Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • CİNSEL BOZUKLUKLARIN KADIN HASTALIKLARI İÇİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

    CİNSEL BOZUKLUKLARIN KADIN HASTALIKLARI İÇİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

    Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak her yaştaki kadının üreme ve cinsel sağlığı üzerine çalışıyorum. Neredeyse her kadının küçük bir cinsel sorunundan bariz bir cinsel bozukluğa varan geniş bir yelpazede problemi vardır. Kadınlar cinsel sorunları ile igili bir uzmana başvurmakta sıkıntı yaşarlar. Tüm dünyada olmakla birlikte ülkemiz gibi kapalı toplumlarda kadının bu konularda yardım talep etmesi nadirdir, garip karşılanır. Bu konuda kendisi yerine eşine odaklanır ve kendini ihmal eder. 

    Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak bizim tavrımız, konuşmamız hasta için kilit rol oynar. 

    Cinsel Sağlık Konusunda Engeller

          •Çoğur Kadın duyarsız bir jinekolog tarafından yapılan muayene sonucu sürekli korku duymasına ve yıllık PAP Smear testi bile yaptırmamasına neden olmuştur. 

          •Uzmanlar ve tıp cinsel işlevden çok üreme ile ilgilenmiş ve cinsellik göz ardı edilmiştir.
    Bu nedenle, her uzman cinsel problemler ile ilgili konulara yeterince hakim olmaz ve hastalara yardımcı olamaz. 

          •Sağlık çalışanları, doktorlar da halk gibi cinsel konulardan konuşurken rahat değildir. Bu durum hastanın doktor ile iletişimini de olumsuz etkiler. 

          •Özellikle hastane ortamlarında yetersiz zaman dilimi nedeniyle cinsel sorunların sorgulanması veya tedavisi boşa zaman kaybı gibi değerlendirilmektedir. 

    Ne zaman Jinekolojik Muayene yapılmalı?

    Cinsel Bozuklukların altında bazen jinekolojik sorunlar olabilir. Bazen hasta jinekolojik açıdan bir problem olmadığını duymak ister. Çoğu hastada fiziksel ve psikolojik nedenle bir aradadır. Sorun psikolojik başlasa da zamanla fiziksel bazı sıkıntılara sebep olur. Tam terside olabilir. Örneğin bir kadında ağrılı cinsel birleşme birkaç kere yaşanırsa sonrasında cinsel ilişkiden kaçınma ve orgazm olamama problemi yaşar. 

    Cinsel ilişkide ısrar edilirse (vajinismus gibi başka sorunlar çıkar. Ağrılı cinsel ilişkinin fiziksel nedeni tedavi edilse de başka cinsel sorunlar yerleşmiş olur)

    Fiziksel sorunu akla getiren belirtiler:

         •Cinsel birleşme öncesi, sırası ve sonrasında genital bölgede ağrı
         •Birleşme sırasında kanama
         •Islanma olmasına rağmen ilişkide ağrı 
         •Birleşme sırasında hormonal değişiklikler
         •Daha önce normal olan cinsel isteğin azalması

    Bu ve benzeri rahatsızlığı olan hastalar jinekolojik muayeneden geçirilmelidir. 

  • KANSERE KARŞI AŞI

    KANSERE KARŞI AŞI

    Her 10 kadından 8 inin hayatları boyunca en az bir defa hpv taşıyacağı bilinmektedir. Bağışıklık sistemimiz çoğunlukla bu virusü vucuttan temizler ama bunun gerçekleşmediği durumlarda belirli kanserler ve çeşitli hastalıklar vucutta oluşabilir. Rahim ağzı kanseri meme kanserinden sonra en çok ölüme sebeb olan 2. Kanser türüdür.

    Gebeliğin rahim ağzı kanserleri açısından olumsuz etkileri bulunmaktadır. Ancak rahim ağzı kanserleri diğer kanser türleri gibi kalıtsal (genetik )bir hastalık olmayıp, en çok HPV enfeksiyonları na bağlı bir hastalıktır. Bu nedenle HPV taşıyıcılığı olan kişilerin düzenli PAP smear testlerini yaptırmaları son derece önemlidir.

    Human papilomavirüs( HPV) yani insan siğil virusu oldukça bulaşıcı yaygın ve belirti göstermeyen bir virustur. Cinsel ilişki şart değildir deriyle temas bile yeterlidir. HPV kadın ve erkekleri etkiliyebilir

    Diğer taraftan sık partner değiştirmek, ilk cinselliğin çok erken yaşlarda yaşanması, sigara kullanımı, doğum kontrol hap kullanımı, çok sayıda çocuk doğurmak ve immün sistemin zayıflığı da rahim ağzı kanserleri açısından diğer risk faktörleridir. Gebeliğin ilk üç ayında yapılan PAP smear tarama testinin bebek açısından bir sakıncası olmayacağı gibi, olası bir kanser öncüsü lezyonun tespiti açısından önemi büyüktür.

    Serviks Kanseri (Rahim Ağzı Kanseri) HPV Aşıları ile İlişkisi Nedir?

    Hpv aşıları rekombinan dna teknolojisiyle üretilen protein aşılarıdır. Hpv 6 ,11, 16 ve 18 tiplerine karşı geliştirilmiş aşılardır. 16 ve 18 numaralı hpv tipleri serviks (rahim ağzı)kanserinin %70 inden sorumludur. 6 ve 11 numaralı tipler ise genital siğillerin %90 ınndan sorumludur.

    HPV Aşıları Kimlere Yapılır?

    Aşılar 9-26 yaşındaki kızlar/kadınlar için önerilmektedir. İdeal yaşı 11-12 yaş olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde her iki aşı için sağlık bakanlığının onayı vardır. 26-45 yaş grubu kadınlarda çalışmalar yurutulmekte ve HPV ile enfekte olmayan ve kanser Öncücü lezyonlara karşı koruyuculuğu %88-94 iken , genital siğillere karşı koruyuculuğu %100 olduğu gözlenmektedir.

    HPV Aşısının Koruyuculuğu Ne Kadardır?

    Bu etkinliğin aşılama işlem süresi 9.5 yıl boyunca sürdüğü gösterilmiştir. Antikorlarının 20 yıl boyunca yüksek düzeyde kalabileceği ön görülmektedir.

     

  • VAJİNAL KAŞINTILAR

    VAJİNAL KAŞINTILAR

    (DIŞ GENİTAL ORGANLARDA KAŞINTI)

    Vajina ve vulvada olan kaşıntılar genellikle vajinal akıntılar ile birlikte olabilir, bazı

    durumlar da ise akıntı olmadan da kaşıntı olabilir.

    Özellikle üreme çağında olan kadınlarda servikal bezlerden ve vajina duvarından berrak

    bir mukus salgısı olur. Üretilen bu mukusun miktarı, adet günlerine bağlı olarak salgılanan hormon

    düzeylerine göre sürekli olarak değişir. Sevikal mukus, hava ile temas edince beyaz veya sarı

    yönünde renk değiştirir. Cinsel ilişki sırasında, ovülasyon (yumurtlama) döneminde ve gebelik

    olduğunda servikal mukus miktarı artar. Çeşitli genital enfeksiyonlar akıntının renk ve miktarını

    değişmesine, kötü kokuya ve kaşıntıya neden olabilir.

    Genital Organlarda Kaşıntı Yapan Nedenler

    ­Vajinal mantar enfeksiyonları: Peynir, süt kesiği tarzında vajina ve vulvada kaşıntılı

    akıntıya neden olur.

    ­Bakterial vajinozis: Cinsel yolla bulaşmayan, normal vajinada yaşayan bakterilerin

    uygunsuz şartlarda aşırı artması sonucu krem tarzında kötü kokulu, genital organlarda kaşıntı ve

    irritasyon yaratan bir akıntının ortaya çıkmasına neden olur.

    ­Tricomonas, klamidya, gonore gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar akıntı ve aşırı

    kaşıntıya neden olabilir.

    ­Genital bölge temizliği için kullanılan deterjanlar, sprey, krem, jel, kontraseptif köpükler

    vajina ve vulvada irritasyon ve kaşıntıya neden olurlar.

    ­Vajinal tampon kullanmak ve uzun süre vajinada unutmak kötü koku ve kaşıntı

    ­Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin düşmesi (atrofik vajina) vajinada darlık,

    kuruluk, irritasyon ve kaşıntıya neden olabilir.

    ­Nadiren genital kanserler kaşıntı nedenidir.

    ­Dış genital organlarda HPV etkisi ile oluşan siğiller, liken planus gibi dermatolojik

    hastalıklar da genital kaşıntı nedenidir.

    Genital Kaşıntılar için Önlem

    Genital bölge daima temiz ve kuru tutulmalıdır.

    Vajinal sprey, pudra çok tehlikelidir. Daima pamuklu iç çamaşırı giyilmeli, sentetik üretilen

    eşyalar asla kullanılmamalıdır.

    Tuvalat temizliği daima önden arkaya doğru olmalı. Banyoda ise genital bölge uygun bir

    şekilde tam olarak temizlenmelidir.

    Vajinal duştan sakınmak gerekir. Çünkü, vajinal duş, vajinada mevcut olan flora

    bakterilerini ortadan kaldırır. Halbuki bu bakteriler vajina enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Kan

    şekeri de daima kontrol altında tutulmalıdır. Kan şekeri yükselirse vajinal enfeksiyonlar (özellikle

    vajinal mantar enfeksiyonu) artar.

    Vajinal enfeksiyondan şüphe edildiğinde öncelikle muayene olarak; gerekirse vajinal

    kültür ve servikovaginal smear testi yapılarak ya da inatçı enfeksiyonlarda HPV DNA ve cinsel

    yolla bulaşan hastalıkların etkenini tespit etmek için vajinadan örnekler alınarak PCR yöntemi ile

    kesin tanı konulduktan sonra uygun tedaviler yapılarak bu enfeksiyondan ve bunların neden

    olduğu kaşıntılardan kurtulmak mümkündür. Vajinal enfeksiyon devam ederken vajinal tampon

    asla kullanılmamalıdır. Enfeksiyonların yayılmasını önlemek için cinsel birliktelik sırasında

    gerekirse mutlaka kondom kullanılmalıdır.

    Makale Yazım Tarihi: 29.07.2016

    Op. Dr. Kutlugül Yüksel

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

    Eskişehir yolu, 9. Km, No: 266, Tepe Prime

    C Blok No: 45 Ankara

    Tel: 0312 4258530

    Cep: 0532 6121783

    www.kutlugulyuksel.com.tr

    www.ankarakadindogumcu.com

  • HİPERPROLAKTİNEMİ

    HİPERPROLAKTİNEMİ

    Prolaktin hormonu süt hormonu olup belirli düzeylerde kadın üreme organlarının gelişimi ve fonksiyonu için gereklidir.

    Prolaktin hormonu beynimizin hipofiz bezinden üretilir. Kadınlarda normal prolaktin düzeyleri genellikle 25 ng/ml nin altındadır. Prolaktin hormonunun yüksekliğine yol açan durumları şöyle sıralayabiliriz.

    Açıklama: http://www.jinekolognet.com/pictures/bullet.gif Hamilelik ve emzirme dönemleri Hipofiz bezinin prolaktin salgılayıcı tümörler (mikroadenomlar ve makroadenomlar) Hipotiroidi, yükselen TRH hormonu yüksekliği Psikiyatride kullanılan ilaçların bir kısmı (antidepressanlar ve antipsikotikler) Diğer farmakolojik ilaçlar (özellikle bulantı giderici ilaçlar) Diğer sebepler (Böbrek yetmezliği, Karaciğer sirozu gibi) İdiopatik (sebebi tespit edilemeyen) nedenler

    Prolaktin hormonu yükselince (hiperprolaktinemi durumunda) vücutta ne olur? -Adet düzensizlikleri (az adet olma, seyrek adet olma, adet olamama) -Meme ucu akıntısı (gebelik dışında süt gelmesi = galaktore). -Yumurtlamanın bozulmasına bağlı olarak gebe kalamama (kısırlık) görülebilir

    Ayrıca prolaktin yüksekliğine sebep olan esas hastalığa bağlı belirtiler ise şöyledir;

    Açıklama: http://www.jinekolognet.com/pictures/bullet2.gifHipofiz, hipotalamus belgelerinde diğer iç salgıların bozukluğu ve bunlara ait fonksiyon bozukluğu Tümörlerde baş ağrısı görme bozuklukları Tiroit bezi çalışma bozukluklarında; halsizlik, iştahsızlık, enerji azlığı, depresyon

    Tanı Eğer prolaktin seviyeleri yüksek ise yapılması gereken mutlaka troid hormonlarına bakılmalıdır. Ayrıca Hipofiz MR çekilir.

    Prolaktin yüksekliği nasıl tedavi edilir?

    Hiperprolaktinemi ilaç tedavisine iyi yanıt verebilmektedir. Tedavide ilaç kullanımı en geçerli ve sağlıklı yöntemdir, prolaktin hormonu üretimini ve kana salınımını denetleyen hormona yönelik ilaçlar kullanılır ve hastaların çoğunda ilaç tedavisi ile sorun ortadan kalkar. Ancak ilaç tedavisi yan etkilerden dolayı kolay bir tedavi değildir. Bazı hastalarda baş dönmesi, bulantı ve halsizlik, tansiyon düşüklüğü gibi problemler yaratabilir, bunlar zaman içerisinde azalır ve tedavi bittiğinde de kaybolurlar. Öncelikle Prolaktin düzeyini yükselten neden bulunmaya çalışılmalı ve bu neden tedavi edilmelidir. Şikâyet gebe kalamama olduğunda ve kişide prolaktin yüksekliği saptanmışsa genelde prolaktin seviyesini düşüren ilaçlar ve bazen beraberinde yumurtlamayı sağlayıcı ilaçlar kullanılır. Sorun göğüslerden süt gelmesi olduğunda ise prolaktin seviyesini düşüren ilaçlardan faydalanılır. Şikâyet adet düzensizliği olduğunda yine prolaktin seviyesini düşüren ilaçlardan faydalanılabilir ancak çocuk isteği olmayan bir kadında sadece belirtiyi ortadan kaldıran, yani adet kanamalarını düzene sokan doğum kontrol hapı gibi ilaçlardan da faydalanılabilir.

    Hipofiz Adenomunun Tedavisi

    Görüntüleme yöntemleriyle kişide hipofiz adenomu adı verilen iyi huylu tümörler saptandığında öncelikle bunun bası belirtileri yaratıp yaratmadığı araştırılır. Adenomlar iyi huylu tümörlerdir ve oldukça da sık gözlenirler, kanserleşme eğilimi göstermezler ve genellikle yavaş büyürler. Yapılan otopsilerde 70 yaşında olup şikâyeti olmadığı bilinen kadınlarda bile % 5 oranında hipofiz adenomuna rastlanabilmektedir. Hipofiz adenomlarının çapları bir santimetreden küçük olanlara mikro adenom, büyük olanlara makro adenom adı verilmekle beraber önemli olan adenomun boyutu değil çevre dokulara baskı yapıp yapmadığı, büyüme ve hormon salgılama hızıdır. Hipofiz adenomunun çevreye yaptığı baskının derecesi genellikle görüntüleme yönteminde net olarak izlenmekle beraber görme sinirine bası varlığını araştırmak amacıyla görme alanı muayenesine de başvurulur. Adenomların büyük kısmı prolaktin düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilir. Böylelikle operasyonlara oldukça az başvurulmaktadır. Özellikle şiddetli belirtilere neden olan (şiddetli baş ağrısı, görme alanının çok daralmış olması) veya hızlı büyüme eğilimi gösteren adenomlarda ameliyat gerekebilir.

  • MINI IVF

    MINI IVF

    İlk tüp bebek uygulamalarında, çok yoğun ilaç kullanımıyla, çok sayıda yumurta elde etmenin, başarı şansını artırdığı düşünülmüştür.Ama son yıllarda, çok yumurtanın, yumurta kalitesini bozduğu ve gebelik şansını azalttığı ortaya çıktı.

    MİNİ-IVF protokolü nedir?

    MİNİ-İVF  Japonya’daki Kato Klinik tarafından geliştirilmiş çok özel bir protokoldür. Bu protokolde günlük iğneler ve  yüksek dozda ilaç kullanımı yoktur . Hatta sonrasında 10. Haftaya kadar uzanan progesterone iğnelerinin kullanımını da gerektirmeyen basitleştirilmiş tüp bebek tedavisidir. Özellikle yaşı ilerlemiş hastalarda başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha yüksektir.

    MİNİ-İVF daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi esasına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar toplandıktan sonra klasik tüp bebek ve ICSI teknikleri uygulanır. Sonrasında oluşan kaliteli embriyolar hastaya transfer edilir. Bu tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. 
      

    MİNİ-İVF kimlere uygulanabilir?

    MİNİ-İVF te amaç çok sayı da yumurta elde etmek değil, kaliteli yumurtalar elde etmektir. Bu nedenle vücüdunuz bir yumurta üretse dahi tedavinin iptali yada yaşınızdan dolayı tedaviye alınmama gibi bir durum söz konusu değildir.Bir bebek dünyaya getirmek için sağlıklı  bir yumurtanın olması yeterlidir.

    Yaşı ileri olan ya da yumurtalık rezervi azalan kadınlarda; 

    Bu hastalarda daha az ilaç verilmesi  hastanın kendi hormonları ile yumurtaların gelişmesini ve daha kaliteli olmasını sağlar . 
    FSH hormonunuz yükselmiş olsa da hala adet görüyorsanız MİNİ-İVF ile hala gebe kalmak için bir şansınız olabilir.

    Yaşı genç olan ve çok sayıda yumurta üretimi olan kadınlarda;
    Özellikle polikistik over hastası olan  kadınlarda, hem daha kaliteli yumurta gelişimini sağlamak hemde hastayı hiperstimülasyon riskinden korumak için uygulanır. Fazla yumurta gelişimi de fazla miktarda östrojen hormonu üretimine ve buna bağlı olarak yumurta kalitesinin bozulmasına neden olur.  Bu nedenle çok az ilaç kullanılarak yumurtaların aşırı uyarılması engellenmiş olur.

    Tüp bebek tedavilerinde sağlıklı yumurta ve embriyo gelişimi olmayan hastalarda;
    Bu tedavi ile yumurtaların kadının kendi ürettiği hormonlar tarafından büyütülmesi sağlanarak daha kaliteli yumurta elde etmek amaçlanır.

  • DOĞUM

    DOĞUM

    Gebeliğin ilk 36-38. haftasında uterus doğum için hazır hale getirilir ancak uyarılara kapalıdır. Aynı zamanda uterus girişi de yumuşamaya başlamış ancak yapısal bütünlüğünü korumaktadır. Uzun süren bu sessizlik dönemini uterustaki kasılmaların başlaması ve uterus girişinde incelme ve açıklık başlaması izler. Doğum dört fazda incelenir.

    Faz 1(sessizlik fazı): döllenmeyle birlikte uterusta bir sessizlik dönemi başlar. Bu sessizlik gebeliğin sonuna kadar devam eder. Bazen gebeliğin ilerleyen haftalarında uterusta zayıf kasılmalar olabilir. Eyleme yol açmayan bu kasılmalara yalancı eylem denir.

    Faz 2(hazırlık fazı): gebeliğin son 6-8. Haftasında uterusta hareketlilik başlar. Bu fazda eylem için uterusta ve servikste değişiklikler ortaya çıkar. Uterusun alt segmenti oluşmaya başlar ve fetusun önde olan kısmı aşağıya iner. Servikste kollajen lifler yıkılır ve serviks yumuşar.

    Faz 3(doğum fazı): Doğum fazı 3 evreden oluşur.

    1. Evre: fetusun pasajdan geçmesi için gerekli olan serviks genişlemesinin tamamlanması için geçen süreyi kapsar. Yaklaşık 12 saat surer. Eylemde başlayan uterus kasılmaları tamamen istemsizdir. Bu kontraksiyonları sıklığı 10 dakikadan 1 dakikaya kadar düşer. Kontraksiyon arasındaki bu bir dakikalık dönem fetusun iyilik hali için çok büyük önem taşır. Uterusun kas tabakası üst kısımda daha kalın ve ilçeriğini dışarı itercesine çalışırken, uteresun alt segmenti bu pasajı kolaylaştıracak şekilde daha yumuşak ve ince olarak faaliyet gösterir.

    2. Evre: Bu evre serviksin dilatasyonunun tamamlanmasından fetusun doğumuna kadar olan süreyi kapsar. Hiç doğum yapmamış olan kadınlarda ortalama 50 dakika maksimum 2 saat surer. Çok doğum yapmış kadınlarda ortalama 20 dakika maksimum 1 saat surer.

    3. Evre: bu evre fetus çıktıktan sonra plasenta ve fetal membranların atılmasına kadar geçen süredir. Genellikle 10 dakika surer.

    Faz 4(puerperium fazı): doğumu takip eden 1 saat içinde uterusun kontrakte olması ile uterus damarlara basınç uygulanır ve kanama önlenmiş olur. Aynı anda anne sütünün gelmesi ile bebek emzirilmeye başlanır ve emme refleksi ile salınan oksitosin hormonu da uterus kontraksiyonlarına yardımcı olur.

  • RAHİM İÇİ ARAÇ ( RIA , SPİRAL)

    RAHİM İÇİ ARAÇ ( RIA , SPİRAL)

    RIA dünyada ilk kez 1909 ‘da Richter tarafından uygulanmıştır. Günümüzde gebeliğin önlenmesi  amaçlı en yaygın olarak kullanılan yöntem  RIA takılmasıdır .  Rahim içi araçlar halk arasında spiral olarak adlandırılırlar. Spiral koruyuculuğu uzun süren ,  geri dönüşlü bir doğum kontrol yöntemidir. Spiraller rahim içine yerleşecek boyutlarda  çoğunlukla bakır  içeren plastik medikal araçlardır. Cu içeren spiraller sadece aile planlaması amaçlı spirallerdir. Bunun yanında hormon içeren spiraller de vardır. Bu spiraller asıl olarak rahim kanamalarını azaltmak amacıyla kullanılır ancak beraberinde aile planlaması etkisi de vardır.

       Kısaca RIA (spiral ) çeşitlerinden bahsetmek gerekirse ; En çok kullanılan iki tip spiral vardır.

    1-Bakırlı RIA (Spiral ) : TCu 380 A ,Multiload (MLCu 250 ve 375 )ve Nova T (TCu 200 Ag ve 380 Ag)

    TCu 380 A  : Şekil olarak T harfine benzer.  Gövde bölümüne sarılmış 314 mm²bakırın yanı sıra, her iki kolda 33’er mm²’lik iki bakır bant bulunmaktadır. 10 yıl süreyle koruyuculuğu devam eder.

    Multiload (MLCu 250 ve 375): Dikey bir gövde ve bu gövdenin  üzerinde dikensi çıkıntıları olan at nalı şeklinde iki koldan oluşur.Gövde kısmında 250 veya 375 mm2 bakır sarılmıştır. İçerdiği bakır miktarına göre 3-5 yıllık koruyuculuğu vardır.

    Nova T (TCu 200 Ag ve 380 Ag) :Şekil olarak T harfine benzer.  Gövde kısmında gümüş çekirdekle stabilize edilmiş 200 ya da 380 mm2 bakır tel sarılmıştır. 5 yıl koruyuculuğu vardır.

     2-Hormonlu RIA lar ( Spiral) : Gövde kısmında progesteron  preparatı olarak Progestasert ile levonorgestrol (LNGg 20 ) içeren LevoNova ve Mirena vardır.

    T şeklindeki gövdesinde 52 mg levonorgestrel içeren bir silindir vardır. Günde 20 mikrogram levonorgestrel salarak 5 yıl süreyle korur.

    Spiralin koruyuculuğu ne zaman başlar ve ne zaman biter?

    Spiral takılır takılmaz koruyuculuk başlar .Spiral çekilir çekilmez de biter.

    Spiral kimlere takılır?

    **Çocuk sayısını tamamlamış veya en azından bir çocuğu olan kadınlara özellikle hormonal bir sistem kullanmak istemiyorsa.

    **Emziren kadınlara.

    **Sigara kullanımı, ileri yaş veya bazı nedenlerle  doğum kontrol hapı veya hormon içeren yöntemler kullanamayan kadınlarda.

    **Acil korunma amaçlı korunmasız ilişki sonrası  erken dönemde  spiral takılırsa gebeliğin rahme yerleşmesini engelleyebilir.

    Spiral kimlere takılmaz?

    **Spiral hiç çocuğu olmayan  kadınlara takılmaz.

    **Sebebi bilinmeyen anormal kanamalarda.

    **Bilinen bir gebelik varsa veya gebelik şüphesi varsa.

    **Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı varsa.

    **Yakın zamanda geçirilen bir rahim enfeksiyonu varsa veya halen aktif bir genital enfeksiyon varlığında

    **Rahimde perde  olduğunda ve servikal yetmezlik olduğu  hallerde.

    **Bakıra allerjisi olan kadınlar .

    **Willson sendromu denilen vücutta bakır birikmesi ile giden bir genetik hastalığı olan kadınlara.

    **Pap smear sonucunun  anormal çıktığı hallerde.

    **Servikal erozyon teşhisi konulduğunda.

    **Kanama pıhtılaşma bozukluğu olanlarda.

    **Myomları  olan rahimde lokalizasyon ve büyüklüğüne göre takılmayabilir.

    **Kötü huylu tümör varlığında .

     Spiral  ne zaman takılabilir?

    Spiral adetin miktar olarak azaldığı günlerde takılır. Adet döneminde takılmasının iki sebebi vardır; birincisi adet dönemi kadının gebe olmadığının kanıtıdır. İkincisi adet döneminde rahim ağzının açılması ve spiralin daha rahat takılabilmesidir.

    Normal doğum gerceklestikten sonra ilk 48 saat icerisinde veya 40 gün  sonra spiral takılabilir. Normal doğum sonrası ilk 40 gün cinsel ilişkide bulunulmadığından  adet beklemeye gerek yoktur.

    Spiral düşük ve küretaj sonrası müdahalenin hemen ardından takılabilir.

    Spiral uygulaması nasıl olur?

    Spiral uygulaması oldukça kolaydır. Uygulama sırasında anesteziye ihtiyaç yoktur ancak bazen hastanın isteği üzerine hafif anestezi de uygulanabilir.

    Hasta jinekolojik masaya yatırılır. Vajen ve rahim ağzı antiseptik solüsyonlar ile temizlenir. Hasta ile birlikte karar verilen spiral rahim içine uygun yöntemle yerleştirilir. Spiralin ipleri rahim ağzından hafifçe sarkacak şekilde kesilir. Spiralin iplerinin olması rahimden rahatça çıkarılması için gereklidir.

    Spiral kullanımı sırasında acil doktora başvurulması gereken durumlar: 
    **Anormal vajinal kanamalar

    **Adet gecikmesi

    **Şiddetli kasık ağrısı , ani kramplar 

    **Açıklanamayan ateş ve titreme nöbetleri

    **Kötü kokulu akıntı, kötü kokulu adet ve ilişki sonrası koku hissetme 

    **Spiralin cinsel ilişki esnasında  partneri tarafından spiralin hissedilmesi (normalde spiral asla hissedilmez. Eğer hissediliyorsa büyük ihtimalle  spiral yerinden kaymıştır).

    Spiral takıldıktan sonra dikkat edilmesi gereken haller:

    **Spiral takıldıktan hemen sonra  geçici ağrı ve kramplar gözlemlenebilir. Ağrı kesiciler kullanılabilir.

    **Spiralde kayma en çok ilk 1 ayda olduğundan ilk kontrol 1.ayda sonra 6 .ayda daha sonra da hiçbir şikayet olmasa da senede bir jinekolojik olarak kontrol edilmelidir.

    **Adet dönemlerinde rahim ağzı daha açık olduğundan karın içi basıncın artıracak hareketlerden kaçınılmalıdır.(ıkınma , ağır yük kaldırma, aşırı öksürük gibi)

    **Spiral takıldıktan sonra proflaktik antibiotik kullanımına yer yoktur. Ancak kişisel hijyene dikkat edilmelidir.

    Spiral (RİA) gebeliğin oluşmasını nasıl önlemektedir?

    Spiralin bakır içeriğinin spermlere öldürücü etkisi vardır. Ayrıca spiralin rahim içerisinde oluşturduğu iltihabi durum gebeliğin  rahme yerleşmesini  önler. Progesteron ihtiva eden spiraller, yumurtlamayı önleyici güce sahiptir. Progesteron içeren Mirena  servikal mukusu kalınlaştırır. Bu sayede spermlerin geçisini önler.

    Spiralin gebelikten korumada başarı oranı nedir?

    Hiçbir doğum kontrol yöntemi % 100 koruma sağlamaz. Spiral oldukça etkin ve güvenilir bir doğum kontrol yöntemi olarak kabul edilir. 1 sene icerisinde hamile olma riski neredeyse %1 – 3 arasındadır.

    Spiral kullanırken hamilelik meydana gelir mi?

    Evet spiral kullanılırken de hamile kalma  riski vardır. Spiral kullanırken  hamilelik meydana gelmesi  sıklıkla spiralin  düşmesi veya yerinden aşağı doğru kayması sonucu  meydana gelir. Ancak bazen Spiral rahim içinde istenilen yerde  iken de  gebelik  oluşabilir. Bu durumda  gebeliğin devamı  isteniyorsa spiralin derhal çıkarılması gerekir. Çünkü spiral rahim içinde kalması enfeksiyon ve septik şoka  neden olabilir.

    Ancak spiralin cıkarilması gebeliğin  düşmesine neden olabilir. Hamilelik sonlandırılmak isteniyor ise, o zaman küretaj yöntemine başvurulabilir.  Gebeliğin  ilerlediği durumlarda  spiralin çıkartılması  mümkün değildir. Bu durumda gebelik spiralle birlikte devam edebilir. Bu durumda sanıldığı gibi bebekte herhangibir anomaliye neden olmaz.

    Spiral kullanımı  dış gebelik oluşmasına yatkınlık yapar mı?

     Spiral kullanırken  gebe kalan  kadınlarda, oluşan  gebeliğin dış gebelik olma ihtimali spiral kullanmayan kadınlara oranla daha yüksektir. Bu oran hormonlu spiral kullanımında daha da yüksektir.

    Spiral kısırlık yapar mı?

    Spiral kullanımı genital enfeksiyon riskini artırır . Dolayısıyla özellikle tüp ve yumurtalıkları tutan klamidya , gonore (bel soğukluğu) enfeksiyonlar yapışıklıklara neden olarak ,normal doku yapısının kaybolmasına neden olarak kısırlığa neden olabilir.

  • Premenstruel Sendrom(Adet Öncesi Gerginlik Sendromu)

    Premenstruel sendrom(PMS), regl döngülerinin ikinci fazında emosyonel ve fiziksel semptomlara yol açan siklik yakınmalardır. Kadınların yaklaşık %80’inde premenstruel yakınmalar görülmektedir. Ancak %3-5’inda bu yakınmalar kadının iş hayatını, sosyal yaşantısını etkileyecek kadar şiddetlidir. Premenstruel sendromu olan kadınlarda siklusun ikinci fazıyla ilişkili olarak fiziksel, davranışsal ve duygu durumu değişiklikleri görülmektedir. Regl döngüleri sırasında olan hormonal değişikliklere karşı santral sinir sisteminin anormal cevabı vardır. Bu sendromla ilişkilendirilmiş pek çok yakınma vadır. Bu nedenle premenstrual sendromun tanısında hastanın yakınmalarının siklik olması çok önemlidir. Hastada memede şişkinlik, mastodini, başağrısı, kabızlık, halsizlik, anksiyete, libido değişikliği, depresyon, aşırı yemek yeme gibi yakınmalar gözlenebilir.

    Tanıda semptomların zamanı önemli. En az 5 şikayetin mens başlamandan bir hafta önce görülmesi gerekir. Adet kanamasının başlamasıyla hastanın şikayetleri düzelmeye başlar. Adet kanamasının bittiği hafta şikayetler minimal düzeye düşer ya da tamamen kaybolur. Duygu durum değişkenliği(aniden üzgün ya da ağlamaklı olması), sinirlilik, depresif duygu durumu ve anksiyete şikayetlerinden en az birinin olması tanı koyma kriteridir. Konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı, uykusuzluk, memelerde şişkinlik, ağrı, kas iskelet sistemi ağrıları gibi fiziksel şikayetler olabilir ama tanı koymak için şart değildir. Semptomlar hastanın iş, okul ve sosyal hayatını etkiler.

    Tedavide hastanın eğitimi ve bilgilendirilmesi önemli. PMS kadınlarının çoğu şişkinlik ve gerginlikten şikayetçi olurlar. GenelliklekKilolarında herhangi bir değişiklik ve ödemleri yoktur. Eski tıbbi metinler, özellikle psikolojik rahatsızlığı olan PMS kadınlarında aniden gelişen ödeme bağlı kilo artışı tariflerler. Bu aslında PMS’nin alışık olmayan formundaki, ani sıvı tutulumu ile ilgilidir. Düşük sodyum ve korbanhidratlı diyetin aniden yüksek karbonhidrat ve sadyum içeren diyete dönmesi PMS’li kişilerde 24 saat içinde 5 kg’lık bir kilo artışına neden olabilir. PMS’li hastaların tatlı ve tuzlu gıdalara olan yaygın isteği ve bu yöndeki diyet değişiklikleri bu olağan dışı ödemin sebebi olabilir. Bu nedenle tuz ve rafine karbonhidrat alımının azaltılması bu ödem ve şişkinliğin tedavisinde yardımcı olur. Taze meyve ve sebze tüketilmesi, kırmızı et ve içinde katkı maddesi bulunan gıdalardan uzak durulması bazen yararlı olabilmektedir. Bununla birlikte uykusuzluk, gerginlik şikayetlerinin yoğun olduğu kadınlarda kafein alımının azaltılması gerekir.

    Adet öncesi kadınlarda artan alkol alım isteği ve alkol tüketimin artması evlilik anlaşmazlıkları yaratabilir ve bu konuda hastalar uyarılmalıdır.

    Az ama sık beslenme önerilir. Kalsiyum takviyesinin yararlı olduğunu gösteren yayınlar mevcuttur.

    Düzenli aerobik egzersiz PMS semptomlarını azaltır, hastaların gevşemelerine ve uykularına da yardımcı olur.

    Mefenamik asit içeren ilaçlar şikayetlerin hafifletilmesinde yardımcı olabilir ama aspirine duyarlılığı olanlarda ve mide ülseri olanlarda kullanılmamalıdır.

    Vitamin B6, antidepresan ilaçlar, serotonin metabilizması ile ilgili ilaçlar, hormon ilaçları diğer medikal tedavi seçeneklerindendir. 

  • VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    Vajinismus ve Kızlık Zarı

    Kızlık zarı tıpta ‘himen’ olarak bilinmektedir. Vajinismus ile kızlık zarı yapısının bir ilgisi var mı bunu anlamak için kızlık zarı yapısı ve kızlık zarı tiplerini bilmek gerekir.

    Kızlık zarı nerededir?  Kızlık zarı (himen) vajinanın hemen girişinde yer alan 1.5 – 2 mm ebatlarında ince ve çoğu zaman elastik bir deri katlanışından oluşmaktadır. Ortası deliktir. Bu delikten adet kanı dışarıya akmaktadır. Çok nadiren ortasında delik bulunmaması gibi doğuştan gelen kusurlar neticesinde kişi buluğ çağına geldiğinde adet görememe ve karın ağrısı şikâyetleri ile hekime başvurmaktadır (imperfore himen) ve bu durumda zar cerrahi işlemle açılmaktadır.

    Kızlık zarı yapısı nasıldır?Kızlık zarının yapısı çoğu zaman elastik olmakla birlikte bazen (sert) olabilir. Çoğu zaman yuvarlak (halka) şeklinde olmakla birlikte, ortasında perdeli, ince delikli ve yarımay şeklinde yüksek kenarlı tipleri de olabilmektedir.Vajinismus ilişki sırasında birleşme anı geldiğinde kaygı ile kadının kendisini kasması ve cinsel birleşmeye engel olması halidir. Çoğu zaman durum tamamen psikolojiktir; korku ve kaygıyı azalttıkça sorun rahatlıkla çözüme kavuşmaktadır. Ancak nadiren bazı durumlarda kızlık zarına bağlı doğuştan gelen kusurlar (perdeli kızlık zarı, sert kızlık zarı, elek şeklinde veya yarımay kızlık zarları) vajinismus sorununa yol açabilir. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında penise baskı uygulayarak, kasılmanın da etkisi ile ilişkiye izin vermeyebilir.

    Vajinismusta kızlık zarı problemleri nasıl anlaşılır? Vajinismus sorunu yaşayan bir kadında ilk seansta deneyimli bir jinekolog tarafından jinekolojik muayene yapılması zorunludur. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarı ile ilgili doğuştan gelen bir kusur varsa bu 10-15 saniyelik görsel bir inceleme sonrasında rahatlıkla belirlenebilmektedir.
    Vajinismusa kızlık zarı kusuru eşlik ederse…Bu durumda cerrahi işlem ile kızlık zarının çıkartılması (himenektomi) veya kızlık zarına kesi atılması (himenotomi) operasyonları şarttır.
    Vajinismusta kızlık zarı ameliyatları her zaman gerekli değildir… Vajinismus sorunu yaşayanların pek çoğunun kızlık zarı jinekolog tarafından gereksiz yere alınmaktadır. Kızlık zarı ile ilgili bir sorun olmadığı sürece ameliyatla kızlığın alınması kesinlikle sorunu çözmeyeceği gibi çözümü daha da zorlaştırmaktadır. Tedavi sürecini iyice karmaşık hale getirir
    Özet olarak; Vajinismus çoğunlukla bir kızlık zarı veya vajina sorunu değildir ve sorunun kaynağı genelde psikolojiktir.

    Küçük yaşlardan itibaren geleneksel yetiştirme tarzı ve duyulan abartılı ilk cinsel deneyim hakkındaki mesajlara bağlı gelişen bir kaygı bozukluğu sonrasında ortaya çıkan refleks kasılmalarla cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur.
    Cinsel ilişkiye giremeyen kadınlarda kızlık zarı ile ilgili anatomik engeller varsa cerrahi işlemler uygulanabilir. Bu cerrahi işlem sonrasında da çoğunlukla cinsel terapi yapılmalıdır. Nitekim fiziksel engeller, zaman içerisinde psikolojik sorunlara neden olabilmektedir.
    Vajinismus hastalarında kızlık zarında bir sorun olmadığı halde, gereksiz şekilde kızlık zarının alınması veya kesilmesi ise sorunu çözmeyecektir.

    Vajinismus ve Klitoris

    Clitoris cinsel zevk almada önemli görevi olan bir yapıdır. Vajinismus hastalarında cinsel birleşme olmadan dışardan uyarılma ile klitoral orgazm olabilirler. Bu eşleri tarafından veya kendileri klitorisi uyararak orgazm sağlayabilir.
    Cinselliğin temel amacı haz almak, keyif almaktır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların pek çoğunun ortak özelliği kendi vücutlarını yeterince tanımamalarıdır. Çoğu, hayatları boyunca kendi cinsel organlarına ayna ile bakmamış, dokunmamışlardır. El aynası ile genital organlarına baktıklarında korkan, hatta tiksinen hastalar bulunmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayan kadınların kendi cinsel organlarına ayna ile bakması, mastürbasyon yolu ile klitoris ve diğer haz bölgelerini keşfetmesi, yani kendi vücudunu mutlaka tanıması gereklidir. Aşırı tabularla yetiştirilmiş kadınlarda bu tür uygulamalar son derece zor ve zahmetlidir.
    Yetiştirme tarzındaki yanlışların giderilmesi, doğru cinsel bilgilendirmenin sağlanması, klitoris, kızlık zarı ve cinsellik ile ilgili yanlış bilgilerin düzeltilmesi vajinismus hastalarının tedavisindeki ilk aşamadır.

    Klitorisin anatomik yapısı ve fonksiyonu nedir?

    Klitoris; her iki küçük (iç) dudağın üstte birleştiği noktada dışarıdan bakıldığında görülen baş kısmı, doku içerisine gömülü gövde ve her iki yöne uzanan bacak kısımları ile kadınlarda cinsel hazzı ve orgazmı sağlayan temel organdır.Cinsel ilişkide klitoris aynı erkeğin penisi gibi kanla şişerek genişlemekte ve buradan aldığı uyarının beyne taşınması ile orgazm fonksiyonu ortaya çıkmaktadır. Orgazmın kaliteli olması cinsel ilişkide tatmin için son derece önemlidir.
     

    Kadınlarda kaç çeşit orgazm vardır?

    Klitoral orgazm: Kadınların bir kısmı klitoris uyarısı ile dıştan sürtünerek orgazmı yaşayabilirler Sürtünme genelde elle, penisle, yabancı bir cisimle veya partnerin vücudu ile olur.

    Vajinal orgazm: Daha az kadında hem dıştan sürtünme yolu ile hem de penis vajina içerisinde yani ilişki sırasında) orgazm olabilirler
     

    Vajinismus ve Vajina

    Vajinismus ve vajina kelimeleri çoğu kez birbirine çağrışım yapmaktadır.

    Vajinismus vajina sorunu mudur?

    Vajinismus vajina sorunu mudur, vajinismus ismi vajinadan mı gelir gibi sorular aklınıza gelebilir. Hatta hastaların pek çoğu vajinismus yerine yanlış şekliyle “vajinamus” kelimesini telaffuz etmektedirler.Vajinismus cinsel ilişkideki istem dışı kasılmalara bağlı olarak gelişen cinsel ilişkiye girememe sorunudur. Genelde kasılmalar tüm vücutta olabildiği gibi genelde vajinanın 1/3 alt kısmında yer almaktadır. Bu şekilde ilişki gerçekleşemez.

    Vajina nasıl bir organdır?Vajina 8 ile 10 cm arasında uzunluğa sahip, enleme ve uzunlamasına genişleme kapasitesine sahip, bağ ve kas dokularından oluşan bir organdır. Cinsel ilişki ve doğumun gerçekleştiği bir geçiş bölgesidir. Aynı zamanda rahimden çıkan adet kanı da vajina yolu ile dışarı taşınmaktadır.Vajina içindeki tırtıklı yapı, ilişkideki hazzı arttırmakta ve dokunun esnemesine neden olmaktadır (ruga vagina).Vajinismus kelimesi her ne kadar içerisinde vajinayı çağrıştırsa da; aslında vajinismus vajina ile ilgili bir problem değildir. Sorun, kaygıya bağlı istemsiz vajinal kas kasılması ve cinsel ilişkinin olamamasıdır.Vajina içinde hazzın en yoğun yaşandığı alanlar giriş kısmıdır. Derine inildikçe haz azalmaktadır. Vajina en derin kısmında rahim ağzı tarafından kapatılmakta ve en derindeki dört kısmı da kör ceplerle sonlanmaktadır (forniks vajina).

    Vajina darlığı ve vajinismus

    Vajinismus sorunu yaşayan hastaların pek çoğu vajinalarının dar olduğu yönünde bir düşünceye sahiptir. Yapılan jinekolojik muayenelerde vajina darlığı çok çok nadir görülmekte ve bu tür kaygıları boşa çıkartmaktadır.

    Doğuştan gelen vajina problemleri vajinismusa neden olabilir mi?

    Vajinanın doğuştan dar olması (müllerian agenezi), vajina içerisinde yer alan bölmeler (vajinal “septum” lar), vajina içerisinde yer kaplayan oluşumlar (kistler, vajina içine doğmuş myomlar, genital dev kondilomlar) vajinismusa neden olabilmektedir. Ancak bu tür durumlar tüm vajinismus hastaları içerisinde %1’den daha az bir oranda izlenmektedir.
    Vajinismus genelde vajina sorunu değildir.Vajinismus çoğu zaman bir vajina veya kızlık zarı sorunundan çok, geçmişte alınmış negatif cinsel mesajlara bağlı bir kaygı sorunudur. O yüzden vajinismus hastalarına daha ilk seansta yapılan basit bir jinekolojik muayene kesin tanı koydurucudur.
     

    Vajinismus vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa?Vajinismus hastalarının daha ilk seanslarında yapılan jinekolojik incelemede vajina ile ilgili doğuştan gelen sorun görülürde cerrahi yöntemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorununa yol açabilecek vajina darlığı varsa genişletme ameliyatları, vajina içerisinde “septum” adı verilen ara bölmeler varsa bunların ameliyatla kesilip çıkartılması gibi cerrahi işlemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorunu kızlık zarı ve vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa mutlaka basit cerrahi işlemlerle çözüme kavuşmaktadır. Ancak gereksiz yere yapılan ameliyatların, sorunu çözmeyeceği de bilinmelidir.
     

    Vajinismus ve PC Kası

    Vajinismus hastalarının pek çoğu cinsel ilişki sırasında vajina kaslarını ileri düzeyde kasmakta ve girişe adeta geçit vermemektedir. İstemsiz kasılan pelvis taban kasları ilişkiye engel olmaktadır.Cinsel ilişkide kasılarak birleşmeyi engelleyen en büyük pelvik kas, ‘pubococcygeus kası’ olarak bilinen PC kasıdır.
    PC kası istem dışı şekilde kasılarak vajina ‘etten bir duvara dönüşür’ ve cinsel ilişkide birleşme imkânsız hale gelir.
    PC kası nerededir?Leğen kemiği tıpta “pelvis” olarak geçer. Leğen kemiği içerisinde yer alan rahim, tüpler, kalın bağırsağın son kısımları, mesane “pelvik organlar” olarak bilinmektedir.Vajina ve leğen kemiği içerisinde bir sürü kas grupları vardır, ki bunlar içerisinde en iyi bilineni “PC kası” dır.
    PC kası “Pubococcygeus kası” (Pubokoksigeus kası) kısaltması olarak kullanılmaktadır.
    PC kası pelvik kaslar arasında, cinsel ilişki sırasındaki en önemli kas grubudur. Diğer pelvis kasları arasında bulbospongioz kası, transvers perine kasları, bulbokavernoz kası gelmektedir.
    PC Kası neden kontrolden çıkar?Normalde PC kası normalde kendi kontrolümüz altındadır, yani kendi istemimiz ile kasıp gevşetebildiğimiz bir kastır. Nitekim PC kasını idrarımız geldiğinde tuvalete yetişirken kasarız (yani kendimizi tutarız), idrar yaparken ise gevşetiriz. Vajinismus problemli kişilerde PC kası cinsel birleşme anı geldiğinde kontrolsüz olarak (kendi başına) kasılmaktadır. Bunun nedeni bilinçaltının devreye girmesidir. Yüze doğru gelen yabancı bir cisme karşı göz kapağımız nasıl refleks olarak kasılıp gözümüzü koruyorsa, vajinismus hastalarında da vajina kasları birleşme anı geldiğinde benzer şekilde kasılarak cinsel penetrasyona (birleşmeye) engel olmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayanlar başta PC kası olmak üzere tüm pelvik kaslarını kasmakta ve böylelikle ilişkiye izin vermemektedirler. Hatta bu kasılmalar çoğu zaman pelvik kaslarla sınırlı kalmayıp kasık, karın, bacak, gözde, sırt, ayak parmakları ve yüz kaslarına kadar yaygın olabilmektedir. Aslında kasılmaların şiddeti vajinismus sorununun da boyutu ile ilişkilidir.

    Erkek eş vajina kasındaki kasılmaları nasıl hisseder?

    İstem dışı kasılmalar erkek eş tarafından, ilişki sırasında “duvara çarpma hissi” yaratır. Sanki vajina girişinde “etten bir duvar” var da penis buraya temas ediyormuş hissi oluşturur.Vajinismus hastalarındaki kontrol dışı vajinal kasılmalar, vajinismus tedavisi sırasında yeniden oluşturulan “kas hafızası” (kas belleği) ile giderilebilir. Yeniden oluşturulan kas hafızası sayesinde PC kası iradeli bir şekilde kasılıp gevşetilebilir hale gelebilir.
    Vajinismus tedavisi başarısındaki en önemli teknikler de kadındaki kaygı düzeyini azaltarak, PC kasını ve diğer vajina kaslarını kontrol etmeye dayanmaktadır.

    PC kasındaki kasılma cinsel acıya ya da giriş sorunlarına nasıl katkıda bulunur?

    Vajinismusta etkili olan pelvik taban kaslarına pubococcygeus (PC) kas grubu adı verilir. PC kas grubunun kadının üreme sisteminde, idrar yolları ve bağırsakları üzerinde çok önemli bir rolü vardır. Bu kaslar kadının idrara çıkmasını, cinsel ilişkide bulunmasını, orgazm yaşamasını, apteste çıkmasını ve çocuk doğurmasını sağlar. Bu yüzden bazen onlara pelvik taban kasları, vajina kasları ya da aşk kasları adı da verilir.Vajinismusta zihin ve vücut girişe karşı bir kas belleği ya da şartlı bir tepki oluşturur. Vücut girişten ötürü acı beklemeyi öğrenmiştir, bu yüzden güçlü PC kası, cinsel birleşme acısı potansiyeline karşı sıkı sıkı kasılır, tıkanır. Bu, bize bir şey atıldığı zaman otomatik olarak gözümüzü kırpmamız ya da çekilmemiz gibidir. Bu, kadının yapmayı düşündüğü bir şey değildir, sadece kendi kendine gerçekleşir. Ne yazık ki, PC kas grubunun sıkışması acıyı engellemek yerine nihai olarak acıya neden olur; acıya karşı bir savunma mekanizması olmaya çalıştığı halde tam tersi bir sonuç oluşur. Spazmlar girişten ya da hareketten sonra yanma ya da acıya neden olur ve girişi tamamen kapatabilir.PC kas grubu büyük ve çok güçlüdür. İdrar yolu açıklığını, vajinayı ve anüsü sekiz sayısına benzeyen bir şekilde çevreler; kasların bir halkası vajina bölümünün, diğeri ise anüs bölümünün etrafındadır. Bu kaslar, her iki tarafta da, karında ve pelvik organlarını bir ağ gibi yerinde tutmak için iskelete bağlıdır.

    PC Kasları – Kadının pelvik tabanının anatomisi, pubococcygeus ya da PC kas grubu adı verilen iç kasları vurgular. Bu kas grubu, vajinismus yaşandığında istemsiz bir şekilde spazm yapar. Bu güçlü kas grubu hem vajinal bölgesinin tamamını, hem de anüsün etrafını çevreler.Hiçbir zaman tamamen gevşemeyen, her zaman kısmen kasılı olan PC kasları, ihtiyaç hissettikleri anda harekete geçmeye hazırdır, kadın farkında bile olmadan güçlü bir şekilde sıkışırlar. Örneğin, kadın bunun üzerinde hiç düşünmeden uygun bir zaman gelene dek kadının idrarını ya da büyük abdestini tutmasını sağlarlar. Vajinismusta, giriş çabasında bulunulduğunda PC kasları, bilinçli bir niyet (düşünce) olmadan istemsiz olarak sıkışır ve vajinal açıklığı kapatır. Cinsel birleşmeyi rahatsız, acı veren ve erişilmeyen bir şey yapan da bu sıkışmadır. Sık sık neyin neden olduğu bilinmeyen bir acı hissedilir. Bir şeylerin yanlış gittiğini bilen ama sorunun vajinismus olduğunu ve tedavisinin mümkün olduğunu bilmeyen kadın da genelde sıkıntıya düşer.Vücudu Yeniden EğitmekPC kas grubunu cinsel birleşme beklentisine farklı bir şekilde tepki göstermesi için yeniden eğitmek vajinismusun başarılı tedavisinin anahtarını oluşturur. Bu kas grubunun bilinçli olarak yönetimini ele almayı öğrenme süreci, artık istemsiz sıkılığın gerçekleşmemesi üzere şartlı refleksi değiştirir (kas belleklerini ya da şartlı tepkileri değiştirir). Etkin program adımları bütün tetikleyicilerin çözümlenmesi için hem vücut, hem de zihnin öğelerini kapsamlı olarak ele alır. Böylece, cinsel birleşmeye çalışıldığında artık istemsiz spazmlar gerçekleşmez ve acı ortadan kalkar.

  • BASİT (ATİPİSİZ) ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ TEDAVİSİ  (RAHIM DUVARI KALINLAŞMASI TEDAVİSİ)

    BASİT (ATİPİSİZ) ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ TEDAVİSİ (RAHIM DUVARI KALINLAŞMASI TEDAVİSİ)

    Rahim duvarı (endometrium) kalınlaşması nedeniyle endometrial kürtaj yapılan ve

    patoloji sonucu basit endometrial hiperplazi çıkan hastalar takip edildiğinde 20 yılda %5 den

    daha azı kanser olur. Atipisiz (malign değişim göstermeyen) vakaların büyük bir kısmı

    spontan olarak geriler.

    Yalnız gözlem ile tedavide gerileme olasılığı düşük olan kadınlarda ve anormal uterin

    kanamalı semptomatik kadınlarda progesteron tedavisi gereklidir.

    Obesite bir risk faktörüdür. Normal kiloya düşüldüğü zaman bile endometrial biopsiler

    ile takip gerekir. Fakat progesteron tedavisi yapıldığında hastalığın gerileme şansı daha

    fazladır.

    Atipisiz Basit Endometrial Hiperplazi Tedavisi

    Oral ya da lokal intrauterin progesteronlu rahim içi alet (LNG-IUS) tedavisi ile basit

    endometrial hiperplazide regresyon sağlanabilir.

    LNG-IUS, oral progesteron ile karşılaştırıldığı zaman daha etkili ve yan etkileri daha

    azdır. LNG-IUS’i kabul etmeyen kadınlara Medroxyprogesteron 10-20 mg/gün veya

    Norethisterone 10-15 mg/gün olacak şekilde kesintisiz progesteron tedavisi verilmelidir. Bu

    tedavi en az altı ay kullanılmalıdır. Aralıklı-siklik progesteron tedavisinin etkisi daha düşük

    olduğu için böyle hastalarda kullanılmaz.

    Hastanın çocuk arzusu yoksa ve ilaca bağlı yan etkilerden şikayeti yoksa, LNG-IUS

    mümkünse beş yıl kadar tutulmalıdır, böylece hem vajinal kanama hem de hastalığın

    tekrarlama riski azalacaktır.

    Hastadan ortalama altı ayda bir endometrial biopsiler alınarak histolojik durum kontrol

    edilmeye çalışılır. Bu süreden daha önce anormal vajinal kanama olursa hastalığın tekrarladığı

    kabul edilir ve gerekli müdahaleler zamanında yapılmalıdır.

    BMI’si 35 den fazla olan (obes) ve oral progesteron tedavisi alan hastalar rölaps için

    yüksek risk gurubunu teşkil ederler ve altı ayda bir endometrial biopsiler ile takip edilmelidir.

    Eğer iki ard arda endometrial biopsi sonucu negatif olarak gelirse, sonra yıllık takibe

    dönülebilir.

    Atipi olmadığı zaman endometrial hiperplazi için histerektomi yapılması önerilmez,

    çünkü histerektomi morbiditesi yüksek bir ameliyattır. Takiplerde atipik hiperplazi olursa,

    progesteron tedavisine rağmen endometrial hiperplazi tekrarlarsa, bir yıllık tedaviye rağmen

    histolojik gerileme olmazsa, tıbbı tedavi tamamlanmasına rağmen vajinal kanaması devam

    ederse, çocuk arzusu yoksa o zaman histerektomi (rahmin cerrahi olarak çıkartılması)

    önerilmelidir. Atipisiz endometrial hiperplazi için cerrahi tedavi gerektiren postmenopopozal

    kadınlara total histerektomi ile birlikte bilateral salpingo oferektomi de tavsiye edilmelidir.

    Postmenopozal kadınlar için, ovaryumları alma kararı hastanın durumuna göre

    tartışmalı bir konu olmakla birlikte ilerde ovaryan malignansi riskini azaltabileceği için

    bilateral ooferektomi düşünülmektedir.

    Endometrial hiperplazi tedavisi için endometrial ablation tavsiye edilmez, çünkü

    komplet ya da kalıcı endometrial yıkım sağlanamaz ve oluşan intrauterin adezyon formasyonu

    ilerde endometrial histolojik takibi engelleyebilir.

    Makale Yazım Tarihi: 11.07.2016