Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Polikistik Over Sendromu

    Polikistik Over Sendromu

    Ergenlerin canını sıkan sorunlardan biridir. Toplumda görülme sıklığı genel olarak %6-8 civarındadır. Başlatıcı faktör veya faktörler henüz tam olarak anlaşılamamakla beraber genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkmış bir hastalık olarak değerlendirilebilir. PKOS lu kadınların anne ve kızkardeşlerinde de benzer bulgular sıklıkla vardır. Dolayısıyla aile öyküsü tanı koymakta çok yardımcıdır. Adet düzensizliği ( 35 günden daha seyrek adet görme veya yılda 10’ dan daha az adet görme şeklinde), tüylenme, sivilcelenme, yağlı cilt yapısı  ve saç dökülmesi ile kendini gösterir.  Hastalığın hala herkes tarafından kabul edilen tam ve tek tip bir tanımı mevcut değildir. Yakınma ve bulguları kişiden kişiye çok farklılık gösterir ve zaman içinde değişime uğrar. Bütün bulgulara sahip hastalar olabileceği gibi bulgulardan sadece birini içeren hastalar da olabilir. Erken yaşlarda daha çok adet düzensizliği ile fark edilirken,  daha ileri yaşlarda tüylenme ve çocuk sahibi olamama ön plana çıkar. Bununla birlikte, hastalık etnik kökenlere göre de farklı seyir gösterebilir. Örneğin  siyah kadınlarda tüylenme artışı beyaz kadınlardan daha sıktır. Hastalığın bulguları genç kızlık ve ergenlik döneminde pik yapar ve 40 yaş sonrası etkisini giderek kaybeder. Bu sebeple sıklıkla ergenlik döneminde tanı konur. 
     

    Hastalar sıklıkla kiloludur. ( %40-60) Kilo sorunu olan bayanların mutlaka araştırılması gereklidir. Obezite (şişmanlık) vücut kitle indexi ile hesaplanabilir. (Vücut kitle indeksi vücut ağırlığın (kg) boyun (metre) karesine bölünmesi ile elde edilir. 30 un üzeri obezite kabul edilir) Normal vücut ağırlığına sahip PKOS hastalarında da ağırlık yönünden eşleştirilmiş sağlıklı kontrollere göre bel çevresi  ve bel/kalça oranı artmıştır. PKOS hastalarında artmış androjen düzeyleri erkek tipi obeziteye neden olur. Erkek tipi obezitede bel çevresi ve bel /kalça oranı artmıştır. (Bel çevresi ≥80cm, Bel /kalça oranları ≥0,85) Polikistik over sendromu aslında anne karnında başlar. Bu durum tutumlu genler hipotezi ile açıklanır. Bu kişilerde anne karnında bebek iken gelişme geriliği görülür. Anne karnında besinlerden  ve enerjiden yoksun kalan bebek, doğduktan sonra bu yoksunluk ortadan kalktığında bunları vücudu tutumlu kullanmaya başlar ve  biriktirme alışkanlığı ortaya çıkar. Bu sebeple obezite görülür. Kilo alımı polikistik over sendromu belirtilerinin şiddetini arttırır ve ileride birtakım sağlık sorunlarının görülmesini kolaylaştırır. Bu sebeple ideal kilo ve kilonun kontrolü mutlaka sağlanmalıdır.   Polikistik over sendromunda diyet çok önem taşır. Sık sık ara ara beslenilmelidir. Bu açlık krizlerini azaltır, vücut yağlanmasını ortadan kaldırır.  Doymuş yağlardan fakir, glisemik indeksi düşük ve yüksek lif içeren diet önerilmektedir. Beslenmede  günlük toplam yağ tüketimi enerjinin %30 unu geçmeyecek şekilde olmalıdır. Doymuş yağlardan fakir doymamış yağlardan zengin beslenilmelidir. Doymuş yağlar kan kolesterolünü yükseltir. Diyetle doymuş yağ asitleri günlük toplam enerjinin % 7 sinden az tüketilmelidir. Bu da toplam yağ tüketiminin üçte biri kadardır. Çoklu doymamış yağlar günlük toplam enerjinin % 10’u, tekli doymamış yağlar % 15 ini oluşturmalıdır. Hayvansal kaynaklı yağlar ve katı margarin yerine bitkisel yağlar (zeytinyağı, soya, ayçiçeği) tercih edilmelidir. Kolesterol içeren besinler dietten çıkarılmamalıdır ancak sınırlandırılmak gerekir. (Kolesterol içeren besinler. Süt, peynir, tavuk, balık, et, yumurta ) Düşük glisemik indeksli gıdala rdaki (Kepekli un, esmer şeker, kepekli pirinç, kepekli makarna, kurubaklagiller, meyveler(muz, incir, kavun hariç), yulaf, çavdar ekmeği, bezelye, yeşil fasulye, barbunya). glikoz kana daha yavaş karışır; kan şekeri ani yükselip ani düşmez. Hemen acıkma olmaz ve daha uzun süre tokluk hissi oluşur. Yüksek glisemik indeksli gıdalar: beyaz un, beyaz pirinç, reçel, bal, makarna, kek, şeker, kızarmış patates, havuç. Posa besinlerde bulunan karbonhidratların sindirilemeyen kısımlarıdır. Yüksek lif içeren( posalı) besinler (Kuru baklagiller, taze ve kuru meyveler, sebzeler, kepekli ürünler, çavdar, yulaf, tam buğday ekmeği ve bulgur) kan şekerinin yükselme hızını  düşürür, insülin ihtiyacının azaltır, tokluk hissi vererek kilo kaybını sağlar. Aynı zamanda yüksek oranda kan yağlarının düşürür, barsakların çalşmasını düzenleyerek kabızlık oluşmasını engeller. Kilo kontrolünde beslenme dışında egzersiz de çok önem taşır. Kalp sağlığı için hafif veya orta düzeyde aktivite yapılmalıdır. Egzersiz;

    HDL yi arttırır, kalp krizi riskini azaltır.
    Glikozun hücre içinde kullanımını arttırarak kandaki şeker düzeyini azaltır. 
    Dolaşımı arttırarak pıhtılaşma riskini azaltır.
    Kan basıncını azaltarak hipertansiyon riskini azaltır.
    Obezitenin ortaya çıkardığı risklerden korur
    Karın bölgesindeki yağlanmanın azaltılması yumurtlama, androjen fazlalığı ve metabolik anormalliklerin düzeltilmesine yararı vardır

    Androjen hormonlarının artışına bağlı klinik bulgular ( tüylenme artışı, akne, yağlı deri değişiklikleri, saç dökülmesi)  hastaların yaklaşık yarısında vardır. Tüylenme artışı en sık bulgudur. Üst dudak, alt çene, şakaklar, göğüs, göbek çevresi, sırt, bel, uyluk iç kısımlarında erkek tipi ve uzun kıllar görülmektedir. Tüylenme artışının çözümü hemen laserde aranmamalıdır, öncelikle sebep araştırılmalıdır. Doğum kontrol hapları tüylenmenin ilaçla tedavisinde en uygun seçenek olarak görülmektedir. Tüylenme tedavisi sabır gerektirir. Kıl foliküllerinin yaşam süresi 6 aydır. Bu sebeple ilaç tedavilerinde etkinliğin görülmesi için 6 ay beklenilmelidir. Sonrasında laser tedavisinden daha çok fayda görülür.

  • Spiral ( Rahim içi araç ) Uygulaması

    Spiral ( Rahim içi araç ) Uygulaması

    Spiral kullanımı, özellikle doğum yapmış hanımlarda, aile planlalaması veya gebelikten korunmak amacıyla çok sık başvurulan bir yöntemdir. Hanımlar  vücutlarında bir yabancı cisim olacağı, takılırken acı duyulacağı gibi sebeplerle bu uygulamadan bazen korkabilirler, bu da çok doğaldır. Uygulama öncesi ne kadar anlatırsak da hastalarımız, uygulama sonrası genellikle korkmaya gerek olmadığını görmektedirler. 

    Hekimler tarafından uygulaması kolay, hanımlar tarafından da kullanımı kolay bir yöntemdir. Doğum kontrol hapları gibi hergün hatırlanması gerekmez, istenmeyecek durumlarda ertesi gün haplarının kullanımına gerek kalmaz. Çiftlerin daha rahat özel hayatlarını yaşamalarını sağlar. 

    Hanımların bildiği üzere bazı çeşitleri vardır. Klasik uygulanan spirallerimiz bakırlı olan T şeklindeki rahim içi araçlardır. Bakır allerjisi olan çok daha az sayıda hastaya altın içeren rahim içi araç uygulanabilir.

    Rahim içi araçlar tedavi amacıyla da, fazla miktarda kanaması olan hanımlarda kullanılmaktadır. Bu durumlarda da progesteron hormonu içeren, Levonorgestrel ihtiva eden özel bir rahim içi araç takılmaktadır (Mirena).  Mirena kullanımı ile hem kanama miktarını azaltıp tedaviyi sağlıyoruz, hem de korunmayı gerçekleştirmiş oluyoruz. 

    Spiral uygulaması genellikle anestezi vermeyi gerektirmden poliklinik veya muaynehane şartlarında yapılabilir. Hassas hanımlarda, muayenede sıkıntı yaşayanlarda genel anestezi ile uyutularak da spiral uygulaması yapılabilir.

    Tabii ki insan vücuduna yapılan her uygulamada olduğu gibi, spiral kullanımının da tiplerine göre yan etkileri vardır. Normal spiraller hanımlarda bel ağrısı, adet kanama miktarında artış veya düzensizlik yapabilirler. Mirena dediğimiz, hanımların hormonlu spiral olarak bildikleri rahim içi araç kullanımında ise adet kanama miktarında beklenenden daha fazla azalma, adet görememe durumları oluşabilir. Mirena kullanırken adet görmemenin hanımlara hiçbir zararı yoktur. Çok az sayıda hastada mirena kullanımına bağlı kilo alımı şikayeti veya hissi olabilir. Bu daha çok progesteron hormonunun su tutulumunu artırmasına bağlıdır, adet ile şişkinlik hissi geçecektir. 

    Spiral uygulamasından sonra hanımlar hafif bir adet sancısı şeklinde kasıklarda ağrı hissedebilirler, basit bir ağrı kesici tablet 1-2 gün kullanılıp günlük hayatlarına devam edebilirler. 

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Henüz ülkemizde fazlaca bilinmeyen ancak çok sık görülen ve sayısı da evli evli çiftlerde %10-20 arasında değişkenlik gösteren bir rahatsızlıktır ‘’ vajinismus’’.

    Özel hayatların da ,yatak odaların da hergün her gece hayatlarının en büyük korku kabusunu yaşayan hatta cinsellikleri günlük hayatın olağan akışınıda etkiler hale gelmesine neden olan bir korkudur ‘’vajinismus’’.

    Cinsel yakınlaşma sırasında bir erkek ve bir kadın düşünün herşey güzel başlamıştır,sırası yoktur bunun ama  klasik öpüşme,sevişme,sürtünme yani giriş ,gelişme vardır ancak sonuç paragrafında bir sorun olur ya bir türlü kompozisyon tamamlanamaz işte o dur ‘’vajinismus’’, yani  herşey  güzel başlar ve gelişir ancak tam sonuçta korku- kasılma , geri çekme veya ittirmeyle penis vajinayla tanışamaz istenmeyen misafir gibi kapı dışarı edilir.

    Burada önemli olan soru istenmeyen misafir midir yoksa ev sahibi midir? Sorunun cevabı aslında bellidir. Ev sahibi misafiri çok istemesine rağmen tam misafir kapıyı çalıp içeri buyur  edecekken kapıyı yüzüne kapatır ve ittirir. Bunun nedeni nedir sizce ?

    Misafiri davet eden ve buyur eden kendisi olmasına rağmen bunu son anda neden yapmaktadır.Tek cevabı var panik atak ve korku.

    Vajinismus bilmecesi nedir?
    Kadın da cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgenin adına ‘’vajina’’ denilmektedir.

    Vajina bölgesinin etrafında çicgili ve düz kaslar bulunmaktadır. Bu kas yapısı istemli kasılan kasların yanı sıra istemsiz kasılmalarlada vajina girişini daraltmakta bazen bazen tamama yakın kapatabilmektedir.Bu kasları kontrol etmek öğrenilebilen bir durumdur.

    Cinsel yakınlaşma sırasında bayanın kafasında kurduğu senaryo veya korkuları bu vajina kaslarının kasılmasına yol açarak cinsel birleşmenin olmasına izin vermez.Korku-kasılma-ittirme-geriçekilme ağrıcakmış korkusu ile tetiklenir ve ilişki olmaz.Vajinismus üçgeni budur. Bu üçgeni yenmek için öncelikle vajinismus korkusunun altında yatan problemi ve cinsellik bilgisini hatta aile-toplum-evlilik durumunun geniş olarak değerlendirmek gerekir.

    Bekaret yani kızlık zarı ‘nın vajinanın hemen girişinde olması kızlık zarı kanama korkusu bu korkulardan yanlızca biridir.

    Vajinismus kadını genellikle cinsellikle ilgili konuları konuşmayı sevmez ,cinselliği iğrenç bir şey olarak algıladıklarını belirtirler.Hatta cinselliğin saçma ve gereksiz bir şey olduklarını ifade ederler.Eşleriyle evlenmeden önce çok iyi anlaştıklarını evlenmeyle birlikte hiç böyle bir sorunla karşılaşmayı  umut etmediklerini evlilik bize yaramadı şeklinde ifadelerde sıkça karşılaşmaktayız.
    Geçmişte yaşanılan cinsellikle ilgili cinsel travma öyküsü olabilir veya olmayabilir.

    Sonuçta vajinismus hastası yanlızca bayan olmamakta çiftler karı-koca veya eşler olarak ele alınmalıdır.

    Bu cinsel sorun aşılmadığı taktirde bu evliliğin veya birlikteliğin ömrü eşlerin birbirlerini ne kadar  idare edebildiğine bağlı olarak değişmektedir.

    Tedavisi son derece basit ve kolaydır.

    Eşlerin birbirlerini anlaması ve bu sorunun ancak birlikte uzmana giderek çözülebileceğini  anlamak ve birbirlerine suçu atmadan ,kırıcı olmadan profesyonel vajinismus-cinsel eğitimi  için zaman kaybetmemeleri önerilir.

    Unutulmamalıdır ki vajinismus çözümü olan bir rahatsızlıklardan bir tanesidir.
     

  • Histeroskopi

    Histeroskopi

    Histeroskopi operasyonu, birçok kişiye yabancı gelse de, yaptırmak zorunda olan hanımlar tarafından iyi bilinen, endokskopi ile ilgili jinekologlar tarafından yapılan bir işlemdir. 
    Bir kamera ve video sistemi ile rahim içinin görüntülenmesini sağlar. 

    Peki rahim içini görüntülemek veya histeroskopi ne işe yarar ?
    Adet düzensizlikleri, adet dışı kanamalar, menopoz dönemine yakın anormal vajinal kanamaların çoğunda, rahim içinde düzeni bozan ve kanama anormallikleri yapan, polipler veya myomlar gibi et parçaları tespit edilmektedir. Bunların tespitini histeroskopi ile rahim içini görüntüleyerek yapabilirken, aynı zamanda operatif histeroskopi dediğimiz, histeroskopi sırasında kullanacağımız cerrahi yöntemlerle tedavileri de yapılabilir.

    Polip veya myomları almanın dışında, rahim şekil bozukluklarının bir kısmının tedavisini de operatif histeroskopi yöntemleriyle yapabiliriz. Tekrarlayan düşükleri veya gebelik kayıpları olan hanımlarda, rahim filmi çekildiğinde veya  histeroskopi yapıldığında rahim içinde yapışıklıklar (adhezyon), septum dediğimiz rahim ortasında bir perde tespit edilip tedavileri de histeroskopi ile adhezyolizis , histeroskopi ile septum rezeksiyonu dediğimiz işlemlerle yapılabilir.

    Histeroskopi genellikle genel anestezi altında yapılır. Operasyon sonrası, hafif bir kasık ağrısı ve kanama eşlik edecek bulgulardır. 

    Ofis histeroksopide ise hastalarımızı uyutmadan sadece gözlem amacı ile görüntüleme işlemi yapabiliriz. Ofis histeroskopi daha çok tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında-tekrarlayan implantasyon bozukluklarında , tekrarlayan gebelik kayıplarında (tekrarlayan düşükler), önceden tespit edilmiş bir şekil bozukluğu yok ise görüntüleme amacı ile yapılabilecek bir işlemdir.

  • Kürtaj

    Kürtaj

    Kürtaj, jinekologların en sık yaptığı cerrahi operasyonlardandır. Kürtaj işlemi, genellikle isteğe bağlı gebelik sonlandırması amacıyla yapılır. Halk arasında bebek aldırma, çocuk aldırma olarak da bilinmektedir. Sık yapılan bir operasyon olması hekimler açısından işlemin kolay olmasına rağmen, tabii ki hanımların hem bu operasyona bağlı, hem de operasyon sonrası ağrı, kanama, gebe kalamama korkuları doğal olarak mevcuttur.

    Tıbbi olarak düşük ile sonuçlanan veya bebeğin kalp atışının durduğu gebeliklerde de yapılan işlem yine kürtaj operasyonudur.

    İsteğe bağlı gebelik sonlarndırılması, 10 haftaya kadar ülkemizde yasal olarak yapılabilmektedir. 10. Haftaya kadar kürtaj olunabilir, kesinlikle yasak değildir.

    Bu operasyon kısa süreli, genel anestezi altında hastalar uyutularak yapılır.
    Operasyon öncesi 6 saat kadar açlık ve susuzluk yeterlidir. Operasyon sonrası ise adet sancısından fazla olmayacak bir kasık ağrısı, adet kanamasını geçmeyecek şekilde vajinal kanama görülen bulgulardır. Bazı hanımlarda hiç kanama olmaz iken, bazılarında adet dönemi kadar bir kanama süresi devam edebilir.

    Kürtaj operasyonu, hiçbir şekilde kısırlık veya gebe kalamama – tekrar çocuk sahibi olamama sebebi değildir. İlk gebelik durumunun kürtaj ile sonlandırılması veya birkaç kez kürtaj olunması da kısırlık sebebi olmayacaktır. Operasyon sonrası herhangi bir enfeksiyon olmaması, rahim içi yapışıklık olmaması için koruyucu antibiotik tedavisi verilmekte.

    Kürtaj olunan ay, her türlü adet düzensizliği yaşanabilir. Ara ara kanamalar veya uzun süren lekelenme tarzında kanamalar yaşanabilir. Normal şartlarda 30- 40 gün sonra normal bir adet görülecek ve adet döngüsü devam edecektir. Korunmak ve adet düzeni amacıyla kürtaj sonrası, aynı gün doğum kontrol hapları kullanımı başlayabilir. Anormal şiddette kasık ağrısı, şiddetli vajinal kanama, kötü kokulu akıntı doktorunuza başvurmanız gereken belirtilerdir.

  • Lazerle Yapılan Kalıcı Kızlık Zarı Fleep Yöntemi

    Lazerle Yapılan Kalıcı Kızlık Zarı Fleep Yöntemi

    Kızlık zarı onarımı yani kızlık zarı dikimi-hymenoplasty olarak tıpta bilinmektedir. Sosyal ve toplumsal sebeplerden dolayı çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş veya bozulmuş olan kızlık zarı yani hymen tamiri, onarımı için kişisel veya aileler kızlarının bu özel sorunlarını gidermek için çare aramaktadırlar. Bekaret zarı olarak bilinen kızlık zarı yani hymen genital dudakların hemen iç kısmında bulunmaktadır. vajinanın hemen girişinde olduğu için cinsel yakınlaşma sırasında veya cinsel birleşme sırasında zarar görmüş hatta bozulmuş olabilir. Kızlık zarı, hymen bozulup bozulmadığını anlayabilmek için mutlaka muayane olunmalıdır. Bazen de kızlık zarı yani hymen geçirilen travma veya geçirilen kaza sonrası da bozulma olmuş olabilir. Kızlık zarı yani hymen, hayati bir organ veya yapı değildir. Kız çocuğu anne karnında embiriyonik vajina girişini kısmen kapatan mebransı mukozal doku katlantısı olup halk arasında kızlık zarı olarak bilinmekte, bekaret sembolü olarak görülmektedir. Kızlık zarı her bayanda aynı şekil veya görünüşte değildir. Yaklaşık 10’a yakın değişik kızlık zarı modeli vardır. Kızlık zarı ilk ilişkide kanamaya yol açan kızlık zarının ortasındaki genişlik durumudur. Bu vajina daralması ilk ilişki veya zorlanma sırasında kızlık zarı mukozasının doku bütünlüğü bozulmasıyla birlikte bir miktar kanama gelmektedir. Kanamanın miktarı bu yırtılan bölgedeki damarların yoğunluğuna bağlı olmaktadır.

    Kızlık zarı yani hemen ilişkiden sonra hemen kanama olmaktadır. En çok karşılaşılan soruların başında cinsel yakınlaşma veya birliktelikten 2 veya 3 saat sonra kanamam geldi veya eve gidince kanama oldu kızlık zarım bozulmuş mudur? sorusu olmaktadır. Kızlık zarı kanaması diğer organlarımızın kanaması gibidir yani parmağınız kesildiği zaman kanama hemen geldiği gibi bu bekaret işareti olarak bilinen kızlık zarı kanaması hemen o an olmaktadır. Kızlık zarı kanaması az veya çok olması tamamen kızlık zarı bölgesindeki damarların durumuna ve yırtılma sırasındaki kızlık zarı bozulmasının derecesine bağlı olabilmektedir.

    Kızlık zarı tamiri yani hymene yapılan cerrahi veya lazerle düzetme işlemine Hymenoplasty denilmektedir. Bu operasyon ilgili şiddet tehdidi altında genç kadın yardımcı olmak için yapılan tartışmalı bir konu olmaktadır. Önemli olan bu operasyonu yani hymenoplasty uygulanacak hastanın sosyal –psikolojik durumunun klinik durumuyla birlikte değerlendirilmesidir.. Resmi kurallar genellikle kızlık zarı rekonstrüksiyon şunan reddetmek. Öte yandan, bazı toplumsal nedenlerden dolayı genellikle bayanların bu operasyon için psikolog veya psikiyatr tavsiyesi ile de yapılması gerekliliğni ortaya koyan klinik durumlar da olabilmektedir.

    Sonuç olarak; Kızlık zarı yani hymen zarı, embiriyonik bir oluşum olup herhangi bir nedenle bozulmuş olabilir. Bozulma durumunda bu durumu karşısındaki insanlara anlatamayan veya anlatamayacağını düşünen ve bu durumdan dolayı sosyal ve psikolojik baskı veya şiddet göreceğini düşünen veya tedirgin olan kişiler, operasyonu yani kızlık zarı dikimi denilen hymenoplasty işlemini yaptırtabiliyorlar.

    Kızlık zarı dikimi yani hymenoplasty için genel olarak 3 çeşit yöntem vardır:

    1- Klasik kızlık zarı dikimi yani geçici yöntem( ilişkiden 3 veya 4 gün önce yapılan)
    2- Kalıcı Fleep Kızlık zarı Dikimi (ilişki den bağımsız tamamen kalıcı uzun süreli bir operasyondur)
    3- Lazerle yapılan Kalıcı Kızlık zarı Fleep Yöntemi: İlişkiden bağımsız kalıcı uzun süreli bir operasyondur.

  • Korunmasız İlişkide Gebe Kalmaktan Nasıl Korunulur?

    Korunmasız İlişkide Gebe Kalmaktan Nasıl Korunulur?

    Ailelerin istediği zaman ve bakabildikleri sayıda çocuk sahibi olmaları,aile planlaması başlığı altında olup ayrı başlık altında incelenir.

    Bu makalede vurgulamak istediğim konu: çocuk sahibi olmayı planlamayan fakat elde olmayan nedenlerden dolayı etkin,tıbbı ve doğru yöntemler kullanmadan ilişkide bulunan durumlarda nasıl gebe kalmaktan korunulur. Bu durumlara örnek olarak henüz evli olmayan veya herhangi bir nedenle düzenli cinsel ilişkisi olmayan, dolaysıyla sürekli bir korunma yöntemi uygulamayan kişilerdir. Korunmasız ilişki değil sadece istenmeyen gebeliğe sebebiyet vermesi aynı zamanda gebe kalma korkusuyla psikolojik sorunlarada neden olabilmekte ayrıca cinsel ilişkinin kalitesini bozmaktadır.

    Bunun dışında, tıbbı ve düzenli korunma yöntemlerinden her hangi birisini kullanan kişilerde bile yanlışlıkla veya bilmeden, yöntemin etkin olamadığı durumlarda yaşanabilir.

    Örneğin sürekli doğum kontrol hapı kullanıp arada unutan veya rahim içi araç kullanan kadının, farkında olmadan spiralinin yerinde kayması, prezervatif kullandığı halde prezervatifin yırtılması veya vajende kalması gibi durumlarda korunma yöntemi etkin olarak sağlanmayabilir. Bu durumlar da korunmasız ilişki kapsamına girmektedir.

    Burada önlemden kastım, tabiki geleneksel yöntemler veya tıbben etkin olmamalarının yanısıra, kadına zarar verebilecek rastgele uygulamalar değildir.Ertesi gün hapları ve halk arasında söktürücü olarak bilinen ilaçlar bunlara örnek teşkil etmektedir. Bu ilaçlar çoğu zaman gebeliği önlemediği gibi, bazen dış gebelik dediğimiz çok ciddi sağlık sorunlarınada zemin hazırlayabilmektedir.

    Korunmasız ilişkide bulunup gebe kalmayı düşünmeyen kadının bir an önce jinekolog hekime başvurup yardım istemesi gerekir.

    Unutmayalım ki, korunmasız ilişki sonrası gebe kalma endişesi ile alınan acele kararlar, jinekolog fikrini almadan atılan her adım gebe kalmayı önlemediği gibi, kadın sağlığına da ciddi zararlar verebilir. Ayrıca daha sonra hamile kalmasını zorlaştıran durumlar yaşanabilir.