Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Gebe Kalmayı Kolaylaştıran 10 Püf Nokta

    Gebe Kalmayı Kolaylaştıran 10 Püf Nokta

    Hamile kalmayı planlayan çiftlerin dikkat etmesi gereken unsurlar nelerdir? Hamileliği kolaylaştırailecek faktörler ve bir süre denemelerine rağmen neden çocuk sahibi edinmeyen çiftlerin merak ettikleri soruların temeli bu şekildedir. Öncelikle düzenli ve korumasız olarak ilişkiye girildiği halde 1 sene içerisinde beklenen hamilelik gerçekleşmemişse çok büyük ölçüde çiftlerden birisinde kısırlık bulunmaktadır. Bu durumda çiftlerin doktora başvurmaları ve kısırlık tedavisi olmaları gerekmektedir. Bunun dışında kadın yaşına bağlı olarak hamile kalınamaması ile karşı karşıya kalınabilir. Çünkü 35 yaş üstü kadınlarda östrojen hormonundaki azalmaya bağlı olark doğurganlık azalmaktadır. Hamile kalmak için kadınların en ideal yaş aralığı 20 ile 30 yaştır. Bu dönem kadınların en çok doğurganlık içerisinde oldukları dönemdir.

    Gebe kalmayı kolaylaştırmanın 10 püf noktası
    Yumurtlama döneminde ilişkiye girin
    Kadınlarda hamilelik durumu, erkekteki spermin kadın yumurtalıklarındaki yumurtalar ile birleşip döllenmesi ile gerçekleşmektedir. Ancak spermin yumurtalıklara girip döllenmesi ve ardından rahme tutunması kolay bir durum değildir. Bunun için özellikle kadınların iki adet dönemi arasında doğurganlık ve cinsel isteklerinin arttığı dönemde çiftlerin ilişkiye girmeleri çok önemlidir. Kadının son adet gününden geçen 11. ve 16. günler arasındaki süreç, doğurganlık oranının zirve yaptığı dönemlerdir.  Bu dönemde çiftlerin bulunabilecekleri ilişki gebelik için olumlu sonuçlar verecektir. Ayrıca haftada iki ya da üç kez ilişkide bulunulması tavsiye edilmektedir. Ancak her kadındaki yumurtlama dönemi farklılık gösterebileceğinden, tıp kadınlar için kolaylaştırı imkanlarda sunabilmekte. Yumurtlama gününün hesaplanabilmesi için evlerde yapılabilecek yumurtlama (ovulasyon) testlerini de kullanabilirsiniz.

    Düzenli olarak cinsel ilişkiye girin
    Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin haftada en az iki ya da üç kez düzenli olarak cinsel ilişkide bulunması hamilelik şanslarını yüksek ölçüde arttıracaktır. Her gün birden fazla ilişkide bulunulması hamilelik şansını daha fazla arttırmayacaktır. Çünkü spermin rahimle buluştuktan sonra orada üç gün kadar yaşayabilmektedir. Bu yüzden çiflterin haftada 2 ya da 3 kez cinsel ilişkide bulunmaları daha yararlıdır. Böylelikle erkekteki sperm miktarında da azalma olmaz. Her gün ilişkiye giren ve boşalma yaşayan erkeğin sperminde ve sperm üretiminde ciddi oranda azalma yaşanabilir. Bunun yerine gün aşıra yaşanan cinsel birleşmede erkeğin spermleri birikeceği için daha verimli ve kaliteli olacak bu durumda hamile kalınmasını daha da kolaylaştıracaktır.

    İlişiki esnasında doğru boşalmanın önemi
    Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin ilişki esnasında dikkat etmesi gereken noktalardan birisi de birleşme esnasında erkeğin yaşadığı boşalma anıdır. Erkek ilişki esnasında boşalmaya başladığında vajinanın tamamen içine boşalması ve penisini hemen dışarı çıkarmaması gerekmektedir. Böylelikle sperminin tamanını kadının yumurtalıkları ile buluşturma şansını yakalayabilir. Kadının da ilişki sonrasında 15 dakika kadar ayağa kalkmadan sırt üstü yatması önerilmektedir. Hemen kalkılması durumunda spermlerin dışarı akmasına neden olabilir ve bu da beklenen gebeliği engelleyebilir. Kadın sırt üstü yattığı sırada bir miktar spermin dışarı çıktığı görülebilir. Bu normal bir durumur, içeride kalan spermler hamilelik için yeterli olabilecektir.
    Hamilelik çalışmalarının yürütüldüğü dönemde sigara ve alkolden uzak durulmalıdır
    Sigara içmek ve aşırı alkolün tüketilmesi erkek spermlerinde ciddi oranda azalma meydana getirebilmektedir. Erkek sperminin azalması durumunda, spermeler yumurtalıkla buluşsa bile yetersiz sperm miktarından dolayı rahime tutunamayabilirler. Bu durumda hamilelik şansı çok büyük ölçüde azaltmaktadır. Bu yüzden çiftlerin hamilelik çalışmalarını yürüttükleri dönemde sigara ve alkolden özellikle uzak durmaları gerekmektedir.

    Stresten uzak durun
    İki ya da üç birleşme sonucu hamilelik hemen gerçekleşmeyebilir. Bu durumda çiftlerde sıkıntı yaratabilmektedir. Çiftlerin bu dönemde yaşadıkları kaygıların sebeplerinin nedeni stres olmalarıdır. Stres hamileliği olumsuz yönde etkileyen çevresel faktörlerdendir. Çiftler ilk denemelerinde beklenen gebelik sağlnamamışsa hemen umutsuzluğa kapılmamalıdırlar. Hamilelik çalışmalarına devam etmeleri ve kendilerini stresten korumaları gerekmektedir.

    Doğru ilaç kullanımı
    Bu dönemde çiftler kullandıkları ilaçlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünkü kadın ya da erkeğin kullandığı ilaçlar çiftlerin çocuk sahibi olmalarını engeleyebilir. Örneğin anne adayının kullandığı bir ilaç yüzünden yumurtlama işleme gerçeklemeyebilir. Aynı şekilde erkek bireyin kullandığı ilaç iktidarsızlık, erken boşalma ya da sperms sayısında azalmaya neden olabilir. Bu dönemde kullanılan tüm ilaçların kadın doğum uzmanı bir doktoruna gösterilip, ilaç kullanımının kesilip kesilmeyeceğine karar verilmesi önemlidir.

    Kafeini azaltın
    Kafeinli ürünlerin özellikle de kahvenin direkt olarak hormonlara etkisi olabildiği için çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bir süre uzak kalması gereken ürünlerdendir. Bu yüzden çiftlerin bir süre kafein içeren içeceklerden kendilerini uzak tutmaları gerekmektedir.

    Doktor gözetiminde olun
    Birden fazla kez ilişkide bulunulmasına rağmen çiftler çocuk sahibi olamadılar ise ortada hemen korkulacak ya da umutsuzluğa neden olacak bir durum yoktur. Böyle durumlarda uzman bir kadın doğum uzmanına başvurulabilir. Çünkü erkek de ya da kadında medikal bir hastalık olabilir bu durumda doktor tedavisi ile mümkündür. Ayrıca doktorunuzda alacağınız tavsiye de hamilelik yolunda çiftlere önemli avantajlar sağlayacaktır.

    Beslenmenize dikkat edin
    Eğer ki anne adayı hamile kalmak istediği dönemde diyet yapıyorsa derhal diyetini bırakmalıdır. Çünkü kadın vücuduna giren kalori alımı düştüğü zaman üreme hormonlarında da aynı oradan düşüş yaşanmaktadır. Ancak bu demek oluyor ki aşırı kalori alın ve üreme hormonlarınız artış göstersin. Bu da yanlış bir kanıdır. Hamile kalınmak istenilen dönemde doğru ve dengeli beslenme yeterlidir. Özellikle A ve D vitamini içeren yiyeceklerin yenmesi özellikle tavsiye edilmektedir.

    Ağrı kesici kullanımına dikkat edin
    Ağrı kesiciler hem doktor önerisi hem de reçetesiz alınabildikeri için ulaşımı çok kolay ilaçlardandır. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin dikkat etmesi gereken bir diğer unsur ise, bireylerin istedikleri zaman ağrı kesici kullanmalarıdır. Örneğin kadının yumurtlama dönemi kullanacağı ağrı kesici kadındaki üreme hormonlarına olumsuz yönde etki edebilmektedir. Ağrı kesici kullanımının bu dönemde dikkat edilmesi çok önemlidir. Kullanılması çok gereksinim duyulur ise muhakkak doktora danışılarak kullanılması önerilmektedir.

  • Az Gelen Adet Kanaması

    Az Gelen Adet Kanaması

    Adetin az gelmesi veya adet siklusunda meydana gelen adet kanamasının az olmasına tıp literatüründe “Hipomenore” denmektedir. Adet kanamasının az gelmesinin birçok nedeni olabilmektedir. İlerleyen kadın yaşına bağlı olarak adet kanamalarının miktarlarında azalma olabilmektedir. Doğum kontrol gibi hapların da kullanılması adet kanamasının miktarını azaltan bir başka faktörlerdendir.

    Adetin az gelme nedenleri?
    Adet kanamasının miktarının az olmasının nedeni genellikle hormonlar ile alaklı bir durumdur. Kadın vücudundaki hormonal bozukluklar veya değişen hormonlara bağlı olarak adet kanamasının da miktarında azalmalar yaşanabilir. Özellikle çevresel etkenlere bağlı olarak meydana gelen stres de adet miktarını etkilemektedir. Bir olay karşısında kadının verdiği tepki (aşırı stres, travma, şoke olma durumu) hormonlarına etkileyebilmektedir. Değişen hormonlarda adet sikluslarındaki kanama miktarında azalmaya sebep olabilmektedir.

    Adet kanamasının az olmasının bir diğer nedeni de kadının yaş grubudur. Özellikle 40 yaşını geçmiş kadınlar menopoz riski ile karşı karşıyadılar. Kadının vücudundan östrojen hormonu yavaş yavaş çekilmekte ve doğurganlığı da azalmaktadır. Tüm bu etkenlere yani kadınlık hormonlarının azalmasına bağlı olarak da adet kanamasının miktarında azalma yaşanabilmektedir.

    Rahim içinde meydana gelen enfeksiyonal yapışıklıklar da adet döneminde yaşanan kanamanın azalmasına neden olabilmektedir. Yapışıklığın derecesine bağlı olarak adet miktarı da değişim gösterecektir. Eğer ki rahimdeki yapışıklıklar çok ileri derecedeyse hiç adet kanaması gerçekleşmeyedebilir.

    Aktif bir cinsel yaşamı olan kadınlardaki adet kanamasının azalması halinde mutlaka gebelik şüphesi akla gelmelidir. Eczaneden alınacak gebelik testleri ile yapılacak olan test ile, kadın hamile olup olmadığını rahatlıkla anlayabilir.

    Az gelen adet kanamaları sonrasında ne yapılmalıdır?
    Özellikle 20 ile 35 yaş grubu arasındaki kadınlarda az miktarda gelen ve 2 günden daha kısa süren adet kanamaları karşısında mutlaka uzman bir hekime başvurmak gerekmektedir. Az gelen adet kanamasının yüksek oranda sebebi hormonal bozukluklardır. Ancak bunun anlaşılabilmesi içinde kadınlık hormonunun yeterli salgılanıp salgılanılmadığına bakılması gerekmektedir. Bu tespit için klinik ortam şarttır ve ancak doktor gözetiminde yapılması gereken testlerdir. Doktor tedaviyi, kadının adetinin az gelmesine sebep olan etkene göre belirleyecektir.

    Normal bir adet kanamasının miktarı ne olmalıdır?
    Normal bir adet kanamasının miktarının tespit edilmesi ve normal olup olmadığına karar verilmesi biraz zordur. Bu durum her kadının ped değiştirme sıklığının farklı olmasıyla alakalıdır. Ancak normal şartlar altındaki bir adet kanamasında kadının günde 2 ped değiştirmesi normal kabul edilmektedir. Bazı kadınlar aşırı hassas ve titiz olduklarından dolayı çok hafif bir kan pıhtısı dahi görseler pedlerini değiştirebilmektedirler. Ortalama olarak günlük 1 veya 2 ped değişimi normal adet kanamasının miktarını göstermektedir. Unutulmaması gereken bir diğer faktör de adet kanamasının en az iki gün boyunca devam etmesi gerektiğidir.

  • Genital Estetik Ne Kadar Gerekli?

    Genital Estetik Ne Kadar Gerekli?

    Yüzyıllar içerisinde herşeyin değiştiği gibi güzellik anlayışı da değişime uğramıştır.Bilgi iletişimi ağındaki gelişmeler, dünyanın daha global olmasını sağlamış , güzellik ,bilgi her istediğimizde önümüze gelir vaziyete gelmiştir. Bu iyi midir kötü müdür tartışılı durumdadır, çünkü bunlar arasında bilgi kirliliği,dezenfermesyon, kişinin özel hayatlarına ait detaylar, bilişim suçuna girebilecek davranışlar bu döneme damgasını vurmuştur.

    Haliyle insan da tüm bunlardan etkilenip hem ruhunu hem de bedenini araştırmaya,beğenip beğenmemeye başlamıştır.

    Estetik algılar toplumlara ve kişilere göre değişir,ancak yetişkin bir insanın kendi vücudu ile ilgili sağlığını tehlikeye atmayacak ölçüde tasarrufu olduğu kanaatindeyim.

    Burun , kulak estetiği yüz germe vs. gibi yöntemler ne kadar sık uygulanıyorsa artık vajinoplasti, labioplasti, vajen daraltma, vulva beyazlatma gibi yöntemlerde özellikle son dönemde ciddi bir artış var.Bu işlemler elbette hastadan gelen talep üzerine yapılan estetik operasyonlar , yoksa buna biz hekimler öneride bulunup karar vermiyoruz.

  • HPV Virüsünün Etkileri: Genital Siğiller, Rahim Ağzı Kanseri

    HPV Virüsünün Etkileri: Genital Siğiller, Rahim Ağzı Kanseri

    HPV , human papilloma virüs, cinsel temasla bulaşır. Hem erkeklerde hem kadınlarda HPV virüs enfeksiyonunun etkileri görülebilir. 

    Erkeklerde görülen HPV virüs enfeksiyonunun belirtisi genital siğillerdir. Kadınlarda ise bulaşan HPV virüsünün tipine göre, virüs enfeksiyonun etkisi dış genital bölgelerde genital siğiller, rahim ağzında ise smear ile tespit edilen rahim ağzı hücresel bozuklukları (ascus, cin 1-2-3), ileri dönemlerde ise rahim ağzı kanserleri olarak görülebilir.

    Kadınlarda HPV virüsü siğile sebep olduğunda belirtileri erken ve kolay gözlenir. Ancak rahim ağzı hastalığı yapan tipler bulaştığında, hiç belirti vermeden de uzun yıllar virüs taşınabilir. Bu yüzden hiçbir şikayeti olmayan hanımların, rutin yıllık kontrollerini yaptırmalarını, smear takibini aksatmamalarını önermekteyim.

    Kötü kokulu akıntılar, rahim ağzı hasarları, yaraları, ilişki sonrası kanamalar gibi belirtiler HPV virüsünün rahim ağzında yarattığı enfeksiyon veya tahribatın belirtileri olabilirler. 

    Smear testi ile rahim ağzında virüs etkisi saptandığı durumlarda, virüs tiplemesi ile bulaşan virüs tipinin kanser yapma etkisinin olup olmadığını tespit etme şansımız bulunmaktadır. 

    Klasik bilgilerimiz siğil veya kanser yapan virüs tiplerinin bulaştıktan sonra, vücuttan arınamayacağı ve sebat edeceği yönündedir. 

    Tedavileri ise virüsün yaptığı etkilere göre planlanır. Genital siğillerin tedavisi, siğillerin koterizasyonu veya dondurulması ile yapılır. Daha sonra da nüksü engelleyici medikal tedaviler uygulanabilir. Virüs genital bölgede cilde yerleştiği için bağışıklık sistemi baskılandığında siğillerde tekrarlamalar görülebilir. 

    Rahim ağzına bulaşan HPV virüslerinin yönetimi, smear testinin sonucuna göre planlanır, tedavi ve takibi bu sonuca göre yapılır. Rahim ağzındanki etkilere göre, tanı ve tedavide, kolposkopi, biopsi, leep ile konizasyon veya soğuk konizasyon işlemleri yapılabilir. Rahim ağzı hastalığı tespit edildiğinde bu işlemler ile patolojiyi ortaya koyarak, cerrahi sınırların sağlam olduğunu teyit ettiğimiz sürece 3-6 aylık smear takipleri ile hem hastalıksız hem de güvenli bir takip yapmış oluruz. 

    HPV virüsü tespit edilen hanımların çoğu, hemen kanser olduk korkusuyla bize başvurmaktadırlar. Yanlış ve eksik bilgilerden dolayı, doğru hekime ulaşana kadar bu kaygılar devam etmektedir. Hpv enfeksiyonunun ileri dönem etkilerinden olan rahim ağzı kanseri ancak takipsiz ve ilgisiz hanımların başına gelebilmektedir. 
    HPV virüsünün etkileri ve rahim ağzı  hastalıklarının ilerleyişi aşamalardan geçtiği için, rahim ağzı kanserine dönüşümü 8-10 yılı bulabilmektedir. 

    Bu bilgilerin ışığında sizlerle paylaşmak istediğim öneriler şunlardır; 
    Hiçbir şikayetiniz olmasa dahi yılda bir kez jinekolojik muayene olup smear aldırmalısınız.
    Her kötü kokulu akıntı, vajinal kanama virüs varlığına veya rahim ağzı kanserine işaret etmez.
    Ancak bu şikayetleriniz olduğunda ihmal etmeden muayene olmalısınız. 
    Smear testi hayat kurtarıcı bir tarama testidir, kesin tanılar  şüpheli smear sonuçları tespit edildiğinde yapılacak biopsi sonuçları işe konulur. Tanı, tedaviler ve takipler  biopsi yani alınacak patoloji sonuçlarının ışığında yönetilir. 

  • İnfertilede tedavi aşamaları: Tüp bebek tedavisine ne zaman geçilmeli ?

    İnfertilede tedavi aşamaları: Tüp bebek tedavisine ne zaman geçilmeli ?

    Tüp bebek tedavisi, çocuk isteyen ancak kendiliğinden gebe kalamayan çiftlerin başvurabileceği, en etkili ve başarı şansı en yüksek tedavi yöntemidir. 
    Tüp bebek bazı çiftler için son tedavi yolu olabilirken, bazı çiftlerde de zaman kaybetmeden ilk ve tek tedavi yöntemidir. 

    Anne veya baba adaylarında tespit edilmiş veya önceden bilinen bir infertilite, gebe kalamama problemi yok ise, çiftlerimize her zaman 1 yıl boyunca, düzenli ilişki ile kendiliğinden gebe kalabileceklerini anlatır ve beklemelerini öneririz.

    Hafif infertilite sebeplerinde bazen yumurta takipleri, çoğu zaman da aşılama ile gebelik elde etmeye çalışırız. Bu çiftlerimiz, zamanlama problemi olan, şehir dışında çalışmak zorunda olanlar, hafif yumurtlama problemi olanlar, spermiogramında sınırda bozuklukları olan hafif erkek faktörü olan çiftler olabilir. 

    İnfertilite, yani kısırlık için sebep olan faktörler, hem erkek hem kadın kaynaklı olabilir, bazen de her iki faktör de aynı çiftte mevcut olabilir. 
    Öncelikle infertilite için bir sebep var ise tespit edilmeye çalışarak araştırmaya başlanır. 
    Erkek faktörler için tarama nispeten basit bir spermiogram testi vererek daha kolay olmaktadır. Spermiogramda sperm sayı, hareket, morfoloji yüzdeleri değerlendirilir. Eğer ağır bir erkek faktörü problemi varsa üroloji konsültasyonu istenir. Erkek faktörlerde hafif ve sınırda bozukluklarda aşılama, orta ve ağır bozukluklarda ise tüp bebek – mikroenjeksiyon ile gebelik için tedavi yapılabilir. Spermiogramda sperm bulunamayan erkeklerde, tese, tesa, mikrotese yöntemleriyle öncelikle üroloji doktorlarımız sperm araması yaparlar, sperm bulunur ise dondurularak tüp bebek tedavisi planı yapılır.

    Kadınlarda araştırmalar biraz daha kapsamlı olmaktadır. Öncelikle düzenli adet göremeyen hanımlarda hormon profili ortaya konmalı, adet düzenini ve yumurtlamayı etkilecek bir hormonal bozukluk var ise tespit edilmelidir. Bu bozukluklar adet düzenini sağlayan FSH, LH hormonlarında olabileceği gibi, tiroid hormonlarında veya süt hormonu olarak bilinen prolaktinde de olabilir. 
    İlaçlı rahim filmi olarak bilinen HSG ile de hem rahimin şekli, rahim içi yer kaplayan bir kitlenin tanısı, hem de asıl amaç olarak tüplerin durumu ortaya konur. Rahim içinde bir problem tespit edilirse histeroskopi ile polip, myom alınır, septum var ise kesilerek düzeltilir, yapışıklıklar-adhezyonlar var ise açılarak, rahim içi gebelik için hazırlanır.
    Ultrasonografide tespit edilmiş yumurtalık kistlerinden, basit olanlar için girişim yapılmamalı, çukulata kistleri-endometriomalar çaplarına göre değerlendirilmeli, özelliği olduğu düşünülen yumurtalık kistleri için ayrıca araştırma yapılmalıdır. 

    Bütün bu araştırmalara rağmen çiftlerin en az % 15 inde bir sebep tespit edilemez. Bu duruma açıklanamayan infertilite – açıklanamayan kısırlık durumu denir. Bu durumu bazen anlatmakta, bazen de tedavi planını yaparken tedavi seçiminde çiftlerimiz ile zorluklar çekebilmekteyiz. Çünkü hiçbir problem tespit edilemeyen çiftlerimiz, peki neden ? sorusunda takılabilmektedirler. Gebelik oluşumu bir uyumu gerektirir, bazen yumurta ve sperm hücrelerinin bir türlü kavuşamamaları, bazen döllenme olsa da rahim içinde tutunmanın gerçekleşememesi belki de açıklanamayan sebepleri oluşturmaktadır.

    Tüplerde, yumurtalıklarda cerrahi ile tedavisi yapılarak düzeltilecek problemler yok ise, erkek faktör açısından da ürolojik olarak cerrahi veya medikal tedavi gerektiren durumlar bulunmuyorsa, bu şartları taşıyan ve çocuk sahibi olamayan çiftler artık tüp bebek tedavisi adayıdırlar. 

    Gebe kalamama süresinin uzun olduğu çiftler, en az iki başarısız aşılama tedavisi göten çiftler, yumurtalık rezervi düşük olanlar, sperm sayısı, hareketi, morfolojisi kötü olanlar, her iki tüpü tıkalı veya alınmış olanlar direk olarak tüp bebek tedavisi adaylarıdır. 

    Tüp bebek tedavisi, anne adaylarının yumurtalarının bazı hormonal ilaçlar ile çoğaltılması, büyütülmesi ve toplanması, toplanan yumurtaların da, baba adaylarının spermleri ile mikroenjeksiyon yöntemiyle döllenmesi ile embriyoların oluşturulması, son olarak embriyo veya embriyoların transferi aşamalarından oluşur. Bu tedaviye genellikle adetin 2. veya 3. günü başlanır. Yumurtaların gelişim ve takip süreci yaklaşık 9-12 gündür. Yumurtaların olgunluğa eriştiği düşünüldüğünde çatlatma iğnesi yapılır ve planlanan zmanda OPU dediğimi yumurta toplama işlemi yapılır. Aynı anda baba adayından sperm örmeği alınır ve olgun yumurtalara İCSİ –mikroenjeksiyon yöntemi ile dölleme sağlanır. Ertesi gün embriyoloji labratuarımızda kaç embriyonun döllendiği tespit edilir ve embriyoların gelişimi takip edilir.
    Embriyo transferi 2-5 günler arasında, embriyo sayısına ve  kalitesine göre yapılmaktadır. Tercih edilen embriyo sayısı ve kalitesi iyi olduğu sürece blastokist dediğimiz 5. Gün embriyosunun transferidir.

    Embriyo transferinden 10-12 gün sonra, kanda gebelik testi ile, pozitif sonuç almayı temenni ederek, tekrar randevulaşırız. 

  • Gebeliğe Dair Sıkça Sorulan Sorular

    Gebeliğe Dair Sıkça Sorulan Sorular

    1-Gebelikte yapılan 50 gr şeker yükleme testinin,anne karnındaki bebeğe zarar verdiği yönünde söylentiler var. Bu ne derece doğru ?

    CEVAP : Gebelikte  24-28 haftalar arasında yapılan 50 gr. Glikoz yükleme testinin gebeye herhangi bir etkisinin olmadığı bilimsel çevrelerde net olarak ispatlanmıştır, aksine olası bir tedavi edilmemiş gebelik şekeri  hem anne hem de bebek açısından gebeliğin gidişatını,doğumu ve sonrası dönemi ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir.

    2-HPV sonucum Tip 6 ve 16 pozitif geldi . Bu bu durumda risk altında mıyım ?

    CEVAP: HPV bildiğimiz gibi yaygıca görülen bir virüstür, en sık görülen tipleri T6 ,11, 16, 18 dir. Düşük risk kategorisinde olan Tip 6 anügenital siğillere neden olurken,Tip 16 ne yazık ki rahim ağıda denilen servix bölgesinde kansere  kadar giden birtakım hücresel değişikliklere neden olabilmektedir. Tip 16’nın sizde varlığı kanser olacaksınız anlamına gelmez. Ancak bu virüs açısından negatif olan birine göre artmış risk gurubundasınız.Bu nedenle 6 aylık smeartestinizi yaptırmanız dışında herhangi bir önleme ihtiyacınız yoktur operasyon gibi. 

    3-Gebelikte yapılan dörtlü tarama testi ne derece gereklidir?

    CEVAP : Şu an için gebelikte ikili testin duyarlılığı 3 lü ve 4 lü testten daha duyarlı kabul edilmektedir.Dolayısıyla ikili test normal ise dörtlü teste gerek yoktur.

    4-38 taşında 10 hafta gebeyim Amniosentez mi , CVS mi daha uygun ?

    CEVAP : 38 yaşında bir gebelikte en sık görülen kromozomal anomali  trizami 21 yani Dawn Sendromudur. Aslında amaç anomalili bir gebeliği ben nasıl en erken tespit edebilirimdir. 10 haftalık bir gebelik amniosentez içinerken bir dömdir. Amniyosentez 16-18  gebelik haftası arsında yapılırken CVS  10 hafta ile 15-16 haftayakadar yapılabilir.Bu nedenle10 hafta bir gebelik için en uygun karar CVS ‘ tir.

    5-25 yaşındayım 3 aylık evliyim kızlık zarımın kalın yapıda olduğu söylendi. Cerrahi müdahaledoğru bir karar mıdır ?

    CEVAP : Kızlık zarı yapınız bizim kribriform dediğimiz oldukça nadir görülen az delikli ve elek tarzı bir yapıdan değil ise cerrahi yöntem şart değildir. Etkin denemelerden sonra hala birliktelik sağlanamamış ise altenatif bir yöntem olarak cerrahi yöntemi önerebiliriz.

    6- Sürtünme yoluyla gebe kalınır mı ? 

    CEVAP : Kızlık zarını yapısı ince bir halka formunda ise ve boşalma genital bölgeye olmuş ise kişi ne yazık ki bakire iken de hamile kalabilir.

    7-Şüpheli  ilişki sonrası ne yapmak gerekir? 

    CEVAP : Şüpheli ilişkiden kastınız gebelik açısından sanırım.Böyle durumlarda  bizler acil olarak kontrasepsiyon yöntemi olan ertesi gün haplarını önermekteyiz. Ancak onların koruyuculuğunun da % 80-85 olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum.

    8-Dış gebelik operasyonlarından sonra 1 yıl gebe kalınamayacağı söyleniyor, doğruluk payı nedir ?

    CEVAP : Kişideki dış gebelik operasyonunun durumuna göre böyle bir soruya cevap verilebilir. Basit bir salfingostomi veya salfenyektami sonrası ortalama3 ay sonrasında yeni bir gebelik düşünülebilir.

    9- 40 yaşındayım daha önceki 3 gebeliğim düşükle sonuçlandı.Bu durumda  hiç çocuk sahibi olamayacak mıyım ?

    CEVAP : Öncelikle  daha önceki 3 düşüğünüzün haftası, sizin o düşüklerdeki yaşınız,eşinizle olan akrabalık ilişkiniz, kronik bir hastalığınızın olup olmadığı, sizde veya eşinizde  gebeliğin devamını 
    engelleyecek kromozomal yapısal bir sıkıntının mevcudiyeti ve son olarak sizde trombofili ( pıhtılaşma problemi) olup olmadığı araştırılıp ortaya konulmadan bu soruya cevap vermek zor, ayrıca ne yazık ki yaşınızın da vermiş olduğu bir dezavantajla karşıkarşıyasınız.Ancak tüm bunları bir kenara koyarsak sorunlar ekarte edilip elbette çocuk sahibi olabilirsiniz.Riskli ve kıymetli bir gebelik olarak kabul edilerek bir kadın kendi yumurtaları ile menopoza girene kadar çocuk sahibi olabilir.

    10-Kürtajda vakum yöntemi ve küret yöntemi arasındaki fark nedir ?

    CEVAP : Kürtajda vakum yöntemi rahim içi zarı yapısına ve rahim boynuna minimal zarar verirken ,küret yöntemi sert , rijit aletlerle yapılan bir kazıma işlemidir. Vakum yönteminde tek kullanımlık dokuya uygun steril yumuşak ince borular kullanılır.

    11- Erken menopoz önlenebilir mi ? 

    CEVAP: 35 yaşın altı ,over rezervinin tükenmesi erken menopoz kabul edilir.Multifaktöriyeldir ,ancak genetik en önemli etkendir.Ailedeki menopoz yaşı belirleyici bir faktördür. Beslenme ,yaşam koşulları ,sigara ,alkol ,ve madde kullanımı , sistemik hastalıklar ,bazı virüsler erken menopoza neden olurken önemli bir kısmı da idiyopatiktir. Hastaların over rezervi değerlendirilip mezcut folliküler ilaçlarla indüklenip en azından  menopoz yaşını geciktirmek mümkündür.

    12-Genital bölgedeki siğiller gebelikte bebeğe geçer mi ? 

    CEVAP : Genital bölgedeki HPV’ nin neden olduğu condyloma arcuminato adı verilen genital siğillerin normal doğum esnasında aktif ise bebeğin ağız boğaz ve solunum yollarına geçme olasılığı vardır.  Bu nedenle  normal doğum öncesi anne adayı bu yönden de muayene edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

    13-Vajinal kuruluk nedenleri nelerdir? 

    CEVAP : Vajinal kuruluğun nedenlerini yaşlara göre değerlendirmek daha doğru olur. Menopozal döneme kadar yaşanan vajinal kurulukların en önemli sebepleri vajen florasında bozulma ve vajinitlerdir. Doğum sonrası ilk 6 ay- 1 yıllık prolaktin hormonunun yüksek olduğu dönem izler,diğer bir faktör ise bunlar ekarte edildikten sonra söylenebilecek olan psikolojik faktörler ve cinsel istek 
    azalmasıdır. 

    14- Genital estetik yaptırdım. Lazer epilasyon yaptırmam uygun olur mu ? 

    CEVAP : Genital estetik sonrası epilasyon için en az 3-6 ay beklemek daha uygundur.

    15-Çoğul gebeliklerde mutlaka sezaryen doğum mu yapılmalıdır ? Normal doğum şansım yok mu ?

    CEVAP : Çoğul gebeliklerde C&S mutlak bir kural değildir. Ancak annenin en azından ikinci gebeliği olması bebeklerin geliş pozisyonlarının baş-baş olması durumunda normal doğum kolaylıkla gerçekleştirilebilir.

    16-Erken doğum riski genetik midir?

    CEVAP: Yapılan çalışmalar erken doğumun ( 36. Haftadan erken) çok sayıda sebebinin olmasının yanı sıra genetik faktörün de tetikleyici olduğunu göstermiştir.

    17- Tek yumurtalıkla gebe kalınabilir mi ? 

    CEVAP : Evet tek yumurta ile de gebe kalmak mümkündür.

    18-Gebelikte üstüne adet görmek nedir? 

    CEVAP : Gebelikte üstüne adet görme olarak bahsedilen tutunma (implantasyon) kanamasıdır, düşükle sonlanmadığı takdirde bebeğe herhangi zararı yoktur.

  • Genç Kızlığa Geçiş

    Genç Kızlığa Geçiş

    Ergenlik döneminde hem erkeklerde hem de kız çocuklarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Ancak kız çocuğunun genç kızlığa ve kadınlığa geçişindeki bedensel değişim erkek çocuklarla kıyaslanamayacak kadar çoktur. Öyle ki bu dönemde kız çocuğu; gerek bedenindeki, gerek ruh yapısındaki yaşadığı değişimlerin etkisi içerisinde yoğun bocalamalar yaşar. Bu noktada anne, baba, öğretmen özellikle de anneye büyük görevler düşmektedir. Çünkü küçük kızın bedenindeki değişimler hiç de az değildir. Bu değişimleri küçük kızın kabullenebilmesi için hem doğru bilgilenmesi hem de çevresinde güvenle sorular soracağı kişilerin olması 

    Nedir Bu Değişimler

    İlk değişim 10 yaşlarında başlar. Küçük kızın dış görünümündeki dikkat çeken değişim;  boyunun uzamaya başlamasıyla birlikte belinin incelip, kalçalarının genişlemeye başlamasıyla dikkat çeker. 

    Vücutta görünmeyen değişim ise belli etmese bile kız çocuğunu tedirgin eder şekildedir. Çünkü memeler büyümeye başlar hatta bazen ağrı da yapabilir. Diğer yandan bu süreçte koltuk altı ve cinsel bölgelerde kıllanma başlar.

    Memelerin gelişiminin yanı sıra kız çocuk külotunda beyaz lekeler görebilir. Bu vajende oluşan beyaz bir akıntıdır ve cinsel gelişiminin önemli belirtileridir.Bu noktada aile kız çocuğunun gelişimini iyi izlemelidir.  Eğer kız çocuğu 13 yaşına gelmesine rağmen hala memelerinde bir büyüme yoksa araştırılması gerektiği de unutulmamalıdır.  Diğer yandan deride de değişimlerin etkisiyle de sivilceler ve siyah noktalar oluşmaya başlar. Küçük kızın cildi korumayı öğrenmesi, deri temizliğine dikkat etmesi işte bu yaşlarda kendisine öğretilmeye başlanmalıdır. 

    Göğüslerin büyümeye başlamasından 1,5-2 yıl sonra  12-13 yaşlarında regl (adet görme) dönemi başlar. Bu sürecin doğurganlık özelliğinin ilk belirtisi olup bazen adet günleri yaklaştıkça karın ve sırt ağrıları yaşanabilir. 

    Doğurganlığın belirtisi olan regl çoğu zaman 1-2 yıl düzensiz seyredebilir. Bazı genç kızlar regl olmadan önce zaman zaman sinirli, neşesiz ve mutsuzluk yaşarken, kanama başladıktan sonra rahatlarlar. Her bireyin regl olma yaşının değişiyor olmasına rağmen eğer kız çocuğu 16 yaşını tamamladığı halde adet görmüyorsa bir hekime başvurulmalıdır. 

    Adet kanamasının süresi genellikle 21 gün de bir  4-5 gün sürerken, bazı kişilerde 35 gün de bir 2 ile 7 gün sürmesi de normal sayılır. Ancak sürekli regl olma süreci aydan aya birkaç günü aşan sürelerde oluyorsa bir hekime başvurulmalıdır.  Değişim gösterebilir. Bu süreçlerin hepsi de normaldir.  Regl dönemlerinin zaman zaman düzensizlik göstermesinde stres, hava değişimi, aşırı spor yapmak, seyahat etkili olabilir. Ancak genç kızın düzenli adet görmesine rağmen kanaması bir ay ya da daha fazla gecikirse,  bir hekime başvurulmalıdır.

    Regl kanaması zaman içinde farklı renklerde olabilir. Başlangıçta; kahverengimsi, daha sonra kırmızı bitimine doğru da yeniden kahverengiye dönüşebilir. Aynı zamanda dökülmüş doku artıklarının akıntıda pıhtı gibi normaldir.  Diğer yandan regliyken hareketlerin kısıtlanmasına aşırı kanama olmadıkça da spor yapılmasında bir sakınca yoktur.

    Regl sürecin de vücut temizliğinin önemi çok büyüktür. Bu bağlamda genç kız adet gördüğünde kanamanın yayılmaması için emici özelliği olan sıhhi petler kullanmalıdır. Bu petler; sabah, öğle, akşam ve yatmadan önce olmak üzere günde en az 4 kez  değiştirilmelidir.  

    Duş almanın bir sakıncası olmadığı için her gün duş alınabilir. Ancak denize regl döneminin yoğun günlerinde girmemek gerekir.Diğer yandan taharetlenme sırasında da dikkatli olup, temizliği önden arkaya doğru yapılması alışkanlık haline gelmeli, adet kanaması olan günlerde de bu alışkanlığa özen göstermek gerekir. 

    Diğer taraftan genç kız hangi gün adet göreceğini  önceden bilmeli ve çantasında sıhhi pet bulundurması hijyen için önemlidir.

  • Gebelik Takibinde Önemli Haftalar

    Gebelik Takibinde Önemli Haftalar

    Fertilizasyonun yani döllenmenin 8-9. gününde kanda gebelik hormonu (beta HCG) pozitifleşmeye başlar.Bu değer her 48 saatte bir yaklaşık 2 katına çıkar.Bu artış yüksek olasılıkla gebeliğin normal yerleşim ve gelişimde olduğuna işaret eder.Gebelik hormonundaki bu artışın 48 saatte % 53 ten daha az olması yüksek olasılıkla yolunda gitmeyen bir gebelikle ilişkilidir.Bu durumda ektopik (dış) gebelik veya abortus (düşük) söz konusu olabilir.

    Özellikle gebelik uterus (rahim) dışında yerleşmiş ise dış gebeliğin erken teşhisi medikal (ilaçla) tedavi veya operasyon gerektiren durumlarda da laparoskopik (kapalı) ameliyat şansı açısından çok değerlidir..Bu nedenle gebeliğin başından itibaren doktor kontrolü çok önemlidir!

    Gebelik hormonu (beta HCG) düzeyi 1500’ün üzerine çıktığında transvajinal ultrason ile 6000’in üzerine çıktığında ise abdominal (karından yapılan) ultrasonda gebelik kesesi görülebilir hale gelir.
    Gebelik geç ovulasyon sonrası oluşmuş ise gebelik kesesinin görünmesi de geç olabilir.Bu durumda hekim hastayı gerekli görürse aralıklı olarak kontrole çağırabilir.

    Fetusa (bebeğe) ait ilk kalp atımları gebeliğin 6-7. haftalarında görülmeye başlanır. Standardizasyon sağlanması amacıyla tüm kadın doğum kliniklerinde gebelik haftası gebenin son adetinin ilk gününden başlanarak hesaplanır.Tüm ultrasonografi cihazlarının kalibrasyonları da buna göre dizayn edilmiştir.

    Kalp atımı sonrası bebeğin gelişimi için hekim duruma göre hastayı tekrar değerlendirme gereği duyabilir.

    Bu haftalarda şayet gebelik öncesinde saptanan bağışılık durumu söz konusu değilse normalde asemptomatik (belirti vermeden) seyreden ancak gebelikte geçirildiğinde teratojenik (bebekte sorunlara yol açma potansiyelinde) olan toksoplazma,rubella gibi birtakım enfeksiyonların kan tetkiki ile belirlenmesinde yarar vardır.Burada önceden geçirilmiş enfeksiyon değil aktif enfeksiyon varlığı önemidir.
    11-14. haftalar arası gebe muayenesi çok önemlidir.Bu muayenede bebeğin organ oluşumları çok büyük ölçüde taslak olarak (organogenez) tamamlanmıştır.11-14. haftalar arasında fetusa ait ense kalınlığı (NT) mutlaka ölçülmeli ve down sendromu tarama testi olan ikili test yapılmalıdır.Nasal bone (burun kemiği) ni görmek de bu haftada çok önemli bir bulgudur.
    16-18. haftalarda şayet bir sebeple ikili test yapılamadı ise başka bir down sendromu tarama testi olan dörtlü testin yapılması için bir fırsattır. Dörtlü tarama testi ikili taramadan sonraki ikinci değerli testtir.Ayrıca bu haftada bebeğe ait pek çok anomaliyi saptayabilmek mümkün olabilmektedir.Zira bebeğin extremiteleri (el-kol-bacak ve ayaklar) en rahat bu haftalarda görülür.
    İlk kez 18-20. hafta aralığında başvuran hastalar veya daha önce bir sebeple down sendromu tarama testi yapılamamış hastalar için bu gebelik haftalarında üçlü tarama testi yapılması fırsatı mevcuttur.

    19-21.gebelik haftalarında bebeğin organlarının en iyi görülebildiği DETAYLI VE 2.DÜZEY ULTRASON değerlendirmesinin en iyi yapılabildiği haftalardır.Bu nedenle çok önemlidir.Bu haftadan sonra bebek daha fazla büyüdükçe muayenesi zorlaşacaktır.
    22-23. gebelik haftaları fetal kalp muayenesi ve gereğinde fetal eko için ideal değerlendirme haftalarıdır.

    Gebelikte tetanoz aşısı yapılması önerilmektedir.Doz ve zamanlama olarak farklı uygulamalar söz konusu olabilmekle birlikte genellikle 20-26. hafta aralığı uygun görülmektedir.
    24-28. hafta aralığı bebeğin büyüme gelişmesinin yanısıra şeker yükleme testi yapılması gereken haftalardır.Gebelikte gelişebilecek insülin direnci nedeniyle gebelik şekeri (gestasyonel diabet) taraması amacıyla yapılan bu testin risk grubunda olanlar başta olmak üzere tüm gebelere yapılması tavsiye edilir. 50 veya 75 gram tarama testleri bu amaçla kullanılabilmektedir.OGTT(şeker yükleme testi) sonucu yüksek olan hastalara tanı testi amaçlı 100 gr OGTT yapılır.

    28-35 gebelik haftaları arasında doktorunuz anne ve bebeğin durumuna,bebeğin gelişimine olası sorunların varlığına göre takip programına alabilir.Bunda gebede gelişen olası sorunlar,bebeğin gelişimi,fetüs plasenta amnion sıvısındaki takip parametreleri önemlidir.

    35.haftadan sonra doğuma kadar haftalık olarak NST (non-stress test) takibi yapılması önerilir.NST bebeğin kalp atımlarının bir trase halinde izlendiği belirli kriterlere göre bebeğin anne karnındaki durumunu stresse maruz kalıp kalmadığını,beslenme ve kanlanmasını gösteren değerli bir testtir.Bu testin reaktif olması bebeğin stress altında olmadığını gösterir.Doğuma yakın haftalık yapılan bu takip anne karnında ani kayıpları gelişebilecek başka soruınları önlemeye yöneliktir.

    Gebelikte Tansiyon takibi önemlidir.Önceden tansiyonu olan hastalarda bu risk daha da fazla iken hiç yüksek tansiyonu olmayan kadınlarda da gebelik tansiyonu (gestasyonel hipertansiyon) ortaya çıkabilir.Ayrıca preeklampsi ve eklampsi denilen anne ve bebek için hayati tehlike oluşturabilecek gebelik zehirlenmesi olarak tanımlanan durumlar ortaya çıkabilir.Bunların erken saptanabilmesi ve müdahale için de tansiyon takibi çok önemlidir.

    38.hafta doğum şeklinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.İlk gebeliği olan olgularda bu haftada yapılacak Ultrason ve muayenede bebeğin ağırlığı, geliş şekli, plasenta (bebeğin eşi) nın yerleşim yeri, NST ve annenin pelvik yapısı (doğum kanalı) nın normal doğuma uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ile bebeğin yerleşimi irdelenir.Şayet normal doğuma engel bir durum varsa böylece önceden riskler saptanmış olur.

    Aksi bir durum yoksa ya da anne isteği veya tıbbi gereklilik nedeniyle daha önce sezeryan kararı alınmadı ise beklenen doğum tarihi son adetin ilk gününden itibaren 40 haftadır

  • Himenoplasti ( kızlık zarı tamiri )

    Himenoplasti ( kızlık zarı tamiri )

    Kızlık zarının (himen) görevi sadece cinsel ilişki dönemine kadar kız 

    çocuklarını ve genç kızları vajinal enfeksiyonlardan korumaktır.

    Ülkemizde kızlık zarının sosyal önemi halen devam etmektedir. Genç 

    kızların bu sosyal sıkıntısını gidermek için yapılan operasyona 

    himenoplasti veya kızlık zarı tamiri-dikimi diyoruz.

    Bu operasyon 15-20 dakikada, lokal anestezi ile o bölge uyuşturularak 

    veya genel anestezi ile tamamen uyutularak yapılabilir. 

    Operasyon sonrası günlük hayata aynen  devam edilebilir.

    Bu operasyon için geçici ve kalıcı- flep yöntemleri gibi isimler 

    kullanılmaktadır. Geçici yöntem daha çok yakın dönemde , kalıcı 

    yöntem biraz daha uzun vadede kullanılmakta gibi bilgiler 

    paylaşılmaktadır. 

  • Kürtaj ( Küretaj)

    Kürtaj ( Küretaj)

    Kürtaj, genel anlamıyla gebeliğin sonlandırılmasıdır. Kürtaj asla bir aile planlaması yöntemi değildir. İstenmeyen gebelikleri önlemek için öncelikle aile planlaması yöntemleri etkin bir şekilde kullanılmalı ancak herşeye rağmen istenmeyen gebelik ortaya çıkmışsa kürtaja başvurulmalıdır. 

    Kürtaj kişisel koşullar sebebiyle yapılabileceği gibi gebeliğin sağlığınız için risk oluşturması veya bebekle ilgili sağlık problemi ( yaşamla bağdaşmayacak ya da doğduktan sonra yaşamını büyük ölçüde etkileyebilecek ) sebebiyle  yapılabilir. Düşük yapan kişilerde rahim içerisinde gebeliğe ait parça kaldıysa bunları temizlemek için, ayrıca ölü gebelik, boş gebelik ve üzüm gebeliği ( mol gebelik) gibi durumlarda tedavi amacıyla kürtaj yapılır. 
        
    İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yasal sınır ülkemiz için 10. gebelik haftasıdır. ( Son adet tarihinin ilk gününden itibaren 10 haftadır) 18 yaşından büyük evli hastalarda eşlerin her ikisinin de imzasıyla gebelik sonlandırılır. Bekar hastalarda sadece kişinin kendi imzası yeterlidir. 18 yaşından küçüklerde kişinin ailesininde rızası gereklidir. Gebelik 10. haftanın üzerinde ise gebelik sonlandırılamaz. Gebeliğin sonlandırılması kararı zor bir karardır. Kürtaj ne kadar erken gereçekleştirilirse işlem o kadar kolay ve güvenli olur.  Ancak doğru karar vermek için yeterli zamanın tanınması daha önemlidir. 
        
    Kürtaj gebelik sonlandırılması haricinde de kullanılır. Adet düzensizliği durumunda tanı amaçlı da kürtaj işlemi yapılır.
        
    Kürtaj genellikle vakum yöntemiyle yapılır. Genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilir. Plastik enjektör ve ince plastik boru şeklinde kanül denilen aletlerden oluşan sistem sayesinde yapılır. Plastik kanül ile rahim ağzından girilir. Rahim içerisi enjektörün vakum etkisiyle çekilir. Bu yöntem hem  kolay hem daha az riskli ve daha az ağrılıdır. İşlem süresi genellikle 5-10 dakika sürer. İşlem sonrası rahim içerisi ultrason ile kontrol edilir. İşlem sonrası hafif karın ağrısı ve az miktarda kanama olabilir. İşlemden sonra antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir. Hasta genellikle işlemden 1 hafta sonra kontrole çağrılır. İşlemin yapıldığı gün boydan duş alınmasında sakınca yoktur.