olarak kendisini görebilmekte ve telafi edici olmaya çalışabilmekte. Bu da çocuğa ait olmayan bir sorumluluğu yüklenmesine izin vermek anlamına gelerek kaygı ve endişeye neden olabilmekte.

    *Çocuğa anlayabileceğinden daha fazla bilgi vermek, hukuki süreçlerle ya da anne baba arasında yaşanan durumlarla ilgili ayrıntı paylaşmak sadece aklını bulandıracağından karmaşık olmayan cümlelerle basit şekilde açıklamak önemlidir.

    ! Öncelikle bu kararın çocuğa açıklanabilmesi için anne babanın kesin ve net olarak ayrılma, boşanma kararı almış olması gerekmektedir. Anne baba emin olmadan bu kararı çocuğa açıklarsa belirsizlik daha da fazla endişeye yol açacaktır. Çünkü aile kendisi için netleştiremediği bir kararı açıklama evresinde daha da zorlanacaktır. Aksi takdirde net olarak alınmamış ve çocuğa ya da çocuklara açıklanmış ayrılık kararı ardından bir barışma takip ederse, çocuğa verilen ikili mesaj karışıklığa neden olabilmektedir.

    Ailelerin yukarıda bahsi geçen bazı sorularla ilgili endişelerine de yer vermek istiyorum.

    Ayrılık sürecinde çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi fırtınalı duygular yaşayabilmekte ve hayatlarındaki bazı alanlar etkilenebilmektedir. Çünkü bu durum onlar için de yeni ve adapte olunması için zamana ihtiyaçları olduğu bir alandır. Dolayısıyla çocukların hiç etkilenmeden bu süreci atlatmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Bu nedenle onların duygularını anlamaya özen göstererek duygusal paylaşım için uygun ortam yaratılması önemlidir. Anne babalar bu süreçte hem kendileri hem de çocukları ile ilgili endişeleri açısından destek almak adına uzmanlara başvurabilirler.

    Özetle;

    *Alınan karar net olduğu zaman bunu çocuğa açıklamak,

    *Açıklama esnasında mümkünse anne ve babanın birlikte bunu söylemesi,

    *Ayrılığın anlamının ebeveynler arasındaki eş ilişkisi ile alakalı olduğu ve anne baba olmaları ile ilgili bir değişiklik olmayacağını anlatmaları,

    *Ulaşılabilirlik ile ilgili bilgi vermeleri,

    *Aileler çocukların yaşlarına uygun bir biçimde gerektiği kadar bilgi ile bazen anne babaların anlaşamadıklarında ayrı yaşama kararı alabileceklerini anlatmaları önemlidir.

  • Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci koçu ne olduğunu doğru anlamak için, öncelikle günümüz Türkiye’sindeki eğitim sistemini incelemek fayda sağlayacaktır. Günümüz eğitim sistemi, öğrencinin edindiği yeni bilgiyi kullanmasını değil, ne kadar bildiğini ölçmeye dayalıdır. Öğrencilerin ne ölçüde başarılı olduğu da maalesef sadece sınav sonuçlarıyla değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak çoğu anne babanın da ortak isteği, evlatlarının geleceğini ilgilendiren sınavlarda ve akademik yaşantıda başarılı olmasıdır. Bu nedenle anne baba ve öğretmenler, öğrencileri sınav maratonuna hazırlamakla mücadele etmektedir. Öğrenciler ise kimi zaman iniş çıkışlar göstererek, tempoya ayak uydurmaya çalışmaktadır. Özellikle evladının akademik gelişimini yakından takip eden, onu motive etmeye çalışan anne babaların da bu süreci nasıl geçirmeleri ve evlatlarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bocaladıklarını söyleyebiliriz. Anne babaların ‘Haydi derse bakalım, marş marş…’ söylemlerinin zamanla ebeveyn- çocuk çatışmasına sebep olabildiğini ve evde huzursuz bir aile ortamı oluşturduğunu görmekteyiz.

    Peki akademik süreci pozitif ilişkilerle, etkili ve verimli bir şekilde geçirmek mümkün mü ?

    Meslek seçimini belirleyecek sınavların, ergenlik dönemine denk gelmesi bu dönemi ayrıca hassas ve zor kılmaktadır. Hem öğrencilerin hem anne babaların zorlandığı bu dönemi, eğitim ve öğrenci koçu desteğiyle daha pozitif, verimli ve etkili geçirmenin mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki, çocuğun veya ergenin fizyolojik ve psikolojik açıdan devam eden bir gelişim süreci içinde olması, duygusal ve davranışsal iniş çıkışlar yaşamasına sebep olmakta ve buna eklenen sınav stresi de öğrencinin duygu ve davranışlarındaki iniş çıkışların yoğunluğunu, şiddetini arttırabilmektedir.

    Öğrenci koçluğu, öğrenciyle pozitif bağ ve işbirliği kurma temeline dayanan bir danışmanlıktır. Öğrenci koçu, öğrencinin hangi noktalarda zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu, çizilmesi gereken hareket planının ne olabileceğini uzman gözüyle değerlendirerek danışmanlık yapabilir.

    “Öğrenci Koçluğu desteği, öğrencinin sınav öncesi verimli biçimde hazırlanmasına ve sınav sırasında gösterebileceği en iyi performansı gösterebilmesini sağlamayı amaçlayan hizmettir.”

    • Öğrenci Koçu ile birlikte düzenlenen çalışma, öğrenciye ne kazandırır?

    • Öğrenci farklı ders çalışma yöntem ve tekniklerini öğrenerek daha etkili ve verimli ders çalışabilir.(POMODORO, ISOAT, Hızlı Okuma, PİKİ, Zihin Haritası vb..)

    • Öğrencinin motivasyonu artar, kendisine ve geleceğe dair oluşturduğu olumsuz inançlar yerini başarı ve güvene bırakır.

    • Öğrenci sorumluluk duygusu kazanır.

    • Öğrencinin konsantrasyon gücü artar, konsantrasyon ve dikkat süresi uzar.

    • Öğrencinin kendini tanımasını sağlar, öğrenci güçlü yanlarını ve geliştirilmesi gereken yanlarını keşfeder, kendine gerçekçi hedefler ve beklentiler koyar ve emin adımlarla yol alır.

    • Sınav öncesi stres yönetimi, sınav esnasında oluşabilecek duygusal değişiklikler ve sınav kaygısıyla nasıl baş edebileceğini öğrenir.

    • Etkili iletişimi öğrenerek, aile içi çatışmalara ve arkadaş problemlerine sağlıklı bir iletişim kanalıyla yaklaşabilmeyi öğrenir.

  • Öfke Kontrolü İçin 10 İpucu

    Öfke Kontrolü İçin 10 İpucu

    Öfke kontrolü, yaşamı daha doğru yönetmek için çok çok değerlidir. Bazen iş ortamında ekip arkadaşlarımızla iletişim sırasında ister istemez, kimi zaman işler planlandığı gibi gitmeyebilir. Yetişkin bireyler olarak iş arkadaşlarımız sorumlulukları gereği birçok sorun ile gün içinde uğraşıyorlar. Ve bazen öyle anlar gelebiliyor ki, çok değer verdiğimiz ekip arkadaşımız ile yaşadığımız fikir ayrılığı, bizleri çileden çıkartabiliyor.

    İşte tam da bu noktada, ekip arkadaşımızla iletişim sırasında daha sakin ve öfke kontrolü sağlanması konusunda size yol gösterecek 10 adım:

    1. Öfke Kontrolü için Beyninizin mantıklı kısmını eğitin

    Bol bol iş hayatında nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatan, serinkanlı ve sakin olmanın iletişimdeki önemini vurgulayan, bir ekip üyesi olmanın ne kadar önemli bir sorumluluk olduğunu hatırlatan eğitici makaleler okuyun. Davranışa geçmeden önce durup düşünmeyi alışkanlık haline getirin.

    2. Ekip arkadaşlarınızın sizi iyi hissettirecek şekilde davranmasını beklemeyin

    Başkaları, özellikle ekip arkadaşlarımız, bizim istediğimiz şekilde düşündüğü ve davrandığında kendimizi daha sakin ve kontrollü hissederiz. Bu olmadığında veya bunu sağlayamadığımızda ise gerginliğimiz artar. Bu çok doğal bir eğilimdir. Ancak her zaman istediğimiz koşulları sağlamamız mümkün olmayabilir. Buna hazırlıklı olmalı, durup sakinleşmeyi beklemeli, kendimizi gevşetecek (sakinleştirici bir müzik açmak gibi) yöntemlere başvurmalıyız.

    3. Tetikleyicilerinizi bilin

    Güçlü duygular davranışlarımızı etkiler ve tetikleyici etki yaratır. Her bireyin farklı duygular karşısında etkilenebilirliği farklıdır. İş hayatında yetişkinler için tipik tetikleyiciler şunlardır;

    • Umutsuzluk

    • Çaresizlik

    • Yetersizlik

    • Korku

    • Suçluluk

    Peki sizleri hangi duygular tetikler? Ekip arkadaşınızın hangi davranışının sizi en çok sinirlendirdiğini tespit edin. Vücudunuzun sinyallerini takip edin.

    4. Neden bu davranışların sizi sinirlendirdiğini kendinize sorun

    Geçmişte yaşadıklarınızı ve gelecekle ilgili korkularınızı gözden geçirin. Ekip arkadaşınızın bu davranışı sizi nasıl hissettiriyor, yetersiz mi, korkulu mu, suçlu mu? Bu duyguları hissettiğinizde kendinizi rahatlatmak için neler yapabileceğiniz ve nasıl sakinleşebileceğiniz üzerine düşünün ve notlar alın, bu duyguları hiissettiğinizde bunları hatırlamaya çalışın.

    5. Öfke kontrolü kaybolmak üzere olduğunda bunu hemen fark edin!

    Öfkelendiğinizde bundan sizin kadar ekibinizin de etkileneceğini unutmayın. Kendinizi gevşetmek ve zor duygularla baş etmek çok önemlidir.

    6. Gerçekçi beklentilere sahip olun

    Kendiniz ve ekip arkadaşlarınızla ilgili makul ve gerçekçi olun. Kendi kendinize bunu yapamıyorsanız bu konuda ekip arkadaşınız veya ekip liderinizden size hatırlatmaları ve destek olmaları için yardım alın.

    7. Geçmişin yaralarını sarın

    Kendi geçmişinizden getirdiğiniz korkular ve yanlış öğretilerden kurtulun. Kendi eksiklerinizi kapatmak için ekip arkadaşlarınıza yük yüklemeyin.

    8. Güç mücadelelerinden sakının

    Bu konuda yol gösterici olan çok değerli bir çocuk şarkısını hatırlarsınız: Bir köprüde kaşılaşmış iki inatçı keçi… diye devam eder. Güç mücadelesi karşılıklı inatlaşmaya dönerse, bu durumun kazananı olmaz. İnatlaşma, iletişimi başarıya götürmeyeceği gibi, muhtemel iletişim kazalarını beraberinde getirecektir. İşte bu sebeple, öfkelendiğinizde ekip arkadaşınızla güç mücadelesine girmekten sakının. Kendiniz ve ekibinize karşı gerçekçi bir perspektifte kalın.

    9. Olumsuz kurgulardan uzak durun

    Eğer endişeli bir yapınız varsa iş görev ve sorumluluklarınız hakkında korkutucu düşünceler zihninizi işgal edebilir. Kafanızdaki bu olumsuz düşünce ve görüntüleri tam tersi olanlarla değiştirmeye çalışın.

    10. Egzersiz yoluyla stresinizi atın

    Gevşeme ve nefes egzersizleri yapmayı öğrenin. Bir spor dalını amatör olarak haftada 2 kez uygulayın. Bedeni kontrol ettiğinizde, düşüncelerinizi ve ruhunuzu daha doğru yönetirsiniz.

  • NeuroFeedback Egzersizleri Nedir?

    NeuroFeedback Egzersizleri Nedir?

    Neurofeedback dikkat geliştirici egzersizler, kişide Dikkat ve Konsantrasyon artışı sağlamaktadır. Dikkat yönetim sorununa bağlı sıkıntı yaşayan öğrenci sayısı gün geçtikçe artış göstermektedir. Dikkat eksikliği sıradan bir dalgınlık değil, tıbbi muayene ile tanısı tıp doktoru tarafından konulan bir bozukluktur.

    Dikkat ölçümleri ile elde edilen bilimsel veriler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda tanı konulmasında uzmanlara yol göstermektedir. Son 20 sene içinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı konulan çocuk sayısında ciddi artış gözlenmektedir. Bunun sebebi, 20 sene öncesine kadar bu rahatsızlığın daha az gözlenmesi değil, günümüz tanı koşullarının ve uygulanan test sistemlerinin gelişmiş olmasındandır.

    Eskiden Dikkat Eksikliği Yok Muydu?

    Amerikan Pediatri Birliği’nin Aralık 2011’de yayınladığı DEHB Tedavi Kılavuzunda, tanı ve tedavi uygulamasının 4 yaşından itibaren başlatılması gerekliliği ön planda tutulmaktadır.

    Zira çocuk çağında 4 yaşından itibaren bu rahatsızlığın tanısının konması mümkün olduğu gibi, tedavi konusunda izlenecek yeni ve farklı birçok alternatifler gelişmektedir. Çocuğun dikkat düzeyi ve dikkat derinliği, öğrenme sürecinde çok önemlidir. Çevresinden doğru mesajları alması, bu mesajları doğru yorumlaması ve öğrenme sürecinde bu mesajları kullanması için, dikkat süreci eksiksiz çalışmalıdır. Eğer aile çocuğunda dikkat eksikliği sorunu olduğunu fark etmez ya da gerekli tedaviyi doğru uzmanlardan almaz ise, çocukta okul eğitim-öğretim sisteminde anaokulundan itibaren akademik sorunlar yaşanabilir.

    Dikkat Eksikliğine Bağlı Belirtiler

    Çocuklar genel olarak aktif, meraklı ve heyecanlıdırlar. Dikkat Eksikliği olan çocuğun ailesi adına bazen çocuklarında böyle bir sorun olduğunu kabul etmeleri kolay olmaz. Aileleri en çok yanıltan ise, çocuğun saatlerce televizyon izleyebilmesi ya da bilgisayar oyunları oynuyor olmasını, dikkatiyle ilgili bir sorun olmadığı yönünde değerlendirmeleridir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu sorunu olan çocuklar, kendi istedikleri şekilde televizyon izlerken ya da bilgisayarda oyun oynarken bir sorun yoktur.

    Bu rahatsızlıkta beynin etkilenen bölgesindeki değişimlere bağlı olarak, çocuğun kendi istediği bir aktivitede ve çocuğun istediği zaman diliminde dikkatini toplamasında problem yoktur. Sorun, dikkatin özellikle yönlendirilmesi gereken bir konu olduğunda dağılmasıdır. Sınıf ortamı, ders dinlenmesi, ev ödevlerinin yapılması, bir spor aktivitesinde takım oyuna uyum gibi konularda, dikkatin özel olarak toplanması gerektiği anlarda, dikkat eksikliği ortaya çıkmaktadır.

    Dikkat eksikliğine bağlı olarak çocuklarda sıklıkla gözlenen belirtiler şunlardır:

    • Çocuk özel olarak bir konuda dikkatinin toplaması gerektiği zaman sorun yaşamaktadır: ev ödevi, takım sporu vb.

    • Detaylı ve dikkat gerektiren işlerde, dağınık ve düzensiz şekilde iş üretir

    • Başka çocukları hiç etkilemeyen dış uyaranlar, onların dikkatini çok rahatlıkla dağıtır.

    • Dikkatini toplaması ve sürdürmesi gereken görevlerde çok sıkıntı yaşarlar

    • Verilen görevlerin tamamlanmasında sıklıkla sorun yaşanır

    • Tamamlanmamış ve yarım kalmış bir işten diğer yeni bir aktiviteye geçerler.

    • Çok fazla ertelerler

    • Günlük aktivitelerde çok fazla unutkanlık yaşarlar

    • Düzensizdirler

    • Tepkisel olarak karar verirler. Dur-Düşün-Yap modelini uygulamakta sorun yaşarlar. Bu sebeple davranışlarına bağlı sorun yaşarlar.

    Dikkat ve Konsantrasyon Ölçümü

    Dikkat eksikliği veya dikkat dağınıklığı, bireyin zekâsı ile ilgili olan bir sorun değildir; beynin çalışma sisteminde farklılık vardır. Beyin görüntüleme araştırmaları göstermektedir ki, Dikkat Dağınıklığı ya da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan bireylerin beyin aktivitelerinde (özellikle beyin dokusunun ön bölümü olan frontal bölgede) normale göre azalma gözlenmektedir. Beyin dokusunun her bölgesinin farklı görevleri vardır. Beyin ön bölgesi olan frontal bölgenin görevi, yürütücü fonksiyonların kontrolüdür.

    Beynin bu bölgesinde sorun yaşandığında, şu fonksiyonlarda sıkıntılar ortaya çıkar:

    • Organize olmak

    • Dikkati toplamak ve sürdürmek

    • Problem çözmek

    • Kısa süreli bellek

    • Dürtülerin kontrolü

    Dikkat eksikliği olduğunda, bu fonksiyonları kontrol eden beyin bölgesindeki aktivitenin azalmasına bağlı, sorunlar ve belirtiler gözlenir.

    DİKKAT GELİŞTİRME EGZERSİZLERİ: NEUROFEEDBACK

    Neurofeedback egzersizi, dikkat sisteminin istenen bölgesinde doğru egzersizler ile gelişme yapılmasına imkân sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır.

    Neurofeedback kelime anlamı şudur:

    Neuro = nöronlar, yani beyin dokusu

    Feedback = geri bildirim, yani görüntülenen beyin dalgalarına yanıt oluşturmak

    Neurofeedback, İngilizce bir kelimedir ve Türkçe okunuşu şu şekildedir: nörofidbek

    Neurofeedback egzersizi, bir bilgisayar destekli dikkat egzersiz sistemidir. Kişi kendi dikkat becerisini geliştirirken, dikkatini nasıl odaklayacağını ve odaklanmış dikkatini nasıl sürdüreceğini öğrenir. Geliştirilebilen bir beceri olan dikkat becerisi, bilgisayar destekli bir program olan neurofeedback ile başarıyla geliştirilir. Dikkat becerisini oluşturan beyin dalgaları izlenerek, dikkatin odaklanma ya da dikkati sürdürme becerisine yönelik dikkat egzersizleri uygulanır. Belirli seans ve protokoller ile uygulanan bilgisayar destekli dikkat egzersiz programı neurofeedback, kişinin kendi dikkat merkezinden aldığı sinyallere karşı, kendi dikkat sistemini tekrar düzenlemesi temeline dayanmaktadır.

  • Karne Tatili ve Yaz Döneminde Çocuklar Ne Yapsın?

    Karne Tatili ve Yaz Döneminde Çocuklar Ne Yapsın?

    Karne konusunu geride bıraktığımıza göre sıra geldi yaz tatilinde çocukların ne yapacaklarına… Benim gibi mahallede arkadaşlarıyla mutlu bir çocukluk geçirmiş yetişkinler için biraz şaşırtıcı olsa da dışarı çıkma imkanı bulamayan çocuklar için yaz okulları son derece faydalı.

    80ler döneminde belki de şanslı çocuklarıydık bizler. Sokakta yola koyduğumuz iki taş bizim kalemiz olurdu, mahalledeki boş arsalarda saklambaç, ebecilik, çukur, mors, üçgen, baş-başaltı, çivi oynardık. On tane çocuk bir araya gelir, üç mahalle ötedeki bir başka sokaktaki arkadaşlarımızla maç yapmaya hep beraber toplanıp giderdik.

    Anne ve babalarımız için bir sorun teşkil etmezdi sokakta oynarken ortadan kaybolmamız ve üç mahalle öteye maç yapmaya gitmiş olmamız, çünkü bilirlerdi biz yolda giderken bakkal amcamızın, terzi amcamızın gözü hep bizlerin üzerinde olurdu aslında. Mahallede abilerimiz, ablalarımız olurdu, bizlere top oynamayı gösteren, birbirimize nasıl davranacağımız konusunda rol modelimiz olan… Sabahtan akşam hava kararana kadar sokakta oynardık, acıktığımızda en yakındaki arkadaşımızın evine gider, onlarca çocuk sırayla suyumuzu içer, ekmek üzerine yağ sürüldüğünde şeker ya da tuz serperdik, hatta şanslıysak ekmek üzeri salça olurdu bazen, afiyetle mideye indirip, oyuna dönerdik.

    80ler döneminde benim çocukluğum böyle geçti. Lakin gel gelelim, sene oldu 2020!

    Çocuklarımızın oyun oynayacakları sokaklar da kalmadı, oyun alanları binalarla doldu, eskiden taştan kaleler yapıp futbol oynadığımız sokaklar arabayla doldu. 80ler dönemindeki yaşam koşul ve ortamının kalabalıklaşması ile birbirini tanıyan mahalle kültürü yok oldu, artık sitelerde yaşayan aileler kapı komşusunun kim olduğunu bilmeden yaşıyorlar. İşte böylesi bir ortamda yaz okulları genelde tüm çocuklar için, ama özellikle yaz tatilini çeşitli nedenlerle yeterince verimli geçiremeyen, evden dışarı çıkma imkanı kısıtlı, sosyal olarak izole çocuklar için oldukça faydalı olmaktadır.

    Ayrıca bilgisayar ve televizyona düşkünlük gösteren çocuk ve gençler için de yaz okulları çok iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Gün boyu evde oturup saatlerce bilgisayar oynayıp televizyon izlemek yerine spor ve sanatsal faaliyetlere katılmak çok daha sağlıklı bir uğraş olacaktır. Bu okul etkinliklerinin yapılandırılmış olması da çocukların daha programlı bir tatil dönemi geçirmelerine, zamanı daha verimli kullanmalarına katkıda bulunacaktır.

    Yaz Okuluna Ne Zaman Başlanmalı?

    Tüm kış okula giden ve tatil özlemi içinde olan bir öğrencinin okul kapanır kapanmaz yaz okulu başlaması çok uygun olmayabilir. Çocuğun en azından birkaç hafta tamamen serbest bir dinlenme süreci geçirmesi, daha sonra ebeveynle birlikte değerlendirdikleri bir yaz okulu programını seçip başlaması daha doğru olacaktır. Çocuk, okul kelimesinden yola çıkarak yaz okulu fikrine karşı çıkabilir, ödev ve sınavla ilgili bir sürece gireceğini zannedebilir. Bu durumda doğru bir şekilde bilgilendirilmeli, bunun bildiğimiz okuldan farklı olduğu, eğlenceli, sportif ve sanatsal faaliyetler, eğitici oyunlar içerdiği anlatılmalıdır. Çocukla birlikte okulların etkinlikleri gözden geçirilmeli, sonrasında okul birlikte görüldükten sonra kayıt yaptırılmalıdır. Yani yaz okulu seçim sürecine çocuk da katılmalıdır.

    Çocuğunuzun İlgi Alanına Göre Seçim Yapın

    Okul seçilirken çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına uygun etkinlikler içermelidir. Örneğin dışa dönük, hareketli çocuklar yüzme, futbol gibi sporları yapabilecekleri okulları rahatlıkla tercih edebilirler. Öfke kontrolünde sorun yaşayan dürtüsel çocuklar için yine benzer seçenekler uygun olacaktır. Bu onların istenmeyen dürtülerini daha sağlıklı dışa vurmalarını sağlayacaktır. Sosyal becerileri zayıf, akran ilişkilerinde zorluk yaşayan çocuklar için gezi, takım sporları, tiyatro ve izcilik gibi etkinlikler içeren yaz okulları önerilebilir. Bu süreçte hem yaşıtlarıyla iletişimi daha yoğun olarak sosyalleşecek, hem de becerilerinin gelişmesiyle kendine güveni artacaktır. Dikkat eksikliği açısından, dikkat becerileri zayıf çocuklar için de satranç iyi bir uğraş olacaktır. Aile içinde iletişim sorunları yaşanan, huzursuz bir ev ortamı olan çocuklar da yaz okuluna giderek hem bu ortamdan kısmen uzaklaşmış olur, hem de resim, müzik gibi çalışmalara katılarak gerginliklerini atabilirler.

    Okul seçilirken dikkat edilmesi gereken bir konu da ulaşımdır. Yolda uzun zaman geçirmesi çocuğun yorulmasına ve bir süre sonra motivasyon ve alınan keyfin azalmasına yol açacaktır. Yurtdışı yaz okulları düşünülüyorsa çocuğun evden uzaklaşmaya yeterince hazır olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Gençlerde bu tip sorunlar daha az yaşansa da küçük yaş gruplarında ayrılma kaygısı gibi bir problem ortaya çıkarak sürecin yarım kalmasına neden olabilir.

  • Ders Çalışırken Ya da Sınavda Dikkat Neden Dağılır?

    Ders Çalışırken Ya da Sınavda Dikkat Neden Dağılır?

    Çocukluk döneminin en sık görülen bozukluklarının başında DEHB, yani dikkat yönetimi ve davranış kontrol sorunları gelmektedir. En sık karşılaşılan dönemse çocukların okula başladığı ilk dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Dürtü; kişiyi eyleme yönlendiren ve bu yaptığı eylemi sonuçlarını düşünmeden uygulamaya koymaktır. Dürtüyü bozukluk yapan durumsa ona engel olamama durumudur.

    Öğrencide Sınıf Ortamında DEHB BELİRTİLERİ:

    • Bu çocuklar sınıf içerisinde uyum bozuklukları gözlenir.

    • Dersi takip etmede güçlük yaşarlar.

    • Yerinde duramama sıkıntısı vardır.

    • Sıklıkla başkalarının sözünü kesme eğilimindedirler.

    • Çevreleri tarafından genellikle sakar olarak nitelendirilirler.

    • Yüksek sesle konuşma, korkusuzlukları ve cesaretleri ile dikkat çekebilirler.

    Görülme sıklığı sanıldığından daha sık bir oranı kapsamaktadır.% 4-8 gibi bir oranda görülmektedir; bu da 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1-2 öğrenci görülebileceği anlamına gelmektedir. Bu bakımdan okulda sınıf ve rehber öğretmeniyle iletişim halinde olmak önemlidir. Ev içerisinde çok hareketli olan çocuk okulda da benzer davranışları sergiliyorsa uzman desteği almak faydalı olacaktır. Dürtü kontrol bozukluğu yaşayan çocukların genellikle bunu çocukluk döneminde yaşadığı ve sonra bu belirtilerin ortadan kalktığı gibi yanlış bir kanı da mevcuttur. Yaş büyüdükçe belirtilerde değişmektedir yani ortadan tamamen kalkma gibi bir durum söz konusu değildir. Örnek vermek gerekirse okul döneminde sırasında beklemekte güçlük çeken çocuk yetişkin olduğunda araç kullanırken ışıkta beklemekte güçlük çekebilir diyebiliriz.

    DEHB – Dikkat ve Odaklanma Sorunu ve Davranışları Kontrol Sorunu NEDENLERİ:

    Genel olarak odaklanma ve hareket bozukluğunun nedenlerinden söz edecek olursak aşağıdaki nedenler karşımıza çıkmaktadır.

    • Genetik faktörler

    • Çevresel etkenler

    • Nörolojik faktörler

    • Biyolojik etkenler

    • Psikososyal etkenler

    DEHB – Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu TEDAVİSİ

    Çocuğun ya da gencin yapısal zorluklarından kaynaklanan davranış sorunları ve okul başarısızlıkları devam edecektir. Çevresinden olumsuz eleştiriler alma riski artacaktır. Bütün bunlar çocuğun ya da gencin ikincil sorunlar geliştirmesine yol açacaktır. Yani okul başarısızlıkları ileride iş yaşamındaki başarısızlıklara; arkadaş ve aile ilişkilerinde yaşadığı sorunlar da ileride sosyal ilişkilerinde hatta evlilik yaşamında sorunlar yaşamasına yol açabilecektir. Yine depresyon, davranım bozukluğu gibi ek başka psikiyatrik bozukluklar da söz konusu olabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan tanının bir çocuk psikiyatrisi tıp doktoru tarafından muayene ve değerlendirme ile doğru konması ve sonrasında tedavisi çok önemlidir.

  • Çocuklarda Zeka Testi

    Çocuklarda Zeka Testi

    Çocuklar bilişsel, duygusal ve fizyolojik boyutta bireysel farklılıklara sahiplerdir. Aynı zamanda çocukların belirli yaş aralıklarında kazanmaları beklenen bazı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim özellikleri vardır. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre sahip olduğu özellikleri, çocuk hakkında bize ipuçları verir. Örneğin, bazı çocuklar kendi yaş grubundan daha ileri bir yaşın işlevlerini yapabilirken, bazı çocuklar kendi yaşına uygun olanları yapmakta zorlanabilir.

    ÇOCUKTA ZEKA DÜZEYİ TESPİTİ ve DİKKAT ÖLÇÜMÜ NASIL YAPILIR?

    Zeka testi olarak adlandırılan ölçme araçları; çocuğun öğrenme, anlama, kavrama, yorumlama, ilişkilendirme, soyut düşünme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel yeteneklerini ölçmeyi hedefler. Zeka testleri, çocuklardaki üstün zihin gücünü ortaya çıkarılabilirken, aynı zamanda ayırıcı tanı ve teşhis konusunda önemli ipuçları sağlar.

    Çocukta Zeka testi uygulamasının mutlak gerekli görüldüğü bazı durumlar şunlardır:

    • Öğrenme Güçlüğü,

    • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu,

    • Akademik Başarısızlık,

    • Sınav Kaygısı,

    • Okul Fobisi,

    • Algılama ve Anlama Güçlüğü,

    • İletişim Güçlükleri,

    • Okula Uyum Sorunları,

    • Özgüven Eksikliği,

    • Davranış Problemleri,

    • Algılama ve Anlama Güçlüğü,

    • Sosyal Kaygılar,

    Çocukta Zeka Ölçümü: Wechsler Zeka Ölçeği (WISC-R)

    6-16 yaş arası çocukların zeka aralığını, sayısal ve sözel zeka düzeyini, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek amacıyla uygulanan bir zeka testidir. Sözel Zeka Bölümü ve Performans Zeka Bölümü olmak üzere iki bölümden oluşur. Her bölüm kendi içinde 5 alt test barındırır ve böylece birden fazla beceri alanındaki yeteneklerin ölçülmesi hedeflenir.

    Sözel Alt Testler, sol beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:

    • Bilgiyi Akılda Tutma ve Geri Üretme,

    • Sözel Sentezleyebilme,

    • Benzerlikler Kurabilme,

    • İfade Becerisi,

    • Sözel Muhakeme Becerisi,

    • Kısa Süreli Hafıza

    Performans Alt Testler, sağ beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:

    • Görsel Hafıza,

    • Görsel Dikkat,

    • Neden-Sonuç İlişkisi Kurabilme,

    • Görsel Analiz ve Sentez Yapabilme,

    • Parça-Bütün İlişkisi Kurabilme,

    • Görsel Bilgi Öğrenme Hızı ve Kısa Vadede Kullanabilme,

    Wısc-R testi sonucunda elde edilen IQ skoru, uzmanlar için klinik  değerlendirmede anlam ifade ederken, performans ve sözel becerilerin alt testlerle değerlendirilmesi, çocuğun zihinsel haritasına erişmeyi sağlar ve bilişsel yetenekleri ile ilgili profil ortaya çıkarır.

  • Çocukla Sosyal Ortama Çıkarken Dikkat Edilecek 5 İpucu

    Çocukla Sosyal Ortama Çıkarken Dikkat Edilecek 5 İpucu

    Çocukla seyahat, birçok anne-baba için soru işaretleri ile doludur. Sağlıkla ilgili temel önlemleri aldınız. Ama o da ne, tatile çıkmak için sabırsızlanan çocuğunuz yolculuğu tahmin ettiği kadar sevimli bulmuyor ve yol boyunca onu oyalamak pek de kolay gözükmüyor.

    1- Çocukla seyahat öncesinde, onu bu seyahate psikolojik olarak nasıl hazırlayabiliriz?

    İlkokul çağından küçük olan çocuklarda zaman kavramı henüz gelişmemiştir, bu sebeple sık sık sabırsızlanma ve mızıldanma eğiliminde olabilirler. 6-7 yaşından küçük çocuklar kendilerinden istenen “bekleme” görevini tam olarak kavrayıp yerine getiremeyebilirler. Bu onların elinde olan bir durum değildir, çünkü 10 dakika ile 10 saatin zamansal farkı hakkında yorum yapamazlar. Öncelikle anne-babalar olarak bu yaş çocuklarımızın zaman algısının henüz gelişmediğini bilip, onlardan beklentilerimizi buna göre düzenlememiz fayda sağlayacaktır. Sabırsızlık gösteren ve mızıldanma eğiliminde olan çocuğumuzu sakinleştirmemiz için onun da keyifle katılabileceği bir faaliyette bulunması sağlanabilir, örneğin kendi topladığı minik bir çantasını taşıma sorumluluğu ya da sevdiği bir şapkasını kaybetmeden koruması ve tutması görevini verdiğimizde, bir işle meşgul olacağı için, daha uyumlu olacaktır.

    2- Çocukla seyahat için seçilen araba, otobüs uçak yolculuğu gibi uzun süre hareketsiz kalacağı bir ortamda çocukların sıkılmaması için alınacak önlemler

    Tüm yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklar da kendilerini güvenli ortamlarda hissetmek isterler. Güvenli ortam, sakindir, huzurludur, beklenmedik şeyler olmaz, bildiğin ve alışık olduğun şekilde gelişir her şey. Yolculukta ise bu şartlar değişir ve tüm bu yeni şartlar çocuklarda öncelikle kaygı düzeyinde artışa sebep olurlar. Artan kaygı düzeyi ile çocuk normalde vermediği farklı ve beklenmedik tepkiler geliştirebilir. Bu konuda bizlere yol gösterecek basit bir kaç öneriyi şöyle sıralayabiliriz:

    Tatil yolculuğu saatini çocuğumuzun uyku alışkanlıklarına göre düzenleyebiliriz.

    Ayrılık objesi olarak tanımlanan, çocukların yeni ortamlarda yükselen kaygı düzeyini rahatlatacak olan, sevdiği bir objeyi yanında bulundurması sağlanabilir, bu bir oyuncak, bir battaniye, bir kitap olabilir.

    3- Çocukla seyahat sırasında uyku ve yemek düzeni sağlama ipuçları:

    Tatil yolculuğu saatini çocu­ğumuzun uyku alışkanlıklarına göre düzenleye­biliriz. Evla­dımızın uyku saatlerine göre çıkılacak olan tatil yolculuğu, çok daha rahat ve sorunsuz geçme olasılığı vardır.

    Çocuğumuzun yemek yeme alışkanlık ve düzeni göz önünde bulundurulmalıdır. Kimi çocuk yemek saatleri konusunda daha hassastır, düşen açlık kan glukozuna verdikleri tepkiler agresyon ve huzursuzluk şeklinde olabilir. Basit bir kaç bisküvi, süt, sevdiği meyveler gibi kan şekerini hızla yükseltebilecek besinler, açlık atağını kesecektir.

    Yolculuklar kimi zaman planlanandan uzun olabilir, hatta yolda ihtiyaç molası verilmesi atlanabilir. Bu konuda çocuklarımızın yetişkinler kadar dayanaklı olmadıklarını hatırlayarak, 2-3 saatte bir tuvalet için yeterli sürede molalar vermek fayda sağlayacaktır.

    Çocuğumuzun sevdiği ve alışık olduğu bir filmi izlemesi, onu daha uyumlu ve sakin olması konusunda biz anne ve babalara yardımcı olacaktır.

    4- Çocukla seyahat sırasında ağlama krizi yaşanırsa?

    Çocuğumuzun davranışları yolculuk sırasında kontrolden çıkmadan önce bir çok defa uyarı sinyalleri verecektir. Bu uyarı sinyallerini doğru yakalamak ve gerekenleri zamanında, vakit geçirmeden yapmak önemlidir. Eğer bir şekilde olaylar kontrolünüzden çıkacak olursa ve çocuğunuz tepkisel şekilde, ağlama krizi ile karşınıza çıkarsa, öncelikle ve kesinlikle, anne-baba olarak bizler sakin olmalıyız! İnatlaşmadan, çocuğumuzun dikkatini farklı ve onun ilgisini çekecek yeni bir objeye yöneltmemiz fayda sağlayacaktır. Bu adımı doğru uygulayabilmek için, anne ve babanın çocuğunu yakından tanıması, çocuğunun ilgi ve merak konuları hakkında bilgi sahibi olması çok önemli avantajdır. Ağlama krizindeki bir çocuğun dikkatini farklı bir konuya çekmek için, onun ilgi alanı olan örneğin yoldaki mavi arabaları sayma oyununa onu davet edebilirsiniz ya da araç plakası takip oyunu gibi bir aktivite başlatmayı önerebilirsiniz.

    5- Çocukla seyahate gidilen yer çocuk için büyüleyici olabilir. Yeni gördüğü ve eğlendiği mekanların etkisiyle çocuk söz dinlememeye başlarsa, yapılması gerekenler!

    Yemek zamanı geldiğinde oyuna son vermek ya da akşam olduğunda deniz-havuz faaliyetlerini sonlandırmak çocuklar için uyum gösterilmesi zor durumlardır. Böylesi durumlarda, öncelikle anne ve baba olarak sizlerin net ve kararlı duruşu çok çok önemlidir. Planlı olarak hareket etmeniz, çocuğunuzun size uyumu konusunda zaman kazanmasına yardımcı olacaktır. Örneğin, tam oyun ortasında çocuğunuza yaklaşıp: “Hadi gidiyoruz, gel bakalım!” dediğinizde, karışılacak olduğunuz şeyin sizi şaşırtmaması gereklidir. Size karşı gelen, söylediğinizi yapma isteğinde olmayan, uyumsuz ve aksi bir davranış sergileyen çocuğunuzla karşılaşmaya hazır olunuz.

    Bu durumlarda, çocuğunuzun hararetli şekilde, keyifli bir oyun faaliyeti içinde olduğu sırada, birden devreye girip, faaliyetin sonlanmasını istemek yerine, ona zaman verin ve verdiğiniz zamana uyun. “Haydi bakalım, sana tam 10 dakika daha veriyorum, ardından şu şu faaliyete geçeceğiz!” söylemi, çocuğunuzla iletişim konusunda size yardımcı olacaktır. Sevgi ve anlayış, her kalbe ve düşünceye ulaşır. Sadece nasıl, nerede ve ne zaman kullanacağımızı iyi bilelim…

    Uzun yolculuklarda, elektronik oynatıcılardan faydalanabilir ve çocuğunuzun hoşuna gidecek bir film izlemesine izin verebilirsiniz. Çocuğunuzu tatile çıkmadan önce yolculuğa hazırlayın. Buna seyahatinizi nasıl yapacağı­nızı anlatarak, gideceğiniz yerle ilgili önceden bilgi vererek başlayabilirsiniz…

  • Çocuğunuzun Dikkatini Evde Kendiniz Nasıl Ölçersiniz?

    Çocuğunuzun Dikkatini Evde Kendiniz Nasıl Ölçersiniz?

    Evde Dikkat Testi ile Çocuğunuzun Dikkatini Ev Ortamında Ölçebilirsiniz

    EVDE DİKKAT TESTİ 9 SORUDA DİKKAT ANALİZİ

    Evde dikkat testi ile anne-babalar için çok basit bir değerlendirme sağlanmaktadır. Son dönemlerde, ebeveynlerden sıkça duyduğumuz, merak edilen konuların başında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu geliyor. Bazı durumlarda kulaktan dolma, ya da eksik bilgi sebebiyle anne-babalar, çocukların dikkat yönetimi ve hareketlilik durumunu, ‘dikkatsiz’ veya ‘hiperaktif ’ şeklinde yanlış değerlendirebiliyorlar. Peki çocuğunuz gerçekten hiperaktif mi, yoksa akranlarına göre daha hareketli ya da disiplin sorunu olan bir çocuk mu ?

    Çocuğunuz ders çalışamıyor! Peki gerçekten dikkat eksikliği bozukluğu mu var, yoksa sadece disiplin sorunları kaynaklı bir durum mu söz konusu? Anne babalar bunu nasıl ayırt edebilir?

    Öncelikle unutulmamalıdır ki, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı yalnızca çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından konulabilir. Hatta günümüzde çocuk ve ergenlerin beyin dalga görüntülemeleri yapılabilmekte, dikkat kontrolünün gerçekleştiği prefrontal korteksin işleyişi gözlenebilmektedir. Peki anne babalar çocuklarının doktor muayenesine ihtiyaç duyup duymadığının kararını nasıl verebilir?

    Anne babalar aşağıdaki soruları çocuklarında görülme durumuna göre ‘Evet’ yada ‘Hayır’ şeklinde cevaplayarak, genel bir durum değerlendirmesi yapabilirsiniz:

    Anne-Baba olarak 18 Soruda Evde Dikkat Testi İle Çocuğunuzu Değerlendirin:

    1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara vermez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar mı?

    2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oyun etkinliklerinde sürdürme güçlüğü çeker mi?

    3. Doğrudan kendisi ile konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür mü?

    4. Çoğu zaman talimatları izlemez ve okul ödevlerini ufak tefek işleri yada görevleri tamamlayamaz mı?

    5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker mi?

    6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çaba gerektiren(okul ödevleri gibi) görevlerden kaçınıp, bunları sevmez yada bunlarda yer almaya karşı isteksiz midir?

    7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ve etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder mi? (örn. oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar veya araç gereçler)

    8. Çoğu zaman dış uyaranlarla dikkati kolaylıkla dağılır mı?

    9. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkan mıdır?

    10. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpır mıdır veya oturduğu yerde kıpırdanıp durur mu?

    11. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar mı?

    12. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşturup durur mu veya tırmanır mı?

    13. Çoğu zaman sakin bir biçimde oyun oynamaz veya boş zaman etkinliklerine katılma zorluğu var mıdır?

    14. Çoğu zaman hareket halinde ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır mı ?

    15. Çoğu zaman çok fazla konuşur mu ?

    16. Çoğu zaman soruları tam anlamadan cevabı yapıştırır mı?

    17. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü var mıdır?

    18. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da zorla aralarına girer mi? 

    Bu 18 soru tüm dünyada uzman doktorlar ve klinik psikologlar tarafından kullanılan DSM 5 Tanı Ölçütlerinden uyarlanmıştır.

    Eğer yukarıdaki evde dikkat testi sorularına 4 yada daha fazlasına ‘Evet’ cevabını verdiyseniz: çocuğunuzun dikkat yönetimi ve dürtü kontrolü alanında uzman değerlendirmesinin gerektiği bir durum var demektir.

  • Çocuğuma Sınır Koyamıyorum!

    Çocuğuma Sınır Koyamıyorum!

    Çocuk eğitimi açısından onlara hem özgür, kendilerini geliştirebilecekleri bir alan tanıyıp hem de gerekli sınırları koyma dengesini kurmanın incelikleri nelerdir? Somut örneklerle açıklayabilir misiniz?

    Çocuklarımızın, sorumluluk sahibi olmalarını istiyoruz. Kendi kendine yetebilen, bağımsız, üretken bireyler olarak yetişmesini, eğitimine önem vermesini, ödevlerini zamanında yapmasını, iyi notlar almasını, giyimine ve temizliğine özen göstermesini, basit ve küçük ev işlerinde yardımcı olmasını, başkalarına saygılı olmasını ve hata yaptığında fark edip düzeltmelerini bekliyoruz. Çocuğun sorumluluk bilinci gelişmesi konusunda 3 tip aile yapısı vardır:

    1- Aşırı koruyucu ve müdahaleci anne-baba tutumu:

    Koruma, kollama, himaye etme normal bir dürtü, anne-babalar için normal davranışlardır. Ancak koruma, kollama çocuğun kendini gerçekleştirmesini engellememelidir. Bu tür anne-babalar, çocuğun çalışkan, başarılı ve anne-babasına bağlı olmasını bekler. Bu aşırı koruma ve müdahale etme davranışı erken çocukluk döneminden başlayarak ileri yaşlara kadar devam edebilir. Bu şekilde yetişen çocuklar devamlı olarak bir yetişkinin koruma ve kollamasına ihtiyaç duyar, özgüvenleri zayıf, sorumluluk almaktan çekinen, zayıf kişiliğe sahip bireylerdir.

    2- Aşırı otoriter ve baskıcı anne-baba tutumu:

    Bu tutumun özelliği anne-babanın çocuğun üzerinde kurduğu baskıdır. Ebeveynler, çocuklarına hâkim olduklarına inanırlar. Onlar için itaat esastır. “Çocuklarım için en iyisini istiyorum” ifadesi çarpıtılarak “çocuğumun en iyi olmasını istiyorum” ifadesine dönüşmüş olabilir. Otoriter anne-baba, çocuğun davranışlarını değerlendirir, kontrol eder, şekil verir ve çocuğun tavırlarına standartlar koyar. Bu tutuma göre anne-babanın yaptığı doğrudur.

    3- Eşitlikçi ve demokratik anne-baba tutumu:

    Bu tutuma göre anne-baba çocuğuna insan olarak saygı gösterir, gelişim basamaklarını izler ve ona uygun davranır. Her çocuğun kendine has biricikliğini kabullenir. Aile içinde özgürce gelişmesine, yeteneklerini açığa çıkarmasına izin verir. Çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yanında ona “sevgi” gösterir.

    Çocuk Eğitimi Açısından Anne ve Babalar İçin İpuçları

    Kendi yaşam kararlarını alabilen, özgüven sahibi ve bireysel gelişimini sağlıklı şekilde sürdüren çocuklar yetiştirmek için anne ve babalar için basit ipuçları:

    • Çocuğunuza kendi kendine yetmeyi öğretin

    • Çocuğunuzun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun sorumluluklar veriniz.

    • Çocuğunuza güvenin, uygun gördüğünüz konularda ona seçme şansı tanıyın, kendi seçiminin sonuçlarını görmesini sağlayın.

    • Çocuğunuzun gösterdiği çaba ve emeğe saygı duyun.

    Çocuklar, anne ve babalarını rol-model alarak yaşamı tanırlar. Biz onlara nasıl davranırsak, çocuklarımız da yaşamı o şekilde öğrenirler. Çocuklarımızla iletişimde sakin ve sevgi dolu bir ortam sağlanmasına her zaman özen göstermemiz doğru ve gereklidir.