Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Polikistik Over Sendromu

    Polikistik Over Sendromu

    PCOS-Giriş

    Polikistik over sendromu (PCOS), üreme çağında olan kadınlar arasında en sık rastlanan endokrin sistem bozukluğudur. PCOS olan kadınlarda, ultrasonografide yumurtalıklar geniştir ve içinde sıvı  ihtiva eden küçük folloküller izlenir. PCOS tanısı konulan kadınlarda adetlerde düzensizlik, kıllanma, akne ve obesite gibi belirtiler görülür.

    PCOS’un gerçek nedeni bilinmemekle beraber genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor.

    Erken tanı konulması ve tedaviye erken başlanması ile uzun süreden sonra ortaya çıkabilecek olan ve hastalığın geç komplikasyonları olarak bilinen kalp hastalığı, Tip 2  diabet gibi komplikasyonlara karşı önlem alınmış olur.

    PCOS – Semptomları

    PCOS’da hormanal değişiklik ilk adetten sonra başlar ve kilo alımı arttıkça daha belirgin hale geçer.

    PCOS’da en sık görülen belirtiler:

    -Adet düzensizliği; adetler çok sık ya da seyrek olabilir.

    -Kıllanma: Yüzde, göğüste, sırtta, karında kıllanma artarken, saçlı deride erkek tipi saç dökülmesi (androjenik alopesi) izlenir. Bu durum erkeklik hormonu olarak bilinen androjen hormonlarının yükselmesi nedeniyle ortaya çıkar. Ayrıca, ciltte yağlanma artar ve akneler görülür.

    PCOS- Komplikasyonları

    -İnsulin rezistansı ortaya çıkar ve kanda insülin seviyesini çok yükselir; bu duruma hiperinsülinemi adı verilir. Gebelikte gestational diabete neden olabilir ve kan basıncı da  yükselebilir.

    -Obesite ve insülin resistansı, özellikle geceleri nefes darlığına, depresyona neden olabilir.

    -Yumurtlama bozukluğu, gebelikte düşük tehdidi gibi fertilite ile ilgili problemlere neden olabilir.

    -Tip 2 diabet

    – Yüksek kan basıncı.

    – İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterol de düşme ve trigliseridlerde yükselmeye neden olarak karaciğerde yağlanmaya zemin hazırlar.

    -Yumurtalama olmaması ya da çok seyrek yumurtlama olması nedeniyle kanda artan yüksek östrojen seviyeleri zamanla endometrium kanserine ve anormal uterin kanamalara neden olabilir.

    PCOS- Tanı:

    PCOS için belirgin bir test yoktur. İyi bir medikal anamnez alındıktan sonra fizik ve pelvik muayene, ultrasonografi, prolaktin, testesteron, kolesterol, trigliserid, troid hormonları, böbrek üstü bezi hormonları (DHEA-S veya 17 hidroksiprogesteron), glukoz yükleme testi ve insülin seviyesi gibi değerlere bakılarak PCOS  teşhisi kesinleştirilir. Vajinal ultrasound ile büyümüş overler ve overlerin etrafında dizilmiş çok sayıda 6-8mm çapında folliküller izlenebilir, bazı durumlarda laporoskopi ile de polikistik büyük çaplı overler görülebilir.

    PCOS -Tedavisi:

    PCOS hiçbir zaman tam olarak tedavi edilemez, fakat hastalığın semptomları tedavi edilebilir. PCOS’da geç komplikasyonlar olan infertilite, şeker hastalığı, kalp hastalığı, endometrium kanseri gibi riskleri en aza indirebilmek için daima hastalar kontrol altında tutulmalıdır. Düzenli diyet yaparak obesite kontrolü, sigara içilmemesi tedavide en çok dikkat edilmesi gereken konulardır.

    Yumurtlamanın düzenli olması için öncelikle ağırlık kaybı ile ideal kiloya inmek çok önemlidir, buna rağmen adetler düzelmiyorsa, ovulasyonu sağlamak için doğum kontrol ilaçları, gerekirse metformin veya klomifen gibi medikal tedavilere başvurulabilir. Kıllanma (hirsutismus), akne gibi durumlar, adet düzensizliği ve endometrium kalınlığı içinde uygun hormonlar ihtiva eden doğum kontrol hapları ile tedavi edilebilir.

    Sonuç olarak PCOS toplumda üreme çağında genç  kadınlarda çok sık rastlanan bir durum olduğundan, bu hastalığa bağlı riskleri önleyebilmek için çok düzenli doktor kontrolü (check-up) yapılması çok önemlidir. Böylece PCOS’na bağlı geç komplikasyonlar olarak karşımıza çıkması beklenen yüksek kolesterol, rahim kanseri, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı riskleri en düşük seviyeye indirilmiş olur.

    Makale yazım tarihi: 10.06.2016

  • Suni Sancı ile Doğum

    Suni Sancı ile Doğum

    Suni sancı tıptaki adıyla induksiyon başlamamış doğum ağrılarının başlatma girişimidir.Gebeliğin yüksek tansiyonla seyrettiği preeklampsi durumunda,günü geçtiği halde doğum ağrıları başlamamış ve suyu azalmış gebelerde anne ve bebeğin sağlığı için uygulanır. Suni sancı uygulamak için kullanılan yöntem serum içine oksitosin içeren iğneler katarak rahmi kasılmaya teşvik etmektir.Suni sancı vermek için rahim ağzının belli bir açıklıkta ve olgunlukta olması gereklidir.Eger rahim ağzı belli bir yumuşaklığa ve açıklığa sahip değilse prostaglandin içerikli ilaçlar rahim ağzına yerleştirilir.4-12 saat beklenir.Olgunlaşma başlamamışsa işlem tekrarlanır.Bu sırada bebeğin sağlık halinin devamını anlamak için NST ile takip yapılır.Suni sancı bu konuda deneyimli ebe tarafından doktorun yönlendirilmesine göre uygulanır.İki saat boyunca rahim ağzında bir değişiklik olmaması suni sancının başarısız olduğu sonucuna götürür ve sonuç da sezeryana gidiştir.Suni sancının uygulanmaması gereken durumlar şunlardır:1)Plasenta(eş)nın önde gelmesi2)önceki doğumlarında sezeryan olmuş olması3)iri bebek4)Bebeğin ters gelmesi

  • GEBELİKTE TİİROİD BEZİ HASTALIKLARI

    GEBELİKTE TİİROİD BEZİ HASTALIKLARI

       Tiroid hastalıkları yönünden ülkemiz endemik bir bölgedir.Özellikle karadenizli ve karadeniz kökenlilerde  bu hastalık daha sık görülür.Tiroid bezi gırtlağın hemen altında bulunur.Çeşitli sebeplerle büyürse ”Guatr”ismini alır.Guatrın ülkemizde sık görülmesinin en sık nedeni iyot maddesinden eksik beslenmedir.İyot tiroid bezinin çalışması için gereklidir.Vücutta iyot azaldığında tiroid bezi iyodu tutabilmek için büyür.Büyüdüğü için de yeterli hormonu salgılar ve vücutta tiroid hormonu eksikliği görülmez.Tedavisi iyotttan zengin beslenmektir.İyotlu tuzlar önerilir.Kara lahana ,mısır ekmeği gibi tiroid bezini büyüten gıdalar yasaklanır.
      Hipotiroidi tiroid bezinin az çalışmasıdır.Kabızlık, ciltte kuruma,saç dökülmesi,uykuya eğilim,kilo alma gibi belirtileri vardır.Gebelikte tiroid bezinin çalışmaması ve tedavi edilmemesiyle bebekte kretenizm denen zeka geriliğinin ön planda olduğu bir hastalık ortaya çıkar.Bu sebeple ilk muayenede tiroid testleri istenir.Teşhis konursa biran önce tedaviye başlanır.Çünkü çoğu insan tiroid hastası  olduğunu bilmeden yaşar.Bazen de otoimmün sebepli Hashimoto tiroiditi denen bir hastalıkla karşılaşılır.Bu hastalıkta tiroid bezi ultrasonda süngersi bir görünüm arzeder.Ömür boyu tiroid ilacı kullanılması gereken durum budur.
      Hipertiroidi ise tiroid bezinin çok çalışmasıdır.Ciltte aşırı terleme,çarpıntı, kilo kaybına sebep olur.Bebeğe bir zararı yoktur.Yalnız bu belirtiler annenin yaşam kalitesini bozarsa ilaç başlamak gerekir.
       Tiroid bezinde kitle saptanması durumunda gebelikte de biopsi alınır ve incelemeye gönderilir.

  • VAGİNİSMUS

    VAGİNİSMUS

           Vaginismus.Özetle ilşkiye girememe.
           Türkiye’de bu konuda yapılmış sağlıklı bir istatistik yoktur.Dünyadaki istatistikler de ülkemizi yansıtamayacağı için burada yazmayı uygun görmedim çünkü batı ülkelerindeki cinsel özgürlük kavramı bu hastalığın görülmesini önemli ölçüde azaltır.Kapalı doğu toplumlarında bu oran yüksektir.Mesleki tecrübelerimle söyleyebileceğim ,yüz çiftten ortalama 3 ünde görüldüğüdür.
         Vaginanın ön üçte birlik kısmına ait kaslar istemsiz olarak kasılır.Penisin vaginaya girmesine izin vermez.Eşini itme,bacaklarını kapatma,titreme,kasılma şeklinde tepki veren kadına önceleri anlayış gösteren koca, bir süre sonra bu duruma kızmaya, isyan etmeye başlar.Sevilmediğini zanneder.Eşini suçlar.İşin içine ailelerin de karışmasıyla olaylar iyice büyür.Kadın kendini yetersiz,suçlu hisseder.Eşini ne kadar sevse de ilşkiye girmekten şiddetle korkar.Geçmişte yaşadığı taciz veya tecavüz, aile büyüklerinden duyduğu abartılı ilk gece hikayeleri alt benliğine yerleşmiştir.Bu korkuları yerinden söküp atamaz.Bu durumu da kimseyle paylaşamaz.
        Küçük şehirlerde yaşayanlar, doktora gitme şansını yakalayamayan çiftler yıllarca böyle yaşar.İlişkiye girmeyi denemekten bir süre sonra vazgeçerler.Şans eseri gebe kalanlar ise sezeryanla bebek sahibi olabilirler.En azından toplum baskısından kurtularak durumlarını daha rahat gizlerler.
       Yanlış ellerde tedavi olmaya çalışanlar ise yıllarca düzelmeyi beklerken başka problemlerle karşılaşırlar.Bir doktor arkadaşım vaginismus şikayeti sebebiyle ilişki öncesi gevşemek için biraz alkol alması önerilen bir kadının alkolik olduğunu ve eşinin ilişkiden vazgeçip bu sorunu çözmek için uğraştığını acıyla anlatmıştı.
       Kızlık zarının çıkarılmasıyla tedavi olacağını zannedenlerin hayal kırıklığı da büyük olmaktadır.Kızlık zarı iki sebepten çıkarılır.Birinci sebep gerçekten ilişkiye müsade etmeyecek kadar kalın ve kapalı kızlık zarları.İkinci sebep alt benliğinde kızlık zarının ilişkiye engel olduğu fikrini sabitlemiş olanlar.
       Cinsel işlev bozukluklarına ait pekçok merkezde psikolog ve psikiyatristler 8-10 seansta eşle beraber tedavileri başarıyla gerçekleştirmektedirler.Psikoterapi ile alt benlikteki korkulardan kurtulduktan sonra, ön sevişmenin uzatılması,masajlar,parmak egzersizleri, kegel egzersizleri ile vaginal kaslara hakimiyet, nefes egzersizleri ile bu büyük sorundan kurtulmak mümkün olmaktadır.
       Cinsel hayatın düzelmesiyle pekçok çift yuvasını yıkılmaktan kurtarmakta, çocuk sahibi olmakta, en önemlisi evliliğin önemli bir kısmı olan cinselliği yaşayarak mutlu olmaktadır.

  • Doğurganlık – Fertilite

    Doğurganlık – Fertilite

    Kadınlarda doğurganlık, gebe kalabilme ve bebek sahibi olabilmektir. Bir kadında doğurganlık13 yaş civarında adetlerin başlamasıyla başlar ve genellikle bu 45 yaş civarında sonlanır. Fakat potansiyel olarak doğurganlık yaklaşık 51 yaş civarına dek yani menapoza kadar sürer.

    Kız çocuğunun anne karnında 5 aylıkken sahip olduğu yumurta sayısı yaklaşık 6-7 milyondur, bu sayı doğumda 1-2 milyona düşer, çocukluk çağında yavaş yavaş azalarak ergenlik döneminden itibaren ayda bir yumurta yumurtlamak suretiyle bu azalma menopoza kadar aylık ortalama 350-400 yumurta harcayarak devam eder. Bu yumurtalar  yumurtalıklar içerisinde follikül denen içi sıvı ile dolu boşluklarda saklanırlar. Küçük kız doğurganlık çağına girdiğinde aylık menstrual sikluslar (adet) başlar. Her siklus sırasında yumurtalık bir yumurta geliştirir. Nadiren birden çokta olabilir. Bu yumurta erkekten gelen sperm hücresi ile birleşirse gebelik oluşur.

    Yumurta hücresinin gelişimi beyinde hipotalamus ve hipofiz denen bölgelerden ve yumurtalıklardan  salgılanan bazı hormonların ve kimyasalların ince dengesine bağlıdır.

    Erkekte doğurganlık. Kadını hamile bırakabilme yetisi anlamına gelir. Bunu sağlayabilmek için. Erkeğin üreme sisteminin sperm üretebilme ve depolayabilmesi ayrıca depolanan  bu spermlerin vucut dışına taşınabilmesi gereklidir. 

    Kadının hayatı boyunca üreteceği yumurta hücreleriyle doğmasına karşın erkek hayatı boyunca sürekli yeni sperm üretebilme yeteneğine sahiptir. Erkek. Puberteye  eriştikten sonra . sperm depoları yaklaşık her 72 günde bir yenilenmektedir.

    Fertilizasyon: Sperm ve ovumun birleşmek üzere biraraya gelmesi

    Konsepsiyon:  Gebeliğin oluşması (döllenme)

    Gebelik: Ovum ve spermin birleşmesinden sonra. Kadın üreme sisteminde embriyo veya fetusun gelişmesi.

    İnsanlar hayata tek bir hücre, döllenmiş yumurta ya da zigot olarak başlarlar. Bu hücrelerin herbirinin çekirdekciklerinde DNA  denilen (deoxyribonucleic acid) ve biraraya gelerek genleri oluşturan bilgi kodları vardır. Bu genler’de kromozomlar olarak adlandırılan yapıları oluştururlar.

    Bir insan zigotu 23 çiftten oluşan 46 adet kromozom içerir. Bunların yarısı babadan diğer yarısı ise anneden gelir.

    DNA bilgi ile depolu olması yanında kendini kopyalama yeteneğine de sahiptir. Bu kopyalama yeteneği olmaksızın hücreler çoğalamazlar ve bilgileri kuşaklar boyunca iletemezler.

    Sigara

    Sigara kadınlarda fertiliteyi düşürebilir. Pasif içicilik de aynı şekilde etki eder.  Sigara içimi ile alınan nikotin, yumurtalıklardaki hücreleri etkileyerek, kadının yumurtasının genetik anomalilere daha fazla eğilimli olmasına neden oluyor. Nikotin, yumurta hücrelerini bozmasının yanında menopozun beklenenden erken gelmesine de yol açabiliyor. Menopoz öncesinde de sigara içen kadınların yumurtalıkları sağlıklı yumurtalar üretmeye direnç gösterir hale gelir. Sigara kullanımı doğal gebe kalmayı zorlaştırırken, düşükleri hızlandırır. Gebelikte sigara ve alkol kullanan kadınlarda düşük oranının yüksek olduğu bildiriliyor.

    Erkeklerde de sigara içmekle sperm kalitesinin düşüşü arasindaki bağ gösterilmiş olup bunun fertilite üzerindeki etkisi henüz çok açık değildir.  Sigaranin bırakılmasının genel olarak sağlık kalitesini yükselteceği açıktır.

    Eğer sigara kullanıyorsanız, tüm yaşantınız ve üreme sağlığınız için bırakmanızı öneririz.

    Stres

    Stresin infertilite üzerine etkisi belirgindir. Örneğin stres nedeniyle kadında anovulasyon (yumurtlamanın oluşmaması) olabilir. Çok açıktır ki  Kısırlık tedavisi, ister klasik ister tüp bebek yöntemleri ile olsun, çiftler üzerinde büyük stres, kaygı, gerginlik, korku, uykusuzluk, iç sıkıntısı, depresyon gibi değişik derecelerde psikolojik baskılara neden olabilmektedir.

    Bazı kısırlık vakalarında çok kısa tedavi süresi veya ilk denemede gebe kalma gerçekleştiğinde bu tür psikolojik sıkıntılar daha hafif atlatılabiliyor. Diğer taraftan, uzun süredir tedavi görmelerine rağmen gebe kalamayan çiftlerde sorunlar daha ağır hale gelebiliyor.

    Tedavi süresince merkezimizde psikoloğumuzdan bu konuda destek almanız bu stresi yenmekte önemli katkı sağlayacaktır. Yapılan çalışmalar, stresi azaltmanın başarı şansınızı artırabileceğini göstermiştir.

    Kafein

    Yapılan çalışmalar günlük kafein alımının   günde 50mg’ın altında tutulması gerektiğini göstermiştir. Böylece kafeinin gebelik şansını düşürücü etkisinden kaçınılabilir.  Kafein, kahve, kola. çay ve çikolatada değişik miktarlarda bulunmaktadır.

    Kilo

    Kadının kilosunun boyu ile uyumlu olup olmadığını belirlemek için ‘vücut kitle indeksi (BMI)’ kullanılır. Bir kadının BMI’sı 20-24 arasındaysa normal, 25-29 arasındaysa kilolu, 30-39 arasındaysa yüksek kilolu, 40 ve üzerindeyse aşırı kilolu olarak değerlendirilir.

    Vücut-kütle indeksi (BMI) 30’un üzerinde olan bayanlara kilo vermeleri gebelik şansını artıracağı gibi  gebe kalınması durumunda oluşacak aşırı kiloların sebep olduğu kilolu bebek doğurma, zor doğum ve sezeryanla doğuma gerek duyulma eğilimi gibi olumsuzluklar da önlenmektedir.

    Bunun yanısıra kilonun aşırı düşük oluşu da doğurganlığı olumsuz etkileyen faktörlerdendir. BMI’I 20nin altında olan bayanlarda menstrual siklus bozulabilmekte hatta bazı beslenme bozuklukları ve aşırı egzersiz ile oluşan ileri derecede kilo kayıplarında adetler tamamıyla kaybolmaktadır. Yapılan çalışmalar, düşük kilolu kadınların, ortalama 2.700 ila 3.600 kg aldıktan sonra yarısından fazlasınınkendiliğinden gebe kaldıklarını göstermiştir.

    Vitamin Desteği

    Yapılan çalışmalar, gebelik oluşmadan önce folik asit kullanımının, bebeklerde nöral tüp defekti görülme olasılığını neredeyse %50 azalttığını göstermiştir. Bu nedenle Gebe kalmayı planlayan kadınların Gebelikten 1-2 ay önce her gün en az 0.4 mg folik asit almalarını tavsiye ediyoruz.

    Marul, avocado. dere otu, ceviz, badem, brokoli, bezelye, ıspanak, kavun, , muz, portakal, lahana, yeşil biber, unlu mamuller ve ekmek çok iyi birer folik asit kaynağıdır. Yeterli folik asit alındığından emin olamıyorsanız, folik asit içeren multivitamin preparatlarını kullanabilirsiniz.

    Cinsel İlişki Planı

    Yirmisekiz günde adet gören bir hasta için ortalama yumurtlama günü 14. gün, 30 günde bir adet gören hasta için 16. gündür. Yani yumurtlama sonrası dönem sabit olup, genellikle 14 gündür. Bu nedenle yumurtlama dönemi düzenli adet gören hastalarda iki adet arası dönemden 14 çıkarılarak bulunabilir. Ancak yumurtlama günü +/- 3 gün değişiklik gösterebilir. Bu nedenle gebelik şansını artırmak için aktif cinsel ilişki dönemi uzatılmalıdır. Düzenli ve 28 günde bir adet gören hastalarda adetin 10-17 günlerinde (kanamanın 1.gününden saymak gerekir) iki günde bir ilişkide bulunulduğu takdirde sorun yoksa 6 ayın sonuunda çiftlerin %75’i gebe kalır.

  • Tüp Bebek Nedir?

    Tüp Bebek Nedir?

    Yardımcı üreme teknikleri (YÜT) ya da ingilizce adıyla assiste reprodüktif teknikler (ART) kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin özeliğnelerle vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyo veya embriyoların kadın rahmi içine transfer edilmesimantığına dayalı işlemlerdir.

    Yardımcı üreme tekniklerinin kullanılmaya başlamasıyla bugün bir çok çift bebek sahibi olabilmektedir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) dir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmiksperm enjeksiyonu (ICSI) dir.

    Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenmenin şeklindedir. Mikroenjeksiyon ya da kısaca ICSI, yardımla üreme tekniklerinde gelinen en son noktalardan biridir. Bu yöntemle yumurtanın içine spermin direkt olarak girişi sağlanmaktadır. ICSI’in uygulamaya girmesi ile tüp bebek uygulamalarının ve özellikle de erkek problemlerine bağlı kısırlığın tedavi edilebilme şansı oldukça yükselmiş ve yeni ufuklar açılmıştır.

    TESE VE TESA olarak adlandırılan yöntemler ise semen örneğinde spermiolmayan ya da sperm üretimi olmasına karşılık dışarı atılamayan durumlar içinkullanılan tekniklerdir.

    Örneğin erkeğin kanallarının tıkalı olduğu ve testisindeki bol sayıdaki spermiboşalma ile çıkaramadığı durumlarda erkeğin testisinden iğne ile doku alınır,bunun içinden spermler bulunur ve elde edilen spermle döllenme sağlanır. Buişleme Testisden sperm aspirasyonu kısaca TESA denmektedir. Ya da testistendoğrudan parça/doku örneği alınır ve bu dokudan sperm elde edilir, buna datestiküler sperm ekstraksiyonu -çıkarılması (TESE) adı verilmektedir.

    TESE işlemi önceleri testisten kabaca bir iki doku parçası almak şeklindeykenşimdilerde operasyon mikroskobu kullanılarak işlem gerçekleştirilmektedir. Buişleme de mikroTESE denilmektedir. Klasik TESE uygulamasına göre hemsperm bulma şansı daha yüksek hem de testise zarar verme olasılığı dahadüşüktür.

    Testiküler sperm aspirasyonu (TESA) uygulamasında, kanalları tıkalı olanhastalarda sperm aspire edilerek yani negatif basınç ile çekilerek elde edilir. Tüm tüp bebek uygulamalarında, kullanılan değişik yumurtlama tedavilerininortak amacı fazla sayıda yumurta yapımını sağlamaktır. Bu tedaviye kontrollüyumurtalık uyarımı.

    Rahim kanalları (tüpleri) tıkalı olan kadınlarda

    Sperm fonksiyonlarının ileri derecede bozuk olduğu durumlarda

    Endometriozis hastalığı nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda

    İmmünolojik (bağışıklık sistemini ilgilendiren) infertilitede

    Bazı hormonal bozukluklarda

    Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi durumlarında

    Sebebi yapılan testlerle açıklanamayan infertilitede

    Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla (tutunma öncesi genetik tanı yöntemleri ile beraber)

    Tekrarlayan düşükleri olan kadınlarda sağlıklı embriyoların genetik tanı yöntemi ile seçilebilmesi amacıyla

    Aşılama yöntemi ile birkaç kez uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememişse

  • Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini İVF ya da mini tüp bebek tedavisi daha düşük dozda ilaç kullanılarak daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi mantığına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar alındıktan sonra yine mikroenjeksiyon tekniği uygulanarak döllenme sağlanır. Döllenme sonrasında oluşan embriyoların tutunma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülerek hastaya transfer edilir. Aslında tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. 

    Ancak bu tedavi de ilaçsız tüp bebek tedavisi gibi genellikle yüksek doz ilaç kullanılmasına rağmen fazla sayıda yumurta elde edilemeyen ve kaliteli embriyo gelişmeyen bayanlarda tercih edilebilir. Özellikle ileri yaştaki ve yumurtalık rezervi azalan bayanlarda mini-ivf tedavisinin başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha az değildir. Bu hastalarda çok yüksek doz ilaç kullanılırsa yumurta kalitesi de genellikle düşmektedir. Mini tüp bebek tedavisinde mantık hastanın kendi hormonları ve düşük doz ilaçlarla yumurtaların gelişmesidir. 

    FSH hormonu yükselmiş olsa da eğer normal adet görülüyorsa mini-ivf ile gebe kalmak için şansınız var demektir.

    Tedavide genellikle diğer klasik tedaviler gibi adetin 3. Günü klomifen veya letrozol ilaçları kullanılır ve vücudun kendi FSH hormonunun yükselmesi ve yumurtaların uyarılmaya başlaması beklenir..yaklaşık 4-5 günlük bir tedaviden sonra genellikle yumurtalar 10 mm ve daha büyük boyutlara varırlar..tedaviye ara verilmeden FSH v/veya Lh hormonuyla devam edilir..yaklaşık olarak 2-4 günlük bir tedavi sürecinden sonra yumurtalar toplanmaya hazır hale gelir..

    Mini-İVF tedavisinde diğer önemli bir avantaj da maliyetinin düşük olmasıdır..Çünkü tüp bebek tedavisinde yüksek doz ilaç kullanımı nedeniyle tüp bebek masrafına ek olarak ciddi bir maliyet oluşmaktadır.

  • Tüp Bebekle İlgili Merak Edilenler

    Tüp Bebekle İlgili Merak Edilenler

    TÜP BEBEKLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

    1. Kadında kısırlık problemlerinin ortaya konması için kullanılan yöntemler nelerdir?

    Hikaye

    • Yaş
    • Çocuk isteme süresi ve önceki değerlendirmelerin ve tedavilerin sonuçları
    • Adet döngüsü (adetin düzenli olması,  yumurtlama ağrısı, memede hassasiyet, adet ortası lekelenme yumurtlamanın olduğunu düşündürürken, ağrılı adet eşlik ediyorsa endometriyozisi akla getirebilir)
    • Tıbbi, cerrahi ve jinekolojik hikaye (cinsel geçişli hastalık, Pelvik enflamatuar hastalık öyküsü, anormal pap smearın tedavisi, geçirilmiş karın cerrahisi). En azından sistemler gözden geçirilirken hastalar tiroid hastalıkları, memeden süt gelme, kıllanma, pelvik veya alt karın ağrısı, adet sancısı ve cinsel ilişkide ağrı açısından sorgulanmalıdır.
    • Gebelik hikayeleri (gebelik, doğum, gebelik sonuçları ve ilişkili komplikasyonlar)
    • Cinsel hikaye (ilişki sıklığı, cinsel işlev bozuklukları )
    • Aile hikayesi (ailede kısır birey olup olmadığı, ailede erken menopoz öyküsü, doğum kusurları, genetik bozukluklar,  mental gerilik )
    • Yaşam tarzı (iş, egzersiz, stres faktörleri, kilo değişiklikleri, sigara ve alkol kullanımı)

    Muayene

    • Kilo ve vücut kitle indeksi (Artmış vücut kitle indeksi azalmış doğurganlıkla ile birlikte iken, karın çevresi obezitesi insülin rezistansı ile ilişkilidir)
    • İkincil seks karakterlerinin gelişimi, vücut tipi (hipogonadotropik hipogonadizmde ikincil seks karakterleri gelişimi yetersizken, Turner sendromunda kısa boy, yele boyun görülür)
    • Tiroid bezi hastalıkları (Tiroid bezinde nodül, hassasiyet, bezin boyutu), memelerden süt gelmesi, kıllanma, sivilceler bir endokrin bozukluğu düşündürürken böbrek üstü bezi  hastalıkları, polikistik over sendromu, prolaktin yüksekliği, hiper-hipotroidi açısından değerlendirme gerektirir.
    • Muayenede hassasiyet kronik pelvik ağrı ve endometriyozis açısından anlamlıdır.
    • Vajinal ve rahim ağzının yapısal anomalileri, akıntılar, rahim ve tüplere ait doğuştan anomaliler, enfeksiyon ve rahim ağzı faktörü açısından değerlendirme gerektirir.
    • Muayenede rahimin anormal boyutu, yapısının düzensizliği,   hareketli olmaması rahime ait anomaliler,  endometriyozis ve pelviste yapışıklıklar açısından anlamlı olabilir.

    Tüplerin değerlendirilmesi

    Histerosalpingografi (HSG): Kontrast maddenin tüplerden geçişi ve tüp uçlarından çıkışı sonrası karın boşluğuna dağılımı  hakkında bilgi verirken aynı zamanda rahim iç duvarının doğumsal anomalilerini ve  patolojilerini (polip, myom, rahim iç duvarı yapışıklıkları) tanımlar.  Yeterli deneyim varsa histerosalpingo-kontrast-ultrasonografi HSG’ ye etkili bir diğer yöntemdir. Adetin bitimini takiben 1-2 gün içinde yapılması gerekir. HSG nin duyarlılığı ve özgüllüğü yaklaşık  % 65  ve % 84  olduğu bilinmektedir. Tüp etrafındaki yapışıklıklar ve endometriozis hakkında bilgi vermez. 2 yıldan eski olan rahim filmleri tekrarlamak gerekir. HSG nin tedavi rolü de olabilir. Mukus tıkaçlarla kapanan tüpler çekim sırasında kontrast madde verilirken basınçla açılabilir.

    Klamidya  Ig G antikorları: Tüplerde hasarın varlığı hakkında bilgi veren ağrısız, pahalı olmayan, kolay bir testtir. Son yıllarda yapılan bir çok çalışmada, Klamidya enfeksiyonlarının pelvik enflamatuar hastalık olmaksızın da  tüplerde hasara yol açarak  kısırlığa neden olduğu  düşünülmektedir. Dünyada önde gelen kısırlık kılavuzlarında (RCOG guideline) HSG veya rahime yapılacak herhangi bir girişimsel işlemden önce tüm kadınlara klamidya antikoru bakılması önerilmektedir.

    Rahim iç duvarlarının değerlendirilmesi

    Serum fizyolojik  ile yapılan ultrasonografi tetkiği ile polip, rahim iç duvarında miyom, rahim iç duvarında yapışıklıklar, doğumsal rahim yapısında bozukluklar tanıları koyulabilir. Tüplerdeki patolojiye ek olarak HSG ile sonradan veya doğumsal rahim yapısında bozukluklar da  değerlendirilebilir. Anormal HSG bulgusu histeroskopi, laparoskopi  gibi bir ileri tetkiği gerektirir.

    Laparoskopinin rolü

    Kısırlığın değerlendirilmesinde laparoskopinin rolü tartışmalıdır. Pahalı ve invaziv bir tetkiktir. Endometriyozisden şüphelenildiğinde (ağrılı adet, pelvik ağrı, cinsel ilişkide derinde ağrı), pelvik yapışıklıklar ve tüplerde hastalık hikayesi varlığında (pelvik ağrı hikayesi, komplike apandisit, pelvik enfeksiyon, pelvik cerrahi, geçirilmiş dış gebelik ), anormal fizik muayene ve HSG varlığında laparoskopi yapılabilir. Açıklanamayan veya erkek nedenli kısırlık tanısı alan hastalarda tedavi planını değiştirmediğinden laparoskopiye gerek olmadığı görüşü hakimdir.

    Klinikte kullanımı yaygın olmayan testler

    Poskoital Test:  Rahim ağzındaki mukustaki adet döngüsündeki değişikliklerin spermle olan ilişkisini tanımlar. Beklenen yumurtlamadan hemen önce ilişkiden 2-12 saat sonra yapılmalıdır. Çocuk isteği ile başvuran çiftlerin araştırılmasında rutinde önerilen bir test değildir. Kanıtlanmış tanısal değeri yoktur.

    Endometriyal  Biyopsi: Adet döngüsünde yumurtlama olup olmadığı ve luteal faz defekti hakkında bilgi verir. Beklenen adetten 2-3 gün önce yapılır. Pahalı, invaziv,  embryonun rahime yerleşmesi için rahim iç duvarı hakkında bilgi vermeyen, yumurtlamanın değerlendirilmesi için gereksiz bir testtir.

    Bazal Vücut  Isısı: Progesteronun  ısıyı artırıcı etkisinden faydanılarak yumurtlamanın değerlendirilmesinde kullanılan basit ve ucuz bir testtir. Tüm adet döngüsü boyunca sabah her hangi bir aktivite yapmadan vücut ısısı ölçülerek not edilir. Bazal sıcaklık artışı, LH eğrisi ile koreledir, LH eğrisinden iki gün önce yükselmeye başlar. Yumurtlama hakkında yol gösterici olmasına rağmen zor, birçok faktörden etkilenebilecek ve gözlemleyene göre değişiklik gösterebilen bir testtir.

    Kromozom Analizi: Erken  menopoz (40 yaş altı)  tanısı alan kadınlara, ciddi oligospermi tespit edilen erkeklere ve tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü olan çiftlerde hem kadın hem de erkeğe kromozom analizi önerilmektedir.

    1. Tüp bebek nasıl bir yöntem, ne zaman, hangi durumlarda önerilir
    1. Rahim kanalları tıkalı olan kadınlarda
    2. Endometriyozis nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda
    3. Sperm sayı ve kalitesinin ileri derecede bozuk olduğu durumlarda
    4. İmmünolojik kısırlıkta
    5. Bazı hormonal bozukluklarda
    6. Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi durumlarında
    7. Sebebi açıklanamayan kısırlıkta
    8. Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla (preimplantasyon genetik tanı yöntemleri ile beraber)
    1. Günümüzde evlilik yaşı erteleniyor, kaybedilecek vakit yok. Kadın yaşının başarıda etkisi nedir?  Kadında yumurtanın önemi ne kadar?

    Yaş faktörü yoksa, yumurtalık reservi kabul edilebilir oranda ise gebelik %70’lere kadar çıkabilir. Ancak yaş ilerledikçe gebelik elde etme şansı azalıyor. 40-43 yaşlarda %30-40 arası iken 43 yaş üzeri %5 den az.

    1. Kişiye özel tüp bebek yöntemi nedir?

    Tüp bebek tedavileri her ne kadar dışarıdan standart bir tedavi olarak görülse de, her çiftin çocuk sahibi olamama problemi ayrıdır.Sorunun kaynağını bulmak için tamamlayıcı tanı ve tedavi unsurlarından faydalanılarak kişiye özel tedavi yaklaşımı benimsenmektedir. Bu nedenle de her çift için uygulanan tedavi yaklaşımı farklı ve kişiye özeldir. Başarının altında yatan en önemli sırlardan biri her bir çiftin kendi içinde bireysel olarak tek tek ele alınması ve sadece o çifte uygun olan tedavi sisteminin ortaya konulabilmesidir. Doğru tanı ve kişiye özgü tedaviler beraberinde yüksek başarı getirmektedir. Tıp dünyası bizim de uzun süredir uyguladığımız yeni bir kavrama doğru gidiyor. Tüp bebekteki başarıyı artırmak ve tedavi maliyetlerini düşürmek için artık ‘çiftlere özel tedavi’ uygulanıyor. Bireyselleştirilmiş tedavi hastanın yaşı, vücut kütle indeksi, yumurtalık reservi ve hormon değerlerine göre hastalar için özel tedavi protokolleri hazırlanır. Evlilik süresi, daha önce ne tedaviler aldığı, önceki denemelerindeki sonuçları, geçirdiği hastalıklar, ameliyatlar, jinekolojik ameliyatlar sorgulandıktan sonra muayene ile rahim ve yumurtalıklar değerlendirilmekte. Çiftlerin ilaçlara cevaplarını, onlar için hangi ilaçların kullanılacağını, yumurtaların hangi sıvılar içinde geliştirilmesinin daha iyi sonuç vereceğini ilk tetkiklerle anlayabiliyoruz. Tüp bebek merkezleri artık çiftlere tedavinin yüzde kaç başarı sağlayacağını daha ilk görüşmede yapılan tetkiklerle söyleyebilir. Deneme yanılma yöntemi yerine, değerlendirmenin iyi yapılması gerekir. Bir çiftin tedavi sonucu gebe kalma oranı ancak embriyo transferi sonrasında doktor tarafından söylenebilir.

    1. Tüp bebek tedavisi uzun bir tedavi mi, hastanede yatış gerekiyor mu? Tüp bebek kadın açısından zahmetli mi. Kadını neler bekliyor, tedavi hangi aşamalardan geçiyor. Tedavi ne kadar sürüyor.  Tedaviler ağrı, acı verici midir?

    Geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ile artık daha kısa sürede yumurta toplayabiliyoruz. Adet kanamasının 2. Veya 3. Günü tedaviye başlanıyor ve yaklaşık tedavi süresi 7-10 gün sürüyor. Yumurta çatlatma iğnesi yapıldıktan 35-36 saat sonra yumurtalar hafif bir anestezi altında ultrason eşliğinde toplanıp laboratuvara sperm ile döllendirilmek için teslim ediliyor. Gelişen embryolar 2-5. Gün rahime transfer ediliyor.

    Tedavinin hiçbir aşaması ağrılı değil, hastanede yatış gerekmiyor.

    1. Menisinde sperm olmayan erkeklerin çocuğu olabilir mi? Mikrotese yöntemi nedir?

    Mikro TESE yöntemi ile testislerden sperm elde edilebilmekte. İşlemin mikroskop altında yapılması sperm bulma şansını yüzde 30′ dan yüzde 50-60 lara çıkarır.

    Testis aynı zamanda testosteron hormonunu üreten bir bölgedir. Bu nedenle bu yöntem testisten alınan dokunun miktarını azaltarak doku kaybını en aza indirir. Hastanın doku kaybı mikroTESE yönteminde çoklu biyopsi yöntemine göre 70 kat daha az olmaktadır.

    Mikroskop altında yapılması nedeni ile testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasını sağlar.

    1. Ovarian hiperstimulasyon sendromu (OHSS) nedir, önlenebilir mi?

    Normalde tüp bebek veya mikroenjeksiyon gibi işlemlerde yumurtalıkların kontrollü olarak hafif derecede uyarılması istenen bir durumdur. Ancak yumurtalıkların orta veya şiddetli derecede uyarılması veya ovarian hiperstimulasyon sendromu (OHSS) olarak bilinen tablo değişik şekillerde karşımıza çıkabilen ve istenmeyen bir komplikasyondur. Yumurtalıkların aşırı uyarılması, karında sıvı toplanması ve yumurtalıkların

    büyümesiyle belirginleşir. Erken tanınması gerekir. Bu nedenle tüp bebek hastalarının USG ve östrojen ile yakından takibi gerekir. Yumurtalıklarda büyüme, karın ağrısı, karında şişlik,  karın boşluğunda sıvı toplanması gibi şikayetler orta dereceli hiperstimülasyon durumunda ortaya çıkmaktadır. Hafif hiperstimülasyon durumunda  hastalar ayaktan takip edilirken,  orta ve şiddetli dereceli hiperstimülasyonda mutlaka hastaneye yatırılarak takip gerekmektedir. Şiddetli hiperstimülasyonun görülme olasılığı % 1 den az olup yumurtlama tedavisi sırasında hastaların yakından izlenmesi ile bu tablonun görülme sıklığı azalmaktadır.

    1. Yumurtlar ve spermler de dondurulabiliyor mu? Kimlere dondurma işlemi uygulanabiliyor?

    Embriyo dondurma  (embriyo kriyoprezervasyonu)

    Tüp Bebek tedavilerinde amaç iyi gelişen sağlıklı 1 veya 2 embriyonun rahim içine transfer edilmesi ve kalan sağlıklı embriyoların dondurularak saklanmasıdır. Tüp bebek denemesinde gebelik elde edilememesi, gebelik elde edilip düşükle sonlanması veya doğumla sonlanan bir gebelikten sonra çiftin tekrar bir bebek dünyaya getirmeye karar vermesi durumunda, daha önce kendi sperm ve yumurta hücrelerinin döllenmesiyle elde edilen ve dondurulan embriyoları çözülüp kadın rahmine yerleştirilerek gebelik sağlanabilir. Bu yöntemle kadına uzun süren hormon ilaçlarının verilmesi engellendiği gibi tüp bebek işlemindeki gerekli birçok aşama atlanacağı için maliyet bakımından da çiftlere kolaylık sağlamaktadır.

    Embriyoların Dondurulmasında Yeni Bir Teknik: Vitrifikasyon

    Hücre dondurmasında iki temel teknik tanımlanmıştır. Bunlar, insan hücrelerinde ilk uygulanmaya başlayan teknik olan yavaş kontrollü dondurma yöntemi ve daha yeni bir teknik olan vitrifikasyon yöntemidir. Yavaş kontrollü yöntem halen yaygın olarak tercih edilmekle birlikte özellikle son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ultra hızlı vitrifikasyon tekniğiyle de çok başarılı sonuçlar bildirilmiştir.

    Ülkemizde embriyoların dondurularak saklanma süresi Sağlık Bakanlığı Üremeye Yardımcı Teknikler Üst Kurulunun hazırladığı yönetmelik gereğince 5 yıl olarak sınırlanmıştır.

    Sperm dondurma (sperm kriyoprezervasyonu)

    Sperm hücreleri canlılıklarını uzun süre koruyabilmek amacı ile dondurularak saklanabilir ve istenildiğinde çözülerek yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilir. Dondurma işleminde, bu işlem için özel olarak üretilmiş kriyoprotektan adı verilen solüsyonlar kullanılır. Dondurulan spermler sıvı azot tankları içerisinde (-196 ̊C) saklanır. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda, dondurulmuş çözülmüş hareketli spermler ile yapılan mikroenjeksiyon sonrasında döllenme ve gebelik oranlarının olumsuz etkilenmediğini göstermektedir.

    Sperm Dondurma Nedenleri

    •   Azospermi hastalarında işlem günü testiküler/epididimal yoldan elde edilen spermlerden mikroenjeksiyon sonrası arta kalan dokunun ya da tanı amaçlı yapılan testis biyopsisinden elde edilen spermlerin dondurularak saklanması amacıyla uygulanabilmektedir.

    •   Testis kanserlerinde, lösemi ve diğer kanser türlerinde kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanacak olgularda sperm üretimi büyük ölçüde engelleneceğinden daha ilerideki yardımcı üreme işlemleri için sperm elde etmek amacıyla uygulanabilmektedir.

    •   Testis ile ilgili çeşitli hastalıklar sonucu cerrahi tedavi görecek veya vazektomi uygulanacak olgularda ileri tarihlerde sperm elde etmek amacıyla yapılabilmektedir.

    •   İşlem günü psikolojik, sosyo-kültürel nedenlerle sperm vermede güçlük çekebilecek olgularda işlem öncesi sperm alınıp dondurularak daha sonraki aşamalarda kullanılabilmektedir.

  • HPV (HUMAN PAPİLLOMA VİRÜS)

    HPV (HUMAN PAPİLLOMA VİRÜS)

    Özellikle kadınlarda serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşumuna neden olan bir virüstür. Ayrıca vulva, vajina, anal bölge, orofarenks kanserleri ile ve genital siğillerle yakın ilişkilidir. Serviks kanserlerinin neredeyse tamamında HPV DNA izole edilmektedir

    HPV virusunun yaklaşık 100 tane değişik tipi bulunmaktadır. Serviks kanseri (Rahim ağzı kanseri) ile ilgili olan tipleri; HPV 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, ve 68 olarak bilinmektedir. Özellikle Tip 16 ve 18 çok sık görülmektedir ve Serviks kanserinde izole edilen HPV virüslerinin % 50′ sinde HPV Tip 16 bulunmuştur.

    HPV aşısı 2006 yılında onaylanmış ve kullanılmaya başlanmıştır ve 9-26 yaşları arasındaki genç kızlara ve kadınlara yapılmak üzere lisansı alınmıştır.

    HPV aşılamaları anogenital kanser ve genital siğil sıklığını anlamlı ölçüde azaltabilir. Amerika’da 2006-2010 yılları arasında 14-19 yaşlarındaki kadınlarda aşı tipi HPV sıklığı % 56 oranında azalmıştır.

    HPV aşıları kaç çeşittir?
    HPV aşıları 3 çeşittir.

    Aşılama zamanı ne zaman olmalıdır?
    Kız çocuklara(ve hatta erkek çocuklara) Anogenital kanser ve siğillerin sıklığını azaltmak için 11-12 yaşlarında HPV aşısı önerilmektedir.
    Bivalan,Quadrivalan ve 9-valan aşılar 9-26 yaş kadınlarda önerilmektedir.Kızlara daha erken yaşlarda (15-26 yaşa karşılık 9-14 yaş) ve özellikle cinsel aktivite başlamadan önce aşılama yapıldığında daha iyi bir koruyuculuk elde edilmektedir.

    Aşıların uygulama şekli ve sayısı nasıl olmalıdır?
    Her 3 aşı da 0,1-2 ve 6 aylık bir planlamayla 3 dozluk seriler halinde verilmektedir (booster aşı uygulaması yoktur). İkinci veya üçüncü aşının dozunda bir gecikme olursa serilerin yeniden başlatılmasına gerek yoktur

    Aşılar güvenli midir?
    Her üç HPV aşısı için emniyetlik verileri güvenlidir, 60 milyondan fazla dağıtılan aşı ile yapılan aşılamada ciddi olumsuz etki saptanmamıştır. Aşılama sonrası aşılama yerinde hafif ağrı ve sızı olabilir, aşıya karşı allerjik reaksiyon gösterenler aşılanmamalıdır.

  • EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    Süt verme dönemindeki kadınların memesinde oluşan enfeksiyona Laktasyon Mastiti veya Puerperal mastit denir

    Mastit genelikle doğumdan sonra tek taraflı olarak memenin kızarması, ısınması ve şişmesi şeklinde kendini gösterir. Emzirme meme ağrısına sebep olur ve tam olarak memedeki süt boşalmaz. Buna ilaveten koltuk altı bezlerinde şişme, halsizlik ve yüksek ateş görülebilir. Mastit  çoğunlukla doğumu takiben birkaç haftanın içinde görülmekle beraber emzirmenin herhangi bir  döneminde de görülebilir (ilk 40 gün içinde olursa buna Lohusa mastiti denir).

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale (Abse drenajı) gerektirebilir.

    MASTİTİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    a)Erken dönemde

    Ağrı, Kızarıklık, Bölgesel sıcaklık artışı, Sertlik

    b)İleri dönemde

    Vücut ateşinin yükselmesi, Aşırı yorgunluk gibi  belirtiler  görülebilir. Bu tür belirtiler görüldüğünde derhal doktora başvurmalıdır.

    LAKTASYON MASTİTİ NEDEN  OLUŞUR ?

    Eğer emzirme sonrasında, süt kanallarından birinin tıkanması nedeniyle meme içinde süt birikmiş olarak kalırsa, biriken süt enfeksiyona yol açabilir.

    Bakteri; bebeğin ağzından, annenin meme cilt yüzeyinden veya meme başındaki bir çatlaktan süt  kanallarından birinin içine girebilir.

    Mastitin en önemli nedenlerinden biri kötü emzirme tekniğidir

    MASTİT OLUŞMASINI  KOLAYLAŞTIRICI  FAKTÖRLER NELERDİR?

    • Doğumdan sonraki emzirme döneminin ilk birkaç haftası
    • Meme başında  çatlak  bulunması
    • Emzirme sırasında tek bir pozisyonun kullanılması (memenin tamamen boşalması mümkün olmayabilir)
    • Aşırı yorgunluk ve stres
    • Kötü beslenme
    • Sıkı iç çamaşırı giymek​

    MASTİTİN TEDAVİSİ NASILDIR?

    Antibiyotik tedavisi; Emzirme dönemine uygun bir antibiyotik mutlaka kullanılır (Hekim tarafından belirlenen)

    Emzirmeden önce memeye masaj yapılması ve ılık ıslak kompresler uygulanması süt kanallarının açılmasına yardım edecektir. Meme enfeksiyonunun gerilemesi için memede süt birikmemesi çok önemlidir. Bunun için eğer mastitli memeden gelen sütün rengi çok bulanıksa, sütün rengi normale gelene kadar pompa aracılığıyla boşaltılması, emzirilmemesi ve sütün birikmesinin  önlenmesi önerilir. Ayrıca diğer memenin de emzirilmesi veya boşaltılması unutulmamalıdır. Memedeki çatlaklar ve yaralar enfeksiyon ihtimalini artırır. Bu tür yaraların uygun ilaçlarla tedavi edilmesi gerekir.

    MASTİT OLURSA EMZİRMEYİ BIRAKMAK GEREKİR Mİ?

    Çok nadir durumlar (iyileşmeyen inatçı meme abseleri) dışında emzirmeyi bırakmak gerekli değildir. Tam tersine süt kanallarındaki sütün birikimini önlemek için emzirmek önerilr.

    MEME ABSESİ NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR;

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale gerektirebilir. Mastit ile absenin ayrımı meme Ultrasonografisi ile mümkündür.

    Abse drenajının genel anestezi altında yapılması daha iyi sonuç verir.Abse odaklarının tümü açılmalı,birleştirilmeli ve iyi bir drenaj elde edilmelidir. İyileşmesi geciken durumlarda abseli bölgeden kanser şüphesini ortadan kaldırmak için biyopsi ve uygun antibiyotik seçimi için kültür yapılmalıdır.

    EMZİREN ANNELER MEME ENFEKSİYONLARINDAN NASIL KORUNUR?

    Emzirme doğru şekilde yapılmalıdır, memenin tam olarak boşaldığından emin olunmalıdır. Meme ucunda çatlak ve yara oluşmasını engelleyici tarzda bakım yapılmalı ve çatlak önleyici kremler kullanılmalıdır. Hijyene çok dikkat edilmelidir. Meme başı bakımına dikkat edilmelidir