Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • VAJİNİSMUS & VAJEN ESTETİĞİ

    VAJİNİSMUS & VAJEN ESTETİĞİ

    Vajinismus ilişki sırasında cinsel birleşme anı geldiğinde yaşadıkları istemsiz kasılmalar sonucunda penisin vajina içine girememesi veya zorla çok fazla ağrılı ilişki ile sonuçlanan bir cinsel sorundur.

    Vajeni çevreleyen kasların (özellikle pubococcygeus kası) istemsiz olarak kasılması sonucunda ilişkiye izin vermemesi veya çok zor ve ağrılı olmasıdır. Bu istemsiz kasılmalar kesinlikle kadının kontrolü altında olmayıp sadece vajende değil karın, bacak, bel ve sırt gibi diğer bölgelerde de olur. Kasılmaların şiddeti vajinismusun derecesinin göstergesi olur.Bu kasılmalar ilişki sırasında, pelvik muayenede ve hatta istemli olarak vajen bölgesine dokunmada bile olabilir.

    Vajinismusta başta vajina etrafında olmak üzere tüm vücutta kasılma, endişe , korku, tiksinme, panik olur. Hasta bacaklarının açılmasını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatır ve kesinlikle ilişki pozisyonu alamaz. Canım acıyacak, ağrı olacak düşüncesi, bilinç dışından köken alan vajinal bir refleks sistemini harekete geçirir ve kontrolü ele alır.

    Vajinismusta cinsel ilişki sırasında ağrı olması da şart değildir. Bazı hastalar penisin ucunun girmesine izin verebilirken bazı hastalar o safhaya bile gelememektedir.
    Vajinismus kişinin ilişki sırasında kendisini kasması kendisini tehlikeden koruma için oluşan reflekstir. Penisin vajinaya girme anında kişi kendisini istemsiz bir şekilde refleks olarak kasmaktadır.

    VAJEN ESTETİĞİ
    Normal doğum sonrası vajen dokularında genişlemeye bağlı cinsel yaşamda sorunlar olabilir.
    Doğumda yardımcı olarak açılan epizyotomi iyileşme problemleri sonucu kadında cinsel problemler gelişebilir.
    Vajende doğuştan küçük dudaklarda (labia minora) şekil bozukluğu, asimetri, irilik olabilir.

    VAJENE UYGULANAN ESTETİK AMELİYATLAR

    • İç dudak estetiği( Labioplasti )
    • Vajinoplasti
    • Epizyo nedeniyle oluşan problemlerin giderilmesine yönelik düzeltici ameliyatlar
    • Vajen genişletilmesi

    Vajene yapılan estetik ameliyatlar dışarıdan belli olmaz ve doğal görünümlüdürler.
    Cinsel ilişkiye, orgazma, gebe kalmaya engel değildir. Ancak düzeltici operasyonlardan sonra normal doğum önerilmez.

  • Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    İstenmeyen hamileliği tıbbı yöntemlerle sonlandırılmasına kürtaj (Tıbbı terim : Küretaj) denir.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, kürtaj işlemi yapılacak olan kişinin 18 yaşını doldurmuş, gebelik haftası ise 10 haftadan küçük olmalıdır. Kişi evli ise eşinin onayı gerekir. Evli olmayanlarda kişinin kendi rızası yeterlidir.

    Kürtaj yalnız Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı tarafından sağlık kuruluşunda veya muayenehanede yapılır. Kürtaj işleminde mahremiyet ve hasta-hekim arasındaki özel paylaşım konusuna özen gösterilmelidir.

    Kürtajin riskleri gebelik haftası ilerledikçe artar. 10 haftalık yasal sınır, kişinin sağlığı göz önünde bulundurarak bu şekilde tesbit edilmiştir. Dolayısıyla kürtaj kararı mutlaka 10 haftadan önce verilmelidir.

    Bebeğin sakat olduğu tetkiklerle kesinleştiği, hamileliğin devam etmesi annenin sağlığını tehdit ettiği durumlarda, gebelik 10 haftadan büyükse de, kurul kararı ve anne-babanın rızası ile gebelik sonlandırılabilir.

    Kürtaj işlemi vakum tekniği ile (Enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde) yapılır.

    Gebeliğin ilaçla sonlandırılması :

    Bu amaçla kullanılan ilaç henüz ülkemizde mevcut değildir (preparat adı : RU-486). Öte yandan ülkemizde hatalı olarak söktürücü adı altında etken maddesi progesteron olan ilaçlar halk tarafından düşük oluşturmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilinmesi gerekir ki bu grup ilçalar hamileliği sonlandırmakta etkisiz olduğu gibi, tam tersi hamileliği destekleyici özelliği mevcuttur.

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması) işlemi nasıl yapılır?

    1- İşlem yapılmadan önce hasta ultrasonla muayene edilir. Ultrasonda gebelik kesesi mutlaka tesbit edilmelidir. Gebelik kesesi görülmeden yapılan müdahale hastaya zarar verebilir. (Hasta hamile olmayabilir, dış gebelik olabilir veya hamileliğin çok erken safhası olabilir).

    2- İşlem anestezi altında yapılır. Muayenehanede yapılan anestezi, ofis şartlarında güvenle uygulanabilecek anestezidir. Aslında anesteziden ziyade bir nevi sedasyon uygulamasıdır. Sedasyon Anestezi Uzmanı tarafından verilen uygun ilaçlarla uygulanır ve herhangi bir risk ve yan etki söz konusu değildir. Hasta işlem sırasında herhangi bir şey hissetmez. Daha sonra işlem hakkında herhangi bir şey hatırlamaz. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi uygulanabilir. Fakat yine de işlemin psikolojik travmasıda düşünülürse genel anestezi daha çok tercih edilir. Merkezimizde işlem boyunca ve işlemden yarım saat sonrasına kadar hasta anestezi uzmanı tarafından kontrol altında tutulur.

    3- Hasta işlem yapılmadan önce 6-8 saat süreyle hiçbir şey yiyip içmemelidir.

    4- Hasta jinekoloji masasında hazırlandıktan sonra anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilerek uyutulur.

    5- Vajene spekulum yerleştirilir. Vajen ve rahim ağzı ilaçla temizlendikten sonra, rahim ağzı özel aletlerle genişletilir. Rahim içi plastik kanül ve ona bağlı olan vakum aleti ile boşaltılır. Kanama kontrolu takiben işleme son verilir. Merkezimizde, ultrasonla hasta kontrolu yapılıp herhangi bir problem olmadığından emin olunduktan sonra hasta uyandırılır.

    6- Hasta dinlenme odasında yarım saat dinlendirilir.

    7- İşlemden sonra (Dinlenme süresi bitince), hasta istediğini yiyip içebilir. O gün için dikkat isteyen işlerden (örneğin araba kullanmak) ve alkollu içeceklerden uzak durmalıdır.

    8- İşlem sırasında herhengi bir enfeksiyon tesbit edilmezse antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Ağrı kesici reçetesi verilir.

    9- İşlemden sonra birkaç güne kadar günde 1-2 pedlik kanama olabilir (küçük parçalar şeklindede olabilir). Kanama olduğu günler denize havuza girilmemeli, banyo yapılacaksa ayakta duş şeklinde yapılmalıdır.

    10- İşlemden sonraki günlerde şiddetli ağrı ateş yükselmesi veya fazla miktarda kanama olursa mutlaka hekime başvurulmalıdır.

    11- İşlemden sonra iki hafta süreyle cinsel ilişkide bulunulmamalıdır (ağrı ve enfeksiyon tetiklenebilir).

    12- Kürtajdan sonraki ilk adet düzensiz olabilir. 20 ile 40 gün arası herhangi bir dönemde olabilir.

    Bilinmesi gereken hususlar

    Nadiren gebelik kesesi çok küçük olup (5 haftadan küçük gebelikler) kürtaj yapılmasına rağmen gebelik devam edebilir. Bu sakıncalı durumla karşılaşmamak için en doğrusu, gebelik kesesi ultrasonla görülüp, hekimin önerdiği zamanda kürtaj işleminin yapılmasıdır.

    Halk arasında ilk kürtaj sakıncalıdır ve bir daha hamilelik oluşmaz inanışları mevcuttur. Kürtaj İşlemi uygun koşullarda ve uzman tarafından yapıldığı sürece komplikasyonu yok denecek kadar azdır. Yinede unutmamalı ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Mümkün oduğu sürece eşler korunmaya dikkat etmeli ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmalıdırlar.

  • POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    Polikistik Over

    Yumurtlama nedir?

    Yumurtlama; üreme çağındaki kadınların her ay yumurtalarından bir ve bazen de iki yumurta hücresinin olgunlaşıp, yumurtalık dışına atılması ve tüplerden alınarak rahme taşınmasıdır. Yumurtlama olabilmesi için kadının hormon dengesinin normal olması gerekiyor. Hormonlar eğer düzenli çalışıyorsa, her ay bir yumurtalıktan yumurtlama olur. Bir ay birinden yumurtlama olurken, öbür ay diğer yumurtalık dinlenir. Yani aynı anda iki yumurtalıktan birden yumurtlama olmaz.

    Yumurtlamanın olup olmadığı nasıl anlaşılır?

    Kadının her ay adetinin 13. günü ila 17. günü arasında yumurtlama ağrısı dediğimiz bir ağrı oluşur. Kadın, her ay karnının bir tarafında gelip geçici, şiddetli olmayan bir ağrı tarif eder. Bu ağrı yumurtlamayı gösterebilir. Bu ağrı, kadınların hepsinde vardır ama yüzde 60-70 i belirgin bir şekilde hissedebilir. Yani, kadınlar bazen yumurtlamayı kendileri bile hissedebilir. Kadınlarda yine adetin 13. ve 17. günleri arasında, yumurtlamadan dolayı kadınlık hormonları arttığı için rahim ağzı sıvı miktarı ve akışkanlığı artar. Kadınlar bu dönemlerde sümüksü bir akıntının arttığını fark eder. Bu da kadınlarda yumurtlamayı gösteren bir belirtidir. Onun dışında biz doktorlar ise farklı yöntemler uygularız. örneğin; ultrasonda yumurtlamanın olup olmadığını tespit edebiliriz. Yumurtanın gelişimini ve çapını ölçeriz. Yumurtanın 18-20 milimetre çapa gelmesi de kadında yumurtlama olduğunu gösterir. Ayrıca kadınlarda vücut ısısı da kadınlardaki yumurtlamanın göstergelerden biridir. çok basit bir yöntemdir. Kadınlar kendileri, adetlerinin başından itibaren her akşam vücut ısılarını termometre ile koltuk altı veya ağız içinden ölçebilirler. Genellikle adetlerinin 13. ve 17. günleri arasında ateş gittikçe yarım ve 1 derece artış gösterir. Bu grafik de kadınlarda yumurtlamanın olduğuna dair bir kanıttır. Ayrıca rahim içi doku gelişmesinin artması, yani dokunun kalınlığının artması da yumurtlamanın göstergelerinden biridir. Kadınların adetlerinin 21-22 günleri arasında progestron hormonunun artışı da bize yumurtlamanın olduğunu gösterir. Ayrıca rahim içi dokuyu adete bir-iki güne kala parça alarak tahlile göndeririz ve tahlil sonucunda rahim içi dokudaki hormonal değişimlere bakarak yumurtlama olup olmadığını anlarız.

    BEYİNDEKİ BOZUKLUK YUMURTLAMAYI ETKİLİYOR

    Kadında yumurtlama; beynimizdeki hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH adlı hormonların yumurtalıkları uyarması ve 10-12 günde yumurta hücresinin gelişmesi şeklinde olur. İşte bu düzenekte bir bozukluk varsa, yani beyindeki hipofiz bezi ile yumurtalık arasındaki ilişkiyi bozan bir faktör varsa o zaman yumurtlama bozukluğu olur. Bu faktörleri şöyle özetleyebiliriz: Beynimizde hipofiz bezinde küçük tümörler varsa, yumurtalıkta kist ve tümörler varsa, yumurtalığın kendisinde hormon bozuklukları varsa, beynimizde guatr hormon bozuklukları varsa (özellikle hipotiroidi ve hipertiroidi) ya da böbrek üstü bezlerinin mekanizmasında bozukluk varsa bunlar da yumurtlamayı bozar. Böbreküstü bezinden salgılanan androjen hormonu dediğimiz erkeklik hormonları, yumurtalığın yapısını bozarak, yumurta gelişimini ve dolayısıyla da yumurtlamayı engeller. Bunların dışında; stresler, sıkıntılar, ölümler, üzüntüler, boşanmalar, ayrılmalar, harp ya da savaş gibi durumlar, yani sinire ve strese bağlı durumlar da yumurtlamayı bozar. Onun dışında yine Polikistik Over Sendromu da (PKOS) yine aynı şekilde yumurtlamayı bozan nedenlerin başında gelir. öte yandan diğer hormon bozuklukları, kullanılan bazı ilaçlar ve yumurtalık tümörleri de yumurtlamayı engelleyebilir.

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi var mı?

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi vardır. Eğer hastanın yumurtalığında, beyninde ve hipofiz bezinde tümör yoksa, kistler yoksa ve tüpleri normalse o zaman bu hastada yumurtlama tedavisi uygulanabilir. Yumurtlama tedavisinde en önemli adım, hastalığın altındaki nedeni belirleyip ortadan kaldırmak, sonra ilaç tedavisine geçmektir. Eğer hastada guatr hormon bozukluğu, şeker hastalığı veya böbrek üstü bezlerinde bozukluk varsa öncelikle bu sorunlar tedavi edilip ortadan kaldırılır. Sonrasında kadın kendiliğinden hamile kalır, ama eğer kalmazsa o zaman yumurtlama tedavisi uygularız. Yumurtlama tedavisinde, ilk önce ağızdan kullanılan hap şeklinde ilaçlı tedavi uygularız. Adetin beşinci gününde başlarız, beş günlük yumurtlama tedavisi sonucunda yüzde 80 yumurtlama olur. Ama yüzde 40-45 inde hamilelik oluşur. Eğer yumurtlama haplarına rağmen hamilelik oluşmuyorsa, o zaman yumurtayı büyüten FSH ve LH hormonlarını hastaya dışarıdan iğneyle belli dozlarla veririz ve takip ederiz. Yumurta gelişimi olduğunda da yumurtayı çatlatmak için bir iğne yaparız ve yumurtlama gerçekleşir. Yumurtlamadan 24-36 saat sonra eşlerin birlikte olmasını öneririz. Veyahut da bu hastalara bu dönemde aşılama tedavisi uygulayarak hamile kalmasını sağlarız.

    GENETİK MENOPOZA VE SİGARAYA DİKKAT!

    Bazı durumlar vardır ki o kişilerde yumurtalıklar çalışmaz. Bunlardan birincisi genetik sorunlardan kaynaklı olandır. Bazı kadınlar genetik bozukluk nedeniyle erkenden (25-35 yaş arasında) menopoza girebiliyorlar. Menopozda yumurta üretimi tamamen durduğu için adet de görmezler, yumurtlama da olmaz. İkincisi hastalar tümör vb. nedenlerle yumurtalıkları alınmışsa yumurtlama olamıyor. üçüncüsü yumurtalıklarda müdahale yapılmış, kist veya tümör çıkarılmış ama yumurtalık korunduğu halde bazen ameliyattan kaynaklanan nedenlerle yumurtalıklar bozularak normal fonksiyonunu kaybeder, iflas eder ve çalışmaz. Ayrıca imünolojik dediğimiz sebepler, bağışıklık sistemini bozan alerjik maddeler (virüsler vb.) imünolojik yumurtalık yetmezliğine sebep olabilir. Kanser tedavisi sırasında uygulanan kemoterapi veya şua yöntemleri de erken menopoza, dolayısıyla da yumurtalıkların iflasına neden olabilir. Burada özellikle bir noktayı vurgulamak istiyorum; kadınlarda sigara kullanımı yumurtalık fonksiyonlarını ileri derecede bozar. Ve bu erkenden menopoza sokar; yani menopoz yaşını en az 5-6 yıl erkene alır. Ayrıca menopoza girmese de, adet görmeye devam etse bile yumurtalık fonksiyonlarını bozarak hamile kalma şansını azaltabilir. Bu nedenle sigara içmek ciddi bir risk faktörüdür.

    Polikistik Over Sendromu (PKOS) nedir?

    PKOS, kadınlarda en sık görülen yumurtlama fonksiyon bozukluğunun adıdır. Normalde kadınların yumurtalıklarında her ay bine yakın yumurta hücresi gelişmeye devam eder ama son seçilme dönemine geldiğinde bunlardan 20 ila 50 tanesi seçilir. Bunlar o ayki gelişen yumurta grubunu oluşturur. Bu 50 ye yakın yumurta da 5-6 gün geliştikten sonra içlerinden bir tanesi olgunlaşır ve o ayki yumurtlama olacak yumurta haline gelmek üzere bu gelişimini devam ettirir. 18-20 milimetreden sonra da çatlar ve yumurtlama olur. Diğer yumurtalar ise geriler ve kaybolur. İşte bazı durumlar vardır ki bu mekanizma bozulmuştur. Yumurtalıklardaki yumurta hücreleri 8-10 milimetre çapa geldiklerinde daha fazla gelişemezler ve büyümezler. Bunlar, yumurtalık içinde küçük küçük kistler halinde kalır. çapları, 5 ila 10 milimetre arasında değişir. İsminden de anlaşılacağı üzere polikistik yani çok sayıda küçük yumurta kistleri oluşur. Yumurta tam gelişip yumurtlama oluşturamadığı için PKOS den sonra da yumurtalıklar büyüme başlar. Büyüyünce de yumurtalıktan erkeklik hormonları salgılanır. Bu da yumurtalığın yapısını, hastanın şeker metabolizmasını bozar. Adet düzenleri bozulur ve gecikmeli (2-6 ay) adet görürler. İşte biz bu duruma PKOS diyoruz. PKOS; gerçek bir kist değildir.

    PKOS Lİ HASTALARA öMüR BOYU SIKI TAKİP GEREKİR

    Bu hastalık neden ortaya çıkıyor ve nasıl kısırlığa neden oluyor?
    Vücutta hormon salgısını düzenleyen bazı enzimler var. O enzimler, kolesterolden kadınlık hormonlarını oluşturur ve hormon dengesini sağlar. Ama bazen anne karnındayken bu enzimlerde bir bozukluk oluşur ve bu da kadınlık hormonlarının yapısını bozduğu için yumurtalıklarda sapma meydana gelir ve hormon dengesi bozulur. Onun sonucunda yumurtalıklar büyür, içinde çok sayıda küçük küçük yumurta hücreleri olur, adetler gecikir, yumurtlama olmaz ve kısırlık sorununa yol açar.

    Kısırlık dışında başka hangi sorunlara yol açıyor?

    PKOS; sadece bir kısırlık ya da yumurtlama sorunu değil, aynı zamanda hastalarda çeşitli sağlık sorunları da yaratabiliyor. PKOS, kısa sürede yumurtlamanın olmaması, adetlerin gecikmesi ve kısırlığa yol açmasının dışında, hastaların orta derecede kilo almasına neden olur. çünkü yumurtalıktan salgılanan erkeklik hormonları şeker metabolizmasını bozduğu için kilo almaya eğilimi artırır; hastalar 6 ila 15 arasında kilo alırlar. Ayrıca hastaların yüzde 60 ı, uzun vadede (40-50 li yaşlarda) şeker hastası olarak karşımıza çıkarlar. Yine uzun vadede tansiyon, kalp hastalığı gelişebilir. Bu hastaların bir kısmında ileriki yıllarda rahim ve meme kanseri oluşabilir.

    BEYAZ UNU UNUTUN SEBZEDEN ŞAŞMAYIN

    Tedavisinde amacımız öncelikle hastaların zayıflaması ve kilo kontrolünün sağlanmasıdır. Bunun için de ekmekten, beyaz undan, şekerden kaçırmalarını bol posalı ve lifli gıdalar tüketmelerini öneriyoruz. Ancak sadece diyet yeterli gelmiyor. PKOS hastalarında hormon dengesi bozuk olduğu için az da yeseler akranlarına oranla kilo eğilimi oluyor. çünkü enerji ve şeker metabolizmaları bozulduğundan, sonuçta yediklerini vücutta yağ dokusuna dönüştürüp depo ederler ve bu da kilo almalarına neden olur. İşte bu nedenle diyetten sonra hastaya hareketlerini artırmalarını öneririz. Günlük yaşamda aktif olmalarını isteriz. Haftada en az üç kez, en az yarım saat olmak şartıyla çok hızlı yürüyüşler (bazen de koşu olabilir) öneririz. Diyet ve egzersizle hastanın genel sağlığını koruruz.

    Eğer hastanın çocuk beklentisi varsa; zayıflatıyoruz ve şeker metabolizmasını düzenleyici ilaçlar veriyoruz. Bunların yüzde 40-50 sinde hamilelik kendiliğinden oluşur. Ama eğer gebe kalamazlarsa o zaman yumurtlama ilaçları kullanırız. Ancak bazı hastalar var ki; çocukları var, hamile kalmak gibi bir beklentisi yok ama PKOS nedeniyle sağlık sorunları (geç adet görme, tansiyon, şeker, meme ve rahim kanseri riski vb.) yaşıyorlar. Bu koşullarda da hastanın mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tür hastalarda kolesterolünü, şekerini, trigiliserit ve yağlarını ölçüp, ona göre tedavi ederiz. Bu tedavide amacımız hem hastaların düzenli adet görmesini sağlamak, hem de rahim içindeki aşırı gelişmeyi kırarak ileride rahim kanseri gelişme riskini azaltmaktır.

    HAMİLELİKTE SIKI DOKTOR TAKİBİ ŞART

    PKOS de her zaman ameliyat yapmayız. Ama bazı durumlar var ki; hastayı tedavi etmemize rağmen yumurtlama olmaz, hormon dengesi düzensizdir. Yani her şeye rağmen düzelmiyor… Eğer hastanın kısırlık problemi ve çocuk beklentisi varsa, yumurtlama ilaçlarına rağmen de hamile kalamıyorsa o zaman iki seçenek var; ya tüp bebek tedavisine alırız ya da ameliyat ederiz. Ameliyat için karından laporoskopi dediğimiz bir aletle gireriz. Kapalı ameliyatla her yumurtalığa lazerle 5-6 küçük delik açarız. Yumurtalıktaki erkeklik hormonu dediğimiz androjen hormonunu salgılayan kısmı azaltırız ve yumurtalık üzerindeki baskılayıcı etkisini ortadan kaldırırız.

    PKOS un gebe kadında olumsuz etkileri var mı?

    PKOS lu kadınların yüzde 30 ila 50 si kendiliğinden hamile kalır. Bu kadınlar gebelik süresinde PKOS nin olumsuz etkileriyle karşılaşabilirler. çünkü bu tür hastaların şeker metabolizması bozuktur. Böyle olunca da hamilelik sırasında aşırı kilo artışı olabilir, gebelikte şeker hastalığı gelişebilir, vücutta şişlikler görülebilir, gebeliğin altıncı ayından itibaren tansiyon yükselmesi ve gebelik zehirlenmeleri gelişebilir. O yüzden bu hastalar özellikle gebelik döneminde iyi bir şekilde takip edilmeli ve tedavileri de ona göre düzenlenmelidir. PKOS u bulunan ve hamile kalan kadınlar gebelik döneminde özellikle yemeklerinde unlu, hamurlu yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalı, egzersiz yapmalı ve lifli gıdalar tüketmeye özen göstermeli.

    DOĞURDUM KURTULDUM DEMEYİN

    PKOS lu kadınlar çocuk sahibi olsalar bile ben bu hastalıktan kurtuldum demesinler, yaşam boyu sağlıklarına dikkat etsinler. Kalp, tansiyon, şeker hastalığı ve meme ile rahim kanseri riski açısından düzenli olarak kontrollerini yaptırsınlar. Diyetlerine dikkat etsinler, düzenli olarak egzersiz yapıp hareketli olmaya özen göstersinler. PKOS nin tedavisi vardır ama ihmal etmesinler. Gecikirlerse sorun daha çok artar.

  • Aile Planlaması

    Aile Planlaması

    Doğum Kontrol Yöntemleri

    İstenilen sayıda ve zamanda çocuk sahibi olmak için kadın ve erkeğin kullandığı yöntemlerdir.

    Geçici Doğum Kontrol Yöntemleri

    • Doğum kontrol hapları
    • Hormonlu Spiral (mirena)
    • RİA (rahim içi araç, spiral)
    • Prezervatif
    • İğneler (aylık ve üç aylık)
    • Postkoital haplar (acil koruma hapları)
    • Geri çekme
    • Takvim yöntemi
    • Vajinal ovül
    • Spermisid
    • Cilt altı norplant
    • Diyafram

    Kalıcı Doğum Kontrol Yöntemleri

    • Tüp ligasyonu
    • Vazektomi (erkeğe)

    Bu koruma yöntemlerinin koruma oranları birbirlerinden farklı olup sizin için en ideal olanını detaylı bir hikâye ve muayene sonucunda doktorunuzca karar verilmesi uygundur. Kürtajın doğum kontrol yöntemi olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. İstenilen sayıda ve istenilen zamanda çocuk sahibi olmak için mutlaka cinsel hayat başlayınca doktorunuza başvurarak sizin için en sağlıklı korunma yöntemini seçmeniz gerekir.

  • Gebelik ve Gebe Takibi

    Gebelik ve Gebe Takibi

    Normal bir hamilelik süresi 40 haftadır. Başka bir deyişle 40 hafta, 280 gün yada 9 ay 10 gündür. İster bebekteki gelişmeler,ister anne vücudundaki değişiklikler ve şikayetler, aynı zamanda tıbbi olarak yapılması gereken tetkik ve tedaviler bu haftalara bağlı olarak değişir.

    40 haftalık gebelik süresi 3 aşamada değerlendirilir:
    1.Aşama: İlk 12 haftalık süre birinci trimestr dediğimiz embriyogenezis dönemidir.

    Bebeğe ait değişiklikler
    Anne’nin yumurtası baba’nın spermi tarafından döllendikten 72 saat sonra,döllenmiş yumurta anne rahmine ulaşarak rahim tabakasının içine yerleşir.Bu dönemdeki canlıya Embriyo,geçirdiği evreleri ise Embriyogenezis denir.Embriyo’nun yerleştiği rahim tabakasına,embriodan çıkan uzantılar ilerleyip plasenta (Halk dilinde bebeğin eşi) oluşmaya başlar.Plasenta bebek ve anne arasında bariyer görevi yaparak oksijen ve besin transferini gerçekleştirir.Embriyo plasentaya göbek kordonu ile bağlıdır.Bebeğin sağlıklı gelişmesi için en büyük görev plasntaya aittir.Embriyo su ile dolu olan kesenin içinde büyümeye devam eder.8 haftanın sonunda embriyo yaklaşık 25 mm boyutundadır.Embriogenezis döneminde bebeğin tüm doku ve organları oluşmaktadır.Dolaysıyla dış etkenlerden,anne’nin kullandığı ilaçlardan, geçirdiği hastalıklardan, maruz kaldığı zararlı dış etkenlerden en çok etkilenen dönemdir. Bebeğin bir takım sinir sistemi hastalıklardan ve Nöral Tüp defekti dediğimiz anomaliden korunmak amacıyla bu dönemde anne’nin folik asit kullanımı önerilir.

    Anne’inin son adet tarihinden yaklaşık 5 hafta sonra Ultrasonda(Batından) gebelik kesesi ve içindeki yolc sac dediğimiz bebeğin ilkel barsakları görülür.Bu gebelik kesesinin boş olmadığını ve büyük olasılıkla normal bir hamilelik sürecinin devam edeceğinin en büyük göstergesidir. Bu tarihten iki hafta sonra embriyo ve kalp atışları görülür.12 haftanın sonunda ise bebeğin tüm organları oluşmuş adeta minyatür bir insan şeklini almıştır.ve embriyo yerine Fetüs olarak adlandırılır.Plasnta ise gelişmesini tamamlayıp tüm fonksiyonlarını yerine getirmeye başlamıştır. 12 haftanın sonunda fetüs 60-65mm boyunda,yaklaşık 20 gr ağırlığındadır.

    Anne’ye ait değişiklikler
    İlk 12 haftada herkesçe bilinen en sık görülen şikayet hiperemezis dediğimiz bulantı ve kusmadır. Bunun yanı sıra halsizlik,Uyku düzeninde değişikliler(uykusuzluk veya uykuya eğilim),kasık ve bel ağrısı,sık idrara çıkma,vajinal akıntıda artış,göğüslerde gerginlik,baş dönmesi,başağrısı,ruhsal gerginlik,mide şikayetleri,vücütta genel bir şişkinlik ve ödem hali görülebilecek olağan şikayetlerdir.

    Yapılması gereken tetkikler
    Bu dönemde eğer anne adayının ciddi ve kronik bir hastalığı yoksa doğum uzmanın muayenesinde her hangi bir probleme rastlanmyorsa,çok fazla ve detaylı bir tetkik’e gerek yoktur. Rutin kan tablosu,ve temel tetkiklerin yapılması yeterlidir. Ancak muayene bulgusunda bir sorun tespit edilirse Doğum Uzmanın uygun gördüğü tetkikler yapılmalıdır.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar
    İlk 12 hafta daha önceden bahs ettiğimiz gibi biraz daha dikkatkli olunması gereken haftalardir.Örneğin mecbur kalmadıkça yolculuğa çıkmamak,ağır fiziksel aktiviteden uzak durmak,cinsel ilişkide temkinli olmak vs.

    12 ila 28 haftalar ikinci trimestr

    Bebeğe ait değişiklikler
    16 hafta civarında bebek ince bir cilde sahip olup,tüylenmeye başalmıştır.Bu tüyler daha sonra dökülecektir.Boyu 15-20cm,ağırlığı 100 gr’a ulaşmıştır.kemikler sertleşmeye başlamıştır.20 haftadan sonra cilt alıtı yağ dokusu gelişmeye başlar.Bebeğin hareketleri bu haftadan sonra anne tarafından hisedilmeye başlar(İkinci ve sonraki gebeliklerde bebeğin hareketlerini 18 haftadan itibaren anne hisedebilir.).Bu dönemin sonunda bebeğin ağırlığı 800-1000 gr arasındadır. Bebek’te olası konjenital(Doğumsal) anomalilerin çoğunun tesbit edilebileceği haftalar 16-20 haftalar arasıdır.23-24 haftalarda bebeğin kulağı duymaya başlar.ve dışardan gelen sesli uyarılara tepki verir. Bu haftadan itibaren doğuma kadar geçen sürede bebek anne’nin sesini tanımaya ve alışmaya başlar. Doğduğunda bebek annesini sesinden tanır.

    Anne’ye ait değişiklikler
    Bu haftalar anne’nin hamileliğe adapte olduğu haftalardır. Rahim’in kasığın dışına taşması ile karında büyüme, omurgan’ın bu duruma adaptasyonu sonucu kavisinin artması dolaysıyla sırt ve bel ağrılarının baş gösterdiği dönem dir.Bulantı kusmaların hafiflediği bu dönemde,onun yerine mide yanması ve ekşime şikayetleri başlar.Bebeğin hareketleri anne’nin ilk hamileliği ise 20 hafta civarında,ikinci ve sonraki hamilelikleri ise 18 haftalar civari anne tarafından hisedilmeye başlar.Bu dönem anne açısından belkide hamileliğin en rahat dönemidir.Bebeğin hareketlerini hisettiği için heran bebeğinin hayatta olduğunun huzurunu taşır ve kendisi henüz çok ağırlaşmadığı içinde yaşam kalitesi fazla etkilenmemiştir. Ciltte ve meme ucunda,göbekten kasığa doğru koyulaşma olur.İlk süt (kolostrum) salgısı 20 hafta civarında başlar.

    Yapılması gereken tetkikler
    12-14 haftalar arası İkili Tarama testi:Bebeğin ense kalınlığı ölçülür.Anne kanında PAPP-A ve b-HCG değerleri bakılır.Bu iki parite ikili tarama testi adı altında birleşerek risk hesabı yapılır.Eğer bu testin sonucu olumsuz olursa(Bu sadece istatistiksel bir test tir),anne ve bebeğe özgüleştirilerek daha ileri testler yapılması önerilir(Chorion villus biyopsisi)

    16-20 haftalar arası (Tercihen 18.hafta) Üçlü tarama testi:Tripple test denilen bu tetkikte ikili tarama testinde olduğu gibi anne kanındaki hormon ölçümleri ve bebeğin baş çevre ölçümü esas alınarak yapılır.Şayet bu test olumsuz olursa Amniosentez dediğimiz bebeği suyundan örnek alınarak bebeğe özgü ileri tetkik yapılması önerilir.

    15-22 haftalar arası Dörtlü tarama testi: (Henüz deneme aşamasındadır.)

    24-28 haftalar arsında anne’de şeker testi yapılarak gebelik’te gizli Diabet araştırılır.

    Kullanılması gereken ilaçlar
    Anne adayının dengeli beslendiği düşünülerek demir takviyesi(Kansızlık tedavisi) dışında herhangi bir ilaca gerek yoktur.Şayet anne adayı yeterli miktarda süt ve süt ürünleri tüketemiyorsa kalsiyum takviyesi Yapılabilir.Annede kas krampları mevcut ise kalsiyum yanı sıra magnezyum verilir. Şayet anne adayı iştahsiz olup bebek’te yeteri kadar kilo alamıyorsa o zaman multivitamin ilavesi yapılabilir. Gebelik’te yapılması önerilen tek aşı Tetanoz aşısıdır.Anne aday’ı evde doğum yapmayı düşünmüyörsa 10 yıl içinde herhangi bir nedenle Tetanoz aşısı yapıldıysa bu aşının yapılmasına gerek yoktur. Anne ve baba arasında kan uyuşmazlığı varsa 28. haftada Rhrh aşısı yapılır.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar
    Anne adayı bu dönemden itibaren rahat gevşek giysileri tercih etmeli.Diş problemi varsa en uygun tedavi zamanı 20-28 haftalar arasıdır.Meme’den süt salgısı varsa temiz bezle silmek yeterlidir.Ciltte çatlak oluşmayı azaltıcı nemlendirici kremler kullanılabilir.

    28 ila 40 haftalar üçüncü trimestr

    Bebeğe ait değişiklikler
    28 haftadan doğuma kadar geçen sürede bebeğin kilosu boyuyla oranla daha fazla artar.Ortalama hafta başı 150-250 gr arası kilo artışı gösterir.Tırnak oluşumu ,ayak tabanında çizigiler şekillenir.34 haftada Akciğer gelişimi tamamlanır ve doğarsa dış ortamda yaşayabilecek düzeyde olur.(Bu durum teorik olarak kabul edilir.İdael olarak bebek 37. haftayı tamamlamasıdır.)Bebeğin hareketleri daha güçlü olup bazen anne’nin canını yakacak düzeye gelebilir.Gebelik süresini tamamlayan bebeğin kilosu 2500-4000 gr arası boyu 50cm civarındadır.

    Anne’ye ait değişiklikler
    Bu dönemde bebeğin büyümesine paralel olarak annede karın içi basınç’ta artış olur.Buna bağlı Mide barsak şikayetlei,sık idrara çıkma,idrar kaçırma,akciğerlere bası sonucu solunum güçlüğü,öksürük, Çarpıntı şikayetleri olabilir.Lenf yollarına bası sonucu alt extremitelerde(Bacaklarda) şişlik,varis oluşumu,anne dış genital bölgede şişlik veağrı buna bağlı olarak yürüme şekil değişikliği(Ördek tipi yürüyüşü) olabilir.34 haftadan itibaren Braxton-Hicks kasılmaları(yalancı doğum sancılar) başlar.Geçek doğum sancılarından farkı seyrek,düzensiz,kısa süreli ve hafif olmasıdır.Bu kasılmalar bir nevi rahimin doğuma hazırlık egzersizleridir.

    Yapılması gereken tetkikler
    34 haftadan itibaren Ultrasonla bebeğin suyunun miktarı daha sık ölçülmeli,Non-Stress-Test(NST) dediğimiz bebeğin kalp atışlarının takibi yapılır.

    Kullanılması gereken ilaçlar
    Bu döneme özel farklı herhangi bir ilaç kullanması söz konusu değildir.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar
    30 haftadan itibaren anne’ye sırt üstü yatışı önerilmez.Bu yatış şekli anne’nin sırt ve bel ağrılarını arttırır.Daha önemlisi anne karnındaki ana damarlara basıya bağlı hem bebeğe giden kan miktarı azalır hemde anne’nin tansiyonu düşüp nefes almakta zorlanır.Tercih edilen yatış pozisyonu sol yandır. Anne bacaklarını hafif karnına doğru çekip iki bacak arasına yastık kullanırsa bel ağrılarının hafiflemesini sağlar. Anne’ye bebek hareketlerini sayması öğütlenir.Bebek 24 saat’te 10 kereden az hareket ederse veya 2 saat’ten fazla hareketsiz kalırsa hemen doktoruna haber verilmesi istenir.Bu durum iki olaydan kaynaklanabilir.Ya bebeğin suyu azalmış dolaysıyla bebeğin hareket kabiliyeti azalmıştır veya bebek doğum kanalına yerleşip doğuma hazırlanıyordur.

    Hamilelik boyunca hatırlanması gereken hususlar
    Beslenme:
    Hamilelik boyunca anne adayından istenilen beslenme şekli sık sık az az yemek yemesi Yiyeceklerinin besin değeri yüksek kalorisinin düşük olmasıdır.Şeker hastalığın dışında hamilelikte diyet yasaktır.Bu şekilde beslenmenin yararları:Anne tansiyonunun,kan şekerinin hep aynı düzeyde kalması,bebeğe giden kan miktarı hep aynı düzeyde ve dengeli olması,anne’deki mide şikayetlerinin azalması ve annedeki kilo artışının ideal olmasının sağlar.Hamilelik boyunca ideal kilo artışı 13 kilo civarında olup bunun 3 kilosu ilk 20 hafta,geri kalan 10 kilo ikinci 20 haftada olmasıdır.

    Gebelik’te egzersiz:
    Bilimsel olarak anne ve bebeğe faydası kanıtlanmış tek egzersiz yürüyüştür. Yürüyüş günlük yarım saat’i aşmamalı,düz yolda yürüyüp,10 dakika yürüdükten sonra 10-15 dakika mola verip dinlenilmelidir.

  • AŞILAMA YÖNTEMİ

    AŞILAMA YÖNTEMİ

    Aşılama, spermle yumurtanın buluşma şansını artırmak için fizyolojiyi desteklemek amacıyla yapılan bir işlemdir.

    Erkekten alınan semen örneğinin laboratuvar şartlarında yıkanarak, hızlı hareket eden ve normal görünen spermlerin seçilerek rahim içine verilmesi işlemidir. Bu yöntemle normal görünen ve hızlı hareket eden spermler, vajinal ortamdan uzaklaştırılıp yumurtaya en yakın yere bırakılmış olur. Spermlerin yumurtaya ulaşmak için kat edeceği mesafe kısalır ayrıca, şekil bozukluğu olan ve yavaş hareket eden spermler de ayıklanmış olur. Aşılamanın başarısı %10-15 civarındadır. Açıklanamayan infertilite de, sperme ait hafif derecedeki bozukluklarda, rahim ağzında ve sperm öldüren salgı varlığında uygulanabilir.

    Tüp Bebek
    Aşılama Nasıl Yapılır?

    Kadına verilen hap ya da iğnelerle her ay kendiliğinden oluşan bir adet yumurtanın sayısı iki ya da üçe çıkarılırken, erkeğin spermleri de özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur. Verilecek çatlama iğneleri ile yumurtaların çatlama zamanı da ayarlanarak hazırlanmış olan spermler, rahim içerisinde özel bir plastik kanül vasıtasıyla bırakılır. Böylelikle spermlerin gidecekleri yol da kısaltılarak yumurta ya da yumurtalara kolayca ulaşmaları sağlanır. Elbette bu işlemin yapılabilmesi için en az bir kanalın ya da tüpün açık olması şarttır. Dolayısıyla aşılama işleminden önce rahim filmi çekilmesi gereklidir.

    Genellikle 3 ya da en fazla 4 uygulamadan sonra gebelik oranlarının artmadığı bilindiğinden daha fazla aşılama tekrarlamaya gerek yoktur. İyice bilinmelidir ki, çocuğu olmayan herkese aşılama yapılamaz.

    Eğer erkeğin spermlerinin sayı ve hareketi çok düşük ise aşılamadan beklenecek fayda çok azdır. Bu sayı ve hareket konusunda tam bir fikir birliği olmasa da genellikle kabul gören görüş erkeğin spermlerine yıkama işlemi uygulandıktan sonra toplam ileri doğru hareketli sperm sayısının en az ml de 1 milyonun üstünde olması gerektiğidir. Diğer önemli bir konu da spermlerin şekil bozukluklarıdır. Aşılama öncesinde sperm şekilleri de bu konuda tecrübeli kişilerce detaylı olarak değerlendirilmelidir, normal görünümlü sperm sayısının en az %4-5 olması gerekmektedir.

    Normal şekilli olmayan spermlerin sayı ve hareketleri iyi olsa bile yumurtanın kabuğunu delip içerisine girmelerinde problem olabilir.

    Aşılamadan fayda göreceği düşünülmeyen ya da 2-4 kez aşılama yapılamasına rağmen gebelik oluşmayan kişilerde tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

  • İnfertilite – Kısırlık

    İnfertilite – Kısırlık

    İnfertilite: Tetikleri tamamlanmış veya yapılmamış, tedavi edilebilir olgular için infertilite terimi kullanılır. Çiftlerin evliliklerinden itibaren arzularına rağmen gebelik olmuyor ise primer infertilite, bir kere çocuk sahibi olduktan sonra çocukları olmuyorsa sekonder infertilite söz konusudur. İnfertilite bir hastalık değil pek çok nedeni olan bir bulgudur.

    Doğurganlık çağında, çiftlerin arzularına rağmen 10-12 ay içinde çocuk sahibi olmamaları durumunda infertilite söz konusudur.

    İnfertilite nedenlerinin %60’i kadına, %10’u erkeğe aittir. Fakat olguların yaklaşık %40’ında eşlerin ikisinde de sorumluluk vardır. Kadındaki infertilite nedenleri yüksek görülse de hamile kalma ve doğuma kadar hamileliğin soumluluğu kadına ait olduğundan, kadına ait nedenler daha çok gibi görünmektedir. %10-15 oranında ise her iki çiftde de sorun bulunmamaktadır (açıklanamayan infertilite).

    Erkek faktörü

    Vakaların büyük çoğunluğu Ürolog hekimine danışmayı gerektirir.

    • Varikosel
    • Sperm sayısında yetersizlik veya kalitesinde bozukluk, hareketlilikte problem olabilir.
    • Sperm kanallarında tıkanıklık
    • Hormonal nedenler
    • Cinsel fonksiyon bozklukları
    • Testis hastalıkları
    • Enfeksiyon
    • Radyasyon, kimyasal faktörler
    • İmmunolojik sebepler
    • Genetik hastalıklar
    • Bilinmeyen nedenler

    Kadın faktörü

    Kadına ait nedenler hormonal ve anatomik olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

    Hormonal nedenler: Sebep ne olursa olsun sonuçta yumurtlama bozukluğu oluşturur (Tiroid hastaları, Beyin ile ilgili hastalıklar, Yumurtalıklarla ilgili hastalıklar)

    Anatomik nedenler:

    • Rahimle ilgili
    • Rahim ağzı ile ilgili
    • Tüplerle ilgili

    Kadında ayrıca yaş faktörünün önemi büyüktür. Özellikle 30 yaşından sonra geçen her yıl yumurtlama fonksiyonlarında azalma olur.
    İnfertilite tedavisinde belkli de en karmaşık durum sebebi açıklanamayan infertilitedir. Çünkü sebebi belli olan vakalarda nedene yönelik tedavi planı hazırlanıp daha kısa sürede sonuç elde edilebilir.

    Çocuk isteği ile başvuran çiftlerde, detaylı muayene ve tetkik değerlendirilmesi yaptıktan sonra tedavi planı hazırlanır. Tedavi planı hazırlanırken çiftler iki ayrı grupta değerlendirilir. Birinci grup muayenehane şartlarında yumurtlama düzenleyici tedavisi verilen veya aşılama yöntemi uygulanan çiftlerdir.İkinci grup ise doğrudan tüp bebek merkezlerine başvurması gereken çiftlerdir.

    İnfertilite tedavisi uzun, emek ve sabır isteyen bir süreçtir. Bu süreçte özellikle bayanlarda stres faktörü başarıya ulaşmada ciddi ve olumsuz etkileri mevcuttur. Tedaviye başlamadan önce çiftler bu konuda bilgilendirilmeli ve mümkun olduğu kadar stresten uzak durmaya çalışmalılardır.

  • Vajinismuslu Gebe Kalabilir Mi ?

    Vajinismuslu Gebe Kalabilir Mi ?

    Vajinismus hastalarının merak ettiği sorulardan biri de çocuk sahibi olup olamayacaklarıdır. Evliliğinde zaten ilişki konusunda sıkıntılı bir süreç geçiren hastaların aklına bir de çocuk sahibi olamayacakları fikri yerleştiğinde durum daha karmaşık bir hal alabilir. Çiftlerin aile yapısı, bu konu hakkında yaptıkları baskılar evliliği daha zor bir sürece sürükleyebilir.

    Vajinismus Gebe Kalabilir Mi?

    Vajinismus, ilişki esnasından istem dışı olarak vücudun kasılması ve ilişkiye girememe durumudur. Daha önceki yazılarımda, bu hastalığa sebep olacak durumlara ve Vajinismus belirtilerine değinmiştim. Genel olarak toplumun cinsellik konusundaki algısı ve ailelerin bu konuda yaptıkları baskılar, küçük yaşta evlendirilme, kızlık zarı hakkında yanlış bilgilere sahip olma ilerde bu hastalığa sebep olabilir . İlişkiye girme esnasında acı ve ağrı hissediyorsanız, eşinizi iterek uzaklaştırmaya çalışıyorsanız, izin verseniz dahi istemsiz kasılmalar sebebiyele eşiniz önünde bir duvar gibi engelle karşılaşıyorsa, oldukça korku, kaygı, endişe duyuyorsanız ve bu esnada terleme bunaltı gibi durumlar oluyorsa Vajinismus olabilirsiniz.

    Vajinismus Süreç

    Sorumuzun asıl cevabına gelelim. Evet, vajinismus hastaları hamile kalabilirler. Vajinismus hastaları tam olarak gerçekleşmeyen ilişkide erkeğin dışa boşalması ile spermlerin vajina içine kaçarak yumurtayı döllemesiyle gebe kalabilirler. Ancak şunu unutmamak gerekir, ilişkiye girmekle doğum yapmak aynı şey değildir. Yani doğum yaptığınızda yenmiş olmazsınız. Belki bu durum aileniz ve çevreniz için bir süre gündemi değiştiren, sevindirici bir olay olsa da bu geçici bir süreç olacaktır. İlişki esnasında tekrardan aynı sıkıntıları yaşayabilirsiniz.

    Tedavi edildiği sürece çok olumlu sonuçlar veren bir hastalıktır. Çiftlerin seanslara istekli olarak katılmaları ve sonucunun olumlu olacağı inancında olmaları süreci güzel şekilde etkileyecektir. Eğer iyi bir uzmandan başarılı bir vajinismus tedavisi görürseniz hamile kalma konusunda korkularınızı ve endişelerinizi de yenmiş olursunuz. Hatta psikolojik olarak doğum yapmaya daha uygun hale geleceksiniz. Tabi ki doğumdan önce tedavi olmakta büyük fayda görülmektedir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi vajinismusluyken de hamile kalma olasılığınız vardır. Bu durumda erken doğum, düşük riski yoksa 3. aydan itibaren tedavi yapılabilir. Hamile kalan hastamız için en uygun olay tedavi süreci 3. ve 6. aylar arasındadır. Tedavisini ertelememeniz doğum sürecinde de sonrasında da size fayda sağlayacaktır.

    Vajinismus Hakkında Yanlış İnanışlar

    VAJİNİSMUSU BEN YARATIYORUM Vajinismus, kişinin iradesi dahilinde olan bir durum değildir ve istem dışı olarak gelişir. Yanlış bilinen şeylerin başında bu durum gelmektedir. Toplumumuzda her on kadından biri Vajinismus olarak karşımıza çıkmaktadır ancak çoğu kişi bunun istem dışı olan bir hastalık olduğundan ve Vajinismus tabirinden habersizdir. Kısacası VAJİNİSMUSU siz yaratmadınız.Toplumumuzun tutumu ve eksik öğretilerle yetiştirilmeniz yarattı.Toplumumuzda cinsellik algısı ve aile yapımız dolayısıyla kızlarımız küçük yaştan itibaren bu konu hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadan ya da yanlış bilgilere sahip olarak evlendirmemiz vajinismusu doğurmaktadır..

    Kızlık Zarını Aldırırsam İlişki Olur Mu?

    Vajinismus Yanlış İnanışlarBu da ikinci en önemli yanlıştır. Kızlık zarının çok önemli olduğu ve korunması gerektiği, bozulmasının çok zor ve ağrılı olacağı, ilk gün çok fazla kanamanın olacağı gibi yanlış bilgiler ilerde bu hastalığa yol açmıştır. Hatta bazı inanışlarda ailelerin kanamanın olduğuna bakmak istemesi ve eğer kanama olmazsa o kişinin bakireliğinden şüphe duyulması gibi konular ilk gecede kişilerin strese girmesine, endişe duymasına sebep olmaktadır. Bu gibi durumlarda kişinin vücudunda kasılmalar olur ve ilişki gerçekleşemez. Adete bir duvar gibi engel oluşturur.Bazen bunu kızlık zarının kalın olmasına bağlarlar.

    Ameliyat ile kızlık zarını aldırmayı düşünürler. Bu da tamamen yanlış bir inanıştır. Çünkü Vajinismus psikolojik bir durumdur ve kızlık zarı olmasa dahi ilişkiye girmede sıkıntılar yaşanır. Anormal ve ilişkiye engel olabilecek kızlık zarı yapısı çok nadir görülen bir durumdur. Sadece bu durumda bir cerrahi gerekir. Kızlık zarı ufak bir cerrahi işlemle alınır. Gereksiz işlemlerden kaçınmak için mutlaka bu konuda tecrübeli bir uzmana başvurmak gerekir. Bana başvuran hastalarımda bu işlem gerekliyse(ki gerçekten çok nadir gerekir) başarı ile planlayıp kızlık zarını alıyorum, sonraki seanslarımlada Vajinismus tedavisini başarıyla tamamlıyorum.

    İlişkiye Beni İstemediği İçin Girmiyor

    Bu yanlış bir düşüncedir. Vajinismusu atlatmada en önemli destek eş tarafından sağlanır. Ancak bu konuda bilgi sahibi olmayan eş, ilişki esnasında böyle bir durumla karşılaştığında öfkelenebilir ve eşinin kendisini istemediğini ya da ilişkiye girme esnasında bir durumdan çekindiğini düşünebilir. Bu da evliliği bitirme noktasına getirebilir. Vajinismus hastalığı tedavi edilemeyen bir hastalık değildir. Böyle bir durumda sakin davranıp araştırma yaparak iyi bir uzmandan destek alındığında % 100 başarılı sonuçlar elde edilebilir.

    Eş Tedavide Mutlaka Şarttır

    Eş tedaviye katılırsa tabiî ki sorunların aşılması daha kolay olur ve sağlıklı bir cinsel yaşamdaki bilgilendirmede tam sağlanır. Ama şart değildir. Hatta bazı danışanlarımız partnerinden ayrılmış olabilir kendiside rahatlıkla başvurup bu hastalığı yenebilir.

  • KÜRTAJ-KÜRETAJ

    KÜRTAJ-KÜRETAJ

    Gebeliğin sonlandırılmasıdır. Yasal olarak çocuk aldırma 10 haftaya kadar olan gebeliklerde yapılır. Daha büyük gebeliklerin sonlandırılabilmesi için ilaç kullanımı, gebeliğin annenin hayatında tehlike oluşturması, bebekte sakatlık gibi durumlardan dolayı sağlık kurulu kararı ile yapılabilir.

    Kürtaj Tekniği

    Kürtaj tekniği çok önemli olup ciddi bir muayeneden sonra anne için en uygun, steril şartlarda tecrübeli ellerde yapılması gereken bir müdahaledir. Kürtaj bir aile planlaması yöntemi değildir. Çocuk aldırma işleminin genel anestezi altında yapılması hem hasta konforu açısından hem de doktorun müdahaleyi daha sağlıklı yapabilmesi için önemlidir.
    Kürtaj sonrası kasık ağrısı ve vajinal kanama fazla olmamak kaydıyla normaldir.
    Kürtaj sonrası 2 hafta cinsel ilişki olmamalıdır. Kanama için tampon kullanılmaz, mutlaka ped kullanılmalıdır.

    Hasta kürtaj sonrası antibiyotik kullanmalı ve kontrol muayenesini yaptırmalıdır. Fazla kanama, ateş, kötü kokulu akıntı ve şiddetli ağrı olduğu durumlarda kontrol muayene zamanını beklemeden doktoruna müracaat etmesi gerekir.

    Kürtaj Riskleri

    • Kanama
    • Enfeksiyon(endometrit)
    • Uterus perforasyonu (rahim delinmesi)
    • Rahim içinde yapışıklık (ashermen sendromu).Asherman sendromu; ileri derecede olursa adet görememe ve kısırlık nedeni olabilir.
  • Vajinismus Çözümü

    Vajinismus Çözümü

    Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar veren bir hastalıktır. Çoğu hasta yaşadığı durumun kendine bağlı olduğunu düşünür. Belki de VAJİNİSMUS diye bir şeyi daha önce hiç duymamıştır. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki ülkemizde bir çok kişi bu sıkıntıyla karşı karşıyadır ve bu durum ülkemizde her on kadından birinde görülmektedir. Bu özellikle cinselliğin eksik ve yanlış bilgilendirildiği baskıcı toplumlarda izlenir. Burada yaşanan sıkıntılardan biri de sorunu yaşayan çiftlerin sadece kendi başına geldiğini düşünmesidir, kendinden başka kimsede olmadığını düşünüp gizli tutması ve hiç araştırma yapmamasıdır. Oysa ki Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar vermektedir.

    Vajinismus Çözümü

    Belirtileri başlıklı yazımı okuduysanız ve Vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız uzman doktordan yardım almanız gerekmektedir. Her ne kadar belirtileri kişi tarafından kendi tanısını koydurucu görülse de ,bu konuda uzman birinin değerlendirip yol çizmesi başarıya giden yolu kısaltır. Çok zaman kaybetmeden başvurmak çiftleri rahatlatır.

    Çözümü için en önemli olan faktörler; eş desteği, sabır, güven ve inançtır. Öncelikle hastanın bu durumu kabul edip artık bu sıkıntıya değil bunun çözümüne odaklanması gerekmektedir. Bunun için de araştırma yaparak alanında uzman birinden destek almalıdır. Sonrasında kendine, eşine ve tedaviyi yürüten uzmana güven duymalıdır. Bu tedavi sonucunda her şeyin düzeleceğine ilişkiye girebileceğine inancı olmalıdır. Eşler de bu durumun bayanın kontrolü dışında gerçekleştiğini bilip bu konuda eşlerine yardımcı olmalıdırlar. Bu koşullar olduğu sürece Vajinismus çözümü çok kolay olan bir sorundur.

    Bilişsel yöntemde daha çok hastanın cinsellik konusunda bilgilendirilmesi, bu konuda bilinçlendirilmesi ve kafasındaki soru işaretlerine cevap bulması sağlanmaktadır. Davranışçı yöntemde ise tedavi sürecinde hastanın yapması gereken egzersizler yer almaktadır.

    Vajinismus bir ilişkinin sıkıntılı geçmesine hatta daha da ileriye giderek bitmesine sebep olmamalıdır. Nitekim tedavisi olan ve başarı sağlanılan bir cinsel işlev bozukluğudur.

    Vajinismusta Eşlerin Tutumu

    Vajinismus genel olarak kişilerin çocukluktan beri cinsellik konusunda baskıcı bir tutumla büyütülmeleri sonucu veya kızlık zarı bakireliğin simgesi olarak görülür ve sürekli olarak ilk gece bozulacağından, biraz zor olduğundan ve kanamalı olduğundan bahsedilmesi sonucu gelişir . Oysa ki bunlar yanlış bilgilerdir. Kızlık zarı incedir ve esnek bir yapıya sahiptir. Bir çok çeşidi bulunabilir.Kızlık zarı ince ve esnek bir mukoza kalıntısıdır. Çok fazla kanama olacak diye bir genelleme yapılamaz. Hatta ilk ilişkide genelde leke tarzında kanamaya yol açar.Hiç kanama olmaması da normal bir durumdur. Kızlık zarının yapısına göre bu durum değişkenli gösterecektir. Ama ne yazık ki bu konudaki yanlış bilgiler, baskıcı tavır ilerde bu hastalığa sebep olabilmektedir.

    Küçüklükten beri çocukları bakma, ayıp, günah diye eleştiren bir çevrede yetişmiş kişiler, cinsellik konusunda hiç bir bilgi sahibi olmadan evleniyor ve ilk gece de bunun korkusunu yaşıyor. Tabi ki VAJİNİSMUS sadece ilk ilişki esnasında olan bir durum değildir. Kişilerin başından geçen olumsuz doğum, travmatik bir kürtaj işlemi, enfeksiyonlar sonrası,hormonal değişiklikler sonrası ne acı ki cinsel suistimaller gibi durumlarda da sonradan Vajinismus yaşanabilmektedir.

    Vajinismus Eşlerin Tutumu

    Vajinismus hastaları ilişkiye gireceği esnada çok fazla acı, ağrı hissedeceğini düşünür. Eşlerini iterek ilişkiye izin vermez. İlişkiye izin verse bile vücudundaki kasılmalar sebebiyle kendine bir duvar örer. Bu durumda bilinçsiz bir eş, kendisini istemediğini hatta ilişkiye girme konusunda çekineceği bir durumu olduğunu düşünebilir. Ancak bu durum kişinin isteği dahilinde olan bir şey değildir. Eşini çok sevse ve ilişkiye girmeyi istese de istem dışı olarak buna izin vermez. Sonrasında kendi de duruma çok üzülerek ağlama krizlerine girebilir. Kendisinde bir problem olduğunu düşünebilir. Bu gibi durumlarda endişe etmemeli ve hemen bir uzmanla iletişime geçilmelidir. Her ne kadar vajinismus adı bilinsede,tanı ve tedavide izlenen yol önemlidir.

    Vajinismus Tedavisinde

    Vajinismus tedavisinde en büyük görev çiftlere düşmektedir. Eğer eşler tedavi sürecine birlikte katılırlarsa ve bu sıkıntının üstesinden gelecekleri konusunda inançları ve istekleri olursa Vajinismus atlatılamayacak bir cinsel problem değildir. Hatta deneyimli bir uzman tarafından çiftlerin de sabır ve isteğiyle kısa bir zamanda % 100 e yakın başarı sağlanacaktır.

    Tedaviye başvurmadaki geçikmeler erkek cinsel işlev bozukluklarına yol açacaktır.Bu durum çiftlerimizde motivasyon düşüklüğünede yol açabilmektedir. Özellikle vajinismuslu çiftlerin tedaviyi ertelermelerini bu nedenlede istememekteyiz.Erken başvuru önemlidir.