Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • RAHİM AĞZI KANSERİ (HPV) AŞISI

    RAHİM AĞZI KANSERİ (HPV) AŞISI

    Kadınlarda rahim ağzı, erkeklerde de penis kanserine neden olabilen HPV (Human Papilloma Virus) rahim ağzı kanseri tanısı konulan kadınların %95′ inde saptanmaktadır. Rahim ağzı kanseri tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında meme kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır.

    RAHİM AĞZI KANSERİ RİSKLERİ NELERDİR ?

    Rahim ağzı kanseri risk faktörleri arasında; birden fazla kişiyle cinsel ilişkide bulunmak, erken yaşta cinsel ilişkiye girmek, daha önce bulaşıcı cinsel hastalıklar geçirmiş olmak, sigara içmek ve en önemlisi HPV virusu taşımak yer almaktadır.

    HPV, genital bölgede infeksiyon yapan ve siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virustur. Bu virusun her türü kanserojen değildir. Kadınların bir kısmı bu virusu vücutlarına girdikten sonra kendi bağışıklık sistemleriyle yenebilmektedir. Çok sayıda türü bulunan HPV nin ancak birkaç türü kanser gelişiminde risk oluşturmaktadır. Smear testi ile erken teşhis rahim ağzı kanser tedavisini son derece kolaylaştırmaktadır.

    RAHİM AĞZI KANSERİ (HPV) AŞISI NEDİR? KİMLERE VE NASIL UYGULANIR ?

    Human Papilloma Vırus (HPV), türüne karşı aşı çalışmaları 1990 lı yıllarda başladı ve 2007 yılı itibari ile ABD ve ülkemizde satışa sunuldu. Değişik aşı türleri de geliştirilme aşamasındadır. Piyasaya sunulan aşı koruyucu amaçlı aşıdır. Ülkemizde de piyasaya sunulan aşı özellikle 12 yaşından itibaren kız çocuklarına 3 doz şeklinde yapılması planlanmaktadır. Bu şekilde ömür boyu %90 oranında koruyuculuk sağlaması beklenmektedir.

    HPV aşısı toplam 4 tip HPV ye etkili (tip 6,11,16,18) olmasına rağmen, özellikle rahim ağzı kanserinin %50 nedeni olan HPV tip 16 ya karşı önemli bir koruma sağlayacaktır.

    Aşı koruyucu amaçlı olduğu için vücutta bulunan HPV tipi üzerine ve bunun meydana getirdiği klinik değişiklikler ve riskler üzerine etkisi olmayacaktır. Taşıyıcı kişilerde taşıdıkları HPV tipi dışında sadece ilerideki bir zamanda alınacak koruyuculuk kapsamı dahilindeki diğer tip HPV ler için koruma sağlayabilecektir.

    ÜLKEMİZDE AŞI İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER NELERDİR ?

    Amerikan firmasınca geliştirilen aşı ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nce (FDA) 8 Haziran 2006′ da onaylanarak “zorunlu aşı” kapsamına alındı. Türkiye’ de bu aşamada sosyal güvenlik kapsamına alınmadığından bedeli karşılanamayan aşı 9-26 yaş grubundaki kadınlara yapılması öneriliyor. Ergenlik çağına yaklaşırken, birey henüz aktif cinselliğe başlamadan yapılması önerilen aşının 3 aşamada birer doz şeklinde olmak üzere 1 yıl içinde yapılması önerilmektedir. Aşı şuan sosyal güvenlik sistemi içerisinde karşılanmamaktadır. Aşı cinsel temasla geçen HPV nin 6,11,16 ve18 tiplerine karşı koruma sağlamaktadır. Sonuç olarak ABD firması tarafından geliştirilen aşı HPV tip 6,11,16 ve 18 ‘e benzer partikülleri içerir ve rahim ağzı kanseri, kanser öncüsü lezyonlar ve dış genital bölgede bulunan siğillere karşıda önleyicidir.

    GELİŞTİRİLMİŞ BAŞKA BİR AŞI VAR MI?

    ABD firması tarafından geliştirilen koruyucu aşı (tip 6,11,16 ve 18) yanında, başka bir firma tarafından geliştirilen bivalan (tip 16,18) aşının çalışmaları da tamamlanmıştır. Bu iki aşı ile iligili yapılan çalışmaların ortak sonuçları; bu aşıların kişiler tarafından kolay tolere edilebildiği, yüksek oranda bağışıklanmanın sağlandığı, HPV enfeksiyonu ile ilgili klinik hastalığın azaltılmasında etkili olduğu ve bivalan aşı ile oluşan bağışıklık süresinin daha uzun süreli olduğu şeklindedir.

    HPV AŞISI İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

    • Aşı 3 doz şeklinde yapılacaktır. 3 doz bittikten sonra ne kadar bağışıklık sağlayacağı bilinmemekle birlikte 5 yıl sonra tekrarlanması gerekebileceği iddia edilmektedir.

    • Aşı sonrası hassas kişilerde önemsiz allerjik reaksiyonların gelişebileceği bildirilmektedir.

    • İdeal yapılma dönemi 9-12 yaş arası olup, en geç 26 yaşında yapılması önerilmektedir.

    • İlk planda sadece kız çocuklarına yapılması planlanmakta erkek çocuklarına uygulanması tartışmalıdır.

    • Hamilelik ve emzirme döneminde yapılması tartışmalıdır

    • Öncelikle HIV taşıyıcıları, immün sistemi baskılayan tedavi alanlar, kortizon tedavisi alanlar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olanlar ve çok partnerli ilişkisi olan kadınlar aşılanmalıdır.

    • Aşılama dozları bittikten sonra da rahim ağzı kanser riski tamamen bitmez. Bu nedenle dönem dönem smear testi ile taramalara devam edilmelidir.

    • En çok merak edilen ise, HPV taşıyıcısı olanlar, lezyonu bulunanlar ve aktif genital siğili olanlara aşının yapılıp yapılmayacağıdır. Aşı koruyucu olduğu için zaten alınmış bir tipe karşı hiçbir faydası olmaz. Şuan kesin bilinen aşının virusu almamış kişilerde etkili olduğu şeklindedir.

  • GENİTAL BÖLGE ESTETİĞİ

    GENİTAL BÖLGE ESTETİĞİ

    LABİOPLASTİ (İÇ DUDAK VE DIŞ DUDAK KÜÇÜLTMESİ)

    Genital bölge estetiği teknoloji ve tekniklerin ilerlemesi ile yeni bir boyut kazanmış ve daha önceden tedavisi mümkün olmayan ve cinsel hayatı olumsuz etkileyen birçok duruma çözüm üretilmiştir.

         İç dudak veya dış dudak küçültülmesi ameliyatı (labioplasti-labiaplasti) bayanlarda oldukça sık yapılan bir ameliyat olup iç ve dış dudaklardaki sarkmalar düzeltilir. Cinsel estetik ameliyatlardan biri olan labiumların düzeltilmesi operasyonlarına “labioplasti-labiaplasti” adı verilir.

    Genital bölge estetik ihtiyaçlarının en sık sebebi sık doğum yapma ve aşırı kilo alıp vermedir.

    Labioplasti ameliyatı lokal anestezi altında yapılan ve ortalama 1 saat süren bir ameliyat olup hasta aynı gün normal hayatına dönebilir. Bu bölgeye sadece antibiyotikli kremler ile pansuman yapmak yeteri olup 4 hafta sonra izler tamamen kaybolur. İlk 4 hafta cinsel ilişkiye girmeniz önerilmez.

    Bazen labium majuslar yani dış dudaklar yapısal olarak normalden uzun olabilir. Bu durumda cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve bu da ağrıya yol açabilir. Bu durumda tedavi ve kozmetik amaçlı cerrahi ile labiumlar normal boyutlarına indirilebilir.

       Labioplasti, genital bölge estetiği kızlık zarına zarar vermez, doğum yapmanıza engel olmaz ve idrar kaçırma problemlerine sebep olmaz.

    VAJEN DARALTMA AMELİYATI (VAGİNOPLASTİ)

    Normal doğumlar sonrası vagenın travmaya maruz kalması vagenin genişlemesine ve cinsel ilişki sırasında olumsuzluklara sebep olur. Bu sebeple vajen daraltma ameliyatıbirçok kişi için önemli bir ihtiyaç haline gelmektedir.

    Vajina daraltma ya da vajen estetiği ameliyatı, yaş veya doğumlara bağlı olarak vajinanın gevşemesi sonucu oluşan estetik görünümü düzeltmeye ve cinsel ilişki hazzını artırmaya yönelik cerrahi bir uygulamadır.

    Vajen daraltma ameliyatında gevşemiş vajen mukoza dokusu ve kas dokusu çıkartılarak eriyen dikişlerle daraltılır. Vajen daraltma ameliyatı veya vajen estetiği, lokal veya genel anestezi ile uygulanır ve aynı gün veya ertesi gün hasta normal hayatına dönebilir.

       Vajen daraltma ameliyatı sonrasında da ilk 4 hafta cinsel ilişki önerilmez. İyileşme süreci ise 10 gündür.

  • Menopoz

    Menopoz

    Doğal olarak yada tıbbi girişimler (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi) sonucunda overlerden (yumurtalık) hormon salgılanamaması sonucu adetten kesilmedir. Menopoz yaşı ortalama 45–55 arası olup 40 yaşından önce olursa erken menopoz denir.

    Menopoz Belirtileri

    Adet kesilmesi,

    Sıcak basmaları,

    Uykusuzluk,

    Terleme,

    Sinirlilik,

    Depresyon,

    Unutkanlık,

    Zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama,

    Cilt kuruluğu,

    Saç dökülmesi,

    Vajinal kuruluk,

    Ağrılı cinsel ilişki(dispareni),

    Eklem ağrılar,

    Damar sertliği,

    İdrar kaçırma,

    Vajen ve idrar yollarında atrofi,

    Osteoporoz.

  • Estetik Genital Cerrahi (Vajina Estetiği)

    Estetik Genital Cerrahi (Vajina Estetiği)

    Son yıllarda özellikle ABD kökenli başlamış olan estetik genital (vajina estetiği) cerrahi trendi içerisinde yer alan çok sayıda yeni cerrahi teknik mevcuttur. Bu tür cerrahi prosedürler yakın zamanda British Medical Journal’da yayınlanan bir makalede eleştirilmekte Ve ABD kökenli ‘designer vagina’ trendi gereksiz bulunmaktadır. 

    Bu konunun oldukça tartışmaya açık olduğu kesin bir gerçektir. Ancak konunun merkezinde kadınların vajina yenilenmesi yolu ile cinselliklerini ifade etme ve cinsellikten zevk alma konusunun bulunduğu unutulmamamalıdır. 

    Kadınların erkeklerle bir çok konuda eşit haklara sahip olmaya başladığı günümüz toplumunda, cinsel bölge görüntülerini değiştirme özgürlükleri ve cinsellikten zevk alma konusundaki bilinçlenmeleri de toplum tarafından kabul edilmelidir. 
     

    Genital Bölge Anatomisi

    Genital bölge anatomisinde kişiden kişiye değişen ciddi farklılıklar olabilir. Ancak genel olarak dışta bulunan dudaklar (labium majus), içte bulunan dudaklar (labium minus),ve üstte ortada klitoris mevcuttur. Genellikle dudaklar altta perinenin en alt kısmına, üstte de klitorise kadar uzanır. Nadiren steroid türü çeşitli ilaçlara bağlı ya da yapısal olarak klitoriste büyüme görülebilir.Klitoris embryonik hayatta erkek penisinin karşılığıdır. Yaklaşık 8000 adet sinir ucu bu bölgede bulunur ve bu sayı erkek cinsel organının yaklaşık 2 katıdır. 

    Teorik olarak klitoris üzerindeki doku miktarı ne kadar fazla olursa, cinsel uyarılmanın o kadar zor olacağı söylenebilir. Klitorisin hemen alt kısmında küçük dudakların arasında üretra girişi (idrar yolu) onun altında da vajina girişi mevcuttur. Kızlık zarı (himen) hemen vajinanın girişinde bulunan ince dairesel doku parçasıdır. Himen de çeşitli anatomik şekillerde olabilir. Dudaklardan yukarıya doğru yer alan tüylü bölge mons pubis (Latince anlamı Venüs Tepesi) olarak adlandırılır. 

    Çeşitli cerrahi müdaheleler uygulanarak kadın genital bölge görüntüsünü değiştirmek mümkündür.Bazı müdaheleler sonrasında cinsel fonksiyonlarda da düzelme olmaktadır. 

    Estetik cerrahi müdahelelerin toplumda daha çok kabul görmeye başlaması ve kadınların toplumdaki yerinin değişmesiyle daha fazla sayıda kadın genital bölge estetik müdahalelerine ilgi duymaya başlamıştır.Bazı kadınlar ise genital bölgenin görüntüsü ya da şeklinin eşiyle mutlu bir cinsel hayat yaşamasına engel olduğunu düşünmektedir. 

    En sık başvurulan genital estetik müdahaleler vajinoplasti (vajina daraltma)ve labioplasti (dudak küçültme) operasyonlarıdır.Daha az sıklıkla mons pubis için liposuction, labium majus ya da minuslara yağ enjeksiyonu,klitoris etrafından doku çıkarılarak duyarlılığın artırılması,lazerle genital cilt yenileme ve kültürel nedenlerle yapılan himenoplasti( kızlık zarı dikilmesi) operasyonları uygulanmaktadır. 
     

    Labioplasti (İç Ve Dış Dudaklarla İlgili Cerrahi Teknikler)

    Labium minus küçültülmesi: 
    Çeşitli yöntemlerle labium minus (iç dudaklar) için yapılan küçültme operasyonudur. İç dudakların küçültülmesi estetik genital cerrahide en çok başvurulan müdahalelerden birisidir. Genellikle labiumların çok büyük, sarkık ya da estetik olarak hoş görünmediğini düşünen kadınlar bu operasyon için başvurur. Ayrıca labiumlar arasındaki büyüklük ya da görüntü farklılığının giderilmesi için de uygulanabilir. Bazı kadınlar ise dar giysilerin, bisiklete binme vb fiziksel aktivitenin ya da cinsel ilişkinin rahatsız edici olduğunu ifade eder. Genellikle lokal anestezi altında bile uygulanabilen oldukça basit bir prosedürdür. Çeşitli kesi yöntemleri kullanılabilir. Kesi yerinin iyi seçilmesi ameliyat sonrası ağrılı kontraktür oluşumunu engellemek için önemlidir. İki çeşit kesi yöntemi yaygın olarak kullanılır. Birinci yöntemde Y şeklinde bir kesi ile labium minus kenarında bulunan doku klitorise kadar çıkarılabilir. Özellikle labiumları daha uzun olan hastalar için tercih edilebilir. Labiumları daha kısa olan hastalar için ise V şeklinde bir kesi ile labiumun en geniş olduğu bölgeye kesi yapılarak doku çıkarılabilir. Her iki yöntemde de kendiliğinden eriyen dikiş materyali kullanılabilir. Genel anestezi, sedasyon ya da topikal anestezi sonrası lokal anestezi ile yapılabilir. Labioplasti, vajen girişinde normalden iri, geniş, kırışık ve sarkmış durumlarındaki genital iç dudakların kesilerek estetik olarak küçültülmesi ameliyatlarına verilen isimdir. 

    Jinekolog hekimler tarafından genital estetik ameliyatları içinde yer alan labioplasti ameliyatlarına “iç dudak estetiği” da denilebilmektedir. 

    Labioplasti ameliyatları, kişilerin istedikleri şekilde dış genital bölgeden memnun kalabilmeleri amacıyla yapılan vajen estetik ameliyatlar grubundadır. Labioplasti ameliyatlarının kozmetik amaçları haricinde işlevsel yararları da bulunmaktadır. 

    İç dudakların normalden iri ve geniş olması genelde doğuştan gelen bir durumdur. Özellikle ergenlik döneminde hormonal etki ile birlikte artmaktadır. Bu durumun aslında bir hastalık olmadığını, yalnızca kişiden kişiye değişen anatomik (yapısal) bir varyasyon olduğunu da söyleyebiliriz. 

    Diğer taraftan bazı kişilerde kronik tahriş olma (mantar enfeksiyonu, kaşıntı veya sürtünme gibi), ırsi (genetik) nedenlere bağlı olarak iç dudaklar normalden daha iri, geniş yüzeyli, kırışık ve sarkık olabilir. Hormonal nedenler arasında androjen hormonu alınması da labial hipertrofi sebebidir. 

    Dudakların çekilmesi ve yapılan doğumlar da iç dudaklarda sarkma ve genişlemelere neden olabilir. Ayrıca ilerleyen yaşlarda aynı tüm vücudumuzun cilt dokusunda olduğu gibi iç dudaklarda da sarkma, saçaklanma ve kırışıklıklar artabilir. Yine hormonal nedenlere bağlı genital iç dudaklarda renk koyulaşmaları ve esmerleşmeler de ortaya çıkabilir. 

    Bazı durumlarda ise doğuştan tek taraflı asimetri söz konusu olabilir (Labial asimetri). Labial asimetri durumlarında yapılan labiyoplasti operasyonları da son derece yüz güldürücüdür. Hastalarımızın bir kısmı iç dudaklarındaki büyümenin ergenlik döneminde ortaya çıktığını, bir kısmı da doğuştan beri hep var olduğunu bizlere iletmektedirler. 

    Tarafımıza başvuran hastalarımızdan çok az kısmında ise çocukken geçirilmiş trafik kazaları veya bisiklet kazaları gibi genital travmalar sonucunda iç dudaklar zarar görmüş olabilir. Bu hastalarda da cinsel estetik ameliyatlar oldukça yüz güldürücü olmaktadır. İç dudakları normalden geniş ve iri olan bayanlarda öncelikle özgüven eksiklikleri ve psikolojik olarak kendilerini partnerlerine karşı yetersiz hissetmeleri gibi sorunlar ortaya çıkar. 

    Doğal olarak güzel ve estetik görünmek her kadının hakkıdır. Cinsel organın şekilsizliği kişilerin sosyal ortamlarda rahat hissedememelerine, cinsel ilişkide kendilerini iyi hissetmedikleri için ilişkiden haz alamamalarına, ilişkide hazza değil kendi vucutlarındaki eksikliklere konsantre olmaya ve tüm bunların bir sonucu olarak da kolay arkadaşlıklar kuramamalarına neden olabilir. 

    Vajeni veya dış genitalyasından memnun olmayan pek çok genç kız veya kadın karşı cinsle sosyal arkadaşlıklardan bile kaçınabilmektedirler. Hatta, kliniğimize başvuran pek çok kişi bu probleminden ötürü evlenemediğini bile bize itiraf etmiştir. 

    Labial hipertrofi sorunu yaşayan bayanların pek çoğu sıkı pantolon, tayt ve bikini giymekten kaçınmaktadırlar, sosyal ortamlardan rahatsız olurlar. Kendilerini adeta “herkesin seyrettiği düşüncesi” onları son derece rahatsız eder. Bu durum plajlarda ve arkadaşlık ortamlarında çok daha da belirgindir. Bu sorunu yaşayan çoğu bayan hayatları boyu pantolon yerine etek giymeyi tercih ederler. 

    Diğer taraftan geniş, sarkık ve bol kıvrıntılı dudakların içlerinde enfeksiyon gelişme riski (vulvit ve vaginit) artmaktadır. Sık enfeksiyonlar vajen akıntılarına ve vajen bölgesinde hoş olmayan kokulara neden olabilmektedir. 

    Bazı bayanlar da iç dudakların sarkıklığından ötürü cinsel ilişkide penetrasyon (penisin vajene girmesi) sırasında gerilmeye bağlı ilişki sırasında acı çektiklerini söylemektedirler (disparonia). 

    Çok nadiren de olsa bazı bayanlar iç dudakların vajen girişini kapatmasından ötürü idrar yaparken zorlanma, ıkınarak idrar yapma ve idrarın bacaklara akması gibi şikayetlerde de bulunmaktadırlar. Hatta bu kişilerde idrar yolu enfeksiyonları ve sistit riskleri de artmaktadır. 

    İç dudakların normalden geniş ve uzun olması batılı kültürlerde can sıkıcı ve utanma sebebi olmasına rağmen, bazı kültürlerde bu durum oldukça hoş ve seksi bulunmaktadır. 

    Örneğin Japonya’da iç dudaklarda genişlik ve uzunlukla giden “kelebek görünüm” bir hayli çekicidir. Yine bazı Afrika ülkelerinde küçük yaşlardan itibaren genç kızların iç dudakları çekilerek uzatılmaya çalışılmaktadır. 

    Diğer taraftan Afrika kıtasında bazı müslüman ülkelerde “kadın sünneti” de bir hayli yaygın bie töredir (Mali, Mısır, Somali, Sudan gibi ülkelerde). 

    Vajen estetiği içinde yer alan labioplasti (labiaplasty) ameliyatları herşeyden önce kişilerde özgüven artışına neden olmaktadır. Genital estetik ameliyat sonrası kendilerini çok mutlu ve huzurlu hissetmektedirler. Bu durum hayata tüm bakışlarını bile olumlu yönde etkilemektedir. 

    Vajen estetik operasyonları ve labioplasti ameliyatı olan bayanlar partnerlerine karşı artık çok daha rahattırlar. Bu hastalar cinsel ilişkiye daha iyi konsantre olduklarınadan ötürü ilişkiden daha fazla haz almaktadırlar. Fazla dokuların çıkarılması kişideki özgüveni arttırdığı için uyarılma ve hazzı da olumlu yönde etkilemektedir. 

    Eğer önceden idrar yaparken zorlanma şikayetleri de ameliyattan sonra son bulacaktır. Genital estetik ameliyat sonrası sistit, idrar yolları enfeksiyonu, mantar enfeksiyonları ve genital enfeksiyonlar da daha nadir olarak görülmektedir. 

    Diğer taraftan bu bayanlar eskisene göre çok daha hür ve mutlu bir şekilde dar pantolon, bikini ve tayt giyebilecekler, sosyal ortamları paylaşabileceklerdir. Önceden doğum yapmamış kadınlar ve genç kızlar labiyoplasti olabilirler. Labiyoplasti ameliyatı gebelik için asla bir engel değildir. 

    Labioplasti operasyonu olan bayanlar ileride rahatlıkla normal doğum veya sezaryen ile doğum yapabilirler. Bakire yani daha önceden hiç cinsel ilişkiye girmemiş bayanlar labioplasti ameliyatı olabilirler. Labioplasti ameliyatları kızlık zarına (hymen) asla zarar vermez. 

    Labium Majus Küçültülmesi: 
    Dış dudakların küçültülmesi prosedürü genellikle daha nadir olarak başvurulan bir cerrahidir.Genellikle dar giysilerle veya mayo ile hastayı rahatsız ettiği için talep edilir.Wedge şeklinde doku çıkarılması ya da liposuction yoluyla dış dudaklar küçültülebilir. 

    Labium Majus Büyütülmesi: 
    Labiumlara Yağ enjeksiyonu labiumların daha genç ve dolgun görünmesi için yapılan estetik müdaheledir. Nadiren bu tür cerrahiye başvuran hastalar için , kalça ya da bacağa yapılan liposuction işlemi sırasında alınan yağ dokusu büyük dudakların içine düşük basınçlı bir sistem kullanılarak enjekte edilebilir. 
     

    Vajinoplasti

    Vajina (vagina, vajen) kadınlarda cinsel ilişkinin gerçekleştiği 8-10 cm uzunluğunda, adeta bir “akordion” gibi esneme özelliği bulunan bir kas dokusundan oluşan bir kanaldır. 

    Kadınlarda vajina aynı zamanda doğum kanalı ve rahimden gelen adet kanının dışarıya boşaldığı kanaldır. Ayrıca vajina içinden geçen idrar kanalı (üretra) kadınlarda işeme fonksiyonunu sağlar. 

    Vajinanın sınırları iç genitalya ile dış genitalyayı ayıran kızlık zarı ile başlar, rahim ağzı organının olduğu alanda sonlanır. Vajina “vagina” veya “vajen” (vagen) olarak da ifade edilebilmektedir. 

    Vajinanın yaş, doğumlar, jinekolojik müdahaleler, kürtajlar ve sık cinsel ilişkiler sonucunda sıkılığı ve darlığı zaman içinde azalabilir. 

    Doğum ya da yıllara bağlı olarak vajinanın gevşediğini düşünen kadınlar genellikle bu operasyon için adaydır. Buna bağlı olarak cinsel ilişkinin kendisi ya da eşi için daha az tatmin edici olduğunu ifade eden kadınlar vardır.İki farklı yöntemle yapılabilir.Birinci yöntemde vajina girişine dikiş konulur. İkinci yöntemde ise vajina arka duvarındaki kaslar sıkılaştırılarak ve vajina mukozasından parça çıkarılarak daraltma işlemi gerçekleştirilir.İlk prosedür genellikle çok etkili olmadığı için önerilmez. Vajinoplastiye ihtiyaç duyan kadınların bir kısmında doğum sonrası gelişmiş olan idrar ya da dışkı kaçırma sorunları da bulunabilmektedir. Bu durumda eş zamanlı olarak bu sorunların da basit cerrahi müdahele ile düzeltilmesi mümkündür. Genel anestezi altında yapılması tercih edilen basit bir cerrahi prosedürdür. 

    Bazı kişilerde yapısal olarak vajina normalden çok daha geniş olabilir. 20 yaşında olmasına ve daha önceden hiç doğum yapmamasına rağmen geniş vajinası nedeniyle vajina daraltıcı ameliyat olan hastalarımız olmuştur. Bu durum ‘Wide and smooth vagina’ (geniş ve yumuşak vajina) ismi ile bilinmektedir. Vajina sıkılığının azalması doğum yapmamış kişilerde dahi cinsel ilişki sırasında boşluk hissi, vajinadan gaz çıkışı ve duyarsızlaşmaya neden olabilmektedir. Özetle bu tür operasyonlar daha önceden doğum yapmamış kişilere dahi uygulanabilir. 

    Vajina sıkılığının azalması, gevşemesi, esnekliğinin azalması cinsel tatminsizliği, hem kadın hem de erkekte cinsel ilişki sırasında duyarlılık ve his kaybını beraberinde getirmektedir. His kaybı da orgazm olamama sorununu ortaya çıkartabilir. 

    Genişlemiş vajinaya yeniden sıkılık vermek için yapılan ameliyatlara “vajinal daraltma ameliyatları” (vajina sıkılaştırma, vajinoplasti veya vajen daraltıcı operasyon) isimleri verilir. 

    Vajinal daraltma ameliyatları, vajina estetiği ameliyatları kapsamında ele alınmaktadır. 

    Vajina daraltma ameliyatları; vajina daraltıcı ameliyatlar, vajen daraltma ameliyatları, vajina yenileme ameliyatları, vajen gençleştirme ameliyatı, vagina daraltma operasyonu, vajen düzeltme ameliyatları, vajina sıkılaştırma (sıkılaştırıcı) ameliyatlar, vajina düzeltme (düzeltici) ameliyatlar gibi değişik isimlerle de anılmakta olup ideal “vajina darlığı” için yapılmaktadır. 

    Vajina daraltıcı ameliyatlar İngilizce’de “surgical vaginal rejuvenation” veya “vagina tightening surgery” olarak geçen cinsel estetik operasyonları arasında bulunmaktadır. 

    Vajina sıkılaştırma operasyonları vajinoplasti (vaginoplasti) ameliyatları olarak da bilinmekle birlikte aslında bu tabir doğru değildir. Çünkü vaginoplasti (vajinoplasti) “vajina oluşturma” anlamına gelmektedir. 

    Vajinoplasti ameliyatları; vajinası kör şekilde sonlanan (Rokitansky Meier Küstner Hauser Sendromu) veya vajinanın doğuştan gelen yapısal (anatomik) problemlerinde yani vajina darlığı durumunda tercih edilen bir ameliyat çeşididir. 

    Halbuki vajina daraltıcı ameliyatlarda vajina oluşturmaktan çok vajinayı yenileme ve sıkılaştırma amaçlanmaktadır. Bu bölümde de sık kullanımından ötürü vajen daraltma operasyonları ile vajinoplasti eş anlamda kullanılmıştır. 

    Vajinoplasti İngilizce’de “vaginoplasty” olarak geçmektedir. Vaginoplasty operasyonları özellikle yurt dışında da büyük ilgi gören cinsel estetik ameliyatları arasındadır. 

    Neovajinoplasti (neovaginoplasty), “yeni vajina oluşturmak” için yapılan ameliyatlardır. 

    Açmamız gerekirse neovajinoplasti , erkek cinsiyetinden kadın cinsiyetine geçiş için yapılan cinsiyet değiştirme (transseksüalite) ameliyatlarında kişiye “yeni bir vajina oluşturmak” amacıyla yapılan işleme verilen isimdir. 

    Vajinoplasti- Perinoplasti ameliyatı olan hastaların % 85’i ameliyat öncesindeki cinsel hayatlarını “yetersiz ve kalitesiz” olarak tarif etmektedirler. Yapılan bir çalışmada bu hastaların % 93’ü ameliyat sonrasındaki cinsel hayatlarının belirgin veya orta düzeyde düzeldiğini ifade etmişlerdir. Vajina daraltıcı ve vajina sıkılaştırıcı ameliyatları esas itibari ile gevşek ve genişlemiş vajinayı sıkılaştırmak, vajina darlığını sağlamak, gerginliğini arttırmak ve bu şekilde hem kadında hem de erkekte cinsel ilişki sırasında hazzı arttırmak amaçları ile yapılmaktadır. 

    Vajinanın sıkılaşması hem kadında hem de erkekte ilişki sırasında duyarlılık hissini arttırarak cinsel hazzı olumlu yönde etkilemektedir. Yapılan bir çalışmada ameliyat sonrasında seksüel partnerin tatmini % 83 olarak bildirilmiştir. Yani, sıkı bir vagina ilişki sırasında kadına olduğu kadar erkek partnere de keyif vermektedir. 

    Gevşemiş, esnemiş, deforme olmuş ve bollaşmış vagina içinden ilişki sırasında seslerin gelmesi çiftlerdekonsantrasyonun bozulmasına da neden olabilmektedir. Vajen daraltma ameliyatı sonrasında vaginadan gelen bu tuhaf sesler de kaybolmaktadır. 

    Vajen darlığı için yapılan ameliyatlar sırasında hastada idrar torbası sarkması (sistosel), idrar kaçırma problemi ve barsak sarkması (rektosel) problemleri de varsa aynı seansta bu sorunlar da düzeltilebilir. Kötü iyileşmiş ve iz bırakmış doğum izleri (epizyotomi skarları) de vajen darlığı ameliyatı sırasında çıkartılarak estetik olarak daha iyi bir görünüm sağlanabilir. 

    Doğum sonrasında kötü atılan dikişler, doğum dikişlerinin tutmaması, iltihap kapması veya evde doğum yapma gibi nedenlerle vagina dokusunun hasar görüp düzensiz iyileşmesi sonucunda “perine” adı verilen dış genital alanda izler (epizyo skarları, nedbeler) oluşabilir. 

    Vajina ve dış genitalya (vulva) üzerindeki düzensiz nedbeler zaman içinde cinsel ilişkide ağrı (disparoni) şikayetleri yapabilir. Kliniğimizde, vajen daraltma ameliyatları ile eş zamanlı olarak bu epizyo (doğum kesisi) izleri de çıkartılabilmektedir. 

    Daha önce bartholin absesi, vajinal kist ameliyatları geçirmiş olan kişilerde vajinanın görünümü bozulabilir. Bu konularda da yapılan vajinal estetik ameliyatları ve vajen daraltıcı operasyonlar ile kişilere güzel bir genital estetik görünüm kazandırılabilir. 

    Estetik açıdan güzel görünümlü bir vajina kadınlarda kendilerine olan güvenleri arttırmakta ve cinsel açıdan tatmini, orgazm olmayı kolaylaştırmaktadır. Ayrıca cinsel ilişki sırasında erkek eşin iyi bir şekilde tatmin olması evlilikleri ve beraberlikleri güçlendirmektedir. 

    Cinsel açıdan kötü görünen bir vajina kadında kabusa dönüşebilir; bu şeklide kadınlarda depresyon, öz güvensizlik, cinsel tatminsizlik, eşinden utanma, cinsel ilişkiden kaçınma ve cinsel isteksizlik gibi sorunlara yol açabilir. 

    Özetle vajina sıkılaştırıcı ve vajina yenileme ameliyatları hem cinsel fonksiyon hem de estetik görünümaçısından kişilerde ve eşlerde memnuniyet verici olmaktadır. 

    Vajina yenileme operasyonları deneyimli kişiler tarafından yapıldığında oldukça rahat tolere edilebilen, ağrısız ve riskleri son derece az olan ameliyatlar grubundadır. 

    Vajinoplasti, labioplasti gibi vajen daraltma ve vajina estetik ameliyatlarından 3 gün sonra işinizedönmenizde bir sakınca olmamaktadır. 

    Vajinoplasti (vajina daraltma) gibi vajina estetik ameliyatlarından bir gün sonra ılık suyla banyo yapmanızda bir sakınca bulunmamaktadır. 

    Vajen estetiği ameliyatı sonrasında hastalarımızda ciddi bir ağrı olmamaktadır. Verdiğimiz ağrı kesici ilaçlar ile birkaç gün süren hafif ağrı, şişlik (ödem) ve hafif lekelenme tarzı kanamanın olması ise normaldir. 

    Vajinoplasti, labioplasti gibi vajina estetik ameliyatlarından 1-1.5 ay sonra cinsel ilişkide bulunmanızda bir sakınca olmamaktadır. Yine, bir ay sonra havuz veya denizde yüzmenizde de bir sakınca olmamaktadır. Kliniğimizde ameliyat sonrası yapmanız gerekenler liste olarak size verilecektir. 

    Vajinal daraltıcı ameliyat sonrasında 15 -20 gün sonra dikişleriniz kendiliğinden dökülecektir. Kliniğimizde yapılan ameliyatlar sonrasında dikiş aldırmanıza gerek bulunmamaktadır. Bir ay sonrasında da dikişleriniz hiç ameliyat olmamış gibi iyileşecektir. 

    Ameliyattan 1-1.5 ay sonra bile değil partneriniz tarafından, bir jinekolog tarafından muayene dahi edilseniz bu tür bir ameliyat geçirdiğiniz siz söylemedikçe anlaşılmayacaktır. 

    Vajen estetiği sonrasında normal doğum yapmadığınız sürece yeniden bir vajinal genişlemeniz olmayacaktır. Vajen estetiği sonrası sezaryen ile doğum yapan kişilerde ise vajinal genişleme sorunu olmamaktadır. Vajinoplasti (vajen daraltma) ameliyatı veya labioplasti ameliyatı olmanız ileride normal doğum yapmanızı engellemez. 

    Ancak vajinal daraltma ameliyatı sonrasında normal doğum yaptığınız takdirde vajinanız yeniden genişleyecektir. Sezaryen olmanız halinde ise yeniden genişleme olmaz. Elastikiyeti azalabilir ve bu durum da cinsel ilişkide hazzı olumsuz etkileyebilir. 

    Bu nedenle vajina sıkılaştırıcı ameliyatlar doğum yapmamışlarda da uygulanabilmektedir. Her ameliyatta olduğu gibi ameliyat başarısındaki en önemli unsur ameliyatı gerçekleştiren jinekoloğun cerrahi tecrübe ve bilgisidir. 

    Ayrıca ortamın hijyenliği, ekipmanın yeterliliği ve modernizasyonu da son derece önemlidir. Vajina yenileme operasyonları hastane haricinde muayenehane ve klinik ortamında dahi yapılabilmektedir. Vajina daraltma egzersizleri adı altında ve vajinayı daraltıcı bir egzersiz bulunmamakla birlikte, vajina kaslarını güçlendiren, vajinanın kas tonusunu arttıran “kegel egzersizleri” kadınlarda oldukça yararlar sağlayabilmektedir. 

    Kegel egzersizleri hafif düzeyde geniş vajinası olan kadınların tercih edebileceği egzersizlerdendir. Ayrıca 50 yaşından sonra kadınlarda ortaya çıkan idrar kaçırma problemlerini de önlemek açısından kegel egzersizi yapılmasını hastalarımıza önermekteyiz. Kegel egzersizleri vajina sıkılaştıran egzersizlerdir. 
     

    G Noktası Büyütme

    Cinsel ilişki sırasında vajinal orgazmı sağlayan g noktası cerrahi olmayan, basit bir kollajen enjeksiyonu ile artık büyütülebiliyor. Bu şekilde hem cinsel ilişki daha tatminkar olmakta hem de orgazm olma daha kolay bir hale gelmektedir. 

    Özellikle Habertürk Gazetesinde yayınlanan röportajımız sonrasında G shot işlemi daha da ilgi duyulan bir işlem haline gelmiştir. G noktasının belirginleşmesi ve cinsel ilişki sırasında duyarlılığın arttırılması amacıyla uygulanılan G noktası büyütme işlemi “G shot” ve “G shot amplification”, “G spot amplification” isimleri ile de bilinmektedir. 

    Bu bölümde orgasm olma, klitoris ile klitoral orgasm, g noktası ile vajinal (coital) orgasm ve g noktası büyütücü işlemler ile ilgili güncel bilgiler bulunmaktadır. 

    Aslında her iki organın verdiği haz ve orgazm hisleri birbirinden oldukça farklıdır. Klitoris daha çok dış kısımda yer alan ve yüzeyel temas ile orgasmı sağlayan erojen bölgedir. 

    G noktası, ilk kez 1950 yılında Alman Jinekolog Dr. Ernest Grafenberg tarafından tanımlanmış olan diğer bir erojen bölgedir. Herhalde Dr. Ernest Grafenberg (1981-1957) bilimsel makalesinde bu bölgeyi ilk kez tarif ederken bu bölgeye kendi isminin baş harfinin verileceğinden habersizdi. Çünkü bu bölge, Dr. Grafenberg öldükten sonra “G noktası” adı ile anılmaya başlandı; bu sayede pek çok basın yayın kuruluşları tarafından konu biraz da abartılarak ayyuka çıkarıldı ve mizah konusu oldu. 

    G noktası İngilizcede “G spot” olarak geçmektedir. 

    G noktası vajina içinde, üst duvarda, idrar kanalının hemen altında yer alan elle dokunmakla belirgin hale gelen erojen bir bölgedir. Bu bölgede erkekteki prostat bezine karşılık gelen ve vajina içinde salgı üreten “skene bezleri”nin toplu (kümeleşmiş) şekilde yerleşmesinden oluşmaktadır. Bu nedenle G noktasını bir organdan çok bir anatomik bölge olarak görmek daha doğru olacaktır. 

    G noktası vajina içinde yer aldığından ötürü daha çok vajinal orgazmı sağlayan ana yapıdır. Vajinal orgazma “koital orgazm” (coital orgasm) veya “ilişki sırasında oluşan orgazm” isimleri de verilmektedir. 

    Bazı bayanlar dışarıdan elle masturbasyon yolu ile veya sürtünerek orgazm olabilmelerine rağmen vajinal (koital) yoldan orgazmı yaşayamamaktan yakınırlar. İlişki sırasında (penis vajina içindeyken) orgazm olamama kişilerde güvensizlik duygusuna, mutsuzluklara, depresyona ve dönem dönem öfke patlamalarına neden olabilir. 

    Maalesef ülkemizde dahi pek çok bayan partnerine karşı “orgazm taklidi” yaparak durumu kurtarmaya çalışsa da zaman içinde bu durum ciddi sıkıntılara, ilişki problemlerine ve cinsel arzularda azalmalara sebep olabilmektedir. G noktası günümüzde artık büyütülebilmektedir. 

    Vajina orgazmı sağlayan G noktası (g spot) günümüzde basit bir işlem ile büyütülebilmektedir. G shot adı verilen bu işlemin amacı ilişki sırasındaki orgazmın rahat bir şekilde sağlanabilmesidir. 

    G noktası büyütme işlemi ilk defa ABD’li bir jinekolog olan Dr. David Louis Matlock tarafından uygulanmış ve daha sonra bu uygulama dünyadaki pek çok yerde yaygın hale gelmiştir. 

    G noktası büyütülmesi işlemi, G noktası olarak bilinen bölgeye kolajen enjeksiyonundan ibarettir. Bu işlem “G shot”, “G spot amplification” veya “G spot augmentation” olarak geçmektedir. 

    G shot için en sık olarak uygulanılan kolajenler arasında “hyaluronik asid” bulunmaktadır. Bazı cerrahlar bu bölgeye yağ enjeksiyonu ile g noktası büyütme işlemi de yapmaktadır. G shot işlemi birkaç dakika kadar süren oldukça basit, cerrahi olmayan, ancak mutlaka deneyim gerektiren bir uygulamadır. Kliniğimizde yaptığımız işlemler genelde lokal anestezi eşliğinde (bölgesel uyuşturma) ile olur. Bu nedenle işlem günü aç karınla gelmenize de gerek yoktur. İşlem sırasında ve sonrasında hastalarımız hiçbir şekilde ağrı hissetmez. 

    Aynı gün içinde işlemden 6 saat kadar sonra cinsel ilişkiye girmenizde bir sakınca bulunmamaktadır. 

    Eğer şehir dışından gelecekseniz, işlemden hemen sonra yola çıkmanızda bir sakınca bulunmamaktadır. İstirahate de gerek yoktur. 
     

    Mons Pubis için Küçültme ya da Liposuction

    Mons için liposuction işlemi,tek başına ya da kalça ve karın bölgesi için yapılan liposuction işlemi sırasında uygulanabilir.Lokal anestezi altında uygulanması mümkündür.Mons pubis bölgesine estetik amaçlı uygulanan bir cerrahidir.Cilt sarkması bulunmayan hastalarda tercih edilebilir. Ayrıca hızlı kilo kaybı nedeniyle mons bölgesinde cilt sarkması bulunan hastalara wedge şeklinde doku çıkarılarak müdahele edilebilir. 
     

    Hoodectomy

    Klitoris cinsel ilişki sırasında “aynı erkeğin penisi gibi” içi kanla dolarak şişer. Klitoris içeriğindeki sinir yoğunluğundan dolayı oldukça hassastır ve kadınlarda orgazmı sağlayan ana organdır. Klitorisin kanlanımının artışı ile oluşan orgazma “klitoral orgazm” adı verilir. 

    Bu cerrahi ile klitoris etrafındaki cilt katmanlarının çıkarılarak, klitorisin daha duyarlı hale getirilmesi ve böylece, cinsel uyarılmanın daha fazla olması amaçlanmaktadır.Ayrıca klitoris görüntüsünün düzeltilmesi için de uygulanabilir. Bu tür cerrahide mümkün olduğu kadar klitorisin uzağında kalınarak klitoris çevresinde skar oluşumu engellenmelidir. 
     

    Himenoplasti

    Kültürel ya da dini nedenlerle, bütünlüğü bozulmuş olan kızlık zarına yapılan cerrahi müdaheledir.Bu hastaların bir kısmını çocukluk ya da genç kızlık döneminde cinsel saldırıya uğramış olanlar oluşturur.Hastaların bu kararı vermesi genellikle evlilik öncesi döneme rastlar.Ancak evlilik öncesi dönemi beklemeden kalıcı olarak kızlık zarının eski bütünlüğüne kavuşturulması basit bir cerrahi prosedür ile mümkündür.(Bu konu ile ilgili detaylı bilgiye Kızlık Zarı başlığından ulaşabilirsiniz).

  • Kısırlık ve Tüp bebek

    Kısırlık ve Tüp bebek

    Kısırlık (İnfertil)
    Haftada ortalama 2 kez düzenli cinsel birliktelik olmasına rağmen 1 yıl boyunca çocuk sahibi olamayanlara infertil denir. Her 10 çiftten biri bu sorunla karşı karşıyadır. Sperm tahlilinin uygun olmaması da  infertil olarak değerlendirilir.
     
    Tüp Bebek
    Tüp Bebek (IVF  in vitro fertilizasyon) klasik yöntemlerle gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli olup erkekten sperm ve kadından yumurta alınıp labaratuar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embryoların rahime yerleştirilmesidir.Labaratuar koşullarında oluşturulan döllenme ya kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) yada  tek yumurta içine tek sperm (mikroenjeksiyon) yerleştirilerek sağlanır.

    Kimlere Tüp Bebek Yapılır ?

    Tubal faktör;  herhangi bir sebeple tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadın

    • Erkek faktörü; sperm sayısında, hareketliliğinde yada yapısında problem olan erkekler
    • Servikal faktör;  rahim ağzına bağlı problemler
    • Hormonal faktör açıklanamayan; hem kadın hem de erkekte herhangi bir sorun tespit edilememesine rağmen gebelik elde edilemeyen çiftler
  • Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus, vajinal kasların istemsiz kasılmaları sonucunda cinsel ilişkinin olamaması veya oldukça ağrılı olmasını tarif eden patolojik bir belirtidir.

    vajinismus tedavisi ankaraBu durumun sebebi genellikle kapalı toplumlarda cinsellikle ilgili tabularla yetiştirilmeye bağlı, bilinçaltı korkulardır. Ancak yalnız kapalı toplumlarda değil, batı toplumlarında da görülebilen bir durumdur. 

    Üstelik entellektüel düzey ve yaştan bağımsız olarak, toplumun her kesiminde rastlanabilir. Ancak kapalı toplumlarda görülme sıklığı yaklaşık 10 kat daha fazladır. 

    Önemli olan hastaya tanı koyulabilmesi, ve bu durum kronikleşmeden bir an önce uzman kişiler tarafından tedaviye başlanmasıdır. Aksi takdirde ciddi ailevi problemlere yol açabilmektedir. Aslında tanı koyulduktan sonra çok basit bir şekilde tedavisi mümkün olabilmektedir. 

    Vajinismus tedavisine başlamadan önce hastanın genital bölge anatomisi ile ilgili bilgilendirilmesi önemlidir. Vajina dışta dudakların ortasında yer alan dairesel boşluğun devamındaki ,esnek boru şeklinde yapıdır. Cinsel ilişkinin gerçekleşmesi dışında,idrar yolunun açıldığı, adet kanamalarının boşaldığı ve doğumun gerçekleştiği anatomik yapıdır.Vajina etrafında bulunan en önemli kas PC (pubokoksigeus) kasıdır.Özellikle vajinal kanalın dış kısmını kontrol eden bu kaslar, vajinismus hastalarında istemsiz olarak kasılarak , cinsel ilişkiyi imkansız hale getirirler. Pek çok hasta ve eşi bu durumu ‘vajina girişinde bir duvar varmış ‘ gibi tarif eder.Bu sırada çoğu hastada aşırı endişeye bağlı panik atak benzeri bir durum gelişir. 

    pelvicTedavide amaçlanan ,çeşitli yöntemlerle bu kaslardaki kasılmanın üstesinden gelinmesi ve böylece cinsel ilişkinin mümkün kılınmasıdır. 

    Tedavide genel olarak iki yöntem mevcuttur:
    1.Klasik tedavi:
    Parmak egzersizleri (in vivo desensitizasyon) denen yöntemle, serçe parmaktan başlanarak, aşamalı olarak her hafta boğum boğum vajina içine parmağın alınması ve iki parmak alınabilir hale geldikten sonra eşinin katılımıyla tedaviye devam etmesi amaçlanır.Bu şekilde kişinin kendi kendini keşfetmesi sağlanır ve vajinal kaslarına hakim olması mümkün olur.Bu tedavi genellikle uzun zaman almaktadır. Bazı hastalar tarafından bu nedenle tercih edilmeyebilir.    

    2.Bilişsel Davranışsal Tedavi yöntemleri:
    Diğer vajinismus egzersizleri kullanılarak ofiste ve ev ödevleri ile kasların gevşetilmesi amaçlanır. Kullanılan yöntemler: Ayna ile genital bölgenin incelenmesi, Masaj egzersizleri, Vajinal dilatör (buji)egzersizleri, Kegel egzersizleri şeklinde özetlenebilir. 

    a. Ayna ile genital bölgenin incelenmesi:
    Kişi bilmediği şeyden korkmaya eğilimlidir. Genital bölgeyi iyi tanımak, anatomisini bilmek tedavi başlangıcında çok önemlidir. 

    b. Masaj egzersizleri:
    Kişinin kendi organlarını tanıması ve haz bölgelerini keşfetmesi, psikolojik rahatlama sağlar.Başlangıçta zor gelen vulvaya dokunma, zaman içerisinde alışmayla, kişinin bu bölgene zevk almaya odaklnmasını sağlar. 

    c. Vajinal dilatör egzersizleri:
    Kademeli olarak kullanılan bujiler (çubuklar) yardımıyla vajinanın gevşetilmesi amaçlanır. Terapist yardımıyla uygulanabilir. 

    d. Kegel egzersizleri:
    Pelvik bölge kaslarını güçlendirme ve kontrolünü sağlamaya yönelik egzersizlerdir. yalnızca vajinismus tedavisinde değil, idrar ya da gayta kaçırma sorunlarında da etkilir. 

    vulvar Ayrıca cinsel isteksizlik ve orgazm sorunu yaşayan hastalara da önerilir. Diğer tedavi yöntemleri ile kombine edildiğinde etkilidir. Bilişsel davranışsal tedavi yöntemleri kullanıldığı takdirde tedavi süresi ortalama 2-5 gün arasında değişir. Bilimsel yöntemlerle yapılan vajinismus tedavileri sonrasında iyileşme kalıcı olmaktadır. 

    Bunların dışında önerilen tedavi yöntemlerine güvenilmemelidir.

  • Gebelik & Doğum

    Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız yada şu anda hamile iseniz hem bebek hem de kendiniz için riskleri azaltmak, gelişen fetus için sağlıklı bir ortam oluşturmak ve sağlıklı bir bebek elde etmek için birçok şey yapmanız gerekmektedir.

    Gebelik takibi ve doğumunuz için tecrübeli uygun bir doktor bulmak sağlıklı bir bebek için en önemli adım olacaktır.

    Gebelik sadece 9 aylık bir yolculuk değildir. Gebeliğin ilk haftaları bebek için en önemli zaman olup zararlı alışkanlıklardan ve yiyeceklerden uzak durmak bu dönemde çok önemlidir.

    Çocuk istediğimizde kendimizi hazırlamamız gerekir. Gebelik planından 3 ay önce doktorunuza muayene olmanız tavsiye edilir. Bu muayenede annenin sağlık durumu ve hamilelikle ilgili planlar yapılır.

    Gebe kalmadan önce kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görülmek önemlidir. Gebelik sürecinizi etkileyecek sağlık problemleriniz olabilir.

    Diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, anemi (kansızlık), tiroit hastalıklar gibi sık görülen hastalıkların gebeliğe ve gebeliğin bu hastalıklara olan etkileri hakkında yeterli bilgi alınmalıdır. Smear ve kan testleri gibi testlerin ve meme muayenesinin ve gerekirse aşıların gebelik öncesi yaptırılması gerekir.

    İlk birkaç hafta bebek gelişimi için en önemli zamandır. Fakat birçok kadın bu dönemde gebe kaldığının farkına bile varmamaktadır.

    Kendi sağlığınızı kontrol etmek gebelik planlanmadan önce yapılması gereken en önemli şey olup gebelik öncesi muayenenizi (prekonsepsiyonel muayene) mutlaka yaptırmalısınız.

    Bu muayene şunları kapsamalıdır:

    Ailenin tıbbi hikâyesi: Hipertansiyon, diyabet, mental gerilik gibi durumların tespiti

    Genetik test: Kalıtsal genetik hastalıkların araştırılması

    Kişisel tıbbi hikâye: Epilepsi, diyabet, hipertansiyon, anemi, alerji gibi gebelikte özel bakım gerektiren durumların tespiti

    Önceki ameliyatlar: Eğer varsa geçirilmiş ameliyatların gebeliğe etkisi

    Önceki gebelikler: Önceki gebeliklerdeki sorunlar

    Aşı durumu:Kızamıkçık tetanos gibi hastalıklara karşı aşılı olup olmadığı

    Enfeksiyon durumu: Bebeğe zarar verebilecek cinsel yolla bulaşan yada başka bir enfeksiyon varlığının tespiti.

    Gebe kalmadan önce sağlıklı gebelik ve fetal gelişim için önemli 3 besin desteği var. Çoğu kadın gebelik süresince ve süt verme döneminde beslenmenin önemini bilir. Ancak gebelik öncesi dönemde aşağıdaki 3 besin desteği fetal gelişim ve sağlıklı gebelik için önemlidir.

    Folik Asid: Gebelik boyunca iki kat ihtiyaç duyulan tek vitamindir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda (daha önce nöral tüp defekti olan kadınlar) folik asid % 72 koruyucu etki göstererek nöral tüp defekt (omurlarda açıklık) oluşumunu azaltmıştır. Başka bir çalışmada bebeklerin doğum ağırlığında artış ve bebek gelişme geriliğinde ve annede enfeksiyon oluşmasında azalma sağlar.

    Çinko: Fetal gelişim ve savunma mekanizmaları için gereklidir. Kanda çinko seviyesi %30 altına düştüğünde ve çinko alımı gebelikte azaldığında düşük, erken doğum ve doğum problemlerinde artma olmaktadır. Ayrıca çinko seviyesi düşüklüğünde beyin anomalileri, nöral tüp defekt oranında artışla birlikte düşük doğum ağırlığı ve gebelik zehirlenmesi (preeklampsi ve eklampsi) oranında artış olmaktadır.

    Esansiyel Yağ Asitleri: Gebelikte önemlidir çünkü yeni oluşan hücrelerin gelişiminde, yeni doku oluşumunda ve organ sistemleri oluşumunda önemli rolleri vardır. Gebelikte esansiyel yağ asitleri seviyelerinde azalma olduğunda sinir sistemi ve vücut gelişiminde yavaşlama olmaktadır. Omega-3 desteği alan kadınlarda erken doğumda azalma ve bebek doğum ağırlıklarında artma gözlenmiştir.
    3 ay önceden hayatımızda sağlıklı değişiklikler yapmak iyi olacaktır. Kadın ve erkeğin sağlıklı beslenmesi gebe kalma olasılığını arttırmaktadır.

    Sağlıklı Beslenme İçin

    Folik asid: Her gün 400 mikrogram almak gerekir. Bu B vitamini bebekte nöral tüp defektini azaltarak spina bifida (belde açıklık) riskini azaltır. Eğer ailede nöral tüp defekti hikayesi varsa folik asid dozu arttırılmalıdır. Folik asid doğal olarak koyu yeşil yapraklı sebze ve meyvelerde (turunçgiller, ceviz, fındık, baklagiller, tahıllar) bulunur. Bu yiyeceklerle birlikte günlük 800 mikrogram folik asid desteği yapılmalıdır. Folik asid suda eriyebilen bir vitamin olduğu için fazlası vücuttan atılacaktır.

    Kalsiyum: Gebe kalmayı planlayan kadın günlük 1000 mg kalsiyuma ihtiyaç duyar. Peynir, yoğurt, sardalye, somon ve pirinçten kolaylıkla alınabilir.

    Vitaminler: Diyet yanında multivitamin desteği gereklidir.

    Kafein: Kahve ve çikolatadan uzaklaşmak önemlidir. Günlük 200-300 mg kafein fertiliteyi azaltır.

    Ayrıca demir ve kalsiyum emilimini azaltır.

    Uzak Durulacaklar: Yapay tatlandırıcılar, alkol, sigara, keyif verici içecekler, teratojenik ilaçlar. Sigara %20-30 oranında düşük doğum ağırlıklı bebek doğumlarına sebep olmaktadır. Alkol tüketiminde bebeğe zarar vermeyecek bir miktar yoktur. Maruiana gibi keyif verici ilaçlar gebelik kayıpları, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, gelişme geriliği, davranışsal problemler ve öğrenme zorluğu gibi sorunlara sebep olmaktadır. Teratojenik ilaçlar ve maddeler gebeliğin 3-8 haftalarında fetusta yüksek oranda problem oluşturma ihtimalleri vardır. Toksoplazma enfeksiyonundan uzak durmak için aşısız kedi köpekle temas olmamalı. Zararlı maddelerden uzak durulmalı; toksit ve kimyasal maddeler (kurşun gibi) ve radyasyon fetus için tehlikelidir.
    Stres ovulasyonun geciktirebilir veya olmasını engelleyerek gebe kalmanızı engeller. Mümkün olduğu kadar stresten uzak olunmalıdır.

    Bazı alışkanlıklarımız değişmeli

    Egzersiz: Kendinize en uygun bir egzersize başlamalısınız. Kilo kaybederseniz hamilelikte kilo almaktan eskisi kadar korkmazsınız. Yürüme, yüzme, bisiklete binme ve aerobik tercih edebileceğiniz sporlardır.

    Uyku: Günde 8 saat yada sizin için yeterli olacak kadar uyumaya gayret gösterin.

    Beslenme: Sağlıklı beslenmeye başlamalısınız. Zararlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Çiğ yada az pişmiş et, çiğ yumurta yenmemeli.

  • Menopoz

    Menopoz

    Doğal olarak yada tıbbi girişimler (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi) sonucunda overlerden (yumurtalık) hormon salgılanamaması sonucu adetten kesilmedir. Menopoz yaşı ortalama 45–55 arası olup 40 yaşından önce olursa erken menopoz denir.
     
    Menopoz Belirtileri
     
    Adet kesilmesi,

    Sıcak basmaları,

    Uykusuzluk,

    Terleme,

    Sinirlilik,

    Depresyon,

    Unutkanlık,

    Zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama,

    Cilt kuruluğu,

    Saç dökülmesi,

    Vajinal kuruluk,

    Ağrılı cinsel ilişki(dispareni),

    Eklem ağrılar,

    Damar sertliği,

    İdrar kaçırma,

    Vajen ve idrar yollarında atrofi,

    Osteoporoz.

  • VAJİNİSMUS

    VAJİNİSMUS

    Vajinismus ilişki sırasında cinsel birleşme anı geldiğinde yaşadıkları istemsiz kasılmalar sonucunda penisin vajina içine girememesi veya zorla çok fazla ağrılı ilişki ile sonuçlanan bir cinsel sorundur. 

    Vajeni çevreleyen kasların (özellikle pubococcygeus kası) istemsiz olarak kasılması sonucunda ilişkiye izin vermemesi veya çok zor ve ağrılı olmasıdır. Bu istemsiz kasılmalar kesinlikle kadının kontrolü altında olmayıp sadece vajende değil karın, bacak, bel ve sırt gibi diğer bölgelerde de olur. Kasılmaların şiddeti vajinismusun derecesinin göstergesi olur.Bu kasılmalar  ilişki sırasında, pelvik muayenede ve hatta istemli olarak vajen bölgesine dokunmada bile olabilir. 

    Vajinismusta başta vajina etrafında olmak üzere tüm vücutta kasılma, endişe , korku, tiksinme, panik olur. Hasta bacaklarının açılmasını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatır ve kesinlikle ilişki pozisyonu alamaz. Canım acıyacak, ağrı olacak düşüncesi,  bilinç dışından köken alan vajinal bir refleks sistemini   harekete geçirir  ve kontrolü ele alır. 
    Vajinismusta cinsel ilişki sırasında ağrı olması da şart değildir. Bazı hastalar penisin ucunun girmesine izin verebilirken bazı hastalar o safhaya bile gelememektedir. 

    Vajinismus kişinin ilişki sırasında kendisini kasması kendisini tehlikeden koruma için oluşan reflekstir. Penisin vajinaya girme anında kişi kendisini istemsiz bir şekilde refleks olarak kasmaktadır.

  • POLİKİSTİK OVER SENDROMU

    POLİKİSTİK OVER SENDROMU

    Polikistik over sendromu denilen bu klinik tablo,1935 yılında Stein ve Leventhal

    adlı iki bilim adamı tarafından tanımlanmıştır ve onların adına izafeten de,Stein-Leventhal

    Sendromu olarak ta adlandırılır.Sıklıkla 30 yaşın altındaki genç hanımlarda görülür ve

    overlerde(yumurtalık) kalın bir dış katman içerisinde birçok iyi huylu kist oluşumu ile

    karakterize bir tablodur.Kronik anovülasyon yani “yumurtlamama”bu klinik tablonun ana

    karakteridir.Adet görememe veya gecikmeli adetler,erkek tipi tüylenmede artış,fazla kilo alma

    ve kısırlık gibi özellikleri vardır.

    Polikistik over sendromu yaklaşık bir yüzyıldan beri bilinmekte ve çok

    araştırılmakta olan klinik bir problem olmasına rağmen,oluşumu hakkında tam bir bilgi

    yoktur.Şeker hastalığına yatkınlığı olan birisinin,polikistik over sendromuna da yatkınlığı

    olduğu tespit edilmiştir.Şişmanlık, polikistik over sendromu ile sıklıkla birlikte görülen ve

    klinik tablonun oluşumunu daha da artıran bir durumdur.Vücutta artan yağ dokusu,östrojen

    üretimine ve kan östrojen seviyelerinin artmasına,bu da beyindeki hipofiz bezinden daha az

    FSH(folikül uyarıcı hormon)üretilmesine neden olur.Yine bu östrojenlerin artması ile,LH

    hormonu da artar.LH artışı da overlerde erkeklik hormonu yapımını artırır.

    Polikistik over sendromu bulgularını şu şekilde özetliyebiliriz:

    — Adet düzensizliği ; adet siklusları genellikle 6-8hafta veya daha fazla

    sürer.Yaklaşık yılda 8’den daha az adet görülür.Kanamalar düzensiz olur,uzun sürebilir,fazla

    miktarda olabilir ve aralarda lekeler olabilir.

    — Yumurtlama bozuklukları ; polikistik over sendromlu hastaların

    yumurtalıklarında çok sayıda içi sıvı dolu kesecik (folikül) vardır ve bu kesecikler ,olgunlaşıp

    yumurtlama aşamasına gelemezler ve dolayısıyla “yumurtlama olmaz”.

    — Yumurtalıklarda kist oluşumu ; polikistik over sendromlu hastaların

    yumurtalıkları çok sayıda içi sıvı dolu kesecikle doludur.Buna bağlı olarak ta

    yumurtalıklar,normalin 2-3 katına kadar büyürler.

    — Kasık ağrısı ; ağrıların nedeni tam olarak bilinmemekle beraber,büyüyen

    yumurtalıkların ağrıya neden olduğu sanılmaktadır.

    — Şişmanlık ve kilo alma ; polikistik over sendromlu hastaların çoğunda kilo

    alma,kol ve bacaklara oranla,karın bölgesinde daha çok olmaktadır.Polikistik over sendromlu

    hastaların hemen hepsinde olmasa da,büyük bir çoğunluğunda kilo artışı vardır.

    — Tüylenme ; bu hastalarda erkek tipi tüylenme görülür.Yüzde ,çene

    altında,göğüslerde,karında ,kol ve bacaklarda tüylenme olur,saç dökülmesi görülebilir.

    — Ciltte yağlanma; polikistik over sendromlu hastalarda ciltte yağlanma ve sivilce

    oluşumu sık görülür.Ayrıca vücudun bazı bölümlerinde cilt lekeleri ve saçlı deride

    kepeklenme görülür.

    — Kısırlık ; polikistik over sendromlu hastaların çoğu,yumurtlama olmadığı için

    çocuk sahibi de olamazlar.Bu da hastaların en önemli ,doktor’a başvuru nedenidir.

    — İnsülin’e direnç ve şeker hastalığı ; son yıllarda yapılan çalışmalar polikistik over

    sendromu ile insülin arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur.İnsülin çoğumuzun bildiği

    gibi,pankreas’tan salgılanan ve hücrelerin glikoz’u(şeker) kullanmalarını sağlayan bir

    hormondur.Polikistik over sendromunda hastalarda insülin’e karşı bir direnç

    oluşmaktadır.Bunun üzerine de pankreas daha fazla insülin üretmeye başlamaktadır.Yüksek

    insülin de yumurtlamayı engelleyici yönde etki gösterir ve sonuçta androjenlerde artış

    olur.Kilolu ve tedavi olmamış polikistik over sendromlu hastaların yaklaşık dörtte birinde,30

    yaşın üzerinde şeker hastalığı ortaya çıktığı gözlenmektedir.Aynı zamanda bu hastalarda,

    hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği de ortaya çıkabilir ve dolayısıyla da,kalp hastalığı

    yönünden iyi izlenmelidirler.

    — Endometrium(rahim iç zarı) kanseri riski artar ; polikistik over sendromunun

    tedavi edilmemesi halinde,uzun süreli adet düzensizlikleri ve yumurtlamanın olmaması

    durumunda artan östrojenlerin endometrium’a etkisi ile, progesteron hormonu da olmadığı ve

    endometrium uzun süre östrojene maruz kaldığı için,endometrium kanseri riski de

    artmaktadır.

    Polikistik over sendromu teşhisi koyabilmek için,hastadan alınan anamnez ve

    muayene bulguları önemlidir.Günümüzde ultrasonografi,özellikle transvajinal

    ultrasonografi,tanıda oldukça önemli bir yere sahiptir.Ultrasonografide yukarıda belirttiğimiz

    çok sayıdaki küçük kistler ,çok net bir şekilde gözlenir.Bu kistler,gelişmeye başlayan ancak

    yumurtlamaya kadar gidemiyen foliküllerdir.Polikistik over ,içerisinde kistler barındıran

    yumurtalıkların ultrasonografideki görüntüsüdür,halbuki polikistik over sendromu ise,bu

    kistik görünümle birlikte,klinik tablonun ve hormon tablosunun da ortaya çıkmasıdır.Kan

    tablosunda LH/FSH oranının yükselmesi,testesteron,DHEA-SO4 ve androstenedion

    düzeylerinin de yükselmesi tanıda önemlidir.

    Polikistik over sendrom’lu hastaların tedavisi ; Tedavi hastanın çocuk isteyip

    istememesine göre değişir.Çocuk istemiyenlerde tedavi :

    — Kilo verdirilerek tedaviye başlanır.Bunun için düşük kalorili diyet uygulanır.

    — Düzenli bir egzersiz programı uygulanır.Bu şekilde hem kilo vermesi

    sağlanır,hem de uzun vadede oluşabilecek kalp ve damar hastalığı riski azaltılır.

    — İnsüline duyarlılığı artıracak ilaçlar kullanılır.Bu amaçla “metformin”adlı ilaç

    kullanılabilir.Bu ilacın etkisiyle,barsaklarda glikoz emilimi,karaciğerden glikoz salınımı

    azaltılır ve dokular tarafından glikoz emilimi artırılarak,kan şekeri seviyeleri düşürülür.İnsülin

    direnci de azalır.Tedaviyle birlikte,en başta adetler düzelir,daha sonra da yumurtlamalar

    başlar.

    — Doğum kontrol hapları da düzenli adet oluşturarak,rahim içi zarın düzenli

    dökülmesini sağlar ve tüylenme azalır.

    Çocuk isteyenlerde ,kilo verme,düzenli egzersiz ve metformin tedavisine ilaveten

    yumurtlama tedavisi uygulanır.Yumurtlama tedavisine klomifen sitrat ile başlanır,cevap

    alınamazsa ,HMG ve FSH hormonları içeren ilaçlar kullanılır.Ancak bu tedavilerin

    yumurtalıkların aşırı uyarılmasına sebep olarak,ciddi sonuçlar doğuracağı da gözardı

    edilmemelidir.Günümüzde çok az olsa da,cerrahi tedavinin uygulanabileceği durumlar da

    olabilir.