Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    1) Hamilelik döneminde testler neden yapılır?

    Hamilelik süreci, bebeğin rahim içinde gelişimi ile başlayan ve doğum ile tamamlanan bir süreçtir. Bu süreçte, anne adayına çeşitli testler yapılmaktadır. Bu testler, gebeliğin başlangıcından doğumuna kadar hamileliğin seyri ile annenin durumu hakkında gerekli olan yararlı bilgileri verir. Uygulanacak olan testlerin bir bölümü, gebeliğin belirli zamanlarında uygulanmaktadır. Yapılacak olan diğer testler ise; gebelik sürecinde meydana gelmiş ya da meydana gelebilecek sorunlara yönelik olarak, uygun görülen durumlarda gerçekleştirilmektedir.

    2) Hamilelikte yapılacak ilk test nedir?

    Hamilelik dönemi içerisinde anne adayına uygulanacak olan ilk test, gebeliğin mevcudiyetinin kesinleştirilmesi üzerinedir. Döllenme, çoğunlukla adet döneminin ortasında gerçekleşir. Gebelik testleri ise, döllenmeden yaklaşık 15 gün sonra, kadının adetinin gecikmesi halinde netlik kazanır.

    3) Hamilelik dönemi boyunca yapılması gereken rutin testler nelerdir?

    Bu testler, kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte aşağıdaki gibi olmaktadır.

    Kan grubu tayini
    Kansızlık (anemi) tanısını yapabilmek için hemoglobin (kan sayımı)
    İdrarda şeker ya da protein (hamilelik dönemi içerisinde diyabet ya da hamileliğe bağlı hipertansiyon-preeklampsi- teşhisi için yapılır)
    Anne ve bebeği etkileyebilecek hepatit B, sifiliz ve HIV gibi infeksiyonların incelenmesi
    Kızamıkçık hastalığına bağlı olan bağışıklıkların incelenmesi
    Bu testler ilk muayenede, anne adayına uygulanmaktadır.

    4) Bu testler dışında yapılması gereken özel testler nelerdir?

    Gebelik sürecinin 3. ve 4. Ayları arasında önerilen çeşitli özel kan testleri de bulunmaktadır. Anne kanında mevcut olan farklı kimyasalların düzeyleri, bebekte çeşitli özel durumları (ör; Down sendromu, spina bifida) teşhis etme konusunda doktorlara yardımcı olabilmektedir.

    Farklı testler, anne kanında tespit edilen hormon ve protein seviyelerini ölçer. Farklı test sonuçlarının neticesinde de genel bir tarama ortaya çıkar. Tarama testlerinden elde edilen sonuçlar, hastalıkları net bir şekilde göstermemek ile birlikte, bu konuda fikir vermektedir. Bu sayede alınması gereken tedbirler önceden alınabilir.

    Tarama testlerinde HCG( insan koryonik gonadotropin) ve AFP (alfa fetoprotein) kullanılması halinde ikili test, buna östriol ilave edilirse üçlü test, inhibin A ilave edilirse dörtlü test olarak ifade edilmektedir.

    İkili test, gebeliğin 11-14. Haftasında; üçlü ya da dörtlü test 16-19. gebelik haftaları içerisinde, anneden kan alınarak uygulanmaktadır.

    5) Hamilelikte kan testleri dışında uygulanması gereken diğer testler nelerdir?

    Kan testleri dışında; hamilelik dönemi içerisinde teşhis amacı ile kullanılan diğer yöntemler ise aşağıdaki gibi olmaktadır:

    Ultrasonografi
    Ense kalınlığı ölçümü
    Amniosentez, kordosentez
    Koryon villus örneklemesi’dir.

    Ultrasonografi

    Erken hamilelik aşamasında, gebeliğin kesinleşmesi, gebeliğin büyüklüğü, canlı olup olmaması ile başlayarak, ultrasonografi tüm hamilelik döneminde başvurulan bir uygulamadır.

    Ultrasonografi testleri, gebeliğin 18. Ve 23. Haftaları arasında detaylı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu gebelik haftalarında, bebeğin organ ve sistemlerinin gelişimi hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir.

    Bu durumda ultrasonografi; bebeğin içerisinde bulunduğu suyun oranı, bebeğin başı, omurgası, kalbi, kolları ve bacakları, midesi, idrar torbası ve böbrekleri, anne ile bebek arasında besin alışverişini sağlayan plasentanın durumu ve konumu hakkında bilgi vermektedir. Bebekteki olası yapısal anormalliklerin büyük bölümü ultrason ile saptanabilmektedir. Ancak Down sendromu gibi kromozomal bozukluklar, ultrasonografi ile tespit edilmekte yetersizdir.

    Ense kalınlığı ölçümü

    Bu test, gebeliğin 3. Ya da 4. Ayında yapılmaktadır. Bu test, down sendromu için tarama testidir. Bebeklerin ense kalınlıkları ultrasonografi ile ölçülebilir. Ancak bu duruma, ultrason ile kesin tanı koyulamaz. Bu kalınlık, olması gerektiğinden fazla ise, amniosentez yapılması gerekebilir. Ense kalınlığı ölçümü, ikili test ile beraber birleştirilerek teşhis amaçlı kullanılabilir.

    Amniyosentez ve kordosentez

    Amniyosentez ve kordonsentez, bebeğin ultrasonografi ile kontrol edilerek, içerisinde yüzdüğü sıvıdan ya da göbek kordonundan örnek alınma ile uygulanmaktadır. Amniyosentez, 15-19 haftalar arasında uygulanır. Sıvıda mevcut deri hücrelerinden, bebeğin hücreleri üretilerek bebeğin genetik araştırması yapılır.

    Bu yöntem, tarama testlerinde riskli sonuç elde edilmiş olan anne adaylarına, ileri yaşta gebe kalmış kadınlara ya da bebekte genetik bozukluk riski olan kişilere önerilmektedir. Kordosentez ise gebeliğin 18-22. haftaları arasında yapılabilir. 

    Koryon villus örneklemesi

    Bu örnekleme, gebeliğin 2. Ya da 3. Ayında uygulanmaktadır. Test sonuçları, amniyosentez kadar net değildir.  Bu testte, anne ile bebek arasında besin alışverişi yapan plasentanın kendisinden örnekleme yapılmaktadır. 

  • G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    Kadının cinsel ilişki esnasında en duyarlı yeri klitorisdir.Bu yüzden klitorisin uyarılması güçlü bir orgazma neden olur.Klitorisden başka cinsel olarak memeler ,meme uçları ,bacak araları,boyun kenarları,iç dudaklar ve vajina duyarlı bölgelerdir.Vajen içindeki en duyarlı bölge ise G noktasıdır.

       G noktası  ilk kez   Alman seksolog Dr. Grafenberg tarafından   tarif edilmiştir.G noktası kadın vajinasının girişinden 3-4 cm geride ,1-2 cm çapında vajenin diğer yerlerinden daha kabarık görülen  bir bölgedir.Bazı kadınlar G noktasını elle hissederken bazı kadınlar hissetmeyebilirler.G noktasının  yeri  halen tartışmalıdır.G noktası kadınların çoğunda bulunur.Bu bölgeye aralıksız yapılan masaj, klitoral orgazmdan daha yoğun bir orgazm yaratır.

     İyi ve güçlü bir orgazm için eşler arasındaki cinsel uyumun yanında  klitoris ve G noktasının 

    uyarılması da gerekir.G  noktası büyütme işlemi (Orgazm aşısı ) nedir ?

    G noktası  normalde  vajina  ön duvarında daha dolgun ,kabarık bir bölgedir.Bu kabarık bölgenin 

    penis tarafından sürtünmesiyle orgazm olur.Ancak zamanla hormonal nedenlerle G noktası 

    silinir.Böylece penisin G noktasını uyarması mümkün olmaz.

        G nokası büyütme işlemi yani Türkiye de bilindiği adıyla orgazm aşısı G noktasının yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asit içeren dolgu maddesiyle  büyütülme işlemidir.G noktası büyütme işlemi gerçekleştirilmesiyle silinen bölge tekrar belirgin hale gelir ve kadının orgazmı kolaylaşır.

        G noktası büyütme işlemi kimlere uygulanır?

        G noktası (G Shot) büyütme işlemi ;

        **Tıp dilinde anorgazmi dediğimiz orgazm olamama yani cinsel ilişkiden zevk alamayan kadınlara

      **  Cinsel ilişkide orgazm olan ancak daha güçlü ve kaliteli orgazm olmak isteyen  kadınlara 

    uygulanabilir.

         G noktası büyütme işlemi nasıl yapılır?

         G noktası büyütme işlemi  için lokal anestezi  kullanılır.G noktası olduğu düşünülen bölgeye 

    submukozal (vajen mukozası altı) dolgu maddesi enjekte edilir.

         G noktası büyütme işlemi 5-10 dakika sürer.G noktası büyütme işleminden sonra  kadınlar normal 

    günlük hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası herhangibir ağrı hissedilmez.İşlem sonrası özel bir 

    bakıma ihtiyaç yoktur.Gnoktası büyütme işleminden sonra aynı gün cinsel ilişkide bulunulabilir.

         G nokası büyütme işleminin etkisi ne kadarsürer?

         G noktası büyütme işleminin etkisi kadından kadına değişmekle birlikte 6-12 aya kadar sürebilir.

  • Tüp Bebek Ne Kadar Sürer?

    Tüp Bebek Ne Kadar Sürer?

    Kısırlık, çiftlerin bir sene boyunca cinsel ilişkide bulunması ancak hamileliğin gerçekleşmemesi durumudur. Gebelik sağlansa dahi, düşük ile sonuçlanma söz konusu olabilir. Bu gibi durumlar da kısırlık olarak kabul edilmektedir. Her yüz çiftten 15’i kısırlık sorunu yaşamaktadır. Bu %15’lik oranının %25’inde herhangi bir sorun tespit edilemese dahi kısırlık söz konusudur. 
    Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerde erkek kaynaklı kısırlıklar %45’lik bir oranı kapsarken, kadın kaynaklı kısırlıklar da %45 oranında yaşanmaktadır. Geriye kalan %10’luk kısımda ise açıklanamayan kısırlık problemi mevcuttur. 
    Kısırlık Sebepleri
    Anne adayının kısırlık sebepleri:

    -Yumurtlama bozuklukları
    Düzenli olarak adet görmeyen kadınlarda yumurtlama bozuklukları akla gelmelidir. Yumurtlama bozuklukları, gebe kalmayı zorlaştıran bir faktördür.

    -Tüp (kanal) tıkanıklığı ya da hasarı:
    Tüplerin ikisinin de kapalı olması durumunda çift, doğal yollarla gebe kalamaz. 

    -Endometriozis:
    Rahim içi dokusu, rahim dışında gelişim gösterebilmektedir. Bu sorun çeşitli durumlarda kısırlığa yol açabilmektedir.

    -Anne adayının yaşı:
    Anne adayının yaşının ilerlemesiyle yumurtalık rezervleri azalmaktadır. Yumurtalık rezervlerinin azalması 35 yaşından sonra hızlanmaktadır. Bu sebeple de ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi olma şansı azalmaktadır.

    -Çevresel koşullar:
    Stres, sigara kullanımı, alkol alışkanlığı, iyi olmayan beslenme düzeni, çeşitli ilaçların sürekli kullanımı gebeliğin oluşma olasılığını düşüren hususlardır.

    Baba adayının kısırlık sebepleri:
    Sperm sayısı, sperm hareketliliği ve morfolojisiyle ilgili problemler, kısırlık konusunda en yaygın şekilde karşılaşılan faktörler arasındadır. Bu durumu belirleyebilmek için semen analizi yani spermiogram yapılmaktadır. Semen analizinin neticelerinin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için erkek adayın 3 gün cinsel perhize girmesi gerekmektedir. Sperm analizi neticesinde şayet sperm hücre sayısı yeterli çıkmaz ise tüp bebek yöntemlerine başvurulabilmektedir.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
    Tüp bebek tedavisinin ne kadar süreceği kısırlık sebebine göre değişkenlik göstermektedir. Bu tedavi yöntemi; uzun ve kısa protokol olarak ikiye ayrılmaktadır. Uzun protokol yaklaşık olarak 45 günde tamamlanmaktadır. Bu sürecin ilk aşaması, hastanın ilaç kullandığı bölümü kapsamaktadır. Bu aşamadan sonra ise yumurtalıkların uyarılması aşamasına geçilir, ardından ise yumurtaların toplanması ve embriyo transferi ile tedavi sona erer.
    Transfer ardından 12 gün sonra kanda hamilelik testi uygulanır. Kısa protokolde ise ön hazırlık dönemi yoktur. Bu protokolde direkt olarak yumurtalıkların uyarımı aşamasına geçilir. Bundan sonraki aşamalar uzun protokolle aynıdır. Kısa protokol ise ortalama olarak 18 gün sürer.

  • Tüp Bebek Nasıl Olur? / Tüp Bebek Nasıl Yapılır?

    Tüp Bebek Nasıl Olur? / Tüp Bebek Nasıl Yapılır?

    Çitlerin normal yollardan çocuk sahibi olmasını engelleyen birçok faktöre bağlı olarak alternatif çözüm yolu sunan tüp bebek tedavi yöntemleri, kısırlık gibi oldukça komplike olguları başarılı bir şekilde sonuçlandırmaktadır. Ancak tüp bebek tedavi yöntemlerinin başarısı çiftlerin sorunlarına odaklı uygulanan doğru tedavi yöntemi ve çiftlerin üreme hücrelerinin kalitesi doğrultusunda şekillenir. Bu parametreler doğrultusunda tüp bebek tedavisi günümüzde her ne kadar başarılı sonuçlara imza atsa da, %100 başarı garantisine sahip değildir. Bu nedenle çiftlerin tedaviye başvurması ile her ihtimale karşı maddi ve manevi olarak her şeye hazırlıklı olması, doktorundan tedavi hakkında gerekli tüm bilgiyi edinmesi gerekir.

    Tüp bebek nasıl yapılır?
    Tüp bebek tedavi yöntemlerine başvuran çiftlerin öncelikle normal yollardan çocuk sahibi olmama nedenlerine yönelik anne ve baba adaylarına eş zamanlı olarak bir takım test ve tetkikler uygulanır. Ayrıca çiftlerin daha önceden denemiş olduğu diğer yardımcı üreme yöntemleri ve kullandıkları ilaçlar hakkında detaylı bir araştırma yapılır. Test sonuçlarına göre çiftler için uygun tedavi yöntemi belirlenirken, tedavi süreci hakkında çiftlerin kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi amaçlanır.
    Tüp bebek, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı ortamda bir araya getirilmesi sonucu elde edilen embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesi ile gebeliğin oluşumunu destekleyen yardımcı üreme yöntemidir. Bu işlemler gebelik için uygun şartların yerine getirilmesi ve bazı ilaçların kullanılması ile kademeli olarak yaklaşık 1 ay gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanmaktadır. 

    Tüp bebek tedavi aşamaları nelerdir?
    Tüp bebek tedavisine başvuran hastaların gebelik için uygun şartları değerlendirilir ve uygunluğunun saptanması ile tedavi süreci başlatılır. 

    1)Yumurta gelişimi 
    Tedaviye başlamadan önce yapılan tetkiklerin ardından gebelik için uygun kaliteye sahip yumurta hücrelerinin elde edilmesi amacı ile kadının yaşı, yumurta rezervleri ve hormon seviyeleri göz önünde bulundurularak, yumurtalıkların uyarılması için hormon iğnelerinin dozu ve kullanım şekli belirlenir.
    Genellikle adetin ikinci ya da üçüncü gününde yumurtalıkların uyarılması için yapılan hormon iğnelerinin ardından foliküllerin belli bir olgunluğa erişmesi beklenir. Bu süre zarfında östrojen hormonu seviyeleri ve yumurtalıklar ultrasonla takip edilir. Bu süreç yaklaşık 12-16 gün arasında değişirken, çatlama iğnesinin ardından 32-36 saat sonra bir sonraki aşama olan yumurta toplama işlemine (OPU- oocyte pick up) geçilir.

    2)Yumurta toplama
    Çatlatma iğnesinin ardından 32-36 saat sonra anestezi altında vajinal ultrasonografi ile anne adayının yumurta hücreleri ince bir kanül aracılığı ile toplanır. Toplanan yumurtalar steril tüpler içerisinde baba adayından elde edilen sperm hücreleri ile bir araya getirilmek üzere laboratuvar ortamına taşınır. Yumurta toplama işlemi önceki yıllara nazaran günümüzde oldukça rahat ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Ancak işlemden sonra bazı hastalarda ortaya çıkan ağrı durumu, hafif ağrı kesiciler ile kontrol altına alınabilmektedir. Kadının yumurta toplama işlemine paralel olarak erkekten sperm elde etme işlemleri yapılır.

    3)Döllenme işlemi
    Anne ve baba adayından elde edilen üreme hücreleri laboratuvar ortamında bir araya getirilerek döllenmeye maruz bırakılır. Bu aşamada embriyoların gelişimi ve kalitesi takip edilerek, gebelik için en iyi kaliteye sahip olan embriyolar saptanır. Bu süreç yumurta toplanma işleminden 5-7 gün sonra meydana gelen embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesinden sonra tamamlanır.

    4)Embriyo transferi
    Tüp bebek tedavi yöntemlerinin son aşaması olan embriyo transfer işlemi, döllenen en kaliteli embriyonun saptanması ile anne adayının rahmine yerleştirilmesidir. Embriyo transferi anestezi gerektirmeyen ağrısız bir işlemdir. İşlem öncesi anne adayını rahim ağzı özel solüsyonlarla temizlendikten sonra, abdominal ultrason eşliğinde ince bir kateter yardımı ile rahme yerleştirilir. Bahsedildiği üzere işlem anne adayını rahatsız olabileceği bir ağrı durumu yaratmadığı için işlemden 1-2 saat sonra hasta evine gidebilir. Ayrıca transfer edilen embriyo sayısının dışında geriye kalan kalite embriyolar bir sonraki tedavi için ya da ilerleyen dönemlerde tekrar kullanılmak üzere dondurularak saklanabilir. 

    5)Bekleme süreci
    Embriyo transferinden sonra tüp bebek tedavi işlemleri tamamlanmaktadır. Bu süreçten sonraki aşama ise yalnızca gebelik testi ile sonuçların elde edileceği günü kapsar. Transferden yaklaşık 2 hafta sonra yapılan gebelik testi ile tedavinin sonuçları elde edilmektedir. Gebelik pozitif ise normal gebeliklerde olduğu gibi gebelik süreci gebelik takipleri ile başlar.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
    Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılan tetkikler ve doktorun çiftleri değerlendirilme aşaması dışında, tedavi aşamaları yaklaşık 15 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır. Tedavi süresi anne adayına uygulanan işlemleri kapsarken, yumurta toplama işlemine eş zamanlı olarak baba adayında 10 dakika içerisinde sperm elde edilmektedir. Ancak tedavi aşamalarında karşılaşılan bazı aksamalar nedeni ile bu süre uzayabilir. Özellikle yumurtalıkların uyarılmasına bağlı olarak kullanılan ilaç dozajlarına göre yumurtalıkların verdiği cevap bu süreyi etkilemektedir. Bunun dışında yanlış doz kullanımı sonucunda meydana gelen OHSS yani yumurtalıkların aşırı uyarılması tedavi süreci etkileyen başlıca komplikasyon olarak adlandırılır. Eğer OHSS söz konusu ise tedavi aşamaları durdurularak, bu sendromun giderilmesine yönelik tedavi uygulanır. OHSS’nin giderilmesinin ardından tedaviye tekrar başlanır. 

  • GENİTAL   ESTETİKTE  LABİOPLASTİ

    GENİTAL ESTETİKTE LABİOPLASTİ

    Genital  bölge estetiğinde sıklıkla  yapılan müdahale  tıp dilinde labioplasti denilen iç dudak onarımıdır. Labioplasti (İç dudak estetiği) labium minuslerin (iç dudak)cerrahi olarak düzeltimesidir.

    İç dudaklar büyük dudakların arasında  vagen girişinden yukarı uzanan ve yukarıda klitorisi saran  oldukça ince bir  deri kıvrımıdır. Renk ve şekil olarak ırklara ,yaşa,cilt tonuna göre farklılıklar gösterir.

    Labioplasti niçin yapılır?

    İç dudaklar bazı kadınlarda asimetrik ,bazı kadınlarda sarkık ve bazı kadınlara koyu renk olabilir.

    Dış genital  bölgenin estetiği   hem kozmetik açıdan hem de hijyenik  açıdan önemlidir. Kozmetik açıdan dar pantolon,tayt,bikini giydiklerinde düzgün olmayan bir görüntü oluşur. Pekçok kadında özgüven kaybı ,beğenilmeme kaygısı olur. Cinsel ilişki esnasında uzamış dudaklar vajen girişinde engel oluşturur ve buna bağlı olarak ağrı  ve gerginlik hissi olur.Kendine güvenini kaybeden ve eşlerinden utanan ,cinsel ilşkide ağrı duyan  kadında zamanla cinsel isteksizlik ve anorgazmi(orgazm olamama) gibi cinsel fonksiyon bozuklukları gelişir.

    Hijyenik açıdan uzamış küçük dudakların arasında terlemeye bağlı ıslaklık ve buna bağlı olarak enfeksiyona yatkınlık ve kötü koku oluşur.Uzamış küçük dudakların  iç çamaşırına sürtünmesi sonucunda tahrişe bağlı renginde koyulaşma olur

    Labioplastide (Küçük dudak onarımı)merak edilenler:

    **Labioplasti operasyonu evli , bekar veya bakire  estetik ve hijyenik endişeleri  olan her kadına yapılabilir.

    ** Bu operasyon kesinlikle kızlık zarına zarar vermez

    ** Hamile kalmaya veya doğum yapmaya engel değildir

    ** Cinsel ilişkiyi ya da orgazmı etkilemez.

    ** İdrar yapma ile ilgili bir sıkıntıya sebep olmaz.

     Labioplasti Operasyonu:

    **20-30 dakika süren  basit bir cerrahi işlemdir.

    **Lokal veya genel anestezi yardımıyla steril şartlarda yapılır.

    **Estetik dikiş(subcuticuler dikiş)tekniği ile dikildiğinden dışarıdan iplik görünmez.Kendiliğinden eriyen iplik kullanıldığından dikişleri almaya gerek kalmaz.

    **Operasyon sonrası  bir süre dinlendirildikten sonra hasta yürüyerek evine gidebilir. Aşırı bir ağrı sızı olmaz.

    **Operasyon sonrası doktorun tavsiyelerine uyulduğunda ve kişisel hijyen kurallarına dikkat edildiğinde 1-2 hafta içinde iyileşme olur.

    **Operasyondan sonra kişiden kişiye değişmekle birlikte 2-4 hafta içinde cinsel ilişkiye girilebilir.

    **İyileşme süreci tamamlandıktan sonra dikiş izi belli olmaz.

    **Kişiden kişiye değişmekle birlikte çoğu hastamız  ertesi gün işine gidebilir. Bu cerrahi işlemle  sarkık, uzun ve rengi koyulaşan  iç dudaklar yeniden normal görünümüne kazandırılır.

    Labioplastida dikkat edilmesi gerekenler:

     **Küçük dudakların (Labium mi) yapısal olarak kanlanması  cinsel fonksiyon açısından önemlidir.Operasyon sırasında doku kanlanmasını bozulmamasına önem verilmelidir.

    ** Küçük dudaklar tamamen çıkarılmamalı,şeklin doğal olmasına özen gösterilmelidir.Küçük dudaklar onarılırken dış denital bölgede görüntüyü bozan doku fazlalıkları ,şekil bozuklukları  da düzeltilmelidir.

  • RİSKLİ OBEZ GEBELİKTE  ZAYIFLAMA ÇABASI DA SAKINCALI

    RİSKLİ OBEZ GEBELİKTE ZAYIFLAMA ÇABASI DA SAKINCALI

        Pek çok sağlık sorununu beraberinde getiren obezite, gebelikte de bebek ölümlerine kadar gidebilen riskleri barındırıyor. Gebelikte zayıflamaya çalışmak çözüm yerine sorun getirirken, gebelik öncesinde uygun kiloya düşülemiyorsa sonrasında yanlış beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve emzirmenin desteklenmesi gerekiyor.

    Prof. Dr. Yusuf Üstün, gebeliğe obez girilmesi halinde hem annenin hem bebeğin risk altında olduğunu belirtirken; beden kitle indeksindeki her 1 kg/ m2’lik artışın  şeker sıklığını yüzde 1, sezaryen ihtimalini de yüzde 7 artırdığına dikkat çekti. 

    Obezitede en pratik hesaplama yönteminin “beden kitle indeksi” olduğunu hatırlatan Üstün, “Bu indeks, kişinin vücut ağırlığının, boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilen sayısal bir değerdir. Obezite, gebelik öncesi vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 veya üzerinde olması olarak tanımlanmaktadır” dedi. Üstün, obez kişilerde gebeliğe bağlı risklerin arttığını şu örneklerle aktardı:

    Doğum uzarken, emzirme süresi azalıyor

    “İndekste her 1 kg/m2’lik artışta gebeliğe bağlı şeker sıklığı  yüzde 1 ve sezaryen doğum ihtimali yüzde 7 artar. Suni sancı başlanması, normal kilolu gebelere göre obez gebelerde daha yaygındır ve başarısızlığı konusunda çalışmalarda artmış gözlenmektedir. Her 5 kg/m2’lik artışta ise gebelik zehirlenmesi riski 2 katına çıkar. İdrar yolu enfeksiyonlarının yüzde 40 arttığı rapor edilmiştir. Sezaryende de bebeğin çıkarılmasına kadar geçen süre uzar, 1000 ml üzerinde kanama riski ve cilt enfeksiyonu, pıhtı atması riski artar. Bu tür gebeliklerde emzirmenin başlaması da daha geç olur ve emzirme süresi kısalır. Bebek ölümleri sıklığı da obez gebelerde artmaktadır.” Üstün, obez gebelerde rutin doğum öncesi bakımın daha dikkatli yapılması gerektiğini vurgularken, “Şeker taraması erken dönemde gerçekleştirilmeli; diyet, egzersiz ve uygun kilo alımı için özen gösterilmelidir. Gebelik döneminde zayıflama programlarının uygulanması, gerek bebeği gerekse süt salınımını olumsuz yönde etkileyeceğinden sakıncalıdır. Önerilen gebelik öncesi dönemde uygun ağırlığa gelmektir. Ancak bu sağlanamadıysa gebeliğin başlangıcından itibaren annenin yanlış beslenme alışkanlıkları düzenlenmelidir ve emzirme desteklenmelidir” dedi.

  • Kadınlar için ideal annelik yaşı

    Kadınlar için ideal annelik yaşı

    Kadınlar için ideal üreme yaşı 21-33 arasıdır. Ancak modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikmektedir. Günümüzde, özellikle kadınların iş hayatında aktif rol almasının artışıyla birlikte, doğurganlıklarını ertelemeleri söz konusudur. İleri yaşta bebek doğuran, özellikle ilk bebek için 30’lu yaşlarını bekleyen pek çok kadın mevcuttur. Tıptaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibindeki gelişmeler de ileri yaş gebeliklerini teşvik eder bir hal almıştır. İleri yaşta anne olmak isteyip normal yollarla anne olamayan kadınların, ortalama 35 yaştan sonra yumurta sayılarının azalması veya yumurtaların kalitesinin bozulması nedeniyle Tüp Bebek’te de gebelik oranları düşmektedir. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara gebeliği geciktirmemeyi öneriyoruz. Bu yaş grubunda zaman, gerçekten kritik önem taşımaktadır. En kısa sürede en etkili tedaviye geçmek, izlenecek en doğru yoldur. 40’lı yaşlarda gebe kalma olasılığı, azalan yumurta rezervi nedeniyle %50 civarında azalır. Gebelik olsa bile, düşük riski de %30 civarındadır. Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurtalıklarında yumurta kalitesi büyük önem taşımaktadır. Yumurta azalması veya kalitesinin bozulması, bazı durumlarda daha erken yaşta olabilmektedir. 

  • Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenir?

    Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenir?

    Kısırlık gibi oldukça komplike olgularda belli bir başarı tablosu çizen ve çiftlerin sorunlarına yönelik uygulanan tüp bebek tedavi yöntemleri, günümüzde normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için alternatif çözüm yolu sunmaktadır. Teknolojiyi paralel olarak başarısını desteklese de, %100’lük başarı garantisi yoktur. Çiftlerin bu ihtimali göz önünde bulundurması ve tedaviye bu bilinçle başvurması önerilmektedir. Aksi halde başarısızlık karşısında ortaya çıkan maddi ve manevi kayıplar çiftleri olumsuz yönde etkileyerek, sonraki denemelerde elde edilebilecek başarı oranı görmezden gelmelerine yani tedaviyi reddetmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle çiftlerin başarıya odaklanmaları ancak başarısızlık ihtimalinin de olduğunu düşünerek her şeye karşı hazırlıklı olmaları gerekir. 

    Tüp bebek tedavilerinde deneme sayısı olarak belirlenmiş belli bir sınırlandırma yoktur. Anne ve baba adaylarının isteği doğrultusunda başarı elde edinene kadar deneme yapılabilir. Ancak bu denemeler daha çok çiftlerin maddi ve manevi yeterlilikleri doğrultusunda sınırlandırılmaktadır. Eğer yeni deneme için maddi ve manevi olarak kendilerini hazır hissediyorlar ise, tedaviye tekrar başvurabilir. Bu durum başarısızlıkla sonuçlanan her deneme için geçerlidir. Ancak uzmanlar 3 deneme sonunda başarı elde edilememiş ise, gebelik şansının düştüğü yönünde ortak görüşe sahiptir. Fakat ilk denemelerin başarısızlıkla sonuçlanması ciddi bir sorun olarak görülmemekle beraber, ikinci denemeler için daha uygun tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle uzmanlar ilk başarısızlığın rehber niteliğinde olduğunu vurgulayarak, çiftlerin hemen ümitsizliğe kapılmamasını önermektedir. Ayrıca ilk başarısızlıktan sonraki denemelerde ciddi bir sorun bulunmuyor ise, mutlak başarı elde edilmektedir.

    Tüp bebek neden tutmaz?

    Tüp bebek tedavi yöntemlerine başvuran çiftlerin sorunlarına yönelik uygulanan alternatif tedavi seçenekleri ile oldukça karışık birçok faktörün birbirine paralel olarak işleyişi sonucunda başarılı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Kısacası tüp bebek başarısını etkileyen birçok faktör vardır. Özellikle anne adayının ilerleyen yaşı yumurta rezervleri için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe genetik risk faktörleri de ortaya çıkmaktadır. Bu durumlar tedaviyi başarısız kılarken, yumurta gelişimi aşamasında uygulanan ilaçlara karşılık yumurtalıklardan istenilen cevaplarda yetersiz olmaktadır. Bu nedenle anne adayını yaşı tüp bebek tedavilerini tutmama nedenlerinin başında gelmektedir. Bunun dışında baba adayından kaynaklanan sorunlarda başarısızlığı etki kılmaktadır. Tüp bebek tutmama nedenleri aşağıdaki gibi olmaktadır:

    • Sperm sayısının, kalitesinin, hareketliliğinin yetersiz olması
    • Rahim duvarının yeterli kalınlıkta olmaması
    • Başarısız embriyo transferi
    • Embriyo kalitesinin yetersiz olması
    • Yanlış tedavi
    • Tedavi kapsamında kullanılması gereken ilaçların zamanında kullanılmaması
    • İlaçların hatalı dozlarda kullanılması
    • Sağlıksız ve düzensiz beslenme alışkanlıkları gibi birçok faktöre bağlı olarak tedavi başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.

    Tüp bebek tedavisi en fazla kaç kere yapılabilmektedir?

    Tüp bebek tedavi deneme sayısı hakkında yasal olarak ya da bilimsel olarak başarısızlık olarak adlandırılacak bir sınırlama yoktur. Fakat tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri olan tecrübeli ve güvenilir merkez seçimi, deneme sayısında da etkili olmaktadır. Ancak genel olarak anne adayının yaşı ile alakalı olarak belli bir başarı oranı izlenmektedir. Eğer anne adayını yaşı ilerlemiş ise, başarı şansı her denemede biraz daha düşecektir. Ancak yaş sorunu olmayan ve ciddi kısırlık vakaları dışında kalan sağlıklı çiftlerde bu risk faktörü içinde yer alabilmektedir. Bu nedenle çiftlerin sorularına yönelik maddi ve manevi yeterlilikleri doğrultusunda tüp bebek denemelerinin gerekliliği konusunda doktorunuz sizi bilgilendirecektir. Günümüzde ilk 3 denemede başarıyı yakalayan çiftlerin yanı sıra 8. ve 10. denemelerinde de başarıyı elde eden çiftler de vardır.

    Tüp bebek tedavisi hangi durumlarda iptal edilir?

    • Yumurtalık fonksiyonlarının yetersiz olması, istenilen cevabın alınamaması
    • Yumurtalıkların beklenen tarihten daha önce çatlamış olması
    • Elde edilen üreme hücreleri ile döllenmenin olmaması
    • Baba adayının menisinde hiç sperm hücresi olamaması ya da testislerden sperm elde edilememesi
    • Sağlıklı embriyonun elde edilememesi halinde embriyo transferi gerçekleştirilmeden önce tüp bebek tedavisi iptal edilmektedir.
  • VAJİNİSMUS

    VAJİNİSMUS

    Vajinismus Nedir?

    Vajinismus  vajeni saran kaslarının (pelvik  taban kasları veya aşk kasları olarak da bilinir)  istemsiz olarak kontrolsüz olarak kasılması sonucu  cinsel ilişkinin ya hiç olamaması veya ağrılı olması halidir.

    Vajinismus tanısı  nasıl  konur?

    Vajinismus  hastaları çoğunlukla cinsel ilişkide bulunamama  şikayeti ile kliniğimize başvurdurlar.Ancak vajinismus vejene girişin  gerektiği  bazı hallerde de ortaya çıkar.

    **Bir kısım vajinismus hastası vajene fitil veya tampon  yerleştiremezler.

    **Bir kısım vajinismus hastası  jinekolojik muayene olamazlar.

    **Bir kısım vajinismus hastası  jinekolojik ultrasonografiye giremezler.

    **Bir kısım vajinismus hastası vajene parmak sokamaz hatta dokunamazlar.

    **Bir kısım vajinismus hastası cinsel ilişkide bulunur ancak oldukça ağrılıdır.

    İşte bu şikayetleri olan kadınlar da vajinismus hastası olarak kabul edilip tedavi olmalıdır.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar neler hisseder?

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar hiç kimseyle bunu paylaşmazlar.Bir süre eşiyle birlikte bu sorunu çözmeye çalışırlar ancak profesyonel yardım almadan çözemezler.Sorunu çözemediklerini görünce de mümkün olduğunca cinsel ilşki girişimlerinden kaçmaya başlarlar.Bahaneler üreterek tedaviyi geciktirirler.Vajinismus bu yüzden bir erteleme hastalığı olarak da bilinir.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınların hepsi  değişen derecelerde depresyondadırlar.Kendilerini eşlerine karşı suçlu hissederler. Diğer kadınların kolayca yaptığı işikendisi yapamıyordur.Kendilerinin diğer kadınlardan farklı olduklarını düşünürler. Özgüvenleri düşüktür.Öfkeli ve sinirlidirler.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadını eşi:

    Vajinismus sorunu yaşayan kadının eşi  çoğunlukla kibar ,anlayışlıdır.Aslında eşlerin anlayışlı olması sorunun çözümünün de gecikmesine neden olan bir faktördür.Cinsellik evlilikte önemli bir yer tutar.Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerde zamanla çeşitli ilişki  bozuklukları oluşur:

    **Zamanla cinsel ilişki olmadan bir evliliğe uyum sağlarlar.Aynı evde iki arkadaş  gibi yaşamaya başlarlar.

    **Kadın ve erkek arasında çatışma başlar ve boşanma ile sonuçlanır.

    **Erkek kadını aldatır.

    Vajinismus tedavisi geciktiğinde erkekte ereksiyon(sertleşme ) problemleri,cinsel isteksizlik(libidoda azalma)erken boşalma gibi cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilir.

  • Adet Düzensizliği Neden Olur?

    Adet Düzensizliği Neden Olur?

    1)Adet Düzensizliği nedir?

    Adet kanamaları, her ay düzenli bir şekilde hormonlar vasıtası ile kalınlaşan rahim iç tabakası endometriumun döktüğü doku kalıntıları ile birlikte rahminden gelen bir miktar kanın vücut dışına atılmasıdır. Bu eylem doğurganlık sistemin devamlığını sağlayan yumurtalık, rahim, hipotalamus ve hipofiz bezinin beraber yürüttüğü sistemik ilişkiden kaynaklanmaktadır.

    Adet kanamalarının 2-7 gün arasında sürmesi ve iki adet dönemi arasının 21-35 gün olması normal kabul edilmektedir. Bu süreler kişiye göre değişmekle beraber, minimum ve maksimum değerlerin dışına çıkması normal kabul edilmeyen bir sorun olarak adlandırılır. Kadınların düzenli adet döngülerinin günü, miktarı ve süresinin artması ya da azalması, seyrekleşmesi, sıklaşması ve uzun süreli olmama durumu bir hastalığın göstergesi olarak, adet düzensizliği olarak tanımlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sağlıklı bir kadının yılda ortalama 11-13 defa adet görmesi gerekir. Bu değerlere yakın kadınlar normal olarak kabul edilirken, adet düzensizliği tanımı için kişinin 1 yıl boyunca kaç defa adet gördüğü değerlendirilir.

    2)Adet düzensizliği neden olur?

    Adet kanaması, vücudun hormonal sisteminin doğurganlık özelliğini sürdürebilme çalışmaları olarak, her ay düzenli bir şekilde gerçekleşmektedir. Ancak vücudun hormonal dengesinin bozulması sonucunda bu sistematik döngüde bazı aksamalar meydana gelerek, ilk olarak adet kanamalarını etkilemektedir. Kısacası kadınların yaşadığı adet düzensizliğinin başlıca nedeni hormonal sistemin yaşadığı sorunları kapsamaktadır. Bu nedenle vücudun hormonal sistemini etkileyen ve adet düzensizliğine neden olan faktörler aşağıdaki gibi olmaktadır:

    • Beslenme alışkanlığı

    Kişinin aşırı kilolu olması ya da ideal kilosunun altında olması fiziksel olarak büyük bir etkiye sahip olsa da, metabolik sistemi etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Düzensiz beslenme, sık sık düşük kalorili diyet programları uygulama, sağlıksız ve aşırı yağlı beslenme gibi metabolizmanın etkilenmesi sonucu hormon aktiviteleri yavaşlayarak, adet düzensizliğine neden olmaktadır.

    • Stres

    Kişinin sosyoekonomik durumu, eğitim düzeyi ve yaşam tarzına bağlı olarak şekillenen biyolojik hayatının en çok etkilendiği ve günümüzde birçok hastalıkta tetikleyici etkiye sahip olan stres yer almaktadır. Yoğun strese maruz kalan kadınlarda en sık karşılaşılan sorunlardan birisi adet düzensizliğidir. Kişinin strese maruz kalması sonucunda salgılanan stres odaklı hormonlar vücudun hormonal dengesinin bozulmasına neden olmaktadır.

    • Doğum kontrol hapları

    Doğum kontrol hapları progesteron ve östrojen hormonu ihtiva eden ve bu sayede yumurtlama döngüsünü geçici olarak durdurarak hamileliği engelleyen doğum kontrol yöntemlerinden birisidir. Ancak kişiye uygun olmaması ya da doğru dozlarda kullanılmaması ve düzensiz kullanım sonucunda hormonal sistemi etkileyerek bazı yan etkilerle birlikte adet düzensizliğine neden olmaktadır. 

    • Endometriozis (çikolata kisti)

    Çikolata kisti rahim içini döşeyen iç astar dokusu endometrium tabakasının, rahim dışında herhangi bir organa yerleşmesi sonucunda her ay gerçekleştirdiği kanama döngüsünün bir ürünü olarak çikolata rengini anımsatan yapışıklık ve kisttik oluşumdur. Genellikle adet düzensizliği, adet dönemlerinde şiddetli ağrı ve ağrılı cinsel ilişki gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır.

    • Prematüre yumurtalık yetmezliği

    Kadınların 40 yaşından önce yumurta rezevlerinin azalması ve yumurtlama fonksiyonlarının gerçekleşemediğinin göstergesi olarak, adet düzensizliği ortaya çıkmaktadır. Genellikle yakın aile bireylerinden erken menopoz hikayesi olan ve kanser tedavisi gören hastalarda yaşanmaktadır. 

    • İltihaplı pelvik hastalık

    Kadın üreme sistemini etkileyebilecek bakteriyel enfeksiyon çeşitlerini kapsayan iltihaplı hastalık olarak adlandırılır. Genellikle cinsel yolla bulaşan hastalık virüsleri rahim ve üst genital organları etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca mevcut enfeksiyon küretaj operasyonları ile yayılma eğilimine sahiptir. Adet düzensizliği, anormal vajinal akıntı, kötü koku, şiddetli alt karın ağrısı, ateş, bulantı, kusma ve ishal gibi birçok semptomla ortaya çıkmaktadır.

    • Polikistik over sendromu

    PKOS, yumurtalıklarda çok sayıda içi sıvı dolu kesecik olarak adlandırılan kistik oluşumdur. Yumurtalıklardan çok fazla androjen hormonu salgılanmasına neden olarak, yumurtlama fonksiyonları ve yumurta gelişimi etkilenmektedir. Bunun sonucunda adet düzensizliğinin yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

    3)Adet düzensizliğine neden olan diğer etkenler nelerdir?

    • Diyabet (şeker hastalığı)
    • Antidepresan kullanımı
    • Obezite (aşırı kilo)
    • Hızlı kilo alma ya da hızlı kilo verme
    • Hormon bozukluğu
    • Östrojen tedavileri
    • Steroid kullanımı
    • Karaciğer sirozu
    • Rahim kanseri
    • Kan sulandırıcı ilaç kullanımı
    • Sistemik lupus
    • Ağır ve aşırı fiziksel aktivite
    • Trioid sorunları
    • Endometrial hiperplazi (endometrium kalınlaşması)

    4)Adet düzensizliği nasıl teşhis edilir?

    • Adet kanamalarını 21 günden kısa, 35 günden uzun sürmesi
    • Arka arkaya 3 siklus adet görmeme
    • Adet kanamalarını miktarının artması veya azalması
    • Adet dönemleri dışındaki ara günlerde lekelenme tarzında kanama
    • 7 günden uzun süren kanama ile birlikte ağrı, kusma ve kramp
    • Cinsel ilişki sonrasında kanamanın olması
    • Genel olarak normal adet düzeninin miktarında, gününde ve yoğunluğunda ciddi değişimlerin olması halinde adet düzensizliği teşhis edilmektedir.