Kategori: Psikoloji

  • Ebeveyn-Çocuk Bağını Güçlendirecek Alışkanlıklar

    Ebeveyn-Çocuk Bağını Güçlendirecek Alışkanlıklar

    Her ilişkide olduğu gibi, ebeveyn ve çocuk arasındaki bağ, günlük rutinlerinize kolayca dahil edilebilecek bazı alışkanlıklarla daha da güçlendirilebilir.

    1)Birlikte yemek yemek
    Etkileyici bir araştırmaya göre, çocuklarla düzenli öğünler sırasında bağlantı kurmak; olumlu zihinsel faaliyetlerde, duygusal ve sosyal becerilerde; olumlu davranışlarda ve akademik performansda artma olasılığı olduğu bulunmuştur.
    Her gece akşam yemeği yemek için zaman bulamıyor olsanız bile, mümkün olduğu kadar aile yemeklerini planlayın.

    2) Gününüz hakkında konuşmak
    Onlara, “Gününün en güzel parçası neydi?” veya “bugün olan en komik şey neydi?” gibi ayrıntılı bir şekilde cevap vermelerini isteyecek sorular sorabilirsiniz. Kendiniz hakkında bir şey paylaşarak, çocuğunuza onu bir insan olarak değerlendirdiğinizi ve ona güvenmek için ona yakın hissettiğinizi gösterirsiniz, bağınızı güçlendirirsiniz ve ona sizin için önemli olduğunu gösterirsiniz .

    3) Birlikte oynamak
    Çocuklarınızla bağ kurmanın en iyi yollarından biri birlikte eğlenmektir.
    Dışarı çıkın ve birlikte bisiklet sürün ya da bir futbol topu ile oynayın. Ya da eğlenceli bir aile masa oyunu ile neşe dolu bir kazanan ya da kaybeden olmayı öğrenebileceği, sosyal becerileri ve iyi davranışlar üzerinde çalışmayı teşvik edecek faaliyetler gerçekleştirin.
    Şunları yapabilirsiniz eğlenceli el sanatları aktiviteleri yapabilir veya mutfakta birlikte yemek pişirebikir veya birlikte bazı harika çocuk filmleri izleyebilirsiniz . Hem eşinizle hem de iyi bir arkadaşınızla yaptığınız gibi, bunu yaparken hem zevk hem de bağlantı kurduğunuz bir şey yapın.

    4) Sarılmak
    Sarılmak ve kucaklamak, çocuğunuzla bağlantı kurmanın ve ebeveyn-çocuk bağını güçlendirmenin sadece harika bir yoludur, üstelik araştırmalar hastalanma ihtimalinizi bile azaltabileceğini göstermektedir. Bu yüzden çocuğunuza, gün boyunca ne kadar çok sevgiyle onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın, o da size geri sarılarak büyüyecektir.

    5) Saygılı olmak
    Çocuklar bazen bıkkın olabilirler ve kesinlikle hata yapabilirler. Ancak anne babalar, çocuklara saygılı davranmanın, disiplinli çocuk yetiştirmek kadar önemli olduğunu akılda tutmalıdır .
    Çocuğunuz onu disipline etmenizi gerektiren bir şey yapsa bile, onunla sakin ve sevecen bir şekilde konuşabilirsiniz. Öfke ya da fiziksel ceza kullanmanın sadece daha az etkili olduğunu araştırmalar göstermiştir. Aynı zamanda çocuğunuzla ilişkinizin kalitesine de zarar verebilir.
    Ayrıca çocuklara “Teşekkürler” ve “Lütfen” deyin ve çocuklarınızla aynı şeyi yapmasını hatırlatın. İyi davranışlar , sadece ev dışında kullanabileceğiniz bir şey olmamalı – birbirinizi saygı ve nezaketle tedavi etmek sizi bir araya getirmekle kalmayacak, aynı zamanda evinizi yaşamak için daha keyifli bir yer haline getirecektir.

    6)Çocuklara Yardım Etmesine İzin Vermek
    Ev işleri yapmak, çocuğunuzun iyi bir insana dönüşmesine yardımcı olmanın bir yoludur.
    Çocuklar doğal olarak yardımcı olmayı severler ve onlara işlerini ve sorumluluklarını verdiğinizde , özgüvenlerini artırır ve değerli hissettirirsiniz. Onlara ne kadar iyi bir iş yaptığını ve yardımlarını ne kadar takdir ettiğinizi söyleyin. Sadece sizi daha da yakınlaştırmayacak, aynı zamanda çocuklarınızın başkalarına yardım etmeyi seven kendinden emin ve nazik insanlara dönüşmesine yardımcı olacaktır.

    7) Ne kadar sevdiğinizi gösteren şeyler yapmak
    Çocuğunuzu ne kadar sevdiğini göstermek için her gün küçük şeyler yapmak , bir not yazmak ve yemek çantasına takmak ya da hafta sonları yapmak için eğlenceli şeyler planlamak veya konuştuğunuzda ona tam dikkatini vermek gibi. Çocuğunuza her gün sizin için ne anlama geldiğini gösterin. Böylelikle siz ve çocuğunuz arasındaki bağı güçlendirip, kalıcı ve sarsılmaz hale getirecek bir şey yapmış olacaksınız.

  • Yetişkinlerde Dikkat Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

    Yetişkinlerde Dikkat Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

    Dikkat Eksikliği Neden Gözlenir? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların, tedavi programlarının oluşturulmasının yanı sıra yaşam kalitelerinin arttırılmasına yönelik yaşamsal düzenlemelerin de yapılandırılması son derece önemlidir. 2016 yılında Journal of Attention Disorders’da yayımlanan araştırma, Amerikan Pediatri Akademisi, Ulusal Uyku Vakfı ve Amerika Tarım Bakanlığı işbirliği ile hazırlanmıştır ve anne babalara rehber olma niteliğindedir. Ayrıca Amerikan Washington Üniversitesi’nde yayınlanan araştırmada, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların yaşam kalitesini arttırmaya yönelik adımların nasıl yapılandırılabileceğinin ayrıntıları şu şekilde verilmiştir.

    Dikkat Eksikliği Neden Gözlenir? Çocuğun Yaşam Kalitesini Arttırmaya Yönelik İpuçları:

    1- Anne babalar çocuklarının televizyon karşısında geçirdikleri süreyi sınırlandırmalıdır. Televizyon karşısında geçirilen süre maksimum 1- 2 saat olmalıdır.

    2- Fiziksel egzersiz, günlük ritüelin bir parçası haline getirilmelidir. Çocukların günde  en az 1 saat fiziksel aktivitelere zaman ayırması sağlanmalıdır.

    3- Çocuğun beslenme alışkanlığı gözden geçirilmelidir. Özellikle yapay gıda katkı maddelerinin ve tatlandırıcılarının bulunduğu yiyecek ve içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

    4- Çocuğa sağlıklı  bir uyku alışkanlığı kazandırılmalıdır. Yaş grubuna göre değişebilmekle birlikte, çocuğun ihtiyaç duyduğu 9 ila 11 saatlik gece uykusunun alındığından emin olunmalıdır.

    5- Çocuğun yaş grubuna bağlı olarak, günlük 7-10 bardak su tüketmesi sağlanmalıdır.

    Bütün bu adımlar birbirini tamamlar niteliktedir. Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği zamanı kısıtladığımızda, fiziksel egzersiz için zaman dilimi yaratılabilir, fiziksel egzersiz ve sarf edilen efor ile su tüketimini arttırılabilir ve yapılan egzersiz sonrası çocuğun uyku kalitesi artabilir.

    Risk Sadece Çocuklarda Mı?

    Dikkat Eksikliği neden olarak her ne kadar çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından birisi olsa da, yetişkinlerde görülme sıklığı %4’ tür. Çocuklardaki yaygınlığının %8 ve ergenlerde %6 olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, yetişkinlerin de  %4’lük geniş bir dilimde yer aldığını söyleyebiliriz.

    Kings College London, Psikoloji ve Nörobilim Enstitüsü’nün 2016 yılı araştırması, yetişkinlerde, ‘geç başlangıçlı’ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite  bozukluğuna dikkat çekmiştir. Yetişkinlerin gözlenen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun %70’inde, çocukluk döneminden gelen ve teşhis edilmemiş bir bozuklukla ilişkili olmayabileceği saptanmıştır. Yani yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu semptomları, çocukluk dönemi sonrası başlangıçlı  olabilmektedir.

    Buz Dağının Görünmeyen Kısmı…

    Çocuklarda sıklıkla rastlanan Dikkat Eksikliği neden ve belirtileri nörogelişimsel bir bozukluk olarak sınıflandırıldığından, yetişkinlerdeki tespit oranının hızlı artışı yanında birçok yeni teori getirmiştir. Geç başlangıçlı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, çocukluk döneminden bağımsız olmak üzere birçok farklı sebep ve sonuca bağlanmaktadır. İngiltere, Brezilya ve Yeni Zelanda’da yürütülen, JAMA Psychiatry tarafından yayımlanan ikiz çalışmaları, geç başlangıçlı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun, kişilerin kalıtsal özelliklerinden ziyade sosyal yaşantısındaki komplikasyonlardan ortaya çıkabileceğine dikkat çekmektedir. Ve tüm bu bilimsel gelişmeler ilgili uzmanlara yeni çalışma alanları  açmaktadır.

  • Teknoloji Bağımlılığı Nasıl Kontrol Edilir?

    Teknoloji Bağımlılığı Nasıl Kontrol Edilir?

    Teknoloji Bağımlılık Etrafımızı Sarmış Durumda!

    Teknoloji bağımlılık öylesine sardı ki hepimizi, telefonlar artık akıllı, bizi bizden daha iyi tanıyan sosyal medya platformlarının yapay zekâları bize ürün üstüne ürün sunuyor. Bilgiye ulaşmak parmaklarımızın ucunda, dilediğimiz her türlü bilgi saniyeler içinde ekranımızda beliriyor, yeter ki biz merak edelim. Neyi merak edeceğimizi bize kodlayan akıllı yapay zekâlarla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz, önce bunu kabul etmeliyiz. Sosyal medya araçlarını şekillendiren, kodlayan, geliştiren kişiler bilimden çok faydalanıyorlar. İnsan zaten eksik, zavallı ve çaresiz bir canlıdır. Ömrü hayatımız hep bir tamamlanma ihtiyacı ve bunun arayışı ile geçip duruyor. Bir başka makalemde bu konuyu derlemek çok fayda sağlayacaktır. Neden böyleyiz, insanda var olan ve diğer hiçbir canlıda olmayan “arzu” nesnesi nedir? Neden irrasyoneliz ve anlamsız işler yaparız? Bu soruları ve cevaplarını bir diğer yazı konusu olarak sohbetimize bırakıp devam edelim.

    Beynimizdeki “ilkel beyin bölgesi” olan limbik sistemin içinde nükleus akumbens isimli 2 adet beyin çekirdeği yer alır. Nükleus akumbens isimli çekirdek şu duyguların oluşum ve devamında aktif rol almaktadır: zevk, bağımlılık, ödül ve motivasyon sistemleri. Teknoloji bağımlılık analizinde işte tam bu noktada devreye nörobilim giriyor ve şu bilimsel veriyi bize sunuyor: Dijital oyun bağımlılığında, aynen uyuşturucu bağımlılığında olduğu gibi, nükleus akumbens beyin bölgesi aktif durumdadır. (Türk Psikiyatri Dergisi 2016;27(2):128-37). Yani kısaca ve basitçe şunu söylemeliyiz, odasında masada ya da koltuğa uzanmış şekilde bilgisayar oyunu oynayan, elinde akıllı telefonu ya da tableti ile sosyal medyada gezinen çocuğumuzun beyni, uyuşturucu almış bir beyin ile benzer etkiye maruz kalmaktadır.

    TEKNOLOJİ BAĞIMLILIK ÇOCUKLARDA NEDENLER ve ÇÖZÜMLER

    Teknoloji bağımlılık etkisi ve önleme çabalarını gelin bir de bu cihazları ve teknolojileri üreten, geliştiren kişilerden dinleyelim:

    Bill Gates, Co-chair, Bill Melinda Gates Foundation: Çocuklarına 14 yaşına gelene kadar akıllı telefon almalarına izin vermedi.

    Steve Jobs, eski Apple CEO Kurucu: Nick Bilton isimli muhabirle yaptığı röportajda, evde çocuklarına dijital teknolojiyi maksimum ölçüde sınırladıklarını söylüyordu.

    Dünyada 2. sanayi devrimi ile eğitimde gerçekleşen devrim ile 200 yıldır halen sisteme mühendis, tekniker, mimar ve diğer alanlarda insan gücü yetiştiriyoruz. Oysa daha henüz başında bulunduğumuz 4. sanayi çağında robotlar ve akıllı yapay zekâ ile iş yaşamında birlikte yer almak için çok daha insani özelliklerimizi ve yeteneklerimizi geliştirmeliyiz. Akıllı robotlar, sürücüsüz araçlar olarak karşımıza çıkacak, marketlerde akıllı telefonumuz ile dilediğimiz tüm ürünlerin ödemesini kasiyerler olmadan yapacağız, tarlada tohum ekmek ya da ürünleri toplamak bile akıllı yapay zekâlar ile tamamlanacak. Uyanık olmalıyız, akılcı hareket etmeliyiz. Bu konuda 2018 Dünya Ekonomik Forumu’nda bakın neler konuşuldu:

    Jack Ma, Alibaba CEO & Kurucu: Önce kendi bakış açımızı ve çocuklarımızın eğitim sistemini değiştirmeliyiz.  Öğretme sistemini değiştirmeliyiz. Şu an okullarda öğrettiklerimiz sadece bilgi odaklı ve bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Akıllı yapay zeka robotlar ile rekabet edecek çocuklar yetiştirmek için odaklandığımız noktaları iyi tespit etmeliyiz. Zira robotlar ve bilgisayar programları daha akıllı ve yorulmuyorlar, hiçbir beklentileri ve duyguları olmadan, durmaksızın çalışıyor olacaklar. Geleceğin dünyasını ancak şunları çocuklarımıza kazandırırsak doğru yönetmiş oluruz: inanç, değerler, bağımsız düşünme, takım çalışması, başkalarını önemsemek. İşte tüm bunlar insani becerilerdir ve yapay zeka bunları uygulayamaz. Bunlar, öğrenilen ve gelişen deneyimlerdir. Çocuklarımıza sanat, kültür, spor aktiviteleri sunmalıyız. Eğer bir faaliyeti akıllı yapay zeka ile makine daha iyi yapıyor ise, bunun üzerine gerçekten düşünmemiz gerekiyor.

  • Sosyal Medya Çocuklarımızı ve Bizi Nasıl Etkiliyor?

    Sosyal Medya Çocuklarımızı ve Bizi Nasıl Etkiliyor?

    Sosyal medya çocuk üzerine etkisini konu alan bu yazıda şunları bulacaksınız: sosyal medyada çocuklar neden ön planda, videolarda çocuk oyuncuların yer alması nasıl etkiler yaratıyor?

    Statista Ekim 2018 verilerine göre dünyada sosyal medya aboneleri sıralaması şu şekilde:

    1. Facebook – 2,2 milyar

    2. Youtube – 1,9 milyar

    3. WhatsApp – 1,5 milyar

    4. Messenger – 1,3 milyar

    5. Instagram – 1 milyar

    2010 senesinde toplam 1 milyar insan sosyal medya kullanıcı iken, 2021 projeksiyonları 3,2 milyar sosyal medya kullanıcısı olacağını öngörüyor. Böylesine dijitalleştiğimiz dünyada, acaba her şey yolunda mı, özellikle çocuklarımız için?

    Bir bebeğin dünyaya geldiği andan itibaren 1 saat içinde dijital ayak izinin oluştuğu bir dönemdeyiz. Çocuk 2 yaşına geldiğinde ortalama olarak 200 adet içinde kendisinin yer aldığı sosyal medya paylaşımı yapılmış oluyor. Anne babalar olarak çocuğumuz dünyaya geldiğinde bunu herkesle paylaşma isteğinde olduğumuz sırada sosyal medya önemli bir avantaj, öyle ya yanımızda olamayan uzaktaki sevdiklerimiz, akrabalarımız herkes görsün biricik yeğenlerini, torunlarını. Peki, işin rengi gerçekten öyle mi? Çocuklarımızın fotoğraflarını paylaştığımız sosyal medya hesapları bazen herkese açık olabiliyor. Çocuğumuzun kim olduğunu, fiziksel özelliklerinden tutun ismine kadar birçok bilgiyi tüm sosyal medya dünyasına açmış oluyoruz. İşte bu sebeple sizler için çocuklarımızla ilgili paylaşımlar yaparken dikkat etmemizin faydalı olacağı 5 madde derledim.

    Sosyal Medya Çocuk Paylaşırken Dikkat Edilmesini Önerdiğim 5 Durum:

    1- Sosyal medya hesaplarında paylaşıldığında çok daha fazla beğeni aldığı istatistiksel verilerle ortada olan 3 paylaşım objesi var: çocuklar-kediler-köpekler. Çocuk fotoğrafları içeren paylaşımların yüksek sayıda beğeni-tıklama alması, ebeveynleri istem dışı buna yöneltebilir, öyle ya çocuğunuzun olduğu paylaşım, diğer paylaşımlarınıza göre 2-3 kat beğeni aldığında, anne-baba olarak mutlu oluyoruz, değil mi? Oysa bu konuda aşırıya kaçmamak çok çok önemli.

    2- Çocuğunuzla ilgili bir paylaşım yaparken aşırıya kaçmamak için hep şunu kendimize soralım: bu paylaşımı yapmama gerçekten gerek var mı?

    3- Çocuğumuzun ismi, gittiği okul, tatilde nerede olduğumuz gibi bilgileri, herkesin görebileceği açık sosyal medya hesaplarında paylaşmak uygun değildir, aman çok dikkat!

    4- Paylaşımları kimin gördüğü ve takip ettiğini bilmediğimiz sırada, çocuğumuzu gören kişilerin hepsi iyi niyetli olmayabilir.

    5- Çocuğunuz büyüdüğünde acaba çocuk yaşta dijital dünyaya aktarılmış olan izinden memnun olacak mı? Hangimiz 4-5 yaşında saçma sapan hallerdeki fotoğraflarımızın ortalıkta herkesin göreceği şekilde saçılmış olmasını isteriz?

    Önerim şudur:

    Yüz tanıma sistemleri ile sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafın, video içeriğindekilerin yaş grubu yüz analizi ile tespit edilebilir. Kullandığımız sosyal medya aplikasyonu bir çocuk fotoğrafı paylaşacağımız sırada, bize emin olup olmadığımızı sorsa? Ne dersiniz değerli dostlar? Buradan tüm aplikasyon geliştirici yazılımcılara ve yöneticilere mesajımızı iletmiş olalım.

    Sosyal Medya Çocuk Başrolde Olduğu Hesaplar – Vlogger Aileler

    Vlogger Aile hesaplarında, aile üyelerinin içinde yer aldığı, özellikle çocukların sempatikliklerini avantaja dönüştüren birçok video bulunmaktadır. Aile ve çocuk kanalı formatındaki bu kanalların yayınlarında başrolde olan çocukları henüz farik ve mümeyyiz olmayan, yani 18 yaş altında ve akli melekesi yeterli düzeyde gelişmemiş durumdalar. Bu durum 3 farklı şekilde çocuğu etkileyecektir:

    1- Çocuk ne yaptığının farkında olmayacaktır.

    2- Çocuk bu yaptıklarını neden yaptığını bilmeyecektir.

    3- Çocuk yaptıklarının nasıl etkisi olacağından habersizdir.

    İşte bu durumda çocuğun anne ve babasının sorumluluğu çok büyüktür. Sinema ya da televizyon dizilerindeki oyuncu çocukların yaşayabileceği tüm riskler, sosyal medya meşhuru olan çocuklar için de geçerlidir. Kendi yaş grubuna göre sorumlulukların aksaması, akademik ve sosyal gelişimine gerekli zaman ayrılmaması önemli sorunların başında gelmektedir. Üstelik video kanallarında her gün yeni video çekilip eklenmesi önemli bir zaman ayrılmasını gerektirmektedir. Tüm bunlar sırasında çocuğun akademik gelişimi ve süreci doğru yönetmesi zor olabilir.

    Sosyal Medya Çocuk Meşhurlar

    Birçok çocuk film-dizi oyuncusunun, erken gelen şöhret ile yaşadıkları psikolojik sorunların benzerini, sosyal medya meşhuru çocukların da yaşama potansiyelinde olduklarını anne-babalarının unutmaması gerekli. Her videosunun o gün kaç izleme aldığı, kaç takipçisinin olduğu gibi skorları takip eden bir çocuk için rakamların olumsuza döndüğü an, bu durumu nasıl ele alacağı gibi olası senaryolara anne-babaları ne kadar hazır? Çocuğun başrolde olduğu paylaşımlarda sürekli olarak iyi rolde, mutlu, neşeli bir performans sergilemesi beklenecektir. Böylesi bir süreç çocukta performans kaygı bozukluğu yaratabilir.

    Çocuk sosyal medya ünlülerinin ekonomik gelirleri anne-babalarının kontrolündedir. Anne-babalar bu geliri çocuğun akademik ve sosyal gelişimi için ne kadar doğru kullandıkları çok önemli ve gelecek adına belirleyicidir.

    Önerim Şudur:

    Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, Çocuk Oyuncular Derneği gibi bir yapının oluşturulması ilk adım olacaktır. Ekran şöhreti ve video yıldızı olan çocukların ve ailelerinin uzman desteği alabileceği bir platfrom oluşturulabilir. Çocuklar ve aileleri ile video içerik uygunluk planları ve ekran şöhretinin doğru yönetilmesi hakkında detaylı atölye çalışmaları yapılabilir.

  • Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci notları hangi gerçeği anlatıyor? Öğrenciler karnelerini aldılar, Şubat Tatili tam gaz, heyecanla başladı bile. Tüm öğrencilerimizi ve siz değerli anne babalarımızı okulun ilk döneminde gösterilen performans için tebrik ediyorum. Bu makale, çocuğunuzun ikinci dönemde daha yüksek akademik ve sosyal performans yakalaması için ipuçları içermektedir.

    Eğer ki anne ve baba olarak, okul sürecince çocuğumuzun yanında olup, onunla ilgilenip, ders çalışma ve sınav dönemlerine hazırlık konusunda evladımıza destek olup, yol gösterip, onunla ilgilenip ve ortaya koyduğu ders çalışma performansının her sınava nasıl yansıdığı hakkında doğru takipleri yaptığımızda, karne denilen raporlama bilgisi sadece bir teferruattır. Evladıyla yakın iletişimde olmayan, evladının akademik ve bireysel ders performansı hakkında bilgi ve yorumu olmayan anne ve babalar için karnedeki notlar belki şaşkınlık yaratabilir, lakin “Karne” denilen raporlama, bir sürecin sonucudur, süreci anne ve baba eğer uygun yönetmedi ise, ders notları bazen şaşkınlıklar yaratabilir.

    Karne, bir sürecin sonuç raporlamasıdır.

    Akademik öğretim döneminin yaklaşık 5 ay süren ilk bölümü tamamlandığında öğrencilerimize Şubat Tatili ile birlikte karneleri sunuldu ve bu karneler ile aslında öğrencilerin şu konulardaki yetkinlikleri yaş grubuna göre değerlendirildi:

    • Öğrencinin ders dinleme uyumu nasıl?

    • Dikkatini odaklaması düzeyi nasıl?

    • Sınıf ortamı uyumu ve arkadaşlık ilişkileri nasıl?

    • Doğru ders çalışma alışkanlık ve disiplin kazanımı yaş grubuna göre uygun mu?

    • Sınav performansı nasıl, kaygı ve stres yönetimi nasıl?

    • Öğrencinin özgüven düzeyi nasıl?

    • Dijital teknoloji bağımlılık düzeyi nasıl?

    • Düşünme;Planlama;Analiz yetenekleri ne düzeyde?

    • Öğrencinin yaş grubu ile uyumlu Biyo-Psiko-Sosyal gelişimi nasıl?

    • Öncelikleri sıralama ve yönetme becerisi hangi düzeyde?

    Öğrencinin ders çalışma disiplini, evde geçirdiği zamanı nasıl değerlendirdiği, arkadaş ilişkileri ve dijital teknoloji bağımlılık düzeyi dahil olmak üzere birçok faktör akademik okul başarısını etkilemektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum 10 madde içinde eğer öğrenci yaş grubu ile uyumlu bir çizgide olmalıdır. İşte o zaman öğrenci, akademik ve sosyal gelişim konusunda gösterdiği emeğin karşılığını rahatlıkla alıyor olacaktır. Lakin stres, özgüven, dikkat yönetimi gibi konularda sorun yaşayan öğrenciler, akademik ve sosyal alanlarda sahip oldukları potansiyeli yansıtırken zorlanırlar.

    Karnedeki ders notları için anne ve baba olarak öncelikle şunu değerlendirmenizi öneririm: o dersten alınmış olunan not, evladınızın bilgi düzeyini ve o ders için ayırmış olduğu çalışma zamanını yansıtıyor mu? Öyle ya, Matematik dersinden 45 alınmış olunabilir, lakin acaba öğrenci o ders için gerekli ders çalışma performansını gerektiği oranda gerçekleştirdi mi? Bu sorunun yanıtına göre izlenecek yol haritaları birbirinden farklı olacaktır.

    Anne ve baba olarak bizler, çocuklarımızı sınırsızca kucaklamalıyız.

    Çocuğumuzun sahip olduğu akademik ve sosyal potansiyelleri ister kocaman olsun, ister daha az olsun hiç fark etmez! Anne ve babasının her zaman, her koşulda ve her durumda yanında olduğunu çocuğun bilmesi çok önemli ve gereklidir. Bununla birlikte, anne baba olarak bir diğer sorumluluğumuz ise eğer evladımız sahip olduğu potansiyeli başarılı şekilde okulda ve derslerde yansıtamıyor, gösteremiyor ise, bu durumu doğru tespit edip, nedenleri ve çözümleri için devreye girilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda öğrencide ders disiplin alışkanlığı yeterli oranda gelişmemiştir ve bu durum öğrencinin aslında sahip olduğu yüksek potansiyeli sınavlarda yansıtmasına engel olur. Bazen de öğrenci çalışır, çaba gösterir, lakin ders ve sınavlarda dikkatini doğru yönetemediği için dikkate bağlı işlem hataları ve sorularda eksik ya da yanlış okumaya bağlı hatalar yapabilir, cevaplarda kaydırmalar olabilir.

    İşte böylesi dikkat yönetimi ve ders disiplin sorununa bağlı olarak Akademik Öğrenim Süreci yeterli verimde kullanılamaz. İşte böyle anlarda anne ve baba öğrenim yılı içerisinde durumu fark ettiği anda uzman desteği alınması değerli fayda sağlayacaktır.

  • Mutlu Aşk Var Mıdır?

    Mutlu Aşk Var Mıdır?

    MUTLULUK AŞK SEVGİ EVLİLİK İPUÇLARI: MUTLULUK NEDİR? NASIL MUTLU OLURUZ?

    Çoğu insana “Mutluluk” tanımını kendilerince tarif etmelerini istesek, “Mutlu bir aile ve mutlu bir yuva kurmuş olmak” şeklinde tanımlıyorlar. Peki, nedir gerçek mutluluk, bir aile kurmak mutluluk için geçerli bir formül müdür? Haydi, gelin hep birlikte biraz bunun üzerine düşünelim değerli dostlar.

    Dilerseniz öncelikle “Aşk” nedir sorusu ile başlayalım düşünmeye. Aşk’ın ne olduğunu bin kişiye sorsak, bin ayrı cevap alırız, zira herkes kendi yaşadıklarından yola çıkarak aşk ve mutluluğun kendince tarifini yapacaktır:

    AŞK MUTLULUK TARİFLERİ:

    • Aşk, muhteşem bir duygudur.

    • Aşk, uzak durulması gereken bir şeydir.

    • Bir daha asla âşık olmayacağım.

    • Evlilik, aşkı öldürüyor.

    • Aman sakın evlenmeyin, birbirinizden bıkarsınız, vb…. daha neler neler, hepsi tanıdık geldi değil mi bu söylemlerin?

    Etrafımızdaki birçok kişi kendi deneyimlerini anlatıyor oysa. Peki, gerçek anlamda aşk nedir?

    Aşk, senden çıkan, karşısındaki yansıyacak yüzey bulup, sana geri dönen duygudur. Yani en az 2 kişi gereklidir, birisinden diğerine karşı hissedilen duygular vardır, bu duygular diğer kişiye uygun ortam ve mesajlar ile iletilir. Ardından karşımızdaki kişide ilettiğimiz duygular bir etkileşime girer ve bize geri dönen duygusal mesajlar ile yanıt ulaşır. İşte AŞK duygusu, o kişiden mesaj bize ulaştığında, asıl ilk duygu mesajını ileten kişinin biz olduğumuzu unutmamızdır.

    NEDEN ZORDUR MUTLULUK VE AŞIK OLMAK

    Âşık olmak zordur, mutluluk kolay değildir. Kişi âşık olabilmek adına önce kendisini tanımalıdır. Eksik yönlerini keşfedebilmeli, bununla yüzleşebilmelidir. İnsani eksiklerimiz olduğu ile barışmak ve kendimizi tamamlamak adına uğraşılar ve meşgaleler bulmak konusunda pozitif adım atmış olmalıdır mutlu olmak isteyen insan. Yani mutlu insan olmak yolunda bolca fırın ekmek yemek gereklidir.

    Kendisini gerçek anlamda tanımayan, kişilik özeliklerini farkında olmayan, istek ve arzularını bilmeyen, sınırlarını keşfetmemiş kişi henüz olgun değildir. Duygusal ve düşünsel olarak olgunlaşmamış kişi âşık olamaz, şehvet ile şefkat duygularını karıştırır.

    Geçmişte işler belki de biraz daha kolay yürüyordu, eşlerin seçiminde aileler karar veriyordu ve görücü usulü ile evlenip aile kuruyordu insanlar. Bu yazıyı okuyan siz değerli dostlarımızın ailelerinde bile belki de anne babalarımız görücü usulüyle evlenmiş olabilirler ve belki de hepimizden çok daha mutlu bir ömrü birlikte paylaşmış da olabilirler. Yani aşk yaşayarak evlenmek ve yuva kurmak ile görücü usulüyle evlenmek arasında “mutluluk” tanımı açısından bir avantaj farkı olduğunu iddia etmek pek mümkün olmayacaktır.

    SÖZÜN ÖZÜ: MUTLU AŞK VAR MIDIR?

    Sözün özü sence nedir, derseniz a dostlar, öncelikle hepimiz insan olduğumuzu hatırlayalım, hepimiz ölümlüyüz, hepimiz eksiğiz. Yaşam hep bir tamamlanma mücadelesi olacaktır bizler için. Kitap yazmak, yemek yapmak, resim yapmak, işe gitmek, evi derlemek toplamak, çocukları uyutmak, ödev yapmak… Hepsi kendimizi tamamlamak için meşrebimize göre bulduğumuz, seçtiğimiz farklı farklı tamamlanma yolları.

    Kişi kendisini ne kadar iyi tanırsa, eksiklerini o kadar iyi fark eder ve tamamlanmak için çok daha verimli ve uygun yöntemler seçer. Tamamlanma yolculuğunda olan insan, olgunlaşma yolunda ilerliyor demektir. Kendilerini tanıyan bilen kişilerin kurduğu ilişkiler çok daha paylaşımcı, tamamlayıcı ve mutluluk odaklı olacaktır.

    Mutluluk, çiftin kendilerini huzurlu ve tamamlanmış hissettiklerinde algıladıkları durumdur.

  • Ergen Çocuk İçin Arkadaşları Neden Çok Önemlidir?

    Ergen Çocuk İçin Arkadaşları Neden Çok Önemlidir?

    İnsanoğlu her ne kadar birey olarak var olsa da, toplum içinde yaşamaya ihtiyaç duyar. Dünyaya geldiği andan itibaren ona bakan kişinin bakımına, ilgisine ve sevgisine muhtaçtır. Başkasına ihtiyaç duyma hali yaşam boyu farklı koşullarla kendini gösterir.. Arkadaşlık ihtiyacı da bunlardan biridir.

    Arkadaşlık kavramı hayatımıza nasıl giriyor?

    Bebeklik döneminde daha çok aile ortamında veya sosyal ortamlarda edinilen arkadaşlık ilişkileri, okul öncesi eğitimin başlamasıyla birlikte, okul ortamına taşınır. 2 yaşla birlikte çocuğun dış çevreye karşı ilgisinin, merakının artması ve konuşabilmeye başlaması da başta ebeveynleriyle olmak üzere akranlarıyla olan iletişimini pekiştirir. Okul ortamında, öğretmen rehberliğinde yaşıtlarıyla birlikte zaman geçirmeye başlayan çocuğun sosyal becerileri gelişir ve öğrendiği becerileri okul ortamında sergilemeye başlar.  İlkokul döneminde çocuk, daha yoğunlukla hemcinsiyle arkadaşlık etmekten ve oyun oynamaktan hoşlanırken, ergenlik dönemiyle birlikte arkadaş gruplarına dahil olmak ister. Ve siz anne babalara tanıdık geleceğini düşündüğüm ‘Bizimle zaman geçirmek istemiyor, varsa yoksa arkadaşları.. ‘ benzeri söylemleri ergen çocuğu olan ebeveynlerden bu dönemde sıkça duymaktayız.

    Anne-Babalara Soru: Ergen çocuğunuzun  için arkadaşlık neden önemli? Neden hep arkadaşlarıyla zaman geçirmek istediğini biliyor musunuz? 

    Ergen çocuğunuz daha çok arkadaşlarıyla birlikte zaman geçirmek istiyor çünkü bir birey olarak kendi varlığını ispat etme, anne babasının yönlendirmesi dışında sosyal ilişkilerini düzenleyebilme ve akranları tarafından kabul edilmeye ihtiyaç duyuyor. Yani ergen ‘Ben Kimim?’ sorusunun cevabını  kurduğu arkadaşlık ilişkilerinde arıyor. Ergen için arkadaşlarının kendisi hakkında iyi şeyler düşünmesi çok önemlidir, zira arkadaşlık ilişkileri çok önemlidir. Bu nedenle anne babasının koyduğu kural ve sınırlara da, arkadaş grubuna dahil olabilmek adına karşı çıkabilir. Ergenlerin konuşma tarzlarının, ilgilerinin, giyim tarzlarının, yaptıkları aktivitelerin neredeyse aynı olması da gruba uyum sağlamaya çabasındandır.

    Ergenlik dönemi hem ergen hem de ebeveynler için sancılı geçen bir dönemdir. Ergenin hissettiği duygular ve sergilediği davranışlar inişli çıkışlıdır, dalgalanmalar gösterir. Ergen, anne babasının, kurallarına, otoritesine karşı çıkma eğilimindeyken, onu en iyi anlayan kişilerin arkadaşları olduğunu düşünür. Arkadaşlık çok değerlidir. Ailenin yeri, ilgisi, sevgisi çok değerli ve önemli olsa da, bu dönemde arkadaş ilişkilerinin yeri ergenin gözünde doldurulamazdır.

    Anne- Babalar Ne Yapmalı? 

    Anne babalar, öncelikle unutmamalıdır ki,  fırtınalı ergenlik dönemini daha sakin bir şekilde atlatabilmenin yolu, ergenlik dönemi öncesinde çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurabilmekten geçiyor. Çocuğunuzu, sevgiyle kucaklayın, dinleyin ve çocuğunuzla birlikte kaliteli zaman geçirin.

    Ergen çocuğunuzun arkadaşlarını sorgulayıcı, denetler bir tutumla değil, rahatsız edici olmadan, uygun  biçimde tanımaya çalışın. Çok fazla sorgular şekilde soru sormaktan kaçının.

    Evladınızın giyim tarzına, ilgi alanlarına, tercihlerine saygı gösterdiğinizi ona hissettirin. Kendi gençliğinizi, tarzınızı hatırlayın ve bu dönem ilgilerinin geçici olduğunu unutmayın. Arkadaşlık herkes için önemlidir.

    Aile kural ve sınırlarını çocuğunuza net bir şekilde anlatın. Ona belli bir özgürlük alanı yaratmayı unutmayın. Sizinle neler yapabileceğini, kendi başına neler yapabileceğini bilirse, bu konuda daha az çatışma yaşarsınız.

    Çocuğunuzun arkadaşı olma çabasına girmeyin. Her ne kadar evladınız bu dönemde arkadaşlığa önem verse de, birçok arkadaşı olabileceğini ama bir tane annesi bir tane babası olabileceğini unutmayın. Rol karmaşasına izin verilmemeli, anne baba ve çocuk ilişkisi arkadaş ilişkisine dönmemelidir.

    Çocuğunuzu, enerjisini atabileceği, duygusal yükünü boşaltabileceği aktivitelere yönlendirin. Spor, müzik, sanat ruhun gıdasıdır,  lütfen unutmayın .

    Bütün bu önerilerin dışında, anne baba olmanın, belki de en değerli şey olduğunu ve fırtına ve  yağmurdan sonra açacak güneşi HATIRLAYINIZ…

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedenleri ve İpuçları

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedenleri ve İpuçları

    Çocuğun okul, ev ve sosyal ortamında yapılacak düzenlemeler ile dikkat becerisini nasıl daha verimli kullanabileceği konusunda gelişmeler sağlanır. Okulda sınıf ortamında düzenlemeler yapılması mümkündür. Dikkat eksikliği bozukluğu olan öğrencinin, pencere kenarında değil, duvara yakın ve ön sırada oturması önerilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörokimyasal temelleri olan bir rahatsızlık olduğu bilinir. Yani hiperaktif çocuk bu davranışları şımarıklığından veya anne- babanın evde disiplin vermemesi nedeniyle yapmaz. Bu nedenle öğretmenler çocuğu veya anne-babayı suçlar tarzda bir yaklaşım sergilememeye özen göstermeli, aksine, tedavi konusunda destekleyici ve motive edici bir tavır göstermelidir. Hiperaktif çocuğu ve ailesini anlayabilmek ve onlara en doğru şekilde yardımcı olabilmek için öncelikle bozukluğu tanımak çok önemlidir.

    Öğrencinin sahip olduğu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na bağlı olarak dikkatinin çabuk dağıldığı göz önünde bulundurularak, sınıf içinde hareketli görevler vermek ona kendisini toparlaması için zaman kazandıracaktır. Derste etrafla ilgilendiği veya dalıp gittiği fark edildiğinde, öğrencinin dikkatini konuya çekmek üzere sözel uyaran verilebilir. DEHB’si olan öğrencinin sürekli olumsuz davranışlarına odaklanmak yerine, olumlu davranışlarını ön plana çıkarmak olumlu davranışların artmasını sağlayacaktır. Görevlerini düzgün yaptığı zamanlar gözden kaçırılmamalı, olumlu mesajlar vererek ödüllendirilmelidir.

    DEHB’Sİ OLAN ÇOCUKLARIN YAŞITLARINDAN FARKLARI

    Dikkat eksikliği bozukluğu olan öğrenciler, kendinden, zekâsından beklenenin altında bir başarı gösterebilirler. Bir sınavdan yüksek not alırken, başka bir sınavdan düşük bir not alırlar. Son derece iyi bildiği bir konudan çıkan soruyu, doğru okumadıkları için yanlış cevapladıkları görülür. Soruyu doğru okusalar da, cevaplarken işlem atlayabilirler. Uzun metinlerin olduğu soruları da sabırla okuyamazlar. Sınavlarda zamanı iyi kullanamadıkları için tüm soruları okuyup cevaplayacak za- manları kalmaz. Dersleri takip etmek, dinlemek, uygulamak, günlük programı takip etmek bu çocuklar için zordur. Yönergeleri takip etmede, anlamada ve uygulamada zorluk çekerler. Bu durum sadece okulda değil, günlük yaşantıda da sorunlar yaşanmasına sebep olur ve sınırları zorlayan, söz dinlemeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen, davranış sorunları yaşa- yan çocuklar haline dönüşebilirler.

    Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu olan öğ- renciler, diğer öğrencilere göre daha yaratıcı, daha özgür dü- şünceli ve sıcakkanlı olma eğilimindedir. DEHB’li öğrencinin sahip olduğu özel yeteneklerin ortaya çıkartılabilmesi için, aile içi sağlıklı iletişimin çok iyi kurulmuş olması gereklidir. Bu sayede DEHB’li çocuk uygunsuz arkadaşlıklar ve kötü alış- kanlıklar yerine, yaratıcı zekâsını ve dürtülerini olumlu yönde kullanmayı öğrenecektir. Hareketliliğini anlamlı şekilde bir takım sporuna yönlendiren DEHB’li çocuk için, takım sporu tedavide de önemli bir adım olacaktır.

    YETİŞKİNLERDE GÖRÜLEN DEHB’NİN ZORLUKLARI NELERDİR?

    Yetişkin DEHB’li bireylerde hiperaktivite bozukluğuna bağlı yaşanan sıkıntılar yaşla birlikte azalmış olsa da, dikkat bozukluğuna bağlı sorunlar yaşamı olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Özellikle iş yaşamında dikkatin odaklanması ve sürdürülmesi gereken durumlarda yaşanan sıkıntılar sebebiyle, çok sayıda iş değiştirmek zorunda kalınması mümkündür. Dikkatin yürütücü fonksiyonlarında (odaklama-sürdürme) yaşanan sorunlar sebebiyle dikkat becerisi gerektiren işlerde sorunlar yaşanmaktadır, örneğin araç kullanılması. Tedavide öncelikle tanının doğru konulması çok önemlidir, çünkü dikkati odaklama konusunda yaşanan sorun birçok başka psikiyatrik hastalıkla benzer bir bulgudur. Psikiyatrik muayene sonrası tanı konulan yetişkin DEHB’lilerde ilaç tedavisi, neurofeedback terapisi ve davranışçı bilişsel terapi uygulanabilir.

  • Dikkat Eksikliği Mi? Yoksa Disiplin Sorunu Mu?

    Dikkat Eksikliği Mi? Yoksa Disiplin Sorunu Mu?

    Dikkat sorunun nedeni doğru belirlenmelidir. Birçok farklı sebepten dolayı öğrenci ders çalışmıyor olabilir. Ders disiplini bozuk olabilir, altta yer alan başka birçok sebep olabilir.

    Dikkat ve odaklanma sorunu nedeni doğru anlaşılması çok değerlidir. Dikkat ve odaklanma sorunları dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri ile karakterize olan gelişimsel sorunlardır. Konsantrasyon ve uyum sorunu olan çocuklarda şu belirtiler gözlenir:

    • yerinde durmakta zorlanan öğrenci

    • sıkça hayallere dalar

    • düşünmeden hareket etme eğilimindedir

    • genellikle unutkandırlar

    • Ödev ve görevleri erteleme eğilimindedirler

    • ders sırasında not tutmayı sevmezler

    Fakat bu özellikler, zaman zaman diğer çocuklarda da görülebilir. Örneğin bir çocuk herhangi bir aktiviteyi uzun süre sürdürmekte zorlanabilir veya yüksek enerjiye sahip olduğundan dolayı hareketliliği fazla olabilir.

    Peki, anne babalar çocuklarında Dikkat Sorunu ve Konsantrasyon Odaklanma Sorunu olup olmadığının ayrımını nasıl yapabilirler?

    Öncelikle anne babalar unutmamalıdır ki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tıp doktorunun biyo-psiko-sosyal muayenesi ile konulur. Bu nedenle anne babalar ve öğretmenler, çocuğun özgüven gelişimini zedeleyecek ‘dikkatsiz’, ‘hiperaktif’ gibi etiketlemeleri yapmaktan kaçınmalıdırlar. Anne-baba ve öğretmen işbirliği, öğrenciyle ilgili durum analizi ve tanı konulmasında belirleyici olan belirtiler açısından çok önemlidir. Anne ve baba, öğretmenden alınan geri bildirim ve formları çocuk psikiyatrisi uzmanı tıp doktoruna ileterek, öğrencinin akademik sınıf ortamındaki tutum ve davranışları hakkında objektif geri bildirimi iletmeleri faydalıdır.

    Dikkat Eksikliği Nedeni Duygusal mı Kalıtsal Mı?

    Çocuk ve ergenlerin yaşadıkları duygusal sorunlar, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu benzeri şu belirtilere neden olabilir. Aşırı hareketlilik, dikkatsizlik, uyumsuzluk. Yani başka bir deyişle çocuk ve ergenlerde görülen anksiyete-kaygı bozuklukları, çocuğun bilişsel süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu  nedenle var olan belirtilerin nörogelişimsel bir bozukluktan mı kaynaklandığı yoksa var olan anksiyete-kaygı bozukluğunun bir sonucu olarak mı ortaya çıktığının ayrımını yapabilmek, doğru tanının konulmasında ve tedavi programının oluşturulmasında belirleyici ilk adımdır.

    Dikkat Eksikliği Nedeni Beyin Dalgalarınızda Gizli !

    Dikkat Eksikliği tanısı konulmasında, Amerika  FDA kuruluşunun (U.S. Food And Drug Administration) 2013 yılında, beyin dalgalarının görüntülenmesi yöntemini onaylamıştır. Böylece çocuk ve ergenlerde görülen dikkat sorunlarının anksiyete kaynaklı mı olduğunun yoksa beyindeki yürütücü fonksiyonlardaki bozulmadan mı kaynaklandığının ayrımını objektif yapılmaktadır. Özellikle 6-17 yaş çocuk ve ergenlerde 15 dakikalık  Neuro-biofeedback görüntülemesi ile dikkatin yürütücü fonksiyonlarının yer aldığı beyin bölgelerindeki nöronların yani beyin hücrelerinin nasıl çalıştığını görüntülmektedir.

    Dikkat Gelişiminde İlaçsız Egzersizler: Neurofeedback Programı

    Neurofeedback, dikkat sisteminin istenen bölgesinde doğru egzersizler ile gelişme yapılmasına imkan sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Neurofeedback yöntemi ilaçsız bir uygulamadır. Kişiye dışarıdan elektrik, ilaç ya da başka bir madde verilmeden bilgisayarda odaklanma egzersizleri şeklinde uygulanır. 

    Beynin elektriksel aktivitesi ve beyin dalgaları, bilgisayar ekranında görünür hale getirilir  ve kişiye özel oluşturulan çalışma protokolleri ile gelişme hedeflenen beyin bölgesi ile egzersizler uygulanır.  Neurofeedback Dikkat Geliştiren Egzersizler, çocukların beyinlerinde bozuk çalışan dikkat yönetim bölgelerinde kalıcı bir gelişme sağlamayı hedefler.

  • Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Okul döneminin başlamasıyla birlikte ailelerin en çok zorlandığı konuların başında çocuklarıyla yaşadıkları uyku sorunu ve uyuma savaşları gelmektedir. Yapılan araştırmalar rutin uyuma saatleri olan öğrencilerin, düzensiz uyku uyuyan öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır. Önemli bir hususta az veya çok uyumak değil yeterli ve kaliteli bir uyku olmalıdır. Öğrenci yeterli uykuyu uyumadığında odaklanamama, dikkat eksikliği, okul içerisinde akranları ve öğretmenleriyle uyum sorunları yaşayabilmektedir.

    Çocukta uyku sorunu nasıl anlaşılır, belirtiler nelerdir?

    • Sabahları uyanmada zorluk ve sürekli hadiletme şikayetleri

    • Okula gitmek üzere bindiği araçta hemen uyuya kalma

    • Okulda veya eve geldiğinde asabi olma veya yorgun gözükme

    • Gece uyku saatlerinin çok sık değişiklik göstermesini sıralayabiliriz.

    Son dönemde çocukların uyku sürelerini olumsuz etkileyen materyallerin başında tablet ve telefon kullanımı gelmektedir. Cep telefonları ve bilgisayarlar, beyaz parlak ışık nedeniyle, uyku ritmimizin bozulmasına neden olmaktadır. Çocuk sanal ortamda geçirilen zamanın çoğu defa farkında olamamaktadır. Bu konudan şikayetçi olan aile çocukla çatışmaya girebilmekte ve durumu çözmenin dışında ilişki olarak yıpranabilmektedir. Yaz döneminde teknolojik aletlerin kullanımı hemen hemen sınırsız olan öğrenci okulların açılmasıyla beraber bocalamakta ve bu süreyi tekrar elde etme eğiliminde olabilmektedir.

    Aile sınırını doğru çizmeli kararı yalnızca kendi başına vermemelidir, çocuğunda bu karar konusunda ikna olması önemli bir husustur. Çocuk ikna olmaz ve siz bunu çocuğun önüne kural olarak koyarsanız bunu uygulama konusunda evde yine ciddi çatışmalar yaşanabilecektir. Bu bakımdan çocuğun ihtiyacı da göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

    Kendini güvende hisseden çocuk işbirliği konusunda her zaman daha uyumlu olan çocuktur. Çocuğunuz uyku sorunu yaşıyorsa onu yatağa götürmekte zorlamak yerine güvende hissetirmesini sağlamak doğru bir adım olacaktır. Uyku hazırlığı süreci, uyku sorunu yaşayan çocuklarda faydalı olabilmektedir. Çocuk pijamalarını giyip, dişlerini fırçalamak için hazırlık yapılmanın aynı zamanda uykuya hazırlanmanın bir parçası olarak algılaması sağlanabilir.Sağlıklı bir birey olmanın koşullarından başında uyku gelmektedir. Gelişim döneminin en kritik olduğu zamanların başında da çocukluk dönemi geldiğinden ‘yeterli uyku uyuma’ üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir.

    Amerikan Uyku Akademisi çocukların uyku sorunu konusunda uyuma sürelerini şu şekilde gruplandırmıştır:

    6-13 yaş arasındaki çocukların 9 ile 11 saat arası uyku önerilmektedir. Ergenlik döneminde ise (14-17 yaş) 8 ile 10 saat arasında bir uyku süresi yeterli görülmektedir.

    Sağlıklı uykular dileriz.