Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Kısırlık

    Kısırlık

    Infertilite(kısırlık) Tedavisi

    Klişe tanımı 1(bir) yıllık düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamaktır,düzenli ilişkiden kasıt

    haftada 2 defa veyahut düzenli adet gören kadınlarda adet dönemi başlangıcının 12-14 ve 16.

    günleridir ,başta da söylediğim gibi bu klişe bir tanımdır ve bazı hastalar da bu 1 yılın beklenmesi

    vakit kaybı olabilir, özellikle 35 yaş üstü çiftlerde,kronik hastalık (diyabet ,karaciğer , böbrek , tiroid

    hastalıkları) tanısı olan çiftler,kadınlarda daha önceden geçirilmiş pelvik (rahim-Yumurtalık)

    cerrahisi,bilinen kadın hastalığı (endometriozis(çikolatan kıstı) , polikistik over sendromu , adet

    düzensizliği vs) erkeklerde çocukken geçirilmiş kabakulak , inmemiş testis ameliyatları , inguinal

    herni (kasık fıtığı) ameliyatları ve tanısı konmuş testis tm ( kanseri ) hastalarda 1 yıl beklemek

    gerkememektedir.

    İnfertil olduğu düşünülen çiftlere 1. Basamak değerlendirme yapılmalıdır, basitçe kadınlarda

    Yumurtalık rezervi (havuzunun) değerlendirilmesi ; usg ve 3. Gün hormon tetkikleri, ovulasyonun

    (yumurtlamanın) olup olmadıgının değerlendirilmesi ; 21. Gün hormon tetkiki veya ovulasyon

    kitleri , pelvik değerlendirme ; usg ,sis , hsg (rahim filmi ) erkeklerde ise spermiogram tetkiki ile

    spermde mevcut olan herhangi bir bozukluğun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir . Tüm

    bu tetkikler sonrası bulunabilirse sebebe yönelik tedavi başlanır , ama maalesef ki çocuk sahibi

    olamayan 5 çiftten 1 inde herhangi bir sebep bulunamaz , bu gibi durumlarda ise hasta ile birlikte

    konuşularak basamaklı tedaviye geçilir , basamaklı tedavi ise sırasıyla folikül takibi (yumurtlatma

    tedavisi) ıuı (aşılama) ve son basamak olan tüp bebek tedavisidir.

  • Tüp Bebek

    Tüp Bebek

    Tüp Bebek Hastalarının Sorması Gereken Sorular

    Tüp bebek hakkıyla yapıldığında maliyeti oldukça yüksek olan bir uygulamadır. Bu nedenle çok

    ucuza uygulama vaat eden merkezlerden kaçının! Başarısız bir tedaviyi tekrarlamak size daha

    pahalıya mal olacaktır. Başarılı bir dondurma programı olan merkezlerde bir uygulama sonrasında

    birden fazla embryo transfer hakkınız doğabilir. Bu da bir ödeme sonrasında size birden fazla

    şans verilebileceği anlamına gelir.

    35 yaşın altında ve üstünde kaç embryo transfer ediyorsunuz?

    * Transfer edilen embriyo sayısı Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından yasalarla

    düzenlenmiştir.35 yaş altı hastalarda ilk iki uygulamada sadece tek transfer, iki uygulama sonrası

    ve 35 yaş üstü hastalarda 2 embriyo transferine müsade edilmektedir.

    Transfer ettiğiniz embryo başına gebelik oranınız nedir?

    * Tüm dünyada olduğu gibi uygulamalarını yaptığım merkezde de gebelik oranlarımız benzerdir.

    Tek embriyo ile % 28 iken iki embriyo transferlerinde bu oran %46 dır.

    Embryo dondurma programınız var mı?

    * Evet, bundan 5-6 yıl öncesine kadar dondurma tekniği olarak kullanılan slow freezing tüm

    dünyada olduğu gibi bizde de yerini vitrifikasyon yöntemine bırakmıştır. Bu avantajlı teknikte Tüp

    Bebek yaptığımız hastalardan elde ettiğimiz embriyoları başarı ile dondurabilmekte ve transfer

    öncesi çözdüğümüzde ise %90 ın üzerinde canlılık sağlaya bilmekteyiz.

    Hastalarınızın yüzde kaçında embryo dondurabiliyorsunuz?

    * Hemen hemen hastaların tamamında bunu sağlamak mümkün, eğer taze uygulamada herhangi

    bir sebebten transfer işlemi gerçekleştiremeyeceksek tamamını, eğer transfer yapabilmiş isek de

    elimizdeki mevcut embriyoların kalite durumlarına göre dondurup saklama işlemi gerçekleştire

    biliyoruz.

    Dondurulmuş ve çözülmüş embryolar ile başarınız nedir?

    * Tüp Bebek uygulaması yaptığımız hastalarda donmuş emriyolar ile çözme sonrası transferlerde

    , taze uygulamalarla hemen hemen ve hatta bir miktar yüksek oranda gebelik elde edilmektedir.

    Canlı doğum ve düşük oranlarınız nedir?

    * Tüp Bebek tedavisi ile gebe kalan hastalarımızın maalesef %15-20 kadarı düşük yapmaktadır.

    Ve yine Tüp Bebek tedavisi yaptığımız hastaların %30-35 kadarı canlı doğum yapmaktadır.

    Tüp bebek tedavisi ile cinsiyet belirleme mümkünmüdür ?

    * Bu sorunun cevabı teorikte evet olduğudur ancak bazı ülkelerde yasalar buna izin verse de ,

    Türkiye Cumhuriyeti yasaları net olarak ülkemizde bunu yasaklamıştır, yani pratikte ülkemizde

    kanunlar gereği cinsiyet seçimi yasaklanmıştır.

    Düzenli bir beraberliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler, ne zaman tedaviye yönelmeliler?

    *Kadın yaşı 37 nin altında ve öyküde gebelik oluşumunu etkiyebilecek herhangi bir problem yoksa

    1 yıl, yaş 37 nin üzerinde veya geçmişte gebelik oluşumunu etkiyebilecek bir problem varsa 6 ay

    sonra inceleme ve tedavi başlanmalıdır.

    Tüp bebek kaç yaşına kadar uygulanabilir? İleri yaştaki hastalar ne kadar beklemeli?

    *Tüp bebek 44 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra şansın az olduğu bilinmelidir.

    Sperm tetkikinde sperm sayısının çok az olması veya sperm bulunmaması durumunda ne

    yapılmaktadır?

    *Sperm sayısı az ise mikroenjeksiyon yapılır. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise testis

    içinde cerrahi olarak sperm aranması gerekir.

    Yumurta nasıl toplanır? Ağrılı bir işlem midir?

    *Vajinal ultrason ve özel hazırlanmış iğneler yardımı ile yumurta toplanır. İşlem sırasında genel

    anestezi kullanıldığı için , ağrılı bir işlem değildir.

    Yumurta toplama işlemi sonrasında kişi kendini nasıl hisseder?

    *Genellikle işlemden bir süre sonra evine gidebilir ve hatta aynı gün öğleden sonra işine dönebilir.

    Bu tedaviler sonucu yumurtalık rezervi tükeniyor mu?

    *Yumurtalıkların tüp bebek amaçlı uyarılması rezervi azaltmaz.

  • Menopoz

    Menopoz

    Menopoz kadınlarda adet kanamalarının kesilmesidir ve dolayısıyla üreminin sona ermesi

    dönemidir. Kadınlarda görülen, çoğunlukla 40 yaş ve sonrası, neredeyse 55 yaşına kadar geçen

    süre içinde görülen adet kesilmesi dönemidir. Önceleri adet kanaları düzensizleşir, daha sonra

    tamamen kesilir. Menopoz, yumurtalıkların görevlerini yerine getirememeye başlaması yüzünden

    ortaya çıkar. Yumurtalıkların doğal ömrü yaklaşık 35 yıldır ve çalışamaz hale gelmeleri

    yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Çoğu kadında menopoz 45-50 yaşları arası başlamaktadır. Batı

    toplumlarından elde edilen verilere göre ortalama menopoz yaşı 51,5 olup son 100 yıl içinde

    değişmemiştir. Menopozun 40 yaşından önce olmasına prematür menopoz 45 yaşından önce

    olmasına ise erken menopoz adı verilir. Özellikle annenin menopoz yaşı ile kız çocuğun menopoz

    yaşı arasında yakın bir ilişki vardır. Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski

    daha fazladır. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı

    kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha

    fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı 1,5 yıl erkene çekilmektedir. Cerrahi müdahale

    sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı, endometriosis, ve kanser için verilen kemoterapi ve

    radyoterapi menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir.

    MENOPOZUN BELİRTİLERİ VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ SORUNLAR

    Kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi: Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir.

    Özellikle 45 yaşın üzerindeki bir kadında 6 aydan daha uzun süre adet olamama genellikle

    menopoza işaret eder. Adet kesilmesine eşlik eden ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk tanıyı

    güçlendirir. Bu dönemde kadın fizyolojisinde ve psikolojisinde görülen ve meydana gelen bazı

    değişiklikler kadının hayatını kötü etkileyerek, birçok hastalığın oluşmasına neden olabilir.

    Menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur. Bu durum yaşam

    kalitesinin ve mutlu bir psikolojinin oluşmasını engeller. Yumurtalıklardaki hormon üretimi yaş

    ilerledikçe veya menopoz dönemi yaklaştıkça azalır. Bu da adet kanamalarında düzensizliğe

    neden olur. Bu hormon üretiminin azalmasıyla vücuttaki ısıyla ilgili alanlar etkilenir ve terleme,

    ateş basması gibi durumlara sebep olur. Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen

    dönemleri takiben bazen kanamlar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adı verilen

    ve rahim iç tabakasının fazla kalınlaşması ile seyreden bir hastalığın belirtisi olabileceğinden

    dikkatli bir şekilde irdelenmelidir.

    Ateş ve ter basmaları:

    Bu yakınmalar menopoza giren kadınların %70’inde görülür. Kadınların %35’inde ise günlük

    yaşamı olumsuz etkileyebilecek kadar sıktır. Nedeni tam olarak belli değildir. Özellikle vücudun

    üst kısmında ve kafada başlayan ani bir sıcaklık hissini şiddetli bir terleme takip eder. Geceleri

    daha sık görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.

    Ürogenital atrofi:

    Östrojen adı verilen kadınlık hormonun menopozla beraber tamamen ortadan kalkması ile

    vajende kuruluk ve vajen içini döşeyen hücre tabakasında incelme olur. Bunun doğal sonucu

    olarak da cinsel birleşme daha ağrılıdır. Bazen tahrişe bağlı kanama görülebilir. Vajen hücre

    tabakasının incelmesi ile beraber mikroplara karşı olan direnç de azalır ve tekrarlayan vajinitler

    sıkça görülebilir.

    Osteoporoz:

    Menopoza giren kadınlarda en önemli problemlerden biridir. Ülkemizde gerçek yaygınlığı ve

    ciddiyeti hakkında yeterli ve güvenilir veri yoktur. Osteoporoz postmenopozal (menopoz

    sonrasında kadınlarda görülen hızlı kemik kaybı) ve senil (yaşlılıkta ortaya çıkan ve her iki cinsi de

    tutan) olarak ikiye ayrılır. Osteoporoz için bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Erken veya

    yumurtalıklarının ameliyat ile alınması sonrasında menopoza giren kadınlarda, kalsiyumdan

    zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadınlarda, güneş ışığına az maruz kalan

    özellikle yatalak ve bakım evlerindeki kadınlarda, sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna

    bağlı kırık öyküsü olanlarda, ince vücut yapısına ve açık renkli tene sahip olanlarda, ve menopoz

    sonrasında östrojen tedavisi almayan kadınlarda osteoporoz görülme olasılığı artmaktadır.

    Ruhsal değişiklikler:

    Bugün menopozun kadın bedenini dramatik şekilde etkilediğini, kadında fiziksel ve emosyonel

    dengenin bozulmasına yol açtığını biliyoruz. Menopoz döneminde, fizyolojik değişimlerin yanında

    birçok kadın psikolojik ve sosyal değişimler de yaşar.

    Bu dönemde görülen psikolojik ve mental değişiklikleri 4 ana gruba ayırabiliriz:

    1- Kognitif (Bilişsel)

    2- Duygu durum değişiklikleri

    3- Depresyon

    4- Alzheimer hastalığı

    MENOPOZDA Kİ KADINLARDA YAPILMASI GEREKEN İNCELEMELER

    Dikkatli bir kişisel öykü ve muayene şarttır. Etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon

    tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir. Laboratuar tetkikleri

    arasında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır:

    PAP Smear testi ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi:

    Menopoza kadar düzenli yapılan smear testlerinden hiçbir zaman anormallik saptanmamış olan

    kadınlarda PAP testinin arası 3 yıla çıkarılabilir.

    Ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi

    Tam kan sayımı

    Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler)

    Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST)

    Kardiyak risk belirteçleri (CRP, homosistein)

    TSH: Kadınlarda sessiz hipotirodi çok sık görülür ve bu nedenle yıllık taramaların içine katılması

    önerilmektedir.

    Mamografi:

    40–60 yaş arasında her yıl yapılması önerilmektedir. Ultrason mamografinin yerine geçmez.

    Ultrason ile mamografide şüphelenilen lezyonların solid yani katı veya kistik yani sıvı dolu

    olduğunun ayırıcı tanısında kullanılır. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiden

    elde edilecek olan bilgi daha azdır. Östrojen tedavisi de meme yoğunluğunu artırarak

    mamografinin yorumlanmasını zorlaştırır. Daha önceden meme protezi taktırmış olan kadınlarda

    mamografi oldukça güvenilmez olup meme MRI ile incelenmelidir.

    Kemik yoğunluk ölçümü:

    Özellikle risk faktörleri taşıyan ve hormon almak istemeyen kadınlarda önemlidir. Risk faktörü

    taşımayan ve zaten hormon verilmesi kararlaştırılmış olan kadınlarda verilecek olan kararları

    etkilemeyeceğinden yapılması gereksizdir.

    Genetik Risk Profilinin Çıkarılması:

    Özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaya başlamıştır. Henüz maliyeti yüksek olduğundan

    herkese uygulanması söz konusu değildir. Menopozda olabilecek sorunlar için riskli genetik

    yapının belirlenmesi ve verilecek ilaçlardan fayda veya zarar görecek olan kadınların saptanması

    için kullanılmaktadır. Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yolları

    Menopoz döneminde hormon tedavisi çeşitli şekillerde çeşitli yollardan verilebilir.

    Hormon Tedavilerinin Çeşitleri

    Tek başına östrojen (E) kullanımı :

    Rahmi alınmış olan kadınlarda tercih edilen hormon verilme şeklidir. Genellikle kesintisiz olarak

    ağızdan (oral) veya cilt (transdermal) yolla verilir.

    Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanımı :

    Rahmi olan kadınlarda rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı kalınlaşması ve kanser riski

    nedeniyle östrojenle beraber progesteron da verilmelidir. Menopoza yeni girmiş veya

    perimenopozal diye tabir edilen menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda E+P tedavisi kesintili

    (siklik) olarak uygulanır. Menopozun üzerinden 1 yıldan fazla geçmiş ise kesintisiz (continuous)

    verilebilir. Progesteron ağız yolu ile, vajinal yoldan veya içinde progesteron içeren rahim içi

    araçları kullanılarak rahim içine lokal olarak da verilebilir.

    Tek başına veya östrojen tedavisine androjen eklenmesi :

    Menopozla beraber cinsel istekteki azalmadan yumurtalıklardan salgılanan erkeklik hormonlarının

    kaybı sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle androjen verilmesi gündeme gelmiştir. Östrojen ile beraber

    androjen alan kadınlarda cinsel istekte ve cinsel fantezilerde artma saptanmıştır. Doz

    ayarlamasının çok dikkatli yapılması gerekmektedir. Eğer yüksek doz verilirse tüylenme ve cilt

    bozuklukları yapabilir.

    Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon) :

    Tibolon hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine bağlanarak etki eden bir

    nonsteroidal maddedir. Kesintisiz olarak kullanılır ve östrojenin pek çok yan etkisini göstermez.

    Kanama yapmaz. Östrojen ile olasılığı artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdır.

    Bitkisel östrojenler (Fitoöstrojenler) :

    Black cohosh veya isoflavin adı verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayıf östrojenik etki gösterirler.

    Yapılan çalışmalarda menopozun ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde

    gerileme oluşturdukları gösterilmiş olsa da her çalışma aynı sonuçları vermemiştir. Genellikle

    östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda

    kullanılır. Menopozun uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararları tam olarak belli

    değildir.

    Hormon Tedavisinin Verilme Yolları

    Hormon tedavisi ağızdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal yoldan veya rahim içine lokal olarak

    verilebilir. Östrojen hormonu genellikle ağızdan veya cilde yapıştırılan flasterler ile verilir. Her iki

    yoldan verildiğinde de benzer etkiler gösterir. Kolesterolü yüksek olan kadınlarda ağızdan,

    trigliseridleri yüksek olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile verildiğinde

    karaciğerden ilk geçiş etkisi göstermediğinden doğrudan kana karışır ve hedef dokulara ulaşır.

    Östrojenin cilt yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakınmaları daha az görülür ve kan

    seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokuları vajen, dış genital organlar, rahim iç tabakası

    (endometrium), meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir. Vajinal kuruluk gibi yerel

    yakınmaları ön planda olan kadınlarda östrojen jel veya vajinal kapsüller şeklinde vajinal yoldan

    verilmelidir. Diğer yakınmaları belirgin olmayan kadınlarda sistemik tedavinin endikasyonu yoktur.

    Hormon olmayan tedavi seçenekleri :

    Antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI )

    Bazı antihipertansif ilaçlar

    Menopoz yakınmaları için antidepresanların kullanımı hormon tedavisi alamayan ya da almak

    istemeyen hastalarda bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu ilaçların

    plasebodan daha etkili oldukları ancak etkilerinin östrojene göre daha zayıf olduğu gösterilmiştir.

    Menopoz kadın yaşamının önemli bir bölümünü kapsayan doğal bir süreçtir. Bu dönemin

    sorunsuz yaşanmasında ilk basamak kişinin kendi yaşamında yeni düzenlemelere gitmesidir. Bu

    amaçla yeni hobiler edinmek, fiziksel aktivitenin arttırılması, hayvansal yağların azaltılması,

    bitkisel besinlere ağırlık verilmesi önerilir. Her gün yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş ateş

    basmalarının sıklığı ve şiddetini azaltırken kemiklerin de güçlenmesini sağlar. Kemik kaybına

    karşı önlem olarak kalsiyumdan zengin gıda alınmalıdır. Çay, kahve, alkol ve baharatlar ateş

    basmalarını tetiklediğinden önerilmez.

  • Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı

    Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı

    Kızlık zarı tamiri, dikimi ya da çıkarılması işlemleri aynı yöntemlerle uygulanır. Yani birçok klinikte

    uygulanan yöntemler, birbirinin aynısıdır. Yalnızca uygulanan yöntemlerde deneyim ve uygulama

    farklılıkları görülür. Kızlık zarı dikimi fiyatı birçok etkene bağlı olarak değişebilir. Uygulamayı

    yaptıracak olan kişiler, medyadan ya da internet ortamından fiyat bilgisine ulaşamazlar.

    Fiyat bilgisi ancak uygulamayı yapacak olan hekimle görüşüldükten sonra kesinleşir.

    Kızlık Zarı Dikimi Fiyatları Nelere Bağlıdır?

    Kalıcı kızlık zarı yönteminde fiyatlar, diğer yöntemlere göre biraz daha fazla olabilir. Kalıcı kızlık zarı

    dikiminde tercih edilen tekniklere bağlı olarak da fiyatlarda küçük oynamalar olabilir.

    Geçici kızlık zarı operasyonları, kalıcı dikime oranla biraz daha uygundur. Ancak yine de

    operasyonlarda kullanılan malzemelerin fiyat üzerinde etkisi vardır.

    Operasyonu gerçekleştiren hekimin tecrübesi ve uzmanlığı da fiyatlar üzerinde etkilidir. Daha ucuz

    olsun diye tecrübesiz bir hekime yaptırılan operasyonlar riskli olabilir.

    Tam donanımlı ve hijyenik özellikleri bulunan kliniklerde yaptırılan kızlık zarı operasyonları, fiyatı ne

    olursa olsun öncelikli olarak tercih edilmelidir. Hijyen kurallarına uymayan yerlerde yaptırılacak

    operasyonlarda enfeksiyon riski bulunur.

    Çok az etkisi bulunsa da büyük şehirlerde yaptırılan operasyon fiyatları ile diğer şehirlerde yaptırılan

    operasyon fiyatları arasında da fark olabilir.

    Kızlık zarı dikimi fiyatı, kişinin vajina ve zar yapısına göre da değişkenlik gösterebilir. Bazı zar yapıları,

    operasyonların uzamasına neden olabilir. Ayrıca bu tür zar yapılarında daha dikkatli davranılır.

    Flep yöntemi ile yapılan kızlık zarı operasyonları ile mikro cerrahi ile yapılan operasyonlar arasında

    fark vardır. Bu fark, fiyatlara da yansır.

    Eğer operasyon yapılmasına karar vermişseniz, operasyonu yapacak olan doktor ile fiyat hakkında

    görüşmeniz gerekir. Doktorunuz yapılacak olan işlemler ve fiyatlar hakkında sizi bilgilendirecektir.

    Kızlık zarı dikimi işlemlerini yapan birçok klinik var. Bu kliniklerde bazıları fiyatlarının çok uygun

    olduğunu iddia edebilir. Ancak yapmanız gereken şey fiyattan önce iyi bir operasyon almayı sağlamak

    olacaktır. Ayrıca kızlık zarı dikimi ile birlikte vajina daraltma işlemi yapılacaksa, fiyatlarda ona göre

    değişecektir.

    Lazer ile yapılan işlemlerde fiyatlar farklıdır.

  • Kızlık Zarı Dikimi

    Kızlık Zarı Dikimi

    Zar dikimi günümüzde ilgi gören ve çok tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor. Bu yüzden kızlık

    zarı dikimi aynı zamanda bekaret dikimi olarak da adlandırılıyor. Bu kadar çok talep görmesinin yanı

    sıra hala zar dikimi hakkında bilinmeyen pek çok şey bulunuyor. Zar dikimi hakkında bu kadar çok

    soru sorulmasının nedeni, bu konu hakkında yeterli bilgi sahibi olunmaması ya da yanlış bilgilere

    sahip olunması olarak görülebilir.

    Kızlık zarı çeşitli nedenlerden dolayı yırtılabiliyor. Ancak bu nedenlerin bilinmemesi ve yanlış

    anlamalar, kadınları toplum içerisinde ve özellikle aile çevresinde zor durumlara düşürebiliyor. Bu

    yüzden birçok kadın gizlice kızlık zarını diktiriyor ya da onarımını sağlıyor. Bazı durumlarda aileler reşit

    olmayan kızlarını jinekologlara getirebiliyorlar.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl yapılıyor?

    Zar dikimi operasyonları basit bir şekilde yapılabiliyor. Tıp biliminde bu konudaki gelişmeler, bu tür

    operasyonların daha kolay ve daha kısa bir sürede yapılabilmesine olanak sağlıyor. Günümüzde zar

    dikimi operasyonları zarın yapısına göre farklı olmakla birlikte 10 ya da 15 dakika kadar sürüyor. Bazı

    kadınlar zar diktirme operasyonları ile birlikte vajina daraltma operasyonu da yaptırmak istiyorlar. Bu

    durumda operasyon 20 dakika kadar sürebiliyor.

    Kızlık zarı dikimi iki tür yöntemle yapılıyor. Kalıcı kızlık zarı dikimi en çok tercih edilen yöntemler

    arasında yer alıyor. Bu yöntemde de en etkili olan ise Flep yöntemi. Flep yönteminde vajina arka

    duvarından alınan doku, vajina üst ve yan duvarlarına dikiliyor. Eğer bu yöntemde lazer cihazı

    kullanılıyorsa dikiş yerine lazer ışınları ile kesme ve yakma işlemleri yapılıyor.

    Bu işlemin herhangi bir riski bulunmuyor. Ayrıca operasyondan sonra yara ya da dikiş izi kalmıyor.

    Lazer ile yapılan operasyonlarda iyileşme daha çabuk oluyor ve kanama meydana gelmiyor.

    Kalıcı kızlık zarı dikimi, cinsel birleşmeden yıllar sonra bile yaptırılabiliyor. Ayrıca doğum ya da kürtaj

    olunmasının da operasyona hiçbir etkisi bulunmuyor.

    Geçici kızlık zarı dikimi genellikle evlilikten ya da cinsel birleşmeden 2–3 gün Öncesinde yaptırılıyor.

    Bunun nedeni operasyonun etki süresinin en fazla bir hafta olmasıdır. Bir hafta sonrasında tekrar

    yırtılma kendiliğinden meydana gelebiliyor. Evlilikten kısa bir süre öncesinde en çok bu yöntem tercih

    ediliyor.

    Kızlık Zarı Dikiminden Sonra Ne Yapılmalı?

    Mümkünse operasyon yapılan günde dinlenilmesi gerekiyor. Kişinin durumuna göre bu süre 1 ya da 2

    gün sürebiliyor. Ağır kaldırmamak ve ağır aktivitelerden kaçınmak olduk önemli. Ayrıca Vajen

    bölgesinin kuru kalması gerekiyor. Bu yüzden bir hafta kadar denizden ve havuzdan uzak durmak

    gerekiyor.

    Operasyondan sonra birkaç gün boyunca, operasyon yapılan bölgeye pansuman yapılması gerekiyor.

    Doktorun tarif etmesi ile pansuman işlemi kişi tarafından evde de yapılabiliyor. Bisiklete ya da ata bir

    süre binilmemesi gerekiyor. Kabızlık operasyonun bir numaralı düşmanlarından bir tanesidir. Kabızlığı

    önlemek için bağırsakları yormayan yumuşak yiyeceklerin yenilmesi tercih edilmelidir.

  • PCOS Polikistik Over Sendromu ve  OHSS Ovarian Hiperstimulasyon Sendromu

    PCOS Polikistik Over Sendromu ve OHSS Ovarian Hiperstimulasyon Sendromu

    Polikistik over sendromu ülkemizde oldukça sık görülen bir hastalıktır. Öne

    çıkan belirtileri adet düzensizliği, tüylenme ve çocuk sahibi olmada

    güçlüktür. Eğer hasta şişmansa bu belirtiler daha da ağırlaşır. Son yıllarda

    hastalığın vücuttaki insulin direnci ile ilişkili olduğu anlaşıldı. Görülme

    sıklığı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte % 20’lere kadar çıkabilmektedir.

    PCOS’lu hastaların yarısından fazlası şişmandır. Bu hastalarda karın çevresinde biriken yağ

    (santral obezite, elma tipi yağlanma) insulin direncini daha da artırır. Bu nedenle bu hastalıkta

    ileride tip II diabetes mellitus (şeker hastalığı) gelişme riski vardır.

    Yukarıda sayılan belirtilerin olduğu hastalarda transvajınal ultrasonografi yapılarak

    yumurtalıkların görünümüne bakılmalıdır. Ayrıca hormon tahlilleri ve glikoz tolerans testi

    yapılması gereklidir.

    Tedavi

    Şişman PCOS hastalarına her şeyden evvel kilo vermeleri önerilmelidir. Bu durum

    duraklamış olan yumurtlamayı tekrar başlatarak tüylenme ve adet düzensizliğini azaltabilir.

    Daha sonra eğer hastanın çocuk isteği varsa clomifene isimli ilaç doktor gözetiminde

    kullanılabilir. Hastaların %80’inde yumurtlama olur ve 6 aylık tedavi sonunda gebelik oranı

    %40-50 civarındadır. Clomifene’e cevap vermeyen hastalara gonadotropin içeren iğne

    formunda ilaçlar verilir. Laparoskopik ovarian diatermi denilen ve yumurtalıktaki kistlerin tek

    tek yakıldığı tedavi ise bir alternatif olarak düşünülebilir.

    Metformin içeren ve şeker hastalarının da kullandığı ilacın da clomifene’e dirençli

    olgulardayumurtlama oranlarını artırdığı yönünde bulgular vardır. Ancak ilk seçenek olarak

    kullanılmaz. Zira clomifene den daha üstün değildir. Clomifene ile kombine olarak

    kullanıldığında yumurtlamayı artırabilir. Ancak ne zayıf ne de şişman hastalarda gebelik

    oranları artmaz. Fakat şişmanlığın gebelik ve canlı doğum oranları üzerine olumsuz etkileri

    olduğu gösterilmiştir.

    Yardımcı üreme teknikleri PCOS lu hastalarda çok etkilidir. PCOS lu hastaların

    yumurtalıkları normal hastaların yumurtalıklarına göre yardımcı üreme teknikleri tedavilerine

    çok farklı yanıt verebilir. PCOS gonadotropin tedavisine çok hassastır, aşırı yumurta oluşumu

    ile yanıt verebilir fakat bu yumurtaların çoğunun döllenme potansiyeli düşüktür. Çok yumurta

    elde edildiği zaman OHSS (ovarian hiperstimulasyon sendromu) riski yüksektir. Ağır OHSS

    tüm olguların yaklaşık %2’sini oluşturur. Ancak hayatı tehdit eden hipovolemi (kan hacminin

    azalması), hemokonsantrasyon (kanın yoğunluğunun artması), olguria (idrar miktarının

    azalması), elektrolit dengesizliği, karaciğer fonksiyon bozukluğu, tromboemboli, ascit (karın

    boşluğunda sıvı birikmesi), hidrotorax ( göğüs boşluğunda sıvı birikmesi) ve adult respiratuar

    distress sendromu ( solunum yetmezliği) gibi durumlar gelişebilir.

    OHSS sınıflandırılması

    Hafif OHSS

    – Hafif karın ağrısı

    – Karında şişlik hissi

    – Yumurtalık çapı <8 cm3

    Orta OHSS

    – Bulantı ve/veya kusma

    – Orta şiddette karın ağrısı

    – Ultrasonda ascit görülmesi

    – Yumurtalık çapı 8-12 cm3

    Ağır OHSS

    – Ascitle birlikte hydrotorax var ya da yok

    – Olguria

    – Yumurtalık çapı>12 cm3

    – Hemokonsantrasyon, hematocrit> %45

    – Hipoproteinemi

    Kritk OHSS

    – Yoğun ascit veya hidrotorax

    – Oliguri veya anuri

    – Hematocrit>55

    – Beyaz hücre sayısı >25000/ml

    – Solunum yetmezliği

    – Tromboemboli

    OHSS nin oluşum mekanizmasındaki ana unsur damar geçirgenliğinin artmasıdır. Böylece

    damar içindeki sıvı dışarı kaçar ve öncelikle karın boşluğunda birikir. Vascular endotelial

    growth factor (VEGF) PCOS lu hastaların yumurta toplama gününde kan ve follikül sıvısında

    yüksek bulunmuştur. Bu nedenle OHSS gelişiminde önemli bir etken olarak görülmektedir.

    Diğer etkenler hastanın genç olması, zayıf olması, daha önce OHSS geçirmiş olması ve

    yumurtlamanın tetiklenmesinde hCG kullanılmış olması. Gebe kalınan sikluslarda daha fazla

    olması hCG ile bağlantısını da güçlendirmektedir. Artan hCG VEGF salınımını da

    artırmaktadır.

    OHSS den korunma

    – Tüp bebek tedavisi sırasında kullanılan ilaçların dozlarını düşük tutmak

    – Tedaviye metformin ilave etmek

    – Yumurtalıklar aşırı cevap vermişse ilaçları kesmek

    – Damardan tedbir olarak albumin verilmesi

    – Tüm embryoları dondurarak transferi ertelemek

    – Tedaviyi iptal etmek

    OHSS gelişen hastalarda hematocrit düzeyi %45 in üzerine çıktığı anda hastaneye yatırmak

    gerekir.

  • DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    Disparoni ve vajinijmus,ağrı ve seksi içeren bozukluklardır. Ağrı durumları sekse hasar verir. Eşlik eden sekonder cinsel bozuklukların ortaya çıkmasına,olumsuz cinsel davranışlara,kaçınıcı ya da zarar verici davranışlara,ilişkinin bozulmasına,kişisel özgüvende azalma ve duygudurum değişikliklerine yol açabilir. Bunlar da ağrıyı daha da artırır.
    Disparoni yalnızca vajinismus ya da kayganlık azlığına bağlı olmaksızın, tekrarlayıcı ya da kalıcı şekilde cinsel ilişki sırasında ağrı olarak tanımlanmaktadır.Ayrıca parmak,tampon ya da jinekolojik muayene gibi diğer penetrasyon durumlarında da ağrı mevcuttur.Disparoni prevalansı kadınlar arsında yaklaşık %14 kabul edilmektedir. Vajen elastisitesinde ve kayganlığında azalma gibi değişiklikler nedeniyle, daha çok menopozda görülmesi gerektiği gibi düşünülse de en çok 18-24 yaşlar arasında olduğu saptanmıştır.Disparoni tedavisinde seksin, ağrıdan daha çok dikkate alınması da yanlıştır.
    Vajinismus, distal (dışa açılan kısım) 1/3 vajinadaki istemsiz kas spazmına bağlı olarak tekrarlayıcı ya da kalıcı olarak vajinal ilişikide zorlanma olmasıdır . Vajinusmusun ,disparoniden ayrılması genellikle zor olmaktadır.Çünkü her ikisinde de ağrı ve pelvik taban kaslarında kasılma mevcuttur. Bazıları vajinusmusu,disparoninin ağır ve fobik ucu olarak tanımlamaktadır.Vajinismusa spesifik olansa, hem davranışsal hem de duygusal olarak fobiye neden olacak şekilde bir cinsel ilişki korkusuna yol açmasıdır.Vajinismus sıklığı toplumda %1 civarındadır. Belirgin kişisel stres ve kişiler arası ilişkilerde zorlanma vajinismus ve disparoni için bir tanı kriteridir.
    Disparoni ve vajinismus, kadın problemi gibi görünsede aslında çiftin sorunudur. Bazen çift terapi için birlikte başvurabilir. Kadınlar genellikle terapiye tek başlarına katılacaklarını düşünürler. Bu algıyı düzeltmek tedavi girişimleri için ilk adımdır. Motive edilerek çiftler beraber terapiye alınmalıdır. Bununla birlikte istisnalar olabilirve kadın tek başınada tedaviye alınabilir.
    Bu problemlemleri olan kadınlar tedavisi zor olan hastalar olduğundan, ağrılı ilişinin değerlendirilmesi ve tedavisi ile ilgilenen bir jinekolog tarafından değerlendirilmesi önemlidir.Vajinismuslu kadınlar daha önce hiç jinekolojik olarak muayene edilmemiş olabilirler ve bunun imkansız olduğunu düşünebilirler. Bununla birlikte,konuyla ilgilenen bir jinekolog muayeneyi gerçekleştirebilmektedir.
    Sonuç olarak; kapalı ya da farkına varılmamış daha önemli sekonder problemlerin yanında, görünürde olan primer problemlerin çözüme kavuşmaları imkansız değildir. Unutulmaması gereken ;
    ‘’KADIN DOĞULMAZ, KADIN OLUNUR’’ cümlesidir.
    Sevgiyle Kalın…….
    Dr. SİBEL MALKOÇ

  • GEBELİKTE GRİP AŞISI YAPTIRILIR MI?????

    GEBELİKTE GRİP AŞISI YAPTIRILIR MI?????

    İnfluenza, yani grip salgınları kış aylarında sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlara yol açabilen enfeksiyonlardır. Gribi ve neden olduğu ciddi komplikasyonları önlemenin tek ve en etkili yolu grip aşısıdır.
    Amerikan Bağışıklık Uygulamaları Tavsiye Komitesi ,grip aşısının hedef kitlesini şöyle belirtmiştir:

    1- 65 yaşından büyükler
    2- Yaşı kaç olur ise olsun kronik hastalığı olanalar (Astım, Diabet,vs)
    3- Yüksek risk altındaki kişiler ile temas halinde olanlar (Sağlık personeli)
    4- HAMİLELİKLERİNİN 2. VEYA 3. TRİMESTERİNDE salgın dönemine denk gelen gebeler.

    Hamilelik sırasında kalp atım hızında, kalbin pompaladığı kan miktarında, oksijen tüketiminde, akciğer kapasitesinde ve bağışıklık sisteminde ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler, gribe bağlı komplikasyonların görülme olasılığını arttırmaktadır. Bu nedenlerde dolayı; Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi, grip döneminde 2. Ve 3. Trimesterda olacak tüm gebelere grip aşısı olmalarını önermektedir.Grip aşısı gebeliğin her döneminde güvenli olmakla birlikte, ilk trimesterda (ilk üç ay) çok gerekli olmadıkça ilaç kullanımından kaçınma geleneği nedeni ile önerilmemekte,bu dönemin sonunda yaptırmayı önermekteyiz.

    *Emziren Anne Aşı Yaptırabilir mi?
    Evet emziren annenin grip aşısı yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur.

    *Yılın Hangi Ayları Aşı İçin En Uygun Zamandır?
    En uygun dönem Ekim ve Kasım aylarıdır. Ancak bu aylarda hamileliklerinin ilk 3 ayında olan gebelerde, aşı üç ayın bitimine ertelenebilir.

    * Kimlere Yapılmaz?
    Aşının içinde bulunan maddelere ve özellikle ciddi yumurta alerjisi olanlara yapılamaz..
     

    ,

     

  • ADET DÜZENSİZLİĞİ (MENSTRÜEL DÜZENSİZLİK)

    ADET DÜZENSİZLİĞİ (MENSTRÜEL DÜZENSİZLİK)

    Menstrüel düzensizlik, normal adet dışında kanma oluşması şeklinde tanımlanmaktadır. Normal menstrüel siklusta 21-38 gün aralıklarla 3-7 gün süreli düzenli kanmalar oluşur.Kaybedilen kan miktarı 30-40ml arasındadır.Bu miktar normal kabul edilir. Düzensiz kanma, adet günleri dışındaki kanmaları,lekelenmeleri,cinsel ilşkiden sonra oluşan ve postmenopozal kanmaları içerir.Menstrüel düzensizlik sürecinde amenore(adet görmeme) ve menoraji(aşırı kanama) da oluşabilir. Tıbbı bir hastalık veya pelvik patoloji gibi (myom,kist,polip vs)herhangi bir organik nedene bağlı olmayan kanmalar ise disfonksiyonel kanama olarak adlandırılır.
    Menstrüel düzensizlik sık karşılaşılan sorunlardır. Üretken yaştaki kadınlarda adet düzensizliği oranı %9-30 arasındadır.Düzenli menstrüel sikluslar için hipotalamus, hipofiz ve over aksının doğru çalışması ve uterus ile vajina anotomisinin normal olması gerekir.

    Menstrüel Düzensizlik Nedenleri —
    1- Endokrin Sorunlar..( tiroid,diabet, polikistik over sendr.,prolaktin yüksekliği v.s)
    2- Sistemik Hastalıklar..(kan hastalıkları, karaciğer hast., obezite, kullanılan ilaçlar)
    3- Jinekolojik Sorunlar.. (gebelik komplikasyonları,myomlar,uterin veya servikal polipler,enfeksiyonlar, kanser, travma, rahim içi araç)
     

    Menstrüel Düzensizlik Nedenlerinin Yaşa Göre Değerlendirilmesi–
    Menstrüel düzensizliği olan hastalarda şikayetlerin başlangıç yaşı çok önemlidir. Menarş(ilk adetin görülmesi) öncesindeki anormal kanama nedenleri enfeksiyon,malignite , travma ve cinsel taciz ve saldırıyı içermektedir.
    Adölesan dönemdeki menstrüel düzensizlikler çoğunlukla olgunlaşmamış hpotalamo- hipofizer aksın sonucu olarak, düzenli yumurtlayamamaya bağlıdır. Menarşdan sonraki ilk yılda adet düzensizliği oranı %85 iken, ilk 4 yıldaki oran %56 lar civarındadır. Ama bu yaş grubunda fazla kanayan hastalarda hematolojik problemler olup-olmadığı mutlak değerlendirilmelidir.
    Doğurgan çağdaki kadınlarda, adet düzensizliğinde hormonal, sistemik ve jinekolojik nedenler göz önünde tutulmalıdır. Bu hastalarda öncelikle gebelik olasılığı ekarte edilmelidir.Bu grupta gebelikten sonra en sık rastlanan kanama düzensizliği nedeni hormonal kanamalardır. Yaş ilerledikçe myom,polip,endometrial hiperplazi ve karsinom oranı artar. En sık neden myomlardır. Kanama bozuklukları olan hastalar,hormonal bozukluğu olan hastalar mutlaka ayırıcı tanıda ekarte edilmelidir. Duygusal ve fiziksel stres ve belirgin beden ağırlığı değişiklikleri, hormonal dengeyi bozarak adet düzensizliğine neden olabilir.
    Postmenopozal dönemde oluşan tüm kanamalar aksi kanıtlanmadıkça anormal olarak değerlendirilmeli ve araştırılmalıdır. Bu yaş grubunda enfeksiyonlar, selim veya habis tümörler ve travma gibi diğer jinekolojik sorunlarında kanamaya neden olabileceği unutulmamalıdır.Ayrıca menopoz nedeni ile hormon replasman tedavisi alan hastalarda da lekelenme tarzında düzensiz kanama olabileceği unutulmamalıdır.
    Sonuç olarak; menarşdan menopoza kadar her yaşta kadın, menstrüel siklus bozukluklarında mutlak jinokologlarına danışmalıdır. Neden tespit edildikten sonra tedavi nedene uygun seçilecektir..

     

  • Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Evlendikten sonra bir yıl süreyle düzenli ve korunmasız

    ilişkiye rağmen gebelik elde edilememişse kısırlıktan söz

    edilebilir. Zira bu süre içinde çiftlerin %85’inde gebelik elde

    edilir. Yani toplumdaki üreme çağına gelmiş çiftlerin yaklaşık

    %15’i bu problem ile karşı karşıyadır. Ancak kadın yaşının

    40’ın üzerinde olduğu grupta bu oran %25’e çıkmaktadır.

    Kısırlığın erkek ve kadındaki sebepleri nelerdir?

    Kısırlığın sebebi yaklaşık %50 kadına %50 erkeğe aittir.

    Erkekteki infertilite sebebini ortaya çıkarmak için;

    spermiogram, kanda testosteron, FSH ve Prolaktin ölçümü ile ürolojik muayene yapılır.

    Spermiogram – Normal bir semen 2-5 ml olup, her mililitrede en az 20 milyon sperm

     içerir ve bunların %50’sinden fazlası hareketlidir. Çok az sayıda beyaz küre içerebilir. Eğer

    sperm değerleri normalin altında ise o zaman hormon analizleri de yapılır. Ürolojik

    muayenede testislerin durumu ve varikosel olup olmadığına bakılır. Varikosel testislere kan

    taşıyan damarların genişleyerek kan akımının yavaşlamasına neden olur. Bu da testis içinde

    sıcaklık artışı yapar ve sperm kalitesi ve hareketliliği bundan olumsuz etkilenir.

    Kadının değerlendirilmesi

    Serviks – Burası rahim içi (endometrium) ile vajen arasındaki açıklıktır. Buradan berrak

    yapışkan yumurta akı gibi bir sıvı salgılanır ve yumurtlama zamanı spermlerin kolayca

    endometriuma ulaşmasını sağlar. Diğer zamanlarda ise koyulaşır ve bir tıkaç oluşturur. Eğer

    yumurtlama zamanı bu sıvının kıvamı incelmez ise spermlerin yumurtaya ulaşması oldukça

    zorlaşır.

    Tüpler – Rahmin her iki tarafında bulunur ve döllenmeye hazır yumurtaları rahim içine taşır.

    Bunların açık olup olmadığını anlamak için HSG (Histerosalpingogram) denen ilaçlı bir film

    çekmek gerekir. Bu işlem adet bittikten sonraki birkaç gün içinde yapılır.Rahim içine

    yerleştirilen bir kanülden röntgen filminde görülebilen bir ilaç verilir ve film çekilir.

    Normalde rahim beyaz renkte bir üçgen gibi görülür ve her iki tarafında yine beyaz çizgiler

    tüpleri gösterir. Tüplerin görülmemesi ya da karın boşluğuna verilen ilacın yayılmaması tüpün

    tıkalı olduğunu gösterebilir. Rahim içinde de herhangi bir dolma defekti orada bir yapışıklık

    ya da yer kaplayan bir lezyon olduğunu düşündürebilir.

    Peritoneal faktör – Bazen HSG veya USG sonucuna göre doktorunuz karın içinde bir

    yapışıklık ya da endometriozis olup olmadığını anlamak için laparoskopi yapmak isteyebilir.

    Bunu için de yine en uygun zaman adet bitiminden sonraki birkaç gündür. İşlem anestezi

    altında yapılır. Göbeğe yapılan 1 cm lik bir kesiden karın içine sokulan bir trokardan geçirilen

    bir teleskop ile rahim, tüpler, yumurtalıklar, barsaklar, karaciğer, mide, apendix gözlenir.

    Ayrıca kasıklardan sokulan yarım cm lik yardımcı trokarlardan geçirilen aletler yardımıyla

    diğer cerrahi işlemler yapılabilir. Aynı zamanda rahim içine yerleştirilen bir kanülden mavi

    boya verilerek tüplerin açık olmadığı da kontrol edilebilir. Peşinden histeroskopi ile rahim içi

    bir kamera yardımıyla gözlenerek burada da bir patoloji olup olmadığı anlaşılır, varsa aynı

    anda tedavi edilir.

    Yumurtalıkların değerlendirilmesi – İki tanedir ve rahmin her iki tarafında bulunur. İçinde

    yumurtaları barındırırlar ve hormonal fonksiyonda önemli rol alırlar. Yumurtalar FSH denilen

    ve beyinde hipofiz adı verilen bir salgı bezinden salınan hormonun etkisinde büyür ve

    estradiol denen bir başka hormon salgılar. Yaklaşık adetin 14.günü civarında olgunlaşarak

    döllenmeye hazır hale gelir. LH ise döllenmeye hazır olan yumurtayı çatlatarak karın

    boşluğuna atılmasını sağlar. O sırada ortamda bir sperm varsa yumurta döllenir. Kadında

    yumurtlama olup olmadığını anlamak için kanda FSH, LH ve progesteron hormon düzeyleri

    ölçülebilir. Ayrıca rahim içinden yapılan biyopsi ile de anlamak mümkündür.

    Kadına ait kısırlık sebepleri

    Miyomlar – Rahim duvarındaki kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir. Tek ya da daha

    fazla sayıda olabilirler. Boyutu bezelye büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşabilir hatta

    bazen daha da büyük olabilir. Genellikle rahim duvarının dışına doğru büyürler, ancak

    duvarda ya da rahim içine doğru büyüyenler de vardır. Oldukça sık görülen tümörlerdir ve 30-

    45 yaş arası kadınlarda görülme sıklığı oldukça yüksektir. Rahim içine doğru büyüyen

    miyomlar düşük, erken doğum veya kısırlığa neden olabilirler. Miyomlar gebelik sırasında

    büyüyebilirler. Tüp bebek öncesinde özellikle içe doğru büyüyen miyomlar çıkarılmalıdır.

    Endometriozis – Rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında da olması durumudur.

    Yumurtalıklar ya da karın içindeki diğer organlara yapışarak her adet döneminde içi kanla

    dolar. Bu kan doku içinde hapsolduğu için önce kesecikler sonra da kist oluşur. İleri evrelerde

    nedbe dokusu ve yapışıklılar meydana gelir. Bu kronik kasık ağrılarına neden olabilir.

    Endometriozis infertilitenin önde gelen nedenlerinden biridir ve üreme çağındaki kısırlık

    problemi olan kadınların yaklaşık %40’ında görülmektedir. Hangi mekanizma ile kısırlığa yol

    açtığı bugün tam olarak bilinmemekle birlikte tüplerde neden olduğu hasar neticesinde oluşan

    tıkanıklıklar ya da dokunun salgıladığı bir takım maddelerle sperm-yumurta ilişkisinin

    bozulması ile döllenmenin olmaması muhtemel mekanizmalar arasında sayılmaktadır. Bu

    hastalar tıbbi ya da cerrahi olarak tedavi edilebilirler. Tıbbi tedavi – yalancı gebelik ya da

    yalancı menapoz oluşturularak hastanın yumurtlama fonksiyonu durdurulur ve adet

    görmemesi sağlanır. Böylece endometriozis odaklarının aktivasyonu önlenmiş olur. Bu tedavi

    yaklaşık 6 ay sürer. Ancak ilaçlar kesildiğinde tekrar nüks edebilir. Bu tedavi daha çok çocuk

    isteği olmayan hastalara uygulanır. Cerrahi tedavi ise genellikle çocuk isteği olan hastalara

    anestezi altında laparoskopi denilen yöntemle yapılır. Burada Göbek hizasında yapılan 1 cm

    lik bir kesiden arkasında kamera bulunan bir teleskop batın içine sokulur ve tüm organlar

    gözlenerek tesbit edilen patolojiler kasıktan sokulan 2 adet 5 mm genişliğindeki aletler

    vasıtasıyla tedavi edilir. Amaç endometriozis odaklarının yakılarak ya da kesilerek yok

    edilmesi ve varsa yapışıklıkların açılmasıdır.

    Yumurtalık kistleri – İçi sıvı dolu keselerdir. Oldukça sık görülür, olguların büyük kısmı iyi

    huylu olup, 35 yaş altındadır. Bu kistlerin varlığında yumurtlama durabilir ya da kistin tüplere

    yaptığı bası ile oluşan mekanik etki yumurta ile spermin birleşmesini önleyerek kısırlığa yol

    açabilir. Belirli büyüklüğe ulaşmış kistlerultrasonografi eşliğinde ya da laparoskopik olarak

    boşaltılabilir ve alınan kist içeriği sitopatolojik inceleme için kist cidarı da histopatolojik

    inceleme için ayrılır. Bazı kistler nüksetmeye meyillidir ve boşaltıldıktan sonra eğer tüp bebek

    yapılacaksa bu zamana kadar doğum kontrol hapları kullanılabilir.

    Polikistik Over Sendromu – Bu hastalar adet düzensizliği, tüylenme, şişmanlık ve kısırlık

    şikayetleri ile gelebilirler. Ayrıca yüzdeki sivilceler kanda erkeklik hormonunun arttığının bir

    göstergesi olabilir. Bazen böbrek üstü bezi ve tiroid bezinin iyi çalışmadığı durumlarda ve

    insülin direnci olan durumlarda da görülebilir. Tanıda adet düzensizliği, kan testleri ve

    ultrasonografi yardımcıdır. Hasta diğer kadınlara göre daha az yumurtladığı için daha uzun

    sürede hamile kalır.

    Karın İçi Yapışıklıklar – İç üreme organlarının ya da bu organlarla barsaklar arasında

    bulunan bant şeklinde dokulardır. Bunlar genellikle daha önce geçirilmiş bir ameliyat

    (apandisit, yumurtalık kisti, vs.), enfeksiyon (Klamidya, Gonore) sonrası ya da endometriozis

    nedeniyle gelişirler. Yapışıklıklar tüplerde kıvrılmalar yol açarak yumurta ve spermin tüp

    içinde yol almasını engellerler. Genellikle cerrahi olarak tedavi edilirler, başarı sağlanamazsa

    tüp bebek uygulamasına geçilir.

    Azalmış Over rezervleri – Over rezervleri normal olarak 35 yaşından sonra azalmaya başlar

    ve ülkemizde ortalama menapoz yaşı olan 48 de de fonksiyonlar tamamen durma noktasına

    gelir ve kadın menapoza girer. Bazen 20 li ve 30 lu yaşlardaki kadınlarda da bu durum

    oluşmaya başlar. Özellikle daha önce yumurtalıktan ameliyat geçirenler (kist veya

    endometriozis nedeniyle) risk altındadır. Over rezervlerinin azalması demek her ay gelişen

    yumurta sayısının daha az olması demektir. Bu durumda FSH düzeyi kanda yükselir, iki adet

    arasındaki süre önce kısalır sonra da uzar ve adet miktarı azalır. Adetin 3. günü alınan kanda

    FSH ve estradiol hormonlarının seviyesi ölçülerek fikir sahibi olunabilir.Ayrıca

    ultrasonografide yumurtalık hacmi ve içindeki follikül miktarı ölçülerek over rezervi

    değerlendirilebilir. Bu gibi hastalar fazla bekletilmeden tüp bebek tedavisine alınmalıdır.

    Erken Over yetmezliği – 40 yaşından önce menopoza girilmesi halinde söz konusudur.

    Sebebi genellikle bilinmemekle birlikte kromozom bozuklukları, bağışıklık sistemine ait

    hastalılar ve tiroid hastalıkları neden olabilir. Bu durum da yine kan testleri ile ortaya

    çıkarılabilir. Eğer hastada hiç yumurta kalmamışsa tüp bebek tedavisi de uygulanamaz. 

    Kısırlık Nedeni Olup Tedavi Edilebilen Durumlar

     Yumurtlama bozukluğu

     Açıklanamayan infertilite

     Tekrarlayan gebelik kayıpları

     Miyomlar

     Endometriozis

     Yumurtalık kistleri

     Polikistik over Sendromu

     Karın içi kitleler ya da yapışıklıklar

     Rahim ağzı mukus problemleri

     Bağışıklık sistemine ait problemler

     Tubal hastalıklar

     Erkeğe bağlı sebepler

     Klomifene dirençli olgular