Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI BU 11 GIDADAN UZAK DURUN

    Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen aktif mesane yani idrar kaçırma sorunu sosyal yaşamı olumsuz etkilediği gibi psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Farklı hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma sorunu gün içinde tüketilen besinlerin içeriğiyle de bağlantılı olabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma sorunu ve tüketilmesi gıdalar hakkında bilgi verdi.

    Suyu dengeli tüketin

    Karın içi basıncını artıran öksürme, hapşırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane kontrolünde olası bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu farklı rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi farklı rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma durumunu ortadan kaldırmak için genellikle az sıvı tüketilmesi gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla sıvı tüketiminin idrar kaçırma sorununu tetikleyebileceği bir gerçektir ancak az sıvı tüketmek de idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma ihtiyacını artırabilmektedir. Aktif mesane yani idrar kaçırma sorununda sıvı alımı dengeli olarak yapılmalıdır.

    Sigaranın idrar kaçırma ile ne ilgisi var demeyin

    Aktif mesane sorununda sigara önemli risk faktörlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane kaslarını tahriş etmektedir. Sigara içen kişilerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici durumlarda yaşanan spazmlar idrar kaçağına neden olabilmektedir.

    Aktif mesane sorununa neden olan önemli faktörlerden biri de tüketilen gıdalardır. Bazı gıdalar mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Gıdaların aşırı aktif mesane üzerindeki etkileri kişiden kişiye değişebilmektedir.

    1 – Domates: Yapılan birçok araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Aşırı aktif mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir besin olan domatesten özellikle hassas olan kişilerin uzak durması gerekmektedir.

    2 – Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane aktivitesini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının azaltılması veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları azaltabilmektedir.

    3 – Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir miktar kafeini içermektedir. Çoğunlukla kafein içermeyen beyaz çikolata ya da daha fazla kakao içeren koyu renkli çikolataların denenmesi sorunu azaltabilmektedir.

    4 –Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek miktarda sitrik asit içermektedir. Mesane kontrolünü zorlaştıran bu meyveler yerine daha az sitrik asit içeren elma, muz gibi gıdalar tercih edilmelidir.

    5 – Alkollü içecekler: Aktif mesane sorunu yaşayan kişilerin çikolata ve kahve gibi alkollü içecekleri de sınırlandırması gerekmektedir. Özellikle bira, şarap ve likörden uzak durulması önemlidir. Alkol alımı mesaneyi tahriş edebildiği gibi mesanenin dolduğunu beyne ileten sinyallerin bozulmasına da zemin hazırlayabilmektedir.

    6 – Gazlı içecekler: Gazlı içeceklerde bulunan fizz, potansiyel olarak aşırı aktif mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji içeceklerinin tüketimine dikkat edilmelidir.

    7 – Baharatlı gıdalar: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan gıdalar mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı gıdalardan uzak durmak yaşana sorunların azalmasına yardımcı olabilmektedir.

    8 – Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda yapay ve doğal tatlandırıcıların aktif mesane sorunu şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine diyetle sınırlandırarak şikayetler üzerindeki etkisini kontrol edilmelidir.

    9 – İşlenmiş gıdalar: İşlenmiş gıdalar; aroma ve koruyucular gibi birçok yapay bileşen içerdiğinden dolay şikayetleri artırabilmektedir.

    10 – Soğan: Baharatlı ve asitli gıdalarda olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle çiğ soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki olumsuz etkiyi azaltmak için soğanı pişirerek tüketmek daha sağlıklıdır.

    11 – Kızılcık: Birçok kişi kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının belirtilerini hafiflettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

  • Hamilelikte Sıkça Rastlanan Rahatsızlıkların Üstesinden Nasıl  Gelinir

    Hamilelikte Sıkça Rastlanan Rahatsızlıkların Üstesinden Nasıl Gelinir

    Hamilelikte sıkça rastlanan rahatsızlıkların üstesinden nasıl gelinir

    Gebelik Son mestruasyonilk günden itibsren 280 gün yada 10 gebelik ay yada 40 hafta sürer gebelik süresince oluşan anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal değişiklikler belirgindir. Sistem değişiklikleri endokrin, üreme, kas-iskelet, kardiyovasküler, hematolojik, solunum, üriner sistem ve ciltte olmaktadır. Doğum sonrasında ise annenin önceki anatomik ve fizyolojik durumuna dönüş olur. Bu değişiklikler gebelik boyunca bazi şikayetlerin oluşmasına neden olur. Bunlardan bazilar ile nasıl başedebileceğinizi anlattık.

    Sabah bulanı ve kusma

    Mide bulantısının sabahları ve hamileliğin erken dönemlerinde daha sıkça görülmesine karşın, günün herhangi bir zamanında ya da hamileliğin herhangi bir döneminde meydana gelebilir. Çoğunlukla hamileliğin yaklaşık altıncı haftasında başlar ve yaklaşık 14 ile 16. haftalarında sona erer. Nedeni bilinmemekle beraber, hamilelik döneminde hormon düzeylerinde oluşan değişikliklerle ilişkili bulunmaktadır. Yardımcı olabilecek öneriler:

    • Yemek ve hafif yiyecekleri az ve sıkça yiyin; midenizin boş olması ve açlık hissetmeniz bulantıyı artırır

    • Su kaybını önlemek için bol miktarda sıvı için; konsantre meyve suyu (cordial), meyve ve sebze suları, çorbalar, buzlu meyveli çubuklar ya da jöle, limonata, sade gazoz, soda veya maden sularını deneyin

    • Bol baharatlı ya da yağlı ve ağır yiyecek kokuları, kahve, çay, alkol ya da sigara içme gibi mide bulantınızı uyarıcı maddelerden ve davranışlardan sakının

    • Yataktan hızla kalkmak ya da duş almaya koşmak gibi ani davranışlar da sizi hasta yapabilir

    • Yorgun olmanız durumunda mide bulantısının daha kötü olabilmesi nedeniyle, çokça dinlenin. Hiçbirinden olumlu sonuç alamamanız, kendinizi bitkin hissetmeniz ya da kusuyor ve kilo kaybediyor olmanız durumunda, doktorunuz ya da ebenizle görüşün. Sabah hastalıklarını kontrol edici ve hamilelikte güvenle kullanılabilecek ilaçlar bulunmaktadır.

    Kabızlık

    Hamilelik hormonlarının bağırsak kaslarının çalışmasını yavaşlatması nedeniyle, bazı kadınlarda kabızlık görülebilir. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • diyetinizin bol lifli yiyecekler içermesini sağlayın, örneğin; taze meyve ve sebzeler, kepekli ekmekler ve kahvaltı tahılı, kuru meyveler, fındık fıstık benzeri kuru yemiş ve baklagiller gibi

    • Psyllium gibi ek bir elyaf alın

    • Bolca su ve sıvılar için

    • Düzenli olarak egzersiz yapın. Doktor ya da ebenizle görüşmeden müshil almayın. Kabızlık bazen demir tabletleri alınması nedeniyle oluşabilir – başka bir tür ile değiştirme konusunu doktorunuzla görüşün.

    Bazı yiyeceklere duyulan şiddetli istek

    Bazı kadınlar hamilelik dönemlerinde bazı yiyeceklere şiddetli istek duyabilirler. Bunun nedenini gerçekten anlamıyoruz ancak, süt (hamilelikte daha fazla kalsiyuma gerek duyarız) ya da domates ve portakal (hamilelikte C vitamini gereksinimi iki kat artar) gibi çoğu kez gerek duyduğumuz yiyeceklerin şiddetle istenmesi ilginçtir. Bazı kadınlar, tebeşir (kireç taşı) ya da kil gibi yenmeyecek maddelere şiddetli istek duyarlar. Tat değişikliği ve yiyecek içeceklerden hiç hoşlanmama Kadınlara bazen yiyecek ve içeceklerin tadı değişik gelebilir ya da çay, kahve ve et gibi belirli bazı gıda maddelerinden ‘hoşlanmamaya’ başlayabilirler. Bu durum çoğu kez hamilelik döneminin ilerlemesi ile düzelir. Bu nedenle, diyetiniz için önemli belirli yiyecekleri yemede zorluk çekmiş olmanız durumunda, sözkonusu yiyecekleri hamileliğinizin ileri döneminde tekrar denemek isteyebilirsiniz.

    Mide ekşimesi

    Mide ekşimesi, bir dereceye kadar hormonlardaki değişme ve daha sonra bebeğin büyümesiyle midenize yaptığı baskı nedeniyle oluşur. Mide ekşimesi, göğsünüzde yanma duygusu ile birlikte ağzınıza acı tad veren bir sıvının gelmesiyle algılanır. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Hafif yiyecekler halinde daha sık ve yavaş yavaş yiyin

    • Yağlı, kızarmış ve baharlı yiyeceklerden sakının

    • Yarı dik ve bolca yastıklarla desteklenmiş olarak uyuyun

    • Yemekten bir süre önce bir bardak süt için

    • Yemekle birlikte herhangi bir içecek almayın. Bu önlemlerin yardımcı olmaması durumunda, doktorunuz asit önleyici bir ilaç verebilir.

    Yorgunluk ve uyumada zorluk

    Hamile kadınların çoğu, hamileliğin ileri dönemlerinde uyumada zorlanırlar. Bu dönemde, tuvalete gitme, mide ekşimesi, bebeğin tekmeleri ya da yatarken duyulan rahatsızlık nedenleriyle, uyku kolayca bozulabilir. Bazı kadınlar, yaklaşan doğum ve annelik ile ilgili kaygılar nedeniyle, son iki ay içinde rahatsız edici rüyalar ya da kabuslar görebilir. İyi bir uyku sağlayabilmek için denenebilecek tavsiyeler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Karnınızın altına ve dizlerinizin arasına birer yastık yerleştirerek bir yanınıza dönük olarak yatın

    • Gün süresince dinlenin

    • Çay, kahve ve alkol gibi uyarıcıları yatma zamanından önce almayın

    • Yalnızca yorgun olduğunuz zaman yatın

    • Yürüme gibi egzersizleri öğleden sonra ya da akşam erken zamanda yapın

    • Yatmadan önce, banyoya girme, müzik dinleme, masaj yaptırma ya da meditasyon gibi rahatlatıcı etkinliklerde bulunun.

    Hemoroitler (Basurlar)

    Bunlar, kalın bağırsak ve makat çevresinde bulunan kaşıntı, acı ya da ağrı oluşturabilen sişmiş damarlardır. Basurlar biraz kanayabilir ve tuvalette dışarı çıkarken rahatsızlık verebilirler. Bunlar kabızlık ve bebeğin başından gelen baskı nedenleriyle uyarılabilirler. Bu konuda yardımcı olabilecek öneriler aşağıda açıklanmaktadır:

    • Diyetinizin bol lifli yiyecekler içermesini sağlayın, örneğin; meyve ve sebzeler, kepekli ekmekler ve kahvaltı tahılı (cereal) gibi

    • Uzun süre ayakta durmaktan sakının

    • Tuvalette otururduğunuzda ıkınmaktan kaçının

    • Kanama ve ağrının sürmesi durumunda, uygun bir merhem ya da fitil kullanma konusunda ebeniz ya da doktorunuzla görüşün.

    Vajinal mantar

    Hemen hemen tüm kadınların hamilelik döneminde vajinal akıntılarında artış görülür. Bu akıntının kötü kokması, kaşıntı oluşturması ya da renk değiştirmesi durumunda, vajinal bir enfeksiyonunuz bulunabilir. En sık rastlanan enfeksiyon türü mantardır. Tedavinin başlatılabilmesi için doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.

    Sıkça idrar yapma (sıkça idrar yapma gereği duyma)

    Hamileliğin erken dönemlerinde sıkça idrar yapma hormonal değişikliklerle ilişkilidir. Ancak, hamileliğin ileri dönemlerinde, bebeğin büyüyen bedeninin idrar torbasına baskı yapmasına bağlı olarak bu sorun ortaya çıkar. Hamileliğin ileri döneminde idrar torbanızı tam olarak boşaltmakta zorluk çekebilirsiniz. Hamileliğin son birkaç haftası içinde, öksürdüğünüz, aksırdığınız ya da bir şey kaldırdığınız zaman, bir miktar idrarınızı ‘sızdırabilirsiniz’. Pelvis (alt karın) tabanı egzersizleri konusunda doktorunuzla görüşebilirsiniz. İdrarınızı yaparken herhangi bir ağrı ya da yanma duymanız bir enfeksiyonla bağlantılı olabilir. Bu durumda doktorunuzla görüşün.

    Kramplar

    Hamilelikte, ayak, bacak ya da uyluk bölgesinde, özellikle geceleri oluşan kas kramplarına çok rastlanır. Bu krampların nedeni açıkça bilinmemektedir. Araştırma sonuçları, ek olarak kalsiyum alınmasının anılan krampları iyileştirmede ya da rahatlatmada bir etkisi olmadığını ortaya koymuş bulunmaktadır. Kas kasılması ya da kramplarında rahatlama sağlamak için:

    • Kramp sırasında etkilenen kol, bacak ya da kası masaj yaparak germeniz durumunda çoğu kez rahatlama sağlanır.

    Bilek, ayak ve parmaklarda şişme

    Hamile kadınların %80’inde bu tür şişmeler oluşacaktır. Hamilelikte beden dokunuz içinde gereğinden fazla sıvı bulunur ve özellikle hamilelik döneminin sonuna doğru bu sıvının bir bölümü bacaklarınızda toplanır. Özellikle sıcak havada uzun süre ayakta durmanız durumunda, bu sıvı bilek ve ayaklarınızda şişmeler oluşturabilir. Şişmeler, günün sonuna doğru daha belirginleşir ve çoğu kez gece siz uyurken iner. Aşağıda belirtilen durumlarda doktorunuza bilgi verin:

    • Şişkinliğin aşırı olması

    • Dinlenmeyle azalmaması

    • Bedeninizin diğer bölümlerinde de şişmeler görmeniz. Şişmeyi azaltmak için:

    • Uzun süre ayakta durmaktan sakının

    • Ayaklarınızı yükseğe kaldırarak sık sık dinlenin

    • Rahat ya da bol ayakkabılar giyin. Şişmeler yüksek kan basıncı ya da eklampsi (ağır gebelik toksikozu) başlangıcı belirtisi olabilir.

    Bel ağrısı

    Birçok kadın, hamileliklerinin bazı dönemlerinde bel ağrısı çeker. Bunun nedenleri, bebek büyüdükçe beden duruşunun değişmesi, bağlarda gevşeme oluşturan hormonlardaki değişmeler ve dokuların daha fazla su tutması gibi hususları içerir. Bel ağrısı çoğunlukla geceleri ve özellikle hamileliğin son dönemlerinde uyumada karşılaşılan zorluklara katkıda bulunur. Bel ağrısını nasıl azaltabılırız:

    • Ağır kaldırma ve ev işlerinden sakının

    • Uzun süre ayakta durmayın

    • Ayaklarınızı yükseğe kaldırarak sık sık dinlenin

    • Beden duruşunuza dikkat edin

    • Oturmak için uygun bel desteği sağlayan sandalyeler kullanın.

    Bayılma

    Bazı kadınlar, bayılma duygusu sorunu yaşayabilirler. Bir sandalye ya da sıcak banyodan hızla kalkmanız ya da uzun süre ayakta durmanız durumunda, büyük olasılıkla bayılma hissi duyabilirsiniz. Baygınlık duygusunun ilk belirtisinde hemen oturun ya da uzanın. Hamileliğin ileri döneminde sırt üstü yatmanız bayılma duygusu oluşturabilir; bu durumda yan tarafınıza dönmeniz sizi rahatlatacaktır. Sık sık baş dönmesi ya da bayılma duygusunun oluşması durumunda, doktorunuz ile görüşün.

    Kaşıntı

    Bebeğinizin büyümesiyle, karın deriniz gerginleşir ve hafif kaşıntıya neden olur. Hamilelikte bu sıkça rastlanan bir durumdur. Bununla beraber, kaşınmanın sürekli devam etmesinin daha ciddi sorunların belirtisi olabileceğini göz önüne alarak, doktorunuz ile görüşün. Doktorunuz tedavi önerir yada sebebi araştırmak için daha ileri testler uygulanabilir.

    Cilt

    Hamilelik hormonlarına bağlı olarak cidinizin ton ve renginde değişiklik görülebilir. Bedeniniz çevresindeki kan dolaşımının artmasıyla, cildinizin ‘parlak’ bir görünüm almasına karşın kırmızı benekler oluşabilir, sivilceler çoğalabilir ve cildinizin bazı bölümleri kurulaşabilir ve pullar meydana gelebilir ve yüzünüzde pigmentasyonların daha da derinleştiğini görebilirsiniz. Özellikle, benler, çiller ve göğüs uçları (areola) gibi bedenin gözenekli bölgelerindeki değişiklikler, hemen her kadında görünür. Cinsel organının, uyluk bölümünün iç tarafının, gözlerinizin altının ve koltuk altlarınızın rengi koyulaşabilir. Bazı kadınlarda, mide bölgesinden aşağıya doğru uzanan koyu renkli bir çizgi belirebilir. Bu çizgi linea nigra olarak tanımlanır. Gözenekli cilt bölümlerinde güneş ışınının etkisi daha güçlü olur ve kadınların çoğu hamileyken cilt renklerinin daha kolay bronzlaştığını farkederler. Doğumdan sonra dahi, derin olarak gözeneklenmiş cilt bölümleri bir süre daha koyu renklerini sürdürürler ancak, bu koyu renk giderek solar ve gözden kaybolur.

    Kholoasma

    hamilelik maskesi olarak da adlandırılan özel bir gözenek oluşum türüdür. Bu tür gözenek oluşumu burun köprüsünde, yanaklarda ve boyunda görülür. Koyu renk ciltli bazı kadınların yüz ve boyunlarında daha soluk cilt lekeleri görülebilir. Bu lekeler bebeğin doğumundan sonra giderek solarlar. Bu lekeleri örtmek için makyaj yapabilirsiniz.

    Gerilme işaretler (cilt çatlamasi olarak da bilinir)

    Kadınların yaklaşık %90’ının cildinde gerilme işaretleri oluşur. Bunlar genellikle karın bölgesinde çaprazlama olarak meydana gelmesine karşın, oyluk bölgesini, kalçaları, göğüsleri ve kolların üst kısımlarını da etkiler. Giderek alınan kilolar, cildin yırtılmadan gerilmesini sağlar. Hamilelik süresince kırmızı çizgiler belirgin olarak görülürken, doğumdan sonra bunlar soluk gümüş renginde çizgi görünümüne dönüşür. Cildinize sürdüğünüz kremler bunların oluşmasını engellemez.

  • Gebelikte Üriner  Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir  ve nasıl  Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Mesane enfeksiyonu olarak da adlandırılan, idrar yolunda bakteriyel bir inflamasyondur. Gebe kadınlar, 6. haftadan 24. haftaya kadar olan dönemde İYE başlama riski yüksektir.

    İYE neden hamilelikte daha sık görülür?

    İYE, üriner sistemdeki değişiklikler nedeniyle hamilelik süresince daha sık görülür. Rahum doğrudan mesanenin üzerine oturur. Rahim büyüdükçe artan ağırlık idrarın mesaneden boşaltılmasını engeller ve bir enfeksiyona neden olabilir.

    İYE belirtileri nelerdir?

    • Ağrı veya yanma (rahatsızlık) idrar yaparken

    • Her zamankinden daha sık idrara çıkma ihtiyacı

    • İdrar yaparken aciliyet hissi

    • İdrarda kan veya mukus

    • Karında kramplar veya ağrı

    • Cinsel ilişki sırasında ağrı Şikayetler,

    • ateş, terler, idrar kaçağı (inkontinens)

    • Uyurken işemek için uyanmak

    • Kokulu Bulanık görünen idrar,

    • Mesane alanında ağrı, basınç veya hassaslık Bakteriler böbreklere yayılırsa: Sırt ağrısı, titreme, ateş, mide bulantısı ve kusma.

    İYE bebeğimi nasıl etkileyecektir?

    İYE tedavi edilmezse böbrek hastalığına neden olabilir. Böbrek enfeksiyonları erken doğum ve doğum ağırlığının düşük olmasına neden olabilir. Doktorunuz idrar yolu enfeksiyonunu erken ve düzgün bir şekilde tedavi ederse, İYE bebeğinize zarar vermez.

    Gebelikte Üriner Enfeksiyon Nasıl Tedavi Edilir?

    İYE, gebelik sırasında antibiyotiklerle güvenle tedavi edilebilir. İdrar yolu enfeksiyonlarına en çok antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Doktorlar genelde siz ve bebeğiniz için 3-7 günlük bir antibiyotik kursu reçete eder. Ateş, titreme, alt karın ağrısı, bulantı, kusma, kasılmalar veya doktorunuza üç gün ilaç verdikten sonra hala idrar yaparken yanma hissi yaşıyorsanız doktorunuzu arayın.

    Bir İY’yi nasıl engelleyebilirim?

    • Her gün 6-8 bardak su ve düzenli olarak şekersiz kızılcık suyu için.

    • Rafine yiyecekler, meyve suları, kafein, alkol ve şekeri eleyin.

    • Enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olması için C vitamini (250-500 mg), beta-karoten (günde 25.000 ila 50.000 IU) ve Çinko (günde 30-50 mg) al.

    • İhtiyaç duyduğunuz anda idrar yapma alışkanlığı geliştirin ve idrar yaparken mesanenizi tamamen boşaltın.

    • Cinsel ilişki öncesi ve sonrasında idrar yapın

    • . Bir ĐYE için tedavi edilirken cinsel ilişkiden kaçının.

    • İdrar yaptıktan sonra kurutun (ovmayın) ve genital bölgesini temiz tutun.

    • Önden arkaya doğru sildiğinizden emin olun.

    • Güçlü sabunlar, keskiler, antiseptik kremler, kadınsı hijyen spreyleri ve tozlardan kaçının.

    • Her gün iç çamaşırı ve külotlu çorap değiştirin. Sıkı pantolon giymekten kaçının..

  • Gebelikte Vajinal Enfeksiyonlar

    Gebelikte Vajinal Enfeksiyonlar

    Gebelikte neden vajinal akınt olur?

    Hamileyken vücudunuz pek çok yönden değişir ve vajinal akıntıda bir artış olması (eğlenceli değil) bu değişikliklerden biridır . Akıntı açık veya beyaz ise , kokusu yok ise büyük olasılıkla bu akıntılar hamilelik döneminde hormon değişikliğe bağlıdır ve vajinanın sağlıklı olduğu yönünde bir işarettir. Ancak, bazen fazla akıntı , vajinada yaşayan doğal bakteri denge bozulduğunda ortaya çıkan bir enfeksiyon sinyali verir.En yayığın olarak gebelikte karşilaştiğimiz enfeksyonlar şunlardır: vakterial vajinozis (BV) grup B streptokok (GBS) trıkomonaz ve mantar enfeksyondur.İyi haber şu ki doktor tarfından tanı konulduğuna uygun tedavi ile hemen iyiyleşme sağlaniyor.Her enfeksyonun kendine özgü klinik bulgulari mevcut.dikat edersek sağlıklı vajinal akıntıyı sağlıksız vajinal akıntıdan nasıl ayrt edebilmemiz geretiğini incelieceğiz.

    BAKTERİAL VAJİNOZİS (BV)

    Ulusal Sağlık Enstitülerine göre, 5 gebeden yaklaşık 1’i bu kaşıntılı, rahatsız edici enfeksiyona maruz kalabiliyor. BV, gebelikte hormon değişikliğiyle etkilenebilen, doğal olarak vajinada yaşayan bakterilerin aşırı çoğalmasıyle oluşur. Tedavi edilmediğinde BV semptomları devam eder ve erken doğum tehdidini yaratabılır veya düşük kilolu bebeklerin doğmasına neden olabilir.(Hamile olmayan kadınlarda, BV infertiliteye neden olan veya fallop tüplerine zarar verebilen pelvik inflamatuar hastalığa neden olabilir.) BV basit bir vajinal kültür ile teşhis edilebilir; Doktorunuz vajenden bir sürüntü alarak , mikroskopta incelendikten sonra kolayıca tanı konuabilir.

    BAKTERİAL VAJİNOZİS BELİRTİLER NELERDİR.?

    • İnce grimsi beyaz akıntı
    • İdrarda görülen ağrı
    • Vajina çevresinde kaşıntı

    NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

    İlk üç aylık dönemdeyseniz, doktorunuz ikinci trimesterine kadar tedaviyi erteleyebilir Genelde Metronidazol veya Klindamisin gibi bir dizi antibiyotik terapiye ihtiacimiz olabilir ,bazı zamanlarda kendi kendine iyileşebilir.

    ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPMALİYIZ?

    Asla ıslak bir mayo veya terli külotta oturmayın; daima temiz bir çift pamuklu iç çamaşırı kulanalım

    Bakteri üremesine ve terlemeye neden olabilecek sıkı külotlu veya pantolonlardan kaçınalım özellikle gebeiken

    Tuvalete giderken genital bölge temizliğine dikat edelim.

    Genital bölge temizliyici sıvı sabunlardan uzak duralım onlar vajinal flora dengesizliğine neden olabilirler.

    MANTAR ENFEKSYON NEDİR?

    Doğal olarak vajınada yaşayan bir mantar olan Candida’nın aşırı çoğalmasndan kaynaklanır. Hamilelik süresince, östrojen ve progesteron düzeylerinin artması, mantarın gelişebileceği ortamı yaratmaya yardımcı olur. mantar enfeksiyonlarının diğer nedenleri ise fazla antibiyotik kullanımı ve cinsel ilişkidir. bunların her ikisi de vajinanızdaki doğal pH’ı bozabilir. Doktor, bir mantar enfeksiyonunu basit bir vajinal kültürle teşhis edebilir; Bir pamuklu çubuk yardmiyle genital bölgenizden örnek alınır ve mikroskobik inceleme için gönderilir .

    Manter enfeksyonun belirtileri nelerdir.

    • Vajinal bölgesinde ağrı ,yanma ve kaşıntı

    • Kalın, kıvrımlı beyazımsı-sarı deşarj; kokusu olabilir yada olmayabilir.

    • Cinsel ilişki esnasında ağrı ve yanma hissi

    • İdrar yaparken yanma

    Bu şikayetleri oıuştu zamnada mutlaka doktorunuza danışın size uygun tedavi uygulansin.

    Mantar enfeksyon nasıl önlenebiliriz

    • Enfeksiyondaki çevresel faktörlerin azaltılmasına yardımcı olmak için rafine edilmiş şeker yerine kompleks karbonhidratları ve kepekli tahılları yiyin.

    • Yoğurdu sık sık tüketin. Laktobasillus doğal olarak yoğurtta bulunur ve uygun sindirimi sağlayan ve vajinal enfeksiyonları önlemeye yardımcı olduğu bilinen bir probiyotiktir.

    • Enfeksiyona neden olan bakterilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için düzenli olarak idrar yapın.

    • Toksinleri boşaltmaya yardımcı olması için . Günde en az sekiz bardak su için.

    • Pamuklu iç çamaşirlari giyelim.

  • Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis neden ve nasıl oluşmaktadır?

    Endometriozis ilk kez 1860’da tarif edilen fakat hala sebebi ve tedavisi tartışılan bir hastalıktır.Nedenini açıklamak için değişik teoriler ortaya atılmıştır.Bu hastalığın kadınları neden etkilediği, hangi etkenlerle oluştuğu kesin olarak bilinmez.En çok kabul edilen teorilerden biriadet sırasında endometrial dokunun tüpler aracılığıyla peritoneal boşluğa, yani karın boşluğuna geri aktığını veyeni endometriozis odaklarının oluşması teorisidir. Son yıllarda genetik yatkınlığın da bu hastalığın oluşumunda rol oynayabileceği araştırılmış ama henüz sorumlu direkt bir genetik faktör bulunamamıştır. Yetersiz immun cevabın neticesi bu geri kaçan endometrial dokunun karın boşluğunu saran periton zarında ve overler, tubalar gibi genital organlarda endometriozis odakları oluşturduğunu ileri sürmektedir.

    Bir başka teoriye göre artmış östrojen gibi etkilere cevaben periton ve over hücrelerinde bazı değişimler (metaplazi) olmakta, endometriozis gelişmektedir. Bir diğer teori ise endometrial dokunun kan ve lenf damarları ile yayıldığını ve endometriozisin böylece oluştuğunu ileri sürmektedir. Bazı bilim adamlarıdabazı çevresel faktörlerin de (Dioksin gibi kimyasal sanayide, PVC ve kağıt üretiminde ara ürün olan bir toksin) endometriozis oluşumunda etkili olduğunu ileri sürmüştür.

    Yani endometriozis oluşumunu açıklayan değişik teoriler vardır ve endometriozis hala bilinmeyeni çok olan bir hastalık olmaya devam etmektedir.Sonuçta oluşan endometriozis odakları estrojen hormonunun adet döngüsündeki değişimlerine göre büyümekte ve kanamakta, daha derine doğru yayılmakta, bunlara bağlı olarak da bulunduğu bölgelerde ağrı ve yapışıklıklar oluşturmaktadır.

    Endometriozis odaklarını bağışıklık sistemi hücreleri ortadan kaldırmaya çalışırken iltihabi bir durum da beraberinde oluşmaktadır, buna bağlı nedbe dokuları, ciddi yapışıklıklar meydana gelmektedir.

  • Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    TAZE PEYNİRLER VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT : Pastörize edilmemiş süt ve onunla hazırlanan yumuşak peynirler, sizin ve bebeğinizin hayatını tehdit eden listeria ve brucella bakterileri barındırabilir.

    ÇİĞ -AZ PİŞMİŞ ET: Çiğ veya az pişmiş et, toksoplazma ve diğer bakterileri barındırabilir. Dışarıda yemek pişirirken etinizin sıcak ve iyice pişirilmiş olduğundan emin olun. Etli çiğköfte yemekten kaçının.

    TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARI: Restoranlar ve meyve suyu barlarındaki taze sıkılmış meyve suyu pastörize edmemiştir, salmonella ve E. coli de dahil olmak üzere zararlı bakteriler içerebilir. Hamile kadınlar pastörize kutu- şişe meyve suyu tercih etmelidirler. En iyisi evde kendiniz sıkmanız.

    ŞUŞİ: Deniz ürünleri büyük bir protein kaynağı olmasına rağmen, çiğ deniz ürünleri zararlı parazitler ve bakterilerin kaynağı olabilir. FDA (Food Drug Associaton) hamile kadınların sadece pişmiş balık ve diğer deniz ürünlerini yemelerini öneriyor.

    ÇİĞ- AZ PİŞMİŞ YUMURTA: Az pişmiş yumurta hamilelikte salmonella denilen bakteriler yoluyla çeşitli bağırsak enfeksiyonlarına sebebiyet verir. Bu tür bakteriler ishalle sonuçlanan rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Pişmemiş kek- kurabiye hamuru da aynı şekilde risklidir.

    CİVA İÇEREN BALIKLAR: Balık sizin ve bebeğiniz için sağlıklı ve gereklidir fakat yediğiniz balıkla ilgili akıllı seçimler yapın. Kılıçbalığı, balina balığı, kral uskumru ve köpek balığı yüksek seviyelerde civa içerir. . Bu metal bebeğiniz için zararlı olabilir. Haftada 350 gr kadar deniz mahsulünü güvenle yiyebilirsiniz. Civa az olan balıkları tercih edin: sardalya, beyaz balık, alabalık, uskumru, yayın balığı, somon balığı, morina balığı ve konserve hafif orkinos. Ton balığı (beyaz) ton balığı sever iseniz, haftada 170 gram ile sınırlayın. Hamileyken balık yağı veya başka takviyeleri almadan önce doktorunuza danışın.

    ŞARKÜTERİ ETLERİ: Birçok gıda kaynaklı mikroptan farklı olarak, listeria buzdolabınızın içindeki sıcaklıklarda gelişebilir. Bu nedenle, hamile kaldığınızda bozulabilir, yemeye hazır salam ve sosis gibi etlerden kaçınmalısınız. Bu gıdaları, sıcak buharda pişinceye kadar ısıtarak ve hemen yiyerek güvenli hale getirebilirsiniz.

    YIKANMAMIŞ SEBZE- MEYVE: Sebze ve meyveleri akan suyun altında iyice duruladığınızdan emin olun. Toksoplasma adı verilen bir parazit, yıkanmamış meyve ve sebzelerde yaşayabilir ve toksoplazmozis adı verilen, bebeğiniz için çok tehlikeli olabilen bir hastalığa neden olur. Ürünü yıkamak için sabun kullanmayın. Bunun yerine, yüzeyi küçük bir sebze fırçasıyla fırçalayabilirsiniz. Çürük bölgelerini kesin, çünkü bunlar bakteri barınabilir.

    TÜTSÜLENMİŞ DENİZ ÜRÜNLERİ: çiğ şarküteri etleri gibi soğutulmuş füme deniz ürünleri de listeriaya karşı savunmasızdır. Buna füme somonun yanı sıra, tütsülenmiş alabalık, beyaz balık, morina, ton balığı ve uskumru da dahildir.

    ÇİĞ DENİZ KABUKLULARI: Çiğ kabuklu deniz hayvanları, deniz ürünlerinin başlıca hastalık nedenlerinden biridir. Bu ürünler pişirilmiş deniz ürünlerinde genellikle bulunmayan parazitler ve bakterileri içerir. Kabuklu deniz hayvanlarını iyice pişirildiği sürece gebelik sırasında yemek güvenlidir. Kabuklar açılana kadar istiridye ve midye pişirilmelidir. Yine de yüksek civa içeriğinden dolayı gebelikte midye yemek önerilmez.

    AÇIK BÜFE YEMEKLER: Gıdalar çok uzun süredir dışarıdaysa endişe nedeni olabilir. 2 saatlik kuralları uygulayın: Oda sıcaklığında 2 saatten daha uzun süre bekletilmiş yemekleri yemeyin. Sıcaklıklar 32 derece üzerinde olduğunda bu süre 1 saat olmalıdır.

    KAFEİN: Yapılan çalışmalar gebelik sırasında ılımlı miktarda kafeinin güvenli olduğunu göstermektedir. Ancak yüksek miktarda kafeinin düşük olasılığını arttırıp arttırmayacağı konusu hala açık değil. Önerilen, hamilelerin kafeini günde 200 mg ( 350 ml kahve) ile sınırlaması. Ancak unutmayın ki, kafein ayrıca kola, çay, çikolata ve birçok enerji içeceğinde bulunur.

    ALKOL: Hamilelik döneminde ağır içmenin ciddi doğum kusurlarına neden olabileceğini zaten biliniyor. Bilmediğiniz şey, az miktarda alkolün bile zararlı olabileceğidir. Hamilelik sırasında hangi içki miktarının güvenli olduğu tespit edilmediğinden, alkol içeren hiçbir ürünü tüketmemek en iyisi.

    KAYNAK: WebMD 

  • Gebelikte Cinsellik

    Gebelikte Cinsellik

    Gebelikte Cinsellik

    Hamilelik süresince bebeğime zarar vermeden cinsel ilişkiye girebilir miyim ?

    Evet. Doktorunuz aksini önermedikçe gebelik süresince cinsel hayatınızı değiştirmeniz ya da ertelenmeniz gerekmez. Sağlık problemizin yoksa gebelikte cinsel birliktelik ve orgazm bebeğe zarar vermez. Unutmayın ki bebeğiniz rahminizinde, amniotik sıvı içinde koruma altındadır.

    Eğer düşük öykünüz varsa doktorunuz gebeliğin ilk zamanlarında cinsel ilişkiden kaçınmanızı önerebilir. Erken doğum tehditi ya da kanama gibi bir durumunuz varsa da cinsel ilişki kısıtlanabilir. Farklı komplikasyonlar farklı kısıtlamalar gerektirebilir, doktorunuza ilişki mi, orgazm mı yoksa cinsel uyarılma mı yasak sorarak durumu netleştirmek gerekebilir.

    İlişki sırasında konfor

    Gebeliğiniz ilerledikçe rahatınız için pozisyon değiştirmek gerekli olabilir. Bebeğiniz doğduktan sonra da bu gerekebilir. Su bazlı kayganlaştırıcı kullanmak faydalı olabilir.

    İlişki sırasında ağrı hissetmemelisiniz. Orgazm sırasında rahminiz kasılabilir, bu hafif bir rahatsızlığa sebep olabilir. İlişki sonrası vaginal lekelenme yaygındır. Fakat şiddetli kanamanız, geçmeyen ağrınız olursa ya da suyunuz gelirse hemen doktorunuzu aramalısınız. (suyunuz geldikten sonra vaginaya hiçbir şey girmemeli.)

    Eşinizle iletişim kurun

    Eşinizle konuşun. Eşinize ne hissettiğinizi özellikle de gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili karışık hisleriniz varsa söyleyin. Eşinizi de sizinle iletişim kurması için cesaretlendirin. Eşinizle iletişim kurmak ikinizin de hislerinizi ve isteklerinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

    İsteklerim değişir mi?

    İsteklerinizin farklı olması normaldir çünkü hamilesiniz. Hormon değişiklikleri bazı kadınlarda cinsel istekte artışa sebep olurken, bazı kadınlarda gebelik öncesine göre cinsel istekte azalma olabilir.

    Yakınlaşmaya zaman ayırın

    Eğer doktorunuz cinsel aktivitenizi kısıtladıysa ya da ilişki için havanızda değilseniz bile eşinizle yakınlaşmaya zaman ayırmayı unutmayın. Yakınlaşmak için mutlaka cinsel ilişki gerekmez. Aşk ve sevgi başka şekillerde de ifade edilebilir.

    Gelişmekte olan bebeğinizi meydana getiren sevgiyi hatırlayın. Birlikte geçirdiğiniz zamandan zevk alın. Uzun romantik yürüyüşler yapabilir, mum ışığında yemek yiyebilir ya da birbirine masaj yapabilirsiniz.

    Bebeğim doğduktan ne kadar zaman sonra cinsel ilişkiye girebilirim?

    Genellikle iyileştikten, kanamanız durduktan ve hem siz hem de eşiniz kendini rahat hissettiğinde cinsel aktiviteye devam edebilirsiniz.

    Doktorunuz sizi doğum sonrası ilk kontrole kadar birliktelik olmaması konusunda uyaracaktır. Gebelikten sonra vaginal kayganlıkta azalma hissedebilirsiniz. Su bazlı bir kayganlaştırıcı ile kuruluktan kaynaklanan rahatsızlığı azaltabilirsiniz.

    Bebeğini sadece anne sütü ile besleyen kadınlarda yumurtlama ve adet gecikebilir. Fakat yumurtlama adetin geri dönüşünden önce gerçekleşeceği için bu dönemde de gebe kalabileceğinizi unutmayın. Doğum kontrol yöntemleri hakkında doktorunuzdan bilgi alın.

  • Gebelik ve Toksoplazma

    Gebelik ve Toksoplazma

    Gebelik ve Toksoplazma

    Toksoplazmozis nedir?

    Toksoplazmozis, protozoan parazit Toksoplazma gondii nin neden olduğu bir enfeksiyondur ve anne karnındaki bebeğinizin hayatını tehdit edebilir. Parazitle enfekte kedi dışkısı içeren kedi kumu ya da toprağa temasla enfeksiyonu alabilirsiniz. Aynı zamanda parazitle enfekte az pişmiş et ya da çiğ et ile temas etmiş pişmemiş yiyecekleri tüketerek de enfeksiyonu alabilirsiniz. Eğer daha önce toksoplazma enfeksiyonu geçirdiyseniz muhtemelen tekrar geçirmezsiniz.

    Toksoplazma belirtileri nelerdir?

    Toksoplazma çoğu insanda belirtiye sebep olmadığı için enfekte olup olmadığınızı bilmek zordur. Belirtileri genellikle soğuk algınlığına benzer, ateş ve lenf bezlerinde şişkinlik yapabilir.

    Eğer gebelikten önce toksoplazma geçirdiysem, anne karnındaki bebek için risk oluşturur mu?

    Nadir istisnalar hariç, gebelikten en az 6-9 ay önce enfeksiyonu geçirdiyseniz Toksoplazmaya bağışıklık gelişir ve bebeğinize bulaşmaz.

    Eğer gebelik sırasında toksoplazma geçirirsem bebeğime ne olur?

    Toksoplazma enfeksiyonu olan gebelerin yaklaşık yarısında enfeksiyon plasenta aracılığıyla bebeğe geçebilir. Gebeliğin erken döneminde oluşan enfeksiyonun geç dönemde oluşana göre bebeğe geçme olasılığı daha düşüktür. Fakat erken enfeksiyon geç gelişenden genellikle daha ciddidir.

    Anne karnında enfekte olmuş birçok bebekte doğduklarında toksoplazmozis belirtisi görülmez fakat birçoğunda ileriki yaşamlarında öğrenme, görme ve duyma güçlüğü gelişir.

    Anne karnındaki bebeğimin enfekte olup olmadığını nasıl öğrenebilirim?

    Eğer gebelik esnasında toksoplazmozis enfeksiyonu olmuşsanız, bebeğinize bulaş olup olmadığı gösteren yöntemler vardır:

    • Amniyon sıvısı ya da anne karnındaki bebeğin kanı enfeksiyon açısından test edilebilir.
    • Enfekte olmuş bebeklerin 1/3 ünde ultrasonla görülebilen problem oluşur.

    • Doğumdan sonra bebeğin kanı test edilebilir.

    Gebelik sırasında toksoplazma tedavi edilebilir mi?

    Gebelik sırasında toksoplazma enfeksiyonu antibiyotik ile tedavi edilebilir. Enfeksiyona ne kadar erken tanı konur ve tedavi edilirse bebeğe geçme olasılığı o kadar az olur. Eğer bebeğe enfeksiyon bulaştıysa tedavi ile hastalığın şiddeti azaltılabilir. Ayrıca bebek doğduktan sonra da tedavi edilebilir.

    Toksoplazma enfeksiyonunda nasıl korunabilirim?

    CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi) nin önerileri:

    • Yiyecekleri uygun ısıya (73 derece) ve etlerin içinde pembelik kalmayana kadar iyice pişirin.
    • Yemeden önce meyve ve sebzeleri bol su ile güzelce yıkayın. Çiğ yiyeceklerle temas edecek kesme tahtası gibi mutfak gereçlerini ve ellerinizi su ve sabunla iyice yıkayın.

    • Bahçe, toprak ya da kumla uğraşacaksanız eldiven giyin çünkü enfekte kedi dışkısı içerebilir.

    • Eğer kedi besliyorsanız kedi kumu ile temastan kaçının. Değiştirecekseniz mutlaka eldiven giyin ve sonrasında ellerinizi güzelce yıkayın. Kumunu her gün değiştirin, kedinizi içeride tutun, sokak kedilerine temastan kaçının. Kedinizi çiğ ya da az pişmiş etle beslemeyin.

  • Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.

    HELP Sendromu

    HELP ismi

    H: hemoliz (hemolysis)

    E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)

    LP: platelet azalması (low platelet)

    Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.

    HELP Sendromu Bulguları

    En sık görülen bulgular:

    • Baş ağrısı
    • Gittikçe kötüleşen bulantı ve kusma
    • Karında sağ üst kadran ağrısı
    • Yorgunluk ve bitkinlik

    Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:

    • Görme bozuklukları
    • Yüksek tansiyon
    • İdrarda protein (proteinüri)
    • Ödem (şişlik)
    • Şiddetli baş ağrısı
    • Kanama

    HELP Sendromu Tanısı

    HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.

    Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:

    • Kırmızı Kan Hücrelerinde Hemoliz
    1. Periferik yaymada anormallik
    2. Laktat Dehidrogenaz > 600 u/l
    3. Bilüribin > 1.2 mg/dl
    • Karaciğer Enzimlerinde Yükselme
    1. Serum aspartat aminotransferaz > 70 u/l
    2. LDH > 600 u/l
    • Trombosit sayısında azalma

    HELP Sendromu Nedeni

    HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:

    • Daha önceki gebeliklerinde HELP sendromu olma (her yeni gebelikte risk %20-25 artar)
    • Preeklampsi veya gebeliğe bağlı hipertansiyon
    • 25 yaş üstü hamileler
    • Multipar (2 ve daha fazla doğum yapmış kadın)

    HELP Sendromu Risk ve Komplikasyonları

    Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:

    • Plasenta abruptia
    • Pulmoner ödem (akciğerlerin sıvı toplaması)
    • DIC ( kanama faktörlerindeki sorunlar nedeniyle çok ciddi iç kanama)
    • ARDS (akciğer yetmezliği)
    • Karaciğerde hematom rüptürü
    • Akut böbrek yetmezliği
    • Kan transfüzyonu
    • İnfant ARDS
    • İntra uterin gelişme geriliği

    HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.

    HELP Sendromu Önlenmesi

    Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.

    HELP Sendromu Tedavisi

    Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:

    • Hastaneye yatış yapılarak yatak istirahatı sağlanır
    • Akciğer gelişimi için kortikosteroid iğnesi yapılır
    • Kasılmaları önlemek için MgSO4 (magnezyum sülfat) tedavisi başlanır
    • Eğer tombosit düşerse transfüzyon yapılır
    • Hipertansiyon varsa antihipertansif kullanılır
    • Fetal gelişim izlenerek en kısa sürede doğum yaptırılır.

    34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.

  • Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gestasyonel hipertansiyon gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon olup gebeliğe bağlı hipertansiyon (PIH) olarak da bilinir. Gestasyonel hipertansiyon preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertansiyon gebelikte % 6-8 oranında görülür.

    Gebelikte Hipertansiyon Tipleri

    Hipertansiyon Gebelikte 3 şekilde ortaya çıkar:

    • Kronik Hipertansiyon:Gebelik öncesi, gebeliğin ilk 20 haftası ve doğumdan sonra 140/90 üzeri tansiyon olması.
    • Gestasyonel Hipertansiyon:Gebeliğin 20. haftasından sonra hipertansiyon gelişip doğumdan sonra kaybolması
    • Preeklampsi:Gebeliğin 20. haftasından sonra kronik veya gestasyonel hipertansiyon ile birlikte görülebilir. Eğer tedavi edilmezse idrarda proteinüri, hipertansiyon ve ödem ile birlikte hem anne hem de bebekte hayati tehlike oluşturabilecek kadar ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

    Gebelikte Hipertansiyon Riski

    • İlk gebelik
    • Anne ve kardeşi PIH olan
    • 20 yaşından genç ve 40 yaşından sonraki gebelik
    • Gebelik öncesi hipertansiyonu ve böbrek hastalığı olan gebeler

    Gestasyonel Hipertansiyonun Bebeğe Etkisi

    Hipertansiyon plasentadan bebeğe yeteri kadar kan akımının geçmesine engel olur. Kan akımı yeteri kadar olmazsa bebeğe daha az oksijen ve besin geçeceği için bebeğin gelişimi yavaşlar.

    Eğer hipertansiyon tedavisi uygun şekilde yapılırsa zamanında sağlıklı bebek olma ihtimali yüksek. Eğer tansiyon kontrol altına alınamazsa gebelik zehirlenmesi yanipreeklampsi ve eklampsigelişebilir.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tanısı

    Her muaynede kan basıncı (tansiyon) mutlaka ölçülmeli. Eğer hipertansiyon varsa idrar ve kan testlerinin de yapılması gerekir.

    Hipertansiyon olan gebede böbrek ve kanam profili testleri kontrol edilir. Dopler ültrason ile plasenta ve kordondan bebeğe geçen kan miktarı ölçümü yapılır.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tedavisi

    Tedavi gebelik haftasına göre değişir. Eğer hamilelik son dönemlerinde ise bebek mümkün olduğu kadar erken doğurtulur.

    Eğer hafif hipertansiyon varsa ve gebelik haftası henüz doğum için erkense:

    • Sol yana yatmaya özen gösterilmeli
    • Daha sık takibe gidilmeli
    • Tuz kısıtlanmalı
    • Sıvı alımı arttırılmalı

    Eğer tansiyon şiddetli olursa tansiyon ilacı kullanılmalı ve mümkün olan en erken sürede doğum yaptırılmalı.

    Gestasyonel Hipertansiyondan Korunma

    Kesin olan bir korunma yöntemi yok. Doktor kontrolü altında dikkat edilmesi gereken şeyleri yaparak korunmaya çalışılmalı:

    • Tuz kısıtlaması
    • Günlük en az 8 bardak su tüketmek
    • Protein alımını arttırılıp abur cubur tüketimi azaltılmalı
    • Yeteri kadar istirahat
    • Düzenli egzersiz
    • Gün içinde mümkün olduğu kadar ayakları yukarıda tutma
    • Alkol kullanılmamalı
    • Kafeinden uzak durulmalı
    • Gerekli durumlarda doktorun söylediği dozlarda ilç kullanılmalı