Gebelik Öncesi Hekime Başvurunun Önemi
gebelik-oncesiGebelikte oluşabilecek birtakım problemlere karşı önceden tedbir alınabilmektedir. Bunların başlıcalarını sıralarsak:Üreme çağındaki bir bayanın gıda ile veya ilaç şeklinde günde en az 400 mikrogram folik asit alması gereklidir. Folik asit alımının gebe kalmadan önceki 3 ayda başlanması ve gebeliğin en az ilk 3 ayında alıma devam edilmesi önerilmektedir.Kızamıkçık ve Suçiçeği gibi enfeksiyonlar sakat dogumlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik planlayan bir bayan eğer daha önce kızamıkçık (rubella) enfeksiyonu geçirmedi ise gebelik öncesi aşılanmalı ve aşı sonrası en az 3 ay geçtikten sonra gebe kalmalıdır. Suçiçeği içinde aşı yapılabilinir.Anemi ve troid fonksiyonları da yapılacak kan testleri ile degerledirilmelidir.Dengeli vesağlıklı beslenmeyi sağlayan bir diyette hastalarımızı riskli gebelik grubundan kurtarabilmektedir.Vitamin D eksikliğininde gebelikte preeklempsi, gebelik diabeti, erken doğum, bebekte gelişme geriliğinde etken olduğunu unutmamalıyız.
Gebelikte Beslenme
Hem aşırı, hemde düşük kilolu bayanlar gebeliğin kötü sonlanması açısından risk altındadırlar.Gebelikte, gebe olmayana göre hastanın kilo ve aktivasyonuna bağlı olarak yaklaşık %15 yani 300-500kcal fazla alması yeterli olmaktadır.Gerektiğinde belirli haftalarda eklediğimiz demir, vitaminler, kalsiyum ve magnesiumda önemlidir.Bol sıvı tüketimi şarttır.
Gebelikte Egzersiz
gebelikte-egzersizDüzenli ve ağırlık kullanmadan yapılan (yüzme, yürüyüş gibi)sporlar anneyi doğuma hazırlar ve doğum sonrası eski formlarına dönmeyi kolaylaştırır.Egzersizin Yasak Olduğu DurumlarGebeliğin indüklediği hipertansiyon,erken membran rüptürü, erken doğum öyküsü, servikal yetmezlikte, kanama ve gelişme geriliğinde ayrıca annede kalp ve akciğer hastalıklarında egzersiz önerilmemektedir.
Yüksek Riskli Gebelikler
Tekrarlayan gebelik kayıpları
Rahim ağzı yetmezliği(servikal yetmezlik)
Gebeliğe bağlı hipertansiyon(preeklampsi)
Gebeliğe bağlı diyabet (gestasyonel diabet)
Gebelik kanamaları(plasentanın erken ayrılması, plasentanın rahim kanalını örtmesi)
Eken doğum tehdidi
Erken membran rüptürü
Amnion sıvısı fazlalığı veya azlığı (polihidroamnioz veya oligohidroamnioz)
Gelişme geriliği
Çoğul gebelik
Gebelik kolestazı (kaşıntı ile kendini gösterir)
Annenin yaşı, gebelikte geçirdiği enfeksiyonlar (rubella, toksoplazmagibi), sigara alkol kullanımı, radyasyon ve bazı ilaçlar, ailedeki genetik hastalıkların öyküsünün pozitif olması gebeyi riskli gruba alır.
Gebelikte Rutin Testlergebelikte-testler
Kan grubu, tam kan sayımı, biyokimya, Rubella, VDRL, Toksoplazma, Hbs, HIV gibi serolojik testler, idrar tetkiki ve kültürü, smear testi ilk vizite istenir.
11 – 14 hafta arasında ikili test, ultrasoda ölçülen ense kalınlığı ve nazal kemik ölçümüyle beraber değerlendirilir.
Riskli grupta CVS önerilir.
16 – 18 hafta arasında üçlü veya dörtlü test istenir.
Riskli grupta Amniosentezönerilir.
18 – 20 haftalar arasında anomali tarama ultrasonu ve gerektiğinde ilerleyen haftalarda fetal eko eklenir.
24 haftada şeker yükleme testi ve yine takipler sırasında idrar tetkiki kültürü heemogram ve biyokimya tahlileri tekrarlanabilir.
Rh uygunsuzluğu dediğimiz annenin kan grubu – baba ise + olduğunda indirek coombs testi yapılarak takip edilir. Riskli durumlarda kanama, amniosentez gibi işlemlerden sonra ve 28. gebelik haftasında ANTİ D yapılmalıdır.
NST ise gebelik haftasına ve hastanın şikayetine göre başvurulan, bebeğin kalp atışlarını ve annedeki rahim kasılmalarını gösteren tetkiktir.
Doktorunuzu Arayın
Bebek hareketinde azalma
Suyun gelmesi
Kanama
Tansiyon yükselmesi, görme bozukluğu, ciddi mide agrısı(epigastrik ağrı), elde yüzde şişlik
Düzenli sancıların başlaması
Normal Doğum
Birinci Evre: Ağrıların başlamasından rahim ağzının tam olarak(10 cm) açılmasına kadar geçen süredir. Bu evre ilk doğumlarda 10 – 12 saat kadar sürebilir..İkinci Evre: Rahim ağzının tam olarak açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süreyi kapsar. İlk doğumda yaklaşık olarak 1 saat sürer. Enerjisini doğru ayarlayan ve ıkınma ile inişi kolaylaştıran hastalarımızda bu evre çok daha kısa sürebilir. Burada doğumu yöneten biz hekimlere çok görev düşer.Üçüncü Evre: Doğumunu takiben plasenta ve zarların tam çıkmasını kapsar.
Ağrısız Normal Doğum
Epidural anestezi anestezi uzmanınca uygulanan bele yerleştirilen bir katater sayesinde verilen ilaçlarla anne ağrı hissetmemektedir. Bu sırada doğum ilerlemekte ayrıca annenin ıkınma refleksinide etkilemeden doğum ağrısız geçmektedir. Bu anestezi şekli son evrede olan epizyotomi ve onarımındada hastaya ve ekibe büyük konfor sağlamaktadır.
Sezeryan
Sezaryan vajinal doğuma göre maliyeti daha yüksek, daha ağrılı ve iyileşme süreci daha uzun olan ancak bazen hayat kurtarıcı bir doğum şeklidir.
Başlıca Sezeryan Endikasyonları
Fetal sıkıntı(fetal kalp atışı bozulması)
Baş geliş dışında diğer geliş anomalileri
Önceki sezeryan
Çoğul gebelikler
Plasenta plevia (plasentanın rahim azgında yerlesmesi) ve plasentanın erken ayrılması
Baş pelvis uygunsuzlukları
İri bebek
Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum
-

GEBELİK VE DOĞUM
-

Smear testi (CVS) nedir?
Kadınlarda en tehlikeli kanser türleri olan, vulva, vajina, rahim ve rahim ağzı kanserlerinin erken tanı ve teşhisini sağlayan teste smear testi denilmektedir. Senede bir defa yapılacak olan bu basit test ile kanser taraması yapılabilmekte ve erken tanı koyulabilmektedir. Erken dönemde teşhis edildiğinde tam şifa ile sonuçlanan bir durumdur.
Bu testteki en önemli amaç, özellikle rahim ağzı kanserlerinin ve kanser öncesi (prekanseröz) lezyonların erken tanınmasıdır. Son yıllarda jinekolojik muayene ve jinekolojik kontrollerin rutin bir parçası haline gelmiştir.
Pap-Smear Testler ile rahim ağzı kanserlerinden meydana gelen ölümlerin azalmasında çok başarılı olunmuştur. Bir kadın rahim ağzı kanseri olmadan önce kanser öncesi birkaç evre geçirir. Bu evre genellikle bir yılın üstünde bir süreçtir.
Bu sürecin son evrelerinde şikayetler ortaya çıkmaya başlar. Serviks kanserinde şikayetler ortaya çıktıktan sonra da ne yazık ki hastalık yayılmıştır.
Şikayetler ortaya çıkmadan önce önleminizi alın. Senede bir defa smear testinizi yaptırınız. -

Vajinismus ve Cinsel kasılma Nedir ?
Vajinismus TedavisiVAJİNİSMUS, vajinanın kaslarının ilişkiye engel olacak şekilde istemsiz kasılmasıdır. Bunun sonucu olarak ilişki ağrılı, zor veya imkansız hale gelir.
Vajinanın girişinde pelvis taban kaslarının kasılması ile sanki duvar gibi geçişe engel olan direnç oluşur. Bu pelvik taban kasları dışında bazen uyruk kaslarını ve tüm bacak kaslarını içeren kasılma ile bacaklarını kapatıp, eşini itebilen panik atak benzeri tablo ile de karşımıza çıkabilir.
Vajinismus Tanısı ve Nedenleri
Bu konuda tecrübeli bir kadın doğum uzmanınca ağrısız, acısız, hiç bir alet kullanılmadan yapılan jinekolojik muayene ile tanı konur. Hafiften şiddetliye doğru 5 derecesi vardır. Hekimin VAJİNİSMUS da tecrübeli olması gereksiz kızlık zarı ile ilgili cerrahi işlemlerden kurtarır. Çünkü ilişkiye engel olacak kadar anormal kızlık zarı yapısı çok nadir rastlanır. Böyle bir olgu karşımıza çıkarsa kliniğimizde sorunsuz olarak bu cerrahi işlemi anestezi altında yapabilmekteyiz.Vajinismusun nedenlerini sırayacak olursak; en sık nedeni toplumun inançları ve ahlaki değerleri nedeniyle eksik cinsel eğitim alınmasıdır. Ayıp, günah diyerek çocukluk çağındaki baskıcı aile tutumları buna yol açabilmektedir. Yanlış bilgilerde eklenince ya çok fazla acırsa, ya ağrım olursa, kanamam fazla olur hastanelik olursam, kızlık zarım patlarsa kanama durmazsa gibi korkular ortaya çıkar. İşte bu korkular yatar çoğu vajinismusun altında.
Vajinismusu; otoriter baba, güçsüz annede yaratabilmektedir. Cinsel istismara, tacize uğrama öyküleri de nedenler arasındadır. Sonradan gelişen vajinismuslarda ise kötü doğum hikayeleri, travma bırakan küretaj anısı, enfeksiyonlar, sert yapılan jinekolojik muayeneler yer alabilir.
Vajinismus Tedavisi
Tedavisi yüz güldürücü sonuçlar veren en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. %100 tedavi başarı ile sonuçlanmaktadr. Tedavi süresince olan tüm görüşmelerin gizli kalma güvencesinin şart olması danışanımızı rahatlatan ve güveni sağlayan en önemli unsurdur.Çift olarak tedaviye gelmeleri ve istekli olmaları başarıda en önemli adımlardan birisidir.
Kliniğimizde bilimsel yöntemlerimin hepsinden yararlanılarak yaptığımız cinsel terapi de, davranışcı ve bilişsel yöntemleri de kullanarak tedavi uygulanmaktayız. Üç günlük yoğunlaştırılmış terapi en çok tercih edilen yöntemlerden birisidir. Kliniğimizde bilimsel yöntemlerimin hepsinden yararlanılarak yaptığımız cinsel terapi de, davranışcı ve bilişsel yöntemleri de kullanarak tedavi uygulanmaktayız.
Üç günlük yoğunlaştırılmış terapi en çok tercih edilen yöntemlerden birisidir.
Tedavi süresince olan tüm görüşmeler gizli kalma güvencesinin şart olması danışanımızı rahatlatan ve güveni sağlayan en önemli unsurdur.
Vajinismusun 5 derecesi var demiştik bunlar hafiften ağıra doğru gider. Ağır olarak belirlenen vakalarda seansların uzaması ihtimali kalıcı bir çözüm için danışanlarımıza seanslara başlamadan anlatılır. Altta yatan büyük travmalar çıkarsa yeterli destek tedavide mutlaka planlanır.
Tedavide seanslarımız 1 – 2 saat sürebilmektedir. Seansların sıklığı çiftimiz il dışı ise gün aşırı veya hergün olabileceği gibi, 3 – 4 günde bir de olabilir. Genelde seans aralığı çok açmak istenmez.
Doğru ve sağlıklı bir cinsel yaşam için ayrıntılı bilgilendirme içeren seanslarımda, 2013 yılında aldığım cinsel terapi eğitimine bu yıl aile danışmanlığı eğitiminide ekleyerek kalıcı tedavilere ulaşıyorum.
Kızlık Zarındaki Tabularımız Vajinismusa Yol Açar
Kızlık zarı vajen girişinde ortası delik, esnek bir mukoza kalıntısıdır.Adet kanaması bu delikten akıp geçmektedir.
Kızlık zarı duvar gibi girişi kapatmaz. Sert bir yapı değildir. Esnektir çok incedir. Ortası deliktir.
Bakirelik vurgusunun olmazsa olmaz kuralı kanama olarak öğretildiği yanlış bilgiler ile büyüttüğümüz kız çocuklarımız karşımıza VAJİNİSMUS olarak geliyor .
Kızlık zarı patlamaz, yırtılmaz, delinmez…
Kanama doğru bir cinsel ilişkide yeterli kayganlık sağlanacağı için pembe akıntı veya damla şeklinde olur. Hatta kanamayabilir. Çünkü esner.
Toplumumuzda abartılı anlatımlar, kulaktan kulağa efsaneye dönüşen ilk gece öyküleri genç kızlarımızda tabular oluşturmaktadır. Bu nedenle bizim toplumumuzda 10 bayanda 1 VAJİNİSMUS rastlanmaktadır.
-

TÜP BEBEK
Tüp bebek yöntemi , doğal yollarla ve daha basit yardımcı tedaviler ile gebelik elde edilemeyen çiftlerde başvurulan en son basamak yardımcı üreme yöntemidir. En kısa anlatımla kadının yumurta hücresinin erkeğin sperm hücresi ile laboratuar ortamında döllenmesinin gerçekleştirilmesi ve bunun tekrar anne rahmine nakledilmesidir.
Dünyada ilk başarılı tüp bebek 1978 yılında gerçekleşmiştir ve o günden bu güne 2 milyondan fazla çift bu yöntemle bebek sahibi olmuştur.
Kimlere Tüp Bebek Uygulanır ?
Her iki tüp kapalı ise
Sperm sayı, hareket, morfolojide yetersizlik
Aşılama tedavisinden sonuç alamayan hastalar
Şiddetli endometriozis
Erkek ejekulatında sperm hücresinin olmamasıTÜP BEBEK AŞAMALARI
Birinci aşamada çiftin öyküsü detaylı incelenir. Yaş, evlilik yaşı, sistemik hastalık varlığı ,sigara alkol gibi alışkanlıklar, mesleki özel durumlar (kimyasal maddeye maruziyet, vardiyalı iş sistemi,sık yolculuk, vs ) irdelenir. Bu görüşmede öncelikle erkeğin semen analizi değerlendirilir. Bir problem varsa uroloji ile konsulte edilir. Kadında bazal hormonal değerlendirme (siklusun 2. yada 3. günü), jinekolojik muayene yapılır. Gereken hastalarda rahim filmi (HSG),histeroskopi, laparoskopik değerlendirme yapılır. Bu görüşme sonrasında hastaya özel bir tedavi programı belirlenir, hastayla tedavi başarısı paylaşılır ve ayrıntılı olarak tedavi aşamaları mümkünse bir çizelgede anlatılır.İkinci aşama hormonların baskılanmasıdır. Tedavide amaç yeterli sayıda kaliteli yumurta hücresi elde edebilmek için vücudun hormonal işleyişini kontrol altına almaktır. Bu amaçla bir önceki menstruel döngüde ya da adetle beraber tedavi başladığında belirli günlerde koldan enjeksiyon şeklinde tedavi düzenlenir ( Uzun protokol ).
Üçüncü aşama yumurtaların uyarılması dönemidir. Tüm tedavi protokollerinde adetin 2. yada 3. gününde temel ultrason değerlendirmesi, kanda FSH, LH, TSH, Prolaktin ve estrojen ölçümü yapılır. Hastaya uygun tedavi kombinasyonu ve doz seçimi yapılır ve hasta belirli aralıklarla ultrasonografi kontrollerine çağırılıp follükül ( yumurta hücresini içinde barındıran yapı )ölçümü yapılır. Follüküller istenen çapa, rahim iç zarı istenen kaliteye geldiğinde yumurta hücrelerini ortaya çıkarabilmek için hCG enjeksiyonu (çatlatma iğnesi) yapılır ve çift 34 – 36 saat sonra yumurta toplamı işlemine çağırılır. Bu tedavi dönemi kliniğimizde ortalama 8- 12 gün sürmektedir.
Dördüncü aşama yumurtaların toplanmasıdır. Ameliyathane şatlarında transvajinal ultrasonografi yardımı ile her bir follükül sıvısı vakum sistemi ile bir tüp içine aspire edilir. Saniyeler içerisinde yumurta hücresini araştırmak üzere embriyologa teslim edilir. İdeal olanı hasta başına 6 -12 yumurta elde edebilmektir. Ama bu sayı 1 tane olabildiği gibi 20 nin üzerine de çıkabilir. Çok nadiren hiç yumurta bulunamadığı da olabilir. Bu işlem lokal ya da genel anestezi ile yapılır.İşlem 10-30 dakika kadar sürer, 2-4 saat kadar klinikte takip edilir ardından hasta evine gidebilir.
Beşinci aşama döllenme dönemidir. Toplanan yumurta hücreleri inkübatore yerleştirilir. Olgun yumurta 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelir. Kadından yumurta toplandığı sırada erkek de sperm örneğini verir. Menisinde canlı sperm bulunamayan hastalardan cerrahi yöntemlerle sperm elde edilme yoluna gidilir. Klasik tüp bebek yönteminde her bir yumurta hücresine 200 bin kadar sperm hücresi uygun laboratuar ortamında bir araya bırakılır döllenmesi beklenir 16-18 saat sonra döllenen embriyolar takip edilir. Günümüzde artık klasik tüp bebek yöntemi neredeyse terk edilmiş, mikroenjeksiyon sistemine geçilmiştir. Bu yöntemde ise her bir yumurta hücresi tek bir sperm ile döllendirilmekte yine 16-18 saat sonra iki hücre aşamasına gelmiş embriyolar tekrar kültür ortamında takibe alınır.
Altıncı aşama embriyo transferidir. Döllenen yumurtalar 2-5 gün kadar takip edilir. Transfer işlemi yine ameliyathane koşullarında jinekolojik muayene pozisyonunda ve ağrısız bir işlem olarak gerçekleştirilir. Embryo durumuna göre 3. ya da 5. gün transfer edilir, bazı durumlarda 2. ve 4. gün de tercih edilebilir. Genellikle 10 dakika kadar sürer. Ultrasonografi eşliğinde yapılır. Bu dönemde hastanın yeterli sayıda kaliteli embriyosu var ise kullanılmayacak embriyolar dondurulabilir. Karşılaşılabilecek olumsuz şartlarda tekrar ilaç kullanımı ve yumurta toplama işlemine gerek kalmadan dondurulmuş embriyolarını kullanma imkanını verir. İşlemden sonra hasta 1- 2 saat dinlendirilir ve evine gönderilir.
Yedinci aşama hasta için en zor geçen 10-12 günlük bir dönemdir. Bu aşamada hasta destek tedavisi alır. Doktorunun tercihine ve hastanın klinik durumuna göre bu dönemde kullanılan ilaçlar farklılıklar gösterebilir. 12. günde kanda gebelik testi ( beta hCG ) yapılır. Testi pozitif olan hastalar belirli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Gebeliğin ilk 12 haftasında gebelik yakın takipedilir.
Sağlıklı gebelikler ve sağlıklı bebekler dileği ile…
-

JİNEKOLOJİ
Over Kistleri:
Kadınlarda yumurtlamanın başlaması ile birlikte en sık görülen problemlerden birisi de Yumurtalık kistleridir.Bunlar çoğunlukla tesadüfen ultrason esnasında saptanır ancak hastayı endişelendirebilir.Oysa ki bu kistlerin büyük çoğunluğu zararsız olup basit tedaviler ile geriler.Ultrason yapıp bazı tetkikler isteyerek bu kistlerin zararsız olduğunu tespit ettikten sonra hastalarımızın kaygılarını giderip onları tedavi edebiliriz.
Myomlar:
Kadınlarda sık gördüğümüz diğer bir hastalık da miyomlardır.Miyomlar değişik büyüklüklerde ve değişik yerlerde karşımıza çıkabilir.Rahimin dış zarında orta katmanında veya iç zarında görülebilir.Büyüklüğüne ve yerleşim yerlerine göre değişik şikayetlere neden olabilir.Düzensiz vajinal kanamalar,kasık-bel ağrısı,adet kanamasının uzun sürmesi bunlardan bazılarıdır.Miyomlar takibe alınır,incelenir ve hastada oluşturduğu şikayetlere göre tedaviler belirlenir.Bazı durumlarda hastanın ameliyat olması en uyun çözüm olur.Genç hastalarda sadece miyomun alınıp rahimin bırakıldığı miyomektomi yapılırken daha yaşlı kişilerde miyom rahim ile birlikte komple alınabilir.Buna da histerektomi denir.
Ancak çoğu hastada ameliyata gerek kalmadan basit tıbbi tedaviler ile bu sorunun üstesinden gelinebilir.
Enfeksiyonlar:
Kadınlarda en sık gördüğümüz sorunlardan biridir.Vajina,rahimağzı,rahim zarında,tüplerde ve yumurtalıklarda görülebilir.Enfeksiyonun yerine ve etkenin türüne göre değişik şikayetler yapar.Jinekolojik bir muayene ile tanı konur ve uygun ilaçlar ile tedavi edilir.
Ancak ihmal edilen enfeksiyonların önemli bir infertilite nedeni olabilceği de unutulmamalıdır.
Adet düzensizlikleri;
Kadınlardaki adet düzeni birçok faktörden kolayca etkilenebilir.Hormonal nedenler,over Kistleri, miyomlar, enfeksiyonlar adet düzensizliğine neden olabileceği gibi stres ,yorgunluk,mevsimsel geçişler ,üzüntüler gibi faktörler de adet düzensizliği yapabilir.
Muayene sonrası istenen bazı tetkikler bizi neden konusunda aydınlatır ve uygun tedaviler ile bu durum çözülür.
Çikolata kistlari;
Yumurtalıklarda oluşan içi yoğun bir sıvı ile dolu kistlerdir.adet sancısı,ilşki esnasında sancı,kasık ağrısı,adet düzensizlikleri gibi şikayetlere neden olurlar.
Ultrason ile tanısı konulduktan sonra ilaç veya cerrahi ile tedavi edilir.
-

GENİTAL ESTETİK
-VAJİNA ESTETİĞİ NEDEN UYGULANIR?
Vajinal estetik kadınlarda cinsel bölgede ki şekil bozukluğunu ve dış görünümü beğenmeme durumunda yapılan operasyonlardır.Kendi cinsel organını estetik bulmayan,yaşadığı cinsel ilişkiden zevk almayan,cinsel organı zaman içinde deforme olan,biçimi bozulan ,renk değişikliği olan kadınlar yaşadıkları huzursuzluklardan dolayı cinselliği yaşamaktan geri kalırlar.Bu konuyu eşleriyle yada kendileri ile bile paylaşamayabilirler.Çekinme, yanlış anlaşılma ve utanma gibi duygulardan dolayı kendilerini ifade edemeyebilirler.
Özel olarak yaşanan cinselliğin eşlerden biri için sorun haline gelmesi durumunda cinsel ilişkinin sağlıklı olması beklenemez.Vücudumuzun diğer bölgelerine yapılan , örneğin; göğüslere yapılan dikleştirme,büyütme,küçültme yada yüze yapılan uygulamalar gibi cinsel organımıza da estetik müdahalesi uygulanabilir.Bu müdahalelerin yapılabilmesi ile kadının kendine duyduğu özgüven artacak,kendini iyi hissetmesi ve mutsuz olması engellenecektir.
-VAJİNAL ESTETİK HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?
*Kadınların doğum sonrası vajinada oluşan kalıcı esneme,sarkması olması
*Bazı kadınlarda doğuştan küçük dudukların asimetrik olması yada fil kulağı gibi geniş yüzeyli olması
*Zor doğumlarda uygulanan epizyotemi kesisinin kötü iyileşmesi durumlarında
*İdrar kesesi ve rektumun anüsten önceki son bölümünde sarkma olduğunda,cinsel fonksiyon bozukluğu ,idrar kaçırma,kabızlık sorunları ortaya çıkabilir.Rahim de sarkabilir.Bu durumlarda hem düzeltici operasyonlar (ön ve arka onarım) hem de estetik yapılabilir.
*Kliteromegali (kliterisin abartıcı büyük görüntüsü ve deri katlantısının çok olması)durumunda yapılabilir.
-VAJİNOPLASTİ
Doğum sırasında yaşanan yırtıkları,vajinanın genişlemesi ve epizyotominin kötü iyileşmesi nedeniyle vajina yapısında meydana gelen hasarlar vajina genişlemesine ve gevşeme nedenlerindendir.Ayrıca yaşlanma nedeniyle ya da doğumsal olarak da vajina yapısı geniş olabilir.Vajinal estetik ile bu kusurların tamamı düzeltilebilir.Aynı operasyonla vajinadan ses gelmesi sorunu da düzelecek bu nedenden dolayı eşinizden utanma gibi sorunlarda ortadan kalkacaktır.
Lokal ya da hafif genel anestezi altında yapılan operasyon 30dk-1 saat arasında sürer.Dikiş alınmaz sosyal hayata dönüş çok hızlıdır.
-LABİOPLASTİ
Labium minus (iç dudak) genital bölgede vajinanın hemen girişinde yer alır.Normalden büyük,uzun,sarkık (fil kulağı gibi )yada asimetrik olması durumunda düzeltilmesine ‘labioplasti’ denir.
Labia minusların büyük ve sarkık olması durumunda hastalarımız dar giysiler ve çamaşır kullanımında zorluk,sosyal ortamlarda,spor ve günlük aktivitelerde kendini kötü hissetmelerine yol açmakta ve bu hastaların mayo,bikini giymekten çekinmelerine neden olmaktadır.
İç dudakların normalden büyük olması sürekli nemli bir ortam oluşturup kronikleşen geçmeyen vajinal enfeksiyonlara yada bartholin bezinde iltihaplanmalara yol açabilmektedir.Aynı zamanda cinselliğin kötü etkilenmesine sebep olmaktadır.
Labioplasti yaklaşık 30-45 dk sürer.Genelde lokal anestezi ile yapılır.Adet bitiminde yapılması tercih edilir.dikiş almak gerekmez.İz kalmaz.Daha sonra ki doğumları etkilemez.Bu tip operasyonlarda kızlık zarına zarar vermez,çünkü kızlık zarı operasyon bölgesinden 3-4cm içeridedir.18 yaşını tamamlamış kişilerde uygulanabilir.
Cinsel sağlığımız çok önemlidir.Cinsel sağlığınızı ertelemeyin! -

KIZLIK ZARI DİKİMİ
KIZLIK ZARI DİKİMİ ANLAŞILIR MI ?
Kızlık zarı dikerek onarılabilir, kızlık zarının ne zaman yırtıldığı önemli değildir ve tamir sonrası ilişki ile kanama olacaktır. Kızlık zarı dikimi fleb kaldırma yöntemi de denilen kalıcı teknikle yapılmaktadır ve bu işlem sonrası kızlık zarı eski yırtılmamış halini almaktadır. Kızlık zarının dikildiği ilişki öncesi ve sonrasında kesinlikle anlaşılamamaktadır.Ancak bir uzman muayenesinde anlaşılabilir.Kızlık Zarının Ne Zaman Yırtıldığı ve İlişki Sayısı Önemlimidir ?
Kızlık zarı dikimi için kaç kez ilişkiye girildiği veya ne zaman kızlık zarının yırtıldığı önemli değildir.Doğum yapmış bayanlarda bile kızlık zarı dikilerek onarılabilir.
KIZLIK ZARI DİKİMİ ve ÇEŞİTLERİ
1. GEÇİCİ DİKİMİ ;
Genellikle düğünden en erken 7-10 gün öncesine kadar yapılabilir. Burada daha önceden yırtılmış kızlık zarının yeniden onarılması söz konusudur..Yırtılan kısımlar yeniden karşı karşıya getirilerek yeniden dikilir..Eğer kısa süre içinde bir beraberlik olmazsa kullanılan iplikler ten rengindedir ve kendi kendine yaklaşık 20 günde emilir. Kızlık zarı dikilmeden önceki haline gelir daha önce de belirttiğimiz yapısından dolayı . O nedenle cinsel birliktelik uzun bir zaman sonra olacaksa kalıcı kızlık zarı dikilmesi önerilir. Dikişler genellikle dışarıdan görülmeyecek şekilde konulur.
2. KALIICI DİKİM ;Bu işin uzmanları tarafından vajen dokusundan yeni bir kızlık zarı oluşturulması ile yapılır. Aylar hatta yıllar sonra bile birliktelik söz konusu olduğunda kanama oluşur. Hijyene dikkat edilmesi oluşabilecek komplikasyonları en aza indirir.
Operasyonlardan kısa bir süre sonra normal hayata devam edilebilir. Yatak istirahatine gerek olmaz. Bir hafta süre ile doktorun uygun gördüğü antibiyotik ve ağrı kesiciyi , gerekirse lokal antisptiği ve pomad kullanılmalı daha sonra da kontrole gelinmelidir. Bu arada zorlayıcı hareketlerde bulunmamalı, vagen girişi hiçbir şekilde kurcalanmamalıdır. Himenoplasti genellikle güvenilir komplikasyonu nadir bir ameliyattır, cok hafif yanma ve şişlik, ödem oluşursa da birkaç gün içinde geçer, operasyon sonrasında pek ağrı duyulmaz..
Eğer genel anestezi ile yapılırsa en geç 1 saat içinde hasta evine gidebilir hastanede yatması gerekmez. Normal hayatına devam edebilir.. Eğer genelanestezi ile yapılması isteniyorsa en az 4-5 saat su da dahil içilmemesi ve yemek yenilmemesi gerekmektedir. Sigara da içilmemelidir. Aksi takdirde anestezinin etkisinde uyurken yenilen ve içilen gıdalar hastanın akciğerlerine kaçarak ciddi hayati komplikasyonlara neden olabilir. Yemek yeme işlemi operasyondan yaklaşık 20 – 30 dakika sonra yapılabilir.
Ancak işlem lokal anestezi ile yapılacaksa aç olunmasına gerek yoktur. Anestezik madde hymen ve vagen girişine zerk edilerek yapılır, kişi yalnızca anestezi sırasında iğnenin ilk batışını hisseder sonrasında ise ağrı duymaz, hasta işlem sırasında uyanık olur..
İşlem kesinlikle gizli tutulmakta ve hasta mahremiyetinize özen gösterilmektedir. Bu kesinlikle sizin tercihinizdir ve kimseyi ilgilendirmez. Ancak son olarak tabii ki tavsiyem evliliğinizi eğer mümkün ise yalan üzerine kurulmamasıdır. Ancak her şeye rağmen doğruların söylenmesi deli gibi aşık olduğunuz adamı ya da hayatınızı kaybetme noktasındaysanız ve size başka seçenek kalmıyorsa da tabii ki her konuda yardımcı olmamız gerekir.
.
KIZLIK ZARI YIRTILMA SONRASI NE ZAMAN DİKİLMELİDİR ?
Kızlık zarı dikimini fleb kaldırma yöntemi dediğimiz kalıcı teknikle yapmaktayız. Bu yöntem ile yapılan kızlık zarı tamirinde zamanlama önemli değildir. Kızlık zarı yırtılmadan önceki halini dönecektir. Hemen evlenmeden 5-10 gün önce yapılan basit tamire göre çok daha başarılıdır. En sık tercih ettiğimiz yöntemdirKIZLIK ZARI MUAYENESİ ve RAPORU
Hastalar için zor ve korkutucu olsa da kızlık zarı muayenesi normal jinekolojik muayeneye benzemektedir. Hasta jinekolojik masaya alınır ve labium minus da dediğimiz küçük dudaklar aralanarak kızlık zarı incelenir. Bazen hekim kaymayı önlemek amacıyla gazlı bez ile küçük dudakları tutabilir. Küçük dudaklar yanlara ve dışa doğru çekilebilir. Bu şekilde kızlık zarı net görülebilir. Bazen kızlık zarı daha içerde olabilir. Bu durumda da hasta ıkındırılarak kızlık zarı daha belirgin hale getirilmeye çalışılır. Tüm bu işlemler esnasında herhangi bir ağrı veya acı duyulmaz.Kızlık zarı muayenesini kadın doğum uzmanı veya adli tıp uzmanı tarafından yapılır ancak rapor verme veya muayene sonucunu yazıya dökme işlemi yalnızca adli tıp uzmanı tarafından ve savcılıktan alınan yazı ile yapılabilir. Kadın doğum uzmanı durumu muayene olan kişiye ve eğer muayene olanın rızası, izni varsa yanındakilere sözlü olarak bildirebilir. Rapor verildiği an için geçerlidir, muayene sonrası kişi ilişkiye girebilir ve bekaretini kaybedebilir, rapor verildiği zamandan sonrası için geçerli değildir
GERDEK GECESİ veya İLK İLİŞKİ
Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmezKANAMA OLMAMASI
İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir. Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetmeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir. Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır
İLK İLİŞKİDE KANAMA NE KADAR SÜRER
Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.
Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.
Kanama miktarı fazla değilse, her ilişkide oluşan kanama kısa süreliyse endişelenecek bir durum yoktur . İlk ilişkiden sonra kanamadan korkarak ilişkiden kaçınmanın anlamı yoktur , istenildiği kadar ilişkiye girilinebilir, oluşan kanama aşırı değilse endişelenmeye gerek yoktur.Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır
KIZLIK ZARI DİKİMİ NEREDE YAPILMALIDIR ?
Kızlık zarı diğer bir çok ülke gibi toplumumuz için de çok önem taşımaktadır. Bu nedenle işlemin başarılı olması, garanti kapsamında olması ve özellikle hekimin bu konudaki tecrübesi en önde gelen tercih nedeni olmalıdır. Aksi takdirde yaşanacak tatsız olaylar bir genç kızın hayatını çok olumsuz etkileyebilir.
Tabii ki cerrahın tecrübesi kadar hastanın doku yapısı, işlem sonrası o bölgenin temiz tutulmasına göstereceği özen , doktorunun talimatlarına uyup uymaması, ortamın hijyeni ve operasyon teknikleri de ayrıca bu konuda önem taşır.KIZLIK ZARI NEDİR ?
Vajinanın girişinden yaklaşık 1-2 cm içeride ince bir membran şeklinde zardır. İçinden ince damar ve sinir dokusu geçer. Kısmen damarlanması azdır. O nedenle daha sonra dikilmesi gerektiği zaman dikişlerin uzun süreli tutması zor olmaktadır. Aynı zamanda sinir dokusu da içerdiğinden bozulduğunda hafif acıma hissi de oluşur.Himenin çeşitli şekilleri vardır. Nadiren de olsa bazı genetik hastalıklarda doğuştan himen bulunmaz. Bazen himen tamamen kapalı olabilir. Bu durumda genç kız uzun bir sure hiç adet gormez ancak kasık ağrıları ve dolgunluk hissi oluşur. Doktora gittiğinde yapılan muayenede adet dönemlerinde himeni tamamen kapalı olduğu için dışarı akamayan kanın içeride biriktiği görülür ve kanın dışarıya akması için cerrahi bir işlem yapılması gerekebilir ( himenotomi)
KIZLIK ZARININ DEĞİŞİK YAPILARDA OLMASI ZARARLI MI ?
Hayır. Kızlık zarının yapısının az görülen türden olması genellikle jinekolojik muayenelerde tesadüfen farkedilmektedir. Bu anatomik yapının kişiye bir zararı bulunmaz.Ancak yüksek kenarlı, sert yapılı ve septalı zarlar kişilerde ilişki sırasında zorlanmalara neden olabilmektedir. vajinismus denilen “cinsel ilişkiye girememe problemi” psikolojik nedenlerden başka kızlık zarındaki yapısal (anatomik) nedenlere de bağlı olabilir.
Bunun için evlenmeden veya ilk cinsel tecrübesini yaşamadan önce genç kızlara genel bir jinekolojik muayene ve kızlık zarı muayenesi önermekteyiz
KIZLIK ZARI NEDEN BU KADAR FARKLILIK GÖSTERİR ?
Nasıl her insanın uzuvları birbirinden farklı ise kızlık zarının da pek çok çeşitlerinin olması doğaldır. Hatta çok daha farklı kızlık zarı türleri, yapılan jinekolojik muayeneler sırasında şans eseri izlenebilmektedir
KIZLIK ZARININ TOPLUMDAKİ ÖNEMİ
Kızlık zarı toplumun kadınlara dayattığı diğer psikolojik baskılardan birisidir. Doğuştan varoluş amacının genç kızlarda vajenin enfeksiyonlardan koruması olduğu düşünülmektedir ve çeşitli şekillerdedir. Doğuştan esnek olduğu ve eşi ile birliktelikte olduğunda kanama olmasının mümkün olmadığı( yalnızca doğum sırasında bozulabilen ) ya da tamamen kapalı ve çok kalın kızlık zarı (yalnızca bu nedenle adet bile göremeyen ve adet kanaması içeriye biriken vakalar mevcuttur ve bir jinekolog tarafından operasyon ile açılması gerekebilir ).Dolayısı ile hal böyle iken ülkemizde ve bir çok gelişmekte olan toplumlarda hala bu nedenle kadın cinayetleri olmakta masum bir çok kadın kızlık zarı doğuştan esnek olduğu için kanamadığı için haksız bir nedenle öldürülebilmektedirler. Gerçekten bu tür cinayet işleyenlerin öldürülen kadınlar gibi bir kızlık zarı esnek bir kız çocuğu olarak doğmuş olmalarını ve kadının masum olduğu halde neler hissettiğini anlamalarını çok isterdim
KIZLIK ZARININ ONARIMI-DİKİMİ
Diğer adıyla himen rekonstruksiyonu ( kızlık zarı dikimi ) himenin yeniden oluşturulması için yapılan bir ameliyattır. Himen Yunanca da ”zar ” ve rafi de ” dikiş ” anlamına gelmektedir.Kızlık zarı onarımı yaklaşık 20-30 dakikalık bir işlemdir ve genellikle lokal anestezi ile yapılır. Lokal anestezi ile ağrı duyulmaz. Rahatlıkla muayenehane koşullarında yapılabilir. Ancak eğer istenirse genel anestezi de uygulanabilir.Bu tur işlemler diğer muayenelerde olduğu gibi hasta ile doktor arasında kalacak bir işlemdir. Estetik bir operasyon olarak kabul edilir ve kişinin kendi bedeni için böyle bir karar alma hakkına saygı duyulmalıdır.
Ancak bilinmelidir ki yalan üzerine kurulmuş evlilikler daha kolay zarara uğramay bitmeye mahkum olur bu nedenle ben her zaman evlenilecek kişiye dürüst olunmasını ve ne kadar zor da olsa gerçeklerin anlatılmasını tavsiye ederim. Eğer her şeye rağmen eş adayınız her şeyi kabullenir ise sizi gerçekten seviyor olduğunun bir göstergesi de olur bu aynı zamanda.
Yine de dediğim gibi bedeniniz size aittir ve eğer isterseniz estetik yaptırabilir, kızlık zarınızı onarabilirsiniz buna tamamen saygı duyulmalıdır..Himenoplasti her şeyden önce gelin adayının moralini düzeltmekle kalmaz bazen çok mutlu olacak evliliklerin yalnızca bu nedenle bitmesini de engellemiş olur.
Bazı ülkelerde yasal olmasına karsın bazı ülkelerde yasal değildir. Genelde biraz daha kapalı toplumlarda bir kızın evlilik öncesi ilişkisi hoş karşılanmaz . Kızlık zarının gerdek gecesi kanaması kızın bakire olduğunun en önemli göstergesi olarak kabul edilir. Bazı bölgelerde bazen bir cinayet nedeni bile olabilmektedir. Bu nedenle evlenecek genç kızların kabusu haline gelebilmektedir.
Tecavüz , evlilik vaadi ile kandırılma, aşık olma, tampon kullanma,düşme sonucu vajene sivri bir maddenin girmesi, bazen ata binme, çok zorlayıcı ağır bir spor ve benzeri durumlarda evlilik dışı beraberlikler söz konusu olabilmektedir. Ulkemiz de de bekaret konusu genel olarak önem taşımakta hatta gerdek gecesi ” çarşaf ” konularak bozulan kızlık zarı kanamasının kontrolü yapılmaktadır. Böyle bir durumda gelinin stresi daha da artmaktadır. Hatta o kadar ki esnek kızlık zarına sahip hayatında evlilik öncesi hiçbir birliktelik yaşamamış genç kızlar bile bu konuda şanssız gruba girmektedirler. Çünkü masumiyetleri konusunda inandırıcı olmakta güçlük çekmekte doktor doktor dolaştırılarak kızlık zarlarının akibeti hakkında bilgi edinilmeye çalışılmaktadır.
Bu olay daha en başından yeni evli çift üzerinde yoğun olumsuz bir baskı oluşturmakta ve evliliklerinin üzerinde kara bulutlar dolaşmasına ve çiftler arasında güven eksikliklerine neden olmakta, aileleri germektedir.
Boyle bir durumda gelin adayı genç kızlarda herhangi bir birliktelik yaşamamış olsa da evlilik öncesi kızlık zarının nasıl olduğu konusunda bir öğrenme merakı oluşmakta ve çoğunlukla bir doktor kontrolünden geçmektedirler.
Kızlık zarının kanamaması nedeniyle cinayetler işlenebilmekte nice masum genç kız cehalet yüzünden hayatını kaybedebilmektedir. Maalesef güzel ülkemizde de bu türden haberleri medyadan ara sıra duymaktayız
Çeşitli nedenlere bağlı meydana gelen kızlık zarı yırtılma-genişleme ve/veya doğuşta olabilen geniş kızlık zarı operasyonları cerrahi müdahale ile onarılabilmektedir. Bu onarım sadece bekaret amacıyla yapılmaz. Kızlık zarı mikroorganizmaların vajen veya üst genital organlara ulaşmasına engel olduğu içi bu amaçla da opere edilebilmektedir -

OMEGA YAĞLARININ KULLANIMI
Vücudumuz için gerekli olan yağ asitlerinden bazıları , vücudumuzda sentezlenmez.
Dışarıdan alınması gerekir.Sağlık açısından bunlar hayati önlem taşır.
Gebeklikte Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri fetus tarafından plasenta aracılığı ile anneden temin edilir.
Özellikle DHA (Dokosaheksaenoik asit) fetus ve neonatal dönemde santral sinir sistemi gelişimi için kritik önem taşır.
OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİ;
-DHA
*Kognitif fonksiyon gelişimi
*Görsel fonksiyon gelişimi
*Kardiovasküler fonksiyon gelişimi
-EPA
*Enflamasyon , kardiovasküler fonksiyonlar
-ALA
*Esansiyel yağ asidi desteği
Öncelikle Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerini tanıyalım;
OMEGA 6 AİLESİ
-ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ
*Linoleik asit ; ayçiçeği , mısır , soya fasülyesi ve aspir yağları , yeşil yapraklı sebzeler , kabuklu yemişler ve tohumlar
-ÇOKLU DOYMAMIŞ YAĞ ASİTLERİ
*Gama-linoleik asit (GLA) ; çuha çiçeği yağı , siyah frenk üzüm yağı
*Araşinonik asit ; yumurta sarısı , etler (özellikle sakatat)
OMEGA 3 AİLESİ
-ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ
*ALFA – Linolenik asit ; keten , kanola , soya fasülyesi , ceviz yağları , kabuklu yemişler ve tohumlar
-ÇOKLU DOYMAMIŞ YAĞ ASİTLERİ
*Eikosapentaenoik Asit (EPA)
Balık yağı , yağlı balıklar (ton balığı , sardalye , somon , uskumru , yılan balığı )
*Dokosaheksaenoik asit (DHA)
Balık yağı , yağlı balıklar
DHA ve EPA gebelikte en önemli uzun zincirli Omega 3 yağ asitidir. -

GEBELİKTE OMEGA 3 YAĞ ASİDİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Özellikle sinir sistemi ve büyüme başta olmak üzere fetal gelişim için gebelik boyunca Omega 3 yağ asitlerinin alınması çok önemlidir.
DHA fetusun beyin ve retinasının gelişimi için şarttır.Fetus beyin gelişim hızı 3.trimester da en yüksek düzeyine çıkar ve bu kez erken bebeklik döneminde de sürer.Omega 3 yağ asitlerini yeterince alan bebeklerin mental ve psikomotor skorlarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır.
Yeterli Omega 3 desteği alınmadığında annenin depoları bebek için harcanır.Ancak annede depolanan Omega 3 miktarıda yüksek değildir.
Çok sayıda randomize klinik çalışma DHA ve EPA içeren balık yağı desteğinin gebelik süresini ve diğer ölçülerini (ağırlık,boy,kafa çevresi) olumlu etkilediğini göstermiştir.Erken doğum riskinde azaltıcı etkiye sahip görünmektedir.
Günde 150mg daha düşük miktarda EPA ve DHA tüketen kadınların premetüre doğum riski diğer kadınlardan çok daha fazladır.
Hamilelik ve emzirme dönemi boyunca omega 3 yağ asitlerinin tüketilmesi doğum sonrası depresyon riskini azaltmaktadır.Omega 3 desteği alan annelerin bebeklerinde astım,yumurta alerjisi ve atopik egzama alerjik hastalıkları çıkma olasılığı azalır.
Hamilelerde günlük besinlere ilave olarak günde 500-1000mg Omega 3 desteği almaları uygundur.
OMEGA 3 DESTEĞİNİ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER;
*Omega 3 balık yağının balık gövdesinden üretilmiş olanları (fish body oil) tercih edilmelidir.
*Balık karaciğerinden üretilmiş olan( cod liver oil) balık yağlarının özellikle gebeliğin ilk aylarında tercih edilmesi uygun değildir.(A-D vitamin seviyesi yüksekliği nedeniyle toksik olabilir.)
*Civa,kurşun ve diğer ağır metaller ile kirletilmemeiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede Omega 3 kullanmak gerekir.
*GMP = Good Manufacturing Practice ,ulusal ve uluslar arası standart için denetleme mekanizması olması gerekir.
Düşük seviyede civa içeren balıklar (somon,karides,konserve light ton balığı,yayın balığı) ,yüksek civalı balıklar (köpekbalığı,uskumru,kılıçbalığı ) gebelikte yenmemeli. -

GEBELİK VE BESLENME
Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda,en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir.
Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür.Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.
Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir.Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsizlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.
Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar.Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.Kadınları korkutaraksevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak,doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi,sağlıklı olması,ruhsal,fiziksel,zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.
Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması,besin depolarının yeterli olması ve yaşı , hem bebeğinin hem de annenin sağlığını koruyacak en öenmli etkenlerdir.Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak,büyür beslenir.
Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein,enerji,vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir.Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20gr. Protein , 15-20 mg.demir, 500 mg.kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.
Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.
KALSİYUM
Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8.haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.
Gebelikte, normalde gerek duyduğunuzun miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir.Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt , yoğurt , ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
Brucello, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.
PROTEİN
Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta , balık ,kuru baklagiller (fasulye,mercimek,barbunya…) gibi proteinden zengin besinler önerilir.
Proteinler,hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır.Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.
Hayvansal gıdalarda yağ mümkün ölçüde alınarak,etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir.Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir.Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.
DEMİR
Gebelikte ‘’kan yapıcı’’yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4,5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir.Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.
Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir haplarına) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir.Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı,kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.
Gebelerde demir eksikliği halsizlik , bitkinlik ,nefes darlığı ,uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum ,bebeğin rahim içinde gelişememesi,ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazırlar.Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.
Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir.Çünkü süt ,demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.
Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayarlanmaktadır.Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir.Veya örneğin ikiz gebeliklerde vücudun demir gereksinimini artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.
Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler.Bu kişilerde,içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir.Bazen de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilirler.Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) tranfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.
Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.
C VİTAMİNİ
C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde , vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.
Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır;
Ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.
C vitamini portakal , limon, kırmızı ve yeşil biber , domates , çilek , greyfurt , karnıbahar , lahana , Brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur.vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.
Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur.Besinleri tazeyken tüketmeli , iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.ayrıca gebelerde uzun süre beklemiş ,doğal içerikli olmayan , konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.
FOLİK ASİT
Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren ‘’B9 vitamini’’ yani folik asit alınması çok önemlidir.Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır,ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır.En çok ıspanak,yer fıstığı,fındık ,karnabahar,kepekli ekmekte mevcuttur.
Doğal gıdalar gebelerin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.
Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde ‘’nöral tüp defektleri’’ adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali,spina bifida,anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir.Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi)daha sık geliştiği gözlenmiştir.
Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar,gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.
LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler,gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.
Genellikle tüm sebzeler lif açısından zengindir.Her gün bolca yiyebilirsiniz.Kepekli besinler de lif içerir,ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.
Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek , yulaf ezmesi , barbunya , kepekli makarnalar , kayısı , kuru üzüm , bezelye , pırasa , esmer pirinç , ahududu , kuruyemişte bol miktarda vardır.
GEBELİKTE SIVI ALIMI
Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.
Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu , oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi , solunum yolu enfeksiyonları , kabızlık , ,ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.
Gebelikte meşrubatlar ve meyve suları önerilmez.Çay ; açık olarak günde 2 fincan olarak içilebilir.Kahve , kafein içerdiğinden ötürü günde 1 fincanı geçmemek kaydı ile içilebilir.
Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane , limon , adaçayı , ıhlamur , kuşburnu , papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir.Ancak, ‘’sinemaki ve adaçayı’’nın içimi konusunda bazı endişeler vardır.O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.
Alkol , gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu‘ olarak tanımlanıp , zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.
Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir.Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir.Bu yüzden kek , bisküvi , reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir.Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.
Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur.Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vücutta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.
Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
Et,yumurta,kurubaklagilleri:Beyin , kas , kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir.Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
Süt ve süt ürünleri;Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler.Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
Sebze ve meyveler:Büyüme ve gelişme için vitamin ve minareleri sağlarlar.
Tahıllar:Kalori ve B grubu vitamenleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler
Yağ ve şekerler: Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.
Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
‘’Gebelik diyet yapmak için uygun zaman değildir’’
Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır.Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir,kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.
Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak,ancak gebelik için gerekli temel besin öğelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.
Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken,kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.
Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir.İlk üç ayda 0,5-1kg , sonraki aylarda ise ortalama 1,5-2,0 kg ağırlık kazanması uygundur.