Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • HPV Nedir?

    HPV Nedir?

    HPV, Humon Papilloma Virus’unun kısaltmasıdır.HPV (papilloma virus umano)

    HPV virüsünün 190’dan fazla tipi tanımlanmıştır.

    Bazı HPV tipleri genital siğillere neden olabilirken bazıları kansere neden olabilmektedir.

    Özellikle de rahim ağzı (servikal ) kanserlerine.

    Son yıllarda özellikle yaygın tiplerine karşı AŞI geliştirilmiştir.

    HPV NASIL BULAŞIR

    HPV yakın cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşmaktadır.

    Dünyada en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıktır.

    Cinsel yaşamı olan herkes bu hastalık yönünden risk taşır.

    HPV NE GİBİ ŞİKAYETLERE YOL AÇAR

    Çoğu zaman HPV enfeksiyonu bulaşmış kişilerde hiçbir şikayete neden olmadan kendiliğinden iyileşmekte ve geçmektedir.

    Ancak bazı kişilerde kendiliğinden iyileşme olmaz ve genital siğil ve kansere kadar giden sağlık sorunları yaratabilir.

    GENİTAL SİĞİLLER

    Genellikle genital bölgedeki küçük bir siğille başlayıp kısa zamanda yayılır ve siğiller büyür. Jinekolojik muayenede kolayca teşhis edilebilirler.

    SERVİKAL KANSER (RAHİM AGZI KANSERİ)

    Başlangıç halindeyken şikayetlere neden olmaz.
    Ancak ileri dönemlerde ciddi şikayetlere neden olur ve tedavisi giderek zorlaşır.

    Bu nedenle kadınların yıllık olarak düzenli jinekolojik muayene olmaları ve

    pap-smear testi ile servikal kanser yönünden taranmaları önemlidir.

    Pap-smear testi ile erken dönemdeki lezyonlar yakalanıp daha kansere ilerlemeden başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

    HPV’nin neden olduğu diğer kanserler; Vulva kanseri, vajina kanseri, penis kanseri, anüs kanseri, orofaringeal kanser.

    HPV ile kanser ilişkisi artık çok net tanımlanmıştır.

    Kanser gelişimi hemen değil virus alındıktan yıllar içinde olmaktadır.

    Ayrıca HPV’nin sadece belirli tipleri kansere neden olmakta bazı tipleri ise sadece genital siğillere neden olmaktadır.

    Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde virüsün hastalık yapma şansı artar.

    HPV TARAMASINDA HANGİ TESTLER YAPILMALI?

    En sık uygulanan test pap-smear testidir.

    Cinsel yönden aktif kadınların her yıl düzenli olarak smear testi yaptırmaları gerekmektedir.

    Bunun yanısıra HPV-DNA testi ile HPV tiplendirme testi de yaptırılarak HPV’nin varlığı ve tipi tayin edilebilir.

    Özellikle bazı tipte HPV’lerin kansere neden olduğu saptandığı için bu tipler saptandığında hasta daha yakından incelenip kanser yönünden araştırılır.

    HPV NASIL TEDAVİ EDİLİR

    HPV’nin kendisini vucuttan tedavi ile temizlemek mümkün değildir.

    Ancak HPV’nin neden olduğu hastalıklar ( siğil, servikal lezyonlar, kanserler) tedavi edilebilir.

    Ayrıca son yıllarda kullanıma sunulmuş HPV aşısı da büyük oranda HPV’den korunma sağlar.

    ÇOCUKLARA HPV AŞISI YAPILMALI MI?

    Tüm dünyada yaklaşık 80 milyon insan güncel olarak bu virus ile infektedir (yani 4 kişiden biri).

    Bu kadar yaygın bir virüsten korunmak için aşılanmak uygungörülmektedir.

    NE ZAMAN AŞI YAPTIRALIM?

    Hem erkek hem kız çocuklarının 11-12 yaşlarında aşılanmaları önerilmektedir.

    Ancak daha ileri yaşlarda da yapılabilir.

    Aşı 3 doz halinde yapılır. 1. dozdan 1 ay sonra 2. doz ve 2.dozdan 6 ay sonra 3.doz yapılır.

    Aşının güvenirliliği yapılan çalışmalarda onaylanmıştır.

  • Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Ülkemiz üç tarafı deniz ile çevrili olmasına rağmen doğurganlık yaşındaki kadınların balık tüketimi yeterli olmayabiliyor. Özellikle hamile ve emziren kadınların balık tüketimi çocuklarının zihinsel gelişimini olumlu etkilemektedir.

    Peki tüketilecek balık ne cins olmalıdır ve ne kadar tüketmelidir?

    Çocuk doğurma yaşında olan kadınlar, özellikle hamile veya emziren kadınlar hafta da en az bir kere 2-3 el ayası büyüklüğünde balık tüketmelidir. Değişik cins balıklar yenmelidir. Çocuklar iki yaşına geldikten sonra hafta da en az bir kere balık tüketmelidir. Tüketecekleri miktar çocuğun el ayasının iki katı şeklinde hesaplanmalıdır.

    Beyaz ton balığı haftada birden fazla tüketilmemelidir. Yüksek civa içeren balıkları tüketmemek gereklidir. Bizim ülkemizde bu tür balıklar fazla bulunmaz. Konserve ton balığındaki civa miktarı fazla değildir bu nedenle haftada bir kere tüketmenin zararı olmaz. Özellikle balıkçıdan aldığınız balıklarda civa oranı normal seviyededir. Önerilen miktarın üzerinde balık tüketmenin de herhangi bir zararı olmadığı gibi eğer düşük civa içeren balık ise, bebeğinize faydasının olacağı kesindir.

    Hamile kadınlar özellikle çiğ, az pişmiş deniz ürünü, yumurta veya et tüketmemelidir.

    Gebelikte balık yağı tüketimi şart mı?

    Eğer yeteri kadar balık tüketiyorsanız balık yağı hapı kullanmanıza gerek yok. Ama balık yeme konusunda sıkıntı yaşıyorsanız balık yağı hapı kullanmanızı öneririm. Balık yağı hapı kullanımına 12. Gebelik haftasından sonra başlanmalı ve emzirirken de devam edilmelidir.

  • Kürtaj Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Nedir?

    Kürtaj Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Nedir?

    İstenmeyen gebeliğin sonlandırma işlemi olan kürtaj ciddi bir tıbbi müdahaledir. Yasal prosedürlere ve tibbi kuralla uymak gereklidir.
    Hastalarımın konforu için hafif bir genel anestezi altında ve ultrason eşliğinde kürtaj işlemini yapmayı tercih ediyorum. Hasta güvenliği ve bilgi mahremiyeti ise ençok dikkat ettiğimiz konudur.

    Kürtaj kaç aya kadar yapılır?
    Kürtaj 10.gebelik haftasına kadar yasaldır. Bu on haftalık süre son adetin 1.günü ile başlar.

    Kürtaj fiyatları ne kadardır?
    Kürtaj fiyatı gebeliğin kaç hafta olduğu, hastaya yapılacak müdahale, anestezi tipi, hastane fiyat politikasına göre .değişir. Muayene olmak buna cevap alacağınız en kısa yoldur.

    Sağlık ocağı veya ailemizin haber olur mu?
    Hayır kesinlikle olmaz bilgi mahremiyeti en değer verdiğimiz hasta hakkıdır. Bu konuda hassasiyetimiz çok fazladır.

    Kürtaj kaç defa yapılır?
    Sayı sınırı olmasa da kürtaj korunma yöntemi değildir, bir cerrahi işlemdir.

    Kürtaj sonrasında kısırlık olur mu?
    hayır, kürtaj kısırlığa sebep olacak bir müdahale değildir.

    Kürtaj sonrasında ilk adet ne zaman başlar?
    Kürtajdan sonra yaklaşık 30-40 gün sonra ilk adet görülür.

    Kürtajı nerede yaptırabilirim?
    Kürtaj işlemi hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yapılmaktadır. Kürtaj olacağınız merkezdeki uzmanın deneyimi, tecrübesi ve merkezin gerekli aletler, sterilizasyon açısından kapasitesi önemlidir.

    Düşük hapı veya iğnesi nedir?
    Halk arasında bu isimle anılan çeşitli hormonlar içeren ilaçlar vardır. Fakat bunlar genelde düşüğe neden olmaz, hasta ara kanam görür gebelik genelde devam eder ve hastada bunu fark etmez. Dolayısı ile asıl yapılması gerekli olan tıbbi müdahaledir.

    Düşükten sonra kürtaj yapılması şart mıdır?
    Eğer bütün gebelik materyali tamamen düşmemişse ve parça kalmışsa, kanama varsa kürtaj gereklidir. Gebelik materyali tamamen düşmüşse ve kanama yoksa kürtaj yapılmayabilir.

    İkinci veya üçüncü kere kürtaj olmak riskli midir?
    İlk kürtajda olduğu kadar nadir riskler ikinci ve üçüncü kürtajlarda da vardır. Ekstra başka bir risk taşımaz.

    Bakirelerde kızlık zarı bozulmadan kürtaj yapılabilir mi?
    Kızlık zarı çok geniş olanlarda mümkündür.Tecrübeli bir kadın doğum uzmanı genel anestezi ve uygun ekipmanla bunu yapabilir.

    Kürtaj olduğum sornadan anlaşılabilir mi?
    kesinlikle anlaşılmaz. İşlemden hemen sonra bile Kadın doğum hekiminin dahi anlaması çok zordur. .

    Kürtaj videosu ve görüntüleri izlemek uygun mudur?
    Hastalara bu tür girişimsel işlemlerle ilgili video ve görüntüleri izlemelerini genellikle önermeyiz Sadece korkunun artmasına neden olur.

    Kürtaj ağrı ve acı verir mi?
    Uygun anestezi ile hiç ağrınız olmaz.

    Kürtaj için en çok kullanılan yöntem nedir?
    Standart ve en kaliteli yöntem vakum küretajdır.

    Kürtaj işlemi ne kadar sürer?
    15 dakikalık bir işlemdir. Kısa süreli bir uygulamadır.

    Bekarlar kürtaj olabilir mi?
    Kanuna göre 18 yaşından büyük bekar bayanlar isterse kürtaj olabilir.

    Evli bayanlar kürtaj için eşlerinden izin almalı mı?
    Evli kadınların eşinin rızası gereklidir..

    Kürtajdan sonra hastanede yatmak gerekir mi?
    Kısa süreli gözlem yeterlidir. Hastanede toplam 1 saat geçirirsiniz.

    Kürtaj sonrasında kan uyuşmazlığı iğnesi yapılması gerekir mi?
    6 haftadan önce kan akımı olmadığı için gerkli değildir. 6-10 hafta arsında ise evet olunmalıdır.

    Kürtajdan ne kadar sonra spiral takılır?
    Kürtaj esnasında takılabilir ama tercihen 1 ay sonra takmak gereklidir.

    Kürtajdan ne kadar sonra banyo yapabilirim?
    Kürtaj olduğunuz gün banyo yapılır.

    Kürtajdan sonra havuza veya denize girebilir miyim?
    2-3 gün girmemek uygundur..

    Kürtaj İçin Gerekli Belgeler Nelerdir ?
    Özel muayenehanelerde yasal kürtaj olmak için sadece nüfus cüzdanınızın yanınızda olması yeterlidir. Başkaca bir evrak yada belge istenmemektedir.

  • Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık zarı vajen girişinde mukozal kıvrım şeklinde bir dokudur. Oldukça ince hasas bir yapıdır. Damarlanması az bir dokudur. Alttaki şekilde görüldüğü gibi vajen duvarında ortasından adet kanının akmasına müsade eden bir boşluk bulunur. Cinsel ilişki ile kolaylıkla yırtılır. Fakat jinekolojik muayene, masturbasyon veya tampon uygulamasıda kızlık zarında yırtılmaya neden olabilir.

    Kızlık zarı tüm kadınlarda vardır. Kızlık zarının birçok çeşidi bulunur. Nadiren tüm vajinayı kapatan tipleride vardır. Bu durum ilk adet dönemlerinde ciddi problemler yaratır. Genellikle erken dönemde tespit edilir. Diğer sık sorulan kızlık zarı tipinde ise Çok ince kızlık zarlarıdır ki ilişkide kanamaya neden olmazlar. Bu da bazı çiftler arasında problem yaratabilir.

    Kızlık Zarı Dikimi

    Yukarıda tarif edilen dokunun tamiri mümkündür. Cinsel ilişki sayısı, ne zaman olduğu ve tekrar ne zaman ilişki olacağı önemli değildir. Kalıcı flep yöntemi en sağlıklı olanıdır. Kalıcı etetik yöntem ile vajen eski estetik haline döner. Doğum yapmış kişilerde dahi uygulanabilir. Kullanılan sütür (dikiş) materyeli kendi kendine erir. Estetik teknikler kullanıldığında dikiş izi kalmaz, dikiş almak gerekmez. Hastalar normal hayatlarına dönerler, çalışmaya bile işlemin ertesi günü başlayabilirler. Herhangi bir bakım gerekmez.
    İkinci bir yöntem ise pek de tercih etmediğim uçuca birleştirme tekniğidir. Bu yöntemde ilişkiden 3-4 gün önce uygulanır . Dikişlerin az bir ihtimallede olsa görülme ihtimali vardır.
    Her iki işlem de kısa süreli anestezi altında veya lokal anestezi altında yapılabilir.

    Kızlık Zarı Tipleri:
    Halka şeklindeki kızlık zarı: Ensık rastlanılan tiptir. Vajina girişini muntazam bir şekilde daraltır , ortadaki boşluktan adet kanı rahatlıkla boşalır.
    Yarım ay biçimindeki kızlık zarı: Vajen girişini yarım ay gibi daraltır. Adet kanamsına izin verir. İlk ilişkide yırtılır.
    Dudak şeklinde kızlık zarı: Ortasında yukarıdan aşağıya dar bir yarık bulunan kızlık zarıdır. Zor yıtrılır.

    Nadir Görülen Kızlık Zarları:
    Deliksiz kızlık zarı: Vajinanın ağzını tümüyle kaplar.İlk aedt günlerinde kanamnın dışarı olmaması nedeniyle çok ağrı yapar.
    Kalbur zarı: Bu tür kızlık zarı oldukça nadirdir. Zar üzerinde farklı boyutlarda delikler bulunur. Kanam olur.
    Köprülü kızlık zarı: Bu tür kızlık zarında iki delik vardır. Bu iki deliğin ortasında bir köprüyü andıran bir mukoza bulunur. İlk ilişki zor olur.

    Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.
    Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır
    Kızlık zarı tamiri temel olarak iki yöntemle yapılmaktadır. Bunlar arasında en sık kullanılanlar kalıcı yöntem de denilen fleb kaydırma yöntemidir. Benimde tecih ettiğim yöntemdir. Bu yöntemle yapılan kızlık zarı dikiminde etraftaki dokulardan alınan mukoza parçası ile yırtılan bölgede yeni bir kızlık zarı meydana getirilmektedir. İşlem sonrası ne zaman ilişkiye girilirse girilsin kanama meydana gelecektir. Bu tip tamirde kaç kez cinsel ilişkiye girildiği veya kızlık zarının ne zaman yırtıldığı önemli değildir. Daha önce doğum yapanlara veya kürtaj olanlara da bu yöntemle kızlık zarı tamiri yapılabilmektedir.

    Basit teknikte ise kızlık zarı geçici olarak yırtılan uçlar birbirine dikilir ve cinsel ilişki ile bu bölgeden yırtılma olur, kanama meydana gelir. Bu işlem evlenmeden 3-4 gün önce yapılmalıdır, aksi halde kanama meydana gelmeyebilir. İlişki geç olursa dikişde açılma olabilir. doku kendiliğinden iyileşir ve istenilen kanama olmaz.

    Kızlık zarının esnekliği:
    Bazı kızlık zarları esnek yapıda olur. Yani ilişkiye izin verir. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarının bozulmadığı ama gebeliğin meydana geldiği vakalar mevcuttur. Bazı durumlarda ise kızlık zarı sert ve kalındır ilişki zor olur hatta bazı durumlarda aşırı ağrıdan dolayı olmaz. Kalın zarın cerrahi müdahale ile açılması gerekir.

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)
    Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular…

    Kızlık zarı dışarıdan görülür mü?
    Kızlık zarı dışarıdan görülmez. Vajenin 2 cm içinde yer alır. Dış genital oragnlar olarak tariflenen vulva ve labium (dudaklar) vajinanın girişini kapatır. Bundan dolayı dış genital organlardadaki sürtünme ilişkisi, veya bisiklete binme kızlık zarına zarar vermez.

    Kızlık zarı ilk gece bozulurmu?
    Elastik yapıya sahip zarlar ilk ilikide kanama olmayabilir. Bazı durularda doğum esnasında kanayan zarlar dahi mevcuttur. Kimi hymen (kızlık zarları) ise çok incedir. Yırtılır ama kanama olmayabilir. Mukozal yapdan olan hafif kanama fark edilmeyebilir.

    İlk geceki kanama ne kadar olur?
    Bu zarın yapısına , ilişkide kadının ve erkeğin anatomik yapılarına ve pozisyonlarına göre değişir. Kalın ve damarlanması fazla olan hymende kanama fazla olur. Bazı zarlardan gelen kanma bip pedi fazlasıyla doldurur. Bazı durumlarda ise sadece kızlık zarı değil vajinanın kendisinde de yırtılma olur ve ağır kanmalar olur. Derhal jinekolog tarafından görülmesi ve müdahele edilmesi gerekir.

    Kızlık zarı bozulmadan gebelik olurmu?
    Evet olabilir. Sürtünme ile dışarı boşaldığında bile spermler vajen e bulaşabilir ve gebelik olabilir. Diğer bir ihtimalde ilişkiye müsait kızlık zarı varlığında gebelik olur ve tekrarlayan ilişkiye rağmen kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı dikimi (tamiri) ücreti ne kadardır?
    Web sitesi üzerinden fiyat vermek tıbbi ve etik kurallara aykırıdır. Telefon ile görüşerek hem tıbbi hemde ücretlendirme hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Özel sekreterimin telefon numarası 0212 872 57 59.

    Kızlık zarının yırtılması ağrılımıdır?
    Kızlık zarı mukozal katlantı olduğu, sinir dokusu içermez. İlişkide hissedilen ağrı daha çok dış genital dokudan veya vajenin ve alt pelvisin kaslarının istemli kasılması sonucunda ortaya çıkar.

    Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?
    Vajina içine bir cisim sokulmadığı sadece klitoris uyarıldığında kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
    İyileşmez. Cerrahi müdahale olmadan asla iyileşmez. Kanamnın durması iyileşme işareti değildir.

    Kızlık zarında doğal çentik nedir?
    Hymen yapısındaki bir varyasondur. kaideye yani vajen duvarına varmayan çentikler doğaldır. Çok sık görülmez.Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

    Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?
    Jinekologlar tarafından eski yırtık, iyileşmesi tamamlanmış; veya taze yırtık ayrımı yapılabilir.

    Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? “Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)” nasıl yapılır?
    Bu muayenede jinekloglar herhangi bir zarar vermezler. Herhangi bir alet kullanılmaz Sadce dış dudaklar gazlı bezle kendine doğru hafifçe çekilir ve hymen gözlenir. bakire olup olmadığı anlaşılır. Doğal çentikler nadiren karar vermekte sıkıtı yaratır.
    Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (hymen) muayenesi ile anlaşılır.

    Bir kişinin bakire olup olmadığı yapılan kan testi, ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?
    Hayır. Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

    Bekaret raporu kimler tarafından verilir?
    Bekaret raporu genellikle adli olgularda kişiler veya çiftler tarafından istenmektedir. Bekaret raporu, kişinin kendi rızası ve yazılı izni olmak kaydı ile devlet hastaneleri veya adli tıp kurumlarınca verilmektedir.
    18 yaşından küçük kişilerde bekaret raporu için anne ve babanın rızasının alınması şartı bulunmaktadır.
    Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

    Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
    Bu yöntem uygulanabilir. fakat kızlık zarının yapısının buna müsait olması ve kısa süreli genel anestezi uyulamak gereklidir.

    Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?
    Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan spekulum muayenesi dir. Rutin uygulamda bu baikerelere yapılmamaktadır.
    Diğer bir konu ise kronik geçmeyen akıntıları olan genç kızlar ve çocuklarda kültür almak veya fiberoptik fleksibl kamera ile vajen içinde özellikle yabancı cism aramak mümkündür. Hymene durumlarda zarar verilmez.

  • Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    1. Labioplasti Küçük dudakların (Labium minus) Küçültülmesi
    2. Labium majuslara yağ enjeksiyonu (Büyük dudakların dolgunlaştırılması)
    3. Hymenoplasti (Kızlık zarı dikilmesi)
    4. Vajinoplasti (Vajinanın daraltılması)

    1.Labioplasti (Küçük Dudak Estetiği/İç Dudak Estetiği)

    Labioplasti Ne Zaman Gerekli?
    Dıştan görünen cinsel organın bir parçası olan küçük dudaklar bazı kişilerde genetik olarak daha büyük ve uzundur. Özellikle zayıf olan kişilerde bu durum daha rahatsız edicidir. Dar pantolon ve mayodan fark edilen dudaklar kişinin giyim seçeneklerini de olumsuz etkiler. Süretünme ile tahriş olup kolay enfeksiyon kaparlar. Yaptığımız cerrahi estetik işlemle de bu doku normal boyutlarına döndürülür.

    Ameliyat nasıl yapılır?
    Küçük dudakların küçültülme işlemi bölgesel uyuşturma altında yaklaşık 30 dakika içinde gerçekleştirilebilir. Hasta isterse hafif bir genel anestezi de uygulanabilir.

    İşlem nasıl gerçekleştirilir?
    Estetik görünümü sağlayacak şekilde uzun olan iç dudaklar anatomik ve fizyolojik faydayı sağlayacak şekilde küçültülür.

    Ameliyat sonrası iyileşme nasıldır? Ne zaman normal hayata geri dönülebilir?
    Bölgesel uyuşturma sonrası hastalarımız 2 saat içinde eve gidebilir. Yapacağımız bilgilebdirmeye uygun olarak ilaçlarına devam ederler. İş hayatına ertesi gün dönebilirler. 24 saat sonra duş alabilirler. Bir iki gün iç çamaşır içine ped konulması kişiye rahatlık sağlar. 1 hafta kadar spor aktivitelerin yapılmasını istemeyiz. Ayakta duş alınması uygundur. Küvet ve havuz kullanımını 2 hafta ertelemek gereklidir. 3 hafta sonra cinsel hayata geri dönülebilir.

    Vajinal Estetik girişimler sonrasında nelere dikkat edilir?
    Ameliyat sonrası özellikle tuvalette gittikten sonra bölgenin temizliğine dikkat etmek önemlidir. Buna dikkat edilmez ve reçete edilen antibiyotikler kullanılmaz ise enfeksiyon gelişebilir. Bu durum antibiyotik tedavisi ile düzeltilebilir. Dikişler düşmeden yapılan tahriş edici seks girişimi dikişlerde açılma ve kanama yapabilir. Önerilerimize dikkat eden hastalarımızda bunların oluşması çok nadirdir. Genital bölge iyileşme özelliği yüksek bir bölgedir.
    Estetik operasyon sonrası küçük dudaklar tekrar büyüme göstermez, iyileşme sonrası dikiş izi gözükmez.

    2.Labium majuslara yağ enjeksiyonu (Büyük dudakların dolgunlaştırılması)

    Büyük dudaklar buruşuk sarkık ve aşırı kilo verilmesi sonrasında içi boş ve sarkık olabilir. Bu durum daha çok 30 yaş sonrası ya da çok zayıf kişilerde rastladığımız bir durumdur. Estetik ve anatomik olan görüntü dış genital görünümde dış dudaklar yeterli dolgunlukta küçük dudakları büyük ölçüde örtmelidir.

    Dolgu maddesi olarak ne tercih edilir?
    Dış dudakların doldurulmasında ilk tercih kişinin kendi yağları olmalıdır. Bazen kişiler muayenehane şartında ayaktan bu işlemi gerçekleştirmek isteyebilirler o zaman kalın partiküllü hyaluronik asit içeren dolgular kullanılabilir. Benim tercihim ise hastanın kendi yağ dokusunun enjeksiyonudur.

    Yağ enjeksiyonu nerede yapılır? Hastanede kalmak gerekli midir?
    Yağ enjeksiyonu ameliyathane şartında genel anestezi ile gerçekleştirilir. Genellikle karın bölgesinde alınan yağ dokusu büyük dudaklara enjekte edilir. Hastamız aynı gün evine gider. Pansuman ve dikiş alımı gerekmez.

    Neler dikkat edilir? Normale ne zaman dönülür?
    Dış dudaklar dolgunlaştırıldıktan sonra 2-3 gün gerginlik ve aşırı dolgunluk hissi oluşur. 2-3 günde bu gerginlik azalır. Bu dönemde baskı yapmayan bol çamaşır giyilmesi yeterli olur. Ağrıkesicilerle rahatlama sağlanır.

    3. Hymenoplasti (Kızlık Zarı Dikimi)
    Kızlık zarı vajen girişinde mukozal kıvrım şeklinde bir dokudur. Oldukça ince hasas bir yapıdır. Damarlanması az bir dokudur. Alttaki şekilde görüldüğü gibi vajen duvarında ortasından adet kanının akmasına müsade eden bir boşluk bulunur. Cinsel ilişki ile kolaylıkla yırtılır. Fakat jinekolojik muayene, masturbasyon veya tampon uygulamasıda kızlık zarında yırtılmaya neden olabilir.

    Kızlık zarı tüm kadınlarda vardır. Kızlık zarının birçok çeşidi bulunur. Nadiren tüm vajinayı kapatan tipleride vardır. Bu durum ilk adet dönemlerinde ciddi problemler yaratır. Genellikle erken dönemde tespit edilir. Diğer sık sorulan kızlık zarı tipinde ise Çok ince kızlık zarlarıdır ki ilişkide kanamaya neden olmazlar. Bu da bazı çiftler arasında problem yaratabilir.

  • Vajinismus Belirtileri Nelerdir?

    Vajinismus Belirtileri Nelerdir?

    Vajinismusun kesin teşhisinde öncelikle jinekolojik değerlendirme yapıyorum. Jinekolojik muayene masasında yapılır, son derece kolay ve ağrısızdır. Değerlendirmede herhangi bir vajinal alet kullanmıyorum. Dış genital organların yapısını değerlendiriyorum. Vajina, kızlık zarı yapısı ve dış genital bölgede enfeksiyon bulgusu veya anatomik herhangi bir bozukluk varmı değerlendiriyorum.  
    Bu değerlendirmenin bir amacı da vajinismusun derecesini saptamış oluyorum. Bu ilk muayenenin rahat geçmesi ile hastalarımda doğal bir rahatlama oluyor. Jinekolojik muayenenin rahat olduğu ve iletişimin ne kadar rahatlatıcı olduğunu fark eden hastalarım tedavinin de ilk adımını atmış oluyor.
    İlk muayene esnasında hastalarıma bunlarla ilgili ayrıntılı bilgi veriyorum ve tedavi süreci, sıklığı hangi yöntemlerin kullanılacağı ve muhtemel süreç hakkında bilgilendirme yapıyorum . Muhtemelen de 3-6 seansda sonuca varmaktayız.  
     
     
    En sık belirti cinsel ilişkiye hiç girememe, korku ile kendini bilinçsiz şekilde kasma
    İlişkide bacakları yeterince açamama, kendini geri çekme ve sonunda bacakları kapatıp eşi iterek ilişkiyi bitirme
    Her pozisyonlarda değil, yalnızca birkaç pozisyonda ve oldukça çekinerek ilişkinin gerçekleşmesi
    Ağrılı ilişkiye girme, ilişkide yoğun ağrı
    İlişkide penisin vajina içine tam olarak değil de yarım olarak girmesi
    Vajina içine fitil ve tampon yerleştirememe, parmak sokamama
    Jinekolojik muayene olamama, vajinal ultrasona girememe, smear testi yaptıramama
    Cinsellikle ilgili konularda konuşmaktan veya dinlemekten bile kaçınma
     
    Vajinismus Nedenleri
     
    Vajinismusun en sık nedenleri psikolojik kaygılardır. Kaygılarını yenemeyen hastalarımın bunu kolayda paylaşamadıkları için depresyona dahi girerler. Bu sorunun sadece kendilerine has olduğunu düşünüp problemleri olduğundan büyük görürler. Bilinçaltı kaygılar vajinusmusun %90 nedenini oluşturur. Geriye kalan %10 neden ise genital alanın yapısal veya enfeksiyona bağlı problemleri ve erkeğe ait nedenlerdir.
     
    Psikolojik Vajinismus Nedenleri
    Yapısal (Organik) Vajinismus Nedenleri
    Erkek Eşe Bağlı Eşlik Eden Nedenler

     
    Hastalar vajinusmus problemini kolay paylaşamaz.
    Herşeyden önce tahmin etmedikleri bir problemdir. Karşılarına çıkınca da ne yapacaklarını bilemezler ve anlatmaya da utanırlar. Fakat yaygın bir problemdir. Heryüz kadından 10-12 sinde bu problem vardır . Erken dönemde iyi terapist yardımı ile bu sorun kolaylıkla çözülür.
     
    Vajinismus Problemi Ailelerle veya Başkalarıyla Paylaşılmalı mı?

     
    Vajinismus problemiyle karşı karşıya kalan çiftlerin aileleri olgun kültür düzeyinde ve anlayışlı kişilerden oluşuyorsa çiftler manevi destek almak amacıyla bu sorunlarını aileleriyle paylaşabilir. Bunu kararını terapistleri ile vermeleri yerinde olacaktır.

  • BESLENMENİN ÜREME SAĞLIĞINA ETKİSİ

    BESLENMENİN ÜREME SAĞLIĞINA ETKİSİ

    Sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak insan mutluluğunun önemli bir öğesidir. Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek ise toplumun mutluluğunun önemli bir unsuru durumundadır.
    Günümüzde sağlıklı kalabilmek ve sağlıklı nesiller yetiştirebilmenin, beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi ile birlikte her geçen gün zorlaştığı bilinmektedir. Bugünkü bilgilerimiz bize bu uğraşın, daha doğum öncesi dönemde başlaması gerektiğini göstermektedir. Sağlığın ve sağlıksızlığın nesiller boyunca aktarılabileceği düşünülürse, anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi sağlıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine sağlık aktarabileceklerini bilmelidirler.
    Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, üreme sağlığımız üzerinde oldukça etkilidir.
    Günümüzde yaşam stresinin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, katkılı yiyecekler, “fast-food” adı verilen batı tarzı beslenmenin yaygınlaşması, doğal ve geleneksel beslenme tarzının terk edilmesi, hava, su ve besin kirliliği, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların çoğalmasıyla birlikte üreme sağlığımız hızla bozulmakta, infertilite(kısırlık) problemleri, sağlıksız gebelikler, düşükler, anomalili bebekler, alerji ve kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın görülme sıklığı hızla artmaktadır.
    Alkol, sigara, kafein ve katkılı gıdalardan uzak durup beslenme düzenimizi gözden geçirerek sağlıklı gıdalara yönelmeliyiz.
    Öncelikle sigara, alkol, kahve, çay, suni tatlandırıcılar ve kolalı içeceklerden uzak durulmalıdır. Sigaradaki nikotin ve katran benzeri zararlı maddeler erkeklerde sperm yapısını ve hızını olumsuz etkilemektedir. Sigara ve alkol kullanımı erkek infertilitesi(kısırlığının)nin başta gelen sebeplerindendir.
    Yapılan araştırmalara göre sigaradaki nikotin, kadının yumurtalıklarında da genetik anormalliklerin artmasına sebep olmakta ve bu duruma paralel olarak erken menopoz dahi görülebilmektedir.
    Sigara içen kadınların gebe kalma oranları içmeyenlere göre daha düşük yapma riski de daha yüksektir. Gebeliği sırasında sigara kullanan kadınların bebeklerinde plasental dolaşımın bozulmasına bağlı olarak intrauterin gelişme geriliğine ve fetus ölümlerine rastlanmakta ve de düşük doğum ağırlıklı bebekler dünyaya gelmektedir. Bu bebeklerin ilerleyen çocukluk çağı kanserleriyle daha sık karşılaşma riski altında oldukları gösterilmiştir.
    Benzer şekilde, gebelik öncesi ve gebelikte katkılı ve doğal olmayan besinlerle beslenme ve cep telefonları, bilgisayarlar da dahil olmak üzere yoğun radyasyona maruz kalmanın anne karnındaki fetusu olumsuz etkileyebileceği bilinmektedir.
    Alkol de sigara gibi hem erkekte hem de kadında üreme sağlığı için ciddi bir tehdit unsurudur. Erkeklerde sperm hareketliliğini ve sayısını azaltmakla birlikte alkol kullanan çiftlerin bebeklerinde kalp hastalıkları başta olmak üzere organ anomalilerinin görülme sıklığı artmaktadır. Alkol kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara göre gebe kalma oranı daha düşüktür.
    Kahve ve kolalı içeceklerdeki kafeinin de özellikle kadınlarda gebe kalma oranlarını azalttığı, hamilelikteyse düşük riskini arttırdığı ve bebeklerin doğum ağırlığını olumsuz yönde etkilediği yapılan bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.
    Günlük yediğimiz, içtiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduklarına dikkat ettiğimiz kadar gebeliğe hazırlanırken hangi gıdaları özellikle tüketmemiz gerektiği konusunda da bilinçli olmalıyız. Gebelikten en az 45 gün öncesinden başlayıp gebelik boyunca devam edilen folik asit alımının fetusta özellikle beyin-omurilik sisteminin hatalı gelişimi ile karakterize olan nöral tüp defektleri riskini azalttığı kesin olarak kanıtlanmıştır. Gebelik planlayan kadınların günde en az 400 mikrogram folik asit almaları önerilmektedir. Yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde yoğun olarak bulunan folik asitin sağlıklı gebelik için oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır.
    Günümüzde sağlığımızı olumsuz etkileyen önemli bir sorun da genetiği değiştirilmiş gıdalardır. Mısır, soya, kanola ve pamuk gibi genetiği değiştirilmiş gıdalar, kısırlık, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığın artmasına neden olmaktadır. GDO olarak tanımlanan bu ürünlerin bağışıklık sistemini bozarak alerjileri ve pek çok immünolojik sitem hastalığına sebep olabileceği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir.
    Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi vardır. Bu ürünler mısır ve soya başta olmak üzere katkı maddesi olarak kullanılmakta olup bebek mamaları, tatlılar, bisküvi ve krakerler, hazır çorbalar dahil pek çok ürünün içinde yer almaktadır. Yapılan araştırmalarda, gıdaların ömrünün uzatılması sürecinde oynanan genlerin zehirli proteinler üretebildiği ve bu proteinleri yiyen böcek ve kuşlarında öldüğü gösterilmiştir. Ayrıca GDO’ lu tohumlardan elde edilen yemleri tüketen tavuk ve diğer hayvanlar ve bunlardan elde edilen et ve süt ürünleri de sağlığımızı aynı şekilde tehdit etmektedir.
    GDO ürünlerden tamamiyle uzak durabilmek günümüz koşullarında pek mümkün değildir. Ancak, mevsiminde olmayan gıdaları tüketmeyerek, dondurulmuş gıdaları kullanmayarak, doğal ürünlere yönelerek ve aldığımız ürünleri iyi sorgulayıp katkısız gıdaları tüketmeye özen göstererek sağlıklı beslenme bilincini kazanmalıyız.
    GDO’ lu ürünlerin çoğunluğunun ithal ürünler olduğu dikkate alınırsa, idarecilerimiz de toplum sağlığı konusunda daha duyarlı olup bu tür ürünlerin titizlikle denetlenip ülkeye girmelerini engelleyerek toplum sağlığını koruyucu adımlar atmaları gerekmektedir.
    Sağlıklı beslenme konusunda tüm toplum fertlerinin, özellikle de çocuklarımız ve gençlerimizin aileden başlayarak doğru eğitilip bilinçlendirilmesi hepimizin vazifesidir.
    Sağlıklı olmak, sağlıkla yaşamak ve her yönüyle sağlıklı nesiller yetiştirebilmek dileğiyle sağlıcakla kalın.

  • İNFERTİLİTE  (KISIRLIK)

    İNFERTİLİTE (KISIRLIK)

    Normal çiftlerde , eğer normal sıklıkla cinsel ilişki varsa aylık gebe kalma oranı %25, yıllık gebe kalma oranı %90, 2 yıl sonunda ise %95 dir. İnfertil çiftler dikkatli değerlendirildiğinde %85-90’ında olası sebep tespit edilebilmektedir.

    Gebelik nasıl oluşur?
    Erkek tohumu (sperm) kadın tohumu (Ovum) ile birleşir. Buna döllenme denir. Kadın rahminde gerçekleşen bu olay ilk aşamadır. Daha sonra rahmin içine (uterusa) yerleşerek embriyo haline gelir.

    Kısırlık Tanımı Nedir?
    Normal ilişki sıklığında (haftada 2-3) herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 1 yıl içinde gebe kalamama durumuna kısırlık (infertilite) denir.

    Yapılan araştırmalarda ENSIK rastlanan kısırlık nedenleri:
    • Yumurtlama bozuklukları %15-%20 ;
    • Karın zarı (peritoneal) patoloji %30-40 ;
    • Erkek faktörü (%30-40)
    • Nedeni açıklanamamış infertilite (%10)
    • Nadir problemler (Uterin /servikal patoloji) (%5). %10 hastada ise herhangi bir neden bulunamaz.
    Kısırlık nedenleri:

    1.Erkek Kaynaklı Nedenler

    Tüm kısırlık vakalarının %30-40 nedeni erkek kaynaklı patolojilerdir. Araştırmada 3 günlük cinsel perhiz sonrası verilen sperm örneği değerlendirilir. Sperm hücresinin sayısı, yapısı, hareketleri değerlendirilir. Travma, enfeksiyonlar, aşırı sigara ve alkol, kimyasallara maruz kalam sperm sayı ve miktarını bozar.

    Semene (meni) ait nedenler:
    Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre semen analizinin normal olarak kabul edilebilmesi için hacminin en az 2 mililitre, sperm sayısının mililitrede en az 20 milyon olması ve spermlerin en az %50’sinin hareketli ve en az %70’inin şeklinin normal olması gerekir.
    Şekil bozukluğu açısından daha detaylı bir inceleme olan ve özel boyama yöntemi ile yapılan Kruger testinde %14 ve üstü normal olarak değerlendirilir.

    Semenin taşınmasındaki sorunlar:
    Testislerde sperm üretiminin normal olmasına rağmen, spermin taşınmasını sağlayan kanalların doğuştan veya sonradan geçirilen bir hastalık nedeniyle tıkalı olması da gebeliğin oluşumunu engeller. Varikosel olarak adlandırılan damar genişlemesi (testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarların genişlemesi ve kirli kanın testislerin yanında birikmesi) , testislerin sıcaklığını arttırarak sperm üretimi ve hareketi üzerine olumsuz etki eder. Çeşitli cerrahi müdahale yöntemleri ile tıkanıklığın giderilmesi (vazovazostomi, vazoepididimostomi, TURED ameliyatları) mümkün olmaktadır. 

    2. Kadına Ait Nedenler:

    Rahim ağzı kaynalı kısırlık (servikal faktör):
    Cinsel ilişkide spermler vajinaya ve rahim ağzına dökülür. Hareketli yapısı olan spermler rahim ağzından doğru rahmin içine doğru hareket ederler. Yumurtlama döneminde rahim ağzından geçiş en üst seviyededir. Bazı kadınların rahim ağzı salgısı sperme karşı antikor üretir ve spermin fonksiyonunu bozar. Bu kolaylıkla tespit edilebilen bir durumdur ve aşılama metodu ile kolaylıkla tedavi edilir. Servikal faktör nadiren tek başına infertiliteye neden olur.

    Rahim kaynaklı kısırlık (uterin faktör):
    Rahmin içindeki yapışıklık, yer kaplayan lezyonlar, doğuştan gelen şekil bozuklukları gebeliğe engel olur. Bunların tespiti ve tedavisi mümkündür. 

    Tüp Kaynaklı Kısırlık (Tubal Faktör):
    Gebeliğin oluşumu için en az bir tüpün sağlıklı olası gereklidir. Yumurtayı rahme taşıyan tüpler çok hassas bir yapıya sahiptir. Bu hassas yapının bozuk olması gebeliği engelleyebilir veya dış gebeliğe neden olabilir.
    Tüplerin kapalı olması infertilite hastalarının üçte birinde görülür.

    “Tüplerin yapısını değerlendirmek için HSG veya LAPAROSKOPİ yapılması gereklidir.Op.Dr.Fatma Gençtürk Özer her iki yöntemde rutin olarak yaygın şekilde kullanılır…”

    Yumurtlama problemlerinden kaynaklı kısırlık (ovulatuar faktör):
    Kısırlık problemi ile uğraşan kadınların %15-20 sinde çeşitli derecelerde yumurtalam problemi mevcuttur. Ultrasonografi ve hormon tahlilleri ile yumurtlama takip edilebilir.
    Diğer bir yumurtalama takibi ise Bazal vücut ısısı takibidir. Uygulaması kolay, basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında progesteron hormonu , bol miktarda salgılanır. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Yumurtlama olmaz ise vücut ısısında artış olmaz.
    “Yumurtlama problemi olan kadınlarda, yumurta gelişimi için kullanılan hormon ilaçları ile hastaların %80’inde yumurtlama sağlanabilir. Gebeliğe engel başka bir durum yok ise başarılı 6 yumurtlama tedavisi ile aşılama hastaların yarısı gebe kalabilir.”

    Karın zarı kaynaklı kısırlık (peritoneal faktör):
    Tüm kısırlık vaklarının %30-40 ının nedenidir. Özellikle geçirilmiş ameliyatler, üst genital sistemi tutan enfeksiyonlar, endometriozis hastalığı, karın iç zarında (peritonda) yapışıklık yaratarak tüplerde ve yumurtanın çevresinde anormal durumlara neden olabilirler . Bu anormal durumlar tüplerin yapısını bozarak veya yumurtanın tüplere ulaşmasını engelleyebilir .
    Endometriozis, rahim iç zarı olan endometrium dokusunun rahmin dışında bulunmasıdır. Genelde overde yerleşir ve “çikolata kisti” tanısını alır. Bu aşamada hem yumurtalığa zararı olur hemde yaratacağı yapışıklık ile ovumun tüpe geçişini engelleyebilir. Bu aşamada laparoskopik operasyonlar ile çok rahat çıkartılır.

    Yaş Faktörü:
    Kadında 40 yaşından sonra da gebelik oranları ileri derecede azalır. 40 yaş ve üzeri kadınlarda adet düzeni çoğunlukla normal olduğu halde gebe kalma oranı %10’un altına düşer. Yumurtaların gelişmesi ve ovulasyon meydana gelse de, oluşan yumurtanın kolayca döllenebilmesi oldukça güçtür. Gebelik oluştuğunda anne yaşının ileri olması nedeni ile bebekte kromozom anomalilerinin ve düşük riskinin arttığı da göz önüne alınmalıdır.

    3.Nedeni Açıklanamayan Kısırlık (unexplained infertilite):

    Kısırlık problemi yaşayan çiftlerin %10 kadarında tüm tetkikler normal olmasına rağmen gebelik oluşmamasıdır. Bu çiftlerde gebeliği sağlamak amacıyla yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ve rahim içi aşılama (IUI) kullanılır. Bu tedaviler ile 3-6 adet döneminde gebelik elde edilememesi durumunda tüp bebek yöntemi uygulaması önerilir. Kliniğimizde aşılama (IUI) yöntemi ile yüksek gebelik oranları yakalanmıştır. Tüp bebek hazırlık tedavileride yoğun şekilde yapılmaktadır.

    Muayenehanede Yapılan İnfertilite Uygulamaları

    -Tüm Hormon Tahlilleri
    -Spermiogram
    -Folikül Takibi
    -Over Rezerv Testleri
    -Aşılama (İntra Uterin İnseminasyon )
    -Tüp bebek hazırlığı
    -Ağrısız Rahim Filmi (HSG)
    -Tanısal ve Operatif Histeroskopi

    Kısırlık Tedavisi Pahalı Bir Tedavi midir?
    Evli çiftlerin %15ini etkileyen kısırlık tedavisi , pahalı tetkikler ve tedavi metodları içerir. Artan hayat pahalılığı ve dönemsel ekonomik sıkıntılar neticesinde, artık kısırlık tedavisi adayı çiftlerin merkez seçerken dikkat ettikleri kriterlerin başında kısırlık tedavisinin toplam maliyeti gelmektedir.

    Hastamıza ayırdığımız geniş zaman , eksiksiz bilgilenme ve farkındalık sayesinde gerek doğal yollarla, gerekse yardımla üreme teknikleri ile gebe kalma şansı artmaktadır.
    Özellikle de son 5-6 yıl içinde kliniklerin rutin tedavi uygulamaları arasına girmeyi başaran yeni teknolojiler klasik tüp bebek uygulamalarının şeklini ve konseptini de neredeyse tamamen değiştirmektedir. Ve bu gelişmelere bağlı olarak da yardımla üreme teknikleri ile bebek sahibi olabilmek mümkün olabilmektedir.

    Aşılama
    Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde detaylı bir inceleme ile problemin nereden kaynaklandığı aydınlatılmalı, tedavi gerekliliği belirlenmeli ve çiftin en kolay şekilde gebelik elde etmesini sağlayacak olan tedavi yöntemi belirlenerek çifte sunulmalıdır. Sperm yıkama teknikleri sperm ve semen problemleri doğrultusunda geliştirilerek intra uterin aşılama için normal sperm elde etmeyi amaçlamaktadır. Aşılamada işlem görmemiş kullanılmaz. Sperm dışı içeriğinden dolayı direk olarak ejekulat rahim içine verilirse alerjik reaksiyonlara, şiddetli ağrıya ve enfeksiyona yol açabilir. Tedavi yöntemleri; yumurtlama uyarısı ve takibi, aşılama ve tüp bebek tedavisidir.

    Uygun şartlara sahip olan çiftlerde (sperm sayısının 20 milyon ve üzeri olduğu, total hareketliliğin %50 nin üzerinde , progressive hareketliliğin %15 in üzerinde olduğu çiftlerde), ilaçlarla yumurta gelişiminin sağlanmasını takiben spermin belirli işlemlerden geçirilerek (yıkanıp seminal plasmadan temizlenmesi işlemi)rahmin içerisine verilmesi anlamına gelen intrauterin inseminasyon” (aşılama) tedavisi ile gebelik elde edilebilir.

    Yıkama işlemi ejekülattan fertilizasyon için gerekli olmayan hücrelerin ayrılması temeline dayanır. Ejekülat aerobik ve anaerobik bakterileri içerebildiğinden steril bir örnek değildir. Vas deferensten, prostat bezinden, seminal vesikül ve üretradan gelen hücresel döküntüler de ejekülat içinde bulunabilir. Sperm yıkama işlemi ile tüm bu hücreler ayrılır.

    Tüp Bebek Hazırlık

    Tüp bebek yönteminde ,göbekten iğne şeklinde uyguladığımız kadınlık hormonları(FSH, FSH+LH) ile yumurtalıklar uyarılır. Uygun aralıklarla ultrasonografi yapılır. Folikül adı verilen yumurtalık içindeki kesecikler belirli büyüklüğe ulaştığında yumurta toplama işlemi için hazırlıklar tamamlanır. Olgunlaşmadaki son basamak olan Çatlatma İğnesi uygulamasını takip eden 35.-36. saatte Yumurta Toplama İşlemi gerçekleşir.Elde edilen yumurtalar laboratuvar şartlarında bu işleme özel solüsyonlar içinde bekletilir. Ortam anne rahmini taklit eden özellikler içerir. Hastanın eşinden alınan spermler de özel bir işlemden geçrilerek yumurtayı döllemeye hazırlanır.

    Hazırlık işlemlerinden sonra yumurtalar ile spermler mikroskop altında bir araya bırakılarak döllenmesi sağlanır. Her bir yumurta etrafında çok sayıda sperm olması gerekir.Spermler döllenmeyi sağlayacak kadar çok değilse ICSI adı verilen işleme geçilir.Bu işlemde sperm yumurta içine özel kataterle yerleştirilir.

    Ekibin (embriyolog ve jinekoloğun) ortak kararı ile belirlenenen uygun zamanda (işlemi takip eden ikinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci gün) en kaliteli embriyolar seçilir. Yöentmelikle belirlenen kurallara uyara uygun sayıda embriyo ince bir kanül vasıtası ile rahim içerisine yerleştirilir.Yönetmelikler ve tıbbi kurallara göre yerleştirilecek embriyo sayısı belirlenir . Yumurta toplamadan 14 gün sonra gebelik testi için beklenir.

  • BESLENMENİN ÜREME SAĞLIĞINA ETKİSİ

    BESLENMENİN ÜREME SAĞLIĞINA ETKİSİ

    Sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak insan mutluluğunun önemli bir öğesidir. Sağlıklı nesiller yetiştirebilmek ise toplumun mutluluğunun önemli bir unsuru durumundadır.
    Günümüzde sağlıklı kalabilmek ve sağlıklı nesiller yetiştirebilmenin, beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi ile birlikte her geçen gün zorlaştığı bilinmektedir. Bugünkü bilgilerimiz bize bu uğraşın, daha doğum öncesi dönemde başlaması gerektiğini göstermektedir. Sağlığın ve sağlıksızlığın nesiller boyunca aktarılabileceği düşünülürse, anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi sağlıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine sağlık aktarabileceklerini bilmelidirler.
    Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, üreme sağlığımız üzerinde oldukça etkilidir.
    Günümüzde yaşam stresinin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, katkılı yiyecekler, “fast-food” adı verilen batı tarzı beslenmenin yaygınlaşması, doğal ve geleneksel beslenme tarzının terk edilmesi, hava, su ve besin kirliliği, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların çoğalmasıyla birlikte üreme sağlığımız hızla bozulmakta, infertilite(kısırlık) problemleri, sağlıksız gebelikler, düşükler, anomalili bebekler, alerji ve kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın görülme sıklığı hızla artmaktadır.
    Alkol, sigara, kafein ve katkılı gıdalardan uzak durup beslenme düzenimizi gözden geçirerek sağlıklı gıdalara yönelmeliyiz.
    Öncelikle sigara, alkol, kahve, çay, suni tatlandırıcılar ve kolalı içeceklerden uzak durulmalıdır. Sigaradaki nikotin ve katran benzeri zararlı maddeler erkeklerde sperm yapısını ve hızını olumsuz etkilemektedir. Sigara ve alkol kullanımı erkek infertilitesi(kısırlığının)nin başta gelen sebeplerindendir.
    Yapılan araştırmalara göre sigaradaki nikotin, kadının yumurtalıklarında da genetik anormalliklerin artmasına sebep olmakta ve bu duruma paralel olarak erken menopoz dahi görülebilmektedir.
    Sigara içen kadınların gebe kalma oranları içmeyenlere göre daha düşük yapma riski de daha yüksektir. Gebeliği sırasında sigara kullanan kadınların bebeklerinde plasental dolaşımın bozulmasına bağlı olarak intrauterin gelişme geriliğine ve fetus ölümlerine rastlanmakta ve de düşük doğum ağırlıklı bebekler dünyaya gelmektedir. Bu bebeklerin ilerleyen çocukluk çağı kanserleriyle daha sık karşılaşma riski altında oldukları gösterilmiştir.
    Benzer şekilde, gebelik öncesi ve gebelikte katkılı ve doğal olmayan besinlerle beslenme ve cep telefonları, bilgisayarlar da dahil olmak üzere yoğun radyasyona maruz kalmanın anne karnındaki fetusu olumsuz etkileyebileceği bilinmektedir.
    Alkol de sigara gibi hem erkekte hem de kadında üreme sağlığı için ciddi bir tehdit unsurudur. Erkeklerde sperm hareketliliğini ve sayısını azaltmakla birlikte alkol kullanan çiftlerin bebeklerinde kalp hastalıkları başta olmak üzere organ anomalilerinin görülme sıklığı artmaktadır. Alkol kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara göre gebe kalma oranı daha düşüktür.
    Kahve ve kolalı içeceklerdeki kafeinin de özellikle kadınlarda gebe kalma oranlarını azalttığı, hamilelikteyse düşük riskini arttırdığı ve bebeklerin doğum ağırlığını olumsuz yönde etkilediği yapılan bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.
    Günlük yediğimiz, içtiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduklarına dikkat ettiğimiz kadar gebeliğe hazırlanırken hangi gıdaları özellikle tüketmemiz gerektiği konusunda da bilinçli olmalıyız. Gebelikten en az 45 gün öncesinden başlayıp gebelik boyunca devam edilen folik asit alımının fetusta özellikle beyin-omurilik sisteminin hatalı gelişimi ile karakterize olan nöral tüp defektleri riskini azalttığı kesin olarak kanıtlanmıştır. Gebelik planlayan kadınların günde en az 400 mikrogram folik asit almaları önerilmektedir. Yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde yoğun olarak bulunan folik asitin sağlıklı gebelik için oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır.
    Günümüzde sağlığımızı olumsuz etkileyen önemli bir sorun da genetiği değiştirilmiş gıdalardır. Mısır, soya, kanola ve pamuk gibi genetiği değiştirilmiş gıdalar, kısırlık, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığın artmasına neden olmaktadır. GDO olarak tanımlanan bu ürünlerin bağışıklık sistemini bozarak alerjileri ve pek çok immünolojik sitem hastalığına sebep olabileceği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir.
    Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi vardır. Bu ürünler mısır ve soya başta olmak üzere katkı maddesi olarak kullanılmakta olup bebek mamaları, tatlılar, bisküvi ve krakerler, hazır çorbalar dahil pek çok ürünün içinde yer almaktadır. Yapılan araştırmalarda, gıdaların ömrünün uzatılması sürecinde oynanan genlerin zehirli proteinler üretebildiği ve bu proteinleri yiyen böcek ve kuşlarında öldüğü gösterilmiştir. Ayrıca GDO’ lu tohumlardan elde edilen yemleri tüketen tavuk ve diğer hayvanlar ve bunlardan elde edilen et ve süt ürünleri de sağlığımızı aynı şekilde tehdit etmektedir.
    GDO ürünlerden tamamiyle uzak durabilmek günümüz koşullarında pek mümkün değildir. Ancak, mevsiminde olmayan gıdaları tüketmeyerek, dondurulmuş gıdaları kullanmayarak, doğal ürünlere yönelerek ve aldığımız ürünleri iyi sorgulayıp katkısız gıdaları tüketmeye özen göstererek sağlıklı beslenme bilincini kazanmalıyız.
    GDO’ lu ürünlerin çoğunluğunun ithal ürünler olduğu dikkate alınırsa, idarecilerimiz de toplum sağlığı konusunda daha duyarlı olup bu tür ürünlerin titizlikle denetlenip ülkeye girmelerini engelleyerek toplum sağlığını koruyucu adımlar atmaları gerekmektedir.
    Sağlıklı beslenme konusunda tüm toplum fertlerinin, özellikle de çocuklarımız ve gençlerimizin aileden başlayarak doğru eğitilip bilinçlendirilmesi hepimizin vazifesidir.
    Sağlıklı olmak, sağlıkla yaşamak ve her yönüyle sağlıklı nesiller yetiştirebilmek dileğiyle sağlıcakla kalın

  • KISIRLIK

    KISIRLIK

    İnfertilite ve Tüp Bebek
    kisirlik-infertiliteKorunmasız 1 yıl süreyle düzenli ilişki olmasına karşın çocuk sahibi olamama durumudur. Ancak anne yaşı ileri ise bu 3 – 6 ay’a kadar inebilen bir süredir.

    Değerlendirmede *Spermiogram
    Adetin 2 veya 3 günü bazal hormonlar estradiol fsh lh tsh prolaktin gerek duyulduğunda AMH
    Transvajinal ultrasonla antral folikül sayısı
    Histerosalpingografi(HSG) rahim filmi tüplerin açıklığı ve rahmin şeklini belirler
    Histereskopi rahim içinde polip, anatomik bozukluk şüphesi gibi özel bazı durumlarda istenebilir
    Ovulasyon İndiksiyonu hastanın sonuçlarına göre hap veya iğne ile yapılır.

    Aşılama ovulasyon sonrası spermlerin özel bir işlemden geçirilip rahim içine verilmesidir.

    Tüp Bebek
    Bu aşamadaki hastanın tedavisi önce yumurtaları geliştirici iğne ler verilip arkasında yumurta toplanır fertilizasyondan sonra ise tekrar transfer işlemini içerir. Ekiplerin tecrübeleri ile işlemlerdeki komplikasyonlarda azalmıştır, başarılarda artmıştır.